Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi'nin Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin mevcut ekonomik tablosuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Elindeki 200 liralık banknotu göstererek konuşan Babacan, yerel para birimindeki değer kaybının güven sarsıcı boyutlara ulaştığını vurguladı.
Babacan ayrıca şunları söyledi: "En büyük para birimimiz şu anda 5 dolar bile etmiyor. Bir ülkenin parası, o ülkedeki güvenin aynasıdır. 2018 seçimlerinden sonra damat, kayınpeder el ele verip saçma sapan politikalarla piyasayı öngörülemez hale getirdiler. O gün bugündür üreticiyi, tüketiciyi belirsizliğe mahkum hale getirdiler."
Ülkedeki ekonomik koşullar sebebiyle Ramazan ayında iftar sofralarının yetersiz kalacağını belirten Babacan, milyonlarca ailenin gıda fiyatları karşısında hesap yapmak zorunda kaldığını dile getirdi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine atıfta bulunan Babacan, 2025 yılında gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkenin Türkiye olduğunu, 2026 yılı ocak ayında ise yıllık gıda enflasyonunun yüzde 31 olarak kaydedildiğini belirtti.
BU İKTİDARIN BİR TARIM POLİTİKASI YOK
Türkiye’de her 10 haneden 4’ünün sofrasına gün aşırı dahi olsa et, tavuk veya balık koyamadığını ifade eden Babacan, bu durumun OECD listelerinin en alt sıralarında yer aldığını kaydetti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı tarım üretimi verilerinin bir çöküşe işaret ettiğini söyleyen Babacan, buğday üretiminin yüzde 13, arpa üretiminin yüzde 25, çavdar üretiminin yüzde 20 ve yulaf üretiminin yüzde 26 oranında azaldığını bildirdi. Yağlı tohumlarda da benzer bir düşüş olduğunu aktaran Babacan, soya üretiminin yüzde 17, ayçiçeği üretiminin ise yüzde 11 gerilediğini ifade etti.
Bütçe harcamalarındaki dengesizliğe dikkat çeken Babacan, ayrıca şu bilgileri paylaştı: "2026 bütçesinde faize ayrılan para 2 trilyon 742 milyar lira. Tarıma ayrılan ise 168 milyar. 16 kat fark var. Türkiye’deki milyonlarca çiftçiye, üreticiye, hayvancılıkla uğraşan bütün vatandaşlarımıza verilen desteğin 16 katı bu yılın bütçesinde şu an faize ödeniyor. 2023 seçimlerinde ‘faizi indirdik, daha da indireceğiz’ diye milleti aldatan bu iktidar üreticiyi değil, faizi büyüttü."
Ankara'daki trafik yoğunluğu ve imar değişikliklerine de değinen Babacan, aynı altyapıya yüksek katlı binalarla nüfus yığılmasının kenti işlemez hale getirdiğini belirtti. Rant odaklı imar düzenlemelerinin milyonlarca vatandaşı trafikte mağdur ettiğini söyledi.
Ekonominin düzeltilmesi için hukuk ve adalet vurgusu yapan Babacan, ayrıca şunları kaydetti: "Türkiye’de sermaye sahibi çok kişiyle görüşüyoruz. Hepsinde korku şu: Acaba bir gün sabahın 06.00’sında benim de kapım çalınır mı, gün gelir şu veya bu sebeple benim de mallarım Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kurumuna gider mi? İş sahiplerinin bu korkusu varken siz ekonomiyi düzeltemezsiniz. Yatırımı, istihdamı artıramazsınız. Ağzınızla kuş tutsanız da bu ülkenin ekonomisini düzeltemezsiniz. Ne kadar adalet o kadar ekonomi, ne kadar hukuk o kadar ekonomi. Bu ülkenin ekonomisi ancak hukukla, adaletle olur."





