<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 23:38:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Burhanettin Bulut: Bursa’ya atanan kayyumın ilk icraatı Özel, İmamoğlu ve Bozbey’in pankartlarını indirmek oldu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/burhanettin-bulut-bursaya-atanan-kayyumin-ilk-icraati-ozel-imamoglu-ve-bozbeyin-pankartlarini-indirmek-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/burhanettin-bulut-bursaya-atanan-kayyumin-ilk-icraati-ozel-imamoglu-ve-bozbeyin-pankartlarini-indirmek-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'li Bulut, Bursa'ya atanan kayyumun ilk işinin Özel, İmamoğlu ve Bozbey'in pankartlarını indirmek olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, tutuklanmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Mustafa Bozbey'in yerine belediye başkan vekili seçilene kadar atanan Vali Yardımcısı Hulusi Doğan'ın ilk icraatını sosyal medya hesabından duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bulut, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Tahammülsüzlüğün bu kadarı... Bursa Büyükşehir Belediyemize kayyım olarak atanan vali yardımcısının ilk icraatı Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’in pankartlarını indirtmek oldu.</p>

<p>Bu yalnızca bir pankart indirme meselesi değildir; doğrudan doğruya millet iradesine ve demokrasiye yönelmiş açık bir meydan okumadır. Seçilmişleri yok sayan, halkın tercihini görmezden gelen bu anlayış gücünü milletten değil, yetkiyi keyfi biçimde kullanmaktan almaktadır. Ancak kayyım siyaseti dün olduğu gibi bugün de yarın da kaybetmeye mahkumdur.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/burhanettin-bulut-bursaya-atanan-kayyumin-ilk-icraati-ozel-imamoglu-ve-bozbeyin-pankartlarini-indirmek-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/burhanettin-bulut-10.png" type="image/jpeg" length="79795"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mahkeme, Atatürk’e hakaretlerde bulunan öğretmen hakkında beraat kararı verdi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mahkeme-ataturke-hakaretlerde-bulunan-ogretmen-hakkinda-beraat-karari-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mahkeme-ataturke-hakaretlerde-bulunan-ogretmen-hakkinda-beraat-karari-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ahmet Ünsal / Manisa</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Manisa’nın Turgutlu ilçesinde felsefe öğretmeni Ramazan Avuşmak, Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla yargılandı. Sınıf içerisindeki 16 öğrenci, öğretmenin Atatürk’e hakaret ettiğini söylediği duruşmada mahkeme heyeti suçun alenen işlenmediğine hükmederek beraat kararı verdi.</p>

<p>Öğrencilerin, öğretmen hakkında Atatürk’e “ayyaş, kumar ve karı-kız düşkünü, pedofili” dediğini mahkemede beyan etmesine karşın, mahkeme sınıfın kapısının kapalı olması nedeniyle bu beyanların aleniyet kazanmadığı, bu sebeple hakaret kabul edilemeyeceği yönünde beraat kararı verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mahkeme-ataturke-hakaretlerde-bulunan-ogretmen-hakkinda-beraat-karari-verdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/12/mahkeme-9.png" type="image/jpeg" length="98112"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yalçın Küçük hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/yalcin-kucuk-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/yalcin-kucuk-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazar ve akademisyen Prof. Dr. Yalçın Küçük, 87 yaşında Ankara'da hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmacı yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük, Ankara'da tedavi gördüğü hastanede 87 yaşında hayatını kaybetti. Küçük'ün cenaze programına ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.</p>

<h2>YALÇIN KÜÇÜK KİMDİR?</h2>

<p>1938 yılında İskenderun'da doğan Yalçın Küçük, 1960 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni birincilikle bitirdi. Mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı'nda (DPT) görev alan Küçük, burada Uzun Vadeli Planlar Dairesi Müdürlüğü'ne kadar yükseldi ancak bir süre sonra bu görevinden ayrıldı. Ardından ABD'ye giderek Yale Üniversitesi'nde eğitim aldı ve Dünya Bankası'nda kısa süreli bir staj yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1966 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine başlayan Küçük, 1968-1970 yılları arasında İngiltere'de Birmingham Üniversitesi Rus ve Doğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nde çalışmalar yürüttü. 1971'de doçent unvanını aldı ancak 12 Mart Muhtırası sonrasında üniversitedeki görevine son verildi.</p>

<p>1970'li yıllar boyunca basın ve siyaset alanında da aktif rol üstlendi. Yön, Emek ve Ant gibi dergilerde yazılar kaleme aldı; 1973-1976 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinin ekonomi servisinin başında yer aldı. 1974'te Kıbrıs Harekâtı'na asteğmen olarak katıldı. Aynı dönemde Türkiye İşçi Partisi'nin yeniden kuruluş sürecine katkı sundu, Yürüyüş gazetesinin editörlüğünü üstlendi ancak 1978'de partiden ihraç edildi. 1979'da Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde öğretim üyeliğine başladı fakat 12 Eylül 1980 darbesinin ardından üniversiteden uzaklaştırıldı.</p>

<p>1983 yılında yayımladığı Bir Yeni Cumhuriyet İçin adlı kitabı nedeniyle tutuklandı, daha sonra serbest bırakıldı. En öne çıkan eserlerinden biri olarak kabul edilen Aydın Üzerine Tezler serisinde, Türk aydınının tarihsel genetiğini tartışmalı iddialarıyla ele aldı.</p>

<p>1990'lı yıllarda Kürt meselesine dair geliştirdiği yaklaşımlar ve PKK lideri Abdullah Öcalan ile Bekaa Vadisi'nde gerçekleştirdiği görüşmelerle gündeme geldi. Bu görüşmeleri "söyleşi" adıyla kitaplaştırdı. 1998'de Türkiye'ye döndü ve "Kürtçülük propagandası" yapmaktan suçlu bulunarak iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2000'de tahliye oldu.</p>

<p>2000'li yılların başından itibaren "Tekelistan" ve "Şebeke" gibi kitap dizileriyle Türkiye'deki elit tabakanın "Sabetayist" kökenli olduğunu iddia ederek tartışma başlattı. SkyTürk televizyon kanalında Kalemler ve Kılıçlar programını yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/yalcin-kucuk-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/yalcin-kucuk.png" type="image/jpeg" length="23820"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hatay’da medya, hukuk ve savaş gündemi masaya yatırıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hatayda-medya-hukuk-ve-savas-gundemi-masaya-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hatayda-medya-hukuk-ve-savas-gundemi-masaya-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Haber: Duygu Sebzeci</strong></p>

<p>Hatay’da, BirGün Okur İnisiyatifi tarafından düzenlenen “Medya, Hukuk ve Savaş Bağlamında Türkiye” başlıklı panel, geniş katılımla gerçekleştirildi. Etkinlikte basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve Orta Doğu’daki çatışmaların Türkiye’ye etkileri çok yönlü biçimde ele alındı.</p>

<p>Söyleşinin moderatörlüğünü gazeteci Duygu Ertaş üstlenirken, konuşmacılar arasında Yaşar Aydın ve İlhan Cihaner yer aldı. Ertaş, açılışta Hatay’ın sınır hattında bulunmasının önemine dikkat çekerek, kentin 2011’den bu yana savaşın etkilerini doğrudan hissettiğini ve hâlâ bölgesel gerilimlerin gölgesinde olduğunu vurguladı. Ayrıca hem depremzede hem de yerel basında çalışan bir gazeteci olarak Hatay’da gazetecilik yapmanın, Türkiye geneline kıyasla psikolojik ve fiziksel açıdan daha ağır koşullar barındırdığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Hatay’da Medya, Hukuk Ve Savaş Gündemi Masaya Yatırıldı" class="detail-photo img-fluid" height="960" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/hatayda-medya-hukuk-ve-savas-gundemi-masaya-yatirildi.jpg" width="1280" /></p>

<p>Panelde, özellikle Orta Doğu’da yükselen gerilimler ve küresel güçlerin bölge politikaları detaylı şekilde değerlendirildi. Konuşmacılar, bu gelişmelerin Türkiye’nin iç siyaseti ve toplumsal yapısı üzerinde doğrudan etkiler yarattığını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medya ve hukuk başlıklarında yapılan değerlendirmelerde Yaşar Aydın, halkın haber alma hakkının karşılaştığı engellere dikkat çekerek yerel basının önemine vurgu yaptı; Hatay’daki gazetecilerin kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinde kritik bir rol üstlendiğini belirtti. İlhan Cihaner ise yargı süreçleri ve ifade özgürlüğü çerçevesinde mevcut tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p></p>

<p>Etkinlikte ayrıca basın üzerindeki baskılar, tutuklu gazetecilere yönelik süreçler ve savaş dilinin medyaya etkisi de ele alındı. Program, katılımcıların soruları ve dayanışma vurgusuyla sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hatayda-medya-hukuk-ve-savas-gundemi-masaya-yatirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/hatayda-medya-hukuk-ve-savas-gundemi-masaya-yatirildi-2.jpg" type="image/jpeg" length="74081"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tülay Hatimoğulları: DEM Parti olarak bir olası seçime hazırlıklı olduğumuzun da altını çizmek isterim]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tulay-hatimogullari-dem-parti-olarak-bir-olasi-secime-hazirlikli-oldugumuzun-da-altini-cizm</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tulay-hatimogullari-dem-parti-olarak-bir-olasi-secime-hazirlikli-oldugumuzun-da-altini-cizm" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tülay Hatimoğulları," Daha önce de ifade ettiğimiz gibi toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse bizler DEM Parti olarak toplumun bu mesajını alırız ve DEM Parti olarak da bu çerçevede, toplumun talepleri çerçevesinde de bir olası seçime hazırlıklı olduğumuzun da altını çizmek isterim" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti'yi ziyaret ederek, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüştü. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Hatimoğulları, 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü kapsamında öldürülen gazetecileri anarak konuşmasına başladı. Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Türkiye'de çok derin bir ekonomik kriz var. Bugün konuştuğumuz en temel başlıklardan biri bu. Bu kriz İran savaşı başlamadan önce başlamış olan son derece derin bir kriz. Bugün bu ülkede insanlar açlıktan ve yoksulluktan ölüyor. Çocuklar yataklarına aç giriyor. Beslenme çantalarına bir süt, bir su dahi koyamıyor aileleri, o çocukların beslenme çantalarına. Bugün bu ülkede 17 milyona yakın emekli var ve emekliler açlık sınırının altında bir maaş alıyor. Milyonlarca asgari ücretli açlık sınırının altındaki maaşla hem kira ödeyecek hem çocuk okutacak hem de yemek yiyecek, beslenecek, barınacak. Bu mümkün değil. Türkiye zaten son derece derin bir ekonomik krizin içinde. Savaş da bunun cabası. Savaş bu derin ekonomik krizi daha da derinleştirmiş durumdadır.</p>

<p>İktidar muhalefetin önerilerini önemle ele almalı, dikkate almalı ve hayata geçirmeli. Bugün savaşın da müsebbip olduğu petrol fiyatlarının tavan yapmış olması sadece arabaların depolarına doldurulan benzin, mazot değil, yakıt değildir pahalı olan. Bunun yansımasının iğneden ipliğe her şeye zam şeklinde yansıdığını zaten biliyoruz. Dolayısıyla bu konuda acil adımlar atılmalıdır.</p>

<p><strong>'Türkiye'de iktidar bu savaşın bitirilmesi için elinden gelen her türlü çabanın içinde olmalı'</strong></p>

<p>Sıcak savaş bugün tıpkı İran'da nasıl devam ediyorsa, İsrail'de nasıl devam ediyorsa, Lübnan bu denklemin içine katılmış durumda. Bu denklemin içine Irak katılmak isteniyor. Çevre ülkeler katılmak isteniyor ve bu denklemin içine bu savaş bir an önce sona ermesi, Körfez ülkelerinin de boylu boyunca girmesi de an meselesi. Dolayısıyla Türkiye'nin etrafını da savaş yangını sarmış durumda ve bununla ilgili acil önlemler küresel düzeyde alınması gerektiği gibi bölgesel düzeyde de önlemler alınmalı ve Türkiye'de mevcut olan iktidar bu savaşın bitirilmesi için elinden gelen her türlü çabanın içinde olmalı. Bizler bunu yapıyoruz. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Bu gelişmeler şakaya gelmiyor. Füzeler insanları katlediyor, çocukları katlediyor. Bakın bir tane okul, burada patlayan bir füze en az 175 çocuğu katletti ve yüzlerce çocuğu yaraladı. Aynı füzeler bizim sofralarımızda patlıyor.</p>

