<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 25 Apr 2026 06:16:15 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD İran'la bağlantılı kripto cüzdanları dondurdu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/abd-iranla-baglantili-kripto-cuzdanlari-dondurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/abd-iranla-baglantili-kripto-cuzdanlari-dondurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ‘İran’la bağlantılı’ çok sayıda kripto para cüzdanındaki 344 milyon dolar değerinde paranın dondurulduğunu bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bessent, X’ten paylaşımında <strong>‘Tahran’ın fon üretme, transfer etme ve ülkeye geri getirme kabiliyetini sistematik olarak zayıflatmaya devam edeceklerini’</strong> söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinin (OFAC) İran bağlantılı çok sayıda kripto cüzdanına yaptırım uyguladığını belirten Bessent, <strong>“Tahran’ın ülke dışına çıkarmak için çaresizce çabaladığı paranın izini sürecek ve rejimle bağlantılı tüm finansal can damarlarını hedef alacağız”</strong> dedi.</p>

<h2>İran’a yeni yaptırımlar</h2>

<p>OFAC bugün İran’ın en büyük müşterilerinden olan ve milyarlarca dolar değerinde İran petrolü satın almış Çin merkezli bağımsız rafineri Hengli Petrochemical’ı da yaptırım listesine almıştı.</p>

<p>OFAC ayrıca, İran’ın <strong>‘gölge filosu’</strong>yla bağlantılı yaklaşık 40 denizcilik şirketi ve gemiyi de yaptırım listesine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/abd-iranla-baglantili-kripto-cuzdanlari-dondurdu</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/06/kripto-para-borsasi-btcturke-siber-saldiri.webp" type="image/jpeg" length="43866"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya: İsrail Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı görmezden geliyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/rusya-israil-nukleer-silahlarin-yayilmasinin-onlenmesi-antlasmasini-gormezden-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rusya-israil-nukleer-silahlarin-yayilmasinin-onlenmesi-antlasmasini-gormezden-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı görmezden geldiğini savunarak Tel Aviv yönetimini eleştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p itemprop="headline">Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı görmezden geldiğini savunarak Tel Aviv yönetimini eleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mariya Zaharova, Rusya’nın İjevsk kentinde düzenlediği basın toplantısında, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik politikalarını eleştirdi. Zaharova, İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı tarihsel olarak görmezden geldiğini öne sürerek, buna rağmen diğer ülkeleri nükleer silahların yayılması konusunda suçlamasını eleştirdi.</p>

<p>ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının söz konusu anlaşmayı zayıflattığını savunan Zaharova, bu eylemlerin özellikle İsrail’in çıkarları doğrultusunda gerçekleştiğini ifade etti. Zaharova ayrıca Zaporijya Nükleer Santrali ve Buşehr Nükleer Enerji Santrali’ne yönelik tehditlerin arttığını belirtti.</p>

<h2><strong>"Geçici ateşkesi olumlu buluyoruz"</strong></h2>

<p>Binyamin Netanyahu’nun İran’la ilgili “çatışmaların sürebileceği” yönündeki açıklamalarını değerlendiren Zaharova, savaş söyleminin çözüm getirmeyeceğini söyledi. ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesi olumlu bulduklarını dile getiren Zaharova, bu sürecin diyalog için fırsat yarattığını ve tarafların nihai bir anlaşmaya ulaşabileceğini umduklarını ifade etti. Öte yandan Zaharova, Lübnan’da bir İsrail askerinin Hazreti İsa’yı simgeleyen heykele zarar vermesini “vandalizm” olarak nitelendirdi ve kabul edilemez buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/rusya-israil-nukleer-silahlarin-yayilmasinin-onlenmesi-antlasmasini-gormezden-geliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/mariya-zaharova-2.jpg" type="image/jpeg" length="93655"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Depremde yıkılan Ezgi Apartmanı davasında ek rapor alınmasına karar verildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/depremde-yikilan-ezgi-apartmani-davasinda-ek-rapor-alinmasina-karar-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/depremde-yikilan-ezgi-apartmani-davasinda-ek-rapor-alinmasina-karar-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı'nın 11'inci duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, pastane sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'in tutukluluk halinin devamına, iç mimar Ertan Danacı'nın tahliyesine karar verdi ve Pamukkale Üniversitesi'nden ek rapor alınmasına hükmederek duruşmayı 6 Temmuz'a erteledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı'nın 11'inci duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, pastane sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'in tutukluluk halinin devamına, iç mimar Ertan Danacı'nın tahliyesine karar verdi ve Pamukkale Üniversitesi'nden ek rapor alınmasına hükmederek duruşmayı 6 Temmuz'a erteledi.</p>

<p>Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, Onikişubat ilçesinde bulunan Ezgi Apartmanı'nın yıkılması sonucunda 35 kişi hayatını kaybetti.</p>

<p>3'ü tutuklu, 1'i tutuksuz, 7'si kamu görevlisi olmak üzere toplam 11 sanığın yargılanmasına Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya depremde yakınlarını kaybedenler ile tutuklu sanıklar Sami Kervancıoğlu, Mustafa Pekel, Ertan Danacı, tutuksuz sanık fenni mesul Mehmet Tekin ve taraf avukatları katıldı. Tutuksuz yargılanan kamu görevlileri ise duruşmaya katılmadı.</p>

<p>Mahkeme Başkanı, Ezgi Apartmanı'nın yıkılmasına ilişkin Pamukkale Üniversitesi'nden talep edilen bilirkişi raporunun dosyaya ulaştığını taraflara bildirdi. Raporda; müteahhit, statik proje müellifi, fenni mesul, pastane işletmesi ve kamu görevlilerinin 'asli kusurlu' olduğu ifade edildi.</p>

<p>Tutuklu sanıklar Kervancıoğlu, Pekel ve Danacı, üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek tahliyelerini talep etti. Duruşma sırasında sanık avukatlarından birinin müşteki avukatlarına yönelik sözleri üzerine taraflar arasında tartışma çıktı ve duruşmaya ara verildi.</p>

<p>Sanık avukatları, müvekkillerinin tahliyesini talep ederken, bilirkişi raporunda çelişkiler bulunduğunu belirterek yeni rapor alınmasını istedi. Müşteki avukatları ise sanıklardan şikayetçi olduklarını ifade ederek tutukluluk halinin devamını talep etti ve yeni bir bilirkişi raporu taleplerinin bulunmadığını bildirdi.</p>

<h2><strong>Duruşma 6 Temmuz'a ertelendi</strong></h2>

<p>Mahkeme heyeti, pastane sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'in tutukluluk halinin devamına, iç mimar Ertan Danacı'nın tahliyesine karar verdi. Heyet, son bilirkişi raporunun içeriği ile sonuç kısmı arasında uyumsuzluk bulunduğu gerekçesiyle aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına hükmetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca, son bilirkişi raporunda kamu görevlilerinin 'asli kusurlu' olması nedeniyle, 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan ek savunma alınmasına; son raporda binanın yapım sürecinde Kahramanmaraş Belediyesi'nde görev yapan dava dışı Hacı Mehmet Güner ve Mehmet Sezal'ın da 'asli kusurlu' olduğunun belirtilmesi üzerine suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi ve duruşma 6 Temmuz tarihine ertelendi.</p>

<h2><strong>İddianameden...</strong></h2>

<p>Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, binanın zemin katında faaliyet gösteren pastanenin yetkilileri sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel ile pastanedeki tadilatı organize eden sanık Ertan Danacı hakkında, 35 kez 'olası kastla kasten öldürme' ve 'olası kastla kasten yaralama' suçlarından her biri için 700 yıl 4 aydan 876 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep etti.</p>

<p>Müteahhit Yakup Aktaş ile fenni mesul Mehmet Tekin hakkında ise, 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan 8 aydan 22 yıl 5 aya kadar hapis cezası istendi. Ayrıca, binanın inşa edildiği dönemde Kahramanmaraş Belediyesi'nde görev yapan Fahri Yiğitoğlu, Veli Çiftaslan ve Mehmet Dişçeken ile pastanede yapılan tadilatları denetlemeyen Onikişubat Belediyesi personelleri Sait Avşar, Ali Gemci, Mehmet Akif Canlı ve Mustafa Şirikçi hakkında da 'taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan dava açıldı. Müteahhit Aktaş, yargılama sürecinde hayatını kaybetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, KAHRAMANMARAŞ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/depremde-yikilan-ezgi-apartmani-davasinda-ek-rapor-alinmasina-karar-verildi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 23:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/depremde-yikilan-ezgi-apartmani-davasinda-ek-rapor-alinmasina-karar-verildi.jpeg" type="image/jpeg" length="49321"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["İran taleplerimizi karşılayacak bir teklif hazırlığında"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-taleplerimizi-karsilayacak-bir-teklif-hazirliginda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-taleplerimizi-karsilayacak-bir-teklif-hazirliginda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Cuma günü Reuters'a verdiği demeçte İran'ın ABD'nin taleplerini karşılamaya yönelik bir teklif sunmayı planladığını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Cuma günü Reuters'a verdiği demeçte İran'ın ABD'nin taleplerini karşılamaya yönelik bir teklif sunmayı planladığını söyledi.</p>

<p>Trump, telefon görüşmesinde "Bir teklif yapıyorlar, ne olacağını henüz bilmiyorum ama göreceğiz" ifadesini kullandı.</p>

<p>ABD Başkanı, ABD'nin kimlerle müzakere yürüttüğü sorusuna "Bunu açıklamak istemiyorum, ancak şu an söz sahibi olan, yetkiyi elinde tutan kişilerle görüşüyoruz" yanıtını verdi.</p>

<h2>"ABD heyeti Cumartesi sabah Pakistan'a gidecek"</h2>

<p>Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Cuma günü gazetecilere yaptığı açıklamada Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'ı İslamabad'da İranlı muhataplarıyla görüşmek üzere görevlendirdiğini, ikilinin Cumartesi sabahı hareket edeceğini duyurdu. Leavitt Başkan Yardımcısı JD Vance'in ise Washington'da kalacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Özel Temsilci Steve Witkoff ile Jared Kushner yarın sabah Pakistan'a giderek, tüm bu süreç boyunca İran heyetinin temsilcileriyle olağanüstü bir arabuluculuk görevi üstlenen Pakistanlıların aracılık ettiği doğrudan görüşmelere katılacaklar."</p>

<p>Ayrıca Leavitt, bunun verimli bir görüşme olmasını umduklarını söyledi. Trump'ın nükleer silah konusundaki kırmızı çizgisini birçok kez dile getirdiğini ve bu konuda net olduklarını ifade eden Leavitt, buna karşın başkanın İranlıların masaya sunacağı önerileri dinlemek istediğini aktardı.</p>

