<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 19:55:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB Davası'nda Gökhan Köseoğlu ekin pişmanlık ifadesini tekrarladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-gokhan-koseoglu-ekin-pismanlik-ifadesini-tekrarladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-gokhan-koseoglu-ekin-pismanlik-ifadesini-tekrarladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Davası'nda savunma yapan Kültür AŞ çalışanı Gökhan Köseoğlu, "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri tekrar ediyorum. Sanık değil, tanık konumundayım" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İBB Davası'nda savunma yapan Kültür AŞ çalışanı Gökhan Köseoğlu, 'Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri tekrar ediyorum. Sanık değil, tanık konumundayım' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 77'si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 37'nci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam ediyor.</p>

<p>Kültür AŞ çalışanı Gökhan Köseoğlu'nun savunmasına geçildi. İddianamedeki 14 eylemden sorumlu tutulan Köseoğlu, 'Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri tekrar ediyorum. Sanık değil, tanık konumundayım' dedi. Mahkeme başkanının 'İki etkin pişmanlık ifaden var. Bu ifadelerin alınması sırasında herhangi bir baskıya maruz kaldın mı' sorusuna ise Köseoğlu, 'Hayır. Herhangi bir baskı altında vermiş olduğum ifadeler değildir. Kendi özgür hür irademle vermiş olduğum ifadelerdir' dedi.</p>

<h2><strong>ONGUN'DAN İHALE SORUSU</strong></h2>

<p>Savunmasının ardından Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, Köseoğlu'na soru sormak için söz aldı. 'Herhalde etkin pişmanlıktan yararlanıp tahliye olmayan tek İBB ya da iştirak çalışanı sensin. Umarım sen de en kısa zamanda tahliyeni kazanırsın' diyen Ongun, 'İmamoğlu döneminde Kültür AŞ'de yapılan alt ihaleler oldu. Bir de biz gelmeden önce yapılan alt ihaleler oldu; bu muhtelif etkinlikler, organizasyonunu kastediyorum. Bu ihalelerin esastan, usulden birbirinden bir farkı, bir sıra dışılığı var mı' sorusunu yöneltti.</p>

<h2><strong>'SÜREÇ BİREBİR AYNI'</strong></h2>

<p>İhalelerle ilgili bir kısımda yer almadığını dile getiren Köseoğlu, 'O yüzden ihalelerin hani süreciyle alakalı net bir bilgiye sahip değilim ama hak ediş süreciyle ilgili eğer sorunuzu bu şekilde alırsam evet, hak ediş işlemleri ile ilgili 2019 öncesinde de aynı, 2019 sonrasında da hak ediş işlemleri ile ilgili yürütülen süreç birebir aynı. İfademin zaten temel noktası ihale ile alakam yok benim' yanıtını verdi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-gokhan-koseoglu-ekin-pismanlik-ifadesini-tekrarladi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 19:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ibb-davasi-2.png" type="image/jpeg" length="19178"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Sisli Vadi'de kızını kaybeden anne: Tehditler alıyorum]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/sisli-vadide-kizini-kaybeden-anne-tehditler-aliyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/sisli-vadide-kizini-kaybeden-anne-tehditler-aliyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Sisli Vadi' adlı kaçak işletmedeki bungalov evlerinde tatil yapan 6 kişinin yaşamını yitirmesine ilişkin, aralarında İl Özel İdaresi Genel Sekreteri'nin de bulunduğu kamu görevlilerin yargılanacağı davanın ilk duruşması yarın görülecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2023 yılında Kırklareli'de kuvvetli yağışın ardından meydana gelen selde, 'Sisli Vadi' adlı kaçak işletmedeki bungalov evlerinde tatil yapan 6 kişinin yaşamını yitirmesine ilişkin, aralarında İl Özel İdaresi Genel Sekreteri'nin de bulunduğu kamu görevlilerin yargılanacağı davanın ilk duruşması yarın görülecek. Faciada kızını ve damadını kaybeden Safiye Yaşa, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslenerek, 'Yargıya müdahale var, tehditler alıyorum' dedi ve delillerin karartıldığı endişesini paylaştı.</p>

<p>2023 yılında Kırklareli'nin Demirköy ilçesine kuvvetli yağışın ardından meydana gelen selde, 'Sisli Vadi' adlı işletmedeki bungalov evlerde tatil yapan 6 kişi yaşamını yitirmiş 3 kişi de yaralanmıştı. Olaya ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunda dönemin Kırklareli Valisi Osman Bilgin, İl Özel İdare Genel Sekreteri Bilal Kuşoğlu ve tesis sahibi Bülent Bayrak asli kusurlu olarak belirlenmişti. Tesis sahibi Bülent Bayrak, Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen davada bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aralarında İl Özel İdaresi Genel Sekreteri'nin de bulunduğu kamu görevlilerinin yargılanacağı davanın görülmesine ise yarın başlanacak. Duruşma  Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesince görülecek.</p>

<p>İstanbul Barosu, bugün hayatını kaybedenlerin aileleri ve avukatlarının katılımıyla gerçekleşen basın toplantısına ev sahipliği yaptı. Aileler ve avukatların olayın ardından yaşananlara ve hukuki sürece ilişkin açıklamalarda bulunduğu toplantıya İstanbul Barosu adına baronun Yönetim Kurulu üyeleri avukat Yelda Koçak Urfa, avukat Ezgi Şahin Yalvarıcı, avukat Akim Bilen Selimoğlu da katıldı.</p>

<p><strong>YARGIYA MÜDAHALE İDDİASI </strong></p>

<p>Faciada kızı Mihriban Bağışlar ve damadı Selman Bağışlar'ı kaybeden Safiye Yaşa toplantıda yaptığı açıklamada, yargıya müdahale olduğunu söyleyerek Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslendi. Yaşa, 'İddianame İl Özel İdare Genel Sekreteri hakkında olası kast (suçlamasıyla) hazırlandı. Yarın duruşma yapılacak. İl Özel İdare Genel Sekreteri hala kurumun başında, delilleri karartmaya devam ediyor. Altında yargılanacak olan kişilere mobing uyguluyor. Mahkemeden ara karar talep ettik, lütfen tutuklamalar yapılsın dedik. Talebimiz dikkate alınmadı. İl Özel İdare Genel Sekreteri'nin acilen tutuklanması lazım çünkü yargıya müdahale ediyor' dedi. </p>

<p><strong>MÜHÜR KIRI</strong><strong>LARAK</strong><strong> TESİS İŞLETİLMEYE DEVAM EDİLİYOR</strong></p>

<p>Ben felaket değil cinayet demek istiyorum buna. Çünkü Longoz Ormanları içerisindeydi Sisli Vadi. Longoz Ormanları çivi bile çakmanın yasak olduğu ormanlardır. Bu ormanlarda bir baraka bile yapacak olsanız izne tabidir. Ama burada tam da dere yatağına kaçak, ruhsatsız, imarsız iskansız bir bungalov  tesis yapılıyor. Sonra yıkım kararı veriliyor, mühürleniyor tesis. Ve bu mührü kim kırıyor biliyor musunuz? Dönemin Kırklareli Valisi Osman Bilgin. Ne karşılığında kırıyor? Bir çanta dolusu dolar karşılığında. Bu, İçişleri Bakanlığı'nın atamış olduğu müfettişlerin raporunda sabittir.</p>

<p><strong>'TESİSİN KAÇAK OLACAĞINI DÜŞÜNMEDİK</strong><strong>,</strong><strong> DİYOR</strong><strong>LAR</strong><strong>'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tesisi denetlemekle yükümlü olan jandarma komutanları oraya geliyorlardı, yiyiyor, içiyor hatta konaklıyorlardı. İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu'ndaki müfettişler rapor hazırladılar ve dediler ki, 'Jandarma komutanları görevi kötüye kullanmıştır ve bu cinayetlerin sebebi olmuşlardır' dediler. 4 jandarma komutanı dün yargılandı. Devlet 'yargılansın' diyor, itiraz ediyorlar, Danıştay oy birliğiyle 'yargılanacaksınız' diyor. Fakat bu komutanlardan biri geldi duruşmaya, diğerleri gelmedi. Farklı yerlerde ifade verdiler; hepsi ifadesinde 'Bu tesise ilin valisi Osman Bilgin sık sık geliyordu, İl Özel İdare Sekreteri sık sık geliyordu. Kırklareli Başsavcısı, savcıları ve hakimleri sık sık geliyorlardı, özel günlerini burada kutluyorlardı. Biz onun için bu tesisin kaçak olacağını düşünemedik'  diyorlar.'</p>

<p><strong>'TEHDİTLER ALDIK, HEPSİ RESMİ MAKAMLARA İLETİLDİ AMA HİÇBİR İŞLEM YAPILMADI'</strong></p>

<p>Yaşa,  Sisli Vadi'de işletme sahibi Bülent Bayrak'ın bungalovunun önünde çekilmiş bir fotoğrafı göstererek, fotoğrafın jandarmaların ifadelerinin kanıtını olduğunu söyledi. Yaşa fotoğrafa ilişkin şöyle konuştu:</p>

<p>'Sisli Vadi'de Bülent Bayrak'ın bungalovu önünde bir fotoğraf; Kırklareli Adliyesi personeli, dönemin Kırklareli Başsavcısı ve şu anda Ceza İşleri Genel Müdürü olan Hazım Aslancı var fotoğrafta. Soruşturma savcısı Muzaffer Lekesiz var. Bizim davamızda yargılama yapıp tesis sahibi hakkında ilk kararı veren mahkeme başkanı Hüseyin Gedik ve daha nice hakim ve savcılar var (fotoğrafta). Hakim, savcılar  özel günlerini kutlamak için gidecekleri yerlerin çok emniyetli olmasına dikkat ederler. Hatta onlar o günü kutlarken orada korumalar tahsis edilir, yazılı ve sözlü emirler olur bunu herkes billiyor...Dedik ki, 'zaten soruşturma esnasında bize baskı var, sayın başsavcı Hazım Aslancı 'davadan vazgeçin' diye bizi tehdit etti kendi makamında. Soruşturma savcısı Muzaffer Lekesiz, 'Bunun sonuna giderseniz sizin için iyi olmaz' dedi daha davanın ilk günlerinde. Yani biz tehditler aldık  ve hepsi resmi makamlara iletildi. Ama hiç bir işlem yapılmadı. Buradaki hakim ve savcılar taraf olabilirler; en azından davamıza girmesinler'. 'Hayır' dediler. Hiç bir itiraz kabul edilmedi.'</p>

<p><strong>'HTS KAYITLARINA BAKILSIN DEDİK, MAHKEME HEYETİ REDDETTİ'</strong></p>

<p>Kabul edilen iddianame Jandarmalar hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasının yöneltildiğini belirten Yaşa,'Biz bu görevi kötüye kullanmanın menfaat karşılığında olduğunu düşünüyoruz' dedi. Yaşa şöyle devam etti:</p>

<p>'O dönemde bu tesise bir çok  demokrat  geliyor. Dünkü duruşmada, mahkeme  içerisinde ve dışarısında Jandarma komutanı 'Ne yapsaydım? Bu kadar vali, hakim, savcı gelirken ben burayı kaçak diye kime şikayet edecektim?' dedi. Neredeyse en masumları Jandarma diye düşündüm neredeyse. Ama onlar da görevi kötüye kullanmayı kendi menfaatlerine bağlamıştı. Jandarma komutanları da orada kalıyordu, biz bunu biliyoruz. Mahkemede,, 'Tesis sahibi Bülent Bayrak, valiye çanta dolusu dolar vermiş rüşvet; bu ispatlandı. Bu tesis sahibi herkese rüşvet veriyor. Jandarmanın mal varlığına bakılsın'  talebimiz oldu, HTS kayıtlarına bakılsın' dedik. Mahkeme heyeti reddetti. Aralarında para ilişkisi olması onların cezasını katlayacak bir etken. Yine dedik ki, 'Burada kalıyorlardı. HTS kayıtlarına bakılsın Jandarmaların kaldığı mutlaka görülecek. Bu tespit edilsin. Çünkü bu da menfaat temini karşılığında bu suçu işlemiş olacaklar'. Hiç birine bakılmadı. Hatta hakime hanım bize 'Davayı takip etmeyi düşünüyor musunuz' dedi. Biz 2.5 yıldan beri nefes almadan yaşıyoruz... Jandarmalar hem sanık hem kamu tanığı olarak, bu kişilerin bu tesisle hemhal olduklarını, buraya destek verdiklerini çok açık bir dille beyan ediyorlar. Bu beyanlara sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek'in lütfen itibar etmesini istiyorum.</p>

