<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 12 May 2026 00:39:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağaç ve Peyzaj A.Ş. soruşturmasında 12 tutuklama]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/agac-ve-peyzaj-as-sorusturmasinda-12-tutuklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/agac-ve-peyzaj-as-sorusturmasinda-12-tutuklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş'ye yönelik son operasyon kapsamında hakimliğe sevk edilen 20 kişiden 12'si tutuklandı, 8 kişi serbest bırakıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş'ye yönelik son operasyon kapsamında hakimliğe sevk edilen 20 kişiden 12'si tutuklandı, 8 kişi serbest bırakıldı. Tutuklanan isimler arasında daha önce iki ağabeyi tutuklanan Dilek Kaya İmamoğlu'nun yeğeni Derya ve eşi Murat Dağdeviren de var. İBB Hukuk Müşaviri Eren Sönmez ise serbest bırakılanlar arasında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası devam ederken, cuma sabah İBB iştiraki Ağaç A.Ş'ye yönelik yeni bir operasyon yapılmıştı. Gözaltına alınıp önceki gün adliyeye sevk edilen 7 kişiden biri doğrudan savcılıktan serbest bırakılırken, hakimliğe sevk edilen ve arasında İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel'in de bulunduğu 5 kişi imza yükümlülüğü ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakılmış, bir kişi hakkında ev hapsi kararı verilmişti.</p>

<p>Yurt dışında bulunan bir isim dönüşte havalimanında gözaltına alınırken, emniyette işlemleri tamamlanan 24 kişi bu sabah sağlık kontrolünden sonra Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. İstanbul Barosu da sevk edilen isimler arasında bulunan avukat Eren Sönmez'le ilgili bir açıklama ile serbest bırakılması yönünde çağrı yaptı.</p>

<h2><strong>12 İSME TUTUKLAMA KARARI</strong></h2>

<p>Savcılık işlemleri akşam saatlerinde biterken, Alkan Başçiftçi, Ekrem Ofluoğlu, Fatih Yağcı ve Yasin Çağatay Seçkin hakkında adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmaları, diğer 20 isim ise tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Hakimlik de 12 kişi hakkında tutuklama kararı verdi. 8 kişi adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı. Tutuklanan isimler arasında daha önce iki ağabeyi tutuklanan İBB Başkanı ve CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu'nun yeğeni Derya ve eşi Murat Dağdeviren de var. İBB Hukuk Müşaviri Eren Sönmez ise serbest bırakılanlar arasında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/agac-ve-peyzaj-as-sorusturmasinda-12-tutuklama</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/agac-ve-peyzaj-as-sorusturmasinda-12-tutuklama.jpg" type="image/jpeg" length="99575"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cemal Enginyurt'tan Burcu Köksal'a 'Deniz Gezmiş' göndermesi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/cemal-enginyurttan-burcu-koksala-deniz-gezmis-gondermesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/cemal-enginyurttan-burcu-koksala-deniz-gezmis-gondermesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AKP'ye katılacağını açıklayan Burcu Köksal belediye önünde protesto edildi. Cemal Enginyurt, Köksal'ın '6 Mayıs' paylaşımını hatırlatarak, "Deniz Gezmiş ve arkadaşları korkmadı sen niye korktun?" diye sordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, AK Parti'ye katılacağını söyleyen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Kösal'ı belediyenin önünde düzenlediği eylemle protesto etti. Eylemde konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, 'Burcu Köksal bundan sonra halkın arasında nasıl dolaşacak?' dedi.</p>

<p>AK Parti'ye katılacağını açıklayan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Kösal belediyenin önünde düzenlenen eylem ile protesto edildi. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt'un ve CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün katıldığı eylemde ilk konuşmayı CHP İl Başkanı Hasan Karadeniz yaptı.</p>

<p>Karadeniz'den sonra konuşan Enginyurt, Köksal'ın CHP adına belediye başkanlığına aday olduğunu, yurttaşların CHP adayı olduğu için Köksal'a oy verdiğini söyledi. Köksal'ın ailesinin CHP'li olduğunu söyleyen Enginyurt, Köksal'a seslenerek, 'Yarın AKP'ye geçince ilk yapacağın iş fesli Kadir'in mezarını ziyaret etmek olsun. Sümüklü FETÖ'cülerden özür dile. 'Afyon'a DEM'liler giremez' dedin. DEM'lilerden özür dile. Kol kola giriyorsun çünkü' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ENGİNYURT: DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI KORKMAZKEN SEN NEDEN KORKTUN</strong></h2>

<p>Köksal'ın 6 Mayıs'ta sosyal medya hesabından Deniz Gezmiş'i andığını hatırlatan Enginyurt, 'O Deniz Gezmiş idam sehpasına giderken Hüseyin İnan'a sormuş, 'Korkuyor musun dede?' Hüseyin İnan diyor ki; 'Biz korkuyu Kerbela'da bıraktık.'O Deniz Gezmiş idam sehpasında ipi boynuna geçirdiğinde, 'Kahrolsun Amerika yaşasın tam bağımsız Türkiye' diyerek sandalyesine tekme vuruyor. Şimdi soruyorum size Burcu Köksal; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve arkadaşları korkmazken, sen neden korktun' dedi.</p>

<h2><strong>'KÖKSAL HİÇ RAHATSIZ DEĞİLDİ'</strong></h2>

<p>CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in selamını Afyonkarahisarlılara getirdiğini belirterek, 'Burcu Köksal bundan sonra halkın arasında nasıl dolaşacak? Ne diyecek? Nasıl Anlatacak? Yandaş medyaya bir şeyler fısıldıyorlar. Efendim Burcu Köksal rahatsızmış. Burcu Köksal hiç rahatsız değildi. Genel Merkezde, Ankara'da, Afyon'da, örgütünden son derecen destek bulan, her dediği yapılan bir belediye başkanıydı' dedi.</p>

<h2><strong>EMİR'DEN İL ÖRGÜTÜNE VE BELEDİYE MECLİS ÜYELERİNE TEŞEKKÜR</strong></h2>

<p>AK Parti'nin belediye başkanı transferlerine rağmen kaybedeceğini söyleyen Emir, 'Eninde sonunda bu ülkeyi AKP karanlığından kurtaracağız. Hep birlikte başaracağız. Umutsuzluk yok, unutmayın kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz. Örgütümüze ve belediye meclis grubumuza teşekkür ederim. Onlar dimdik duruyorlar. Sizin bu kararlılığınız oldukça, bu partiye, bu iktidar yürüyüşüne desteğiniz sürdükçe, hep birlikte başaracağız. Hep birlikte geleceğiz burada iktidar halayı çekeceğiz. Burcu Köksal nerede olacak o zaman kendisi düşünsün o zaman' dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/cemal-enginyurttan-burcu-koksala-deniz-gezmis-gondermesi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/engirnyurt-koksal1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="17479"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEP, Mehmet Türkmen duruşması öncesi uluslararası sendika temsilcileri ile buluştu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/emep-mahmet-turkmen-durusmasi-oncesi-uluslararasi-sendika-temsilcileri-ile-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/emep-mahmet-turkmen-durusmasi-oncesi-uluslararasi-sendika-temsilcileri-ile-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ile Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, tutuklu BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in yarın görülecek duruşması öncesi Antep'te bulunan Alman Sol Parti Milletvekili Kai Jaeger ve uluslararası sendika temsilcileriyle biraraya geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ile Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, tutuklu BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in yarın görülecek duruşması öncesi Antep'te bulunan Alman Sol Parti Milletvekili Kai Jaeger ve uluslararası sendika temsilcileriyle biraraya geldi.</p>

