<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 15:01:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Murat Emir’den Hayati Yazıcı’ya "ara seçim" yanıtı: Gerçekler kişilere göre değişmez]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/murat-emirden-hayati-yaziciya-ara-secim-yaniti-gercekler-kisilere-gore-degismez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/murat-emirden-hayati-yaziciya-ara-secim-yaniti-gercekler-kisilere-gore-degismez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Murat Emir, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın Siirt seçimlerine yönelik açıklamalarına tepki göstererek, sürecin hukuki bir "yenileme" değil, Anayasa değişikliğiyle şekillendirilmiş bir "ara seçim" olduğunu savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Murat Emir, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın “ara seçim” açıklamasına ilişkin olarak, Siirt’te yaşanan sürecin basit bir yenileme seçimi olmadığını belirterek, “Ortada; seçime giremeyen Erdoğan’ın Meclis’e girmesi için bir ilin vekilsiz kalması üzerine Anayasa’nın 76. ve 78. maddelerinin değiştirildiği, ‘geçici madde’ ile de özel hukukun yaratıldığı ve adının bizzat Anayasa metniyle ‘ara seçim’ olarak tescillendiği siyasi ve hukuki bir gerçeklik var” dedi.</p>

<h2>“BİLMEDİĞİ KONUDA ISRAR EDEN TARAF KENDİSİ”</h2>

<p>Emir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Yazıcı’nın bir önceki değerlendirmesindeki kaba ifadeleri bırakıp daha saygın bir üsluba geçmiş olmasını siyasi nezaket adına önemsediğini belirterek, “Ancak Yazıcı’nın kendi kurduğu o ilk cümleyi, hukuki ve tarihi gerçekler ışığında kendisine iade etmek zorundayız. Zira bilmediği (veya bilmezden geldiği) konuda ısrar eden taraf kendisi” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“YENİLEME SEÇİMİNDE YENİ ADAY LİSTESİ VERİLEMEZ”</h2>

<p>Emir, 3 Kasım 2002 genel seçimleri sonrasında yaşanan süreci şöyle anlattı:</p>

<p>“3 Kasım 2002 genel seçimleri yapıldı; Siirt ilinden Fadıl Akgündüz (Bağımsız), Mervan Gül (AK Parti) ve Ekrem Bilek (CHP) milletvekili seçildi. O tarihte Erdoğan, TCK 312. madde mahkumiyeti nedeniyle ‘seçilme yeterliliğine’ sahip olmadığı için aday dahi olamadı. 2 Aralık 2002’de YSK, Siirt’in Pervari ilçesindeki sandık kurullarının usulsüz oluşturulması gerekçesiyle Siirt seçimini ve seçilen üç vekilin tutanaklarını iptal etti, seçimlerin tekrarlanmasına karar verdi.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Emir, saf bir yenileme seçiminde yeni aday listesi verilemeyeceğini belirterek, “Mervan Gül adaylıktan çekilse bile yerine ‘dışarıdan’ yeni bir isim yani Erdoğan yazılamazdı. Bunu kaybettiğinizde yenilediğiniz 2019 İstanbul seçimlerinden hatırlarsınız” dedi.</p>

<h2>“MERVAN GÜL ÇEKİLDİ VE ERDOĞAN MİLLETVEKİLİ SEÇİLDİ”</h2>

<p>Aralık 2002’de yenileme seçiminde listenin değiştirilemeyeceği bilindiği için bir anayasa değişikliği süreci başlatıldığını aktaran Emir, şunları kaydetti:</p>

<p>“Önce Anayasa madde 76 değiştirilerek Erdoğan’ın önünü kesen ‘ideolojik ve anarşik eylemlere katılma’ ibaresi çıkarıldı. Ardından Anayasa madde 78’e ‘Bir ilin veya seçim çevresinin TBMM’de üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden 90 günden sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılır’ ibaresi eklendi. Yetmedi; Anayasa’nın 67. maddesindeki ara seçim kısıtlamalarını aşmak için Geçici 1. madde getirildi ve bu değişikliğin ‘22. dönem içindeki ilk ara seçimde uygulanacağı’ hüküm altına alındı.”</p>

<p>Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in vetosunda yapılan işin adını “bir kişinin milletvekili olması için tasarlanmış kişiye özel bir Anayasa değişikliği ve ara seçim” olarak koyduğunu belirten Emir, Anayasa değişikliğinin 31 Aralık 2002’de Resmi Gazete’de yayımlandığını ve Siirt’te Anayasa’nın 78. maddesine dayanılarak ara seçim yapıldığını söyledi. Emir, “Liste değiştirildi, Mervan Gül çekildi ve Erdoğan aday yapılarak milletvekili seçildi” dedi.</p>

<h2>“GERÇEKLER İNATÇIDIR”</h2>

<p>Emir, Yazıcı’nın Milletvekili Seçim Kanunu’nun 39. maddesini işaret ederek “Seçimin yenilenmesi ibaresi var, ara seçim yok” dediğini belirterek, kanunun ilgili maddesinin son fıkrasında “Sırada olanlar yetmediği takdirde, açık kalan milletvekillikleri için Kanunun ara seçimi hakkında kabul ettiği hükümlere uyulur” denildiğini hatırlattı.</p>

<p>Emir, “İşin özü Siirt’te sadece sandıkların yeniden kurulduğu basit bir ‘yenileme seçimi’ yok. Gerçekler inatçıdır; kişilere, partilere veya siyasi ihtiyaçlara göre şekil değiştirmezler” ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/murat-emirden-hayati-yaziciya-ara-secim-yaniti-gercekler-kisilere-gore-degismez</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/12/murat-emir-1.png" type="image/jpeg" length="61150"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TBB’den idari yargı sempozyumu: Mahkeme kararı bireyin hakkını iade etmekten uzaklaşıyorsa hukuk bitmiştir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tbbden-idari-yargi-sempozyumu-mahkeme-karari-bireyin-hakkini-iade-etmekten-uzaklasiyorsa-hukuk-bitmistir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tbbden-idari-yargi-sempozyumu-mahkeme-karari-bireyin-hakkini-iade-etmekten-uzaklasiyorsa-hukuk-bitmistir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen sempozyumda, idari yargının hukuk devletinin somut bir aynası olduğu vurgulanarak insan hakları eksenli yargılama çağrısı yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Barolar Birliği (TBB), “İnsan Hakları Bağlamında İdari Yargının Güncel Sorunları” başlıklı bir sempozyum düzenledi. Beş oturumdan oluşan ve iki gün sürecek sempozyumun açılış konuşmasını TBB İdare ve Vergi Hukuku Komisyonu Sözcüsü Oğuzhan Aslan gerçekleştirdi.</p>

<h2>“İDARE HUKUKUNUN KALBİ İNSAN HAKLARIDIR”</h2>

<p>Aslan, konuşmasında idari yargının bir devletin hukuk devleti sıfatını ne ölçüde hak ettiğinin en somut aynası olduğunu belirterek, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“İdare hukukunun duayen hocası Ordinaryüs Profesör Doktor Sıddık Sami Onar’ın tespitiyle başlamak istiyorum: ‘İdare hukuk içinde kaldığı sürece kudretlidir; hukuktan ayrıldığı an ise sadece kaba bir kuvvete dönüşür.’ İşte bu noktada idari yargının işlevi yalnızca uyuşmazlıkları çözmekten ibaret değildir. Aynı zamanda idarenin hukuka bağlılığını teminat altına alan asli bir denetim mekanizmasıdır.”</p>

<h2>“BİR KEZ VERİLEN HAKSIZ HÜKÜM BİNLERCE KÖTÜ ÖRNEKTEN DAHA FAZLA ZARAR VERİR”</h2>

<p>Aslan, konuşmasında filozof Francis Bacon’ın sözlerine de atıfta bulunarak, “Bir kez verilen haksız bir hüküm, binlerce kötü örnekten daha fazla zarar verir. Çünkü onlar akıntıyı kirletir, bu ise kaynağı” dedi. Hukuk güvenliğinin olmadığı bir yerde ne idari istikrardan ne de toplumsal barıştan söz edilebileceğini belirten Aslan, çıkış yolunun insan hakları eksenli bir yargılama olduğunu vurguladı.</p>

<h2>“HUKUK BİTMİŞ, BÜROKRASİ BAŞLAMIŞ DEMEKTİR”</h2>

<p>Aslan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Unutmayalım ki idare hukukunun kalbi insan haklarıdır. Eğer bir mahkeme kararı bireyin hakkını iade etmekten uzaklaşıyorsa, orada hukuk bitmiş, bürokrasi başlamış demektir. Gustav Radbruch’un ifade ettiği üzere, ‘Hukuk, adalete yönelmiş bir sosyal gerçekliktir. Adaletten kopmuş bir yasa metni ise sadece bir kâğıt parçasından ibarettir.’”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tbbden-idari-yargi-sempozyumu-mahkeme-karari-bireyin-hakkini-iade-etmekten-uzaklasiyorsa-hukuk-bitmistir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/04/turkiye-barolar-birligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="86472"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sezgin Tanrıkulu’ndan Bakan Şimşek’e kayyum önergesi: Kaç şirkete el konuldu?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/sezgin-tanrikulundan-bakan-simseke-kayyum-onergesi-kac-sirkete-el-konuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/sezgin-tanrikulundan-bakan-simseke-kayyum-onergesi-kac-sirkete-el-konuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sezgin Tanrıkulu, 2002 yılından bu yana kayyum atanan şirketlerin sayısı, ekonomik büyüklüğü ve yönetim süreçlerine ilişkin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 2002 yılından bu yana iktidar döneminde kaç şirkete kayyum atandığının açıklanması istemiyle Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması için TBMM Başkanlığı’na yazılı soru önergesi verdi.</p>

<h2>“KAMUOYUNA YANSİYAN BİLGİLER SINIRLI VE PARÇALI”</h2>

<p>Tanrıkulu, önergesinde Türkiye’de özellikle son yıllarda çeşitli soruşturmalar kapsamında çok sayıda şirkete kayyum atandığını, bu şirketlerin yönetiminin kamu otoritelerince devralındığını ve önemli bir kısmının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesine geçirildiğini belirtti. Tanrıkulu, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“Bu süreçte el konulan şirketlerin sayısı, ekonomik büyüklüğü, bu şirketlerin varlıklarının nasıl yönetildiği ve kamu bütçesine etkileri konusunda kamuoyuna yansıyan bilgiler sınırlı ve parçalıdır. Kayyum uygulamalarının şeffaflığı, hesap verebilirliği ve kamu yararına uygunluğu açısından, bu şirketlerin toplam değeri, yönetim süreçleri ve elde edilen gelirlerin kamu maliyesine nasıl yansıtıldığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.”</p>

