<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 06 May 2026 20:40:28 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Bulut: Esnaf sistemin mağduru]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-bulut-esnaf-sistemin-magduru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-bulut-esnaf-sistemin-magduru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İzmir'de Güzelbahçe Esnaf ve Sanatkarlar Odasını ziyarette yaptığı açıklamada, esnafın sistemin mağduru olduğunu belirterek CHP iktidarında esnafa yönelik atılacak adımları anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İzmir'de Güzelbahçe Esnaf ve Sanatkarlar Odasını ziyarette yaptığı açıklamada, ekonomik sorunların kaynağının esnaf olmadığını belirterek planlama eksikliği olduğunu, esnafın sistemin mağduru olduğunu belirterek CHP iktidarında esnafa yönelik atılacak adımları anlattı.</p>

<p>CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, partisinin saha çalışmaları kapsamında İzmir'de Güzelbahçe Esnaf ve Sanatkarlar Odasını ziyaret etti. Ziyarete, Bulut'un yanı sıra CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Güzelbahçe İlçe Başkanı Devrim Seyrek ile il ve ilçe yöneticileri de katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ziyarette esnafın sorunlarını anlatan Güzelbahçe Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Veli Merttürk, 'Esnaflık bir sanatkârlıktır. Ama bu düzen bu şekilde gittiği sürece 10-15 yıl sonra hiç kimse bir sıhhi tesisat ustası bulamayacak, bir mermerci bulamayacak, bir elektrikçi bulamayacak, kalıp ustası bulamayacak. Bunun için acilen Milli Eğitim Bakanlığı'nın köklü değişikliğe gitmesi lazım, meslek liselerin güçlendirilmesi lazım. Ben ilçe meslek liselerinde de komisyonlarda görevliyim, ilçe millî eğitiminde de görevliyim. Her yıl rutin toplantılarımız olur, gideriz böyle çay kahve içer, sorunları, sıkıntıları konuşuruz ama hiçbir zaman çözüme ulaşamayız. 8. sınıftan itibaren okullarda sınıfta kalma geri gelmeli. Çünkü okuyamayacak çocuklar liseye gönderiliyor, elbet bir şekilde liseyi bitirtiliyor ve akabinde üniversite: Bugün '3 harfli' dediğimiz zincir marketlere gidin bakın, üniversite mezunları dolu. Ama bir kaportacının yanında çırak yok, otoboyacının yanında çırak yok, sıhhi tesisatçının yanında çırak yok' dedi.</p>

<h2><strong>'Tek suçlu esnaf mı?'</strong></h2>

<p>Merttürk, Türkiye'de ekonominin kötü olmasının tek sebebi sadece esnafmış gibi bir algı yaratıldığını belirterek 'Biz miyiz ülkenin bu hâlde olmasının sebebi? Bir tane işletmeye gidiyorsunuz; kafe, kafeterya: Sabah bismillah dükkânı açıyor, 12.00'da bir tane memur, esnafımızın ortağı gibi gece kapatıncaya kadar bekliyor orada. En son Z raporlarını alıyorlar, nakit giriş varsa istiyorlar, nakit girişi fişleri kesiliyor, Z raporlarını alıp işleyip gidiyorlar. Biz mi bu hâle getirdik bu ülkeyi? Tek suçlu esnaf mı? Acil önlemlerin alınması lazım' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'Günlük yaşamaya başladık'</strong></h2>

<p>Kredi kullanmak isteyen esnaftan SGK, Bağ-Kur ve vergi borcu olmaması şartı aranması üzerinden ise Merttürk, 'Bizim esnaflara özel kredilerimiz var. Şu an limiti Türkiye'nin her yerinde 1 milyon TL. Çok düşük faizli, esnafların sübvanse edilmesi için kullanılan bir kredidir. Geçtiğimiz aylarda bu da zorlaştırıldı. Bağkur borcu olmayacak, vergi borcu olmayacak, SGK borcu olmayacak. Türkiye genelinde küçük ve orta işletmelerden biz sorumluyuz. 2 milyon 350 bin esnaf; İzmir'deki rakam 235 bin kayıtlı aktif esnaf. Güzelbahçe'deki rakam 2 bin 300'lerde. Güzelbahçe'de 2 bin 300 esnafın sadece 300'de yoktur Bağkur ya da SGK borcu. Çünkü biz eskiden ayı geçirdiğimiz zaman 'oh be, çok şükür ayı geçirdik' diyorduk şimdi artık günü geçirdiğimiz zaman 'çok şükür' diyoruz. Günlük yaşamaya başladık' dedi.</p>

<h2><strong>'Esnaflar vergi memuru oldu'</strong></h2>

<p>KDV oranlarına da değinen Merttürk, 'Biz vergi memuru olduk, esnaflar vergi memuru oldu. Yüzde dokuz devlet için, hükümet için vergi topluyoruz. 2023 yılında dediler ki esnafın prim gün sayısı 7200'e düşecek: Var mı bir gelişme? Yok. Üç yıl oldu. Esnaf istihdam sağlıyor, üretim yapıyor ve ben şunu açıkça söylüyorum: buradaki bir esnaf, 15-20 kişi, 100 kişi çalıştıran bazı firmalardan daha çok vergi ödüyor. Çünkü onlar ödemiyorlar; aldığı toplu iğneyi bile gider gösteriyor. Ama biz gösteremiyoruz, gider kalemimiz belli. Bizim bakkalımız var, bakkaldaki gider kalemimiz belli. O kadar. Her şey gider gösteriliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Bulut: Esnaf sistemin mağduru</strong></h2>

<p>CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut ise esnafın sistemin esnafın suçlu değil sistemin mağduru olduğunu belirterek şunları kaydetti:</p>

<p>'Esnaf suçlu gibi görünüyor ya, hâlbuki mağduru. Sistemin de mağduru. Kârlılık anlamında fiyatın yükselmesinde aksine kârından vazgeçiyor ama fiyatın yükselmesinin en azından en masumu esnaf. Burada suçluyu da bulmak lazım. Şimdi biraz önce sekizinci sınıfa gelen çocuk işte okulu bitirmesin diyoruz ya da o beceremiyorsa bitirmesin, sınıfta kalma kalksın: Ama işte ben eczacıyım, kalfa bulamayınca 'kimse iş beğenmiyor' falan diyoruz; böyle hepimizin diline pelesenk ediliyor ama aslında o gençlerin hiçbirinin suçu yok. Herkes kendi yeteneğine göre bir alan oluşturmalı. Bu bir planlama. Planlamayı kim yapar? İktidar yapar, hükümet yapar. Hele hele 22 yıllık bir iktidar döneminin sonuna geldiğinde sorunlar daha da büyümüş ise bu, bu iktidarın becerememesinden kaynaklı. Bir ülkede avukat ihtiyacı varsa açarsın fakültesini, dersin ki şu kadar avukata ihtiyaç var. Ama bakıyorsunuz ihtiyacın iki katı avukat, ihtiyacın iki katı eczacı, ihtiyacın iki katı ziraatçı: Ama bu arada ara mesleklere kimseyi bulamıyoruz. Sonra vatandaş birbirine düşman oluyor. Sonra 'elinde cep telefonu var, nasıl işsiz' diyoruz ya da 'kafelerde dolaşıyorlar ama gelip işi beğenmiyor' diyoruz. Tümüyle mesele onlar değil; bu sistemi, bu planlamayı yapmayan iktidar. Yoksa siz lisede bu ayrımı yaparsanız, bu ayrımı çocukların önüne sunarsanız, kısa sürede meslek sahibi olacağına iş garantisi verirseniz herkes gider. Ama kendi kötülediği bir kesim var; esnafı beğenmeyen, herkese düşman bir iktidar var. Sonuç itibarıyla böylesi örselenen, laf söylenen bir yere kimse gitmek istemiyor. Herkes kurtuluşu okulda, üniversitede diye düşünüyor. Üniversiteye girmek de kolay; artık paran varsa her şeyi yapıyorsun. Bazı meslek alanlarında sınırlama bile yoktu, çok düşük puanlarla okullara gidiliyordu, eğitim kalitesi çok düşüyordu. Ama sonuçta bunların hepsi bir planlama. Ülkenin neye ihtiyacı varsa oraya yönelik bir çalışma yapılması lazım.'</p>

<h2><strong>'Esnafın çok küçük bir can suyuyla ayakta kalması sağlanabilir'</strong></h2>

<p>Esnafın ekonominin lokomotifi olduğunu da ifade eden Bulut,'Ekonomiyi ayakta tutan esnaf, olmadığında şu caddelerde kimse iş yerini kiraya veremez, buradan kimse yürümez, elektrik alamaz, ışık yanmaz, hayat durur. Her şeyden önce sadece bunu bile düşünerek esnafa destek vermek lazım. Esnafa destek maliyeti çok düşük. Esnaftan alınan vergiye baktığınızda birçok kalemle mukayese edilmez. Ülkenin ödediği faizle mukayese edilmez. Bankalara, kamuya aktarılan kaynaklara bakıldığında mukayese edilmez. Köprülere, hiç para harcanmayacak denilen projelere verilen garantilere bakılınca mukayese edilmez. Esnafın çok küçük bir can suyuyla ayakta kalması sağlanabilir' dedi.</p>

<h2><strong>'Vergi sistemi Türkiye'de en büyük adaletsizliklerden bir tanesi'</strong></h2>

<p>CHP iktidarında vergi sisteminde atılacak adımlar üzerinden ise Bulut, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>'Bugünkü iktidardan farkımız şu olacak: vergi sistemi Türkiye'de en büyük adaletsizliklerden bir tanesi. Biz genelde hukuktaki adaletsizlikten bahsediyoruz, ekonomik adaletsizlikten bahsediyoruz ama bir taraftan da toplanan vergilerin nereye kullanıldığından önce nasıl toplandığına da bakmak lazım. Türkiye'de bu konu çok gündemde olamıyor. Çünkü o kadar ciddi meseleler var ki işin özüne, kaynağın toplanma şekline hiç giremedik. Örneği burada bir sahil kasabası; İzmir'in en güzel ilçelerinden bir tanesi. Doğal olarak en basitinden şehrin içerisindeki bir konaktan farklı durumları var. Mesela yazın nüfusuyla kışın nüfusu herhâlde aynı değil. Türkiye'de belki burası çok iyi örnek olmayabilir ama bazı bölgelerimiz var; inanılmaz gelir seviyesi düşük. Ama baktığınızda İstanbul'dakiyle herhangi bir esnafla gelir düzeyi düşük yerdeki esnaf birebir aynı vergileri ödüyor, aynı oranlarda vergi ödüyor. Bir cep telefonu alındığında kişinin zenginliğine, ekonomik gelirine, maaşına bakmadan senle ben aynı vergiyi veriyoruz. Bir defa en yanlış uygulama bu. Gelire göre vergi sözde kalmış durumda Türkiye'de. Çünkü doğrudan vergiyle dolaylı vergi birbiriyle yarışır hâle gelmiş durumda. Şu anda dolaylı vergi çok daha fazla. Bunu engellemek lazım.</p>

