Haber: Fatoş Erdoğan

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER)'de çalışan kadınlar maruz kaldıkları mobbingi KA.DER önünde protesto etti. Basın açıklamasına DEM Parti Milletvekili Özgül Saki, DEM Parti MYK Üyesi Musa Piroğlu, HDP bir önceki dönem Milletvekili Züleyha Gülüm, DİSK, DİSK Sosyal-İş, Devrimci Sağlık-İş, Kadınlar Birlikte Güçlü, TİP,  DEM Parti ve eski Kader çalışanları katıldı.

DİSK Sosyal-İş Sendikası adına basın açıklamasını İstanbul Şube yöneticisi Şengül İşçi okudu.

Açıklamada,

"Kadın Adayları Destekleme Derneği’nde (KA.DER) çalışan kadın işçilere yönelik hak ihlalleri her geçen artıyor.

Kuruluşunda, kadınların her alanda eşit olarak temsil edilmeleri, ayrımcılığın her türüne karşı olmayı, kadın bakış açısını tüm çalışmalarına yansıtmak ve yaygınlaştırmayı, sivil toplumun güçlendirilmesine katkı vermeyi ilke olarak ortaya koyan KA.DER, bünyesinde istihdam ettiği kadın işçilere karşı kuruluş ilkelerini hiçe saymakta ısrar ediyor.

Kadın işçiler, iş yerinde iş barışı ve huzurunu koruma hassasiyetiyle taleplerini Sn.Nuray Karaoğlu ve yönetim kuruluna iletmelerine karşın, olumlu hiçbir geri dönüş alamadıkları gibi, baskı ve tehditlerin boyutu artarak devam ediyor.

Kadın işçiler, insanca yaşayabilecekleri ücret ve çalışma koşullarının sağlanmaması, mesai saatlerinin düzensizliği, fazla mesailerin ödenmemesi, gün içinde dinlenme ve mola süreleri üzerindeki kısıtlar ve kamera ile izlenerek tacize varan müdahalelerin yaşanması, KA.DER Yönetim Kurulu Başkanı Nuray Karaoğlu tarafından uygulanan sistematik baskı ve yıldırma politikalarına karşı artık sessiz kalmayacaklarını ilan ediyorlar.

Sendikamızın sorunları görüşmek adına yaptığı diyalog çabaları ise anti demokratik yasaların arkasına sığınılıp ‘yetki’ tartışmasına sıkıştırılarak yok sayılıyor. Görüşme taleplerimiz karşılıksız bırakılıyor.

KA.DER Başkanı ve yönetimine çağrı yapıyoruz;

Çalışanlarınızın taleplerine, sendikamızın diyalog ve görüşme çağrılarına kulak verin!

Kuruluşunuzda ilan ettiğiniz ilkeleri öncelikle kurumunuzda ve çalışanlarınıza uygulayın.

Düşük Ücreti, Fazla Mesaiyi, Hak İhlallerini, Mobingi ve Sendikal Örgütlenmeye Dönük Engelleri Kaldırın.

Aksi durumda öncelikle üyelerimizden, sonra yasalardan aldığımız yetki ve güçle mücadelemizi başta TBMM olmak üzere, tüm kadın mücadele platformlarına taşıyarak yaygınlaştıracağız!" ifadeleri kullanıldı.

KA-DER'de çalışan kadınlar adına Gülşah Kızılkaya konuştu.

"Bizler KADER’de (Kadın Adayları Destekleme Derneği) çalışan kadınlar olarak aylardır hak ihlalleri ile karşı karşıyayız. KADER, 97 yılında bir grup feminist tarafından, tüzüğünde her kadının örgütlenme özgürlüğüne özellikle vurgu yapan ve bunun için mücadele eden her kadını destekleyeceği beyanı ile kurulmuş bir dernek. Maalesef mevcut yönetimle artık, kuruluşundaki amaç ve ilkelerden son derece uzaklaşmış bir kuruma dönüşmüş görünüyor.

 KADER’in şu anki yöneticileri, kendi bünyesinde çalışan kadınların ağır ekonomik kriz ortamında gelir düzeyini korumak adına hiçbir çaba sarf etmediği gibi yan hakları dahi olmadan çalıştırmakta hiçbir beis görmemektedir. Aksine bu çalışma koşullarının insani olmadığını dile getirdiğimizde ise KADER Yönetim Kurulu Başkanı Nuray Karaoğlu, bizlere sistematik bir biçimde taciz boyutunda mobing uygulamaktadır.

 Yönetim Kurulu Başkanı Nuray Karaoğlu ile diyalog kurma olanaklarımızın bütünüyle yok olması üzerine, örgütlü olma gücünün bilinciyle DİSK’e bağlı Sosyal-İş’te sendikalaştık. Sendikamız tam olarak bir aydır KADER Yönetim Kurulu Başkanı Nuray Karaoğlu’ndan, Yönetim Kurulu ile birlikte görüşme yapmak üzere randevu almaya çalışmaktadır. Sözde hak savunucusu olan bu dernek “yetkili sendika değil, görüşmek zorunda mıyım” tavrı ile diyalog yollarını kapatmıştır.

KADER’de her gün işe giriş çıkış saatlerimizi yazıp, imzaladığımız bir imza föyü bulunmaktadır. Nuray Karaoğlu ve Yasemin Öz tarafından Şubat ayının başında yani sendikalı olduğumuzu öğrenmelerinden sonra, imza föylerine iki kahve arası başlangıç ve bitişi eklenmiştir. Toplam 9,5 saatimizi geçirdiğimiz bir yerde sadece iki kez 15 dakikalık ara vermemiz ve bu araları, saatlerini yazarak imzalamamız istenmiştir. Üstelik sigara içenlerin de sadece günde iki kez, bu arada, sigara içmesi istenmiştir. Eğer ki o gün çok stresliysek Nuray Karaoğlu’ndan izin alıp birkaç sigara daha içmemize izin verilmiştir, fakat bir şartla; sigara içerken harcadığımız zamanı, mesai saatinden sonra çalışarak telafi edersek. Üstelik sigara aralarını birlikte kullanmamız, aynı anda iki çalışanın balkona çıkması tamamen yasaklanmıştır.

 Bizler aylardır yaşadığımız bu köle düzenine karşı örgütleniyoruz, susmuyoruz, haklarımızı kazanana dek, sendikamızla görüşülüp ILO Sözleşmesi imzalanana dek mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz"