<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 28 Apr 2026 23:34:57 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okul saldırıları için kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'na üye seçimi yapıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/okul-saldirilari-icin-kurulan-meclis-arastirma-komisyonuna-uye-secimi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/okul-saldirilari-icin-kurulan-meclis-arastirma-komisyonuna-uye-secimi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu'nda Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırıları için kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna üye seçimi yapıldı. Komisyona AK Parti'den 11, CHP'den beş, DEM Parti ve MHP'den iki İYİ Parti ve Yeni Yol Grubu'ndan ise birer milletvekili katılacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p> TBMM Genel Kurulu'nda Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırıları için kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna üye seçimi yapıldı. Komisyona AK Parti'den 11, CHP'den beş, DEM Parti ve MHP'den iki İYİ Parti ve Yeni Yol Grubu'ndan ise birer milletvekili katılacak.</p>

<p>TBMM Genel Kurulu, fahiş site aidatlarına yönelik düzenlemeleri de içeren Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlanılması için Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı. </p>

<p>Kanun teklifinin görüşmesi öncesinde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen saldırıların tüm yönlerinyle araştırılması amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi yapıldı.</p>

<p>Buna göre, 22 üyeden oluşacak komisyona AK Parti'den Afyonkarahisar Milletvekili Hasan Arslan, Ankara Milletvekili Lütfiye Selva Çam, Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz, İstanbul Milletvekilleri İsa Mesih Şahin, Yıldız Konal Süslü, Kahramanmaraş Milletvekili İrfan Karatuttu, Konya Milletvekili Latif Selvi, Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat, Sinop Milletvekili Nazım Maviş, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Ali Cevheri, Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt katılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, İzmir Milletvekili Murat Bakan, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal yer alacak. DEM Parti'den Iğdır Milletvekili Yılmaz Hun, Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın katılacak. MHP'den Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Özyavuz yer alacak. İYİ Parti'den Manisa Milletvekili Şenol Sunat bulunurken Yeni Yol Grubu'ndan da İstanbul Milletvekili Birol Aydın katılacak.         </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/okul-saldirilari-icin-kurulan-meclis-arastirma-komisyonuna-uye-secimi-yapildi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/okul-saldirilari-icin-kurulan-meclis-arastirma-komisyonuna-uye-secimi-yapildi.jpeg" type="image/jpeg" length="62265"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dilek Kaya İmamoğlu: Asrın yolsuzluğu' diye sunulan dava, asrın haksızlığına dönüştü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dilek-kaya-imamoglu-asrin-yolsuzlugu-diye-sunulan-dava-asrin-haksizligina-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dilek-kaya-imamoglu-asrin-yolsuzlugu-diye-sunulan-dava-asrin-haksizligina-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, devam eden yargı sürecine ilişkin, 'Asrın yolsuzluğu olarak kamuoyuna lanse edilen bu dava, artık adaletin ayaklar altına alındığı asrın haksızlığına dönüştü' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, devam eden yargı sürecine ilişkin, 'Asrın yolsuzluğu olarak kamuoyuna lanse edilen bu dava, artık adaletin ayaklar altına alındığı asrın haksızlığına dönüştü' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dilek Kaya İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki isimlere yönelik davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dilek Kaya İmamoğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'İftiralar ve asılsız dedikodularla hazırlanan sözde iddianamenin, hakikat duvarına çarparak günbegün nasıl yerle bir olduğunu hep birlikte izliyoruz. 'Asrın yolsuzluğu' olarak kamuoyuna lanse edilen bu dava, artık adaletin ayaklar altına alındığı 'asrın haksızlığına' dönüştü. Bu haksızlık nedeniyle sevdiklerimiz 13 aydır tutsak. Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları, her duruşmada gerçekleri birer birer anlatarak bu kurgu dünyasını çürüttüler ve çürütmeye de devam ediyorlar. Bizim tek isteğimiz adalet! Hukukun siyasi hesaplara alet edilmediği, masumiyetin cezalandırılmadığı bir Türkiye istiyoruz. Artık bu haksızlığa son verin ve sevdiklerimizi serbest bırakın!'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dilek-kaya-imamoglu-asrin-yolsuzlugu-diye-sunulan-dava-asrin-haksizligina-donustu</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/dilek-kaya-imamoglu-asrin-yolsuzlugu-diye-sunulan-dava-asrin-haksizligina-donustu.jpeg" type="image/jpeg" length="86859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erkan Baş: Madenciler analarının ak sütü gibi helal olan tüm haklarını söküp aldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/erkan-bas-madenciler-analarinin-ak-sutu-gibi-helal-olan-tum-haklarini-sokup-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/erkan-bas-madenciler-analarinin-ak-sutu-gibi-helal-olan-tum-haklarini-sokup-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, madencilerin haklarını alarak direnişi kazanımla sonuçlandırdığını belirterek, 'İşçiler direndi, işçiler kazandı! Madenciler analarının ak sütü gibi helal olan tüm haklarını söküp aldı, bu ülkede insanca yaşayıp çalışmanın onurunu kurtardı' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p> Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, madencilerin haklarını alarak direnişi kazanımla sonuçlandırdığını belirterek, 'şçiler direndi, işçiler kazandı! Madenciler analarının ak sütü gibi helal olan tüm haklarını söküp aldı, bu ülkede insanca yaşayıp çalışmanın onurunu kurtardı' dedi.</p>

<p>Madencilerin açlık grevine katılarak destek olan Baş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, hakları için direnen Doruk Madencilik işçilerini kutladı. Baş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'İşçiler direndi, işçiler kazandı! Madenciler analarının ak sütü gibi helal olan tüm haklarını söküp aldı, bu ülkede insanca yaşayıp çalışmanın onurunu kurtardı. Birliğin, direnişin ve mücadelenin değerini bir kez daha kanıtladı. Tek tek her bir madenci arkadaşımı kutluyorum. Bu direnişe sadece kalbini değil omzunu da veren tüm emekçi halkımız da teşekkürü hak ediyor. Elinde bir avuç lokumla, bisküviyle, tuzla, suyla, çiçekle, hiçbiri yoksa sıcacık bir sarılmayla Kurtuluş Parkı'na koşan, Ankara'da olmayıp yüreği burada atan yurttaşlarımız sınıf dayanışmasının en güzel örneklerinden birine imza attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağımsız Maden İş Sendikası'nı ve tüm yöneticilerini de tavizsiz mücadeleleri, kararlı dirençleri için tebrik ediyorum. Bu zafer önce direnen madencinin, ardından desteğini onlardan esirgemeyen halkımızındır! Şimdi, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gücünü 1 Mayıs'ta da meydanlara çıkarmak üzere çalışma vakti. Yaşasın Türkiye işçi sınıfı!'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/erkan-bas-madenciler-analarinin-ak-sutu-gibi-helal-olan-tum-haklarini-sokup-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/erkan-bas-madenciler-analarinin-ak-sutu-gibi-helal-olan-tum-haklarini-sokup-aldi.png" type="image/jpeg" length="20829"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'nin madencilere ilişkin grup önerisi TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpnin-madencilere-iliskin-grup-onerisi-tbmm-genel-kurulunda-reddedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpnin-madencilere-iliskin-grup-onerisi-tbmm-genel-kurulunda-reddedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Doruk Madencilik işçilerinin dokuz gündür Ankara'da sürdürdükleri eyleme ilişkin, 'Dokuz gündür işçiler açlık grevinde, Ankara'nın göbeğinde polis gaz sıkıyor, Ankara Valiliği olağanüstü hâl ilan etmiş, bakan yardımcıları lütfedip görüşüyor, bakanlar köşe bucak kaçıyor. Bu bakanların daha önemli ne işi olabilir? Soma'da yakınını kaybeden, vatandaşa tekme atan bir iktidardan ne bekleyebilirsiniz? 86 milyonun sizden tek beklentisi kalmıştır, bir an önce san]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>(TBMM) - </strong>CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Doruk Madencilik işçilerinin dokuz gündür Ankara'da sürdürdükleri eyleme ilişkin, 'Dokuz gündür işçiler açlık grevinde, Ankara'nın göbeğinde polis gaz sıkıyor, Ankara Valiliği olağanüstü hâl ilan etmiş, bakan yardımcıları lütfedip görüşüyor, bakanlar köşe bucak kaçıyor. Bu bakanların daha önemli ne işi olabilir? Soma'da yakınını kaybeden, vatandaşa tekme atan bir iktidardan ne bekleyebilirsiniz? 86 milyonun sizden tek beklentisi kalmıştır, bir an önce sandığı getirmeniz' ifadesini kullandı. </p>

<p>TBMM Genel Kurulu'nda CHP'nin grup önerisi olarak, maden işçilerinin sorunlarının ve çözümlerinin belirlenmesini öngören araştırma önergesi görüşüldü. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, söz almadan önce elindeki bareti hatip kürsüsüne vurarak, 'Bu sesi duyuyor musunuz? Bu ses, Meclise bir kilometre ötede dokuz gündür direnen 120 maden emekçisinin çığlığıdır. Bu ses, evine ekmek götüremeyen, alın terinin karşılığını alamayan madencinin isyanıdır. Bu sesi iyi duyun. Bu ses, siz sıcak yatağınızda yatarken, lüks konutlarınızda ısınırken yerin yedi kat altında kömür üretip çocuğuna ekmek götüremeyen babanın isyanıdır. Bu ses, sadece Doruk Madencilikten hakkını alamayanların değil Divriği'de işten çıkarılan madencinin, İzmir Temel Contada beş yüz beş gündür direnen kadınların, Mersin Limanı'nda haklarını arayan liman işçilerinin, Özel İtalyan Lisesinde İtalyan meslektaşının yedide bir maaşına mahkûm edilen Türk öğretmenlerinin sesidir. Bu ses 'Ben Türkiye'ye sendika yok diye yatırım yaptım, bana bunun taahhüdü verildi, ben sendikaya izin vermem' diyen DIGEL Tekstilde sendika için mücadele eden emekçinin sesidir. Bu ses, MESEM'lerde iş cinayetlerinde katledilen çocuklarımızın sesidir. Bu ses, 20 bin liraya hayatta kalma mücadelesi veren emeklinin sesidir. Bu ses, modern kölelik düzenine mahkûm ettiğiniz asgari ücretlinin sesidir. Bu ses, her gün biraz daha güvencesizleştirdiğiniz kamu emekçisinin sesidir. Bu sesi siz duymazsınız çünkü bu ses, köyüne, doğasına, geleceğine sahip çıktığı için cezaevinde tutulan Esra Işık'ın sesidir' ifadesini kullandı.</p>

<p><strong>'Adeta ülkede sıkıyönetim var'</strong></p>

<p>Karasu, şunları kaydetti:</p>

<p>'Siz milyonların çığlığını duymayan; tanıdığınız imtiyazlarla, verdiğiniz maden sahalarıyla, affettiğiniz vergilerle, hibe ettiğiniz arsalarla Limakların, Cengizlerin, Yıldızların ve yarattığınız onlarca rantçı holdinglerin iktidardasınız. Âdeta ülkede sıkıyönetim var; hakkını arayanın karşısında polis var, zeytin ağacına sahip çıkanın karşısında jandarma var, esnafın karşısında maliye var. İşten atılan işçinin, tazminatını alamayan emekçinin, örgütlenme özgürlüğünü savunan sendikanın yanında kim var? Dokuz gündür işçiler açlık grevinde, Ankara'nın göbeğinde polis gaz sıkıyor, Ankara Valiliği olağanüstü hâl ilan etmiş, bakan yardımcıları lütfedip görüşüyor, bakanlar köşe bucak kaçıyor. Bu bakanların daha önemli ne işi olabilir? Soma'da yakınını kaybeden, vatandaşa tekme atan bir iktidardan ne bekleyebilirsiniz? 86 milyonun sizden tek beklentisi kalmıştır, bir an önce sandığı getirmeniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü. Öncelikle iş cinayetlerinde kaybettiğimiz tüm emekçilerimizi saygıyla anıyorum. ILO sözleşmesinde imzası bulunan ülkemiz ne yazık ki iş cinayetleri noktasında gerekli önlemleri almamaktadır. Son üç ayda 432 emekçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 2013'ten bugüne 24 bin 860 emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu tablo bir tercih meselesi değil, AKP iktidarının kara düzeninin sonucudur. Bu kara düzene işçiler, emekliler, emekçiler son verecektir.'</p>

