Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 9 Mart tarihinde görülmeye başlanacak olan davası öncesinde avukatları aracılığıyla kamuoyuna açıklamalarda bulundu.
BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Ekrem İmamoğlu, duruşma süreci için kapsamlı bir hazırlık yürüttüğünü ifade etti. Sadece 19 Mart tarihinde başlayan süreci değil, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı gelişmeleri milletin vicdanına sunacak bir savunma hazırladığını belirten İmamoğlu; ülkenin adalet, ekonomi, dış politika, tarım ve eğitim gibi temel alanlardaki sorunlarına yönelik çözüm önerilerini de bu süreçte paylaşacağını kaydetti.
Tutuksuz yargılamanın hukukta esas olması gerektiğini vurgulayan İBB Başkanı, Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na atanmasına ilişkin görüşlerini paylaştı. Gürlek’in geçmişteki yargı görevlerine ve savcılık sürecine değinen İmamoğlu, yargının siyasi etkiler altında kalmasına yönelik eleştirilerini dile getirdi. İmamoğlu, mevcut hükümet sisteminde bakanların yetkilerinin ve rollerinin tek bir makama bağlı olduğunu savundu. Hakkındaki kaçma veya delil karartma şüphelerine ilişkin iddiaları reddeden İmamoğlu, geride kalan 11 aylık süreçte aleyhine herhangi bir delil sunulamadığını ifade etti.
"TÜRKİYE'DE DEMOKRASİ KİMİN ADAYLIĞIYLA KORUNACAKSA O ADAYA DESTEK OLURUM"
Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki tartışmaları değerlendiren Ekrem İmamoğlu, meselenin şahsi bir makam arayışından ziyade Türkiye’nin demokratik geleceğiyle ilgili olduğunu söyledi. Türkiye’nin seçimle iktidar değiştirebilen bir ülke olma vasfını korumasının esas olduğunu vurgulayan İmamoğlu, ayrıca şunları kaydetti:
"Türkiye'de demokrasi hangi yolla, kimin adaylığıyla korunacaksa, o yola destek olurum, o adaya destek olurum. Benim meselem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olsun meselesi değildir. Mesele Türkiye meselesi, mesele demokrasimizin akıbeti meselesidir. Dolayısıyla, ülkenin hayrına, demokrasimizin menfaatine hangi yol daha etkin bir şekilde hizmet edecekse zamanı geldiğinde ben de o yolun yolcusu olurum. Ancak şunu da vurgulamak isterim: İktidar yargı kumpasıyla rakibini oyun dışına ittiğinde, 'Tamam o zaman başka adayla yarışalım' dersek bugün İmamoğlu'na yapılan, yarın da başkasına yapılır. Bunu da görmek, buna uygun davranmak lazım. 'İmamoğlu olmadı başkası olsun' demek kolay, ancak bu yol da yol değil. Bu zorbalığa başımızı eğmemeliyiz. Milletin talimatı da budur. Bugün bana yapılanın yarın başkasına yapılmayacağını kim garanti edebilir?"
Demokrasiden yana olan tüm kurum ve partilerin bir araya gelerek ortak bir yol inşa etmesi gerektiğini belirten İmamoğlu, CHP’nin üye sayısının artırılmasının önemine de dikkat çekti. Üye sayısının 5 milyona ulaşması durumunda siyasi dengelerin değişeceğini ve muhaliflere yönelik baskıların azalacağını ifade etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin adil yargılama konusundaki çağrılarını da yorumlayan İmamoğlu, iktidar ortağının bu çağrılara kayıtsız kaldığını savundu. Bahçeli’nin söylemleri ile hükümetin uygulamaları arasındaki tutarsızlığa işaret eden İmamoğlu, asıl önemli olanın milletin talepleri olduğunu sözlerine ekledi.