<h2>İran heyeti İslamabad'da</h2>

<p>İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı'nın aktardığına göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Pakistan'ın başkenti İslamabad'a ulaştı.</p>

<p>Erakçi'nin Pakistan, Umman ve Rusya'daki yetkililerle gerçekleştireceği ikili görüşmelerde, bölgedeki güncel gelişmeler ile ABD ve İsrail’in İran'a karşı başlattığı savaşın son durumunun ele alınması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Erakçi'nin söz konusu ziyaretleri kapsamında, ABD ve İsrail'in İran'a dayattığı savaşın sona erdirilmesine yönelik çabaların da değerlendirileceğini ifade etmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-taleplerimizi-karsilayacak-bir-teklif-hazirliginda</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 23:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/trump-26.png" type="image/jpeg" length="20674"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tanrıkulu'ndan faili meçhul cinayetler için kurulan daireye ilişkin soru: Kriter nedir?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tanrikulundan-faili-mechul-cinayetler-icin-kurulan-daireye-iliskin-soru-kriter-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tanrikulundan-faili-mechul-cinayetler-icin-kurulan-daireye-iliskin-soru-kriter-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde faili meçhul cinayetleri araştırmak amacıyla kurulduğu belirtilen daire başkanlığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Tanrıkulu, Bakanlığın yalnızca bazı dosyaların inceleneceği yönündeki yaklaşımına tepki göstererek, 'Hangi dosyalar incelenecek, hangileri incelenmeyecek?' diye sordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde faili meçhul cinayetleri araştırmak amacıyla kurulduğu belirtilen daire başkanlığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Tanrıkulu, Bakanlığın yalnızca bazı dosyaların inceleneceği yönündeki yaklaşımına tepki göstererek, 'Hangi dosyalar incelenecek, hangileri incelenmeyecek?' diye sordu.</p>

<p>Tanrıkulu, faili meçhul cinayetleri araştırmak amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde bir daire başkanlığı kurulduğuna ilişkin açıklamaları değerlendirdi. Tanrıkulu, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sayın Bakana soruyorum; bunun kriteri nedir?</h2>

<p>'Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde faili meçhul cinayetleri araştırmak amacıyla bir daire başkanlığı kurulduğu ifade edildi. Sayın Bakan da bu yönde açıklamalarda bulundu. Ancak dün Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki resepsiyonda kendisine yöneltilen bir soruya verdiği yanıtta, faili meçhul cinayetlerin tamamının değil, yalnızca bazılarının inceleneceğini açıkça ifade etti. Altını özellikle çizmek istiyorum; faili meçhul her cinayet değil, sadece bazıları incelenecek deniliyor. Buradan Sayın Bakana soruyorum; bunun kriteri nedir? Hangi dosyalar incelenecektir, hangileri incelenmeyecektir? Bu ayrım neye göre yapılacaktır? Arkasında 'derin devlet' olduğu iddia edilen dosyalar mı kastedilmektedir? Örneğin, Diyarbakır'ın orta yerinde öldürülen ve faili meçhul kalan Tahir Elçi suikastı yeniden araştırılacak mıdır? Sayın Bakandan tüm bu sorulara açık ve net yanıtlar bekliyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tanrikulundan-faili-mechul-cinayetler-icin-kurulan-daireye-iliskin-soru-kriter-nedir</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 23:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/tanrikulundan-faili-mechul-cinayetler-icin-kurulan-daireye-iliskin-soru-kriter-nedir.jpg" type="image/jpeg" length="65405"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri’nden Doruk Madencilik işçilerine destek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/antalya-emek-ve-demokrasi-guclerinden-doruk-madencilik-iscilerine-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/antalya-emek-ve-demokrasi-guclerinden-doruk-madencilik-iscilerine-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Haber: Sabri Kırdar</strong></p>

<p>Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, Yıldızlar SSS (Üçes) Holding ve TMSF’nin hak gaspına uğrayan Doruk Madencilik işçilerinin 14 gündür süren direnişine dikkat çekmek ve dayanışma amacıyla Attalos Anıtı önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, işçilere yapılan muamelenin “köle muamelesi” olduğu vurgulanırken, holding ve hükümet yetkilileri göreve çağrıldı.</p>

<p>Basın açıklaması, Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri adına Umut-Sen Antalya İl Temsilcisi Sümeyra Göztepe tarafından okundu.</p>

<p>Açıklamada, Eskişehir’den Ankara’ya 180 kilometre yürüyen, ardından polis şiddetine maruz kalan ve halen açlık grevinde olan Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesinin yalnızca bir hak mücadelesi değil, aynı zamanda onur ve haysiyet mücadelesi olduğu belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, 2016’da TMSF tarafından el konulan ve Aralık 2022’de Yıldızlar SSS (Üçes) Holding’e devredilen madende işçilerin haklarının sistematik olarak gasp edildiği ifade edildi. TMSF’nin madeni devrederken ne işçilerin borçlarını sıfırladığı ne de işten çıkarılan yüzlerce işçinin özlük haklarını ödediği hatırlatıldı. Holdingin devri almasının ardından dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın “Devletin güvencesindesiniz” sözüne rağmen hiçbir sorunun çözülmediği, aksine baskıların arttığı vurgulandı.</p>

<p>Sümeyra Göztepe tarafından okunan basın metninde şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Yıldızlar SSS (Üçes) Holding madeni devraldığında 1200 civarında işçi çalışıyorken bu sayı önce 250’ye düşürüldü, ardından 200 işçi zorla ücretsiz izne çıkarıldı ve 5 aydır maaşları ödenmiyor. Madencilerin kazandığı davalar, mahkemelerin icra kararları bile dikkate alınmıyor. Dahası, iş cinayetinde yaşamını yitiren üç madenci kardeşimizin ölümlerinden holding sorumlu tutulmasına rağmen tazminatları ödenmedi.”</p>

<p>Açıklamada, işçilerin hakları için başlattıkları yürüyüşün 9. gününde Ankara’da tekmelenerek gözaltına alındıkları, Enerji Bakanlığı önünde binlerce polisin ablukası altında bekletildikleri, battaniye ve ilaç ihtiyaçlarının valilik ve emniyet tarafından reddedildiği, hatta hekim heyetinin alana sokulmadığı aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Madenciler ‘şimdi daha da açız ve çıplağız, çok bağırdık, artık susuyoruz’ dedi. Polisler onlara tekme ve copla saldırdı. Gözaltında fenalaşan işçiler oldu. Bu muamele köle muamelesidir!” denildi.</p>

<p>Grup, sorumluları TMSF, Enerji Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, holding sahibi Sabahattin Yıldız ve yıllar önce söz verip tutmayan iktidar partisi milletvekilleri olarak sıraladı. Açıklamanın sonunda Doruk Madencilik işçilerinin altı talebi tek tek okundu:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Aylarca ödenmeyen ücret, ikramiye, yıllık izin ve sendikal hakların ödenmesi,</li>
 <li>TMSF öncesi ve sonrası haksızca işten çıkarılan tüm işçilerin tazminatlarının ödenmesi,</li>
 <li>Rızaya aykırı ücretsiz izin uygulamasının sonlandırılması,</li>
 <li>İSİG kurallarına uygun güvenli çalışma ortamı,</li>
 <li>Sendika üyesi oldukları için işten atılan madencilerin işe iadesi,</li>
 <li>Madenin kamulaştırılması ve iş güvencesinin teminat altına alınması.</li>
</ol>

<p>Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, “Bugün madenciler Kurtuluş Parkı’nda abluka altında. Kimseyle konuşmuyor, kimseyle görüşmüyorlar. Buradan tüm Türkiye’ye sesleniyoruz: Madencilerin sesi olun, bulunduğunuz her yerde bu ablukaya, bu haksızlığa karşı ses çıkarın!” çağrısı yaptı.</p>

<p>Açıklamanın ardından grup, “Doruk Madencilik işçileri yalnız değildir”, “Madenciler kazanacak” sloganları eşliğinde dağıldı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANTALYA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/antalya-emek-ve-demokrasi-guclerinden-doruk-madencilik-iscilerine-destek</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/antalya-doruk-maden-destek.jpg" type="image/jpeg" length="11123"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["İzmir film karakteri olursa"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/izmir-film-karakteri-olursa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/izmir-film-karakteri-olursa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali başladı. Dokuzuncusu düzenlenecek olan festival 24-29 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleşiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Nilgün Eser - İzmir</strong></p>

<p>İzmir Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali başladı. Dokuzuncusu düzenlenecek olan festival 24-29 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleşecek.</p>

<p>Festivalde birinci günün ilk etkinliği İtalyan Kültür Merkezi’nde Yönetmen Aysim Türkmen’in "İzmir’den Karakter Yaratmak" Atölyesi oldu. Katılımcılarla oluşturulan senaryolar, İzmir’in pek çok yüzünü araştırıyor.</p>

<p>Yömetmen Aysim Türkmen, kentler ve dönüşüm konuları üzerine cektiği belgesellerle tanınıyor.<br />
‘Çekmeköy Underground’, Çeperdekiler, Orada mısın - Peekaboo, Kapitalistanbul, Selahattin’in İstanbulu<br />
filmlerinden bazıları.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Robert Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi mezunu yönetmenin, radyo programları yapıcılığı ve sunuculuğu yaptı.<br />
Aysim Türkmen, aynı zamanda Filmperest Senaryo Grubu’nun da kurucu üyesi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/izmir-film-karakteri-olursa</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/izmirtiyatro.jpeg" type="image/jpeg" length="38553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fener Beko Manisa’da 4 sayı farkla galip: 78-82]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/fener-beko-manisada-4-sayi-farkla-galip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/fener-beko-manisada-4-sayi-farkla-galip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nin 28’inci haftasında Glint Manisa Basket, sahasında Fenerbahçe Beko’yu ağırladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ahmet ÜNSAL- Manisa</strong></p>

<p>Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nin 28’inci haftasında Glint Manisa Basket, sahasında Fenerbahçe Beko’yu ağırladı. Muradiye Kapalı Spor Salonu’nda oynanan maç, 78-82 Fenerbahçe Beko’nun galibiyetiyle sona erdi. Maçın en skorer 18 sayıyla Fenerbahçe Beko’da Hall oldu. Glint Manisa Basket tarafından “Minik Kalpler İçin Sahaya” sloganıyla taraftarlardan istenilen pelüş oyuncaklar ihtiyaç sahibi çocuklar için sahaya atıldı. Renkli görüntüler ortaya çıktı.</p>