<p><strong>'CEZA İŞ</strong><strong>L</strong><strong>ERİ GENEL MÜDÜRÜ GÖREVDE OLDUĞU SÜRECE BU DAVADAN BİR NETİCE ÇIKMAZ'</strong></p>

<p>Bizim dosyamız bir ceza dosyasıdır ve ceza dosyalarının bağlı olduğu bölüm Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'dür. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün başında kim var biliyor musunuz? İlk dönem başsavcı olan Hazım Aslanca. Ben devletimin yürütme kısmına karışmıyorum; ben halkım ve saygılıyım. Ama odak noktada olan Hazım Aslanca o (görevde) olduğu sürece bu davadan bir netice çıkmaz. Geçtiğimiz günlerde Edirne'de sayın bakanımızla görüştük Selimiye Camii'nde bize gelen bomba belgeleri eline verdik. Biz Hazım Aslanca'nın himayesinde olan bir Ceza İşleri Müdürlüğü'nde bu takibatın yapılamayacağını haykırıyoruz.</p>

<p><strong>'BU FOTOĞRAF BİR DELİLDİR'</strong></p>

<p>'İl Özel İdare Genel Sekreteri'nin acilen tutuklanması lazım çünkü yargıya müdahale ediyor' diyen Yaşa, Sisli Vadi davasında  asli kusurlu sanık olan tesis sahibi Bülent Bayrak'ın yargılandığı mahkemenin başkanı ve aynı zamanda Kırklareli Adalet Komisyonu Başkanı olan Serdar Aslan ile İl Özel İdare Genel Sekreteri Bilal Kuşoğlu birlikte bir aracın başında bulunduğu bir fotoğrafı göstererek 'Bu fotoğraf bir delildir' dedi. Yaşa şöyle devam etti:</p>

<p>'Bu görüşme özel bir görüşme değildir. İl Özel İdaresi'nde, kamuya açık olan saatlerde, resmi bir makam aracıyla, resmi makam şoförü ile resmi bir ziyaret yapılmıştır. O gün biz eşimle oradaydık. Sisli Vadi hala yıkılmamıştı, dilekçe vermek için oradaydık. Ve bu manzaraya şahit olduk. Fotoğrafladım ve belgeledim ben bunları. Diyorlar ki, 'Bizi özel hayatımızda belgeledi'. Bu özel hayat mı? Bu fotoğraf, Sekreter'in adaletle olan çarpık ilişkisini gösteriyor, yargıya müdahalesini gösteriyor'</p>

<p><strong>'BU FOTOĞRAFI YILMAZ TUNÇ'UN KENDİSİNE SUNMUŞTUM' </strong></p>

<p>Fotoğrafa ilişkin, telefonla görüşme gerçekleştirdiği T.Ö isimli bir İl Özel İdaresi çalışanının da söz konusu fotoğrafı çektiği gerekçesiyle gözaltına alındığını ve 28 gün tutuklu kaldığını aktaran Yaşa konuya ilişkin şöyle konuştu:</p>

<p>'Bu fotoğrafı benim çektiğimi zaten Yılmaz Tunç biliyor. Ben bu fotoğrafı kendisine sunmuştum hem de  AK Parti Kırklareli Milletvekili Gökhan Sarıçam'ın yanında sunmuştum. Bu fotoğrafı çektiğimi ve delil olduğunu söylemiştim zaten. Ama tutmuşlar çocuğu şakaf operasyonuyla almışlar. Bilirkişi araştırıyor, hiçbir şey çıkmıyor. Fakat sorgulamayı savcı değil de başsavcı yapıyor. Diyor ki, 'Bu fotoğrafı sen çektin. Safiye Yaşa seni azmettirdi. Aslanım böyle oldu olay' diyor. T.Ö diyor ki 'Hayır, böyle olmadı. Bu fotoğrafı ben çekmedim'. Nihayetinde delillerden fotoğrafı onun çekmediğine dair ispat çıkıyor. Benim çektiğim fotoğrafı, sanki azmettirmişim ve kendi çekmiş gibi kabul etmesini istiyor başsavcı. Çocuk itiraz ediyor. Ve çocuk 28 gün içeride yattı...Dava açıldı; 15 Mayıs Cuma günü yargılanacağız bu fotoğraftan, bu delilden dolayı. Böyle karışık ilişkiler içerisindeyiz.'</p>

<p><strong>'BİZ GERÇEK BİR BAŞSAVCI İSTİYORUZ'</strong></p>

<p>Aynı savcının daha önce de kendilerine Bülent Bayrak'ın yargılandığı davayı 'daha fazla irdelememelerini' söylediğini ve kendisini ölümle tehdit ettiğini öne süren Yaşa, 'Böyle bir başsavcıyla karşı karşıyayız, yargıya müdahale zaten var. Yargılama olacak yarın. Nasıl olacak bu yargılama?...Başsavcıya başka bir görev verilsin. Biz gerçek bir başsavcı istiyoruz.' şeklinde konuştu. Tehditler aldığını ve susturulmak istendiğini söyleyen Yaşa, 'Çok acil müdahale etmezse sayın adalet bakanı, son duruşmada olduğu gibi beni tutuklayıp içeri (atabilirler)...Bu dava bir kamu davasının haricinde neredeyse bir Susurluktur.' dedi. </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/sisli-vadide-kizini-kaybeden-anne-tehditler-aliyorum</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 19:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/sisli-vadide-kizini-kaybeden-anne-tehditler-aliyorum.jpg" type="image/jpeg" length="95077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Soma'da yüzlerce kişi 301 şehit madenci için yürüdü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/somada-yuzlerce-kisi-301-sehit-madenci-icin-yurudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/somada-yuzlerce-kisi-301-sehit-madenci-icin-yurudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soma Maden faciası'nın 12. yıldönümü anmasında yüzlerce kişi faicada hayatını kaybeden maden şehitleri için yürüdü, anıta karanfil bıraktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Ahmet ÜNSAL - Manisa</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soma maden faciasının 12'nci yıldönümü dolayısıyla anma programı düzenlendi. Maden Şehitliğinin ardından Soma Ulu Camiindeki mevlit programına katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İlçe Teşkilatını ziyaret ettikten sonra Soma Maden Şehitleri Anma Yürüyüşüne katıldı. Soma Belediyesi önünde başlayan ve Beşyol Kavşağındaki Madenci Heykeli önüne kadar devam eden yürüyüş yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Madenci Heykeli önünde yapılan anma programında en son konuşmayı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, faciada yaşamını yitiren 301 madenciyi andı.</p>

<h2>ACILAR TOPLUMSAL MÜCADELEYE DÖNÜŞTÜ</h2>

<h2><img alt="Soma 12Yil1280X720 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/soma-12yil1280x720-1.jpg" width="1280" /></h2>

<p>Soma ailelerinin acılarının toplumsal mücadeleye dönüştürdüğünü söyleyen Özel, "Kendi acısından bir toplumsal mücadele, toplumsal farkındalık nasıl oluşturulur? Onu hepimize öğreten tüm ailelere bir kez daha Türkiye'de umudunu kaybetmiş, mücadele etmeye takati kalmamış, güçlüler karşısında kendini yalnız hisseden herkese umut oldukları ve örnek oldukları için teşekkür ediyorum. Olay olduğu gün koştuk buraya geldik. O günden bugüne de 13 Mayıs'ları bir arada geçiriyoruz. Şeklen burada olanlar vardı ilk yıl dönümünde, ikinci yıl dönümünde. Bugün yoklar burada. O zaman yerelde iktidarlardı, büyük şehirde varlardı. Protokol olarak buradaydılar. O gün protokolde yeri olmayan ama burada olan birçok kişi şimdi protokolde onların yerinde. Benim büyük üzüntülerimden biri bugün iki avukat kardeşimizin Silivri zindanlarında olmasıysa bir tesellim de o günden son güne kadar Soma ailelerinin yanında bir avukat olarak mücadele etmiş, Somalı bir avukat olarak onları hiç yalnız bırakmamış olan Sercan Okur'un şimdi bu kentin belediye başkanı olarak onlara omuz veriyor olmasıdır. Soma olayı yaşandıktan hemen sonra seçim gecelerinde linçe uğrardı. Çünkü AKP'nin kara düzenini ilk Somalılar tanıdı. AK Parti'nin kara düzeni patronlar daha çok para kazansın diye yapılacak denetimlerin önceden haber verildiği içeride kullanılmaması gereken yangın çıkarabilecek ekipmanın örneğin elektrikli olması gerekirken mazotlu benzinli olan araçların o yüzden saklandığı gömüldüğü gelen müfettişlerin turistik gezilere çıkarılıp ağırlanıp göstermelik raporlar tuttukları, sermayenin, sendikanın siyasetle oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin 301 canımızı nasıl yuttuğunu, AK Parti'nin kurduğu kara düzeni ilk Somalılar biliyordu.</p>

<h2><strong>SEÇİM GECELERİ KIZANLARLA KAVGA EDİYORDUM</strong></h2>

<p>Seçim akşamları yine buralardan AK Parti lehine bazı sonuçlar gelince Türkiye Somalılara kızmaya kalkıyordu. Ben de seçim geceleri o kızanlarla kavga ediyordum. Soma öyle bir yer değil. Soma her gün biraz daha değişiyor. Soma bambaşka bir şeye dönüşüyor ama kimse Soma'nın hakkını yemesin diyordu. Soma'nın bugünlere gelmesinde Sosyal Haklar Derneği'nin 301 Madenci Derneği'nin ve Bağımsız Maden İş Sendikası'nın ve bu yapılarda emek veren, gayret gösteren herkesin alın teri vardır. O günlerde bizler muhalefet partisiydik. Bugün Türkiye'nin 1. partisiyiz. Soma'nın belediyesinin ve Manisa Büyükşehir'in, Manisa'daki neredeyse tüm belediyelerin yönetimini almış partiyiz. Ama büyük bir saldırı ve taarruz altındayız. Çünkü sistem, rejim değişikliğe karşı direnmenin ve kara düzeni sürdürmenin niyetinde ve telaşında. O yüzden Selçuk Kozağaçlı'nın içeride olmasının müsebbibi olan Can'ın serbest bırakılması gerekirken, AYM kararına rağmen onun içeride tutulmasına sebep olan Soma davası ilk önce çok iyi bir hakimle giderken hakimi değiştiren gelen hakime kötü bir karar aldıran ancak biraz önce ifade edildiği gibi Yargıtay'da olası kast kararı vermeyeceksen bu davada nerede vereceksin diye düzeltilip ailelerle yine bir karar alındığında kararı buradaki mahkemeye tebliğ etmemek için 5 ay tutan 5-0 karar veren o heyetin 3 üyesinin yerine AK Parti'nin emrinde 3 üye yollayan 5-0'lık kararı 3-2 ile bozan olası kastı kaldırıp, bu bir kaza diyen, sorumlulara 'beşer gün yattınız kişi başı, şehit başı, yeter çıkın hayatınızı yaşayın' diyen düzen, kara düzen, kendini sürdürmek için faaliyetlerine devam ediyor. O yüzden geçmişimizde ne acı varsa, ne kötü karar varsa, ne adalet yoksunu karar varsa hepsinin bir yerinde olan adalet cellatı bugün rejimin Adalet bakanı olarak görev yapmakta. Ben buradan Soma'dan 12. yılında şunu söylüyorum. Biz nasıl Soma'nın geleceğini değiştirdiysek ve nasıl Soma'nın hep beraber büyük bir birliktelikle inançlı, namuslu, kararlı bir birliktelikle Soma'nın yerelde geleceğine el koyduysak hiç ayrılmadan düşmeden, yapılacak ilk seçimlerde AK Parti'nin kara düzenini değiştirmek üzere, elbette haksız yere tutuklu avukatları, siyasetçileri, aktivistleri, gazetecileri hepsini serbest bırakmak üzere, elbette hangi dava yeniden görülecekse, en başta Soma 301 davası olmak üzere, nerede haksız hukuksuz bir dava varsa, o davalar yeniden görülmek üzere, alın terinin karşılığını vermek üzere, anaların gözyaşını dindirip, o gün anasının karnında olup, bugün 11 yaşındaki evlada, o gün ilkokulda olup, bugün avukat olmuşlara, o gün 14 yaşında olup burada haykıran Berkan'ın haklılığına sonuna kadar sahip çıkmak üzere bu AK Partinin kara düzenini ilk seçimde değiştireceğiz. Bu rejimi yerle bir edeceğiz" dedi.</p>

