<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 30 Apr 2026 16:58:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1 Mayıs Taksim İnisiyatifi: Yarın 11.00'de Mecidiyeköy'de olacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/1-mayis-taksim-inisiyatifi-yarin-1100de-mecidiyekoyde-olacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/1-mayis-taksim-inisiyatifi-yarin-1100de-mecidiyekoyde-olacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Mayıs Taksim İnisiyatifi, İstanbul Valiliği'nin bazı ilçelerde eylem yasağı kararı almasının ardından planlarında bir değişiklik olmadığını duyurdu. İnisiyatif, yarın Taksim'e yürümek üzere saat 11.00'de Mecidiyeköy'de bir araya geleceklerini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Valiliği, 1 Mayıs'ta Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Beşiktaş ilçelerinde eylem ve etkinlik yasağı kararı aldı. Kararın ardından açıklama yapan 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi, 7 Nisan'da İstanbul Valiliği'ne 1 Mayıs'ta Taksim'de olacaklarını bildirdiklerini ve bu bildirim karşısında olumsuz bir yanıt almadıklarını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnisiyatif tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Tertip Komitemiz, 7 Nisan’da İstanbul Valiliği'ne 1 Mayıs'ta Taksim'de olmak üzere bildirimde bulunmuştur ve bildirimimiz karşısında olumsuz bir yanıt almamıştır. İşçi sınıfının tarihsel mücadelelerinin yanı sıra Anayasal haklar, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına bağlı olarak Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu tartışmasız bir şekilde tescillenmiş, bu hak izne tabi olmaktan çıkmıştır. Resmi makamlara bildirdiğimiz ve kamuoyuna çağrı yaptığımız üzere yarın 1 Mayıs 2026'da Taksim İnisiyatifi olarak 11.00’de Mecidiyeköy'de olacağız.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/1-mayis-taksim-inisiyatifi-yarin-1100de-mecidiyekoyde-olacagiz</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/04/1361088-1.webp" type="image/jpeg" length="99508"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Gamze Taşcıer: Taksim yasağını yırtıp atacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-gamze-tascier-taksim-yasagini-yirtip-atacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-gamze-tascier-taksim-yasagini-yirtip-atacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, 1 Mayıs’a yönelik Taksim yasağına tepki göstererek partisinin 1 Mayıs Manifestosu’nu açıkladı. Taşcıer, Taksim’in emekçilerin hafızasında yer ettiğini belirterek, "Bu yasağı yırtıp atacağız" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde düzenlediği basın toplantısıyla partisinin 1 Mayıs Manifestosu’nu paylaştı. Taşcıer, açıklamasında Taksim Meydanı’nın gösterilere kapatılmasını eleştirerek, kentin merkezinin emekçiler için taşıdığı önemi vurguladı.</p>

<p>Taşcıer, Taksim Meydanı’nın emekçilerin hafızasında kolektif bir kimliği temsil ettiğini ifade ederek şunları kaydetti: "Dünyanın her yerinde 1 Mayıs, kentin çeperlerinde değil, merkezinde karşılık bulur. Bu yüzden her ülkede emekçiler kentin kalbine yürür. Türkiye’de bu kalbin adı Taksim Meydanı’dır. Taksim; emekçilerin hafızasında yer etmiş bir mekândır. Emekçinin, ücretlinin, emeklinin direncini ve kolektif kimliğini taşıyan bir mekândır. Bu yüzden Taksim’in emekçiye kapatılması, emeğin hafızasına yönelen doğrudan bir müdahaledir. İtirazımız öncelikle yasaklaradır. Taksim’i yasaklayanlaradır. Bu yasağı yırtıp atacağız."</p>

<p>AK Parti iktidarı döneminde işçilerin ve emeklilerin açlık sınırında yaşamaya zorlandığını belirten Taşcıer, devletin meşruiyetinin en zayıf yurttaşın hakkını koruduğu ölçüde var olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin 1 Mayıs’a çalışanın yoksullaştığı, kadınların istihdamdan dışlandığı ve iş cinayetlerinin yaygınlaştığı bir tabloyla girdiğini söyleyen Taşcıer, sendikal hakların engellendiği bir çalışma rejiminin inşa edildiğini ifade etti. Taşcıer, Soma, İliç ve Kartalkaya gibi olaylardan sonra hiçbir bürokratın hesap vermediğini, işçinin sesinin kısılması için grev hakkının idari kararlarla kuşatıldığını vurguladı.</p>

<h2>İŞSİZLİK SİGORTASI FONU TEPKİSİ</h2>

<p>Taşcıer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki devlet katkısının yüzde 50 oranında azaltılmasına yönelik düzenlemeye de tepki gösterdi. Fonun amacına uygun kullanılmadığını ifade eden Taşcıer, "Dün yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla da fondaki devlet desteği yarı yarıya düşürülmüş, böylece AKP iktidarı bir kez daha emeğe bakışını göstermiştir. 1 Mayıs öncesi olması da AKP’nin işçiye, emekçiye, ücretliye biçtiği değerle tutarlıdır. Kamu kaynağı emeği korumak yerine sermayenin yükünü hafifletmek için kullanılmıştır" dedi.</p>

<h2>İTİRAZIMIZ ÖNCELİKLE YASAKLARADIR</h2>

<p>Gamze Taşcıer, partisinin iktidara gelmesi durumunda hayata geçireceği 26 maddelik 1 Mayıs Manifestosu’nu şu şekilde sıraladı:</p>

<p>Manifestonun iş cinayetlerine, düşük ücrete, güvencesizliğe, taşerona ve sendikasızlaştırmaya karşı bir itiraz olduğunu belirten Taşcıer, öncelikle Taksim yasağının kaldırılacağını vurguladı. Kurulacak düzende ücretlilerin açlıkla terbiye edilmeyeceğini, asgari ücretin ailenin insanca yaşamını esas alacağını belirtti. Gelirin adil paylaşıldığı bir ücret rejiminin kurulacağını, vergi sisteminin emeği cezalandıran yapısının değiştirileceğini ve damga vergisi gibi yüklerin kaldırılacağını kaydetti.</p>

<p>Çalışanların ürettiği değerden pay alacağını ve emeklilerin insan onuruna yaraşır aylıklara kavuşacağını belirten Taşcıer, adil bir kademeli emekliliğin hayata geçirileceğini ifade etti. Eş değerde işe eşit ücret ilkesinin uygulanacağını, bakım yükünün sadece kadınların omzunda olmayacağını, ücretsiz kreşler ve bakımevlerinin yaygınlaştırılacağını söyledi. Sendikal hakların genişletileceğini, kamu emekçilerinin gerçek toplu pazarlık hakkına kavuşacağını ve hakem kurullarının tarafsız hale getirileceğini dile getirdi.</p>

<p>İş cinayetlerinde cezasızlığın sona ereceğini, çocuk emeği sömürüsünün ortadan kaldırılacağını ve MESEM uygulamalarının sonlandırılacağını belirten Taşcıer, işçi sağlığı ve güvenliğinin kamusal bir sorumluluk olarak yeniden yapılandırılacağını vurguladı. Kayıt dışı çalışmanın önleneceğini, çalışma mevzuatının uluslararası standartlara uyumlu hale getirileceğini ve işsizliğe karşı koruyucu mekanizmaların güçlendirileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taşcıer, motokuryelerin, platform çalışanlarının ve uzaktan çalışanların hukuki güvence altına alınacağını, algoritmik denetimin sınırsız bir otoriteye dönüşmesine izin verilmeyeceğini belirtti. Yeşil dönüşümün maliyetinin emekçilere yüklenmeyeceğini, karbon yoğun sektörlerde çalışanların yeni becerilerle destekleneceğini ve aşırı sıcaklarda çalışanlar için yeni işçi sağlığı standartları getirileceğini ifade etti. Sosyal güvenlik sisteminin adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulacağını, sosyal devletin güçlendirileceğini ve sosyal diyaloğun kurumsallaştırılacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-gamze-tascier-taksim-yasagini-yirtip-atacagiz</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/gamze-tascier-1.png" type="image/jpeg" length="59021"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[RTÜK’ten 4 kanala ve 3 dijital platforma yaptırım kararı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/rtukten-4-kanala-ve-3-dijital-platforma-yaptirim-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rtukten-4-kanala-ve-3-dijital-platforma-yaptirim-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[RTÜK; Halk TV, SZC TV, Kanal D, NOW TV ile Netflix, Prime Video ve HBO Max'e idari yaptırım uyguladı. Yapılan incelemelerde "eleştiri sınırlarının aşıldığı" ve "yoğun şiddet" içeriklerinin bulunduğu belirlendi. Bazı yapımların kataloglardan çıkarılmasına ve idari para cezalarına hükmedildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), televizyon kanalları ve dijital platformlara yönelik gerçekleştirdiği denetimler sonucunda 4 kanal ve 3 platforma idari yaptırım uygulanmasını kararlaştırdı. Üst Kurul, söz konusu yayınlarda eleştiri sınırlarının aşıldığını ve şiddet unsurlarının yoğun şekilde kullanıldığını saptadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>RTÜK tarafından yapılan değerlendirmede, Halk TV ve SZC TV’ye "eleştiri sınırlarının aşıldığı" gerekçesiyle idari para cezası verildi. Halk TV’de yayımlanan "Sansürsüz" programında CHP Milletvekili Cemal Enginyurt’un Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik ifadelerinin "eleştiri sınırını aştığı ve küçük düşürücü nitelik taşıdığı" gerekçesiyle yüzde 2 oranında ceza uygulandığı kaydedildi. SZC TV’de yayınlanan "Nokta Atışı" programında ise TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in bazı ifadelerinin "devlet kurumlarını küçük düşürdüğü ve eleştiri sınırını aştığı" tespit edilerek yüzde 1 idari para cezası verildiği belirtildi.</p>

<p>Karara muhalefet şerhi düşen RTÜK üyesi Tuncay Keser, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına atıf yaparak, kamu kurumları ve siyasetçilere yönelik eleştirilerde ifade özgürlüğü sınırlarının daha geniş yorumlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>EŞREF RÜYA DİZİSİNE ŞİDDET CEZASI</h2>