<p><br />
Renkli çekişmenin yaşandığı maçı AKP MKYK üyesi Ahmet Mücahit Arınç, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in eşi Didem Özel, CHP il Başkanı İlksen Özalper, Chp Yunusemre İlçe Başkanı Yalçın Arcak, Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Gençlik ve Spor İl Müdürü Yunus Öztür ve çok sayıda basketbol seven izledi</p>

<p>SALON: Muradiye Kapalı Spor Salonu<br />
HAKEMLER: Kerem Baki, Kaan Büyükçil, Halil Erkoç<br />
GLİNT MANİSA BASKET: Smith 9, Mintz 6, Buğra, Johnson 13, Pereira 12, Stevenson 15, Yağız, Batu, Yiğit 7, Starks 12, Altan, Martin 4<br />
FENERBAHÇE BEKO:<br />
Melli 14, Melih 3, Biberovic 13, Hall 18, Birch 11, Mert, Tucker 10, Colo 4, Onuralp, Jantunen 2, Yiğit, Colson 7<br />
1’İNCİ PERİYOT: 21-26<br />
DEVRE: 39-51<br />
3’ÜNCÜ PERİYOT: 60-67<br />
5 FAUL: Johnson (39.52) (Glint Manisa Basket)<br />
MAÇ SONU: 78-82</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/fener-beko-manisada-4-sayi-farkla-galip</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 22:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-24-at-201228.jpeg" type="image/jpeg" length="38941"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antalya'nın yerel gündemi dokuz8 TV ekranlarında ele alındı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/antalyanin-yerel-gundemi-dokuz8-tv-ekranlarinda-ele-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/antalyanin-yerel-gundemi-dokuz8-tv-ekranlarinda-ele-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8 TV’nin "Gündem Yerel" programına katılan SES çalışanı Sabri Kırdar; Antalya'daki 1 Mayıs hazırlıklarını, kentte yapılacak olan COP 31 İklim Zirvesi'ni, artan ekolojik sorunları ve belediye başkanlarına yönelik gerçekleşen hukuki süreçleri değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) büro emekçisi ve yurttaş habercisi Sabri Kırdar, dokuz8 TV’nin yerel gündemleri kamuoyuna taşımayı hedefleyen "Gündem Yerel" programına konuk oldu.</p>

<p>Programda Antalya'nın sıcak gündem başlıklarını değerlendiren Kırdar, kentin siyasi ve toplumsal dinamiklerine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Antalya'da 1 Mayıs kutlamalarının Cuma günü saat 14.00'te Aydın Kanza Parkı'nda toplanılarak Cumhuriyet Meydanı'na yapılacak yürüyüşle gerçekleştirileceği duyuruldu. Kırdar, kutlamaların son 3 yıldır olduğu gibi bu yıl da DİSK, KESK, Türk-İş ve Birleşik Kamu İş’in ortak çağrısıyla birleşik şekilde yapılacağını vurguladı. Akdeniz Üniversitesi gibi büyük bir öğrenci nüfusuna sahip olunmasına rağmen gençlik katılımının düşük seyrettiğini belirten Kırdar, turizm ve tarım işçilerinin ise güvencesiz ve mevsimlik çalışma koşulları sebebiyle alanlarda yeterince yer bulamadığını kaydetti. Yakın zamanda kentte çıkan bir yangında hayatını kaybeden 5 göçmen işçiyi hatırlatan Kırdar, güvencesiz çalıştırılan göçmenlerin durumunun 1 Mayıs’ın ana başlıklarından biri olacağını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"HALKIN İRADESİNE KELEPÇE VURULDU"</h2>

<p>9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek olan COP 31 İklim Zirvesi, programın bir diğer önemli başlığını oluşturdu. Zirveye 80 binden fazla delege ve devlet başkanının katılacağını ifade eden Kırdar, yerel yöneticilerin bu organizasyonu iklim odaklı bir yaklaşımdan ziyade bir "reklam ve turizm vitrini" olarak gördüğünü ifade etti. Antalya’nın doğasının taş ocakları, HES projeleri ve imar rantıyla tahrip edildiğine dikkat çeken Kırdar, "İçeride devlet başkanları iklimi konuşacak, dışarıda ise bu doğa yağması devam edecek. Bu durum oldukça ironik" ifadelerini kullandı. Kentteki yapılaşma baskısına örnek olarak Karaalioğlu Parkı’nın sit derecesinin düşürülmesini ve Antalya Müzesi’nin durumunu gösteren Kırdar, sivil toplumun "Antalya İklim Adaleti Forumu" ve "Halkların İklim Zirvesi" adı altında alternatif çalışmalar yürüttüğünü sözlerine ekledi.</p>

<p>Yerel yönetimlere yönelik operasyonların da konuşulduğu programda Kırdar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in 1990’lı yıllardan sonra üst üste iki seçim kazanan ilk başkan olduğunu ancak tutuklanarak cezaevine gönderildiğini hatırlattı. Manavgat Belediye Başkanı’nın görevden alındığını, Aksu ve Serik belediye başkanlarının ise AKP’ye katıldığını ifade eden Kırdar, "İkna edemediklerini baskı ve yargı yoluyla almaya çalışıyorlar. Bu durum Antalya halkının iradesine vurulmuş bir kelepçedir" dedi. Kırdar, bu duruma yönelik toplumsal tepkinin 1 Mayıs alanlarında protestoya dönüşmesini beklediklerini belirterek tüm doğa savunucularını kutlamalara davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANTALYA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/antalyanin-yerel-gundemi-dokuz8-tv-ekranlarinda-ele-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 21:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/yerel-gundem-antalya.jpg" type="image/jpeg" length="98918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Açlık grevindeki bir Doruk Madencilik işçisi daha fenalaştı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aclik-grevindeki-bir-doruk-madencilik-iscisi-daha-fenalasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aclik-grevindeki-bir-doruk-madencilik-iscisi-daha-fenalasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doruk Madencilik işçilerinin Ankara'da başlattıkları açlık grevinin 5. gününde, bir madenci daha fenalaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Doruk Madencilik işçilerinin Ankara'da başlattıkları açlık grevinin 5. gününde bir madenci daha fenalaştı.</p>

<p>Bağımsız Maden İşçileri Sendikası'ndan yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Direnişe devam kararımızı açıkladığımız sırada, açlık grevinin 5. günündeki bir madenci kardeşimiz daha fenalaştı. Madencinin talepleri derhal kabul edilsin! Aylarca ödenmeyen ücret alacaklarının ödenmesi. TMSF öncesi ve sonrasında haksızca çıkış alan tüm işçilere tazminat haklarının ödenmesi. Halihazırda çalışan işçilere rızası olmadan dayatılan ücretsiz izin uygulamasının kaldırılması. İSİG kurallarına uygun güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması. Sendikamız üyesi olup mücadelede öncülük ettikleri için işten çıkarılan işçilerin işe iadesi. Madenin kamulaştırılmasını, iş güvencesinin teminat altına alınması.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aclik-grevindeki-bir-doruk-madencilik-iscisi-daha-fenalasti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 21:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/aclik-grevindeki-bir-doruk-madencilik-iscisi-daha-fenalasti.jpg" type="image/jpeg" length="56063"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Friedrisch Merz: İran zaman kazanmaya çalışıyor, üzerindeki baskıyı artırmalıyız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/friedrisch-merz-iran-zaman-kazanmaya-calisiyor-uzerindeki-baskiyi-artirmaliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/friedrisch-merz-iran-zaman-kazanmaya-calisiyor-uzerindeki-baskiyi-artirmaliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasındaki müzakerelerin devam etmesi için ısrarcı olduklarını söyleyen Merz, "İran zaman kazanmaya çalışıyor ve bu yüzden İran üzerindeki baskıyı artırmalıyız." dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İran'ın ABD ile müzakerelere yeniden başlamasını talep etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ndeki (GKRY) gayriresmi nitelikli Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi'nin ardından düzenlediği basın toplantısında, zirvede Ukrayna'ya desteğin, Orta Doğu'daki durumun ve AB bütçesinin ele alındığını belirtti.</p>

<p>ABD ile İran arasındaki müzakerelerin devam etmesi için ısrarcı olduklarını söyleyen Merz, "İran zaman kazanmaya çalışıyor ve bu yüzden İran üzerindeki baskıyı artırmalıyız." dedi.</p>