<h2><strong>'CHP iktidarında gelir adaleti sağlanacak'</strong></h2>

<p>İkincisi de bazı yerlerde işçi çalıştırmak mümkün değil, sigortasını karşılamak mümkün değil. Oralara destek verilmesi gerekiyor. En azından çalışan işçinin SGK giderlerini devletin karşılaması gerekiyor. Baktığınızda o bölgelerden yekûn da tutmuyor. Hazineye ciddi bir gelir sağlamayan, sıfır nokta bilmem kaç oranındaki gelirler; esnaf aslında çok ciddi bir oranı oluşturuyor. Her şeyden önce Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında gelir adaleti sağlanacak. Gelir adaletinden en çok faydalanacak olan da esnaflar. Çünkü büyük işletmeler zaten bahsettiğimiz konunun dışında. Asıl sorun küçük esnafta. Türkiye, dünyada sayısal olarak bakıldığında esnafı yoğun ülkelerden bir tanesi. İşsizlik oranını belki de az da olsa düşüren ya da bugünkü kaosu daha az çeken esnafların sayısının fazlalığı. Çoğu esnaf belki de başka bir yerde maaşlı çalışsa daha fazla gelir elde edecek ama iş yerini ayakta tutmaya çalışıyor. O bizim bir mozaiğimiz, o bizim Anadolu kültürünün bir parçası. Bu vesileyle vergi adaletinin en çok esnafa faydası olacağını düşünüyorum.</p>

<h2><strong>'Kaybolan meslekler konusunda özellikle bir katkı verilmesi gerekiyor'</strong></h2>

<p>Bir diğer önemli durum da esnafa ilişkin yine 'can suyu' diye tabir edeceğimiz stopajlardaki mevzular, özellikle kira stopajı: Olabildiğince ticareti güçlendirmek, sıcak paradan uzaklaşıp üretime döndürmek, var olan kişilerin kendi gelirlerini sağlayabilmesini sağlamak lazım. Bir de yine Anadolu'ya has bazı meslekler var; şu anda geleceği pek parlak görünmüyor. Onların tekrar yaşama geçirilmesi gerekiyor. Her şey betondan ya da büyük işletmelerden kurulmuş değil. Türkiye'de öyle bir anlayış var ki yeşili görünce buraya kaç katlı bina yapabiliriz, denizi görünce buraya nasıl otel yapabiliriz: Aynı şekilde esnafın yaptığı işleri de hor gören bir anlayış var. Onun geleceğine ilişkin herhangi bir çalışma yapılmıyor. Bu kaybolan meslekler konusunda özellikle bir katkı verilmesi gerekiyor.</p>

<h2><strong>'Demokratik değerlere sahip bir ülkede esnaf da daha çok kazanır'</strong></h2>

<p>Esnaflar kendilerine yardımcı eleman bulmakta zorlanıyor. Baktığınızda üniversite mezunu sayısı çok fazla. Hatta yeni bir veri: genç işsizlerde üniversite mezunu olanlar, olmayanlardan daha fazla. Bu şu demek: çocuklarımızı biz üniversiteye gönderiyoruz, işsiz olsun diye. İnsanlar iş bulsun diye eskiden okula gönderilirdi; şimdi çocuklar okula işsiz olmak için, işsizler ordusuna katılmak için gidiyorlar. Çünkü öyle bir moda durum var. Hâlbuki meslek okulları daha güçlendirilirse, esnaf daha güçlendirilirse, esnafa değer daha fazla verilirse o alan da güçlenir. Her şeyin başı siyaset özü itibarıyla. Siyaset bir alana kör, şaşı bakınca o kararır, gider. Yeşile nasıl bakıyorsa, ranta nasıl bakıyorsa, doğaya nasıl bakıyorsa, insana nasıl bakıyorsa ülke öyle şekilleniyor. Demokrasi için nasıl iktidarın müdahalesi önemliyse bugün yargıdan, hukuktan bahsedildiğinde kamuoyu yoklamasında kimse yargıya güvenmiyor. Bunların hepsi, öz itibarıyla siyasette bir güven oluşturmak lazım. Demokrasinin güçlü olduğu, özgürlüklerin sınırlanmadığı, evrensel demokratik değerlere sahip bir ülkede esnaf da daha çok kazanır.'</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İZMİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-bulut-esnaf-sistemin-magduru</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/chpli-bulut-esnaf-sistemin-magduru.jpg" type="image/jpeg" length="27992"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Marmaris'te çıkan yangın kontrol altına alındı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/marmariste-cikan-yangin-kontrol-altina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/marmariste-cikan-yangin-kontrol-altina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Marmaris ilçesi Bozburun-Selimiye hattında otluk ve makilik alanda çıkan yangın kontrol altına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla'nın Marmaris ilçesi Bozburun-Selimiye hattında otluk ve makilik alanda çıkan yangın kontrol altına alındı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekiplerin havadan ve karadan yürüttüğü yoğun müdahale sonucunda yangının kontrol altına alındığı, olası yeniden alevlenmelere karşı çalışmaların devam ettiği öğrenildi.</p>

<p>Bölgede 12 arazöz, 2 su ikmal aracı, 1 iş makinesi ve 1 helikopterle yürütülen söndürme çalışmalarının ardından soğutma çalışmalarına geçildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, MUĞLA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/marmariste-cikan-yangin-kontrol-altina-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/marmariste-cikan-yangin-kontrol-altina-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="15358"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nisan’da 5'i çocuk 3'ü mülteci 189 işçi yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/nisanda-5i-cocuk-3u-multeci-189-isci-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/nisanda-5i-cocuk-3u-multeci-189-isci-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, Nisan ayına ilişkin “İş Cinayetleri Raporu”nu yayımladı. Rapora göre, en az 189 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, Nisan ayına ilişkin “İş Cinayetleri Raporu”nu yayımladı. Rapora göre, en az 189 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.</p>

<p>Yaşamını yitiren işçilerin 14’ünün kadın, 5’inin çocuk, 3’ünün ise mülteci olduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Artı Gerçek'in haberine göre, raporda iş cinayetlerinin başlıca nedenleri arasında trafik kazaları yüzde 22 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 20 ile ezilme, yüzde 17 ile kalp krizi izledi.</p>

<h2>EN RİSKLİ SEKTÖRLER</h2>

<p>İş kollarına göre ölümlerde ise inşaat ve yol iş kolu yüzde 25 ile ilk sırada yer aldı. Tarım ve orman iş kolu yüzde 22 ile ikinci sırada bulunurken, taşımacılık yüzde 8, ticaret/büro yüzde 6 ve metal sektörü yüzde 5 oranında kaydedildi.</p>

<p>İSİG raporu, iş cinayetlerinin farklı sektörlerde yaygın şekilde devam ettiğini bir kez daha ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/nisanda-5i-cocuk-3u-multeci-189-isci-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/manisada-korkunc-is-cinayeti.png" type="image/jpeg" length="36848"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Başarır: YSK'ya atanan Mutta'nın doktora diploması tartışmalı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-basarir-yskya-atanan-muttanin-doktora-diplomasi-tartismali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-basarir-yskya-atanan-muttanin-doktora-diplomasi-tartismali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'li Ali Mahir Başarır, 'YSK Başkanlığı'na atanan Serdar Mutta'nın doktora diplomasına ilişkin denklik tartışması bulunduğunu' öne sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'li Ali Mahir Başarır, 'YSK Başkanlığı'na atanan Serdar Mutta'nın doktora diplomasına ilişkin denklik tartışması bulunduğunu' öne sürdü ve 'Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun Kıbrıs'tan geçişle aldığı diplomasının iptal ederek adaylığının önüne set çekmek için kullanacak olanlar, YSK'nın başına diploması tartışmalı bir ismi seçti' dedi.</p>

<p>CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, YSK Başkanı olarak atanan  Serdar Mutta'nın diplomasının 'tartışmalı' olduğunu savundu.</p>

<p>Başarır, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun Kıbrıs'tan geçişle aldığı diplomasının iptal ederek adaylığının önüne set çekmek için kullanacak olanlar, YSK'nın başına diploması tartışmalı bir ismi seçti. YSK üyelerinden Serdar Mutta, artık başkanlık koltuğunda oturacak.</p>

<p>Diploması niye tartışmalı? Mutta, doktora eğitimini Kıbrıs'tan almış. YÖK'ün yurtdışı doktora denklik yönetmeliğinde, eğitimi süresince başvuru sahibinin en az 200 gün ilgili ülkede bulunması şartı yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>YSK'nın resmi sitesindeki özgeçmişine bakılınca Mutta'nın 1995'ten bu yana kesintisiz görev yaptığı görülüyor. Ya Mutta'ya iltimas geçildi ya da Mutta aynı anda iki ülkede olabilen bir sihirbaz! Hangisi olursa olsun, yarın İmamoğlu'nun adaylık başvurusu önüne geldiğinde 'diploma iptali' gerekçesine sığınan bir kararda Serdar Mutta'ya nasıl itimat edilecek?'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-basarir-yskya-atanan-muttanin-doktora-diplomasi-tartismali</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/chpli-basarir-yskya-atanan-muttanin-doktora-diplomasi-tartismali.png" type="image/jpeg" length="80900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Partili Tanhan: Devlet, insanları güvencesiz koşullarda mahpus ediyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-tanhan-devlet-insanlari-guvencesiz-kosullarda-mahpus-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-tanhan-devlet-insanlari-guvencesiz-kosullarda-mahpus-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu'nda ceza infaz kurumlarındaki ihlallerin araştırılmasına ilişkin DEM Parti'nin Meclis araştırma önergesi görüşüldü; önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Önergeye ilişkin konuşan DEM Partili Kamuran Tanhan, 'Devlet, insanları üst üste yığmış, sağlıksız, insan onuruna aykırı ve güvencesiz koşullarda mahpus etmeye devam ediyor' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TBMM Genel Kurulu'nda ceza infaz kurumlarındaki ihlallerin araştırılmasına ilişkin DEM Parti'nin Meclis araştırma önergesi görüşüldü; önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Önergeye ilişkin konuşan DEM Partili Kamuran Tanhan, 'Devlet, insanları üst üste yığmış, sağlıksız, insan onuruna aykırı ve güvencesiz koşullarda mahpus etmeye devam ediyor' dedi.</p>

<p>TBMM Genel Kurulu, fahiş site aidatlarına yönelik düzenlemeleri de içeren Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin devam edilmesi için Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da kanun teklifinin 17 ila 31'inci maddelerini kapsayan ikinci bölümü görüşülecek.  Görüşmeler öncesinde siyasi partilerin grup önerileri görüşüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DEM Parti, ceza infaz kurumlarında yaşanan ihlallerin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Meclis araştırma önergesi verdi.</p>