<p>Dünyada böyle küresel ölçekte bir savaşla, bir küresel yoksullukla mücadele edilirken, Türkiye'deki gündeme dönüp baktığımızda muhalefete dönük bitmek bilmeyen baskıların yoğun bir biçimde devam ettiğine tanıklık ediyoruz. Bakın savaşın ateşi etrafımızda. Milyonlar aç. İktidar kiminle uğraşıyor? Muhalefeti zayıflatmakla uğraşıyor. Muhalefeti yargı yoluyla zayıflatma peşindeler. Baskıyla zayıflatma peşindeler. Muhalefetin içindeki dayanışmayı bölme peşindeler. Yargıyı muhalefetin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallandırmaya da devam ediyorlar. Yargı krizi bir demokrasi krizidir. Suç iddiaları varsa seçilmişlerin hepsi yerli yerinde duruyor, görevleri başında duruyorlar. Defaatle ifade ettik, seçilmişler tutuksuz bir şekilde yargılanmalıdır. Bugün başta Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere bütün seçilmiş belediye başkanları serbest bırakılmalıdır. Kayyumlar ortadan kaldırılmalı, seçilmiş belediye eş başkanları ve belediye başkanları hızla görevlerine iade edilmelidir.</p>

<p><strong>'Can Atalay'ın hapiste tutulması bir anayasal suç'</strong></p>

<p>Hatay'ın milletvekili olan sevgili Can Atalay'ın hapiste tutulması şu anda bir anayasal suçtur. AİHM kararına rağmen, AYM kararına rağmen hala hapishanede tutulması bir suçtur. Halkın iradesini yok saymaktır. Seçilmişi yok saymaktır. Bugün demokrasinin karşı karşıya kaldığı en önemli tehlike olmazsa olmaz olan seçme ve seçilme hakkının yurttaşın elinden alınması. Böyle bir uygulamayla karşı karşıyayız ve bu uygulama derhal bitirilmelidir.</p>

<p><strong>'CHP belediyelerine sistematik operasyonlar hukuki değil'</strong></p>

<p>CHP belediyelerine sistematik operasyonlar hukuki değildir, siyasidir. Siyaseti dizayn etme hamleleridir ve biz DEM Parti olarak başından beri bunun karşısında olduğumuzun belirtmek isterim. Yargı iktidarın vesayetinden derhal kurtulmalıdır. Baskılara karşı daha güçlü bir mücadele ve daha güçlü bir dayanışmanın örneklerini hep beraber sergilemenin zamanıdır.'</p>

<p><strong>'Bu süreç AKP-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog değil'</strong></p>

<p>Görüşmede, 27 Şubat 2025 tarihinde Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum sürecini değerlendirdiklerini belirten Hatimoğulları, şöyle konuştu:</p>

<p>'Baştan beri bir yavaşlıkla bu sürecin ilerletilmeye çalışıldığını ve aslında ilerletilmediğinin altını her fırsatta çizdik. Evet, bir komisyon oluştu. Bu komisyon görevini tamamladı ve parlamentoya raporunu sundu. Şimdi yapılması gereken hukuki ve yasal düzenlemelerle ilgili hızlıca paketlerin çalışılması, hızlıca bir çerçeve yasanın üzerinde emek verilmesi, ama hala bu konuda atılmış bir somut adım yok. Bu konuda elbette iktidar partisi ve ortağı elbette hepimizden daha sorumlu. Çünkü şu anda Meclis çoğunluğu ellerinde ve bu yasanın getirilmesi kendi inisiyatifleriyle kendi ön açıcılıklarıyla mümkündür.</p>

<p>Biz buradan bir kez daha iktidara sesleniyoruz ve devlet aklına sesleniyoruz. Bu süreç İran'daki gelişmeleri izlemek ve İran'daki gelişmelerin bir fren görevi görmesini sağlaması gerektiren bir süreç değil. Tam da bu kadar ekonomik yoksulluktan bahsederken, tam da savaşın bizim sınırlarımıza dayandığı ve her yerin ateşin sardığı bir dönemde, barışı başta ülkemiz olmak üzere bölgede tesis edebilecek yolu bu konuda somut adım atmakla mümkündür ve tam da zamanı. Gecikme zamanı değildir. Bu süreç AKP-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog ve görüşme süreci değil, 86 milyonun demokrasisinin mümkün olmasıyla gerçekleşecek bir süreçtir. Bu sürecin başarısı ana muhalefet partisi ve bütün siyasi partiler, bütün toplumsal öznelerin ortak tavrıyla da mümkündür.</p>

<p>Bu konuda başından beri bizlerle dayanışma içinde olan ve bu sürecin başından beri destekleyen Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve özel olarak Sayın Özgür Özel'e ve Ekrem İmamoğlu'na partimiz adına teşekkürlerimizi sunuyorum. Gerçekten başından beri bu süreci büyük bir samimiyetle desteklediler. Ama daha fazla şey yapmamız gerekiyor. Bu süreci ilerletmemiz gerekiyor. Bu sürecin ilerletilmesi için yine bahsini ettiğim gibi bütün siyasal ve toplumsal öznelerle daha güçlü, daha ilerletici bir rol oynamamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Barışa dair sözü ve eylemi olanlar ancak Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi olur. Gerekli yasal düzenlemelerin çıkarılması için Türkiye'nin demokratikleşmesinde az da olsa adımların atılması, o kapının aralanması için hepimizin çok daha fazla elini taşın altına koyması gereken bir dönem.'</p>

<p><strong>'Seçim ne zaman olursa olsun, bu hazırlıklara erkenden girilmesi önemli'</strong></p>

<p>Hatimoğulları siyasi etik yasasının Meclis'ten çıkması gerektiği kanaatinde olduklarını belirtti. Bu yasanın sadece seçilmişler için değil aynı zamanda bürokratları da kapsayacak şekilde geniş bir şekilde dizayn edilmesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, şunları kaydetti:</p>

<p>'Seçim güvenliği meselesini konuştuk. Biraz önce yine Sayın Genel Başkan'ın ifade ettiği gibi, günümüz koşullarında dijital saldırılar ve müdahaleler yine yapay zeka yoluyla gerçekleşme ihtimali olan müdahalelere karşı elbette teknolojik bir donanıma ihtiyaç var. Bilgiye ihtiyaç var ve bu anlamıyla önemli ölçekte teknik hazırlıklara da ihtiyaç var. Seçim ne zaman olursa olsun, bu hazırlıklara erkenden girilmesi de önemlidir.</p>

<p>Parlamentoda eksik olan sekiz milletvekili... Aslında biz bunu belki yedi diye tarif etmeliyiz. Çünkü değerli Can Atalay'ın yasa gereği de şu an parlamentoda olması lazım, hapishanede değil. Dolayısıyla bu vekillerin seçilmesi için bir ara seçim evet yapılabilir, yapılmalı. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse bizler DEM Parti olarak toplumun bu mesajını alırız ve DEM Parti olarak da bu çerçevede, toplumun talepleri çerçevesinde bir olası seçime hazırlıklı olduğumuzun da altını çizmek isterim.'</p>

<p><strong>'Gündeme gelmiş değil'</strong></p>

<p>Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hatimoğulları, ara seçim ihtimaline ilişkin milletvekillerinin istifa etmesine yönelik DEM Parti'nin tavrı ile ilgili soru üzerine 'Böyle bir şey şu an için söz konusu değil. Gündeme bu şekilde, sizin sorduğunuz biçimiyle henüz gelmiş değil ve dolayısıyla biz henüz kurullarımızda bu konuyla ilgili geniş bir değerlendirme yapabilmiş değiliz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hatimoğulları süreç ile ilgili soru üzerine, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>'Şu ana kadar koordinasyona dönük bir çağrı yapılmadı. Fakat yapılması gereken çok açık ve net. Komisyon çalışmasını tamamladı ve parlamentoya sundu. Burada sonuç alıcı iş olarak, sonuç odaklı yapılacak iş olarak değerlendirdiğimizde yapılması gereken şey artık ihtisas komisyonlarının teknik anlamda yasaları hazırlamaya başlamaları.Fakat bunun için de siyasetin karar vermesi. Yani siyaset karar vermeden, biz parlamentonun işleyişini çok iyi biliyoruz, siyaset karar vermedikten sonra komisyonların kendi kendine toplanıp, kendi kendine bir çerçeve yasa çıkarmayacağını çok iyi biliyoruz.</p>

<p>Sırasıyla yapılacak işleri özetleyecek olursak; birincisi, siyaset karar verecek diyecek ki 'biz nisan ayında çerçeve yasayı çıkarıyoruz.' Bunun için de komisyona bir görev verilecek. Komisyon da bununla ilgili yapmış olduğu çalışmaları ya da yapacağı çalışmaları hızlandırması gerekiyor. Tabii ki bizler şöyle duyumlar almıyor değiliz, bazı taslaklar hazırlanmış şeklinde. Ama bu taslakların ne şekilde hazırlandığını, içeriğinde ne var, çerçevesi neyi ihtiva ediyor, bunu bilmiyoruz. Dolayısıyla bunu görmemiz lazım. Bu adımların atılması gerekiyor. Bizler çerçeve yasanın son derece kapsayıcı ve sonuç alıcı bir yasa olmasını önemli buluyoruz. Birilerini kapsayan, birilerini kapsamayan, orada kategorilere ayırmak vesaire, bu, çerçeve yasayı daraltır.'</p>

<p><strong>'Sayın Öcalan'ın doğduğu evin müze olmasını tabii ki isteriz'</strong></p>

<p>Hatimoğulları, bir soru üzerine, 'Sayın Öcalan'ın doğduğu evin müze olmasını tabii ki isteriz. Olursa da ne güzel olur. Bununla ilgili de girişimler oluyor' dedi.</p>

<p>Abdullah Öcalan'a İmralı'da bir konut veya çalışma ofisi yapılıp yapılmadığı konusunda Tülay Hatimoğulları, 'Bizim bilgimiz dahilinde olan şudur; orada bir konutun olduğu, yapıldığı. Fakat bu tartışmayı dört duvar arasına sıkışmış bir tartışma olarak görmüyoruz biz. Buradaki mesele, eski bir konuttan alınıp yeni bir konuta konmak diye, zaten Sayın Öcalan da böyle bakmıyor, biz de öyle bakmıyoruz.</p>

<p>Burada bu sürecin bir başlatıcısı olarak, bu sürecin en önemli aktörü olarak olması gerekenler şunlar: Birincisi, Sayın Öcalan'ın özgür yaşayabileceği ve çalışabileceği ortam sağlanmalı. Yani Türkiye'deki bütün siyasi parti, hukukçular, akademisyenler, gazeteciler, kendisinin görüşmek istediğini biliyoruz ve bu olanakların sağlanması. Burada esas, konut dört duvar gibi değil, tam tersi iletişim kanallarının açılması ve bunun sağlanması. Bunun statüsünün bu şekilde belirlenmesi olarak görüyoruz. Bu konuda henüz atılmış bir adım yok. Biz her fırsatta bu konuda hızla bir adım atılmasının bu sürece çok büyük bir fayda sağlayacağına inanıyoruz. Barışın bu topraklarda kalıcılaşmasına çok büyük bir katkı sağlayacağına inanıyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tulay-hatimogullari-dem-parti-olarak-bir-olasi-secime-hazirlikli-oldugumuzun-da-altini-cizm</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/tulay-hatimogullari-toplum-genel-anlamda-bir-erken-secim-beklentisi-icindeyse-bizler-bu-mesaji-aliriz.jpg" type="image/jpeg" length="65834"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel: Siyaset yapmak için değil, siyasete çoklu saldırı ve milletin çoklu zorluklarına karşı bir araya geldik]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-siyaset-yapmak-icin-degil-siyasete-coklu-saldiri-ve-milletin-coklu-zorluklarina-karsi-bir-araya-geldik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-siyaset-yapmak-icin-degil-siyasete-coklu-saldiri-ve-milletin-coklu-zorluklarina-karsi-bir-araya-geldik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Genel Merkezinde, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ı ziyaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genel Merkezinde, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ı ziyaret etti. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Öncelikle DEM Parti’nin değerli Eş Genel Başkanlarına ve kıymetli heyetine bize gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür ediyorum. Öncelikle bayram sonrası siyasi partilere, öncelikle de muhalefet partilerine bir dizi ziyarette bulunmayı ve içinde bulunduğumuz tüm süreçleri değerlendirmeyi planlamıştık. Ancak malum yeni gelişmeler, sıcak gündemler gündeme damgasını vuruyor” dedi. Özel, şunları söyledi:</p>