<p>AA'nın haberine göre, Merz, kapsamlı bir uzlaşmaya varılmasının başarılması durumunda (İran'a yönelik) yaptırımları kademeli olarak hafifletmeye hazır olduklarını ifade ederek, bunun için Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğü konusunda hızlı ve net bir anlaşmaya varılması, İran'ın nükleer programına kesin olarak son vermesi, İsrail'in daha fazla tehdit edilmemesi gerektiğini dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/friedrisch-merz-iran-zaman-kazanmaya-calisiyor-uzerindeki-baskiyi-artirmaliyiz</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 21:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/02/friedrich-merz-1.png" type="image/jpeg" length="37574"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye-Almanya parlamentolar arası dostluk grubu heyeti Berlin'de]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turkiye-almanya-parlamentolar-arasi-dostluk-grubu-heyeti-berlinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turkiye-almanya-parlamentolar-arasi-dostluk-grubu-heyeti-berlinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye-Almanya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu heyeti, Berlin'de Türk toplumu temsilcileri ve STK'larla bir araya gelerek parlamenter diplomasi, diaspora politikaları ve iki ülke ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik mesajlar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye-Almanya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu heyeti, Berlin'de Türk toplumu temsilcileri ve STK'larla bir araya gelerek parlamenter diplomasi, diaspora politikaları ve iki ülke ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik mesajlar verdi.<br />
<br />
Türkiye-Almanya parlamentolar arası dostluk grubu heyeti, Berlin'de Türk toplumu temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi. Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçiliği'nin ev sahipliğinde düzenlenen program, iki ülke arasındaki siyasi, sosyal ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesini amaçladı. Toplantı, parlamenter diplomasinin somut örneklerinden biri olarak değerlendirildi.<br />
<br />
TBMM Türkiye-Almanya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya başkanlığındaki heyette, farklı siyasi partilerden milletvekilleri yer aldı. Heyette AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz, CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç ve İYİ Parti İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu bulundu.<br />
<br />
Toplantının açılışında konuşan Sırakaya, Türkiye ve Almanya parlamentoları arasındaki diyaloğun artırılmasının yalnızca siyasi değil, aynı zamanda toplumsal bağları güçlendiren stratejik bir adım olduğunu vurguladı. Almanya'daki Türk toplumunun 1961 yılındaki iş gücü anlaşmasından bu yana geçen yarım asırlık süreçte yazdığı destanı büyük bir gururla izlediklerini dile getiren Sırakaya, Türk vatandaşlarının Almanya'nın sadece ekonomik kalkınmasına değil; sanat, bilim, spor ve siyaset gibi hayatın her alanına sunduğu katkıları 'bir başarı hikâyesi' olarak tanımlayan Sırakaya, diasporanın bu güçlü varlığının Türkiye için büyük bir değer olduğunu vurguladı.<br />
<br />
Sırakaya, yurt dışında yaşayan vatandaşların bulundukları ülkenin diline hâkim olmalarının önemine dikkat çekerken, Türkçenin korunmasının da kültürel kimlik açısından kritik olduğunu söyledi.Küresel gelişmelere de değinen Sırakaya, özellikle Gazze'deki çatışmalara işaret ederek Türkiye'nin istikrar ve güvenlik konusunda sorumluluk üstlenmeye devam ettiğini belirtti.<br />
<br />
Program kapsamında sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan istişarelerde ise yurt dışındaki Türkleri ilgilendiren yeni düzenlemeler hakkında bilgilendirme yapıldı. Katılımcıların talepleri ve önerileri milletvekilleri tarafından not alınarak gereğinin yapılacağı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turkiye-almanya-parlamentolar-arasi-dostluk-grubu-heyeti-berlinde</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/turkiye-almanya-parlamentolar-arasi-dostluk-grubu-heyeti-berlinde.jpeg" type="image/jpeg" length="64059"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'nin Doğu Karadeniz Medya Buluşması gerçekleşti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpnin-dogu-karadeniz-medya-bulusmasi-gerceklesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpnin-dogu-karadeniz-medya-bulusmasi-gerceklesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, 'Doğruları söyleyince nelerle karşılaşacağını görüyorsun bir diğer taraftan da gazetecilik sadece gazetecilere bırakılacak bir iş de değil. Mesleki açıdan elbette ama bir taraftan da bir ihtiyaç var, o da demokrasi ihtiyacı. Özellikle günümüz Türkiyesi'nde denge ve denetim mekanizmasının çöktüğü bir yerde gazeteciler o alanda daha güçlü olmak zorunda' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, 'Doğruları söyleyince nelerle karşılaşacağını görüyorsun bir diğer taraftan da gazetecilik sadece gazetecilere bırakılacak bir iş de değil. Mesleki açıdan elbette ama bir taraftan da bir ihtiyaç var, o da demokrasi ihtiyacı. Özellikle günümüz Türkiyesi'nde denge ve denetim mekanizmasının çöktüğü bir yerde gazeteciler o alanda daha güçlü olmak zorunda' dedi.</p>

<p>CHP İletişim'in Türkiye'nin farklı bölgelerinde düzenlediği Yerel Medya Buluşmaları'nın beşincisi bugün Trabzon'da 'Doğu Karadeniz Yerel Medya Buluşması' başlığında düzenlendi. Trabzon, Artvin, Rize, Bayburt, Gümüşhane, Giresun, Ordu, Tokat ve Samsun'dan yerel medya temsilcilerini bir araya getirirken, yapılan söyleşilere ulusal gazeteciler konuk oldu.</p>

<p>Moderatörlüğünü CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut'un yaptığı söyleşide Gazeteci Gülşah İnce, Kıvanç El ve Hilmi Hacaloğlu konuşma yaptı, sonrasında da katılımcıların soruları yanıtlandı.</p>

<h2><strong>'Bir tarafta cezaevine gideceğini bilmesine rağmen cesurca yazanlar var bir tarafta da milyon dolarlar alıp lüks içerisinde yaşayanlar var'</strong></h2>

<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Bulut'un konuşması şu şekilde:</p>

<p>'Baktığımızda gazetecilik mesleği açısından böyle bir ihtiyaçla doğmuş durumda eskisi gibi masada oturup köşe yazarlığı üzerine gazetecilik gitmiyor ama diğer taraftan da gazetecilik cesaret isteyen bir iş haline dönmüş durumda. Doğruları söyleyince nelerle karşılaşacağını görüyorsun bir diğer taraftan da gazetecilik sadece gazetecilere bırakılacak bir iş de değil. Mesleki açıdan elbette ama bir taraftan da bir ihtiyaç var, o da demokrasi ihtiyacı. Özellikle günümüz Türkiyesi'nde denge ve denetim mekanizmasını çöktüğü bir yerde gazeteciler o alanda daha güçlü olmak zorunda. Verdiği örnek misali işte Uğur Dündar'ın varlığı o ona bir güç veriyor kendini gösterebiliyor kendisini hükümete gösteremese kamuya gösteremezse de gazeteciye gösterdiğinde sonuçta vatandaşa ulaşmış oluyor. Vatandaşın o haber alma hakkı dediğimiz olgu yerine gerçekleşiyor. Herkes dijitalden kendini gazeteci ilan ediyor bir tarafıyla Hilmi'nin söylediği gibi ya da Gülşah'ın söylediği gibi o mesleği yapmak çok zorlaşırken yanında sayılar da çoğaldı. Bir disiplin gerekiyor o disiplin nasıl sağlanacak? Burada hepimiz soruları çok iyi söylüyor çok iyi konuşuyoruz. Biz bile artık öğrendik sizin sorunlarınızı ama bunu nasıl çözebiliriz?</p>

<p>Gazeteci kime denir başta onu sormak lazım. Gazeteci kimdir? Bunları nasıl disiplin edebilirsiniz bir tarafta cezaevine gideceğini bilmesine rağmen cesurca yazanlar var bir tarafta da milyon dolarlar alıp lüks içerisinde yaşayanlar da var. Sonra dönüp baktığınızda her ikisine gazeteci diye ifade ediliyor. Bazı yerlerde oda tartışıldı. Bazıları da ona şiddetle karşı çıktı ama sonuçta ben kendi tecrübelerimle yola çıkarak örgütsel tecrübelerimden yola çıkarak sorumluluk alamadığım ya da üyelikte onun karşılığını veremediğin hiçbir sistem tutmaz. Mutlaka bir yer olacak, o yer sana kartını verecek ve bir yanlış bir şey yapıyorsan ceza verecek. Ama bu nasıl yapılacak yani baro da avukatlık yapabilmen için üye olman gerekiyor eğer etik dışı bir şey yaparsan disipline veriyorsun ve sonrasında onla ilgili ceza alıyorsun. Hekimlikte meslekten uzaklaştırıyorsun ama gazetecilikte olabileceği yalan haberler yazılabiliyor bir tarafta İsmail cezaevindeyken bir başka biri de o onunla ilgili bile yalan yazabiliyor kendi meslektaşı ile ilgili yalan yazabiliyor buna nasıl bir disiplin şekli getirmek lazım? Hiç kimseye bağlı kalmayan bir gazetecilik mesleği oluşturulması gerekiyor iktidara muhalefete ya da yerel yönetimlere o formülü bulmak lazım. O bulunmazsa her seferinde başka bir şey söyleyeceğiz ama bugün gelinen nokta o tartışmaları da çok ötesine gelmiş durumda yani uçurumdan aşağı doğru iniyor. işte Amerika'da Vietnam Pentagon belgeleri tartışılırken işte devlet mi önce diyelim, halk mı önce diye bir tartışma vardı. Şimdi Türkiye'de bırakın onu sarayın keyfi ne istiyorsa ya da onun aleyhine en ufak bir şey yapılamadı bir döneme girdik.'</p>

<h2>'Görsel Basında Gazetecilik' adı altında konuşma yapan Gazeteci Gülşah İnce, şöyle konuştu:</h2>

<p>'Elbette söylemek istemediklerini söylemek zorunda kalan pek çok meslektaşlarımız var. O nedenle bu siyasi baskı biraz kurumsal. Kişiler bazında değil. Diğer tarafta Türkiye'nin gündemi çok can yakıyor. Vicdanları çok yaralıyor. Haberci, duygularını habere çok katmamalı. Ama öyle bir durum da yok. Bazen insanın, insanlık söz konusu olduğunda yeter artık deme hakkı da var ekran yüzünün. O yüzden o taraf ne yazık ki bu tarafta böyle bir durum var. Ara ara görüyorsunuzdur. Göz yaşlarına hakim olamayan ekran yüzleri var. Sinirlerine hakim olamayan yine sunucular var. Ama bir kanalın ekran yüzü olmak ya da bir programda sunuculuk yapmak, sizler adına gelen soruları, izleyiciler adına gelen soruları muhatabına iletiyor olmak, tamamen objektif olmak demek.</p>

<p>Bugün bence televizyonculukta şu aşamaya geçilmeli. Haberciler daha fazla ekranda olmalı. Çünkü filtresiz sorulması gereken soruları sorma refleksi biz habercilerde var. Gazeteciler taraftır diyoruz ya o taraf bu taraf ama gazeteciler taraftır. Ben tarafımı söyleyeyim. Ben çocukların geleceğinden, kadınların yaşam hakkından, insan haklarından ve sesini duyuramayan kim varsa onların tarafından. Böyle bir tarafım var benim. Bu kadar objektiflik kıssasını, habercilik bunların dışında tutarak söylüyorum.</p>

<h2><strong>'Gazetecilik biraz aşk işi'</strong></h2>

<p>Dijitalde 'Gazetecilik' başlığı altında konuşan Bağımsız Gazeteci Hilmi Hacaloğlu, gazetecilik mesleğinin zaman içerisindeki dönüşümünden bahsederek şöyle konuştu:</p>

<p><strong>'</strong>Benim içine doğduğum dünya analog bir dünyaydı. Ve işte kameraman vardı, muhabir vardı, reji vardı, editör vardı. Şimdi bütün bunların hepsini ben tek başıma yapmaya çalışıyorum. Kendi yayınımı bilgisayarıma açıyorum, yapıyorum. Konuğumu alıyorum. Konuğum varken orada biri görüyorum. Sen de gel yeni bir gelişme var diye onu alıyorum. Ondan sonra bu yayını yapıyoruz. Sosyal medyadan kesmeye, onu paylaşmaya. Kendi kendime propagandasını yapmaya çalışıyorum. Dünyada, Türkiye'de anormal bir dönemden geçiyor. Hiçbir şey olağan değil. Dolayısıyla her şey değişiyor. Eskiden biz NTV'de çalıştığımız zamanlarda 1996-2009 özel sağlık sigortamız vardı. Öyle imkanlar vardı. Dolayısıyla biz bu her şey değişirken bu zamana ayak uydurmak zorundayız. Evet bazı şeyler bizim istediğimiz gibi olmuyor ve tutamıyoruz. Ama mesele başka bir yerde Türkiye bugün olduğu yerden daha mı kötüye gidecek? Yoksa yeniden başka bir şey dönüşecek mi? Bunu Türkiye'nin tek başına yapma imkanı da yok. Gazetecilik biraz aşk işi. Bugün de böyle, dün de böyle. Şinasiler yaptığında, 1860'da, Tercümân-ı Ahvâl'i çıkardıklarında da bu iş aşk işiydi, cesaret işiydi. Ama bugün cesaret başka bir şey olmaya başladı. Yani sen bu kavgayı verirken cesaretlisin, sözünü söylüyorsun. Sansürünü de yapıyorsun bu arada.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'Bizim sizlerden beklentimiz artık bu düzeni, bu sistemi devam ettirmeniz'</strong></h2>