<h2><strong>HALKIN İKTİDARI İÇİN YÜRÜYORUZ</strong></h2>

<p>Halkın iktidarı için yürüdüklerini kaydeden Özel, "Bunun için ne fedakarlıksa o fedakarlık. İçeride yatan arkadaşlarımız var. 12 metrekarede dimdik duruyorlar. Dimdik. Tehdit ediliyoruz, saldırıya uğruyoruz. Haysiyet suikastlarıyla ve her her türlü kumpasla muhatabız. Niye? Yürüdüğümüz iktidar yolundan ki o yol ne şahsımın ne partimin iktidarı değildir. Yürüdüğümüz yol Türkiye'deki bütün emekçilerin, bütün emeklilerin, bütün mazlumların, bütün mağdurların, gözyaşı akıtan bütün anaların iktidarının yoludur. Değişecekse, önce bu iktidar değişecek, sonra yargının tutumları değişecek. Değişecekse önce bu iktidar değişecek, sonra sarı sendikacılık değişecek. Değişecekse önce bu iktidar değişecek, çiftçinin, işçinin, memurun, esnafın mağduriyeti değişecek. Halkın iktidarını kurmak, halkın düşmanını kovmakla halkın koluna gir mağdurları, mazlumları iktidara getirmekle olur. Bunun peşindeyiz hepimiz. Onun için bir daha hiçbir madenci madenlerde 150 yıl öncenin şartlarında çalışmasın, hayatını kaybetmesin diye, Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmasın diye dağın başındaki bir otelde 76 can diri diri yanmasın diye, olmadık yerde biraz daha fazla para kazansınlar diye atılan imzalarla toprağın altında canlar hayatını kaybetmesin diye, kimse, birileri daha çok para kazanacak diye, bedavadan ölmesin diye, emek en yüce değer hakkını alsın diye, emekçi en yüce insan hak ettiği yerde dursun diye Soma'da bir kez daha hep beraber kararlılıkla, sabırla ve dirençle birlikteyiz" şeklinde konuştu.</p>

<p><br />
"Göreceksiniz bir zamanlar verdiğimiz antların, söylediklerimizin bir kısmını yerine getirdik beraber" diye devam eden Özel, "Ama göreceksiniz daha sonraki anmalarda Soma'nın örneğin 14. anmasında, 15. anmasında bu kürsüde elbette bizler olacağız, hepimiz yine olacağız ama bu kürsüde halkın iktidarının cumhurbaşkanları olacak, bakanları olacak. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan onlar olacak. Bu kürsüler halkın onun seçtiklerinin olacak. AK Partinin kara düzeni tarihe karışacak. Size söz veriyorum. Size söz veriyorum. Biz kazanacağız. Emek kazanacak. Halk kazanacak. O güne kadar yasımızı tutarken mücadelemizi yükseltelim. O güne kadar, ilk günkü acımızla, ilk günkü direncimizle ve her zamanki enerjimizle bir ve birlikte olalım. Hepinizi yürekten selamlıyorum, kucaklıyorum. Çok iyi insanlarsınız. Çok güzel günler gelecek. İntikam da alınacak, hak da yerini bulacak. Hepinizi saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.<br />
Özel konuşmasının ardından beraberindekilerle birlikte madenci heykeline karanfil bırakarak kentten ayrıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/somada-yuzlerce-kisi-301-sehit-madenci-icin-yurudu</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 18:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/soma-12yil1280x720-2.jpg" type="image/jpeg" length="16952"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mersin'de biyodizel tesisinde yangın]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mersinde-biyodizel-tesisinde-yangin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mersinde-biyodizel-tesisinde-yangin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin'in Akdeniz ilçesinde bulunan bir biyodizel üretim tesisinde yangın çıktı. Dev tanker alev alev yanerken itfaiye ekipleri yangını kontrol altına almak için uzun süre mücadele etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mersin'in Akdeniz ilçesinde bulunan bir biyodizel üretim tesisinde yangın çıktı. Dev tanker alev alev yanerken Mersin Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri yangını kontrol altına almak için uzun süre mücadele etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yangın, Akdeniz ilçesinde bulunan Aves adlı firmanın biyodizel yakıt üretim tesisindeki tank çiftliğinde meydana geldi.</p>

<p>Dev tanker alev alev yanarken gökyüzüne simsiyah dumanlar yükseldi. Çok sayıda petrol dolum tesisi ve sanayi tesisinin bulunduğu bölgede çıkan yangın nedeniyle itfaiye ve güvenlik birimleri seferber oldu.</p>

<p>Çevrede önlem alınırken, itfaiye ekipleri yangını kontrol altına alma çalışmalarını sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, MERSİN</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mersinde-biyodizel-tesisinde-yangin</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 18:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/mersinde-biyodizel-tesisinde-yangin.jpg" type="image/jpeg" length="66034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'den Sağlık Bakanlığı'na "kızamık verilerini açıklayın" çağrısı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpden-saglik-bakanligina-kizamik-verilerini-aciklayin-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpden-saglik-bakanligina-kizamik-verilerini-aciklayin-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşılamadi düşüsün vka riskini artırdığınıkaydeden CHP Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı Kayıhan Pala, doktorlardan kızamık vakalarının arttığına ilişkin bildirimler aldıklarını ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, doktorlardan kızamık vakalarının arttığına ilişkin bildirimler aldıklarını belirterek, Sağlık Bakanlığı'na güncel verileri kamuoyuyla paylaşma çağrısı yaptı. Pala, aşılama oranlarındaki düşüşün salgın riskini artırdığını söyledi.</p>

<p>CHP Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, sosyal medya hesabından yayımladığı videoda, doktorlardan kızamık vakalarının arttığına ilişkin bildirimler aldıklarını belirterek, Sağlık Bakanlığı'na hastalığa ilişkin güncel verileri açıklama çağrısında bulundu.</p>

<p>Pala, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Sahadan kızamık vakalarının arttığına ilişkin meslektaşlarımızdan bildirimler geliyor. Daha dün akşam bir meslektaşımız İstanbul'da kızamık ön tanısı düşündüğü bir hastayla ilgili bilgi verdi ve bazı sağlık çalışanlarında da artık kızamık olgularına rastlandığını söyledi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, kızamık vakalarına ilişkin güncel verileri açıklamıyor. Dünya Sağlık Örgütü veri tabanına da baktığımızda maalesef bir yıldan uzun bir süredir Sağlık Bakanlığı bu veri tabanına da herhangi bir bilgi göndermemiş. Ne kızamık olgu sayıları güncel olarak biliniyor ne de bunların yaş grupları, aşılı olup olmadıklarına ilişkin bilgi var. Neden Sağlık Bakanlığı bu bilgileri gizliyor anlamak mümkün değil.</p>

<p><strong>'AŞILAMA YÜZDE 92'LERE DÜŞTÜ'</strong></p>

<p>Ama öte yandan uzun süredir dile getirdiğimiz gibi başta İstanbul olmak üzere kızamık bağışıklık oranının azalması, aşılama oranlarının yüzde 92'lere kadar düşmüş olması zaten bir salgın ihtimalini ortaya çıkarıyor.</p>

<p><strong>KIZAMIK SALGINI İHTİMALİ</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü veri tabanına baktığımızda 2026 yılının yalnızca Ocak ve Şubat aylarına ait şüpheli vaka sayılarını görüyoruz. Ocakta 236, Şubat'ta 251 vaka var ve bu vakalara baktığımızda Türkiye'nin yeni bir kızamık salgınıyla karşı karşıya kalma ihtimali ortaya çıkıyor.</p>

<p>Buradan Sağlık Bakanlığı'na bir kez daha sesleniyoruz: Yazılı soru önergelerimize yanıt vermiyorsunuz, kamuoyuna açıklama yapmıyorsunuz. Oysa kızamık, aynen boğmaca gibi aşıyla önlenebilir hastalıkların en önde gelenlerinden bir tanesi. Kısa zamanda topluma, meslektaşlarımıza bilgi verin ve gerçekten eğer kızamık salgınına doğru giden bir vaka artışıyla karşı karşıya kalıyorsak veriye dayalı olarak bunları tartışalım. O zaman hangi önlemlerin alınacağı ve alınması gerektiği de toplumla paylaşılmış olur.</p>

<p>Önemli bir sağlık sorunu aşıyla önlenebilir. Buna rağmen vakalardaki artış ve meslektaşlarımızdan gelen bildirimler bizi Sağlık Bakanlığı'na şeffaf davranma çağrısı yapmak zorunda bırakıyor.</p>

<p>Tekrar ediyorum, Sağlık Bakanlığı ivedi olarak kızamık vakaları konusunda bunların yaş dağılımları, meslek dağılımları, çünkü erişkinlerde de görüldüğü anlaşılıyor, ve aşılı olup olmadıkları konusunda bilgiyi ivedi olarak toplumla paylaşmalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpden-saglik-bakanligina-kizamik-verilerini-aciklayin-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/kizamik-asisi1280x720-1.jpg" type="image/jpeg" length="68355"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Soma Faciası 12. yılında anıldı: Kader değil ihmal]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/soma-faciasi-12-yilinda-anildi-kader-degil-ihmal</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/soma-faciasi-12-yilinda-anildi-kader-degil-ihmal" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soma maden faciasında yaşamını yitiren 301 madenci, facianın 12'nci yılında düzenlenen programla anıldı. Anmada yapılan konuşmalarda, facianın 'kader değil ihmal ve denetimsizliğin sonucu' olduğu vurgulandı, adalet mücadelesinin süreceği mesajı verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Soma maden faciasında yaşamını yitiren 301 madenci, facianın 12'nci yılında düzenlenen programla anıldı. Anmada yapılan konuşmalarda, facianın 'kader değil ihmal ve denetimsizliğin sonucu' olduğu vurgulandı, adalet mücadelesinin süreceği mesajı verildi.</p>

<p>Soma'da 13 Mayıs 2014'te 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma maden faciasının 12'nci yılında, Soma'da anma programı düzenlendi. Cengiz Topel Meydanı'ndan başlayıp Beşyol mevkisindeki madenci anıtında sona eren yürüyüşün ardından gerçekleştirilen programda, facianın yaşandığı saatte 301 madenci anısına üç dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.</p>

