İNSAN HAKLARI

Af Örgütü: Dünya liderleri, Orta Doğu'da kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkes için harekete geçmeli

Uluslararası Af Örgütü, ABD-İran ve İsrail-Lübnan arasındaki kırılgan ateşkeslerin yerine kalıcı, kapsamlı bir bölgesel ateşkes anlaşması yapılması gerektiğini belirtti. Örgüt, 28 Şubat'tan bu yana 5 binden fazla kişinin öldüğünü, sivillerin çift taraflı katliam riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Abone Ol

Uluslararası Af Örgütü, bugün yayımladığı açıklamada, ABD-İran ve İsrail-Lübnan arasındaki kırılgan ve geçici ateşkeslerin yerine, daha fazla sivil ızdırabını önlemek ve adalet, uluslararası hukuka saygı ve herkes için insan haklarının uzun vadeli korunmasına zemin hazırlamak için kalıcı, sürdürülebilir ve çatışmalardan etkilenen tüm ülkeleri içeren kapsamlı bir bölgesel ateşkes anlaşması yapılması gerektiğini belirtti. Yürürlükteki iki ateşkes anlaşması da kırılgan, geçici ve her an çökme tehlikesi altında. Bu, milyonlarca sivilin hayatını bir kez daha tehlikeye atıyor.

ULUSLARARASI HUKUK DÜZENİ AŞINIYOR

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, küresel çaplı uluslararası hukuk düzeninin ve uluslararası insancıl hukuka saygının tehlikeli biçimde aşındığına tanık olduğumuzu belirterek şunları kaydetti:

“ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı saldırılar hukuksuzdu, BM Şartı’nın güç kullanımı yasağının ihlaliydi ve İran yetkililerinin misilleme amaçlı hukuksuz eylemlerini tetikledi. O günden bu yana 5 binden fazla insan öldürüldü, birbirine bağlı çatışmaların tüm bölgede artmasıyla sivillerin ve sivil altyapının saldırılara uğraması sonucu Orta Doğu genelinde milyonlarca sivilin hayatı altüst oldu. ABD, İsrail, İran ve Hizbullah dahil tüm taraflar hukuksuz saldırılar gerçekleştirerek insan hayatını hiçe sayarken, ABD Başkanı açık bir dille savaş suçları ve hatta soykırım işleme tehditlerinde bulunarak İran’da bütün bir medeniyeti yok edeceğini ilan etti.”

Callamard, uluslararası toplumun ABD ve İsrail’in İran’a karşı BM Şartı’nı ihlal ederek gerçekleştirdiği hukuksuz saldırıları ve uluslararası hukuk kapsamındaki tüm suçları eksiksiz olarak soruşturması, devletlerden ve kişilerden hesap sorulmasını sağlaması gerektiğini vurguladı. Derhal kalıcı ve gerçek bir ateşkes sağlanması için silahlı çatışmaların tamamen durdurulması gerektiğini belirten Callamard, “2025’te Gazze’de, 2024’te Lübnan’da varılan sözde ateşkes anlaşmaları İsrail’in sivillere yönelik saldırılarını durdurmakta başarısız oldu. Yeni katliam suçlarının işlenmesi tehdidi yaklaşırken, küresel eylemsizlik uluslararası toplumun kitlesel katliamları önlemek ve müdahale etmek için bağlı olduğu mekanizmaları zayıflatıyor. Dünya liderleri, kitlesel sivil ızdırabın sıradanlaşmasını durdurmak, ortak insanlığımızı savunmak ve bölge genelinde insan haklarına, adalete ve kalıcı istikrara dayalı bir gelecek için gerekli koşulların oluşturulmasına katkıda bulunmak üzere kalıcı ve kapsamlı bir ateşkesin derhal yürürlüğe girmesi için acilen bir araya gelmeli” dedi.

