<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 25 Apr 2026 16:51:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TOKİ İstanbul Konut Kura Çekilişi Sonuçları Ne Zaman ve Nasıl Sorgulanır?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/toki-istanbul-konut-kura-cekilisi-sonuclari-ne-zaman-ve-nasil-sorgulanir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/toki-istanbul-konut-kura-cekilisi-sonuclari-ne-zaman-ve-nasil-sorgulanir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından düzenlenen İstanbul kura çekilişi, 25 Nisan 2026 günü saat 14.00 itibarıyla başladı. Yaklaşık 5 milyon 242 bin başvuru sahibi, düşük faizli ve uzun vadeli ödeme planlarıyla hayallerindeki eve kavuşmak için sonuçları bekliyor. Peki, TOKİ İstanbul kura sonuçları ne zaman açıklanacak, nasıl sorgulanacak? İşte e-Devlet ve TOKİ resmi sitesi üzerinden sorgulama adımları...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından İstanbul genelinde inşa edilen konutlar için noter huzurunda yapılan kura çekilişi, 25 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 14.00’te başladı. Çekiliş süreci 25-27 Nisan tarihleri arasında toplam 3 gün boyunca Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde devam edecek. 5 milyonu aşkın başvuru sahibi, ucuz faizli ve uzun vadeli ödeme seçenekleriyle ev sahibi olabilmek için kura sonucunu merakla bekliyor. İşte, TOKİ İstanbul kura sonuçlarını öğrenmenin tüm yolları ve dikkat edilmesi gerekenler...</p>

<p><img alt="TOKİ-başvurusunda-çok-kritik-detay-Yapmayan-bin-pişman-olur1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2022/09/toki-basvurusunda-cok-kritik-detay-yapmayan-bin-pisman-olur1.jpg" width="1280" /></p>

<h2>TOKİ İSTANBUL KURA SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?</h2>

<p>Kura çekilişi 27 Nisan 2026 Pazartesi günü tamamlanacak. Çekilişin tamamlanmasının ardından, noter onay sürecinin bitmesiyle birlikte sonuçlar resmi olarak erişime açılıyor. TOKİ yetkilileri, her gün yapılan çekilişlerin sonuçlarının aynı gün içinde sisteme yüklenmeye başlayacağını bildirdi. Yani 25 Nisan’da çekilen kura sonuçları aynı akşam, 26 ve 27 Nisan’da çekilenler ise çekiliş günü saat 20.00’den itibaren sorgulanabilecek.</p>

<p><img alt="e devlet" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2022/10/e-devlet.jpg" width="1280" /></p>

<h2>E-DEVLET İLE TOKİ SONUÇ SORGULAMA</h2>

<p>Kura sonuçlarını öğrenmenin en hızlı ve güvenilir yolu e-Devlet kapısıdır. İşte adım adım sorgulama:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>e-Devlet’e giriş yapın:</strong> T.C. kimlik numaranız ve şifrenizle sisteme girin.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>TOKİ hizmetini arayın:</strong> Arama çubuğuna “Toplu Konut İdaresi Başkanlığı” yazın. Alternatif olarak “Kura Sonucu Sorgulama” da yazabilirsiniz.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Doğru hizmeti seçin:</strong> “Kuralı Satış Projeleri İçin Kura Sonucu Sorgulama” başlıklı hizmete tıklayın.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sonucunuzu görün:</strong> Açılan ekranda başvurduğunuz projenin adı ve kura sonucunuz (“Asil”, “Yedek” veya “Hak Sahibi Olamadı”) yazacaktır.</p>
 </li>
</ol>

<p><img alt="Toki-6" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/toki-6.png" width="864" /></p>

<h2>TOKİ RESMİ WEB SİTESİ İLE SORGULAMA</h2>

<p>e-Devlet’e giriş sorunu yaşayan veya farklı bir yöntem tercih eden vatandaşlar, TOKİ’nin resmi internet sitesi üzerinden de sonuçlarını öğrenebiliyor.</p>

<ul>
 <li>
 <p>Adres: <strong><a href="https://www.toki.gov.tr/" rel="noreferrer" target="_blank">www.toki.gov.tr</a></strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Ana sayfada yer alan “Kura Sonucu Sorgulama” bölümüne T.C. kimlik numaranız ve başvuru numaranızı girerek sonucu görüntüleyebilirsiniz.</p>
 </li>
</ul>

<p>Ayrıca İstanbul kura çekilişi için özel olarak oluşturulan <strong><a href="https://talep.toki.gov.tr/500binkonut/" rel="noreferrer" target="_blank">talep.toki.gov.tr/500binkonut/</a></strong> adresi üzerinden PDF formatında isim listeleri de yayınlanacak. Bu listede asil ve yedek hak sahiplerinin isimleri sıralı olarak yer alacak.</p>

<p><img alt="Toki Para Iadesi Nasıl Alınır 2" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/toki-para-iadesi-nasil-alinir-2.jpg" width="1200" /></p>

<h2>KURA ÇEKİLİŞİYLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER</h2>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Çekiliş tarihi ve yeri:</strong> 25-27 Nisan 2026, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Canlı yayın:</strong> Kura çekilişinin tamamı, noter huzurunda TOKİ’nin resmi YouTube kanalından anlık olarak yayınlanıyor. Vatandaşlar çekilişi evlerinden takip edebiliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Toplam başvuru sayısı:</strong> 5 milyon 242 bin kişi</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kontenjan ayrımı:</strong> 3 ve daha fazla çocuklu aileler için yüzde 10 kontenjan ayrıldı. Ayrıca şehit ailesi, gazi, engelli, emekli ve genç kategorileri için de özel kontenjanlar bulunuyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2>SONUÇLAR AÇIKLANDIKTAN SONRA NE OLACAK?</h2>

<p>Kura sonucunda “Asil” çıkan hak sahipleri, TOKİ tarafından belirlenen süre içinde ödeme planına uygun olarak ilk taksitlerini yatırmak zorunda. Yedek listede yer alan adaylar ise asil hak sahiplerinin hak kaybı yaşaması durumunda sırayla devreye girecek. Kesinleşen kura sonuçları noter onayının ardından e-Devlet ve TOKİ sitesinden ilan edilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>UYARI: RESMİ KANALLARI KULLANIN</h2>

<p>TOKİ yetkilileri, vatandaşları sahte web sitelerine ve dolandırıcılık girişimlerine karşı uyardı. Kura sonucu sorgulamalarında kesinlikle TOKİ’nin resmi web sitesi (<a href="https://www.toki.gov.tr/" rel="noreferrer" target="_blank">www.toki.gov.tr</a>) ve e-Devlet sistemi dışındaki hiçbir platform kullanılmamalı. Sonuçların kesinleşmesi için noter onayının tamamlanması beklendiğinden, acele edilmemesi gerektiği de vurgulandı.</p>

<p>Tüm vatandaşlara hayırlı olması dileğiyle, TOKİ İstanbul konut kura sonuçları 27 Nisan akşamı itibarıyla netleşmiş olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YARARLI BİLGİLER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/toki-istanbul-konut-kura-cekilisi-sonuclari-ne-zaman-ve-nasil-sorgulanir</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/e-devlet-4.jpg" type="image/jpeg" length="65514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu: Yargısal faaliyetler bakanlık eliyle yürütülemez]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/istanbul-barosu-yargisal-faaliyetler-bakanlik-eliyle-yurutulemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/istanbul-barosu-yargisal-faaliyetler-bakanlik-eliyle-yurutulemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan yeni daire başkanlıkları ve yapay zeka destekli dilekçe hazırlama uygulamasına tepki gösterdi. Barodan yapılan açıklamada, yargısal faaliyetlerin idari bir makam olan Bakanlık eliyle yürütülemeyeceği ve bu durumun savunma hakkını zedeleyeceği vurgulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanlığı bünyesinde; uyuşturucudan terör suçlarına kadar farklı suç tiplerine özgülenmiş yeni daire başkanlıkları kurulacağının kamuoyuna duyurulmasının ardından İstanbul Barosu konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, yargısal faaliyetlerin doğrudan bir bakanlık aracılığıyla yürütülemeyeceğine dikkat çekildi.</p>

<p>Baro tarafından yayımlanan metinde, Adalet Bakanı tarafından dile getirilen ve vatandaşların yapay zeka desteğiyle avukata ihtiyaç duymadan kendi dava dilekçelerini hazırlayabilecekleri belirtilen yeni uygulama eleştirildi. Hukuki meselelerde mütalaa vermek, dava açmak, adli işlemleri takip etmek ve bu süreçlere ait tüm evrakları düzenlemek yetkisinin, Avukatlık Kanunu uyarınca münhasıran baro levhasına kayıtlı avukatlara ait olduğu hatırlatıldı. Bu hizmetlerin gerek Adalet Bakanlığı gerekse de başka kişi veya kurumlar tarafından verilmesinin kanunen yasak olduğu kaydedildi. Ayrıca, yapay zeka desteğiyle hukukçu olmayan kişilere sunulacak yardımın nitelikli bir savunma hizmeti sağlamasının mümkün olmadığı ve vatandaşların hukuki haklarını zedeleyeceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"AVUKATSIZ YARGILAMA ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLALİDİR"</h2>

<p>Açıklamada, avukatlık hizmeti almak için maddi durumu yeterli olmayan vatandaşlar açısından çözümün, avukatın yerini teknolojiyle ikame etmek değil, sosyal hukuk devletinin gereği olarak Adli Yardım ve CMK uygulamaları ile zorunlu avukatlığın kapasitesini genişletmek olduğu vurgulandı. Avukatsız yürütülen yargılama süreçlerinin adil yargılanma hakkının açık bir ihlali sonucunu doğurduğu ifade edildi.</p>

<p>İstanbul Barosu, AİHM’nin 6. maddeyle ilgili içtihatları ile BM CEDAW Komitesinin 2017 tarihli 35 nolu Genel Tavsiye Kararı'na atıfta bulunarak, adil yargılanma hakkı için sadece ücretsiz adli yardımın yeterli olmadığını, nitelikli hukuki desteğin şart olduğunu belirtti. Bakanlığın girişimlerine dair şu ifadelere yer verildi: “Adalet Bakanlığının suç tiplerine özgü yeni daire başkanlıkları kurması ve yine yurttaşlara avukatlık hizmeti vereceklerini belirtmesi esasen ‘yargının siyasallaşması’ durumunun giderek ‘siyasetin yargısallaşması’na evrildiğinin açık bir göstergesidir.”</p>