<p>Programa, 301 madencinin aileleri, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, EMEK Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, CHP Manisa Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p>Anma programında konuşan Sosyal Haklar Derneği Genel Başkanı Melda Onur, facianın sosyal bir cinayet olduğunu belirterek, 'Bugün bir yerlerde mutlaka 'fıtrat' ya da 'iş kazası' gibi konuşmalar yapılıyor. Ama bir cinayet, bu bir sosyal cinayet. Bunun sosyal cinayet olduğunu dile getirenler kimler? Bugün cezaevindeler. Avukatlarımız. Hep 5 Nisan'da Avukatlar Günü'nü kutlarlar ama avukatları içeri atarlar. 1 Mayıs'ta emek bayramını kutlarlar, işçileri öldürürler. Mayıs'ta Anneler Günü'nü kutlarlar, anneleri evlatsız, evlat yerine koyduğu avukatsız bırakırlar. Aileler şu anda aramızda. Pek çok evladını, eşini, dostunu kaybeden aileler var. Bugün ailelerden bahsediyorlar değil mi? Özellikle 'Aile Yılı' denilerek geçiyor. Burada da aileler var. İşte aileler. Sayın Bakan, her gün aile diyorsunuz. Bunlar aile değil mi? Somalılar aile değil mi? İliçtekiler, Hendektekiler, Amasya'dakiler aile değil mi? Onlar da var. Ve bu mücadeleyi hiç bırakmadılar. İyi ki de bırakmadılar. Geleceğin aydınlığını, evlatların daha iyi bir gelecekte yaşamasını işte bu direnen aileler sağlayacak. O yüzden çok umutluyum ben. Bir özgürlük savaşçısının söylediği gibi 'Bir hayalim var' diyoruz ya, benim de hayalim o. İşçiler, emekçiler evlatları için direnerek bu aydınlığın yolunu açacak. Sadece işçiler de değil; öğrenciler için, emekliler için, çocukların aç ölmemesi için, kimsenin iş cinayetine kurban gitmemesi için mücadele edenler kazanacak bu savaşı. O yüzden bu direniş, bu dayanışma çok değerli, çok önemli' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>301 SAYI DEĞİL, HEPSİ BİR HAYAT</strong></p>

<p>Anma programında Soma faciasında yaşamını yitiren madencilerin yakınları adına konuşan 301 Madenci Aileleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Berkan Köse, facianın üzerinden geçen yıllara rağmen acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu belirterek, 'Bugün burada sadece bir anma için değil, bir hafızayı diri tutmak, bir vicdanı ayakta tutmak ve bir daha asla yaşanmaması gereken bir acıyı unutmamak için bir aradayız. 13 Mayıs 2014. Bu tarih yalnızca takvim yapraklarında sıradan bir gün değildir. Bu tarih, 301 emekçinin alın terinin, hayatının, hayallerinin yerin metrelerce altında karanlığa gömüldüğü gündür. Bu tarih, evine ekmek götürmek için yola çıkan 301 insanın geri dönemediği, 301 ocağın söndüğü gündür. Biz bugün burada sadece kaybettiklerimizi anmıyoruz. Biz bugün burada onların yarım kalan hayatlarını, yarım kalan cümlelerini, büyüyemeyen çocuklarını, bekleyen eşlerini, gözleri yolda kalan anne ve babalarını anıyoruz. 301: Bir sayı değil bu. Her biri bir hayat. Her biri bir umut. Her biri bir insan' dedi.</p>

<h2><strong>SOMA'DA HAKLAR KORUNAMADI</strong></h2>

<p>Facianın bir kader olmadığını söyleyen Köse, şöyle devam etti:</p>

<p>'Bu büyük acının ardından hepimiz aynı soruyu sorduk: 'Bu kader miydi?' Hayır. Bu bir kader değildi. Bu ihmalin, denetimsizliğin, yeterince önemsenmeyen işçi sağlığının ve güvenliğinin sonucuydu. Bu, insan hayatının üretim baskısına feda edildiği bir düzenin sonucuydu. İşte tam bu yüzden bugün burada olmak sadece bir anma değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Bizler Soma 301 Madenciler Derneği üyeleri olarak şunu çok iyi biliyoruz: Eğer bu acıdan ders çıkarmazsak, eğer işçi haklarını savunmazsak, eğer insan hayatını her şeyin üstünde tutmazsak bu acılar tekrar eder. Bir işçi sabah evden çıkarken akşam geri döneceğini bilmek ister. Bir anne oğlunu işe uğurlarken onun cenazesini değil, gülüşünü görmek ister. Bir çocuk babasını sadece fotoğrafla değil, yanında hissetmek ister. Bu en temel, en insani beklentidir. Ama ne yazık ki Soma'da bu haklar korunamadı. Ve biz bugün hâlâ o eksikliğin, o ihmalin, o sessizliğin sonuçlarını yaşıyoruz.</p>

<h2><strong>'UNUTULAN HER ACI TEKRAR YAŞANMAYA MAHKÛMDUR'</strong></h2>

<p>İnsan hakları dediğimiz şey sadece büyük kavramlardan ibaret değildir. İnsan hakları bir madencinin temiz hava soluyabilmesidir. İnsan hakları bir işçinin güvenli ekipmanla çalışabilmesidir. İnsan hakları bir emekçinin hayatının üretimden daha değerli görülmesidir. Eğer bir ülkede insanlar çalışırken ölüyorsa, eğer bir ülkede alın teri gözyaşına dönüşüyorsa orada insan haklarından eksik bir şey var demektir. Bugün burada sadece geçmişi anmak için değil, geleceği değiştirmek için bulunuyoruz.</p>

<p>Bizler şunu söylüyoruz: Artık hiçbir işçi ihmallerin kurbanı olmasın. Artık hiçbir aile böyle bir acıyı yaşamasın. Artık hiçbir çocuk babasız büyümesin. Bunun için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Denetimler gerçek anlamda yapılmalı, iş güvenliği kuralları kâğıt üzerinde değil sahada uygulanmalı ve en önemlisi insan hayatı her şeyin önüne konulmalıdır. Unutmayalım ki adalet sadece mahkeme salonlarında değil, iş yerlerinde de sağlanmalıdır. Eşitlik sadece sözlerde değil, çalışma koşullarında da var olmalıdır. 301 canımızı geri getiremeyiz. Ama onların hatırasını yaşatabiliriz. Onların mücadelesini sürdürebiliriz. Ve en önemlisi onların uğruna hayatını kaybettiği değerleri koruyabiliriz. Biz bugün burada bir söz vermeliyiz. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız ve onların yaşadığı acıların bir daha yaşanmaması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki unutulan her acı tekrar yaşanmaya mahkumdur.'</p>

<h2><strong>GÜRKAN: '301'E KARŞI BOYNUMUZUN BORCU'</strong></h2>

<p>EMEK Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan da 'Soma'dan bu tarafa aslında işçi cinayetleri adeta bir katliama dönüştü. Bu tesadüf değildi. Bu bir kaza değildi. Bu bir kader de değildi. Bu, iktidarın politik tercihlerinin bir sonucuydu ve bugün de devam ediyor' dedi.</p>

<p>Bugün ülkenin her yerinin işçi mezarlığı hâline geldiğini söyleyen Gürkan, 'Bugün ülkenin her bir yeri kadın mezarlığı hâline geldi ve bugün ülkenin yeraltı ve yeryüzü zenginlikleri uluslararası maden ve enerji tekellerine peşkeş çekilir hâle geldi. Bunların karşısında her birimizin sorumluluğu var. Bu sorumlulukla diyoruz ki bu kara düzeni, bu Soma düzeni diye adlandırdığımız mezbaha düzenini değiştirmek bizim 301'e karşı boynumuzun borcudur, sorumluluğumuzdur. Kadın cinayetlerinde, işçi cinayetlerinde, çocuklarda, geleceksizlikten intihar eden gençlerde bizim sorumluluğumuz vardır. Bu kara düzen değişecek. Birliğimizle değişecek. Ortak mücadelemizle değişecek. Demokratik bir Türkiye'yi, örgütlü halkın örgütlü gücünü, halkın bu ülkenin siyasetinde söz sahibi olduğu bir düzeni hep birlikte kuracağız' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>CAN ATALAY ve SELÇUK KOZAĞAÇLI'NIN MEKTUPLARI OKUNDU</strong></h2>

<p>Programda Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı'nın mektupları okunarak 301 madencinin yaşamını kaybettiği Soma maden faciasınına ilişkin mücadelenin devam ettiği vurgulandı.</p>

<p>Öte yandan programda Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) Genel Başkanı Gökay Çakır, TMMOB İzmir İl Sekreteri Aykut Akdemir ve Soma davası avukatlarından Akçay Taşçı da birer konuşma yaptı.</p>

<p>Programın sonunda madenci anıtına karanfil bırakıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, MANİSA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/soma-faciasi-12-yilinda-anildi-kader-degil-ihmal</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 18:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/soma-12yil1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="72900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran, Hürmüz'den petrolden daha çok para kazanayı hedefliyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-hurmuzden-petrolden-daha-cok-para-kazanayi-hedefliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-hurmuzden-petrolden-daha-cok-para-kazanayi-hedefliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran Eski Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’yi anma töreninde konuştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Ordu sözcüsü Ekremi Niya, İran'ın doğusundaki Rezevi Horasan eyaletinde, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran Eski Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’yi anma töreninde konuştu.</p>

<p>Ekremi Niya, Hürmüz Boğazı’nın ekonomik getirisine dair, "Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, petrol gelirlerimizin iki katı seviyesinde ekonomik getiri sağlayacak. Buradaki denetimimiz dış politikadaki gücümüzü de artıracak." ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Devrim Muhafızları Ordusu’nun Hürmüz Boğazı’nın batısını, İran Ordusu Deniz Kuvvetleri’nin de doğusunu kontrol ettiğini söyleyen Ekremi Niya, İran halkının ABD’yi bölgeden çıkardığını öne sürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-hurmuzden-petrolden-daha-cok-para-kazanayi-hedefliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/hurmuz-bogazi-2.jpg" type="image/jpeg" length="23755"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın 263 yıla kadar hapsi isteniyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bolu-belediye-baskani-tanju-ozcanin-263-yila-kadar-hapsi-isteniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bolu-belediye-baskani-tanju-ozcanin-263-yila-kadar-hapsi-isteniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan'ın da bulunduğu 7'si tutuklu 19 kişi hakkında iddianame hazırlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bolu Belediyesi'ne yönelik "irtikap" soruşturması kapsamında aralarında Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan'ın da bulunduğu 7'si tutuklu 19 kişi hakkında iddianame hazırlandı.</p>

<p>Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığı'nın müşteki kurumlar olarak yer aldığı 178 sayfalık iddianamede, 41 mağdur ve 7'si tutuklu 19 kişi şüpheli sıfatıyla yer aldı.</p>

<p>Cymhuriyet'te yer alan habere göre, tutuklu Özcan'ın "icbar suretiyle irtikap ve irtikaba teşebbüs", "nitelikli dolandırıcılık", "rüşvet" ve "5072 sayılı Vakıf ve Dernekler Kanunu'na muhalefet" suçlarından, diğer 18 kişinin de çeşitli suçlardan cezalandırılması istenen iddianame, Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.</p>

<p>İddianamede, Özcan'ın tüm suçlamaları reddettiği, baskı ve menfaat talebinde bulunmadığını ifade ettiği kaydedildi.</p>

<h2>ÖZCAN HAKKINDA 263 YILA KADAR HAPİS TALEBİ</h2>

<p>İddianamede, Tanju Özcan'ın her bir 'mağdura' yönelik eylemi nedeniyle 6 kez "icbar suretiyle irtikap", 3 kez "irtikaba teşebbüs", 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" ve 1 kez "rüşvet" suçlarından toplam 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.</p>

<p>Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu şüpheli Süleyman Can'ın 5 kez "icbar suretiyle irtikap", 2 kez "irtikaba teşebbüs" suçundan toplam 27 yıl 6 aydan 64 yıla kadar, BolSev Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız'ın ise 6 kez "irtikap suçuna yardım", 3 kez "irtikap suçuna yardıma teşebbüs" ve 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 72 yıl 7 ay 15 günden 218 yıl 9 aya kadar hapis cezasına mahkum edilmesi istendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddianamede, diğer şüphelilerin de bu suçlardan değişen sürelerde hapsi talep edildi.</p>

<h2>NE OLMUŞTU?</h2>

<p>Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Bolu Belediyesine yönelik 28 Şubat'ta başlatılan "irtikap" soruşturması kapsamında 19 kişi farklı tarihlerde gözaltına alınmıştı.</p>

