ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Müslüman Kardeşler’in bölgesel yapılanmalarına yönelik kapsamlı yaptırımlar içeren kararı kamuoyuna duyurdu. Rubio, bu hamlenin Başkan Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri'nin güvenliğine tehdit oluşturan grupların kapasitesini yok etme kararlılığının bir parçası olduğunu vurguladı. Bakan Rubio, alınan kararların terör faaliyetlerine verilen desteği kesmeye yönelik olduğunu belirtti.
"BU SADECE BİR BAŞLANGIÇ"
Bakan Rubio tarafından yapılan açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Müslüman Kardeşler’in Lübnan kolunu "Yabancı Terör Örgütü" (FTO) ve "Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist" (SDGT) kategorilerine dahil ettiği ifade edildi. Örgütün Lübnan’daki lideri Muhammed Fevzi Takkuş da şahsi olarak "Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist" ilan edildi. Kararın ardından bu yapıya ve liderine yönelik varlık dondurma ve işlem yasaklarının yürürlüğe girdiği kaydedildi.
Eş zamanlı olarak ABD Hazine Bakanlığı da Müslüman Kardeşler’in Mısır ve Ürdün yapılanmalarını yaptırım kapsamına aldı. Söz konusu yapılanmaların, ABD’nin terör listesinde yer alan Hamas’a maddi destek sağladıkları gerekçesiyle "Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist" (SDGT) ilan edildikleri belirtildi. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu kararların 14362 sayılı Başkanlık Kararnamesi çerçevesinde hayata geçirildiğini hatırlattı.
Rubio, bu tanımlamaların Müslüman Kardeşler kollarının nerede olursa olsun şiddet ve istikrarsızlaştırma çabalarını engellemeye yönelik kararlı bir mücadelenin açılış hamleleri olduğunu vurguladı. ABD’nin, bu yapıların terör faaliyetlerini finanse etmek için kullandıkları tüm kaynakları kurutmak adına elindeki her türlü aracı seferber edeceğini ifade eden Rubio, sürecin devam edeceğine işaret etti.
Trump yönetiminin attığı bu adımın Orta Doğu’daki siyasi dengeleri önemli ölçüde etkileyebileceği kaydediliyor. Müslüman Kardeşler kollarının doğrudan terör örgütü listesine dahil edilmesinin, bu gruplarla siyasi veya finansal ilişki içerisinde olan diğer ülkeler ve kurumlar için de ciddi yaptırım risklerini beraberinde getirdiği belirtildi. Bu kararın bölgedeki diplomatik ilişkiler üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.