<p>Açıklamada, uzun yıllardır tartışılan yargının siyasi iktidar tarafından araç olarak kullanılması durumunun, Bakanlığın savcılık faaliyeti yürütmesi ve avukatlık hizmeti vermeye yönelik çalışmalarıyla farklı bir boyuta ulaştığı kaydedildi. 2017 Anayasa değişikliği ile idari bir makam olarak kurgulanan Bakanlığın, yargısal bir kurum gibi hareket etmeye başladığı ifade edildi. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin tamamen ortadan kalktığı belirtilen açıklamada şu değerlendirme yer aldı: “Sav, savunma ve hüküm üçlüsünü kendi bağrında toplamaya çalışan tek kişi iktidarı ve idari ajanlarının; hem politika belirleyici olması, hem yasama faaliyetlerine müdahale etmesi hem de yargısal süreçlerin tarafı ve yönlendiricisi olması kuvvetler ayrılığı ilkesini de tamamen ortadan kaldırmaktadır.”</p>

<p>İstanbul Barosu, yargının ancak sav, savunma ve hüküm sacayaklarının birbirinden bağımsız olmasıyla yürütülebileceğini hatırlatarak, savunmanın özgürlüğünü ve bağımsızlığını koruma konusundaki kararlılığını sürdüreceğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/istanbul-barosu-yargisal-faaliyetler-bakanlik-eliyle-yurutulemez</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/06/istanbul-barosu-logosu-a-r-s-i-v.jpeg" type="image/jpeg" length="60411"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu: Milletin iktidarını engellemeye çalışanlara teslim olmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglu-milletin-iktidarini-engellemeye-calisanlara-teslim-olmayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglu-milletin-iktidarini-engellemeye-calisanlara-teslim-olmayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yargı saldırılarına karşı milletle birlikte hareket edeceklerini ifade etti. İmamoğlu, halka hizmet etme kararlılığının engellenemeyeceğini ve milletin iktidarını engellemeye çalışanlara teslim olmayacaklarını vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Belediye Başkanları Buluşması, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında Parti Genel Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantının ardından düzenlenen basın açıklamasında, Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun hazırladığı mesajı kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p>İmamoğlu mesajında, halkın Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinin politikalarına verdiği desteğin mevcut iktidar için bir endişe kaynağı olduğunu savundu. Ülke yönetimi için sunulan alternatifler güçlendikçe hukuk dışı saldırıların arttığını belirten İmamoğlu, iktidarın milli iradeyi hiçe saydığını ve demokrasiyi zedelediğini ifade etti. Adalet duygusunu yitirenlerin kaybedeceğini dile getiren İmamoğlu, baskı ve kumpaslarla siyasi ömrün uzatılamayacağını ve bu durumun ilk sandıkta son bulacağını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"ATATÜRK'ÜN İZİNDE, MİLLET İRADESİNİN YOLUNDA YÜRÜYECEĞİZ"</h2>

<p>Her türlü şart altında cumhuriyet ve demokrasiye sahip çıkmaya devam edeceklerini vurgulayan Ekrem İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Bizleri seçen, görev ve sorumluluklar yükleyen milletimizin üzerinde hiçbir gücün hakimiyetini kabullenmedik, kabullenmeyeceğiz. 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' diyen Atatürk'ün izinde, millet iradesinin yolunda yürüyeceğiz. Birimize yönelmiş her zorbalığın, her yargı saldırısının hepimize ve milletimize karşı yapıldığını bilerek birbirimize ve milletimize daha çok sarılacağız. Her engel, her zorluk halkımıza hizmet etme, insanca, hakça bir düzen kurma kararlılığımızı asla engellemeyecektir. Başardık, yine başaracağız. Milletin iktidarını engellemeye çalışanlara teslim olmayacağız. Biz çalışacağız, direneceğiz Türkiye kazanacak. Nice badireyi atlatmış olan bu aziz millet, bizlerin mücadelesiyle huzura kavuşacak. Her şey çok güzel olacak."</p>

<p>İmamoğlu ayrıca, halkçı ve icraatçı belediyecilik anlayışının toplum nezdinde karşılık bulmaya devam edeceğini belirtti. Yargı yoluyla yapılan müdahalelerin birer zorbalık olduğunu ifade eden İmamoğlu, bu tür girişimlerin milletin iradesine karşı yapıldığını ve halkın bu engelleri aşacağını vurguladı. Çalışmaya ve direnmeye devam edeceklerini belirten İmamoğlu, Türkiye'nin bu süreçten kazançlı çıkacağını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglu-milletin-iktidarini-engellemeye-calisanlara-teslim-olmayacagiz</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/chp-belediye-baskanlari-toplantisi.png" type="image/jpeg" length="95005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mahmut Arıkan: Sinan Ateş cinayetinin de önümüzdeki dönemde açılması gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mahmut-arikan-sinan-ates-cinayetinin-de-onumuzdeki-donemde-acilmasi-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mahmut-arikan-sinan-ates-cinayetinin-de-onumuzdeki-donemde-acilmasi-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Sinan Ateş cinayeti dosyasının yeniden açılması için çağrıda bulundu. Arıkan, Gülistan Doku soruşturmasındaki hassasiyetin bu dava için de gösterilmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, İstanbul Kağıthane ilçe teşkilatı tarafından düzenlenen etkinlikte gündeme dair açıklamalarda bulunarak Sinan Ateş cinayeti dosyasının yeniden açılması için iktidara çağrıda bulundu. Arıkan, Gülistan Doku soruşturmasında gösterilen hassasiyetten memnuniyet duyduklarını ancak aynı duyarlılığın Sinan Ateş cinayeti davası için de gösterilmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Genel Başkan Mahmut Arıkan, "Zor olan dosyalar gözden kaçırılacak olursa burada adaletin samimi olmadığı görülür. Sinan Ateş cinayetinin de önümüzdeki dönemde açılması gerekiyor" şeklinde konuştu. İktidara gelmeleri durumunda devlet yönetiminde köklü değişiklikler yapacaklarını belirten Arıkan, partizanca kadrolaşmanın önüne geçeceklerini ve son 7-8 yıl içerisinde yapılan tüm büyük ihaleleri yeniden gözden geçireceklerini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>YOLSUZLUKLA MÜCADELE İÇİN MÜSTAKİL BAKANLIK KURULACAK</h2>

<p>Yolsuzlukları önlemek adına özel bir denetim mekanizması inşa edeceklerini bildiren Arıkan, yolsuzlukla mücadele için "müstakil bir bakanlık" kuracaklarını ve RTÜK’ü yeniden yapılandıracaklarını açıkladı. Ekonomik verilere de değinen Mahmut Arıkan, TÜİK istatistiklerini hazırlayan personelin her hafta pazara gidip alışveriş yapma mecburiyeti getireceklerini ifade ederek, hayat pahalılığına vurgu yaptı.</p>

<p>Bölgesel barış ve küresel güç dengeleri için "Beyaz Kuşak Projesi"ni hayata geçirmeyi hedeflediklerini açıklayan Arıkan; Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve İran’ın yer alacağı bir saldırmazlık anlaşmasının ABD ve İsrail’in bölgedeki oyunlarını çökerteceğini belirtti. Arıkan ayrıca, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın bölge hakkındaki açıklamalarına tepki göstererek, iktidarı bu duruma sessiz kalmakla eleştirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mahmut-arikan-sinan-ates-cinayetinin-de-onumuzdeki-donemde-acilmasi-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/mahmut-arikan.png" type="image/jpeg" length="37205"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Veteriner hekimler gıda güvenliği ve özlük hakları için Taksim'den seslendi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/veteriner-hekimler-gida-guvenligi-ve-ozluk-haklari-icin-taksimden-seslendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/veteriner-hekimler-gida-guvenligi-ve-ozluk-haklari-icin-taksimden-seslendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında Taksim'de düzenlenen törende, hayvancılıktaki kriz ve hekimlerin hak kayıpları dile getirildi. İVHO, binlerce yıllık üretim geleneğine sahip çıkılamadığı için gıdada dışa bağımlılığın arttığını ve emekli hekimlerin açlık sınırında olduğunu kaydetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünya Veteriner Hekimler Günü nedeniyle Taksim Atatürk Anıtı'nda düzenlenen törende, veteriner hekimlerin toplum sağlığı ve gıda güvenliğindeki kritik rolüne dikkat çekilirken, meslek grubunun yaşadığı ekonomik ve idari sorunlar kamuoyuyla paylaşıldı. İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO) tarafından organize edilen etkinlik, anıta çelenk bırakılmasıyla başladı.</p>

<p>İstanbul Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada, Dünya Veteriner Hekimler Birliği (WVA) tarafından 2026 yılı temasının "Veteriner Hekimler: Gıda ve Sağlığın Koruyucuları" olarak belirlendiği ifade edildi. Açıklamada, veteriner hekimliğin insan, hayvan ve çevre sağlığı ekseninde sürdürülebilir bir yaşamın vazgeçilmez unsuru olduğu belirtilerek, bu mesleğin sağlıklı bir gelecek için en güçlü uygulayıcı olduğu kaydedildi.</p>

<p>Veteriner hekimlerin klinik faaliyetlerinin yanı sıra et, süt, yumurta ve bal gibi hayvansal gıdaların üretiminden tüketim aşamasına kadar güvenilir gıdanın sigortası olduğu vurgulandı. Hayvansal gıdaların hijyenik ve besleyici bir şekilde topluma sunulmasında üstlenilen görevlerin kritik önemde olduğu aktarılan açıklamada, sağlıklı beslenmenin daha az hastalık ve daha sağlıklı nesiller anlamına geldiği ifade edildi.</p>

