<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 09 May 2026 10:30:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ordu’da vatandaşlar maden faaliyetlerine karşı hukuki ve saha mücadelesini sürdürüyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/orduda-vatandaslar-maden-faaliyetlerine-karsi-hukuki-ve-saha-mucadelesini-surduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/orduda-vatandaslar-maden-faaliyetlerine-karsi-hukuki-ve-saha-mucadelesini-surduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu’nun Aybastı, Perşembe ve Korgan ilçelerinde yaşayan vatandaşlar, yaylalarda başlatılan maden arama faaliyetlerine karşı hem sahada hem de hukuk yoluyla mücadelelerini sürdürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ordu’nun Aybastı, Perşembe ve Korgan ilçelerinde yaşayan vatandaşlar, yayla bölgelerinde başlatılan maden arama faaliyetlerine karşı hem sahada hem de hukuk yoluyla verdikleri mücadeleyi sürdürüyor. Taşzemin İnşaat Madencilik tarafından yürütülen çalışmaların yeniden ivme kazanması üzerine, Ordu İdare Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda bilim insanlarından oluşan bir heyet bölgede keşif incelemesi gerçekleştirdi. Turnalık Obası’nda yapılan bu keşif çalışması öncesinde bölgede yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı kaydedildi.</p>

<p>Vatandaşlar, gerçekleştirilen inceleme sırasında "maden istemiyoruz" sloganlarıyla tepkilerini ifade etti. Yapılan keşif çalışmasını, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Mustafa Adıgüzel, Cemal Enginyurt, Seyit Torun, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Akın ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri, bazı ilçelerin belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş yerinde takip etti. Yaklaşık dört saat boyunca devam eden incelemelerde bölge halkı, maden faaliyetlerinin su kaynakları, mera alanları ve yayla ekosistemi üzerinde ciddi tahribat yaratacağını belirterek yaşam alanlarının tehdit altında olduğunu vurguladı.</p>

<h2>BÖLGE HALKI VE MİLLETVEKİLLERİNDEN TEPKİ</h2>

<p>CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, bölgenin yılda 1,5 milyon turist çeken turistik bir özelliğe sahip olduğunu ifade ederek şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Burası tarihi bir alan. Devletin bu madenden kazanacağı, buradaki tarihi ve kültürel özelliklerinden kazanacağı kadar değildir. Burada bir kaç kişi kazanıp bütün bir coğrafya kaybedecek. Buradaki ormanlar Anadolu'nun nefesi. Biz burada sadece Perşembe yaylasını değil Anadolu'nun nefesini ve Karadeniz'in suyunu savunuyouz. Bu bölgenin insanları da bunu istemiyor. Mahkeme bizi haklı görmesine rağmen kararı iptal ettirdiler. Sondaj yapıyorlar ve bunun geri dönüşü yok. İşi oldu bittiye getiriyolar. Bu halk istemedikçe buradan bir şey yapamazsınız."</p>

<p>CHP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt ise konuya ilişkin şu açıklamada bulundu:</p>

<p>"Bu yaylalar çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğidir. Burası bin yıllık ata yurdudur. Tarihsel değeri olan bu yaylaların hiç kimse tarafından işgal edilmemesi lazım. Biz Ordu halkı olarak bunu istemiyoruz. Bütün Türkiye yurttaşları olarak madene hayır diyoruz ve hayır demeye devam edeceğiz."</p>

<p>Yöre halkı da maden faaliyetlerini istemediklerini dile getirerek, kendi topraklarının talan edilmesine karşı olduklarını ve haklarını savunmaktan hiçbir şekilde vazgeçmeyeceklerini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/orduda-vatandaslar-maden-faaliyetlerine-karsi-hukuki-ve-saha-mucadelesini-surduruyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/ordu-maden-protesto-1.png" type="image/jpeg" length="62743"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: Özgürlük Projesi iyiydi ancak başka seçeneklerimiz var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trump-ozgurluk-projesi-iyiydi-ancak-baska-seceneklerimiz-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trump-ozgurluk-projesi-iyiydi-ancak-baska-seceneklerimiz-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Donald Trump, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine yönelik Özgürlük Projesi’nin devam etmesine gerek olmadığını düşündüğünü ve alternatif yollarının olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişini sağlamayı hedefleyen Özgürlük Projesi'nin sürdürülmesine ihtiyaç duyulmadığını ve alternatif yolların bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan ayrıldığı esnada basın mensuplarının gündemdeki konulara ilişkin sorularını cevaplandırdı. Trump, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerin güvenliği için daha önce başlatılan ancak sonradan durdurulan Özgürlük Projesi'ne tekrar dönülüp dönülmeyeceği yönündeki bir soru üzerine açıklamada bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haber kaynağına göre Trump, "Sanmıyorum. Elimizde başka seçenekler var. Pakistan tarafından bunu yapmamamız istendi. Özgürlük Projesi iyi bir projeydi ancak bizim başka seçeneklerimiz var." ifadelerini kullandı. Sürecin gidişatına göre kararların değişebileceğini belirten Trump, işlerin beklendiği gibi gitmemesi durumunda projeye tekrar yönelebileceklerini kaydetti. Trump bu hususta, "O zaman Özgürlük Projesi ve ilave başka şeyler olur." dedi.</p>

<h2>ALTERNATİF SEÇENEKLER VE İRAN İLE DİALOG SÜRECİ</h2>

<p>İran'ın mevcut süreci kasten yavaşlattığına dair ortaya atılan iddialar hakkında da konuşan Trump, "Bunu yakında öğreneceğiz." açıklamasını yaptı. İran ile yürütülen görüşmelerin olumlu bir seyir izlediğini savunan Donald Trump, İran tarafının yakın zamanda bir geri bildirimde bulunacağını ve atılacak adımların bu yanıta göre şekilleneceğini vurguladı.</p>

<p>Donald Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş faaliyetleri ve bölgedeki ticari hareketlilik konusunda Pakistan'ın taleplerini ve mevcut diğer alternatif yolları değerlendirmeye devam ettiklerini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trump-ozgurluk-projesi-iyiydi-ancak-baska-seceneklerimiz-var</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/10/trump-24.png" type="image/jpeg" length="44263"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sera Kadıgil, Uşak’taki Sevgi Evlerine ilişkin iddiaları Meclis gündemine taşıdı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/sera-kadigil-usaktaki-sevgi-evlerine-iliskin-iddialari-meclis-gundemine-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/sera-kadigil-usaktaki-sevgi-evlerine-iliskin-iddialari-meclis-gundemine-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sera Kadıgil, Uşak’taki çocuk bakım kuruluşlarında çocuklara yönelik istismar, şiddet, ihmal ve intihar iddialarını TBMM gündemine taşıyarak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlamasını istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) sözcüsü Sera Kadıgil, Uşak’taki çocuk bakım ve koruma kuruluşlarında 2014’ten bu yana sürdüğü öne sürülen istismar, şiddet, ihmal, intihar ve kaçma iddialarını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Kadıgil, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.</p>

<p>Kadıgil, önergesinde 2014’ten bu yana aynı kurumlara yönelik iddiaların sürdüğünü belirterek, tarafına ulaşan ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Uşak’taki çocuk bakım kuruluşlarında sistematik şekilde devam ettiği öne sürülen olayların üstünün örtüldüğünü, idari ve cezai süreçlerin işletilmediğini ve itiraz eden personelin çeşitli biçimlerde cezalandırıldığı iddialarını gündeme getirdi.</p>

<h2>ŞİDDET İDDİALARI VE PERSONEL GÖREVLENDİRMESİ SORULDU</h2>

<p>Kadıgil, 2025 yılında 4/D statüsünde çocuk bakım personeli olarak görev yapan D.D. isimli personelin sorumluluğundaki çocuklara fiili şiddet uyguladığının müfettiş raporlarıyla tespit edilmesine rağmen iş akdinin feshedilmediği, önce il müdürlüğünde ardından yeniden çocuk alanında görevlendirildiği yönündeki iddiaları da önergesine taşıdı. Kadıgil, şiddet uyguladığı tespit edilen bir personelin yeniden çocuklarla temas eden birimde görevlendirilmesinin gerekçesini ve bunun hangi mevzuata dayandığını sordu.</p>

<h2>KURUMDAN AYRILDIKTAN SONRA HAYATINI KAYBEDEN E.K. OLAYI DA ÖNERGEDE YER ALDI</h2>

<p>Önergede, 29 Nisan 2023’te devlet koruması altında bulunan zihinsel engelli E.K.’nin kurumdan izinsiz ayrıldığına dair tutanak tutulmasının ardından aynı gece bir inşaattan atlayarak yaşamını yitirdiği iddiası da hatırlatıldı. Kadıgil, olay sonrası kurum yöneticileri ve ilgili personel hakkında herhangi bir idari inceleme yapılıp yapılmadığını bakanlığa yöneltti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadıgil ayrıca son dönemde Uşak’taki çocuk bakım kuruluşlarından kaçan reşit olmayan çocukların dijital ortamlarda uygunsuz içerikler paylaştıklarının görüldüğünü, bunun çocukların cinsel istismar, cinsel sömürü ve suça sürüklenme riski altında olabileceğine dair ciddi endişe yarattığını ifade etti.</p>

<h2>“SON 5 YILDA KURUMLARDAN KAÇ ÇOCUK KAÇTI?”</h2>

<p>Kadıgil, Uşak’taki çocuk bakım kuruluşlarında son 5 yılda kaç çocuğun kurumlardan kaçtığını, bu çocuklardan kaçının istismar, cinsel sömürü veya suça sürüklenme riski nedeniyle adli ya da idari işleme konu olduğunu da sordu.</p>

<p>Önergede ayrıca, Uşak’ta 2014 yılından bu yana idarecilik görevini sürdürdüğü belirtilen il müdür yardımcısı O.C. hakkında baskı, yıldırma ve tasfiye iddialarına ilişkin inceleme yapılıp yapılmadığı, çocuk gelişimci M.Ş. hakkında çocukları alkollü mekanlara götürdüğü yönündeki iddialarla ilgili idari işlem uygulanıp uygulanmadığı soruları da yer aldı.</p>

<p>Kadıgil, bakanlığa yönelttiği soru önergesinde ayrıca çocuk bakım kuruluşlarında personel seçimi, denetim ve disiplin süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik yeni bir düzenleme planlanıp planlanmadığını ve ilgili kurumların en son ne zaman denetlendiğini de sordu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/sera-kadigil-usaktaki-sevgi-evlerine-iliskin-iddialari-meclis-gundemine-tasidi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/sera-kadigil-2.png" type="image/jpeg" length="68118"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP’li Çan’dan sağlık tesislerinin satışına tepki]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-candan-saglik-tesislerinin-satisina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-candan-saglik-tesislerinin-satisina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Murat Çan, Alaçam Devlet Hastanesi binası ve arazisinin özelleştirme kapsamına alınmasını eleştirerek, kamu kaynaklarının özel sektöre aktarıldığını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Chp Samsun Milletvekili Murat Çan, Alaçam Devlet Hastanesi binası ve arazisinin özelleştirme kapsamına alınması kararına tepki gösterdi. Alaçam Devlet Hastanesi önünde düzenlenen basın açıklamasında konuşan Çan, iki ayrı Cumhurbaşkanlığı kararı doğrultusunda Türkiye genelinde toplam 126 sağlık tesisi ve arazisinin satış kapsamına alındığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Chp Alaçam İlçe Örgütü tarafından gerçekleştirilen açıklamada konuşan Chp Samsun Milletvekili Murat Çan, 17 Mart ve 23 Nisan 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla Samsun ilindeki pek çok sağlık tesisinin satış listesine eklendiğini kaydetti. Çan, Alaçam Devlet Hastanesi’nin haricinde Gazi Devlet Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Hastanesi, eski tıp fakültesi yerleşkesi ile bazı ilçe sağlık tesislerinin de bu kapsam içerisinde yer aldığını belirtti.</p>

