Vicdani red konusunda verilen iki ayrı mahkeme kararı vicdani redde fiilen “inanç” kriteri getirdi. Bursa’da “İslam Devleti” vurgusu yapılıp, “hoşgörü” gerekçesiyle Hıristiyan vicdani retçi beraat ettirildi. Borçka’da ise “laiklik” vurgusu yapan, "ayrımcılık yapılamayacağını" söyleyen mahkeme ateist Şendoğan Yazıcı’ya ceza verdi.

Haber: KÜBRA AY ULUTAŞ

Mahkemeler vicdani ret konusunda üst üste tartışmalı kararlara imza attı. Bursa’da “Türkiye Cumhuriyeti her ne kadar İslam devleti olsa da, diğer dinlere de hoşgörülüdür” diyen mahkeme, vicdani retçi Hıristiyan bir yurttaşı beraat ettirdi. Borçka Asliye Ceza Mahkemesi ise “Dini ayrıcalık istiyor” diyerek vicdani retçi Şendoğan Yazıcı’ya ceza verdi. Mahkeme gerekçeli kararında önce vicdani reddi “dini inanç şartı”na bağladı, sonra da ceza verdi. Şendoğan Yazıcı, bu kararı istinaf mahkemesine götürdüğü ve beraat kararı verilmesini talep etti.

BURSA’DA “DİNİ HOŞGÖRÜ” İLE BERAAT

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararında “Yedinci Gün Advenist” adlı Hıristiyan mezhebinden olan Yakup Bilensir’in vicdani reddi kabul edildi ve Bilensir hakkında beraat kararı verildi. Sabah gazetesinden Dilek Yaman Demir’in haberine göre, "Türkiye Cumhuriyeti her ne kadar İslam devleti olsa da, diğer dinlere de hoşgörülüdür” ifadesini kullanan mahkeme, Bilensir’in savunmasında “mezhebinde silah tutmanın günah sayıldığını” söylemesini yeterli gördü. “Bedelli askerlik dahi yapamayacağını” söyleyen Bilensir hakkında yerel mahkeme tarafından verilen beraat kararı onandı.

Gözden kaçırmayın

"Suçlu cezasız kalmamalı" "Suçlu cezasız kalmamalı"

ATEİSTE “LAİKLİK” VURGUSUYLA CEZA

Bursa’daki vicdani ret davası “dinlere karşı hoşgörü” vurgusu eşliğinde beraatle sonuçlanırken, vicdani retçi Şendoğan Yazıcı’ya ise “laiklik” vurgusuyla hapis cezası verildi. Borçka Asliye Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında “vicdani red hakkı dini bir içeriğe büründürülmüş” gibi davrandı ve “kimsenin siyasi veya hukuk temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandıramayacağı” vurgusu yaptı. Laiklik vurgulu mahkeme kararında vicdani ret cezalandırılırken Anayasa’nın “kanun önünde eşitlik” ilkesine de gönderme yapıldı. “Hiçbir kişiye, aileye zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” hükümlerini hatırlatan mahkeme, “AİHS’nin 9. maddesi ile vicdani ret hakkının korunduğu, buna göre vicdani ret hakkından yararlanabilmek için, kişinin öncelikle bir inanç sisteminin mensubu olduğunun ortaya konulması gerekmekte olup siyasi ve kişisel sebepler, vicdani ret talebine dayanak olabilecek yeterlilikte değildir” iddiasında bulundu.