<h2>İTHAL ET POLİTİKASI HAYVANCILIĞI KRİZE SÜRÜKLEDİ</h2>

<p>Gıda üretim süreçlerinde iklim değişikliği ve merkezi idarenin politikaları nedeniyle sıkıntılar yaşandığına değinilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Küresel bir sorun olan gıda konusunda tüm devletler ciddi önlemler alırken, binlerce yıllık üretim geleneğimize sahip çıkılamadığı için giderek daha fazla dışa bağımlı hale gelinmektedir. İthalatla kamu kaynaklarının heba edilmesi, tarımı sürdürmede karşılaşılan büyük zorluklar, hayvan varlığımızı hızla kaybediyor oluşumuz ve halkın geceden 'ucuz' ithal et kuyruklarında oluşturduğu kahredici manzara bizleri derin endişe ve üzüntüye sevk etmektedir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, ithal et ve canlı hayvan politikasındaki ısrarların, yüksek girdi maliyetlerinin ve yetersiz desteklerin hayvancılığı krize soktuğu, küçük aile işletmelerinin tükenişe sürüklendiği belirtildi. Bu krizin veteriner hekimleri şehirlere yönelterek ev hayvanı alanında yığılmalara neden olduğu kaydedildi. Ayrıca, geçmişte kapatılan özerk veteriner hekimliği teşkilatlanmasının yeniden oluşturulması gerektiği, son 30 yılda akademik kadrodan yoksun şekilde açılan fakülte sayısının Avrupa Birliği (AB) toplamına ulaştığı ve eğitim niteliğinin zedelendiği bildirildi.</p>

<h2>ÖZLÜK HAKLARI VE SAĞLIKTA ŞİDDET SORUNU</h2>

<p>Serbest veteriner hekimlerin E-Reçete gibi uygulamalar ve ağır idari para cezalarıyla çalışamaz hale getirildiği, internetten ilaç satışının ise engellenemediği ifade edildi. Gıda firmalarında çalışan hekimlerin iş güvencesinden yoksun kaldığı ve toplum sağlığını korumaya çalışırken şiddete maruz kaldıkları aktarılan açıklamada, gıda güvenliğindeki denetim eksikliğinin kaçak et ve taklit ürünlerin tüketime sunulmasına yol açtığı vurgulandı.</p>

<p>Açıklamada, 25 Nisan 2022 tarihinde Yozgat’ın Sorgun ilçesinde et muayenesi yaparken katledilen Veteriner Hekim Volkan Lale saygıyla anılarak, mesleğin 1985 yılından bu yana sürekli hak kaybına uğradığı belirtildi. Veteriner hekimliğin, Sağlıkta Şiddet Yasası ve yıpranma payı gibi temel haklardan mahrum bırakılan tek hekimlik sınıfı olduğu ifade edildi.</p>

<p>Dünyanın en zorlu eğitimlerinden birini alarak ülkeye hizmet eden kamu, SSK ve BAĞ-KUR emeklisi veteriner hekimlerin açlık sınırında yaşam mücadelesi verdiğine dikkat çekilen açıklamada, "Veteriner hekimliği, unvanında 'hekim' tanımı olmasına rağmen, Sağlıkta Şiddet Yasası ve özlük haklar açısından sağlık sınıfı kapsamı dışında tutulan tek meslek konumundadır. Bu nedenle yüksek lisans ve yıpranma payı gibi temel özlük haklarımız tanınmadığı için büyük mağduriyetler yaşanmaktadır" denildi. İVHO, halk sağlığının korunması için mesleğin stratejik önemine uygun şekilde yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/veteriner-hekimler-gida-guvenligi-ve-ozluk-haklari-icin-taksimden-seslendi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/veteriner-hekimler-taksim.jpg" type="image/jpeg" length="77120"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kazdağları'ndaki ekoloji örgütlerinden Kirazlı'da çalışmalara tepki: Satış hükümsüzdür, TÜMAD alanı işgal ediyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kazdaglarindaki-ekoloji-orgutlerinden-kirazlida-calismalara-tepki-satis-hukumsuzdur-tumad-alani-isgal-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kazdaglarindaki-ekoloji-orgutlerinden-kirazlida-calismalara-tepki-satis-hukumsuzdur-tumad-alani-isgal-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale’nin içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı yakınlarındaki Kirazlı altın madeni sahasında TÜMAD Madencilik'in çalışmalara başlaması tepkiyle karşılandı. Ekoloji örgütleri, Alamos Gold'dan yapılan ruhsat devrinin hükümsüz olduğunu belirterek bölgede yeniden direniş çağrısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı yakınlarındaki Kirazlı altın madeni sahasında, Kanadalı Alamos Gold şirketinin ayrılmasının ardından Nurol Holding iştiraki olan TÜMAD Madencilik'in iş makineleriyle bölgeye girmesi yaşam savunucularını harekete geçirdi.</p>

<p>Evrensel’de Özer Akdemir’in haberine göre, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Kazdağları Ekoloji Platformu, bölgedeki yeni gelişmelere ilişkin hazırladıkları kapsamlı basın açıklamasında, yapılan devir işleminin hukuka aykırı olduğunu kaydetti.</p>

<p>Ekoloji örgütleri, Alamos Gold ile TÜMAD arasında gerçekleştiği belirtilen 470 milyon dolarlık ruhsat devrinin yasal bir temelinin bulunmadığını ifade etti. Yayımlanan açıklamada, yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle ruhsatı yenilenmeyen ve mülkiyeti devlete geçen bir şirketin, söz konusu ruhsat üzerinde herhangi bir tasarruf hakkının bulunmadığı vurgulandı. Yaşam savunucuları, "Bir şirket sahibi olmadığı ruhsatı nasıl satabilir?" sorusunu yönelterek, şirketler arasındaki bu işlemin geçersiz ve hükümsüz olduğunu belirtti. Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin uluslararası tahkimde karşı karşıya kaldığı 1 milyar dolarlık tazminat davasından kurtulmak amacıyla, Alamos Gold'un ruhsatlarını TÜMAD'a satmasına usulsüz bir biçimde olanak sağladığı kaydedildi.</p>

<h2>İPTAL EDİLMİŞ RUHSAT SATILAMAZ, DEVİR İŞLEMİ HÜKÜMSÜZDÜR</h2>

<p>TÜMAD'ın son üç aydır bölgede personel alımı gerçekleştirdiği, yeni ofisler açtığı ve 19 Nisan Pazar günü itibarıyla iş makineleriyle sahada faaliyete başladığı bildirildi. Ekoloji örgütleri, şirketin çalışmaya başlayabilmesi için gerekli olan yasal şartların yerine getirilmediğine dikkat çekerek süreci eleştirdi. Yapılan açıklamada, maden sahasında 6 ile 13 yıl öncesine dayanan ÇED izinlerinin revize edilmediği ve güncel bir "ÇED Olumlu" kararının alınmadığı paylaşıldı.</p>

<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından CİMER üzerinden yapılan bilgi edinme başvurularına verilen yanıtlarda, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün (MAPEG) işletme ruhsatına dair soruları "ticari sır" gerekçesiyle cevapsız bıraktığı aktarıldı. Benzer şekilde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın yeni bir ÇED süreci başlatmadığı, Çanakkale Valiliği'nin ise iş yeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin sorulara yanıt vermediği vurgulandı. Ayrıca, 2019 yılında durdurulan maden projesinde geçerliliğini yitiren orman izinlerinin yeniden alınmadan sahada çalışma yürütülmesinin yasal olmadığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyanür liçi yöntemiyle yürütülecek projenin hukuka aykırı olduğunu savunan dernek ve platform üyeleri, Alamos Gold'un 2019 yılında yürütülen çadırlı nöbet ve kitlesel eylemler sonucunda bölgeyi terk etmek zorunda kaldığını hatırlattı. Yaşam savunucuları, TÜMAD'ın da benzer bir toplumsal dirençle karşılaşacağını belirterek, tüm yöre halkını, sendikaları, siyasi partileri ve sivil toplum kuruluşlarını "TÜMAD Kirazlı'dan defol!" sloganıyla dayanışmaya ve sahada mücadele etmeye çağırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kazdaglarindaki-ekoloji-orgutlerinden-kirazlida-calismalara-tepki-satis-hukumsuzdur-tumad-alani-isgal-ediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/01/atikhisar-baraji.png" type="image/jpeg" length="45702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mersin Emek ve Demokrasi Platformu 1 Mayıs kutlamaları için Cumhuriyet Meydanı'na çağrı yaptı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mersin-emek-ve-demokrasi-platformu-1-mayis-kutlamalari-icin-cumhuriyet-meydanina-cagri-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mersin-emek-ve-demokrasi-platformu-1-mayis-kutlamalari-icin-cumhuriyet-meydanina-cagri-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’ta "Birleşelim, değiştirelim" sloganıyla Cumhuriyet Meydanı'nda toplanma çağrısı yaptı. Platform Sözcüsü Savaş Gürkan, güvencesiz çalışma koşullarına karşı sosyal adalet ve demokrasi taleplerini dile getirmek üzere tüm Mersin halkını meydanlara davet etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek kutlamalara ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Özgür Çocuk Parkı’nda düzenlenen toplantıda, emekçilerin uluslararası dayanışma gününde taleplerini omuz omuza yükseltecekleri vurgulandı.</p>

<p>Evrensel'de yer alan habere göre, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü ve TÜMTİS Şube Başkanı Savaş Gürkan tarafından yapılan açıklamada, Mersin'deki 1 Mayıs kutlamalarının merkezinin Cumhuriyet Meydanı olacağı bildirildi. Gürkan; işçiler, kamu emekçileri, meslek sahipleri, emekliler ve işsizler olarak sömürüsüz ve insan onuruna yaraşır bir yaşam talebiyle alanlarda olacaklarını kaydetti. Barış, özgürlük, demokrasi ve adalet taleplerini dile getiren Gürkan, bu günü barış içinde ve kardeşçe kutlayacaklarını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gürkan, Türkiye’deki çalışma yaşamında güvencesiz ve kuralsız çalışmanın giderek yaygınlaştığına dikkat çekti. Sendikasızlaştırma ve kayıt dışı istihdamın bir kural haline gelmeye başladığını ifade eden Gürkan, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi. Başta Doruk Madencilik ve Mersin Limanı işçileri olmak üzere hak mücadelesi veren tüm emekçileri selamlayan Gürkan, tüm çalışanların grevli ve toplu sözleşmeli sendikal haklara sahip olduğu bir Türkiye istediklerini vurguladı.</p>