<h2>SAĞLIK TESİSLERİNİN SATIŞI VE ŞEHİR HASTANELERİ</h2>

<p>Şehir hastaneleri modeline yönelik eleştirilerde bulunan Çan, söz konusu satış işlemlerinin Sağlık Bakanlığı’na kaynak oluşturma amacı güttüğünü vurguladı. Çan, "2026 yılında şehir hastanelerinin işletilmesi için ayrılacak kaynak 140 milyar lira. Cumhuriyetin kamu kaynakları özel sektöre aktarılıyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>Alaçam Devlet Hastanesi’nin bölge için stratejik bir öneme sahip olduğunu dile getiren Çan, mevcut hastane yerleşkesinin gelecekte aile sağlığı merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi ya da palyatif bakım hizmetlerinin sunumu için değerlendirilebileceğini söyledi.</p>

<p>Chp’nin ilgili kararnameleri Danıştay’a taşıdığını duyuran Çan, hükümete çağrıda bulunarak Samsun’daki sağlık tesislerinin özelleştirme kapsamından tamamen çıkarılmasını talep etti. Çan, "Danıştay’ı beklemeden bu yanlıştan dönülsün" ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-candan-saglik-tesislerinin-satisina-tepki</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/murat-can.png" type="image/jpeg" length="97138"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜİK Başkanlığına Mehmet Arabacı getirildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tuik-baskanligina-mehmet-arabaci-getirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tuik-baskanligina-mehmet-arabaci-getirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete’de yayımlanan cumhurbaşkanlığı kararlarıyla kurumlarda üst düzey görev değişiklikleri yapıldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) başkanlığına Gelir İdaresi başkan yardımcısı Mehmet Arabacı atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararlara göre, Adli Tıp Kurumu başkanlığına Hızır Aslıyüksek atandı.</p>

<p>Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) ikinci başkan olarak görev yapan Mahmut Sütcü, SPK başkanlığına getirildi. Kurulun ikinci başkanlığına Ahmet Aksu, üyeliğine ise Yusuf Sünbül atandı.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) başkan yardımcılığı görevine Yusuf Emre Akgündüz getirildi.</p>

<p><strong>KAMU GÖZETİMİ VE MSB’DE YENİ GÖREVLENDİRMELER</strong></p>

<p>Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu başkanlığına İbrahim Ömer Gönül atanırken, kurul üyeliğine Abdi Serdar Üstünsalih seçildi.</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Tedarik Hizmetleri genel müdürü Mehmet Avcı görevden alındı. Boşalan genel müdürlük görevine Diyarbakır’ın Çınar kaymakamı Zikrullah Erdoğan atandı.</p>

<p>Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar başkanlığı başkan yardımcılığına ise Ahmet Alemdar getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararları, yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tuik-baskanligina-mehmet-arabaci-getirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/05/ailenin-korunmasi-ve-guclendirilmesi-icin-genelge-resmi-gazetede.jpg" type="image/jpeg" length="27955"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Beko dörtlü finale yükseldi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/fenerbahce-beko-dortlu-finale-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/fenerbahce-beko-dortlu-finale-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe Beko, Litvanya temsilcisi Zalgiris'i 94-90 yenerek seriyi 3-1 kazanarak üçüncü kez üst üste Dörtlü Finale yükselmiş oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe Beko, Basketbol Avrupa Ligi çeyrek finallerinin dördüncü maçında Litvanya temsilcisi Zalgiris'i 94-90 yenerek seriyi 3-1 kazandı. Fenerbahçe Beko, bu sonuçla üçüncü kez üst üste Dörtlü Finale yükselmiş oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaunas'ta oynanan Basketbol Avrupa Ligi çeyrek final serisinin dördüncü maçında Fenerbahçe Beko, uzatmaya giden maçı 94-90 kazandı. Bu galibiyetle seriyi 3-1 kazanan Fenerbahçe Beko, üst üste üçüncü, toplamda sekizinci kez Dörtlü Finale yükselmiş oldu.</p>

<p>Yunanistan'daki Dörtlü Finaller 22-24 Mayıs'ta oynanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/fenerbahce-beko-dortlu-finale-yukseldi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 01:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/fenerbahcebekol1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="31384"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci İsmail Arı: Bayramı da cezaevinde geçirmem için ellerinden geleni yapıyorlar]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gazeteci-ismail-ari-bayrami-da-cezaevinde-gecirmem-icin-ellerinden-geleni-yapiyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gazeteci-ismail-ari-bayrami-da-cezaevinde-gecirmem-icin-ellerinden-geleni-yapiyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklu gazeteci İsmail Arı, Sincan Cezaevi'nden kamuoyuna mesaj gönderdi. Arı gönderdiği mesajda "Bu bayramı da cezaevinde geçirmem için ellerinden geleni yapıyorlar. Gazetecilik yapmamı engellemek için Anayasayı ve hukuku ayaklar altına alıp bana eziyet ediyorlar" diyerek kamuoyunu bu hukuksuzluğa karşı ses çıkarmaya davet etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arı'nın gönderdiği mesaj şöyle:</p>

<blockquote>
<p>Kamuoyuna,<br />
Yatarı olmayan bir suç iddiası ile tam 48 gündür cezaevinde tutuluyorum. Bu bayramı da cezaevinde geçirmem için ellerinden geleni yapıyorlar. Gazetecilik yapmamı engellemek için Anayasayı ve hukuku ayaklar altına alıp bana eziyet ediyorlar. Bu hukuksuzluğa karşı ses yükseltmenizi rica ediyorum.<br />
Beni cezaevinde tutmak için suç işliyorlar!<br />
İsmail ARI<br />
Sincan Zindanı"</p>
</blockquote>

<p>İsmail Arı, Ramazan Bayramı'nda Tokat'taki aile evi ziyaretinde gözaltı alınmış, Tokat'tan Ankara'ya getirilmiş ve tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gazeteci-ismail-ari-bayrami-da-cezaevinde-gecirmem-icin-ellerinden-geleni-yapiyorlar</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 00:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/04/birgun-muhabiri-ismail-ari.png" type="image/jpeg" length="86455"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eğitim-Sen'den ODTÜ'de provokatif girişim tepkisi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/egitim-senden-odtude-provokatif-girisim-tepkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/egitim-senden-odtude-provokatif-girisim-tepkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim-Sen, Orta Doğu Teknik Üniversitesi yerleşkesinde Bahar Şenlikleri kapsamında düzenlenen konser sırasında yaşanan olaylara ilişkin açıklama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eğitim-Sen, Orta Doğu Teknik Üniversitesi yerleşkesinde Bahar Şenlikleri kapsamında düzenlenen konser sırasında yaşanan olaylara ilişkin açıklama yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, "Dün Orta Doğu Teknik Üniversitesi kampüsünde yaşanan gerilim, üniversitelerde uzun süredir derinleştirilen kutuplaştırıcı siyasal iklimin ve bilinçli provokatif girişimlerin yarattığı tehlikeli tabloyu bir kez daha ortaya koymuştur" denildi.</p>

<p>"ODTÜ Bahar Şenliği'nin yıllardır öğrencilerin ve üniversite bileşenlerinin emeğiyle büyüyen, farklı düşüncelerin, kimliklerin ve kültürlerin bir arada var olduğu özgürlükçü, demokratik ve dayanışmacı üniversite geleneğinin önemli bir parçası olduğu görüşüne yer verilen açıklamada, ODTÜ'nün tarihsel birikiminin; baskıya, tekçiliğe ve kutuplaştırmaya karşı ortak yaşam kültürünü savunan güçlü bir toplumsal hafızayı temsil ettiği" belirtildi.</p>

<h2>"ÜNİVERSİTELER ŞİDDETİN DEĞİL, DEMOKRATİK TARTIŞMA MEKANLARIDIR"</h2>

<p>Üniversite ortamını bilinçli biçimde gerilim alanına çevirmenin hedeflendiği belirtilerek, bu anlayışı eleştirilen açıklama şu şekilde:</p>

<p>"Son dönemde kampüslerde farklılıkları karşı karşıya getiren, ortak değerleri ve toplumsal sembolleri siyasal gerilim aracı haline dönüştüren girişimlerin artması kaygı vericidir. Üniversitelerde yaratılmak istenen bu kutuplaştırma iklimi; gençliğin demokratik taleplerini bastırmayı, üniversiteleri özgür düşünce alanı olmaktan çıkarmayı ve toplumsal muhalefeti baskı altına almayı hedeflemektedir. ODTÜ’de yıllardır var olan dayanışma kültürü ve birlikte yaşam deneyimi; provokasyonlarla, nefret diliyle ve gerilim siyasetiyle teslim alınamaz. Üniversiteler; şiddetin, hedef göstermenin ve kutuplaştırmanın değil; özgür düşüncenin, eleştirel aklın ve demokratik tartışmanın mekanlarıdır.</p>

<h2>"KUTUPLAŞTIRMA İÇİN DEĞİL, ÖZGÜR YAŞAM İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ"</h2>

<p>Eğitim Sen olarak Üniversitelerde gerilim yaratmayı hedefleyen provokatif girişimleri reddediyoruz. Şiddeti, hedef göstermeyi ve kutuplaştırıcı dili kabul etmiyoruz. Üniversitelerin güvenlikçi politikalarla değil; demokratik katılım, özgürlük ve çoğulculuk temelinde var olması gerektiğini savunuyoruz. Gençliğin demokratik taleplerinin kriminalize edilmesine karşı durmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz. İnsan, toplum ve doğa yararına üniversite mücadelemiz; özgür bilimi, özerk üniversiteyi ve demokratik yaşamı savunma mücadelesidir. ODTÜ’nün özgürlükçü, demokratik ve dayanışmacı geleneğine sahip çıkmaya; üniversitelerde baskının, provokasyonun ve kutuplaştırmanın değil dayanışmanın ve özgür yaşamın egemen olması için mücadele etmeye devam edeceğiz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/egitim-senden-odtude-provokatif-girisim-tepkisi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/10/egitim-sen-13.png" type="image/jpeg" length="98728"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel: Akın Gürlek Türkiye için bir milli güvenlik sorunudur]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-akin-gurlek-turkiye-icin-bir-milli-guvenlik-sorunudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-akin-gurlek-turkiye-icin-bir-milli-guvenlik-sorunudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kriptolu telefon üzerinden iletişim kurduğunu, Gürlek'in Erdoğan'ı dinlettiğini söylediğini ileri sürerek, 'Sayın Erdoğan, duymadıysa ihbar ediyorum." dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p> </p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kriptolu telefon üzerinden iletişim kurduğunu, Gürlek'in Erdoğan'ı dinlettiğini söylediğini ileri sürerek, "Sayın Erdoğan, duymadıysa ihbar ediyorum. Erdoğan'ın ailesinin bu işten rahatsız olduğunu ve Erdoğan'a bir şeyler anlatmaya çalıştığını duyuyorum. Herkes aklını başına alsın, çok büyük bir tehlike var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu tehlikeden kendini koruyacak, bu tehditten kendini arındıracaktır. Akın Gürlek, Türkiye için bir milli güvenlik, bir gelecek sorunudur, çok yönlü çok kapsamlı bir sorundur. Doğrudan cumhurbaşkanını yanıltmakta, onun talimatlarıyla yanlış işlere girmektedir" ifadesini kullandı.</p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü TV'de CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na yönelik dava sürecine ilişkin olarak, "Mutlak butlan gelmez, geleceği varsa, göreceği var. Denemesi bedava. Bunu Erdoğan için söylüyorum. Normal şartlarda gelmez. Bu akıl sır erecek bir iş değildir. Ben istinaf mahkemesinin hakiminin yerinde olmak istemezdim, bu kadar spekülasyon... Mutlak butlan, normal hukuk döngüsünün içinde olabilecek bir karar değil. Bir mutlak butlan kararının çıkması bir siyasi baskı ve zorlamayla olur. Ekonomik, siyasi sonuçları olur. Mahkeme, kendisi kararını versin ama CHP'ye böyle yöntemlerle müdahale yapmayı denemesi bedava. AK Parti perişan olur. Millet böyle şeyleri affetmez. CHP parti kuracakmış da... Yedek parti var mı var ama mutlak butlana karşı değil, kapatma davasına karşı. Mutlak butlanda mücadele alanı CHP'nin kendisidir. Burada asla ve asla delegenin elimize verdiği bayrağı kimseye bırakmayız" ifadesini kullandı.</p>