<p>Karasu, daha sonra Kemal Özer'in Zonguldak şiirinden bir bölüm okudu. Konuşmaların ardından grup önerisi reddedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpnin-madencilere-iliskin-grup-onerisi-tbmm-genel-kurulunda-reddedildi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/chpnin-madencilere-iliskin-grup-onerisi-tbmm-genel-kurulunda-reddedildi.jpg" type="image/jpeg" length="36075"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adana'da 10 Ekim'e çağrı yapan sendikacılara verilen cezalar protesto edildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/adaanda-10-ekime-cagri-yapan-sendikacilara-verilen-cezalar-protesto-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/adaanda-10-ekime-cagri-yapan-sendikacilara-verilen-cezalar-protesto-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>11 yıl önce Adana’da 10 Ekim Barış Mitingi’ne çağrı yaptıkları için flama sopaları “silah” sayılarak hapis cezasına çarptırılan 11 sendika, meslek örgütü ve siyasi parti temsilcilerine destek amacıyla bugün geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenlendi. Emekçiler aynı yerde, İnönü Parkı’nda bir araya gelerek “Barış çağrısı suç değildir, bu kararı kabul etmiyoruz” dedi.</p>

<p>KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin çağrısı ile yapılan açıklamaya 10 Ekim Derneği, EMEP, Sol Parti, DEM Parti destek verdi.</p>

<h2>“Barışı savunmak insani bir sorumluluktur”</h2>

<p>Ortak basın açıklamasını KESK Adana Dönem Sözcüsü Mehmet Çelik okudu. Çelik, o günkü çağrının amacının savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmak olduğunu belirterek, “Savaş halklara acı ve yoksulluk getirir; barış ise emek, umut ve birlikte yaşama iradesidir. Bugün aynı yerden bir kez daha sesleniyoruz: Barışı savunmak bir tercih değil, insani bir sorumluluktur” dedi.</p>

<h2>“Katliamın failleri hala ortaya çıkarılmadı”</h2>

<p>10 Ekim Katliamı davası avukatlarından Tugay Bek, geçtiğimiz hafta 17. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın, Türkiye’de hukukun ve anayasal güvencelerin nasıl işletildiğine dair çarpıcı bir tablo ortaya koyduğunu belirterek, 10 Ekim 2015’te gerçekleşen katliamın faillerinin ve arkasındaki yapıların hala tam anlamıyla ortaya çıkarılmadığına dikkat çekti. Saldırının gerçekleştiği dönemde de “barış süreci” söylemlerinin dile getirildiğini hatırlatan Bek, “O gün de barıştan söz ediliyordu ancak yaşananlar bunun samimi olmadığını gösterdi. Barış isteyenlerin üzerine bombalarla gelindi. Bugün verilen bu karar da barış talebinin hala samimi biçimde karşılanmadığını ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mahkemenin, basın açıklaması ve eylemlerde kullanılan flama sopalarını “silah” olarak değerlendirmesine de tepki gösteren Bek, “Bu hukuki bir değerlendirme değil, zorlama ve hukuka aykırı bir yorumdur. Sırf barış talep edenleri cezalandırmak amacıyla böyle bir sonuca varılmıştır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırıyla bağlantılı kişilere işaret eden Bek, “Bazı faillerin Suriye’de devlet yapıları içinde yer aldığına dair bilgiler varken ve bunların Türkiye’de yargılanmasına yönelik ciddi bir adım atılmazken, barış isteyenlerin cezalandırılmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Bek, “Talebimiz açık. Anayasa uygulansın, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uygulansın. Bu hukuka aykırı karardan bir an önce dönülmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“Bu karar, utanç belgesidir”</h2>

<p>KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, 10 Ekim Barış Mitingi kararının çatışmasızlık sürecinin sona erdiği ve Orta Doğu’da savaşın yoğunlaştığı bir dönemde alındığını belirterek, sivillere yönelik saldırıların arttığı bu süreçte IŞİD’in eylemlerinin dünya çapında insanlık suçu olarak görüldüğü bir ortamda bu kararı aldıklarını hatırlattı. 10 Ekim’de Ankara’da düzenlenmek istenen mitingin, farklı kesimlerin bir araya geldiği en büyük buluşmalardan biri olacağını belirten Koçak, “Eğer o miting gerçekleşebilseydi, bu ülkenin barıştan yana iradesi çok daha güçlü şekilde ortaya konulacaktı” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bugün verilen kararı sert sözlerle eleştiren Koçak, “O günkü saldırı barış talebine ve sendikal mücadeleye yönelikti. Bugün verilen karar ise çok daha tehlikeli bir noktayı işaret ediyor. Bu karar, ülkenin hukuk sistemine IŞİD zihniyetinin sızdığını gösteriyor” dedi.</p>

<p>Yıllardır süren çatışmalı süreçlerde halkın ağır bedeller ödediğini belirten Koçak, yeni kuşakların aynı acıları yaşamaması için mücadele ettiklerini söyledi. Adana’nın 10 Ekim saldırısında 12 yurttaşını kaybettiğini hatırlatan Koçak, “Böylesi bir acıyı yaşamış bir kentte, barış talebiyle yola çıkanların cezalandırılması büyük bir utançtır. Bu karar Adana açısından da bir utanç belgesidir” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“Barış talebinden vazgeçmeyeceğiz”</h2>

<p>O dönem Adana’da bulunan ve daha sonra KHK ile ihraç edilen KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, konuşmasında 10 Ekim’de yaşamını yitirenleri anarak başladı. Karagöz, “Yas tutarken, arkadaşlarımızı toprağa verirken bu kez gözaltılarla, şafak operasyonlarıyla karşılaştık. Ölen bizdik, yargılanan yine biz olduk. Ters kelepçeyle gözaltına alınan, hapis cezası verilen, kamudan ihraç edilen arkadaşlarımız yine bizim arkadaşlarımızdı” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Verilen cezalara tepki gösteren Karagöz, “Bu nasıl bir adalet? Barış isteyenlerin yargılandığı bir dönemi yaşıyoruz” dedi. Barış talebinden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Karagöz, “Dün olduğu gibi bugün de barışta ısrar edeceğiz. Barış istemek suç değildir. Bu mücadeleyi her koşulda sürdüreceğiz” dedi.</p>

<h2>TTB, “Davanın takipçisi olacağız”</h2>

<p>TTB Merkez Konsey Üyesi Dr. Ali Kanatlı, Türk Tabipleri Birliği olarak savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunduklarını vurgulayarak “Adaletin, barışın ve demokrasinin olmadığı bir yerde sağlıklı bir toplumdan söz edilemez” dedi. İnsan hakları ihlallerine karşı her zaman mücadele ettiklerini belirten Kanatlı, “Bu topraklardaki tüm adaletsizliklere karşı durduğumuz gibi, barış çağrısı davasını da sonuna kadar takip edeceğiz” dedi.</p>

<h2>“Keşke her silah bayrak sopaları gibi olsa”</h2>

<p>10 Ekim katliamında yaşamını yitiren Dilan Sarıkaya’nın annesi Nesligül Sarıkaya, flama sopalarının “silah” sayılmasına anlam veremediğini belirterek “Bu sopalar mı silah sayılıyor? Antep’ten Ankara’ya bombalı yelekle gelenler silah sayılmıyor mu?” diyerek kamu görevlilerinin sorumluluğuna dikkat çekti. Güvenlik birimlerine yapılan bombalı saldırı uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını hatırlatan Sarıkaya, “Uyarılar yapılmış, şüpheliler yakalanmış ama serbest bırakılmış. Buna rağmen ‘kamunun ihmali yok’ deniliyor. Bunu kabul etmiyorum” dedi.</p>

<p>Katliamda 104 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Sarıkaya, “Eğer görevler yerine getirilseydi o insanlar bugün yanımızda olacaktı”. Evladım bugün yanımda olacaktı” ifadelerini kullandı. Flama sopalarının silah sayılmasına bir kez daha tepki gösteren Sarıkaya, “Eğer bunlar silah sayılıyorsa, keşke tüm silahlar böyle olsa” diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p>TMMOB Adana İKK Sekreteri Kerem Şahin, “Dün nasıl durduysak bugün de aynı yerde duruyoruz. Siyasal iktidar yargıyı bir baskı aracı olarak kullanarak bizleri sindirmeye çalışıyor. Ancak biz doğrularımızdan vazgeçmeyecek, ülkemizin aydınlığa kavuşması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.</p>

<h2>Eyleme katılanlar</h2>

<p>10 Ekim Derneği, TTB Merkez Konsey Üyesi Ali Kanatlı, KESK Eş Genel Başkanları Ahmet Karagöz ve Ayfer Koçak, MYK üyeleri Erdal Karakuş ve Sema Pınar, Eğitim Sen MYK Üyesi Simge Yardım, SES MYK Üyesi Deniz Topkan, Haber-Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, Haber-Sen MYK Üyesi İzzettin Ekin, Tüm Bel-Sen MYK Üyesi Bülent Türkmen, KESK Adana Şubeler Platformu ile DİSK, TMMOB, ve emek-demokrasi güçleri katıldı.</p>

<h2>Ne olmuştu?</h2>

<p>6 Ekim 2015’te, 10 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirilecek Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne çağrı yapmak üzere DİSK, KESK, TMMOB ve TTB İnönü Parkı’nda bir araya geldi. Atatürk Parkı’na yürümek isteyen emekçilere polis, biber gazı ve jopla müdahale etti; 5 kişi yaralandı. Yürüyüşe katılan 12 kişi hakkında “kanuna aykırı toplantı” ve “görevli memura direnme” davası açıldı.</p>

<p>2020 yılında Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesi, 4 kişiye 3 yıl 6’şar ay, 7 kişiye ise 4 yıl 5’er ay hapis cezası verdi. Kararda, göstericilerin ellerindeki sendika flamalarının bağlı olduğu plastik sopalar “silah” sayılarak cezalar artırıldı.</p>

<p>Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını usul ve gerekçe eksikliği nedeniyle bozdu. Bozma gerekçesinde, cezaların neden alt sınırdan uzaklaşıldığının belirtilmediği, indirim ve erteleme hükümlerinin neden uygulanmadığının açıklanmadığı vurgulandı.</p>

<p>21 Nisan 2026’da dosyayı yeniden görüşen Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesi, büyük ölçüde ilk kararda direndi. 10 sanığa 2911 sayılı Yasa’nın 32/1. maddesinden 1 yıl 6’şar ay, bu sanıklardan 7’sine ayrıca TCK’nın 265. maddesinden (görevi yaptırmamak için direnme) -flama sopaları “silah” sayılarak artırımla- toplam 3’er yıl hapis cezası verildi. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve ceza erteleme talepleri reddedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/adaanda-10-ekime-cagri-yapan-sendikacilara-verilen-cezalar-protesto-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 20:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/adanasendika.jpg" type="image/jpeg" length="92598"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Partili yetkililer: Yasal düzenlemeler silah bırakma ile eş zamanlı olmalı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-yetkililer-yasal-duzenlemeler-silah-birakma-ile-es-zamanli-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-yetkililer-yasal-duzenlemeler-silah-birakma-ile-es-zamanli-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın geçen hafta 'Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir' sözleriyle seslendiği Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan'ın, Meclis'te çözüm süreci için yasal düzenleme mesajı verip vermeyeceği merak konusu. Yarınki AK Parti grup toplantısı beklenirken, DEM Parti'li yetkililer, 'silah bırakmanın tespit ve teyidi' konusundaki kaygılar hatırlatıldığında 'Mesele sadece silah bırakma değil yasaya ihtiyaç var, orada bir eş zamanlılık olması gerekiyor' görüşünü dile geti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p class="p1"><strong>Haber: Emine DALFİDAN</strong></p>