<p>Buluşmaya, Alman Sol Parti Hamburg Eyalet Milletvekili Kai Jaeger, Birleşik Hizmet Sendikası (ver.di) Stuttgart Şube Başkanı Sidar Çarman, Heilbronn Şube Başkanı Katharina Kaupp, emekli sendikacı Ali Çiçek ve DİDF Yürütme Kurulu üyesi Yusuf As katıldı. Görüşmede, Mehmet Türkmen'in tutukluluğu, sendikal haklar ve Türkiye'de emek mücadelesine yönelik baskılar değerlendirildi.</p>

<p>Buluşmada konuşan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'Bugün Saray düzeni diye ifade ettiğimiz bir siyasal anlayış 24 yıldır Türkiye'yi yönetiyor. Bırakın işsizlik, yoksulluk, iş cinayetleri gibi Türkiye'nin sorunlarını çözmeyi, pansuman olabilecek bir gücü de kalmamıştır bu iktidarın. Yumak haline dönüşmüş bu sorunları çözemeyen iktidar baskı aygıtlarını devreye sokmaktadır. Sendikacılar tutuklanıyor, hakları için mücadele edenler tutuklanıyor, gerçekleri yazan gazeteciler tutuklanıyor, seçilmiş belediye başkanları tutuklanıyor ve yerlerine kayyum atanıyor. Meclis'te 600 milletvekili var ancak muhalefet milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle binlerce fezleke hazırlanmış durumda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seçilmiş Milletvekili Can Atalay hala cezaevinde. AİHM ve AYM kararları uygulanmıyor. Hukuksuz Kobane ve Gezi davalarıyla pek çok siyasetçi cezaevinde tutuluyor. AKP korku ve baskı imparatorluğu yaratmaya çalışıyor. Yani Türkiye'de faşist bir rejim inşa etme yolunda adım atıyorlar. Bugüne kadar bunu başaramadılarsa bu işçi sınıfı ve emekçi halkın direnişiyle oldu. 19 Mart operasyonları sonrası ortaya çıkan tepkiler ve eylemler bugünkü saldırıları bir miktar geri püskürttü ancak iktidar saldırılarını sürdürüyor. Biz Türkiye işçi sınıfına ve emekçilere bu düzeni sonlandırmak için birleşik bir mücadele hattının kurulması çağrısı yaptık. Bu düzenden rahatsız olan herkesin ortak bir cephe etrafında birleşmesi gerektiğine inanıyoruz.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/emep-mahmet-turkmen-durusmasi-oncesi-uluslararasi-sendika-temsilcileri-ile-bulustu</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/emep-mahmet-turkmen-durusmasi-oncesi-uluslararasi-sendika-temsilcileri-ile-bulustu.JPG" type="image/jpeg" length="27172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TEMAD'dan OYAK nemasına tepki: Son 23 yılın en düşük ikinci neması]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/temaddan-oyak-nemasina-tepki-son-23-yilin-en-dusuk-ikinci-nemasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/temaddan-oyak-nemasina-tepki-son-23-yilin-en-dusuk-ikinci-nemasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD), Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun (OYAK) 2025 yılı nemasını yüzde 37,1 olarak açıklamasına tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD), Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun (OYAK) 2025 yılı nemasını yüzde 37,1 olarak açıklamasına tepki gösterdi. Açıklanan oranın üyelerin beklentilerini karşılamadığı belirtilen açıklamada, OYAK'ın yüzde 4,74 reel getiriyle özellikle Emekli Maaş Sistemi'ne kayıtlı 106 bin üyede hayal kırıklığı yarattığı ifade edildi.</p>

<p>TEMAD, tarafından OYAK nemasına ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>'Tamamlayıcı mesleki emeklilik fonu olarak, üye birikimlerini doğru yatırımlarla korumak ve sürdürülebilir şekilde büyütmek misyonu olan Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) 2025 yılı nemasını yüzde 37,1 açıklayarak yüzde 4,74 reel getiri ile üyelerin beklentisine cevap veremediği gibi 106 bin Emekli Maaş sistemi üyesi ve diğer tüm OYAK üyelerini hayal kırıklığına uğratmıştır. OYAK son 23 yılın 'en düşük 2'nci nemasını' vermiştir. Türkiye Emekli Subaylar, Türkiye Emekli Astsubaylar ve Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Dernekleri olarak; Açıklanan nema oranını kabul edilemez bulduğumuzu, OYAK'ın artık varoluş amacı ile çelişmeye başladığını, Üye menfaatleri doğrultusunda yönetilmediğini açık bir dille ifade ediyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>OYAK iştiraklerinin kamuyu aydınlatma platformunda açıklanan finansalları derneklerimizce izlenmekte olup, bazı şirketlerde uzun süredir karlılığa geçilemediği, şirket varlıklarının değerlemelerinin yeterince yapılmadığı, tasarruf tedbirlerine riayet edilmediği, bağış/yardım oranlarında geçmiş yıllara göre aşırılığa kaçıldığı kanaati ile sonuç olarak OYAK şirketlerinin iyi yönetilmediğinin de farkındayız.<br />
OYAK varlıklarının %47'si emekli üyelerinden oluşmasına rağmen; EMS üyeleri yönetim kadrolarında doğrudan temsil edilmedikleri gibi karar alma mekanizmalarında da söz sahibi olmamaktadırlar. 106.000 EMS üyesini ilgilendiren bu durum kurumsal aidiyet duygusunu zedelediği gibi anayasamızın adalet ve eşitlik ilkelerine de aykırılık oluşturmaktadır.</p>