<p>Kanal D’de yayınlanan "Eşref Rüya" adlı dizinin 38, 39 ve 40. bölümlerindeki şiddet sahneleri Üst Kurulda ele alındı. RTÜK İzleyici Bildirimleri Sistemi’ne 1 Nisan-17 Nisan 2026 tarihleri arasında söz konusu diziye ilişkin iletilen 623 şikayeti değerlendiren Üst Kurul, medyadaki şiddetin gerçek hayattaki şiddetten daha sık tekrar ettiğine dikkati çekti. Dizideki şiddet sahnelerinin şiddeti olağanlaştırdığı, yöntem öğretici nitelikte olduğu, özendirici ve model oluşturucu biçimde sunulduğu vurgulandı. Kanal D’ye 6112 sayılı Kanun’un "Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz" hükmünü ihlal etmekten idari para cezası uygulandı.</p>

<h2>DİJİTAL PLATFORMLARA KATALOGDAN ÇIKARMA MÜEYYİDESİ</h2>

<p>HBO Max tarafından yayımlanan "Altın Çocuk" adlı dizi, içerdiği yoğun şiddet sahneleri nedeniyle kurul gündemine geldi. Ekranda gösterilen şiddetin gündelik yaşamda sorunların çözümünde şiddete başvurmak yönünde eğilimlere neden olabildiği belirtilerek, HBO Max’a idari para cezası ve katalogdan çıkarma cezası verildi. Prime Video’da yayınlanan "Gangs Of Lagos" (Lagos Çeteleri) isimli film de şiddeti bir araç olarak meşrulaştırdığı ve çocuklar üzerinde yıkıcı rol model etkisi yaratabileceği gerekçesiyle benzer yaptırımlara maruz kaldı. Kuruluşa idari para cezası ve katalogdan çıkarma cezası uygulandığı kaydedildi.</p>

<p>Netflix’te yayımlanan "Trigger" adlı dizideki yoğun şiddet içerikleri ve 6. bölümdeki okul saldırısı sahnesinin sorumlu yayıncılıkla bağdaşmadığı ifade edildi. Dizide şiddetin estetize edildiği ve genç izleyicilerde taklit etme davranışı oluşturabileceği vurgulanarak Netflix’e idari para cezası ve ilgili içeriğin katalogdan çıkarılması yaptırımı uygulandı. RTÜK ayrıca, Adalet Bakanlığı ile koordineli olarak mahkemelerce verilen yayın yasağı kararlarının uygulanmasına yönelik yayıncı kuruluşlara rehber niteliğinde ilke kararlarının belirlenmesini kararlaştırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/rtukten-4-kanala-ve-3-dijital-platforma-yaptirim-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/09/rtuk-21.png" type="image/jpeg" length="15460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması: Anne ve babadan DNA örneği alındı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gulistan-doku-sorusturmasi-anne-ve-babadan-dna-ornegi-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gulistan-doku-sorusturmasi-anne-ve-babadan-dna-ornegi-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması kapsamında anne Bedriye Doku ve baba Halit Doku’dan Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) DNA örnekleri alındı. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen işlemlerde alınan örnekler, tutuklu bulunan eski valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’in aracındaki bulgularla karşılaştırılacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturma çerçevesinde, Doku’nun anne ve babasının "mağdur" sıfatıyla ifadelerinin ve DNA örneklerinin alınmasına karar verdi. Diyarbakır’da ikamet eden anne Bedriye Doku ile baba Halit Doku, sabah saatlerinde adliyeye giderek Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade verdi. İfade işlemlerinin tamamlanmasının ardından Bedriye ve Halit Doku, DNA örneği vermek üzere Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi.</p>

<p>Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, adli tıp kurumunda gerçekleştirilen işlemlerin ardından yaptığı açıklamada, anne ve babadan kapsamlı DNA örnekleri alındığını belirtti. Çimen, DNA incelemesinin Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nün ortak çalışmasıyla yürütüleceğini kaydetti.</p>

<h2>TUNCAY SONEL SUÇ SORUŞTURMASI KAPSAMINDA ALINAN BİR DNA BU</h2>

<p>Soruşturmanın seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan avukat Ali Çimen, baş şüpheli Tuncay Sonel’in daha önce görevi sırasında yaptığı ileri sürülen "örtbas" eylemleri nedeniyle yargılandığını hatırlatarak şunları söyledi:</p>

<p>"Baş şüpheli Tuncay Sonel işlediği kişisel suçlardan dolayı yargılanıyordu. Yargılanmasının temelini de görevi sırasında yapmış olduğu örtbasa yönelik eylemler oluşturuyordu. Bugün itibarıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla anne Bedriye Doku ve baba Halit Doku’dan kapsamlı ve çeşitli bir şekilde DNA'ları alındı. Bu DNA'lar Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nün ortak bir çalışmasıyla DNA incelenmesi yapılacak bu dosyada. Bunun dosyamız açısından önemi, şu ana kadar biliyorsunuz biz de taleplerimiz hep o yönlüydü. Bu baş şüpheli Tuncay Sonel'in insan öldürülmeye yönelik eyleminden de hakkında bir soruşturma yürütülmesi gerektiğiydi. Bu işlem ile biz görüyoruz ki artık ilgili insan öldürmeye yönelik olarak da delillerin toplandığını görüyoruz. Bunu Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı yapıyor. Bunun bilinmesi gerekir. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı ilk defa alıyor. Yani Tuncay Sonel suç soruşturması kapsamında alınan bir DNA bu. Burada bir de çeşitlilik var."</p>

<p>Dosyada gizlilik kararı nedeniyle açıklanamayan yeni gelişmelerin olduğunu dile getiren Çimen, "Yeni bir gelişme var. Tabii dosyanın gizliliği yönünden bizim de onu söylememiz doğru olmaz. İşlemler tamamlandıktan sonra açıklanacak. Ama tabii ki çok ciddi bir ilerleme sağlandı. Ondan dolayı da buna ihtiyaç duyuldu. Dosyamız açısından dediğim gibi katkısı artık Tuncay Sonel yönünden de insan öldürülmeye yönelik olarak hakkında soruşturma işlemleri yapıldığını görüyoruz. Anneden saç, doku, kan ve tırnak 4 tane ben biliyorum ama çok kapsamlı bir araştırmaydı. Çok kapsamlı bir yazı hazırlanmıştı. Çok titiz bir soruşturma yürütüldüğünü görüyoruz. Yani bir soruşturmanın sonuçlarını bekliyoruz artık. Yani onu ifade etmeyeyim ama değiştirilen bir araçtan bahsedildiğini duydum sanki" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"TEK İSTEĞİMİZ KIZIMIZIN NAAŞININ BULUNMASI"</h2>

<p>Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku ise yaptığı açıklamada, altı yıldır kardeşinin naaşına ulaşmak için mücadele ettiklerini vurguladı. Anne ve babasından alınan DNA örneklerinin önemine değinen Doku, "Bugün annemden, babamdan DNA örneği alındı. Çok ciddi bir şekilde çalışmalar sürdürülüyor. 6 yılda bizim bir hayvanın doğada kendi adına yapmayacağı kötülüğü bize yapmışlar. Bizim tek isteğimiz kızımızın biraz önce naaşının bulunması, anne babamın dünyadayken o mezar taşında bir Fatiha okuması 6 yıldır annem babamın zaten tek isteği bu. Tuncay Sonel dönemin valisi yani kızımızı koruması gereken bize evladımızı vermesi gereken kişi oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından kızımız canice öldürülmüş. O yetmemiş o da bizi ve devletin bütün kurumlarını köprüye götürüp 220 günden daha fazla bizi köprüde mağdur etmiştir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aygül Doku, dönemin valisi Tuncay Sonel’in mal varlığına el konulması çağrısında bulunarak, delillerin karartılmaması adına bu adımın elzem olduğunu savundu. Doku, "Tuncay Sonel bu serveti nereden getirmiş bilmiyorum. Özellikle bakanlarımıza buradan çağrımızdır. Bir an önce bu şeytanın mal varlığına el konulması gerekmektedir. Çünkü gelinen noktada görülüyor ki açık ve beyan ortadadır bu. Hastanenin başhekiminden tutun ki Engin Yücel'in Zaynal Abakarov'un babası, 'Bu bizi işte Antalya'ya en lüks otele götürmüş' diyor. Milyarlarca, milyonlarca para harcanmış. Bu parayı nereden getirmiş, kızımızın bütün delillerini bu kadar silebilmiş? Bu yüzden daha fazla delil silmemesi adına, daha fazla insan satın almama, insanın vicdanını satın almama adına bunun mal varlığına el konulması elzemdir" şeklinde konuştu.</p>

<p>Soruşturmanın Erzurum, Tunceli ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından titizlikle yürütüldüğünü kaydeden Aygül Doku, bir "suç şebekesi" ile karşı karşıya olduklarını ve bu yapının adalet önünde hesap vermesini istediklerini belirtti. Doku ayrıca, Tuncay Sonel’in mahkemedeki "ailenin isteği üzerine su çalışmalarını devam ettirdim" yönündeki savunmasının gerçeği yansıtmadığını, ailenin ilk günden itibaren kardeşlerinin intihar etmediğini savunduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gulistan-doku-sorusturmasi-anne-ve-babadan-dna-ornegi-alindi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/diyarbakir-adli-tip.jpg" type="image/jpeg" length="27189"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü’nden “Taksim protestolara açılsın” kampanyası]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutunden-taksim-protestolara-acilsin-kampanyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutunden-taksim-protestolara-acilsin-kampanyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü, 1 Mayıs öncesinde Taksim Meydanı'nın barışçıl toplanma ve gösterilere yeniden açılması talebiyle bir kampanya başlattı. Kampanya kapsamında İçişleri Bakanlığı'na hitaben hazırlanan dilekçede, yasaklara son verilmesi ve bu hakkın kullanımının güvence altına alınması istendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesinde Türkiye yetkililerine yönelik bir çağrıda bulunarak Taksim Meydanı'nın barışçıl protestolara yeniden açılması için <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/taksim-protestolara-acilsin" rel="dofollow"><span style="color:#3498db">kampanya</span></a><span style="color:#3498db"> </span>başlattığını duyurdu.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü tarafından yapılan açıklamada, barışçıl toplanmanın temel bir hak olduğu hatırlatılarak devletin yükümlülüğünün bu hakkı engellemek değil, güvence altına almak olduğu ifade edildi. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri gereği barışçıl toplanma hakkını korumakla yükümlü olduğu belirtilen açıklamada; bu sorumluluğun gereksiz müdahalelerden kaçınmayı, katılımcıların güvenliğini sağlamayı ve protestoların barışçıl şekilde gerçekleşmesini kolaylaştırmayı içerdiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>YETKİLİLERİN PROTESTO HAKKINI KISITLADIĞI VURGULANDI</h2>