<p class="p1"><strong> </strong>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın geçen hafta 'Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir' sözleriyle seslendiği Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan'ın, Meclis'te çözüm süreci için yasal düzenleme mesajı verip vermeyeceği merak konusu. Yarınki AK Parti grup toplantısı beklenirken, DEM Parti'li yetkililer, 'silah bırakmanın tespit ve teyidi' konusundaki kaygılar hatırlatıldığında 'Mesele sadece silah bırakma değil yasaya ihtiyaç var, orada bir eş zamanlılık olması gerekiyor' görüşünü dile getirdi. DEM Parti yetkilileri, 'Yasa da çıkar, silah bırakmaya da devam edilir. Bunları birbirinin karşısına koyup öncelik, sonralık ilişkisi kurmak problemli' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p class="p1">Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını şubat ayında tamamlayarak ortak rapor yayımlamasının ardından, raporda öngörülen yasal düzenlemelerin ne zaman başlayacağı tartışmaları sürüyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve diğer yetkililerin, 20-22 Mart tarihlerinde kutlanan Ramazan Bayramı'ndan sonra yasal düzenleme çalışmalarına başlanacağını açıklamasına karşın, henüz bu konuda adım atılmadı. AK Partili yetkililer, ortak raporda 'kritik eşik' olarak vurgulanan 'silahların bırakıldığının teyit ve tespiti'nin gerçekleşmediğine işaret ederek, bu eşiğin beklendiğinin altını çiziyor. AK Parti ayrıca, hazırlanacak yasalarla ilgili diğer partilerin önerileri varsa bunu kamuoyuyla paylaşmalarını da istiyor.</p>

<p class="p2">TBMM Genel Kurulu'nda 23 Nisan ile ilgili özel oturumda ve ardından düzenlenen resepsiyonda verilen mesajlar, 'aksadığı ve yavaşladığı' yorumları yapılan süreçle ilgili yeni beklentiler yarattı.</p>

<p class="p2">DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın 23 Nisan'da TBMM Genel Kurulu'nda özel oturumda yaptığı konuşmada 'Sayın Cumhurbaşkanı, barış, şimdi ona vurulacak mührü bekliyor. İktidar olarak sorumluluk sizdedir. Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir. Anaların barış duası sizinledir. Millet hazırdır, Türkiye hazırdır, tarih hazırdır. Şimdi barışın tam zamanıdır'' ifadeleri ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın TBMM'de katıldığı resepsiyonda gazetecilerin 'Yasal düzenlemeler olacak mı' soruları üzerine 'Durmak yok yola devam' açıklamalarının ardından, DEM Partililer Erdoğan'ın yarın grup toplantısında bu konuda mesaj verip vermeyeceğine odaklandı.</p>

<p class="p2">Erdoğan'ın TBMM'deki 23 Nisan resepsiyonunda DEM Partililerle tokalaşırken, 'Masa sağlam mı' esprisi ve 'Durmak yok yola devam' açıklamalarını değerlendiren DEM Partililer, 'Süreç tıkandı mı, ilerleyecek mi ilerlemeyecek mi tartışmaları içerisinde Cumhurbaşkanı'nın resepsiyondaki ifadeleri kıymetli. Sonuçta hükümet en üst düzeyde irade ortaya koymuş oluyor' diye konuştu.</p>

<h2 class="p1"><strong>'Bu takvimi seçime sarkıtmanın hiçbir mantığı yok'</strong></h2>

<p class="p1">DEM Partililer, süreci 'seçim takvimine endekslemenin' de doğru olmayacağını vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p class="p1">'Bu süreci seçim takvimine göre planlamak iktidarın kendisi için zorlayıcı olur. Seçim sürecine bırakmak iktidar açısından da handikaplı;<span class="Apple-converted-space">  </span>herkes açısından, CHP için de destek veren diğer partiler açısından da handikaplı bir mesele. Bu takvimi seçime sarkıtmanın hiçbir mantığı yok. Eğer iknaysak bu barışa, bu barışı istiyorsak niye bekliyoruz ki? Herkes 'Bu, seçim hesaplarından, iktidar olmaktan azade bir süreç, bu bütün Türkiye'nin süreci' diye açıklamalar yaptı. Bütün Türkiye'nin süreciyse niye biz seçim dönemini bekleyelim? Aksine süreci sıkıştıran bir şeye döner. Biz şu ana kadar, bunun seçime dair olduğuyla ilgili bir havayı hiç edinmedik.'</p>

<h2 class="p1"><strong>'Mesele sadece silah bırakma değil yasaya ihtiyaç var, eş zamanlılık olması gerekiyor'</strong></h2>

<p class="p1">Bugün gelinen durumun nasıl aşılacağı konusunda DEM Partililer şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="p1">'Kimse silahların bırakıldığının teyit ve tespiti olmasın demiyor. Sonuçta, komisyonun raporu da teyit ve tespite atıf yapıyor. Biz teyit ve tespitle ilgili de bunun daha demokratik, daha kapsayıcı, baroların dahil olabileceği bir şekilde olabileceğini de düşünüyoruz ama hadi varsayalım güvenlik bürokrasisi yaptı. Sonuçta 'Bütün silahlar bırakılsın, biz yasayı öyle çıkarırız' demenin bir mantığı yok. Yasa çıkarılır, silah bırakma devam eder. Zaten başlamış bir süreç var. O süreç devam edecek. Şu anda silah bırakma hiç başlamamış ve biz yasayı konuşuyor değiliz. Silah bırakma başlamış ve biz devam etsin diye yasayı konuşuyoruz. Devam etmesi için de yasaya ihtiyaç var. Bu bir realite. Bu realiteyi yadsıyarak aşabileceğimiz birşey değil. Ortada bir gerçek var: Yasaya ihtiyaç var mı, var. Niçin? Silah bırakmanın devam etmesi için, sonuç olması için, kalıcı olması için, sürecin devam etmesi için. Silah bırakma bir aşama sadece. Mesele sadece silah bırakma değil yasaya ihtiyaç var, orada bir eş zamanlılık olması gerekiyor. Yasa da çıkar, silah bırakmaya da devam edilir. Bunları birbirinin karşısına koyup öncelik, sonralık ilişkisi kurmak problemli.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-yetkililer-yasal-duzenlemeler-silah-birakma-ile-es-zamanli-olmali</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 19:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/dem-partili-yetkililer-yasal-duzenlemeler-silah-birakma-ile-es-zamanli-olmali.jpeg" type="image/jpeg" length="42021"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Tabip Odası'ndan 1 Mayıs açıklaması: Her gün yayımlanan yeni yönetmeliklerle haklarımız tırpanlanıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/istanbul-tabip-odasindan-1-mayis-aciklamasi-her-gun-yayimlanan-yeni-yonetmeliklerle-haklarimiz-tirpanlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/istanbul-tabip-odasindan-1-mayis-aciklamasi-her-gun-yayimlanan-yeni-yonetmeliklerle-haklarimiz-tirpanlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu, 1 Mayıs öncesi yaptığı açıklamada işçi ölümleri ve sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu, 1 Mayıs öncesi yaptığı açıklamada işçi ölümleri ve sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına dikkat çekti. Açıklamada, Türkiye'de günde ortalama 6 işçinin iş cinayetleri nedeniyle hayatını kaybettiği, yılda ise 681 bin 401 kişinin iş kazaları sonucu sağlığını yitirdiği belirtildi, 'Yan yana gelmenin bile zor olduğu ortamlarda emeğimizin karşılığı yok. Her gün yayımlanan yeni yönetmeliklerle haklarımız tırpanlanıyor, hasta-hekim ilişkisi olumsuz etkileniyor' denildi.</p>

<p>İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu, 1 Mayıs öncesi sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Açıklamada işçi ölümleri ve sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına dikkat çekildi, Türkiye'de günde ortalama 6 işçinin iş cinayetleri nedeniyle hayatını kaybettiği, yılda ise 681 bin 401 kişinin iş kazaları sonucu sağlığını yitirdiği belirtildi. Geçtiğimiz yıl 94 çocuk işçinin yaşamını yitirmesinin 'son nokta' olarak nitelendirildiği açıklamada, bu tablonun hekimler açısından da ağır sonuçlar doğurduğu ifade edildi. Sağlıkta şiddet, yoğun çalışma temposu, mobbing ve uykusuz nöbetlerin hekimlerin sağlığını tehdit ettiği vurgulandı.</p>

<h2><strong>Ağırlaşan çalışma koşulları</strong></h2>

<p>Açıklamada, çalışma koşullarının giderek ağırlaştığına dikkat çekilerek, 'Yan yana gelmenin bile zor olduğu ortamlarda emeğimizin karşılığı yok. Her gün yayımlanan yeni yönetmeliklerle haklarımız tırpanlanıyor, hasta-hekim ilişkisi olumsuz etkileniyor' denildi.</p>

<h2><strong>Hekim emeği üzerindeki baskı artıyor</strong></h2>

<p>Özellikle 5 dakikaya indirilen muayene süreleri, artan iş yükü ve tatil günlerinde yazılan ek mesailerin hekim emeği sömürüsünü artırdığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>1 Mayıs'a umutla giriyoruz</strong></h2>

<p>İstanbul Tabip Odası, tüm bu sorunlara rağmen çözümün mümkün olduğuna dikkat çekerek, 'Bugüne kadar verdiğimiz mücadele ve kazandığımız haklar bunun en güçlü teminatıdır. 2026 1 Mayıs'ına bu umutla giriyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/istanbul-tabip-odasindan-1-mayis-aciklamasi-her-gun-yayimlanan-yeni-yonetmeliklerle-haklarimiz-tirpanlaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 19:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/istanbul-tabip-odasindan-1-mayis-aciklamasi-her-gun-yayimlanan-yeni-yonetmeliklerle-haklarimiz-tirpanlaniyor.jpeg" type="image/jpeg" length="27161"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Arslan: Enerji alanı, doğası gereği doğal tekel olması gereken bir yapıdır ve özelleştirilemez]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-arslan-enerji-alani-dogasi-geregi-dogal-tekel-olmasi-gereken-bir-yapidir-ve-ozellestirilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-arslan-enerji-alani-dogasi-geregi-dogal-tekel-olmasi-gereken-bir-yapidir-ve-ozellestirilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, madencilerin mağduriyetine yol açan şirketin düşük çalışma kapasitesine dikkat çekerek enerji alanının doğal tekel olması gerektiğini ve özelleştirilemeyeceğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve PM üyesi Ednan Arslan, EPDK Başkanının enerjiyi ticari bir ürün olarak değerlendirmesine ilişkin bir açıklama yaparak enerji alanındaki güncel gelişmeleri değerlendirdi. Arslan, madencilerin açlık grevindeki direnişine de dikkat çekti.</p>

