Diyarbakır’dan Bodrum’a giden otobüs devrildi: 8 ölü, 35 yaralı Diyarbakır’dan Bodrum’a giden otobüs devrildi: 8 ölü, 35 yaralı

Yeğeni Adem Çakıcı’yı öldürtmeye azmettirdiği iddiasıyla 17 yıl hapisle cezalandırılan Alaattin Çakıcı’yla ilgili mahkumiyet kararını Yargıtay 1. Ceza Dairesi oy birliğiyle bozdu.

'Organize Suç Örgütü lideri olmak' gerekçesiyle Alaattin Çakıcı'nın da bulunduğu 27 sanıkla ilgili İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği mahkumiyet kararlarını Yargıtay 1. Ceza Dairesi inceledi. Yargıtay’ın usul yönünden bozduğu mahkumiyet kararı İstanbul Bölge İstinaf Mahkemesinde yeniden ele alınacak.

Sanıklar, 25 Eylül 2020 günü Alaattin Çakıcı'nın liderliğinde “Suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak, suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanarak yağmaya azmettirme, silahla tehdit, tasarlayarak öldürmeye azmettirme, kasten yaralamaya azmettirme, nitelikli yağma, cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten silahla genel güvenliğin tehlikeye sokmak” suçlarından çeşitli hapis cezalarına çarptırılmışlardı. Sanık Alaattin Çakıcı ise yeğeni Adem Çakıcı'ya karşı işlediği “Tasarlayarak öldürmeye azmettirmeye teşebbüs” suçundan 17 yıl hapisle cezalandırılmıştı.

Çakıcı'ya verilen hapis cezasını usul ve yasaya uygun bulan İstanbul Bölge İstinaf Mahkemesi 28 Haziran 2021'de yerel mahkeme kararını oy birliğiyle onayarak Çakıcı'nın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verdi. Çakıcı'nın avukatları bu kez Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulundu.

Sözcü'den Özgür Cebe'nin haberine göre; dosyayı inceleyen Yargıtay, davanın esasına girmeden usul eksikliği yönünden mahkumiyet kararını oy birliğiyle bozdu.

Yargıtay, hüküm kurulurken sanık Alaattin Çakıcı'nın savunması alınmadan ve son sözü sorulmadan mahkumiyet hükmü kurulmasıyla savunma hakkının kısıtlandığına dikkat çekti.

Çakıcı'nın SEGBİS yoluyla ifadesinin alınması için Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi’ne talimat yazıldığı, ancak sanığın Bodrum Devlet Hastanesi’nden aldığı sağlık raporunu gerekçe gösterip ifade vermeye gitmediği, mahkemenin ise sanığın sürekli almış olduğu doktor raporlarını gerekçe gösterip savunma yapmadığı, bu durumun yargılamayı uzatmaya yönelik olduğundan mazeretinin reddine karar verdiğine dikkat çekti.

Yargıtay, sanığın savunması alınmayıp, son sözü sorulmadan karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün oy birliğiyle usulden bozulmasına karar verip dosyayı bölge istinaf mahkemesine iade etti.