<p>Yazılı Basında 'Gazetecilik' başlığı altında konuşma yapan Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Kıvanç El, gazeteciliğe dair artık somut adımların atılmasının gerektiğini ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Tarafsızlık bu yeni çağın yarattığı bir kelime oyunu. Tarafsız gazeteci diye bir şey yoktur. Önceki konuşmalarda siyasilerden çok duyuyoruz. Bu söylemden vazgeçilmesi gerekiyor. Tarafsız diye bir şey yoktur. Biz tarafız. Objektif olmak zorundayız. Ben tabii ki tarafım. İnsan haklarının tarafındayım, hayvan haklarının tarafındayım, çocuk haklarının tarafındayım, kadın haklarının tarafındayım. Tabii ki taraf olacağım. Tarafsızlık değil de aynı zamanda tabii ki politiğim de. Burada geçmişten gazetecilerin kuruluşundan bugüne. Aristokrasinin gazetesi, işçi sınıfının gazetesi. Bu 200 yıllık mücadele kurulan gazeteler. Sola yakın gazeteler vardır. İktidara sağa yakın gazeteler vardır. Yapılanma böyledir ama biz 20 yıl önce şunu konuşmuyorduk. Bu gazeteci. Yeni Şafak vardı 20 yıl önce de. Cumhuriyet vardı ama biz Yeni Şafak'ı bilirdik o zaman objektif gazetecilik yapardık. Bugün geldiğimiz noktada bambaşka bir gazeteciliği tercih ediyor. Yani burada tartışma taraflı veya tarafsızlıktan veya artık objektif. Herkesin bir tarafı vardır. Belli bir bakış açısı vardır.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpnin-dogu-karadeniz-medya-bulusmasi-gerceklesti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/chpdogukaradeniz.png" type="image/jpeg" length="36319"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müsavat Dervişoğlu: İstanbul Sözleşmesi'ne geri döneceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/musavat-dervisoglu-istanbul-sozlesmesine-geri-donecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/musavat-dervisoglu-istanbul-sozlesmesine-geri-donecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'de üniversite öğrencileriyle buluşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "İktidara geldiğimiz gün, yapılacak en önemli icraatlardan biri İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönmek ve kadınların, çocukların haklarını ve güvenliğini teminat altına almak olacaktır" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir'de üniversite öğrencileriyle buluşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 'İktidara geldiğimiz gün, yapılacak en önemli icraatlardan biri İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönmek ve kadınların, çocukların haklarını ve güvenliğini teminat altına almak olacaktır. Bir tane kız evladım var ve ben ona teslim aldığım gibi bir dünya bırakamıyorum. Ona bir gelecek inşa edemiyorum. Bunun mahcubiyeti bana yetiyor' dedi.</p>

<p>İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, İzmir Ekonomi Üniversitesi öğrencilerinin düzenlediği 'Gençlik Perspektifinden Türkiye' paneline katıldı. Üniversite kampüsünde gerçekleşen etkinlikte konuşan Dervişoğlu, gençlerin eğitim sürecinde dahi gelecek kaygısı yaşadığını belirterek mevcut sistem üzerinden eleştirilerde bulundu.</p>

<h2><strong>'Teslim olmayın'</strong></h2>

<p>İzmir'de düzenlenen panelde öğrencilerle bir araya gelen Müsavat Dervişoğlu, kendi öğrencilik yıllarından örnek vererek geçmişte devletin öğrencilere daha fazla imkân sunduğunu söyledi. Sağlık Bakanlığı bünyesinde gece memurluğu yaptığını hatırlatan Dervişoğlu, bugün üniversite öğrencilerinin aynı fırsatlara sahip olmadığını ifade etti. Dervişoğlu şunları söyledi:</p>

<p>'Ben hep yapmış olduğum ziyaretlerde ya da genç arkadaşlarımızı temsilen yaptığım konuşmalarda şansımı da anlatıyorum olumsuzlukların yanında. Şimdi ben üniversite öğrencisiyken devlet memuruydum. Yani eğitimimi sürdürebilmek mümkün olsun diye memur olmuştum. Sağlık Bakanlığı bünyesinde gece memurluğu yapıyordum. Dolayısıyla bu benim için çok büyük bir şanstı. Benim pozisyonumda olan çok kişiye de tahsil hayatını sürdürebilmeleri açısından devlet imkân tanıyordu. Ama bugün maalesef bunu söyleyebilmek mümkün değil. Üniversiteli genç arkadaşlarımız daha eğitim yıllarındayken gelecek kaygısına kapılıyor. Ayrıca bilgisi, tecrübesi, kabiliyeti ne kadar yüksek olursa olsun acaba mülakat zincirlerini kırabilecek mi, devlet kendisine bir imkân sunabilecek mi endişesiyle yaşamını sürdürüyor. Size ancak şunu söyleyebilirim: Teslim olmayın kardeşim. Yani bu günlerin mutlak surette geçeceğini, hedefleriniz, idealleriniz çerçevesinde mutlaka size bir yol açılabileceğini asla aklınızdan uzak tutmayın.</p>

<p>Bu memleketin hem gençleri açısından hem burayı yaşanmaz görüp mezun olduktan sonra kendisine yurt dışında imkân yaratmak için çaba sarf eden arkadaşlarım açısından söylüyorum bütün bunları. Bu olup biten, yaşanan liyakatsizliği sistemden kaynaklı olarak zaten doğal şekilde ortaya çıkaran bu düzenin nihayete ereceğini aklınızdan asla uzak tutmayın.'  </p>

<h2><strong>'Birçok konuda Devlet Bahçeli'yi muhatap almaya bile değer bulmuyorum'</strong></h2>

<p>Sosyal medyada gündem olan, Devlet Bahçeli'nin elini öptüğü fotoğrafa da değinen Dervişoğlu, söz konusu görüntülerin geçmiş yıllara ait olduğunu belirterek şunları aktardı:</p>

<p>'Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar eski fotoğraflardır. Yani partide genel başkan yardımcısıyken ya da milletvekiliyken Sayın Bahçeli'nin elini öptüğüm doğrudur. Onun elini öptüğüm dönemdeki fikirleri değiştiği için zaten biz Milliyetçi Hareket Partisi'nden ayrıldık. Ama bu durum sosyal medyada kullanılıyor. Muhataplarımı istiskal etmemek, aşağılamamak için de görmezden gelmeye çalışıyorum ama sen madem ki sordun, ben bunu böyle cevaplamış olayım. Kimse de alınmasın.</p>

<p>Devlet Bey benim hocamdır üniversite yıllarından; kendisini 1978 yılından beri tanırım. Geçmişte ayrıldığım partinin de 10 yıl il başkanlığını yapmış biriyim. Dolayısıyla benim herkese duyduğum saygının bir benzerini ona göstermek insani olarak benden beklenen bir şeydir. Ben sana da saygıda kusur etmem çünkü. Bu, beşerî münasebetler noktasında takip ettiğim bir şeydir. Aile terbiyemden kaynaklanan bir durumdur. Şimdi memleketin beklentisinin, milletin beklentisinin hilafına, devletin bekasına zarar verecek söylemler ifade ettiği andan itibaren elbette ki benim ona karşı söylemlerim sertleşecektir. Ama bu tartışma gündeme gelince, partisinden ayrılıp yeni parti kurmuş ve o partinin genel başkanı olmuş birisi olarak kelimelerimi özenle seçmek zorunda hissediyorum kendimi. Birçok konuda, eğer merakını giderecekse söyleyeyim, birçok konuda Devlet Bahçeli'yi muhatap almaya bile değer bulmuyorum. Bunu açıkça söyleyeyim.'</p>

<h2><strong>'Devlet Bey'e ve Sayın Erdoğan'a basın mensubu arkadaşlar bile bir şey soramıyor'</strong></h2>

<p>Basın özgürlüğü üzerinden de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, gazetecilerin Recep Tayyip Erdoğan ve Bahçeli'ye soru soramadığını iddia etti. Dervişoğlu, 'Bir de şöyle bir şey var: Siz bana her şeyi soruyorsunuz ama Devlet Bey'e ve Sayın Erdoğan'a basın mensubu arkadaşlar bile bir şey soramıyor. Kendilerini cevap verilemeyecek bir zırhın içine almışlar. Şimdi bir yönden bakarsan seni temsil eden Müsavat Dervişoğlu'nun o büyüyü bozduğunu da gözlemlemiş olursun. Yani 'bunlara bir şey söylenemez' denen kim varsa bu memlekette, ben onlara karşı söylenmesi gereken her şeyi sizin adınıza söylemenin onurunu yaşıyorum. O şahıslar üzerinden bir tartışmanın odağına çekilmek de çok işime gelmiyor. Yani bana da sorarlar sonra. Geçmişim var. Şöyle bir şey düşünün, yanlış anlaşılır mı bilmiyorum ama söyleyeyim: Aile içinde servetini israf eden büyükler olabilir. Bu kişiler senin ailenin büyüğü olmaktan çıkar mı? Çıkmaz. Ama ben bazı kişilere 'aile servetimizi harcayamazsınız' deme cesaretini gösteren biriyim' şeklinde konuştu.</p>