<p>Önerinin gerekçesini DEM Parti Grubu adına Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan sundu. Tanhan, cezaevlerinde her gün ölüm, şüpheli ölüm veya intihar haberleriyle karşılaşıldığını belirterek, 'yaşam hakkını doğrudan tehdit eden, insanları duvarların arkasında öldüren ağır bir infaz rejimi' bulunduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>'Çözüm insan onuruna aykırı yeni cezaevlerini yapmak değil, insan onuruna uygun cezaevleri ve hukuk sistemi oluşturmaktır'</strong></h2>

<p>Adalet Bakanlığı verilerine göre kapasitesi 304 bin olan cezaevlerinde Mart 2026 itibarıyla 412 bini aşkın kişi bulunduğunu aktaran Tanhan, 'Devlet, insanları üst üste yığmış, sağlıksız, insan onuruna aykırı ve güvencesiz koşullarda mahpus etmeye devam ediyor. Her zaman ifade ettiğimiz gibi çözüm, daha fazla beton dökmek değil, daha fazla duvar örmek değil, insan onuruna aykırı yeni cezaevlerini yapmak değil, insan onuruna uygun cezaevleri ve hukuk sistemi oluşturmaktır. Türkiye'de bir hukuk sistemi olmadığı için cezaevleri dolup taşıyor. Bu da Türkiye'nin ihtiyacı olan toplumsal barışı büyütmüyor, aksine küçültüyor' dedi.</p>

<p>Cezaevlerine ilişkin veriler paylaşan Tanhan, 2018-2023 yılları arasında 2 bin 258 mahpusun yaşamını yitirdiğini, son bir buçuk yılda bu sayının arttığını ve 2024 yılında en az 68 tutuklu ve hükümlünün intihar kaydıyla yaşamını yitirdiğini aktardı. Adalet Bakanlığı'na yöneltilen sorulara verilen 'her şey hukuka uygun' yanıtlarını hatırlatan Tanhan, cezaevlerinin ülkenin aynası olduğunu belirterek, işkence, kötü muamele ve ölümlerin toplumda da karşılığı olduğunu söyledi. Tanhan, ölümlerin tecrit, sağlık hizmetlerine erişim engelleri, sevk uygulamaları, kelepçeli muayene dayatması, yetersiz psikososyal destek, disiplin cezaları ve denetim eksiklikleriyle bağlantılı olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>'Durmadan ölüm üreten düzenin en ağır başlıklarından biri de ağırlaştırılmış müebbet hapis infazlardır'</strong></h2>

<p>Y ve S tipi cezaevlerine de değinen Tanhan, bu yapıları tecridi merkezileştiren, insanı yalnızlaştıran ve yaşamla bağını zayıflatan düzenler olarak tanımladı. Tanhan, 'Tecridi gündelik hayatın olağan merkezine yerleştiren bu yapılar tek kişilik odalarda, dar havalandırmalarda, sınırlı ortak alanlarda, sınırlı sosyal temaslarla sürekli gözetimle insanı yalnızlaştıran, ruhsal olarak tüketen, yaşamla bağını zayıflatan ağır bir kapatma düzeni olarak işlemeye devam ediyor. Üstelik bu koşullar hükümlülerle sınırlı değil, henüz yargılaması süren tutuklular da aynı ağır rejimin içine alınıyor yani ceza henüz kesinleşmeden, mahkeme kararından önce bu fiilen başlamaya devam ediyor. İnsanlar daha fazla yargılanırken en ağır kapatma rejimiyle yüz yüze bırakılıyor, masumiyet karinesi diye bir şey söz konusu değil bu ülkede. Bu durmadan ölüm üreten düzenin en ağır başlıklarından biri de ağırlaştırılmış müebbet hapis infazlardır' diye konuştu.</p>

<p>Tanhan, 'Cezaevlerinde yaşanan her ölüm, her intihar, her şüpheli ölüm bu tecrit siyasetinin, bu cezasız ve denetimsiz kapatma rejiminin doğal sonucudur. Biz bu düzenin, bu ağır sessizliğinin, bu örgütlü ihmaller zincirinin Meclis tarafından araştırılmasını talep ediyoruz. Araştırılmazsa İran'daki idamlardan hiçbir farkı kalmayacaktır' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>CHP Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, önge üzerine konuştu. Tanrıkulu, konuşmasında BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in Gaziantep'te tutuklu bulunduğunu belirterek, cezaevlerindeki koşullara ilişkin bir mektubu aktardı. Tanrıkulu, Türkmen'in koğuşunda 60 yaşına yakın Mehmet Çıtlak adlı tutuklunun sağlık durumuna ilişkin ifadelerini okuyarak, bu kişinin cezaevine girdiğinde sağlıklı olduğunu ancak son kırk gün içinde yatalak hale geldiğini, defalarca revire çıkarıldığını, hastaneye sevk sürecinin geciktiğini ve ciddi kilo kaybı yaşadığını aktardı. İlaçların uzun süre temin edilmediğini ve sağlık hizmetlerine erişimde sorunlar yaşandığını ifade etti. Cezaevi idaresine ve savcılığa bilgi verilmesine rağmen durumun değişmediğini belirten Tanrıkulu, anlatılanların ardından sendika başkanının bu durumu kamuoyu ile paylaştığını söyledi. Diyarbakır Barosu'nun Diyarbakır Çocuk Cezaevi ile ilgili hazırladığı 77 sayfalık rapora da değinen Tanrıkulu, cezaevlerindeki uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>'Hükümlü ve tutuklular devletimize emanet edilmiş birer candır'</strong></h2>

<p>AK Parti Grubu adına konuşan Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların sağlık hizmetlerine erişimine ilişkin konuştu. 'Hükümlü ve tutuklular devletimize emanet edilmiş birer candır' diyen Yurdunuseven, Adalet Bakanlığı koordinasyonunda cezaevlerindeki sağlık hizmetlerinin Sağlık Bakanlığı ile birlikte yürütüldüğünü belirterek, hükümlü ve tutukluların tedavi, rehabilitasyon ve sağlık hizmetlerinden yararlandırıldığını ifade etti. Ani rahatsızlık durumlarında 112 Acil Servis'in devreye girdiğini söyleyen Yurdunuseven, ceza infaz kurumlarında hastane sevklerini azaltmak amacıyla semt poliklinikleri oluşturulduğunu aktardı. Cezaevlerinde sağlık hizmetlerine erişimi hızlandırmak için 'Akıllı Cezaevi Projesi (ACEP)' kapsamında e-doktor görüntülü muayene uygulamasının kullanıldığını belirten Yurdunuseven, bu sistemin aktif şekilde işlediğini ifade etti. Yurdunuseven, hükümlü ve tutukluların devlete emanet olduğunu vurgulayarak, ırk, dil, din, mezhep, cinsiyet, siyasi görüş ve sosyal konum ayrımı yapılmaksızın tüm sağlık hizmetlerinin mevzuat çerçevesinde sağlandığını söyledi.</p>

<p>DEM Parti'nin önergesi AK Parti ve MHP'li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-tanhan-devlet-insanlari-guvencesiz-kosullarda-mahpus-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/dem-partili-tanhan-devlet-insanlari-guvencesiz-kosullarda-mahpus-ediyor.png" type="image/jpeg" length="50291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Marmaris'te otluk ve makilik alanda yangın]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/marmariste-otluk-ve-makilik-alanda-yangin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/marmariste-otluk-ve-makilik-alanda-yangin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Marmaris ilçesinde Bozburun-Selimiye bölgesinde otluk ve makilik alanda çıkan yangına ekipler havadan ve karadan müdahale ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla'nın Marmaris ilçesinde Bozburun-Selimiye bölgesinde otluk ve makilik alanda çıkan yangına ekipler havadan ve karadan müdahale ediyor.</p>

<p>Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, Marmaris'in Bozburun-Selimiye bölgesinde çıkan yangına müdahale edildiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yangın bölgesine ilk etapta 12 arazöz, 2 su ikmal aracı, 1 iş makinası ve 1 helikopter sevk edildi. Ekiplerin alevleri kontrol altına almak için havadan ve karadan çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi. Bölgedeki yangının çıkış nedenine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, MUĞLA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/marmariste-otluk-ve-makilik-alanda-yangin</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/marmariste-otluk-ve-makilik-alanda-yangin.jpg" type="image/jpeg" length="31158"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara Üniversitesi ile Papalık Gregorian Üniversitesi arasında akademik işbirliği]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ankara-universitesi-ile-papalik-gregorian-universitesi-arasinda-akademik-isbirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ankara-universitesi-ile-papalik-gregorian-universitesi-arasinda-akademik-isbirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Rektör Necdet Ünüvar, Roma'daki Pontificia Università Gregoriana ile iş birliği anlaşması imzalandığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Rektör Necdet Ünüvar, Roma'daki Pontificia Università Gregoriana ile iş birliği anlaşması imzalandığını açıkladı.</p>