<p>Özel, salı günü grup toplantısında gösterdiği, "akpden.com" isimli web sitesine milli güvenliği tehdit gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini açıkladı.</p>

<p>Özel, kendisinin dokunulmazlığının kaldırılacağı iddialarına ilişkin olarak, "Ya bu darbeye direneceksin, direnmek için her şeyi göze alacaksın. Bunları göze aldık. Bu işin lamı cimi yok. Ne yaparlarsa yapsınlar sonuçta yol arkadaşlarımız 12 metrekare yere girmiş mücadele veriyorken, hiçbirimiz her türlü tehdit, iftira, her şeyi göze almışız. Gücümüzü anayasadan, iç tüzükten, dokunulmazlıktan değil CHP'nin genel başkanı olmaktan alıyoruz. CHP'nin genel başkanına bir şey yapmaya kalkışmanın çok ağır bedelleri vardır. O bedeli göze alan buyursun gelsin" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, şunları kaydetti:</p>

<h2><strong>KRİPTOLU TELEFONLA GÖRÜŞME İDDİASI</strong></h2>

<p>"Ben camide VIP odada görüşüyorsun diyene kadar Erdoğan'ı Hz. Ali Camii'nin VIP odasında buluyordu Akın Gürlek. Ben onu dediğimden beri konuşmuyorsun. Yalansa yalan diyin. Şimdi kriptolu telefon var aranızda. Yakınlarına, çevresine, 'Erdoğan'ı dinliyorum, bana bir şey yapamazlar' diyorsun. Akın Gürlek, Erdoğan'ı dinlediğini söylüyor. Sayın Erdoğan, duymadıysa ihbar ediyorum. Erdoğan'ın ailesinin bu işten rahatsız olduğunu ve Erdoğan'a bir şeyler anlatmaya çalıştığını duyuyorum. Akın Gürlek'in sana bilgi olarak verdiği Ekrem İmamoğlu'nun babasının bahçesinde 10 küp altın bulduk meselesi yalan, böyle bir şey yok. Bulunmadı ama Erdoğan'a 'Buldum, kanıtı bende, merak etme' diyor. Aile, Erdoğan'ın buna inandığını, Akın Gürlek'in Erdoğan'ı buna inandırdığını söylüyor. Buradan ilan ediyorum, o kazı yaptı, hiçbir şey bulunmadı. Arama tutanakları elimizde. Herkesin gözünün önünde kazındı. O bahçeden ne kasa, ne küp ne altın çıktı. Erdoğan ile kriptolu telefondan yarısı doğru yarısı yalan bir sürü beyanat verdiğini, kendi ağzından talimat aldığını, bunları kayda aldığını söylüyor. Bunlar yok diyorlarsa çıksınlar yok desinler. Kendisi belki yok diyecektir. Aileye sesleniyorum. Birileri babanızı, 23 yılın sonunda artısıyla eksisiyle falan filan... Seçim kaybeder, önceki cumhurbaşkanımız olurdu, bir darbe girişimine girildi çıkıldı, öyle bir işin içine batıldı ki, gerçekler eninde sonunda çıkar.</p>

<p>Herkes aklını başına alsın, çok büyük bir tehlike var. Kendisini Türkiye'nin şerifi olarak görüyor. Türkiye Devleti'nin bir düzeni, bir hafızası, bir birikimi ve kendi içinde emniyet supapları var. Bu emniyet supaplarının da ayarlarıyla oynamaya başladı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu tehlikeden kendini koruyacak, bu tehditten kendini arındıracaktır. İktidar olduğumuzda bu arınmayı yapacağız. Yargıdaki çeteleşme durumunu, liyakatsiz atamaları ve birileri için aparat olarak kullanılanların tamamından yargıyı arındıracağız. Namuslu hakimler, savcılar yüzde 90. Bunlar bir avuç. Yargı bu tehditten ve bu urdan kurtulmak istiyor. Bizim arkadaşlarımız dünya kadar zarar gördüler. Akıllarını başlarına alsınlar. Bu iş bizim arkadaşlarımız ve ailelerinden, sizin arkadaşlarınız ve ailelerine tehdit olmaya başladı. Kendi düşen ağlamaz, ağlamayın ama bu adama tedbir alın. Milli İstihbarat Teşkilatı, bu ülkede bu kadar büyük bir tehlikeyi görmüyor olamaz. Herkesin kendisine ait gelecek planları olabilir ama hiçbir şey bu ülkenin ortak geleceğinden önemli değil. Geri dönmeyecek hasarlar bırakabilirler. Akın Gürlek, Türkiye için bir milli güvenlik, bir gelecek sorunudur, çok yönlü çok kapsamlı bir sorundur. Doğrudan cumhurbaşkanını yanıltmakta, onun talimatlarıyla yanlış işlere girmektedir."</p>

<h2><strong>"360'I BULMAK ERDOĞAN'IN İŞİ"</strong></h2>

<p>Özel, partisinin saha çalışmalarına ilişkin olarak, "Pazartesi günü 81 ilde arkadaşlarımız başladı, 81 ilde bütün milletvekillerimiz görevde bu hafta sonu. Bir hareketlilik, bir motivasyon. Olumsuz hiçbir reaksiyon yok. Mayıs boyunca devam edecek. Haziran programı çalışılıyor. Asla durmadan, yorulmadan, asla bir adım geri atmadan devam" dedi.</p>

<p>Özel, erken seçim çağrısına ilişkin bir soru üzerine, "Erken seçim olursa aday olurum diye düşünüyorsa Erdoğan, 360'ı bulma onun işi. Ben şimdi seçim diyorum. O hesabı yaparken denklemin önüne beni katmasın. Bizim dediğimiz tarihler geçti. Seçimleri erkene almak için bir teklifleri olursa, benim buna tamam diyecek durumum yok. Parti Meclisi'ne ve milletvekillerine sormam lazım, garantili bir sonuç beklemesinler. Aday olmak isteyen, bir an önce gelsin koysun sandığı" ifadesini kullandı.</p>

<p>Bir anket yaptırdıklarını, ara seçimlere ilişkin 8 ilde "hissettiğinin ötesinde bir şey" gördüğünü belirten Özel, "AK Parti'nin ara seçimden kaçacağını, güç kaybettiğini biliyordum. Örneğin İstanbul 1. Bölge'de AK Parti üç puanla öndeydi, 14 puanla CHP, AK Parti'nin önünde. Afyonkarahisar, Adıyaman, Kastamonu çok iyi bir noktadayız. En çok Aydın'a sandığın gelmesine sabırsızlanıyorum. Kendisine topuklu efe diyip AK Parti'ye topuklamanın bedelinin ne olduğunu görsün. Anket acayip bir şey söylüyor. Topuklu efe yüzde 18, Aydın öbür yana yüzde 82. Bu transferi doğru bulmadım diyen AK Partili doğru buldum diyenden fazla" diye konuştu.</p>

<h2><strong>"EN BÜYÜK ZULMÜ RAMAZAN CAN GÖRÜYOR"</strong></h2>

<p>Özel, "Bunları gören, okuyan, bilen AK Parti'de bunu anlatmaya çalışan bir grup var, ama dinleyen yok. Muhakemeyi doğru yerden yapamayan birisi yönetiyor AK Parti'yi de Türkiye Cumhuriyeti'ni de. Gözü dönmüş iş bilmezler grubunun AK Parti siyasetini teslim alma durumundayız. Bugün Adalet Bakanlığı'nda en büyük zulmü önceki Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can ve onun döneminde bir iki yere gelmiş kişiler görüyor. CHP gelse bu kadar vicdansız davranmaz. Bir önceki İçişleri Bakanı'nın şu anki Bakan Yardımcısı Bülent Turan'a yaptığı haksızlığı hiçbir rövanşist başka parti gelip öbürüne yapmaz. Bir atanmışın, partinin saat vidasından gelenlere yaptıklarını AK Parti'nin içinde çok büyük bir tartışma alanı olarak konuşuyorlar. Millet, Atatürk'ün emaneti sandığa tutunmuş, sandığı kaçırmaya çalışanlara karşı" ifadesini kullandı.</p>

<p>Özel, staj ve çıraklık mağdurlarına ilişkin olarak, "Bütün mağduriyetler önemli ama bu kadar göz göre göre haksızlık olmaz. Hepsinin işe giriş tarihinin, yani stajın başlangıç tarihinin emeklilik açısından işe giriş tarihi kabul edilmesi lazım" ifadesini kullandı.</p>

<p>Özel, okullara eski uzman çavuşların görevlendirilmesine ilişkin önerisinin anımsatılması üzerine, "Aslında kanunda okul polisi diye bir şey var. Şu anda okul polisini devlet görevlendiremiyor. Bu okul polisinin yerine okul güvenliği olarak uzman çavuşlarımızı alıp içinden elbette en uygun şekilde olan seçilir, en iyi eğitim verilir, sınavından geçirilir ama 65 bin kişiyi orada uzman çavuşlardan alıp koyacağız. Devletin güvenlik görevlisi nerede gerekiyorsa oralarda bu arkadaşları değerlendireceğiz" ifadesini kullandı.</p>

<h2><strong>"ANNENİN GÖZYAŞININ RENGİ OLMAZ"</strong></h2>

<p>Özel, Barış Anneleri Heyetiyle görüşmesini sorulması üzerine, "İç cephenin sımsıkı güçlü olduğu Kürtlerin Türkiye’de de Suriye’de de Irak’ta da İran’da da ülkelerinin toprak bütünlükleri sağlanarak ve oralarda eşit yurttaşlar olarak var oldukları ve kanlarının akmadığı, annelerinin gözyaşı dökmediği bir şeyi bekliyoruz. Bunu da Anneler Günü’nde Türk anneleri için Kürt anneleri için söylüyoruz. Türkiye’deki bütün anneler hepimiz için çok değerli. Annenin gözyaşının rengi olmaz. Ben meseleye hep böyle baktım" ifadesini kullandı.</p>