<p>EMS üyelerinin yönetim ,temsilciler ve denetim kurullarında görev almaları artık bir tercih değil, demokratik katılım kurumsal denge ve hakkaniyet açısından bir zorunluluktur. Son yıllarda açıklanan nemalar, üyelere yönelik yardım ve hizmetler göz önüne alındığında OYAK'ın kalıcı ve güvenilir bir değer üretemediği ve ortak değerlerini olması gerektiği gibi yansıtamadığı açıkça görülmektedir. Özellikle emekliye ayrılan üyeler tarafından emekli olarak yaşamı sürdürebilme, çocuklarını okutabilme garantisi olarak görülen EMS'nin taşıyıcı kolonu nema oranları tespitinde üye ihtiyaç ve talepleri dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Bizler; OYAK'ın daha güçlü, daha şeffaf, daha adil ve üyelerin hakkını hukukunu koruyan bir yapıya kavuşmasını istiyoruz. OYAK yalnızca bir yatırım kurumu değil, bugüne kadar vatanımızın korunması için kan/ter dökmüş, emek vermiş yüzbinlerce askeri personelin, şehit dul, yetim ve öksüzlerinin günümüz ekonomik koşullarında hayata tutunabilme güvencesidir. Türkiye Emekli Subaylar, Türkiye Emekli Astsubaylar ve Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Dernekleri olarak; üyelerimizin haklarının korunması için kararlılıkla hareket edeceğimizi kamuoyuna saygılarımızla bildiririz.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/temaddan-oyak-nemasina-tepki-son-23-yilin-en-dusuk-ikinci-nemasi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/temaddan-oyak-nemasina-tepki-son-23-yilin-en-dusuk-ikinci-nemasi.png" type="image/jpeg" length="28077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Burcu Köksal: Yarın AK Parti'ye katılıyorum, içim çok rahat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/burcu-koksal-yarin-ak-partiye-katiliyorum-icim-cok-rahat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/burcu-koksal-yarin-ak-partiye-katiliyorum-icim-cok-rahat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, AK Parti'ye katılacağını duyurdu. CHP'de siyaset yapma imkanının kalmadığını belirten Köksal, 'AK Parti'ye yarın katılıyorum, içim çok rahat.' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, AK Parti'ye katılacağını duyurdu. CHP'de siyaset yapma imkanının kalmadığını belirten Köksal, 'AK Parti'ye yarın katılıyorum, içim çok rahat.' dedi. Köksal, kendisiyle birlikte Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu'nun da CHP'den istifa ederek AK Parti'ye katılacağını açıkladı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Köksal, tv100 kanalına yaptığı açıklamada yarın AK Parti'ye katılacağını duyurdu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e yönelik sert açıklamalarda bulunan Köksal, kurultay sürecinden bu yana kendisine yönelik tavrın değiştiğini öne sürdü. Köksal, 'AK Parti'ye yarın katılıyorum, içim çok rahat. CHP'de siyaset yapma imkanı kalmamıştı.' dedi.</p>

<p>Kendisinin tehdit edildiği iddialarına yanıt veren Köksal, 'Kim tehdit etmiş beni önce bunu söylesinler. Ben tehdit edildim evet ama beni Özgür Özel tehdit etti. 5-6 ay önce AK Parti'ye geçme tartışmaları başlayınca bana Özgür Özel '5-6 ay sonra iktidara geleceğim ve seni affetmeyeceğim' yazdı. 'Seni affetmem için bana yalvaracaksın' dedi.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>EŞİYLE İLGİLİ İDDİALARA YANIT VERDİ</strong></p>

<p>Açıklamasında eşine ilişkin tartışmalara da değinen Köksal, eşinin hayvancılıkla geçimini sağladığını belirtti. Köksal, 'Benim kocam hayvancılık yaparak geçimini sağlayan bir insan. Hırsızlık, yolsuzluk yapmadı. Otel odalarında kadınlarla basılmadı, benim kocam beni hiç aldatmadı. Hakkında hiçbir soruşturma yok, ben kocamı niye boşayacakmışım?' dedi.</p>

<p><strong>'BEN ARTIK HIRSIZLIĞI, YOLSUZLUĞU SAVUNAMAM'</strong></p>

<p>CHP içinde sistematik olarak hedef alındığını savunan Köksal, seçim sürecinde yeterli destek görmediğini iddia etti. Köksal, '31 Mart seçimlerinde 1 kez mazot desteği geldi sadece. Ekrem İmamoğlu ile ters düşünce bir daha mazot kartı yollamadılar ve sistematik olarak trollerin saldırısına uğradım. Bu CHP bizim CHP'miz değil. Ben artık hırsızlığı, yolsuzluğu savunamam. Eskiden olsa suç işleyen partiden atılırdı, şimdi her şey meşrulaştırılıyor.' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'BENİ ADAY YAPMALARININ SEBEBİ BENDEN KURTULMAK İSTEMELERİYDİ'</strong></p>

<p>Belediye başkan adayı yapılmasının arkasında da parti içi hesapların bulunduğunu öne süren Köksal, 'Beni belediye başkan adayı yapmalarının sebebi benden kurtulmak istemeleriydi. Grup başkanvekiliydim o dönem. Beni başkanvekilliği koltuğundan ayırmak istiyorlardı. Nasılsa kazanamaz diyerek bu yola girdiler.' diye konuştu.</p>

<p><strong>'DİNAR BELEDİYE BAŞKANI DA AK PARTİ'YE KATILACAK'</strong></p>

<p>Köksal, kendisiyle birlikte Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu'nun da CHP'den istifa ederek AK Parti'ye katılacağını açıkladı. Köksal, 'Yarın Afyonkarahisar'a bağlı Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu da CHP'den istifa ederek AK Parti'ye katılacak. Benimle beraber hareket eden bir arkadaş. 7 belediye meclis üyesi de istifa ediyor. Belediyede Meclis'in çoğunluğu da AK Parti'ye geçecek son tabloda.' dedi.</p>

<p><strong>'CUMHURBAŞKANI İLE 45 DAKİKA GÖRÜŞTÜM'</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 45 dakika görüştüğünü söyleyen Köksal, bundan sonraki süreçte hizmetlerine devam edeceğini belirtti. Köksal, 'Ben hizmetlerime devam edeceğim, devletim ve milletim için işimi yapacağım. Benim için aslolan kente hizmettir. Cumhurbaşkanımızla 45 dakika görüşme yaptım. Cumhurbaşkanımız birlikte siyaset yapacağımızı söyledi. Ben de kendisine 'Hep sizin karşınızda oldum CHP'deyken ama artık o CHP kalmadı. Bu CHP bizim CHP'miz değil' dedim.' dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/burcu-koksal-yarin-ak-partiye-katiliyorum-icim-cok-rahat</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/burcu-koksal-yarin-ak-partiye-katiliyorum-icim-cok-rahat.jpeg" type="image/jpeg" length="60422"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere'de inşaat şirketleri krizler nedeniyle projelerini kısıtlıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ingilterede-insaat-sirketleri-krizler-nedeniyle-projelerini-kisitliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ingilterede-insaat-sirketleri-krizler-nedeniyle-projelerini-kisitliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de konut inşaat sektörü; zayıf talep, istikrarsız jeopolitik durum, yüksek faiz oranlarının devam etme olasılığı ve artan inşaat maliyetleri nedeniyle zorlu bir döneme girdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere'de konut inşaat sektörü; zayıf talep, istikrarsız jeopolitik durum, yüksek faiz oranlarının devam etme olasılığı ve artan inşaat maliyetleri nedeniyle zorlu bir döneme girdi. Gayrimenkul geliştiricileri, bu olumsuz koşulları aşmak amacıyla kar tahminlerini aşağı yönlü revize ederken, yeni arazi alımlarını da durdurmaya başladı.</p>