<h2><strong>'Tek adam rejiminin sonucudur'</strong></h2>

<p>Eski Tunceli Valisi'nin tutuklanmasıyla ilgili konuşan Dervişoğlu, 'Olup bitenlerin tamamının kaynağı tek adam rejimidir. En başından beri uyarıyoruz bu konuda. Bu rejim öyle bir rejimdir ki, tek adam nereye birini atarsa o kişi de kendini tek adam gibi hisseder. Dolayısıyla tek adamlığın gereğine bağlı olarak suçu da himayeyi de kendi aklına ve vicdanına göre tanımlar. Gülistan Doku hadisesine devlet elinin bulaşması da tek adamın gücünü ve cüretini gösterme iradesine sahip olduklarına inanmalarından kaynaklanmaktadır. Yoksa devletin valisi bunu nasıl yapar? Devletin valisinin bırakın bunu yapması, bunu aklından bile geçirmesi mümkün değildir. Ama rejim ona bu imkânı veriyor. Çünkü tek adamlıkla birlikte eş zamanlı olarak 'tek adamcıklar' da oluşuyor. Devletin valisinin devleti düşürdüğü durum budur. Aslına bakarsanız bu doğrudan doğruya sistemden kaynaklanmaktadır. Sadece vali değil; il emniyet müdürü de, tarım il müdürü de bu sistemde kendini tek adamlardan biri zanneder. Dolayısıyla orada yaşanan şey devlet açısından tarihe şerh edilmiş bir utanç vesikasıdır. Oğlunu koruyabilmek için devleti alet etmeye kalkması, yargılamayı ona göre tanzim etmesi, soruşturmayı ona göre yönlendirmesi, sahte deliller üretmesi ve şahitler oluşturması gibi ne varsa aslında bunu yapar hâle gelmiş insanlar, bu rejimin ürünüdür. Onun için bu alanda verilecek mücadelenin kişilere karşı değil, sisteme karşı verilmesi gerekir. Az önce de söyledim: Kişileri konuşmak önemli değil. Vali bunu yapmış olabilir ama bu rejim değişikliğinden sonra yaptıklarına baktığınızda, önceden yaptıklarıyla kıyaslanamayacak aymazlıklar içinde olduğunu görürsünüz. Bu yüzden kişiyi değil, onu o hâle getiren sistemi konuşmalıyız' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'Genç nesillere karşı mahcubum'</strong></h2>

<p>İktidar olduklarında İstanbul Sözleşmesi'ni geri getireceklerini aktaran Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'Kadınları ve çocukları nasıl koruyacağız? Bu düzende bunu nasıl yapabilirsiniz? İstanbul'da bir sözleşme yapmışsınız, adına İstanbul Sözleşmesi demişsiniz. Kendi ülkenizde imzalamış, Meclis'te oylayarak kanuna dönüştürmüşsünüz. Sonra bir gece yarısı kararnamesiyle bu sözleşmeden çıktığınızı açıklamışsınız. 'Nasıl yapacağız?' diye de bana soruyorsunuz. İktidara geldiğimiz gün, yapılacak en önemli icraatlardan biri İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönmek ve kadınların, çocukların haklarını ve güvenliğini teminat altına almak olacaktır. Bir tane kız evladım var ve ben ona teslim aldığım gibi bir dünya bırakamıyorum. Ona bir gelecek inşa edemiyorum. Bunun mahcubiyeti bana yetiyor. Dün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de bunu söyledim. Genç nesillere karşı mahcubum ama bunun sorumlusu ben değilim; bu ülkeyi yönetenlerdir.'</p>

<p>Dervişoğlu son olarak, ABD'nin Türkiye'ye yönelik açıklamalarına tepki göstererek hükümetin sessiz kaldığını belirtti. Türkiye'nin uluslararası ilişkilerde daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu şu ifadeleri kulladı:</p>

<p>'Amerika'dan buraya büyükelçi olarak gönderilen biri kendini bölge valisi zannediyor; rejime, ilişkilere, güvenlik stratejisine, Doğu Akdeniz'deki haklara, Kıbrıs'taki bağlara karışıyor. Hiç duyuyor musunuz? Neredeyse bir hafta oldu; Türkiye gibi bir ülkeye demokrasinin fazla geldiğini ima eden sözler söyledi ve monarşi önerdi. Dışişleri Bakanı bir açıklama yaptı mı? Cumhurbaşkanı bir şey söyledi mi? Hükümet sözcüsü ya da parti sözcüsü herhangi bir açıklama yaptı mı? Bunlara dikkat etmek lazım.'</p>

<p>Panel sonunda Müsavat Dervişoğlu bir öğrenciye kendi rozetini takarken, başka bir öğrenci de okul kulübünün rozetini Dervişoğlu'na taktı. Ardından Dervişoğlu'na çiçek ve kitap hediye edildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET, İZMİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/musavat-dervisoglu-istanbul-sozlesmesine-geri-donecegiz</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 20:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/musavat-dervisoglu-istanbul-sozlesmesine-geri-donecegiz.jpg" type="image/jpeg" length="90524"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TMMOB Kurtuluş Parkı'nda direnen Doruk Maden işçilerine destek verdi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tmmob-kurtulus-parkinda-direnen-doruk-maden-iscilerine-destek-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tmmob-kurtulus-parkinda-direnen-doruk-maden-iscilerine-destek-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinden Ankara’ya yürüyerek Kurtuluş Parkı’nı direniş alanına çeviren Doruk Madencilik işçilerine destek ziyaretinde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinden Ankara’ya yürüyerek Kurtuluş Parkı’nı direniş alanına çeviren Doruk Madencilik işçilerine destek ziyaretinde bulundu. 24 Nisan 2026 tarihinde gerçekleşen ziyarete TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, birlik yöneticileri ve üyeleri katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"HAK GASPLARI KABUL EDİLEMEZ"</h2>

<p>Birgün'ün haberine göre, ziyarette konuşan TMMOB heyeti, işçilerin aylardır ödenmeyen ücretleri, gasp edilen kıdem ve ihbar tazminatları ile güvencesiz çalışma koşullarına karşı yürüttükleri mücadelenin meşru olduğunu belirtti. Yaşanan sürecin hukuk ihlali olduğu vurgulanan açıklamada, kamusal denetimin ortadan kaldırılmasının bu tür hak gasplarına zemin hazırladığı ifade edildi.</p>

<h2>"İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİNİN BİR ZORUNLULUK"</h2>

<p>TMMOB tarafından yapılan açıklamada, maden sektörü başta olmak üzere tüm çalışma alanlarında bilimin ve tekniğin rehberliğinde üretim yapılması gerektiği hatırlatıldı. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin bir zorunluluk olduğunun altı çizilirken, Doruk Madencilik işçilerinin birikmiş ücretlerinin derhal ödenmesi, tüm tazminat haklarının eksiksiz karşılanması ve güvenceli çalışma koşullarının sağlanması talepleri dile getirildi.</p>

<p>TMMOB adına konuşan Emin Koramaz, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“TMMOB kuruluşundan beri emeğin yanındadır, emekçinin yanındadır. Bugün burada bir demokrasi ayıbına şahitlik ediyoruz. Maden sahiplerine, yerli ve yabancı tekellere açık Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı işçiye kapalı.</p>

<p>Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesi bizlerin de mücadelesidir. Tüm Türkiye emekçilerinin, tüm sınıf kardeşlerimizin mücadelesidir. Bu ülkenin madenleri sadece bir avuç sermaye kesiminin değildir, tüm halkındır. Madenler özelleştirilirse, madenlerde kamucu politikalar oluşturulmazsa burada yaşanan trajedilere şahit olursunuz. İş kazaları, iş cinayetleri artar. Yeni Somalar gelir. Madenler, sanayinin, enerji üretimi ve insan yaşamının en temel girdisidir. Madenler halkındır, satılamaz. Buradan Cumhurbaşkanı’nı, ilgili bakanlıkları, gözünü, kulağını, yönünü, bu ülke halkına ve madencilere çevirmeye çağırıyoruz.”</p>

<p>Koramaz, konuşmasının sonunda TMMOB'un emeğin sömürülmesine ve güvencesizliğe karşı Doruk Madencilik işçilerinin yanında olmaya ve her türlü desteği vermeye devam edeceğini kamuoyuna duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tmmob-kurtulus-parkinda-direnen-doruk-maden-iscilerine-destek-verdi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 20:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/tmmob-den-kurtulus-parki-nda-direnen-doruk-madencilik-iscilerine-destek-ziyareti.jpg" type="image/jpeg" length="58856"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Şimşek: Artan enerji fiyatlarının enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi bekleniyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bakan-simsek-artan-enerji-fiyatlarinin-enflasyon-gorunumunu-olumsuz-etkilemesi-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bakan-simsek-artan-enerji-fiyatlarinin-enflasyon-gorunumunu-olumsuz-etkilemesi-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, savaşla birlikte artan enerji maliyetlerinin enflasyon beklentilerindeki bozulmada etkili olduğunu belirtti. Şimşek, fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların sürdürüleceğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, savaşla birlikte artan enerji maliyetlerinin enflasyon beklentilerindeki bozulmada etkili olduğunu belirtti. Şimşek, fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların sürdürüleceğini vurguladı.</p>

<p>Şimşek, sosyal medya hesabından enflasyon beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Enflasyon beklentilerindeki bozulmada savaşla birlikte artan enerji maliyetleri etkili oldu. Yaşanan petrol fiyat şokuyla küresel ölçekte enflasyonist baskılar artarken beklentilerde bozulma gözleniyor. Artan enerji fiyatlarının ülkemizde de enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi bekleniyor. Sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışı için ön koşul olan fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bakan-simsek-artan-enerji-fiyatlarinin-enflasyon-gorunumunu-olumsuz-etkilemesi-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 20:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/bakan-simsek-artan-enerji-fiyatlarinin-enflasyon-gorunumunu-olumsuz-etkilemesi-bekleniyor.jpg" type="image/jpeg" length="64643"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği meslek sorunları için kalıcı çözüm talep etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turk-eczacilari-birligi-meslek-sorunlari-icin-kalici-cozum-talep-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turk-eczacilari-birligi-meslek-sorunlari-icin-kalici-cozum-talep-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği, 59 Bölge Eczacı Odası Başkanı'nın katılımıyla gerçekleştirilen 45. Dönem 6. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı'nın sonuç deklarasyonunu yayımladı. Deklarasyonda, eczacılık mesleğinin sorunlarının geçici çözümlerle değil, kalıcı ve sürdürülebilir politikalarla ele alınması gerektiği vurgulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk Eczacıları Birliği, 59 Bölge Eczacı Odası Başkanı'nın katılımıyla gerçekleştirilen 45. Dönem 6. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı'nın sonuç deklarasyonunu yayımladı. Deklarasyonda, eczacılık mesleğinin sorunlarının geçici çözümlerle değil, kalıcı ve sürdürülebilir politikalarla ele alınması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti, ilaç ve eczacılık alanında son dönemde gündeme gelen gelişmeleri değerlendirmek üzere 59 Bölge Eczacı Odası Başkanı'nın katılımıyla 6. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı'nı gerçekleştirdi. Toplantının ardından paylaşılan deklaarasyonda şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>'Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti, son dönemde ilaç ve eczacılık alanında gündeme getirilen gelişmeleri değerlendirmek üzere, 59 Bölge Eczacı Odası Başkanı'nın katılımıyla 6. Başkanlar Danışma Toplantısı'nı gerçekleştirmiştir. Toplantı sonucunda tam mutabakatla aşağıdaki görüşlerin eczacı kamuoyu ile paylaşılması konusunda karar alınmıştır. Türk Eczacıları Birliği 70 yılı aşkın köklü geçmişiyle, yasa ile kurulmuş anayasal meslek örgütüdür. Bu yapı Türkiye'nin dört bir yanında halk sağlığını koruyan, ilaca güvenli erişimi sağlayan ve eczacılık mesleğinin geleceğine sahip çıkan güçlü bir dayanışma çatısıdır. Bugün ülkemizin dört bir yanında fedakârca hizmet veren 55 bin eczacı; ağır ekonomik koşullar, eczanelerimizin giderek artan işletme yükleri, genç meslektaşlarımızın büyüyen istihdam sorunu, kamu ve özel sektörde yetersiz kadro ve emeklerinin karşılığını alamamaları gibi sorunlarla mücadele ederken hızla değişen teknolojiye uyum arayışı ile de karşı karşıyadır. Bu sorunların hiçbiri görmezden gelinemez ya da çözümleri ertelenemez.</p>