<p>Özel, yarınki Rize mitingine ilişkin olarak, "Bizim mitingimiz Rize İradesine Sahip Çıkıyor ve Çayımıza Sahip Çıkıyoruz mitingi. Çünkü Rize’de herkes çayla ilgili, çayın fiyatı ve çay üreticisinin sorunları kentin sorunu. Herkesi yarın 13.30’da Rize 15 Temmuz Meydanı’nda hem Rize’ye hem çaya hem de ülkenin demokrasisine ve milli iradeye sahip çıkmaya bekliyoruz" dedi.</p>

<p>Özel, iktidar olduğunda ilk hangi tuşa basacağının sorulması üzerine, "Bir umutsuzluk yaymak istemem ama o gün hapiste bir arkadaşım varsa, onun varsa annesi ve eşine birer telefon açarım. ‘Söz verdiğimiz gibi’ derim. Belki TRT’ye ‘Yarın sabah bir kahve içmeye geliyorum’ deyip bir sürpriz yapabilirim. Anadolu Ajansı’nın Editör Masası’na sadece bakan oturtuyorlar. Öyle bakanlık, Cumhurbaşkanlığı niyetim yok ama Anadolu Ajansı’nın Editör Masası’nın doğal konuğu olurum ertesi sabah. ‘Koyun çayı geliyorum, Atatürk’ün kurduğu ajansı bir partinin ajansı haline getirdiler. Demleyin çayı geliyorum’ diyebilirim. Oradan TRT’ye geçebilirim. Umarım o gün hapiste hiç arkadaşım olmaz. Ertesi gün öğleden sonra eğer hapiste bir arkadaşım varsa son kez içeride ziyaret ederim" ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-akin-gurlek-turkiye-icin-bir-milli-guvenlik-sorunudur</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/ozgurozel-sozcutv.jpg" type="image/jpeg" length="14325"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: Rusya-Ukrayna arasında 3 günlük ateşkes ilan edildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trump-rusya-ukrayna-arasinda-3-gunluk-ateskes-ilan-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trump-rusya-ukrayna-arasinda-3-gunluk-ateskes-ilan-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ile Ukrayna arasında 9-11 Mayıs tarihlerini kapsayan üç günlük ateşkes sağlandığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ile Ukrayna arasında 9-11 Mayıs tarihlerini kapsayan üç günlük ateşkes sağlandığını duyurdu. Trump, ateşkes kapsamında karşılıklı bin kişilik esir takası yapılacağını açıkladı.<br />
 </p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ile Ukrayna arasında 9-11 Mayıs tarihlerini kapsayan üç günlük ateşkes sağlandığını duyurdu. Trump, ateşkes kapsamında karşılıklı bin kişilik esir takası yapılacağını açıkladı.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Rusya ile Ukrayna arasında üç günlük ateşkes sağlandığını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.</p>

<p>Trump paylaşımında şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta 9, 10 ve 11 Mayıs tarihlerinde üç günlük ateşkes olacağını duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Rusya’daki kutlamalar Zafer Günü içindir ancak Ukrayna da İkinci Dünya Savaşı’nın büyük bir parçası ve önemli bir unsuruydu.</p>

<h2><strong>ATEŞKESİ TRUMP TALEP ETTİ</strong></h2>

<p>Bu ateşkes, tüm askeri faaliyetlerin durdurulmasını ve her iki ülkeden bin esirin takasını içerecek. Bu talep doğrudan benim tarafımdan yapıldı ve Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin bunu kabul etmesinden büyük memnuniyet duyuyorum.</p>

<p>Umarım bu, çok uzun, ölümcül ve zorlu geçen savaşın sonunun başlangıcı olur. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük çatışmanın sona erdirilmesine yönelik görüşmeler sürüyor ve her geçen gün sona daha da yaklaşıyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trump-rusya-ukrayna-arasinda-3-gunluk-ateskes-ilan-edildi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/trump-25.png" type="image/jpeg" length="78345"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Afyon'dan görevden alma açıklaması]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chp-afyondan-gorevden-alma-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chp-afyondan-gorevden-alma-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Afyonkarahisar İl Başkanı’ndan açıklama: Başkanımızın AKP'ye geçiş sürecinde biraz soğuk kaldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP Afyonkarahisar İl Başkanı Hasan Karadeniz, Afyonkarahisar Merkez İlçe Başkanı Murat Albayrak'ın görevden alınmasına ilişkin "İktidara giden mücadelede örgüt olarak çok güçlü olmak zorundayız. Çekinceleri olan, zayıflık gösteren yönetimlerle iktidara gitme şansımız yok. Genel Merkezi'mizle yaptığımız değerlendirme sonucunda görevden alınmasını uygun gördük" dedi.</p>

<p>Salı günü partisinden ayrılarak AK Parti’ye katılması beklenen CHP’li Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, belediye binası önünde yüzlerce vatandaş tarafından protesto edildi. CHP Afyonkarahisar İl Başkanı Hasan Karadeniz, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı değerlendirmede Köksal'a tepki göstererek şunları kaydetti:</p>

<p><strong><i>"İki gündür CHP'ye oy veren, Burcu Öksüz'e oy veren herkes çok üzüntülü. Böyle bir gelişmeyi hiç kimse beklemiyordu. Hiç kimse hak etmedi bunu. Bunu CHP'ye oy verenlere, belediye seçimlerine oy verenlere, oy verenlere kimsenin yaşatmaya hakkı yok. Ortada hiçbir sorun yok. Örgüt sonuna kadar arkasındaydı. Genel Merkezimiz, Genel Başkanımız Özgür Özel sonuna kadar Burcu Köksal'ın arkasındaydı. Örgüt açısından hiçbir sorun yoktu ama niçin böyle bir geçiş yaptı? Anlamıyoruz. Ulaşamadık kendisine. Hala ulaşılamadı. Halbuki biz iki yıldır özellikle yerel seçimlerde bu belediyenin kazanılması için örgüt olarak çok mücadele verdik. 74 yıl sonra bu başarının elde edilmesinde bu üyelerin, oy veren vatandaşların emekleri çok büyük. Böyle bir üzüntüyü yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Ama bu gelişmeler bizi güçlendirecek, zayıflatmayacak. Tam tersine birbirimize daha da kenetleneceğiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in liderliğinde CHP'nin iktidarı için sonuna kadar daha da büyük güçte destek vermeye devam edeceğiz, çalışmaya devam edeceğiz. Biz inanıyoruz, herkes inansın, umutluyuz. Yapılacak olan ilk genel seçimde, erken seçimde CHP iktidar olacaktır."</i></strong></p>

<p></p>

<p></p>

<h2>'ZAYIFLIK GÖSTEREN YÖNETİMLERLE İKTİDARA GİTME ŞANSIMIZ YOK'</h2>

<p>Karadeniz, Afyonkarahisar Merkez İlçe Başkanı Murat Albayrak'ın görevden alınmasına ilişkin <strong>"Merkez İlçe, Başkanımızın AKP'ye geçiş sürecinde biraz soğuk kaldı. Dünkü baktığımız buradaki eylemde bazıları özellikle gelecek uğruna olur, bazı sebeplerden, bilemiyorum sebeplerini, uzak durmak zorunda hissettiler. Biz de iktidara giden mücadelede örgüt olarak çok güçlü olmak zorundayız. Böyle çekinceleri olan zayıflık gösteren yönetimlerle iktidara gitme şansımız yok. Genel Merkezi'mizle yaptığımız değerlendirme sonucunda görevden alınmasını uygun gördük" </strong>diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chp-afyondan-gorevden-alma-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 22:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/chp-16.jpeg" type="image/jpeg" length="44385"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel: Bu ülkede iktidarı değiştirmeden ölmeye niyetim yok]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-bu-ulkede-iktidari-degistirmeden-olmeye-niyetim-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-bu-ulkede-iktidari-degistirmeden-olmeye-niyetim-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iki hafta içinde Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelik yeni bir basın toplantısı düzenleyeceğini belirterek, "Bu ülkede iktidarı değiştirmeden de ölmeye niyetim yok" ifadesini kullandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iki hafta içinde Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelik yeni bir basın toplantısı düzenleyeceğini belirterek, 'Bu da kendisine dert olsun. Hiçbir iftirası, hiçbir yalan beyanı, karalaması, tehdidi, ne yaparlarsa yapsınlar ölümden gayri beni durduracak bir şey yok. Bu ülkede iktidarı değiştirmeden de ölmeye niyetim yok' ifadesini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü TV'deki programda 'Nasılsınız' sorusunu, 'Yorulmaya, kötü olmaya hakkımız yok. Parti, dünya siyaset tarihinin bir siyasi partiye yapılan en büyük kuşatması altında. Artık bırakın hukuk, etik, ahlak, hiçbir şey kalmamış. Bir tek amaç var. 24 yıldır ülkeyi yöneten bir iktidar var, bir iktidarın değişmesi de normaldir, yorulmuştur, kadroları yıpranmıştır, lideri yorulmuştur. Hiçbir sebep olmasa demokrasi budur, vatandaş değiştirmek ister, alternatifleri görmek ister. Türkiye'de bir iktidar değişimi görülüyor. Bunun sancıları olabilir. Bunun gerçekleşmemesi için büyük bir direnç var. CHP'ye, partinin kurumsal kimliğine, partinin genel başkanına, partinin il başkanlarına ve partinin belediye başkanlarına, cumhurbaşkanı adayına, hem hukuk yoluyla hem basın yoluyla iftiralarla, tehditlerle... Hiçbir suçu olmayan başkanlarımız tutuklu' yanıtını verdi.</p>

<p>Özel, şunları kaydetti:</p>

<p>'Bu partiyi kuranlar, kurmadan önce nasıl cepheden geldiler, bombardıman altındaydı, kimi gazi oldu, kimi şehit, kimine nasip oldu Atatürk'le cumhuriyeti kurdular. Biz o güçlüklerle kurulmuş bir partinin bu güçlüklere direnmek zorunda olan bugünkü kadrolarıyız. 100 yıl önce cumhuriyet bütün haksızlıkları, bütün hukuksuzlukları, bütün eşitsizlikleri gidermek üzere önemli bir adım attı. Yönetim şeklini tek adamdan demokrasiye getirdi, hukukun üstünlüğünü sağladı, çok partili rejimi getirdi. Sonra hep beraber bir sürü hatalar yaptık, cumhuriyete yeterince sahip çıkamadık ve şimdi cumhuriyet bir kez daha kurtarılmayı bekliyor. Pozisyon itibariyle üzülmeye, yorulmaya, kızmaya hakkım yok.'</p>

<h2><strong>'GEREKİRSE BOŞA KOCANI DEDİM'</strong></h2>

<p>Özel, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarına ilişkin olarak, 'Kendisinden böyle bir şey duymadık. Ben aradım kendisini, ben aradığımda kapalıydı telefonu, arkadaşlar 'Arıyoruz açmıyor' dedi. Bir söylenti yürüyor, bu konuda kendisi ya da belediyeden bir kurumsal açıklama gelmiyorsa geçen zaman iddiayı güçlendirir. Afyon'da insanlar belediyenin önünde protesto yapılıyorlar. Önümüzdeki hafta yapılacak bir törenle AK Parti'ye katılacağı söyleniyor. Bir yalanlama gelmedi. Keçiören Belediye Başkanı'nın AK Parti'ye geçeceği söylentileri çıkmıştı, o da telefonunu kapamıştı' ifadesini kullandı.</p>