<p>Ankara Üniversitesi Rektörü Necdet Ünüvar, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, 'İtalya'nın başkenti Roma'da bulunan Pontificia Gregoriana Üniversitesi Rektörü Sayın Mark J. Lewis S.J.'yi ziyaret ettiklerini' belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ünüvar, 'Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi akademisyenlerinin de ders verdiği Pontificia Università Gregoriana ile akademik iş birliğine imza atarak üniversitenin faaliyetleri hakkında bilgi aldık' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ankara-universitesi-ile-papalik-gregorian-universitesi-arasinda-akademik-isbirligi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/ankara-universitesi-ile-papalik-gregorian-universitesi-arasinda-akademik-isbirligi.png" type="image/jpeg" length="26208"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Meclis Üyesi Cumhurbaşkanına hakaretten gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-meclis-uyesi-cumhurbaskanina-hakaretten-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-meclis-uyesi-cumhurbaskanina-hakaretten-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in Karabağlar ilçesinin CHP'li Belediye Meclis Üyesi Kadir Dalgıç, 'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' suçlarından gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir'in Karabağlar ilçesinin CHP'li Belediye Meclis Üyesi Kadir Dalgıç, 'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' suçlarından gözaltına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>T24'ün haberine göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, "Karabağlar Belediyesi Meclis Üyesi K.D. hakkında, bir sosyal medya platformu (Instagram) üzerinden paylaşılan video içeriğine ilişkin olarak Cumhuriyet Basşavcılığımızca derhal soruşturma başlatılmış olup; söz konusu içerikte yer alan ifadeler nedeniyle şüpheli hakkında, 'Cumhurbaşkanına hakaret', 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama', 'Tehdit', 'Kamu görevlisine hakaret' suçlarından gözaltına alınmıştır. Adli süreç titizlikle yürütülmektedir" ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-meclis-uyesi-cumhurbaskanina-hakaretten-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/karabaglarda-tartisma-yaratan-chpli-dalgic-tutuklandi-11.jpg" type="image/jpeg" length="38491"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran: Müzakereler, aldatma ve zorlama olmadan yürütülmeli]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-muzakereler-aldatma-ve-zorlama-olmadan-yurutulmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-muzakereler-aldatma-ve-zorlama-olmadan-yurutulmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, 'iyi niyetli müzakerelerin samimi bir çözüm çabası içermesi gerektiğini' belirterek, 'Bunun herhangi bir aldatma ya da zorlama olmadan yürütülmesi gerekir' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, 'iyi niyetli müzakerelerin samimi bir çözüm çabası içermesi gerektiğini' belirterek, 'Bunun herhangi bir aldatma ya da zorlama olmadan yürütülmesi gerekir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'iyi niyetli müzakerelerin anlaşmazlığı çözmeye yönelik samimi bir çabayı içermesi gerektiğini' vurgulayarak, ABD ile olası anlaşma sürecine ilişkin mesaj verdi. Bekayi, 'Bunun herhangi bir aldatma ya da zorlama olmadan yürütülmesi gerekir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bekayi ayrıca, Uluslararası Adalet Divanı'nın 2011 tarihli kararına atıfta bulunarak, 'Müzakere kavramı en azından, anlaşmazlığı çözmek amacıyla gerçek bir diyalog kurma girişimini gerektirir' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-muzakereler-aldatma-ve-zorlama-olmadan-yurutulmeli</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/iran-muzakereler-aldatma-ve-zorlama-olmadan-yurutulmeli.png" type="image/jpeg" length="53249"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Tanal: Şanlıurfa ve Gaziantep afet bölgesi ilan edilmeli]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-tanal-sanliurfa-ve-gaziantep-afet-bolgesi-ilan-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-tanal-sanliurfa-ve-gaziantep-afet-bolgesi-ilan-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Şanlıurfa ve Gaziantep'de etkili olan kuvvetli fırtına ve sağanak yağışa ilişkin çağrıda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Şanlıurfa ve Gaziantep'de etkili olan kuvvetli fırtına ve sağanak yağışa ilişkin çağrıda bulundu ve 'Tarım ve Orman Bakanlığı, Şanlıurfa ve Gaziantep'i afet bölgesi ilan etmeli ki bununla birlikte bir an önce hasar çalışmaları başlatılmalı. Tarım sigortasında üreticinin tüm zararları karşılanmalı' dedi.</p>

<p>CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Şanlıurfa ve Gaziantep'te etkili olan kuvvetli fırtına ve sağanak yağışın ardından son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. </p>

<p>Gaziantep ve Şanlıurfa'nın bazı ilçelerinde fırtına ve yağış nedeniyle büyük hasar oluştuğunu aktaran Tanal, 'Binaların çatılarından düşen güneş panelleri, aynı zamanda klimalar ve tuğlaların düşmesiyle araçlar hasar gördü. Büyük bir felaketin eşiğinden dönüldü. Gerçekten bu felaket nedeniyle kamu kurumlarının zarar gören binaları var. Emniyet binasının çatısı zarar gördü, Bakanlık binasının çatısı ve duvarları zarar gördü. Birecik Belediyesi'nin bahçesi komple zarar gördü. Buradaki sorun, gerçekten mühendislik hizmetleridir diyorum. Aynı zamanda ziraat mühendislerimiz açısından da o ağaçların çiçeği bir fırtınayla devrilebiliyor. Burada daha iyi mühendislik hizmetleri kullanılarak bu tür afetlerin zararı en aza indirilebilir.</p>

<p>Mesele, bizim ilim, bilim ve fenden yeteri kadar yararlanmamamızdır yararlanılmadığı için afet boyutları arttı. Belediye ki oradaki tüm mazgalların hepsi kapalıydı en azından o uyarıyla birlikte belediye yetkilileri mazgalları temizlemiş olsalardı, altyapının yetersiz olması nedeniyle bunlar düzenlenmiş olsaydı bu kadar zararımızın boyutları yükselmezdi, olmazdı. Yıldırımın düşmesi nedeniyle vefat eden insanlarımız oldu. Aynı zamanda bir vatandaşımızın, çatıdaki güneş enerjisinin aşağı düşmesiyle birlikte araç içerisinde bulunan bir vatandaşımız rahmetli oldu.'</p>

<h2><strong>'Aşağı yukarı 2-2,5 saat içerisinde şehir iletişimsiz kaldı'</strong></h2>

<p>Tanal, kuvvetli sağanak yağışın etkili olduğu yerlerde internetin gittiğine dikkati çekerek, 'Güya biz iletişimde 5G'ye geçtik, internetin, iletişimin daha kaliteli, daha düzenli ve daha kuvvetli olması gerekirken maalesef sınıfta kaldık. Saat 16.45'ten sonra internet gitti, elektrik gitti. Aşağı yukarı 2-2,5 saat içerisinde şehir iletişimsiz kaldı' diye tepki gösterdi. </p>

<p>Sağanak yağıştan dolayı kırsal yerlerde tarım ürünlerinin zara gördüğünü söyleyen Tanal, şöyle devam etti:</p>

<p>'Kırsal bölgelerde çok fazla fıstık bahçeleri, buğday, arpa, mercimek var. Bu senenin hasılatı gitti. Fıstık çok önemli bir ürün o fıstıkta filiz veren ağaçların dalları, gelecek senenin ürünü de o filiz veren dallardan çıkar ve o nedenden dolayı onlar da kırıldı. Bir an önce ama bir an önce Şanlıurfa ve Gaziantep bölgesinde hasar gören bu kırsal alanların ve merkezlerin doğal afet ilan edilmesi lazım. Çünkü bu doğal afet eğer ilan edilmezse burada şehrin toparlanması çok zor olabileceği gibi, aynı zamanda gelecek yıl bizim çiftçilerimizin hasılatı da artık kalmamış olacak. Gelecek yılla ilgili bu kırılan dalların filizleri var. Fıstığın üzerindeki, yani bu filizlenen dalların üzerinde 'göz' dediğimiz çiçekler var. Bu çiçek, gelecek yılın mahsulünü oluşturuyor ve bunlar da kırıldığı için gelecek yılın mahsulü de bu şekilde, o yeni sürgülerle birlikte kırılması nedeniyle, olmamış olacak.'</p>

<p><strong>'Tarım ve Orman Bakanlığı, Şanlıurfa ve Gaziantep'i afet bölgesi ilan etmeli'</strong></p>

<p>Tanal, sağanak yağıştan dolayı zarar gören yerlere devletin yardım gönderdiğini fakat yardımların yetersiz olduğunu öne sürerek, şu önerilerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Vatandaş mağduriyeti daha rahat nefes alabilecek şekilde giderilebilir. Zarar çok büyük, bunun da yolu doğal afet ilan edilmesidir. Tarım ve Orman Bakanlığı, Şanlıurfa ve Gaziantep'i afet bölgesi ilan etmeli ki bununla birlikte bir an önce hasar çalışmaları başlatılmalı. Tarım sigortasında üreticinin tüm zararları karşılanmalı, bölgedeki çiftçilerin kredi borcu yapılandırılmalı, yeni faizsiz uzun vadeli kredi imkanları verilmeli. Tarımsal üretimin devamlılığı için çiftçilerimiz kendi kaderlerine terk edilmemeli. Bu önerilerimize bir an önce bakanlığın kulak vererek bu mağduriyetin giderilmesini talep ediyoruz.'</p>

<h2><strong>'Yıl 2026 ve burada bölgeler arasındaki en büyük eşitsizlik yoksulluğu yaratıyor'</strong></h2>

<p>Konuşmasının devamında video gösterimi ile Şanlıurfa'da yaşanan başlıca sorunları gösteren Tanal şunları söyledi:</p>

<p>'Yıl 2026. Maalesef 'Avrupa bizi kıskanıyor.' Anayasamızın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir hukuk devleti olduğunu söyler ve sosyal devlet olduğunu ifade eder. Sosyal devlet, çocuğunu ayakkabısız bırakmayan; sosyal devlet, çocuğunu kışta çorapsız bırakmayan devlettir. Sosyal devlet, çocuğunu eğitimsiz bırakmayan, Nisan'ın başında mevsimlik tarım işçisi olarak gönderen ve atanamayan öğretmeni de mevsimlik tarım işçisi yapan devlet değildir. Burada anayasamızda, üniversitelerde öğretilen anayasa hukuk dersinde öğretilenlerin gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. Anayasal hakların kâğıt üzerinde metinler olarak, yazılı olarak anayasada kalmamasını istiyoruz. Yıl 2026 ve burada bölgeler arasındaki en büyük eşitsizlik yoksulluğu yaratıyor ve bu yoksullukta da en çok etkilenen mevsimlik tarım işçileri, çocuklar ve kadınlar oluyor.</p>

<p>Burada benim çağrım Sayın Cumhurbaşkanı'na, Sayın İçişleri Bakanlığı'na, Sayın Sağlık Bakanlığı'na, Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na, Sayın Kültür Bakanlığı'na, Sayın Sağlık Bakanlığı'na, yani kısacası Spor Bakanlığı'na, hepsine çağrıda bulunuyoruz: Bu öğrencilerimizin, mevsimlik tarım işçilerimizin bu mağduriyetini giderin.</p>

<p>Şu anda mevsimlik tarım işçileri tarlada, çocuklar tarlada, okulda değil, öğretmenler tarlada, okulda değil. Güya mevsimlik tarım işçileri ile ilgili Cumhurbaşkanlığı'nın, bakanlıkların bir eylem planı yapması gerekirken bu yok daha ötesi, mevsimlik tarım işçileri ile ilgili bir Tarım İşçileri İzleme Kurulu'nun, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca kurulması gerekirken ve bugüne kadar bu izleme kurullarıyla ilgili herhangi bir raporlama vesaire yok. Hatta ve hatta bu izleme kurullarıyla birlikte yine kurulması gereken akademisyenler kurulu tarafından bu işin izlenmesi gerekir.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-tanal-sanliurfa-ve-gaziantep-afet-bolgesi-ilan-edilmeli</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/chpli-tanal-sanliurfa-ve-gaziantep-afet-bolgesi-ilan-edilmeli.jpg" type="image/jpeg" length="72454"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Emir'den Alagöz çıkışı: Cebine 1 milyar dolar koydular]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-emirden-alagoz-cikisi-cebine-1-milyar-dolar-koydular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-emirden-alagoz-cikisi-cebine-1-milyar-dolar-koydular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu'nda CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, 7 dolardan aldığını, 12 dolardan verdiğini 1 milyar dolarlık kâr ettiğini, o karla madencilik yaptığını, o madenleri defalarca mahkemenin durdurulması kararına rağmen işlettiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TBMM Genel Kurulu'nda CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ve AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta arasında AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz'ün aşı tedarik süreci ve madencilik faaliyetleri nedeniyle tartışma yaşandı. Emir, '7 dolardan aldığını, 12 dolardan verdiğini, 200 milyon doz aldığını, 1 milyar dolarlık kâr ettiğini, o karla madencilik yaptığını, o madenleri defalarca mahkemenin durdurulması kararına rağmen işlettiğini ve sonuçta da onun için çerez parası sayılmayacak cezalarla aynı işletmelerinin aynı dereleri kirletmeye devam ettiğini söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz' ifadesini kullandı.</p>