<h2>Hükümetin Konut Vaadi Tehlikede</h2>

<p>Sektörde yaşanan bu daralma, 2024 seçimlerinde büyük bir zafer kazanan İşçi Partisi'nin siyasi programında yer alan önemli bir hedefe dair şüpheleri de beraberinde getirdi. Hükümetin 2029 yılında sona erecek görev süresine kadar 1,5 milyon konut inşa etme yönündeki seçim vaadini yerine getirme kabiliyeti sorgulanıyor. Konut inşaat sektörü bu programın en güçlü destekçilerinden biri olmasına rağmen, sektör temsilcileri mevcut koşullar altında bu vaadin gerçekleşmesinin pek olası olmadığına inanıyor.</p>

<h2>Şirketler Kar Tahminlerini Düşürüyor ve Arazi Alımlarını Sınırlandırıyor</h2>

<p>Financial Times'ın haberine göre, inşaat şirketi Berkeley geçen ay İran savaşı ve kötüleşen ekonomik beklentiler sebebiyle 2027'den itibaren başlayacak dört yıllık dönem için vergi öncesi kar tahminini yaklaşık 2 milyar sterlinden 1,4 milyar sterline düşürdü. Şirket ayrıca ek arazi satın almayacağını duyurdu.</p>

<p>Barratt Redrow ise arazi alımlarında "daha seçici" hale geldiğini bildirdi. Şirket, Haziran ayında sona eren yıl için arazi onaylarına ilişkin beklentilerini 10.000 ila 12.000 parselden 7.000 ila 9.000 parsele indirdi.</p>

<p>Bir diğer şirket Crest Nicholson, bu yıl daha az konut satmayı beklediğini açıkladı. Şirketin faiz ve vergi öncesi toplam kazançlarının Ekim ayında sona erecek yılda 5 milyon ile 15 milyon sterlin arasında olması öngörülüyor. Bu rakam, analistlerin 43,7 milyon sterlinlik tahminlerinden yüzde 89'a kadar daha düşük bir seviyeye işaret ediyor. Yaşanan bu durumun bir sonucu olarak Crest Nicholson, geçen ay bankacılık anlaşmalarının şartlarında "geçici" bir gevşeme talep ettiğini ve kredi verenleriyle görüşmelere başladığını duyurdu.</p>

<h2>Sektör Temsilcilerinden Daralma Uyarısı</h2>

<p>Geçtiğimiz ay iş performansının "sağlam" olduğunu açıklayan konut inşaat şirketi MJ Gleason'ın CEO'su Graham Prothro, piyasanın gidişatına dair, "Sektör, bundan sonra düşüşe geçmeye başlayacağı bir dönüm noktasında olabilir" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Vestry firması da Mart ayında yaptığı açıklamada, "zorlu" koşullar ve küresel belirsizlik ortamında daha fazla satış teşviki sunmanın bir sonucu olarak kar marjlarının baskı altına gireceğini belirtmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İnşaat Maliyetlerinde Rekor Artış ve Tedarik Zinciri Sorunları</h2>

<p>Reuters'ın haberine göre, Perşembe günü yayınlanan bir anket, İngiliz inşaat sektörünün Nisan ayında inşaat maliyet enflasyonunda en büyük aylık artışlardan birini yaşadığını ortaya koydu. Aynı anket, İran savaşının teslimat gecikmelerini ve diğer tedarik zinciri zorluklarını artırdığını gösterdi.</p>

<p>S&amp;P Global İngiltere İnşaat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) 81,4 puana yükselerek Haziran 2022'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Endeksin Mart ayındaki 70,5 seviyesinden gösterdiği bu yükseliş, veri serisinin başladığı 1997 yılından bu yana kaydedilen en büyük ikinci artış olarak kayıtlara geçti. Bu sıçrama, Şubat ile Mart ayları arasındaki 11 puanlık artışa da oldukça yakın bir seviyede gerçekleşti.</p>

<p>Piyasada yaşanan bu gelişmeleri Financial Times'a değerlendiren Investec analisti Ainsley Lamine, "Belirsizlik ve makroekonomik endişeler, piyasa duyarlılığını ve güvenini olumsuz etkiliyor. Konut üreticileri açısından tüm bunları hesaba kattığımızda, satışların bundan sonra düşmeye başlaması şaşırtıcı olmaz." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ingilterede-insaat-sirketleri-krizler-nedeniyle-projelerini-kisitliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/insaat1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="19878"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[33 İlde yasadışı bahis ve kara para aklama operasyonu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/33-ilde-yasadisi-bahis-ve-kara-para-aklama-operasyonu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/33-ilde-yasadisi-bahis-ve-kara-para-aklama-operasyonu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 33 ilde yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık ve kara para aklama suçlarına yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendiğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 33 ilde yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık ve kara para aklama suçlarına yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendiğini açıkladı. Operasyon kapsamında 8,7 milyar TL'lik suç gelirinin tespit edildiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakın Gürlek, sosyal medya hesabından 33 ilde gerçekleştirilen yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık ve kara para aklama suçlarına yönelik operasyonlara ilişkin açıklamada bulundu. Gürlek, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'Adalet, İçişleri ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımızın omuz omuza, tam bir eş güdüm içinde yürüttüğü çalışmalar; suç odaklarının nefesini kesmeye devam ediyor. Kurumlarımızın ortaya koyduğu bu güçlü irade, suçla mücadelemizdeki en büyük dayanağımızdır. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde; yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık ve kara para aklama suçlarına yönelik 33 ilimizde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonla, gençlerimizin kanını emen kirli bir çark daha darmadağın edilmiştir.</p>

<p>8,7 Milyar TL'lik devasa bir suç gelirinin tespit edildiği bu operasyon kapsamında, tüm sorumlular hakkında gereken adli işlemler titizlikle sürdürülmektedir. Milletimizin huzuruna ve ekonomimize kasteden hiçbir yapıya asla geçit vermeyeceğiz. Bu başarılı operasyonda emeği geçen; Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığımıza, Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğümüze ve Vergi Denetim Kurulu Başkanlığımıza teşekkür ediyorum.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/33-ilde-yasadisi-bahis-ve-kara-para-aklama-operasyonu</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 20:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/33-ilde-yasadisi-bahis-ve-kara-para-aklama-operasyonu.jpeg" type="image/jpeg" length="26599"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir Barosu'ndan Esra Işık'ın yurtdışı yasağına itiraz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/izmir-barosundan-esra-isikin-yurtdisi-yasagina-itiraz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/izmir-barosundan-esra-isikin-yurtdisi-yasagina-itiraz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[42 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Esra Işık için İzmir Barosu önünde açıklama yapan hukukçular ve baro temsilcileri, tutukluluğun 'hukuksuz' olduğunu savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>42 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Esra Işık için İzmir Barosu önünde açıklama yapan hukukçular ve baro temsilcileri, tutukluluğun 'hukuksuz' olduğunu savundu. İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, 'Esra toprağını terk etmemek için mücadele etti, şimdi ona yurt dışı yasağı getiriliyor' dedi.</p>