<p>Özel, şunları kaydetti:</p>

<p>Dimdik ayakta duracağız. Aday belirlerken hep beraber anket yaptık, doğru bir isim olsun dedik. O gün Yenimahalle Belediye Başkanı'na gidiyor, kendisi de Afyonlu. Sonra gidiyor bir görüşme yapıyor. Ne gösteriyorlarsa, ne ile tehdit ediyorlarsa... Bir kişi, eşinin yaptığı bir şeyle kendi özgürlüğüyle tehdit ediliyorsa... Yarın çıkıp da Burcu Hanım, 'Üç gündür ben ortada yoktum çünkü' diye bir makul açıklama yapacak gibi durmuyor demek ki böyle şeyler var. Bir süre önce AK Parti medyası, yoğun şekilde kocasının birtakım işlerini söylüyordu. Aradık, 'Biz senin arkanda sonuna kadar dururuz. Ama kocan bir yanlış yaptıysa... Gerekirse boşa kocanı, partiye, kendine bunu yapma' dedim. 'Benim bir yere gideceğim yok' dedi. Ama bu sefer durum biraz daha farklı gözüküyor. Aydın'ın önüne bir anket faturası konmuştu.</p>

<h2><strong>'AKIN GÜRLEK'E DERT OLSUN'</strong></h2>

<p>İBB dosyasında bir tane kanıt yok. Dosyanın içinde somut bir kanıt var. Murat Gülibrahimoğlu'nun yaptığı ödemeler, bu dekont. Murat Kurum'un ajansı Kalyon Ajans'a 16 Mart ve 25 Mart tarihlerinde toplam 41 milyon 666 bin TL'lik bir ödeme yapılıyor. Paranın çıkışının, kaynağına girişinin kaydı var. Kalyon Ajans hesaplarına girdiğinde, Murat Kurum için yaptığı bütün kampanyanın parasını bu kişiden aldığı şak diye çıkıyor. Bu firma, yerel seçimler öncesi AK Parti İl Başkanı'nın ortak olduğu bir firma. Bu firma Akit gazetesine para ödüyor. Firmanın buz gibi AK Partili olduğu ortada. Hafriyat dökülen yerin Enerji Bakanlığı'na ait olduğu ortada. Enerji Bakanlığı da protokol yapıyor ve diyor ki, 'Bunu dökme karşılığında yüzde 10+KDV tutarı İBB'ye, yüzde 10+KDV tutarı Valiliğin şirketine ödeyeceksin'. Sanki bunları bulamayacağız, ortaya çıkamayacağız diye düşünerek... Murat Gülibrahimoğlu'nu alırız içeri, koyarız bunları, at imzayı deriz, Ekrem'e yıkarız, aradan kaçarız hesabı yapmış Akın Gürlek. Murat Gülibrahimoğlu, harekete geçtiğinde yurtdışındaymış, dönmemiş, tekliflere rağmen şunu söylemiş: 'Esas parayı AK Parti'ye verdim.' Öyle bir yere geldi ki artık mızrak çuvala sığmıyor, kurulan kumpaslar geri tepiyor. Butlan davasıyla tehdit ediyorlar, neymiş bakanla uğraşmayacakmışız. Akın Gürlek'e dert olsun. Ne yaparsa yapsın, bu memlekette onun darbe girişimine karşı tankın önüne yatmışım.</p>

<h2><strong>'HER ATTIĞI ADIM BİR ÖNCEKİ ADIMI YALANLIYOR'</strong></h2>

<p>Gökhan Böcek'in ifadesi Allah'tan ortaya çıktı. İfade şu; 'Ben gittim ama tam tarihini bilmiyorum, uçakla gittim, CHP binasından girdim, altıncı kata çıktım, para verdim'. Şu kapıdan kayıtsız kimse girmez. Baktırdık, kayıtlarımızın içinde Gökhan Bey'in bu partiye girmişliği yok. Akın Gürlek'in tapu kayıtlarını açıkladık. Kendisi Muhittin Böcek ile ilgili bir iddia ortaya atılıyor. 'Manisa'da bu oldu, yakında çıkacak' diyordu. Muhittin Böcek'in telefonundan rahmetli Ferdi Zeyrek'in kendisine konum atması, Ferdi Zeyrek'in bürosuna gitmesi, 8-10 kişilik bir yerde Ferdi Zeyrek'e akıl verdikleri, kebap yedikleri ve ayrıldıkları çıktı. Gökhan'ın ifadesi, aynı tarihler. Bakan'ın Manisa ile ilgili söylediği her şeyin kumpas olduğu, yapmaya çalışıp beceremediği, bunu imzala dedikleri gün gibi ortada. Başka bir kumpas kurmaya çalışıyor. Baştan aşağı yalanlarla dolu, partiyi kurumu insanları itibarsızlaştırmaya yönelik bir iş. Bu işi İstanbul'da yapan şimdi Adalet Bakanlığı koltuğuna oturdu, bütün yetkiler elinde. Ama eline yüzüne bulaştırmış bir şekilde bu işlerde artık her attığı adım, bir önceki adımı da yalanlıyor. Acayip bir durumla karşı karşıyayız.</p>

<p>Bu bakanın tapuları... Toplam 16 tapu var. Akın Gürlek'in Bakanlığa 'Tapu kayıtlarını silebilir miyiz' dediği, Bakanlıktan '250 yıldır tutuluyor kayıtlar, neyi siliyorsun' yanıtını aldığını da biliyoruz. Belediye gelirlerinin artırılmasına yönelik bir tebliğ var, bunun için Bakanlık, tapu dairelerinde yapılan satışları alıyor ve belediyelere bildiriyor. 'El değiştirme oldu, sana başvuru olmadıysa kaçırma, çağır işlemini yap, gelirini artır' diyor. O tebliğe göre Türkiye'nin çeşitli il ve ilçelerine giden yazılarda bu tapu da var. Kaçakçılık olmasın diye rutin bir uygulama. 16 tapunun ilgileri belediyelere gitti mi gitmedi mi? Bir başsavcının 190 yıl boyunca maaşını biriktirse elde edebileceği 465 milyon TL'lik taşınmaz edinmesini sorgulamam çok normal. Buna karşı 'Sen uslu durmuyor musun, dur bak ben de seni Antalya'ya, Uşak'a karıştırabilir miyim'.</p>

<h2><strong>'FÜTÜRİSTİK BİR DARBE YAPIYOR'</strong></h2>

<p>Ne kadar yalan şeyler oldu. Dünya kadar yalan attılar. Bir basın açıklaması yaptım, iki kişi savundu, Süleyman Soylu, İzzet Ulvi Yönter. İki tane fevkalade kriminal tip, yeni gelmiş bakana dört elle sarıldılar ki, 'Ben onu savunursam, o da yarın benim yürümesi muhtemel süreçlerimde benimle bir...' Nasıl bir kirli ilişkiler ağı var. Haftaya olur, öbür haftaya olur bir basın toplantısı daha... Çok çok çok sarsıcı, bu tapular tapu boyutundan çok daha sarsıcı ve bir bakanın görevini sürdürmesine imkan vermeyecek ve bambaşka bir gündeme her şeyi taşıyacak bir iş olacak. Onu da hazırlıyoruz. Bizim iktidar yürüyüşümüze, cumhurbaşkanı adayımıza 'örgüt kurdun, yolsuzluk yaptın, hırsızlık yaptın, partiyi ele geçirdin' diye kendince bir vehimle... Türkiye'de bir darbe yapılıyor. Akın Gürlek ile mücadelem, 15 Temmuz'da FETÖ'nün darbesine nasıl karşı çıktıysam, nasıl demokrasiyi savunduysam, nasıl 12 Eylül'e 12 Mart'a, 1960 darbesine karşıysan bu darbeye de öyle karşıyım. Demokrat kimliğimle karşıyım. Türkiye'de iktidar el değiştirecek, fütüristik bir darbe yapıyor, geleceğe darbe yapılıyor. Buna mani olmak için. Tankın önüne yatan nasıl ölümü göze aldıysa, ben de tankın önüne yattım. Bu da kendisine dert olsun. Hiçbir iftirası, hiçbir yalan beyanı, karalaması, tehdidi, ne yaparlarsa yapsınlar ölümden gayri beni durduracak bir şey yok. Bu ülkede iktidarı değiştirmeden de ölmeye niyetim yok. </p>

<p>Görecek Türkiye, AK Parti nasıl birisiyle bu operasyonları yürütmüş ve gelinen noktada nasıl birine Adalet Bakanlığı gibi en dikkatli olunması gereken yere... Benim bugüne kadar ağzımdan çıkıp da arkasında duramadığım bir tek şey olmadı. İddia odur ki halen daha mal varlığını bildirmedi. En doğru zamanda, ispatı mümkün işleri bir araya getirip de soruları en net soracağımız zaman o basın toplantısını yapacağız.'</p>

<p>Özel, partisinin 38. Olağan Kurultayı'na yönelik dava süreçlerinin anımsatılması üzerine, 'Partinin yeni genel başkanıyla, eski genel başkanını karşı karşıya getirmeye çalışanlar var. Ayıptır, bu partide eski genel başkan dediğin Hikmet Çetin, Deniz Baykal, Altan Öymen, Bülent Ecevit, İsmet Paşa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür, bir başkası yok. Delegelerin salonda vicdanıyla verdiği bir karar. Delege olmayan rezil adamların beyanları var mahkemede' ifadesini kullandı.</p>

<p><strong>(SÜRECEK)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-bu-ulkede-iktidari-degistirmeden-olmeye-niyetim-yok</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 21:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/ozgur-ozel-119.png" type="image/jpeg" length="47921"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Görgöz, Köksal'ı şikayet ettiği iddiasını yalanladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-gorgoz-koksali-sikayet-ettigi-iddiasini-yalanladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-gorgoz-koksali-sikayet-ettigi-iddiasini-yalanladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin eski PM Üyesi Yalçın Görgöz, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı Afyonkarahisar Valiliği'ne şikayet ettiği yönündeki iddiaları yalanladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin eski PM Üyesi Yalçın Görgöz, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı Afyonkarahisar Valiliği'ne şikayet ettiği yönündeki iddiaları yalanladı.</p>

<p>CHP'nin eski PM Üyesi Yalçın Görgöz, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı Afyonkarahisar Valiliği'ne şikayet ettiği yönündeki iddiaları yalanlayarak, "Kendi üzerine gelen bu kadar büyük tepkiyi bize boca etmeye çalışan yavan, sığ bir yapı var. Bunları asla kabul etmiyorum, şiddetle kınıyorum. Asla bu AKP bezirganlarına fırsat vermeyeceğiz" dedi.</p>

<p>Salı günü partisinden ayrılarak AK Parti’ye katılması beklenen CHP’li Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, belediye binası önünde yüzlerce vatandaş tarafından protesto edildi. CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Ankara Milletvekili Umut Akdoğan'ın çağrısıyla düzenlenen eyleme katılan eski Parti Meclisi (PM) Üyesi Yalçın Görgöz, Burcu Köksal'ı Valiliğe şikayet etmesi yönündeki iddiaları yalanladı. ANKA Haber Ajansı'na konuşan Görgöz şunları söyledi:</p>