<p>Hazırlanan kampanya metninde, Türkiye'de protestoların "önceden belirlenen alanlar" gerekçesiyle kent merkezlerinden uzaklaştırıldığına dikkat çekildi. Bu durumun protesto hakkının özüne aykırı biçimde görünürlüğü sınırladığı ifade edilerek Taksim Meydanı'nın bu yaklaşımın en sembolik örneklerinden biri olduğu belirtildi. Açıklamada, 1 Mayıs kutlamaları, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü ve Onur Yürüyüşleri gibi yıllarca barışçıl şekilde gerçekleşen birçok toplanmanın yasaklandığı; Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’ndaki eylemlerinin ise 10 kişinin katılımıyla sınırlandırıldığı aktarıldı.</p>

<p>Yasak kararlarının çoğu zaman son anda alındığı, ulaşımın durdurulmasıyla birlikte yalnızca protestocuların değil, bölgedeki tüm yurttaşların hareket özgürlüğünün kısıtlanmakta olduğu bildirildi. Barışçıl gösterilere yönelik müdahalelerde biber gazı, tazyikli su ve plastik mermiler gibi araçların kullanıldığı; katılımcıların gözaltına alınarak yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, Taksim Meydanı'nın protestolara kapatılması sürecinin 2013 yılında başladığı ve Gezi Parkı protestoları sonrasında derinleştiği kaydedildi. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Aralık 2023 tarihinde, 2014 ve 2015 yıllarındaki 1 Mayıs kutlamaları sırasında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) barışçıl toplanma özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine hükmettiği hatırlatıldı. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2013 yılında, 2008 yılındaki kısıtlamalarla ilgili olarak devletin hak ihlali yaptığına karar verdiği bilgisi paylaşıldı.</p>

<p>Türkiye yetkililerinin on yılı aşkın süredir barışçıl toplanma hakkını kısıtladığı ifade edilen açıklamada, protesto hakkının diğer tüm hakların korunması için hayati bir araç olduğu vurgulandı. Yetkililerin AYM ve AİHM’in bağlayıcı kararlarına saygı göstermesi gerektiği belirtilerek, kolluk görevlilerinin barışçıl toplanmaların yapılabilmesini sağlama görevini yerine getirmeleri ve katılımcıların haklarını korumak üzere gerekli adımları atmaları çağrısında bulunuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutunden-taksim-protestolara-acilsin-kampanyasi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/taksim-yasak-1.png" type="image/jpeg" length="51698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel, Journal of Democracy için yazdı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-journal-of-democracy-icin-yazdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-journal-of-democracy-icin-yazdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Journal of Democracy dergisindeki makalesinde Türkiye'de kazanılacak demokratik zaferin küresel öneme sahip olduğunu belirterek, halkın otoriterleşmeye karşı yürüttüğü mücadeleyi vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, uluslararası alanda saygınlığı bulunan Journal of Democracy dergisi için kaleme aldığı "Türkiye’nin Demokrasisini Nasıl Yeniden İnşa Ederiz" başlıklı makalesinde ülkenin demokratik geleceği üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Özel, İngilizce yayımlanan uluslararası nitelikteki Journal of Democracy dergisi için<strong> </strong>"Türkiye’nin Demokrasisini Nasıl Yeniden İnşa Ederiz" başlıklı yazı kaleme aldı. Özel, makalesinde, "Türkiye'nin, demokrasi ve hukukun üstünlüğü için tarihsel bir mücadelenin ortasında olduğunu" belirterek, "2013’ten bu yana ülkenin, sürekli bir demokratik gerileme sürecinden geçtiğini" kaydetti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk yıllarında geniş halk desteğiyle iktidara geldiğini ve ekonomi ile siyasette reform vaat ettiğini hatırlatan Özel, makalesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"İlk kez, geniş halk desteği ve ülkenin ekonomi ile siyasetini reform etme vaadiyle iktidara gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zaman içinde demokratik kurumları sistematik biçimde zayıflattı, hukukun üstünlüğünü aşındırdı, basın özgürlüğünü kısıtladı, geniş müşteri ilişkilerine dayalı ağlar kurdu ve kendisine bağlı bir iş dünyası elitini teşvik etti. Cumhurbaşkanının halk desteği azaldıkça, iktidarı daha baskıcı hale geldi; çünkü artık iktidarda kalmanın demokratik bir yolunu görmüyor."</p>

<p>Özel, 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin elde ettiği sonuçların partiyi "demokratik değişim umudunun güçlü bir temsilcisi" haline getirdiğini belirtti. Mart 2025’ten bu yana ise iktidarın muhalefete yönelik baskılarının arttığını ifade eden Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu bazı isimlerin tutuklandığını hatırlattı.</p>

<h2><strong>"Bu mücadelenin ön safında Türkiye’nin 'demokrasi bekçileri' yer alıyor"</strong></h2>

<p>Toplumsal tepkilere de değinen Özel, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Bir yılı aşkın süredir milyonlarca yurttaş İstanbul, Ankara ve ülke genelindeki şehirlerde sokakları ve meydanları doldurarak bu saldırılara karşı çıkıyor, serbest ve adil seçimleri savunuyor. Türkiye bugün 21'inci yüzyılın belirleyici demokratik mücadelelerinden birine sahne oluyor. Her hafta, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmakta kararlı yurttaşlar kitlesel mitinglerde bir araya gelmeye devam ediyor.</p>

<p>Bu mücadelenin ön safında Türkiye’nin 'demokrasi bekçileri' yer alıyor: gençler ve yaşlılar, kadınlar ve erkekler, çiftçiler, mavi ve beyaz yakalı çalışanlar, farklı siyasi görüşlerden ve etnik kökenlerden demokratlar. Bunlar marjinal bir grup değil; güvenilir anketlerin de gösterdiği gibi çoğunluğu temsil ediyorlar. Bu mücadelenin sonucu Türkiye’nin geleceğini belirleyecek ancak etkileri sınırlarımızın çok ötesine ulaşacak."</p>

<h2><strong>"Türkiye’de yaşanacak gelişmeler bu açıdan küresel ölçekte önem taşıyacak"</strong></h2>

<p>Özel, makalesinde Macaristan örneğine atıfta bulunarak, "otoriter yönetimlerde yapılan seçimlerin yalnızca iktidar değişimiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda bu rejimlerin kalıcılaşıp kalıcılaşmayacağının ya da demokratik dönüşüm imkanının bulunup bulunmadığının da göstergesi olduğunu" ifade etti. "Türkiye’de yaşanacak gelişmelerin bu açıdan küresel ölçekte önem taşıyacağını" belirten Özel, "Bu durum, Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu arasında stratejik konumu, Rusya’ya yakınlığı ve Müslüman çoğunluklu, uzun bir laik ve demokratik geleneğe sahip bir ülke olması nedeniyle daha da kritik hale gelmektedir" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>"İktidar, 'yerli ve milli' söylem üzerinden siyasi meşruiyetini güçlendirmeye çalışıyor"</strong><br />
<br />
Özel, makalesinin "Bu Noktaya Nasıl Geldik" başlıklı bölümünde, Türkiye’deki siyasi sürecin 2002 yılından itibaren şekillendiğini belirtti. Özel, "AK Parti’nin iktidara geniş bir toplumsal destekle geldiğini ve başlangıçta istikrar ile ekonomik reform vaadiyle uluslararası alanda olumlu bir profil çizdiğini" ifade etti. Sürecin ilerleyen yıllarda değiştiğini savunan Özel, "2008 sonrası yargı üzerindeki etkinin arttığını, siyasi ittifaklarla birlikte toplumsal kutuplaşmanın derinleştiğini" öne sürdü.</p>

<p>Özgür Özel, "CHP’nin uzun süre 'elit düzenin temsilcisi' olarak hedef alındığını, iktidarın ise 'yerli ve milli' söylem üzerinden siyasi meşruiyetini güçlendirmeye çalıştığını kaydetti. 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye’de yönetim sisteminde köklü bir dönüşüm yaşandığını belirten Özel, olağanüstü hal süreci ve 2017 referandumuyla parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçildiğini, bu dönemin ardından ülkenin belirgin bir otoriterleşme sürecine girdiğini kaydetti.</p>

<p><strong>"İzlenen politikalar, geniş kesimlerde yoksullaşmaya yol açtı, bu durum iktidara desteği zayıflattı"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, "izlenen ekonomik politikaların geniş kesimlerde yoksullaşmaya yol açtığını, bu durumun iktidara desteği zayıflattığını" belirtti. Buna karşın hükümetin kaynak dağıtımı ve patronaj ilişkileri üzerinden yeni siyasi dengeler kurduğunu aktaran Özel, 2019 yerel seçimlerini dönüm noktası olarak nitelendirdi ve partisinin İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok büyükşehirde seçim kazanarak güçlü bir yerel yönetim performansı ortaya koyduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>"2023 genel seçimlerinde, muhalefet ittifakı, koordinasyon eksikliği ve iç uyumsuzluklar nedeniyle kaybetti"</strong></p>

<p>Özgür Özel, 2023 genel seçimlerinde muhalefet ittifakının kaybettiğini hatırlatarak, bunun nedenleri arasında koordinasyon eksikliği ve iç uyumsuzlukların bulunduğunu belirtti. Bu deneyimin ardından CHP içinde reform süreci başlatıldığını aktaran Özel, yeni bir siyaset anlayışıyla hayat pahalılığı, barınma, ulaşım ve eğitim gibi gündelik sorunlara odaklanıldığını belirtti. Özel, bu dönüşümün 2024 yerel seçimlerine yansıdığını ve CHP’nin yüzde 38 oy oranıyla birinci parti olarak büyükşehirler başta olmak üzere önemli kazanımlar elde ettiğini kaydetti.</p>

<p>Özel, makalenin "Yargı Baskısı" başlıklı bölümünde, 2025 yılı başından itibaren iktidarın partisine yönelik "sistematik bir yargı süreci" başlattığını vurguladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptal edilerek adaylığının engellenmeye çalışıldığını, 19 Mart 2025’te İmamoğlu ile bazı çalışma arkadaşlarının tutuklandığını ve hakkında binlerce yıla varan hapis cezası talep edilen kapsamlı bir iddianame hazırlandığını kaydeden Özel, aynı süreçte çok sayıda CHP’li belediye başkanının da tutuklandığına dikkati çekti.</p>

