Türk Tabipleri Birliği (TTB), 27 bin sözleşmeli sağlık çalışanı alınacağını anımsatarak, “Sözleşme kadrolarının artışı ne hekimlerin özlük hakkını ne de toplumun sağlığını iyileştirecek” ifadelerini kullandı.

TTB’den yapılan açıklamada, Resmi Gazete’de yayımlanan 28 Temmuz 2022 tarihli ve karara göre Sağlık Bakanlığı’nın, 2022 yılı sonuna kadar uygulanmak üzere 27 bin sözleşmeli kadro ilan ettiği belirtildi. Kamuda sözleşmeli olan hekimin, sözleşmesi olmayan hekimle aynı işi yapmasına karşın neredeyse iki katı ücret aldığına dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi:

“Resmi Gazete’de yayımlanan kararda da görülmektedir ki; sözleşmeli kadrolarda yapılan artışla ücretleri bir nebze iyileştirerek güvencesizliğe rıza üretilip, kamudan istifaların ve eylemlerin önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın istediği yerlere istediği kadar bu kadrolardan yararlanma hakkı tanıdığı düşünüldüğünde; Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan sonra daha belirgin şekilde gördüğümüz gibi, hekimler arasında eşitsizlik, rekabet ile yalnızlaştırmaya devam edilerek kötü çalışma koşullarına itirazın azaltılmasının amaçlandığı görülmektedir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki yapılacak çeşitli düzenlemelerle sözleşmeyi kabul eden kişilerin özlük haklarına saldırı daha da kolaylaşabilecektir. 

Yataklı tedavi birimlerinde çalışan uzman hekimlerin sözleşmeli kadro sayısının artırıldığı bu adımda asıl soru şudur: Tedavi edici hizmetlerin verildiği sağlık kurumlarında güvencesiz çalışma koşulları dayatılan hekim sayısının artırılması; toplum sağlığını koruyacak ve her yurttaş için sağlık hak olabilecek midir? Sorunun cevabı çok açıktır... Bilimsel yol, toplum sağlığını önceleyen bir sağlık sisteminde koruyucu sağlık hizmetlerini geliştirilmesi ile tedavi edici sağlık hizmetlerinin olduğu kurumlardaki yükü azaltmaktır. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumunda kamusal yaklaşım vazgeçilmez olmalı; birinci basamak sağlık hizmetine/sağlık çalışanlarına/hekimlerine hak ettikleri değer artık verilmelidir. Basamaklandırılmış sağlık sistemi hızla devreye sokulmalı; toplumu ikinci ve üçüncü basamağa yani hastanelere yönlendiren kışkırtılmış/popülist sağlık yaklaşımından vazgeçilmelidir. Bu yöntemde birikim ekonomisinden beslenenler dışında kimse zarar etmeyecektir.

Akşener’in Niğde’de dinlediği çiftçi: Beş tane şirkete vere vere canımız çıktı Akşener’in Niğde’de dinlediği çiftçi: Beş tane şirkete vere vere canımız çıktı

Türk Tabipleri Birliği olarak sözleşme kadrosu sayısının artırılmasının sağlık sisteminden kaynaklanan sorunlara şifa olmayacağını yeniden ifade ediyoruz. Yıllardır savunduğumuz gibi, sözleşmeli kadrolar yerine sağlığa ayrılan bütçenin önceliğinin koruyucu sağlık hizmetlerine verilerek planlanması; tüm hekim/sağlık çalışanlarına gelecek kaygıları olmadan, hak ettikleri, emekliliğe yansıyan temel ücretlerin sağlanması gerektiğini bir kez daha dile getiriyoruz. Asıl ihtiyaç her çalışanın olduğu gibi bizlerin de hakkımızı alabildiğimiz; toplumsal sağlık hakkı için düzenlemeler yapılan bir sağlık sistemidir.”