<p>"İki gündür biz duyduklarımıza inanamıyoruz. Çok fazla rahatsızız. Ben parti millet üyesiydim 38'inci dönem, Sayın Genel Başkanımızla beraber biz değişim için yola çıktık. Türkiye'nin yüzyılı, yüzyılın değişimi diyerek yola çıktık ve başardık. Başardık diyorum çünkü 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık ilk seçimde. Biz gece gündüz yollarda çalışırken, koştururken, partimize bir kişi daha fazla kazandırmak için mücadele ederken bakıyorum da bu yandaş kanallarda, o daha önce demokratım diyen vekillik yapan ama şimdi davasını da partisini de satan bazı alçaklar var maalesef, onlar benim adımı zikrederek, benim adımı söyleyerek bir dedikodu çıkartmaya çalışıyorlar. Halk arasında bir söz vardır: Oynayamayan gelin yerim dar der. 'Ben Mustafa Kemal'in kızıyım, Mustafa Kemal'in askeriyim' demek sözle olmuyor. Emperyalizme karşı baş kaldıran, bu ülkeyi kurtaran Mustafa Kemal Atatürk'ün partisine ihanet etmek Atatürkçülük değildir asla. Bunu ne Afyon affedecek ne CHP'liler affedecek. Ben İçi İşleri Bakanı mıyım? Gidip de Afyon Valisi'ne bununla ilgili dosya falan yok mu, siz niye duruyorsunuz diye talimat vermişim ya da neden çıkartmıyorsunuz deyip.. Yani kendi üzerine gelen bu kadar büyük tepkiyi bize boca etmeye çalışan yavan bir yapı var, sığ bir yapı var. Bunları asla kabul etmiyorum, şiddetle kınıyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>SANDIK MESAJI</strong></h2>

<p>Biz Vali Hanıma, eşimle beraber çıktık. Tip 1 diyabetli Afyon'da 100 kadar hasta var. 'Devletin burada elini uzatması lazım. Bu hastalara yardımcı olması lazım' dedik. 'Onların sensörlerini alan var, alamayan aile var. Onlara yardımcı olun' dedik. Onlar da gereğini yaptılar. Devletin imkanlarıyla o 100 aileye bir yıl boyunca sensör yardımı yaptılar. Ben de bundan dolayı çok mutluyum. Böyle çirkin dedikodular yayarak tam 89'dan beri Sosyaldemokrat Halkçı Parti'nin gençlik kollarından bu yana gelen Yalçın Görgöz'ü karalamaya çalışmak, daha önce de defalarca yaptığı gerçekten çirkin siyasetin bir parçasıdır. Sürekli bağırıp, sürekli çığlık atıp, sürekli 'Ben CHP'liyim, ben Mustafa Kemal'in kızıyım' demekle CHP'li olunmuyor. Bu halk elbette bunun hesabını gün geldiğinde sandıkta verecektir. Ama biz CHP'liler hiçbir geri adım atmadan daha ileriye, daha güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Asla ve asla bu AKP bezirganlarına fırsat vermeyeceğiz. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-gorgoz-koksali-sikayet-ettigi-iddiasini-yalanladi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 20:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/yalcingorgozl1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="92385"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başarır'dan Burcu Köksal'a: Kimin tehdit ettiğini söyle]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/basarirdan-burcu-koksala-kimin-tehdit-ettigini-soyle</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/basarirdan-burcu-koksala-kimin-tehdit-ettigini-soyle" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Burcu Köksal'dan kimden korktuğunu ve kimin tehdit ettiğini bsöylemesini istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, "Üzülmeyin, moralinizi bozmayın. Sakın korkmayın. Dalları budanan ağaç daha çabuk uzar, büyür ve güçlü dallar çıkar." dedi.</p>

<p>Başarır, Afyonkarahisar Belediye binası önünde, partisinin il başkanlığı tarafından düzenlenen "Afyon'un İradesine Sahip Çıkıyoruz" programına katıldı.</p>

<p>Birgün'ün habeirne göre, Başarır, burada yaptığı konuşmada, grup başkanvekilliği koltuğunda, önceden belediye başkanı olarak seçilen Burcu Köksal'ın da olduğunu söyledi.</p>

<p>Bu koltukta İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Özgür Özel, Altan Öymen ve Hikmet Çetin'in de olduğunu anımsatan Başarır, şöyle konuştu:</p>

<p>"Neden, bunu söylüyorum? Bu koltuk bizim için her koltuktan kıymetli ve onurlu. Bu koltukta oturanlar, Mustafa Kemal Atatürk'ün ruhunu, ilkelerini, onurunu korumak zorundadır. Bu koltukta oturanlar yarın başka bir koltuğa ve makama geçtiğinde ona göre şekil almaz. Bu topraklar kadim topraklar. Büyük Taarruz'un başladığı topraklar. Emperyal güçlere 'defol' diyen topraklar. Düşmanı denize döken, yok eden ve kazıyan topraklar. Bu topraklardan yetişen siyasetçiler karakterli ve onurlu olmalı. Her şeyden önce Afyonkarahisar halkına, Kocatepe'ye, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e yakışır ve yaraşır olmalı."</p>

<h2>"SİZE TESLİM EDİLEN İRADEYE İHANET ETTİ"</h2>

<p>Başarır, Burcu Köksal'dan "kimden korktuğunu" ve "kimin tehdit ettiğini" söylemesini istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyasetin cesurları ve direnenleri yazdığını dile getiren Başarır, "Bu topraklarda, Kocatepe'de bu millet direne direne kazandı. Eğilmedi, korkmadı, sinmedi. Afyon halkından isteğimiz şudur; Artık bizim ve sizin için de böyle bir belediye başkanı yok. Onu Afyon halkı, Allah affetsin. Ama affedilmeyecek bir suç işledi. Size teslim edilen iradeye ihanet etti. O yüzden hepinize oy ve irade borçlu. Onu gördüğünüz her yerde protesto edin. Bu sokaklarda yürütmeyin. O Kocatepe'nin ruhuna yakışır bir belediye başkanı değil arkadaşlar." dedi.</p>

<p>Başarır, CHP'de yaprak dökümünün değil mıntıka temizliğinin başladığını ifade etti.</p>

<p>Dimdik ayakta olduklarını belirten Başarır, "Çünkü biz aldığımız bir oyun da oturduğumuz koltuğun da bize verilen görevin de namus şeref olduğunun bilincindeyiz. Üzülmeyin, moralinizi bozmayın. Sakın korkmayın. Dalları budanan ağaç daha çabuk uzar, büyür ve güçlü dallar çıkar. Biz kazanacağız. Bu ülkeye hürriyeti, demokrasiyi, adaleti, adil bir bölüşümü getireceğiz. Bunu hep beraber yapacağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Programa, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ile CHP Afyonkarahisar İl Başkanı Hasan Karadeniz de katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/basarirdan-burcu-koksala-kimin-tehdit-ettigini-soyle</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/aimahirbasarirl1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="12903"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SOL Genç'ten ODTÜ olaylarına ilişkin açıklama]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/sol-gencten-odtu-olaylarina-iliskin-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/sol-gencten-odtu-olaylarina-iliskin-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ'de yaşananlara ilişkin bir açıklama yayınlayan SOL Genç, "provakasyonlara karşı tam bağımsız Türkiye mücadelesinde birleşelim" çağrısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>SOL Genç, sosyal medyadaki kimi hesaplar tarafından hedef gösterilen ODTÜ Bahar Şenliği'ne dair açıklama yaparak "ODTÜ'de yaratılan provokasyon ve saldırı “ABD'yi bölgemizden tek adamı ülkemizden göndereceğiz!” diyenlere dönük bir saldırıya dönüşmüştür. Yaşanan provokasyon, medya ve iktidar aparatları eliyle öğrencilerin yıllardır biriktirdiği emekle örgütlenen ODTÜ'nün en önemli kültürü Bahar Şenliği'ne yönelik saldırıya dönüşmüştür" dedi.</p>

<p>SOL Genç sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada son dönemde ODTÜ Devrim Stadı'nda düzenlenen Bahar Şenliği üzerinden türlü sosyal medya hesaplarından yürütülen karalama ve provokasyona karşı "tam bağımsız Türkiye mücadelesinde" birleşelim dedi. SOL Genç yaptığı paylaşımda "Gençlerin milli duygularını iktidarın siyasi ajandası için suistimal eden grup; Türk bayrağını kendi kirli siyasetlerine kılıf yapıyor" ifadelerine yer verdi.</p>

<p>"ODTÜ'de yaratılan provokasyon ve saldırı “ABD'yi bölgemizden tek adamı ülkemizden göndereceğiz!” diyenlere dönük bir saldırıya dönüşmüştür. Yaşanan provokasyon, medya ve iktidar aparatları eliyle öğrencilerin yıllardır biriktirdiği emekle örgütlenen ODTÜ'nün en önemli kültürü Bahar Şenliği'ne yönelik saldırıya dönüşmüştür" diyen SOL Genç'in açıklamasının tamamı şöyle:</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Provokasyonlara Karşı Demokratik Tam Bağımsız Türkiye Mücadelesinde Birleşelim!<br />
<br />
▫️ Vietnam Kasabı Komer’in arabasını ateşe veren 68 ruhu şenliğin ilk gününde “Denizlerin yolunda yürüyoruz!” diyen gençlerin binlerle gerçekleştirdiği yürüyüştedir.<br />
<br />
Bahar Şenliği,ODTÜ'nün… <a href="https://t.co/pkp4uvWPAR" rel="nofollow">pic.twitter.com/pkp4uvWPAR</a></p>
— SOL Genç (@solgenc10) <a href="https://twitter.com/solgenc10/status/2052770431136928058?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">May 8, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p></p>

<p>Vietnam Kasabı Komer’in arabasını ateşe veren 68 ruhu şenliğin ilk gününde “Denizlerin yolunda yürüyoruz!” diyen gençlerin binlerle gerçekleştirdiği yürüyüştedir.</p>

<p>Bahar Şenliği,ODTÜ'nün isyanını, mücadeleci ruhunu ve birlikteliğini simgeleyen güçlü bir gelenektir. Devrim Yürüyüşü de hep bir ağızdan geleceksizliğe, gericiliğe, emperyalizme ve AKP'ye karşı sesimizi yükselttiğimiz; panayır alanlarıyla ve konserleriyle hep birlikte eğlendiğimiz ve hayatı paylaştığımız bir gelenektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>68'den bu yana, memleketin her karış toprağının satılmasına ve ABD'ye bağımlı kılınmasına karşı verilen mücadele iş birlikçi gerici iktidarlara karşı özgürlüğü ve bağımsızlığı haykıran mücadeledir. Şenlik ve Devrim Yürüyüşü geleneği tam da bu mücadelenin ve etrafındaki birlikteliğin temsilidir. ODTÜ'deki bir arada yaşam pratiğinin; özgür, laik ve eşitlikçi düşünce ortamının geleneğidir.</p>

<h2>ODTÜ TARİHİ ÜLKEMİZİN BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNİN TARİHİDİR!</h2>

<p>ODTÜ'de Yaratılan provokasyon ve saldırı “ABD'yi bölgemizden tek adamı ülkemizden göndereceğiz!” diyenlere dönük bir saldırıya dönüşmüştür. Yaşanan provokasyon, medya ve iktidar aparatları eliyle öğrencilerin yıllardır biriktirdiği emekle örgütlenen ODTÜ'nün en önemli kültürü Bahar Şenliği'ne yönelik saldırıya dönüşmüştür. ODTÜ'de bayrağa yönelik bir saldırı olmamıştır, devrimcilerin Türk bayrağına saldırdığı bir yalandan ibarettir. Devrim Yürüyüşü boyunca ve provokasyon sonrasında birçok kişi tarafından taşınan Türk bayrakları da bunun kanıtıdır.</p>