<h2>“ACİL ÖNLEM PAKETİ ÖNERİLERİMİZİ DE PAYLAŞTIK”</h2>

<p>“Bugünkü ziyaretimiz hem dış politikada olsun, iç politikada olsun yaşananlar, hem birlikte içinde bulunduğumuz birtakım çalışmalar, hem de Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir yıldır muhatap olduğu ve son dönemde de yeniden sıklaşan yargı eliyle siyasete yapılan müdahalelerle ilgili hemen her şeyi değerlendirme imkanı bulduk. Öncelikle İran savaşının hem Türkiye’ye ekonomik ve siyasi etkilerini, hem de bu içinde bulunulan ekonomik şartlar noktasında vatandaşın yaşadıklarını uzun uzun konuştuk. Ben ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin İran savaşıyla ilgili yapmış olduğu hem ekonomiye etkileri, riskler ve buna karşı önlem paketi önerimizi Sayın Eş Genel Başkanlarımıza sundum. Tüm siyasi liderlerle de bunu paylaşacağız. Geçtiğimiz hafta bu konuda yapmış olduğumuz açıklamada acil önlem paketine ilişkin önerilerimizin bir kısmını sizlerle de paylaşmıştık. Tabii özellikle orta ve uzun vadede Türkiye’nin alması gereken birtakım önlemler var. Bu konuya ilişkin de kapsamlı bir raporumuzu sunduk. Değerlendirdikten sonra konunun ilgilisi uzman arkadaşlarımız, gerek Meclis zemininde ilgili komisyonlardaki arkadaşlarımız, gerekse MYK’mızda ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki arkadaşlarımız gerekli temaslarda bulunacaklar.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“İSPANYA YÜZDE 60 İNDİRİM, TÜRKİYE YÜZDE 25 ZAM YAPIYOR”</h2>

<p>“Ama ben bir kez daha şunu hatırlatmak istiyorum, ki yukarıda da bu konuda karşılıklı ifadeler oldu toplantı sırasında. Türkiye ekonomisi kötü yönetildiği için, son derece kırılgan olduğu için ve İran savaşı gibi bütün dünya ekonomileri üzerinde etki yapacak bir konuda gerekli koruma mekanizmaları olmadığı ya da zaten bunları geçmişteki örneğin bizim 19 Mart darbesi olarak ifade ettiğimiz dönemde, o kadar çok rezerv yakıldı ve yerine konması için o kadar çok bedel ödendi ki. Bu bedeller vatandaşın sırtına yoksulluk, işsizlik, hayat pahalılığı olarak yansıdığı için yeni bir şok, arada bir tampon olmaksızın bütün dünya ülkeleri kendi vatandaşlarını korurken, Türkiye’de bir tek vatandaşın sırtına biniyor. Şunu bir kez teyit edelim. Savaşın kazananı olmaz. Kaybedeni kadınlar ve çocuklardır. Bu savaşın da kaybedeni en kırılgan gruplar, başta da yoksullar olarak hem Türkiye’de hem de Türkiye gibi böyle bir şoka hazırlıksız yakalanan, gerekli tedbirleri olmayan, gerekli tedbirlerini yanlış yönetim sonucunda başka yerlerde tüketmiş olan ülkelerde vatandaşın sırtına biniyor. Örneğin sadece basit bir örnek olarak İspanya’yı… Ki düşünün bizim komşumuza İsrail ve Amerika bombardıman yapıyor. Yine Suriye’de yaşananlar hemen dibimizde oldu. Diğer taraftan Rusya ile Ukrayna savaşıyor. Ama örneğin İspanya 5 milyar Euro tutarında ve 80 tedbir içeren bir paket açıkladı bu hususta. Örneğin elektrikteki vergileri yüzde 60 düşürdü. Yüzde 7 elektrik tüketim vergisini tamamen kaldırdı. Doğalgazdaki KDV’yi yüzde 21’den 10’a indirdi. Dar gelirli haneler için elektrik desteğini artırdı. Su ve enerji noktasında tamamen ücretsiz olarak bunları karşıladığı hanelerin sayısını artırdı. Sanayiciye de yüzde 80 enerji desteği sağlıyor İspanya. Bu savaş çıktığından beri yapıyor bunları. Neden yapıyor? Sanayicisini, yoksulunu, kendi ülkesini korumak için yapıyor. Nasıl yapıyor? Bir paket açıkladı. Biz de bir paket önerisinde bulunduk. Önerilerimiz içinde sadece eşel mobil sisteminin dörtte üç oranında uygulanmasını söylediler. O tükendiği günden itibaren de her gelen petrol fiyatlarındaki artış, hem pompaya yansıyor; onun üzerinden de iğneden ipliğe, her şeye yansıyor. Hiç durmadan da işte İspanya yüzde 60 oranında indirim yaparken elektrikten alınan vergilerde, Türkiye’de bir gecede elektrik ve doğalgaza yüzde 25 zam yapılıyor. Bundan sonrası artık her şeye zam gelmesi ve yeni bir enflasyon dalgası. Bunun için ekonomist arkadaşlarımızın hazırladığı kapsamlı bir paketi hem konuştuk, bir miktar tartıştık, hem de sunduk. Bu konudaki kararlılığımız ve bu konuda hükümeti bir şeyler yapmaya zorlamaktan ziyade, hükümetin bu krize ne kadar hazırlıksız yakalandığını teyit eden bir pozisyondayız ama halen daha yapılabilecek çok şey olduğunu ifade etmek gerekiyor. Bunu Türkiye’nin gündeminde tutmaya devam edeceğiz.</p>

<h2>“CAN ATALAY YEMİN ETMEK ÜZERE BEKLİYOR”</h2>

<p>Bir diğer konu; terörsüz ve demokratik Türkiye. Bu konuda bir rapor hazırlandı, imzalandı. Heyetin de başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’tu. O görevi kendisi yaptı. O noktada hep birlikte bekliyoruz. Raporun altıncı ve yedinci maddeleri var. Bu maddeler bir an önce hem terörün sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor. Numan Bey büyük bir memnuniyetle ifade ediyor raporun tüm partiler tarafından büyük emeklerle hazırlandığını, Numan Bey’in başkanı olduğu parlamentoda örneğin Hatay seçilmiş milletvekili Can Atalay yok. Neden? Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı uygulanmadığı için yok. Sonra o karara karşı alınmış başka bir mahkemenin kararı var. Anayasa Mahkemesinin kararı ‘Bu karar Can Atalay’ın hakkında Anayasa Mahkemesi kararını uygulamama kararı yok hükmündedir’ diyor. Bu yüzden yapılması gereken tek bir iş var. Numan Bey’in haklı talimatıyla milletvekili kütüğüne Can Atalay işlenmiş. Yemin etmek üzere bekliyor Can Atalay. Yapılması gereken tek iş bu artık. Bu adım dahi atılmış değil. Belediyelerimizde daha çoğu DEM Parti’ye ait olmak üzere kayyımlar görev yapıyor. Bizim Şişli’de, Esenyurt’ta, Ovacık’ta kayyım oturuyor. Oysa ki hep birlikte rapora imza attık ki kayyım uygulamasını sonlandırmak gerekiyor. Ama bu konuda hiçbir adım atılmıyor. Bu konuda Sayın Meclis Başkanı’na olmak üzere siyasi partilere görevler düştüğünü konuştuk ve bu konuda adımların atılması gerekiyor. Bu konuda tavrımız, tutumumuz nettir. Durduğumuz yerde duruyoruz ve bu konuyu bir kez daha hatırlatıyoruz. Benim önümüzdeki günlerde siyasi parti ziyaretlerini bitirdikten sonra Sayın Numan Kurtulmuş’dan bir randevu talebim olacak ve uygun görmeleri durumunda kendileriyle bir görüşme yapacağız. Bu görüşmede hem raporun altıncı ve yedinci maddeleriyle ilgili, hem diğer kendisinin atması gereken adımları kendisiyle de müzakere etme ve bu konudaki beklentimizi dile getirme imkanı bulacağım.”</p>

<h2>“SİYASİ ETİK YASASI TEKLİFİMİZDE MECLİS’TE DURUYOR”</h2>

<p>“Ayrıca görüşmemizde birlikte çalışacağımız alanlardan bir tanesi olarak Siyasi Etik Yasası’nı konuştuk. Biliyorsunuz, biz yaklaşık sekiz senedir, siyasetin finansmanı, hem yerel yönetimlerde, hem de tüm seçilmişler; milletvekilleri, atanmışlar, bakanlar ve üst düzey bürokrasi için bir siyasi etik yasasına ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyoruz. Yasa teklifimiz Meclis’te duruyor. Hemen her sene de bu gündeme geliyor, AK Parti ve MHP buna yanaşmıyor. Bu konuda Türkiye siyasetinde ki önümüzdeki günlerde Gelecek Partisi’ni de ziyaret edeceğiz, siyasi etik yasasını çıkarmak istediğinde Başbakanlığı döneminde buna ‘AK Parti’de görev yapacak il ve ilçe başkanı bulamazsın’ diye karşı çıkmıştı Erdoğan, o pozisyonunu sürdürüyor. Biz partimizin karşı karşıya olduğu saldırılara karşı da büyük bir özgüvenle şunu söylüyoruz. İster belediye başkanı olsun, ister milletvekili olsun, ister parti Genel Başkanı olsun, ister bakan olsun, ister Cumhurbaşkanı olsun; herkesin hem mal varlığı şeffaf, incelenebilir olmalı, hem de o malın nasıl edinildiği konusunda siyaset kurumu hesap verebilir olmalı, anlık denetlenebilir olmalı. Bu konuda biz bir kez daha bu çağrımızı yineliyoruz. Siyasi partilere yaptığımız ziyaretlerde de bunu gündeme getireceğiz. Ardından da bir kez daha hem Sayın Erdoğan… Öyle ya toplumdaki genel kabul, Cumhuriyet Halk Partisi’nde eğer belediyelerde bir yolsuzluk, bir eksiklik varsa, bunun 100 katının AK Parti’de olduğunu herkes biliyor. Ben de büyük bir özgüvenle diyorum ki kendine güvenen, hesabını - kitabını, mal varlığını her şeyini bir ortaya koysun bakalım. Bugünden sonrası için. Ben iddia ediyorum, bugünden geriye dönük için. Ekrem İmamoğlu da bundan muaf değildir, Özgür Özel de muaf değildir. Ancak Erdoğan da muaf değildir, Akın Gürlek de muaf değildir. Hepimizin bütün mal varlıkları açılsın ve nasıl edindiğimiz araştırılsın. Bu konuda Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun özgüveni tamdır. Siyasete girdiği günden sonra bir zenginleşme yaşamamıştır bir siyaset yoluyla. Biz de öyle düşünüyoruz. Bütün siyasetçilerin de bu konuda yaklaşımını duymak istiyoruz. DEM Parti’nin; zaten her sene, herhalde sekiz senedir Cumhuriyet Halk Partisi bunu gündeme getirir, Meclis’teki tutumu da zaten son derece olumludur, özgüvenlidir. Bunu tüm muhalefet partileriyle konuştuktan sonra Numan Bey’le bu konuyu da kendisinin bir çağrısıyla, iktidar ve muhalefet birlikte bir siyasi etik yasası çıkarma noktasında inisiyatif almasını isteyeceğiz.”</p>

<h2>“HER GEÇEN GÜN İKTİDARA DAHA ÇOK YAKLAŞIYORUZ”</h2>

<p>“Ayrıca da seçim yaklaşıyor. Her geçen gün biz iktidara yaklaştığımızı düşünüyoruz. Türkiye’de muhalefetin güçlendiğini ve iktidarın yıprandığını biliyoruz. Bundan dolayı da sürekli seçimden kaçıyorlar. Burada iki şey gündeme geliyor. Biri, seçim güvenliğine yönelik olarak yine tüm siyasi partilerin çalışıyor olmaları önemli ama seçim günü güvenlikten ziyade, seçimden önce daha seçmenin karar verme aşamasında, seçmenin oyunu çalma yaklaşımını dijital platformlar üzerinden her geçen gün biraz daha yapay zekanın gelişmesiyle ve algoritma oyunlarıyla, dünyanın dijital oligarklarının dünyadaki otoriter, popülist liderlerin destekliyor olmasıyla çok ciddi bir kaygımız var bu noktada. Türkiye bu konuda da güvenli, denetlenebilir bir noktaya gelmesi gerekir diye düşünüyoruz. Bu konuda da çeşitli görüş alışverişleri yaptık. Heyetlerimizin bu konuda birlikte çalışmalarında fayda olacağını düşünüyoruz. Biz böyle bir öneride bulunduk. Söylemek istediğim hususlardan sonuncusu da şudur. Siyasi partiler rekabet etmek için varlar elbette. O yüzden ekonomide rekabet edebiliriz. Bazı partiler örneğin liberal ekonomiyi savunur, bazısı kamucu ekonomiyi savunur. Bazıları hibrit modelleri savunur. Sosyal politikalarda elbette yarışabiliriz. Ulaşım politikalarında farklı tercihlerimiz ve farklı önerilerimiz, farklı yöntemlerimiz vardır. Yarışırız. Tarım politikalarında rekabet edebiliriz. Sağlık politikalarında rekabet edebiliriz. Ancak demokrasi partilerin rekabet alanı değil, partilerin vazgeçemeyecekleri ortak savunma alanıdır. Demokrasiden vazgeçmek bir rekabet alanı olarak değil buna karşı bir direnme alanı olarak tarif edilebilir. Mutlak demokrasiyi ve demokratik yarışın serbestçe yapılmasını savunmak hepimizin uzlaşma alanı olmalıdır. Tüm muhalefet partilerinin demokratikleşme, adil ve demokratik rekabet düzenini kurma ve güvence altına alma konusunda uzlaşma içinde olması gerekmektedir. Korumamız ve güvence altına almamız gereken en temel konu da adil ve serbest seçimler ve anayasal demokrasidir. İşte bu sandığı koruma meselesinde büyük bir saldırı altında Cumhuriyet Halk Partisi. Bu konuda tüm siyaset kurumundan bir dayanışma ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu saldırıya karşı demokratik zeminini korumak için ortaya koyduğu tüm yaklaşımlarda destek talebini tüm siyasi partilere geçmişte de ilettik.”</p>