<p>Bu sürecin yalnızca muhalefeti zayıflatmayı değil, "kontrol edilebilir, göstermelik muhalefet yapısı oluşturmayı" hedeflediğini savunan Özel, yargı süreçlerinin siyasi bir araç haline getirildiğini kaydetti. "Direniş Dalgası” başlığı altında ise Özel, İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından İstanbul Saraçhane’de başlayan protestoların kısa sürede ülke geneline yayıldığını anımsatarak, "yüz binlerce kişinin meydanlara indiğini, bu süreçte geniş katılımlı bir siyasi mobilizasyonun ortaya çıktığını" ifade etti.</p>

<p>CHP’nin mücadelesini üç ana başlıkta sürdürdüğünü belirten Özel, bunları sokak ve meydanlardaki kitlesel hareketlilik, hukuki süreçler ve yeni bir siyasi program inşası olarak sıraladı. Özel, CHP’nin halkın taleplerine odaklanan kapsayıcı bir siyaset izlediğini, milyonlarca imza ile erken seçim ve adalet çağrısının sürdüğünü de belirtti.</p>

<p><strong>"Türkiye’nin yeniden demokratik, hukuk devletine dayalı bir cumhuriyet olması için bu yoldan geri dönmeyeceğiz"</strong></p>

<p>"Bu mücadelenin uzun ve zorlu bir maraton olduğunu" vurgulayan Özel, şunları kaydetti:</p>

<p>"Amacımız, farklı kesimleri bir araya getirerek demokrasi, hukuk devleti ve insan onuru etrafında birleşmek. Türkiye’de kazanılacak bir demokratik zafer yalnızca ülke için değil, dünya için de önemli olacak. Aksi bir senaryo, otoriter eğilimleri güçlendirebilir. Bu nedenle kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. Türkiye’nin yeniden demokratik, hukuk devletine dayalı bir cumhuriyet olması için bu yoldan geri dönmeyeceğiz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-journal-of-democracy-icin-yazdi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/ozgur-ozel-102.png" type="image/jpeg" length="31187"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mabel Matiz davasında savcı müstehcenlik gerekçesiyle hapis cezası istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mabel-matiz-davasinda-savci-mustehcenlik-gerekcesiyle-hapis-cezasi-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mabel-matiz-davasinda-savci-mustehcenlik-gerekcesiyle-hapis-cezasi-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şarkıcı Mabel Matiz ismiyle tanınan Fatih Karaca hakkında "Perperişan" şarkısı nedeniyle açılan davanın üçüncü duruşması görüldü. Savcı, şarkı sözlerinin genel ahlaka aykırı olduğunu belirterek Karaca’nın müstehcenlik suçundan cezalandırılmasını talep etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, kamuoyunda Mabel Matiz olarak bilinen şarkıcı Fatih Karaca hakkında "Perperişan" adlı şarkısının sözlerinde müstehcenlik bulunduğu iddiasıyla yürütülen yargılamada cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak sanığın cezalandırılmasını istedi.</p>

<p>Dava dosyasına yansıyan bilgilere göre, Fatih Karaca hakkında hazırlanan iddianamede, söz konusu şarkıda yer alan ifadelerin "cinsel arzuyu dolaylı biçimde tahrik ettiği, bedensel ve ruhsal metaforlarla erotik çağrışımlar içerdiği, cinsel birleşmeye yönelik betimlemeler bulunduğu" ifade edildi. İddianamede, Karaca’nın "müstehcen yayınların yayınlanmasına aracılık etmek" suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. Karaca’nın katılmadığı duruşmada, avukatları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı temsilcileri hazır bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SAVCI MÜSTEHCENLİK GEREKÇESİYLE CEZA İSTEDİ</h2>

<p>Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan cumhuriyet savcısı, sanığın cezalandırılması yönündeki görüşünü şu ifadelerle açıkladı:</p>

<p>"’Perperişan’ isimli şarkıyı çocukların ve herkesin görebileceği, dinleyebileceği şekilde ‘Mabel Matiz’ kullanıcı isimli youtube hesabından paylaşmış olduğu iddiasına binaen sanık hakkında ‘Müstehcen Yayınların Yayımlanmasına Aracılık Etmek’ suçundan hakkında kamu davası açıldığı, sanığın üzerine atılı suçun düzenlenmiş olduğu 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 226/2. maddesinin; 'Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.' şeklinde düzenlendiği, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 226. maddesinde ‘müstehcenlik’ kavramının tanımlanmadığı, öncelikle kavramın daha net anlaşılabilmesi adına gerek emsal mahiyetteki yargı kararları gerekse konuya ilişkin öğreti dikkate alındığında müstehcenlik kavramının genel anlamda 'halkın ar ve haya duygularını inciten veya cinsel arzuları tahrik ve istismar eden nitelikte genel ahlaka aykırılık' olarak ifade edilebileceği belirtilmiştir."</p>

<p>Savcı mütalaasının devamında, Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak müstehcenliğin toplumun genel adap kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Mütalaada, "Sanık tarafından paylaşılan şarkı ve sözlerinin müstehcen olup olmadığına yönelik aile ve maneviyatları ve gelişimleri üzerinde muzır tesir yapacak nitelikte olup olmadığına yönelik Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Küçüklerin Muzır Neşriyattan Koruma Kurulunun 18/02/2026 tarihli cevabi yazısında, bahse konu şarkı ve sözlerinin çocukların üstün yararını zedelediğinin belirtildiği" ifade edildi.</p>

<p>Savcı, şarkı sözlerinin cinsel arzuyu dolaylı yoldan tahrik edici ve erotik çağrışımlar yaratan mahiyette olduğunu, objektif manada cinsel birleşmeye yönelik betimlemelerin yapıldığını ve bu betimlemelerin herkes tarafından kolaylıkla anlaşılabileceğini belirtti. Şarkının dijital platformlarda yaş sınırlaması olmaksızın paylaşılmasının çocukların erişimini mümkün kıldığını ifade eden savcı, bu durumun genel ahlaka aykırı olduğunu ve özellikle çocukların üstün yararını zedelediğini kaydederek sanığın cezalandırılmasını istedi.</p>

<p>Duruşmada söz alan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da "Cinsel çağrışımlar yapıldığı çok açık. Edebe aykırılık da mevcut burada. Burada bu suçlamaların yer aldığını düşündüğümüzden sanığın cezalandırılması gerektiğini düşünüyoruz" şeklinde beyanda bulundu.</p>

<p>Davanın ilk duruşmasında hâkimin Karaca’ya yönelttiği "Bu şarkı bir erkeğe mi yazıldı?" sorusuna Karaca, "Bu soruyu üzücü ve kalp kırıcı buluyorum. Bu soruyu bir arabesk şarkıcısı söylese soramayacaktınız. Herkes herkes için söyleyebilir" yanıtını vermişti. Fatih Karaca’nın avukatları, savcının mütalaasına karşı ayrıntılı savunma hazırlamak üzere mahkemeden süre talep etti. Mahkeme heyeti, savunma için süre verilmesine karar vererek duruşmayı 8 Mayıs saat 11.00’e erteledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mabel-matiz-davasinda-savci-mustehcenlik-gerekcesiyle-hapis-cezasi-istedi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/12/mahkeme-4.png" type="image/jpeg" length="74479"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk-iş: Açlık sınırı 35 bin, yoksulluk sınırı 113 bin TL'ye yaklaştı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turk-is-aclik-siniri-35-bin-yoksulluk-siniri-113-bin-tlye-yaklasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turk-is-aclik-siniri-35-bin-yoksulluk-siniri-113-bin-tlye-yaklasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜRK-İŞ verilerine göre, nisanda açlık sınırı 34 bin 586 TL'ye, yoksulluk sınırı ise 112 bin 660 TL'ye yükseldi. Yılın ilk dört ayında mutfak enflasyonu yüzde 14,74 olarak hesaplanırken, asgari ücret ile yaşam maliyeti arasındaki farkın açıldığı kaydedildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) tarafından hazırlanan nisan ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırması sonuçları açıklandı. Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı olan açlık sınırı 34 bin 586 TL olarak belirlendi. Mart ayında 32 bin 792 TL seviyesinde olan bu rakam, nisan ayında yaklaşık 1.794 TL artış göstererek 35 bin TL sınırına ulaştı.</p>

<p>TÜRK-İŞ araştırmasına göre, gıda harcamasının yanı sıra giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçları kapsayan yoksulluk sınırı ise nisan ayı itibarıyla 112 bin 660 TL olarak hesaplandı. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 44 bin 802 TL’ye yükselirken, asgari ücretle geçinen bir çalışanın bütçesinde bir önceki aya göre 2 bin 217 TL tutarında ek açık oluştuğu ifade edildi.</p>

<h2>ASGARİ ÜCRETLE GEÇİM AÇIĞI BÜYÜYOR</h2>

<p>Konfederasyon verileri, nisan ayında mutfak enflasyonunun aylık bazda yüzde 5,47 olarak gerçekleştiğini ortaya koydu. Son 12 aylık artış oranı yüzde 43,90 olurken, yıllık ortalama artış yüzde 40 seviyesinde ölçüldü. 2026 yılının ilk dört ayındaki birikimli artış oranının ise yüzde 14,74 olduğu kaydedildi. Bir kişinin aylık yaşama maliyeti ile asgari ücret arasındaki fark nisan ayı itibarıyla 16 bin 726 TL’ye ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gıda kalemleri bazında yapılan incelemede, Ankara’da 200 gram standart ekmek fiyatının yüzde 14,50 yükselerek 17,50 TL’ye çıktığı belirtildi. Temel yağ ürünlerinde, özellikle ayçiçek yağı ve margarin fiyatlarında artış görüldüğü; zeytinyağı ve tereyağında da yükseliş yaşandığı bildirildi. Pirinç ve bulgur fiyatları artış gösterirken, makarna ve un fiyatlarında önemli bir değişiklik saptanmadı. Et fiyatlarında sınırlı gerileme gözlenirken, tavuk eti ve yumurta fiyatlarında düşüş yaşandı; sezon sonuna yaklaşan balık fiyatlarında ise artış kaydedildi. Ortalama sebze kilogram fiyatı 102,35 TL, meyve kilogram fiyatı ise 131,50 TL olarak verilere yansıdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turk-is-aclik-siniri-35-bin-yoksulluk-siniri-113-bin-tlye-yaklasti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/05/aclik-siniri-3.jpg" type="image/jpeg" length="67203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Asu Kaya, Esma Kılıçarslan dosyasındaki iddiaları Meclis'e taşıdı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/asu-kaya-esma-kilicarslan-dosyasindaki-iddialari-meclise-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/asu-kaya-esma-kilicarslan-dosyasindaki-iddialari-meclise-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, 2020'de Tunceli'de bulunan Esma Kılıçarslan soruşturmasındaki ihmal iddialarını İçişleri Bakanlığına sordu. Kaya, dosyada yer alan "birden fazla erkeğe ait DNA izi" ve soruşturmanın kapatılması yönündeki iddiaların aydınlatılmasını istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, 2020 yılında Tunceli’de cansız bedeni bulunan Esma Kılıçarslan soruşturmasındaki ağır ihmal iddialarını İçişleri Bakanlığına sordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milletvekili Kaya tarafından sunulan soru önergesinde, dosyada yer alan "birden fazla erkeğe ait DNA izi" ve "soruşturmanın bilinçli kapatılması" iddialarına yer verildi. Kaya, arama sürecindeki gecikmeleri ve otopsi işleminin "pandemi" gerekçesiyle eksik bırakıldığı yönündeki verilerin üzerine giderek İçişleri Bakanlığından bu hususların yanıtlanmasını talep etti.</p>