“BENİM VİCDANİ REDDİM DİNİ KURALLARLA İLGİLİ DEĞİL”

Vicdani kanaatlerine taban tabana zıt olan zorunlu askerliğin kendisine zorla yaptırılmaya çalışıldığını söyleyen Şendoğan Yazıcı, mahkemenin dini inanç vurgusunu ise şöyle yorumladı: “Ben hiçbir şekilde devletin hiçbir kuralının din kurallara dayandırılmasını talep etmiyorum. Ben bir ateist olarak haklarımın tanınmasını, din ve vicdan özgürlüğümün korunmasını talep ediyorum. İlgili maddede kimsenin vicdani kanaatleri açıklanamayacağı zorlanmayacağı dahi hüküm altına alınmışken ben zorunlu askerlik nedeniyle sürekli olarak vicdani kanaatlerimi açıklamak zorunda bırakılıyorum. Ayrıca belirtmek gerekir ki benim zorunlu askerliğe karşı olan motivasyonum hiçbir dinin kurallarına dayandırılmış ahlaki değerlere dayanmamaktadır.”

Yargılamanın hiçbir aşamasında herhangi bir dini inanç ileri sürmediğini ifade eden Şendoğan Yazıcı, mahkemenin başka bir karardan kopyala yapıştır olarak gerekçeli karar yazdığını söyledi. Türkiye’nin uluslararası sözleşmeler gereği vicdani ret hakkını tanımak zorunda olduğunu söyleyen Yazıcı, “Dini, ahlaki, politik ve benzeri vicdani gerekçelerle askerlik hizmetini yerine getirmek istemeyen vatandaşları askerlikten muaf tutma yükümlülüğü söz konusudur. Bu yükümlülüğü bütün kamu kurumları ve kuruluşları gözetmek zorundadır. Bu konuda TBMM tarafından bir yasal düzenleme yapılmamış olması, kamusal ve yargısal makamların bu yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz” vurgusu yaptı.

ATEİSTLER VİCDAN RETÇİ OLAMAZ MI?

12 yıl önce vicdani reddini açıklayan Şendoğan Yazıcı, Borçka Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen 8 davası olduğunu ve bu davalarda “asker kaçağı, yoklama kaçağı, bakaya” olmak gibi suçlamalarla yargılandığını aktardı. Bir hak olan vicdani reddin dini bir içeriğe büründürüldüğünü vurgulayan Yazıcı, vicdani reddi ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruların ise bekletildiğini hatırlattı. “Mahkeme kararı din ve vicdan özgürlüğünü sadece dini inanç sahipleri için bir hak olarak görüyor. Ateistler vicdani retçi olamaz mı?” diyen Şendoğan Yazıcı, ateistlerin varlığının yok sayıldığını vurguluyor. Sürekli olarak gözaltına alınan ve defalarca vicdani retçi olduğunu kayıt altına aldıran Şendoğan Yazıcı üst üste açılan davalarla karşı karşıya. Yazıcı’nın Anayasa Mahkemesi’nde bekleyen üç, istinaf mahkemelerinde bekleyen 4, asliye ceza mahkemelerinde ise toplam 8 davası bulunuyor.

Şendoğan Yazıcı, evrensel hukukun “aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz” ilkesinin açıkça ihlal edildiğini, daha önce ceza aldığı halde, sürekli yeni davalar açıldığını söyledi. “Hakkımda kesinleşen kararlar olduğu gibi kesinleşmeyi bekleyen kararlar da mevcuttur. Bundan sonra da bu davaların açılacağı muhakkak olup ömrümün sonuna kadar yargılanma ihtimalim bulunmaktadır” diyen Yazıcı, gerekçeli kararda atıfta bulunan Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğü ile ilgili maddesini hatırlattı.

VİCDANİ RET NEDİR?

“Vicdani ret” en basit anlatımla kişinin vicdani ya da ahlaki tercihleri, dini inançları ya da politik görüşleri nedeniyle askere gitmeyi reddetmesi olarak tanımlanıyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’ne taraf tüm ülkelerin vicdani reddi “din ve vicdan özgürlüğü” kapsamında değerlendirmesi gerekiyor. Fakat Türkiye’deki yaklaşım bu minvalde bir politika içermiyor. Avrupa Konseyi’ne üye 47 ülkeden 46’sı vicdani ret hakkını tanıyor. Tek kabul etmeyen ülkenin ise Türkiye olduğu biliniyor.