<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 09 May 2026 21:30:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere, ‘Dragon’ destroyerini Hürmüz’e gönderiyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ingiltere-dragon-destroyerini-hurmuze-gonderiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ingiltere-dragon-destroyerini-hurmuze-gonderiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Savunma Bakanlığı, hava savunma destroyeri HMS Dragon'un Orta Doğu'ya doğru yola çıktığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere Savunma Bakanlığı, HMS Dragon hava savunma destroyerinin Orta Doğu’ya hareket ettiğini açıkladı. Gemi, Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerin güvenliğini sağlamayı amaçlayan olası çok uluslu deniz misyonuna katılmak üzere bölgede konuşlandırılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İngiliz basınında yer alan haberlere göre, "Type 45" sınıfı destroyer, İngiltere ve Fransa öncülüğünde planlanan olası Avrupa deniz gücüne destek vermek amacıyla önceden bölgeye sevk edildi. Geminin, çatışmaların durması ve uygun koşulların oluşması halinde ortak göreve katılabileceği kaydedildi.</p>

<p>Söz konusu adım, ABD ile İran arasında yaşanan son çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik krizinin derinleşmesi üzerine atıldı. Washington, İran limanlarına yönelik deniz ablukası kapsamında "Özgürlük Projesi" adlı askeri operasyonu başlatmıştı. Ticari gemilere eskort sağlama ve deniz trafiğini koruma amacı taşıyan bu operasyon, daha sonra geçici olarak askıya alınmıştı.</p>

<h2>LONDRA VE PARİS'TEN KÖRFEZ'DE SAVUNMA GİRİŞİMİ</h2>

<p>Londra ile Paris yönetimleri son haftalarda Körfez’de "savunma amaçlı ve bağımsız" bir Avrupa deniz gücü oluşturulması için çalışmalar yürütüyor. Planlanan girişimler arasında destroyerler, savaş uçakları ve mayın temizleme insansız hava araçlarının bölgede konuşlandırılması da yer alıyor.</p>

<p>İngiliz Kraliyet Donanması’nın en gelişmiş hava savunma gemilerinden biri olan HMS Dragon, "Sea Viper" hava savunma sistemi ve uzun menzilli radarlar ile donatılmış durumda bulunuyor. Destroyer, daha önce mart ayı içerisinde, İran bağlantılı insansız hava aracı saldırılarının ardından İngiliz üslerini korumak amacıyla Doğu Akdeniz’e gönderilmişti.</p>

<p>Fransa’nın da son günlerde uçak gemisi Charles de Gaulle ve çeşitli savaş gemilerini bölgeye sevk ettiği bildirildi. Bölgedeki askeri hareketlilik, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki güvenlik koordinasyonunu artırma amacı taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ingiltere-dragon-destroyerini-hurmuze-gonderiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 19:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/dragon-destroyeri.png" type="image/jpeg" length="14928"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin erkenci kirazının hasadı tam gaz sürüyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turkiyenin-erkenci-kirazinin-hasadi-tam-gaz-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turkiyenin-erkenci-kirazinin-hasadi-tam-gaz-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kirazın fiyatına bakmaksızın uluslararası alıcılar kiraz diyarı Sancaklı Bozköy ve Sancaklı İğdecik'te tüccarlarla temasa geçti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p><strong>Ahmet ÜNSAL / Manisa</strong></p>

<p>Türkiye'nin önemli kiraz üretim merkezlerinden biri olan Şehzadeler şehri Manisa'nın Sancaklıbozköy ile Sancaklı İğdecik'teki erkenci kirazlarda hasat devam ediyor. Erkenci kiraz üretimiyle öne çıkan Manisa'da üreticiler sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bahçelere girerek kirazlarını topluyorlar. Kalitesi, aroması ve erkenci özelliğiyle dikkat çeken ürünler, iç piyasanın yanı sıra ihracat açısından da ülke ekonomisine katkı sunuyor.</p>

<p>Manisa'nın bereketli topraklarında, Kuzey Yarım Küre'nin en erken kirazının şehzadeler bölgesinde yetiştiğini ifade eden Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan, geçen yıl yaşanan don olayı nedeniyle rekolte kaybı olduğunu, bu sene ise güzel bir rekolte beklendiğini kaydetti.</p>

<p>İl müdürü Karayılan, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Manisa ilinde 682.085 adet parselde toplam 5.538.750 dekar alanda tarım yapılmaktadır. 2024 TÜİK verilerine göre, ilimizde kiraz üretimi; 2.801.611 adet ağaç sayısı ile 87.259 dekar alanda, toplam 45.957 ton yapılmaktadır. Ağaç başı verim ortalama 21 kg'dır. İlimiz kiraz üretiminde İzmir (99.450 ton), Konya (60.244) ve Afyon'un (63.772) ardından 4. sırada olup; üretim alanı olarak İzmir (118.761 da)'den sonra 2. sırada yer almaktadır. İlimiz tüm ilçelerinde kiraz yetiştiriciliği yapılmaktadır. 24.200 da alanda kiraz yetiştiriciliğiyle Demirci ilçesi en fazla üretim alanına sahip ilçedir. Turgutlu ilçesi 13.500 da alanla ikinci sırada ve Selendi ilçesi 13.173 da alanla üçüncü sırada yer almaktadır. Kirazlarımız yerli tüketimin yanı sıra Rusya başta olmak üzere AB ülkelerine gönderilmektedir. Sezonun üreticilerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turkiyenin-erkenci-kirazinin-hasadi-tam-gaz-suruyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 19:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/manisa-kiraz-2.png" type="image/jpeg" length="52556"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mansur Yavaş'tan Burcu Köksal tepkisi: Parti değiştirmesini uygun görmüyorum]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mansur-yavastan-burcu-koksal-tepkisi-parti-degistirmesini-uygun-gormuyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mansur-yavastan-burcu-koksal-tepkisi-parti-degistirmesini-uygun-gormuyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mansur Yavaş, salı günü CHP'den ayrılarak AKP'ye katılması beklenen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'a tepki göstererek, belediye başkanlarının seçildikten sonra parti değiştirmesini uygun görmediğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, ABB tarafından restorasyonu tamamlanan Halaçlı Mehmet Ağa Konağı’nın açılış törenine katılım sağladı. Açılış töreninin tamamlanmasının ardından basın mensuplarıyla bir araya gelen Yavaş, kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.</p>

<p>Yavaş, basın mensuplarının salı günü Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) istifa ederek  AKP'ye katılması beklenen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ile ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Seçmen bir başka partiden seçmek isteseydi istediği belediye başkanını seçerdi. Belediye başkanlarının veya milletvekillerinin seçildikten sonra parti değiştirmesini uygun görmüyorum. Bununla ilgili inşallah bir düzenleme yapılsın. Çünkü seçmen hiçbir zaman şahsın kendisine tek başına vermez. Mutlaka parti etkeni başka etkenler vardır. Dolayısıyla böyle parti değiştirecekse önce kendisini seçenlerin onayını alacak şekilde referandum yapması lazım. Daha hoş olur."</p>

<h2>ERBAKAN'IN AÇIKLAMALARINA YANIT</h2>

<p>Mansur Yavaş, Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan'ın "Cumhurbaşkanlığı ikinci turunda eğer Mansur Yavaş'ın adaylığı olursa kendisini destekleyebiliriz" yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Erbakan'ın sözlerine ilişkin Yavaş, "Önceliğimiz Ankara. İnşallah önce Ankara'nın sorunlarını çözeceğiz. Ama takdir kendilerinin, teşekkür ederim, onur duydum" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>NE OLMUŞTU?</h2>

<p>Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal hakkında son dönemde kamuoyuna yansıyan "AKP’ye geçeceği" yönündeki iddialar siyasetin temel gündem maddeleri arasında yer aldı. Söz konusu iddialar ilk etapta televizyon programlarında ve siyasi kulis haberlerinde tartışılmaya başlandı. Köksal, katılım sağladığı bir televizyon yayını sırasında AKP’ye geçme yönünde karar aldığını doğrulayarak, salı günü gerçekleştirilecek AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda partiye resmi katılımını gerçekleştireceğini kamuoyuna açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mansur-yavastan-burcu-koksal-tepkisi-parti-degistirmesini-uygun-gormuyorum</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/mansur-yavas-14.webp" type="image/jpeg" length="27513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Markus Söder’den sosyal harcamalarda tasarruf çağrısı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/markus-soderden-sosyal-harcamalarda-tasarruf-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/markus-soderden-sosyal-harcamalarda-tasarruf-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partisi genel başkanı Markus Söder, ülkede artan bütçe baskısı ve ekonomik durgunluk nedeniyle sosyal harcamalarda tasarruf yapılması çağrısında bulunarak, özellikle "vatandaşlık yardım parası" olarak bilinen Bürgergeld ödemelerinde düzenleme istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya'da son dönemde artan bütçe baskısı ve ekonomik yavaşlama nedeniyle sosyal yardım sistemi üzerindeki tartışmalar sürerken, koalisyon hükümetinin küçük ortağı CSU partisi genel başkanı ve Bavyera eyalet başbakanı Markus Söder, federal hükümetin sosyal harcamalarda tasarrufa gitmesi gerektiğini söyledi.</p>

<h2>SÖDER: SOSYAL ADALET SADECE YARDIMLARDAN İBARET DEĞİLDİR</h2>

<p>Söder, yaklaşık 200 milyar avroluk sosyal bütçeye dikkati çekerek, özellikle vatandaşlık yardımı olarak bilinen Bürgergeld ödemelerinde düzenleme yapılmasını istedi. Sosyal adaletin yalnızca yardımlardan ibaret olmadığını kaydeden Söder, "Sosyal adalet, sisteme katkı sağlayan ve çalışarak prim ödeyen insanları da gözetmek anlamına gelir" dedi.</p>

<p>CSU lideri, yüksek vergi ve sosyal yükler nedeniyle Almanya'daki "performans sahibi" kesimlerin ülkeyi terk etme riski bulunduğunu savundu. Söder, devletin mali hareket alanı bulunduğunu ve bunun sosyal harcamalarda yapılacak düzenlemelerle değerlendirilebileceğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söder'in açıklamalarının, Almanya'da ekonomik durgunluk, artan sosyal harcamalar ve göç politikaları ekseninde süren bütçe tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde gelmesi dikkati çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/markus-soderden-sosyal-harcamalarda-tasarruf-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 18:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/01/markus-soder-1.png" type="image/jpeg" length="25225"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ali Mahir Başarır: Amerika'dan değil, milletten talimat alan bir iktidarı hep beraber getireceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ali-mahir-basarir-amerikadan-degil-milletten-talimat-alan-bir-iktidari-hep-beraber-getirecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ali-mahir-basarir-amerikadan-degil-milletten-talimat-alan-bir-iktidari-hep-beraber-getirecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ali Mahir Başarır, 2024 yerel seçimlerinde birinci olan CHP'ye okyanus ötesinden talimatlarla komplo yapılmaya çalışıldığını ve yargının kullanıldığını belirterek, buna dur diyeceklerini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Düzce'de partisinin İl Başkanlığı'nı ziyaret ederek gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. İl başkanlığı binası önünde basın açıklaması yapan Başarır, Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini ve muhalefetin gerek siyasi parti gerekse belediye başkanları ve milletvekilleri düzeyinde ağır bir baskı altında tutulduğunu ifade etti. Başarır, insanların tutuklandığını, bu süreçte aile bireylerinin de gözaltına alındığını ve çeşitli tehditlere maruz bırakıldığını kaydetti.</p>