<h2>AİLEYE SUSTURMA TELKİNİ, EKSİK OTOPSİ, GİZLENEN DNA'LAR</h2>

<p>Asu Kaya, soru önergesinde Esma Kılıçarslan’ın arama sürecindeki gecikmeleri ve otopsi işleminin "pandemi" gerekçesiyle eksik bırakıldığı iddialarını gündeme taşıdı. Aileye olayı kamuoyunda dillendirmemeleri yönünde herhangi bir baskı yapılıp yapılmadığını soran Kaya, naaş üzerinde tespit edildiği belirtilen farklı erkeklere ait DNA örneklerinin neden açıklanmadığının yanıtlanmasını istedi.</p>

<p>Aynı dönemde Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku dosyası ile Kılıçarslan dosyası arasındaki benzer ihmal zincirlerine dikkat çeken Kaya, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in sürece müdahale edip etmediğini sordu. Kaya, dosyaların bilinçli şekilde kapatıldığı ve delillerin yeterince araştırılmadığı yönündeki iddiaları Meclis kayıtlarına geçirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/asu-kaya-esma-kilicarslan-dosyasindaki-iddialari-meclise-tasidi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/asu-kaya-dokuz8.png" type="image/jpeg" length="98191"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emek Partisi Balıkesir İl Örgütü: Savaşa ve sömürüye karşı ekmek, barış özgürlük ve adalet için Yaşasın 1 Mayıs]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/emek-partisi-balikesir-il-orgutu-savasa-ve-somuruye-karsi-ekmek-baris-ozgurluk-ve-adalet-icin-yasasin-1-mayis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/emek-partisi-balikesir-il-orgutu-savasa-ve-somuruye-karsi-ekmek-baris-ozgurluk-ve-adalet-icin-yasasin-1-mayis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EMEP Balıkesir İl Örgütü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada; ekonomik programları, gelir adaletsizliğini ve yeni maden yasasını eleştirdi. Açıklamada, işçi sınıfının sömürüye ve savaşa karşı birlik olması gerektiği vurgulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emek Partisi (EMEP) Balıkesir İl Örgütü, işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, küresel ölçekte ve Türkiye özelinde yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelere yer verilerek işçi sınıfının talepleri kamuoyuyla paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Emek Partisi (EMEP) Balıkesir İl Örgütü tarafından yapılan basın açıklamasında, dünyanın her köşesinde işçilerin ve ezilen kitlelerin, ağırlaşan çalışma koşullarına ve katmerleşen sömürüye karşı alanlara çıkacağı belirtildi. Emperyalistler arası hegemonya mücadelesinin bölgesel savaşlar eşliğinde yeni bir aşamaya ulaştığı ifade edilen açıklamada, savaş ve silahlanma giderlerinin faturasının işçi sınıfı ile emekçi halka kesildiği kaydedildi. Türkiye’deki ekonomik tabloya değinilen metinde, "Şimşek Programı" olarak adlandırılan ve ücretlerin baskılanmasını esas alan mali politikaların uygulandığı, bölgedeki savaşların gerekçe gösterilerek temel tüketim maddelerine yapılan zamların yaşamı zorlaştırdığı bildirildi. Açlık sınırının 36 bin lira seviyesine çıktığına dikkat çekilen açıklamada, işçilerin yüzde 53’ünün 28 bin lira asgari ücretle, 10 milyondan fazla emeklinin ise 20 bin lira ile yaşam mücadelesi verdiği ifade edildi.</p>

<h2>YENİ MADEN YASASI VE GELİR ADALETSİZLİĞİ</h2>

<p>Tohum, ilaç, mazot ve sulama gibi girdi maliyetlerindeki artışlar nedeniyle üretici köylülerin üretim yapamaz hale geldiği vurgulanan açıklamada, yeni maden yasasının köylüleri çaresizliğe ittiği belirtildi. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile köylülerin topraklarının yerli ve yabancı maden tekellerine tahsis edilebildiği, bu durumun tarım arazileri, ormanlar ve su kaynakları üzerinde geri dönüşü olmayan bir yıkıma yol açtığı kaydedildi. Sosyal adaletsizliğe de vurgu yapılan açıklamada, 2024 yılı Küresel Zenginlik Endeksi’ne göre Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesimin toplam servetin yüzde 39,5’ine sahip olduğu ve Türkiye'nin gelir dağılımı adaletsizliğinde 21 Avrupa ülkesi arasında ilk sırada yer aldığı ifade edildi.</p>

<p>Vergi politikalarına yönelik eleştirilerin de yer aldığı açıklamada, son 12 yılda işçilerden 5 trilyon liradan fazla gelir vergisi tahsil edilirken, büyük holdinglerin ödediği kurumlar vergisinin 3,5 trilyon lirada kaldığı belirtildi. Hak arayan işçilerin, sendikacıların, çevrecilerin, gazetecilerin ve akademisyenlerin tutuklandığı ifade edilen açıklamada, toplumsal muhalefete yönelik baskıların arttığı kaydedildi. CHP’li belediyelere yönelik operasyonların genişlediği ve Kürt sorununda "yeni süreç" olarak adlandırılan dönemin fiilen askıya alındığı belirtilen metinde, işçi sınıfının tüm bu baskılara ve sömürü düzenine karşı 2026 1 Mayıs alanlarında iradesini ortaya koyacağı vurgulandı. Açıklamada son olarak, sendika bürokratlarının engellemelerine ve iktidarın baskılarına rağmen işçilerin ekmek, barış, özgürlük ve adalet taleplerini dile getirmeye devam edeceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BALIKESİR, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/emek-partisi-balikesir-il-orgutu-savasa-ve-somuruye-karsi-ekmek-baris-ozgurluk-ve-adalet-icin-yasasin-1-mayis</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/01/emep-emek-partisi.png" type="image/jpeg" length="65270"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilirkişi raporu Atikhisar'daki altın madeni projesini bilimsel olarak çürüttü!]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bilirkisi-raporu-atikhisardaki-altin-madeni-projesini-bilimsel-olarak-curuttu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bilirkisi-raporu-atikhisardaki-altin-madeni-projesini-bilimsel-olarak-curuttu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale’nin içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı’nı kapsayan "Karapınar Altın-Gümüş Madeni" projesine ilişkin 9 kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapor mahkemeye sunuldu. Raporda, projenin bilimsel hatalar içerdiği ve bölgenin su rezervlerini kirlilik riskiyle karşı karşıya bırakacağı kaydedildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Haber: Atilla Yoğurtçu</strong></p>

<p>​Koza Altın AŞ’nin Çanakkale’nin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın koruma havzasında gerçekleştirmek istediği madencilik faaliyetine karşı açılan davalarda yeni bir gelişme yaşandı. Çanakkale 1. İdare Mahkemesi tarafından atanan bilirkişi heyeti, hazırladığı kapsamlı raporda projenin ekolojik ve hidrojeolojik açıdan riskler taşıdığını belirtti.</p>

<p>​17 Eylül 2025 tarihinde verilen “ÇED Olumlu” kararına karşı Çanakkale Belediyesi, TEMA, İda Dayanışma Derneği, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve çok sayıda çevreci platformun açtığı davalar birleşti. 13 Şubat 2026’da yapılan yerinde keşif sonrası hazırlanan raporda, şirketin hazırladığı ÇED raporunun teknik ve bilimsel yaklaşımları konusunda şu ifadeler yer aldı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>​"Teknik bilgi ve tecrübe gerektiren uygulamalarda bilimsel yaklaşım hataları mevcuttur. Yasalar korumacı bir yaklaşım emretmesine rağmen, olası olumsuz etkilere karşı alınacak tedbirler belirsiz ve yetersizdir. Bu projenin uygulanmasında hiçbir kamu yararı bulunmamaktadır."</p>

<h2>​JEOLOJİK RİSKLER VE ÇEVRESEL ETKİLER</h2>

<p>​Raporun jeoloji ve hidrojeoloji mühendisleri tarafından hazırlanan bölümlerinde, projenin su kaynakları ve bölgenin fiziksel yapısına yönelik riskleri üzerinde duruldu. Cevher yapısının çok asidik olması nedeniyle, işletme sırasında ortaya çıkacak kimyasal reaksiyonların asit maden drenajı olarak adlandırılan ve durdurulamaz nitelikte bir kirlilik yaratma riski taşıdığı ifade edildi. Bölgenin hareketli zemin yapısına sahip olduğu kaydedilerek, deprem ve heyelan riskinin projeyi teknik açıdan zorlaştırdığı belirtildi. Maden sahasının aşırı geçirimli yapısı nedeniyle oluşacak kirliliğin doğrudan yeraltı su rezervlerine ve Atikhisar Barajı’na karışmasının kaçınılmaz olduğu vurgulandı.</p>

<p>​Bilirkişiler, projenin bölgedeki yaban hayatı üzerindeki etkilerinin ÇED raporunda yeterli düzeyde ele alınmadığını tespit etti. Bölgenin en önemli sulak alanlarından biri olan Atikhisar havzasında 50'ye yakın su kuşu türü bulunmasına karşın, raporun yalnızca pelikan ve gri balıkçıl üzerinden değerlendirme yapması bilimsel açıdan yetersiz bulundu. Ziraat ve orman mühendislerinden oluşan heyet üyeleri, maden sahasının açılması durumunda tarım alanlarının ve orman ekosisteminin parçalanacağını, bu durumun yerel ekonomi ve mikroklima üzerinde etkiler yaratacağını bildirdi. Meteoroloji mühendisi dışında kalan tüm heyet üyeleri, projenin iptali yönünde görüş bildirdi.</p>