<h2>“EPDK BAŞKANI TEMEL BİR HAK OLAN ENERJİYİ TİCARİ BİR ÜRÜN GİBİ DEĞERLENDİRİYOR”</h2>

<p>EPDK Başkanının enerjiyi ticari bir ürün gibi değerlendirdiğini belirten Arslan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Sistem değişikliği ile birlikte anonim bir şirket gibi yönetilen devletin, adeta bir CEO gibi hareket eden bürokratı olan EPDK Başkanı; temel bir hak olan enerjiyi ticari bir ürün gibi değerlendiriyor. EÜAŞ’ın piyasadan ortalama 2,24 liraya alıp dağıtım şirketlerine 0,49 liraya sattığı elektrik için; vatandaşın vergisinden ve ödediği fahiş dağıtım bedellerinden sadece 2023-2026 yılları arasında aktarılan yaklaşık 1 trilyon liralık kaynak yetmezmiş gibi, şimdi de dağıtım şebekesinin sürdürülebilirliğinden bahsediyor.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“ENERJİ ALANI, DOĞASI GEREĞİ DOĞAL TEKEL OLMASI GEREKEN BİR YAPIDIR”</h2>

<p>Arslan, kar amacıyla hareket eden enerji şirketlerine de tepki göstererek şöyle devam etti:</p>

<p>“Dağıtım şirketlerinin karı için bu millet daha ne kadar bedel ödeyecek? Enerji alanındaki özelleştirmeler ucuzluk ve hizmet kalitesi sağlamıyorsa, neden hâlâ bu şirketleri koruyorsunuz? 2010 yılından bugüne gerekli yatırımları yapmayan, her fırsatta faturayı vatandaşa kesen bu dağıtım şirketleri artık birer kara deliğe dönüştü. Vatandaşın bu yükü daha fazla taşıyacak gücü kalmadı.</p>

<p>Devlet şirket gibi yönetilmez! Enerji alanı, doğası gereği doğal tekel olması gereken bir yapıdır ve özelleştirilemez. Ülkemizin sırtındaki en büyük yüklerden biri bu yandaş şirketlerdir. Enerjide kamu payının acilen artırılması ve nihai hedef olarak yönetimin tamamen kamuya geçmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.”</p>

<h2>“MADEN ŞİRKETİ KAPASİTESİNİN 3’TE 1’İNİ KULLANIYOR”</h2>

<p>Madencilerin içinde bulunduğu duruma da dikkat çeken Arslan, şirketin düşük çalışma kapasitesini sorguladı:</p>

<p>“Şirket Ocak 2026’dan bugüne ortalama 42 MW kurulu güçle, yani toplam kapasitesinin ancak üçte biriyle faaliyet gösteriyor. Kapasitesinin altında faaliyet gösterdiği için maden işçilerini ücretsiz izne çıkartıyor. Linyit kömürüyle elektrik üreten bir santralin üretim maliyetini etkileyecek en önemli unsurlar kömürün taşıma maliyeti ve girdi maliyetleridir. Bu yılki yoğun yağışlar nedeniyle dolup taşan barajlar, piyasa takas fiyatlarını aşağı çekti ve termik santrallere olan ihtiyacı azalttı. Bunun sonucunda kârlılığını kaybeden santral çalışmayı durdurdu. Şirketler kâr etmediklerinde kamu yararını düşünmez, yalnızca kazanca yönelirler. İktidar ise birkaç varsılın kârı ve hırsı uğruna binlerce insanın mağdur edilmesine seyirci kalıyor.”</p>

<p>Arslan, benzer durumun Afşin-Elbistan termik santralinde de yaşandığını hatırlatarak, “O dönem santralin sahibi olan grup, Bakanlık ile pazarlık masasına oturmak için bu durumu kullanmış ve madencileri mağdur etme pahasına kendi çıkarına hareket etmişti. Bugün yaşananların da benzer bir süreç olma ihtimali yüksektir” dedi.</p>

<h2>“İKTİDAR VATANDAŞIN KALİTELİ VE UCUZ ENERJİYE ULAŞMASINI SAĞLAMALIDIR”</h2>

<p>Vatandaşların kaliteli ve ucuz enerjiye ulaşması gerektiğini vurgulayan Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Sizin göreviniz şirketleri yarıştırıp düşeni geride bırakmak değil; bu ülke vatandaşlarının kaliteli, ucuz ve sürekli enerjiye ulaşmasını sağlamaktır. Enerji alanında yapılacak yatırımlarda önlemi önceden almak, yatırımların sağlıklı ilerleyip ilerlemediğini denetlemek gerekir. Ama hepsinden önemlisi; vatandaşın vergisini ve zamanını boşa harcatmayacak yatırımları onaylamak, bu işi başaramayacak olanları önceden tespit etmek ve bol keseden lisans dağıtmamaktır. Haklı direnişleriyle hepimize örnek olan madencilerimizin yanında; baskıcı her türlü müdahalenin karşısındayız.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-arslan-enerji-alani-dogasi-geregi-dogal-tekel-olmasi-gereken-bir-yapidir-ve-ozellestirilemez</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/ednan-arslan.png" type="image/jpeg" length="23850"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6 SOL Parti üyesi hakim karşısına: Laikliği savunmak suç değildir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/6-sol-parti-uyesi-hakim-karsisina-laikligi-savunmak-suc-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/6-sol-parti-uyesi-hakim-karsisina-laikligi-savunmak-suc-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Pankart astıkları gerekçesiyle ev hapsinde tutulan ve toplamda 30 yıla yakın hapis istemiyle yargılanan 6 SOL Parti üyesi, hakim karşısında. Duruşma öncesi yapılan basın açıklamasında konuşan SOL Parti Sözcüsü Deniz Demirdöğen, "Laikliği savunmak suç değildir. Laik, demokratik düzene sahip çıkmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Avukatların acele beraat kararı reddedilirken ev hapsi şeklindeki adli kontrol şartının kaldırılmasına karar verildi.</p>

<p></p>

<p>'Şeriata, Faşizme, Karanlığa Karşı Laik Devrimci Demokratik Cumhuriyet' pankartı astıkları gerekçesiyle ev hapsinde tutulan 6 SOL Parti üyesinin davası bugün görüldü.</p>

<p>Toplamda 30 yıla yakın hapis istemiyle yargılanan SOL Parti üyeleri hakim karşısına çıktı.</p>

<p>Avukatların acele beraat kararı reddedilirken ev hapsi şeklindeki adli kontrol şartının kaldırılmasına karar verildi.</p>

<p>Ayrıca mahkeme 3 genç için söz konusu pankart ve yazılamada kimlik tespitinin kesin olarak yapılması için bilirkişiye gönderilmesine karar verdi.</p>

<p>Dava 27 ekime ertelendi.</p>

<h2>"LAİKLİĞİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ"</h2>

<p>Küçükçekmece Adliyesi'nde görülen dava öncesi SOL Parti İstanbul İl Örgütü'nün çağrısıyla yurttaşlar bir araya geldi.</p>

<p>Birgün'ün haberine göre, adliye önünde yapılan basın açıklamasında konuşan SOL Parti Sözcüsü Deniz Demirdöğen, "6 arkadaşımız laikliğe sahip çıktıkları için, bu pankartı astıkları için haklarında soruşturma başlatıldı. Ev hapsine mahkum edildiler. Ülkenin dört bir yanında arkadaşlarımız bu pankartı astı. Bu pankartı bugün buraya getirdik çünkü laikliği savunmak suç değildir" dedi.</p>

<p>"Bu ülkede bir tek adam rejimi var. Ve bu rejim laik, demokratik düzene tehdittir" diyen Demirdöğen, "ABD'nin emperyalist emellerinin sözcüsü Tom Barrack, her fırsatta Orta Doğu'da monarşi güzellemeleri yapmaktadır. Emperyalizm; laik, demokratik düzen için bir tehdittir. Laik, demokratik düzene sahip çıkmaya devam edeceğiz. Çünkü biz bu ülkenin devrimcileriyiz. Devrimciler, emperyalizmin ve tek adam rejiminin laik, demokratik düzene karşı bir tehdit olduğunu farkettiler ve mücadeleye giriştiler. Emperyalist emelleri için bu ülkenin devrimcilerini, ilericilerini, demokratlarını bir engel olarak görüyorlar. Ama bizi sindiremezler, vazgeçiremezler!" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Demirdöğen, "Bugünkü yargılamada hangi karar çıkarsa çıksın laikliği, demokrasiyi ve Cumhuriyet'i savunmaya devam edeceğiz. Birlikte vereceğimiz mücadeleyle laik ve demokratik bir ülkeyi kuracağız" vurgusunda bulundu.</p>

<p>Basın toplantısında yapılan açıklamalar şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Ekim Bilen Selimoğlu:</strong> "Bugün laik düzeni savunan yurttaşlar için buradayız, yarın Ankara'da madencilerle olacağız, cuma günü 1 Mayıs'ta olacağız. İstanbul Barosu, laikliği savunmaya devam edecek."</p>

<p><strong>Anne Baba Dayanışma Ağı'ndan Avni Gündoğan:</strong> "Biz, Anne Baba Dayanışma Ağı olarak 19 Mart'ta tutuklanan gençler için kurulduk. Anayasa'nın 2. maddesi 'Türkiye laik, sosyal ve bir hukuk devletidir' diyor. Laiklik bugün yargılanıyor, sosyal devlet diyor ama madenciler, işçiler cop ve biber gazı yiyor. Öğrenciler okullarda aç susuz gezyor. Hukuk ise ayaklar altında. Bugün yargılananlar sadece arkadaşlarımız değil, bütün Cumhuriyet yargılanıyor. Bütün ülke bir yargı kıskancı içersinde. Bu ablukayı dağıtacağız."</p>

<p><strong>Laiklik Meclisi'nden Selin Nakıpoğlu:</strong> "Bugün 6 SOL Partili arkadaşımız için burdayız ama aslında Anayasa'nın en önemli maddesi için buradayız."</p>

<p><strong>SOL Genç'ten Yiğit Aydın:</strong> "Bugün adına adalet sarayı dedikleri bu dört duvar arasında sadece 6 arkadaşımız değil, laikliğe sahip çıkan bütün ilericiler, devrimciler, demokratlar yargılanıyor. Arkadaşlarımızı laiklik pankartı astıkları için ev hapsine alanlar da, yargılayanlar da bu karanlık şeriat rejimini savunmaktadır. Bizler SOL Genç olarak bugün burada, tam da bu zihniyetin karşısındayız. Bizler bu memlekette mücadeleye devam edeceğiz! Sizin bu karanlık ve şeriatçı rejiminizi memleketten söküp atacağız. Arkadaşlarımızın haklı mücadelesinde beraberiz. Siyasal İslamcı rejime karşı halkın birleşik mücadelesini her alanda savunacağız. İyi ki bu ülkede devrimciler var, iyi ki bu ülkede ilericiler var."</p>

<p><strong>Tüm Emeklilerin Sendikası'ndan Metin Tekiz:</strong> "Laiklik pankartı asan arkadaşlarımız serbest bırakılsın, ev hapsi kararı kaldırılsın! Laikliği savunacağız, biz bu düzeni değiştireceğiz."</p>

<p><strong>Türkiye İşçi Partisi Küçükçekmece İlçe Başkanı Çetin Nergis:</strong> "Tek adam rejimi laikliğin, Cumhuriyet'in, demokrasinin karşısındadır. Biz bu düzene karşı, bu karanlığa karşı yan yana gelerek, birleşik mücadelemizi devam ettireceğiz."</p>

<p><strong>Türkiye Komünist Hareketi'nden Berkay Çelen:</strong> "Bugün yargılanmak istenen Cumhuriyet'in kurucu unsuru olan laikliktir. İktidarın amacı laikliğe, Cumhuriyet'e karşı savaş açmaktır. Bu rejim saldırılarına devam etmek etmektedir."</p>