<p>Türk Eczacıları Birliği olarak açıkça ifade ediyoruz: Eczacılık mesleğinin sorunları, günü kurtaran geçici yaklaşımlarla değil; akılcı, kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerle ele alınmalıdır. Yeni sorunlar doğuracak, mesleğin geleceğini riske atacak hiçbir anlayış kabul edilemez. Tüm bunların yanında, meslektaşlarımızı farklı beklentiler üzerinden ayrıştırmaya çalışan, birlik duygumuzu ve meslek bütünlüğümüzü zedelemeye yönelik bazı yaklaşımların olduğunu görüyoruz. Daha önce olduğu gibi bugün de bu yaklaşımların karşısındayız. Çünkü biz biliyoruz ki bu mesleğin en büyük gücü dayanışmasıdır. 70 yıldır eczacılık mesleğinin ve halk sağlığının güvencesi olmuş ve bugüne kadar sorumluluk almaktan kaçınmamış örgütümüz bundan sonra da aynı bilinç ve kararlılıkla çalışmaya devam edecektir.</p>

<h2>"MÜCADELE KARARLILIĞIMIZI KORUYORUZ"</h2>

<p>55 bin üyemizin ve tüm paydaşlarımızın görüşleri dikkate alınmadan, mesleğin yapısını, işleyişini, geleceğini ve buna bağlı olarak toplum sağlığını olumsuz etkileyecek her türlü girişim ve düzenlemenin karşısında durmaya, doğru zeminde çözüm üretilmesi adına sorumluluk almaya devam edeceğiz. Türk Eczacıları Birliği ve Bölge Eczacı Odaları olarak; birliğimizi, dayanışmamızı ve mücadele kararlılığımızı koruyarak, halk sağlığının vazgeçilmez bir parçası olan mesleğimizin geleceği için her türlü mücadelede bulunmaktan kaçınmayacağımızı eczacı kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turk-eczacilari-birligi-meslek-sorunlari-icin-kalici-cozum-talep-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 19:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/turk-eczacilari-birligi-meslek-sorunlari-icin-kalici-cozum-talep-etti.jpeg" type="image/jpeg" length="61145"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa Birliği'nin koruma statüsü verdiği sığınmacı sayısında düşüş]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/avrupa-birliginin-koruma-statusu-verdigi-siginmaci-sayisinda-dusus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/avrupa-birliginin-koruma-statusu-verdigi-siginmaci-sayisinda-dusus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği'nde sığınmacılara verilen koruma kararları 2025'te düşüş gösterdi. Eurostat verilerine göre toplam kabul sayısı 361 bini aşarken, Almanya en çok koruma veren ülke oldu. Afganistan vatandaşları ise en çok koruma verilen grup oldu. Koruma kararlarının yüzde 51'i mülteci statüsü, yüzde 25'i insani koruma.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p> Avrupa Birliği'nde sığınmacılara verilen koruma kararları 2025'te düşüş gösterdi. Eurostat verilerine göre toplam kabul sayısı 361 bini aşarken, Almanya en çok koruma veren ülke oldu. Afganistan vatandaşları ise en çok koruma verilen grup oldu. Koruma kararlarının yüzde 51'i mülteci statüsü, yüzde 25'i insani koruma. <br />
<br />
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde 2025 yılında sığınma başvurularına verilen olumlu karar sayısının  azaldığı açıklandı. AB İstatistik Ofisi Eurostat'ın verilerine göre, geçen yıl toplam 361 bin 325 kişiye koruma statüsü verildi. Bu sayı,  437.735 olan 2024 yılına göre neredeyse yüzde 20'lik bir düşüşe işaret ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><br />
EN ÇOK KORUMA STATÜSÜ VEREN ÜLKE ALMANYA</h2>

<p><br />
Açıklanan verilere göre Almanya, 103 bin 360 olumlu karar ile en fazla koruma statüsü veren ülke oldu. Almanya'nın Avrupa Birliği (AB) içindeki toplam payı yüzde 29 olarak kaydedildi. Almanya'yı İspanya (76 bin 210) ve Fransa (72 bin 930) izledi. Bu üç ülke, AB genelindeki tüm olumlu kararların yüzde 70'inden fazlasını oluşturdu.<br />
<br />
2025 yılında koruma verilenler arasında en büyük grubu Afganistan vatandaşları oluşturdu. Afganlar, toplam kabul edilen başvuruların yüzde 27'sini aldı. Venezüellalılar yüzde 16 ile ikinci sırada yer alırken, Suriyeliler ve Ukraynalılar yüzde 5'er payla listede yer aldı.</p>

<h2>İKİNCİL KORUMA STATÜSÜNDE YÜZDE 50 DÜŞÜŞ</h2>

<p><br />
Koruma türlerine bakıldığında, kararların yüzde 51'i Cenevre Sözleşmesi kapsamında mülteci statüsü olarak verildi. Yüzde 25'i ulusal mevzuata dayalı insani koruma, yüzde 24'ü ise ikincil koruma statüsü oldu. Özellikle ikincil koruma kararlarında bir önceki yıla göre yüzde 50'lik sert bir düşüş yaşandı.<br />
<br />
AB Komisyonu verilerine göre, toplam sığınma başvurularında da yaklaşık yüzde 20 oranında azalma görüldüğü ve bu düşüşte özellikle Suriye'deki değişen durumun etkili olduğu belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/avrupa-birliginin-koruma-statusu-verdigi-siginmaci-sayisinda-dusus</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 19:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/avrupa-birliginin-koruma-statusu-verdigi-siginmaci-sayisinda-dusus.jpg" type="image/jpeg" length="20471"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Malatya Emek ve Demokrasi Platformu'ndan 1 Mayıs çağrısı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/malatya-emek-ve-demokrasi-platformundan-1-mayis-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/malatya-emek-ve-demokrasi-platformundan-1-mayis-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya Emek ve Demokrasi Platformu'nun 1 Mayıs'a çağrısında, "Kapitalist sömürüye, emperyalist savaşlara, her türlü baskıya karşı; ekmek, barış, özgürlük için haydi 1 Mayıs'a!" ifadeleri yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malatya Emek ve Demokrasi Platformu'nun 1 Mayıs'a çağrısında, 'Kapitalist sömürüye, emperyalist savaşlara, her türlü baskıya karşı; ekmek, barış, özgürlük için haydi 1 Mayıs'a!' ifadeleri yer aldı.</p>

<p>Turan Emeksiz Caddesi üst kavşağında bir araya gelen platform bileşenleri, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla açıklama yaptı. Açıklamada, 'Yaşasın 1 Mayıs', 'Sermayeye köle olmayacağız', 'Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz', 'İşçilerin birliği sermayeyi yenecek' sloganları atıldı.</p>

<p>Çağrı metnini platform adına Eğitim Sen Malatya Şube Sekreteri Aysun Güngör okudu.</p>

<h2><strong>'1 Mayıs'ta alanlarda birleşmeye çağırıyoruz'</strong></h2>

<p>Güngör, açıklamada şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Biz işçiler, üretici köylüler, kamu emekçileri, emekliler, gençler, kadınlar; bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler olarak yine tarihsel bir kavşakta 1 Mayıs'a yürüyoruz. İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma gününde emeğimizin hakkı için; gelirde, vergide, ülkede adalet için; yurtta ve dünyada barış için; gerçek bir demokrasi için 1 Mayıs'ta alanlarda birleşmeye ve bu düzeni değiştirmeye çağırıyoruz.</p>

<p>Bizler sadece ülkemizde değil, dünyada da barışı savunmaya; emperyalist barbarlığa karşı halkların omuz omuza mücadelesini güçlendirmeye devam edeceğiz. Tüm dünyada 1 Mayıs'lar, işçi sınıfının ve emekçi halkların barış talebinin yükseleceği alanlar olacak.</p>

<p>Çünkü bu ülkenin emekçileri, adaletli bir düzeni, barışı ve demokrasiyi kuracak güçtedir. Bu karanlık tabloya, ağır hak ihlallerine rağmen bu düzeni değiştirecek irade ve kararlılığa, umuda sahibiz.</p>

<p>Yeter ki tek başına kurtuluş olmadığını bilelim. Yeter ki birleşelim, yeter ki örgütlenelim. Bugün ayrıştırmaya, bölmeye, yalnızlaştırmaya karşı birlikte durmanın, birlikte üretmenin, birlikte mücadele etmenin; birleşik mücadelenin zamanıdır.</p>

<p>Gücümüzün birliğimizden geldiğini Türkiye'nin dört bir yanındaki 1 Mayıs alanlarında gösterelim. 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü'nde çağrımızı omuz omuza yükseltelim: Birleşelim, değiştirelim!</p>

<p>Kapitalist sömürüye, emperyalist savaşlara, her türlü baskıya karşı; ekmek, barış, özgürlük için haydi 1 Mayıs'a!'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, MALATYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/malatya-emek-ve-demokrasi-platformundan-1-mayis-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/malatya-emek-ve-demokrasi-platformundan-1-mayis-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="49525"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adana'da tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'e özgürlük mitingi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/adanada-tutuklu-seyhan-belediye-baskani-oya-tekine-ozgurluk-mitingi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/adanada-tutuklu-seyhan-belediye-baskani-oya-tekine-ozgurluk-mitingi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana'da düzenlenen 'Oya Tekin'e Özgürlük' mitinginde konuşan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, 'Adana halkını cezalandırdınız. Ama şunu bilin bu halk da sizi sandıkta cezalandıracak, affetmeyecek' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adana'da 'Oya Tekin'e Özgürlük' mitinginde konuşan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, 'Adana halkını cezalandırdınız. Ama şunu bilin bu halk da sizi sandıkta cezalandıracak, affetmeyecek' dedi.</p>