<p>TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da siyasi partilerin grup başkanları ve başkanvekilleri gündeme ilişkin söz aldı.</p>

<p>Yeni Yol Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, Türkiye'deki enflasyon rakamlarına karşı dünyanın farklı ülkelerinin enflasyon verilerini paylaştı. Ekmen, 'Avro bölgesinde yıllık enflasyon yüzde 2,6 ile 3 arasında seyrediyor, bizde ise sadece nisan ayı enflasyonu yüzde 4,18' dedi. Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde yıllık enflasyonun yüzde 1,5, Makedonya'da yüzde 4,9, Yunanistan'da yüzde 3,9 olduğunu aktaran Ekmen, Papua Yeni Gine'de yıllık enflasyonun yüzde 4,1, Zimbabve'de yüzde 4,8, Kenya'da yüzde 5,6 ve Özbekistan'da yüzde 7,1 seviyesinde olduğunu aktardı.</p>

<h2><strong>'Vatandaş da muhalefet de erken seçim istiyor'</strong></h2>

<p>Ukrayna ve Rusya'daki enflasyon oranlarına değinen Ekmen, 'Ukrayna'da enflasyon 7,9, Rusya'da ise 5,9 olarak görülüyor' dedi. Bu verilerin, iktidarın enflasyona ilişkin gerekçelerini geçersiz kıldığını savunan Ekmen, pandemi, kuraklık ve savaş gibi nedenlerin tek başına açıklayıcı olmadığını söyledi. Ekmen, farklı koşullardaki ülkelerin yıllık enflasyon oranlarının Türkiye'nin aylık enflasyonuna yakın olduğuna dikkati çekti. Ekmen, konuşmasında erken seçim çağrısı yaparak, 'Vatandaş da muhalefet de erken seçim istiyor' dedi. İktidarın güven tazelemesi gerektiğini belirten Ekmen, erken seçimin hem iktidar hem de ülke açısından bir değerlendirme fırsatı olacağını ifade etti.</p>

<h2><strong>'Türkiye'de akademisyenler tek başına bırakıldı'</strong></h2>

<p>İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz ise akademisyenlerin yaşadığı ekonomik ve bürokratik zorluklara dikkati çekti. Poyraz, yurt dışından bir sempozyuma davet edilen bir akademisyenin yaşadığı süreci aktararak, vize işlemleri, pasaport, davetiye, banka hesap dökümü, seyahat sağlık sigortası ve uçak bileti gibi giderlerin ciddi bir yük oluşturduğunu ifade etti. Bu masrafların, sempozyum katılım ücretiyle birlikte neredeyse bir aylık maaşa denk geldiğini belirtti.</p>

<p data-end="742" data-start="537">Davete rağmen konaklama, yemek ve şehir içi ulaşım giderlerinin de akademisyen tarafından karşılandığını vurgulayan Poyraz, bu durumun Türkiye'de akademisyenlerin yalnız bırakıldığını gösterdiğini söyledi. Poyraz, 'İşte Türkiye'de akademinin, akademisyenin nasıl tek başına bırakıldığına, nasıl çaresiz bırakıldığına ilişkin bir örnek, işte size akademisyenlerin statüsü' diye konuştu.</p>

<h2 data-end="742" data-start="537"><strong>'Türkiye kimsenin tehdidi değil, mazlumların umududur'</strong></h2>

<p data-end="742" data-start="537">MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye'nin dış politikası, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akçay, Türkiye'nin 'tarihiyle, coğrafyasıyla, kendi öz gücüyle diplomasisiyle ve millet iradesiyle bölgenin merkez ülkesi' olduğunu belirterek, 'Türkiye kimsenin tehdidi değil, mazlumların umudu, bölgesel barışın anahtarı, küresel dengelerin aktörüdür' dedi. Türkiye'nin 'Batı'nın kapısında talimat bekleyen bir çevre ülke olmadığını' ifade eden Akçay, 'Bizim yönümüzü Brüksel belirleyemez, Atina tarif edemez, Paris tayin edemez; biz kimseden ders almayız' diye konuştu.</p>

<p data-end="951" data-start="675">Türkiye'nin dış politikasının barış ve istikrarı hedeflediğini vurgulayan Akçay, bu yaklaşımın hak ihlallerine sessiz kalınacağı anlamına gelmediğini söyledi. Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs'ta Türkiye aleyhine gelişebilecek hiçbir 'oldubittiye' boyun eğilmeyeceğini dile getirdi. Kıbrıs'ın Türkiye açısından yalnızca bir dış politika başlığı olmadığını belirten Akçay, bunun 'egemenlik, güvenlik ve beka meselesi' olduğunu ifade etti.</p>

<h2 data-end="951" data-start="675"><strong>'Toplumsal barışa, demokrasiye, hukuk devletine ihtiyacımız var'</strong></h2>

<p data-end="951" data-start="675">DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, 1968 kuşağının devrimci gençlik önderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam edilişinin 54'üncü yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, bu isimlerin 'Türk ve Kürt halklarının kardeşliği' vurgusuyla bir miras bıraktığını ifade etti. Temelli, demokratik müzakere yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade ederek, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen süreçlerin demokratik zemine taşınması ve gerekli yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Türkiye'nin 'krizler ülkesi' olduğunu dile getiren Temelli, toplumsal barış, demokrasi ve hukuk devleti ihtiyacının altını çizdi.</p>

<h2><strong>'Ekonomik program başarısız'</strong></h2>

<p>CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Türkiye'de açlık, yoksulluk ve enflasyonun vatandaşın temel gündemi haline geldiğini belirterek, enflasyonun düşmediğini, aksine artmaya devam ettiğini ifade etti. Emir, işçi, memur ve emeklilerin alım gücünün ciddi biçimde gerilediğini söyledi. Emekli maaşı ve asgari ücret üzerinden karşılaştırmalar yapan Emir, maaşların enflasyon karşısında eridiğini öne sürdü. Gıda enflasyonu ve et tüketimi verilerini de paylaşan Emir, Türkiye'de et tüketiminin OECD ortalamasının oldukça altında olduğunu belirterek bunun toplumsal refah ve çocuk gelişimi açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'Emekliden esirgedikleri parayı Cantürk Alagöz'ün cebine koydular'</strong></h2>

<p>Emir, pandemi dönemindeki aşı tedarik süreciyle ilgili olarak AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz hakkında iddialarda bulundu. Emir, aşı alımları ve dağıtım süreçlerinde aracılık ve yüksek kâr elde edildiğini, kamuya ait aşıların bir kısmının kullanılmadan imha edildiğini ileri sürdü. Emir, 'Cantürk Alagöz'ün cebine 1 milyar dolar koydular, 1 milyar dolar; emekliden esirgedikleri parayı Cantürk Alagöz'ün cebine koydular. O Cantürk Alagöz milletvekili oldu, şimdi buraya gelmeye gerek görmüyor. Ama bakın, madenciliğe soyundu, Keymen İlaç, madencilik yapıyor. Giresun'da madencilik yapmış, Çatalağaç Deresi'ne madenden artık verilmiş, ÇED olumlu raporu iptal edilmiş, hiç umurunda değil, yedi kere yapmış, hiç umurunda değil, 2 milyon 500 bin lira ceza kesmişler, bununla övünüyorlar' diye konuştu.</p>

<p data-end="235" data-start="0">AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada SAHA 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı kapsamında sergilenen yerli ve millî savunma sanayii ürünlerine dikkat çekti. Usta, Türkiye'nin savunma sanayii alanında önemli bir üretim kapasitesine ulaştığını belirterek fuarda sergilenen sistemlerin ülkenin teknolojik gücünü ortaya koyduğunu ifade etti.</p>

<h2 data-end="235" data-start="0"><strong>'Atatürk'ün izinden gitmek budur'</strong></h2>

<p data-end="976" data-start="644">Usta, 'Aydınlanmadan bahsedildi, Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden gidilmekten bahsedildi. SAHA 2026'da ilk defa Milli Savunma Bakanlığımızın AR-GE birimi tarafından geliştirilen ve Türkiye'nin bugüne kadar ürettiği en büyük, en uzun menzilli füze olma özelliğini taşıyan kıtalar arası hipersonik balistik füze Yıldırımhan Saha Expo 2026'da ilk kez sergilendi. Ekran görebiliyor mu bilmiyorum ama bu füze üzerinde de Kemal Atatürk'ün imzasıyla Türkiye'nin gururu olarak sergileniyor. Yabancı ülkeden gelen tüm heyetler de bunları görüyorlar. Atatürk'ün izinden gitmek budur. İddia ettiğiniz gibi kimsenin bu ülkede Atatürk'le bir sorunu yok, tam tersine bu ülkenin kurucu lideri ve önderi olarak saygıyla ve hürmetle her zaman anıyoruz ama Atatürk'ün arkasına sığınıp yolsuzluğu, hırsızlığı kendilerine kılıf yapanlar asıl Atatürk'e karşı nasıl hesap verecekler düşünüp ona baksınlar' diye konuştu.</p>

<h2 data-end="976" data-start="644"><strong>'Star Wars'ın renkli kılıçlarıyla bu işler olmaz'</strong></h2>

<p data-end="976" data-start="644">Usta, 'Bu SAHA programımızla ilgili biz çalışırken CHP Gençlik Kollarının da Star Wars oyuncak ışıklı kılıçlarıyla bir görselini de paylaşmak istiyorum. Kıymetli gençler, gelin, bunlarla uğraşmayın; gelin, SAHA 2026'yı siz de ziyaret edin; orada yapılan ürünlerimizle hep birlikte gurur duyalım, siz de bu çalışmalara ortak olun. Asıl güç, az önce gösterdiğim, Türkiye'nin yerli ve millî ürünleriyle yapılan gerçek mühimmatlarımızdır. Gelin, gençler siz de bu birlikteliğe, bu güce ortak olun diyorum. Bu Star Wars'ın renkli kılıçlarıyla bu işler olmaz' ifadesini kullandı.</p>

<h2 data-end="976" data-start="644"><strong>Usta'dan Emir'e Alagöz yanıtı: 'Çarpıtmalarla ortaya getiriliyor'</strong></h2>