<p>Gözaltına alınanlardan Belediye Başkanı Tanju Özcan, belediye başkan yardımcıları Süleyman Can ve Leyla Beykoz, Belediye Meclisi üyeleri Cihan Tutal ve Aydan Özdemir, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Ayhan ve BolSev Yönetim Kurulu Başkanı Sarıyıldız tutuklanmıştı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında Bolu Belediyesi'nde, şüphelilerin ev, iş yeri ve araçlarında arama yapılmış, telefonlar ile bazı belge ve materyallere el konulmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bolu-belediye-baskani-tanju-ozcanin-263-yila-kadar-hapsi-isteniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/05/bolu-belediye-baskani-tanju-ozcan-bu-secim-erdogan-ve-kilicdaroglu-secimi-degil-bu-secim-beka-secimi.jpg" type="image/jpeg" length="85454"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklu gazeteci İsmail Arı için iddianame hazırlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tutuklu-gazeteci-ismail-ari-icin-iddianame-hazirlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tutuklu-gazeteci-ismail-ari-icin-iddianame-hazirlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' ve 'gizliliğin ihlali' suçlamalarından hakkında hapis cezası istenen gazeteci İsmail Arı'nın ilk duruşması 5 Haziran'da görülecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' ve 'gizliliğin ihlali' suçlamalarından hakkında hapis cezası istenen gazeteci İsmail Arı'nın ilk duruşması 5 Haziran'da görülecek.</p>

<p>52 gün önce tutuklanan BirGün Muhabiri İsmail Arı hakkında iddianame hazırlandı. İddianame, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi.</p>

<p>İddianamede, Arı'nın 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' ve 'gizliliğin ihlali' suçlamalarından 2 yıl 3 aydan, 8 yıl 3 aya kadar hapsi istendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davada mahkeme tensip incelemesini tamamladı. Mahkeme, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağının değerlendirildiğini belirtilerek, gazeteci Arı'nın tutukluluk halinin devamına hükmetti. İlk duruşma, 5 Haziran'da saat 14.00'da görülecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tutuklu-gazeteci-ismail-ari-icin-iddianame-hazirlandi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/04/birgun-muhabiri-ismail-ari.png" type="image/jpeg" length="75781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu: Boş bir iddianameyi yargılamaya devam ediyorsunuz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglu-bos-bir-iddianameyi-yargilamaya-devam-ediyorsunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglu-bos-bir-iddianameyi-yargilamaya-devam-ediyorsunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Davası'nda, "İçi tamamen boşalmış, tüm ilişkilerinin mevcut iktidarın, ki bu iddianamenin de senaryo yazarı olan iktidarın, Cebeci bölümünü bitirdiniz'" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Davası'nda, 'Boş bir iddianameyi yargılamaya devam ediyorsunuz. İçi tamamen boşalmış, tüm ilişkilerinin mevcut iktidarın, ki bu iddianamenin de senaryo yazarı olan iktidarın, Cebeci bölümünü bitirdiniz' dedi.</p>

<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 77'si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 37'nci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam ediyor.</p>

<p>'Casusluk' iddiasıyla da tutuklu yargılandığı davanın İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki 4 No'lu Duruşma Salonu'nda yapılan duruşmasına katılan İmamoğlu, öğleden sonra İBB Davası'na da katıldı. Burada söz alan İmamoğlu ile Mahkeme Başkanı arasında şu diyalog yaşandı:</p>

<p><strong>Ekrem İmamoğlu</strong>: 'Sabah başka bir duruşmada olduğum için burada olamadım. Çocukluk arkadaşım Seza Bey, bu kontenjandan burada yargılandı. Üzüntü verici. Akraba, arkadaş ve bu tarzda bir dosyanın çok kötü bir tarih yazdığını da ifade edeyim huzurunuzda. Engin Ulusoy var, daire başkanı. Engin Bey, yaşı belli ve emekli. 40 yıla yakın emniyet müdürlüğü yapmış, bizde de daire başkanlığı yapmış. Bu beyefendi artık sürünerek de olsa buraya gelemiyor. Yani bu şekilde bir sağlık durumu var. Bu az önce avukat beyin müvekkili hakkında söylediği ve kapsayıcı söylediği tarafını da ilgilendiriyor. Burada ama başka noktadaki tarafıyla gerçekten işkenceye dönmüş ve bu işkencenin de 6 ayından sorumlu heyet olarak karşımızda olduğunuz için bu durumdan bir an önce Engin Bey ve ona yönelik başka insanları da kurtarmanız gerektiğinin sizin boynunuzun borcu olduğunu kendi kişisel fikrim olarak ifade edeyim.</p>

<h2><strong>'CASUSLUK, BURADAKİ KADAR ABSÜRT'</strong></h2>

<p>İkinci husus, bunu da bir bilgi olarak sizinle paylaşayım. Tabii yan salonda bir Casusluk Davası yürütülüyor. En az buradaki iddianame kadar absürt ve alçakça hazırlanmış bir iddianameyle karşı karşıyayız. Bu alçaklıkla ve bu absürtlükte ve saçmalıkta yarışan davada sanık olarak bulunan Hüseyin Gün, ne acıdır ki bu davada da aynı zamanda örgüt yöneticisi. Bu beyefendi bu sabah tutukluk incelemede daha önceki sorularda suskun kalmıştı. 'Cevap vermek istemiyorum' demişti pazartesi günü. Bugün çıktı, tutukluk incelemesinde, 'Ben ne böyle bir örgütten haberdarım ne böyle bir örgütü biliyorum ne bir örgüte üyeyim ne de bahsi geçen suçu örgütünün yöneticisiyim. Ben hayatımda 5 dakika Ekrem İmamoğlu'nu gördüm ve o 5 dakika tebrik ziyaretine de manevi annem dediğim kişi vasıtasıyla geldim. Onun dışında da ikinci defa burada görüyorum' diye beyanda bulundu. Bu beyanı elbette avukatlarım usulünce mahkemenize gönderilmesiyle ilgili gerekeni yapacaktır.'</p>

<p><strong>Mahkeme başkanı</strong>: 'Talebinizi alalım.'</p>

<p><strong>'4'Ü MEVTA OLDU'</strong></p>

<p><strong>İmamoğlu</strong>: 'Çok önemli. Çünkü 6-7 tane yöneticinin 4'ü mevta oldu sayın başkan.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mahkeme Başkanı</strong>: 'Beyanı inceleriz.'</p>

<p><strong>İmamoğlu</strong>: 'Bir başka yönetici de burada, 'Önüme konan şablonu imzaladım' diyerek itirafçı olarak geçiyor. Yani etkin pişmanlıkçı olarak geçiyor. Burada konuşan da etkin pişmanlıkçı olarak geçiyordu. Ne kadar boş bir iddianameyi yargıladığınızı size huzurunuzda iletmek için söylüyorum bunu. Bu da bir önemli bilgi. Boş bir iddianameyi yargılamaya devam ediyorsunuz. İçi tamamen boşalmış, tüm ilişkilerinin mevcut iktidarın, ki bu iddianamenin de senaryo yazarı olan iktidarın, Cebeci bölümünü bitirdiniz. Yani bir tek bulaşıkçısıyla çaycısı yoktu. Biz de sizden talepte bulunduk.' </p>

<p><strong>Mahkeme Başkanı</strong>: 'Sanıklar adına talepte bulunmanıza gerek yok.'</p>

<h2><strong>'143 EYLEMDEN SORUMLUYUM, TALEPTE BULUNURUM'</strong></h2>

<p><strong>İmamoğlu</strong>: 'Talepte bulunurum sayın başkan. Ben 143 eylemden sorumluyum. Talepte bulunurum. Burada sağlık sorununu size iletecek. Kendisi olmadığına göre onun adına göre ben ileteceğim. Burada olanı iletmiyorum size.'</p>

<p><strong>Mahkeme Başkanı</strong>: 'Raporunu da inceledikten sonra. Cezaeviyle de görüştük. Bilgimiz var.'</p>

<p><strong>İmamoğlu</strong>: 'Ama çözüm bulmuyorsunuz Sayın Başkan.'</p>

<p><strong>Mahkeme Başkanı</strong>: 'Bel fıtığı olduğunu da biliyoruz. Durumdan haberdarız yani.'</p>

<h2><strong>'VALİYİ ÇAĞIRACAK MISINIZ'</strong></h2>

<p><strong>İmamoğlu</strong>: 'Ama çözüm bulmuyorsunuz sayın başkan. Bulursunuz, o zaman rahatlarız. Bir çözüm bulmadığınız hususu daha bildiriyorum. Hâlâ sizin tarafınızdan cevaplanmadığının altını çizeyim. Cebeci konusu burada bitti. Az önce dediğim gibi çanakçısı, ne bileyim çaycısı yargılandı. Sizden talepte bulunduk, Vali'yi çağıracak mısınız?'</p>

<p><strong>Mahkeme Başkanı</strong>: 'Talebinizi not aldım zaten.'</p>

<p><strong>İmamoğlu</strong>: 'Cevap ne zaman vereceksiniz sayın Başkan? Merakla bekliyoruz.'</p>

<p><strong>Mahkeme Başkanı</strong>: 'Ara karar kuracağım en son, birinci celseyi kapatırken. Vali, vali yardımcıları, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürü, Sultangazi Kaymakamı, Orman Bakanlığı sorumluları...'</p>

<p><strong>İmamoğlu</strong>: 'Birinci celseyi kapatırken cevabınızı vereceksiniz. Bunu daha önce verseniz de bir an önce dinlense, '160 milyarlık yolsuzluk' denen dosyanın 110 milyarı daha hızlı aydınlansa biz de desek ki 'Yargıç, Vali'yi çağırdı, Enerji Bakanı'nı çağırdı, MAPEG Genel Müdürü'nü çağırdı'. İyi olmaz mı? Bunu hatırlatıyorum size.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglu-bos-bir-iddianameyi-yargilamaya-devam-ediyorsunuz</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ibb-davasi-2.png" type="image/jpeg" length="75500"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı için trenlerin kapasitesi 18 bin 644 kişi artırılacak]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kurban-bayrami-icin-trenlerin-kapasitesi-18-bin-644-kisi-artirilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kurban-bayrami-icin-trenlerin-kapasitesi-18-bin-644-kisi-artirilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kurban Bayramı'nda YHT, anahat ve bölgesel trenlerde toplam 18 bin 644 kişilik ek kapasite artışı sağlanacağını aktardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kurban Bayramı'nda YHT, anahat ve bölgesel trenlerde toplam 18 bin 644 kişilik ek kapasite artışı sağlanacağını, <span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">Ankara-İstanbul hattında 8 ek YHT seferi düzenleneceğini açıkladı.</span></p>

<p><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sosyal medya hesabından şu açıklamada bulundu:</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">'Kurban Bayramı'nda YHT, anahat ve bölgesel trenlerimizde toplam 18 bin 644 kişilik ek kapasite artışı sağlıyoruz. </span><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">Ankara-İstanbul hattında düzenleyeceğimiz 8 ek YHT seferiyle 3 bin 864 ilave koltuk sunacağız. </span><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">9 günlük tatil boyunca anahat ve bölgesel trenlerimize ekleyeceğimiz 260 vagonla toplam 14 bin 800 kişilik kapasite artışı sağlayacağız. </span><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">Bayram sevincini demiryollarımızın güveni ve konforuyla buluşturmaya devam ediyoruz.'</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kurban-bayrami-icin-trenlerin-kapasitesi-18-bin-644-kisi-artirilacak</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/12/akp-hizli-tren-biletlerine-enflasyonun-uzerinde-zam-yaptigini-kabul-etti.png" type="image/jpeg" length="97965"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti  Diyarbakır 1. Bölge Örgütlenme Toplantısı düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dem-parti-diyarbakir-1-bolge-orgutlenme-toplantisi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dem-parti-diyarbakir-1-bolge-orgutlenme-toplantisi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır 1. Bölge Örgütlenme Toplantısı'nda, barış ve demokratik toplumun inşası için örgütlenmenin önemi ve yapılması gerekenlere ilişkin tartışmalar yürütüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan başkanlığında düzenlenen 'Diyarbakır 1. Bölge Örgütlenme Toplantısı'nda, barış ve demokratik toplumun inşası için örgütlenmenin önemi ve yapılması gerekenlere ilişkin tartışmalar yürütüldü. </p>

<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır 1. Bölge Örgütlenme Toplantısı, Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan başkanlığında düzenlendi.</p>