<h2>TANRIKULU’NUN SORULARI</h2>

<p>Tanrıkulu, önergesinde Bakan Şimşek’e şu soruları yöneltti:</p>

<ul>
 <li>
 <p>2002 yılından bu yana, iktidarınız döneminde kaç şirkete kayyum atanmıştır? Yıllara göre dağılımı nedir?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kayyum atanan şirketlerin isimleri nelerdir? Bu şirketlerin faaliyet alanlarına göre dağılımı nasıldır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bu şirketlerden kaç tanesi TMSF yönetimine devredilmiştir?</p>
 </li>
 <li>
 <p>TMSF’ye devredilen şirketlerin toplam aktif büyüklüğü ne kadardır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>TMSF’ye devredilen şirketlerin toplam piyasa değeri ne kadardır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>TMSF’ye devredilen şirketlerin sektörel dağılımları nasıldır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kayyum atanan ve/veya TMSF’ye devredilen şirketlerin toplam ekonomik değeri ne kadardır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bu şirketlerin yönetiminden elde edilen gelirler genel bütçeye aktarılmış mıdır? Aktarıldıysa, yıllara göre tutarları ne kadardır? Hangi kalemler altında bütçeye kaydedilmiştir?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kayyum yönetimindeki şirketlerin kar/zarar durumları nedir? Devralındıkları tarihteki mali durumları ile güncel durumları arasında nasıl bir fark oluşmuştur?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kayyum olarak görevlendirilen kişilerin isimleri nelerdir, hangi şirketlerde görev yapmışlardır, bu görevlerden elde ettikleri ücretler ne kadardır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kayyum olarak atanan kişilerin daha önce kamu kurumlarında veya özel sektörde üstlendikleri görevler nelerdir?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aynı kişilerin birden fazla şirkette kayyum olarak görevlendirilip görevlendirilmediği doğru mudur?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kayyum atanan şirketlerin kaç tanesi satılmıştır? Satılan şirketlerin satış bedelleri ne kadardır? Bu satışlardan elde edilen gelirler nereye aktarılmıştır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>El konulan ve kayyum atanan şirketlerin toplam sayısı ile halen kayyum yönetiminde bulunan şirket sayısı kaçtır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kayyum uygulamalarının ekonomik etkilerine ilişkin Bakanlığınız tarafından yapılmış bir etki analizi veya rapor bulunmakta mıdır?</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/sezgin-tanrikulundan-bakan-simseke-kayyum-onergesi-kac-sirkete-el-konuldu</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/01/sezgin-tanrikulu-2.jpg" type="image/jpeg" length="73039"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[WSJ: İran’ın binlerce balistik füzesi hala kullanılabilir durumda]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/wsj-iranin-binlerce-balistik-fuzesi-hala-kullanilabilir-durumda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/wsj-iranin-binlerce-balistik-fuzesi-hala-kullanilabilir-durumda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Savunma Bakanı’nın İran füze programının çöktüğü yönündeki açıklamalarına karşın bazı yetkililer, Tahran'ın yer altı tesislerinde binlerce füze barındırmaya devam ettiğini ileri sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>The Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İran’ın “füze programları fiilen çökmüş durumda” açıklamasına ve diğer üst düzey ABD yetkililerinin benzer ifadelerine karşın, ismi verilmeyen ABD’li yetkililer İran’ın cephaneliğinde hala yer altı depolarından fırlatıcıları çıkararak kullanabileceği binlerce balistik füze bulunduğunu öne sürdü.</p>

<h2>“RAMPALARIN YARISINDAN FAZLASI İMHA EDİLDİ”</h2>

<p>ABD’li yetkililer, İran’ın füze rampalarının yarısından fazlasının imha edildiğini, hasar gördüğünü veya yer altında mahsur kaldığını belirtirken, geriye kalan rampaların çoğunun onarılabileceğini veya yer altı tesislerinden çıkarılabileceğini ifade etti.</p>

<p>ABD’li ve İsrailli yetkililer, İran’ın füze envanterinin ABD/İsrail-İran savaşında yaklaşık yarı yarıya azaldığını, ancak yine de İran’ın “gizlendiği yerlerden çıkarılabilecek” veya yer altı tesislerinden geri getirilebilecek binlerce orta ve kısa menzilli balistik füzeye sahip olduğunu ileri sürdü.</p>

<h2>“1000’DEN FAZLA ORTA MENZİLLİ FÜZE HALEN İRAN’IN ELİNDE”</h2>

<p>İsrailli yetkililer ayrıca, İran’ın savaşın başında sahip olduğu tahmini 2 bin 500 orta menzilli füzeden 1000’den fazlasının hala elinde olduğunu iddia etti. Yetkililer, İran’ın savaşın başlangıcında sahip olduğu “tek yönlü saldırı” insansız hava araçlarının (İHA) sayısının şu anda yüzde 50’nin altında olduğunu öne sürerken, İran’ın Rusya’dan benzer sistemler temin edebileceğini de belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) konuya ilişkin açıklama yapmayı reddetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/wsj-iranin-binlerce-balistik-fuzesi-hala-kullanilabilir-durumda</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/iran-israil-fuze-saldiri.jpg" type="image/jpeg" length="96310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ACI Europe: Hürmüz’de akış normale dönmezse Avrupa’da jet yakıtında sistemik kıtlık riski]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aci-europe-hurmuzde-akis-normale-donmezse-avrupada-jet-yakitinda-sistemik-kitlik-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aci-europe-hurmuzde-akis-normale-donmezse-avrupada-jet-yakitinda-sistemik-kitlik-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Uluslararası Havalimanları Konseyi, Hürmüz Boğazı'ndaki ticaret akışının üç hafta içinde normale dönmemesi halinde kıta genelindeki havalimanlarında yakıt arzı krizi yaşanabileceğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI Europe), Avrupa Birliği Komisyonu yetkililerine gönderdiği mektupta, Hürmüz Boğazı’nda ticaret akışının üç hafta içinde tamamen normale dönmemesi halinde Avrupa’daki havalimanlarının jet yakıtında “sistemik kıtlıkla” karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. İngiliz gazetesi Financial Times, ACI Europe’un mektubuna dayandırdığı haberde sektörün jet yakıt rezervlerinin azaldığını duyurdu.</p>

<h2>HÜRMÜZ’DE TEDARİK BÜYÜK ÇAPLI KESİNTİYE UĞRADI</h2>

<p>ABD/İsrail-İran Savaşı’nın 28 Şubat’ta başlamasının ardından Hürmüz Boğazı’nda ticaret akışı aksadı. Boğazdan geçen 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil petrol ürününün tedariki büyük çaplı kesintiye uğradı. Arz kısıtları nedeniyle Avrupa ülkelerinde jet yakıtı fiyatları savaş öncesine kıyasla yüzde 100 artışla rekor seviyelere çıktı.</p>

<h2>KÜRESEL JET YAKIT ENDEKSİ YÜZDE 110 ARTTI</h2>

<p>Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) verilerine göre, küresel jet yakıt endeksinde 27 Şubat’ta varil başına 99,4 dolar olan fiyatlar, 3 Nisan’da yüzde 110 artışla 209 dolara yükseldi. Kuzeybatı Avrupa jet yakıtının maliyet, sigorta ve navlun dahil fiyatı ise varil başına 216,9 dolara çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>AVRUPA GÜNLÜK 177 BİN VARİL JET YAKITI TEDARİK EDİYOR</h2>

<p>AA muhabirinin S&amp;P Global Energy verilerinden derlediği bilgilere göre, Orta Doğu’dan Kuzeybatı Avrupa’ya her gün 177 bin varil jet yakıtı tedarik ediliyor. Güney Avrupa ve Doğu Akdeniz’e 31 bin varil, Afrika’ya 100 bin varil, Asya’ya ise 17 bin varil jet yakıtı gidiyor. Bölgeden 34 bin varil jet yakıtı ise Süveyş Kanalı’nı geçerek çoğunluğu Mısır olmak üzere Kızıldeniz’e ulaşıyor.</p>

<h2>İTALYA’DA BAZI HAVALİMANLARINA JET YAKITI KISITLARI GETİRİLDİ</h2>

<p>Basra Körfezi’nden jet yakıt arzına büyük ölçüde bağımlı olan Avrupa, tedarik aksaklığı karşısında en kırılgan bölgeler arasında yer alıyor. Arzın kesilmesi nedeniyle İtalya’daki bazı havalimanlarında jet yakıtına kısıtlar getirilirken, bazı havayolu firmaları savaşın devam etmesi halinde Avrupa genelinde yaz dönemi uçuşlarının risk altında olacağı uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aci-europe-hurmuzde-akis-normale-donmezse-avrupada-jet-yakitinda-sistemik-kitlik-riski</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/10/ucak-10.png" type="image/jpeg" length="99416"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP’li Kış: TÜVTÜRK’e ilişkin 767 milyon TL’lik işlemin detayları açıklanmadı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-kis-tuvturke-iliskin-767-milyon-tllik-islemin-detaylari-aciklanmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-kis-tuvturke-iliskin-767-milyon-tllik-islemin-detaylari-aciklanmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülcan Kış, araç muayene ücretleri ve TÜVTÜRK'ün mali yapısına ilişkin soru önergesine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'ndan gelen yanıtın şeffaf olmadığını savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Gülcan Kış, araç muayene ücretlerindeki artışlar ve TÜVTÜRK’ün mali yapısına ilişkin soru önergesine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan verilen yanıtı eleştirdi. Kış, yaklaşık 767 milyon TL büyüklüğünde olduğu belirtilen işlemlerin detaylarının açıklanmadığını belirterek, “Bu kadar büyük bir tutarın açıklanmaması, kamu adına ciddi bir sorundur” dedi.</p>

<h2>“BU BİR CEVAP DEĞİL, SORUMLULUKTAN KAÇINMA METNİDİR”</h2>

<p>Gülcan Kış, Bakanlığın yanıtını “soruların özüne temas etmekten kaçınan bir metin” olarak nitelendirdi. Kış, “2024 ve 2025 yıllarında kaç araç muayene edildiğini, bu işlemlerden ne kadar gelir elde edildiğini, 2005 yılından bugüne TÜVTÜRK’ün toplam kazancının ne olduğunu ve bu gelirlerin ne kadarının Hazine’ye aktarıldığını sorduk. Ancak verilen yanıtta yalnızca işlem sayısı var, gelir yok, paylaşım yok, şeffaflık yok” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“32 MİLYONDAN FAZLA ARAÇ MUAYENE EDİLMİŞ”</h2>

<p>Bakanlığın yalnızca iki yıl için toplam 32 milyonu aşan işlem sayısını açıkladığını belirten Kış, şunları söyledi:</p>

<p>“İki yılda 32 milyondan fazla araç muayene edilmiş. Bu kadar yüksek işlem hacminin olduğu bir sistemde, milyarlarca liralık bir gelirden söz ediyoruz. Ancak bu gelirlerin ne kadarı kamuya aktarılmış, ne kadarı şirket bünyesinde kalmış, buna dair tek bir veri paylaşılmıyor. Şeffaflıktan bu kadar uzak bir tablo kabul edilemez.”</p>

<h2>“TEK YETKİLİ ŞİRKET, VATANDAŞIN ALTERNATİFİ YOK”</h2>

<p>Kış, Bakanlığın yanıtında TÜVTÜRK’ün tek yetkili kuruluş olduğunun açıkça ifade edildiğini kaydederek, “Araç muayene hizmeti, vatandaş için zorunlu bir yükümlülük ve bu hizmeti sunan tek bir şirket var. Yani vatandaşın tercih hakkı yok, alternatifi yok. Böyle bir yapıda devletin görevi, hem fiyatı hem de uygulamayı sıkı biçimde denetlemektir. Ancak görüyoruz ki denetim yok, hesap yok, açıklama yok” dedi.</p>

<h2>“ÜCRETLER YÜZDE 140’A VARAN ORANDA ARTIRILDI”</h2>

<p>Kış, araç muayene ücretlerindeki artışlara da dikkati çekerek, “Birkaç dakika süren, standart bir kontrol işleminden bahsediyoruz. Ancak bu işlem için vatandaşlardan binlerce lira talep ediliyor. Üstelik son iki yılda bu ücretler yüzde 80’lere, bazı araç gruplarında yüzde 140’lara varan oranlarda artırılmış durumda. Bu artışların hangi maliyet kalemlerine dayandığını sorduk. Buna dair de tek bir açıklama yok” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“KARTLA ÖDEMEDE EK BEDEL ALINIYOR”</h2>

<p>Kredi kartı ve banka kartıyla yapılan ödemelerde alınan ek hizmet bedeline de değinen Kış, “Kanun açık: kartla ödemede vatandaştan komisyon talep edilemez. Buna rağmen TÜVTÜRK ek bedel alıyor. Bakanlık ise bu durumu reddetmek yerine, ‘Vatandaş tercih ederse ödüyor’ diyerek geçiştiriyor. Oysa zorunlu bir hizmette böyle bir tercih özgürlüğünden söz edilemez” dedi.</p>

<h2>“767 MİLYON TL’LİK İŞLEMİN DETAYI YOK”</h2>

<p>Kış, geçmiş yıllarda kamuoyuna yansıyan yüksek tutarlı mali işlemlere ilişkin sorularının da cevapsız bırakıldığını belirterek, “Yaklaşık 767 milyon TL büyüklüğünde olduğu ifade edilen işlemlerin detaylarını sorduk. Hangi yıllar, hangi kalemler, nasıl bir hata, hiçbirine yanıt yok. Bu kadar büyük bir tutarın açıklanmaması, kamu adına ciddi bir sorundur. Rakam yok, detay yok, gerekçe yok” diye konuştu.</p>