<p>Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıktığı gerekçesiyle tutuklanan ve 42 gün sonra tahliye edilen Esra Işık'ın ardından İzmir Barosu önünde açıklama yapıldı.</p>

<h2><strong>TAHLİYE SONRASI İLK AÇIKLAMA</strong></h2>

<p>İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, 'Esra 31 Mart günü tutuklandı. Haksız ve hukuksuz bir biçimde tutuklandı. 42 gün tutuklu kaldıktan sonra bugün enteresan bir adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Neydi bu enteresan adli kontrol kararı? Yurt dışı çıkış yasağı. Oysa Esra, toprağına, ağacına, kuşuna, çiçeğine sahip çıkmak için, köyüne sahip çıkmak için, orada kalmak için, yani atalarının mezarına sahip çıkmak için, oradan ayrılmamak için bu mücadeleyi verdi. Esra'ya yurt dışı çıkış yasağı verdiler. Böylesi garip bir toplum, böylesi garip bir hukuki bakış açısı. Aslında bu tutukluluk kararı baştan sona yanlış bir tutukluluk kararıydı. Ama Esra özelinde işte doğasını, toprağını, havasını, suyunu korumaya çalışan, sahip çıkmaya çalışan, muhalif olmaya çalışan, vatanına sahip çıkmaya çalışan, toprağına sahip çıkmaya çalışan insanlara Esra üzerinden bir gözdağıydı. Ve yine tekrar ediyorum, bir kez daha söylüyorum. Diyorum ki bu direniş olmasaydı bugün o bölgede gerçekten orman adına, ekoloji adına hiçbir şey kalmayacaktı' diye konuştu.</p>

<p>'Hukuk güvenliğinin olmadığı bir ülkede yaşıyoruz' diyen Yılmaz, 'Yarının sizin için ne getireceğini bilmediğimiz bir ülkede yaşıyoruz. O yüzden bizlerin çabaları, sizlerin çabaları sadece doğa için değil ki bugün için değil. Bakın yarınlara taşınacak bir yaşamdan bahsediyoruz biz. Bugünkü mücadelenin temelinde de o var zaten. Esra'nın yaptığı da oydu. Akbelen halkının yaptığı da oydu. O köylerde toprakları acele kamulaştırılıp el konulan yurttaşların da yaptığı aslında buydu. Yani biz toprağımıza, geleceğimize sahip çıkmak istiyoruz diyor arkadaşlarımız. Yani orada emek veren herkesin tek söylediği söz buydu. Ne yazık ki Esra'nın sesi biraz yüksek çıktı, fazla çıktı, fazla göz önünde oldu. İşte fazla göz önünde olduğunuz zaman sizin için yeni bir tehlike başlıyor. Çünkü bu ülkede hak mücadelesi vermek kolay değildir. Hak mücadelesinin peşinde koşanlar için her zaman bir gözaltı, her zaman bir tutukluluk ve hatta uzun zaman devam eden tutukluluklar söz konusu olur' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yılmaz sözlerine şu şekilde devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bunlar o kadar aleni bir biçimde yürütülüyor ki işte önemli olan burada bir adım geri atmamaktır. Umuttan vazgeçmemektir. Hayallerimizden vazgeçmemektir. Başkalarının hayalleriyle yaşamak zorunda değiliz. Bizim bu ülke için, Esra'nın bu ülke için, o bölgenin ya da Türkiye'de doğayı, hayatı geleceğe taşımak isteyen insanların hayalleri var. Her şey mümkün bu ülkede. Başka bir dünya mümkün, barış mümkün. Bu ülkede başka bir hukuk mümkün. Geleceğe taşıyacağımız daha özgür, hepimizin fikrini istediğimiz gibi söyleyebileceğimiz bir dünyayı yaratmak mümkün. Ama bunu istemezler. Neden istemezler? Çünkü bu ülkenin yurtseverlerine karşı, bu ülkenin işçisine, köylüsüne, avukatına, sendikacısına, siyasetçisine, kendileri gibi düşünmeyen herkese karşı düşman hukuku uygularlar. Neden? Bölerek yönetmek isterler. Birleştirerek kardeşçe, barış içinde bir ülke istenseydi bugün bu yaşananların hiçbiri olmazdı' dedi.</p>

<h2><strong>AVUKAT CANGI: MÜCADELE BİTMEDİ</strong></h2>

<p>İkizköylülerin avukatı Arif Ali Cangı, 'Bu iş burada bitmiş değil. Ne yazık ki bitmiş değil. En son aldığımız bilgiye göre savcı tahliyeye itiraz etmiş. Zaten talebi tutukluluğun devamı yönündeydi. Bu şunu gösteriyor: 1 Haziran'daki duruşmada da savcı mütalaasını verirse mahkûmiyet yönünde mütalaa verecek. O nedenle Esra'nın adalet arayışı mücadelesi devam edecek. Ama bununla da kalmayacağız. Esra şimdi hürriyetine kavuştu ve mücadeleye kaldığı yerden devam edecek. Asıl mücadele, kendisinin de söylediği gibi, Akbelen ve bölgedeki toprağın, ekolojinin, kurdun kuşun, insanın özgürleşmesi mücadelesi. Acele kamulaştırma adı altındaki çökme hareketinin defedilmesi. Bu bir çökme hareketidir çünkü her ne kadar bu kadar çaba ile Danıştay 6. Dairesi'nden yürütmeyi durdurma kararı almış olsak da çok önemli bir karar, çok kıymetli bir karar. Bu siyasi ortam içinde, yargının bu kadar baskı altında olduğu bir dönemde bu kararları almak kolay değil. Şirket hemen ertesi gün bir açıklama yaptı. Yaptığı açıklamaya göre diyorlar ki bu yürütmeyi durdurma 198 parsel için verildi. Oysa 679 parsel için acele kamulaştırma kararı verildi. Danıştay'ın hukuka aykırı olduğunu tespit eden acele kamulaştırma kararının dava açmayanlar yönünden uygulanmayacağını söylüyorlar. Ve dava dosyasına gelen Cumhurbaşkanlığı'nın, MAPEG'in avukatının yazdıkları da bunu destekliyor. Şimdi bu Danıştay kararının herkes için geçerli olduğunu mücadelesini vermek durumundayız. Bunun için de hukuk kurumlarına ciddi görev düşüyor. Ciddi bir desteğe ihtiyacımız var' şeklinde konuştu.</p>