<p data-end="976" data-start="644">Usta, CHP'li Emir'in Alagöz hakkındaki iddialarına ilişkin olarak, 'Defalarca bu konular gündeme getirildi, kendisi gerekli açıklamaları yaptı, daha öncesinde de defalarca bunlarla ilgili ayrıntılı bilgiler paylaşıldı ancak konular ısıtılıp ısıtılıp yeniden çarpıtmalarla ortaya getiriliyor. Bunun tek bir sebebi var, kendi hırsızlıklarını, yolsuzluklarını ve tacizlerini örtmek; baklava kutularında gelen rüşvet paralarını görünmez hâle getirmek, unutturmak, kapatmak. Bu gerçeklerin üstünü örtmek için bu kampanyalara, bu konuşmalara giriyorsunuz ancak bu millet her şeyin çok iyi farkında. Bu ülkenin madenlerini de işlemek için büyük bir çaba ve gayret içerisindeyiz. Bu madenler işlenirken topraklarımızı korumak, çevreyi korumak bilinciyle hareket ettiğimizi de bir kere daha kamuoyuna saygıyla bildiriyorum. Bunları kabul etmeyeceğinizi biliyorum ama ben kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için bunları söylemeyi bir görev biliyorum' dedi.</p>

<h2 data-end="976" data-start="644"><strong>'A Haber kamerasını yollayın Silivri'ye oradaki iddiaların teker teker nasıl çürütüldüğünü görün'</strong></h2>

<p data-end="976" data-start="644">Usta'nın sözleri üzerine ise Emir, '7 dolardan aldığını, 12 dolardan verdiğini, 200 milyon doz aldığını, 1 milyar dolarlık kâr ettiğini, o karla madencilik yaptığını, o madenleri defalarca mahkemenin durdurulması kararına rağmen işlettiğini ve sonuçta da onun için çerez parası sayılmayacak cezalarla aynı işletmelerinin aynı dereleri kirletmeye devam ettiğini söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz. Bunların tersini de söyleyecek haliniz yok. Bunu söyleyemedikçe de bize leke sıçratmaya çalışıyorsunuz. Oysa bakın, biz kendimize güveniyoruz, siz de kendinize güveniyorsanız, bir TRT kameramanını, bir A Haber kamerasını yollayın Silivri'ye oradaki iddiaların teker teker nasıl çürütüldüğünü görün' ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-emirden-alagoz-cikisi-cebine-1-milyar-dolar-koydular</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/04/murat-emir-2.png" type="image/jpeg" length="69730"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB Davası'nda avukattan "Kayyum döküm faaliyetini durdurdu" iddiası]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-avukattan-kayyum-dokum-faaliyetini-durdurdu-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-avukattan-kayyum-dokum-faaliyetini-durdurdu-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutuklu sanık avukatı Oğuzcan Bahar, Cebeci Maden Sahası'na yönelik savunmalar başlayınca kayyum heyetinin döküm faaliyetlerini durdurduğunu belirtti ve 'Biz hafta başından beri faaliyetin devam ettiğini iddia ediyorduk. Faaliyet dün ya da bugün itibarıyla durmuş. Yani dökümü durdurmuş kayyum. Herhalde burada konuştuklarımız kulağına gitti.' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklu sanık avukatı Oğuzcan Bahar, Cebeci Maden Sahası'na yönelik savunmalar başlayınca kayyum heyetinin döküm faaliyetlerini durdurduğunu belirtti ve 'Biz hafta başından beri faaliyetin devam ettiğini iddia ediyorduk. Faaliyet dün ya da bugün itibarıyla durmuş. Yani dökümü durdurmuş kayyum. Herhalde burada konuştuklarımız kulağına gitti.' dedi.</p>

<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 77'si tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının 33. günü, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam edildi.</p>

<p>Bugünkü duruşmada, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, 'Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu' iddiasıyla tutuklu yargılanan sanıkların savunmaları alındı. Yağmur Cansu Yeşilyurt, iddianamede firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinde genel müdür olduğunun sehven yazıldığını belirterek, harita mühendisi olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Şu anda kayyum heyeti döküm faaliyetini durdurmuş'</strong></p>

<p>Gülibrahimoğlu'nun şirketinde kantar sorumlusu olarak çalıştığını belirten Volkan Ateş'in avukatı Oğuzcan Bahar, sanık Yeşilyurt'a çeşitli sorular yöneltti. Avukat Bahar'ın, 'Örgüte üye olduğunuz söyleniyor. Bir örgüte üye misiniz' sorusuna Yeşilyurt, 'Bir örgütten bahsedemem. Öyle bir şey yok. Ben bir şirkette çalışan personelim' yanıtını verdi.</p>

<p>Avukat Oğuzcan Bahar, İBB davasında Cebeci'ye yönelik savunmalar başlayınca kayyum heyetinin döküm faaliyetlerini durdurduğunu iddia etti. Bahar, 'Biz hafta başından beri faaliyetin devam ettiğini iddia ediyorduk. Faaliyet dün ya da bugün itibarıyla durmuş. Yani dökümü durdurmuş kayyum. Herhalde burada konuştuklarımız bir şekilde kulağına gitti. Şu anda kayyum heyeti döküm faaliyetini durdurmuş' dedi.</p>

<p><strong>'Avukat Selcen Akar, müvekkilime etkin pişmanlık için sözleşme imzalatmak istedi'</strong></p>

<p>Müvekkili Yeşilyurt'un İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanı olmadığını, sanıklardan neredeyse hiçbirini tanımadığını ifade eden avukat Metin Çetinbaş, 'SGK'lı olarak Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinde harita mühendisi olarak çalışmaktadır' dedi. Davada, anayasadaki ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini söyleyen Çetinbaş, avukat Selcen Akar'ın müvekkiline etkin pişmanlık için sözleşme imzalatmak istediğini de sözlerine ekledi.</p>

<p>Müvekkilinin savcılıkta tehdit edildiğini, bir gün sonra da kayyum tarafından işten çıkartıldığını ifade eden avukat Çetinbaş, 'Tekrar gözaltına alındığında 'Savcı daha kaç kere geleceksin buraya' diyerek bağırıyor. Her çağrıldığında giden genç bir kadına karşı savcının hitap şekli yasalara ve meslek etiğine ne kadar uygun' diye sordu. Çetinbaş, 'Amaçlarının ne olduğu bellidir. Müvekkili itirafçı olmaya zorlamaktır' dedi.</p>

<p>Müvekkiline 2 defa keyfi gözaltı işlemi yapıldığını söyleyen Çetinbaş, 'Yağmur Cansu Yeşilyurt hakkında itirafçıların bir beyanı yok. Tanık beyanı, sanıkların aleyhte beyanı yok, rapor yok. Bu rağmen müvekkilim keyfen 7 aydır tutuklu' dedi. 'Bu iddianame ve soruşturmanın savunulacak bir yanı olmadığı bellidir' diyen avukat Çetinbaş, 'Müvekkilimin savunma hakkını açıkça kısıtladınız' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Kumpas davası' hatırlatması...</strong></p>

<p>Avukat Çetinbaş, 26 yıl hakimlik yaptığını ifade ederek, 'Bu salonlarda kasılarak hakimlik, savcılık taslayan, herkese tepeden bakan, kendini dokunulmaz sanan kumpas davasının hakim ve savcılarının başına gelen sonları size hatırlatmak isterim' ifadelerini de kullandı. İddianamedeki baz istasyonu kayıtlarına da değinen avukat Çetinbaş, 'Şişli'de gelen geçen hareketi en az 1 milyon kişi. Baz istasyonu verisi bütün Şişli'de gösterildiğine göre 1 milyon sanık olabilir mi?' diye konuştu. Çetinbaş ayrıca, Cebeci Maden Sahası'nın bulunduğu Sultangazi ilçesinin nüfusunun 530 bin olduğunu ifade ederek, 'Tesadüfen gelip geçenleri saydığımızda bu sayı 1 milyonu bulur' dedi.</p>

<p>Avukat Metin Çetinbaş'ın savunması devam ederken Mahkeme Başkanı araya girdi ve duruşmanın yarın devam edeceğini söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-avukattan-kayyum-dokum-faaliyetini-durdurdu-iddiasi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ibb-davasi-2.png" type="image/jpeg" length="60801"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek 26 yıl önce öldürülen Çağla Tuğaltay'ın ailesini kabul etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bakan-gurlek-26-yil-once-oldurulen-cagla-tugaltayin-ailesini-kabul-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bakan-gurlek-26-yil-once-oldurulen-cagla-tugaltayin-ailesini-kabul-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, 26 yıl önce öldürülen Çağla Tuğaltay'ın ailesi ve avukatlarıyla Adalet Bakanlığında bir araya geldi. Görüşmede, dosyanın yeniden ve çok yönlü biçimde ele alınacağı vurgulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, 26 yıl önce öldürülen Çağla Tuğaltay'ın ailesi ve avukatlarıyla Adalet Bakanlığında bir araya geldi. Görüşmede, dosyanın yeniden ve çok yönlü biçimde ele alınacağı vurgulandı.</p>

<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Adalet Bakanlığı bünyesinde yeni kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi Başkanlığı, kamuoyunun yakından takip ettiği dosyaları teknik ve koordinasyon desteği anlamında yeniden mercek altına alırken, Adalet Bakanı Akın Gürlek, 5 Haziran 2000'de katledilen Çağla Tuğaltay'ın annesi Gülnur Saygı Tuğaltay, ağabeyi İlker Tuğaltay ve ailenin avukatlarını Adalet Bakanlığı'nda kabul etti.</p>

<p>Yapılan görüşmede aileye başsağlığı dileyen Bakan Gürlek, 'Burada bir cinayet var. Devletin bu cinayeti çözmesi lazım. Üzerine gitmesi lazım. Özellikle hayatının baharında tazecik bir genç kardeşimizin vefatı devletin sorumluluğundadır' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'Ortada bir suç varsa mutlaka bir fail vardır'</strong></h2>

<p>Devlet olarak bu cinayetleri çözeceklerini ifade eden Bakan Gürlek, 'Ortada bir suç varsa mutlaka bir fail vardır. Bunu çözmek bizim görevimiz. Bu olaylarda delillerin sıcağı sıcağına toplanması lazım. O zaman toplanmadı demek şu an toplanmayacağı anlamına gelmez. Şüpheli görülen her iz, bulgu ve veri bugünkü teknoloji ve şartlarla yeniden değerlendirilmeli' dedi.</p>

<p>Gürlek, Çağla Tuğaltay cinayeti için şüpheli olan ve hayatını kaybeden 4 kişi için, ailenin talebi üzerine Başsavcılığın 'fethi kabir' yapmayı uygun bulduğunu ayrıca yeni şüpheliler yönünden de DNA örneği alınabileceğini ifade etti. Gürlek, binaya sonradan giren 12 kişinin DNA incelemesinin yapılarak o zamanki cinayet bürosu ekipleri ile görüşülüp, ellerinde farklı bir delil olup olmadığının da soruşturma makamlarınca değerlendirileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>'Farklı bir gözle bakıyoruz'</strong></h2>