<p>ANKA Haber Ajansı'nın aktardığına göre, Muhittin Böcek ve ailesinin yaşadığı sürece değinen Başarır, şunları söyledi:</p>

<p>"Çok zor bir dönemdeyiz. Bu ülkede muhalefet gerek parti anlamında gerek belediye başkanları, milletvekilleri bağlamında büyük bir baskı altında. İnsanlar tutuklanıyor, tutuklandıktan sonra çocukları, eşleri, anaları, babaları tutuklanıyor, gözaltına alınıyor. Muhittin Böcek tutuklandı, oğlu tutuklandı, gelini tutuklandı ama en acısı defalarca aileyi tehdit ettiler. Muhittin Böcek'in gelini ile oğlunu aynı anda ifadeye aldılar. Yazık... Filmlerde seyrettiğiniz mafya bile hasmına bu kötülüğü yapmaz. Ama utanmadan bunu yaptırıyorlar. 'Eşin İstanbul'da tutuklanacak, konuş' diyorlar. En son bir metin verip imzalamasını istiyorlar. O iddiaları ispatlayamayacaksınız ama günün birinde ispatlayamadığınız tüm bu olayların hesabını vereceksiniz. Biz rakiplerimizle mertçe yarışmak istiyoruz. Kadrolarımızla yarışmak istiyoruz. Bizim iddiamız Düzce'de birinci parti olmak. Uzun süreden sonra milletvekili çıkardık, ilk seçimde birinci parti olacağız. İl yerel seçimde de Düzce'yi de kazanacağız. Bunu yaparken kimseye iftira atmayacağız, rakiplerimizi tutuklattırmayacağız."</p>

<h2>ALLAH RAKİBİN DE HAYSİYETLİSİNİ VERSİN</h2>

<p>Uşak Belediyesi'ne yönelik rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanan Özkan Yalım'ın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e yönelik iddialarına da yanıt veren Başarır, ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>"Allah size akıl versin, şeref, haysiyet versin. Duvar dediği yerle ev arasında yüz metre var. Oraya para bırakmış ve buna inanan salaklar var. Olacak şey mi bu? Türkiye'nin meşgul olduğu olaylara bakın. O yüzden Allah rakibin de haysiyetlisini versin. Bu ülkenin çok temel sorunları var; yoksulluk var."</p>

<h2>DÖNEM DÖNEM SEÇİM KAYBETTİK AMA ŞEREFİMİZİ KAYBETMEDİK</h2>

<p>Başarır, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirerek, CHP’nin önceliğinin adalet ve hakça paylaşım olduğunu vurguladı. Başarır, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"24 yıldır bu halka çile çektirenler, zulmedenler... Artık yeter! O yüzden bize iftiranın atıldığı saatlerde milletvekillerimiz ülkenin 81 ilinde çalışıyordu. Bizim muradımız adaletin gelmesi, adil bir bölüşümün gelmesi. Milyonlarca işçi ve emeklinin açlık sınırının altında yaşamaması. Bunlardan utanın. Dün, 'AKP'nin korkutmalarına boyun eğen Burcu Köksal'ı sokağa çıkarmayın' dedim. Biri 'ya Burcu Köksal'ın başına bir şey gelirse' dedi. Valla Burcu Köksal'ın başına bundan daha kötü bir şey gelmez, Allah kimseyi bu kadar utandırmasın. Bu ülkede Zehra Taşkesenlioğlu rezaletine cevap veremeyenler, İBB'den milyonlarca liralık bursu cebine koyup okula gitmeden bakan, milletvekili olanlar, kendi bakanlığına deterjan satıp cebini dolduranlar, 'oğlum paraları sıfırla' diyenler, kolundaki saatlerin hesabını veremeyenler, 'bakara, makara deyip milli değerleri ayaklar altına alanlar şimdi bize ahlak dersi falan vermesin. Bizim namusumuzun, şerefimizin zekatı onlara yüzyıllarca yeter. Dönem dönem seçim kaybetmiş olabiliriz. Millet iradesine sonsuz saygımız var ama biz asla şerefimizi kaybetmedik. Dışarıda siyasetçi kalmadı. Düzce halkına sesleniyorum; bizlere sahip çıkın. İradenize, oyunuza, memlekete sahip çıkın. Hukuktan, demokrasiden vazgeçen dibimizdeki ülkelerin hali ortada. Bizi var eden cumhuriyettir, milli egemenliktir. O yüzden bize, bu ülkeye sahip çıkın. 1 Mart tezkeresini çıkarmadığı için askerlerini tutuklattıran, MHP'ye, CHP'ye komplo yapan bu zihniyeti artık söküp atın. Aynısı bize yapılmak isteniyor. 1 Mart tezkeresini yırtıp atanlar, 'Amerikan askerlerinin bu ülkede işi yok' diyenler, o gününün liderleri bir Amerikan projesi FETÖ tarafından komploya uğramadı mı? Kasetleri açıklanmadı mı? Ergenekon- Balyoz kumpas davalarını uydurup kahraman askeri tutuklamadılar mı? Kim yaptı; ABD istedi bunlar yaptı. Şimdi 2024 yerel seçimlerde birinci olan CHP'ye yine birilerinin okyanus ötesinden talimatlarıyla komplo yapmaya çalışıyorlar, yine yargıyı kullanıyorlar. Buna hep beraber dur diyeceğiz, bu ülkeye yerli, milli, vatansever, Amerika'dan değil milletten talimat alan bir iktidarı hep beraber getireceğiz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ali-mahir-basarir-amerikadan-degil-milletten-talimat-alan-bir-iktidari-hep-beraber-getirecegiz</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/03/ali-mahir-basarir.jpg" type="image/jpeg" length="63570"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zelenski ve Avrupa Konseyi Başkanı Costa, Rusya ile planlanan esir takasını görüştü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/zelenski-ve-avrupa-konseyi-baskani-costa-rusya-ile-planlanan-esir-takasini-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/zelenski-ve-avrupa-konseyi-baskani-costa-rusya-ile-planlanan-esir-takasini-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Volodimir Zelenski, Avrupa Konseyi başkanı António Costa ile yaptığı görüşmede Ukrayna'nın Avrupa Birliği üyelik sürecini, Rusya ile planlanan esir takasını ve diplomatik gelişmeleri ele aldıklarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Costa’nın Avrupa Günü sebebiyle Ukrayna’ya ilettiği mesajlar ve Avrupa’nın savaş süresince sunduğu destekler için teşekkürlerini iletti.</p>

<p>Zelenski, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bağımsızlığımızı ve halkımızın kendi yolunu özgürce seçme hakkını savunacağız. Rusya Avrupa’yı parçalamayı ya da bölmeyi başaramayacak. Daha önce de birçok girişim oldu ancak hepsi başarısız oldu.”</p>

<p>Zelenski, görüşme kapsamında Ukrayna’nın Avrupa entegrasyonunun ilerletilmesine dair ortak çalışmaların da değerlendirildiğini kaydederek, “Ukrayna, Avrupa Birliği’nin tam üyesi olarak yerini alacak” dedi.</p>

<h2>ESİR TAKASI VE DİPLOMATİK ADIMLAR</h2>

<p>Görüşmede tarafların ayrıca Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arabuluculuğunda Rusya ile bine bin formatında gerçekleştirilmesi öngörülen esir takasına ilişkin varılan düzenlemeyi ve son diplomatik adımları ele aldığı belirtildi. Zelenski, görüşmenin detaylarına ilişkin verdiği bilgide, Avrupa Birliği ile olan ilişkilerin ve savaşın diplomatik boyutunun öncelikli başlıklar arasında yer aldığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/zelenski-ve-avrupa-konseyi-baskani-costa-rusya-ile-planlanan-esir-takasini-gorustu</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/10/zelenski.jpg" type="image/jpeg" length="88298"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü Başkanı’ndan hantavirüs mesajı: Bu yeni bir COVID-19 değil]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dunya-saglik-orgutu-baskanindan-hantavirus-mesaji-bu-yeni-bir-covid-19-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dunya-saglik-orgutu-baskanindan-hantavirus-mesaji-bu-yeni-bir-covid-19-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) genel direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hantavirüs vakalarının görüldüğü MV Hondius gemisinin İspanya'nın Tenerife Adası'na yaklaşması sonrası kamuoyunda artan endişelere ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu yeni bir COVID-19 değil" diyerek halkı sakin olmaya çağırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İspanya’nın Tenerife Adası’na hantavirüs vakaları bulunan MV Hondius gemisinin yaklaşmasıyla ilgili kamuoyunda oluşan kaygılara ilişkin bir açıklama yayımladı. Ghebreyesus, "Bu yeni bir COVID-19 değil" ifadesini kullanarak halkı sakin olmaya davet etti.</p>

<p>DSÖ Genel Direktörü Tedros, Tenerife halkı için kaleme aldığı açık mektupta, 2020 yılında yaşanan pandemi travmasının etkilerinin devam ettiğinin farkında olduğunu bildirdi. Mevcut halk sağlığı riskinin düşük bir seviyede olduğunun altını çizen Tedros, “Bunu açık şekilde söylemem gerekiyor: Bu yeni bir COVID-19 değil. Hantavirüse ilişkin mevcut halk sağlığı riski düşük seviyede” dedi.</p>

<p>Gemide tespit edilen virüs türünün Andes tipi hantavirüs olduğunu kaydeden Tedros, durumun ciddiyetine rağmen Tenerife sakinleri için riskin düşük olarak değerlendirildiğini ifade etti. DSÖ Başkanı, şimdiye dek gemi içerisinde semptom gösteren herhangi bir yolcuya rastlanmadığını, kurum uzmanlarının gemide çalışmalarını sürdürdüğünü ve gerekli tüm tıbbi ekipmanların hazır bulundurulduğunu belirtti.</p>

<p>Tedros, İspanyol makamlarının hazırladığı plan çerçevesinde, yolcuların Granadilla’daki endüstriyel limana kontrollü bir biçimde indirileceğini, yerleşim yerlerinden tamamen uzak tutulacağını ve mühürlü araçlar vasıtasıyla doğrudan kendi ülkelerine nakledileceklerini kaydetti. Tedros, bu süreçle ilgili olarak, “Siz ya da aileleriniz bu yolcularla karşılaşmayacaksınız” bilgisini paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İspanya hükümetinin gemiyi kabul etme kararını “dayanışma ve ahlaki sorumluluk örneği” şeklinde tanımlayan DSÖ Başkanı, Tenerife’nin yeterli sağlık kapasitesine ve güçlü altyapısına sahip olması nedeniyle bu operasyon için seçildiğini dile getirdi. Tedros ayrıca, yürütülen operasyonu bizzat yerinde takip etmek ve gözlemlemek amacıyla adaya bir ziyaret gerçekleştirmeyi planladığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dunya-saglik-orgutu-baskanindan-hantavirus-mesaji-bu-yeni-bir-covid-19-degil</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/10/dso-6.png" type="image/jpeg" length="30768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya'da 9 Mayıs Zafer Günü törenlerle kutlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/rusyada-9-mayis-zafer-gunu-torenlerle-kutlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rusyada-9-mayis-zafer-gunu-torenlerle-kutlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya'da, Sovyetler Birliği'nin İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'nı mağlup etmesinin 81. yıl dönümü törenlerle kutlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başkent Moskova'daki Kızıl Meydan'da 9 Mayıs Zafer Günü kapsamında düzenlenen program, askeri geçit töreniyle başladı. Törende yer alan birliklere Rusya Kara Kuvvetleri komutanı Andrey Mordviçev komutanlık etti. Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov da törende üstü açık araba üzerinde üniformasız, takım elbiseyle yer aldı.</p>