<h2>“BU MİLLET SİZİN GİBİ DÜŞÜNMÜYOR, SAYGISIZLIK YAPIYORSUNUZ”</h2>

<p>“Bu konuda da 31 Mart’ın yıldönümünde otobüsün üstünden de söylediğim gibi Türkiye’deki muhalefet partilerinin sayın Genel Başkanlarına göstermiş oldukları dayanışma için teşekkür ettik. Bugün bunu bir kez daha Eş Genel Başkanların huzurunda ifade etmek isterim. Çok konuşulan bir konu olduğu için o konuda da hem ben kendi görüşlerimi ifade ettim, hem sayın Eş Genel Başkanların görüşlerini, yaklaşımlarını dinleme imkanı oldu. 31 Mart günü biz milli maç için Türkiye’den ayrılmak üzere uyanmışken, 31 Mart’ın yıl dönümünde bu sefer darbenin Bursa ayağıyla karşılaştık. İki yıldır sürekli AK Parti'ye geçeceği bir yerlerde söylentilerle söylenen ve kendisinin yalanladığı, defalardır ‘Ya AK Parti’ye katıl, ya içeriye atıl’ tehditlerine karşı dik durmuş olan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımıza görev yaptığı dönem değil, geçmiş dönem değil; yedi yıl öncesinde görevde olduğu belediyeden de değil, bir vakfa, ailesinin de görevler aldığı bir vakfa zorla bağış yaptırdığı iddiasıyla operasyon yapıldı. Bu iddiayı söyleyen kişiler; bir şirket, üç kişi. Biri yurtdışında, biri firarda, biri olmuş itirafçı. Diyorlar ki ‘Bize Bozbey zorla bağış yaptırdı.’ Bu üç kişiden birinin evinin önünde 500 kişi eylem yaptı geçtiğimiz gün. Çünkü emlak dolandırıcısı. Aynı yeri başka başka kişilere satmış. Kimseye de teslim etmemiş. Böyle birinin ifadeleriyle bir operasyon yapıldı. Milli maça gitme programımızı iptal ettik. Yaptığımız basın toplantısında da Bursa’nın sandıkta Bozbey’i seçtiğini, Meclis çoğunlukları olduğu için önce tehdit ettiklerini, ‘Ya bize katılacaksın, ya içeriye atılacaksın’ diye, sonra da bu fasaryadan operasyonu yaptıklarını söylemiştim. Bu meclis darbesine, bu sandığa karşı yapılan yargı darbesine teslim olmayacağımızı söylemiştim. Orada da çok kararlılıkla ifade ettim. Bu millet sizin gibi düşünmüyor. Ama siz milletin fikrine saygı duymuyorsunuz. Millet başka bir şey söylüyor, inatlaşıyorsunuz. İstanbul seçimini CHP kazanıyor, iptal ediyorsunuz. Bir daha kazanıyor, beş yıl zulmediyorsunuz. Bir sürü haksızlık yapıyorsunuz. Yine kazanıyor, diplomayı iptal edip içeriye atıyorsunuz. Bozbey, Bursa’yı 47 yıl sonra kazanıyor, AK Parti’den alıyor. Onu içeriye atıp, Bursa'yı almaya çalışıyorsunuz. ‘Bu milletin önüne bu sandık gelecek ve bu sandığı getirmek için ne gerekiyorsa onu yapacağız’ demiştik. Bu konuda da Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a önemli bir görev düştüğünü, siyasi partilerle bunu görüştükten sonra kendisine de gideceğimi söylemiştim.”</p>

<h2>“ŞU ANDA ARA SEÇİM ZORUNLULUĞU VAR”</h2>

<p>“Tabii bu kamuoyunda çokça tartışıldı, ana gündem haline geldi. Ara seçim tartışmaları yapılıyor. Öncelikle şunu söylemek gerekiyor. Anayasamıza göre ve milletvekili seçim kanunun yedinci maddesine göre ara seçim son bir yılda ve ilk 30 ayda yapılamaz. Onun dışında hüküm ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilebilir’ demiyor, ‘Gidilir’ diyor. ‘Ara seçimler her seçim döneminde bir defa yapılabilir’ demiyor, ‘Yapılır’ diyor. ‘Genel seçimden 30 ay geçmedikçe ara seçime gidilemez’ diyor. ‘Boşalan üye sayısı, üye tam sayısının yüzde 5’ini bulduğu hallerde, 30 ay beklenmeden ara seçime 3 ay içinde gidilir’ diyor. Şimdi ne 30 aydayız, ne son bir yıldayız. Boşalmış sekiz milletvekilliği var. AK Parti’den öncesinde Türkiye demokrasisinde kanuna uygun ve anayasanın emirlerine uygun şekilde bu ara seçimler hep yapıldı. Bir an önce Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması, bu konuda da Meclis Başkanı’nın üzerine düşen görevi yapması zorunludur arkadaşlar. Bir kere bunun altını çizelim. Ondan sonra birçok tartışma yürüyor. Efendim işte bazı gazeteler manşetlerle çıktılar, gazetecilik gereği doğrudur yapılan işler. Her yönüyle konuşulmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 22 milletvekili istifa ettirerek ara seçim yapma işi ilk 30 ayın işidir. 22 ya da 30’a tamamlayarak. Şu anda bir kez ara seçim zorunluluğu vardır ve yapılmalıdır. Ara seçim yapılsın da biz 22 milletvekili mi istifa ettiririz, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana gibi Türkiye açısından çok önemli fikirler verecek büyük şehirlerde mi milletvekili istifa ettiririz, Türkiye coğrafyasında en çok seçmeni götürecek şekilde mi istifa ettiririz ya da sadece İstanbul’da, mesele İstanbul’da geçiyor ya, ya da geçtiği yerlerde, İstanbul, Bursa, Antalya ve Adana’da mı olur? Onlar Cumhuriyet Halk Partisi’nin o an vereceği kararlardır. Burada bir öngörülebilirlik lüksünü iktidara tanımak istemem. Kimse şöyle düşünmesin. ‘22 milletvekili istifa etmezse ara seçim olmaz.’ O ara seçim olacak arkadaşlar. Anayasa öyle diyor. Olmazsa Numan Bey de bunu sorumluluğunu taşır, iktidar partisi de anayasanın emrettiği bir ara seçimden kaçma sorumluluğunu taşır. O ara seçimin yapılması ile ilgili irade ortaya çıkmalıdır.”</p>

<h2>“ÇOKLU SALDIRI VE ÇOKLU ZORLUKLAR NEDENİYLE GELDİK”</h2>

<p>“Onun dışında biz geçmişte 30’a tamamlayarak ara seçime zorlamayı konuştuk ve tartıştık. Bu ilk 30 ayda zorunlu. Şu anda 22 rakamı, aşmak ya da altında kalmak, belli yerlerde seçilecek milletvekilleri olmak ya da sadece bu sekiz yerde seçilsin. Boşalmış mı? Boşalmış. Kastamonu’yu merak ediyoruz, Afyon’u merak ediyoruz. Hatay boş mu değil mi, onu Numan Bey’den duymak istiyoruz mesela. Bizce Hatay boş değil. Sekiz değil yedi milletvekili şu anda. Bir tanesi Numan Bey’in derhal inisiyatif olarak Meclis’e çağırması gerektiği bir pozisyonda. Ama İstanbul birinci bölge, Murat Kurum’dan ve Sırrı Süreyya’dan boşalan yer. İstanbul birinci bölgede seçmenin karşısına çıkmaya AK Parti’nin cesareti var mı? Bunu soruyoruz. Ara seçim kararı alınınca belli yerlerde, örneğin Hatay’da bir arada seçim kararı alınabilecek mi alınamayacak mı? Görmek istiyoruz. Alınırsa orada bizim adayımız olmalı mı, bunu tartışırız. Ama orada Can Atalay’ı bir kere daha Hatay’a sormak isteriz mesela. Eğer hala Can Atalay orada tutuluyorsa. Biz buraya arkadaşlar siyaset yapmak üzere gelmedik. Biz buraya siyaset kurumunun içinde bulunduğu çoklu saldırı ve milletin karşı karşıya olduğu çoklu zorluklara karşı en dayanışması gerekenler, bu zulmü yapanlara karşı bütün muhalefetin bir ve beraberce mücadele hattında olması için ve bugüne kadarki birleşik mücadelenin artırılması ve pekiştirilmesine yönelik toplam bir talebin ilk ziyaretini yapmak üzere geldik. Ev sahipliği için ve bugüne kadar partimizle gösterilmiş olan, bizleri de fevkalade memnun eden dayanışma için özellikle teşekkür ediyorum.”</p>

<h2>“ŞÜPHEYE YER GÖTÜRMEYECEK AÇIKLIKTA”</h2>

<p>Açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, ara seçime iktidarın hangi gerekçelerle geri çevirebileceği ve eğer gerçekleşirse teknik şartlarının ne olabileceği sorusunu şöyle yanıtladı:</p>

<p>“Arkadaşlar özellikle şunu ifade etmek isterim. Bir kez 301 şartı diye bir şartı milletvekilleri istifası için söylediniz. Bir kere bugün ara seçim yapılması için Meclis’in yüzde 5’inin boşalması gerekliliğinin tarif edildiği dönemde değiliz. O dönem 30 aylık, ilk 30 aylık dönem. Oraya istisna diyor. Yüzde 5’i boşalırsa 90 gün içerisinde hemen yapılır. Ama bir ara seçimin yapılması, bir seferlik yapılması ve boşalan milletvekillikleri için yapılması anayasal gereklilik ve ara seçim maddesinin amir hükmü. Yani yapılabilir demiyor, yapılır diyor. Onun için biz milletvekili istifa ettirip de bunlar kabul edilirse ara seçim olacak diye bir mesele yok. Bu yandaş televizyonlardaki birtakım yorumcuların meseleyi doğru aktarmaması ve yanlış yerden tartışmasıyla. Biz içeride de bu konuyu konuştuğumuzda ilk olarak bu tespiti yaptık zaten. Onun dışında şöyle bir şey var. Zaten konulması gereken ara seçim sandığı konulduğunda, bu benim tercihim olarak, ben isterim ki özellikle en çok tartışılan illerde, İstanbul’un tümünde, Aydın’da, Adana’da, Antalya’da yani AK Parti’nin seçmen iradesine el uzattığı yerlerde seçmen sözünü söyleyebilsin. Ve Türkiye’de mümkün olan en çok seçmen sandığa gitsin ki, bu ara seçimin sonucu kaçılamayacak bir erken seçim olsun. Bu benim, Cumhuriyet Halk Partisi'nin yapılması anayasal olarak zorunlu ara seçim için harekete geçildiğinde yapabileceğim bir şey. Bunu AK Parti isterse olabilecek bir şey olarak tartışılıyor olmasının yanlış bir hat olduğunu değerlendiriyorum. Ben yaptığım basın toplantısında da ‘Milletvekillerini istifa ettireceğim öncelikle’ demedim. Dedim ki ‘Önce ara seçim konusunda Numan Bey ve siyaset, üzerine düşen adımı atmalı. Sonrasında benim atacağım, bizim atacağımız adımlar da olur.’ Çok konuşulduğu ve merak edildiği için söylüyorum. ‘30’u bulmadan ara seçim olmaz’, geçti. O ilk 30 aylık süreydi, o geçti. Şimdi zaten yapılması lazım. Sorunuz ‘Ara seçim olacaksa, olduğunda milletvekili istifası düşünüyor musunuz?’ Evet, çok önemli. Başta İstanbul’un tümü olmak üzere AK Parti’nin milletin iradesine saldırdığı her yerde daha çok seçmen fikrini söylesin diye düşünüyoruz. Bu başka bir şey. AK Parti’nin ‘Evet’ine kalmamış ara seçimin yapılması. Toplum sözleşmemizin 78’nci maddesinde çok net şekilde yazıyor. Ona uygun olarak çıkarılmış milletvekili seçim kanununun yedinci maddesinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazıyor. Teşekkür ederim.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-siyaset-yapmak-icin-degil-siyasete-coklu-saldiri-ve-milletin-coklu-zorluklarina-karsi-bir-araya-geldik</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/ozgur-ozel-dem-parti-2.jpg" type="image/jpeg" length="90723"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Manisa'da avukatlardan 5 Nisan kutlaması]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/manisada-avukatlardan-5-nisan-kutlamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/manisada-avukatlardan-5-nisan-kutlamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ahmet Ünsal / Manisa</strong></p>