<p>Yeni kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesine de değinen Bakan Gürlek, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Biz soruşturma makamı değiliz, hakimlere savcılara talimat verme yetkimiz yok. Arkadaşlar bu işin profesyoneli, kurduğumuz birimdeki arkadaşlarımız Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, daire başkanı profesyonel. Farklı bir gözle bakıyoruz. Sürecin hızlandırılması ve çözümü için Devletin tüm kurumları nezdinde teknik olarak ne tür imkanlara sahip olduğumuz araştırılarak ilgili kurumların soruşturma makamlarının hizmetine verilmesini sağlıyoruz. Bu konuda ilgili Kurumları çalıştırmak ve işlemlerin gereğini takdir etmek tamamen soruşturma makamlarının takdirinde.'</p>

<p>Gürlek, aile bireyleri ve avukatların soruşturmayla ilgili görüşlerini de dinledi. Çağla Tuğaltay'ın annesi Gülnur Saygı Tuğaltay, hassasiyetleri için Bakan Gürlek'e teşekkür ederek, 'Şimdiye kadar ben hep ulaşmak istedim. Ama hiçbir geri dönüş alamadım. Bir tek siz ilgilendiniz' dedi.</p>

<p>Çağla Tuğaltay'ın abisi İlker Tuğaltay da Bakan Gürlek'e yardımları için teşekkür etti. Aile bireyleri ve avukatlar, sosyal medyada hakaret içeren paylaşımlardan ailenin duyduğu rahatsızlığı da dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bakan-gurlek-26-yil-once-oldurulen-cagla-tugaltayin-ailesini-kabul-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/bakan-gurlek-26-yil-once-oldurulen-cagla-tugaltayin-ailesini-kabul-etti.jpg" type="image/jpeg" length="23780"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YSK Başkanı Mutta'dan seçimlerde hukuk ve şeffaflık vurgusu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ysk-baskani-muttadan-secimlerde-hukuk-ve-seffaflik-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ysk-baskani-muttadan-secimlerde-hukuk-ve-seffaflik-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Görevi devraldıktan sonra konuşan Mutta, "Seçim süreçlerinin, başlangıcından sonuna kadar hukuk dairesinde, şeffaf bir şekilde yürütülmesi için elimizden gelen tüm gayreti sarf edeceğiz" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başkan Ahmet Yener'in görev süresinin dolmasının ardından Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanlığına, Serdar Mutta seçildi. Görevi devraldıktan sonra konuşan Mutta, 'Yüksek Seçim Kurulu, anayasa ve yasalarla kendisine verilen görevleri tam bir tarafsızlık ve bağımsızlık içinde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yerine getirmeye devam edecektir. Tüm seçim süreçlerinin, başlangıcından sonuna kadar, hukuk dairesinde, şeffaf bir şekilde yürütülmesi için elimizden gelen tüm gayreti sarf edeceğiz' dedi.</p>

<p>Başkan Ahmet Yener dahil 6 üyenin görev sürelerinin dolması nedeniyle YSK üyeliğine Yargıtay'dan seçilen Mehmet Arı, İhsan Kamil Akçadırcı ve Nurullah Bodur ile Danıştay'dan seçilen Hamdi Şenler, Yunus Emre Sılay ile Nedret Engin'in katılımıyla YSK'da tören düzenlendi.</p>

<p>YSK'da, yeni üyeler için yemin töreni ve ardından başkanlık seçimi yapıldı. Seçim sonucunda, 16 Ocak 2020'den bu yana Başkanlık görevini yürüten Ahmet Yener'in yerine, üye Serdar Mutta YSK'nın yeni başkanı, başkanvekili ise İsmail Kalender oldu.</p>

<p>Yapılan devir teslim töreninden önce konuşan Ahmet Yener, Yargıtay'dan ve Danıştay'dan seçilen yeni üyelerin yemin etmesiyle YSK üyesi olarak görevlerine başladıklarını belirterek, 'Bugün itibarıyla başkan olarak benim, başkanvekili Ekrem Özübek'in ve değerli kurul üyelerimizin görev süreleri dolmuş bulunmaktadır. 2020 yılında başladığımız Yüksek Seçim Kurulu üyeliğinde 2023 yılında başkan olarak devam ettik. Bu süreçte değerli kurul üyeleri, siyasi parti temsilcilerimiz, il, ilçe seçim kurulu hakimlerimiz ve tüm değerli personelimiz ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yüzyılının son seçimlerini 2023 yılında, ikinci yüzyılının ilk seçimlerini de 2024 yılında gerçekleştirdik' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'Sonuçların Türk demokrasisine tekrar hayırlı olmasını diliyorum'</strong></h2>

<p>Yapılan seçimler sonucu yeni başkanın Serdar Mutta olduğunu açıklayan Yener, 'Bugün yapılan seçimlerde Sayın İsmail Kalender Bey de başkanvekili olarak seçilmiştir. Yine tüm kurulumuza ve Türk demokrasisine hayırlı olmasını diliyor, bundan sonra görev devam edecek olan tüm kurulumuza biz görevi devredecek olan kurul üyeleri olarak hayırlı, verimli bir çalışma diliyoruz. Bu süreçte bizimle uyumlu bir şekilde çalışma gerçekleştiren, hem kurulda temsil edilen siyasi parti temsilcilerimize hem de kurumda temsil edilmeyen ancak birlikte mesai yapmış olduğumuz tüm siyasi parti temsilcilerine huzurlarınıza teşekkür ediyorum. Sonuçların Türk demokrasisine tekrar hayırlı olmasını diliyorum' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>'Bu görevi hukukun üstünlüğü ve anayasal ilkeler doğrultusunda en iyi şekilde yerine getirmeye çalışacağız'</strong></h2>

<p>Yener'in konuşmasının ardından Yener'i kapıya kadar uğurlayan Başkan Mutta, burada yaptığı açıklamada, bugün yapılan seçimler sonucunda YSK Başkanlığı'na, İsmail Kalender'in de YSK Başkanvekiliği'ne seçildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mutta, bugün itibarıyla görevleri sona eren Başkan Ahmet Yener, Başkanvekili Ekrem Özübek ve üyelere, bugüne kadar yaptıkları hizmetlerinden dolayı teşekkür etti, bugün görevlerine başlayan yeni üyelere de başarı diledi.</p>

<p>YSK Başkanı Mutta, şunları söyledi:</p>

<p>'Yüksek Seçim Kurulu, anayasa ve yasalarla kendisine verilen görevleri tam bir tarafsızlık ve bağımsızlık içinde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yerine getirmeye devam edecektir. Bizler de bu bayrağı bugün teslim aldık. Bu görevi, hukukun üstünlüğü ve anayasal ilkeler doğrultusunda, en iyi şekilde yerine getirmeye çalışacağız. Tüm seçim süreçlerinin, seçimlerin başlangıcından sonuna kadar hukuk dairesinde, şeffaf bir şekilde yürütülmesi için elimizden gelen tüm gayreti sarf edeceğiz. Bu vesileyle kurulumuzda bugün yapılan seçimin milletimize, Türk demokrasisine ve tüm seçim teşkilatımıza hayırlı olmasını diliyor.'</p>

<p>Mutta'nın konuşmasının ardından kendisine teşekkür ederek hayırlı olsun dileklerini ileten Ahmet Yener, 'Sonuçların Türk milletine, Türk demokrasisine ve siyasi partilerimize hayırlı olmasını diliyorum' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ysk-baskani-muttadan-secimlerde-hukuk-ve-seffaflik-vurgusu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/ysk-baskani-muttadan-secimlerde-hukuk-ve-seffaflik-vurgusu.jpg" type="image/jpeg" length="53676"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Barış Anneleri Heyeti Anneler Günü dolayısıyla siyasi partileri ziyaret edecek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/baris-anneleri-heyeti-anneler-gunu-dolayisiyla-siyasi-partileri-ziyaret-edecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/baris-anneleri-heyeti-anneler-gunu-dolayisiyla-siyasi-partileri-ziyaret-edecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya'nın da eşlik edeceği Barış Anneleri Heyeti, yaklaşan Anneler Günü vesilesiyle 7 ve 8 Mayıs'ta siyasi partilerin genel merkezlerini ziyaret edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya'nın da eşlik edeceği Barış Anneleri Heyeti, yaklaşan Anneler Günü dolayısıyla 7 ve 8 Mayıs'ta siyasi partilerin genel merkezlerini ziyaret edecek.</p>

<p>DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya'nın da eşlik edeceği Barış Anneleri Heyeti, yaklaşan Anneler Günü dolayısıyla barış ve kardeşlik temennilerini iletmek üzere 7 ve 8 Mayıs'ta siyasi partilerin genel merkezlerini ziyaret edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Heyet, 7 Mayıs Perşembe günü saat 14.00'te Gelecek Partisi, saat 16.00'da DEVA Partisi ve saat 17.00'de Saadet Partisi'ne, 8 Mayıs Cuma günü ise saat 12.00 CHP Genel Merkezi'ne gidecek.</p>

<p>Öte yandan DEM Partili kaynaklardan, AK Parti ve MHP'den de randevu istendiği, ancak henüz cevap verilmediği öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/baris-anneleri-heyeti-anneler-gunu-dolayisiyla-siyasi-partileri-ziyaret-edecek</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/baris-anneleri-heyeti-anneler-gunu-dolayisiyla-siyasi-partileri-ziyaret-edecek.jpeg" type="image/jpeg" length="76785"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamasıyla gözaltına alınan CHP'li Meclisi Üyesi tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/cumhurbaskanina-hakaret-suclamasiyla-gozaltina-alinan-chpli-karabaglar-belediye-meclisi-uyesi-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/cumhurbaskanina-hakaret-suclamasiyla-gozaltina-alinan-chpli-karabaglar-belediye-meclisi-uyesi-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'li Karabağlar Belediye Meclisi Üyesi K.D, sosyal medya hesabında paylaşılan bir videoya ilişkin 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçundan hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'li Karabağlar Belediye Meclisi Üyesi K.D, sosyal medya hesabında paylaşılan bir videoya ilişkin 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçundan hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgiye göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, K.D. hakkında, sosyal medya hesabındaki video paylaşımı nedeniyle soruşturma başlattı.</p>

<p>Söz konusu içerikte yer alan ifadeler nedeniyle 'Cumhurbaşkanına hakaret', 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' ve 'kamu görevlisine hakaret' suçlamalarıyla gözaltına alınan K.D, savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği sulh ceza hakimliğince tutuklandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İZMİR, Yurt</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/cumhurbaskanina-hakaret-suclamasiyla-gozaltina-alinan-chpli-karabaglar-belediye-meclisi-uyesi-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/cumhurbaskanina-hakaret-suclamasiyla-gozaltina-alinan-chpli-karabaglar-belediye-meclisi-uyesi-tutuklandi.jpg" type="image/jpeg" length="93669"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hatay'da TOKİ şantiyesinde bir işçi göçük altında kaldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hatayda-toki-santiyesinde-bir-isci-gocuk-altinda-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hatayda-toki-santiyesinde-bir-isci-gocuk-altinda-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hatay'ın Defne ilçesine bağlı Hancağız Mahallesi'ndeki TOKİ şantiyesinde bir işçi göçük altında kaldı. Hayati tehlikesi bulunmadığı bildirilen işçi hastaneye götürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hatay'ın Defne ilçesine bağlı Hancağız Mahallesi'ndeki TOKİ şantiyesinde bir işçi göçük altında kaldı. Hayati tehlikesi bulunmadığı bildirilen işçi hastaneye götürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, Defne ilçesine bağlı Hancağız Mahallesi'ndeki TOKİ altyapı inşaat sahasında toprak kaydı. Bu esnada inşaat alanında bulunan bir işçi, kayan toprağın altında kaldı.</p>