<h2>GÜVENCESİZ ÇALIŞMA BİÇİMLERİNİN KALDIRILMASI TALEP EDİLİYOR</h2>

<p>Platformun hükümete yönelik talepleri arasında işsizliğin önlenmesi, kıdem tazminatı hakkının korunması ve 4/C gibi güvencesiz çalışma modellerinin tamamen kaldırılması yer aldı. Ayrıca İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacına uygun kullanılması, vergi adaletinin sağlanması, asgari ücretin insan onuruna yakışır bir seviyeye çıkarılması ve iş sağlığı güvenliği önlemlerinin artırılması istendi. Gürkan; antidemokratik yasaların değiştirilmesi, taşeronlaşmanın engellenmesi, özelleştirmelerin durdurulması ve sosyal devletin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Savaş Gürkan, tüm Mersin halkını 1 Mayıs 2026 tarihinde saat 14.30’da Millet Bahçesi yanında toplanmaya davet etti. Sahil yolundan yapılacak yürüyüşün ardından Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek kutlamalarda sanatçı Ali Altay’ın da sahne alacağı bildirildi. Açıklama, "1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde taleplerimizi omuz omuza yükseltelim: Birleşelim, değiştirelim!" sözleriyle tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mersin-emek-ve-demokrasi-platformu-1-mayis-kutlamalari-icin-cumhuriyet-meydanina-cagri-yapti</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/mersin-emek-ve-demokrasi-platformu.jpg" type="image/jpeg" length="48559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İSKİ, İstanbul’daki baraj doluluk oranı verilerini açıklandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iski-istanbuldaki-baraj-doluluk-orani-verilerini-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iski-istanbuldaki-baraj-doluluk-orani-verilerini-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da geçen yıl yüzde 18’e kadar gerileyen baraj doluluk oranı, yağışlar ve Melen ile Yeşilçay regülatörlerinden sağlanan takviyelerle 25 Nisan itibarıyla yüzde 71,07 seviyesine yükseldi. İSKİ, su seviyesinin önceki iki yılın gerisinde kaldığını belirterek tasarruf çağrısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, İstanbul’daki barajların ortalama doluluk oranı 25 Nisan itibarıyla yüzde 71,07 olarak kaydedildi. Geçen yılın son aylarında yüzde 18 seviyelerine kadar düşen doluluk oranındaki artışta, son dönemdeki yağışlar ve dış kaynaklardan sağlanan su desteği etkili oldu.</p>

<p>İSKİ’nin internet sitesinde yer alan verilere göre, barajlardaki kritik seviyelerin ardından Melen ve Yeşilçay regülatörlerinden kente su takviyesi yapıldı. Yılbaşından bu yana Melen regülatöründen 213 milyon metreküp, Yeşilçay’dan ise 86 milyon metreküp su temin edildiği açıklandı. Kasım ve Aralık 2025 döneminde kritik seviyelere inen barajların bu takviyelerle toparlandığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doluluk oranı yükseliş eğilimi gösterse de önceki yılların aynı dönemindeki verilerin gerisinde kaldı. Verilere göre 25 Nisan 2025 tarihinde baraj doluluk oranı yüzde 81,71 olarak ölçülürken, 25 Nisan 2024’te bu oran yüzde 83,03 seviyesinde bulunuyordu. Mevcut doluluk oranının artan yağışlara rağmen önceki iki yılın aynı dönemine göre daha düşük kaldığı kaydedildi.</p>

<h2>İSKİ GENEL MÜDÜRÜ BAŞA’DAN TASARRUF ÇAĞRISI</h2>

<p>İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, su kaynaklarının korunmasının önemine vurgu yaparak, “Su havzalarımıza bahar geldi. İstanbul geneli baraj doluluk oranımız yüzde 71,07 seviyesinde. Ancak sınırlı bir kaynak olan suyumuzu korumanın yolu tasarruf alışkanlığından geçiyor” ifadelerini kullandı. Başa, bireysel su tüketiminde yüzde 15 oranında tasarruf sağlanması durumunda önemli miktarda suyun korunabileceğini dile getirdi.</p>

<p>İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından yapılan bilgilendirmede, vatandaşlara su kullanımında dikkat edilmesi gereken tasarruf önerileri sıralandı. Açıklamada damlatan muslukların tamir edilmesi, sızdıran rezervuarların onarılması, duş süresinin kısaltılması, çamaşır ve bulaşık makinelerinin tam dolmadan çalıştırılmaması, sebze ve meyvelerin kap içinde yıkanması çağrısı yapıldı. Ayrıca su kaçaklarının zaman kaybedilmeden kuruma bildirilmesinin su tasarrufu açısından kritik önemde olduğu vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iski-istanbuldaki-baraj-doluluk-orani-verilerini-aciklandi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/su-iski-sulama.png" type="image/jpeg" length="32325"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TMSF TELE1’i satışa çıkardı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tmsf-tele1i-satisa-cikardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tmsf-tele1i-satisa-cikardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TMSF, TELE1 TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğünü 28 milyon lira muhammen bedel üzerinden satışa sundu. Kapalı zarf ve açık artırma usulüyle yapılacak ihale için başvurular 16 Haziran'a kadar kabul edilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), ABC ve TELE1’e ait mal, hak ve varlıklar ile sözleşmelerden Fon Kurulu kararıyla oluşturulan "TELE1 TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğü"nün satışına karar verdi.</p>

<p>Söz konusu satışa ilişkin ilan, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Karara göre ihale sürecinde kapalı zarf ile teklif alma ve açık artırma yöntemleri birlikte uygulanacak. İhale için belirlenen muhammen bedel tutarı 28 milyon lira olarak açıklandı.</p>

<p>İhaleye katılabilmek için isteklilerin 2 milyon 800 bin lira teminat ücreti yatırması ve 16 Haziran saat 16.00'ya kadar kapalı ve üzeri imzalı zarf içinde tekliflerini iletmesi şartı getirildi.</p>

<h2>AÇIK ARTIRMA 17 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞTİRİLECEK</h2>

<p>Söz konusu ihaleye ilişkin açık artırma süreci 17 Haziran saat 11.00'de gerçekleştirilecek. Müzayede, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun İstanbul Esentepe'de bulunan merkez binasında yapılacak.</p>

<p>Satış kapsamında, yayın kuruluşu ve ilgili şirkete ait her türlü mal, hak, varlık ve sözleşmelerin oluşturduğu ticari ve iktisadi bütünlük yeni sahibini bulacak. İhale süreci, belirtilen şartlar doğrultusunda Fon tarafından yürütülecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[related-posts id="294484" color="bg-danger"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tmsf-tele1i-satisa-cikardi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/tele1-2.jpg" type="image/jpeg" length="96444"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ali Babacan: Siyasette 'asla' dememek lazım ama Erdoğan’da değişimin zerresini görmüyoruz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ali-babacan-siyasette-asla-dememek-lazim-ama-erdoganda-degisimin-zerresini-gormuyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ali-babacan-siyasette-asla-dememek-lazim-ama-erdoganda-degisimin-zerresini-gormuyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEVA Genel Başkanı Ali Babacan, AK Parti ile yeniden bir iş birliği yapmalarının söz konusu olmadığını belirterek, "Ayrılık sebeplerimiz orada dururken bizim herhangi bir şekilde yeniden Sayın Erdoğan'la, AK Parti ile bir iş birliği yapmamız söz konusu olmaz. Ama kimseye de kapıları kapatmıyoruz" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Antalya’da gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. AK Parti ile bir araya gelme ve ittifak söylentilerine değinen Babacan, partiden ayrılış gerekçelerinin güncelliğini koruduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ancak "keskin bir U dönüşü yapması durumunda" bir araya gelebilecekleri mesajını veren Babacan, AK Parti ya da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile seçim ittifakı konularındaki soruları yanıtladı.</p>

<p>Babacan, ayrılık gerekçelerini şu sözlerle aktardı: "Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, yolsuzlukla mücadelede gerekli iradenin ortaya koyulmaması, ehil ve dürüst insanların yerine yanlış insanların devlet yönetimine getirilmesi, kararların istişare edilmeden alınması... Bütün bunlar bizim zaten ayrılık sebebimiz. Şimdi ayrılık sebeplerimiz orada dururken bizim herhangi bir şekilde yeniden Sayın Erdoğan'la, AK Parti ile bir iş birliği yapmamız söz konusu olmaz. Günün birinde çok sert bir U dönüşü yaparlar mı? 'Yanlış yaptık. Bunların hepsini düzeltelim. Tekrar hukuka, adalete dönelim. Yargıya müdahale etmeyelim, talimat vermeyelim yargıya. Yolsuzluk işini bitirelim memleketten, silelim atalım. Gerçekten ehil, dürüst, çalmayan, chaldırmayan insanları iş başına getirelim. İstişareyle karar alalım. Öyle tek kişinin dediği olmasın memlekette.' Bunu günün birinde derler mi? Çok zor ihtimal. Çok çok zor. Dolayısıyla bunlar olursa bilemiyorum. Ama ihtimal çok zayıf olduğu için biz o zayıf ihtimal üzerinden hareket etmiyoruz şu an. Ama kimseye de, kimseye de kapıları da kapatmıyoruz. Siyasette 'asla' dememek lazım ama Erdoğan’da değişimin zerresini görmüyoruz."</p>

