İliç’te 2024 yılında meydana gelen ve işçi ölümleriyle sonuçlanan büyük felaketin ardından maden sahasının 1,5 milyar dolar bedelle Cengiz Holding’e devredilmesi gündeme geldi. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Emek Partisi Balıkesir İl Örgütü, madenin kapatılıp ekolojik onarım yapılması gerekirken başka bir sermaye grubuna devredilmesinin "talan düzeninin" devamı olduğunu vurguladı.

Açıklamada, İliç’teki maden sahasının yıllarca yabancı şirketler tarafından siyanürlü liç yöntemiyle işletildiği ve bu modelin doğayı, halk sağlığını ve işçi güvenliğini hiçe saydığı belirtildi. Yaşanan felaketin sorumlularının hesap vermesi beklenirken madenin yerli bir sermaye grubuna geçmesinin sistemi değiştirmeyeceği ifade edilerek şu görüşlere yer verildi:

"DEĞİŞEN SADECE TALAN DÜZENİNDEN PAY ALAN SERMAYE GRUBUDUR"

Yeraltı zenginliklerinin halkın ihtiyaçları yerine uluslararası tekeller ve yerli sermaye gruplarının kâr hırsına kurban edildiği savunulan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"Bir dönem yabancı bir şirketin elinde olan madenin bugün büyük bir yerli holdingin eline geçmesi, düzenin değiştiği anlamına gelmez. Değişen yalnızca bu talan düzeninden pay alan sermaye grubudur. Doğanın yağmalanması, işçi emeğinin sömürülmesi ve elde edilen zenginliğin dar bir sermaye çevresinde toplanması devam etmektedir. 2024’te yaşanan felaketin ardından madenin devri 1,5 milyar dolar bedelle yapılmış olup, bu durum Türkiye’de sömürgeci madencilik düzeninin devam ettiğini açık biçimde göstermektedir."

CENGİZ HOLDİNG'İN SİCİLİ VE İŞ CİNAYETLERİ HATIRLATILDI

Açıklamada, madeni devralan Cengiz Holding’in geçmişteki faaliyetlerine ve kamuoyunda tepki çeken olaylara da dikkat çekildi. Şirket yöneticisi Mehmet Cengiz’in 2013 yılında halka yönelik sarf ettiği hakaret içerikli sözlerin toplum hafızasındaki yerini koruduğu belirtilirken, holdingin adının geçtiği projelerdeki iş kazalarına şu sözlerle değinildi:

"Şirketin adı sık sık büyük projelerde yaşanan işçi ölümleriyle birlikte anılmaktadır. İstanbul Havalimanı inşaatı bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Kötü çalışma koşulları ve iş güvenliği eksiklikleri nedeniyle çok sayıda işçi hayatını kaybetmiş, hak arayan işçiler ise baskıyla susturulmaya çalışılmıştır. Benzer şekilde Karadeniz’deki Cerattepe projesi de yerel halkın yaşam alanlarını şirket çıkarlarına göre şekillendirme anlayışının bir ürünüdür."

"MADENLER BİRKAÇ HOLDİNGİN DEĞİL, TOPLUMUN ORTAK VARLIĞIDIR"

EMEP Balıkesir İl Örgütü, İliç’teki bu mülkiyet değişiminin sömürücü madencilik anlayışının bir işareti olduğunu belirterek, "Ülkenin madenleri ve doğal zenginlikleri birkaç holdingin kâr alanı değil, toplumun ortak varlığıdır. Bu zenginlikler ancak halkın çıkarlarını esas alan bir anlayışla değerlendirildiğinde gerçek anlamda toplum yararına kullanılabilir" dedi.