<p>Manisa’da 5 Nisan Avukatlar Günü kutlandı. Manisa Barosu Başkanlığı tarafından Manisa Adalet Sarayı bahçesinde bulunan Atatürk büstü önünde tören düzenlendi. Manisa Cumhuriyet Başsavcı Vekilleri Mehmet Diken ve Muhammed Nurullah Yaşar, Manisa İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İlhan Şen, Manisa Barosu Başkanı Sevgi Başak Yeşil, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz, Yunusemre Kaymakamı Celalettin Cantürk, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Manisa Büyükşehir Belediyesi Hukuk Müşaviri Mahir Sağlam, Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Manisa Denetimli Serbestlik Müdürü Cenk Arslan ve avukatlar katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Manisa'da Avukatlardan 5 Nisan Kutlaması" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/manisada-avukatlardan-5-nisan-kutlamasi.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Baro Başkanı Yeşil ve avukatlar anıta çelenk sundu. Manisa Barosu Başkanı Sevgi Başak Yeşil, hukuku ve adaleti cesaretle savunan tüm meslektaşların 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutladı.</p>

<p><img alt="Manisa'da Avukatlardan 5 Nisan Kutlaması (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/manisada-avukatlardan-5-nisan-kutlamasi-2.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Başkan Yeşil, “Yargının kurucu unsurlarından olan savunmanın temsilcisi avukatlar, aynı zamanda mülkün temeli olan adalet arayışının rehberi, hak ve özgürlüklerin sözcüsü, hukukun üstünlüğü mücadelesinin öncüsüdür. 5 Nisan Avukatlar Günü vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isteriz ki bağımsız ve güçlü savunma makamı hukuk devletinin temel güvencelerinden biridir. Avukat, bireyin haklarını temsil ederken hukukun üstünlüğünün, adaletin ve demokratik toplum düzeninin korunması için kurucu bir rol üstlenir. Savunmanın zayıflaması, doğrudan yurttaşların adalete erişim hakkını ve hak arama özgürlüğünü zedeler. Güçlü bir savunma olmadan adil yargılanma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi mümkün değildir.</p>

<p>Avukata dönük şiddet vakaları her geçen gün daha da artmaktadır. Geride bıraktığımız bir yıl içerisinde avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları hukuki ve idari baskılara, fiziksel ve sözlü saldırılara yenileri eklenmiştir. 7 Ocak 2026’da meslektaşımız Av. Zekeriya Polat yalnızca görevini yaptığı için işyerinde silahlı saldırıya uğramış ve katledilmiştir. Bu saldırılar yalnızca avukatların mesleki alanına ilişkin değildir. Savunmanın zayıflaması, doğrudan yurttaşların adalete erişim hakkını ve hak arama özgürlüğünü zedelemektedir. Güçlü bir savunma olmadan adil yargılanma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle avukatların mesleklerini bağımsız, özgür ve güvenli şekilde icra edebilmeleri için gerekli tüm koşulların sağlanmasının zorunlu olduğunu bir kez daha ifade ediyor, yetkilileri ‘Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni ülkemiz adına imzalayarak hayata geçirmek konusunda çalışma yapmaya davet ediyoruz” dedi.</p>

<p>Başkan Yeşil, “Üç sacayağından birini oluşturduğumuz yargı sistemimizin sorunlarını mesleki sorunlarımızdan bağımsız düşünemeyiz. Zira hukuka olan güveni azaltan uygulamalardan avukatlık mesleği de doğrudan etkilenmektedir. Bu çerçevede hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını ve insan haklarını korumakla görevlendirilen kurumlar olarak bazı olumsuz uygulamaların yargı sistemimizde yarattığı ağır tahribatın altını çizmeyi de sorumluluğumuz olarak görmekteyiz.</p>

<p>Bu kapsamda; en son ve istisnai olarak uygulanması gereken tutuklama tedbirinin bazı yargısal süreçlerde hukuka aykırı ve ölçüsüz şekilde uygulanması kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını zedelediği gibi ifade hürriyeti üzerinde de ağır bir baskı yaratmaktadır. Bir takım Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının yerine getirilmemesi Anayasal devlet/Anayasal demokrasi anlayışına telafisi imkânsız zararlar vermektedir. Avukatların mesleki faaliyetlerinin yargılamaya konu edildiği düşüncesi yaratan uygulamalar savunma makamı üzerinde baskı yaratmakta ve adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/manisada-avukatlardan-5-nisan-kutlamasi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 15:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/manisada-avukatlardan-5-nisan.jpeg" type="image/jpeg" length="53145"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Narin Güran cinayeti davasında savcı, Nevzat Bahtiyar için 'nitelikli kasten öldürme' suçundan ceza istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/narin-guran-cinayeti-davasinda-savci-nevzat-bahtiyar-icin-nitelikli-kasten-oldurme-sucundan-ceza-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/narin-guran-cinayeti-davasinda-savci-nevzat-bahtiyar-icin-nitelikli-kasten-oldurme-sucundan-ceza-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran cinayeti davasında, Yargıtay'ın bozma kararı sonrası yeniden yargılanan Nevzat Bahtiyar için savcı, 'nitelikli kasten öldürme' suçundan hapis cezası talep etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Narin Güran cinayeti davasında 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Nevzat Bahtiyar, Yargıtay'ın, eyleminin 'nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamına girdiği gerekçesiyle hükmü bozmasının ardından yeniden hakim karşısına çıktı.</p>

<p>Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Savcı mütalaasını açıkladı.</p>

<p>Yargıtay'ın bozma ilamına uymadıklarını belirten Savcı, bozma ilamında her ne kadar 'kasten öldürmeye yardım' suçundan cezalandırılması belirtişmişse de Bahtiyar'ın, 'nitelikli kasten öldürme' suçundan cezalandırılmasını talep ettiklerini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mütalaada, sanık Bahtiyar'ın, 'yaklaşık 19 gün boyunca sessiz kalmasının, delillerin olumlu şekilde toplanması önünde engel olduğu, Bahtiyar'ın, cesedi gömdükten sonra hiçbir şey olmamış gibi baldızının evine giderek hayatına devam ettiği' belirtildi.</p>

<p>Savcının mütalaasında, Nevzat Bahtiyar'ın, 'nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' suçundan değil, 'nitelikli kasten öldürme' suçundan cezalandırılması talep edildi.</p>

<p>Duruşmada, Bahtiyar'ın avukatlarının mütalaaya karşı savunmaları alınacak.</p>

<p>Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinde düzenlenen 'nitelikli kasten öldürme' suçunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/narin-guran-cinayeti-davasinda-savci-nevzat-bahtiyar-icin-nitelikli-kasten-oldurme-sucundan-ceza-istedi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 15:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/narin-guran-cinayeti-davasinda-savci-nevzat-bahtiyar-icin-nitelikli-kasten-oldurme-sucundan-ceza-istedi.png" type="image/jpeg" length="59971"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran: Umman ile Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişi için bir protokol hazırlamak üzere çalışıyoruz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-umman-ile-hurmuz-bogazindan-guvenli-gecisi-icin-bir-protokol-hazirlamak-uzere-calisiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-umman-ile-hurmuz-bogazindan-guvenli-gecisi-icin-bir-protokol-hazirlamak-uzere-calisiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran, Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin güvenli geçişine yönelik Umman ile bir protokol ve uygulama yönergesi üzerinde çalıştığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği basın toplantısında Hürmüz Boğazı, ateşkes teklifleri, nükleer denetimler ve bölgesel ilişkilere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, basın toplantısında yaptığı açıklamada, İran ve Umman arasında Hürmüz Boğazı konusunda dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde bir toplantı gerçekleştirildiğini belirtti. Bekayi, “Bu görüşmelerin amacı, gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişine yönelik bir protokol ve uygulama yönergesi üzerinde çalışmaktır” dedi.</p>

<h2>ATEŞKES TEKLİFİNE RET</h2>

<p>Bekayi, ABD tarafından önerilen 48 saatlik ateşkes teklifinin neden geri çevrildiğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:</p>

<p>“Sadece büyüklerimiz daha önce söylediği için değil, sebebi tecrübedir. Ateşkes, cinayetlerin devam etmesi için güç toplama ve teçhizat yenileme anlamına gelir. Bizim talebimiz, bu uğursuz döngünün bir daha tekrarlanmayacağından emin olunarak dayatılan bu savaşın sona ermesidir. Bunun garantisinin ne olduğunu sorabilirsiniz. Garanti, düşmanın bir daha saldırıya cüret edemeyecek şekilde pişman edilmesidir. Peki uluslararası hukuki bir garanti var mı? Hayır, yok.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>NAHÇIVAN VE TÜRKİYE’YE ATIŞ İDDİALARI</h2>

<p>Sözcü Bekayi, Nahçıvan’a yönelik saldırı iddialarına ilişkin, “Eğer Azerbaycan Cumhuriyeti ile ilgili konuyu kastediyorsanız, biz açıkça belirttik ki İran tarafından Azerbaycan’a yönelik herhangi bir atış gerçekleştirilmemiştir” dedi. Aynı durumun Türkiye için de geçerli olduğunu belirten Bekayi, “Türkiye konusunda da bizim tarafımızdan bir atış yapılmadığını açıkça ifade ettik” diye konuştu.</p>

<h2>UAEA BAŞKANINA ELEŞTİRİ</h2>

<p>Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin İran’ın silah düzeyindeki uranyum stokları hakkındaki açıklamalarını eleştiren Bekayi, “Bizzat Ajans’ın kendi raporlarında bile, İran’ın barışçıl nükleer programının rayından çıktığına dair en ufak bir tartışma dahi hiçbir zaman yer almamıştır” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>TRUMP’IN ÜSLUBUNA TEPKİ</h2>

<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın hakaretamiz diline ilişkin bir soruyu yanıtlayan Bekayi, “İranlılar çocukluktan itibaren edep ve nezaketle konuşmayı öğrenirler. Onlar Taş Devri’nde bile edepli konuşurlardı” dedi. Trump’ın üslubunun ne büyüklüğün ne de özgüvenin göstergesi olduğunu belirten Bekayi, “Tahran asla Trump’ın ültimatomlarına boyun eğmeyecektir” diye konuştu.</p>

<h2>SAVAŞ SUÇLARI VE BÖLGE ÜLKELERİ</h2>

<p>Bekayi, ABD’nin savaşın başından beri attığı adımların savaş suçu olduğunu belirterek, Minab’daki okula, Lamerd’deki sporcuya ve komutanların evlerine yapılan saldırıları örnek gösterdi. “ABD bu bölgeye ait değildir” diyen Bekayi, “Biz kendimizi bölge ülkelerinin dostu ve bölge güvenliğinin savunucusu olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bekayi, savaşın İran’ın zaferiyle sonuçlanmasının bölge ve dünya için parlak bir yarın anlamına geleceğini vurgulayarak, “İran’ın bu savaştaki zaferi; hukukun üstünlüğünün, uluslararası hukukun ve insanlık onurunun savunulmasının zaferi anlamına gelecektir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-umman-ile-hurmuz-bogazindan-guvenli-gecisi-icin-bir-protokol-hazirlamak-uzere-calisiyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/bekayi-1.jpg" type="image/jpeg" length="60176"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KKTC'de hayat pahalılığı protesto edildi: Halk meclisi bastı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kktcde-hayat-pahaliligi-protesto-edildi-halk-meclisi-basti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kktcde-hayat-pahaliligi-protesto-edildi-halk-meclisi-basti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC'de hayat pahalılığına karşı yapılan protestolarda halk, meclis binasını bastı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Meclis'te kabul edilmeyen, ‘hayat pahalılığı artışı ödeneği’nin dondurulması kararının kanun hükmünde kararnameyle geçirilmesi sonrası protestolar başladı. İktidarı ‘meclis ve halk iradesini yok saymak’la suçlayan halk protestolara başladı. Bu sabahtan itibaren binlerce protestocu, sendikalar öncülüğünde yeni yapılan meclis külliyesine yürüdü, polis barikatlarını aşarak meclis bahçesine kadar girdi.</p>

<p>Yenidüzen Gazetesi’nin <a href="https://www.yeniduzen.com/hedef-meclisten-gecmemesi-193833h.htm" rel="nofollow">haberine</a> göre, “Birlik, mücadele, dayanışma” ve “Hükümet istifa” sloganları atıldı. Polis ve çevik kuvvet çok sayıda eylemciyi gözaltına alsa da eylemi durduramadı.</p>

<h2>ÖDENEK DONDURULUNCA</h2>

<p>Ünal Üstel başbakanlığındaki Ulusal Birlik Partisi (UBP)-Demokrat Parti (DP)-Yeniden Doğuş Partisi (YDP) koalisyon hükümeti, Türkiye hükümetiyle işbirliği içinde bir süredir yeni bir mali program hazırlığı yapıyor. Bu kapsamda, çalışanlara yönelik ‘hayat pahalılığı artışı ödeneği’ donduruldu. Söz konusu düzenleme geçen hafta mecliste kabul edilmeyince kanun hükmünde kararnameyle geçirildi. Bu durum ‘meclis ve halk iradesini yok saymak’ olarak nitelendirildi.</p>

