CHP, DEM Parti, TİP, EMEP, EHP, TÖP, ESP, DBP, Devrimci Parti, SODAP, SYKP, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Yeşil Sol Parti temsilcilerinden oluşan heyet, Edirne Cezaevi’nde eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etti. Ziyaretin ardından Demirtaş ve Mızraklı’nın ortak mesajı okundu.
‘ESAS DEMOKRASİ MÜCADELESİ BUNDAN SONRA BÜYÜYECEK’
Demirtaş ve Mızraklı’nın ortak mesajında şu ifadelere yer verildi:
“Biz gayet iyi ve moralliyiz. Gelişmeleri yakından takip ediyor ve elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Şunu herkes bilmeli ki; bizler çıkmak için gün saymıyoruz. Cezaevine girişimiz ne kadar politikse, çıkışımız da öyle olacaktır. En büyük önceliğimiz ve hassasiyetimiz çatışmalardan kaynaklı can kayıplarını durdurabilmekti. Şimdilik bunu sağlamış olmaktan dolayı mutluyuz. Çıkarılacak yasalarla bu ortamın kalıcı hale getirilmesini umuyoruz. Ancak esas demokrasi mücadelesi bundan sonra gelişecek ve büyüyecektir. Bizler de demokratik siyasetin güçlenmesi için nerede olursak olalım elimizden gelen çabayı göstereceğiz.
Türkiye artık büyük değişimlere gebedir. Bu değişimin halklarımızın ve emekçilerin lehine olması için çok daha güçlü, esaslı mücadele birliklerine ihtiyaç vardır. Bugün Edirne Cezaevi önünde bir araya gelişiniz de bu mücadele birliğini her koşulda büyüyerek devam ettiğini göstermiştir. Bundan dolayı da özel olarak tüm partilere ayrı ayrı teşekkür ediyor, içten selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Özgür yarınlarda görüşmek dileğiyle.”
BAKIRHAN: ‘AİHM VE AYM KARARLARI UYGULANMALI’
Ziyaretin ardından açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, toplumun adalet arayışına dikkat çekerek, şunları söyledi:
“Türkiye'nin birçok meselesi var ama sokakta kimi görürseniz ve sorarsanız en başta adalet meselesi gelir. Seçilmişi adalet arıyor, öğrencisi adalet arıyor, kadını adalet arıyor. Gezi'de doğasını, çevreyi savunduğu için mücadele edip tutuklananlar adalet arıyor. Meclis'te kurulan komisyonun hazırlamış olduğu raporun en önemli başlıklarından birisi, AİHM kararlarına uyulması, AYM kararlarına uyulması ve tutuksuz yargılanmaya dönük yapmış olduğu belirlemelerdir. Eğer gerçekten bu konuda ülkeyi yönetenler samimiyse, barışa ulaşacağımız merdivenin ilk basamağı olan AİHM ve AYM kararlarını bir an önce uygulamalıdır. Bir an önce siyasetçiler, seçilmişler tutuksuz yargılanmalı. Bir an önce siyasi tutsaklar için bir çare, bir çözüm bulunmalıdır.”
ERKAN BAŞ: ‘HALKIN İRADESİ GASBEDİLMİŞ DURUMDA’
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye'de muhalif siyasetçilerin cezaevinde tutulduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Biz bu ülkede bir demokrasiden söz ediyoruz. Bu ülkede seçme ve seçilme hakkından söz ediyoruz. Herhangi bir seçilmiş arkadaşımızın, halkın görev verdiği bir arkadaşımızın cezaevine atılması, sadece onun cezaevine atılması değil, halkın iradesinin hapsedilmesi, halkın iradesinin gasbedilmesidir ve bugün Türkiye'de halkın büyük çoğunluğunun iradesi gasbedilmiş durumdadır. İnsanlar sadece siyasi görüşleri nedeniyle bu iktidara karşı mücadele ettikleri için haksız, hukuksuz biçimde cezaevine atılıyorlar. Bunun karşısında bütün hukuk yolları tükenmişken Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlar veriyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin yürürlükteki anayasası bu kararların bağlayıcı olduğunu söylüyor ama anayasa uygulanmıyor.”
ASLAN: ‘SİYASAL BİR GENEL AF GEREKİYOR’
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Türkiye'nin birçok cezaevinde siyasi rehineler bulunduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“4 Kasım 2016’dan beri Selahattin Demirtaş Edirne F tipi cezaevinde siyasal bir rehine olarak tutuluyor. 27 Ekim'den itibaren de Selçuk Mızraklı aynı biçimde burada bir siyasi rehine olarak tutuluyor. Sadece Edirne değil, Silivri, Sincan, Kandıra… Türkiye'nin birçok cezaevinde siyasi rehineler var. Bugün cezaevinde tutsak olan arkadaşlarımız, savcıların hazırladıkları düzmece iddialarla, geçmişte beraber yol yürüdükleri FETÖ'cülerin düzmece iddialarıyla cezaevlerinde tutuluyorlar. İktidarın Anayasa ve AİHM kararlarını kayıtsız şartsız bir şekilde uygulaması gerekir. Türkiye'de barışın, eşitliğin sağlanabilmesi için bir siyasal genel affa da ihtiyacımız var. Tabii ki Selahattinler çıksın, Selçuk Mızraklı çıksın, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve diğer arkadaşlarımız çıksın. Ama bir siyasal genel af talebimizi de dillendirmemiz gerekiyor. Operasyonların durması gerekiyor. Hak ve özgürlüklere dokunulmaması gerekiyor. Bu ülkede milyonlar kendini güvencede hissetmiyor.”
BİNİCİ: ‘İKTİDAR MUHALEFETİ YARGI DİLİYLE SUSTURMAK İSTİYOR’
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi Binici, iktidarın sandıkta yenemediği muhalefeti yargı diliyle susturmak istediğini belirterek, şöyle konuştu:
“Mahkeme salonları bu dönemde adaletin tesis edildiği yerler olmaktan çıkarılmış, siyasal rekabetin bastırıldığı, seçim başarısının cezalandırıldığı, topluma gözdağı verildiği, seçilmişleri ve muhalif siyasetçileri susturulmak istendiği bir merkeze dönüştürülmüştür. Bugün iktidarın yarattığı siyasal iklim, hukuk devletinin temel ilkelerini çiğneyen bir tabloyu ortaya koymaktadır. Seçilmiş belediye başkanlarının, gazetecilerin, aydınların, toplumsal muhalefetin farklı kesimlerinin ceza tehdidi altında tutulduğu bu düzende demokrasi sistematik bir biçimde yok edilmek istenmektedir. Partimizin kurumsal kimliğine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve 15,5 milyon yurttaşımızın oylarıyla belirlediği Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'na, belediye başkanlarımıza ve yol arkadaşlarımıza yönelik yargı kuşatması, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın haksız yere cezaevinde tutulması, Gezi tutsaklarının Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Osman Kavala'ya yönelik ağır hak ihlalleri ve son dönemde yaşadığımız tüm hukuksuzluklar tek bir şeye işaret etmektedir: İktidar sandıkta yenemediği muhalefeti yargı diliyle susturmak istemektedir.”