GÜNDEM

Doğan: İBB davası demokrasiye darbe ve muhalefeti tasfiyedir

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, İBB davasının cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale olduğunu belirterek, bölgedeki savaş ve çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Abone Ol

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere ilişkin genel merkezde düzenlediği basın toplantısında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası, bölgesel çatışmalar ve demokratik çözüm sürecine dair açıklamalarda bulundu.

Doğan, Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülen İBB davasını yakından takip ettiklerini belirterek, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki ve İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın da aralarında bulunduğu bir heyetin duruşmada yer aldığını ifade etti.

Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Salih Müslim'i anan Doğan, "Sevgili Salih Müslüm'e veda gerçekten çok zor. Çok zor çünkü öncü isimlerden birinden bahsediyoruz. Kürt siyasetine damga vurmuş isimlerden bahsediyoruz ve bu isim aynı zamanda barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde çok çok önemli bir iz bıraktı. Öylesine bir iz ki yaşamını Kürt halkının barış ve özgürlük mücadelesine adadı. Evlat acısı gibi tarifi çok zor, imkansız bir acı yaşadı. Çok büyük bedeller ödedi ama buna rağmen, ağır hastalığına rağmen son anına kadar inandığı değerler uğruna mücadele etmeye devam etti. Emektar bir devrimciydi. Rojava devrimi ile birlikte Orta Doğu'da yaşayan tüm halkların eşit, özgür ve onurlu yaşamı için özveriyle çalıştığı, ağır koşullarda çalıştı, çalışmaya devam etti. Ömrünün her anında halkının yanında durduğu, durmak için çok büyük gayret gösterdi" diye konuştu.

Doğan, İran'da yaşananların yalnızca İran'ı etkilemediğine dikkati çekerek "Bunu çok iyi biliyoruz. Daha önceleri de deneyimledik ne yazık ki. Bu konuda kerelerce uyarılarda bulunduk. Antidemokratik rejimlerde yaşanma ihtimali yüksek sonuçlardan bahsettik ama yalnızca bu değil. Orada savaş derinleştikçe, ölümü ve yıkımı arttırdıkça bölgeye yayılma ihtimaline ilişkin endişeler de artıyor. Nitekim yayılma alanları da görüyoruz. Dolayısıyla sadece İran'la sınırlı değil, başta Orta Doğu olmak üzere tüm dünyayı doğrudan ilgilendiren ve dolaylı biçimde de etkilerini yaşayabileceğimiz bir savaşla karşı karşıyayız. Biz de en başından beri bu savaşın bir an önce bitmesi gerektiğini ifade ettik ve tüm sorunların diyalog yoluyla çözülebilmesinin ne kadar önemli olduğunu söyledik" ifadelerini kullandı.

"Biz halkların eşit ve özgür bir şekilde yaşayacağı emperyalist müdahalelerden uzak bir Orta Doğu idealine inanıyoruz"

İran'ın bölgenin ve hatta dünyanın açık bir biçimde en baskıcı devletlerinden ve rejimlerinden biri olduğunu söyleyen Doğan, şöyle konuştu:

"10 yıllardır ülkede yaşayan kadınlar, sosyalistler, emekçiler, farklı inanç grupları, azınlıklar, farklı kimlikler evet bu ceberut rejimden çok çekti. Ancak hiçbir şey oraya bu şekilde bir müdahalenin, bir savaşın gerekçesi haline dönüştürülmemeli ve bu şekilde devam etmemeli. Özgürlük ve demokrasi bombardımanla sağlanmıyor. Hiçbir yerde sağlanamadı. Biz halkların eşit ve özgür bir şekilde yaşayacağı emperyalist müdahalelerden uzak bir Orta Doğu idealine inanıyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. DEM Parti'nin bu konudaki mücadelesi de ilkesel bir mücadeledir. Bu partinin temsil ettiği gelenek bugüne kadar da hiçbir şekilde savrulmadan bu mücadeleyi sürdürdü. Halkların ve inançların kendi özgürlüklerini koruyarak bir arada yaşayacakları ve bunun da hukuki güvenceye alınacağı bir sistem, başta İran olmak üzere bütün bölgemizin bize göre çözüm için yol haritasıdır. İran savaşı daha fazla ölüme ve yıkıma yol açmadan sona ermelidir."

Doğan, "Barış ve Demokratik Toplum Süreci"ne de değinerek "Sözünü ettiğimiz başlıkların hiçbirinden bağımsız bir süreç değil. Hepsinin iç içe geçtiği İran'ın, Irak'ın, Kürdistan bölgesindeki gelişmelerin, Suriye'nin Rojava'daki gelişmelerin ve neticede doğrudan dolaylı etkilerinin nasıl sirayet ettiğini birlikte yakından takip ettiğimiz bir konu Barış ve Demokratik Toplum Süreci. Geldiğimiz aşama itibariyle de artık hukuki ve yasal düzenlemeleri konuşmamız gereken bir aşamadayız" dedi.