<h2>CTP LİDERİ: BU NASIL VİCDANSIZLIK?</h2>

<p>Eylemde konuşan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, “Bugün burada akan her kandan bu hükümet sorumludur” dedi. “İnsan kendi insanına savaş açar mı?” sorusunu soran İncirli, “Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bile bile kasten gerginlik yaratmak istediler” diye konuştu.</p>

<h2>“TARAFINIZI BELLİ EDECEKSİNİZ. YA HIRSIZLARIN YANINDA YA DA HALKIN YANINDA OLACAKSINIZ”</h2>

<p>Meclis önünde konuşan sendika temsilcileri, mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.</p>

<p>KTAMS ve KİEF Başkanı Güven Bengihan, “Bu hükümetin yasa tasarısını geçirip geçirmemesi değildir konu. Konu, memleket meselesidir. Konu gelecek meselesidir. Konu çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğidir. Bizler burada sabırla ve inatla beklemeye devam edeceğiz. Bu hükümet, burada olduğumuz her saat bizi enselerinde hissedecekler. Bu mücadele yarın da devam edecektir. Eylem mücadelemiz farklı alanlarda ve farklı yerlerde de devam edecek” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bizler sendika temsilcileri olarak burada bekleyeceğiz” diyen Bengihan, hükümetteki vekillere seslenerek, “Tarafınızı belli edeceksiniz. Ya hırsızların yanında ya da halkın yanında olacaksınız. Bariyerler geçilmez, engeller aşılmaz diyenlere bugün bir mesaj daha verdik” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kktcde-hayat-pahaliligi-protesto-edildi-halk-meclisi-basti</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 14:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/k-k-t-c-3.png" type="image/jpeg" length="17677"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran'daki Kürtlerden Trump'a yalanlama: Tek bir mermi almadık]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/irandaki-kurtlerden-trumpa-yalanlama-tek-bir-mermi-almadik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/irandaki-kurtlerden-trumpa-yalanlama-tek-bir-mermi-almadik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran'daki Kürt örgütleri, ABD Başkanı Trump'ın İranlı muhaliflere silah gönderdiği ve Kürtlerin bu silahlara el koyduğu yönündeki iddialarını reddetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş devam ederken, İran'ın İsrail'den sonra en fazla Irak Kürdistan bölgesine yönelik saldırılarını artırması dikkat çekiyor. ABD ve İsrail ise Irak'taki silahlı milis grubu Haşdi Şabi merkezlerini vurmaya devam ediyor. Bu sırada İran'daki Kürt örgütleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın "İranlı muhaliflere gönderdiğimiz silahlara el koydular" açıklamasını reddetti.</p>

<p>T24'ten Namık Durukan'ın haberine göre, İranlı Kürt partiler, Trump'a atfedilen ve Fox News'te yayımlanan bu iddiaları yalanlayarak, ABD'den tek bir mermi bile almadıklarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İRAN'IN IRAK KÜRDİSTANI'NA SALDIRILARI</h2>

<p>İran, dün gece İsrail'e yönelik başlattığı yoğun füze ve İHA saldırısı kapsamında Irak Kürdistan bölgesindeki muhalif Kürt gruplarının kamplarını da vurdu. Erbil'e bağlı Köysancak ilçesindeki Azadi Kampı'na iki insansız hava aracıyla (İHA) saldırı düzenlendi. Bölgedeki kampların daha önceki saldırılar ve güvenlik riskleri nedeniyle boşaltılması nedeniyle ölü ya da yaralı bildirilmedi.</p>

<p>Köysancak bölgesinde İranlı Kürt partilerinin barınma noktaları ve kampları, 28 Şubat'tan bu yana füze ve İHA saldırıları altında bulunuyor. İran'dan Irak Kürdistan bölgesine yönelik toplam 650 saldırı gerçekleştirildiği bildirildi.</p>

<h2>HAŞDİ ŞABİ'YE SALDIRILAR</h2>

<p>Aynı saatlerde ABD ve İsrail tarafından Haşdi Şabi'ye yönelik hava saldırıları gerçekleştirildi. Selahaddin bölgesindeki Tuzhurmatu ve Beyci ilçelerinde düzenlenen saldırılarda iki ayrı Haşdi Şabi tugayı vuruldu. İlk saldırı Tuzhurmatu ilçesi yakınlarındaki Parepare köyünde konuşlu Haşdi Şabi 52. Tugayı'na yönelik gerçekleşti. Bedir Örgütü'ne bağlı ve Mehdi Taki Amerli komutasındaki birimin karargahında şiddetli patlamalar gözlendi.</p>

<p>Aynı saatlerde Beyci ilçesindeki Risaliyun Grubu'na bağlı 31. Tugay karargahı bombalandı. Saldırı sonrası can kaybı konusunda bilgiye ulaşılamazken, karargahta büyük hasar oluştu.</p>

<p>ABD-İsrail ve İran arasında devam eden savaş yakın zamanda Irak'ta da etkisini göstermeye başladı. Haşdi Şabi güçlerine yönelik bugüne kadar 90 saldırı gerçekleştirildi. Saldırıların artmasıyla birlikte Haşdi Şabi'ye bağlı silahlı gruplar tarafından ABD hedeflerine yönelik birçok bölgede saldırılar arttı.</p>

<h2>ABD'DEN IRAK HÜKÜMETİNE UYARI</h2>

<p>28 Şubat'ta ABD-İsrail ve İran arasında süren savaş, Irak'taki Haşdi Şabi güçlerini de doğrudan savaşın içine çekerken, diplomatik tesislere yönelik saldırıların artması ABD'yi harekete geçirdi. ABD Büyükelçiliği, Irak hükümetinin yetersiz kalması durumunda personel ve tesislerini korumak için harekete geçeceğini açıkladı.</p>

<p>ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, dün gece Amerikan diplomatik noktalarına yönelik iki yeni saldırı gerçekleştiği, bunun artan şiddet dalgasının parçası olduğu belirtildi. Açıklamada, "İran'a bağlı terörist milislerin" bu saldırılardan sorumlu olduğu ifade edilerek, söz konusu grupların son haftalarda yüzlerce saldırı gerçekleştirdiği kaydedildi.</p>

<p>Yetkililer, saldırıların yalnızca ABD hedefleriyle sınırlı kalmadığını; Iraklı sivilleri, devlet kurumlarını, komşu ülkeleri ve Kürdistan Bölgesi içindeki bazı alanları da etkilediğini vurguladı. ABD, Irak hükümetine daha önce de çağrıda bulunarak bu tür saldırıların önlenmesini ve silahlı grupların Irak topraklarını bölgesel operasyonlar için kullanmasının engellenmesini istemişti. Açıklamada, "Irak hükümeti yükümlülüklerini yerine getirmezse personelimizi ve tesislerimizi savunmakta tereddüt etmeyiz" ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Washington ayrıca, ABD diplomatik misyonlarına yönelik saldırılardan sorumlu kişilerin yakalanmasına yardımcı olacak bilgiler için 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini yineledi ve güvenli kanallar üzerinden bilgi paylaşımı çağrısında bulundu.</p>

<h2>TRUMP'A YALANLAMA: TEK BİR MERMİ BİLE ALMADIK</h2>

<p>İranlı Kürt partiler, ABD Başkanı Donald Trump'a atfedilen ve Trump'ın Kürt gruplara İranlı muhaliflere ulaştırmak üzere gönderdiği silahlara el koydukları yönündeki Fox News haberini yalanladı.</p>

<p>İran Kürdistan Demokrat Partisi'nden (İ-KDP) üst düzey yetkili Muhammed Nazif Kadiri, Erbil merkezli Rudaw TV'ye yaptığı açıklamada, silah dahil ABD'den kendilerine yardım gönderilmediğini belirtti. Kadiri, şunları söyledi:</p>

<p>"Yapılan bu açıklamalar asılsızdır ve biz herhangi bir silah almadık. Elimizdeki silahlar 47 yıl öncesinden kalma; bir kısmını İslam Cumhuriyeti ile olan savaş meydanlarından elde ettik, bir kısmını da piyasadan satın aldık. Bizim politikamız gösterileri şiddete dökmek veya sert yöntemler kullanmak değil; aksine taleplerimizi silah kullanmadan, barışçıl ve sivil bir şekilde dile getirmemiz gerektiğine inanıyoruz."</p>

<h2>DİĞER ÖRGÜTLERDEN DE YALANLAMA</h2>

<p>İranlı diğer Kürt örgütleri de benzer açıklamalar yaparak, ABD'den silah aldıklarına dair iddiaları reddetti. Örgüt yöneticilerinin açıklamaları şöyle:</p>

<p>İran Kürdistan Komala Partisi Yürütme Komitesi Üyesi Kako Aliyar: "Kendi partimiz adına söylüyorum, bize herhangi bir silah ulaşmadı ve hiçbir şey almadık; hatta konudan haberimiz bile yok. Daha önce bu konu hiç tartışılmadı ve bu konuda kimseyle konuşmadık."</p>

<p>Kürdistan Emekçiler Topluluğu (Komala) İletişim Sorumlusu Emced Hüseyin Penahi: "Herhangi bir ülkeden veya yerden tek bir mermi veya silah almadığımızın garantisini veriyoruz ve böyle bir durumun varlığından da haberimiz yok; elimizdekiler kendi imkanlarımızla edindiklerimizdir."</p>

<p>Kürdistan Özgürlük Partisi'ne (PAK) bağlı Kürdistan Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı üyesi Hamno Nakşibendi: "Gerçek olan şu ki, ordu olarak ABD veya başka bir ülkeden hiçbir şekilde silah almadık, tek bir mermi bile gelmedi."</p>

<p>Kürt gruplarının bu açıklamaları, Fox News muhabiri Trey Yingst'in ABD Başkanı Trump'a atfen aktardığı şu sözlerin ardından geldi:</p>

<p>"Başkan Trump bana ABD'nin İranlı protestoculara silah gönderdiğini söyledi. Bana onlara çok sayıda silah gönderdiğimizi söyledi. Onları Kürtlere gönderdik. Ve Başkan, Kürtlerin bu silahları kendilerine sakladığını düşündüğünü söylüyor. Protestoculara silah gönderdiğimizi, hem de çok sayıda gönderdiğimizi söylemeye devam etti."</p>

<h2>İRAN'LI 6 KÜRT PARTİSİ İTTİFAK KURMUŞTU</h2>

<p>ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırı sonrası 6 Kürt partisi bir araya gelerek ittifak kurduklarını açıklamıştı. İttifakta yer alan partiler arasında İran Kürdistan Demokrat Partisi (İKDP), Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), İran Kürdistan Emekçiler Topluluğu (Komala), İran Kürdistanı Devrimci Mücadele Örgütü (Xebat) ve İran Kürdistanı Komala Partisi (Komala) bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/irandaki-kurtlerden-trumpa-yalanlama-tek-bir-mermi-almadik</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 14:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/trump-21.webp" type="image/jpeg" length="68648"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa Konseyi Başkanı Costa'dan 'Orta Doğu' çağrısı: Sivil altyapıya saldırı kabul edilemez]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/avrupa-konseyi-baskani-costadan-orta-dogu-cagrisi-sivil-altyapiya-saldiri-kabul-edilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/avrupa-konseyi-baskani-costadan-orta-dogu-cagrisi-sivil-altyapiya-saldiri-kabul-edilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antonio Costa, 'Orta Doğu'da beş haftadır süren çatışmaların ancak diplomatik çözümle sona erebileceğini' belirterek, 'Sivil altyapının, özellikle de enerji tesislerinin hedef alınması yasa dışı ve kabul edilemez' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Orta Doğu'da beş haftalık savaşın ardından, asıl nedenlerinin ancak diplomatik bir çözümle giderilebileceği açıkça görülüyor' ifadesini kullandı. Costa, şunları kaydetti:</p>