<h2>"ANAYASA MADDESİNİ SAVUNDUĞUMUZ İÇİN YARGILANIYORUZ"</h2>

<p>Yargılandığı davada söz alan <strong>Şükrü Çetin </strong>savunmasında "142 ve 146'dan Anayasaya karşı geldiğimiz için yargılayan Devlet bugün bizi Anayasa maddesini savunduğumuz için yargılıyor, şu anda biz Anayasayı savunduğumuz için suçlu bulunuyor, siz bizi yargılamıyorsunuz Anayasayı yargılıyorsunuz, biz şeriate ve faşizme karşıyız" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yine aynı davadan yargılanan <strong>Enis Çiçek </strong>ise "SOL Parti'nin üyesi ve yöneticisiyim, SOL Parti'nin üyesi ve yöneticisi olarak olay günü pankart asmaya çalışmıştık, bu eylem gerçekleşemeden olay yerinde bulunan bir provakatör halkı doldurmaya çalışmıştır, pankartta bulunan yazı laikliğin özüne uygundur ve ben bu yazı ile laikliği savundum, ben kimseyi ırk, dil, din ayrımı yapmadım" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/6-sol-parti-uyesi-hakim-karsisina-laikligi-savunmak-suc-degildir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/sopartililer.png" type="image/jpeg" length="30910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Küçük Çocuklu Aileler İçin İdeal Tatil: 10 Maddede Villa Tatili]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kucuk-cocuklu-aileler-icin-ideal-tatil-10-maddede-villa-tatili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kucuk-cocuklu-aileler-icin-ideal-tatil-10-maddede-villa-tatili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Bebek arabası nereye bırakılacak, havuz güvenli mi, gece çocuk ağlarsa ne olacak, uyku düzeni bozulur mu, yemek rutini kaçar mı diye düşünüyor olabilirsin. Otel tatili bu soruların büyük bölümünü yanıtsız bırakıyor. Villa tatili ise tam tersi, küçük çocuklu aileler için çocuk gelişim uzmanları tarafından tavsiye edilen bir tatil ortamı sunuyor. İşte çocuklu aileler için villa tatilini benzersiz kılan 10 neden.</i></p>

<p>‘Bebeğim sağlıkla büyüyor ve artık dünyanın farkında! Rutinlerini çok zor oturttum ama tatil yapmayı da çok özledim, hava değişikliğine ihtiyacım var!’ diyorsan seni harika bir tatil modeliyle tanıştıracağız..<br />
<br />
Bir yanda çocukların heyecanı ve merakı, öte yanda ebeveynlerin lojistik kaygıları: Bebek arabası nereye bırakılacak, havuz güvenli mi, gece çocuk ağlarsa ne olacak, uyku düzeni bozulur mu, yemek rutini kaçar mı diye düşünüyor olabilirsin. Otel tatili bu soruların büyük bölümünü yanıtsız bırakıyor. Villa tatili ise tam tersi, küçük çocuklu aileler için çocuk gelişim uzmanları tarafından tavsiye edilen bir tatil ortamı sunuyor. İşte çocuklu aileler için villa tatilini benzersiz kılan 10 neden.</p>

<h3>1. Villanızda Özel Çocuk Havuzu: Güvenli Su Keyfi</h3>

<p>Otellerde havuz başında yer tutma yarışı, kalabalık ve yabancılarla dolu su, küçük çocuklar için hem güvensiz hem de kaygılı bir ortam yaratıyor. Özel havuzlu bir villada ise havuz tamamen sizin kullanımınıza ait. Üstelik özel çocuk havuzu bulunan villalarımız ebeveynlerin içlerini rahat ettiriyor. Çocuğunuzun havuzda ne kadar süre geçirdiğini, yanında kim olduğunu ve suyun ne kadar güvenli olduğunu siz kontrol ediyorsunuz. Sığ havuz seçeneği veya güvenlik bariyeri olan villaları <a href="https://www.villacim.com.tr/" rel="dofollow"><span style="color:#3498db">Villacım</span></a> üzerinden kolayca seçebilirsiniz.</p>

<h3>2. Uyku Düzeni Bozulmuyor</h3>

<p>Küçük çocukların uyku düzeni, tatil konforunun belki de en kritik unsuru. Otelde komşu odadan gelen sesler, ev ortamından uzak bir ambiyans, koridordaki gürültü veya ince duvarlar çocuğunuzun uykusunu kolayca bölebiliyor. Villada ise çocuğun odası tamamen size ait, ses yalıtımı çok daha iyi ve uyku saatlerini kendi programınıza göre ayarlayabiliyorsunuz. Üstelik villaların sunduğu ‘ev hissi’ çocuğunuzu strese sokmuyor. Dinlenen çocuk, dinlenen aile demek.</p>

<h3>3. Tam Donanımlı Mutfak: Bebeğin Maması Hazır</h3>

<p>Küçük çocuklar ve özellikle bebekler için dışarıda yemek yemek çoğu zaman mümkün olmuyor ya da oldukça zorlaşıyor. Villada tam donanımlı bir mutfak olduğunda çocuğunuzun alışkın olduğu yemekleri pişirebilir, mama hazırlayabilir ve alerjik olduğu besinlerden kaçınabilirsiniz. Bu özgürlük, tatil boyunca hem çocuklar hem de ebeveynler için büyük bir rahatlama sağlıyor.</p>

<h3>4. Geniş Bahçe: Çocuklar İçin Özgür Alan</h3>

<p>Otel odalarının darlığı küçük çocuklar için ciddi bir sorun. Koşmak, oynamak, keşfetmek isteyen bir çocuğu dar bir odaya sığdırmak hem çocuk hem de ebeveyn için bunaltıcı. Otelin bahçesi ise bunun için çok büyük ve dış tehlikelere açık. Villada ise geniş bahçe çocukların özgürce oynayabileceği güvenli bir alan sunuyor. Çim bahçeli, oyun alanı olan veya geniş teraslı villaları tercih ederek bu avantajı maksimuma taşıyabilirsiniz.</p>

<h3>5. Bebek Ekipmanlarını Getirmek Çok Daha Kolay</h3>

<p>Villada konakladığınızda bebek arabası, portatif beşik, oyun parkı veya mama sandalyesi gibi çocuğunuzun evde kullanmaya alışkın olduğu kendi ekipmanlarınızı arabanıza yükleyip rahatça getirebiliyorsunuz. Otelde bu ekipmanların büyük bölümünü bırakmak zorunda kalıyorsunuz ve diğer bebeklerle aynı ekipmanları paylaşmak durumunda kalıyorsunuz. Villa tatili, özellikle 0-3 yaş arası bebekleri olan aileler için bu açıdan büyük bir kolaylık sunuyor. Dilerseniz, villaların tümüne talebiniz durumunda ücretsiz bebek yatağı da temin edilebiliyor.</p>

<p><br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>6. Konuma Göre Planlama: Muğla Villa ve Bodrum Kiralık Villa Seçenekleri</h3>

<p>Küçük çocuklu aileler için tatil destinasyonu seçimi de kritik. Denize yakınlık, hastaneye ulaşım kolaylığı, markete mesafe, planlanmayan durumlar için eczane konumu ve yolların durumu bu kararı doğrudan etkiliyor. <a href="https://www.villacim.com.tr/mugla" rel="dofollow"><span style="color:#3498db">Muğla kiralık villa</span></a> seçenekleri hem doğaya yakın hem de şehir hizmetlerine ulaşılabilir konumuyla aileler için öne çıkıyor. <a href="https://www.villacim.com.tr/mugla-bodrum" rel="dofollow"><span style="color:#3498db">Bodrum kiralık villa</span></a> tercih edenler içinse sakin koy bölgelerindeki seçenekler hem güvenli hem de çocuk dostu bir tatil ortamı sunuyor. Villacım üzerinden konuma göre filtreleme yaparak ihtiyaçlarınıza en uygun seçeneği kolayca bulabiliyorsunuz.</p>

<h3>7. Gece Özgürlüğü: Çocuklar Uyurken Siz de Dinlenin</h3>

<p>Otelde çocuklar uyuduktan sonra odada göz kulak olmak zorunda kalıyor, uzaklaşamıyorsunuz. Dışarı çıkmak, oturma odasında film izlemek veya terasta oturmak otel odasında mümkün olmuyor. Villada ise çocuklar odasında uyurken siz şezlonglara uzanıp yıldızları seyredebilir, villalarımızın bazılarında bulunan açık hava sinemasında film izleyebilir ya da baş başa kaldığınız bu kısa vakti eşinizle kaliteli şekilde değerlendirebilirsiniz. Bu küçük özgürlük, ebeveynler için tatili gerçek anlamda tatile dönüştürüyor.</p>

<h3>8. Temizlik ve Hijyen Kontrolü Sizin Elinizde</h3>

<p>Küçük çocuklu aileler için hijyen tatil seçiminde belirleyici bir faktör. Otellerin ortak alanları, havuzlar ve yemek salonları yabancı kimselerin taşıdığı mikropları da beraberinde getirebilir. Villada ise kendi temizlik standartlarınızı uygulayabiliyorsunuz. Bu kontrol alanı, özellikle emekleme çağındaki bebekler ve anneleri için büyük önem taşıyor.</p>

<h3>9. Komşu Baskısı Yok, Çocuklar Özgürce Eğlenebilir</h3>

<p>Otelde çocuğunuz ağladığında, güldüğünde veya koştuğunda hep bir iç ses devreye giriyor: "Komşuyu rahatsız ediyorum." Bu baskı tatil boyunca sizi yıpratıyor. Villada ise böyle bir kaygı yok. Çocuklar istedikleri kadar eğlenebilir, bahçede koşabilir ve kendilerini tam anlamıyla özgür hissedebilir. Bu özgürlük aynı zamanda çocukların tatilden çok daha fazla keyif almasını sağlıyor. Yemyeşil çim bahçede, çıplak ayaklarıyla bahçede babasıyla özgürce top oynayan miniğinize hayatı boyunca hatırlayacağı bu anıyı hediye edebilirsiniz.</p>

<h3>10. Aile Büyükleriyle Birlikte Tatil İmkânı</h3>

<p>Küçük çocuklu aileler için büyükanne/ büyükbaba ya da teyze/ halaların tatile dahil edilmesi hem çocuklar hem de ebeveynler açısından büyük bir avantaj. Otelde bu düzenleme lojistik açıdan oldukça zor ve maliyetli. Villada ise 3-6 yatak odalı geniş bir seçimle herkes aynı çatı altında konaklanabiliyor. Büyükler çocuklarla ilgilenirken ebeveynler de kısa bir nefes alabiliyorlar — bu denge hem tatili gerçekten dinlendirici hale getiriyor hem de tüm aileye ömür boyu hatırlanacak güzel anılar bırakıyor.</p>

<p>Küçük çocuklu aileler için villa tatili, otel konaklamasının vaadettiği şeylerden vazgeçmeden çok daha fazlasını sunuyor: güvenlik, mahremiyet, özgürlük ve konfor. Onlarca lokasyon ve yüzlerce villa seçeneği arasından ailenize en uygun olanı bulmak için hemen Villacım’a göz atın ve yazı, ailenizin en mutlu tatil anılarıyla doldurun.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ADVERTORIAL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kucuk-cocuklu-aileler-icin-ideal-tatil-10-maddede-villa-tatili</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/villa-reklam.jpg" type="image/jpeg" length="61789"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda "Halkın ekmeğidir adalet" pankartlı 1 Mayıs çağrısı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/istanbul-barosunda-halkin-ekmegidir-adalet-pankartli-1-mayis-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/istanbul-barosunda-halkin-ekmegidir-adalet-pankartli-1-mayis-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu, 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde Baronun Beyoğlu'nda bulunan merkez binasına üzerinde 'Halkın ekmeğidir adalet' yazılı dev parkart asıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Barosu, 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde Baronun Beyoğlu'nda bulunan merkez binasına üzerinde 'Halkın ekmeğidir adalet' yazılı dev parkart asıldı. </p>