<h2><strong>KAMUOYU DESTEĞİNE VURGU YAPILDI</strong></h2>

<p>Keşfin hukuki değerinin kalmadığını dile getiren Cangı, 'O keşfi engellediği gerekçesiyle Esra tutuklandı. Oysa 5 Nisan'da Danıştay'ın kararı tebliğ edildiği anda o iddia doğru olsa bile, Esra'nın keşfi engellediği kabul edilse bile o keşfin hiçbir hukuki değeri kalmadı. Mahkemenin, savcılığın bunu göz önüne alıp hemen karar vermesi gerekiyordu. Öyle olmadı. İtirazımızı, pazartesi yaptığımız itirazı hafta sonuna kadar bekletip cuma günü mesai bitiminde reddettiler. Ağır Ceza Mahkemesi reddetti. Bu şekilde sürüncemede kaldı. Yani hürriyetine kavuşması kolaylıkla olmadı. Bu tüm kamuoyunun desteğiyle oldu. Haklı mücadelenin desteğiyle oldu. O nedenle ben kamuoyuna seslenmek istiyorum: Esra tahliye oldu diye burayla ilgilenmeyi bırakmayınız. Burayla ilginizi kesmeyiniz. Çünkü buradaki mücadelede daha yapacak çok iş var. Ne zaman ki kendisinin de Esra'nın söylediği gibi o termik santraller, kömür madenleri işleten şirketler oradan defolup gitmeden, orasını kendi hâline bırakmadan, doğal yapısına bırakmadan bu mücadelenin bitmesi mümkün değil' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>KEMAL AYTAÇ: KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM EDECEĞİZ  </strong></h2>

<p>ANKA Haber Ajansı'na konuşan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu'ndan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Aytaç, 'Yani kızımızın orada olması zaten gerekmiyordu. Ama aynı zamanda yine de öfkeliyiz. Neden öfkeliyiz? 42 gün orada tutuldu haksız yere. Ve verilen kararı okuduğumuzda zaten biliyorsunuz, tutuklanırken 'bundan sonraki keşiflere engel olmasın' diye o gerekçeyle tutuklandı. Ben bunca yıllık meslek hayatımda ilk defa böyle bir gerekçe okudum. Bugün Esra Işık'ın tahliye edilmesinin sebebi aslında genel olarak ülkede sadece bugün yaptığımız basın açıklaması değil. Mutlaka onun da bir etkisi olmuştur ama kamuoyunda, gerçekten artık sıradan insanlarda bile 'Esra Işık niye tutuklu?' sorusu oluştu. Dolayısıyla bu kamuoyu baskısı nedeniyle Esra Işık tahliye edilmiş oldu. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Çevreyi, doğayı, insanı, yaşamı savunacağız. Esra da bunu yapacak. Önümüzdeki süreçte bu mücadeleyi hep birlikte sürdüreceğiz' dedi.</p>

<p>Esra Işık'ın avukatlarından Ramazan Akkaya, 'Müvekkilimiz 30 Mart 2026 tarihinde gözaltına alınmıştı. 31 Mart 2026 tarihinde hâkim huzuruna çıkarılıp tutuklandı. O günden beri bir adalet mücadelesi veriyoruz. Şu anda belki de o 30 Mart'tan bu yana en mutlu olduğumuz zamanı yaşıyoruz çünkü Esra özgür. Esra doğasına kavuşacak. Esra'nın en önemli özelliği şu; kendisi bütün Akbelen sürecini annesiyle beraber yaşayan bir insan. Muğlalıların deyişiyle söyleyeyim; koca ninesinin mezarındaki kemikleri madenden dolayı başka bir yere gömmek zorunda olan bir insan. Bütün tepkisi, bütün feryadı maden şirketlerine karşıdır. O bir yaşam savunucusudur. Bir yaşam savunucusunun da özgür olması gerekir' diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İZMİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/izmir-barosundan-esra-isikin-yurtdisi-yasagina-itiraz</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/izmir-barosundan-esra-isikin-yurtdisi-yasagina-itiraz.jpg" type="image/jpeg" length="44684"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: İran’ın teklifi aptalca, Kürt müttefikler hayal kırıklığı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trump-iranin-teklifi-aptalca-kurt-muttefikler-hayal-kirikligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trump-iranin-teklifi-aptalca-kurt-muttefikler-hayal-kirikligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki basın toplantısında soruları yanıtladı, İran'ın teklifini değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği sağlık düzenlemeleriyle ilgili bir toplantının ardından basın mensuplarının, İran gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. İran'la ateşkes anlaşmasının şu anda çok zayıf bir durumda olduğunu belirten Trump, İran'a saldırıların sürebileceğini ima etti.</p>

<p>Gazete pencere'nin haberine göre, Trump, <i>"Ateşkes, inanılmaz derecede zayıf, şu anda en zayıf anında diyebilirim. (İran'ın gönderdiği öneri metni) Bu çöp parçasını okuduktan sonra ki okumayı bile bitirmedim, 'bunu okuyarak zamanımı boşa mı harcayacağım' dedim. Şu anda (ateşkesin) en zayıf anında olduğunu söyleyebilirim. Yaşam desteğine bağlı durumda</i>" değerlendirmesini yaptı.</p>

<h2><strong>"İRAN'IN GÖNDERDİĞİ ÖNERİ APTALCAYDI; BELKİ OBAMA VE BİDEN KABUL EDERDİ"</strong></h2>

<p>Trump, İran'ın kendilerine gönderdiği ve reddettiği son öneriden hiç memnun olmadığını ve bu öneride, İran'ın nükleer silaha sahip olmayacağı taahhüdünü yapmadığını aktararak, <i>"İran’ın gönderdiği öneri, aptalca bir öneriydi, kimse bunu kabul etmezdi. Belki Obama ve Biden kabul ederdi"</i> diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran’daki nükleer tozu oradan alabilecek sadece iki ülke bulunduğunu ve bu ülkelerin, ABD ile Çin olduğunu anlatan Trump, <i>"İranlılar, bana çok net bir şekilde bu nükleer tozu almamız gerektiğini söyledi"</i> dedi.</p>

<p>Trump, 4 gün boyunca İran’dan gelecek mektubu beklediklerini ve <i>"hazırlanmasının 10 dakika sürmesi gerektiğini"</i> belirttiği mektuptan memnun olmadığının altını çizdi.</p>

<p>İran'ın önce, "nükleer silaha sahip olmama konusunda ABD ile mutabık kaldığını" ancak sonra bu sözlerinden geri döndüğünü iddia eden Trump, bu madde olmadan İran'la anlaşamayacaklarını kaydetti.</p>