<p>Törene, Rusya devlet başkanı Vladimir Putin'in yanı sıra Belarus, Kazakistan, Özbekistan ve Laos liderleri ile Malezya kralı katıldı. Rus hükümet üyeleri, milletvekilleri, dini liderler ile gazilerin de bulunduğu törende, sıkı güvenlik önlemleri alındı. Etkinlik esnasında Moskova'da mobil internet kesildi. Bu yıl güvenlik gerekçesiyle kısıtlı sayıda katılımcının olduğu programı, sınırlı sayıda yabancı gazeteci takip etti.</p>

<h2>PUTİN: SOVYET HALKININ KAHRAMANLIĞINI UNUTMAYACAĞIZ</h2>

<p>Bakan Belousov'un askerleri selamlamasının ardından Putin, bir konuşma yaptı. Putin, herkesi bir dakikalık saygı duruşunda bulunmaya davet etti. Sovyetler Birliği'nin İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'nı mağlup etmesinin 81. yıl dönümünü kutlayarak sözlerine başlayan Putin, "Sovyet halkının kahramanlığını hiçbir zaman unutmayacağız. Sovyet halkının, Nazizmin yenilgiye uğratılmasına belirleyici katkısı oldu" dedi.</p>

<p>Putin, Sovyet askerlerinin savaşta büyük kayıplar vererek Avrupa halklarının özgürlüğü ve onuru için muazzam fedakarlık yaptığını belirterek şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Naziler haince Sovyetler Birliği'ne saldırarak, ülkeyi ve zengin kaynaklarını ele geçirmeyi, kültürümüz ve tarihi mirasımızı tamamen ortadan kaldırmayı, çok uluslu Sovyetler Birliği'nin tüm halklarını, milletlerini ve etnik gruplarını yok etmeyi, köleleştirmeyi ve soykırıma uğratmayı planladı. Suç içerikli hedeflere ulaşılması için Avrupa'da tüm güçler seferber edildi."</p>

<h2>"ASKERLERİMİZ NATO TARAFINDAN DESTEKLENEN SALDIRGAN GÜCE KARŞI KOYUYOR"</h2>

<p>Ukrayna'da "özel askeri operasyonda" yer alan askerlerin de kahramanca savaştığına işaret eden Putin, "Askerlerimiz, NATO tarafından silahlandırılan ve desteklenen saldırgan güce karşı koyuyor. Onlar, buna rağmen ilerleyişini sürdürüyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Putin, Rusya'nın çatışmalarda her zaman zafer elde ettiğini ve edeceğini vurguladı.</p>

<h2>ASKERİ TEKNİK ARAÇLAR TÖRENDE YER ALMADI</h2>

<p>Putin'in hitabının ardından Rus askerleri, Kızıl Meydan'da orkestra eşliğinde geçiş yaptı. Askerlerin arasında Ukrayna'daki "özel askeri operasyon"da yer alan birlikler ve Kuzey Koreli askerler de yer aldı. Etkinlikte, Ukrayna'daki çatışmalarda yer alan Rus birliklerinin görüntüleri, meydanda kurulan ekranlara yansıtıldı.</p>

<p>2008 yılından bu yana düzenli olarak sergilenen silah, tank, zırhlı araç, insansız hava araçları (İHA), ağır silahlardan füze ve hava savunma sistemleri gibi askeri teknik araçlar, güvenlik durumu nedeniyle bu sefer törende yer almadı. Etkinliğe ayrıca Suvorov, Nahimov ve kadet askeri okul öğrencileri de katılmadı.</p>

<p>Sovyetler Birliği'nin İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'nı mağlup etmesinin 81. yıl dönümünde düzenlenen askeri geçit töreni, Su-30, MiG-29 ve Su-25 tipi savaş uçaklarının Kızıl Meydan üzerinde uçuş yapmasıyla sona erdi.</p>

<h2>LİDERLER MEÇHUL ASKERLER ANITI'NA KARANFİL BIRAKTI</h2>

<p>Geçit töreni sonrasında Putin ve törene katılan diğer ülkelerin liderleri, Aleksandr Bahçesi'ndeki Meçhul Askerler Anıtı'na çelenk ve karanfil bırakarak saygı duruşunda bulundu. Putin, Zafer Günü vesilesiyle yabancı ülke liderlerine resepsiyon verdi.</p>

<p>Rusya'nın diğer kentlerinde de 9 Mayıs Zafer Günü vesilesiyle törenler yapıldı. Ülkenin sınırında bulunan bölgelerde, askeri geçit törenleri güvenlik gerekçeleriyle iptal edildi.</p>

<p>Kutlamalar kapsamında her yıl binlerce kişinin katılımıyla yapılan, İkinci Dünya Savaşı'nda yer alan, yaralanan veya hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının taşındığı "Ölümsüz Alay" etkinliği, bu yıl da çevrim içi düzenlendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/rusyada-9-mayis-zafer-gunu-torenlerle-kutlandi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/rusya-9-mayis-zafer-kutlamasi.png" type="image/jpeg" length="76256"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupalı uzmanlara göre AB’nin geleceğinde Türkiye’nin rolü büyüyecek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/avrupali-uzmanlara-gore-abnin-geleceginde-turkiyenin-rolu-buyuyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/avrupali-uzmanlara-gore-abnin-geleceginde-turkiyenin-rolu-buyuyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupalı uzmanlar, AB'nin Soğuk Savaş'tan bu yana en tehlikeli güvenlik ortamıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, AB'nin ABD'ye olan güvenlik bağımlılığını azaltmak için Türkiye gibi bölgesel güçlerle iş birliğini artırması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman'ın 9 Mayıs 1950'deki konuşmasında sunduğu ve kendi adıyla anılan barış, entegrasyon ve iş birliği planının üzerinden geçen 76 yılın ardından AB'nin, güvenlik alanında yeteri kadar gelişemediği belirtiliyor.</p>

<p>Düşünce kuruluşu Avrupa'nın Dostları'ndan (Friends of Europe) Barış, Güvenlik ve Savunma Grubu lideri Thomas Van Vynckt ve Uluslararası Kriz Grubu kıdemli analisti Marta Mucznik, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmelerde, AB'nin karşılaştığı güvenlik tehditleri, aşırı sağın yükselişi ve genişleme sürecine ilişkin görüşlerini paylaştı.</p>

<p>Uzmanlar, AB'nin ekonomik bir güç olmasına rağmen savunma kapasitesinde yetersiz kaldığını ve ABD güvenlik garantisinin belirsizleşmesiyle Türkiye gibi ülkelerin stratejik öneminin arttığını vurguladı.</p>

<h2>VAN VYNCKT: AVRUPA'NIN EN BÜYÜK ZORLUĞU GÜVENLİK ORTAMININ KÖTÜLEŞMESİ</h2>

<p>Van Vynckt, Avrupa'nın şu anda karşı karşıya olduğu en büyük zorluğun bir yandan güvenlik ortamının kötüleşmesi, diğer yandan bunlara karşı koymak için diğer aktörlere çok bağımlı olması olduğunu söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Rusya, Ukrayna ile kinetik bir savaşa girmiş durumda, ancak yıllardır Avrupa ve Avrupa Birliği ile savaş eşiğine varmayan hibrit çatışma türü bir senaryoya girişiyor."</p>

<p>NATO ile AB'nin transatlantik ilişkilerde geçmişte de krizlerle karşılaştığını fakat bugünkü krizin özellikle daha da derin olduğunu kaydeden Van Vynckt, "ABD'nin Almanya'dan asker çekme kararı ve uzun menzilli füzelerin konuşlandırılması planlarını askıya alması, bu gerginliği daha da artırıyor" diye konuştu.</p>

<h2>NATO'NUN CAYDIRICILIK MESAJI SARSILDI</h2>

<p>Van Vynckt, NATO'nun bir bütün olarak işlevinin caydırıcılık olduğunu ancak son 18 ayda bu caydırıcılık mesajının sallantılı olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>"ABD başkanı Trump'ın NATO'yu 'kağıt kaplan' olarak nitelendirdiği açıklamaları, NATO'nun güvenilirliğini ve ittifakın sergilediği birliği olumsuz etkiledi. Avrupalılar, güvenlik alanında ABD dışındaki seçeneklere daha fazla yöneliyor. Asıl mesele, Avrupa'nın NATO'ya bağımlı değil ortak olacak kadar güçlenip güçlenemeyeceği."</p>

<p>Van Vynckt, son altı ayda Ukrayna'nın gücünü Körfez'e kadar yayabilecek bir ülke konumuna geldiğini belirterek, Ukrayna'nın ciddi bir savaş tecrübesi kazandığını ve bunun yanı sıra Birleşik Krallık, Norveç ve Türkiye'nin de farklı alanlarda önemli askeri tecrübelere sahip olduğunu kaydetti.</p>

<h2>"TÜRKİYE, TRANSATLANTİK GÜVENLİĞİN TEMEL BİR DİREĞİDİR"</h2>

<p>Ukrayna, Türkiye ve Birleşik Krallık'ın merkezinde yer aldığı yenilenmiş bir Avrupa güvenlik mimarisine duyulan ihtiyacı dile getiren Van Vynckt, şunları söyledi:</p>

<p>"Türkiye, savaş tecrübesi olan devasa bir kara ordusuna, Baykar sistemleri insansız hava araçlarına ve diğer savunma teknolojilerinde güçlü bir askeri-sanayi kapasitesine sahiptir. Türkiye, transatlantik güvenliğin temel bir direğidir ve son 12 hafta boyunca kendisini Orta Doğu ile Avrupa'nın kesiştiği noktada kilit bir aktör olarak konumlandırmıştır."</p>

<h2>MUCZNİK: AB EKONOMİK GÜCE SAHİP AMA ASKERİ ARAÇLARDAN YOKSUN</h2>

<p>Mucznik, AB'nin Soğuk Savaş'tan bu yana en tehlikeli güvenlik ortamıyla karşı karşıya olduğunu söyleyerek, "AB, bu belirsiz jeostratejik ortama tutarlı ve kararlı bir şekilde yanıt vermek için gereken askeri ve siyasi araçlardan hala yoksun" dedi.</p>

<p>AB'de Türkiye'nin artan stratejik önemine ilişkin farkındalığın giderek güçlendiğini belirten Mucznik, Avrupa'nın güvenlik ve savunma alanındaki ortaklıklarını çeşitlendirme ihtiyacının da her zamankinden daha fazla hissedildiğini söyledi.</p>

<p>Mucznik, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Avrupa'nın güvenliği uzun yıllar boyunca, ABD'nin NATO'ya tam bağlılığını sürdüreceği varsayımına dayanıyordu. Bu varsayım uzun süre sorgulanmadı. Ancak özellikle Trump yönetimiyle birlikte artık bu bağlılığın eskisi kadar kesin olmadığı görülüyor. Avrupa da bu yeni gerçekliğe nasıl uyum sağlayacağını anlamaya çalışıyor."</p>

