GÜNDEM

Emek Partisi: Beyazıt ve Halepçe katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı

EMEP, Beyazıt Katliamı'nın 48'inci ve Halepçe Katliamı'nın 38'inci yılı nedeniyle yaptığı açıklamada, hayatını kaybedenlerin anısının demokrasi mücadelesini aydınlatmaya devam edeceğini belirtti.

Abone Ol

Emek Partisi (EMEP), Beyazıt Katliamı'nın 48'inci yılı ile Halepçe Katliamı'nın 38'inci yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Partinin genel merkezinden yapılan açıklamada, her iki katliamda yaşamını yitirenlerin unutulmayacağı vurgulanarak, bu olayların halkların eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesindeki yerine işaret edildi.

BEYAZIT VE HALEPÇE KATLİAMLARI

EMEP'ten konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada şunlar kaydedildi:

"Yaşadığımız coğrafya, halkların eşitlik, özgürlük ve demokrasi taleplerinin egemen güçler tarafından baskı ve zorbalıkla bastırılmaya çalışıldığı katliamlarla doludur. Bu katliamları unutmamak ve unutturmamak, yalnızca geçmişe dair bir anma değil geleceğe karşı sorumluluktur. 1978’de gerçekleştirilen Beyazıt Katliamı, üniversite gençliğinin yükselen devrimci mücadelesini bastırmak isteyen faşist karanlık güçlerin planlı saldırısıydı. İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü önünde faşistlerce gerçekleştirilen bombalı ve silahlı saldırıda yedi devrimci öğrenci katledildi, yüzden fazla öğrenci yaralandı. Katliamda kullanılan mühimmatın kontrgerilla güçlerden temin edildiği iddia edilirken katliamın gerçek sorumluları yargı önüne çıkarılmadı, dava süreci zaman aşımı ile kapatıldı.

Tam 10 yıl sonra katliamın hedefi bu kez Halepçe’ydi. Saddam rejiminin kimyasal silahlarla gerçekleştirdiği katliamda binlerce Kürt yaşamını yitirdi, on binlercesi yaralandı. Halepçe, yalnızca bir katliam değil, Kürt halkına yönelik inkâr ve imha politikalarının simgelerinden biri olarak tarihe geçti. On yıl arayla farklı ülkelerde gerçekleştirilen Beyazıt ve Halepçe katliamları egemen güçlerin, halkların özgürlük ve demokrasi taleplerini bastırmak için hangi yöntemlere başvurabileceklerinin acı örnekleri olarak hafızalara kazındı.

Bölge halklarının barış, özgürlük ve demokrasi talepleri bugün de emperyalist müdahalelerin, otoriter rejimlerin ve mezhepçi politikaların kıskacı altındadır. Halkların iradesi yine savaş ve işgal ile teslim alınmaya çalışılıyor. Bir yandan emperyalist-Siyonist güçler İran Savaşı ile bölgeyi yeniden dizayn etmeye çalışırken, halkların barış içinde yaşam hakkını tehdit ediyor; öte yandan Türkiye’de demokrasi, barış ve halkların eşitliği talepleri hâlâ kolluk gücü, yargı sopası gibi devletin zor gücüyle karşılanıyor. Beyazıt ve Halepçe katliamlarında yaşamını yitirenleri unutmayacağız. Onların anısı; eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesinin yolunu aydınlatmaya devam edecek. Ortadoğu’da emperyalist-Siyonist saldırganlığa; Türkiye’de tek adam rejimi inşasına karşı bölgede barış ve ülkede demokrasi için mücadeleyi büyütelim!"