<h2><strong>"KÜRTLER KENDİLERİNE ÖDEME YAPILDIĞINDA SAVAŞIYORLAR"</strong></h2>

<p>ABD Başkanı, İranlı göstericilere ulaştırılması gereken silahları ellerinde tuttukları iddiasıyla bölgedeki Kürtler konusunda eleştirilerde bulundu. Trump, <i>"Kürtler bizi hayal kırıklığına uğrattı. Kürtlerin Kongre’de iyi bir itibarları var. Kongre, 'onların çok sıkı savaştığını' söylüyor. Ancak onlar, kendilerine ödeme yapıldığında savaşıyorlar. Bu yüzden Kürtlerden çok hayal kırıklığına uğradım.</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trump-iranin-teklifi-aptalca-kurt-muttefikler-hayal-kirikligi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 20:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/trump-26.png" type="image/jpeg" length="81717"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Casusluk Davası: İddianame kabul edilebilir değil]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/casusluk-davasi-iddianame-kabul-edilebilir-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/casusluk-davasi-iddianame-kabul-edilebilir-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Casusluk Davası'nı izleyen Avrupa Türk Gazeteciler Birligi Baskani Recai Aksu "Bir kere iddianameye baktığın zaman iddianameyi kabul edilebilir bir durum değil" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Silivri'de devam eden 'casusluk davası'nı takip etmek için Almanya'dan gelen Avrupa Türk Gazeteciler Birligi Baskani Recai Aksu "Bir kere iddianameye baktığın zaman iddianameyi kabul edilebilir bir durum da değil yani. Yani oradaki avukatlara baktım. Avukatları izledim. Böyle bir gözlemci gözüyle baktım. Yani elbette ki Merdan Yanardağ'ı da buraya desteklemeye geldik. Merdan da benim yol arkadaşım, gazeteci arkadaşımdır birlikte mücadele veriyoruz" dedi.<br />
 </p>

<p>Silivri'de devam eden 'casusluk davası'nı takip etmek için Almanya'dan gelen Avrupa Türk Gazeteciler Birligi Baskani Recai Aksu "Bir kere iddianameye baktığın zaman iddianameyi kabul edilebilir bir durum da değil yani. Yani oradaki avukatlara baktım. Avukatları izledim. Böyle bir gözlemci gözüyle baktım. Yani elbette ki Merdan Yanardağ'ı da buraya desteklemeye geldik. Merdan da benim yol arkadaşım, gazeteci arkadaşımdır birlikte mücadele veriyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Silivri'de devam eden İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanadağ ve İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan'ın sanık olduğu 'casusluk davası'nı takip etmek için Almanya'dan gelen Avrupa Türk Gazeteciler Birliği Bşaknı Recai Aksu ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada şunları söyledi:</p>

<h2><strong>"GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR"</strong></h2>

<p>"Gördüğüm kadarıyla bir hukuk skandalıydı. Yani yani uzun yıllar eski Milliyet gazetesi çalışanı bir gazeteciyim aynı zamanda. En sonunda TELE1'in Avrupa temsilciliğini yaptım. Süreç içerisinde Almanya'da bu Cemalettin Kaplan davası vardı. O davayı da izlemiş bir gazeteci olarak bir karşılaştırma yaptım içeride. O gördüğüm şeyi söylemek istiyorum. Devletin güvenliğini tehdit eden davalara bakan bir eyalet mahkemesi vardı. O mahkemedeki davada izlediğim bir şey vardı. Ya böyle bir şey olamaz. Yani gerçekten böyle bir dava olamaz. Bir kere iddianameye baktığın zaman iddianameyi kabul edilebilir bir durum da değil yani. Yani oradaki avukatlara baktım. Avukatları izledim. Böyle bir gözlemci gözüyle baktım. Yani elbette ki Merdan Yanardağ'ı da desteklemeye geldik. Merdan da benim yol arkadaşım, gazeteci arkadaşımdır, birlikte mücadele veriyoruz. Türkiye'de basın özgürlüğünü savunuyoruz... Bir kere basın özgürlüğü çok önemli. Mehmet Şimşek buraya insanların yatırım yapmasını istiyor. Ya kardeşim Türkiye'de hukukun olmadığı bir yerde sen buraya yatırım için para getirebilir misin? Ben bugünkü davada onu gördüm. Bir kere basın özgürlüğünün olmadığı bir yere kimse para da getirmez, bir şey getirmez. Suçsuz yere insanları burada yatıramazsınız. Bir televizyon kanalına el koyamazsınız. Gazetecilik suç değildir diyelim ve bütün Türkiye'deki basın özgürlüğünü savunalım"</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/casusluk-davasi-iddianame-kabul-edilebilir-degil</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 20:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/casuslukdavasi1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="96602"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'den BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'e destek mesajı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpden-birtek-sen-genel-baskani-mehmet-turkmene-destek-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpden-birtek-sen-genel-baskani-mehmet-turkmene-destek-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in yarın görülecek duruşması öncesinde, Mehmet Türkmen'in serberst bırakılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in tutuklanmasına tepki göstererek, 'Soru şudur: İşçilerin canını tehlikeye atan patronların keyfine göre mi yargılamalar yapılacak? Yoksa insan canını ve emeğini savunanları mı savunacağız? Hiç tutuklanmaması gereken Mehmet Türkmen, bir an önce serbest bırakılmalıdır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçen, Mehmet Türkmen'in tutukluluk sürecine tepki gösterdi. Yaptığı yazılı açıklamada Gökçen, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen demişti ki: 'Şu memlekette her yıl on tane işçi ölüyor fabrikalarda, kolları elleri kopuyor. Bir tane patron ifade bile vermiyor ama bir sendikacı bunu dile getirdiği için patronun şikayetiyle tutuklanıyor. Sonra da bu ülkede adalet var. Hadi oradan!' Tam da bu görüşleri ve sendikal faaliyetleri nedeniyle tutuklu. İşçilerin maaşı ve mesai ücretleri zamanında ödensin istediği için tutuklu. Soru şudur: İşçilerin canını tehlikeye atan patronların keyfine göre mi yargılamalar yapılacak? Yoksa insan canını ve emeğini savunanları mı savunacağız? Hiç tutuklanmaması gereken Mehmet Türkmen, bir an önce serbest bırakılmalıdır.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpden-birtek-sen-genel-baskani-mehmet-turkmene-destek-mesaji</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 19:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/chpden-birtek-sen-genel-baskani-mehmet-turkmene-destek-mesaji.jpeg" type="image/jpeg" length="52396"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağaç ve Peyzaj A.Ş. operasyonunda 20 kişi tutuklama istemiyle mahkemeye sevkedildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/agac-ve-peyzaj-as-operasyonunda-20-kisi-tutuklama-istemiyle-mahkemeye-sevkedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/agac-ve-peyzaj-as-operasyonunda-20-kisi-tutuklama-istemiyle-mahkemeye-sevkedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen 24 kişiden 4'ü adli kontrol, 20'si ise tutuklanma istemiyle hakimliğe sevk edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İ</strong>BB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş'ye yönelik son operasyon kapsamında gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen 24 kişiden 4'ü adli kontrol, 20'si ise tutuklanma istemiyle hakimliğe sevk edildi.</p>

