Ahmet ÜNSAL/Manisa
Manisa'da binlerce kişinin yeni yaşam merkezi olarak bilinen Manisa Birliğin mimarı ve Yuntdağı Bölgesi'ndeki Obasya Turizm Geliştirme Kooperatifi'nin yaratıcısı Mustafa Pala, 51 yıllık kooperatifçilik deneyimini ve yeni dönem hedeflerini paylaştı.
Kooperatifçiliğe Çağrı isimli yeni kitabını tanıtan Mustafa Pala: "Bugüne kadar altı kitap, binlerce makale yazdım. Yüzlerce televizyon programı ve otuzu aşkın heykel yapılmasına öncülük ettim."
"51 yıldır aralıksız kooperatifçilik yapıyorum" diyen Pala, Manisa kırsalında ve kent merkezinde hayata geçirilen başarılı uygulamaları hatırlattı. 1970 ve 80'li yıllarda Köy-Koop Manisa Birliği ortaklığıyla zeytinyağı ve salamura tesislerinden kereste fabrikasına, halı atölyelerinden salça fabrikasına kadar birçok üretim tesisinin kurulduğunu belirtti. Kooperatif ortaklarına piyasa fiyatlarının çok altında traktör temin edildiğini, Manisa merkezde üreticinin doğrudan halka ulaştığı büyük bir halk pazarının kurulduğunu ifade etti.
Manisa'nın önemli yerleşim alanlarından biri olan Güzelyurt Mahallesi'nin kuruluş sürecini de hatırlatan Pala, projenin Manisa Birlik öncülüğünde gerçekleştirildiğini söyledi. Süreçte gazeteci Ali Filizkan'ın da aktif destek verdiğini belirterek kendisine teşekkür etti.
"Beş proje, beş hibe, Türkiye rekoru"
Obasya Turizm Geliştirme Kooperatifi bünyesinde hazırlanan beş ayrı projenin tamamına hibe desteği alındığını vurgulayan Pala, bu başarıyla Türkiye'de üst üste beş proje hibesi alan ilk kooperatif olduklarını ifade etti. Büyükşehir ve Yunusemre Belediyeleriyle proje ortaklıkları yaptıklarını belirten Pala, yeni dönemde de yerel yönetimlerle iş birliğini sürdürmek istediklerini söyledi.
Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban'ın, kendisi için kooperatifçilikteki 50. yıl anısına bir belgesel çalışması yaptırdığını hatırlatan Pala, belediye yönetiminin destekleyici yaklaşımının kendilerini motive ettiğini ifade etti.
Belediyelere çağrı: "Önümüzü açın"
Pala, yerel yönetimlerden beklentilerini ise şöyle dile getirdi:
"Kentsel arsa üretimi, planlama ve ruhsatlandırma süreçlerinde önümüzün açılmasını istiyoruz. Kaynak bulmak bizim işimiz. Biz üretiriz, biz örgütleriz, biz başarırız."
1990'lı yıllarda kaleme aldığı Kent Kooperatifçisinin El Kitabı'nın iki baskı yaptığını hatırlatan Pala, son olarak yayımlanan Kooperatifçiliğe Çağrı kitabıyla deneyimlerini ve vizyonunu yeni kuşaklara aktarmayı hedeflediğini söyledi.
"Katılım olmazsa atılım olmaz"
Kooperatif modelinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal kalkınmanın da temel araçlarından biri olduğunu vurgulayan Mustafa Pala, gençleri, üreticileri ve yerel yönetimleri ortak akıl ve dayanışma etrafında birleşmeye davet etti.
"Türkiye'nin ortak başarıya ihtiyacı var. Kooperatifler demokratik yapısıyla hem ekonomik hem toplumsal fayda üretir. Katılım olmazsa atılım olmaz" sözleriyle çağrısını yineledi.
Basın toplantısında yeni projelerini ve kooperatifçilik vizyonunu da paylaşan Pala, ortak üretim ve adil paylaşım kültürünün güçlenmesi halinde Türkiye'nin sosyal ve ekonomik kalkınmasında önemli bir ivme yakalanacağını ifade etti.
KOOPERATİFÇİLİĞE ÇAĞRI
"Kooperatifçilik: Cumhuriyetin kurucu aklı"
Barışı, kardeşliği ve dayanışmayı simgeleyen Ramazan ayının ilk iftarında, "Kooperatifçiliğe Çağrı" kitabımın tanıtımı için sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Mübarek Ramazan'ın tüm insanlığa barış, sağlık ve huzur getirmesini diliyorum.
Bugün burada yalnızca bir kitabı tanıtmak için değil, bir çağrıyı birlikte yükseltmek için toplandık.
Bu kitap, masa başında değil; üretimin içinde, sahada, dayanışmanın tam ortasında yazıldı.
Yarım asrı aşan bir emeğin ve inancın ürünüdür.
Mustafa Kemal Atatürk yalnızca bir devlet kurmadı.
Ekonomik bağımsızlığın temellerini attı ve kooperatifçiliği milletin kendi kendine yetebilmesinin yolu olarak gördü.
Cumhuriyetin ilk yıllarında güçlü bir kamuoyu yoktu, akademik çevreler yoktu; ama bir kurucu irade vardı. Yasalar çıkarıldı, kurumsal yapı oluşturuldu ve kooperatifçilik devlet politikası haline getirildi.
Ne yazık ki bugün o ruhun gerisindeyiz.
Kentlerde üretim zayıflıyor, kırsalda gençler toprağı terk ediyor, gelir dağılımı adaletsizliği büyüyor.
Bu tabloyu değiştirecek en güçlü araçlardan biri kooperatifçiliktir.
Buradan merkezi yönetime açık bir çağrı yapıyorum:
Kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak önlemler alınmalı, bürokratik engeller azaltılmalı, teşvik sistemleri sadeleştirilmeli ve kooperatifler kalkınma planlarının merkezine yerleştirilmelidir.
Yerel yönetimlere sesleniyorum:
Kentlerde ve kırsalda üretim, tüketim, konut, turizm, kadın ve gençlik kooperatifleri yaygınlaştırılmalıdır.
Yerel kalkınmanın omurgası dayanışma ekonomisi olmalıdır.
Toplumcu aydınlara çağrım var:
Kooperatifçilik yalnızca ekonomik bir model değil, demokratik katılımın okuludur.
Üreticilere ve gençlere sesleniyorum:
Tek başımıza zayıfız, birlikte güçlüyüz.
Kooperatifçilik geçmişin değil, geleceğin modelidir.
Ben 51 yıldır kooperatifçilik yapıyorum.
Gördüm ki en büyük sermaye para değil, güvendir.
Bir yürekle bir akıl bir araya geldiğinde başarı kendiliğinden gelir.
70'li yıllarda kırsalda başarı hikâyeleri yazdık.
90'lı yıllarda Güzelyurt Mahallesi'ni kurduk.
2000'li yıllarda turizm kooperatifçiliğinde örnek modeller geliştirdik.
Şimdi yeniden kırsala açılıyor, yeni başarılara hazırlanıyoruz.
Son sözüm şudur:
Kooperatifçilik bir nostalji değil; Cumhuriyetin kurucu aklıdır.
Bu aklı yeniden ayağa kaldırmak hepimizin sorumluluğudur.
Katılım olmazsa atılım olmaz.
Birlikte üretirsek, birlikte büyürüz."