<h2>YENİ BİR ALTERNATİF İNŞASI VE İTTİFAK MODELİ</h2>

<p>Genel Başkan Ali Babacan, enerjilerini yeni bir alternatif inşasına topladıklarını belirterek, 2023 seçimlerinde CHP ile yürütülen sürece de değindi. O dönemdeki CHP yönetiminin "helalleşme" çizgisine vurgu yapan Babacan, mevcut durumda farklı bir tablo gördüklerini ve gerçekler üzerinden hareket ettiklerini söyledi. Seçimlere yeni bir model ile gidilmesi için çalışma yürüttüklerini açıklayan Babacan, bu modelin DEVA Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi dışında diğer partileri ve bağımsız siyasetçileri de kapsayabileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Yeni Yol" grubunun bir ittifak yapısına dönüşmesinin muhtemel olduğunu ifade eden Babacan, "Önümüzdeki haftalarda ve aylarda bizim gayretimiz, işte seçimlere doğru giderken bir yeni alternatif, yeni alternatif inşası. Bu konuda bir yeni bir ittifak yapısı kurmak ve vatandaşlarımızı iki kutuplu siyasete mahkum etmemek. Böyle siyah beyaz bir kutba hapsedip, çoraklaştırmamak. Bizim şu andaki hedefimiz ve niyetimiz bu. Ve bununla ilgili talep var. Bununla ilgili güçlü bir beklenti var" şeklinde konuştu.</p>

<h2>BELEDİYELERE YÖNELİK OPERASYONLAR VE SİYASİ ETİK</h2>

<p>Belediyelere yapılan operasyonlara da tepki gösteren Babacan, CHP’li belediyelere yönelik adımları "demokrasiye ve halkın iradesine yapılmış bir darbe" olarak nitelendirdi. Siyasi partilerin kendi iç denetim mekanizmalarını kurması gerektiğini savunan Babacan, "Sıkıntısı olan belediye başkanı varsa hemen partiden ihraç edersin. Ama işini sapasağlam, dürüst yapan belediye başkanını da kendi denetimimizden geçirip raporu çıkarsınız. 'Arkadaşlar ben buna yüzde yüz güveniyorum. Arkasından kefilim' dersiniz" dedi.</p>

<p>Belediyeciliğin bir zenginleşme yöntemi olmadığını vurgulayan Ali Babacan, kamu ihale mevzuatındaki istisnaları eleştirerek şu ifadeleri kullandı: "Benim zamanında 2003’te çıkardığım Kamu İhale Yasası şu anda delik deşik. İstisna maddeleri de harf bitti. İstisna A, B, C bakıyorsunuz kanuna Z’ye gelmiş, harf bitmiş, tekrar başa dönmüş. O istisna, bu istisna. En sonunda kurtuldular. Dediler ki 'Her şey açık, her şey istisna.' En büyük işler şu anda, ihalesiz veriliyor, geçiliyor. Eğer gerçekten belediyecilik diyorsanız, gerçekten tasarruf diyorsanız Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin ihale mevzuatını hemen içine taşıması lazım."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ali-babacan-siyasette-asla-dememek-lazim-ama-erdoganda-degisimin-zerresini-gormuyoruz</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/06/ali-babacandan-sanvere-veda.jpg" type="image/jpeg" length="39584"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'nin "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingi yarın Sakarya'da yapılacak]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpnin-millet-iradesine-sahip-cikiyor-mitingi-yarin-sakaryada-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpnin-millet-iradesine-sahip-cikiyor-mitingi-yarin-sakaryada-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP, Sakarya'da "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingi gerçekleştirecek. CHP Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, miting öncesi yaptığı açıklamada, kentin tarım, emekli ve işçi sorunlarının mitingde dile getirileceğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlatılan "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 106’ncısı yarın Sakarya'da gerçekleştirilecek.</p>

<p>ANKA Haber Ajansı’na miting öncesinde değerlendirmelerde bulunan CHP Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, saha çalışmalarında vatandaşların kendisine sürekli olarak genel başkanın ne zaman geleceğini sorduğunu belirterek, "Çok büyük bir talep vardı; saha çalışmalarımızda vatandaşlarımız bize sürekli genel başkanımızın ne zaman geleceğini soruyordu. İşte o gün geldi. Yarın genel başkanımızı vatandaşlarımızla buluşturacağız. Türkiye'de hangi sorun varsa iz düşümü Sakarya'da da derinden hissediliyor" dedi.</p>

<p>Taşkent, Sakarya'da tarımdan ekonomiye kadar pek çok alanda sorunlar yaşandığını vurguladı. Tarımda ekilen arazi miktarında ciddi bir azalış olduğunu ve gençlerin köylerden şehirlere göç ettiğini kaydeden Taşkent; ay sonunu getiremeyen emeklilerin, emeğinin karşılığını alamayan çiftçilerin ve işçilerin büyük bir sıkıntı içinde olduğunu belirtti. Taşkent, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in tüm bu kesimlerin sesi olmak üzere kentte olacağını ifade ederek, mevcut düzenden şikayeti olan vatandaşları yarın saat 16.30'da Kent Meydanı'na davet etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ADAPAZARI ŞEKER FABRİKASI VE ÇİFTÇİ SORUNLARI</h2>

<p>Konuşmasında Adapazarı Şeker Fabrikası'nın durumuna özel bir başlık açan Ayça Taşkent, fabrikanın 50 binden fazla pancar üreticisi için hayati önem taşıdığını hatırlattı. Taşkent, "Adapazarı Şeker Fabrikası, çiftçimiz için bir kez daha vurgulayayım, 50 bini aşkın pancar üreticisinin geçimini sağladığı son derece önemli bir fabrika. Kotasının başka bir ile devredildiği, işletme hakkının başka bir şirkete aktarıldığı söyleniyor. Bunlar çiftçimiz açısından hiç iyi sonuçlar doğurmayacak gelişmeler. Umarım bu karardan geri adım atılır ve bu süreç yaşanmaz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Taşkent, Sakarya'da adalet arayan ancak adalete ulaşamayan çok sayıda vatandaşın bulunduğunu söyleyerek, yarınki buluşmanın bu taleplerin dile getirilmesi açısından kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SAKARYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpnin-millet-iradesine-sahip-cikiyor-mitingi-yarin-sakaryada-yapilacak</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/ozgur-ozel-81.jpg" type="image/jpeg" length="11215"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Depremde yıkılan MCG Tower'a ilişkin bilirkişi raporu: Belediye görevlileri dahil tüm sanıklar "asli kusurlu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/depremde-yikilan-mcg-towera-iliskin-bilirkisi-raporu-belediye-gorevlileri-dahil-tum-saniklar-asli-kusurlu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/depremde-yikilan-mcg-towera-iliskin-bilirkisi-raporu-belediye-gorevlileri-dahil-tum-saniklar-asli-kusurlu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hatay'ın İskenderun ilçesinde 6 Şubat depremlerinde yıkılan MCG Tower'a ilişkin hazırlanan üçüncü bilirkişi raporunda, müteahhitten belediye görevlilerine kadar tüm sorumlular "asli kusurlu" bulundu. 14 kişinin öldüğü binaya dair raporda imalat hataları ve beton kalitesizliği vurgulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hatay'ın İskenderun ilçesinde 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan ve 14 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan MCG Tower'a ilişkin yürütülen davada, altı üniversiteden dokuz akademisyen tarafından hazırlanan üçüncü bilirkişi raporu dava dosyasına sunuldu.</p>

<p>ANKA Haber Ajansı'nın aktardığı bilgilere göre, 66 sayfalık raporda müteahhit, şantiye şefi, statik ve betonarme proje müellifleri, zemin iyileştirme projesi müellifleri, yapı denetim firması yetkilileri ve ilgili belediye görevlilerinin tamamı "asli kusurlu" olarak nitelendirildi. Binanın yıkılmasına ilişkin 14 sanık hakkında "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İMALAT HATALARI VE TAŞIYICI SİSTEMDE KRİTİK KUSUR TESPİTLERİ</h2>

<p>Bilirkişi raporunda, Müteahhit Muhammet Coşkun Gökkan'ın temelden kaba inşaata kadar geçen süreçteki imalat hataları, eksiklikler ve kusurlardan sorumlu olduğu vurgulandı. Raporda, "Binanın oturduğu alanda, zemin iyileştirme projesinde belirtilen iyileştirmenin projeye uygun yapılmadığı görülmüştür. Yapının taşıyıcı sistem planında, merdiven ve asansör boşluklarının bulunduğu bölgelerde taşıyıcı sistem sürekliliğinin zayıf olduğu, bazı akslarda çerçeve sürekliliğinin sağlanamadığı ve tali kiriş ağırlıklı bir taşıyıcı düzenin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu durum, deprem etkileri altında yük aktarım yollarının düzensizleşmesine neden olabilecek niteliktedir. Binanın bazı katlarının yapımında kullanılan beton kalitesinin, projede belirtilen beton sınıfı ile uyumlu olmadığı; standart değeri sağlamayan bir beton kullanıldığı görülmüştür" ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Şantiye Şefi İnşaat Mühendisi Şule Genç'in ise kalıp, beton dökümü, demir ve kalıp işçiliği süreçlerindeki denetim eksiklikleri ile yapının mevzuata uygunluğunun kontrol edilmemesi nedeniyle asli kusurlu bulunduğu belirtildi. Raporda, taşıyıcı sistemdeki düzensizliklerin sahada imalat sürecinde kontrol edilmesinin şantiye şefinin sorumluluğunda olduğu hatırlatıldı.</p>

<p>Jeofizik Mühendisi Mehmet İnce, Jeoloji Mühendisi Sefa Apak ve Geoteknik Etüt Müellifi Yıldıray Şengül'ün de asli kusurlu bulunduğu kaydedilen raporda, 17 katlı yapının ağırlığı ve zemindeki sıvılaşma riski nedeniyle tercih edilen "jetgrout" yönteminin uygun bulunmadığı ifade edildi. Zemin iyileştirme uygulama müellifi firmanın da çalışmaları projeye uygun şekilde gerçekleştirmediği tespit edildi. Belediye görevlilerine ilişkin ise yapı denetim raporlarındaki beton kalitesizliğinin bildirilmesine rağmen herhangi bir işlem yapılmadığı tespiti paylaşıldı.</p>