<p>'Sivil altyapının, özellikle de enerji tesislerinin hedef alınması yasa dışı ve kabul edilemezdir. Bu, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı için de geçerlidir ve her yerde geçerlidir. İran rejiminin başlıca kurbanı İran sivil halkıdır. Askeri harekatın genişletilmesinin de başlıca kurbanı yine İran sivil halkı olacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığım son görüşmede de vurguladığım gibi, Avrupa Birliği, İran'ı bölgedeki ülkelere yönelik saldırılarına derhal son vermeye ve Hürmüz Boğazı'ndan tam seyrüsefer özgürlüğünün yeniden tesis edilmesine izin vermeye çağırıyor. Gerilimin tırmanması ateşkes ve barışı sağlamayacaktır. Bunu ancak müzakereler, yani bölgesel ortakların öncülüğünde devam eden çabalar sağlayabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/avrupa-konseyi-baskani-costadan-orta-dogu-cagrisi-sivil-altyapiya-saldiri-kabul-edilemez</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/avrupa-konseyi-baskani-costadan-orta-dogu-cagrisi-sivil-altyapiya-saldiri-kabul-edilemez.png" type="image/jpeg" length="94084"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu: 485 maden sahasının ihale sürecinden vazgeçilmesini talep ediyoruz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/istanbul-barosu-cevre-kent-ve-imar-hukuku-komisyonu-485-maden-sahasinin-ihale-surecinden-vazgecilmesini-talep-ediyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/istanbul-barosu-cevre-kent-ve-imar-hukuku-komisyonu-485-maden-sahasinin-ihale-surecinden-vazgecilmesini-talep-ediyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu Çevre Kent ve İmar Hukuku Komisyonu, doğal varlıkları, yaşam, orman ve tarım alanlarını tehdit eden ihale süreçlerinden vazgeçilmesi için açıklama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu ile Afet Hukuku ve Koordinasyon Merkezi, doğal varlıkları, yaşam, orman ve tarım alanlarını tehdit eden ihale süreçleriyle ve 6 Şubat depremleri sonrasında yürütülen yargı süreçleriyle ilgili basın toplantısı düzenledi. Baro binasında düzenlenen toplantıda açılış konuşmasını İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu yaptı. Kaboğlu, deprem ve çevre sorunlarının birbirinden bağımsız olmadığına vurgu yaptı.</p>

<p>Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu adına hazırlanan ortak açıklamayı avukat Atahan Yılmazer okudu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından 07 Şubat'ta yayınlanan ilanla 485 maden sahasının ihaleye açıldığını hatırlatan Yılmazer, şöyle konuştu:</p>

<p>'İhale ilanında belirtilen maden sahalarının toplam büyüklüğü 548 bin 696 hektar olup İstanbul'un yüz ölçümünden büyük bir alandır. Bu alanın yaklaşık üçte biri orman, tarım, mera ve su havzası niteliğindedir. Mart ayı itibarıyla ihaleler başlamış, bugüne kadar binlerce hektara tekabül eden 296 sahanın ihalesi tamamlanmış, bugün itibarıyla da ihaleler devam etmektedir. İhaleye çıkarılan alanların büyük kısmı dördüncü grup madenler olarak adlandırılan ve ağır metal tehlikesi içeren madencilik faaliyetleri kapsamındadır. Kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olan söz konusu ihale süreci komisyon olarak tarafımızca da yakından takip edilmektedir. Ülkemizin doğal ve kültürel varlıklarının, tarım alanlarının, ormanlarının, su varlıklarının ve meraların madencilik faaliyetlerine kolayca açılmasını öngören; itiraz, idari başvuru ve dava yollarının sınırlandırılmasının yanı sıra yurttaşlarımızın yıllardır idare mahkemelerinde verdiği mücadele sonucu oluşan içtihatları ve hukuki kazanımları bertaraf eden ve anayasaya, uluslararası sözleşmelere doğal ve kültürel varlıkları koruma altına alan sair mevzuatlara aykırılıkları komisyonumuzca da vurgulanan 7554 sayılı yasa 24 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.'</p>

<p><strong>'Acı deneyimler, telafisi imkânsız zararlar verdiğini göstermiştir'</strong></p>

<p>Yasanın yürürlüğe girmesinden sonraki ihale ve yargı süreçlerini anlatan Yılmazer, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Muğla-Milas-İkizköylü yurttaşların Danıştay ve İdare Mahkemesi'nde açtıkları davalar devam ederken acele kamulaştırma işlemine konu taşınmazlarda yapılan keşfe itirazını dile getiren ve anayasal hakkını kullanan köylülerden Esra Işık, anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca tutuklama koşulları oluşmamasına rağmen tutuklanmıştır. Geldiğimiz noktada yaşam hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği, çevre hakkı, mülkiyet hakkı gibi temel hak ve hürriyetler ve en nihayetinde yurdumuzun doğal ve kültürel varlıklarının geleceği açısından süreç daha kaygı verici bir hâl almıştır. 9 maden işçisi yurttaşımızın maden faciasında hayatını kaybettiği Erzincan İliç'te, yine Bursa Yenişehir'de, Giresun Şebinkarahisar'da, Uşak Eşme'de ve Ordu Fatsa'da yaşadığımız acı deneyimler, kamu denetiminden uzak ve itiraz mekanizmalarının işletilmediği madencilik faaliyetlerinin insana, canlılığa ve doğaya ne derecede telafisi imkânsız zararlar verdiğini göstermiş, kamu yararı kavramının kısa vadede elde edilecek kârdan ibaret olmadığını ortaya koymuştur.</p>

<p><strong>'Esra Işık'ın tahliye edilmesini talep ediyoruz'</strong></p>

<p>Son yıllarda iklim, gıda ve su krizi tüm dünyanın gündemindeyken ihaleye açılan bölgelerdeki yaşam alanlarının, ormanların, tarım alanlarının, sulak alanların korunmasının hayati önem taşıdığı anlaşılmıştır. Bu husus anayasanın 2., 17. ve 56. maddeleri uyarınca anayasal bir yükümlülüktür. İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu olarak toprağını savunan Esra Işık'ın yalnız olmadığını; ülkenin dört bir yanında köylerini, yaşam alanlarını, doğasını savunan, hukuki ve demokratik mücadele veren yurttaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu belirtiyoruz. En başta Esra Işık'ın tahliye edilmesini, Danıştay'da ve idare mahkemelerinde yargı süreci devam ederken hiçbir yurttaşımızın yaşam alanına müdahale edilmemesini, Anayasa Mahkemesi'nde söz konusu maden sahalarının ihalesine dayanak teşkil eden 7554 Sayılı Kanun'un iptaline ilişkin esas incelemesinin yapıldığı bu aşamada ülkemizin doğal varlıklarını, yaşam alanlarını, ormanlarını, tarım alanlarını ve sulak alanlarını tehdit eden 485 maden sahasının ihale sürecinden vazgeçilmesini talep ediyoruz.'</p>

<p><strong>'Çevreyi savunmak, ülkeyi savunmaktır'</strong></p>

<p>İbrahim Kaboğlu da Esra Işık'ın derhal serbest bırakılması çağrısı yaparak 'Çevreyi savunmak, çevre bileşenlerini savunmak aynı zamanda ülkemizi savunmak demektir. Baroları ise çevre konularında daha aktif olmaya, daha duyarlı olmaya çağırıyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/istanbul-barosu-cevre-kent-ve-imar-hukuku-komisyonu-485-maden-sahasinin-ihale-surecinden-vazgecilmesini-talep-ediyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/istanbul-barosu-cevre-kent-ve-imar-hukuku-komisyonu-485-maden-sahasinin-ihale-surecinden-vazgecilmesini-talep-ediyoruz.jpg" type="image/jpeg" length="58227"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DİSK-AR: Asgari ücretli mart ayında 2 bin 819 lira kaybetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/disk-ar-asgari-ucretli-mart-ayinda-2-bin-819-lira-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/disk-ar-asgari-ucretli-mart-ayinda-2-bin-819-lira-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİSK-AR Nisan 2026 Ücret Kayıpları İzleme Raporu'na göre, işçi ücretlerine yüksek enflasyon ve vergi yükünün faturası bu yılın ilk üç ayında en az 393 milyar 900 milyon lira oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi'nin (DİSK-AR) Nisan 2026 Ücret Kayıpları İzleme Raporu'na göre, işçi ücretlerine yüksek enflasyon ve vergi yükünün faturası bu yılın ilk üç ayında en az 393 milyar 900 milyon lira oldu. Bir asgari ücretli mart ayında 9 gün vergi, kesinti ve enflasyon için çalıştı; asgari ücret mart ayında 2 bin 819 lira eridi.</p>

<p>DİSK-AR, Nisan 2026 Ücret Kayıpları İzleme Raporu'nu yayımladı. DİSK-AR'ın sosyal medya hesabından yayımlanan rapora ilişkin açıklamada, 'Yüksek enflasyon ile adaletsiz vergi ve kesintiler işçi ücretlerini eritmeye devam ediyor' denildi. Raporda, 2026'nın ilk üç ayında işçi ücretlerinde en az 393 milyar 900 milyon liralık toplam kayıp oluştuğu belirtilirken, bu kaybın önemli bölümünün enflasyon ve vergi kaynaklı olduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporda, yılın üçüncü ayında enflasyonun yalnızca sigortalı işçi ücretlerine birikimli toplam faturasının 189 milyar TL olduğu, gelir ve damga vergilerinin toplam faturasının ise 204,9 milyar liraya ulaştığı kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, 'İşçilerin birikimli toplam enflasyon ve vergi kaybı, 2025'in ilk üç ayına göre yüzde 37,8 arttı' denildi.</p>

<p><strong>Mart ayında en az 9 günlük kazanç vergi, kesinti ve enflasyona gitti</strong></p>

<p>Rapora göre, işçilerin Mart 2026'da en az 9 günlük kazancı vergi, kesinti ve enflasyona gitti. Ortalama işçi ücretinde vergi ve enflasyon kaynaklı kaybın (kesinti hariç) 9 bin 111 lira olduğu belirtilirken, asgari ücretlilerin yılın üçüncü ayında 2 bin 819 lira kaybettiği kaydedildi.</p>

<p>DİSK-AR, Mart 2026 itibarıyla asgari ücretin bir buçuk katı ücret alanların yüzde 27,6'sının, iki katı ücret alanların yüzde 29,6'sının, iki buçuk katı ücret alanların yüzde 31,9'unun ve üç katı ücret alanların yüzde 34,5'inin vergi, kesinti ve enflasyon nedeniyle ücretlerinin eridiğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/disk-ar-asgari-ucretli-mart-ayinda-2-bin-819-lira-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/disk-ar-asgari-ucretli-mart-ayinda-2-bin-819-lira-kaybetti.png" type="image/jpeg" length="21603"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beritan Güneş: Mardin göz göre göre ekolojik kırıma sürükleniyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/beritan-gunes-mardin-goz-gore-gore-ekolojik-kirima-surukleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/beritan-gunes-mardin-goz-gore-gore-ekolojik-kirima-surukleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milletvekili Güneş, Mardin'de taş ocakları, GES ve RES projeleriyle ekolojik kırım yaşandığını belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında Mardin’de artan ekolojik yıkıma dikkat çekerek, “Mardin’de ‘yatırım’, ‘kalkınma’ ve ‘enerji’ adı altında doğrudan halkın yaşam alanlarına, suyuna ve nefesine kastedilen bir kırım yaşanıyor” dedi.</p>

<p>Güneş, basın toplantısında yaptığı konuşmada Mardin’in “taşıyla, toprağıyla, tarihiyle bir dünya mirası ve halklar bahçesi” olduğunu vurgulayarak, kentin sermaye odaklı projelerle “rant alanına dönüştürülmek istendiğini” söyledi.</p>

<h2>TAŞ OCAKLARI YERALTI SULARINI YOK EDİYOR</h2>

<p>Mardin’de ihtiyacın çok üzerinde açılan taş ve mermer ocaklarının başlıca tehditlerden biri olduğunu ifade eden Güneş, patlatılan dinamitlerin yeraltı sularını kuruttuğunu belirtti. Taş ocaklarının köylerde “deprem etkisi” yarattığını, evlerde çatlaklara yol açtığını ve ciddi hava kirliliği oluşturduğunu dile getiren Güneş, bu faaliyetlerin insan sağlığını, tarımı ve ekosistemi bütünlüklü biçimde tehdit ettiğini kaydetti.</p>

<p>Midyat’ın Budaklı (Kerşaf) Mahallesi’nde köylülerin tüm itirazlarına rağmen taş ocağı ve mezbaha projesinin sürdürüldüğünü hatırlatan Güneş, “Bu bir yatırım değil, bir köyde üretimi ve yaşamı bitirmektir” dedi. Nusaybin-Midyat hattındaki Beyazsu mevkiinde faaliyet yürüten tesislerin de dinamit patlatmaları nedeniyle doğa dengesini bozduğunu aktaran Güneş, “Adeta bir köy göçe zorlanıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mazıdağı’na bağlı Aksu (Awgewr) Mahallesi’nde faaliyet gösteren taş ocağının köylülere “her gün suni deprem yaşattığını” söyleyen Güneş, “Duvarı çatlamayan ev kalmadı, cami ve sağlık ocağı kullanılamaz halde” dedi. Güneş, bu projelere ilişkin ÇED raporlarının ve denetimlerin kamuoyuna açıklanmasını istedi.</p>

<h2>YEŞİL ENERJİ ADI ALTINDA TARIM ALANLARINA EL KONULUYOR</h2>

<p>Güneş, Mardin’de güneş ve rüzgar enerji santrallerinin (GES ve RES) “yenilenebilir enerji” adı altında tarım alanları ve meralar üzerine kurulduğunu belirterek, bunun üretimi bitirdiğini söyledi. Artuklu’ya bağlı Akbağ (Akres) Mahallesi’nde köylülerin ortak kullanımındaki mera alanına GES kurulmak istendiğini belirten Güneş, tüm itirazlara rağmen projenin sürdürüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Savur’da mahkeme kararıyla iptal edilen bir GES projesinin, yalnızca 130 metre kaydırılarak yeniden gündeme getirildiğini aktaran Güneş, “Bu, halkın aklıyla dalga geçmektir” dedi.</p>