<p>Kış, “Vatandaşın ödediği her kuruşun hesabı verilene kadar bu konunun takipçisi olacağız” ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-kis-tuvturke-iliskin-767-milyon-tllik-islemin-detaylari-aciklanmadi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/10/gulcan-kis.jpg" type="image/jpeg" length="42254"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray Süper Lig’in 29. haftasında sahasında Kocaelispor’u ağırlıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/galatasaray-super-ligin-29-haftasinda-sahasinda-kocaelisporu-agirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/galatasaray-super-ligin-29-haftasinda-sahasinda-kocaelisporu-agirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’in 29. haftasında Galatasaray, sahasında Kocaelispor ile karşılaşacak. Sarı-kırmızılı ekip, iç sahada oynadığı son 32 lig maçında yenilmezken, konuk ekip Kocaelispor ise teknik direktörlüğünü eski Galatasaray kaptanı Selçuk İnan’ın yaptığı takım olarak dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’da Nijeryalı golcü Victor Osimhen, Kocaelispor karşısında forma giyemeyecek. UEFA Şampiyonlar Ligi’ndeki Liverpool maçında kolu kırılan ve ameliyat edilen Osimhen’in tedavisi devam ediyor. Trabzonspor maçı sonunda ikinci sarı karttan kırmızı kart gören ve cezasını Göztepe erteleme maçında çeken Abdülkerim Bardakcı ise formasına kavuşacak.</p>

<h2>EREN ELMALI SARI KART SINIRINDA</h2>

<p>Galatasaray’da milli oyuncu Eren Elmalı, sarı kart sınırında bulunuyor. Bu sezon ligde üç sarı kart gören Eren, yarınki müsabakada da cezalandırılması durumunda 30. haftadaki Gençlerbirliği maçında forma giyemeyecek.</p>

<h2>SAHASINDA SON 4 MAÇI KAZANDI</h2>

<p>Sarı-kırmızılı ekip, Süper Lig’de sahasında oynadığı son dört mücadelede puan kaybetmedi. İç sahada son puan kaybını 18. haftada Gaziantep FK ile 1-1 berabere kalarak yaşayan Galatasaray, sonrasında sırasıyla Kayserispor’u 4-0, Eyüpspor’u 5-1, Alanyaspor’u 3-1 ve Başakşehir’i 3-0 mağlup etti.</p>

<h2>LİGDE SON 32 İÇ SAHA MAÇINDA YENİLMEDİ</h2>

<p>Galatasaray, ligde iç sahada oynadığı son 32 maçta mağlubiyet yaşamadı. Sahasındaki son yenilgisini 19 Mayıs 2024’te Fenerbahçe karşısında alan sarı-kırmızılılar, bu süreçte 26 galibiyet ve altı beraberlik elde etti.</p>

<h2>LİGİN EN ÇOK GOL ATANI VE EN İYİ SAVUNAN TAKIMI</h2>

<p>Galatasaray, Süper Lig’de 18 takım arasında en golcü ve en iyi savunma yapan ekip konumunda. Bu sezon çıktığı 28 maçta 66 kez rakip fileleri havalandıran sarı-kırmızılıları, bu alanda 62 golle Fenerbahçe ve 55 golle Trabzonspor takip ediyor. Kalesinde 21 gol gören Galatasaray, en iyi savunma yapan takım ünvanının da sahibi. Sarı-kırmızılıları Göztepe (23) ve Fenerbahçe (28) izliyor.</p>

<h2>TARAFTARIN 1 AYLIK HASRETİ BİTİYOR</h2>

<p>Galatasaray, yaklaşık bir ay sonra sahasında maça çıkacak. İç sahada son maçında 14 Mart’ta Başakşehir’i 3-0 yenen sarı-kırmızılı ekip, sonrasındaki 29 günde RAMS Park’a adım atmadı. Galatasaray, milli maç arasının verildiği bu süreçte UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Liverpool, Süper Lig’de ise Trabzonspor ve Göztepe ile deplasmanda karşılaştı.</p>

<h2>KOCAELİSPOR 8. SIRADA</h2>

<p>Eski Galatasaray kaptanı Selçuk İnan’ın teknik direktörlüğünü yaptığı Kocaelispor, uzun süre sonra Süper Lig’e döndüğü sezonda iyi bir performans sergiliyor. Yeşil-siyahlı takım, 28 karşılaşmada 9 galibiyet, 7 beraberlik ve 12 yenilgiyle 34 puan toplayarak 29. haftaya 8. sırada girdi. İki takım arasında Kocaeli’de oynanan ilk maçı ev sahibi ekip 1-0 kazanmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/galatasaray-super-ligin-29-haftasinda-sahasinda-kocaelisporu-agirliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/09/galatasaray-kopenhag.jpg" type="image/jpeg" length="51177"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP’li Gürer: Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı, çiftçi üretimden çekilme noktasında]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-gurer-mazotta-otv-ve-kdv-kaldirilmali-ciftci-uretimden-cekilme-noktasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-gurer-mazotta-otv-ve-kdv-kaldirilmali-ciftci-uretimden-cekilme-noktasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ömer Fethi Gürer, domates üreticilerinin artan maliyetler ve düşen kazanç nedeniyle zor günler geçirdiğini belirterek, mazotta ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, tohum ve gübrede sübvansiyon sağlanması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domates ekim yapan üretici ve çiftçileri tarlada ziyaret ederek Ziraat Mühendisi Doğukan Eker ile görüştü. Bölgede ekim çalışmalarının başladığını belirten Gürer, geçen yıla göre gübre ve mazotta önemli artışlar yaşandığını, son olarak elektriğe gelen zammın da sulama maliyetlerini yükselttiğini söyledi.</p>

<p>Gürer, “Bazı bölgelerde çiftçiler, ‘alabildiğim mazot kadar, alabildiğim gübre kadar ekim yapacağım, fazlasını ekmeyeceğim’ diyor. Bu nedenle desteklerin artırılması gerekiyor. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı, tohum ve gübrede sübvansiyon sağlanmalı ki çiftçi üretim yapabilsin ve ülkede arz açığı oluşmasın” dedi.</p>

<h2>“GİRDİ MALİYETLERİMİZ YÜZDE 35-40 ARTTI”</h2>

<p>Ziraat Mühendisi Doğukan Eker ise üreticinin yaşadığı sorunları şöyle anlattı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Geçen seneye göre girdi maliyetlerimiz yüzde 35-40’a kadar arttı. Savaş dolayısıyla gübrelerin ve mazotun artışı çiftçiyi çok fazla etkiledi. Ancak biz bunun karşılığını satış yaptığımızda, domatesteki kazancımızı maalesef iki senedir bulamıyoruz. Devlet bazı konularda destek yapıyor ancak satışta bize yardımcı olma kısmında, özellikle hasat döneminde eksik kalınıyor. Yeri geliyor bazı ürünlerimizi tarlada bırakmak zorunda kalıyoruz.”</p>

<p>Eker, çiftçilerin artık kendi topraklarından çekilir vaziyete geldiğini belirterek, “Üreticinin üretimde yanında olunduğu kadar, satışta ve hallerdeki piyasa düzenlemelerinde de desteklenmesi gerekiyor. Çünkü çiftçiler ürettiğinin, alın terinin karşılığını maalesef alamıyor” dedi.</p>

<h2>“TARLADA DOMATES 3 LİRA, RAFTA 60 LİRA”</h2>

<p>Gürer, hasat sonrası planlama eksikliğinin israfa yol açtığını belirterek, Türkiye’de her yıl 23 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini söyledi. Gürer, “Türkiye yaklaşık 14 milyon ton domates üretiyor ve önemli miktarda ihracat yapıyor. Ancak son yıllarda üretilen domatesin fiyatı tarlada 1,5 ila 3 lira arasında değişirken, vatandaş rafta 50-60 liradan domates almak zorunda kalıyor. Burada ciddi bir sorun var” dedi.</p>

<h2>“30-40 DÖNÜM TARLADA SÜRÜM MALİYETİ 9 BİN LİRA”</h2>

<p>Eker, mazot maliyetlerindeki artışa ilişkin, “Mazot fiyatı yaklaşık iki katına yaklaştı. Geçen yaz 45-55 lira bandında mazot alırken şu an 76 lirayı geçti, 90 liraya yaklaşacağı söyleniyor. Bir traktör günde yaklaşık 35-40 dekar işleyebilir ve akşama kadar yaklaşık 100 litre mazot yakar. Bu da sadece 30-40 dönüm tarlanın sürüm maliyetinin yaklaşık 9 bin liraya ulaşması demektir” yanıtını verdi.</p>

<p>Gürer, üretimin planlanmasının önemine dikkati çekerek, “Üretim öncesini, üretim sürecini ve üretim sonrasını planlarsak kendi kendine yeten bir ülke haline gelebiliriz” dedi. Eker ise “Hatta fazlasını üretip ihracata yönelebiliriz” diyerek Gürer’e destek verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-gurer-mazotta-otv-ve-kdv-kaldirilmali-ciftci-uretimden-cekilme-noktasinda</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/12/omer-fethi-gurer-1.jpg" type="image/jpeg" length="56819"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehir Plancıları Odası'ndan Üsküdar tutuklamalarına tepki: Planlama rantın önündeki en büyük engel]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/sehir-plancilari-odasindan-uskudar-tutuklamalarina-tepki-planlama-rantin-onundeki-en-buyuk-engel</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/sehir-plancilari-odasindan-uskudar-tutuklamalarina-tepki-planlama-rantin-onundeki-en-buyuk-engel" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TMMOB Şehir Plancıları Odası, Üsküdar Belediyesi’ne yönelik operasyon kapsamında aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci ile Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu’nun da bulunduğu 9 kişinin tutuklanmasına tepki gösterdi. Odadan yapılan açıklamada, “Bu baskının sebebi şahsi değil, yapısal bir çatışmadır” denildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP’li Üsküdar Belediyesi’ne yapı ve iskan ruhsatlarında rüşvet ve usulsüzlük iddiasıyla düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 20 kişiden dokuzu tutuklandı. Tutuklananlar arasında Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci’nin yanı sıra 34. Dönem Onur Kurulu Üyesi Deveci, 34. Dönem Denetleme Kurulu Üyesi Teoman Tekkökoğlu ile üye Hülya Tekkökoğlu’nun oğlu Mimar Barkın Ege Tekkökoğlu da yer alıyor.</p>

<p>TMMOB Şehir Plancıları Odası’ndan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Yaklaşık bir yıldır sistematik hale getirilen, her sabah bir başka arkadaşımızın özgürlüğünün kısıtlandığı bu sürece alışmıyoruz. ‘İçerideki’ şehir plancısı sayısının giderek artması, münferit yargı süreçleri değil; doğrudan planlama disiplininin toplumun yaşam hakkını savunma iradesine yönelik bir müdahaledir. Bu hukuksuzluğun bir rutin haline getirilmesini, her sabah yeni bir tutuklama haberiyle uyanmayı reddediyoruz. Sessizce sıramızı beklemeyeceğiz; bu tabloyu kanıksamıyoruz, alışmıyoruz.”</p>

<h2>“ŞEHİR PLANCILARI RANTIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL”</h2>

<p>Açıklamada, şehir plancılarının neden hedef alındığına ilişkin şu değerlendirmeye yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Şehir plancılığı, bir kenti sadece binalar toplamı olarak değil, toplumun ortak yaşam alanı olarak görür. Bizler; bir avuç azınlığın çıkarları uğruna doğal varlıkların yok edilmesine, kıyıların yağmalanmasına ve deprem toplanma alanlarının ranta açılmasına bilimle ve hukukla karşı çıkıyoruz. Şehir plancıları, kimi çıkar çevreleri açısından rantın önündeki en büyük engel olarak görülmektedir; hedefte olmamızın asıl sebebi, bu ödün vermez duruşumuzdur.”</p>