ZORLA YERİNDEN EDİLEN LÜBNANLILARIN GERİ DÖNÜŞÜNE İZİN VERİLMELİ

ABD ve İran karşılıklı tehditlere ve Hürmüz Boğazı’nda gemilere el koymaya devam ediyor. İsrail ordusu Lübnan topraklarındaki varlığını sürdürerek sınır bölgelerindeki onlarca köyün sakinlerine geri dönmemelerini söylüyor. 2 Mart’tan itibaren İsrail ordusu, Lübnan’da devamlı hava saldırıları düzenleyerek sivilleri, sağlık çalışanlarını ve gazetecileri öldürdü. Lübnan’ın güneyindeki çok geniş bölgeleri ve Beyrut’un güney banliyölerini içeren geniş kapsamlı toplu “tahliye” emirleri bir milyondan fazla kişiyi yerinden etti. En şiddetli günlerden biri olan 8 Nisan’da, İsrail ordusu yalnızca 10 dakika içinde 100 saldırı gerçekleştirmekle övündü. İsrail’in Lübnan’da 2024’teki hukuksuz saldırılarına ilişkin mutlak cezasızlıktan yararlanması 2026 yılında daha fazla ihlali körükledi. Lübnan’da ateşkes duyurulduğunda 177’si çocuk 2 bin 294 kişi öldürülmüştü. İsrail ordusu Lübnan’daki saldırılarını derhal durdurmalı, sivil yapıları imha etmeye son vermeli ve Lübnan’dan çekilmeli. Evlerini terk etmeye zorlanan tüm kişilerin geri dönüşüne izin verilmeli. Hizbullah, İsrail’e yönelik saldırılarını durdurmalı.

İRANLILAR ÇİFT TARAFLI KATLİAM RİSKİ ALTINDA

İran’da ABD ve İsrail’in 28 Şubat ile 7 Nisan arasında gerçekleştirdiği on binlerce hava saldırısı sivillerin vahim derecede zarar görmesine neden oldu. ABD’nin Minab’da bir okula düzenlediği hava saldırısında 120’si çocuk 156 kişi öldürüldü. ABD ve İsrail saldırıları enerji santralleri, köprüler, üniversiteler, okullar, konutlar, sağlık merkezleri, çelik fabrikaları ve petrokimya tesisleri de dahil sivil altyapıda geniş çaplı yıkım ve hasara yol açtı. Resmi verilere göre, ABD ve İsrail’in İran’daki saldırıları 7 Nisan itibarıyla yüzlerce çocuk dahil en az 3 bin 375 kişinin öldürülmesine, 25 bin kişinin yaralanmasına yol açtı.

Uluslararası Af Örgütü’nün bugün yayımladığı açıklamaya göre, silahlı çatışmalar ile ölümcül baskılar arasında sıkışan İran halkı çift taraflı risklerle karşı karşıya. ABD-İsrail saldırıları başladığından beri İran yetkilileri, her türlü muhalefeti “düşmanın” yanında yer almakla eş saydı ve muhalif görüşlerini açıklayan veya İslam Cumhuriyeti’nin sona ermesini barışçıl biçimde savunan herkesi açıkça toplu öldürmelerle tehdit etti. Yetkililer, 8 protestocu, 9 muhalif ve casuslukla suçlanan 2 kişi olmak üzere en az 19 kişiyi keyfi olarak infaz etti. Ateşkesle birlikte, İran yetkilileri tarafından katliam suçlarının işlenmesini önlemek ve İran sivil toplumu öncülüğünde, yaşam hakkı gibi insan haklarına saygıyı ve eşitliği güvence altına alan anayasa değişiklikleri de dahil köklü değişim çağrılarını desteklemek için uluslararası toplumun acil diplomatik adımlar atması gerekiyor.

BÖLGE GENELİNDE SİVİLLERİN MARUZ KALDIĞI ZARARLAR

İsrail’de ve işgal altındaki Filistin toprağında siviller hem İran’ın füzeleri hem de Hizbullah’ın fırlattığı roketler nedeniyle ateş altında kaldı. İsrail’de 21 sivil ve 2026’da Lübnan’ın güneyinde meydana gelen çatışmalarda 13 asker olmak üzere en az 34 kişi öldürüldü. Uluslararası Af Örgütü, Beyt Şemeş’te bir sinagogu vuran saldırıda İran’a ait hedef hassasiyeti olmayan balistik füzeler kullanıldığını belirledi. Yemen’deki Husi silahlı grubu Mart 2026 da dahil çeşitli zamanlarda İsrail’e defalarca füze fırlattı. İran’ın füze saldırılarında, işgal altındaki Batı Şeria’da dört Filistinli kadın öldürüldü. 28 Şubat ile 15 Nisan arasında, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 13, Kuveyt’te 7, Bahreyn’de 3, Umman’da 3 ve Suudi Arabistan’da 3 kişi olmak üzere Körfez’de en az 29 kişi öldürüldü. İran’ın bu ülkelere karşı saldırıları, ABD askeri üslerinin ötesine geçerek enerji altyapısına, havalimanlarına, tuzdan arındırma tesislerine ve yerleşim bölgelerine zarar verdi.

ABD, İran, Hamas ve İsrail yetkilileri hukuka aykırı saldırılar gerçekleştirmekten kaçınmalı. Uluslararası hukuk ihlallerine son verilmesi ve süregelen cezasızlıkla mücadele için somut adımlar atılmadığı sürece; savaş suçları ve kitlesel hak ihlallerinin tekrarlanma riski varlığını koruyacaktır.