<p>​Çanakkale Belediyesi ve Su Yaşam Adalet Koalisyonu, raporun yayımlanmasının ardından yaptıkları ortak açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>​"Bu rapor, doğanın ve bilimin zaferidir. Bilirkişiler, 'Atikhisar yakınında altın madeni olmaz' diyerek son sözü söylemiştir. Şimdi yargıdan beklentimiz, telafisi güç zararlar doğmadan önce acilen yürütmeyi durdurma kararı vermesi ve ardından ÇED olumlu kararını tamamen iptal etmesidir."</p>

<p>​Çanakkale halkı ve çevre örgütleri, davanın takipçisi olacaklarını ve madencilik faaliyetlerine karşı duruşlarını sürdüreceklerini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, ÇANAKKALE, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bilirkisi-raporu-atikhisardaki-altin-madeni-projesini-bilimsel-olarak-curuttu</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/01/atikhisar-baraji.png" type="image/jpeg" length="20879"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Manisa gençlik ve spor yasta: Satın Alma Müdürü Acaröz yaşam mücadelesini kaybetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/manisa-genclik-ve-spor-yasta-satin-alma-muduru-acaroz-yasam-mucadelesini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/manisa-genclik-ve-spor-yasta-satin-alma-muduru-acaroz-yasam-mucadelesini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüksek tansiyondan hastaneye kaldırılan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Satın Alma Müdürü Acaröz yaşam mücadelesini kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ahmet ÜNSAL/Manisa</strong></p>

<p>Uzun yıllar TEDAŞ’ta çalışan, özelleşmesinin ardından Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne geçen ve son olarak da Satın Alma Müdürlüğü görevini sürdüren Ömer Acaröz, kaldırıldığı hastanede yaşam mücadelesini kaybetti.</p>

<p><strong>CENAZE NAMAZI İKİNDİDE ŞEYH FENARİ CAMİİNDE</strong></p>

<p>Acaröz’e son veda ise ikindi namazı sonrasında Şeyh Fenari Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek. Evli ve bir çocuk babası olan 43 yaşındaki Ömer Acaröz, hafta sonu aniden rahatsızlanarak Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırıldı. Yüksek tansiyon teşhisi ile yoğun bakıma alınan Ömer Acaröz, 5 günlük yaşam mücadelesine yenik düştü. Horozköy semtinde dünyaya gelen Ömer Acaröz’ün ani ölümü Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve Manisa’daki sevenlerinde büyük üzüntü yarattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlik ve Spor İl Müdürü Yunus Öztürk: Ömer Acaröz’ün ölümüyle ilgili “Başımız sağ olsun. Yaşamı boyunca ekip çalışmasını kendisine düstur edinen birisiydi. Ailesine sabırlar diliyorum.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/manisa-genclik-ve-spor-yasta-satin-alma-muduru-acaroz-yasam-mucadelesini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/manisa-vefat.jpg" type="image/jpeg" length="44683"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB Davası’nda 30. gün başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-30-gun-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-30-gun-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen, aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 414 sanıklı davanın 30. gün duruşması başladı. Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda süren duruşmada, tutuklu sanıkların durumuna ilişkin kararın verilmesi bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da tutuklu sanıklar arasında yer aldığı 414 sanıklı davanın 30. duruşması İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşma, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinin karşısında bulunan 1 No'lu salonda gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Ajanslardan edinilen bilgilere göre, Beyoğlu Belediyesi’ne yönelik yürütülen ve aralarında görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de bulunduğu 3’ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın ana davayla birleştirilmesi kararı sonrasında sanık sayısı, 92’si tutuklu olmak üzere 414’e yükseldi.</p>

<p>Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney katıldı. Ayrıca duruşmada eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında yer aldığı tutuklu sanıklar hazır bulundu.</p>

<p>Tutuklu sanıkların jandarma eşliğinde salona getirildiği sırada izleyici bölümünde bulunan sanık yakınları, tutukluların isimlerini söyleyerek selamlamaya çalıştı. Şehir Plancısı Gürkan Akgün’ün doğum günü olması sebebiyle eşi Pınar Keleş Akgün, izleyici sıralarında “İyi ki doğdun Gürkan” yazılı bir pankart açtı. Ekrem İmamoğlu ve Mehmet Pehlivan salona girdiği esnada tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların bulunduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp sarıldı. Bu sırada izleyicilerin alkışlar eşliğinde, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” ve “Ekrem başkan onurumuzdur” şeklinde seslendiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>MAHKEME HEYETİNİN TAHLİYE KARARI VERMESİ BEKLENİYOR</h2>

<p>Duruşma, Murat Gülibrahimoğlu’nun sahibi olduğu Güney Cebeci Şirketi’nin Genel Müdür Yardımcısı olan tutuklu sanık Adem Başer’in avukatlarının savunma yapmasıyla saat 11.10’da başladı.</p>

<p>Savunmaların alınmasının ardından duruşma savcısının tutukluluğa ilişkin mütalaasını sunması bekleniyor. Savcılık mütalaası sonrası mahkeme heyetinin tutukluluk incelemesi yapacağı ve tahliyelere ilişkin kararını açıklayacağı ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-30-gun-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ibb-davasi-2.png" type="image/jpeg" length="22610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethi Açıkel’den “Varlık barışı" iddiaları hakkında açıklama]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/fethi-acikelden-varlik-barisi-iddialari-hakkinda-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/fethi-acikelden-varlik-barisi-iddialari-hakkinda-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel, yeni bir "Varlık Barışı" düzenlemesi yapılacağı yönündeki iddiaları Meclis gündemine taşıdı. Açıkel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, bu hazırlıkların vergi adaletsizliği yarattığını vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel, kamuoyunda ve çeşitli medya kuruluşlarında tartışılan yeni bir "Varlık Barışı" hazırlığı iddialarına ilişkin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına bir soru önergesi verdi.</p>

<p>Açıkel, hazırladığı önergede şu değerlendirmelere yer verdi: "Sürekli tekrar eden af politikaları, vergisini düzenli ödeyen vatandaşlar ile dürüst mükellefler aleyhine ciddi bir adaletsizlik yaratmakta, devletin mali disiplin ve hukuk devleti ilkesine olan güveni zedelemektedir. Ekonomik programın şeffaflık, mali disiplin, kayıt dışılıkla mücadele ve uluslararası finansal güven temelinde yürütüldüğünün ifade edildiği bir dönemde, yeniden varlık barışı hazırlığı iddiaları kamu yararı açısından açıklığa kavuşturulması gereken ciddi bir denetim konusudur."</p>

<h2>VARLIK BARIŞI VE ULUSLARARASI RİSKLER</h2>

<p>Türkiye'de 2008 yılından bu yana 2008, 2013, 2016, 2018, 2020 ve 2022 yıllarında farklı isimlerle varlık barışı uygulamalarının hayata geçirildiğini hatırlatan Açıkel, bu düzenlemelerin kaynağı belirsiz servetlerin sorgulanmaksızın sisteme dahil edilmesine yol açtığını kaydetti. Açıkel, söz konusu uygulamaların; kara para aklama, vergi kaçırma, kayıt dışı ekonomi, yasa dışı bahis gelirleri, uyuşturucu ticareti, kaçakçılık faaliyetleri ve uluslararası yaptırımların delinmesi bakımından Türkiye açısından önemli riskler barındırdığını belirtti.</p>

<p>Türkiye'nin Mali Eylem Görev Gücü (FATF) gri listesinden yeni çıktığına işaret eden Açıkel, denetimi zayıf yeni af mekanizmalarının ülkeyi yeniden uluslararası finansal gözetim ve yaptırım riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini vurguladı. Geçmiş varlık barışı uygulamalarında beklenen ölçüde kalıcı ve şeffaf sermaye girişi sağlanamadığına dair eleştirilerin bulunduğunu ifade eden Açıkel, buna karşılık kayıt dışı servetin meşrulaştırılması ve vergi adaletinin bozulması yönündeki endüstrilerin güçlendiğini söyledi.</p>

<h2>BAKAN ŞİMŞEK'E YÖNELTİLEN SORULAR</h2>

<p>Fethi Açıkel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten şu soruların yanıtlanmasını talep etti:</p>

<p>"Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 2026 yılı içerisinde yeni bir 'Varlık Barışı' düzenlemesi hazırlanmakta mıdır? Son dönemde çeşitli medya kuruluşlarında yer alan yeni bir 'Varlık Barışı' hazırlığına ilişkin haber, yorum ve değerlendirmeler Bakanlığınız bünyesinde yürütülen herhangi bir hazırlık, taslak çalışma veya politika değerlendirmesine mi dayanmaktadır? 2008 yılından bugüne kadar yürürlüğe konulan varlık barışı uygulamalarından toplam kaç kişi ve kaç şirket yararlanmıştır? Söz konusu düzenlemeler kapsamında Türkiye’ye bildirilen toplam varlık tutarı ne kadardır? Bu tutarın ne kadarı fiilen Türkiye finansal sistemine girmiştir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu uygulamalardan yararlanan varlıkların kaynağına ilişkin MASAK, vergi denetimi veya adli makamlar tarafından sonradan başlatılan inceleme ve soruşturma sayısı kaçtır? Geçmiş varlık barışı uygulamaları kapsamında suç gelirlerinin aklanması, altın kaçakçılığı, yasa dışı bahis, ambargo delme veya uluslararası yaptırımların ihlaliyle bağlantılı işlem tespiti yapılmış mıdır? Türkiye’nin FATF gri liste sürecinden yeni çıktığı dikkate alındığında, yeni bir varlık barışı uygulamasının yeniden gri liste riskini artırabileceğine ilişkin Bakanlığınızca bir etki analizi yapılmış mıdır? OECD, FATF ve uluslararası finans kuruluşları nezdinde yeni bir varlık barışı düzenlemesinin yaratacağı itibar ve yaptırım risklerine ilişkin resmi bir değerlendirme mevcut mudur?</p>