<h2>“TUTUKLU TÜM MESLEKTAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ”</h2>

<p>Oda açıklamasının devamında, “Rant odaklı büyüme; doğası gereği kuralsızlık, belirsizlik ve kişiye özel imtiyazlarla beslenir. Oysa planlama; bilimsel ilkelere, nesnel kurallara ve toplumun ortak çıkarına dayanır. Planlamanın bu denetleyici gücü, kentin kaynaklarını ranta tahvil etmek isteyenlerin önünde en büyük engeldir” denildi.</p>

<p>Açıklamada ayrıca, “Meslektaşlarımızın sadece görevini yaptıkları için tutsak edilmesi, hukuk devletinin işlevsizleştiğinin kanıtıdır. Hapsedilen, sadece kişisel özgürlüklerimiz değil; kentlerin kamu yararı doğrultusunda planlanması iradesidir. Tutuklu tüm meslektaşlarımızın yanındayız” ifadeleri kullanıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/sehir-plancilari-odasindan-uskudar-tutuklamalarina-tepki-planlama-rantin-onundeki-en-buyuk-engel</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/sehir-plancilari-odasi.png" type="image/jpeg" length="39172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRMOB: 2026 yılı ikinci dönem SMMM ve YMM sınav tarihleri belirlendi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turmob-2026-yili-ikinci-donem-smmm-ve-ymm-sinav-tarihleri-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turmob-2026-yili-ikinci-donem-smmm-ve-ymm-sinav-tarihleri-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB), 2026 yılı ikinci dönem sınav tarihlerini ve başvuru süreçlerini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) tarafından Resmi Gazete’de yayımlanan ilana göre, 2026 yılı ikinci dönem Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) sınavları 25 Temmuz’da Ankara, İstanbul ve İzmir’de gerçekleştirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BAŞVURU TARİHLERİ AÇIKLANDI</h2>

<p>Sınava ilk kez katılacaklar için başvuru tarihleri 13 Nisan-8 Mayıs, tekrar katılacaklar için ise 12-19 Haziran olarak belirlendi. İlk kez başvuru yapacak adayların, 8 Mayıs itibarıyla stajdan sayılan hizmetlerini ya da kurslarını fiilen tamamlamış olması gerekiyor.</p>

<h2>YMM SINAVLARI EYLÜL’DE ANKARA’DA</h2>

<p>Bu yılın ikinci dönem Yeminli Mali Müşavir (YMM) sınavları da 19-28 Eylül’de Ankara’da gerçekleştirilecek. YMM sınavlarına ilk kez katılacaklardan 1 Haziran-3 Temmuz, tekrar katılacaklardan ise 13-31 Temmuz döneminde başvuru alınacak. İlk kez başvuru yapacak adayların, 3 Temmuz itibarıyla sınava katılım için gerekli hizmet sürelerini fiilen tamamlamış olması gerekiyor.</p>

<p>Adaylar, ön başvurularını TESMER Otomasyon Sistemi (TEOS) üzerinden yapabilecek. Sınavların yapılacağı yer ve sınav programına ilişkin ayrıntılar ise daha sonra duyurulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turmob-2026-yili-ikinci-donem-smmm-ve-ymm-sinav-tarihleri-belirlendi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/turmob.png" type="image/jpeg" length="73730"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: İslamabad görüşmelerinden sonuç alamazsak en gelişmiş silahlarımızı kullanacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trump-islamabad-gorusmelerinden-sonuc-alamazsak-en-gelismis-silahlarimizi-kullanacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trump-islamabad-gorusmelerinden-sonuc-alamazsak-en-gelismis-silahlarimizi-kullanacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Donald Trump, Pakistan’da yapılması planlanan müzakereler öncesinde İran’ın şantaj yaptığını savunarak, anlaşma sağlanamaması durumunda en gelişmiş silahları kullanacaklarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilmesi planlanan ABD ve İran heyetleri arasındaki görüşmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Görüşmelerin başarısına yönelik soruları yanıtlayan Trump, "Yaklaşık 24 saat içinde bunu öğreneceğiz. Çok yakında öğreneceğiz" ifadesini kullandı. Mevcut süreci bir "sıfırlama işlemi" olarak nitelendiren Trump, gemilerin şimdiye kadar yapılmış en iyi mühimmat ve silahlarla yüklendiğini, anlaşmaya varılamaması halinde bu askeri gücü verimli bir şekilde kullanacaklarını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ANLAŞMAYA VARAMAZSAK ONLARI KULLANACAĞIZ</h2>

<p>Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarda İran’ın elinde uluslararası su yollarını kullanarak şantaj yapmaktan başka bir koz bulunmadığını iddia etti. İran’ın bugün hayatta kalmasının tek nedeninin müzakere masasında bulunması olduğunu savunan ABD Başkanı, Tahran yönetiminin halkla ilişkiler ve medya yönetimi konularında savaş alanından daha başarılı olduğunu öne sürdü. İslamabad'daki heyetler hakkında da konuşan Trump, karşı tarafın doğruluğunu teyit edecek yetkinlikte isimlerin masada olduğunu dile getirdi.</p>

<h2>TRUMP'TAN BELEDİYE BAŞKANI MAMDANI'YE ÜÇ TALEP</h2>

<p>Haberin devamında New York’taki yerel yönetime de değinen Trump, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’den üç temel isteğini sıraladı. Kentteki suç ortamının federal hükümet desteğiyle durdurulması gerektiğini savunan Trump, vergilerin düşürülmemesi halinde şehrin göç vereceğini iddia etti. Özellikle Manhattan bölgesinin temizlenmesi ve kentin "parlatılması" gerektiğini ifade eden Trump, Mamdani’ye suçu durdurmak için ABD hükümetini çağırma çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trump-islamabad-gorusmelerinden-sonuc-alamazsak-en-gelismis-silahlarimizi-kullanacagiz</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/trump-19.png" type="image/jpeg" length="20589"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sinem Dedetaş'tan tutuklama kararlarına tepki: Çalışma arkadaşlarımızın arkasındayız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/sinem-dedetastan-tutuklama-kararlarina-tepki-calisma-arkadaslarimizin-arkasindayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/sinem-dedetastan-tutuklama-kararlarina-tepki-calisma-arkadaslarimizin-arkasindayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinem Dedetaş, Üsküdar Belediyesi ve Kent A.Ş. personeline yönelik yürütülen soruşturma kapsamındaki tutuklamalara tepki göstererek personelin arkasında olduklarını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi’ne yönelik rüşvet iddiaları çerçevesinde yürütülen soruşturma neticesinde, aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci ile Kent Gıda Restoran İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Kent A.Ş.) Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu’nun da bulunduğu dokuz kişi tutuklanırken, 10 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, tutuklama kararlarını eleştirerek sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2>GÜVEN VE DAYANIŞMA ORTAMINI ZAYIFLATMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEYECEK</h2>

<p>Başkan Dedetaş, açıklamasında belediye bünyesinde görev yapan isimlerin liyakat sahibi olduklarını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Belediye Başkan Yardımcımız Filiz Deveci ve Kentaş Genel Müdürümüz Nazım Akkoyunlu başta olmak üzere belediye personelimiz ne yazık ki tutuklandı. Üsküdar Belediyesi bünyesinde görev yapan arkadaşlarımız, meslek hayatlarını şehircilik ilkelerine, kamu yararına ve bilimsel planlama anlayışına adamış, liyakat sahibi insanlardır. Çalışma arkadaşlarımızın sonuna kadar arkasındayız ve yeniden aramıza döneceklerinden en ufak şüphemiz bulunmuyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>HİZMET ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ</h2>

<p>Belediyenin hizmet üretmeye devam edeceğini belirten Dedetaş, "Üsküdar’da kurduğumuz güven ve dayanışma ortamını zayıflatmaya kimsenin gücü yetmeyecek. Komşularımız için var gücümüzle çalışmaya ve hizmet üretmeye devam edeceğiz" dedi. Soruşturma kapsamında tutuklanan isimlerin hukuki süreçleri takip edilmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/sinem-dedetastan-tutuklama-kararlarina-tepki-calisma-arkadaslarimizin-arkasindayiz</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/sinem-dedetas-evli-mi-3.jpg" type="image/jpeg" length="31052"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent A.Ş. soruşturmasında 9 kişi tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/uskudar-belediyesi-istiraki-kent-as-sorusturmasinda-9-kisi-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/uskudar-belediyesi-istiraki-kent-as-sorusturmasinda-9-kisi-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salı sabahı Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent A.Ş.’ye yönelik operasyonda gözaltına alınan 9 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci ile Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu da bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında salı sabahı Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent A.Ş. yöneticisi ve çalışanı 5 kişinin de aralarında olduğu 20 kişi gözaltına alındı. Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi’ne sevk edilen şüphelilerin savcılık ifadeleri  tamamlandıktan sonra, bir kişi savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılırken, 9 kişi tutuklanma, 10 kişi ise adli kontrol istemiyle hakimliğe sevk edildi.</p>

<p>Sulh Ceza Hakimliği, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci ile Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu’nun da aralarında bulunduğu dokuz kişi hakkında tutuklama kararı verdi. On kişi ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başsavcılık, soruşturmaya ilişkin açıklamasında “yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı verilmesi aşamasındaki bazı usulsüzlükler” bulunduğu iddialarına yer verdi. Ancak Üsküdar Belediyesi tarafından yapılan açıklamada iddialar reddedildi. Belediyeden yapılan açıklamada, “Belediyemizin iştirak şirketi Kent A.Ş. üzerinden usulsüz kazanç sağlandığı, yetkisiz kişilerin karar süreçlerine müdahil olduğu ve kamu görevlilerinin bu doğrultuda hareket ettiği yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Üsküdar Belediyesi’nin hiçbir birimi veya iştirak şirketi, hukuka aykırı bir faaliyetin içinde yer alamaz ve almamıştır” ifadeleri kullanıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/uskudar-belediyesi-istiraki-kent-as-sorusturmasinda-9-kisi-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 08:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2021/10/istanbul-anadolu-adliyesi-1.jpg" type="image/jpeg" length="87069"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deniz Yavuzyılmaz'dan Libya heyetini taşıyan uçağın düşmesine ilişkin sabotaj iddiası]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/deniz-yavuzyilmazdan-libya-heyetini-tasiyan-ucagin-dusmesine-iliskin-sabotaj-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/deniz-yavuzyilmazdan-libya-heyetini-tasiyan-ucagin-dusmesine-iliskin-sabotaj-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'li Yavuzyılmaz, Libya Genelkurmay Başkanı'nı taşıyan uçağın düşmesinden önce bir İsrail jetinin aynı apronda beklediğini iddia etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Ahmed Al-Haddad'ın da aralarında bulunduğu yolcuları taşıyan uçağın 23 Aralık 2025'te Ankara'nın Haymana ilçesinde düşmesine ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Yavuzyılmaz, konuyla ilgili kritik bilgi, belge ve kayıtlara ulaştıklarını belirterek, uçağın İsrail tarafından sabotaja uğramış olabileceğini öne sürdü.</p>

<h2>İKİ DÜŞMAN ÜLKE UÇAĞI AYNI APRONDA</h2>

<p>Yavuzyılmaz'ın paylaştığı bilgilere göre, Libya uçağı 22 Aralık 2025'te saat 22.53'te Esenboğa Havalimanı'na iniş yaptı. Normalde üst düzey yabancı devlet yetkililerini taşıyan uçaklar 1 No'lu apronda park ettirilirken, Libya uçağı havalimanının en uzak köşesindeki 5 No'lu aprona yönlendirildi. Ardından mürettebat uçaktan ayrıldı.</p>

<p>23 Aralık 2025'te saat 17.04'te İtalya'dan kalkan, İsrail bayraklı 4X-CNA tescil numaralı bir uçak, 'yakıt ikmali' gerekçesiyle Esenboğa'ya iniş yaptı ve aynı 5 No'lu aprona yönlendirildi. İki uçak 1 saat 41 dakika boyunca aynı apronda bir arada bekledi. Libya uçağının mürettebatı oteldeyken, İsrail uçağındakiler ise apronda Libya uçağıyla baş başa kaldı.</p>