<h2>AŞIRI SAĞIN YÜKSELİŞİ VE AB GENİŞLEMESİ</h2>

<p>Aşırı sağın, dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi Avrupa'da yükselişte olduğunu söyleyen Mucznik, "Aşırı sağ partilerin çoğu AB sisteminin içinde varlık göstermeyi sürdürüyor. Sistemden ayrılmaya çalışmıyorlar, sadece sistemi içeriden değiştirmeye çalışıyorlar. Asıl soru Avrupa siyasetinin ağırlık merkezi giderek aşırı sağa kaydığında ne olacağı?" ifadesini kullandı.</p>

<p>Mucznik, Ukrayna'daki savaşın AB genişlemesi konusundaki tartışmayı tamamen değiştirdiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Ukrayna'daki savaştan önce bir 'genişleme yorgunluğu' duygusu vardı. Ukrayna'daki savaş bu momentumu değiştirdi ve Ukrayna'nın işgalinden sonra AB; Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'a aday statüsü vermeye karar verdi. Ancak katılım müzakereleri yıllar, hatta on yıllar alıyor."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/avrupali-uzmanlara-gore-abnin-geleceginde-turkiyenin-rolu-buyuyecek</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/12/ab-reu-avrupa-birligi-reu-2122121.jpg" type="image/jpeg" length="24519"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hükümete yakın Memur-Sen’e bağlı Sağlık-Sen’de Tınaz yeniden başkan oldu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hukumete-yakin-memur-sene-bagli-saglik-sende-tinaz-yeniden-baskan-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hukumete-yakin-memur-sene-bagli-saglik-sende-tinaz-yeniden-baskan-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ahmet ÜNSAL/Manisa</strong></p>

<p>Merkezi hükümete yakınlığı ile bilinen Memur-Sen'e bağlı Sağlık-Sen Manisa Şubesi 7. Olağan Genel Kurulu'nu gerçekleştirdi. Tek listeyle düzenlenen genel kurulda mevcut başkan Emine Tınaz yeniden başkanlığa seçildi.</p>

<h2>SİYASET VE SAĞLIK CEPHESİ ORADAYDI</h2>

<p>Manisa Öğretmenevinde gerçekleşen genel kurula Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Ahmet Yasav, AK Parti Şehzadeler İlçe Başkanı Ahmet Nalband, Memur-Sen'e bağlı sendika temsilcileri, Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Irgatoğlu, Türk Sağlık Sen Manisa Şube Başkanı Aydın Akagündüz katıldı. Divan başkanlığına Memur-Sen İzmir Temsilcisi ve Sağlık-Sen 1 No'lu Şube Başkanı Gençer Yılmaz seçildi. Genel kurulda hayatını kaybeden sağlık çalışanları için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.</p>

<p>Sağlık-Sen Manisa Şubesi Başkanı Emine Tınaz, genel kurula katılan herkese teşekkür etti. Başkan Tınaz, Mehmet Akif İnan'ın 'Bir adım atarsak kafes kırılır, belki birden erir zincirlerimiz' sözleriyle başlayarak dava bilinciyle hareket ettiklerini vurgulayarak şunları söyledi:</p>

<p>"Bugün burada sadece bir kongre gerçekleştirmiyoruz. Bugün burada emeğin, mücadelenin, samimiyetin ve birlikte verilen büyük bir emeğin karşılığını görüyoruz. Çünkü bu salon; alın teriyle büyüyen bir teşkilatın, gece gündüz verilen emeğin ve sahadaki samimi mücadelenin eseridir. Sağlık çalışanı olmak kolay değil. Gecesini gündüzüne katan, bayram demeden, tatil demeden görev yapan, insan hayatına dokunan bir mesleğin mensuplarıyız. Bazen bir yoğun bakım odasında hayat mücadelesine şahit olduk. Bazen bir acil serviste sabaha kadar ayakta kaldık. Bazen bir hastane koridorunda bir arkadaşımızın derdine ortak olduk. İşte biz tam da bu yüzden buradayız. Bu emeğin sahipsiz olmadığını göstermek için buradayız."</p>

<p>Her zaman sahada olduklarını vurgulayan Tınaz, şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Biz bu yola çıkarken bir sloganla değil, bir anlayışla hareket ettik: 'Sahada olmayanın sendikası olmaz.' O yüzden biz masada değil, sahada büyüdük. Kapı kapı dolaştık. Gece gündüz sahada olduk. Bazen bir telefonun ucunda, bazen bir nöbet çıkışında, bazen bir servis odasında üyemizin yanında olduk. Elbette eksiklerimiz oldu. Ama samimiyetimizden ve mücadelemizden hiçbir zaman taviz vermedik. Çünkü biz biliyoruz ki; sendikacılık masa başında değil, yürekle yapılır. Biz sahada mücadele ederken hiçbir zaman yalnız yürümedik. Genel merkezimizle güçlü bir koordinasyon içerisinde çalıştık. Genel başkanımızın liderliğinde yürütülen çalışmalar, toplu sözleşme masasında verilen mücadeleler ve elde edilen kazanımlar, sahadaki gücümüze güç kattı. Biz yerelde çalıştık, genel merkezimiz genelde mücadele etti ve ortaya güçlü bir Sağlık-Sen iradesi çıktı. Bu vesileyle; başta genel başkanımıza, genel başkan yardımcımıza ve tüm genel merkez yöneticilerimize şükranlarımı sunuyorum. Bu görev bizim için hiçbir zaman bir makam olmadı. Bu görev; bir sorumluluktu, bir emanetti. Ve biz bu emaneti taşırken; hiç kimseyi ötekileştirmeden, herkesi kucaklayarak, bu büyük aileyi büyütmeyi esas aldık. Çünkü biz gerçekten bir aileyiz. Sevincimizi birlikte paylaşan, üzüntümüzde birbirine omuz veren, zor günlerde kenetlenen büyük bir aileyiz."</p>

<p>Sendika olarak her zaman çözüm üretmeye gayret gösterdiklerini belirten Tınaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Bugün burada tek aday olarak bulunmamız bir tesadüf değildir. Bu; teşkilatımızın birliğinin, birbirimize olan güvenimizin en açık göstergesidir. Bu bir 'devam' mesajıdır. Bu bir 'yola birlikte devam ediyoruz' iradesidir. Önümüzde yeni bir dönem var. Bu dönemde; daha güçlü bir saha, daha fazla üye, daha hızlı çözüm, daha kararlı bir duruş ortaya koyacağız. Ama en önemlisi, hiçbir üyemizi yalnız bırakmayacağız. Çünkü biz; emeğin sendikasıyız, alın terinin temsilcisiyiz, hakkın ve adaletin tarafıyız. Ve şunu herkes bilsin: Sağlık çalışanı yalnız değildir. Onun arkasında Sağlık-Sen vardır. Ve o gücün arkasında sizler varsınız. Biz bugüne kadar hiçbir zaman kuru vaatlerin peşinde olmadık. Konuşmaktan çok çalışmayı tercih ettik. Sorunlardan kaçan değil, çözüm üreten olmaya gayret ettik. Çünkü bizim için sendika; makam değil emektir, gösteriş değil samimiyettir, söz değil mücadeledir ve en önemlisi; kardeşliktir, birliktir, omuz omuza yürümektir. Ve bugün geldiğimiz nokta, birlikte verdiğimiz emeğin en güçlü göstergesidir. Bugüne kadar birlikte başardık. Bundan sonra da birlikte başaracağız. Bir olacağız, diri olacağız, hep birlikte daha güçlü bir Sağlık-Sen Manisa olacağız. Sloganımız net: 'Emeğin gücüyle, birliğin sesiyle, yetkide yine Sağlık-Sen!' Bu kutlu yolda bize güç veren, inanan, destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Allah birlik ve beraberliğimizi daim etsin. Biz dün birlikte başardık. Bugün birlikte güçlüyüz. Yarın da yine birlikte kazanacağız. 7. Olağan Genel Kurulumuzun başta teşkilatımız olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımıza hayırlı olmasını diliyorum."</p>

<p>Konuşmaların ardından seçime geçildi.</p>

<h2>TINAZ'IN SEÇİLEN YÖNETİMİ</h2>

<p>Başkan Tınaz, bütün delegelerin oylarını alarak yeniden başkan seçildi. Sağlık-Sen Manisa Şubesi Başkanı Emine Tınaz'ın yönetim kurulunda Özgür Baykurt, Yeliz Kamiloğlu, Tahir Eryılmaz, Cihan Çıralı, Hüseyin Kar, Egemen Cankazak yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI, MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hukumete-yakin-memur-sene-bagli-saglik-sende-tinaz-yeniden-baskan-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/manisa-saglik-sen-emine-tinaz.png" type="image/jpeg" length="21562"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel’den Akın Gürlek iddiası: Erdoğan’ın ses kayıtlarını banka kasasında saklıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozelden-akin-gurlek-iddiasi-erdoganin-ses-kayitlarini-banka-kasasinda-sakliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozelden-akin-gurlek-iddiasi-erdoganin-ses-kayitlarini-banka-kasasinda-sakliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özgür Özel, Rize'de düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeleri kayıt altına aldığını ve bu kayıtları banka kasasında sakladığını öne sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 108'incisi Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlendi. Mitingde konuşan Özel, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<h2>ÖZEL: GÜRLEK, ERDOĞAN'I KAYDA ALIYOR</h2>

<p>Özgür Özel, "Geçmişte Zekeriya Öz nasıl ülkeyi felakete sürüklediyse bugün Akın Gürlek de aynı yolu izliyor" ifadesini kullandı.</p>

<p>Gürlek'in geçmiş dönemde savcıyken Erdoğan ile gizli görüşmeler yaptığını iddia eden Özel, şunları söyledi:</p>

<p>"Şimdi kriptolu telefonla konuşuyor, Tayyip Erdoğan'ı kayda alıyor. Suç olacak her şeyi ona onaylatıp kayda alıyor. Bir banka kasasında bu kayıtları saklıyor."</p>

<p>Özel, Erdoğan'a çağrıda bulunarak, "O kasayı bugün açtırırsan memleketi de kurtarırsın, büyük bir yanlıştan da dönersin" dedi.</p>

<h2>"HODRİ MEYDAN, VAR MISIN HESAP VERMEYE?"</h2>

<p>Akın Gürlek'e doğrudan seslenen Özel, mal varlığının açıklanmasını isteyerek şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Hodri meydan. Sen bakansın, ben genel başkanım. Mal varlıklarımızı açıklayalım. Birinci derece yakınlarımızın tüm hesap hareketlerine bakalım. En ufak bir leke varsa ben bir dakika durmam. Var mısın hesap vermeye?"</p>

<p>Mitingde "Hükümet istifa" ve "Çayda sömürüye son" sloganları atıldı.</p>

<h2>ÇAY ÜRETİCİSİNE 40 LİRA ÇAĞRISI</h2>

<p>Özel, konuşmasının devamında çay üreticilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Çayın kilogram fiyatının en az 40 lira olması gerektiğini belirten Özel, "Bir kilo çay satan, iki ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir" dedi.</p>

<p>Çay üreticisinin AKP döneminde yalnız bırakıldığını savunan Özel, "2025 yılı için 35 lira çağrısı yaptık, dinlemediler. 25 lira fiyat vererek üreticiyi perişan ettiler" diye konuştu.</p>

<p>Özel, TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranları dikkate alındığında çayın kilogram fiyatının bugün 40 lira 50 kuruş olması gerektiğini belirterek, "40 lirayı verin, üreticiyi seçime kadar daha fazla perişan etmeyin" çağrısında bulundu.</p>