<p>Derik, Mazıdağı ve Kızıltepe’yi kapsayan Dicleres RES projesine de dikkat çeken Güneş, türbinlerin büyük bölümünün ormanlık alanlara ve meralara kurulmasının planlandığını belirtti. Proje kapsamında bir türbinin, Roma döneminden kalma Rabat Kalesi kalıntılarının bulunduğu alana yapılmak istendiğini söyleyen Güneş, bunun tarihi ve doğal mirasa yönelik ciddi bir tehdit olduğunu ifade etti.</p>

<h2>BİYOKÜTLE VE FOSFAT TESİSLERİ HALKI TEHDİT EDİYOR</h2>

<p>Derik’teki biyokütle enerji santralinin “çevreci” olarak sunulmasına rağmen ciddi kirlilik yarattığını dile getiren Güneş, santralden yayılan gazların astım, alerji ve KOAH gibi hastalıklarda artışa neden olduğunu söyledi. Mazıdağı’ndaki fosfat tesislerinin ise ormanları yok ettiğini ve kimyasal atıklarla toprağı ve suyu kirlettiğini belirten Güneş, yurttaşların hem sağlık sorunlarıyla hem de kamulaştırma baskısıyla karşı karşıya bırakıldığını kaydetti.</p>

<h2>MARDİN TOPYEKÛN EKOLOJİK KIRIM ALTINDA</h2>

<p>Güneş, enerji projeleri ve madencilik faaliyetlerinin birlikte değerlendirildiğinde Mardin’in “topyekûn bir ekolojik kırım” ile karşı karşıya olduğunu vurguladı. GES ve RES projelerinin tarım alanlarından çıkarılması, Rabat Kalesi ve çevresinin kesin koruma altına alınması, sanayi tesislerinin yarattığı kirliliğin bağımsız kurumlarca ölçülmesi ve taş ocaklarının faaliyetlerinin durdurulması gerektiğini ifade etti. Ayrıca Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde ziraat ve fen fakülteleri kurulması çağrısı yapan Güneş, bilimsel çözüm mekanizmalarının devreye sokulmasını istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>EMEK SÖMÜRÜSÜ DE DERİNLEŞİYOR</h2>

<p>Güneş, Mardin’de yalnızca doğanın değil emeğin de sömürü altında olduğunu belirterek tütün işçilerinin durumuna dikkat çekti. Kızıltepe Ziraat Odası’nın belirlediği günlük ücretin altında işçi çalıştırıldığını ifade eden Güneş, bazı şirketlerin işçilere 850 TL gibi düşük yevmiyeler verdiğini söyledi. İzmir’de çalışan işçilere daha yüksek ücretler ödenirken Mardin’de daha düşük ücret verilmesini “açık ayrımcılık” olarak nitelendiren Güneş, binlerce işçinin açlık koşullarına mahkûm edildiğini belirtti.</p>

<p>Güneş, “Ranta karşı yaşamı, talana karşı doğayı ve tarihi savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, MARDİN</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/beritan-gunes-mardin-goz-gore-gore-ekolojik-kirima-surukleniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/beritan-gunes-altin-1.png" type="image/jpeg" length="44155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran Devrim Muhafızları Ordusu İstihbarat Şefi Hademi öldürüldü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-devrim-muhafizlari-ordusu-istihbarat-sefi-hademi-olduruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-devrim-muhafizlari-ordusu-istihbarat-sefi-hademi-olduruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran, Devrim Muhafızları Ordusu İstihbarat Şefi Tümgeneral Mecid Hademi'nin ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Devrim Muhafızları Ordusu İstihbarat Şefi Tümgeneral Mecid Hademi'nin bu sabah ABD ve İsrail saldırılarında öldüğü bildirildi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran basınında yayımlanan bir açıklamaya göre, Hademi, Haziran 2025'teki 12 günlük ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş sırasında düzenlenen İsrail saldırısında öldürülen eski İstihbarat Şefi Muhammed Kazemi'nin yerine geçmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-devrim-muhafizlari-ordusu-istihbarat-sefi-hademi-olduruldu</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/hademi.jpg" type="image/jpeg" length="63714"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MHP, İstanbul İl ve 39 ilçe teşkilatını feshetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mhp-istanbul-il-ve-39-ilce-teskilatini-feshetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mhp-istanbul-il-ve-39-ilce-teskilatini-feshetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, partisinin İstanbul il ve 39 ilçe teşkilatının feshedildiğini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, parti tüzüğünün 52. ve 54. maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden İstanbul il ve 39 ilçe teşkilatının feshedildiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul İl Teşkilatı ve 39 ilçe teşkilatı, parti tüzüğümüzün 52. ve 54. maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden, yine tüzüğümüzün 34. maddesi uyarınca feshedilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mhp-istanbul-il-ve-39-ilce-teskilatini-feshetti</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/mhp-istanbul-il-ve-39-ilce-teskilatini-feshetti.jpg" type="image/jpeg" length="37765"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Gökçen'den, İzmir'deki Meslek Fabrikası'na yapılan polis baskınına tepki]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-gokcenden-izmirdeki-meslek-fabrikasina-yapilan-polis-baskinina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-gokcenden-izmirdeki-meslek-fabrikasina-yapilan-polis-baskinina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, yasal süreç sürdüğü halde İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devri istenen Meslek Fabrikası'nın polis ablukasına alınmasına tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, 'Devam eden yargı sürecine rağmen sabahın erken saatlerinde Meslek Fabrikası'na polis baskını yapıldı. Sabah akşam İzmir'e ve İzmirlilere hakaret edenler, şimdi de İzmir'in ve İzmirlilerin değerine, binlerce genci meslek sahibi yapan ve tarihiyle bilinen bir yapıya, bir mirasa bu şekilde çökmeyi ve içerideki bilgisayarlara da avukatların haklı itirazına rağmen el koymayı kendilerine yakıştırdılar' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, yasal süreç sürdüğü halde İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devri istenen Meslek Fabrikası'nın polis ablukasına alınmasına tepki gösterdi.</p>

<p>Gökçen, X hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:</p>

<p>'Devam eden yargı sürecine rağmen sabahın erken saatlerinde Meslek Fabrikası'na polis baskını yapıldı. Sabah akşam İzmir'e ve İzmirlilere hakaret edenler, şimdi de İzmir'in ve İzmirlilerin değerine, binlerce genci meslek sahibi yapan ve tarihiyle bilinen bir yapıya, bir mirasa bu şekilde çökmeyi ve içerideki bilgisayarlara da avukatların haklı itirazına rağmen el koymayı kendilerine yakıştırdılar. Aynı halkın kaynaklarını yıllarca vakıflara, derneklere, kişilere hizmet için kullandıkları gibi. Doğru, onlara da ancak bu yakışır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İZMİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-gokcenden-izmirdeki-meslek-fabrikasina-yapilan-polis-baskinina-tepki</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/01/gokce-gokcen-9.jpg" type="image/jpeg" length="84816"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Arakçi'den ABD'ye uyarı: Her türlü saldırıya güçlü yanıt verilecek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-disisleri-bakani-arakciden-abdye-uyari-her-turlu-saldiriya-guclu-yanit-verilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-disisleri-bakani-arakciden-abdye-uyari-her-turlu-saldiriya-guclu-yanit-verilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Abbas Arakçi, ABD'nin İran'daki altyapıya yönelik herhangi bir saldırısına İran Silahlı Kuvvetleri tarafından güçlü bir yanıt verileceğini açıklad.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong> </strong>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Fransız Dışişleri Bakanı Jean‑Noël Barrot ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD'nin İran'daki altyapıya yönelik herhangi bir saldırısına İran Silahlı Kuvvetleri tarafından güçlü bir yanıt verileceğini kaydetti.                                                                   </p>

<p>İran basınında yer alan haberlere göre, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Fransız mevkidaşı Jean‑Noël Barrot ile bugün telefon görüşmesi yaptı. Arakçi, Barrot ile görüşmesinde, 'ABD'nin, İran'daki altyapıya yönelik herhangi bir saldırısına, İran Silahlı Kuvvetleri tarafından güçlü bir yanıt verileceğini' bildirdi.</p>

<p>Arakçi ayrıca, 'saldırılara karşılık verme taahhüdünü savunma operasyonları çerçevesinde değerlendirdiğini ve bunun, İran'ın egemenliğini koruma hakkı olduğunu' vurguladı.</p>

<p>Görüşmede, bölgedeki gerginlik ve güvenlik konuları ele alındı. Arakçi, ABD ve İsrail'in eylemlerini bölgesel istikrarsızlığın ana kaynağı olarak nitelendirerek, tehditlerin İran tarafından kabul edilemez olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fransız Dışişleri Bakanı Barrot ise görüşmede barış ve diyalog çağrısında bulundu ve bölgedeki gerilimlere dair endişelerini dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-disisleri-bakani-arakciden-abdye-uyari-her-turlu-saldiriya-guclu-yanit-verilecek</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/arakci.png" type="image/jpeg" length="23164"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Artemis II, Ay'ın daha önce görülmemiş bir bölgesini görüntüledi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/artemis-ii-ayin-daha-once-gorulmemis-bir-bolgesini-goruntuledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/artemis-ii-ayin-daha-once-gorulmemis-bir-bolgesini-goruntuledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NASA'nın Artemis II görevi kapsamında Ay'ın etrafında gerçekleştirilen uçuş sırasında çekilen yeni görüntüler, insan gözünün daha önce hiç görmediği bir bölgeyi ortaya koydu. Astronotlar tarafından kaydedilen fotoğraflar, hem Ay yüzeyine hem de Orion uzay aracındaki yaşama dair yeni detaylar sundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>NASA'dan yapılan açıklamaya göre, görüntülerden biri yaklaşık 965 kilometre genişliğindeki Orientale havzasının bir bölümünü içeriyor. Ay'ın yakın ve uzak yüzleri arasında geçiş niteliği taşıyan bu bölge, daha önce yalnızca robotik araçlarla gözlemlenebilmişti.</p>

<p>Artemis II mürettebatında yer alan NASA astronotu Christina Koch, Ay'ın Dünya'dan sürekli uzak kalan yüzüne ilişkin görüntüleri 'kesinlikle muhteşem' olarak nitelendirerek, 'bu manzaranın alışılmış Ay görüntülerinden farklı olduğunu' belirtti. Astronotlar, Ay'ın Orion pencerelerinden giderek daha büyük göründüğünü aktarırken, görev sırasında çekilen Dünya görüntülerinin, 1969'daki Apollo 11 görevi dahil, insan gözünün uzun yıllar sonra ilk kez bu açılardan gördüğü kareler olduğu belirtildi.</p>

<p><img alt="Artemis Ii" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/artemis-ii.jpg" width="1024" /></p>

<p>NASA'nın sosyal medya platformlarında canlı yayınlanan Orion uzay aracına ait görüntüler, görevin ilk aşamalarında Dünya'ya odaklanıldığını, Ay'a yaklaşıldıkça ise kameraların Ay yüzeyine çevrildiğini ortaya koydu. NASA, mürettebatın yolculuğun yarısından fazlasını tamamladığını ve Ay yakın geçişinin bugün gerçekleştirilmesinin planlandığını açıkladı.</p>

<p>Orion uzay aracının, Ay'ın yerçekimi alanına bugün girdiği de belirtildi. Artemis II'nin Ay'a yakın geçişi, bugün Türkiye saatiyle (TSİ) 20.00'den itibaren NASA'nın dijital platformları ve çeşitli yayın servisleri üzerinden canlı olarak izlenebilecek.</p>

<p><img alt="Artemis Ii (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1018" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/artemis-ii-2.jpg" width="1024" /></p>

<h2>Astronotların Orion'da yaşamı</h2>

<p>Mürettebatın uzaydaki yaşamına dair anlar da zaman zaman canlı yayınlarla paylaşıldı. Orion kapsülünde yansımayı önlemek için ışıkların kısılmasıyla çekilen bir görüntüde, Kanada Uzay Ajansı astronotu Jeremy Hansen'in uzayı izlediği anlar yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM &amp; UZAY</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/artemis-ii-ayin-daha-once-gorulmemis-bir-bolgesini-goruntuledi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/artemis-ii-ayin-daha-once-gorulmemis-bir-bolgesini-goruntuledi.jfif" type="image/jpeg" length="60332"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="89562"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="12784"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="68575"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="45049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="59233"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="44901"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="88965"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="26345"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="42645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="74338"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="65244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="22453"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="24927"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="84965"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="55426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="28514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="41321"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="13198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="71522"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="71144"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
