Emek Partisi (EMEP) ile Yunanistan merkezli Komünist Kurtuluş örgütü, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik gerçekleştirdiği askeri hamlelere ilişkin yayımladıkları ortak bildiride, Türkiye ve Yunanistan'ın savaşa dahil olmaması gerektiğini belirtti.

Yayımlanan ortak açıklamada, ABD ve İsrail'e her iki ülkeden yapılacak herhangi bir yardımın reddedilmesi ve bu savaşa doğrudan veya dolaylı müdahale edilmesinin derhal sonlandırılması istendi. Metinde, bölgede kalıcı barışın sağlanması adına İran'a yönelik saldırganlığın durdurulması, tüm ülkelerin egemenliğine saygı duyulması, emperyalist müdahalelere karşı mücadele eden halkların desteklenmesi ve NATO'nun lağvedilmesi gerektiği vurgulandı.

"EMPERYALİST MÜDAHALEYE KARŞI ORTAK TUTUM"

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik yeni askeri saldırısı, savaşın, istikrarsızlığın ve dünya barışına yönelik tehlikenin ana kaynağı olan ABD emperyalizminin vahşiliğini göstermektedir. Devam eden savaş, geçen yıl Haziran ayında aynı iki ülke tarafından gerçekleştirilen saldırının devamıdır.

İran'a yöneltilen suçlamalar, geçmişte Irak'ta olduğu gibi, savaş çığırtkanlığı politikalarını meşrulaştırmak için kullanılan bir paravan niteliğindedir. Şimdi maskelerini düşürdüler ve açıkça rejim değişikliği çağrısında bulunuyorlar.

Bu savaş, Orta Doğu'yu ABD ve İsrail lehine ve bölge halklarının aleyhine yeniden şekillendirme planının bir başka ifadesidir. Bu, Gazze'deki Filistinlilere yönelik soykırım, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki işgal altındaki toprakların devam eden ilhakı ve Lübnan, Suriye ve Yemen'e yönelik askeri saldırıları içeren aynı zincirin bir başka halkasıdır.

ABD'nin İran ve diğer ülkelere yönelik saldırgan politikası, derinleşen emperyalist ve kapitalist çelişkiler bağlamında değerlendirilmelidir. Bu politika, ABD'nin dünyanın çeşitli bölgelerindeki, özellikle Orta Doğu ve Latin Amerika'daki halklara karşı artan eylemlerinin bir başka ifadesidir – Trump, sıradaki hedefin Küba olduğunu belirtmiştir.

Bu nedenle, İran'ın kendini savunma hakkını tanıyoruz. “Mollaların” gerici doğasını inkâr etmeden, öncelikli olarak ABD-İsrail emperyalist saldırganlığını kınamak ve durdurmak gerekir.

Aynı zamanda, Türkiye ve Yunanistan hükümetleri, etki alanlarını en üst düzeye çıkarmak ve kapitalistleri için yeni pazarlar garantilemek amacıyla bu savaştan yararlanmaya çalışmaktadır.

Bu nedenle Atina, Kıbrıs çevresine güçlü askeri güçler göndererek, bu ivmeyi değerlendirmeye ve kendini Güneydoğu Akdeniz'in derinliklerinde konumlandırmaya çalışmaktadır. Bu nedenle Ankara, sözde KKTC'ye takviye güçler göndermekte Ortadoğu ve Akdeniz’ de etki alanını hem siyasi hem de askeri olarak arttırmaya çalışmaktadır.

Yunan ve Türk burjuvazileri arasındaki şiddetli rekabet bağlamında değerlendirildiğinde, bu eylemler iki ülke arasında yeni bir çatışma tehlikesini artırmaktadır.

Bu nedenle, ABD ve İsrail'e iki ülkemizden herhangi bir yardım yapılmasını reddetmeli ve bu savaşa doğrudan veya dolaylı olarak müdahil olmayı derhal sona erdirilmesini talep etmeliyiz.

Taleplerimizde kararlı olmalıyız: İran'a yönelik saldırganlığın sona erdirilmesi, tüm ülkelerin egemenliğinin tanınması, emperyalist müdahalelere ve her türlü baskıya karşı mücadele eden halkların desteklenmesi ve NATO'nun lağvedilmesi.

Bölgemizde kalıcı bir barışın sağlanmasının tek yolu budur. Kapitalistlerin savaşlarına karşı, halkların barışı!