<h2>ÇAYKUR İŞÇİLERİNE KADRO SÖZÜ</h2>

<p>CHP iktidarında yeni bir çay kanunu çıkaracaklarını belirten Özel, taban fiyat uygulaması ve devlet alım garantisi getireceklerini ifade etti. Çay üreticisine dönüm başına gübre ve çapalama desteği sağlanacağını kaydeden Özel, kaçak çayla etkin mücadele edeceklerini söyledi.</p>

<p>Çaykur üzerinden yapılan banka promosyon sistemini de eleştiren Özel, üreticinin maaş aldığı bankayı kendisinin seçebilmesi gerektiğini dile getirdi. Çaykur işçilerine de kadro sözü veren Özel, "10 bin Çaykur işçisine kadro sözü devlet sözüdür, namus borcumuzdur" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>ACELE KAMULAŞTIRMA VE BALIKÇILIK VADİ</h2>

<p>Özel, İyidere-İkizdere yolu başta olmak üzere bölgede yürütülen acele kamulaştırma uygulamalarına tepki gösterdi. Acele kamulaştırmanın ancak savaş ve milli güvenlik gibi olağanüstü durumlarda kullanılabileceğini söyleyen Özel, vatandaşların düşük bedellerle mağdur edildiğini savundu.</p>

<p>Mevsimlik çay işçilerinin ve balıkçıların sorunlarına da değinen Özel, CHP iktidarında "Denizcilik ve Balıkçılık Bakanlığı" kurulacağını açıkladı. Balıkçılık sektörünün yüksek maliyetler nedeniyle zor durumda olduğunu belirten Özel, kıyı balıkçılarının destekleneceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozelden-akin-gurlek-iddiasi-erdoganin-ses-kayitlarini-banka-kasasinda-sakliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/ozgur-ozelden-kuresel-sumud-filosu-aciklamasi-uluslararasi-sularda-mudahale-etmesi-acik-bir-haydutluktur.PNG" type="image/jpeg" length="23540"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hatimoğulları Kars'ta: Barışı bir iğne oyası gibi nakşedeceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hatimogullari-karsta-barisi-bir-igne-oyasi-gibi-naksedecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hatimogullari-karsta-barisi-bir-igne-oyasi-gibi-naksedecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tülay Hatimoğulları, Kars’ta katıldığı etkinlikte Barış Anneleri’nin siyasi partilere iğne oyalı beyaz tülbentler hediye ettiğini hatırlatarak, barışın da iğne oyası gibi sabır, emek ve özenle adım adım inşa edileceğine inandığını belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kars’ta düzenlenen "Barış ve Demokrasi İçin Kadın Buluşması"na katıldı. Etkinlikte, DEM Parti Van Milletvekili Gülderen Varli, DEM Parti Kars İl Eşbaşkanı Arzu Savaş Derman ile Kars'taki bazı siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de yer aldı. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği buluşmada, eşit ve özgür bir yaşam için demokratik toplumun inşasında kadının rolü ele alındı.</p>

<p>Tülay Hatimoğulları, Orta Doğu’daki savaş ve çatışmaların halklar üzerinde büyük acılar yarattığını belirterek, emperyalist güçlerin farklı halkları birbirine düşürdüğünü söyledi. Amaçlarının Türkiye’de barışı inşa etmek ve Orta Doğu halkları arasında kardeşlik köprüsünü güçlendirmek olduğunu vurgulayan Hatimoğulları şunları kaydetti:</p>

<p>"Kars'ta farklı halkların bir arada yaşadığını ifade ettik. Kürt, Türk, Ermeni, Türkmen, Arap, Rus, Terekeme, Çerkez, Acem, Sünni, Alevi ve Hristiyanlar, burada bir ayrım yapmadan yaşıyor. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Bu fotoğrafı bütün ülkeye, dünyaya ve bölgeye yaymak istiyoruz. Savaş ve çatışmalardan en fazla biz kadınlar mağdur ve muzdaripiz. Türkiye'de 50 yılı aşkındır devam eden savaş ve çatışmaları bitirmek istememizin en büyük sebebi, biz kadınlar çektiğimiz acıların artık son bulmasıdır. Akan kanın durmasını istiyoruz. Hiçbir annenin ağlamasını istemiyoruz. Bizim açımızdan barış, son derece önemli ve kıymetli. Bizim için bir gerilla annesi ile bir asker annesinin acısı aynıdır. Anaların gözünden akan yaş, yüreğinin en derine saplanmış olan hançerin verdiği acı, o ölüm acısı bizim açımızdan aynıdır. Artık bu kayıplar bitsin istiyoruz. Ve bütün mücadelemiz savaşı durdurmak anaların göz yaşının kurumasını sağlamaktır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SAVAŞA KARŞI ÇIKARKEN AYNI ZAMANDA YOKSULLUĞA KARŞI ÇIKIYORUZ</h2>

<p>"Bizler bunu mutlaka başaracağız. Hiçbir acı yarıştırılmaz. Acılar sadece anlaşılmak ister. Bir Türk, bir Arap, bir Kürt annenin acısını asla yarıştırmamalıyız. Bu acıları anlamalıyız ve bu acıları anlayarak çözümler üretmeliyiz. Savaşın en büyük mağdurları çocuklarını yetiren analar, aynı zamanda göç yolunu tutmak zorunda kalan yine kadınlar ve çocuklar. Türkiye son derece yoksul bir ülke. Savaş ve çatışmalarla özellikle ülkenin doğusu, Kürt halkının yoğun yaşadığı bölge daha fazla aç ve yoksul bırakıldı. Türkiye'de çok derin bir ekonomik kriz var. Ama insanlar ekonomik kriz var diyemiyor. 'Ben ekmeğimin peşinde koşmak, çocuklarıma sıcak bir ekmek götürmek istiyorum' dediğinizde, anında bir terörist yaftasıyla karşılaşıyorsunuz. Bugün Türkiye'de emek hareketinin örgütlenmesi bile Kürt sorunu üzerinden sistem tarafından engellenmeye çalışıldı. Sayın Öcalan bu çağrıyı, burada bir anahtar görevi göreceğini düşündüğü için bunu gerçekleştirdi. Bir yandan Kürt sorunun barışçıl ve demokratik çözümü, öte yandan Türkiye'de terör paranteziyle üstü örtülen kadın hakları, işçinin, emekçinin hakkı, yoksulun hakkı, emekli kardeşlerimizin, abilerimizin, amcalarımızın, teyzelerimizin hakkı savunulsun istiyor, bunun önü açılsın istiyor. Dolayısıyla bizler savaşa karşı çıkarken aynı zamanda yoksulluğa karşı çıktığımızı da belirtmeliyiz. Savaş ekonomisine hayır dediğimizi belirtmeliyiz. Savaşa, topa, tanka, mermiye, özel harp politikalarına bütçe değil, ekmeğe, işe, aşa, ücretlere ve kadınlara ayrıca bütçe diyoruz."</p>

<h2>BARIŞI BÜYÜK BİR SABIRLA İŞLEYECEĞİZ</h2>

<p>"Bütün kayıplarına rağmen, acılarına rağmen, çocuklarını kaybetmiş olmalarına rağmen barıştan asla vazgeçmeyen beyaz tülbentli Barış Annelerine de buradan selam ve sevgilerimizi iletiyorum. Barış Anneleri iki gündür Ankara’da parlamentodan bütün siyasi partilerle görüşme yaptılar. Hem Cumhur İttifakı'yla hem diğer muhalif partilerle, bütün siyasi partilerle görüşme yaptı. Barış talep etti annelerimiz. Siyasi parti liderlerine kenarı iğne oyasıyla işlenmiş beyaz tülbentler hediye ettiler. İğne oyası büyük bir sabır ister. İlmek ilmek dokunur. İğneyi kenara bıraktığında o iş asla bitmez. Çok büyük bir emek. Bakın barış da öyle bir şey. Biz barışı tıpkı bir iğne oyası gibi ilmek ilmek, küçük küçük ve büyük bir sabırla işleyeceğiz. Annelerin bugün iğne oyalı tülbentleri siyasi liderlere hediye ederken anlamı buydu. Barışı da bu oya inceliğiyle, iğne oyası inceliğiyle, sağlamlığıyla, sabrıyla, göz nuru, el emeğiyle, asla ara vermeden, üzerine gide gide işledikçe biz bu topraklarda barışı bir iğne oyası gibi nakşedeceğimize yürekten inanıyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hatimogullari-karsta-barisi-bir-igne-oyasi-gibi-naksedecegiz</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/tulay-hatimogullari-5.png" type="image/jpeg" length="96428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gültekin Uysal: TÜİK Başkanını değiştireceğinize enflasyonu hortlatan politikalarınızı değiştirin]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gultekin-uysal-tuik-baskanini-degistireceginize-enflasyonu-hortlatan-politikalarinizi-degistirin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gultekin-uysal-tuik-baskanini-degistireceginize-enflasyonu-hortlatan-politikalarinizi-degistirin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gültekin Uysal, TÜİK başkanının değiştirilmesine tepki göstererek, enflasyonu hortlatan politikaların değiştirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı'nın değiştirilmesi kararını eleştirdi. Uysal, kurum başkanının değiştirilmesinin çözüm olmadığını belirterek hükümete yönelik eleştirilerde bulundu.</p>

<p>Gültekin Uysal, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"TÜİK Başkanını değiştireceğinize, enflasyonu hortlatan politikalarınızı değiştirin. AKP'nin milyonları yoksullaştırma programı olan 'Enflasyonla Mücadele Programı' milli sanayiinin rekabet gücünü kaybetmesine, 100 binlerin işini kaybetmesine ve binlerce işletmenin iflas etmesine/kapanmasına sebep oldu ve dahası olacaktır."</p>

<p>Demokrat Parti lideri, yürütülen ekonomi programının toplumun geniş kesimleri ve sanayi üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, söz konusu politikaların işletmelerin kapanmasına ve işsizliğin artmasına yol açtığını belirtti. Uysal, bu durumun ilerleyen süreçte de devam edeceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gultekin-uysal-tuik-baskanini-degistireceginize-enflasyonu-hortlatan-politikalarinizi-degistirin</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/05/gultekin-uysaldan-1-mayis-mesaji-calisan-hakkini-alacak-1-mayis-yine-isci-ve-bahar-bayrami-olacak.png" type="image/jpeg" length="15614"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yusuf Tekin: Niye eleştiriyle maruz kaldığımızı anlamadık; iş dünyasıyla iş birliğini devam ettireceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/yusuf-tekin-niye-elestiriyle-maruz-kaldigimizi-anlamadik-is-dunyasiyla-is-birligini-devam-ettirecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/yusuf-tekin-niye-elestiriyle-maruz-kaldigimizi-anlamadik-is-dunyasiyla-is-birligini-devam-ettirecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yusuf Tekin, muhalefetin mesleki ve teknik eğitimde iş dünyasıyla kurulan iş birliklerine yönelik eleştirilerine tepki göstererek, bu iş birliklerini devam ettireceklerini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, muhalefetin mesleki ve teknik eğitimde iş dünyasıyla kurulan iş birliklerine yönelik eleştirilere tepki gösterdi. Bakan Tekin, "Mesleki ve teknik eğitimde iş dünyasıyla iş birliği yapalım' diyoruz. 'Öğrencilerimizi sermayenin kucağına atıyorsunuz' diye eleştiriyorlar. Bunu da anlamış değilim. Niye böyle bir eleştiriyle karşı karşıya kaldığımızı anlamadık. Ama anlasak da bir şey değişmez. Biz bu iş birliklerini devam ettireceğiz" dedi.</p>