<h2>"BU DOSYADA, 'OLASI KASTLA ÖLDÜRMEDEN' MÜEBBET HAPİS CEZASI VERİLMESİNİ İSTİYORUZ"</h2>

<p>Depremde anne ve babasını kaybeden Selin Sümbültepe, bilirkişi raporuna ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Raporda sorumluların 'asli kusurlu' olduğu açıkça yazıyor. Bu bizim için önemli ama yetmiyor. Çünkü biz sevdiklerimizi her duruşmada, her ertelemede, her bekleyişte yeniden kaybettik. MCG Tower depremin ilk saniyelerinde yıkıldı. Bunun adalet sisteminde bir karşılığı olmak zorunda. Biz en başından beri aynı şeyi söylüyoruz. Bu dosyada, 'olası kastla öldürmeden' müebbet hapis cezası verilmesini istiyoruz. Şimdi yine itirazlarla, sürelerle, prosedürlerle dosyayı uzatmak isteyecekler. Belki unuturuz sanıyorlar, belki yoruluruz sanıyorlar ama biz unutmadık, affetmedik, vazgeçmedik. 29 Nisan'da saat 14.00'te İskenderun Adliyesi'ndeyiz. Sevdiklerimiz için, adalet için orada olacağız. Sesimize ses olmak isteyen herkesi yanımızda görmek istiyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, HATAY</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/depremde-yikilan-mcg-towera-iliskin-bilirkisi-raporu-belediye-gorevlileri-dahil-tum-saniklar-asli-kusurlu</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/mcg-tower-davasi.jpg" type="image/jpeg" length="34745"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dursun Özbek: Bu hakem, bu derbiye göre bir hakem değil]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dursun-ozbek-bu-hakem-bu-derbiye-gore-bir-hakem-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dursun-ozbek-bu-hakem-bu-derbiye-gore-bir-hakem-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Fenerbahçe derbisine atanan hakem Yasin Kol'un FIFA kokartı bulunmamasını eleştirdi. Kulübün yıllık bütçe toplantısında konuşan Özbek, Galatasaray'ın mali yapısı, tesisleşme projeleri ve Avrupa'daki sportif başarılarına dair güncel verileri kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Yıllık Olağan Bütçe Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, futbol takımının gidişatı ve yarın oynanacak Fenerbahçe derbisinin hakem atamasına ilişkin açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen toplantıda söz alan Özbek, futbol takımının 26’ncı şampiyonluğa doğru ilerlediğini ifade ederek şu değerlendirmeleri yaptı: "Sezon başında gerçekleştirdiğimiz çoğu kişinin hayal bile edemediği yüksek profilli transferlerle Avrupa’da uzun süredir uzak kaldığımız hedefleri yeniden yakalamış olduk. Amacımız bu seviyelerde kalıcı olmak, daha da ileriye taşıyacağımıza inanıyorum. Yarın Ali Sami Yen Stadı’nda çok önemli maça çıkacağız. Ben inanıyorum ki hocamız ve takımımız bu mücadeleden bizleri gururlandıracak bir sonuçla ayrılacak ve 26’ıncı şampiyonluğumuza bizi bir adım daha yaklaştıracaklar."</p>

<p>Fenerbahçe derbisi öncesi maçın hakemi olarak Yasin Kol'un atanmasını sert ifadelerle eleştiren Başkan Dursun Özbek, "Her gün nelerle mücadele ettiğimizi çok iyi şekilde anlamınızı istiyorum. Maçımıza yapılan hakem atamasına bakar mısınız? FIFA kokartı olmayan, sezon içinde gösterdiği performansı, saha içindeki duruşu tartışmalı bir hakemi bu maça atayarak bizim sinir uçlarımızla oynuyorlar. Dünya üzerindeki sayılı derbilerinden birine Türkiye’deki tüm kulüplerin tartıştığı bir hakemi atayarak neyi amaçladıklarını anlamak mümkün değil. Türk futbol kamuoyunun birleştiği bir nokta var. Bu hakem, bu derbiye göre bir hakem değil. FIFA kokartı yok. Diğer FIFA kokartlı hakemler dururken, bu hakemin atmasını Türkiye sorguluyor, biz de sorguluyoruz. Amaç ne olursa olsun, hedefleri ne olursa olsun bizim hedefimize zerre kadar etkisi olmayacaktır" diye konuştu.</p>

<p>Özbek, Galatasaray'ın son yıllardaki mücadelesine değinerek, "Zannetmeyin ki bu ilk defa olan bir şey. Son 3 senedeki şampiyonluk dönemini hatırlarsanız bunun gibi birçok olayla karşılaştık, hepsinin de üstesinden geldik. Bunu çok anormal karşılaşmayın. Galatasaray özellikle futbolda özellikle bir seviyeye çıktı ki birçok mihrak, Galatasaray’ın bu yükselişinden rahatsız. Biz bu tip davranış biçimlerinin, bu tip Galatasaray’a saldırılarının hepsinin üstesinden geldik. 3 seneden beri verdiğimiz mücadeleye bugün de devam ediyoruz. Hepsi birbirine benziyor. Bu senenin geçmiş senelerden hiçbir farkı yok. Kazandığımız başarılar kıskanılmaktadır. Bu kıskançlık, kulübümüzü de hedef haline getirmektedir. Ne yaparsak yapalım bu durum artarak devam edecektir. Önümüzdeki sene, bu seneden daha zor bir sene olacaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>BU HAKEM, BU DERBİYE GÖRE BİR HAKEM DEĞİL</h2>

<p>Kulübün diğer branşlardaki sportif ve finansal durumunu da aktaran Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, basketbol takımının ligde son 8’e kalarak play-off oynayacağını ve NBA Europe projesiyle görüşmelerin verimli sürdüğünü kaydetti. Kadın basketbol takımının Euroleague ve Türkiye Ligi’nde final oynadığını, tekerlekli sandalye basketbol takımının ise Eurocup 1 finalinde mücadele ettiğini belirten Özbek, erkek voleybol takımının finale çıktığını, kadın voleybol takımının ise CEV Cup’ta şampiyon olduğunu hatırlattı. Özbek, "Kadın takımımızın kazandığı bu kupayla Galatasarayımız, Avrupa’da futbol, basketbol ve voleybolda kupa kazanan tek Türk kulübü oldu. Mutluyuz, gururluyuz" dedi.</p>

<p>Tesisleşme projeleri hakkında da bilgi veren Özbek, Kemerburgaz Metin Oktay Tesisleri ve Aslantepe Vadisi projelerinin kulübün geleceğini güvence altına alacağını vurguladı. 165 bin metrekare inşaat alanına sahip Aslantepe Vadisi projesiyle amatör branşların tek çatı altında toplanacağını ifade eden Özbek, finansal verilere ilişkin şu bilgileri paylaştı: "9 aylık hasılatımız diğer iki rakibimizin toplamından fazla. Stadyum gelirlerinde 12 ayda 93 milyon euro hasılat elde ettik. Forma sponsorluk gelirlerimiz 38 milyon euro seviyesine çıktı. Şampiyonlar Ligi’ndeki performansımızla birlikte UEFA’dan 60 milyon euro gelir elde ettik. Tüm gelir kalemlerindeki artış sayesinde son 9 ayda 30 milyon euro, 1.5 milyar TL brüt karlılık elde edilmiştir. Son 9 ayda Galatasaray, brüt kar elde eden Süper Lig’de tek takım. 9 ayda 15 milyon euro-734 milyon TL kar ettik."</p>

<p>Başkan Dursun Özbek, güncel piyasa değeri 20 milyon euronun üzerinde 6-7 futbolcularının bulunduğunu ve uygun şartlar oluşmadıkça kadrodan oyuncu satmayı planlamadıklarını sözlerine ekledi. Özbek; Victor Osimhen, Uğurcan Çakır ve Wilfried Singo transferleri için verilecek toplam 135 milyon euro bonservis bedelinin 80 milyon eurosunu ödediklerini bildirdi. 28 Şubat 2026 itibarıyla Sportif AŞ’nin yükümlülüğünün 25.7 milyar TL, varlıklarının ise 41.6 milyar TL olduğu kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dursun-ozbek-bu-hakem-bu-derbiye-gore-bir-hakem-degil</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/dursun-ozbek-6.jpg" type="image/jpeg" length="56870"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gezi davası kararının 4. yılında İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı bileşenlerinden çağrı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gezi-davasi-kararinin-4-yilinda-insan-haklari-savunuculari-dayanisma-agi-bilesenlerinden-cagri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gezi-davasi-kararinin-4-yilinda-insan-haklari-savunuculari-dayanisma-agi-bilesenlerinden-cagri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı bileşenleri, Gezi davası kararının dördüncü yıl dönümü vesilesiyle bir çağrı yayımlayarak Osman Kavala, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman’ın derhal serbest bırakılmasını talep etti. Ağ, haklarındaki suçlamaların düşürülmesini ve yargı tacizine son verilmesini istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı bileşenleri, 25 Nisan 2022 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından açıklanan Gezi davası kararının dördüncü yılı dolayısıyla ortak bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, dosyada kabul edilebilir hiçbir delil bulunmamasına rağmen Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman’ın ise 18’er yıl hapis cezasına mahkum edildiği hatırlatıldı.</p>

<p>İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı tarafından paylaşılan metinde, hak savunucularının tutukluluk hallerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarıyla bu durumun tescil edildiği vurgulandı. Açıklamada, beş hak savunucusunun halen cezaevinde tutulmasının, Anayasa’nın 90. maddesi ve uluslararası insan hakları hukukunun sağladığı güvenceleri işlevsiz kılan bir hukuk devleti krizine işaret ettiği kaydedildi.</p>

<p>AİHM, Aralık 2019’da verdiği kararda Osman Kavala’nın faaliyetlerinin hak savunuculuğu, ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğü kapsamında olduğunu tespit etmişti. Mahkeme ayrıca, bu tutukluluğun hak savunucularını susturma ve caydırma amacı taşıdığına hükmederek Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını talep etmişti. Türkiye’nin bu kararları yerine getirmemesi üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından başlatılan ihlal prosedürü sonucunda AİHM Büyük Daire, Temmuz 2022’de Türkiye’nin yükümlülüklerini ihlal ettiğini yeniden teyit etmişti.</p>

