Ortadoğu'da gerilim tırmanıyor. İsrail ve ABD'nin İran'a düzenlediği ortak askeri operasyonların ardından, ülkeyi 35 yılı aşkın süredir demir yumrukla yöneten dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in akıbeti merak konusu oldu. Reuters ajansına konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, Hamaney'in saldırılar sırasında hayatını kaybettiğini ve cesedinin bulunduğunu iddia etti . İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Hamaney'in hayatta olmadığına dair işaretler olduğunu söyledi . İran devlet medyası ise Hamaney'in "sahayı sağlam bir şekilde kontrol ettiğini" duyurarak ölüm iddialarını yalanladı . Bu gelişmeler, dünyanın gözünü yeniden İran'ın en güçlü ismine çevirdi. Peki, eski bir devrimciden İslam Cumhuriyeti'nin tartışmasız liderliğine uzanan Ali Hamaney'in hikayesi nedir?
ALİ HAMANEY KİMDİR? DOĞUMU, AİLESİ VE KÖKENİ
Ali Hamaney, 19 Nisan 1939'da İran'ın kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde dünyaya geldi . Sekiz çocuklu dindar bir ailenin ikinci çocuğuydu; babası saygın bir din alimiydi . Ailesinin kökeni İran'ın Doğru Azerbaycan eyaletinin Hamene şehrine dayanmaktadır . Bu nedenle Türkçeyi çok iyi bilen Hamaney'in, Azerbaycan Türkçesiyle şiirler ve mersiyeler okuduğu bilinmektedir . Henüz 4 yaşında Kur'an eğitimi almaya başlayan Hamaney, 11 yaşında din adamı unvanı kazandı . Genç yaşta Kum ve Necef'te dini eğitimini derinleştirdi .
DEVRİM YILLARI: HUZURSUZ BİR GENÇLİK VE HUMEYNİ İLE TANIŞMA
1960'lı yıllarda, dönemin Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin Batı yanlısı otoriter yönetimine karşı oluşan muhalif hareketin içinde yer aldı . En önemli hocası, 1979 İslam Devrimi'nin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni oldu . Humeyni'nin öğretilerinden etkilenen Hamaney, Şah rejimine karşı mücadele eden İslami Hareket'e katıldı . Bu dönemde defalarca tutuklandı, işkence gördü ve sürgüne gönderildi . 1970'lerin sonunda bir ara sürgüne gönderilmek istense de İslami Hareket'in güçlenmesiyle serbest bırakıldı .
İRAN İSLAM DEVRİMİ VE HIZLI YÜKSELİŞ
1979'da Şah'ın devrilmesi ve Humeyni'nin sürgünden dönüşüyle İran İslam Cumhuriyeti kuruldu . Hamaney, yeni rejimde hızla yükseldi. Önce İslam İnkılabı Yüksek Şurası üyeliğine atandı, ardından 1979'da Savunma Bakan Yardımcısı oldu . Aynı yıl Tahran vekili olarak Meclis'e seçildi . 1980'de İran Yüksek Savunma Şurası üyeliğine getirildi ve İran-Irak Savaşı'nda aktif görev aldı . 27 Haziran 1981'de Ebuzer Camisi'nde kendisine yönelik bombalı suikast girişiminden ağır yaralı olarak kurtuldu; ancak sağ kolunu bir daha kullanamadı .
CUMHURBAŞKANLIĞI YILLARI (1981-1989)
Cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai'nin bir bombalı saldırıda ölmesi üzerine Ekim 1981'de yapılan seçimlerde yüzde 90'a yakın oyla İran'ın üçüncü cumhurbaşkanı seçildi . 1985'te ikinci kez cumhurbaşkanlığına seçildi . Bu dönemde İran-Irak Savaşı'nın yönetiminde kritik rol oynadı ve Devrim Muhafızları ile çok yakın ilişkiler kurdu .
DİNİ LİDERLİK MAKAMINA YÜKSELİŞ
İslam Devrimi'nin kurucusu Ayetullah Humeyni'nin 3 Haziran 1989'da vefat etmesi üzerine, Uzmanlar Meclisi 4 Haziran 1989'da Haşimi Rafsancani'nin tavsiyesiyle Hamaney'i yeni dini lider seçti . O dönemde "Ayetullah" unvanına sahip olmaması tartışma yaratsa da, Hamaney kısa sürede bu unvanı aldı ve liderlik pozisyonunu sağlamlaştırdı . 1989'dan itibaren İran İslam Cumhuriyeti'nin en üst otoritesi olarak Velayet-i Fakih makamını elinde bulundurmaktadır .