<p>Vergi affı ve varlık barışı uygulamalarının süreklilik kazanmasının vergi adaleti ve kayıt dışı ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin Bakanlığınızın çalışması var mıdır? Hükümetin ekonomik programı kapsamında kayıt dışılıkla mücadele hedeflenirken, kaynağı sorgulanmaksızın servet girişini kolaylaştıracak yeni bir düzenleme hangi gerekçeyle gündeme alınmaktadır?"</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/fethi-acikelden-varlik-barisi-iddialari-hakkinda-aciklama</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/fethi-acikel-1.jpg" type="image/jpeg" length="66860"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜİK'in verisine göre dış ticaret açığı mart ayında yüzde 56 arttı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tuikin-verisine-gore-dis-ticaret-acigi-mart-ayinda-yuzde-56-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tuikin-verisine-gore-dis-ticaret-acigi-mart-ayinda-yuzde-56-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK tarafından paylaşılan verilere göre, mart ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 56 artarak 11 milyar 221 milyon dolara yükseldi. Ocak-Mart dönemindeki toplam dış ticaret açığı ise yüzde 27,5 artışla 28 milyar 667 milyon dolar oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mart ayında dış ticaret açığı, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 56 artış göstererek 11 milyar 221 milyon dolar seviyesine ulaştı. Genel ticaret sistemi çerçevesinde mart ayında ihracat yüzde 6,4 azalarak 21 milyar 899 milyon dolara gerilerken, ithalat yüzde 8,2 artışla 33 milyar 120 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle hazırlanan 2026 yılı Mart ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri kamuoyuyla paylaşıldı. Kayıtlara göre, mart ayındaki dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayında bulunan 7 milyar 195 milyon dolar seviyesinden 11 milyar 221 milyon dolara çıktı. Aynı dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı ise 2025 yılının mart ayındaki yüzde 76,5 düzeyinden yüzde 66,1 seviyesine geriledi.</p>

<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç tutulduğunda, ihracatın yüzde 5,5 azalarak 20 milyar 304 milyon dolara düştüğü, ithalatın ise yüzde 11,2 artışla 25 milyar 738 milyon dolara yükseldiği belirlendi. Bu veri grubunda dış ticaret açığı 5 milyar 435 milyon dolar olarak gerçekleşirken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 78,9 olarak kaydedildi.</p>

<h2>YILIN İLK ÇEYREĞİNDE DIŞ TİCARET TABLOSU</h2>

<p>2026 yılı Ocak-Mart dönemini kapsayan ilk çeyrek verilerine göre dış ticaret açığı yüzde 27,5 artışla 28 milyar 667 milyon dolara ulaştı. Yılın ilk üç ayında toplam ihracat yüzde 3,2 azalarak 63 milyar 227 milyon dolar, ithalat ise yüzde 4,7 artarak 91 milyar 895 milyon dolar oldu. Ocak-Mart döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 68,8’e düştü.</p>

<p>Ekonomik faaliyetler bazında mart ayında en fazla ihracat 1 milyar 820 milyon dolar ile Almanya'ya yapıldı. Almanya'yı sırasıyla 1 milyar 419 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 378 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 217 milyon dolar ile İtalya ve 996 milyon dolar ile Fransa takip etti. İthalatta ise 4 milyar 759 milyon dolar ile Çin ilk sıradaki yerini korurken, bu ülkeyi 3 milyar 511 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 538 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 620 milyon dolar ile İsviçre ve 1 milyar 516 milyon dolar ile ABD izledi.</p>

<p>Mart ayında toplam ihracat içerisinde imalat sanayinin payı yüzde 93,7 olarak gerçekleşti. İthalatta ise ara mallarının payı yüzde 70,0, sermaye mallarının payı yüzde 14,6 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,9 oldu. Teknoloji yoğunluğuna göre imalat sanayi ürünleri incelendiğinde, mart ayında yüksek teknolojili ürünlerin toplam imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3,5, Ocak-Mart döneminde ise yüzde 3,4 olarak kaydedildi. İthalat tarafında yüksek teknolojili ürünlerin payı mart ayında yüzde 12,1 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel ticaret sistemine göre hazırlanan verilere göre, mart ayında ihracat yüzde 6,1 azalarak 20 milyar 33 milyon dolar, ithalat ise yüzde 5,6 artarak 30 milyar 832 milyon dolar oldu. Bu sisteme göre dış ticaret açığı mart ayında yüzde 37,6 artışla 10 milyar 799 milyon dolara yükseldi. Yılın ilk üç ayında ise ihracat 57 milyar 992 milyon dolar, ithalat ise 86 milyar 957 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tuikin-verisine-gore-dis-ticaret-acigi-mart-ayinda-yuzde-56-artti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/04/tuik.jpg" type="image/jpeg" length="65875"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İl il 1 Mayıs 2026: İşte miting adresleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/il-il-1-mayis-2026-iste-miting-adresleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/il-il-1-mayis-2026-iste-miting-adresleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin dört bir yanında 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla birçok il ve ilçede mitingler düzenlendi. İstanbul’da Taksim’e çıkışın 50. yılında işçi sınıfının bir kez daha meydanlarda olacağı öğrenildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'nin dört bir yanında sokakların direnişler ve itirazlarla dolduğu bir bahar döneminde 2026 1 Mayıs'a günler kaldı. Madencilerden öğretmenlere, yaşam alanları için direnenlerden gençliğin İlayda Zorlu isyanına kadar geniş toplumsal kesimlerin kendisini ifade etmek için alanlara çıkacağı 1 Mayıs'ta il il programlar belli oldu.</p>

<p>İstanbul’da Taksim’e çıkmak isteyen sendika ve meslek örgütleri, “İşçi sınıfımızın Taksim’e çıkışının 50. yılında omuz omuza Taksim’e yürüyoruz” çağrısıyla 11.00’de Mecidiyeköy’de bir araya gelecek. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ise Kadıköy İskele Meydanı’nda miting yapacak. TKP ise Kartal Meydanı’nda saat 15.00’te miting düzenleyecek.</p>

<p>İşte 1 Mayıs 2026 il il buluşma noktaları ve saatleri:</p>

<p></p>

<p>Adana: Cevat Yurdakul Caddesi – 14.00</p>

<p><br />
Adıyaman: Mimar Sinan Kültür Parkı – 11.00</p>

<p><br />
Ankara: Atatürk Kültür Merkezi – 11.00</p>

<p><br />
Antep: Arkeoloji Müzesi önü – 11.00</p>

<p><br />
Antakya: Maksim Alanı – 12.30</p>

<p><br />
Antakya/İskenderun: Tayfur Sökmen Bulvarı – 15.30</p>

<p><br />
Antalya: Aydın Kanza Parkı – 11.00</p>

<p><br />
Artvin: Atapark önü – 12.30</p>

<p><br />
Artvin/Hopa: Orta Hopa Yasemin Eczanesi önü – 11.00</p>

<p><br />
Artvin/Kemalpaşa: Migros önü – 12.30</p>

<p><br />
Artvin/Arhavi: Çay fabrikası önü – 10.30</p>

<p><br />
Aydın: Taşköprü (Doğu Gazi Bulvarı) – 11.00</p>

<p><br />
Aydın/Didim: Didim Belediyesi önü – 11.00</p>

<p><br />
Balıkesir: Çarşamba Pazarı – 11.00</p>

<p>* ​Balıkesir Merkez: Saat 11.00, Çarşamba Pazarı<br />
* ​Bandırma: Saat 10.30, İDO Önü<br />
* ​Edremit: Saat 10.30, Vergi Dairesi Önü<br />
* ​Susurluk: Saat 10.30, Şehir Mezarlığı Önü<br />
* ​Ayvalık: Saat 11.00, Öğretmen Evi<br />
* ​Gömeç: Saat 11.00, Sadettin Baycan Parkı<br />
* ​Balya: Saat 11.00, Cumhuriyet Meydanı<br />
* ​Burhaniye: Saat 15.00, İlçe Halk Kütüphanesi Önü<br />
* ​Erdek: Saat 17.00, Ali Haydar Sarı Parkı</p>

<p><br />
Bartın: Kemerköprü Meydanı – 11.00</p>

<p><br />
Batman: Basın Kavşağı – 13.00</p>

<p><br />
Bingöl: Hacıhıdır Camii önü – 13.00</p>

<p><br />
Bolu: İzzet Baysal Anıtı önü – 11.00</p>

<p><br />
Burdur: Cumhuriyet Meydanı – 11.30</p>

<p><br />
Burhaniye: Kütüphane önü – 15.00</p>

<p><br />
Bursa: Stadyum Caddesi – 12.00</p>

<p><br />
Denizli: Çınar Meydanı – 11.00</p>

<p><br />
Diyarbakır: İstasyon Meydanı – 12.00</p>

<p><br />
Eskişehir: Haller Gençlik Merkezi – 11.00</p>

<p><br />
İzmir: Cumhuriyet Meydanı – 11.30</p>

<p><br />
Kayseri: Mimar Sinan Parkı</p>

<p><br />
Kırklareli (Lüleburgaz): Eski Hükümet Konağı – 12.00</p>

<p><br />
Kocaeli: İnsan Hakları Parkı – 12.00</p>

<p><br />
Mardin: Yenişehir PTT önü – 11.00</p>

<p><br />
Manisa: Sultan Camii önü</p>

<p><br />
Mersin: Eski Tevfik Sırrı Gür Stadyumu yanı – 13.30</p>

<p><br />
Mersin/Tarsus: Kleopatra Kapısı – 14.30</p>

<p><br />
Muğla: Akyol Pazar yeri (Opet yanı) – 11.00</p>

<p><br />
Muğla/Bodrum: Tepecik – 12.00</p>

<p><br />
Ordu: Ceren Özdemir Meydanı – 10.30</p>

<p><br />
Rize/Pazar: Pazar Şehir Stadı önü – 13.00</p>

<p><br />
Samsun: Çiftlik Süleymaniye Geçidi / Cumhuriyet Meydanı – 10.30</p>

<p><br />
Siirt: Cadde Park – 13.00</p>

<p><br />
Sinop: Eski otogar önü – 11.30</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Sivas: Ethem Bey Parkı – 10.00</p>

<p><br />
Trabzon: Eski Tedaş Yokuşu – 12.00<br />
Tekirdağ (Süleymanpaşa): Valilik önü – 09.00<br />
Van: Hayat Hastanesi – 12.30<br />
Zonguldak: İstasyon Meydanı – 13.00</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/il-il-1-mayis-2026-iste-miting-adresleri</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/04/1361088-1.webp" type="image/jpeg" length="20283"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Balıkesir'de 1 Mayıs kutlama programı ve adresleri netleşti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/balikesirde-1-mayis-kutlama-programi-ve-adresleri-netlesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/balikesirde-1-mayis-kutlama-programi-ve-adresleri-netlesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir genelinde 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı kapsamında düzenlenecek kutlama etkinliklerinin ilçe bazlı takvimi kamuoyuna duyuruldu. Şehir merkezi, körfez bölgesi ve çevre ilçelerdeki toplanma alanları ile program saatleri, hazırlıkların tamamlanmasıyla birlikte kesinleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Haber: Atilla Yoğurtçu</strong></p>