<p>HAKLARINDAKİ TEMELSİZ SUÇLAMALAR DÜŞÜRÜLSÜN</p>

<p>Hak savunucularına yönelik sistematik yargı tacizinin sürdüğü belirtilen açıklamada, Osman Kavala’nın 25 Mart 2026 tarihinde AİHM Büyük Daire önünde gerçekleşen yeni başvurusuna ilişkin sürecin devam ettiği hatırlatıldı. İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, 2023 seçimlerinde milletvekili seçilen Can Atalay hakkında AYM tarafından verilen hak ihlali kararlarının alt derece mahkemeleri ve Yargıtay tarafından uygulanmamasını anayasal bir ihlal olarak nitelendirdi.</p>

<p>Açıklamada ayrıca, Tayfun Kahraman hakkında AYM tarafından 31 Temmuz 2025 ve 2 Nisan 2026 tarihlerinde verilen iki ayrı hak ihlali kararına dikkat çekildi. Mahkemenin, adil yargılanma hakkının ve bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine dair kararlarının henüz uygulanmadığı ifade edildi. İmzacı kurumlar; haksızlığı ve hukuki dayanaktan yoksunluğu aşikâr olan bu kararların gölgesinde sürdürülen yargı uygulamalarına son verilmesini, AİHM ve AYM kararlarının derhal uygulanmasını talep etti.</p>

<p><strong>İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı</strong></p>

<p><strong>İmzacı Kurumlar: </strong></p>

<p>Ağ-Da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı</p>

<p>Eşit Haklar için İzleme Derneği</p>

<p>Hak İnisiyatifi Derneği</p>

<p>Hakikat Adalet Hafıza Merkezi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi</p>

<p>İnsan Hakları Gündemi Derneği</p>

<p>Kadın Zamanı Derneği</p>

<p>Kaos GL Derneği</p>

<p>Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği</p>

<p>Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği</p>

<p>Özgürlük için Hukukçular Derneği</p>

<p>Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği</p>

<p>Research Institute on Turkey</p>

<p>Rosa Kadın Derneği</p>

<p>Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği</p>

<p>Star Kadın Derneği</p>

<p>Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı</p>

<p>Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi</p>

<p>Türkiye İnsan Hakları Vakfı</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi</p>

<p>Üniversiteli Kuir Araştırmaları ve LGBTİ+ Dayanışma Derneği</p>

<p>Yaşam Bellek Özgürlük Derneği</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gezi-davasi-kararinin-4-yilinda-insan-haklari-savunuculari-dayanisma-agi-bilesenlerinden-cagri</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/caglayan-2.png" type="image/jpeg" length="30213"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Kadın Yönetmenler Film Festivali İzmir’de başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-kadin-yonetmenler-film-festivali-izmirde-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-kadin-yonetmenler-film-festivali-izmirde-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[9. Uluslararası Kadın Yönetmenler Film Festivali, dün akşam Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde yapılan açılış töreniyle başladı. Festivalde kısa, belgesel ve uzun metrajlı filmlerin yarışacağı uluslararası bir seçki yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir, 9. Uluslararası Kadın Yönetmenler Film Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Dün akşam Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen açılış gecesinde, Sıla Topçam sunuculuk yaparken Voices of İzmir grubu, Prof. Berrak Taranç’ın bestelerinden oluşan dört parçalık bir konser verdi. Yönetmen Dilek Çolak’a festivale katkılarından dolayı emek ödülü takdim edildi. Açılışta filmlerin fragmanları gösterildi, jüri tanıtımları yapıldı.</p>

<h2>KADIN YÖNETMENLERİN GÖRÜNÜRLÜĞÜ VURGULANDI</h2>

<p>Festival direktörü Gülten Taranç ve festival danışmanı Sema Pekdaş, açılışta kadın yönetmenlerin görünürlüğünün Türkiye’de başlı başına bir performans gerektirdiğini vurguladı. Taranç, festivalin zorluklara rağmen yapılabilirliğinin devam etmesi gerektiğini savundu. Pekdaş ise kadınların sesini duyurmak için fon ve desteklerin zamanında verilmesi gerektiğini, yeterli olmamasının önüne geçilmesi gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>88 ÜLKEDEN 675 FİLM BAŞVURUSU</h2>

<p>Dünyanın dört bir yanından yoğun ilgi gören festivale bu yıl 88 ülkeden toplam 675 film başvurusu yapıldı. Bu başvurular arasından seçilen yapımlar; uzun metraj, belgesel, kısa film, animasyon ve deneysel kategorilerde izleyiciyle buluşacak. Festival programı, bu yıl ilk kez gerçekleştirilen “Feminist Bakış Açısı” bölümüyle daha da genişliyor.</p>

<h2>ULUSLARARASI KONUKLAR VE USTALIK SINIFLARI</h2>

<p>Festival, bu yıl da önemli uluslararası sinemacıları İzmir’de ağırlıyor. Fransa’dan ödüllü yönetmen Houda Benyamina, Almanya’dan yönetmen Irene von Alberti, Almanya’dan belgesel sinemacı Sarah Anna Gross, İtalya’dan yönetmen ve yapımcı Antonio Palumbo Terzo, Sırbistan’dan yönetmen ve Balkan Film Directing Festival direktörü Darja Bajić ve Orta Asya’dan sinemacı Farzaniya Galikhanova, festival kapsamında jüri üyelikleri, gösterimler ve ustalık sınıflarıyla izleyiciyle buluşacak. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan “Divines” filminin yönetmeni Houda Benyamina, festival kapsamında bir ustalık sınıfı ile İzmirli sinemaseverlere katılacak. Geçtiğimiz yıl festivalde En İyi Belgesel ödülünü kazanan Sarah Anna Gross da festival programı kapsamında bir ustalık sınıfı gerçekleştirecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT, İZMİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-kadin-yonetmenler-film-festivali-izmirde-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/kadin-yonetmenler-film-festivali.jpg" type="image/jpeg" length="93702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya: Anayasa Mahkemesi hak ve özgürlüklerin yaşayan koruyucusu durumundadır]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aym-baskani-ozkaya-anayasa-mahkemesi-hak-ve-ozgurluklerin-yasayan-koruyucusu-durumundadir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aym-baskani-ozkaya-anayasa-mahkemesi-hak-ve-ozgurluklerin-yasayan-koruyucusu-durumundadir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM Başkanı Kadir Özkaya, yüksek mahkemenin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Özkaya mesajında, mahkemenin adaletin tesisi, hukuk güvenliğinin sağlanması ve anayasal değerlerin korunması noktasındaki kararlılığını sürdürdüğünü vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, yüksek mahkemenin 64. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle yayımladığı mesajda kurumun hukukun üstünlüğü ve temel hakların korunmasındaki rolüne dikkat çekti. Özkaya, mahkemenin geçmişten aldığı güçle geleceğe yöneldiğini ifade etti.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi tarafından yayımlanan kuruluş yıl dönümü mesajında Özkaya, kurumun 1962 yılında kurulduğunu hatırlatarak geçen süre zarfında yalnızca anayasal bir denetim organı olarak kalmadığını kaydetti. Özkaya, mahkemenin aynı zamanda hukukun üstünlüğünün, temel hak ve özgürlüklerin ve demokratik hukuk devleti ilkesinin teminatı haline geldiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ANAYASAL DEĞERLERİN KORUNMASI KARARLILIĞI</h2>

<p>Norm denetimi yoluyla Anayasa’ya aykırı düzenlemelerin ve işlemlerin hukuk düzeninden ayıklanması görevini titizlikle yerine getirdiklerini vurgulayan Özkaya, bireysel başvuru mekanizmasının önemine değindi. Özkaya bu konuda, "Bu yönüyle Anayasa Mahkemesi, hak ve özgürlüklerin yaşayan koruyucusu durumundadır" ifadesini kullandı.</p>

<p>Değişen toplumsal ihtiyaçlar ve gelişen hukuk anlayışı karşısında mahkemenin duruşuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, geçmişten aldığı güçle geleceğe yönelmekte; adaletin tesisi, hukuk güvenliğinin sağlanması ve anayasal değerlerin korunması noktasındaki kararlılığını sürdürmektedir" dedi.</p>

<p>Özkaya, kuruluşundan bugüne kadar kuruma katkı sunan tüm başkan, üye ve çalışanları minnetle andığını belirterek, "Anayasa Mahkememizin 64. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. Bu duygu ve düşüncelerle yargı camiamıza ve aziz milletimize saygılarımı sunuyorum" açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aym-baskani-ozkaya-anayasa-mahkemesi-hak-ve-ozgurluklerin-yasayan-koruyucusu-durumundadir</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/aym-baskani-ozkaya.jpg" type="image/jpeg" length="20906"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray Fenerbahçe'yi konuk edecek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/galatasaray-fenerbahceyi-konuk-edecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/galatasaray-fenerbahceyi-konuk-edecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trendyol Süper Lig'in 31. haftasında şampiyonluk yarışı açısından kritik öneme sahip derbi müsabakasında lider Galatasaray, yarın sahasında Fenerbahçe'yi ağırlayacak. RAMS Park'ta saat 20.00'de başlayacak olan karşılaşmada hakem Yasin Kol düdük çalacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lider Galatasaray, Trendyol Süper Lig'in 31. haftasında şampiyonluk yarışı açısından büyük bir öneme sahip olan ve puan farkının korunması ya da kapanması noktasında kritik rol oynayacak derbi müsabakasında yarın Fenerbahçe'yi kendi sahasında konuk edecek. RAMS Park'ta gerçekleştirilecek olan derbi karşılaşması, saat 20.00'de başlayacak. Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yapılan görevlendirmeye göre, müsabakada hakem Yasin Kol görev yapacak.</p>

<p>Ligin geride kalan bölümünde oynadığı maçlarda 22 galibiyet ve 5 beraberlik alan sarı-kırmızılı ekip, 3 mücadeleden ise yenilgiyle ayrıldı. Galatasaray, topladığı 71 puanla haftaya liderlik koltuğunda girdi. Şampiyonluk yarışındaki Fenerbahçe ise ligde geride kalan haftalarda 19 galibiyet, 10 beraberlik ve 1 yenilgi yaşadı. Sarı-lacivertliler, 67 puanla lider Galatasaray'ın 4 puan gerisinde ikinci sırada yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BU SEZONKİ ÜÇÜNCÜ KARŞILAŞMA</h2>