<p>Türk bayrağı, AKP uzantısı bir avuç provakatör tarafından kendi kirli emellerini gizlemek için bir araç olarak kullanılmıştır. Amaçları; ABD emperyalizmine ve NATO'ya karşı bağımsızlık mücadelesinde, ülkemizin AKP karanlığından kurtulma iradesinde birleşen gençliğin ortak mücadelesini parçalamaktır. İktidardan aldıkları bu görevle donatılmış bir avuç provokatör tarih boyunca ABD ve NATO'dan görev üstlenmiş, bugün de Saray hizmetine sokulmuştur. Bu operasyon iktidarın muhalefeti bölme-parçalama girişiminin bir sonucudur. Amaç, AKP karşısında muhalefet cephesinin güçsüz düşürmektir. Buna karşı farklılıklarımızla bir arada ve dayanışma içinde mücadele etmeye ve AKP uzantılarının provokasyonlarını boşa çıkarmak için var gücümüzle birleşmeye devam edeceğiz.</p>

<p>Bu geleneği bozmaya and içmiş saray rejimi, tüm üniversitelerde olduğu gibi ODTÜ’de de biz öğrencilerin dayanışmasını ve mücadelesini sindirmeye çalışıyor. Bunu hem okulumuzu bir kavga ortamına çevirip kampüsün ve şenliğin güvenli ortamını bozarak hem de iktidarı boyunca yaptığı gibi gençliğe taleplerini unutturarak yapmak istiyor.</p>

<p>Gençlerin milli duygularını iktidarın siyasi ajandası için suistimal eden grup; Türk bayrağını kendi kirli siyasetlerine kılıf yapıyor. Bir grup tarafından sahnenin yuhalanması gibi sürekli tahrik ve provakasyon sonucunda yaşanan olay, aynı zamanda ODTÜ'nün Devrim Yürüyüşü'ne ve şenliğe karşı yapılmış bir müdahaledir. Üstelik bu olay sanata ve sanatçıya saygısızlıktır. İktidar, birlik ve beraberliğin; tek adama karşı mücadelenin yerine bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor.</p>

<h2>KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!</h2>

<p>Biz bunların toplumsal muhalefeti parçalama amacıyla yapıldığını biliyoruz. Sarayın polisinin öğrencileri sert bir muameleyle ve ev baskınlarıyla gözaltına almasının öncesinde bu provokatif grupların sosyal medyadan “Bu gece gözaltı haberlerini bekleyin” diyerek önceden sinyalini vermesi, tüm bunların muhalefeti bölme amacı güden iktidar eliyle körüklendiğini gözler önüne sermektedir.</p>

<p>AKP-MHP rejimine karşı tüm hak arama ve yaşam mücadelelerinde olduğu gibi provokasyonlara ve baskılara rağmen birliğimizi koruyalım, demokratik ve tam bağımsız Türkiye için birleşmeye olan çağrıyı hep beraber yükseltelim! ABD'nin ve güdümündeki tek adam rejiminin değerlerimizi kötüye kullanarak bize bu mücadeleyi ve taleplerimizi unutturmaya çalışmasına izin vermemek hepimizin sorumluluğudur. Şimdi de 19 Mart’ta gösterdiğimiz dayanışmayla ülkemizin ABD güdümünde sürüklendiği karanlığa hep beraber dur demek için; gençliğin demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinde birleşelim!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/sol-gencten-odtu-olaylarina-iliskin-aciklama</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 20:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/solgenc-odtul1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="91307"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Firari Gülibrahimoğlu'nun itirafçı olmak istediği iddiası dilekçeyle yalanlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/firari-gulibrahimoglunun-itirafci-olmak-istedigi-iddiasi-dilekceyle-yalanlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/firari-gulibrahimoglunun-itirafci-olmak-istedigi-iddiasi-dilekceyle-yalanlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Murat Gülibrahimoğlu'nun "itirafçı olmak istediği" iddiası, avukatı Abdullah Kaya'nın İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunduğu dilekçeyle yalanlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İBB'ye yönelik davada yargılanan sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun "itirafçı olmak istediği" iddiası, avukatı Abdullah Kaya'nın İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunduğu dilekçeyle yalanlandı ve "korsan dilekçenin" dosyadan çıkarılması talep edildi.</p>

<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 77'si tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülüyor.</p>

<h2><strong>AVUKAT: GÜLİBRAHİMOĞLU'NUN "İTİRAFÇI OLMAK İSTEDİĞİ" İDDİA EDİLEN BELGE SAHTE </strong></h2>

<p>Firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun avukatı Abdullah Kaya, dosyaya bakan mahkemeye sunduğu dilekçede, sosyal medyada paylaşılan ve "itirafçı olmak istediği" iddia edilen belgenin sahte olduğunu, müvekkilinin bilgisi dışında hazırlandığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaya, belgede imzasının taklit edildiğini ve "korsan dilekçe" üretildiğini öne sürerek söz konusu evrakın dosyadan çıkarılmasını talep etti. Ayrıca, belgeyi hazırladığı iddia edilen avukat B.D. hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı.</p>

<p>Avukat Abdullah Kaya, müvekkiline yöneltilen suçlamalara da yanıt verdi. Gülibrahimoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ticari ilişkisinin 2015 yılında başladığını ve tüm işlemlerin mevzuata uygun yürütüldüğünü söyledi. Cebeci Maden Sahası'ndaki faaliyetlerin ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, MAPEG, İstanbul Valiliği, Sultangazi Kaymakamlığı ve Sultangazi Belediye Başkanlığı denetim ve kayıtları doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/firari-gulibrahimoglunun-itirafci-olmak-istedigi-iddiasi-dilekceyle-yalanlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 20:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ibb-davasi-2.png" type="image/jpeg" length="26514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Barış Anneleri Heyeti, Öcalan ile görüşmek için başvurdu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/baris-anneleri-heyeti-ocalan-ile-gorusmek-icin-basvurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/baris-anneleri-heyeti-ocalan-ile-gorusmek-icin-basvurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya'nın da eşlik ettiği Barış Anneleri Heyeti, Adalet Bakanlığı'na İmralı Adası'nda terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için dilekçe verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya'nın da eşlik ettiği Barış Anneleri Heyeti, Adalet Bakanlığı'na İmralı Adası'nda terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için dilekçe verdi.</p>

<p>DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya'nın da eşlik ettiği Barış Anneleri Heyeti, yaklaşan Anneler Günü dolayısıyla 'barış ve kardeşlik temennilerini iletmek üzere' bugün CHP Genel Merkezi'ni ve AK Parti TBMM Grubu'nu ziyaret etti.</p>

<p>Heyet, AK Parti Grubu'nu ziyaret etmesinin ardından Adalet Bakanlığı'na İmralı Adası'nda terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için dilekçe verdi.</p>

<p>Barış Annesi Müzeyyen Bütün, Bakanlık önünde yaptığı açıklamada, siyasi parti ziyaretlerini değerlendirdi. Bütün'ün Kürtçe değerlendirmelerini Türkçe aktaran DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, DEM Parti olarak Barış Anneleri'ne eşlik ettiklerini kaydederek, 'Bu süreçte kolaylaştırıcı olmaya, sözlerini taşıyabilecekleri zemini oluşturmaya çalıştık' dedi.</p>

<p>Müzeyyen annenin başvurdukları siyasi partilerden olumlu geri dönüş aldıklarını ve kendileriyle diyalog kurmaktan memnuniyet duyduklarını ifade ettiğini belirten Doğan, barış annelerinin binlerce anne adına burada olduklarını kaydetti. </p>

<p>Doğan, annelerin, hiçbir annenin ağlamaması ve sürecin başarıya ulaşması için taleplerini ilettiklerini ifade ederek, 'Bu sürecin asıl muhataplarından Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Bahçeli ve Sayın Öcalan'ın da sürece katkılarının daha etkin hale gelebilmesi için gerekenlerin yapılmasını ifade ettiklerini söylediler. Umutlarının tazelendiğini, bu sürece dair de kararlılıklarının devam edeceğini ifade ettiler' diye konuştu. Doğan , ayrıca Barış annesi Müzeyyen'in, 'Eşit, demokratik bir ülkede hep beraber yaşayabileceğimiz koşullar oluşsun' dediğini söyledi.</p>

<p><strong>DOĞAN, AK PARTİ GRUBU İLE GÖRÜŞMEYİ DEĞERLENDİRDİ</strong></p>

<p>AK Parti ile Barış Anneleri heyetinin görüşmesinin nasıl geçtiğine ilişkin soruya yanıt veren Doğan, 'Tüm görüşmelerin iyi geçtiğini, iyi karşılandıklarını ve bütün siyasi partilere ilgileri ve misafirperverlikleri için teşekkür ettiklerini zaten Müzeyyen Anne de ifade etti. Biz de DEM Parti olarak teşekkür ederiz. Bu ağırlamadan, anneleri dinlemelerinden dolayı ve onların isteklerine, taleplerine dikkatlerini yönelttikleri için şu ana kadar görüştüğümüz tüm siyasi partilere teşekkür ederiz' ifadelerini kullandı. </p>

<h2><strong>ANNELER, </strong><strong>CUMHURBAŞKANI</strong><strong> ERDOĞAN İLE GÖRÜŞME TALEPLERİNİ İLETTİ</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İmralı heyeti arasında bir görüşme olup olmayacağına ilişkin soruyu cevaplayan Doğan, şöyle devam etti: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bu şu anda gündemin konusu değil. Fakat annelerin Sayın Cumhurbaşkanı'yla, Sayın Bahçeli'yle ve şu anda yaptıkları başvuruyla birlikte Sayın Öcalan'la görüşebilme talepleri var. Şu anda Adalet Bakanlığı'nın önünde olmamızın nedeni de annelerin İmralı'da Sayın Öcalan'la görüşme yapabilmek için verdikleri başvuru dilekçesidir. Az önce AK Parti grubunda Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmek istediklerini ifade ettiler. Dün Milliyetçi Hareket Partisi grubunda da Sayın Bahçeli ile görüşme istekleri ifade ettiler.'</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/baris-anneleri-heyeti-ocalan-ile-gorusmek-icin-basvurdu</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 19:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/baris-anneleri-heyeti-ocalan-ile-gorusmek-icin-basvurdu.jpg" type="image/jpeg" length="48970"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Veli Ağbaba, Gökhan Böcek'in iddialarını yalanladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/veli-agbaba-gokhan-bocekin-iddialarini-yalanladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/veli-agbaba-gokhan-bocekin-iddialarini-yalanladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'li Veli Ağbaba, Gökhan Böcek'in etkin pişmanlık ifadesi kapsamında dile getirdiği iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'li Veli Ağbaba, Gökhan Böcek'in etkin pişmanlık ifadesi kapsamında dile getirdiği iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Ağbaba, iddiaların gerçekle bağdaşmayan iftiralardan ibaret olduğunu belirterek, bunun bir siyasi itibar suikastı olduğunu savundu.</p>

<p>CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Gökhan Böcek'in etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadede, öne sürdüğü iddialara ilişkin yazılı açıklamada bulundu.</p>

<h2>"KENDİSİYLE BİR İLETİŞİMİM OLMAMIŞTIR"</h2>

<p>Veli Ağbaba, yaptığı yazılı açıklamada, beyanların gerçekle bağdaşmayan iftiralardan ibaret olduğunu savunarak, ne seçim öncesinde ne seçim sonrasında ne de geçmiş herhangi bir tarihte Gökhan Böcek ile bir ilişkisinin, iletişiminin veya irtibatının olmadığını belirtti.</p>