<h2>İSRAİL UÇAĞI KALKTI, LİBYA UÇAĞI 15 DAKİKA SONRA DÜŞTÜ</h2>

<p>Yavuzyılmaz, Libya ile İsrail'in diplomatik ilişkisi olmadığını ve Libya'nın İsrail'i devlet olarak tanımadığını hatırlatarak, iki düşman ülke uçağının aynı apronda park ettirilmesinin uluslararası uçuş kurallarına aykırı olduğunu belirtti. Saat 18.45'te İsrail uçağı 5 No'lu aprondan hareket ederek Tel Aviv'e gitti. Saat 19.30 civarında Libya uçağının mürettebatı kalkış hazırlığı için uçağa döndü. Saat 20.17'de Libya uçağı kalkış yaptı, ancak havalandıktan 15 dakika sonra telsiz bağlantısı kesildi ve uçak Ankara sınırları içinde düştü. Uçaktan kurtulan olmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>YAVUZYILMAZ'DAN HÜKÜMETE ÇAĞRI</h2>

<p>Yavuzyılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı ve Ulaştırma Bakanı'na seslenerek, "Derhal bu skandalla ilgili kamuoyunu bilgilendiriniz. Çarpıtmaya kalkarsanız açıklamadığım delilleri de açıklayacağım. Uyarıyorum ki, sonra boşa düşmeyin" dedi. Yavuzyılmaz, paylaşımında uçakların geliş ve kalkış saatlerine ilişkin fotoğraf ve videoların yanı sıra Esenboğa Havalimanı apron fonksiyonlarını gösteren belgeleri de kamuoyuyla paylaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/deniz-yavuzyilmazdan-libya-heyetini-tasiyan-ucagin-dusmesine-iliskin-sabotaj-iddiasi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 01:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/08/yavuzyilmaz.jpg" type="image/jpeg" length="21711"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sendikalar, Başaran Aksu ve Esra Işık’ın tutuklanmasını Limak Holding önünde protesto etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/sendikalar-basaran-aksu-ve-esra-isikin-tutuklanmasini-limak-holding-onunde-protesto-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/sendikalar-basaran-aksu-ve-esra-isikin-tutuklanmasini-limak-holding-onunde-protesto-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sendikalar, Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu ve Akbelen'de toprağını savunan Esra Işık'ın tutuklanmasını Limak Holding önünde protesto etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağımsız Emek Sendikası, Bağımsız Maden-İş, DGD Sen, Dev Tekstil-İş, Enerji Sen, İnşaat-İş, Kataş Sen, Limter-İş, Nakliyat-İş, OTİS, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Tüm Sağlık-İş, Tarım Sen, PTT Sen, Yapı Yol-İş ve TOMİS, Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu ile Akbelen’de toprağı için mücadele eden Esra Işık’ın tutuklanmasını Limak Holding’in önünde protesto etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SERMAYENİN ÇIKARLARI İÇİN SUSTURULMAK İSTENİYOR</h2>

<p>Sendikaların ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Bugün burada, yağmanın, talanın ve sömürünün merkezlerinden biri olan Limak Holding’in önündeyiz. Bir yanda maden şirketleri, holdingler ve talan projeleri; diğer yanda toprağını, emeğini ve yaşamını savunanlar var. Devletin yargısı da bugün holdinglerin safında yer aldığını bir kez daha ilan etmiştir! Esra Işık 11 gündür Limak Holding'in doğa katliamına karşı toprağını savunduğu için tutuklu. Mehmet Türkmen, tekstil işçisinin kölelik düzenine karşı direndiği için haftalardır tutuklu. Başaran Aksu, maden işçisinin ekmeğini, köylünün toprağını ve onurlu direnişini savunduğu için tutuklandı. Esra Işık, Mehmet Türkmen ve Başaran Aksu şahsında tutsak edilmek istenen aslında emekçilerin, köylülerin direniş iradesidir. Mesele hukuk değil, sermayenin çıkarlarına dokunan herkesin susturulmak istenmesidir.</p>

<p>Milyonlarca emekçinin gasp edilen yaşamı ve geleceği için direnmek dışında bir seçeneği yok. Limak Holding yıllarca AKP hükümeti tarafından adrese teslim çıkarılan ihalelerle semirtilmiş, emekçi halkın düşmanı bir holdingtir! Bugün Limak, İstanbul Havalimanı’ndan Çanakkale köprüsüne kadar birçok rant projesinin uygulayıcısı olarak, elde ettiği kârlarla maden, enerji ve inşaat sektörleri başta olmak üzere her alanda daha fazla sömürü ve daha fazla yıkım tesis ediyor. Limak Holding ve benzeri çetelere, kamu kaynakları peşkeş çekilerek, vergi aflarından ve teşviklerinden yararlandırılarak, kanunlarla korunarak sermaye düzenin çarkları döndürülüyor. Bu sırada ise emeğiyle geçinen milyonlarca emekçinin gasp edilen yaşamı ve geleceği için direnmek dışında bir seçeneği yok. İşçiden çalarak servet biriktiren asalak sınıfın en önde gelen isimlerinden Limak Patronu Nihat Özdemir’in keyfi bozulmasın, holdingin kârı azalmasın diye yargı eliyle yürütülen bu operasyonlar bizi yıldıramaz. Başaran Aksu daha önce de defalarca holdinglerin sömürüsünü teşhir ettiği için tutuklanma tehdidiyle karşılaşmış, hakkında açılan onlarca dava ve istenilen cezalara rağmen mücadelesinden geri adım atmamıştır.</p>

<h2>'BU TUTUKLAMA BAŞARAN AKSU İÇİN BİR ONUR NİŞANESİDİR'</h2>

<p>O, tüm yaşamını işçi sınıfının kurtuluş mücadelesine adamış, bu mücadele içerisinde işçilerle birlikte direnmiş, birlikte dövüşmüş ve gözünü budaktan sakınmamıştır. Biliyoruz ki bu tutuklama Başaran Aksu için bir onur nişanesidir. Öyle ki alınmayan tedbirler yüzünden işçileri madende göçük altında bırakan, patlamalarla bedenlerini paramparça eden, yangınlarla yakarak öldüren, meslek hastalıklarıyla süründüren sorumlu hiçbir patron ceza almazken, bu suçların işlenmesinde doğrudan payı olan sarı sendikacılar yargılanmazken Başaran Aksu’nun cezalandırılmak istenmesi hiçbirimiz için beklenmedik bir durum değil. Başaran Aksu, Limak Holding ile yargı arasındaki rezil ilişkiyi teşhir ettiği için ona yöneltilen suçlama TCK 217 'Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma' suçlaması oldu. Tutuklanmadan önce evine baskın yapıldı, eşyalarına el konulmak istendi. Buna karşın kendi iradesiyle savcılıkla iletişime geçerek 'İfade vermeye geliyorum' dedi. Pazartesi günü Soma Adliyesi'ne gitti, ancak teknik gerekçelerle ifadesi alınmadı. Ardından maden işçilerinin 12 Nisan’da başlayacak direnişi için Ankara'ya gitti ve döner dönmez yine adliyeye gidip 'Ben buradayım' dedi. Kendi rızasıyla adliyeye giden, günlerdir savcıya ulaşmaya çalışan bir devrimciye, üstelik 'Sendikal faaliyetlerimi sürdürmek istiyorum' dediği halde 'kaçma şüphesi' var diyerek tutuklama kararı verilmesi, Türkiye'de yargının sermayedarlar ne diyorsa onu yaptığını, burjuva hukukun dahi hiçe sayıldığı bu ülkenin emekçilerinin sermayenin sefil çıkarları için kul köle edildiğini ortaya koymuştur.</p>

<h2>'BAŞARAN AKSU, ESRA IŞIK, MEHMET TÜRKMEN VE TÜM DEVRİMCİ TUTSAKLAR DERHAL SERBEST BIRAKILSIN'</h2>

<p>TCK 217 maddesini bir holdingin itibarını korumak için kullananlar bilsin ki, Limak Holding'e ve işçilerin kanını emen, köylüyü yerinden yurdundan eden sermayeye karşı verilen tavizsiz mücadele sürecek. Ne hakkı için direnen işçiler, ne de toprağı için nöbet tutan köylüler; bu küresel kapitalist şirketlere ve onun yerli işbirlikçilerinin barbarlığına teslim olmayacak! Ülkeyi yönetenler de şunu iyi bilsin ki; göz göre göre yaşanan doğa katliamlarına ve iş cinayetlerine karşı sınıf sendikaları olarak öfkemizi de gücümüzü de biriktiriyoruz. Ellerinizle inşa ettiğiniz sömürü düzeninize kul köle olmayacağız. Bizler mücadeleci sendikalar, siyasi örgütler ve doğa savunucuları olarak bu sermaye-devlet arasındaki çıkar ilişkilerini ve sermaye düzeninin vahşetini her yerde teşhir edeceğiz. Köylerimizde, işyerlerimizde, sokaklarda, fabrikalarda ve her yerde baskılarınızın karşısında dimdik duracağız. Başaran Aksu, Esra Işık, Mehmet Türkmen ve tüm devrimci tutsaklar derhal serbest bırakılsın.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/sendikalar-basaran-aksu-ve-esra-isikin-tutuklanmasini-limak-holding-onunde-protesto-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 01:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/basaran-aksu-protesto.jpg" type="image/jpeg" length="64439"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Artvin'de çığ altında kalan Bülent Gezer'e 101 gündür ulaşılamadı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/artvinde-cig-altinda-kalan-bulent-gezere-101-gundur-ulasilamadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/artvinde-cig-altinda-kalan-bulent-gezere-101-gundur-ulasilamadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artvin'de 31 Aralık 2025'te çığ altında kalan Bülent Gezer'e 101 gündür ulaşılamıyor. Ailesi, yetkililerden arama çalışmalarının yeniden başlatılmasını istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Artvin'in Ardanuç ilçesine bağlı Zekeriya köyü Aksudağı mevkisinde, 31 Aralık 2025 tarihinde meydana gelen çığ felaketinde kaybolan Bülent Gezer’e, aradan geçen 101 güne rağmen ulaşılamadı. Olayda ekiplerin çalışmaları sonucunda iki kişi kurtarılırken, Gezer’e ulaşılamadı. Gezer’in ailesi ve yakınları, yetkililerden arama çalışmalarının yeniden başlatılmasını talep etti.</p>

<p>ANKA'dan Uğur İstanbullu'nun haberine göre, Artvin'in Ardanuç ilçesine bağlı Zekeriya köyü Aksudağı mevkisinde, 31 Aralık 2025 tarihinde meydana gelen çığ faciasında 3 kişi kar altında kaldı. Olayda, ekiplerin yoğun çalışmaları sonucunda 2 kişi kurtarılırken, çığ altında kalan Bülent Gezer’e aradan geçen 101 güne rağmen ulaşılamadı. Gezer’in ailesi ve yakınları duruma tepki göstererek, yetkililerden arama çalışmalarının yeniden başlatılmasını talep etti.</p>

<p><strong>"Ağabeyim kaybolduktan sonra maddi manevi sıkıntı içindeyiz"</strong></p>

<p>Bülent Gezer'in kardeşi Hale Kahveci, şunları söyledi:</p>

<p>"Ağabeyim 3 aydır çığ altında. Bir an önce ağabeyimin bulunmasını istiyoruz. Artık etrafta kar kalmadı. Bilbilan Yaylası’nın yolu açıldı. Bunun artık bir açıklamasını istiyoruz. Bize 'yolu açtık, açıyoruz üç gün içinde' dediler ama yolu daha yeni açtılar. Ağabeyimi kaybettikten sonra ciddi sıkıntılar yaşadık. Ağabeyim bizim maddi manevi her şeyimizdi. Ailede tek dayanağımızdı. Onu kaybettikten sonra maddi olarak da zor duruma düştük. Çünkü ağabeyim esnaftı; alacağı da vardı, borcu da. Henüz bulunamadığı için hiçbir işlem yapamıyoruz. Ne borçlarını ödeyebiliyoruz ne de alacaklarını tahsil edebiliyoruz. Şu an maddi manevi çok büyük sıkıntıdayız. Bir an önce ağabeyimi bulup bize teslim etsinler. Yeter artık. Başka bir şey diyemiyorum. Ağabeyim çok iyi bir insandı. Kimseye kötülüğü yoktu, kötü niyeti yoktu."</p>