<p>İki takım, bu sezon resmi kulvarlarda üçüncü kez karşı karşıya gelecek. Süper Lig'in 14. haftasında Kadıköy'de yapılan derbi mücadelesi, 1-1 eşitlikle sona erdi. Galatasaray, müsabakanın 27. dakikasında Leroy Sane'nin attığı golle öne geçerken, Fenerbahçe ise Jhon Duran'ın 90+5. dakikada bulduğu golle beraberliği sağladı.</p>

<p>İki ekip arasındaki sezonun ikinci randevusu ise Turkcell Süper Kupa finalinde yaşandı. Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki derbi müsabakasını sarı-lacivertliler Matteo Guendouzi ve Jayden Oosterwolde'nin golleriyle 2-0 kazanarak kupaya uzanan taraf oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/galatasaray-fenerbahceyi-konuk-edecek</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/fenerbahce-galatasaray.png" type="image/jpeg" length="94572"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran, Pakistan’da ABD temsilcileriyle doğrudan görüşme yapılmayacağını açıkladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-pakistanda-abd-temsilcileriyle-dogrudan-gorusme-yapilmayacagini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-pakistanda-abd-temsilcileriyle-dogrudan-gorusme-yapilmayacagini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Pakistan ziyareti sırasında ABD temsilcileriyle doğrudan görüşme yapılacağı yönündeki haberleri yalanladı. Tahran, Washington ile yeni bir temas planı olmadığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin İslamabad ziyaretinin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yeni görüşmeleri içereceği yönündeki iddiaları yalanlayarak Washington yönetimi ile herhangi bir doğrudan temas planı bulunmadığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi tarafından yapılan açıklamada, Arakçi’nin İslamabad ziyaretinin ABD ile müzakere amacı taşımadığı, görüşmelerin yalnızca Pakistan ile ikili temaslar kapsamında yürütüldüğü belirtildi.</p>

<p>Bekayi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ’’Resmi bir ziyaret için İslamabad, Pakistan'a vardık. Dışişleri Bakanı Araghchi, Amerika tarafından dayatılan saldırı savaşının sona erdirilmesi ve bölgemizde barışın yeniden tesisi için yürütülen arabuluculuk ve iyi niyet çalışmaları kapsamında Pakistanlı üst düzey yetkililerle bir araya gelecek. İran ve ABD arasında herhangi bir görüşme yapılması planlanmamaktadır. İran'ın gözlemleri Pakistan'a iletilecektir’’ ifadelerini kullandı.</p>

<h2>BEYAZ SARAY TEMSİLCİLERİNİN İSLAMABAD ZİYARETİ</h2>

<p>İran'ın açıklaması, Beyaz Saray’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’in yeni bir müzakere turu için İslamabad’a gideceğini açıklamasının ardından geldi. Beyaz Saray'ın açıklamasında, İran tarafının görüşmeye istekli olduğu, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in ise görüşmelerin ilerlemesi halinde sürece dahil olabileceği ifade edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-pakistanda-abd-temsilcileriyle-dogrudan-gorusme-yapilmayacagini-acikladi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/iran-disisleri-bakani-arakci-pakistana-gidiyor.png" type="image/jpeg" length="47448"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Manisa Tabip Odası'nın kadın başkanı Karabağ’ın yeni yönetiminde görev bölümü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/manisa-tabip-odasinin-kadin-baskani-karabagin-yeni-yonetiminde-gorev-bolumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/manisa-tabip-odasinin-kadin-baskani-karabagin-yeni-yonetiminde-gorev-bolumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ahmet Ünsal / Manisa</strong></p>

<p>Manisa Tabip Odası’nın 11-12 Nisan 2026 tarihinde yapılan 73. Seçimli Olağan Genel Kurulu’nda seçilen yeni yönetim kurulunda görev dağılımı gerçekleşti. Yeni başkan Sevil Sapmaz Karabağ oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Manisa Tabip Odası’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Manisa Tabip Odası: Birlikte daha güçlüyüz! Manisa Tabip Odası’nın yeni yönetimi olarak mazbatamızı alarak görevimize başladık. Görevi devreden meslektaşlarımıza bugüne kadar sundukları katkılar ve sergiledikleri demokratik duruş için minnettarız. Aldığımız bu bayrağı, tüm hekimlerimizin sesi olarak ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine ulaşması gayesiyle hep birlikte daha yükseğe taşıyacağız. 11-12 Nisan 2026 tarihinde yapılan 73. Seçimli Olağan Genel Kurulu'na seçilen yönetim kurulu üyeleriyle ilk toplantı yapılmıştır. Yönetim Kurulu görev dağılımı aşağıdaki gibidir:</p>

<p>Manisa Tabip Odası 2026–2028 görev dağılımı:</p>

<p>Başkan: Sevil Sapmaz Karabağ</p>

<p>Genel Sekreter: Utku Bıyık Sayman: Emre Can Topçu</p>

<p>Veznedar: Egemen Arda Ölmez</p>

<p>Üyeler: Oytun Çalışkan, Murat Aksu ve Özgür Yılmaz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/manisa-tabip-odasinin-kadin-baskani-karabagin-yeni-yonetiminde-gorev-bolumu</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/manisa-tabip-odasinin-kadin-baskani-karabagin-yeni-yonetiminde-gorev-bolumu.jpeg" type="image/jpeg" length="90197"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara'da eylem yapan Doruk Madencilik işçilerine Eskişehir'den destek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ankarada-eylem-yapan-doruk-madencilik-iscilerine-eskisehirden-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ankarada-eylem-yapan-doruk-madencilik-iscilerine-eskisehirden-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’den Ankara’ya yürüyerek haklarını arayan ve başkentte açlık grevi başlatan Doruk Madencilik işçileri için Eskişehir’de destek eylemi düzenlendi. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın çağrısıyla toplanan grup, Yıldızlar SSS Holding ve TMSF'den işçilerin haklarının verilmesini talep etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ücret ve tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle Eskişehir’den Ankara’ya 180 kilometrelik bir yürüyüş gerçekleştiren ve ardından başkentte açlık grevine başlayan Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik işçilerine Eskişehir’den destek geldi. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) tarafından yapılan çağrı üzerine İsmet İnönü Caddesi’nde bir araya gelen vatandaşlar, maden işçilerinin haklarının karşılanması için toplandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskişehir’deki gösteride grup adına açıklama yapan Beyzanur Baş, Doruk Madencilik çalışanlarının haklarının Yıldızlar SSS Holding ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından karşılanmadığını ifade etti. Baş, maden sahasından başkente yürüyen işçilerin taleplerini kamuoyuna ve milletvekillerine iletmelerine rağmen yetkililer tarafından somut bir çözüm adımı atılmadığını kaydetti. Gösteri sırasında katılımcılar sık sık "Doruk Maden işçisi yalnız değildir" ve "İşçiler açken patronlara huzur yok" sloganları attı.</p>

<h2>İŞÇİ HAKLARI VE TAZMİNATLAR 4 YILDIR ÖDENMİYOR</h2>

<p>Söz konusu maden işletmesine 2016 yılında TMSF tarafından el konulduğu, 2022 yılında ise tesisin Yıldızlar SSS Holding’e devredildiği hatırlatıldı. Devir sürecinden itibaren işçilerin hak kayıplarının arttığı belirtilirken, TMSF’nin devir sırasında işçilerin birikmiş borçlarını ve özlük haklarını güvence altına almadığı vurguladı. Sorunların çözümü noktasında daha önce verilen sözlerin yerine getirilmediği belirtilen açıklamada, holdingin madeni devraldığında yaklaşık 1200 olan çalışan sayısının zamanla 250’ye düşürüldüğü kaydedildi.</p>

<p>Beyzanur Baş, mahkemelerin icra kararlarına ve kazanılan davalara rağmen tazminatların 4 yıldır ödenmediğini ifade etti. Halen işletme bünyesinde bulunan 250 işçiden yaklaşık 200’ünün zorla ücretsiz izne çıkarıldığı ve 5 aydır maaş ödemesi yapılmadığı belirtildi. Yıldızlar SSS Holding’in Kütahya, Elazığ, Çankırı, Gümüşhane ve Bilecik’teki diğer işletmelerinde de benzer mağduriyetlerin yaşandığı aktarıldı. Ankara’daki eylem sürecinde işçilerin müdahale ile karşılaştığı, battaniye ve ilaç gibi temel ihtiyaçların karşılanmasına izin verilmediği kaydedildi. Polisin müdahalesi sonucu fenalaşan işçilerin hastaneye kaldırıldığı ve madencilerin uzun süre gözaltında tutulduğu bildirildi.</p>

<p>Açıklamada madencilerin durumuna ilişkin şu ifadeler kullanıldı: "Şimdi daha da açız ve çıplağız, çok bağırdık, artık susuyoruz' diyen madencileri sabaha karşı polisler tekmelerle coplarla saldırarak gözaltına aldı. Gözaltı sırasında fenalaşan ve hastaneye kaldırılan madenciler oldu. Tam 14 saat boyunca madenciler ve sendika yöneticileri gözaltında tutuldu. Madenciye yapılan bu muamele, köle muamelesidir. Madencinin mücadelesi artık yalnızca bir hak mücadelesi değil, aynı zamanda onur ve haysiyet mücadelesidir. Her türlü hileye, yalana, bürokrasi oyunlarına karşı başlayan bu direnişin muhakkak kazanacağını biliyoruz. Madenciyi açlığa mahkum etmeye çalışanlar bilsinler ki, madencileri açlıkla korkutamazsınız. Doruk Madencilik işçileri asla yalnız değildir. Doruk madencilik işçileri köle değildir."</p>

<p>Gerçekleştirilen basın açıklamasının ardından grup tarafından bir saatlik oturma eylemi yapıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI, ESKİŞEHİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ankarada-eylem-yapan-doruk-madencilik-iscilerine-eskisehirden-destek</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/eskisehir-madenci.jpg" type="image/jpeg" length="55163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="22508"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="31674"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="11360"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="95883"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="55738"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="92705"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="16495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="38065"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="10947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="59612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="10438"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="81045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="13055"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="25955"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="69691"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="27171"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="41463"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="53469"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="35659"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="72785"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