<p>İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, yönetim kurulu üyeleri ve baro çalışanlarıyla birlikte Baronun Beyoğlu'nda bulunan merkez binasına üzerinde 'Halkın ekmeğidir adalet' yazılı dev parkartı sloganlar eşliğinde astı. Pankartın asılmasının ardından baro binası önünde toplanan grup, hep birlikte 1 Mayıs sloganı attı. Etkinlikte birlik ve dayanışma mesajları öne çıkarken, 'adalet' kavramının emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baro yönetimi; 1 Mayıs öncesinde verdikleri bu mesajla, adaletin yalnızca hukukçuların değil, tüm halkın 'ekmeği' olduğu gerçeğine dikkat çekmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p>

<h2><strong>1 Mayıs'ta Kadıköy'e çağrı</strong></h2>

<p>İstanbul Barosu ayrıca bütün meslektaşlarını 1 Mayıs'ta Kadıköy mitinge, İstanbul Barosu kortejine katılmaya çağırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/istanbul-barosunda-halkin-ekmegidir-adalet-pankartli-1-mayis-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/istanbul-barosunda-halkin-ekmegidir-adalet-pankartli-1-mayis-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="41039"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İçişleri Bakanlığı: Doruk Madencilik işçileriyle işverenlerin toplantısı, uzlaşmasıyla sonuçlanmıştır]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/icisleri-bakanligi-doruk-madencilik-iscileriyle-isverenlerin-toplantisi-uzlasmasiyla-sonuclanmistir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/icisleri-bakanligi-doruk-madencilik-iscileriyle-isverenlerin-toplantisi-uzlasmasiyla-sonuclanmistir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, Ankara'da alacaklarının ödenmesi talebiyle eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileriyle işveren arasındaki toplantının, tarafların uzlaşmasıyla sonuçlandığını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı, Ankara'da alacaklarının ödenmesi talebiyle eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileriyle işveren arasındaki toplantının, tarafların uzlaşmasıyla sonuçlandığını bildirdi.</p>

<p>Ankara'da alacaklarının ödenmesi talebiyle eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileri, işverenleriyle İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda bir araya gelmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İçişleri Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, 'İçişleri Bakanlığındaki toplantı tarafların uzlaşmasıyla sonuçlanmıştır. İşçiler, işverenle anlaşarak eylemi noktaladıklarını açıklamışlardır' denildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/icisleri-bakanligi-doruk-madencilik-iscileriyle-isverenlerin-toplantisi-uzlasmasiyla-sonuclanmistir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/icisleri-bakanligi-doruk-madencilik-iscileriyle-isverenlerin-toplantisi-uzlasmasiyla-sonuclanmistir.jpeg" type="image/jpeg" length="68635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doruk Madencilik'te işçiler kazandı: Tüm haklar 15 gün içerisinde ödenecek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/doruk-madencilikte-isciler-kazandi-tum-haklar-15-gun-icerisinde-odenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/doruk-madencilikte-isciler-kazandi-tum-haklar-15-gun-icerisinde-odenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, anlaşmaya varıldığı belirterek, "Bütün işçilerin hakları 15 gün içinde yatırılacak" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1></h1>

<p>Doruk Madencilik işçileri açlık grevinin 9. gününde kazandı. İçişleri Bakanı Çifti ile görüştükten sonra açıklama yapan Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, anlaşmaya varıldığı belirterek, "Bütün işçilerin hakları 15 gün içinde yatırılacak" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Artı Gerçek Emek Servisi'nin haberine göre, Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik’in gasp ettiği ücret ve tazminatları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen maden işçilerinin direnişi ve açlık grevi sürüyor.</p>

<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi; Bağımsız Maden-İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır, Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ve sendikanın avukatı Mert Batur ile bir araya geldi.</p>

<p>Üç kişilik heyet, taleplerini ve çözüm önerilerini doğrudan Bakanı Mustafa Çiftçi'ye iletecek.</p>

<p><img alt="9 gündür direnen maden işçileri kazandı: Bakanlıktaki görüşmede anlaşma sağlandı - Resim : 1" height="547" loading="lazy" src="https://image.artigercek.com/rcman/Cw820h547q95gc/storage/files/images/2026/04/28/gorusme-gzel.jpg" width="820" /></p>

<h3>HOLDİNGİN ÖNÜNDE EYLEM İPTAL OLDU</h3>

<p>İçişleri Bakanlığı arasında gerçekleşen toplantıdan çıkacak sonuç beklenirken bugün saat 18:00'de Yıldızlar Holding'in önünde eylem yapacağı eylem iptal edildi.</p>

<p>Bağımsız Maden İş sendikası Kurtuluş Parkı'nda saat 19.00'da açıklama yapacaklarını duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/doruk-madencilikte-isciler-kazandi-tum-haklar-15-gun-icerisinde-odenecek</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/eylemci-doruk-madencilik-iscileriyle-isverenleri-icisleri-bakanliginda-bir-araya-geldi.jpeg" type="image/jpeg" length="78824"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağımsız Maden İş, Yıldızlar Holding önünde gerçekleştirecek eylem çağrısının iptal edildiğini duyurdu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bagimsiz-maden-is-yildizlar-sss-holding-onunde-gerceklestirecek-eylem-cagrisinin-iptal-edildigini-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bagimsiz-maden-is-yildizlar-sss-holding-onunde-gerceklestirecek-eylem-cagrisinin-iptal-edildigini-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağımsız Maden İş Sendikası, İçişleri Bakanlığı'nda görüşmeler devam ederken; Yıldızlar SSS Holding önünde yapılması planlanan eylem çağrısının iptal edildiğini duyurdu. Sendika, saat 19.00'da Kurtuluş Parkı'nda açıklama yapılacağını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağımsız Maden İş Sendikası, İçişleri Bakanlığı'nda görüşmeler devam ederken; Yıldızlar SSS Holding önünde yapılması planlanan eylem çağrısının iptal edildiğini duyurdu. Sendika, saat 19.00'da Kurtuluş Parkı'nda açıklama yapılacağını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağımsız Maden İş Sendikası, açlık grevi başlatan Doruk Madencilik işçilerinin talepleriyle ilgili İçişleri Bakanlığı'nda görüşmeler sürerken; Yıldızlar SSS Holding önünde gerçekleştirilmesi planlanan eyleme ilişkin açıklama yapıldı. Sendikanın sosyal medya hesabından yapıla açıklama şu şekilde:</p>

<p>'Yıldızlar SSS holding önünde gerçekleştireceğimiz eylem çağrımız iptal edilmiştir. Tüm halkımızdan özür diliyor ve desteklerinden ötürü teşekkür ederek saat 19:00'da Kurtuluş parkında gerçekleştireceğimiz açıklamamıza çağırıyoruz.'</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bagimsiz-maden-is-yildizlar-sss-holding-onunde-gerceklestirecek-eylem-cagrisinin-iptal-edildigini-duyurdu</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/bagimsiz-maden-is-yildizlar-sss-holding-onunde-gerceklestirecek-eylem-cagrisinin-iptal-edildigini-duyurdu.png" type="image/jpeg" length="24164"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doruk Madencilik işçileriyle işverenleri İçişleri Bakanlığı'nda bir araya geldi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/eylemci-doruk-madencilik-iscileriyle-isverenleri-icisleri-bakanliginda-bir-araya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/eylemci-doruk-madencilik-iscileriyle-isverenleri-icisleri-bakanliginda-bir-araya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doruk Madencilik işçileri ve işverenleri İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda bir araya geldi. İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Saat 16.00'da başlayan toplantıda devam eden grev ve eylemleri sona erdirmek üzere uzlaşma zemini üzerinde görüşmeler devam etmektedir" denildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'da alacaklarının ödenmesi talebiyle eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileriyle işverenleri İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda bir araya geldi. İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'Saat 16.00'da başlayan toplantıda devam eden grev ve eylemleri sona erdirmek üzere uzlaşma zemini üzerinde görüşmeler devam etmektedir' denildi.</p>

<p>İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Ankara'da bir süredir devam eden maden işçilerinin eylemlerini değerlendirmek amacıyla, işçi ve işveren tarafları arasında bir görüşme gerçekleştirilmektedir.</p>

<p>İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik'in başkanlığındaki toplantıda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç, Ankara Vali Yardımcısı Gürsoy Osman Bilgin, Emniyet Güvenlik Daire Başkanı Emrullah Gölcük, Bağımsız Maden-İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır, sendika yetkilisi Başaran Aksu, maden işçisi Sinan Koçak, maden işçisi Özcan Gültekin ve Doruk Madencilik Şirketi sahibi Sabahattin Yıldız yer almaktadır.</p>

<p>Saat 16.00'da başlayan toplantıda devam eden grev ve eylemleri son erdirmek üzere uzlaşma zemini üzerinde görüşmeler devam etmektedir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/eylemci-doruk-madencilik-iscileriyle-isverenleri-icisleri-bakanliginda-bir-araya-geldi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 17:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/eylemci-doruk-madencilik-iscileriyle-isverenleri-icisleri-bakanliginda-bir-araya-geldi.jpeg" type="image/jpeg" length="66803"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MHP Ortaca İlçe Başkanı Elvan Yüksel görevden alındı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mhp-ortaca-ilce-baskani-elvan-yuksel-gorevden-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mhp-ortaca-ilce-baskani-elvan-yuksel-gorevden-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Muğla İl Başkanlığı, Ortaca İlçe Başkanı Elvan Yüksel'in görevden alındığını açıkladı. Yüksel'in yerine Yiğit Çakır atanırken, Dalaman İlçe Başkanlığı görevine ise Mustafa Yorulmaz getirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong> </strong>MHP Muğla İl Başkanlığı, Ortaca İlçe Başkanı Elvan Yüksel'in görevden alındığını açıkladı. Yüksel'in yerine Yiğit Çakır atanırken, Dalaman İlçe Başkanlığı görevine ise Mustafa Yorulmaz getirildi.</p>

<p>MHP Muğla'da geçtiğimiz günlerde Dalaman İlçe Başkanı Fatih Avcı'nın istifasının ardından ilçe yönetimi feshedilmişti. Partide yeni bir gelişme yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl Başkanlığı, Ortaca İlçe Başkanı Elvan Yüksel'in görevinden alındığını duyurdu. Yüksel'in yerine ise Yiğit Çakır'ın, Dalaman İlçe Başkanlığı görevine de Mustafa Yorulmaz'ın atandığı belirtildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET, MUĞLA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mhp-ortaca-ilce-baskani-elvan-yuksel-gorevden-alindi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/mhp-ortaca-ilce-baskani-elvan-yuksel-gorevden-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="58480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İYİ Partili Özatıcı: Yıldızlar Holding'in sahibi Sebahattin Yıldız, sen su katılmamış bir işçi ve emekçi düşmanısın]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iyi-partili-ozatici-yildizlar-holdingin-sahibi-sebahattin-yildiz-sen-su-katilmamis-bir-isci-ve-emekci-dusmanisin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iyi-partili-ozatici-yildizlar-holdingin-sahibi-sebahattin-yildiz-sen-su-katilmamis-bir-isci-ve-emekci-dusmanisin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, alacaklarının ödenmesi talebiyle Kurtuluş Parkı'nda açlık grevi yapan Doruk Madencilik işçilerini ziyaretinde, Yıldızlar Holding'in sahibi Sebahattin Yıldız'a seslenerek, " Sen su katılmamış bir işçi ve emekçi düşmanısın" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, alacaklarının ödenmesi talebiyle Kurtuluş Parkı'nda açlık grevi yapan Doruk Madencilik işçilerini ziyaretinde, 'Yıldızlar Holding'in sahibi Sebahattin Yıldız, sen su katılmamış bir işçi ve emekçi düşmanısın. 12 ayda iki defa maaş almak ne demek? Emekçinin hakkını vermemek, insanların ailelerini açlığa mahkum ve mecbur etmek ne demek?' ifadesini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskişehir'de faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding'e ait Doruk Madencilik'te çalışan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçiler, Kurtuluş Parkı'ndaki açlık grevine devam ediyor. İşçilere destek için Kurtuluş Parkı'na giden İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, şunları söyledi:</p>