<p><strong>"Eşim 3 aydır çığ altında"</strong></p>

<p>Bülent Gezer’in eşi Mahinur Gezer, üç aydır sonuç alamadıklarını belirterek, "Drone görüntülerinde şüpheli alanlar gördük, bildirdik ama inceleme yapılmadı. Sabrımız tükendi" diyerek yetkililere çağrıda bulundu. Gezer, şunları söyledi:</p>

<p>"Üç senedir evliyiz ve 10 aylık bir bebeğimiz var. 31 Aralık’tan sonra çığ altında kaldı ve biz çok zor durumda kaldık. Her şeyden mağdur olduk ve sabrımız tükenmiş durumda. Ben buradan sesleniyorum; emir verin, yeter. 3 ay oldu, bahar geldi, nisan geldi. Nisan’ın 7’sinde dağa çıktık. Drone ile çekim yapıldı ve videolar bana gönderildi. O videolarda kurtların kazdığı yerleri, oluşan çukurları kendi gözümüzle gördük. AFAD’a haber verdik ve inceleme başlattılar. Sonrasında AFAD’ı aradık ama oraya gidilmedi. Yeterince inceleme yapılmadı, bize de bir değerlendirme yapılmadı. Eşim 3 aydır çığ altında."</p>

<p>"<strong>Bir mezarımız olsun ki dua edebilelim"</strong></p>

<p>Mahinur Gezer, 100 gündür sonuç alamadıklarını belirterek, "Ne halde olduğunu bilmiyoruz. Çocuğum babasını soracak, ne cevap vereceğim? Her yerde risk var. Siz de görün, siz de bakın. Ama AFAD demek risk almak demektir. Biraz cesaretli ve vicdanlı olmaları gerekiyor. Eşimi bulup bana getirsinler ki biz de son görevimizi yapalım. 100 gün oldu. Orada ne halde olduğunu bilmiyoruz. Çürüyor mu, eriyor mu bilmiyoruz. Garanti veriyorlar ama emin değiliz. Çocuğum 10 aylık ve sevgisiz büyüyor. Yakında 1 yaşına girecek. Bir mezarımız olsun ki dua edebilelim."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Bülent bu ailenin her şeyiydi"</strong></p>

<p>Anne Şengül Gezer ise "Bülent bu ailenin her şeyiydi. 7 çocuğum vardı. 5 sene önce eşimi kaybettim. Evde kalan tek erkek çocuğum Bülent’ti. Yetkililere sesleniyorum; çocuğumu bulun ve bana verin. Sesimi duysunlar. Kurban adayacağım" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YEREL, ARTVİN</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/artvinde-cig-altinda-kalan-bulent-gezere-101-gundur-ulasilamadi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 01:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/artvin-cig-1.jpg" type="image/jpeg" length="42802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mehmet Türkmen’in iddianamesi hazırlandı: ‘Siyasi yasak’ isteniyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mehmet-turkmenin-iddianamesi-hazirlandi-siyasi-yasak-isteniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mehmet-turkmenin-iddianamesi-hazirlandi-siyasi-yasak-isteniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen hakkında hazırlanan iddianamede 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve siyasi yasak talep edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep’te Sırma Halı işçilerinin eylemine destek verdiği basın açıklamasındaki sözleri öne sürülerek tutuklanan Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen hakkında iddianame hazırlandı.</p>

<p>16 Mart’ta “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanan Türkmen hakkında hazırlanan iddianamede, Türkmen’in yaptığı konuşmanın “gerçeğe aykırı ve asılsız bilgi içerdiği” belirtilerek, kamu barışını bozabilecek nitelikte olduğu kaydedildi. Türkmen hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi.</p>

<h2>‘SENDİKACILIK SUÇ DEĞİLDİR!’</h2>

<p>İddianamede ayrıca, Türkmen hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 53/1 maddesi kapsamında siyasi yasak uygulanması talep edildi. Bu kapsamda, mahkûmiyet halinde kamu görevinde bulunma, seçme ve seçilme hakkını kullanma, sendika ve dernek gibi tüzel kişiliklerde yöneticilik yapma gibi haklardan yoksun bırakılması öngörülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazırlanan iddianame, Gaziantep 38. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. Dosya henüz değerlendirme aşamasında.</p>

<p>BİRTEK-SEN, iddianameye ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“53. madde cezanın kesinleşmesi halinde sendikal faaliyet dahil sivil siyasal hakların kullanımını engellemek anlamına gelmektedir. Mehmet Türkmen’in hukuksuz bir şekilde sırf doğruları söylediği için maruz kaldığı bu yargılama süreci bir de sendikal faaliyet yürütmesini hedef alıyor. Sendikacılık suç değildir! Suç olan hukukun ayaklar altına alınmasıdır. Mehmet Türkmen derhal serbest bırakılmalı, sendikal mücadele üzerindeki baskılara son verilmelidir.”</p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">MEHMET TÜRKMEN HAKKINDA İDDİANAME HAZIRLANDI!<br />
<br />
Genel Başkanımız Mehmet Türkmen hakkında hazırlanan iddianamede, TCK 217/A-1 kapsamında öne sürülen “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamasıyla cezalandırılması; yanı sıra, zincirleme suç hükümleri ile birlikte bir de TCK 53… <a href="https://t.co/v9zOnqTp8z" rel="nofollow">pic.twitter.com/v9zOnqTp8z</a></p>
— BİRTEK-SEN (@birlesiktekstil) <a href="https://twitter.com/birlesiktekstil/status/2042609667667304519?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">April 10, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mehmet-turkmenin-iddianamesi-hazirlandi-siyasi-yasak-isteniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/whatsapp-image-2025-03-25-at-115052.jpeg" type="image/jpeg" length="39875"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ali Babacan: Ara seçim anayasa'nın açık hükmüdür]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ali-babacan-ara-secim-anayasanin-acik-hukmudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ali-babacan-ara-secim-anayasanin-acik-hukmudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEVA Partisi lideri Babacan, ara seçimin anayasal zorunluluk olduğunu belirterek, TBMM'nin gereğini yapması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ı ziyaret etti. Babacan, "Ara seçim Anayasa'nın açık hükmüdür. Dolayısıyla Anayasa hükmü neyse bunların uygulanması lazım. Bunları uygulamayla ilgili sorumlu kurum mevcut sistemde TBMM'dir. Eğer Anayasa hepimizi bağlayan bir metinse, bir hukuk normuysa bunun gereğini yerine getirmesi gerekir" dedi.</p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle çıktığı siyasi parti turu kapsamında DEM Parti, TİP, EMEP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi ve Demokrat Parti’nin ardından DEVA Partisi Genel Merkezi’ni ziyaret ederek Genel Başkan Ali Babacan ile görüştü. Ziyarette Özel’e; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Kurumsal İlişkiler ve Siyasi Partilerle İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan, Adalet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen’den oluşan CHP heyeti eşlik etti.</p>

<p>Babacan, Özel ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Görüşmede Babacan’a Genel Başkan Yardımcıları; Sadullah Ergin, İbrahim Çanakçı ve Yakup Engin eşlik etti. Saat 14.30 itibarıyla başlayan görüşme, bir saat 15 dakika sürdü. İki lider görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi. Babacan, şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Hem bölgemizde gündemin oldukça yoğun olduğu, Türkiye'nin iç gündeminin hem yoğun hem de pek çok zor başlığı içeride bir dönemde bu ziyaretleri gerçekten zamanlıydı ve önemliydi. Pek çok konuyu konuştuk. Ama bu konuların başında hemen komşumuz İran'a yönelik başlatılan savaş vardı, ilk gündem maddemiz buydu. Bu savaş uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler şartına aykırıdır. Hatta Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi iç hukukuna da aykırıdır. Uluslararası düzenin yok sayıldığı 50 milyon kişinin öldüğü ikinci dünya savaşından sonra kurulan uluslararası hukuk sisteminin adeta çöpe atıldığı ve insanlık suçu, savaş suçu olarak da aklınıza ne kadar suç nevi varsa hepsinin de işlendiği bir savaş yanı başımıza cereyan ediyor maalesef. Birkaç gündür bir geçici de olsa ateşkes sağlandı. Ancak bu ateşkes Lübnan'ı kapsamıyor. Ve Lübnan'da çatışmalar devam ettiği sürece Pakistan'da başlatılması düşünülen müzakereler diplomasi masasının rahat çalışması sonuç alması da mümkün olmayacak. Onun için bizim çağrımız bir an önce Lübnan dahil tüm sahada silahların susması, diploması için bir fırsat olması, masada müzakereyle önce bu geçici ateşkesin kalıcı ateşkes haline gelmesi, arkasından da barış görüşmelerinin başlayacağı bir zemin üzerinde mutabık alınmasın. Bizim arzumuz ve beklentimiz bu yönde. Umarız ki aklıselim galip gelir. Umarız ki Türkiye'yi de etkileyen çok geniş bir coğrafyayı etkileyen bu savaş kalıcı olarak biter. Tabii burada baktığımızda İsrail'de Netanyahu hükümeti değişmedikten sonra bölgemize huzur gelmeyeceğini de çok açık bir şekilde görüyoruz. Her türlü aklın her türlü insanlık değerinin uluslararası ilkelerin yok sayıldığı bir çılgınlıkla şu andaki İsrail hükümeti bölgede hareket ediyor. 70 bin Filistinli kardeşimizi öldüren soykırımı işleyen bir hükümet şimdi de bakıyorsunuz İran'ı Lübnan'ı ve körfezdeki pek çok ülkeyi saran bir ateşi yakmış durumda.</p>

<p><strong>"Bundan sonraki süreçte iletişim halinde olacağız"</strong></p>

<p>Bugün bir başka önemli gündem maddemiz, şu anda pek çok devlet kurumunu ilgilendiren ve Türkiye'de bir an önce adım atılması gereken temiz yönetim adımları. Yani yolsuzlukla mücadele, devlet yönetiminde ve belediye yönetiminde etik kurallar ve bunların nasıl mecliste yasa haline getirileceği ve Türkiye'de artık şeffaflık olsun, Türkiye'ye yolsuzluk endeksinde hak ettiği daha düzgün daha güzel bir yere gelsin, bunlar nasıl sağlanacak bunla ilgili de çok kıymetli görüş alışverişinde bulunduk. Ve bizim zaten DEVA Partisi olarak yapmış olduğumuz çalışmalar çoktan hazır ama CHP'nin de hem daha önce Meclis'e sunduğu yasa teklifiyle hem de bu çalışmayı güncellemesiyle alakalı gayretlerini çalışmalarını da çok kıymetli bulduk. Bu konuda da partilerimiz arasındaki diyalog süreci inşallah önümüzdeki dönemde devam edecek. Türkiye'de en önemli sorun alanı halkımıza sorduğumuzda ekonomi, geçim, hayat pahalılığı, enflasyon ama bu savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine baktığımızda herhalde ilk sırada yine enflasyon var. CHP'nin savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini hem ölçümü hem de nasıl yönetilmesi gerektiğiyle ilgili bir çalışması var. Bu çalışmayı değerli Genel Başkan bizlerle paylaştı. Biz de hem kendi çalışmalarımızla karşılaştırarak hem de ilave geliştirebileceğimiz önerilerle yine bundan sonraki süreçte inşallah iletişim halinde olacağız.</p>

<p><strong>"Mülakat devam ediyor, ayrımcılık devam ediyor, torpil devam ediyor"</strong></p>

