Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sendikası'nın, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını protesto etmek için başlattığı eylem 11'inci saatinde basın açıklaması ile son buldu. Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, 'And olsun ki bu karanlık düzen dağılana kadar, umut vaat eden bir ülke için, barikat da kursalar, iddia da etseler asla boyun eğmeyeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki herkes günün sonunda tarihle yargılanır. Bugün birlikte bu tarihi yazdık. Yarın da bu mücadeleyi birlikte devam ettireceğiz' dedi.

Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sendikası ve il şubeleri, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını protesto etmek için sabah saatlerinde Ankara Kurtuluş Parkı'nda toplandı. Güvenpark'a yürümek isteyen binlerce öğretmen Ziya Gökalp Caddesi'nde polis tarafından durduruldu. Polisle yapılan müzakerede anlaşma sağlanamaması üzerine öğretmenlerin başlattığı oturma eylemi 11'inci saatinde basın açıklamasıyla son buldu.

Ziya Gökalp Caddesi'nde basın açıklaması yapan eğitimcilere, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Koca, İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşcı, Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye Komünist Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Halkın Kurtuluş Partisi de destek verdi.

Özbay: Biz bu şiddetin yaşamımızın içerisinde bir kez daha olmaması için mücadele edeceğiz

Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, şunları söyledi:

'Yardımcı personellerle sokağa çıktığında korumalarla gezenler, bugün okulları güvenli hale getiremedikleri için bu ölümlerin baş sorumlusudur. O nedenle biz sokakta hem acımızı paylaşıyoruz hem de isyan ediyoruz. Bu bozuk düzeninize, bu karanlık düzeninize teslim olan her bir çocuğumuz için; anasına bakmaksızın, babasına bakmaksızın eşit haklara sahip olduğu bir ülke için mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Şimdi biz ne diyoruz değerli dostlar? Çocuklar uyurken sessiz olunur, çocuklar ölürken, öldürülürken değil. O nedenle susmayacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız. And olsun ki bu kötülüklerin hesabını soracağız. Bakın, nedir biliyor musunuz? Eğitim açısından, aslında okul iklimi açısından doğrusu bu ülkede herkesin bildiği 'Hababam Sınıfı' var ya; aç kapıyı, Veysel Efendi'dir okul güvenliği. İçerideki Hafize Ana'dır; okuldaki çocuklarla temas eden, yani okulda pedagojik eğitimi olmuş, bütün okulun tanıdığı kişiler olur.

Ama biz şunu yapacağız: Siz ne kadar gerçeklerin üzerini örtmeye çalışsanız da biz, bu süreçten sonra da takip edip 'yapacağım' deyip yapmadığınız, eksik yaptığınız her şeyi halka anlatacağız. Çünkü bizim için öğretmenlerin halkı uyandırma, halka gerçeği söyleme görevi vardır. Bu görevi her koşulda yerine getireceğiz. Bugün 10 saat olmuş. Psikolojik bir şiddete buradaki bütün arkadaşlarımız maruz kaldı. Okulda şiddet, sokakta şiddet: Biz bu şiddetin yaşamımızın içerisinde bir kez daha olmaması için mücadele edeceğiz. Ama biliyoruz ki bu mücadele, bunu besleyen zihniyetin ülkede hukuk, demokrasiye, eşitliğe, geleceğe dair bir güveni kalmadığı için umutsuzluğa sürüklenen bir toplum yaratmanızdan kaynaklanıyor.

Bugünkü mücadele de o anlamda çok anlamlı. Burayı daha da genişletmeliyiz. Renklerimizle, farklı kimliklerimizle, farklı düşüncelerimizle bugünle beraber bir kez daha bu ülkenin gerçek sahiplerinin halkın dediği olacağını hep birlikte göstermek: Var mısınız? Var mısınız? O zaman da biz size söz veriyoruz. And olsun ki bu karanlık düzen dağılana kadar, bu kötülükler bu ülkenin başından gidene kadar, her bir çocuğumuza kimliğine bakmaksızın eşit haklar tanıyan, özgürlükler tanıyan, umut vaat eden bir ülke için, barikat da kursalar, iddia da etseler asla boyun eğmeyeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki herkes günün sonunda tarihle yargılanır. Siz bugün tarihi yazdınız, birlikte bu tarihi yazdık. Yarın da bu mücadeleyi birlikte devam ettireceğiz.'

Kuroğlu: Bugün birleştik, buradaydık

Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu da şöyle konuştu:

'Bir işlerine gelmeyen bir tweet atılsa, sabah operasyonuyla, şafak operasyonuyla yatağından kaldırıp ters kelepçeyle: Ya da biz gayet barışçıl, demokratik bir eylem yaptığımızda önümüze, efendim, bu otobüsler dizilir. Keşke bu Milli Eğitim Bakanlığı ve iktidarımız şunu yapabilmiş olsaydı: Okulları basan, öğretmenleri öldüren, öğrencileri öldürenlerin önüne bu otobüsleri, bu bariyerleri, bu polisleri dikebilselerdi. Biz Milli Eğitim Bakanlığı'na bugün gideceğimiz yere gitmek isterken amacımız acımızı yaşayacaktık, tepkimizi gösterecektik, fikrimizi söyleyecektik. Ama anlaşılıyor ki Sayın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in böyle bir isteği ve böyle bir merakı da yoktur. Bugün birleştik, buradaydık. Kaç saat oldu? 10 saati geçtik.

Bugün o otobüsleri koyanlar, yarın üç kat daha, dört kat daha geldiğimizde bizi böyle kandıramayacaklar. Bizi böyle kandıramayacaklar. Böyle de durduramayacaklar. O Yusuf Tekin o makamdan gitmediği sürece, bu milletin yakasından düşmediği sürece, bu çocukların yakasından düşmediği sürece, bu okul güvenliği sağlanmadığı sürece, öğretmenin, öğrencinin güvenliği sağlanmadığı sürece, gerekirse her gün, her gün eyleme devam edeceğiz. Yusuf Tekin bir şeyden besleniyor: ideolojik tartışmalardan. Arkasındaki kitleleri, tarikatları, cemaatleri saf tutturup o makamda kalmanın hesabını yapıyor.

Bugünkü kargaşanın, bugünkü kaosun, bugünkü yaşadıklarımızın, bugünkü ölümlerin, yaralanmaların, okul baskınlarının, şiddetin, şiddetin de müsebbibi ta kendisidir. Çünkü o Milli Eğitim Bakanıdır. Herkesten ve her şeyden o sorumludur. Okullardan: Bitiriyorum. Ve hepinize, hepinize bugün için teşekkür ediyorum. Biz Eğitim-İş'te uzun zamandır birlikte eylem yapıyorduk. Kadem Başkana sormuştum: Rekorunuz ne kadar? diye. Demiştik ki: 6 saat. Demek ki Hürriyetçi Eğitim-Sen de gelince 10 saati geçebiliyormuşuz. Teşekkürler, iyi ki varsınız.'

Eğitimciler, 11 saatlik eylemin ardından ayrı gruplar halinde dağılarak alandan uzaklaştılar.

Kaynak: ANKA