<p>Toplantıya ilişkin DEM Parti Genel Merkezi'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şöyle denildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'İl ve ilçe eş başkanlarımızla birlikte Amed 1. Bölge Örgütlenme Toplantımızı gerçekleştirdik. Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan'ın da katıldığı toplantıda barış ve demokratik toplumun inşası için örgütlenmenin önemi ve yapılması gerekenlere ilişkin tartışmalar yürütüldü. Onurlu bir barışın kalıcı hale getirilmesi için daha fazla örgütlenmeye ve mücadele etmeye ihtiyaç olduğu vurgulandı.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dem-parti-diyarbakir-1-bolge-orgutlenme-toplantisi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abone.ankahaber.net/static/image/d5e2b843-4c2f-403d-85af-89f730d9c19e-w.jpeg" type="image/jpeg" length="51001"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li kadın milletvekillerinden ortak açıklama]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-kadin-milletvekillerinden-ortak-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-kadin-milletvekillerinden-ortak-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin kadın milletvekilleri tarafından yapılan ortak açıklamada, sosyal medyada kadın siyasetçilerin hedef alındığına dikkati çekilerek, kadın siyasetçilere yönelik hakaret, iftira ve linç kampanyalarının demokratik siyaseti hedef aldığı belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin kadın milletvekilleri tarafından yapılan ortak açıklamada, sosyal medyada kadın siyasetçilerin hedef alındığına dikkati çekilerek, kadın siyasetçilere yönelik hakaret, iftira ve linç kampanyalarının demokratik siyaseti hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, 'Yargı eliyle siyaset dizayn edilirken kadınların siyasetteki varlığını hedef alan bu karanlık dil bizleri korkutamayacak, susturamayacak ve geri adım attıramayacaktır' ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>CHP'nin kadın milletvekilleri tarafından sosyal medyada kendilerinin hedef alındığı iddialara ilişkin yapılan ortak yazılı açıklamada, şunlar kaydedildi: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Son günlerde kadınların siyasetteki varlığını hedef alan, ahlak ve vicdan sınırlarını aşan saldırılar sadece belirli kişilere değil siyasetin onuruna, kadınların kamusal yaşam mücadelesine ve demokratik siyasete yönelmiş organize bir itibarsızlaştırma girişimidir. Bizler kadın milletvekilleri olarak sistematik hale gelen hakaret dilini, yalanı, iftirayı ve kadın siyasetçiler üzerinden yürütülen linç kampanyalarını en güçlü şekilde kınıyoruz. Türkiye siyasetinde geçmişte de sert tartışmalar yaşanmıştır ancak bugün gelinen noktada hakaretin, yalanın ve iftiranın olağanlaştırıldığı; ailelerin, çocukların ve kişisel hayatların hedef haline getirildiği zehirli bir siyasi iklim yaratılmıştır. Kadın siyasetçileri susturmayı, itibarsızlaştırmayı ve toplum önünde yalnızlaştırmayı amaçlayan bu kirli anlayışı kabul etmiyoruz.</p>

<h2><strong>KADINLARIN SİYASET HAKKI VURGUSU </strong></h2>

<p>Kadın siyasetçilerin namusuna, ahlakına ve kişilik haklarına yönelik alçakça saldırılar hiçbir koşulda kabul edilemez. Kadınların siyaset yapma hakkını baskı altına almak, onları aşağılık ithamlarla hedef göstermek ve kamuoyu önünde itibarsızlaştırmaya çalışmak demokratik siyasete vurulmak istenen ağır bir darbedir. Çünkü hedef yalnızca bugün görev yapan kadın siyasetçiler değildir, hedef yarının kadın siyasetçileridir. Kadınların siyasette daha fazla yer almasını engellemek, genç kadınlara 'Bedeli ağır olur' mesajı vermek isteyenlere açıkça söylüyoruz: Başaramayacaksınız. Bir insanın onuruna, ailesine, hayatına ve emeğine yalanlarla saldırmak yalnızca siyasi bir çirkinlik değil, aynı zamanda büyük bir vicdan ve ahlak sorunudur. İnancı, ahlakı ve toplumsal değerleri dilinden düşürmeyenlerin iftira karşısında sessiz kalması, hatta bu kötülüğü desteklemesi kabul edilemez.</p>

<h2><strong>EŞİT TEMSİL VE DAYANIŞMA MESAJI </strong></h2>

<p>Yargı eliyle siyaset dizayn edilirken kadınların siyasetteki varlığını hedef alan bu karanlık dil bizleri korkutamayacak, susturamayacak ve geri adım attıramayacaktır. Tam tersine kadınların eşit temsil mücadelesini daha da büyütecek, dayanışmayı daha da güçlendirecektir. Kadınların kamusal yaşamda, karar alma mekanizmalarında ve siyasette eşit biçimde yer alma hakkı hiç kimsenin karalama kampanyalarıyla engellenemeyecek kadar meşru ve güçlüdür. Bugün kadın siyasetçilere yöneltilen saldırılar karşısında sessiz kalmayan herkes, aynı zamanda demokratik toplum düzenine de sahip çıkmaktadır. Bu ülkenin vicdanına, kadınların dayanışmasına ve halkımızın sağduyusuna güveniyoruz.</p>

<h2><strong>HAKARET VE İFTİRALAR İÇİN SUÇ DUYURUSU</strong></h2>

<p>Kadınları hedef gösterenlerden, nefret dilini büyütenlerden ve iftirayı siyaset yöntemi haline getirenlerden hukuk önünde ve toplum vicdanında mutlaka hesap sorulacaktır. Ortaya atılan tüm yalanlar, hakaretler ve kişilik haklarına saldırı niteliğindeki ifadeler hakkında gerekli suç duyuruları yapılmıştır. Başlatılan yargı süreçlerinin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, kadınların onurunu ve siyaset yapma hakkını hedef alan herkesin hukuk önünde hesap vermesi için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-kadin-milletvekillerinden-ortak-aciklama</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/chp-16.jpeg" type="image/jpeg" length="58514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Et  ve tavuk olmayan gıda sepetinin fiyatı 6 yılda 13 kat arttı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/et-ve-tavuk-olmayan-gida-sepetinin-fiyati-6-yilda-13-kat-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/et-ve-tavuk-olmayan-gida-sepetinin-fiyati-6-yilda-13-kat-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçerisinde et ve tavuk ürünleri bulunmayan gıda sepetinin fiyatı altı yılda 13 kat arttı. 584 Lira olan sepet fiyatı 7 bin 926 lirya ulaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Son yıllarda gıda fiyatlarında yaşanan fahiş artışla birlikte içinde et, tavuk, balık bulunmayan alışveriş sepetinin fiyatı altı yıl içerisinde 13 kat arttığı anlaşıldı. Ocak 2020'de 34 kalem temel gıdanın bulunduğu alışveriş sepetinin maliyeti 584 liraya denk gelirken, Mayıs 2026'da aynı sepetin maliyeti 7 bin 926 liraya yükseldi. Altı yılda yüzde 1256 artış yaşandığı anlaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>T24'ün haberine göre, 2020'den bu yana hayatın her alanında yaşanan yüksek enflasyon, asgari ücretlinin mutfağındaki et, tavuk ve balık olmayan tencereyi de vurdu. Fiyatlardaki yüksek artış, en temel gıdalara erişimi zorlaştırdı.</p>

<h2>Et içermeyen temel mutfak harcamaları 7 bin TL’yi aştı</h2>

<p>Ocak 2020’deki resmi veriler ile Mayıs 2026’daki market fiyatları karşılaştırıldığında, 34 üründen oluşan ve tavuk, balık, et içermeyen alışveriş sepetinin maliyet artışı yüzde 1256’ya ulaştı. 2020 yılının başında 584 TL tutan bu etsiz sepet, Mayıs 2026’da 7 bin 926 TL oldu.</p>

<h2>Kirayla birlikte asgari ücret yetmiyor</h2>

<p>2020’de asgari ücretin 4’te biriyle alınabilen temel gıda sepeti, 2026’da asgari ücretin 3’te biriyle alınabilir hale geldi. Endeksa’nın Nisan 2026 verilerine göre Türkiye genelinde kira ortalamasının 25 bin TL olduğu göz önüne alındığında, yalnızca kira ücreti ve etsiz mutfak sepetinin toplam maliyeti asgari ücretin üzerine çıktı.</p>

<h2>Sepetteki artış rekoru bakliyat ve sebze ürünlerinde</h2>

<p>Sepetteki ürünler içinde en yüksek zam oranları bakliyat, meyve ve sebzelerde görüldü. 2020 yılında 7 TL olan bir kilogram mercimeğin fiyatı yüzde 2 bin 109 zamla 165 TL, bulgur yüzde bin 115 zamla 5 TL’den 60 TL, makarna yüzde bin 104 zamla 4 TL’den 58 TL olurken; maydanoz yüzde 2 bin 390 zamla 1 TL’den 32 TL, kuru soğan yüzde bin 83 zamla 2 TL’den 30 TL, domates yüzde bin 654 zamla 6 TL’den 110 TL’ye çıktı.</p>

<p>Diğer artışlar ise şöyle sıralandı:</p>

<p><img alt="" height="228" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/05/4d0e977e-692f-46c5-a7c2-803b4e9a445c.webp" width="670" /><img alt="" height="653" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/05/f1f3b091-99eb-455b-8550-6364b2ef3b4a.webp" width="650" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/et-ve-tavuk-olmayan-gida-sepetinin-fiyati-6-yilda-13-kat-artti</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/04/enflasyon-9.jpeg" type="image/jpeg" length="33305"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylin Nazlıaka: CHP iktidarında tüm tarım emekçisi kadınlar sigortalanacak]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aylin-nazliaka-chp-iktidarinda-tum-tarim-emekcisi-kadinlar-sigortalanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aylin-nazliaka-chp-iktidarinda-tum-tarim-emekcisi-kadinlar-sigortalanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Gaziantep’te bir araya geldiği kadın tarım işçilerine, CHP iktidarında tüm tarım emekçisi kadınların sigorta kapsamına alınacağını ve devlet güvencesi altına alınacağını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Gaziantep’in Araban ilçesinde kadın tarım işçileriyle bir araya gelerek çalışma koşulları ve yaşanan sorunlar hakkında bilgi aldı. Ziyaret sırasında tarım işçileri, düşük yevmiyelerden ve çocuklarının yaşadığı zorluklardan bahsetti.</p>

<p>Bir kadın tarım işçisi, günlük çalışma rutinlerini şu sözlerle aktardı: "Sabah 5’te kalkıyoruz, 6’da işbaşı yapıyoruz. Çalışıyoruz güneşin altında, yevmiyeler çok ucuz. Bütün bayanlar yıpranıyor, çocuklar da bizimle yıpranıyorlar fakirlikten dolayı. Bir destek istiyoruz, yevmiyeler pahalı olsun. İşçilerin hakkı yenmesin."</p>

<h2>İKTİDARI DEĞİŞTİRMEK İSTERDİK</h2>

<p>Nazlıaka'nın, "Çocuğunuzu bırakacağınız bir yer var mı?" şeklindeki sorusu üzerine işçiler, çocukların kendi başlarına kaldıklarını, bazen kahvaltı yapmadan okula gittiklerini ve beslenme çantası hazırlayamadıklarını ifade etti. Genç kızların da ekonomik mecburiyetler nedeniyle güneş altında çalışarak yıprandıkları kaydedildi.</p>

