Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından aralık ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte emekli maaşlarına yansıyacak artış oranları, İstanbul'da düzenlenen bir eylemle protesto edildi. Devrimci Emekli Sendikası (DEV Emekli-Sen) üyesi emekliler, TÜİK İstanbul Bölge Temsilciliği binası önünde bir araya gelerek ekonomik koşullara dair görüşlerini paylaştı. Yapılan açıklamada, mevcut tablonun basit bir geçim sıkıntısının ötesine geçtiği ve planlı bir "sosyal cinayet" girişimi niteliği taşıdığı kaydedildi.
ARTIŞ ORANLARI REEL GELİRDE KAYIP DEMEKTİR
Sendika tarafından gerçekleştirilen "Sadaka değil, insanca yaşam hakkımızı istiyoruz" başlıklı basın açıklamasında, 2026 yılının başında Türkiye tarihinin en büyük yoksullaşma operasyonlarından birinin yaşandığı belirtildi. Siyasi iktidarın sermaye karlarını korumak ve bütçe açıklarını finanse etmek amacıyla "kemer sıkma" politikalarını sürdürdüğü ifade edildi. Önce asgari ücretlilere dayatılan rakamların, şimdi de emekli ve kamu çalışanlarının yaşam standartlarını tehdit eder hale geldiği vurgulandı.
Emekliler, yıllarca üretim yaparak değer ürettikleri halde bugün "bütçeye yük" olarak görülmelerine tepki gösterdi. Hükümetin enflasyonu düşürme bahanesiyle halkın alım gücünü yok etmeyi hedeflediği belirtilen açıklamada, bu süreçte en savunmasız grubun örgütsüz bırakılmaya çalışılan emekliler olduğu dile getirildi. Sahadaki gerçeklerin, iktidarın resmi enflasyon rakamları dışında herhangi bir iyileştirme yapma niyetinde olmadığını gösterdiği ifade edildi.
KİRA VE GIDA FİYATLARI KARŞISINDA ZAM ORANLARI YETERSİZ
DİSK tarafından hazırlanan raporlara atıfta bulunulan açıklamada, 2025 yılının ikinci yarısı için öngörülen yüzde 12’lik resmi enflasyonun reel piyasadaki karşılığına dikkat çekildi. Çarşı ve pazarda fiyatların yüzde 50, kira bedellerinin ise yüzde 100 arttığı bir ortamda, işçi ve Bağ-Kur emeklilerine verilmesi planlanan yüzde 12’lik artışın devasa bir gelir kaybı anlamına geldiği kaydedildi. Memur ve memur emeklileri için öngörülen yaklaşık yüzde 18,4’lük zam oranının da geçmiş kayıpları telafi etmekten uzak olduğu ve gelecek aylardaki enflasyon karşısında hızla eriyeceği belirtildi.
Hükümetin yapmayı planladığı yasal düzenleme ile en düşük emekli aylığının 18 bin 900 TL seviyesine çıkarılmasının beklendiği hatırlatılan açıklamada, açlık sınırının 30 bin TL’ye yaklaştığı bir dönemde bu rakamın "ölüm harçlığı" olduğu vurgulandı. Türkiye genelindeki ortalama emekli aylığının ise yoksulluk sınırının üçte birine dahi denk gelmeyen 23 bin 500 TL civarında kalacağı öngörüldü. "Kök aylık" sistemi nedeniyle yaklaşık 4 milyon emeklinin yeni zamlardan hiç faydalanamayacağı ve "sıfır zam" gerçeğiyle karşı karşıya kalacağı kaydedildi.
KAYNAK SORUNU DEĞİL TERCİH SORUNU
TÜİK’in veri toplama yöntemlerinin de eleştirildiği eylemde, kurumun açıkladığı veriler ile sokağın enflasyonu arasında büyük farklar olduğu ifade edildi. Emekli aylığının bir sosyal yardım veya sadaka değil, yıllarca ödenen primlerin karşılığı olduğu hatırlatıldı. Kaynak yetersizliği iddialarına karşın; Kur Korumalı Mevduat, vergi afları ve hazine garantili projelere büyük kaynaklar aktarıldığı, sorunun bir "tercih sorunu" olduğu dile getirildi.
Sendika üyeleri taleplerini şu şekilde sıraladı: Maaş zamlarında gerçek yaşam maliyetlerinin dikkate alınması, refah payının eklenmesi, en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılması ve kök aylık uygulamasının kaldırılması. Ayrıca intibak yasasının çıkarılması, sağlık hizmetlerindeki katkı paylarının iptal edilmesi ve emekli sendikalarının toplu sözleşme masasında muhatap alınması gerektiği vurgulandı.