<p>'Nişantaşı'nda müzayededen kendine 18 ayar altın saat alıyor, değeri 8 milyon lira. 300 asgari ücretlik saat alıyor ama yerin yüzlerce metre altında, emeği ile çalışan, eve ekmek götürmek isteyen işçinin hakkını gasbediyor. Yıldızlar Holding'in sahibi Sebahattin Yıldız, sen su katılmamış bir işçi ve emekçi düşmanısın. 12 ayda iki defa maaş almak ne demek? Emekçinin hakkını vermemek, insanların ailelerini açlığa mahkum ve mecbur etmek ne demek? </p>

<h2><strong>'Buradaki işçilerin hiçbirisi sadaka istemiyor, hakkını istiyor'</strong></h2>

<p>Aslında buradan bir kez daha söylüyoruz: Yandaş medya ve satılmış medya, satılmış sözde gazeteciler diyorlar ki 'Buradaki işçiler, emekçiler haklarını aldı. Niye hala burada duruyorlar? Zaten hakları alındı'. Yalan söylüyorsunuz. Maaşlar tam ve kamil yatırılmadı. Tazminatlar verilmedi. Haklar tevdi edilmedi. Buradaki işçilerin hiçbirisi sadaka istemiyor, kendi hakkını istiyor ve hakkı olanı da alacak. Alana kadar da burada duracak. Bu memleketin evlatları burada işgalci değildir.' </p>

<p>Özatıcı, madencilere 'Ben şimdi buradan soruyorum; maaşların hepsi yattı mı? Tazminatlar alındı mı? Haklar tevdi edildi mi?' diye sordu. Madenciler ise hep bir ağızdan 'hayır' cevabını verdi. </p>

<h2><strong>'O hakları vereceksiniz'</strong></h2>

<p>Özatıcı, sözlerini 'O hakları vereceksiniz. AKP'li vekile rant ihale, holdinge el pençe, maden işçisine gelince 'işkence' diyen bu düzen değişmelidir ve değişecektir. Ve haklarımızı alacağız Allah'ın izniyle. Allah yolumuzu bahtımızı açık etsin' diye tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iyi-partili-ozatici-yildizlar-holdingin-sahibi-sebahattin-yildiz-sen-su-katilmamis-bir-isci-ve-emekci-dusmanisin</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/iyi-partili-ozatici-yildizlar-holdingin-sahibi-sebahattin-yildiz-sen-su-katilmamis-bir-isci-ve-emekci-dusmanisin.jpg" type="image/jpeg" length="74826"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Aygun: Tekirdağ'da bir tane immünoloji ve alerji uzmanı doktor vardı, onun da burnunu kırdılar]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-aygun-tekirdagda-bir-tane-immunoloji-ve-alerji-uzmani-doktor-vardi-onun-da-burnunu-kirdilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-aygun-tekirdagda-bir-tane-immunoloji-ve-alerji-uzmani-doktor-vardi-onun-da-burnunu-kirdilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, Tekirdağ'da tek bir immünoloji ve alerji uzmanı olduğunu, onun da darp edilerek, burnunun kırıldığını vurgulayarak, "Okullarda büyük vahşet yaşadık. Şimdi sağlıkta devam ediyor. Ne zaman can güvenliğini sağlayacaksınız?" diye sordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, Tekirdağ'da tek bir immünoloji ve alerji uzmanı olduğunu, onun da darp edilerek, burnunun kırıldığını vurgulayarak, 'Okullarda büyük vahşet yaşadık. Şimdi sağlıkta devam ediyor. Ne zaman can güvenliğini sağlayacaksınız? Hükümete sesleniyorum. Tüm öfkenizi CHP'ye çıkarıyor, polisi il binamızın tepesine dikiyorsunuz. Polis olması gereken yerde değil? Nerede? Doruk Madencilik işçilerine gaz sıkmakla meşgul' dedi.</p>

<p>CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Aygun, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarının hastanelere sıçradığını savunarak, 'Tekirdağ Şehir Hastanesi'nde sadece bir tane çocuk immünoloji ve alerji uzmanı olan Dr. Selami Ulaş darp edildi. Burnu kırıldı. Polis var mı? Hayır' diye tepki gösterdi.</p>

<p>Hastanede görevli bir doktorun randevusuz gelen hastanın yakınına 'randevu alarak gelinmesi gerektiğini' söylediği için darp edildiğini ifade eden Aygun, 'Doktorumuza buradan geçmiş olsun dilerken, yeterli önlem almayan, sağlıkta şiddeti durduramayan Sağlık Bakanlığı'nı da esefle kınıyorum. Okullarda büyük vahşet yaşadık. Şimdi sağlıkta devam ediyor. Ne zaman can güvenliğini sağlayacaksınız? Hükümete sesleniyorum. Tüm öfkenizi CHP'ye çıkarıyor, polisi il binamızın tepesine dikiyorsunuz. Polis olması gereken yerde değil? Nerede? Doruk Madencilik işçilerine gaz sıkmakla meşgul' dedi. Aygun, darp edilen doktorun rapor alması nedeniyle Tekirdağ'ın da hizmetsiz kaldığını vurgulayarak, 'Polis olsa bunlar yaşanır mıydı?' diye sordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'Holdinge ses çıkarmayan AKP, tüm emniyeti bir avuç gariban işçinin tepesine dikiyor'</strong></h2>

<p>Aygun, Doruk Madencilik işçilerinin, tazminat, maaş ve özlük haklarının ödenmesi talebiyle başlattıkları eyleme ilişkin ise şöyle konuştu:</p>

<p>'Tam 9 gündür polis işçilere gaz sıkıyor. Eziyet ediyor. Yazıklar olsun. 9 gündür muhatap bulamıyorlar. Enerji Bakanı sessiz. Bu şirket ile aralarında özel bir anlaşma var mı ki işçilere sahip çıkmıyor. Kul hakkına giriyorlar. Emeğin karşılığını vermiyorlar. Holdinge ses çıkarmayan AKP, tüm emniyeti bir avuç gariban işçinin tepesine dikiyor. İşçi feryatta. Eşinin listesindeki domates, biberi alamamış. Hiç mi vicdan yok bu iktidarda. Hadi iktidarda yok, milletvekillerinde bile vicdan yok. Ses çıkaran yok. Yazıklar olsun. Polis gerekli yerde yok. Hastanede yok, okulda yok, ama ekmek derdindeki işçinin tepesinde.  Kolluk güçlerimizi doğru yerlerde kullanın. Korku rejimini böyle yaratamazsınız. Buradan tepki rejimi doğar, vatandaş sandıkta sel olur, iktidarı boğar.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-aygun-tekirdagda-bir-tane-immunoloji-ve-alerji-uzmani-doktor-vardi-onun-da-burnunu-kirdilar</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/chpli-aygun-tekirdagda-bir-tane-immunoloji-ve-alerji-uzmani-doktor-vardi-onun-da-burnunu-kirdilar.jpg" type="image/jpeg" length="63751"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Oya Tekin'in avukatları saavunma yaptı, duruşmaya yarın devam edilecek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/oya-tekinin-avukatlari-saavunma-yapti-durusmaya-yarin-devam-edilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/oya-tekinin-avukatlari-saavunma-yapti-durusmaya-yarin-devam-edilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen davanın devam eden duruşmasında savunma yapan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in avukatı Enver Baltürk, "Müvekkilimin de beraat edeceği muhakkak yargılama sonucunda. Ancak tutukluluk artık cezalandırmaya dönüşmüştür müvekkilim açısından. Bu yüzden müvekkilimin tahliyesini ve beraatini talep ediyorum" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aziz İhsan Aktaş suç örgütü iddiasıyla açılan ve İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen davanın devam eden duruşmasında savunma yapan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in avukatı Enver Baltürk, 'Burada ne rüşvet ne de irtikap suçu vardır. Burada olsa olsa Aziz İhsan Aktaş tarafından işlenen kara para aklama suçu vardır. Bu yüzden savunma yapmayı zul görüyorum. Müvekkilimin de beraat edeceği muhakkak yargılama sonucunda. Ancak tutukluluk artık cezalandırmaya dönüşmüştür müvekkilim açısından. Bu yüzden müvekkilimin tahliyesini ve beraatini talep ediyorum' dedi. Duruşmaya yarın sabah devam etmek üzere ara verildi.</p>

<p>İş insanı Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı iddia edilen 'çıkar amaçlı suç örgütü' ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 200 kişi hakkında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce açılan davanın görülmesine devam ediliyor.</p>

<p>Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'ndeki 3 No'lu Duruşma Salonu'nda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümüne CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de izleyici olarak katıldı.</p>

<p>Rüşvete aracılık etme suçundan yargılanan Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar'ın kuzeni Can Zafer Yaman'ın avukatı savunma yaptı. Yaman'ın avukatı, 'Benim müvekkilim araç satış bedelini almakla yargılanıyor. Benim müvekkilim üçüncü evre kanser hastasıyken Aktaş'ın keyfiyetine bağlı ifadesi nedeniyle günlerce küflü nezarette kaldı ve kanser ilaçlarına ulaşamadı. Dördüncü evre ise kanserdi. Aziz İhsan Aktaş'ın kurgu dolu, olmayan hayali beyanlarından başka dosyada hiçbir şey bulunmamaktadır' beyanında bulundu.</p>

<h2><strong>Tevsii tahkikat talebi</strong></h2>

<p>Kadir Aydar'ın avukatı, mütalaadan sonra esasa ilişkin daha detaylı savunma yapacaklarını ifade etti ve 'Tevsii tahkikat talebinde bulunuyoruz. Müvekkilim iki binanın satışına ilişkin yargılanıyor. Savcılık bu dairelerin bedelini 15 milyon TL tespit etti. Muhtemelen bu tespiti basit bir internet aramasıyla yapılmış. Satışın yapıldığı tarihte detaylı şekilde binanın değerinin tespit edilmesini istiyoruz. Bizim almadığımız bir meblağ söz konusu ancak iddianamede aldığımız söyleniyor. Bunun tespiti de ancak taleplerimizin kabul edilmesiyle olur. Tevsii tahkikat talebimizi yineliyoruz' diye konuştu.</p>

<p>Rüşvete aracılık etme suçundan yargılanan Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar'ın babası Mustafa Aydar'ın avukatı da daha önce savunma yaptıklarını ve bu savunmayı tekrar ettiklerini ifade ederek, 'Biz de tevsii tahkikat talebini yineliyorum. Bu dairelerin satışının yapıldığı tarih için tespit edilmesi gerek' dedi.</p>

<h2><strong>'Müvekkilim kendinden emin ve bir suç işlemediğini biliyor'</strong></h2>

<p>Rüşvete aracılık etme suçundan yargılanan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in eşi Celal Tekin'in avukatı da savunmasında şunları kaydetti:</p>