HAMANEY'İN YETKİLERİ VE GÜCÜ
Dini lider olarak Hamaney, İran anayasal sisteminde neredeyse sınırsız yetkiye sahiptir . Silahlı kuvvetlerin (Devrim Muhafızları dahil) başkomutanıdır . Yargı, yasama ve yürütme üzerinde denetim yetkisi bulunur; devlet başkanı ve önemli kurumların başındaki isimleri atama veya azletme yetkisi vardır . Dış politika ve nükleer program gibi stratejik konularda son sözü söyler . İran halkından çok "rejimin bekasına" odaklandığı yorumları yapılan Hamaney, muhalefeti şiddet yoluyla bastırmakla eleştirilmiştir .
İÇ POLİTİKADA "REJİMİN BEKASI"
Hamaney dönemi, iç politikada sert baskılarla anılmaktadır. 2009'daki Yeşil Hareket protestolarını şiddetle bastırdı . 2018'de kendisine soru sormak isteyen bir öğrencinin tutuklanıp iki yıl hapis cezası alması dikkat çekti . 2023'te Mahsa Amini'nin ölümü sonrası patlak veren kitlesel protestolar da rejimin sert müdahalesiyle karşılaştı . Yaşı ilerledikçe daha da içine kapanan Hamaney'in, son yıllarda Tahran'daki yüksek güvenlikli kompleks dışında çekilmiş tek bir fotoğrafı bulunmamaktadır .
DIŞ POLİTİKADA "DİRENİŞ EKSENİ" VE NÜKLEER PROGRAM
Hamaney, Batı'ya ve özellikle ABD'ye karşı derin bir güvensizlik beslemiş, İslam Cumhuriyeti'ni "emperyalist Batı'ya karşı tek gerçek direniş gücü" olarak konumlandırmıştır . En büyük hasımları olarak ABD ve İsrail'i işaret etmiş, İsrail'i "gayrimeşru rejim" olarak nitelendirmiştir . "Direniş ekseni" stratejisiyle Lübnan'da Hizbullah, Suriye'de Esad rejimi, Yemen'de Husiler ve Filistin'de Hamas üzerinden bölgesel nüfuzunu genişletmeye çalışmıştır . Nükleer program konusunda 2003'te "nükleer silah haramdır" fetvası yayınlamış ancak uranyum zenginleştirme faaliyetleri uluslararası yaptırımlara yol açmıştır .
ENTELEKTÜEL KİŞİLİĞİ
Hamaney'in entelektüel bir yönü de vardır. Gençliğinde keman çaldığı, pipo içtiği, Victor Hugo, Tolstoy gibi yazarları okuduğu bilinmektedir . Mısırlı Müslüman Kardeşler lideri Seyyid Kutub'un "Fizilâl-i Kur'ân" adlı eserini Farsçaya çevirmiştir . Şiire ve edebiyata büyük ilgi duymakta, Arap edebiyatı klasiklerini okumaktadır .
AİLESİ VE OLASI HALEFİ
Hamaney, Mansure Huceste Bakırzade ile evlidir ve altı çocuk babasıdır . Dört oğlu (Mustafa, Mücteba, Mesud, Meysam) ve iki kızı (Büşra, Hüda) vardır . En çok öne çıkan oğlu Mücteba Hamaney, babasının en yakın çevresinde yer almakta ve önemli bir nüfuza sahip olduğu belirtilmektedir . Uzmanlar, Hamaney'in olası yokluğunda halef tartışmalarında Mücteba'nın potansiyel adaylar arasında olduğunu belirtmektedir .
SON DURUM: ÖLÜM İDDİALARI VE GELECEK
Şubat 2026 sonunda İsrail ve ABD'nin ortak operasyonları sonrası Hamaney'in öldüğü yönündeki iddialar dünya gündemini sarsmıştır. İsrailli yetkililer Hamaney'in cenazesine ulaşıldığını öne sürerken, İran kaynakları iddiaları yalanlamaktadır . Hamaney sağ olsun ya da olmasın, 37 yıllık liderliği boyunca İran'a ve Ortadoğu'ya damgasını vurmuş, rejimini içeride baskıyla, dışarıda "direniş ekseni"yle ayakta tutmuş tartışmalı bir figür olarak tarihe geçecektir. İran'ın geleceği, onun mirasının nasıl şekilleneceğine bağlı olacaktır.