Giresun'un Keşap ilçesinde 68 yaşındaki emekli öğretmen Abdullah Coşkun'un maddi hasarlı trafik kazası sonrası çıkan tartışma neticesinde hayatını kaybetmesiyle ilgili sanık İlhan İhtiyaroğlu'nun yargılandığı davanın ikinci duruşması Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirildi.
Duruşmaya "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanan tutuklu sanık İlhan İhtiyaroğlu, hayatını kaybeden Abdullah Coşkun’un ailesi ve sanık yakınları katıldı. Bazı tanıkların ifadelerinin alındığı duruşmada mahkeme başkanı, olay günü bölgeden geçtiğini beyan eden bir kişinin dilekçe vererek tanık olarak beyan vermek istediğini açıkladı.
Müşteki avukatları, sanığa ait cep telefonunun kayıp olduğunu ve olay sonrası yapılan görüşmelerin davanın seyri açısından önem taşıyabileceğini belirterek, HTS kayıtlarının istenmesini talep etti. Duruşmada taraf avukatları arasında zaman zaman tartışmaların yaşanması üzerine mahkeme heyeti duruşmaya bir süre ara verdi. Tanıkların dinlenmesinin ardından taraf avukatlarının beyanlarına geçildi.
MÜŞTEKİ AVUKATI "KASTEN ÖLDÜRME SABİT" DEDİ
Müşteki avukatı Mutluay Çelik, dosyadaki delillere dayanarak sanığın "kasten öldürme" suçunu işlediğinin sabit olduğunu kaydetti. Çelik, duruşmada şu ifadeleri kullandı:
"Müteveffa Abdullah öğretmenin sol boyun kısmında 7-8 santimlik kesik yaralanma, sol göz altında darbeye bağlı morarma, sol şakak kısmında delik şeklinde kanamalar, sağ alın kısmında delik şeklinde kanama, baş arka kısmında ise yarık şeklinde kanama vardır. Otopsi videosu izlendiğinde beynin sol kısmında ciddi bir kanama mevcuttur. Biz sanığın ne bir eksik ne bir fazla ceza alması peşindeyiz. Sanığın eyleminin cezasını tam almasını ve toplum nezdinde örnek, emsal nitelikte bir karar çıkmasını arzu etmekteyiz."
Sanık Avukatı Hicran Akkaya Şenol ise iddianamenin Abdullah Coşkun’un eşi Hanife Coşkun’un beyanları doğrultusunda düzenlendiğini ancak bunların kamera kayıtları ve tanık anlatımlarıyla örtüşmediğini belirtti. Şenol, Hanife Coşkun’un ilk ifadesinde yer alan, sanığın araçtan önce inerek Abdullah Coşkun’a yumruk attığı ve onu sürükleyerek darp ettiği yönündeki anlatımların kamera görüntülerinde yer almadığını ifade etti.
Duruşmada dinlenen tanıkların olayın kısa süreli itişme şeklinde yaşandığını aktardığını belirten Şenol, Abdullah Coşkun’un daha sonra yanında kimse yokken yere düştüğünü söyledi. Şenol, dosyada yer alan Adli Tıp raporunda ölümün heyecan ve strese bağlı kalp krizi sonucu gerçekleştiğinin belirtildiğini kaydetti. Sanık avukatı, müvekkilinin en başından itibaren saldırıya uğrayan taraf olduğunu belirttiğini ve bu durumun kayıtlarla doğrulandığını dile getirdi.
Şenol, savunmasında şu ifadelere yer verdi:
“Müvekkilim en başından beri saldırıya uğrayan taraf olduğunu ifade etmiştir. Bu gerçek kamera kayıtları ve tanık anlatımlarıyla doğrulanmıştır. Olayın kamuoyuna yansıtıldığı şekilde değil, müvekkilimin anlattığı şekilde gerçekleştiği ortaya çıkmıştır.”
Müvekkilinin tutuklu bulunması sebebiyle özgürlüğünden mahrum kaldığını, kamu görevini ve mesleğini kaybettiğini ifade eden Şenol, müvekkilinin altı aylık bebeğini erken doğum sonucu kaybettiğini ve cenazesine katılamadığını anlatarak tahliye talebinde bulundu. Duruşma savcısı ise dinlenmeyen tanıkların beyanlarının alınmasını, dosyadaki eksikliklerin giderilmesini ve sanığın üzerine atılı suçun mahiyeti nedeniyle tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, sanık İhtiyaroğlu’nun tutukluluk halinin devamına karar vererek davayı 24 Haziran 2026 tarihine erteledi.