<p>'Ayaküstü bir görüşmede 1 milyon dolar gibi bir parayı müvekkilime verdiğini söylüyor Aziz İhsan Aktaş. Ayrıca o gün farklı bankalardan çektiğini söylüyor. Bir defa dövizle bu kadar yüksek miktarda paranın çekilebilmesi için bankaya 24 saat önce haber vermek gerek. Dekont gösteriyor ancak dekont olması bu paranın benim müvekkilime verildiğini kanıtlamaz. Aziz İhsan Aktaş kaç defa burada kendisi söyledi Oya Tekin'den randevu istediklerini ama görüşemediklerini. Görüşmeden nasıl rüşvet hakkında konuşuluyor? Öte yandan iddianame de yargılama için hukuki bir iddianame değil. Benim müvekkilim tarafından bir kez bile Aziz İhsan Aktaş aranmamış, hep kendisi aramış. Oya Tekin ile zaten hiç görüşme yok. Oluşmayan bir suç var ortada. Müvekkilim en başından itibaren olduğu gibi her şeyi anlattı, samimi. Aziz İhsan Aktaş ile de görüştüğünü reddetmedi, isterse ederdi ama etmedi. Çünkü müvekkilim kendinden emin ve bir suç işlemediğini biliyor. Yarından sonra 11 ay tamamlanıyor. Bu artık kişinin güvenliğinin ve özgürlüğünün ihlali anlamını taşımaktadır. Beraatini talep ediyoruz müvekkilimin.'</p>

<h2><strong>'Parayı ortaya koymadan salt bir iddia ile bu şekilde suç yaratamazsınız'</strong></h2>

<p>Oya Tekin'in avukatı Enver Baltürk ise savunmasında şu beyanlara yer verdi:</p>

<p>'Soruşturma sürecinde gizli tanıklar dinlenmemişken savcılık müzekkere yazmış ve İstanbul'daki CHP'li belediyelere ilişkin ihalelerin belgeleri istenmiş. Müvekkilimin Aziz İhsan Aktaş ile tek bir görüşme kaydı dahi yok. Biz, suçsuzluğumuzu ispat etmeye çalışıyoruz. Aleyhimizde maddi bir delil yok ama kendimizi savunmaya çalışıyoruz. Parayı ortaya koymadan salt bir iddia ile bu şekilde suç yaratamazsınız. Parayı bulamadığınız anda bu suçu ispatlayamazsınız.</p>

<h2><strong>'İddianamede soyut kabul üzerinden bir suçlama yapılmış'</strong></h2>

<p>Belediyenin geçmiş dönemden borcu var. Belediyeyi ayakta tutmaya çalışırken bir yandan da ziyaretler oluyor ve herkes alacağını istiyor. Ancak kasa boş. Kötü niyetle alınmış etkin pişmanlık ifadesinde belli şablonlar var. İddianamede soyut kabul üzerinden bir suçlama yapılmış ve müvekkilim bu yüzden tutuklandı.</p>

<h2><strong>'Burada ne rüşvet ne de irtikap suçu vardır'</strong></h2>

<p>Parayı çeken, çektiren sanık değil. Şirketin sahibi olduğu kişi şirketin sahibi olduğunu kabullenmiyor. Ama benim müvekkillerim yargılanıyor. Dekontlar ve dekontlarda yazan tarihlere göre yapılan çakışmalarla insanlar ilk defa yargılanıyor. Bu Türkiye'de ilk. Herhangi bir bankadan para çeken birisi dekontunu alıp gelse ve 'ben 5 yıl önce para çekip şu kişiye vermiştim bu da dekontu' derse bunun ispatını nasıl yapabiliriz? Bunu hiç kimsenin ispatlama şansı yok.</p>

<p>Burada ne rüşvet ne de irtikap suçu vardır. Burada olsa olsa Aziz İhsan Aktaş tarafından işlenen kara para aklama suçu vardır. Bu yüzden savunma yapmayı zul görüyorum. Müvekkilimin de beraat edeceği muhakkak yargılama sonucunda. Ancak tutukluluk artık cezalandırmaya dönüşmüştür müvekkilim açısından. Bu yüzden müvekkilimin tahliyesini ve beraatini talep ediyorum.'</p>

<h2><strong>''Ben duydum' denilen tanıklıklarla insanlar cezaevinde tutuklu'</strong></h2>

<p>Oya Tekin'in bir diğer avukatı Baran Yeltekin de, 'Gizli tanıklar hep 'ben duydum' dediler ifadelerinde. Bu tanıklıklarla cezaevinde tutuklu insanlar var. Müvekkilim yönünden bizim sorumlu tutulduğumuz eyleme geldiğimizde Aziz İhsan Aktaş, 'Ben Ankara'da Celal Tekin ile konuştum ve 1 milyon dolar verdim. Aynı gün benim ve akrabalarımın şirketine ödemeler yapıldı' diyor. Biz en başından beri fiziki olarak bu parayı aynı gün çekmenin imkansız olduğunu kanıtladık. Buna rağmen müvekkilim aylardır tutuklu. Kaçma şüphesi olmayan müvekkilimin 11 ayın ardından ivedilikle serbest bırakılmasını talep ediyorum' beyanında bulundu.</p>

<h2><strong>'Müvekkilime isnat edilen suçlardan ceza verilse bile zaten yatarını geçti'</strong></h2>

<p>Rüşvete aracılık etme suçundan yargılanan Seyhan Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Özcan Zenger'in avukatı da müvekkilinin İstanbul'da okuyan oğlunu ziyaret ettiği sırada çektiği paraların suç olarak isnat edildiğini ifade etti ve 'Böyle bir şey olabilir mi? Müvekkilim 65 yaşında 4 torun sahibi, prostat hastası. Duruşmalara gelmiyor iki gündür rahatsızlığı yüzünden çünkü yarım saatte bir tuvalete gidiyor' dedi. Zenger'in para verdiği söylenen kişilerle bir ortak bazının da olmadığını kaydeden avukat, 'Biz müvekkilimin sonunda beraat edeceğini düşünüyoruz ama müvekkilime isnat edilen suçlardan ceza verilse bile zaten yatarını geçti. Müvekkilimin 4 buçuk 5 ay fazladan yatıyor. İsnat edilen suçla ilgili tek tutuklu kendisi. Bunu izah edemiyoruz müvekkilimize. Tahliye taleplerimizin bu yüzden reddi bizde de müvekkilimde de yıkıma neden oluyor. 20 kişilik koğuşta 60 kişi kalıyor. Müvekkilimin artık serbest bırakılması lazım. Bir an önce tahliyesini istiyoruz' talebinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duruşmada tutuksuz sanık Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın avukatı Sertaç Köse savunma yaptı. Köse, Karalar hakkında dosyada herhangi bir delil olmadığını ifade etti ve 'Hakediş ödemelerini düzenli alan bir şirket var. Bunu delilleriyle sunduk. Hakediş ödemelerini alan düzenli bir şirketin, hakediş ödemelerini düzenli almak için rüşvet vermesi gerçek dışıdır. Müvekkilime isnat edilen iddialar sürekli değiştirilmiştir süreçte. Bu yüzden bu durum adil yargılanma hakkının da ihlalini ortaya koymaktadır. İsnat edilen suçlamaları reddediyoruz ve müvekkilimin beraatini talep ediyorum' beyanında bulundu.</p>

<p>Duruşmaya yarın sabah devam etmek üzere ara verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/oya-tekinin-avukatlari-saavunma-yapti-durusmaya-yarin-devam-edilecek</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/oya-tekinin-avukatlari-tahliye-talep-etti-durusmaya-yarin-devam-edilecek.jpeg" type="image/jpeg" length="92772"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası basın örgütlerinden ortak çağrı: 'Dezenformasyon yasası' kaldırılmalıdır]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-basin-orgutlerinden-ortak-cagri-dezenformasyon-yasasi-kaldirilmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-basin-orgutlerinden-ortak-cagri-dezenformasyon-yasasi-kaldirilmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) başta olmak üzere 25 kuruluş, TCK'nın 217/A maddesi kapsamındaki uygulamaların gazetecilik faaliyetlerini suç haline getirdiğini belirterek düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasını talep etti. Açıklamada, en az 83 gazetecinin 114 kez yargılandığı belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın (TGS) aralarında bulunduğu 25 basın ve insan hakları kuruluşu, Türkiye’de "dezenformasyon yasası" olarak bilinen mevzuatın basın özgürlüğü üzerindeki etkilerine ilişkin ortak açıklama yaptı. Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen Medya Özgürlüğü Acil Müdahale (MFRR) mekanizması kapsamında yapılan açıklamada, Türk Ceza Kanunu’na (TCK) Ekim 2022’de eklenen 217/A maddesinin gazetecilik faaliyetlerini suç saymak amacıyla bir "silah" gibi kullanıldığı savunuldu.</p>

<h2>83 GAZETECİ 114 KEZ HAKİM KARŞISINA ÇIKTI</h2>

<p>Açıklamada paylaşılan verilere göre, yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana en az 83 gazeteci dezenformasyon suçlamasıyla toplamda 114 kez hakim karşısına çıktı. Yasanın belirsiz ifadeler içerdiği ve denetimsiz bir yargılama gücü yarattığı belirtilen açıklamada, “Yasanın dili, neyin ‘gerçeğe aykırı bilgi’ teşkil ettiğini net bir şekilde tanımlamakta veya hangi içeriğin milli güvenlik ya da kamu düzeni için tehdit oluşturduğunu belirtmekte yetersiz kalmaktadır. Hükümet kaynaklı olmayan her türlü bilginin yanlış kabul edilme ihtimali bulunmaktadır” ifadelerine yer verildi.</p>

<h2>TUTUKLAMA VE MAHKUMİYET KARARLARI SIRALANDI</h2>

<p>Açıklamada, son dönemde dezenformasyon yasası kapsamında yargılanan veya tutuklanan gazetecilerin durumuna ilişkin şunlar kaydedildi:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Alican Uludağ (DW Türkçe): 19 Şubat’ta gözaltına alınan Uludağ, hem “Cumhurbaşkanına hakaret” hem de 217/A maddesi kapsamında suçlandı. Halen tutuklu bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>İsmail Arı (BirGün): 22 Mart’ta kamu vakıflarıyla ilgili haberi nedeniyle tutuklanan Arı, Sincan Cezaevi’nde tutuluyor. Yasa kapsamında hakkında en çok (6 kez) suçlama bulunan isimlerden biri.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Murat Ağırel, Barış Pehlivan ve Zafer Arapkirli: Nisan ayında verilen kararlarla Ağırel ve Pehlivan ticaretle ilgili yorumları nedeniyle birer yıl üçer ay, Arapkirli ise sosyal medya paylaşımı nedeniyle iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Mehmet Yetim (Kulis TV): 18 Nisan’da Urfa’da bir sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek tutuklandı.</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>SOMUT TALEPLER SIRALANDI</strong></p>

<p>Dezenformasyon yasasının demokratik standartlarla bağdaşmadığı vurgulanan açıklamada şu talepler sıralandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>TCK 217/A maddesi gerekçe gösterilerek tutuklanan tüm gazetecilerin herhangi bir ön koşul sunulmaksızın derhal serbest bırakılması.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gazetecilerin yaptıkları haberler, kaleme aldıkları yazılar veya sosyal medya üzerinden paylaştıkları yorumlar nedeniyle haklarında açılan tüm davaların ve devam eden suçlamaların düşürülmesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>'Dezenformasyon yasası' olarak nitelendirilen 217/A maddesinin, ifade özgürlüğü üzerindeki baskılayıcı etkisi nedeniyle bütünüyle yürürlükten kaldırılması.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Uluslararası standartlara uyum kapsamında, Türkiye’deki ifade özgürlüğünü düzenleyen mevcut mevzuatın, ülkenin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve insan hakları yükümlülükleriyle tam uyumlu hale getirilmesi.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-basin-orgutlerinden-ortak-cagri-dezenformasyon-yasasi-kaldirilmalidir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/basin-orgutleri.png" type="image/jpeg" length="12184"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="11491"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="69600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="72952"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="37580"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="23013"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="51009"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="16301"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="77535"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="17807"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="86803"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="28988"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="34604"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="32004"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="96373"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="82224"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="48791"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="88162"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="87222"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="67002"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="62389"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