<p>Bugünkü son gündem maddemiz de ara seçim. Ve erken genel seçimdi. Biliyorsunuz 2023 seçimlerinden bu yana üç yıl geçti. Seçimlerden önce şu anda ülkeyi yönetenlerin taahhütleri vardı, sözleri vardı. Sayın Erdoğan ne diyordu 2023 seçimlerine giderken, 'Faizi yüzde ondan yüzde sekiz buçuğa düşürdüm, daha da düşecek' diyordu. Seçimlerden hemen sonra yüzde 50'ye çıkarttılar. Ve o gün bugündür, özellikle sanayicimiz, ihracatçımız, KOBİ'lerimiz ve borcu olan herkes yüksek faiz uygulaması altında eziliyor. Biz diyorduk ki 'Mülakatı kaldıracağız. Devlet işe alırken artık objektif kriterler söz konusu olacak.' Seçim kampanyasında bu çok etkili olunca baktılar kaçamadılar. Yine Sayın Erdoğan çıktı 'Mülakatı kaldıracağız' dedi. Aradan üç yıl geçti. Mülakat devam ediyor. Ayrımcılık devam ediyor. Torpil devam ediyor. Dediler ki 'O dönemde enflasyon patladı ama biz enflasyonu tek haneye indireceğiz.' Aradan üç yıl geçti. Enflasyon hala yüzde 30'un üzerinde.</p>

<p><strong>"Söz verdiler, yapmadılar. Hedef gösterdiler, ulaşamadılar"</strong></p>

<p>Söz verdiler, yapmadılar. Hedef gösterdiler, ulaşamadılar. Orta vadeli programlar açıklıyorlar. Orta vadeli programlarda ortaya koydukları reform taahhütlerinin hiçbirisini yapmadılar, yapmıyorlar. Ne dediler? Orta vadeli programda, Avrupa Birliği standartlarında bir kamu ihale yasası getireceğiz. Adını anan bile yok şu anda. Halbuki enflasyonla mücadele aynı zamanda tasarruf demektir. Devlete tasarruf edilecek en önemli adım da kamu ihale yasamızın mevzuatımızı Avrupa Birliği standartlarına getirmek. Şu anda 27 ülke artı İngiltere'nin uyguladığı mevzuat neyse birebir aynen Türkiye'de uygulamak. Uygulayalım, görün tasarruf nasıl sağlanıyo, enflasyon nasıl düşüyor asıl o zaman hep beraber yaşayacağız. Yapmadılar, yapmıyorlar. Bunları şunun için söylüyorum. Her seçim aslında seçilene açılmış bir kredidir.</p>

<p><strong>"Ufukta bir seçim görülmektedir ve bu seçimin de mutlaka erken genel seçim olmasıdır"</strong></p>

<p>Her seçim iş başına gelene vatandaşlarımızın 'Bak sana destek verdim. Görelim bakalım ne yapacağını' demesidir. Eğer aradan üç yıl geçtiyse ve hiçbir konuda başarı üretilemiyorsa her alanda sorunlar büyüyorsa ve bu sorunların çözülmesiyle de ilgili ortada hiçbir plan program yoksa artık bu sıkıntıyı bu ızdırabı bu millete yaşatmaya devam etmenin bir amaç, bir amacı yoktur, anlamı yoktur. Üç yılda beceremediği hangi konuyu geri kalan iki yılda becerecek ki hükümet? Yapamadıkları hHangi adımı elde edemedikleri hangi başarıyı 'Üç yıldır yapamadık ama bakın iki yılda yapacağız diye söylüyorlar ya da nasıl çözecekleriyle ilgili ne koyuyorlar ortaya? Koca bir hiç, koca bir sıfır. Onun için bu üç yıllık karneye baktığımızda artık bu işin daha fazla sürmesi iki yıl daha seçime kadar beklenmesi çok yanlıştır. Türkiye'de artık seçim konuşmaya başlanmıştır. Ufukta bir seçim görülmektedir ve bu seçimin de mutlaka ve mutlaka mümkün olan en kısa zamanda bir erken genel seçim olmasıdır.</p>

<p>Öte yandan, ara seçimlerle ilgili de anayasamızın hükümleri açıktır. Ve herkes için de bağlayıcıdır. Bunun da başta meclis yönetimi ve iktidar partileri olmak üzere herkesin farkında olması gerekir. Ve anayasaya rağmen başka bir fikirleri varsa onu da ortaya koymaları ona göre o zeminde bir tartışmanın olması lazımdır. Bunu da tabii önümüzdeki haftalarda göreceğiz ve önümüzdeki haftalarda bu seçim gündemiyle alakalı da başta CHP olmak üzere diğer siyasi partilerle de istişare görüşmelerimize devam edeceğiz."</p>

<p><strong>"Artık bu ızdıraba, bu sıkıntılı döneme devam etmenin bir anlamı yok"</strong></p>

<p>Ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Babacan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in açıklamalarının sorulması üzerine şöyle konuştu:</p>

<p>"Program şimdiye kadar hangi hedefinizi tutturdu ki şimdi savaşı ya da petrol fiyatlarını bahane edip hedefleri ulaşamayacağız diyorlar? Yani daha önceki yıllarda açıkladıkları programların hangi hedeflerini tutturdular? Ve bu bahaneyle şimdi programın şu şu hedeflerinden sapacağını söylüyorlar. Petrol fiyatlarındaki artış yaklaşık biliyorsunuz yüzde 50. Yani 60 dolarlardan, 90 dolarlara çıktı şu anda. 2002 yılından 2007'ye kadar petrol fiyatlarındaki artış yüzde 650 olmuştur. Yani petrol fiyatları yediye katlamıştır. Petrol fiyatlarının yediye katladığı bir dönemde enflasyon tek haneye inmiştir ve 10 yıl boyunca tek hanede kalmıştır. Bu savaşı ve petrol fiyatlarını bahane edip de zaten yönetemediklerini zaten ulaşamayacakları enflasyon hedeflerini güncellemek beyhudedir. Yapılacak iş bir an önce ama bir an önce Türkiye'ye yepyeni bir ekonomik programla ve dürüst ehil kadrolarla sahip çıkmaktır. Onun için erken genel seçim. Başka çaresi yoktur. Enflasyonu düşürmenin de Türkiye'nin ekonomik sorunlarını çözmenin de yolu budur. Çünkü adalet olmayınca, hukuk olmayınca ekonomi düzelmez. Ağızlarıyla kuş tutsalar Türkiye'nin ekonomisini düzeltemezler. Bizzat iktidar tarafından her Allah'ın günü bu katliamı yapılıyor bu ülkede. Şu belediyelerle ilgili yapılanlara bakın. Hiç kimse önünü göremiyor. Memlekette hukuki güvenlik yok. Hukuki güvenliğin olmadığı bir ülkede ne yaparsanız yapın ekonomi düzelmez. Çünkü güven oluşturamazsınız. Ekonominin temeli güvendir. Güven olmayınca olmaz. Güveni sağlamanın da artık bu saatten sonraki tek yolu bir an önce ülkenin ehil ve teknolojik kadrolar tarafından yönetilmesidir. Ülkenin istişareyle yönetilmesidir. Ülkenin adalete yönetilmesidir. Mevcut iktidar üç yıldır yapmadı, yapamıyor. Artık bu ızdıraba, bu sıkıntılı döneme devam etmenin bir anlamı yok. Kesin çözüm değişimde.</p>

<p>Bundan önceki mazeret neydi? Pandemiydi. Sayın Erdoğan her konuşmasında ne diyordu? 'Gıda enflasyonu yükseldi. Çünkü pandemi oldu. Pandemi bütün dünyada enflasyonu arttırdı. Bizde de artırdı.' Şimdi hesap ortada. Pandemiden bu yana dünyada ortalama gıda enflasyonu, kümülatif yani o günden bugüne beş yılın toplamı yüzde 42. Türkiye'de ne kadar? Yüzde 822. Şimdi yüzde 42'lik kısmı hadi anladık pandemiden peki Türkiye'de niye yüzde 822? Pandemi deyip bunu geçiştiremezsiniz. O aradaki fark kötü yönetim. Aradaki fark beceriksizlik. Bu kadar açık."</p>

<p><strong>"30 sandalye boşalırsa Meclis'te o zaman artık takvimli bir şekilde Anayasa seçimi zorluyor"</strong></p>

<p>Babacan "Ara seçim bir zorunluluk mudur, ara seçim hakkındaki düşünceleriniz nedir" sorusunu da şöyle yanıtladı:</p>

<p>"Ara seçim Anayasa'nın açık hükmüdür. Biliyorsunuz 2002'de Sayın Erdoğan yasaklıydı. Dolayısıyla milletvekili seçilemedi, başbakan olamadı. Ama o dönem yapılan bir anayasa değişikliği, 78. maddeye eklenen bir fıkra ama belki daha da farklı bir metot olarak oradaki seçim bölgesinin boşalmış olması bir milletvekilinin ayrılması sonucunda seçim tekrar edildi. Siirt'te Sayın Erdoğan seçildi. Nasıl orada bir Anayasa hükmü varsa milletvekillerinin sayısı düştüğü zaman ara seçim olması Anayasa hükmüdür, yani iki buçuk yıllıktan sonra yani 30 aydan sonra bir pencere açılır, seçime bir yıllık alana kadar o 18 aylık pencerede de ara seçim yapılır diyor, Anayasa çok açık. Bunun yapılması da Meclis'in kararına tabii ki bağlanıyor nihayetinde. Meclis'in karar alması gerekiyor. Zaten 1986'dan bu yana o haliyle o madde çalıştırılmadıysa Meclis'in o kararı almaması, tarih belirlememesi sebebiyle çalıştırılmamış. Bir de bir üçüncü ayrı fıkra var o da yüzde 5'lik mesele yani eğer 30 sandalye boşalırsa Meclis'te o zaman artık takvimli bir şekilde Anayasa seçimi zorluyor. 'Üç ay içerisinde seçim yapılır' diyor. Bunlar açık Anayasa hükmü. Dolayısıyla bu Anayasa hükmü neyse bunların uygulanması lazım. Bunları uygulamayla ilgili sorumlu kurum mevcut sistemde TBMM'dir. Eğer Anayasa hepimizi bağlayan bir metinse, bir hukuk normuysa bunun gereğini yerine getirmesi gerekir."</p>

<p><strong>"Refahın Türkiye'de topyekun artması için öncelikle Türkiye'de adalet olması lazım"</strong></p>

<p>Ali Babacan, "Sayın Özel İzmir'de 'Türkiye'de büyük bir yoksulluk yaşanıyor. Herkesin çocuğu kendisinden güzel, kendisinden yakışıklı ama maalesef kendisinden fakir' demişti. Siz de Ekonomi Bakanlığı gibi önemli bir görevde bulundunuz. Bugün gençlerin durumunu, sizin o süreçtekiyle karşılaştırdığınızda acilen yapılması gerekenin ve Sayın Özel'in bu tespitini nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna da şu yanıtı verdi:</p>

<p>"Aslında Sayın Özel'in bu tespiti çok yerinde. Türkiye'de şu anda ilk defa bir nesil kendinden sonraki neslin yarınlarından endişeli. Çünkü Türkiye'de her nesil bir sonraki neslin daha iyi şartlarda yaşadığını gördü. Evlerde bir dönem buzdolabı yoktu, bir nesil sonra buzdolabı geldi evlere değil mi? Daha sonra çamaşır makinesi geldi. Sonra bulaşık makinesi nesli başladı. Mesela 2000'li yıllardan itibaren artık her eve bir bulaşık makinası girdi. Yani bunlar tabii basit örnekler belki ama yani refah hep nesilden nesile arta arta gitti ama ilk defa son 10 yıldır Türkiye'de bir nesil kendinden sonraki neslin daha yoksul, daha zor şartlarda yaşadığını görüyor ve böyle de olacağını düşünüyor. Aslında doğurganlık hızının Türkiye'de düşmesi yüzde 1 buçuklara inmesi yani nüfusunun sadece kendini yenileyebilmesi için gereken 2.1'den 1 buçuğa düşmesi de tam da bu endişeyle. Çünkü insanlar korkuyor. Diyor ki 'Benim çocuğum olursa diyor bu çocuk diyor benden daha zor şartlarda yaşayacağım' diyor. 'Ben böyle bir Türkiye'de bu çocuğu dünyaya getireceğim' diyor. Aile Yılı ilan ettiler ya yetmedi baktılar bir yılda olmuyor aile 10 yılı dediler. 10 yılda belki toparlar diye ama bu kafayla giderlerse 10 yılda da toparlamaz, mümkün değil. Çünkü refahın Türkiye'de topyekun artması için öncelikle Türkiye'de adalet olması lazım, hukukun olması lazım. İnsanların yarınlara güvenmesi lazım. Şöyle bir bakın Türkiye'deki doğurganlık hızına yıl yıl ekonominin hızlı büyüdüğü ve insanların geleceğe güvenle baktığı yıllarda yükselmiştir, insanların tedirgin olduğu, korktuğu dönemlerde doğurganlık hızı düşmüştür. Belki de en önemli gösterge insanlar yarınlara güveniyor mu, güvenmiyor mu en önemli göstergelerden birisi budur. Bir diğeri de evlilik sayısıdır.</p>

