Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), 10 Ekim katliamıyla ilgili Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 3 Ağustos 2018 tarihli kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunun Yargıtay 3. Dairesi’nce “dava ehliyeti” nedeniyle reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), 10 Ekim katliamıyla ilgili Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 3 Ağustos 2018 tarihli kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunun Yargıtay 3. Dairesi’nce “dava ehliyeti” nedeniyle reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı.

ISPARTALI ELMA ÜRETİCİSİ: 6-7 KİLO ELMA SATMAMIZ LAZIM, 1 KİLO MAZOT ALMAK İÇİN. BU, PARTİ MESELESİ DEĞİL. MEMNUN OLAN YOK ISPARTALI ELMA ÜRETİCİSİ: 6-7 KİLO ELMA SATMAMIZ LAZIM, 1 KİLO MAZOT ALMAK İÇİN. BU, PARTİ MESELESİ DEĞİL. MEMNUN OLAN YOK

TMMOB, 10 Ekim katliamıyla ilgili Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03/08/2018 tarihli ve 2016/232 Esas 2018/187 Karar sayılı kararın temyiz başvurusunun Yargıtay 3. Dairesi’nce “suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakları bulunmayan katılan vekillerinin hükmü temyiz yetkileri bulunmadığından, davaya katılmalarına ilişkin kararlar hukuki değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceği anlaşılmakla" gerekçesiyle reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

Başvuru dilekçesinde başvuruya konu olayların ve başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların tarih sırasına göre açıklanmasının ardından TMMOB’nin, canlı bomba saldırısının "doğrudan" hedef aldığı mitingin düzenleyicisi ve çağrıcılarından olduğu, mitingin düzenleme kurulunda yer aldığı, başvuru ve organizasyon süreçlerini yürüttüğü, ülke genelinde çağrısını ve çalışmasını yaptığı, aralarında üyelerinin ve yöneticilerinin de bulunduğu binlerce katılımcının olduğu, mitinge yönelik gerçekleşen saldırı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine değinildi.

Başvuruda, Anayasa Mahkemesi kararlarında da ifade edildiği üzere ifade özgürlüğünün özel bir biçimi olan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılması bakımından devletin, hakkın kullanımına engel olmama yükümlülüğü olduğu gibi aynı zamanda hakkın kullanımına yönelik üçüncü kişilerden gelebilecek saldırıları önlemesi yükümlülüğünün de bulunduğu, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Devletin müdahale etmemesi gereken bir özgürlük olmakla birlikte, Devletin bir yandan toplanma özgürlüğünü ihlal etmekten kaçınması gerekirken, diğer yandan da bu hakkın kullanılmasını sağlamak için gereken önlemleri de almak zorunda olduğu belirtildi.

“DEVLET, MİTİNGE İLİŞKİN OLAĞAN TEDBİRLERİ DAHİ ALMADI”

Başvuru eklerinde yer alan beyanların, miting öncesi emniyet birimlerine gelen ihbarların, canlı bombaların da aralarında bulunduğu örgüt üye ve yöneticileri hakkında yıllarca süren teknik ve fiziki takip ve incelemelerin sonuçlarının, yakalama kararına karşın yakalanmayan örgüt yöneticilerine ilişkin belgelerin, katliamın göz göre göre geldiğinin ortaya konulması anlamına geldiğinin belirtildiği dilekçenin devamında, soruşturma ve kovuşturma sürecinde bir kısmı ortaya çıkan hususların; katliamı gerçekleştirenlerin de aralarında bulunduğu IŞİD üyelerinin Devlet birimlerince izlendiğini, bilindiğini ve dahi kollandığını gösterdiğine değinildi. Devletin, TMMOB'nin düzenleyicisi olduğu mitinge ilişkin olağanüstü tedbirler bir yana olağan tedbirleri dahi almadığı, aksine saldırganların alana girişine imkan sağlayacak uygulamalarda bulunduğu ifade edildi.