<p>CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin için Yaşar Kemal Kültür Merkezi önünde 'Oya Tekin'e Özgürlük' mitinginde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mitinge katılanları selamlayan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, 'Her Silivri'ye gittiğimde yüreğimden, kalbimden bir parçayı orada bırakıyordum. Zeydan abiyi orada bırakıp arkamı döndüğümde gözlerim doluyordu. Bugün Adana'ya gelir gelmez evde onu ziyaret ettim ve sıkı sıkı sarıldım. Şimdi ise karşımda, çok mutluyum ama bir o kadar da kızgın, kırgın ve üzüntülüyüm. Neden Adanalılara bu kötülüğü yaptınız? Adanalılar ne suç işledi? Biz Çukurova'nın güzel insanları bu iktidara hangi kötülüğü yaptık, soruyorum. Neden seçmiş olduğumuz belediye başkanlarını bizden aldınız? Buna hakkınız yok. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı, sayın bakanlar, çok kıymetli yargıçlar; Zeydan Karalar'ı, Oya Tekin'i siz atamadınız, onları millet seçti' diye konuştu.</p>

<h2 data-end="661" data-start="0"><strong>'Zeydan Karalar'ın evini, iş yerini aradınız, ne buldunuz?'</strong></h2>

<p data-end="661" data-start="0">Oya Tekin'in 330 gündür cezaevinde olduğunu hatırlatan Başarır, 'Zeydan ağabeyi aldınız; ailesinin, çocuklarının, yedi sülalesinin hesaplarına baktınız. Evini aradınız, iş yerini aradınız. Ne buldunuz? Hiçbir şey. Onun çok büyük bir serveti var, ne biliyor musunuz? Milyonlarca Adana halkı. Ne buldunuz Sayın Cumhurbaşkanı, sayın bakanlar, Sayın Ömer Çelik? Yolsuzluk var mı, yok mu? Kim karar versin? Mahkemeler doğru karar vermiyor; onları Akın Gürlek atıyor. Benim bir teklifim var: Gelin, Adana'nın bir büyükşehir belediye başkanı var, ilçe başkanları var, 15 tane de milletvekili var; getirin sandığı, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini yapalım. Kim birinci olursa halk karar versin, ona göre bir karar daha verelim. Eğer AKP bir olursa 5 yıl seçim lafını ağzımıza almayalım ama Cumhuriyet Halk Partisi bir olursa, 9 milletvekilini alırsa, Adana Büyükşehir Belediyesi'ni yüzde 75 ile kazanırsa, sandığı getiriyor musun Tayyip Bey? Halk karar versin. Biz varız' dedi.</p>

<h2 data-end="661" data-start="0"><strong>'Neden bu insanları Silivri'ye götürdünüz?'</strong></h2>

<p data-end="2011" data-start="1626">'Biz millete, halka güveniyoruz; siz atadığınız yargıçlara güveniyorsunuz' diyen Başarır, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p data-end="2011" data-start="1626">'Neden Adana Büyükşehir Belediye Başkanını, Seyhan ve Ceyhan belediye başkanını tutukladınız? Tutuklamamanız gerekiyor. Hadi tutukladınız; neden bu insanları Silivri'ye götürdünüz? Adana mahkemelerine bile güvenmediniz. Ne işi vardı bu insanların Silivri'de? Akrabalarının, eşlerinin, çocuklarının ne işi vardı? Şimdi soruyorum, 86 milyona soruyorum, analara, babalara, evlatlara soruyorum: Seyhan Belediye Başkanı'nın 3 evladını anasız babasız bırakırken hiç mi vicdanınız sızlamadı? Bir yıldır o çocuklar analarından, babalarından uzak. Neyin kini, neyin nefreti? Hiçbir koltuk, makam insanlara bu kötülüğü yaptıramaz. Yarın seçim olacak, iktidar değişecek. Genel Başkanımızın örnek verdiği gibi belki ben Adalet Bakanı olacağım. Adana'dan da başka bir partiden belediye başkanı olacak; onu mu tutuklattıracağım? Ben bu kadar zavallı mıyım? Biz bu kadar aciz miyiz? Hayır. Hiç kimse bizim düşmanımız değil, hiç kimse bizim hasmımız değil. Adana'ya başka bir partiden belediye başkanı gelse, onu topal ördek mi yapacağım? Siz Zeydan Başkan ile bizi değil, milleti, Adana halkını cezalandırdınız. Ama şunu bilin: Bu halk da sizi sandıkta cezalandıracak, affetmeyecek. Bundan sonra partinin seçilmişlerinin, milletin onuruyla oynayanın onuruyla oynarız. Hepimizin anası, babası, çocukları var. Hiç kimse bize iftira atıp, şahsiyetimizle oynayamaz. Ben senin, senin belediye başkanlarının ne yaptığını bilmem ama Zeydan Başkan'ın şerefine, namusuna kefil olurum. Seyhan'ın seçilmiş ilk kadın belediye başkanını hapiste tutamazsınız, bundan utanmalısınız.'</p>

<h2 data-end="2011" data-start="1626"><strong>Akkan: 'Oya Başkanımızı alana kadar da bir yere asla gitmeyeceğiz'</strong></h2>

<p><span>Seyhan Belediye Başkan Vekili Hasibe Akkan, a</span>dalet yolunu yerini bulana kadar mücadelelerinin devam edeceğini belirterek, 'Yine birlikteyiz. Yine gür bir sesle başkanımıza özgürlük çağrısında bulunuyoruz. Geçtiğimiz gün Kadir başkanımızın tahliyesiyle 'Gözümüz aydın' dedik ama sevincimiz eksik kaldı çünkü başkanımız hala aramızda değil. Oya Başkanımız hürriyetine kavuşmadan, gelip tekrar görev başlamadan bu meydanlar bize huzur vermeyecek. Biz sadece adalet istiyoruz. Sadece halkın seçtiği iradenin yerine dönmesini istiyoruz ve bekliyoruz. Oya Başkanımızı alana kadar da bir yere asla gitmeyeceğiz. Vazgeçmiyoruz, yorulmuyoruz, bıkmıyoruz. Oya Başkanımızla bu meydandan kucaklaşana kadar mücadeleye devam edeceğiz' ifadelerini kullandı.</p>

<p><span>Bir süre önce yargılandığı 'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' davasından tahliye edilen Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar da şöyle konuştu:</span></p>

<p data-rt-id="b77XL3" data-rt-kind="1" data-rt-type="Paragraph" data-segment-label="01:04" data-start="64.4" data-type="Segment">'Bizler bu mücadelenin sonunda adaletin devamının geleceğine inanıyoruz. Arkadaşlarımızdan eminiz. Bu iş en çok da sizlere düşüyor. Silivri'de 12 metrekarede yatmak kolay değil ama sizlerin de bu kadar zulme rağmen gelip burada desteğiniz de o kadar kolay değil. Yaptığınız destek bizim mücadelemizde, içimizde en büyük yüreğimizde sizi hissediyoruz. Ben Kadın Kapalı'daki C5'de yatan Oya Tekin'e selam ediyorum. Kolay değil, Adana'nın ilk seçilmiş kadın belediye başkanı olmak. O yüzden bu tahliyeler başladıkça ben şuna inanıyorum. Önce Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar'ı bıraktılar. Zaten niye alındığını çıkana kadar o da bilmiyordu. Yine de anlamış değiliz.</p>

<p data-rt-id="b77XL3" data-rt-kind="1" data-rt-type="Paragraph" data-segment-label="01:04" data-start="64.4" data-type="Segment">Zeydan Başkanımız tahliye oldu. Pazartesi duruşma salonundaydım. Ben tahliye oldum. Pazartesi duruşma salonuna gidiyorum. Yani şunu söylemek istiyorum. Herkes yargılanabilir ama tutuksuz yargılanmalar esas olmalıdır. Bir yere kaçtığımız, göçtüğümüz yok. Aynı Zeydan Başkanımız gibi biz de pazartesi orada tutuksuz yargılanmakla birlikte orada olacağız. Hepinize selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Bir de volta arkadaşımı unuttum Özcan Zengin. O da Seyhan'da yaptığı işler Temizlik İşleri Müdürlüğünde 7/24 yaptığı çalışmalar sonucunda insanların gönlünde taht kurdu. kazandı. Şimdi 7/24 Silivri'de. Hatası ne? Vatandaşa gece 12'de bile olsa ulaşılabilir olması. Şimdi onun karşılığında orada.'</p>

<p><span>CHP Sanayi ve Teknoloji Politika Kurulu Başkanı Yalçın Karatepe de yaptığı konuşmada, şunları söyledi:</span></p>

<p><span>'Biliyorsunuz her zorluğa rağmen önüne çıkarılan her engele rağmen yaratılan en zor koşullara rağmen partisinin başında partisine koşar adım iktidara götüren bir genel başkanımız var. Sizlerin dayanışma ve desteği ile biz biliyoruz ki ilk seçimde o seçim sandığı önünüze geldiğinde Türkiye'nin kaderini değiştiren bir sonucu o sandıktan çıkaracak.</span></p>

<p><span>Sizin desteğiniz o açıdan kıymetlidir. Zalimin zulmü varsa Adanalı başkanlarında adanalıları var. Bugün bu meydanda bunu tekrar görüyorum. Sizlerin varlığı ve desteğiyle içeride hiçbir belediye başkanımızı bırakmayacağız. Sadece belediye başkanlarımızı içeriden çıkarmakla kalmayacağız Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hiçbir vatandaşımızı geride bırakmadan refaha, huzura, adalete ve hukuka doğru koşar adım birlikte yürüyeceğiz. İyi ki varsınız, iyi ki bizimle berabersiniz yolumuz açık olsun.'</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET, ADANA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/adanada-tutuklu-seyhan-belediye-baskani-oya-tekine-ozgurluk-mitingi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 18:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/adanada-tutuklu-seyhan-belediye-baskani-oya-tekine-ozgurluk-mitingi.jpg" type="image/jpeg" length="71778"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="17101"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="37370"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90298"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="15144"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="24254"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="71288"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="44118"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="26904"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="44482"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="82608"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="89459"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="57586"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="62893"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="60125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="66751"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="44011"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="83892"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="16720"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="33525"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="95855"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
