Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde bir basın açıklaması düzenledi. CHP Kadın Kolları üyelerinin de katılım gösterdiği açıklamada Kaya, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a yönelik eleştirilerde bulundu.

Kaya, şunları kaydetti:

"Bugün; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, milyonların oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere, Adana’nın seçilmiş ilk kadın belediye başkanı Oya Tekin ve diğer belediye başkanlarımızın, Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun, bürokratlarımız ve yol arkadaşlarımız sarayın talimatlarıyla tutuklu olması yetmezmiş gibi ailelerinin de kuşatma altında olması nedeniyle buradayız. Ayrıca bu ülkede artık herkesin sorduğu ancak iktidarın cevap veremediği o soruyu sormak için buradayız: Adalet nerede?

Seçilmişler tutuklu ama yetmiyor, çocukları cezalandırılıyor, eşleri hedef alınıyor, aileleri cezalandırılıyor. Kardeşleri gözaltına alınıyor, aileler, iktidar eliyle parçalanıyor. O halde soruyorum: Aileyi dağıtan bir iktidarın, bu binaya ‘Aile Bakanlığı’ deme hakkı var mı? Aileler dağılırken seyreden, zulüm karşısında gözlerini kapatan bir bakanlık bu ismi hak ediyor mu? Kadınları koruyamıyorsun, çocukları koruyamıyorsun, aileleri koruyamıyorsun, söyle Mahinur Hanım, o koltukta ne işin var? Ben söyleyeyim: Sen konuşamazsın. Sen sahip çıkmazsın. Sen her daim susarsın. Kadınlar, haksız hukuksuz tutuklanırken susarsın. Çocuklar annesiz kalırken susarsın, aileler dağıtılırken susarsın. Bu suskunluk tercihten de öte artık senin için bir vazifedir senin görevdir. Susarak aile bakanı olunmaz, susarak aile koruyamazsın. Kadınlar da çocuklar da senin bu yaptığını unutmayacak. Biz bu suskunluğun hesabını soracağız, biz yalancı tanık ifadeleriyle, tamamen siyasi ihtiraslarla, siyasi kumpas kuranların ödüllendirilip bu ülkede Adalet Bakanı olduğunu dün gece yarısı gördük. Şimdi bu suskunlara karşı yol arkadaşlarımızın iktidar yürüyüşümüzdeki kararlılığını anlatmak istiyorum. Bunlar bu ülkenin gerçekleridir.

"Bu mücadele 40 kişilik koğuşta 70 kişi kaldığı için günlerce yerde yatan ama onurunu yere sermeyenlerin mücadelesidir"

Düşünün; 8 yılın sonunda bebeği olacağını öğrenen bir kadın, tutuklu eşinin aynı zamanda avukatlığını yaparken, iktidarın baskısına, zulmüne, kuşatmasına maruz kalıp, o mucize bebeğini kaybedenlerin ama acısına rağmen dik duran kadınların yaşam mücadelesidir aslında bu mücadele. Düşünün; babasının cenazesine zar zor verilen bir izinle, jandarma eşliğinde götürülenlerin; sadece taziyeleri kabul edip, babalarına son kez sarılamayanların; son vedayı gözyaşlarını içine akıtanların acı yaşamıdır aslında. Yas tutmanın bile lütuf sayıldığı bu kara düzende yaşanıyor ve sönüyor hayatlar aslında.

Bu mücadele haksızca, hukuksuzca tutuklanması yetmezmiş gibi 40 kişilik koğuşta 70 kişi kaldığı için günlerce yerde yatan ama onurunu yere sermeyenlerin mücadelesidir. Gerçeklik, sadece işini yaptığı için, tek başına büyüttüğü evladının doğum gününde, gözaltına alınıp demir kapıların arkasına konulan ama yine de geri adım atmayan kadınların hakikat mücadelesidir bu mücadele. Mücadele; saray rejimini devirecek kadroları içeri almış, çocukları babasız, annesiz bırakanlara karşı yolundan dönmeyenlerin çelik iradesidir. Kadınları eşlerinden, çocukları annelerinden, aileleri birbirinden koparanlara karşı teslim olmayanların onurlu duruşudur bu mücadele. Bu duruş; onurunu, gururunu pazara çıkaranlara karşı, onuruyla, gururuyla dimdik duranların mücadelesidir. Bir imza için eğilmeyenlerin, bir koltuk için susmayanların, bir tehdit için geri çekilmeyenlerin direnişidir bu mücadele. Herkes bilsin; bu direnişin sonunda kadınlar kazanacak. Çocuklar kazanacak. Ve biz bu ülkeye adaleti mutlaka getireceğiz.

"Ne zulmünüz kalıcıdır ne de yarattığını korku bu ülkenin bu milletin kaderidir"

Ve buradan bir kez daha, yüksek sesle söylüyoruz: Zulümle iktidar kuranlar, zulümle ayakta kalamaz. Korkuyla yönetenler, yarattıkları korkunun altında ezilir. Baskıyla susturduğunuzu sandıklarınız, günü geldiğinde tarihe yön verir. Tarih susanları yazmaz, tarih boyun eğenleri yazmaz, tarih, direnenleri yazar! Ve tarih, zalimleri değil; o zalimlerden mutlaka hesap soranları yazar. Bu ülkenin hafızası güçlüdür, bu ülkenin vicdanı ayaktadır. Ne zulmünüz kalıcıdır ne de yarattığını korku bu ülkenin bu milletin kaderidir. Biz buradayız, dimdik ayaktayız ve bu hesabı bu millet tarih önünde sizlerden soracak, ‘adalet nerede?’ diyecek."