Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yönelik gerçekleştirilen operasyonlara, Rojava ile dayanışma eylemlerine ve sınır kapılarındaki insani yardım engellerine değinen Bakırhan, çözümün diyalog ve müzakereden geçtiğini ifade etti.
ESP’YE YÖNELİK OPERASYONLARA TEPKİ
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren Bakırhan, bu operasyonların toplumsal barışa hizmet etmediğini belirtti. Bakırhan ayrıca şunları kaydetti:
"Bu operasyonlar tam da bu süreçte neyin nesidir? Gerçekten anlamakta zorlanıyoruz. Gazeteciler neden gözaltına alınır, siyaset yapanlar neden gözaltına alınır? Partinin Eş Genel Başkanları, haber yapanlar neden alınır? Haber yapmak suç mudur? Örgütlenmek suç mudur? Bu arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmaları gerektiğini talep ediyoruz."
ROJAVA İLE DAYANIŞMA VE MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISI
Rojava’ya destek eylemlerine yönelik müdahaleleri eleştiren Bakırhan, bölge genelinde yaşanan gözaltı ve tutuklamaların toplumsal barışı zedelediğini savundu. Kobanê kenti için toplanan yardım tırlarının Mürşitpınar Sınır Kapısı’nda bekletilmesine dikkat çeken Bakırhan ayrıca şunları vurguladı:
"TIR’lar günlerdir Mürşitpınar Sınır Kapısı’nda bekletiliyor. Niye bekliyor? İnsanlar dayanışmak için ihtiyaç malzemelerini toplamış, göndermiş. Niye bekletiyorsunuz? Bir an önce Mürşitpınar Sınır Kapısı açılarak bu yardım tırlarının Kobanê’deki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını bekliyoruz. Bu devlet aklı için bir utançtır. Bu meseleler siyasi hesaplara kurban edilmemelidir."
KÜRTLERİN İTİRAZI YÜZ YILLIK STATÜSÜZLÜĞEDİR
2026 yılında bölgede yaşanan gelişmelere ve Kürtlerin taleplerine değinen Bakırhan, Kürt halkının tarih boyunca omuz omuza mücadele ettiği halklar tarafından kritik kavşaklarda yalnız bırakıldığını savundu. 10 Ocak 2026 tarihli Paris Mutabakatı'nı "yüz yıllık diplomatik terk edişin tekerrürü" olarak nitelendiren Bakırhan ayrıca şunları söyledi:
"Kürtler bu riyakâr döngüye 'hayır’ diyerek her yerde ayağa kalktı. Sahada hayatını riske atıp masada yok sayılmaya itiraz ediyor. Kürtler yaşadıkları devletlerde komplo kurbanları olarak değil, eşit yurttaşlar olarak yaşamak istiyor. Dilini konuşmak, kimliğini yaşamak, kültürünü korumak istiyor. Kürtlerin diplomasi masalarında dışlanması bölgeye hakiki bir barış getirmez."
Migros Depo işçilerinin direnişini de selamlayan Bakırhan, çözümün idam sehpalarında veya bastırma politikalarında değil; karşılıklı saygı, diyalog ve müzakere zemininde olduğunu belirterek konuşmasını sonlandırdı.