Giderek derinleşen gelir adaletsizliği ve ailelerin ekonomik durumunun çocukların eğitim yaşamına etkisi, merkezi sınav raporları ile gün yüzüne çıktı. Ekonomik açıdan dezavantajlı konumda bulunan öğrenciler ile avantajlı öğrenciler arasında merkezi sınavlarda puan farkı 126’ya kadar yükseldi.

BirGün'den Mustafa Bildircin'in haberine göre; Türkiye’de giderek derinleşen eşitsizliğin çocuklar üzerindeki yakıcı etkisi, MEB’in 2020, 2021 ve 2022 yıllarına yönelik merkezi sınav raporları ile ortaya konuldu. Anne ve babası ilkokul mezunu olan ve sosyoekonomik açıdan dezavantajlı konumda bulunan öğrenciler ile anne ve babası üniversite mezunu olan öğrenciler arasında 2020 yılında 117 olan puan farkı 2022 itibarıyla 126’ya kadar yükseldi.

Fahrettin Altun: Enformasyon merkez üssü olmak istiyoruz Fahrettin Altun: Enformasyon merkez üssü olmak istiyoruz

Ailelerin sosyoekonomik durumunun çocukların eğitimi üzerindeki etkisi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın merkezi sınav değerlendirme raporları ile gözler önüne serildi. Raporlara göre, anne ve babasının eğitim düzeyi yüksek olan öğrenciler ile anne ve babasının eğitim düzeyi düşük olan öğrenciler arasındaki makas giderek açıldı.

MAKAS AÇILIYOR

Liselere geçiş sistemi kapsamında 2020 yılında gerçekleştirilen merkezi sınava katılan öğrencilerden anne eğitim düzeyi ilkokul olan öğrencilerin merkezi sınav puanı ortalamasının 267,60 olarak hesaplandı. Aynı sınavda, annesinin eğitim düzeyi lisansüstü olan öğrencilerin ortalamasının ise 387,65 oldu. Öğrencilerin baba eğitim düzeyi ilkokuldan lisansüstüne doğru arttıkça merkezi sınav puanı ortalamalarının arttığı da belirlendi. Baba eğitim düzeyi ilkokul olan öğrencilerin merkezi sınav puanı ortalaması 261,66, lisansüstü olan öğrencilerin merkezi sınav puanı ortalaması ise 382,60 olarak kaydedildi.

Tablo 2021 ve 2022 yıllarında gerçekleştirilen sınavlarda da değişmedi. 2021 yılında düzenlenen LGS’de anne eğitim düzeyi ilkokul olan öğrencilerin merkezi sınav puanı ortalamasının 242,98, lisansüstü olan öğrencilerin ortalamasının 362,98 olduğu tespit edildi. Anne eğitim düzeyi ilkokul olan öğrencilerin merkezi sınav puanı ortalaması ile anne eğitim düzeyi lisansüstü olan öğrencilerin merkezi sınav puanı ortalaması arasında 120 puan fark MEB’in raporlarında, "Önemli bir bulgu" olarak değerlendirildi. Baba eğitim düzeyi ilkokul olan öğrencilerin merkezi sınav puanı ortalamasının 248,37, lisansüstü olan öğrencilerin merkezi sınav puanı ortalamasının ise 369,38 olduğu bildirildi.

Haziran 2022’de gerçekleştirilen LGS’de ise anne eğitim düzeyi ilkokul olan öğrenciler 259,97 puan ortalaması tutturdu. Ortalama, annesi lisansüstü mezunu olan öğrencilerde 385,65 olarak gerçekleşti. Baba eğitim düzeyi ilkokul olan öğrencilerin merkezi sınav puanı ortalaması 268,97, lisansüstü olan öğrencilerin merkezi sınav puanı ortalaması ise 392,11 olarak kayıtlara geçti.

YOKSULLUK ÖĞRENMEYİ GÜÇLEŞTİRİYOR

TIMSS verilerine göre 4. sınıf öğrencilerinin yüzde 40’ı, 8. sınıf öğrencilerinin yüzde 46’sı okula aç gidiyor. Eğitim Reformu Girişimi’nin, "Eğitim İzleme Raporu" isimli çalışmasında ise şu çarpıcı tespitler yer alıyor:

"Öğrencilerin öğrenmeye yönelik motivasyonlarının, okula yönelik tutumlarının, özgüvenlerinin ve velilerinin katılımının onların başarısını olumlu etkilediği görülüyor. Öğrenme kaybıyla bağlantılı olarak değerlendirilmesi gereken başka bir kavram da öğrenme yoksulluğudur. Kavrama ilişkin gösterge, hem okul dışındaki çocukların hem de okulda olmasına karşın temel okuma becerilerine sahip olmayan öğrencilerin oranı dikkate alınarak hesaplanıyor. Türkiye’de bu konuyla ilgili yapılan ya da devam eden bir araştırma olmamasına karşın salgın öncesinde öğrenme yoksulluğu içerisindeki çocukların salgın koşullarından diğerlerine göre daha olumsuz etkileneceği öngörülebilir."

YOKSUL ÇOCUKLAR EĞİTİME DEVAM EDEMİYOR

Derin Yoksulluk Ağı’nın Eylül 2021 tarihli, "Türkiye’de Çocuk Yoksulluğu" adlı çalışması da çarpıcı değerlendirmeler içeriyor. Çalışma kapsamında görüşülen ailelerin yüzde 85’inin yeterli besine ulaşamadığı ifade ediliyor. Aileler 0-3 yaş çocuklarını hazır çorba, şekerli su, pirinç lapası gibi yeterli olmayan besinlerle beslemek zorunda kaldığını ortaya koyan raporda, şunlar kaydediliyor:

"Covid-19 pandemisi süresince ailelerin yüzde 49’unun temiz suya erişimi bulunmuyor. Yoksulluk koşulları altında yaşayan çocukların yarısından fazlasının (yüzde 57,8) pandemi döneminde eğitimine devam edemediği görülüyor. Okula devam edemeyen çocukların yüzde 60’ının uzaktan eğitim için gereken teknolojik cihazlara, yüzde 54’ünün ise internet erişimi bulunmuyor. Çocukların yüzde 45’ini takip eden bir yetişkin bulunmazken, yüzde 39’u uzaktan eğitime erişim konusunda yeterli bilgiye sahip değil."

HER DÖRT ÇOCUKTAN BİRİNİN KİLOSU DÜŞÜK

Türk Aile Hekimleri Dergisi’nde yayımlanan ve üç hekim tarafından yapılan çalışmaya göre, her dört çocuktan birinin kilosu çok düşük. Çocuklarda gözlenen bir diğer tehlike ise potansiyel kalp hastalığı. Kız çocuklarının yüzde 85’inin, oğlan çocuklarının ise yüzde 68’inin kansızlıkla mücadele ettiğine dikkat çekilen çalışmada, Avrupa’da bu oranın yalnızca yüzde 18 olduğu belirtiliyor.

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’nin geçen yıl hazırladığı rapor da Suriyeli çocukların yetersiz beslendiğini ortaya koymuştu. Söz konusu rapora göre, geçici koruma altındaki 6-59 aylık Suriyeli her 13 çocuktan birinin düşük kilolu, her 6 çocuktan birinin ise kilosuna göre kısa boylu olduğu saptanmıştı.