<p>Gökhan Böcek'i ilk ve son kez 16 Eylül 2025 tarihinde babası Muhittin Böcek'i cezaevi ziyareti sırasında tanıdığını kaydeden Ağbaba, Gökhan Böcek'in ifadesinde belirttiği 15 günlük tarih aralığında CHP Genel Merkezi'ne geldiğine dair hiçbir giriş- çıkış bilgisinin de bulunmadığını açıkladı.</p>

<h2>"GERÇEKLE BAĞDAŞMAYAN İFTİRALAR"</h2>

<p>İddiaların, "Siyasi itibar suikastı amacı taşıdığını" kaydeden Veli Ağbaba, yazılı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Bugün Gökhan Böcek'in etkin pişmanlık ifadesi olarak kamuoyuna yansıyan beyanlar, gerçekle bağdaşmayan iftiralardan ibarettir.</p>

<p>Benim; ne seçim öncesinde, ne seçim sonrasında, ne de geçmiş herhangi bir tarihte Gökhan Böcek ile bir ilişkim, iletişimim veya irtibatım asla olmamıştır. Telefon numarası dahi bende kayıtlı değildir. Hayatım boyunca Gökhan Böcek'i tanımadım. Kendisini ilk ve son kez 16 Eylül 2025 tarihinde babası Muhittin Böcek'i cezaevi ziyaretim sırasında tanıdım. Ayrıca beyanlarında Genel Merkez'e geldiği tarih olarak 15 günlük bir aralıktan bahsetmiştir. Yapılan incelemelerde belirttiği 15 günlük tarih aralığında CHP Genel Merkezi'ne geldiğine dair hiçbir giriş- çıkış bilgisi bulunamamıştır.</p>

<p>Ankara'ya geldiğinde, kendisini uçaktan kimin aldığını, kimin bıraktığını, Genel Merkez'e nasıl geldiğini ve kiminle irtibat kurduğunu söyleyememiştir. Verdiğini iddia ettiği parayı nereden aldığını açıklayamamış, "parça parça ondan bundan" topladığını ileri sürmüştür. Yani hukuki delil teşkil edebilecek hiçbir somut bilgi olmayan tamamen hayal ürünü bir ifade kamuoyuna servis edilmiştir.</p>

<h3>"SİYASİ İTİBAR SUİKASTI"</h3>

<p>Olmazsa olmaz delil zincirinin hiçbir halkasının bulunmadığı ispatlanamadığı bir ifadeyle şahsıma ve partime iftira atılmaktadır.</p>

<p>Siyasi itibar suikastı amacı taşıyan bu tür iftiralara, karalama operasyonlarına boyun eğmeyeceğiz. Bu iftirayı organize edenlere; tüm hesap hareketlerimi, HTS ve baz verilerimi, ilgili tüm noktaların kamera kayıtlarını incelemeleri çağrısında bulunuyorum. Bu süreçte tüm hukuki haklarımı kullanarak suç duyurusunda bulunacağımı, iftira ve tazminat davası açacağımı bildiririm.</p>

<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur."</p>

<h2>AKIN GÜRLEK İLE GÖKHAN BÖCEK ARASINDA "MEKAN" ÇELİŞKİSİ</h2>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade vermeden önce Gökhan Böcek'in Manisa'da bir akaryakıt istasyonunda para alış verişi olduğunu iddia etmişti.</p>

<p>Gürlek, söz konusu iddiasında şu ifadeleri kullanmıştı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Biliyorsunuz Muhittin Böcek davasında yargılama var. Özgür Özel'e kendisinin adaylığı konusunda bir para iddiası var. Bu konuda da baz istasyonu çalışmaları var. Bunlar dosyada da var. Özgür Özel bence iki noktayı perdelemek istiyor. Birincisi asrın yolsuzluk davası, ikincisi ise Muhittin Böcek'in 15 Ocak 2024'te kendisinin aday olması için Manisa benzin istasyonuna gidip bir para verme iddiası."</p>

<p>Gökhan Böcek ise verdiği etkin pişmanlık ifadesinde CHP Genel Merkez Binası'na giderek tanımadığı bir kişiye para verdiğini söyledi.</p>

<p>Akın Gürlek ile Gökhan Böcek'in iddialarındaki mekan çelişkisi dikkati çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/veli-agbaba-gokhan-bocekin-iddialarini-yalanladi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 18:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/01/veli-agbaba-6.png" type="image/jpeg" length="81601"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan süreç hakkında konuştu: Geri dönüş yok]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/erdogan-surec-hakkinda-konustu-geri-donus-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/erdogan-surec-hakkinda-konustu-geri-donus-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan sürece ilişkin, SAHA EXPO 2026'da açıklama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda açıklamalarda bulunan AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, süreç hakkında "Bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır" değerlendirmesini yaptı. Erdoğan "Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgasında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkar bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı'dır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan süreç hakkında yaptığı açıklamada "Bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır" mesajını verdi.</p>

<p>Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi'nde SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda konuştu.</p>

<p>Erdoğan, Türkiye'nin savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde "yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler" arasına adını gururla yazdırdığını iddia etti.</p>

<p>"Türkiye'nin geçmişte yüzde 80 oranında dışa bağımlı olduğunu" belirten Erdoğan, "Türk savunma sanayisi artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir" iddiasını dile getirdi.</p>

<h2>"İHANETE, KUMPASA MARUZ KALDIK"</h2>

<p>Cumhuriyet'in haberine göre, Erdoğan, sözlerinin devamında şunlara yer verdi:</p>

<p>"İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyarlık dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Türkiye, yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Yıllar içerisinde azaltarak bunu tersine çevirdik. Tarihimizde ilke defa 10 milyon doların üzerine çıktık.</p>

<p>Parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan sadece dost bildiklerimizden değil içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zamanda sureti aktan görünen truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik."</p>

<h2>ÖZGÜR ÖZEL'E "FUAR ZİYARETİ" TEPKİSİ</h2>

<p><strong>CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in fuar ziyareti hakkında konuşan Erdoğan, şunları söyledi:</strong></p>

<p>"Savunma sanayimiz ne zaman kabuğunu kırsa, büyük bir adım atsa, birileri hemen devreye girdi. Başımıza yeni icat çıkarmayın dediler, dışarıdan almak daha kolay dediler, savunma sanayi yatırımları verimli değil dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek kimi zaman da balıklar ürküyor gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar.</p>

<p>Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler. Ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz ve ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik."</p>

<p></p>

<h3>"SÜREÇ" MESAJI</h3>

<p>Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin DEM Partili vekillerle tokalaşmasının ardından başlayan ve iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak tanımladığı süreç hakkında da konuştu.</p>

<p><strong>Sürecin devam edeceğini kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bugün iç kalemizi tahkim etmek yolunda attığımız en stratejik adım 18. ayını dolduran Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye'yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşaasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgasında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkar bir mevzidir. Bu mevziinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı'dır.</p>

<p>Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası kutlu emaneti vardır. Bu iradenin temelinde 'vatan sağ olsun' diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Şehit eşleri, şehit çocukları ve şehit yakınları vardır. Gazilerimizin fedakarlıkları vardır. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/erdogan-surec-hakkinda-konustu-geri-donus-yok</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/erdogan-espo.png" type="image/jpeg" length="30624"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'nin 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingi yarın Rize'de yapılacak]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpnin-millet-iradesine-sahip-cikiyor-mitingi-yarin-rizede-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpnin-millet-iradesine-sahip-cikiyor-mitingi-yarin-rizede-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da Karadenizli olduğunu hatırlatarak coşkulu bir miting beklediğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p> CHP'nin yarın Rize'de yapacağı miting öncesi konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da Karadenizli olduğunu hatırlatarak coşkulu bir miting beklediğini söyledi. Halkın özellikle  maden projelerine karşı tepkisi olduğunu vurgulayan Rızvanoğlu, 'İnsanlar burada maden istemiyor' dedi.</p>

<p>CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinglerinin 108'ncisi yarın Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı'nda yapılacak. CHP bu mitingte aynı zamanda çay üreticilerinin sorunlarına dikkat çekecek. CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, miting öncesi bölgedeki izlenimlerini ANKA Haber Ajansı'na anlattı. </p>

<p>CHP'nin mitinglerine yurttaşların yoğun ilgi gösterdiğini ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da Karadenizli olması nedeniyle Rize'de yoğun bir katılım beklediğini söyleyen Rızvanoğlu, 'Şu an gördüğüm kadarıyla herkes saati sorduğuna göre bu meydanda 'yarın miting kaçta olacak' diye. Demek ki yarınki ilgimizin de bayağı yüksek olacağını buradan görebiliyoruz. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun bu topraklarda doğan buranın çocuğu olması vesilesiyle ayrıca yarın millet iradesine sahip çıkıyor sesi daha da yüksek çıkacak burada' dedi.</p>

<h2><strong>İKTİDARA MADEN TEPKİSİ</strong></h2>

<p>Maden faaliyetlerine karşı Ordu'dan başlayarak yurttaşlarla buluştuklarını belirten Rızvanoğlu, Karadeniz'in boydan boya maden kuşatması altında olduğunu söyledi. Karadeniz'de birçok ilinin büyük bir bölümü için maden ruhsatı verildiğini belirten Rızvanoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>'Özellikle geçen sene çıkan 'süper izin yasasından' sonra malumunuz MAPEG Şubat'ta yeni bir ihale açtı. 485 yeni maden ruhsatı ihalesi. Bir arazinin bir bölgenin yüzde 85'i maden ruhsatıyla dolu olur mu? El insaf diyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak madenciliğe tabii ki karşı değiliz ama nasıl madencik böyle her tarafı delip deşen vahşi bir madencilikten bahsetmiyoruz. Doğanın akışını bozan, suyun rengini koyulaştıran havasını bozan bir madenciliğe uygunluk vermiyoruz. Biz bu programlara başladık. Devamı da gelecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buradaki amacımız inanılmaz yükselen bir ses var. Buradan halkımız diyor ki biz bu madencilik istemiyoruz. Bizi burada belki yeteri kadar bilinçlen bilinçli olmayan bir halk da var. Aynı zamanda bizi burada bilinçlendirin demişlerdi. Biz hem burada bir bilinçlendirme toplantısı hem de madene karşı olan zaten dirilen vatandaşlarımızla bir omuz omuza mücadele vermek için buraya geldik. Açıkçası gördüğümüz sahnede şu; Ordu ayakta Giresun ayakta Trabzon ayakta Rize ayakta. İnsanlar burada maden istemiyor. İnsanlar burada doğasının bozulmasını istemiyor. Fındığının çayının zehirlenmesini istemiyor. Burada bu programlara devam edeceğimizi belirtmek istiyorum. Ve büyük bir coşkuyla karşılanıyoruz. Dün Ordu'da bir miting yaptık. Aslında bir halk buluşmasıydı. Mitinge döndü. Keza Giresun, Tirebolu aynı şekilde. Araklı aynı şekilde. Demek burada iktidarın duyması gereken bir ses var. O da halkın sesi, milletin sesi. Cumhuriyet Halk Partisi de o halkın bu milletin yanında yanında yanındadır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, RİZE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpnin-millet-iradesine-sahip-cikiyor-mitingi-yarin-rizede-yapilacak</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 18:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/chpnin-millet-iradesine-sahip-cikiyor-mitingi-yarin-rizede-yapilacak.jpg" type="image/jpeg" length="22689"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="42287"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="31182"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17693"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="85732"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="95128"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="40318"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="98876"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="30569"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="13099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="58163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="46050"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="56486"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="23217"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="62171"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="41225"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="34725"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="10553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="56871"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="18124"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="38428"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