"Yasal düzenlemeler için Ramazan Bayramı'nda ve Newroz'da bu iki bayramın coşkusunu arttırabiliriz"

DEM Parti İmralı Heyeti'nin hem İçişleri Bakanı hem de Adalet Bakanı ile yaptığı görüşmeleri hatırlatan Doğan, şunları kaydetti:

"Görüşme sonrası görüşmenin içeriğine dair kamuoyu bilgilendirildi. Söz konusu bakanlıklar kendilerine yöneltilen sorulara zaman zaman bu konuya dair yanıt veriyorlar ama bu yanıtlar halen belirsiz yanıtlar. Bu yanıtlar halen önümüzdeki dönemin takviminin nasıl olacağının, nasıl işleyeceğinin, içeriğine dair bilgiler vermeyen ya da bunları kapsamayan yanıtlar. Toplumsal beklenti artık bu yasal düzenleme aşamasına geçilmesi ve bunun takvimlendirilmesi, çeşitli tarihlere göre ertelenmemesidir. Ne demek istiyorum? Bunu daha önce de söylemiştik. Bayrama sayılı günler kaldı. Dedik ki bunu bayramdan önce yapalım. Ramazan ayı hayırlı bir ay ve bu ayda hayırlı işlere imza atalım. Ama görülüyor ki bu süre zarfında Meclis'in gündemine henüz Adalet Komisyonu'na ya da Genel Kurul'a böyle bir takvim bilgisi verilmedi. Böyle bir takvim bilgisinin verilmemiş olması da bu yasal düzenlemelerle ilgili bayram sonrasının beklendiğine ilişkin yorumlara neden oluyor. Bir daha çağrımızı yineleyelim. Yasal düzenleme beklemeyen adımlar var.. Bunları yapıp Ramazan Bayramı'nda ve Newroz'da bu iki bayramın coşkusunu arttırabiliriz ve çok büyük bir haksızlığa son verebiliriz.

AİHM ve AYM kararları uygulanabilir. Hakikaten daha ne bekleniyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması için, siyasi güçlerin bırakılması için, ağır hasta mahpuslar neden hala cezaevinde tutuluyor? Niye biz bunları tekrar tekrar ifade etmek durumunda kalıyoruz? Bu adaletsizliği gidermek için ne bekleniyor? Mesela önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer Kobani davası tutsakları dışarı çıksa, AİHM kararları uygulansa, Kobani kumpas davası inadından ve ısrarından vazgeçilse bu Türkiye demokrasisine kazandırmaz mı? Bu Türkiye'de hukukun yeniden işler hale geldiğine ilişkin önemli bir işaret sayılmaz mı? Sayılır. Milyonlarca insan bu kararların uygulanmasını bekliyor. İlla bir gerekçe arıyorsanız hukuksuzluğu hukukla kapatmak için çünkü bunlar siyasi davalar. O yüzden Kobani kumpas davası diyoruz."

"İBB davası açıkça demokrasiye darbe, muhalefete bir tasfiye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine şimdiden müdahale olarak görülüyor"

Doğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası'na ilişkin "Silivri'deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülüyor bu duruşma. Gerginliklerle başladı. Biz de davayı çok yakından takip ediyoruz. Üstelik heyetimiz de orada ve sonuna kadar da takip edeceğiz. Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Mehmet Rüştü Tiryaki, İstanbul Milletvekilimiz ve Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyemiz Celal Fırat da oradaydı. İstanbul il yönetimimiz, il eş başkanlarımız ve yöneticilerimiz de orada davayı takip ediyorlar. Şimdi bu açıkça demokrasiye darbe, muhalefete bir tasfiye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine şimdiden müdahale olarak görülüyor. Bu muhalefetin dizaynı olarak değerlendiriliyor ve o nedenle cezaevi kampüslerinde kamuoyunun erişimine uzak, özel seçilmiş, tarafsızlığından ve bağımsızlığından şüphe duyulan mahkeme heyetleri, biz bunları gördük, yaşadık, yaşıyoruz. Gayet iyi biliyoruz. Gayet iyi tanıdığımız hamleler bunlar. Aşina olduğumuz operasyonlar" diye tepki gösterdi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in çok kritik bir zamanda bakanlık koltuğuna oturduğunu söyleyen Doğan, "O koltuğun gereği adaleti sağlamaktır ve Adalet Bakanı'nın yapması gereken tam olarak budur. 'Mahkeme salonları siyaset arenası değil' demişti hemen koltuğa oturduktan sonra yaptığı açıklamada. Milyonlarca oy almış bir belediye başkanının tutuklu yargılandığını unutmuş olsa gerek Sayın Bakan. Öyle savunma hakkını sınırlamak değil, aksine bu haklara, temel tüm insan haklarına alan açması gerekir Adalet Bakanı'nın ve bu adaletsizlikleri gidermesi gerekir" diye konuştu.