<p>Görüşmenin devamında Nazlıaka'nın, "Elimde bir sihirli değnek olsa neyi değiştirelim isterdiniz?" sorusuna karşılık işçiler, "İktidarı değiştirmek isterdik. Bayanlar için güzel bir iş imkanı isterdik. Biz de güneşte gelip çalışmak zorunda kalmayız" yanıtını verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aylin Nazlıaka, işçilerin talepleri ve şikayetleri üzerine yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Ben size sadece şunun müjdesini vereyim, ilk seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geliyor. Ve Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında tüm tarım emekçisi kadınlar sigortalanacak. Devlet güvencesi altında olacak inşallah."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aylin-nazliaka-chp-iktidarinda-tum-tarim-emekcisi-kadinlar-sigortalanacak</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/nazliaka-antep.jpg" type="image/jpeg" length="88690"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump, Çin Devlet Başkanı Xi ile görüşmek üzere Pekin'e gitti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trump-cin-devlet-baskani-xi-ile-gorusmek-uzere-pekine-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trump-cin-devlet-baskani-xi-ile-gorusmek-uzere-pekine-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Nvidia CEO’su Jensen Huang ve Elon Musk’ın yer aldığı bir heyetle Çin’e resmi ziyarette bulundu. Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşerek ABD'li şirketlere yönelik kısıtlamaların gevşetilmesini talep edeceğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, NVIDIA CEO’su Jensen Huang ve milyarder Elon Musk’ın da yer aldığı heyetle bugün Çin’e gitti. Trump'ı, Çin Devlet Başkan Yardımcısı Han Zheng ile ABD’nin Çin Büyükelçisi David Perdu, Çin’in ABD Büyükelçisi Xie Feng ve Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Ma Zhaoxu karşıladı. Karşılama töreninde ayrıca 300 Çinli genç, askeri bando ve onur kıtası da hazır bulundu.</p>

<p>ABD medyasında yer alan haberlere göre, yaklaşık 10 yıl sonra Çin’i ziyaret eden ilk ABD başkanı olan Trump’ın, dünyanın ikinci büyük ekonomisiyle sürdürülen kırılgan ticaret ateşkesini korumayı ve yeni ticari anlaşmalar yapmayı hedeflediği belirtildi. Ziyaretin bir diğer amacının ise İran savaşı sonrası zayıflayan iç kamuoyu desteğini güçlendirmek olduğu ifade edildi.</p>

<h2>TİCARİ İLİŞKİLER VE YAPAY ZEKA ÇİPLERİ GÜNDEMDE</h2>

<p>Trump’a eşlik eden iş insanları arasında, gelişmiş H200 yapay zeka çiplerinin Çin’de satışına yönelik düzenleyici onay süreciyle karşı karşıya bulunan Nvidia yöneticileri de yer aldı. ABD medyasının aktardığına göre Trump, Nvidia CEO’su Huang'dan geziye son anda katılmasını istedi; Huang’ın Alaska’daki yakıt ikmali sırasında Air Force One uçağına binerken görüldüğü kaydedildi.</p>

<p>Trump, sosyal medya platformu Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, "Başkan Xi’den, bu parlak insanların yeteneklerini ortaya koyabilmesi için Çin’i açmasını isteyeceğim. Bu benim ilk talebim olacak" ifadelerini kullandı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun ise Trump’ın açıklamalarına ilişkin değerlendirmesinde, Pekin’in iş birliğini genişletmeye, farklılıkları yönetmeye ve çalkantılı dünyaya daha fazla istikrar ve öngörülebilirlik katmaya hazır olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trump’ın temasları kapsamında Büyük Halk Salonu’nda resmi karşılama töreni, UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan Cennet Tapınağı ziyareti ve devlet yemeği düzenlenmesi planlanıyor. Trump ve Xi arasında yapılacak görüşmelerde, ticaretin yanı sıra İran savaşı ve ABD’nin Tayvan’a silah satışları gibi başlıkların da ele alınması bekleniyor. Çin, Tayvan üzerindeki egemenlik iddiasını sürdürürken, Washington yönetimi ise Ada’nın savunma kapasitesini desteklemeye devam ediyor. Çin yönetimi bugün yaptığı açıklamada, ABD’nin Tayvan’a yönelik olası 14 milyar dolarlık silah satış paketine karşı olduklarını yineledi. Paketin Trump’ın onayını beklediği belirtildi.</p>

<p>Haberde yer alan bilgilere göre Trump’ın, Pekin yönetiminden İran üzerinde nüfuz kullanarak Tahran’ı Washington ile anlaşmaya yönlendirmesini talep etmesinin beklendiği kaydedildi. Ancak Trump daha önce yaptığı açıklamada Çin’in desteğine ihtiyacının olmadığını ifade etmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trump-cin-devlet-baskani-xi-ile-gorusmek-uzere-pekine-gitti</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/trump-cin-ziyareti.jpg" type="image/jpeg" length="84268"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Özcan, Özkan Yalım'ın ek ifadesi hakkında suç duyurusunda bulundu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-ozcan-ozkan-yalimin-ek-ifadesi-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-ozcan-ozkan-yalimin-ek-ifadesi-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, tutuklu bulunan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın ek ifadesinde yer alan iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Özcan, söz konusu ifadelerin bir kadının onur ve haysiyetine yönelik saldırı niteliği taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla Milletvekili Gizem Özcan, tutuklu yargılanan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın ek ifadesinde kendisine yönelik öne sürdüğü iddialara tepki göstererek yasal süreci başlattı. Özcan, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Hiç kimse bir kadının haysiyetine saldırmayı cezasız sanmasın" şeklinde konuştu.</p>

<p>Milletvekili Gizem Özcan, resmi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, hakkındaki iddiaları "iftira serisi" olarak tanımladı. Özcan, onurlu yaşamlarının başkalarının pespayeliklerine alet edilemeyeceğini kaydederek, savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi. Kadın arkadaşlarına yönelik daha önce dile getirilen iddiaları da kendisine yapılmış saydığını belirten Özcan, siyasi hırslar uğruna insani değerlerin ayaklar altına alındığını ifade etti.</p>

<h2>HAYSİYET VE ONUR VURGUSU</h2>

<p>Özcan, iddiaların kurgulandığı dönemle ilgili somut veriler paylaşarak savunmasını detaylandırdı. Bahsi geçen tarihlerde Parti Meclisi (PM) üyesi olmadığını ve söz konusu ilde hiç bulunmadığını vurgulayan CHP’li vekil, iddialarda adı geçen diğer kadın meslektaşıyla o tarihlerde tanışıklığının dahi bulunmadığını kaydetti. Ayrıca, söz konusu sürecin ilk çocuğu olan oğlunun dünyaya geldiği ve onu büyüttüğü bir döneme denk geldiğini, bu nedenle partide aktif bir görev üstlenmediğini hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşanan durumu "sınırsız bir kötülük" ve "köşeye sıkışmışlığın neticesi" olarak nitelendiren Özcan, son dönemde benzer yaftalamaların arttığına dikkat çekti. Namuslu insanların daha güçlü olduğunu herkesin göreceğini söyleyen Özcan, kadın haysiyetine yönelik saldırıların karşılıksız kalmayacağını belirtti. Özcan, açıklamasını "Hodri meydan" sözleriyle bitirirken, kendisine yönelik anlatılan senaryoların tamamının asılsız olduğunu bir kez daha dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-ozcan-ozkan-yalimin-ek-ifadesi-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/gizem-ozcan-usak.png" type="image/jpeg" length="78230"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel: Yürüdüğümüz Yol; Türkiye’deki bütün emekçilerin, gözyaşı akıtan bütün anaların iktidarının yoludur]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozel-yurudugumuz-yol-turkiyedeki-butun-emekcilerin-gozyasi-akitan-butun-analarin-iktidarinin-yoludur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozel-yurudugumuz-yol-turkiyedeki-butun-emekcilerin-gozyasi-akitan-butun-analarin-iktidarinin-yoludur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Lideri Özgür Özel, Soma faciasının 12. yılındaki anma programına katıldı. Özel, maden kazası sonrası yürütülen yargı sürecini eleştirerek, ilk seçimlerde mevcut düzenin değişeceğini ve adaletin tüm mağdurlar için sağlanacağını ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen ve 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği Soma Maden Faciası’nın 12’nci yıldönümü dolayısıyla Manisa’nın Soma ilçesinde düzenlenen “Soma Maden Şehitlerini Anma Programı”na katıldı. Programda Somalılara ve hayatını kaybeden madencilerin ailelerine hitap eden Özel, faciada yitirilen 301 işçinin hatırası önünde saygıyla eğildiğini belirtti.</p>

<p>Özel, şunları söyledi:</p>

<h2>“13 MAYIS’LARI BİR ARADA GEÇİRİYORUZ”</h2>

<p>“Olay olduğu gün koştuk ve buraya geldik. O günden bugüne de 13 Mayısları bir arada geçiriyoruz. Şeklen burada olanlar vardı, ilk yıldönümünde ikinci yıldönümünde. Bugün yoklar burada, o zaman yerelde iktidardaydılar, büyükşehirde varlardı. Protokol olarak buradaydılar. O gün protokolde yeri olmayan ama burada olan birçok kişi şimdi protokolde onların yerinde. Benim büyük üzüntülerimden biri bugün iki avukat kardeşimizin Silivri zindanlarında olmasıysa, bir tesellim de o günden son güne kadar Soma ailelerinin yanında bir avukat olarak mücadele etmiş, Somalı bir avukat olarak onları hiç yalnız bırakmamış olan Sercan Okur’un şimdi bu kentin belediye başkanı olarak onlara omuz veriyor olmasıdır. Soma yaşandıktan hemen sonra seçim gecelerinde lince uğrardı. Çünkü AK Parti’nin kara düzenini ilk Somalılar tanıdı. AK Parti’nin kara düzeni ‘Patronlar daha çok para kazansın’ diye yapılacak denetimlerin önceden haber verildiğini; içeride kullanılmaması gereken yangın çıkarabilecek ekipmanın, örneğin elektrikli olması gerekirken mazotlu, benzinli olan araçların o yüzden saklandığını ve gömüldüğünü; gelen müfettişlerin turistik gezilere çıkarılıp, ağırlanıp göstermelik raporlar tuttuklarını; sermayenin, sendikanın siyasetle oluşturduğu ‘bermuda şeytan üçgeni’nin 301 canımızı nasıl yuttuğunu; AK Parti’nin kurduğu kara düzeni, ilk Somalılar biliyordu. Seçim akşamları yine buralardan AK Parti lehine bazı sonuçlar gelince, Türkiye, Somalılara kızmaya kalkıyordu. Ben de seçim geceleri o kızanlarla kavga ediyordum. ‘Soma öyle bir yer değil. Soma her gün biraz daha değişiyor. Soma bambaşka bir şeye dönüşüyor. Kimse Soma’nın hakkını yemesin’ diyorduk. Soma’nın bugünlere gelmesinde Sosyal Haklar Derneği’nin, 301 Madenci Derneği’nin, Bağımsız Maden İş Sendikası’nın ve bu yapılarda emek veren, gayret gösteren herkesin alınteri vardır. O günlerde bizler muhalefet partisiydik, bugün Türkiye’nin birinci partisiyiz. Soma Belediyesi’nin ve Manisa Büyükşehir’in, Manisa’daki neredeyse tüm belediyelerin yönetimini almış partiyiz. Ama hep beraber büyük bir saldırı ve taarruz altındayız. Çünkü sistem, rejim değişikliğe karşı direnmenin, kara düzeni sürdürmenin niyetinde ve telaşında.”</p>

<h2>“ADALET CELLADI, BUGÜN REJİMİN ADALET BAKANI”</h2>

<p>“Selçuk Kozağaçlı’nın içeride olmasının müsebbibi olan, Can’ın serbest bırakılması gerekirken AYM kararına rağmen onun içeride tutulmasına sebep olan Soma davası, ilk önce çok iyi bir hakimle giderken, hakimi değiştiren, gelen hakime kötü bir karar aldıran ancak biraz önce ifade edildiği gibi Yargıtay’da ‘Olası kast kararı vermeyeceksen bu davada, nerede vereceksin?’ diye düzeltilip, aileler lehine bir karar alındığında, kararı buradaki mahkemeye tebliğ etmemek için 5 ay tutan, 5-0 karar veren o heyetin üç üyesinin yerine AK Parti’nin emrinde üç üye yollayan, 5-0’lı kararı 3-2 ile bozan, olası kastı kaldırıp, ‘Bu bir kaza’ diyen, sorumlulara, ‘Beşer gün yattınız kişi başı, şehit başı, yeter, çıkın, hayatınızı yaşayın’ diyen düzen, kara düzen kendini sürdürmek için faaliyetlerine devam ediyor. O yüzden geçmişimizde ne acı varsa, ne kötü karar varsa, ne adalet yoksulu karar varsa hepsinin bir yerinde olan adalet celladı, bugün rejimin Adalet Bakanı olarak görev yapmakta.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“SOMA’NIN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİĞİMİZ GİBİ KARA DÜZENİ DE DEĞİŞTİRECEĞİZ”</h2>