<p>Balıkesir ve bağlı ilçelerinde 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilecek kutlamaların hazırlıkları tamamlandı. Kentin farklı noktalarında düzenlenecek etkinlikler için katılımcıların bir araya geleceği meydanlar ve başlangıç saatleri belirlendi. Şehir merkeziyle birlikte körfez ve çevre ilçelerdeki toplanma alanları ile program saatleri kamuoyuna açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BALIKESİR 1 MAYIS KUTLAMA PROGRAMI</h2>

<p><br />
​Açıklanan programa göre ilçelerdeki toplanma yerleri ve saatleri şu şekilde sıralandı:<br />
* ​Balıkesir Merkez: Saat 11.00, Çarşamba Pazarı<br />
* ​Bandırma: Saat 10.30, İDO Önü<br />
* ​Edremit: Saat 10.30, Vergi Dairesi Önü<br />
* ​Susurluk: Saat 10.30, Şehir Mezarlığı Önü<br />
* ​Ayvalık: Saat 11.00, Öğretmen Evi<br />
* ​Gömeç: Saat 11.00, Sadettin Baycan Parkı<br />
* ​Balya: Saat 11.00, Cumhuriyet Meydanı<br />
* ​Burhaniye: Saat 15.00, İlçe Halk Kütüphanesi Önü<br />
* ​Erdek: Saat 17.00, Ali Haydar Sarı Parkı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BALIKESİR, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/balikesirde-1-mayis-kutlama-programi-ve-adresleri-netlesti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/1-mayis-33.jpg" type="image/jpeg" length="62350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı'ndaki güvensizliğin sorumlusu ABD ve İsrail]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/pezeskiyan-hurmuz-bogazindaki-guvensizligin-sorumlusu-abd-ve-israil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/pezeskiyan-hurmuz-bogazindaki-guvensizligin-sorumlusu-abd-ve-israil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Hürmüz Boğazı’ndaki ablukadan ABD ve İsrail’i sorumlu tutarak bu su yolunun İran ulusunun direniş sembolü olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, dış güçlerin bölge dışında tutulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hürmüz Boğazı'nda devam eden abluka ve oluşan güvensizlik ortamından Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İsrail'in sorumlu olduğunu, bölgedeki stratejik su yolunun büyük İran ulusunun direniş sembolü olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran devlet medyasında paylaşılan Ulusal Basra Körfezi Günü mesajında yer alan bilgilere göre Pezeşkiyan, Hürmüz Boğazı'nda süregelen askeri ve siyasi duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2>BÜYÜK İRAN ULUSUNUN DİRENİŞİNİN BİR SEMBOLÜ</h2>

<p>Pezeşkiyan mesajında, Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut ablukadan ve bu süreçte tırmanan güvensizlik ikliminden doğrudan ABD ve İsrail yönetimlerini sorumlu tuttu. "Düşman ülkelerin bölge dışında tutulması" yönündeki kararlılığını yineleyen Pezeşkiyan, su yolunun tarihsel ve stratejik önemine dikkat çekti.</p>

<p>Söz konusu su alanının "büyük İran ulusunun direnişinin bir sembolü" olduğunu kaydeden Pezeşkiyan, bölgedeki istikrarsızlığın dış kaynaklı olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, "Bu su alanındaki her türlü güvensizliğin sorumluluğu ABD ve siyonist rejime aittir" ifadelerini kullanarak, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik sorunlarının sorumlularını işaret etti. İran Cumhurbaşkanı, bölgenin güvenliğinin dış müdahaleler olmaksızın sağlanması gerektiği yönündeki görüşünü mesajında tekrar dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/pezeskiyan-hurmuz-bogazindaki-guvensizligin-sorumlusu-abd-ve-israil</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/pezeskiyan-diyalogdan-yanayiz-asil-engel-tehdit-ve-abluka.jpeg" type="image/jpeg" length="84275"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Karasu: 1 Mayıs emeğin sömürü düzenine karşı en berrak sınavıdır]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-karasu-1-mayis-emegin-somuru-duzenine-karsi-en-berrak-sinavidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-karasu-1-mayis-emegin-somuru-duzenine-karsi-en-berrak-sinavidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü mesajında Türkiye’deki emek rejiminin bilinçli politikalarla güvencesizleştirildiğini vurguladı. Karasu, yarının Türkiye’sini emeğin sarsılmaz gücüyle omuz omuza kuracaklarını ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında yazılı bir mesaj yayımladı. Karasu, mesajında emeğin tarihsel sürecine ve Türkiye'deki mevcut çalışma rejimine dair açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Karasu tarafından paylaşılan açıklamada, 1 Mayıs’ın sadece bir anma günü değil, emeğin tarihsel hafızası ile sömürü sistemini elinde tutan erkler arasındaki sarsılmaz çelişkinin en berrak siyasal eşiği olduğu kaydedildi. 19. yüzyılın sanayi döneminden 1977 Taksim direnişine kadar uzanan mücadelenin, bugünkü ucuz emek rejimine karşı duruşun tarihsel omurgasını oluşturduğu belirtildi.</p>

<h2>SİSTEMATİK EMEK DÜŞMANLIĞI VURGUSU</h2>

<p>Sanayi çağından dijital döneme geçişte sömürünün özünün değişmediğini ifade eden Karasu, "Geçmişin endüstriyel kırım sahnelerinden bugünün dijital emek sömürüsüne uzanan süreçte, sermaye birikim modelleri değişse de emeğin mülksüzleştirilme karakteri aynı kalmıştır" değerlendirmesinde bulundu. Küresel ölçekteki savaşların ve krizlerin emeği daha kırılgan hale getirdiğini söyleyen Karasu, Türkiye'de bu durumun sistematik bir emek düşmanlığına dönüştüğünü vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karasu, güvencesiz çalışmanın bir kural, sendikasızlaştırmanın ise bir devlet politikası haline getirildiğini ifade etti. Doruk Madencilik ve İzmir Temel Conta işçilerinin direnişlerini örnek gösteren Karasu, MESEM uygulamaları ve iş cinayetlerine de değindi. İş cinayetlerinin "kader" söylemiyle örtbas edildiğini belirten Karasu, "Emeğin yaşam hakkının dahi korunmadığı bu düzen, yalnızca bir ekonomik krizin sonucu olmaktan öte; emeğin siyasal alandan dışlanması için kurulan bilinçli bir kumpastır" dedi.</p>

<p>Mevcut yapının sosyal devleti tasfiye ettiğini kaydeden Karasu, çözümün örgütlü mücadele ve yeni bir toplumsal sözleşmeden geçtiğini bildirdi. Karasu, "1 Mayıs; Taksim’den ülkemizin her atölyesine uzanan emeğin özgürlük manifestosudur. Yarının Türkiye’sini, bugünden emeğin sarsılmaz gücüyle omuz omuza kuracağız" ifadelerini kullandı. Karasu, çocukların üretim bantlarında değil okul sıralarında olduğu, emeğin güvenceye kavuştuğu bir Türkiye’yi kuracak iradeye sahip olduklarını da sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-karasu-1-mayis-emegin-somuru-duzenine-karsi-en-berrak-sinavidir</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/ulas-karasu-1.png" type="image/jpeg" length="49887"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze yardım filosunda 22 tekneyle irtibat kesildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gazze-yardim-filosunda-22-tekneyle-irtibat-kesildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gazze-yardim-filosunda-22-tekneyle-irtibat-kesildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail donanmasının Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na müdahalesinin ardından irtibat kurulamayan tekne sayısı 22’ye yükseldi. Flotilla Tracker sistemi, gece saatlerinde Yunanistan açıklarında gerçekleşen müdahale sonrası birçok tekneden sinyal alınamadığını gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail donanması, Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak ve bölgeye insani yardım malzemeleri ulaştırmak amacıyla Avrupa limanlarından yola çıkan sivil Küresel Sumud Filosu’na (Global Sumud Flotilla) Akdeniz’in uluslararası sularında müdahale etti. Müdahale sonucunda 22 tekneyle iletişim tamamen koptu.</p>

<p>Filonun anlık konumlarını canlı izleyen Flotilla Tracker sistemi verileri, irtibat kurulamayan tekne sayısının 22 olduğunu ortaya koydu. Gece saatlerinde Yunanistan açıklarında İsrail savaş gemileri ve sürat botları tarafından çevrelenen sivil filonun, bu noktadan itibaren iletişim kanalları kapandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SİNYAL KARARTMA SALDIRISI</h2>

<p>İsrail askeri unsurları gece saatlerinde dronlar, lazer ışıkları ve otomatik silahlar kullanarak teknelere müdahale etti. İsrail askerleri bazı teknelere doğrudan çıkarak gemilerdeki kameraları devre dışı bıraktı. Filo yetkilileri, bölgede yüksek yoğunluklu bir sinyal karartma (jamming) saldırısı tespit etti. Bu durum, teknelerin küresel iletişim sistemleriyle bağlantısını engelledi.</p>

<p>Müdahalenin ardından filoda yer alan aktivistler arasında bulunan ve İrlanda Cumhurbaşkanı Catherine Connolly'nin kız kardeşi olan Margaret Connolly, bir videolu mesaj yayımladı. Connolly, İrlanda hükümetine yönelik şu çağrıyı yaptı:</p>

<p>"Lütfen Shannon Havalimanı'nın ABD ordusu tarafından kullanılmasına son verilmesini sağlayın. Havalimanımızın Gazze ve Filistin'i bombalamak için kullanılmasına son verin."</p>

<p>Margaret Connolly, İrlanda hükümetinden Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ordusunun havalimanı kullanımına ilişkin somut bir adım atmasını talep etti. Sivil yardım filosunun sular üzerindeki bekleyişi ve engellemelere karşı girişimi sürerken, uluslararası izleme kuruluşları irtibatın kesildiği teknelerden gelecek verileri takip etmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gazze-yardim-filosunda-22-tekneyle-irtibat-kesildi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/sumud-2.png" type="image/jpeg" length="99487"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="97098"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="68977"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="84459"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="95783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="82324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="46037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="52972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="67216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="78007"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="81034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="75668"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="82209"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="80045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="66464"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="55999"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="35407"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="27693"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="91417"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="58418"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="85217"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
