Manisa'da çekirdeksiz Sultaniye üzümüyle meşhur olan Sarıgöl ilçesi bir kere daha JES tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

"Temiz enerji" olarak sunulan fakat kurulduğu her bölgede kanser ve solunum yolları hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa neden olan Jeotermal Enerji Santrali (JES) şimdi de Manisa'nın Sarıgöl ilçesini tehdit ediyor. Mezopotamya Ajansı'ndan Tolga Güney'in haberine göre çekirdeksiz Sultaniye üzümünün yetiştiği ilçe Alaşehir, Salihli ve Turgutlu ile birlikte Gediz Ovası’nda bulunuyor. Türkiye'nin tarımsal üretiminin neredeyse yüzde 10'unu karşılayan bölge aynı zamanda Türkiye'de çekirdeksiz kuru üzümün yüzde 84,6'sını üretiyor.

Alaşehir ve Salihli'de 10 JES ve 500'den fazla jeotermal sondaj kuyusunun, doğaya saldığı ağır metalli sular, atmosfere bıraktığı kükürt dioksit ve nem dünyaca ünlü Sultaniye üzümünü tehlikeye soktu. Sarıgöl’de senelerdir aynı duruma getirilmek için uğraşılıyor. Sarıgöllüler ilk olarak 2018 senesinde bölgeye gelen JES firmasına karşı başlatılan hukuki mücadeleyi kazandı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün ‘ÇED gerekli değildir' kararı önce yerel mahkemede 2020 yılında ise Danıştay’da iptal edildi. 

Fakat bu kararın hemen ardından bu kez AGB Enerji firması, 2021 Mart ayında "ÇED gerekli değildir" kararı alarak bölgeye JES kuyuları açmak için başvuruda bulundu. İlçede bulunan Tırazlar, Sığırtmaçlı, Emcelli, Yalınayak ve Yukarı Koçaklar köylerine 6 kuyu açılmak isteniyor. Üzüm bağları ve zeytin ağaçlarının yakınında bulunan kuyular bölgeyi tarımsal anlamda olumsuz etkileyecek. Bu projeye karşı da dava açan bölge halkı bilirkişi heyetini incelemesi için tarih bekliyor. 

"COĞRAFİ KONUM BU JES'LERE MÜSAİT DEĞİL"

JES’lere karşı yıllardır mücadele eden Sarıgöl Ziraat Odası Başkanı Ali İhsan Ülgen, JES şirketlerinin ilçenin başına bela olduğunu aktardı. Alaşehir ilçesinin JES’lerle bitirildiğini vurgulayan Ülgen, sıranın kendilerine geldiğini fakat buna izin vermeyeceklerini kaydetti. 5 mahallede 6 kuyu açılmak istenmesine karşı yürütmeyi durdurma davası açtıklarını belirten Ülgen, “Sarıgöl’ün 40 bine yakın nüfusu var. İlçe 192 bin dönüm tarım arazisine sahip. Kişi başı 5 dönüm tarım arazisi olan bir ilçe. Yani toprak fakiri olan bir ilçeyiz. Coğrafi olarak ise etrafı dağlarla çevrilmiş. Coğrafi konum bu JES’lere müsait değil. Çünkü dumanın gideceği yer yok. Gediz Ovası'nın en doğusunda bulunuyoruz. 15 kilometre sonra Gediz bitiyor. Buğday ve arpa tarlaları var. Onun için bu JES’lerin durdurulması lazım” dedi. 

"MENDERES OVASINI JES'LER BİTİRDİ"

JES’in zararlarını çevre il ve ilçelerde gördüklerini dile getiren Ülgen, şöyle devam etti: “Eskiden Aydın Nazilli ve Germencik kanserin en az görüldüğü yerlerdi. Bugün Aydın Menderes Ovası’nı JES’ler bitirdi. Yüzlerce kuyu kazıldı. Artık ne zeytini ne de inciri yenilir. Hatta Menderes Nehrinden eskiden 50 kiloluk balıklar çıkardı. Artık nehirde canlı kalmadı. Menderes Havzasında kanser oranı yüzde 38 artmış. JES’ler burada da kanser, solunum, akciğer hastalıklarına neden olacak. Onun için bu JES’leri durdurmak için elimizden geleni yapacağız.” 

Gözden kaçırmayın

Marmaris Ekolojik Mücadele Komitesi'nden Kaftancıoğlu'na destek Marmaris Ekolojik Mücadele Komitesi'nden Kaftancıoğlu'na destek

"HUKUKİ OLARAK HER TÜRLÜ RİSKİ ALMAYA HAZIRIM"

JES yapılmak istenen yerlerin değerli tarım arazileri olduğunun altını çizen Ülgen, “Bu ay içinde bilirkişi keşfi yapılması bekleniyor. Buradan lehimize bir rapor çıkacağına inanıyorum. Kuyular tam üzüm bağları içinde yapılıyor. 20-30 yıl enerji alacaksın diye toplumu kanser edeceksin. Bu topraklar 1 milyon yıl sonra kendine gelecek. Biz bir daha görmeyeceğiz. Ben bu işe ölümüne karşıyım. Yapılmaması için hukuki olarak her türlü riski almaya hazırım. Sarıgöl halkından da destek bekliyoruz. Sarıgöl’ü bu davanın takipçisi olmaya çağırıyorum” diye belirtti. 

"ÇIKAN YÖNETMELİĞE KARŞIYIZ"

Bölgelerinde zeytin ağaçları da bulunduğunu söyleyen Ülgen, yeni çıkan maden yasasına da değindi. Zeytinin barışın simgesi olduğunun altını çizen Ülgen, “Böyle faydalı bir ağacı maden, JES ya da başka şey için yok etmeyelim. Maden bir gün bitecek, sonu var. Bu ağaç bin yıl sonra yine zeytin verecek. Bu zeytinleri kesip, taşı toprağı kaldırıp bir daha verim vermez hale getireceksin. Neye yarayacak? Bin kamyon maden aldın. Ne olacak. Çıkan yönetmeliğe karşıyız. Zeytinin tonu kaç para madenin tonu kaç para. Bunları ölçüp, biçip bir değerlendirin” diye konuştu.