<p>Ankara Ticaret Odası (ATO) 61 No'lu Özel Eğitim Öğretim Hizmetleri Meslek Komitesi, Özel Öğretim Derneği ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi'nin ortaklığında düzenlenen "Maarif'ten Medeniyete Eğitim Zirvesi", Ankara Ticaret Odası Meclis Salonu'nda gerçekleştirildi. Zirvenin katılımcıları ve açılış konuşmacıları arasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Musa Kazım Arıcan ve Özel Öğretim Derneği Başkanı Ahmet Akça yer aldı.</p>

<h2>MUHALEFET PARTİLERİ ISRARLI BİÇİMDE İŞ BİRLİKLERİMİZİ ELEŞTİRİYOR</h2>

<p>Zirvenin açılışında konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Yaklaşık 3 yıldır Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürütüyorum. Bu esnada en çok eleştirildiğimiz konulardan bir tanesi, tuhaf bir şekilde aslında bu salondaki etkinliğimize de konu olan başlıklardan bir tanesi. Ne o? O da şu: Muhalefet partileri bizi ısrarlı bir biçimde sivil toplum örgütleriyle ve meslek birlikleriyle yaptığımız iş birliklerinden dolayı eleştiriyorlar. Totaliter bir ruhtan beslenen bir perspektifle eğitim-öğretim camiamıza yön vermemizi arzu ediyorlar. Ama ben insan olarak öyle birisi değilim. AK Parti iktidarı öyle bir iktidar değil. Biz yaptığımız bu işleri ümmete, millete, vatana hizmet şiarıyla yapıyoruz. Ve bunu yaparken de bu süreçte bize destek olacak herkesin samimi iş birliğine açığız. Bu iş birlikleri olduğu zaman güzel sonuçlar elde ediyoruz. Burada özel öğretim dernekleri var. Hepsiyle bu iş birliklerini yapıyoruz. Bunun kime ne zararı var anlamış değilim."</p>

<h2>İŞ DÜNYASIYLA İŞ BİRLİKLERİNİ DEVAM ETTİRECEĞİZ</h2>

<p>Muhalefetin mesleki ve teknik eğitimdeki yaklaşımlarına değinen Bakan Tekin, "Mesleki ve teknik eğitimde iş dünyasıyla iş birliği yapalım' diyoruz. 'Öğrencilerimizi sermayenin kucağına atıyorsunuz' diye eleştiriyorlar. Bunu da anlamış değilim. Niye böyle bir eleştiriyle karşı karşıya kaldığımızı anlamadık. Ama anlasak da bir şey değişmez. Biz bu iş birliklerini devam ettireceğiz. Bu iş birliklerinden faydalı sonuçlar üretildiğini düşünüyoruz, görüyoruz. Gittiğimiz her ortamda, katıldığımız her ortamda bunun sonuçlarıyla ilgili pozitif değerlendirmeler alıyoruz ve bu da bizi mutlu ediyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>ATO Başkanı Gürsel Baran, dünyada dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve yeşil dönüşüm ekseninde büyük bir dönüşüm yaşandığını belirterek, bu sürecin hayatı, üretim biçimlerini ve meslekleri yeniden şekillendirdiğini söyledi. Yeni mesleklerin ortaya çıktığını, bazı mesleklerin dönüşüme uğradığını, bazılarının ise tamamen ortadan kalktığını ifade eden Baran, iş gücü piyasalarının da yeniden yapılanmaya itildiğini kaydetti. Böylesine hızlı ve derin bir dönüşüm çağında eğitimin aynı kalmasının düşünülemeyeceğini belirten Baran, eğitimin yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını, insanı yetiştirmek ve toplumu inşa etmek anlamına geldiğini söyledi. Eğitimin bilgiyle başladığını, pratikle geliştiğini belirten Baran, eğitimi anlamlı kılan unsurun ise değerlerle buluşması olduğunu ifade etti.</p>

<h2>TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ SON DERECE KIYMETLİ</h2>

<p>Eğitimde değerlerin önemine vurgu yapan Baran, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Değerler olmadığı zaman topluma fayda sağlayan bir eğitimden bahsetmek mümkün değildir. Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız. Ama bunun da ötesinde tüm bu yetkinlikleri güçlü bir değerler zemini üzerinde inşa etmek durumundayız. Çünkü ilk üç sanayi devrimini de, dördüncüsünü de gerçekleştiren ve yönlendiren unsur sadece insandır. İnsanı güçlü, hayatı anlamlı kılan ise sadece teknik bilgi değil; ahlak, vicdan ve sorumluluk bilincidir. Tam bu noktada Milli Eğitim Bakanlığımızın hayata geçirdiği, bizzat Sayın Bakanımızın projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin son derece kıymetli bir yaklaşım olduğunu da özellikle ifade etmek isterim. Bu model; bilgiyi, beceriyi ve değeri bir arada ele almasıyla sadece akademik başarıyı değil, karakter ve şahsiyet inşasını merkeze koymasıyla çok önemli bir ihtiyaca da cevap veriyor. Maarif Modeli'nin köklerinden beslenen, kendi değerlerini bilen, aynı zamanda çağın gereklerini anlayarak geleceği okuyabilen bireyler yetiştirme hedefi; insan, değer ve teknoloji yaklaşımıyla da birebir örtüşüyor. Bu yaklaşımın sahada güçlenmesi, yaygınlaşması ve kalıcı hale gelmesi ülkemizin geleceği açısından da son derece önemli."</p>

<h2>BAKAN TEKİN'İN BÜYÜK BİR ŞANS OLDUĞUNA İNANIYORUZ</h2>

<p>Teknolojiyi yalnızca kullanan değil, üreten bireyler yetiştirilmesi gerektiğini belirten Baran, ATO olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile "Mesleki Eğitimde Ankara Modeli"ni yürüttüklerini bildirdi. Baran, "Ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetişmesi için sektör temsilcilerimizle eğitim kurumlarını güçlü bir şekilde buluşturmayı, mesleki ve teknik eğitim programlarının iş dünyasının beklentileriyle uyumlu hale gelmesini sağlamayı, öğrencilerimizin daha eğitim sürecindeyken sahayla temas etmesini sağlayacak modellerin yaygınlaştırılmasını önemsiyoruz. Organize sanayi bölgeleri, ticaret merkezleri ve işletmelerimizle eğitim kurumlarımız arasında kurulacak güçlü köprülerin, gençlerimizin istihdama geçişini hızlandıracağına da yürekten inanıyoruz. Bu noktada Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’in; bakanlığımız için, iş dünyamız için, ülkemiz için de büyük bir şans olduğuna yürekten inanıyoruz. Sayın Bakanım, daha birkaç gün önce reel sektörün ihtiyaç duyduğu branşları bize söyleyin, hemen yetiştirelim çağrısında bulundunuz" dedi.</p>

<p>Özel Öğretim Derneği Başkanı Ahmet Akçay, zirvenin insanı yeniden merkeze alma iradesi olduğunu ifade ederek, "Bu zirve yalnızca bir eğitim toplantısı değildir. Bu zirve içerisinde yaşadığımız çağın hızına, imkanlarına ve meydan okumalarına karşı insanı yeniden merkeze alma iradesidir. Eğitim yalnızca bilgi aktarmak değil, insanı inşa etmek ve değer kazanmaktır. Çünkü değerlerden kopmuş bir teknoloji insanı yüceltmez insanı yalnızlaştırır, yüzeyselleştirir ve zamanla araçların hakimiyetine bırakır. Bu yüzden insan değer ve teknoloji teması çok kıymetli buluyoruz" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ise eğitimin insan inşası olduğunu vurgulayarak, "Bu bakımdan bundan sonra soracağım soru 'Biz geleceğin insanını nasıl yetiştireceğiz' meselesidir. Bu mesele de sadece tek başına milli eğitimin meselesi, eğitimin meselesi değil, üniversitelerimizin ailelerin sivil toplum kuruluşlarının Türkiye'nin tüm vatandaşlarının meselesidir. Çünkü eğitim teknolojinin peşinde sürüklenen edilgen bir alan değil, teknolojiye, ekonomiyi, toplumu ve kültürü yönlendiren insanı yetiştiren asli kurumdur. Eğitim bu anlamda sadece bilgi aktarmak değil, artık insan inşasıdır. Artık asır meselemiz bilgiye ulaşmak değil, bilgiyi anlamlandırmadır" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/yusuf-tekin-niye-elestiriyle-maruz-kaldigimizi-anlamadik-is-dunyasiyla-is-birligini-devam-ettirecegiz</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin.webp" type="image/jpeg" length="63265"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aylin Nazlıaka, Anneler Günü dolayısıyla grevdeki Temel Conta işçileriyle buluştu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aylin-nazliaka-anneler-gunu-dolayisiyla-grevdeki-temel-conta-iscileriyle-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aylin-nazliaka-anneler-gunu-dolayisiyla-grevdeki-temel-conta-iscileriyle-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'de 516 gündür grevde olan Temel Conta işçilerini ziyaret eden  Aylin Nazlıaka, işçilerin anneler günü'nü kutladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu başkanı Aylin Nazlıaka, İzmir'in Torbalı ilçesinde faaliyet gösteren Temel Conta fabrikası önündeki grev çadırında Petrol-İş Sendikası üyesi işçilerle bir araya geldi. Nazlıaka, işçilerin anneler günü'nü kutladı.</p>

<h2>NAZLIAKA: SÖZ VERİYORUM, İLK SEÇİMLERDEN SONRA ANNELER GÜNÜ'NÜ BAYRAM HAVASINDA KUTLAYACAKSINIZ</h2>

<p>Nazlıaka, ziyarette yaptığı konuşmada şunları kaydetti:</p>

<p>“Size söz veriyorum; ilk seçimlerden sonra anneler günü'nü gerçekten de çok büyük bir bayram havasında kutlayacaksınız. Ama bu anneler günü'nde de çocuklarınıza onurlu bir yaşamın, onuru için direnmenin, hak arayış mücadelesinin ne demek olduğunun en güzel örneğini sergileyerek giriyorsunuz, kutluyorum sizi. Hakikaten size söz veriyoruz. O sandıktan kaçsalar da biz onları sandık peşinde kovalamaya devam edeceğiz. Seçim olacak ve seçimden sonra iktidara geleceğiz. İşte o zaman emeğin en yüce değer olduğu günleri yeniden hep birlikte kucaklayacağız. Hak aradığınız için işinizden olanlar olmayacaksınız. Hak aradığınız için, grev yaptığınız için grev kırıcılığıyla karşılaşanlar olmayacaksınız. Hak aramanıza gerek kalmaksızın zaten Türkiye'deki düzen sizin hakkınızı alacağınız şekilde kurulacak. O günlere az kaldı. Biraz daha sabır, biraz daha mücadele, biraz daha direnme. O patron daha çok rahatsız olmaya devam edecek hak yediği sürece. Cumhuriyet Halk Partisi olarak tamamen yanınızdayız. Üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazırız.”</p>