<p>“Ben buradan, Soma’dan, 12’nci yılında bu büyük acının, buradan şunu söylüyorum. Biz nasıl Soma’nın kaderini değiştirdiysek, nasıl Soma’yı hep beraber büyük bir birliktelikle, inançlı, namuslu ve kararlı bir birliktelikle Soma’nın yerelde kaderine el koyduysak, hiç ayrılmadan, ayrı düşmeden, yapılacak ilk seçimlerde AK Parti’nin kara düzenini değiştirmek üzere, elbette haksız yere tutuklu avukatları, siyasetçileri, aktivistleri, gazetecileri, hepsini serbest bırakmak üzere, elbette hangi dava yeniden görülecekse ama and içmiştim davanın çıkışında gözyaşlarıyla, ‘En başta Soma ve 301’in davası olmak üzere nerede haksız hukuksuz bir dava varsa, o davalar yeniden görülmek üzere, alın terinin karşılığını vermek üzere, anaların gözyaşını dindirip o gün anasının karnında olup, bugün 11 yaşındaki evlada, o gün ilkokulda olup bugün avukat olmuşlara, o gün 14 yaşında olup bugün burada haykıran Berkan’ın haklılığına sonuna kadar sahip çıkmak üzere bu AK Parti’nin kara düzenini ilk seçimde değiştireceğiz. Bu rejimi yerle bir edeceğiz.”</p>

<h2>“ARKADAŞLARIMIZ 12 METREKAREDE DİMDİK DURUYORLAR”</h2>

<p>“Bunun için ne fedakarlıksa o fedakarlık. İçeride yatan arkadaşlarımız var. 12 metrekarede dimdik duruyorlar, dimdik. Tehdit ediliyoruz, saldırıya uğruyoruz, haysiyet suikastlarıyla ve her türlü kumpasla muhatabız. Niye? Yürüdüğümüz iktidar yolundan, ki o yol ne şahsımın ne partimin iktidarı değildir. Yürüdüğümüz yol; Türkiye’deki bütün emekçilerin, bütün emeklilerin, bütün mazlumların, bütün mağdurların, gözyaşı akıtan bütün anaların iktidarının yoludur. Değişecekse önce bu iktidar değişecek. Sonra yargının tutumları değişecek. Değişecekse önce bu iktidar değişecek, sonra sarı sendikacılık değişecek. Değişecekse önce bu iktidar değişecek; çiftçinin, işçinin, memurun ve esnafın mağduriyeti değişecek. Halkın iktidarını kurmak, halkın düşmanını kovmakla, halkın koluna girmekle, mağdurları, mazlumları iktidara getirmekle olur. Bunun peşindeyiz biz.”</p>

<h2>“İNTİKAM ALINACAK, HAK YERİNİ BULACAK”</h2>

<p>“Onun için bir daha hiçbir madenci madenlerde 150 yıl öncenin şartlarında çalışmasın, hayatını kaybetmesin diye, Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmasın diye, dağın başındaki bir otelde 76 can diri diri yanmasın diye, olmadık yerde biraz daha fazla para kazansınlar diye atılan imzalarla toprağın altında canlar hayatını kaybetmesin diye, kimse birileri daha çok para kazanacak diye bedavadan ölmesin diye, emek en yüce değer, hakkını alsın diye, emekçi en yüce insan, hak ettiği yerde dursun diye Soma’da bir kez daha hep beraber kararlılıkla, sabırla ve dirençle birlikteyiz. Göreceksiniz bir zamanlar verdiğimiz antları, söylediklerimizin bir kısmını yerine getirdik beraber. Ama göreceksiniz, daha sonraki anmalarda Soma’nın örneğin 14’ncü anmasında, 15’nci anmasında bu kürsüde elbette bizler olacağız, hepimiz yine olacağız. Ama bu kürsüde halkın iktidarının Cumhurbaşkanları olacak, Bakanları olacak, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanları olacak. Bu kürsüler halkın, onun seçtiklerinin olacak. AK Parti’nin kara düzeni tarihe karışacak. Size söz veriyorum, size söz veriyorum. Biz kazanacağız, emek kazanacak, halk kazanacak. O güne kadar yasımızı tutarken mücadelemizi yükseltelim, o güne kadar ilk günkü acımızla, ilk günkü direncimizle ve her zamanki enerjimizle bir ve birlikte olalım. Hepinizi yürekten selamlıyorum, kucaklıyorum. Çok iyi insanlarsınız, çok güzel günler gelecek. İntikam da alınacak, hak da yerini bulacak. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozel-yurudugumuz-yol-turkiyedeki-butun-emekcilerin-gozyasi-akitan-butun-analarin-iktidarinin-yoludur</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/ozgur-ozel-soma-1.png" type="image/jpeg" length="56703"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Casusluk Davası'nda 'tutukluluğa devam' kararı verildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/casusluk-davasinda-tutukluluga-devam-karari-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/casusluk-davasinda-tutukluluga-devam-karari-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün yargılandığı casusluk davasında tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Mahkeme, sanıkların faaliyetlerine dair MİT’ten rapor istenmesine ve İBB sistemlerine dair dijital verilerin incelenmesine karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklu yargılandığı davada ara kararını açıkladı. Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde gerçekleştirilen duruşmada, tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmedilirken, bir sonraki oturumun 6 Temmuz 2026 tarihinde yapılması kararlaştırıldı.</p>

<p>Dava kapsamında yapılan yargılamada, mahkeme heyeti tarafından Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü’ne yeni müzekkereler yazılmasına karar verildi.</p>

<h2>MİT VE BTK’YA YENİ TALİMATLAR YAZILACAK</h2>

<p>Mahkeme, suç tarihlerine göre sanıkların üzerlerine atılı suç kapsamında casusluk faaliyetlerinde bulunup bulunmadıklarına ilişkin herhangi bir rapor veya tespit olup olmadığının MİT Başkanlığı’na sorulmasını kararlaştırdı. Heyet ayrıca, Hüseyin Gün’e ait olduğu belirtilen dijital verilerdeki e-posta adresleri ve şifrelerin, devletin güvenliği veya siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgiler niteliğinde olup olmadığı yönünde kurumdan ayrıntılı değerlendirme istedi.</p>

<p>Mahkeme, BTK’dan İBB’ye ait IP adresleri ve sunucu sağlayıcı bilgilerinin gönderilmesini; sisteme erişim sağlayan kullanıcıların tarih ve saat bilgilerini içeren log kayıtlarının tespit edilmesini talep etti. BTK’dan gelecek yanıtın ardından, verilerde geçen bilgilerin gerçekliği ve ilgili kişilerin suç tarihlerinde belediyede çalışıp çalışmadıkları araştırılacak. Log kayıtlarının incelenerek yetkisiz erişim, veri sızıntısı veya hesap ele geçirilmesi bulgularının raporlanması istendi.</p>

<p>Duruşmada ayrıca, sanık Hüseyin Gün ile bağlantılı olduğu öne sürülen Ümit Deniz Alaçam’dan temin edilen el yazılı günlükler ve defterlere ilişkin daha önceki yazışmaların akıbetinin sorulmasına karar verildi. Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan’ın başka suçlardan da tutuklu olduklarının UYAP üzerinden anlaşılması üzerine, mevcut tutuklama müzekkerelerinin infaz durumunun ceza infaz kurumlarından teyit edilmesi hükme bağlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>TELE1 VE DİĞER TALEPLER REDDEDİLDİ</h2>

<p>Mahkeme, TELE 1 kanalına yönelik tedbirlerin kaldırılması taleibini, suçun niteliği ve müsadere talebi bulunması nedeniyle geri çevirdi. Kayyum işlemlerine yönelik talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığı belirtilirken, sanık Hüseyin Gün’ün mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması isteği de reddedildi. Heyet, henüz dinlenmeyen tanıkların bulunması ve sanıkların tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimalini gerekçe göstererek adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağına vurgu yaptı.</p>

<p>Tanıklar Berkay Yağlıcı, Ümit Deniz Alaçam ve Zeynep Şen hakkında zorla getirme kararı veren heyet, Lale Uğuzay’ın da tanık olarak dinlenmesini kararlaştırdı. Kararın açıklanmasının ardından konuşan Merdan Yanardağ, bu kararın iktidarın korkusu olduğunu ve adil olmadığını ifade etti. Necati Özkan ise Türkiye’nin bağımsız mahkemelerine ve adalete inanmaya devam ettiklerini kaydetti. Davanın bir sonraki duruşması 6 Temmuz 2026 tarihinde görülecek; tutukluluk incelemesi ise 11 Haziran 2026'da dosya üzerinden gerçekleştirilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/casusluk-davasinda-tutukluluga-devam-karari-verildi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/silivri-durusma-salonu.png" type="image/jpeg" length="86099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP heyeti TBMM'de ara seçim gündemiyle siyasi partileri ziyaret etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chp-heyeti-tbmmde-ara-secim-gundemiyle-siyasi-partileri-ziyaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chp-heyeti-tbmmde-ara-secim-gundemiyle-siyasi-partileri-ziyaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ile Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftçi ve Gökçe Gökçen’den oluşan heyet; DEM Parti, Yeni Yol Partisi ve İYİ Parti gruplarını ziyaret etti. Görüşmede, sekiz seçim bölgesinde yapılan ara seçim araştırmalarının sonuçları paylaşıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen’den oluşan heyet, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) grubu bulunan siyasi partileri ziyaret etti. Heyet; Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Yeni Yol Partisi ve İYİ Parti temsilcileri ile bir araya gelerek ara seçim gündemini görüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görüşmelerde, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in nisan ayında siyasi parti liderlerine gerçekleştirdiği ziyaretlerin devamı olarak, sekiz farklı seçim bölgesinde yürütülen kamuoyu araştırmalarının sonuçları ele alındı. Özel, daha önceki temaslarında temsil adaletinin sağlanması amacıyla ara seçim sandığının kurulmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu vurgulamıştı.</p>

<h2>SEKİZ SEÇİM ÇEVRESİNDE KAMUOYU ARAŞTIRMASI</h2>

<p>CHP heyeti tarafından siyasi partilere sunulan bilgilere göre, seçim yapılması gereken sekiz bölgede gerçekleştirilen araştırmalar seçmen eğilimlerini ortaya koydu. Veriler, seçmenlerin yüzde 63’ünün ara seçim yapılmasını gerekli gördüğünü, yüzde 77’sinin ise olası bir seçimde oy kullanacağını belirttiğini gösterdi. Araştırmada, AK Parti seçmeninin yüzde 40’ının ara seçimi gerekli bulduğu ve bu kitlenin yüzde 77’sinin sandığa gitme eğiliminde olduğu kaydedildi.</p>

<p>Kamuoyu araştırmalarında ayrıca, sekiz seçim bölgesindeki seçmenlerin yüzde 60’tan fazlasının ara seçimde muhalefet adaylarına destek vereceği sonucu paylaşıldı. CHP heyeti, ziyaretler sırasında bu veriler ışığında temsil adaletinin sağlanması için atılması gereken adımları muhataplarına aktardı.</p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, nisan ayında ara seçim gündemiyle aralarında DEM Parti, TİP, EMEP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi, Zafer Partisi, SOL Parti, Anahtar Parti ve Saadet Partisi'nin bulunduğu 12 siyasi partiyi ziyaret etmişti. Söz konusu ziyaretlerin ardından ilgili partiler, CHP’nin anayasal bir zorunluluk olarak nitelendirdiği ara seçim talebine destek verdiklerini açıklamıştı. Görüşmelerde bu mutabakatın güncel verilerle desteklendiği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, Siyaset</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chp-heyeti-tbmmde-ara-secim-gundemiyle-siyasi-partileri-ziyaret-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/chp-heyeti-1.jpg" type="image/jpeg" length="47933"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="55425"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="69374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="14656"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="67540"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="64535"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="83521"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="57329"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="74045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="65017"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="20356"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="12690"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="72047"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="29137"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="28427"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="90527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="41100"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="87135"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="47831"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="14755"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="72171"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