"Mesele bir ev ve konut meselesi değil"

Abdullah Öcalan ile ilgili birtakım "kulis haberleri" olduğunu ifade eden Doğan, şöyle devam etti:

"Evdi, konuttu, statüydü gibi çeşitli başlıklarda bazı tartışmalar var. Zaman zaman yapılan çağrılar var. 'Ne olacak bu statü açığı? Nasıl kapanacak?' deniyor. 'Gördünüz mü?' diyenler oluyor siyasilerden... Bu sürecin başlamasından memnuniyet duymayanlar, dudak büzüp bakanlar sürecin niye başladığını anladılar mı diye serzenişler de oluyor. DEM Parti olarak Ekim 2024'ten bu yana bunun öncesi de var biliyorsunuz, ağır tecrit koşullarının, mutlak iletişimsizliğin bir işkence hali olduğunu hep söyledik. Temel bir insan hakkı ihlali olduğunu söyledik ve ağır bir insan hakkı suçu olduğunu söyledik. Buna karşı mücadele ettik. Kime yapılırsa yapılsın bunun karşısında duracağımızı söyledik. Evet bir ağır insan hakkı ihlali var. Bir kere bu giderilmeli. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı var, uygulanmalı. Mesele bir ev ve konut meselesi değil. Burada yanlış anlaşılan bir durum var muhtemelen. Mesele açıkça şu sorunun altını hukuken doldurabilmek. Ne yapılacak bundan sonra?

"İmralı Adası'nda konut yapılıp yapılmadığına ilişkin partimize ulaşmış herhangi bir bilgi yok"

Bu sürecin ana aktörü, bu sürecin baş müzakerecisi, bu süreçte bugüne kadar atılan pek çok adımın temel olarak sağlayıcısı ve inisiyatif alanı, sorumluluk üstleneni, yıllardır bu konuda çaba sarf eden halkların karşı karşıya gelmemesi, halkların bir arada eşit ve özgür bir biçimde yaşayabilmesi için çok büyük bir gayret, özveri ve çabanın sahibi Sayın Öcalan'la ilgili özgür çalışabileceği koşullar nasıl oluşturulacak? Özgür iletişim kurabileceği koşullar nasıl oluşturulacak? Dünyada pek çok çatışma, çözüm deneyiminde benzer durumlar yaşanmış ve böyle bir liderlik gücü bir ada hapishanesinde bu koşullarda tutulmamış bu süreler boyunca ve sonrasında. Tartışmamız gereken temel mesele bu. Bunun altını doldurmak gerekiyor ama defacto bir biçimde değil, fiili bir biçimde değil. 'Orada bir konut yapıldı mı, yapılmadı mı?' diye bize böyle sorular geliyor. Buna ilişkin partimize ulaşmış herhangi bir bilgi yok. DEM Parti İmralı Heyeti'nin yaptığı görüşmelerden de bize ulaşmış herhangi bir bilgi yok. Yakın zamanda muhtemelen bayram arifesinde ya da sonrasında DEM Parti İmralı Heyeti tekrar adada Sayın Öcalan'la bir görüşme yapabilir. Bu görüşme sonrasında böyle bir gelişme varsa bu konuya dair bir gündem olursa zaten kendileri de sizlerle paylaşacaktır ama partimize şu ana kadar ulaşmış bugüne kadar yapılan avukat, aile ve İmralı Heyeti görüşmelerinden bize ulaşmış böyle bir bilgi yok."

"DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu'nun sağlık durumu iyiye gidiyor"

DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu'nun geçirdiği ağır bir rahatsızlık nedeniyle İstanbul'da hastanede tedavisinin devam ettiğini belirten Doğan, "Sağlık durumu iyiye gidiyor. En kısa sürede tekrar bizimle olacağına, mücadele alanlarında yan yana olacağımıza inanıyoruz. Hastaneye geldiği, ulaştığı ilk andan itibaren hiçbir detay atlanmadan titizlikle ve hassasiyetle hem buradan hem oradan arkadaşlarımız takip ediyor. Bu konuda da Çapa Tıp Fakültesi Sağlık emekçilerine de ayrıca ilgileri için çok teşekkür ederiz" dedi.