<h2>İŞÇİ TEMSİLCİSİ KAYA: 516 GÜNDÜR ANAYASAL SENDİKA HAKKIMIZ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ</h2>

<p>Petrol-İş Sendikası iş yeri temsilcisi Sinem Kaya, 516 gündür anayasal sendika hakları için mücadele ettiklerini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Bizler 516 gündür aslında burada Türkiye'nin anayasasında yazan sendika hakkımız için mücadele ediyoruz. Bizler sendika yetkisini kazandık, toplu iş sözleşmesi masasına patronumuz oturmadığı için grev kararı aldık. Çünkü sendikalı, güvenceli çalışmak istedik. Çocuklarımıza da güzel bir gelecek kurmak istedik. Fakat bu ülkenin anayasasında sendika hakkı yazıyor. 516 gündür biz bu hakkımızı kullanamadık ve kimse 'Neden Temel Conta işçileri sendikalı çalışmak istediği için 516 gündür grev yapıyor?' diye sormuyor bile. Bu ülkenin anayasası çiğneniyor. Bu işçilerin anayasal hakkı gasp ediliyor. Temel Conta işçileri işten atılan işçiler değil. Bizler hâlâ Temel Conta işçisiyiz ve grevde görünüyoruz. Bizler maaş alamıyoruz. Bizler çocuklarımızın eğitiminden, masraflarından kıstık ama bunu hep söylüyoruz: Biz çocuklarımızın hakkından vazgeçmeyeceğiz. Çünkü patronlar bir kölelik düzeni kurmak istiyor. Bizlerin zaten çalışma koşulları kölelik düzeni. Bizleri böyle çalıştırıp çocuklarımıza da aynı koşulları, hatta daha kötü koşulları mahkûm etmek istiyorlar. Biz de diyoruz ki bir anne baba ne için çalışır? Çocuğunun geleceği için. Kimse bizden çocuklarımızı kendi ellerimizle bu karanlığa itmemizi beklemesin. Bizler çocuklarımıza güzel ve onurlu bir gelecek kuracağız. İşçi olabilirler, bu utanılacak bir şey değil. Emekçi olabilirler. Ama onurlu yaşasınlar. Ekmeklerini evlerine onurlarıyla götürsünler. Bizler Temel Conta patronundan bir lütuf istemiyoruz, bir sadaka istemiyoruz. Bizler hakkımızı istiyoruz. 35 yıl çalıştık, 20 yıl çalıştık, 10 yıl çalıştık. Kimse bizim bu haklarımızı, çocuklarımızın hakkını bu patronun yanına bırakmamızı beklemesin.”</p>

<h2>GÖZALTILARA TEPKİ</h2>

<p>Kaya, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Biz düdük çaldık diye gözaltına alındık, yine polisler bizi dün aradı. Temel Conta patronu rahatsız olmuş. Biz yine ifadeye çağrılıyoruz, sırayla aranıyoruz. Rahatsız olmuş, huzuru bozulmuş. 16 işçi 516 gündür evine ekmek götürmüyor ve kimse patronun kapısını çalmıyor. Sadece işçiler ifadeye çağrılıyor. Sadece buradaki gördüğünüz anneler, babalar karakol ve jandarma kapılarında bekliyor. Suç işleyen burada, sendika hakkımızı engelleyen burada, grevimizi kıran burada, grev kırıcılığı da mahkeme kararıyla da tespit edildi. Bizler gözaltına alınırken, bizler 516 gündür kazanılmış hakkımız için bile mücadele ederken neden işveren hakkında hiçbir yaptırım yapılmıyor? Neden? Bizler sendika hakkımız için mücadele ediyoruz ama eğer ki bu hakkımız sadece kâğıt üzerinde kaldıysa bizden geri adım atmamızı kimse beklemesin.”</p>

<h2>TEMEL CONTA ÇALIŞANI ARDAHAN: BİZ İŞÇİYİZ DİYE KÖLE DEĞİLİZ</h2>

<p>Temel Conta çalışanı Cahide Ardahan ise şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Biz 516 günü kolay geçirmiyor. Kazanılmış hakkımız var. İşten çıkarsa bizi diyeceğiz ki 'Adam çıkardı, biz bekliyoruz.' Biz hâlâ Temel Conta işçileriyiz. Temel Conta anayasayı tanımıyor. Bu nasıl bir güç? Birinin buna bir şey demesi lazım. Bir tane mikrofona konuşsun. 'Şu şu sebepten' desin. Biz de 'Evet, belki haklısın' diyeceğiz. Konuşmamak, hiç kimseyi saymamak ne demek? İşçini saymıyorsun, devleti saymıyorsun, hükümeti saymıyorsun, muhalefeti saymıyorsun. Kimsin? Temel Conta şu anda bana diyor ki 'Ben anayasadan büyüğüm. Ben kanunları tanımıyorum.' Bir telefonuyla geliyor jandarma bizi alıyor. Ama ben de söylüyorum, 516 gündür benim hakkımı vermiyorsun. Çıkar beni işten. Ben bir aylık işçi olarak buraya girdim de, örgütlülüğü gördüm, o gücü gördüm. Ben buradan çıksam da başka yerde de aynı muameleyle karşılaşıyorum zaten. Çünkü ben işçiyim. Çıkar beni işten. Niye çıkarmıyorsun? 'Sen işçisin' diyor, benim kafama tokmakla vuruyor. İşçinin bu ülkenin en büyük gücü olduğunu Temel Conta da öğrenecek. Bütün patronlar da öğrenecek. Biz işçiyiz diye köle değiliz. Asla değiliz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aylin-nazliaka-anneler-gunu-dolayisiyla-grevdeki-temel-conta-iscileriyle-bulustu</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/aylin-nazliaka-temel-conta.png" type="image/jpeg" length="52644"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump, Hürmüz’de askeri baskıyı yeniden artırma tehdidinde bulundu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trump-hurmuzde-askeri-baskiyi-yeniden-artirma-tehdidinde-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trump-hurmuzde-askeri-baskiyi-yeniden-artirma-tehdidinde-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Donald Trump, İran ile gerçekleştirilen müzakerelerin sonuçsuz kalması durumunda Hürmüz Boğazı’ndaki askeri operasyonların tekrar başlatılabileceğini ve askıya alınan “Özgürlük Projesi”nin daha geniş bir kapsamla devreye alınabileceğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD’nin bu hafta durdurduğu ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerin güvenliğini sağlamayı hedefleyen “Özgürlük Projesi” operasyonuna geri dönüp dönmeyeceği yönündeki soruya “Sanmıyorum” cevabını verdi. Trump, açıklamalarının devamında, “Eğer işler yolunda gitmezse Özgürlük Projesi’ne geri dönebiliriz. Bu kez ‘Özgürlük Projesi Plus’ olur; yani Özgürlük Projesi artı başka şeyler” ifadelerini kullandı. Ancak Trump, genişletilmiş operasyonun hangi ek adımları içereceğine ilişkin detaylı bilgi paylaşmadı.</p>

<p>İran ile yürütülen müzakerelere değinen Trump, “Eğer her şey imzalanıp tamamlanmazsa farklı bir yola gideceğiz” dedi. Trump ayrıca, İran’ın ABD’nin kalıcı barış için sunduğu şartlara yönelik yanıtının kısa süre içinde gelebileceğini kaydederek, “Muhtemelen bu gece İran’dan bir mektup alacağım, sonra ne olacağını göreceğiz” şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İRAN'DAN BU GECE YANIT BEKLENİYOR</h2>

<p>Bölgedeki gerilim, ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik saldırılar düzenlemesinin ardından tırmanışa geçmiş, Tahran yönetimi de İsrail ile Körfez’deki ABD müttefiklerine yönelik saldırılarla karşılık vermişti. İran bu süreçte ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri askıya aldığını duyurmuştu. Pakistan’ın arabuluculuk çalışmaları neticesinde 8 Nisan’da ateşkes yürürlüğe girerken, İslamabad’da ABD ve İran heyetleri arasında yapılan görüşmeler kalıcı bir anlaşma ile neticelenmedi. Trump, daha sonraki süreçte ateşkesi süresiz şekilde uzattığını açıklamıştı.</p>

<p>ABD yönetimi, İran’ın Hürmüz ablukasına karşı 13 Nisan tarihinden bu yana İran’a ait deniz trafiğini hedef alan bir deniz ablukası uyguluyor. Trump, bu hafta içinde yaptığı açıklamada “Özgürlük Projesi” operasyonunun geçici olarak durdurulacağını ancak uygulanan Amerikan ablukasının “tam güçle yürürlükte kalacağını” belirtmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trump-hurmuzde-askeri-baskiyi-yeniden-artirma-tehdidinde-bulundu</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/10/trump-24.png" type="image/jpeg" length="10441"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel hakkında Akın Gürlek'e yönelik açıklamaları nedeniyle soruşturma başlatıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-hakkinda-akin-gurleke-yonelik-aciklamalari-nedeniyle-sorusturma-baslatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-hakkinda-akin-gurleke-yonelik-aciklamalari-nedeniyle-sorusturma-baslatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel'in bir televizyon kanalında Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında kullandığı ifadeler nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu kapsamında soruşturma başlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel'in bir televizyon programında yaptığı açıklamaları incelemeye aldı. Başsavcılık tarafından yapılan değerlendirmede, Özel'in Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelik sarf ettiği sözlerin kamu düzenini etkileyebileceği bildirildi.</p>

<h2>BAKIRKÖY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI AÇIKLAMASI</h2>

<p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"8 Mayıs 2026 tarihinde bir televizyon kanalında, CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelik sarf edilen aleni sözlerin; kamu düzeni ve barışını bozmaya elverişli, halkı yanıltıcı ve gerçeği yansıtmayan ifadeler içerdiğinin değerlendirilmesi üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından TCK'nın 217/A maddesi kapsamında resen soruşturma başlatılmıştır."</p>

<p>Söz konusu soruşturma kapsamında, Özel'in canlı yayındaki beyanlarının Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddesindeki unsurları taşıyıp taşımadığı mercek altına alındı. Başsavcılık, ifadelerin aleni nitelikte olması ve içeriğinin gerçeği yansıtmadığı tespiti üzerine yasal sürecin başlatıldığını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-hakkinda-akin-gurleke-yonelik-aciklamalari-nedeniyle-sorusturma-baslatildi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/ozgur-ozelden-kuresel-sumud-filosu-aciklamasi-uluslararasi-sularda-mudahale-etmesi-acik-bir-haydutluktur.PNG" type="image/jpeg" length="35868"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kraliçe Mathilde başkanlığındaki Belçika Ekonomik Misyonu Türkiye’ye geliyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kralice-mathilde-baskanligindaki-belcika-ekonomik-misyonu-turkiyeye-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kralice-mathilde-baskanligindaki-belcika-ekonomik-misyonu-turkiyeye-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belçika Kraliçesi Mathilde başkanlığındaki Ekonomik Misyon, 10-14 Mayıs tarihlerinde Türkiye'yi ziyaret edecek. Ziyaret ile son dönemde ivme kazanan Türkiye-Belçika ilişkilerinin, iş birliği alanlarının çeşitlendirilmesiyle daha da güçlendirilmesi yönündeki ortak iradenin ortaya konulması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı yetkilisinden edinilen bilgiye göre heyette, başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı Maxime Prevot, dış ticaretten de sorumlu savunma bakanı Theo Francken, Brüksel Başkent Bölge Hükümeti başbakanı Boris Dilliés, Flaman Bölge Hükümeti başbakanı Matthias Diependaele ve Valon Bölge Hükümeti başbakan yardımcısı Pierre-Yves Jeholet ile 428 özel sektör temsilcisi yer alacak.</p>