<p><strong>"Değişimin zamanı çoktan geldi, geçiyor"</strong></p>

<p>Gençler üniversiteyi bitiriyor hemen torpil aramaya başlıyorlar çünkü biliyorlar ki torpil olmayınca iş yok. Bu torpil olmayınca mülakatta kazanıp da devlete girmek mümkün değil. Bunun topyekun değişmesi lazım. Topyekun değişiklik de ancak iktidarın topyekun değişikliğiyle mümkün. Başka çıkışı yok. Çünkü denenmişi bir daha bir daha denemenin anlamı yok. Diyorum her seçim bir kredi açmaktır. Vatandaşın 'Hadi bakalım yetkiyi verdik. Görelim ne yapacaksın' demesidir. Vatandaş o yetkiyi vermiştir. Üç yıldır şu anda bu hükümet vatandaşın verdiği yetkiyi elinde yüzüne bulaştırmışt, becerememiştir. Daha fazla ısrarın inadında anlamı yoktur. Hani şunu duysak, 'Kusura bakmayın tamam üç yıl böyle oldu, çuvalladık, beceremedik ama son iki yıl şunları şunları yapacağız ve düzelteceğiz.' Böyle bir plan program da yok ortada. Hiçbir şey yok yani. Onun için artık değişimin zamanı çoktan geldi, geçiyor. Özellikle gençlerimizin yeniden bu ülkeye güvenmesi için, gençlerimizin 'Bu ülkede ben yarınlarımı kurmak istiyorum' demesi için köklü bir değişim şart."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ali-babacan-ara-secim-anayasanin-acik-hukmudur</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/babacan-12.png" type="image/jpeg" length="44781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MGC 69. kuruluş yıldönümünde yaşamını yitiren gazeteciler için lokma döküldü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mgc-69-kurulus-yildonumunde-yasamini-yitiren-gazeteciler-icin-lokma-dokuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mgc-69-kurulus-yildonumunde-yasamini-yitiren-gazeteciler-icin-lokma-dokuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ahmet Ünsal / Manisa</strong></p>

<p>18 Nisan 1957 yılında Manisa’da kurulan Manisa Gazeteciler Cemiyeti bugün 69. kuruluş yıldönümünde cemiyetin kuruluşuna katkı sağlayan ve yaşamlarını yitirenler onuruna cemiyet binası önünde lokma döktürüldü. Halkın büyük ilgi gösterdiği lokma hayrında Gazeteciler Cemiyet Başkanı Önder Aydın lokmaları bizzat kendi eliyle dağıttı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Mgc 69. Kuruluş Yıldönümünde Yaşamını Yitiren Gazeteciler Için Lokma Döküldü" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/mgc-69-kurulus-yildonumunde-yasamini-yitiren-gazeteciler-icin-lokma-dokuldu.jpeg" width="1620" /></p>

<h2>Cemiyetin yaratıcıları saygıyla anıldı</h2>

<p>Kuruluşundan bu yana Manisa basınına önemli katkılar sunan cemiyetin kuruluş yıldönümü programında, başta kurucular ve hayatını kaybeden basın emekçileri Halil Onultmak, Ahmet Karaoğlanlar, Yılmaz Kayan, Fahrettin Korurlareli, Kemal Besen, Ahmet Kurşun, Cevdet Aytaç, Nejat Tokbay, Bülent Dal, Şemsettin Evren ve Ergun Onarır dualarla anıldı.</p>

<h2>Belediye başkanları, STK başkanları kuruluş yıldönümünde idi</h2>

<p>Katılımcılara lokma ikram edilerek birlik ve dayanışma mesajı verildi. Düzenlenen programa Şehzadeler Belediye Başkan Yardımcısı Emre Halil Esenkaya, CHP Şehzadeler İlçe Başkanı Mert Özkösemen, Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Önder Aydın ile birlikte cemiyet yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Cemiyet Başkanı Önder Aydın, 69 yıllık köklü geçmişe vurgu yaparak Manisa basınının güçlenerek yoluna devam edeceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mgc-69-kurulus-yildonumunde-yasamini-yitiren-gazeteciler-icin-lokma-dokuldu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/mgc-lokma.jpeg" type="image/jpeg" length="61134"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[OSB’den Manisa Emniyetine sanayi bölgesinde yeni hizmet binası]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/osbden-manisa-emniyetine-sanayi-bolgesinde-yeni-hizmet-binasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/osbden-manisa-emniyetine-sanayi-bolgesinde-yeni-hizmet-binasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ahmet Ünsal / Manisa</strong></p>

<p>Gerek Avrupa gerekse dünyanın farklı kıtalarında bulunan birçok ülkenin kendi ülkelerinin dışında en yatırım yapılabilir ülkesi olarak seçtikleri Türkiye’de yatırım planlarını Manisa OSB’ye kaydırılmasında çaba harcayan Başkan Sait Türek ve yönetim kurulu, Manisa Emniyet Müdürlüğü’ne kendi günlerinde modern hizmet binası hediye etti.</p>

<p>Geçmiş tarihte OSB’nin kurucusu iş insanı merhum Hasan Türek tarafından kurulan OSB 10 Nisan Polis Karakolu, bu kez de oğlu Sait Türek ve yönetim kurulu tarafından modern yapısıyla inşa edildi. Tüm teknik donanımı ile 10 milyon liranın üzerinde bir bütçe ile gerçekleştirilen yatırım sonucu tamamlanan Manisa Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Denetleme Müdürlüğü yeni hizmet binası görkemli bir açılış töreni ile hizmete açıldı.</p>

<p>Manisa OSB girişinde gerçekleşen ve 10 Nisan Polis Günü’nde yapılan açılışa Manisa Vali Yardımcısı Mustafa Harputlu, Yunusemre Kaymakamı Celalettin Cantürk, Manisa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sait Türek, Manisa Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Bölge Müdürü Funda Karaboran, emniyet müdür yardımcıları, şube müdürleri, emniyete hizmet etmiş olan emekli polisler ile Manisa protokolü katıldı.</p>

<p>Manisa Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Manisa’ya kazandırılan Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü hizmet binasının hayırlı olmasını diledi. Manisa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sait Cemal Türek’e katkılarından dolayı teşekkür etti.</p>

<p>Aktaş, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla hizmet çıtamızı her geçen gün daha yukarı taşımaya çalışan bizler, Emniyet Teşkilatı olarak ilimizdeki huzur ve güven ortamının devam etmesi için sahadaki etkinliği, hızı ve gücü artırmak amacıyla teknik donanım ve nitelikli personel yapısını güçlendirme konusundaki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bununla birlikte hizmet binalarımızın yenilenmesi ve yeni eklemeler yapılabilmesi adına çalışmalarımız da süratle devam etmektedir. Manisa’mıza kazandırılan ve açılışını yapmakta olduğumuz Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü hizmet binası ile de kurumumuz adına daha etkin ve verimli hizmet verebilmemiz için desteklerini bizlerden esirgemeyen başta Sayın Valimiz Vahdettin Özkan, Manisa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Sait Cemal Türek ve tüm yönetim kurulu üyelerine sizlerin huzurunda şahsım ve teşkilatım adına şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle vatanımızın bölünmez bütünlüğü uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anarken; yeni hizmet binamızın teşkilatımıza, şehrimize ve aziz milletimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyor; katılımınızla bizleri onurlandırdığınız için hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Osb’den Manisa Emniyetine Sanayi Bölgesinde Yeni Hizmet Binası" class="detail-photo img-fluid" height="893" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/osbden-manisa-emniyetine-sanayi-bolgesinde-yeni-hizmet-binasi.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>“İlk karakol binasını babam Türek yapmıştı. Yeniden yıkıp modern binayı hayata geçirmek bana nasip oldu”</strong></p>

<p>Manisa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sait Cemal Türek, “Türk Polis Teşkilatımızın özverili çalışmalarını onurlandırdığımız Polis Haftası içerisinde böylesine anlamlı bir açılışı gerçekleştiriyor olmaktan da ayrıca büyük bir memnuniyet ve gurur duyuyoruz. 62 yıllık tarihçeye sahip olan bölgemizin, 1977 yılında polis görev bölgesine dâhil edilmesiyle birlikte, 1979 yılında ‘10 Nisan Organize Sanayi Polis Karakolu’ olarak bu alanda inşa edilen ve Emniyet Teşkilatımıza tahsis edilen hizmet binası, o dönemin ihtiyaçlarına cevap vermişti. Daha sonra yıllar içerisinde gelişen şartlar, ihtiyaçlar ve değişen mevzuatlar doğrultusunda bugünkü kimliğine dönüşmüş ve uzun yıllar da Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü olarak hizmet vermeye devam etmiştir.</p>

<p>Ancak ekonomik ömrünü tamamlayan hizmet binamızı, geçtiğimiz yıllarda hayata geçirdiğimiz Mimar Sinan Bulvarı üzerindeki Cumhuriyet Kavşağı ile paralel olarak yıkıp yeni bir hizmet binası yapmaya karar verdik. Ve bugün de, 14 Ekim 2025 tarihinde temel atma törenini gerçekleştirdiğimiz bu kıymetli yatırımın henüz altı ay dahi dolmadan açılışını yapıyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Böylece çağın ihtiyaçlarına uygun, modern bir hizmet binasını bölgemize ve Emniyet Teşkilatımıza kazandırmış bulunuyoruz.</p>

<p>Bizler için bu yapı hiçbir zaman sadece bir bina olmadı. Kurulduğu günde taşıdığı ‘10 Nisan’ kimliğiyle güvenliğin, düzenin ve kamu hizmetine duyulan saygının güçlü bir sembolü oldu. Bugün bu mirası daha güçlü bir şekilde geleceğe taşıyor olmanın gururunu yaşıyoruz. Hayata geçirdiğimiz bu proje ile Emniyet Müdürlüğümüz ile birlikte bölgemizde trafik güvenliğini artırmayı; sanayicilerimize, çalışanlarımıza ve tüm vatandaşlarımıza daha güvenli, daha huzurlu ve daha düzenli bir ulaşım ortamı sunmayı hedefliyoruz. Bu yatırımın bölgemize uzun yıllar boyunca değer katacak önemli bir kazanım olduğuna yürekten inanıyoruz.</p>

<p>Bu vesileyle Türk Polis Teşkilatımızın kuruluşunun 181. yıl dönümünü ve 10 Nisan Polis Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor; gece gündüz demeden büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle görev yapan tüm emniyet mensuplarımıza teşekkürlerimizi sunuyorum. Bu onurlu görev uğruna hayatını feda eden aziz şehitlerimizi ise rahmetle anıyor; kahraman gazilerimize minnet ve şükranlarımızı iletiyor; yeni hizmet binamızın bölgemize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aktaş, Başkan Türek’e plaket takdim etti. Konuşmaların ardından Yunusemre İlçe Müftüsü Ali Efe tarafından dua edildi. Protokol üyeleri tarafından açılış kurdelesi kesildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/osbden-manisa-emniyetine-sanayi-bolgesinde-yeni-hizmet-binasi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/manisa-osb-emniyet.jpeg" type="image/jpeg" length="56705"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="39216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="55131"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89822"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="51156"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="26415"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="47734"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="30491"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="45401"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="21849"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="56638"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="81914"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="28950"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="75094"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="81200"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="68884"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="37042"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="18208"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="85851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="26003"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="67247"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