<p>İhbar üzerine bölgeye çok sayıda AFAD, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Kısa sürede olay yerine ulaşan ekipler, göçük altında kalan işçiye ulaşmak için titiz bir çalışma başlattı.</p>

<p>Çalışmalar sonucunda ulaşılan ve bilinci açık olan işçi ambulansla hastaneye kaldırıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HATAY, Yurt</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hatayda-toki-santiyesinde-bir-isci-gocuk-altinda-kaldi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/hatayda-toki-santiyesinde-bir-isci-gocuk-altinda-kaldi.jpg" type="image/jpeg" length="24708"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Gürlek Rojin Kabaiş'in ailesiyle görüştü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/adalet-bakani-gurlek-rojin-kabaisin-ailesiyle-gorustu-cinayet-mi-intihar-mi-bunu-ortaya-cikarmak-zorundayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/adalet-bakani-gurlek-rojin-kabaisin-ailesiyle-gorustu-cinayet-mi-intihar-mi-bunu-ortaya-cikarmak-zorundayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gürlek, dosyanın titizlikle incelendiğini belirterek, 'Cinayet mi intihar mı, bunu ortaya çıkarmak zorundayız. Devlet olarak sonuna kadar gideceğiz' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Van'da şüpheli şekilde yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ailesi ve avukatlarıyla görüştü. Gürlek, dosyanın titizlikle incelendiğini belirterek, 'Cinayet mi intihar mı, bunu ortaya çıkarmak zorundayız. Devlet olarak sonuna kadar gideceğiz' dedi.</p>

<p>Gürlek, Van'da yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ailesi ve avukatlarıyla Adalet Bakanlığı'nda bir araya geldi. Görüşmede, soruşturmanın geldiği aşama ele alınırken, ailenin talepleri dinlendi.</p>

<p>Gürlek, Rojin Kabaiş'in ölümünün aydınlatılması için yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi vererek, dosyanın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da takip edildiğini söyledi.</p>

<h2><strong>'Sürece teknik destek sağlıyoruz'</strong></h2>

<p>Bakan Gürlek, söz konusu daire başkanlığının doğrudan soruşturma yürütmediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>'Burada görev yapan arkadaşlarımızın tamamı ceza hukuku alanında uzman kişiler. Dosyalara farklı bir gözle bakıyor, savcılık makamıyla, aile ve avukatlarla temas halinde sürece teknik destek sağlıyoruz. Yeni bir delil varsa özel bir ekip kurulması gerekiyorsa, mesela Tunceli için özel bir ekip kurduk, burası için de daraltılmış baz için bakalım. Bizim soruşturma yetkimiz yok ama biz teknik olarak orada soruşturma yapan makamı destekliyoruz. Devletin bu olayla ilgilendiğini, sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ailelerimize hissettiriyoruz.'</p>

<p>Yeni delillerin ortaya çıkması halinde özel ekip kurulabileceğini belirten Gürlek, daraltılmış baz çalışması gibi teknik taleplerin de değerlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>Soruşturma kapsamında Rojin Kabaiş'e ait cep telefonunun yurt dışında incelendiğini belirten Gürlek, cihazın İspanya'nın ardından Çin'e gönderileceğini kaydetti. Gürlek, 'Tüm deliller yeniden değerlendirilecek, gerekli teknik incelemeler yapılacak' dedi.</p>

<h2><strong>'Ailenin cinayet şüphesi var'</strong></h2>

<p>Dosyada olayın niteliğinin henüz netleşmediğini belirten Gürlek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'Hayatının baharında, gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz. Biz üzerimize ne düşüyorsa yapmaya çalışıyoruz. Bu birimin kuruluş amacı da bu. Özellikle faili meçhul kalmış cinayetlerde sonuna kadar gitmek. Rojin kardeşimiz hayatının baharında gencecik kızcağızken, tam olay belli değil cinayet mi, intihar mı, bunu çözmemiz lazım. Bizim zaten konumuz bu, savcılığın bunun tespitini yapması lazım. İntihar ya da cinayet. Siz aile olarak cinayet olduğunu düşünüyorsunuz. Tabii bu konuda bütün hususların en ince noktaya kadar araştırılması lazım.'</p>

<h2><strong>Baba Nizamettin Kabaiş: 'Çok umutluyuz'</strong></h2>

<p>Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş ise görüşmede Bakan Gürlek'e teşekkür ederek, 'Devletimize ve adalete güveniyoruz. Çok umutluyuz' dedi. Kabaiş, kızının ölümünün aydınlatılmasını ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istedi.</p>

<p>Görüşmede ayrıca Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, Ceza İşleri Genel Müdürü Hazım Aslancı ve Genel Müdür Yardımcısı Ömer Demirci de hazır bulundu.</p>

<p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024'te kaybolmuş, 18 gün sonra Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunmuştu. İlk incelemelerde vücudunda kesici ya da ateşli silah yarasına rastlanmadığı belirlenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sürerken, dosya aynı zamanda Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da inceleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/adalet-bakani-gurlek-rojin-kabaisin-ailesiyle-gorustu-cinayet-mi-intihar-mi-bunu-ortaya-cikarmak-zorundayiz</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/rojinkabais.jpg" type="image/jpeg" length="49747"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul: AB'de kapsamlı reform gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/almanya-disisleri-bakani-wadephul-abde-kapsamli-reform-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/almanya-disisleri-bakani-wadephul-abde-kapsamli-reform-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, özellikle dış politika ve güvenlik alanlarında karar alma süreçlerinin hızlandırılması ve kapsamlı reform yapılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, AB'nin mevcut yapısının bugünün küresel gelişmelerine ayak uydurmakta zorlandığını belirterek, özellikle dış politika ve güvenlik alanlarında karar alma süreçlerinin hızlandırılması ve kapsamlı reform yapılması gerektiğini söyledi.<br />
<br />
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Avrupa Birliği'nin mevcut yapısının küresel gelişmeler karşısında yetersiz kaldığını savunarak, kapsamlı reform çağrısında bulundu.<br />
<br />
Konrad-Adenauer Vakfı'nda bir konuşma yapan Wadephul, AB'nin özellikle dış ve güvenlik politikalarında daha hızlı ve etkili karar alabilmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut oybirliği sisteminin artık sürdürülebilir olmadığını söyleyen Wadephul, 'Artık tek bir ülkenin tüm süreci bloke etmesine izin verilemez' dedi.</p>

<p>AB'nin 27 üye ülke ile bile karar alma süreçlerinde zorlandığını ifade eden Wadephul, olası genişlemelerle birlikte mevcut yapının daha da işlevsiz hale gelebileceğini kaydetti. Wadephul, Ortak Dış ve Güvenlik Politikası kapsamında kararların nitelikli çoğunlukla alınması gerektiğini savunarak, özellikle Ukrayna savaşı gibi krizlerde hızlı hareket etmenin hayati önem taşıdığını dile getirdi. Wadephul, 'Güvenlik meselelerinde gecikme, varoluşsal risk yaratabilir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Uzun vadede sürdürülebilir değil"</h2>

<p>Avrupa Komisyonu'nun yapısına da değinen Wadephul, her üye ülkenin bir komiserle temsil edilmesinin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını söyledi. Komisyonun üye sayısının, üye devlet sayısının yaklaşık üçte ikisine düşürülmesini önerdi. AB'nin gelecekte daha geniş bir yapıya hazırlanması gerektiğini belirten Wadephul, kurumların daha esnek ve karar alabilir hale getirilmesinin zorunluluk olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Ayrıca AB fonlarının, hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı hareket eden ülkelere karşı daha sıkı denetlenmesi gerektiğini ifade eden Wadephul, reformların amacının birlik içinde maksimum uyumu sağlamak olduğunu bildirdi. Wadephul, bunun 'en küçük ortak paydaya sıkışarak değil, cesur adımlarla' mümkün olabileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dış, Dış haberler</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/almanya-disisleri-bakani-wadephul-abde-kapsamli-reform-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/almanya-disisleri-bakani-wadephul-abde-kapsamli-reform-gerekiyor.jpg" type="image/jpeg" length="70163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30 İlde zehir operasyonu: 392 şüpheli yakalandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/icisler-bakanligi-30-ilde-duzenlenen-uyusturucu-operasyonlarinda-392-supheli-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/icisler-bakanligi-30-ilde-duzenlenen-uyusturucu-operasyonlarinda-392-supheli-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, 30 ilde yapılan uyuşturucu operasyonunda 518 kilogram uyuşturucu madde ile 133 bin 66 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı, 30 ilde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, 518 kilogram uyuşturucu madde ile 133 bin 66 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, gözaltına alınan 392 şüpheliden 112'sinin tutuklandığını açıkladı.</p>

<p>İçişleri Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından 30 ilde yürütülen uyuşturucu operasyonuna ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, şunları kaydedildi:</p>

<p>'30 ilde uyuşturucu madde smatıcılarına yönelik jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarda, 518 kilogram uyuşturucu madde ile 133 bin 66 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 392 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 122'si tutuklandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor.</p>

<p>Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarınca, 750 narkotik ve asayiş ekibi, 4 bin 500 personelin katılımıyla 30 ilde operasyonlar düzenlendi. Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Analiz ve Takip Timlerinin de katılımıyla düzenlenen operasyonlar sonucunda; sokak satıcılarının sosyal medya ve mesajlaşma programları üzerinden uyuşturucu sattıkları tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlerimizi ve toplum sağlığını hedef alan zehir tacirlerine karşı operasyonlarımızı, ülke genelinde etkin ve kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman jandarmamızı, Daire Başkanlığımızı, Cumhuriyet başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/icisler-bakanligi-30-ilde-duzenlenen-uyusturucu-operasyonlarinda-392-supheli-yakalandi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/icisler-bakanligi-30-ilde-duzenlenen-uyusturucu-operasyonlarinda-392-supheli-yakalandi.jpg" type="image/jpeg" length="20228"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="68428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="45972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="32971"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="12830"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="57280"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="42097"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="25540"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="37561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="36193"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="12231"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="68626"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="57904"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="74224"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="47589"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="47749"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="37902"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="51236"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="28955"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="52991"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="45255"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