<h2>ZİYARETTE KİLİT SEKTÖRLER ELE ALINACAK</h2>

<p>Türkiye ve Belçika arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin kapsamlı şekilde ele alınacağı ziyaret kapsamında enerji, savunma sanayii, havacılık, lojistik, sağlık ve yaşam bilimleri, bankacılık, teknoloji ve dijitalleşme başta olmak üzere kilit sektörlerde yatırım ve iş fırsatlarının değerlendirilmesi, firma ziyaretleri düzenlenecek ve ikili görüşmeler ile firmalar arası temaslar yapılacak.</p>

<p>Türkiye-Belçika Ekonomi Forumu'nun düzenleneceğini kaydeden yetkili, iki ülke özel sektörleri arasındaki anlaşmaların yanı sıra savunma, havacılık ve sosyal güvenlik alanlarında hükümetler arası anlaşma ve belgelerin imzalanmasının beklendiğini dile getirdi. Ziyarette Belçika'daki Türk toplumunun başarılarının vurgulanması da bekleniyor.</p>

<p>Ekonomik Misyon heyetinde yer alan bakanlar Türk mevkidaşlarıyla görüşecek ve heyet ayrıca İstanbul ve Ankara'da çeşitli kamu ve özel sektör temsilcileriyle temaslarda bulunacak.</p>

<h2>İKİLİ İLİŞKİLERDEKİ İVME DİKKAT ÇEKİYOR</h2>

<p>Türkiye ve Belçika arasında iyi düzeyde seyreden ilişkilerin, bölgesel ve küresel ölçekteki son gelişmelerin de etkisiyle ivme kazanmış olduğunu ifade eden yetkili, son dönemde daha yakın iş birliğini amaçlayan temasların arttığına dikkati çekti.</p>

<p>Yetkili, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bu çerçevede yapılan görüşmelerde, iki ülke ilişkilerinin geleceğinde önemli rol oynayacak olan ekonomi/ticaret, savunma, enerji ve bağlantısallık gibi pek çok alanda iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesi, yeni ortaklıklar tesis edilmesi ve ortak sınamalar karşısında NATO ve AB çerçevesinde iş birliğinin güçlendirilmesi üzerinde durulmaktadır.”</p>

<h2>TİCARET HACMİ 9,2 MİLYAR DOLAR OLARAK GERÇEKLEŞTİ</h2>

<p>Türkiye ve Belçika arasındaki ikili ticaret hacmi 2025 yılında 9,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracat 5 milyar dolar iken ithalat 4,2 milyar dolar olarak tespit edildi.</p>

<p>2002-Ocak 2026 döneminde Türkiye'ye 9,3 milyar dolar Belçika yatırımı yapıldı. Aynı dönemde Belçika'ya yapılan Türk yatırımı ise 490 milyon dolar olarak kaydedildi.</p>

<p>Bakanlık yetkilisi, Belçika'da yaşayan yaklaşık 300 bin Türk vatandaşının iki ülke arasında önemli bir köprü vazifesi gördüğünü ve Belçika'nın ekonomik ve sosyal hayatına kayda değer katkı yaptığını vurguladı.</p>

<h2>BELÇİKA EKONOMİK MİSYONU</h2>

<p>Belçika'nın yılda iki kez düzenlediği Ekonomik Misyonları, Belçika sisteminde önem taşıyan ve siyasi boyutu güçlü olan ekonomi diplomasisi faaliyeti olarak biliniyor. Misyon ziyaretlerinde ev sahibi ülke ile ikili ekonomik ilişkilerin kilit sektörlerini merkeze alan birçok etkinlik düzenleniyor ve iş birliğinin geliştirilmesi için somut adımlar atılıyor.</p>

<p>Belçika'dan Türkiye'ye son Ekonomik Misyon ziyareti 2012 yılında yapıldı. Misyon'a Kral Philippe o dönem veliaht prens unvanı ile başkanlık etmiş, Kraliçe Mathilde de kendisine prenses unvanıyla eşlik etmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kralice-mathilde-baskanligindaki-belcika-ekonomik-misyonu-turkiyeye-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/kralice-matilde.png" type="image/jpeg" length="48162"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Manisalı berber traşta çığır açmaya devam ediyor. Bu kez de hızla giden ATV üzerinde traş yaptı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/manisali-berber-trasta-cigir-acmaya-devam-ediyor-bu-kez-de-hizla-giden-atv-uzerinde-tras-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/manisali-berber-trasta-cigir-acmaya-devam-ediyor-bu-kez-de-hizla-giden-atv-uzerinde-tras-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ahmet ÜNSAL/ Manisa</strong></p>

<p>Manisa için önemli bir turizm potansiyeline sahip oldukları halde yeterince değerlendirilmeyen mesire alanlarına dikkat çekmek isteyen Manisalı kuaför Emirhan Güngör, bu defa Anıt ile Süreyya arasında bulunan doğal ortamda ATV üzerinde traş yaptı.</p>

<p>Daha önce de Spil'in 1517 metresinde ve dondurucu soğuğa aldırış etmeden ilk traşını orada yapmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Manisalı kuaför Emirhan Güngör, tarihi ve kültürel öneme sahip olan, ancak bu özellikleri yeterince değerlendirilmeyen şehrin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla mesleğiyle bütünleşen çalışmalarını sürdürüyor. Daha önce Spil Dağı'nın zirvesinde bulunan dev Türk bayrağının altında ve yine aynı bölgede -15 derecede kar altında yaptığı traşları sosyal medya hesaplarında paylaşarak dikkat çekmeyi başaran genç kuaför, bu defa Anıt ile Süreyya arasında bulunan doğal ortamda ATV üzerinde traş yaptı. Emirhan Güngör, Spil Dağı'nda farklı iklim koşullarında iki defa traş yaptığını, bu defa doğal güzelliği ile bilinen, piknik alanı olarak kullanılan, dere yatağı, ormanı ve yeşilliği ile ünlü mesire alanında ATV üzerinde traş yaparak dikkat çekmek istediğini söyledi. Manisa'nın tarihi, kültürel ve turistik değerlere sahip birçok bölgesinde bu aktivitesini sürdüreceğini söyleyen Güngör, "Manisamız doğası, tarihi ve kültürel mirasları ile yüksek bir turizm potansiyeline sahip, öyle ki mitolojik çağdan yakın tarihimize kadar birçok medeniyetin ayak izlerini barındırıyor, ben de bu değerlerimizin tanıtımına katkı vermek istiyorum. Takipçilerimin istek ve beklentilerine göre gezilmeye ve görülmeye değer diğer yerlerinde de traş yapıp hesaplarımda paylaşacağım" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/manisali-berber-trasta-cigir-acmaya-devam-ediyor-bu-kez-de-hizla-giden-atv-uzerinde-tras-yapti</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/atvde-tras-manisa.png" type="image/jpeg" length="30947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akın Gürlek'ten Özgür Özel'e yanıt: Bu iddialar, devlet ciddiyetine ve milli güvenliğimize yapılmış açık bir saldırıdır]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/akin-gurlekten-ozgur-ozele-yanit-bu-iddialar-devlet-ciddiyetine-ve-milli-guvenligimize-yapilmis-acik-bir-saldiridir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/akin-gurlekten-ozgur-ozele-yanit-bu-iddialar-devlet-ciddiyetine-ve-milli-guvenligimize-yapilmis-acik-bir-saldiridir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akın Gürlek, CHP genel başkanı Özgür Özel'in bir televizyon kanalında kendisine yönelik açıklamalarına ilişkin, iddiaların devlet ciddiyetine ve milli güvenliğe saldırı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in bir televizyon kanalında şahsına yönelik gerçekleştirdiği açıklamalara ilişkin yazılı bir yanıt verdi. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı açıklamada, "Devlet görevimize dair Sayın Cumhurbaşkanımızla iletişimimizi, alçakça iftiralarla kirletmeye çalışmak, bir ana muhalefet genel başkanının değil, ancak sorumluluk duygusunu yitirmiş bir siyaset anlayışın ürünüdür. Bu iddialar, devlet ciddiyetine ve milli güvenliğimize yapılmış açık bir saldırıdır" dedi.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin bir üyesi olarak Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı kılmak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Amacımız; çocuklarımızı suçtan, ailelerimizi huzursuzluktan korumak; torbacısından baronuna, kara paracısından bahis çetelerine kadar tüm suç odaklarıyla mücadele etmek; belediyeleri yağmalayan suç örgütlerinden hesap sormak, faili meçhul dosyaları aydınlatmak üzere kararlılıkla ilerlemektir. Meslek hayatımız boyunca terör örgütlerine, suç şebekelerine ve vesayet odaklarına karşı sadece hukukun gücüyle mücadele ettik. Ne şahsımıza ne de devletimizin kurumlarına yönelik başvurulan haysiyet cellatlığına dün olduğu gibi bugün de itibar etmedik."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>TÜRK YARGISI TEHDİTLERE BOYUN EĞMEZ</h2>

<p>Bakan Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarını "iftira siyaseti" olarak nitelendirerek açıklamasına şöyle devam etti:</p>

<p>"CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir televizyon kanalında şahsımı hedef alarak ortaya attığı mesnetsiz iddialar ise siyasi tükenmişliğini hayal ürünü senaryolarla örtmeye çalışan bir 'iftira siyaseti'nin tezahürüdür. Yürümekte olan yargı süreçlerini 'darbe' olarak nitelendiren Özel, aslında suçluların hamiliğini yapmaktadır. 15 Temmuz’da canı pahasına demokrasiyi savunanların mücadelesini, kendi 'butlan' davası korkularıyla bir tutmak en hafif tabirle büyük bir çarpıtma ve hadsizliktir. Devlet görevimize dair Sayın Cumhurbaşkanımızla iletişimimizi, alçakça iftiralarla kirletmeye çalışmak, bir ana muhalefet genel başkanının değil, ancak sorumluluk duygusunu yitirmiş bir siyaset anlayışın ürünüdür. Bu iddialar, devlet ciddiyetine ve milli güvenliğimize yapılmış açık bir saldırıdır. Hakim ve savcılarımızı 'korkacaklar' diyerek tehdit eden, yargı süreçlerini manipüle etmeye çalışan Özgür Özel’e hatırlatırım: Türk yargısı kimseden talimat almaz, tehditlere boyun eğmez. Dosyalardaki gerçekler Özel’in kurguladığı yalan rüzgarından etkilenmeyecek kadar sağlam ve güçlüdür."</p>

<h2>YENİ İFTİRALARA KARŞI HUKUKİ YOLLARLA GEREKLİ ADIMLARIMIZI ATACAĞIZ</h2>

<p>Gürlek, daha önce açtığı davaları kazandığını hatırlatarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>"Daha evvel aynı şahsın attığı iftiralara karşı açtığımız davaları kazandığımız gibi, yeni iftiralarına karşı da hukuki yollarla gerekli adımlarımızı atacağız. Milletimizin feraseti, bu yalan siyasetini her zaman olduğu gibi boşa çıkaracaktır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/akin-gurlekten-ozgur-ozele-yanit-bu-iddialar-devlet-ciddiyetine-ve-milli-guvenligimize-yapilmis-acik-bir-saldiridir</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/akin-gurlek-2.png" type="image/jpeg" length="77349"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="61776"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="78082"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="74591"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="35633"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="63234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="55951"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="26039"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="79874"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="57805"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="33107"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="33570"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="98997"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="57577"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="97806"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="87643"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="39393"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="38476"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="11016"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="19136"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="43136"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
