SABRİ KIRDAR/ dokuz8

Antalyalı kadınlar ve Antalya’da yaşayan İranlı kadınlar Mahsa Amini için eylem yaptı. Attalos Heykeli önünde yapılan eylemde “ Direniş kadınları birleştirir, kadınlar dünyayı değiştirir” pankartı açıldı.

Attalos Heykeli önünde yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

''22 yaşındaki Kürt kadın Mahsa Amini, İran’da molla rejimi tarafında yönetilen ve “Ahlak Polisi” diye bilinen irşat devriyeleri tarafından başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle işkenceyle tutuklandı. Polis karakoluna götürülen Mahsa, aynı gece hastaneye kaldırıldı ve oradan da ölüm haberi geldi. Yani Mahsa Amini polis tarafından katledildi.

Dünya’nın her yerinde erkek egemen sisteme ve devlet şiddetine karşı mücadele eden kadınlar, Mahsa Amini’nin katledilmesi üzerine başta İran olmak üzere sokaklara döküldü. Faşist İran rejimini ve kadınların yaşam tarzlarına müdahale eden ahlak polisi gibi kurumları protesto eden gösteriler, yürüyüşler yapılmaya devam ediyor. Kadınlar toplu halde başörtülerini çıkararak, ateşe vererek mücadelelerini yeni bir boyuta taşıyor. İran rejimi ise Kürt halkının yoğun yaşadığı bölgeler başta olmak üzere halkın üzerine ateş açmaya, saldırmaya devam ediyor.

İBB Meclisi'ndeki AKP MHP çoğunluğu, AKP’li belediyenin yüzde 100'lük imar artışı talebini onayladı İBB Meclisi'ndeki AKP MHP çoğunluğu, AKP’li belediyenin yüzde 100'lük imar artışı talebini onayladı

Biz Türkiye’den, yaşadığımız topraklardan İranlı kadınların öfkesini ve acısını derinden hissediyoruz. Onların isyanını kendi isyanımız olarak görüyoruz. İran’da Türkiye’de ve Dünya’nın her yerinde hakları için, özgürlüğü için, hayatları için direnen milyonlarca kadın benzer kadın düşmanlığı ve benzer rejimler karşısında direnmeye devam ediyor. Dinci faşist İran rejiminin dayatmalarına karşı kadınların açtığı bayrak bütün toplumun elinde artık. Halk şeriat dayatmalarına karşı direniyor, sokaklarda diktatörün yıkılması için mücadele ediyor. 

Mahsa’nın katledilmesi İran’da 43 yıldır süren dinci ve kadın düşmanı politikaların sonucudur. İran’da 1979’dan bu yana kadınlara başörtüsü dayatılıyor. Kadınlar tutuklanıyor. LGBTİ+ların cinsel, duygusal, romantik ilişkilenmeleri suç sayılıyor. İran bizden uzakta değil. Yanı başımızda. Bu topraklarda LGBTİ+ların varlığına karşı düşmanlık geçtiğimiz haftalarda devlet desteğiyle sokağa döküldü. Valilik izniyle, RTÜK’ün reklam desteğiyle İslamcı gerici bir güruh nefret söylemleriyle yürüyüş yaptı.

 Bu ülkede hakkını aramaya çalışanlara sokaklar yasak, bir kişi daha eksilmemek için meydanlara çıkan kadınlara karşı polis şiddeti, işkence ve taciz var. Ama şeriat propagandası, ırkçılık, nefret söylemi devletin izniyle büyütülüyor. İşte bu yüzden İran çok uzağımızda değil diyoruz.

Tarikatlar talep ediyor, İstanbul sözleşmesi feshediliyor. Bir grup erkek kendini mağdur baba ilan ediyor nafaka hakkımız gasp edilmeye çalışılıyor. Konserler yasaklanıyor, sanatçılar, gazeteciler tutuklanıyor.  Kadınların sadece aile olduğunda var sayıldığı, LGBTİ+ların varlığının yok sayıldığı bir dayatmanın, bir faşizmin altında her şeye rağmen yaşamaya çalışıyoruz. Bu ülkede hukuk toplumun belirli kesimlerine karşı, kadınlara ve LGBTİ+lara karşı düşman hukukuyla işliyor.

Bizler de Türkiye’den İranlı kadınların sesini yükseltiyoruz. Mahsa Amini’nin katili İran Molla rejimidir. Mahsa’nın katili erkek egemen sistemdir. Mahsa’nın ve İranlı kadınların mücadelesi hepimizin mücadelesidir.

Son olarak İran’da Türkiye’de ve tüm dünyada, Mahsa için, özgürlüğümüz için, laiklik için hayatlarımız için,  her yerde diktatörlüğe karşı direnmeye devam edeceğiz.''