<p>CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası devam ederken, cuma sabah İBB iştiraki Ağaç A.Ş'ye yönelik yeni bir operasyon yapılmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında 30 isim hakkında gözaltı kararı bulunduğunu açıklamıştı. Gözaltına alınıp önceki gün adliyeye sevk edilen 7 kişiden biri doğrudan savcılıktan serbest bırakılırken, hakimliğe sevk edilen ve arasında İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel'in de bulunduğu 5 kişi imza yükümlülüğü ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakılmış, bir kişi hakkında ev hapsi kararı verilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yurt dışında bulunan bir isim dönüşte havalimanında gözaltına alınırken, emniyette işlemleri tamamlanan 24 kişi bu sabah sağlık kontrolünden sonra Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. İstanbul Barosu da sevk edilen isimler arasında bulunan avukat Eren Sönmez'le ilgili bir açıklama ile serbest bırakılması yönünde çağrı yaptı.</p>

<h2><strong>20 TUTUKLAMA İSTENDİ</strong></h2>

<p>Savcılık işlemleri akşam saatlerinde biterken, Alkan Başçiftçi, Ekrem Ofluoğlu, Fatih Yağcı ve Yasin Çağatay Seçkin hakkında adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmaları, diğer 20 isim ise tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/agac-ve-peyzaj-as-operasyonunda-20-kisi-tutuklama-istemiyle-mahkemeye-sevkedildi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 19:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/agac-ve-peyzaj-as-operasyonunda-20-kisi-tutuklama-istemiyle-mahkemeye-sevkedildi.jfif" type="image/jpeg" length="37314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Esra Işık tahliye edildi: Hakkını arayanlara kelepçe dayanmaz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/esra-isik-tahliye-edildi-hakkini-arayanlara-kelepce-dayanmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/esra-isik-tahliye-edildi-hakkini-arayanlara-kelepce-dayanmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıktığı gerekçesiyle 42 gün tutuklu kalan Esra Işık, tahliyesinin ardından, "Hakkının peşinden koşanlara kelepçeler dayanmaz" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıktığı gerekçesiyle 42 gün tutuklu kalan Esra Işık, 'Hakkını arayanlara, hakkının peşinden koşanlara kelepçeler dayanmaz bu memlekette. Kelepçeler yetmez bu memlekette' dedi.</p>

<p>Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıktığı gerekçesiyle 31 Mart'tan bu yana tutuklu bulunan ve Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararıyla yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edilen Esra Işık, tahliyesinin ardından İzmir Barosu'na gitti. Burada ANKA Haber Ajansı'na konuşan Işık, tutukluluk sürecine ve Akbelen'de yürütülen mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'ÜÇ KUŞAKTIR MÜCADELE EDİYORUZ' </strong></h2>

<p>Esra Işık, tahliye edildiğini cezaevindeki koğuş arkadaşlarından öğrendiğini söyledi. Tahliye kararının televizyon ekranlarında duyurulmasının ardından koğuş arkadaşlarının kendisine haberi verdiğini anlatan Işık, o an büyük bir şaşkınlık ve sevinç yaşadığını ifade etti. Işık, 'Toprağımı savunduğum için, köyümü savunduğum için, memleketimi savunduğum, sahip çıkmaya çalıştığım için 42 gündür tutukluydum. Günlerdir sürgün edildiğim ailemden, toprağımdan, köyümden ayrıydım ve bugün kavuşacağım. Şunu söyleyebilirim ben; çok acılar çektik biz. Üç kuşağız bakın...Biz üç kuşağız mücadele eden. Benim anneannemin köyü yok edildi, benim dedemin köyü yok edildi, benim babaannemin köyü yok edildi. Daha nereye kadar yok edeceksiniz bizi? Daha nereye kadar? Nereye kadar bizi yoksullaştıracaksınız? Nereye kadar bizi mülksüzleştireceksiniz? Nereye kadar bizi insanlıktan, yurttaşlıktan çıkaracaksınız diye soruyoruz' dedi.</p>

<p>'Beni aileme, başta aileme ve köylülerime, sonra da bu memlekette hakkını arayan herkese gözdağı olayım diye tutukladığınızı biliyoruz. Ama biz bu yoldan dönmeyiz' diyen Işık sözlerine şu şekilde devam etti:</p>

<p>'Biz haklıyız. Ben sadece toprağımı savundum. Alnım ak, başım dik girdim; alnım ak, başım dik çıktım. Bundan sonra evet bugün özgürlüğüme kavuşmuş olabilirim ama benim için gerçek özgürlük topraklarımın özgürlüğe kavuştuğu gündür. Topraklarımın kurtulduğu gündür. Topraklarımız için evet bir yürütmeyi durdurma kararı verildi Danıştay'dan. Sonsuz teşekkürler, bu ülkede gerçekten adaletin sağlanabileceğini yine de bu zor günlerde bize gösterdikleri için. Ama bu iş bitmedi. Sadece yürütmeyi durdurma kararı ile olmayacak. Biz gerçek bir adım bekliyoruz. Biz artık bu şirket topraklarımızdan elini ayağını çeksin, defolup gitsin istiyoruz. Biz artık insanca yaşamak istiyoruz. İnsanca mezarlarımızda, zeytinimize, yaşamımıza sahip çıkarak insanca yaşamak istiyoruz. Bize bunu çok görmeyin, bize bunu çok görmeyin.</p>

<p>Benim gibi cezaevlerinde haksız hukuksuz yere tutulan onlarca insan var. Memleketin dört tarafından, dört bir tarafından onlarca mektup aldım. Onlarca dayanışma duygusuyla sarıldı dört bir tarafım. Evet beni yalıtmak istediler. Etrafımdaki bütün bu sevgi, saygı, bu mücadelemize sahiplenme duygusunun dışında tutmak istediler. Bizim mücadelemizi kırmak istediler ama bizim mücadelemiz öyle bir günde kurulacak bir mücadele değil. Bir günde kırılamaz bizim mücadelemiz. Biz yılların acısıyla çünkü bugün buradayız. Yılların acısıyla biz bu mücadeleye çıktık. Bir günde de, bir yılda da, bir ömürde de bizim mücadelemizi kıramazsınız.</p>

<h2><strong>'TOPRAKLARIMIZ ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ'</strong></h2>

<p>Bugün Esra'yı tutuklarsınız, yarın Nejla'yı tutuklarsınız. Öbür gün başka birisini tutuklarsınız. Benim bir babaannem var, Yörük. O cezaevine girdikten sonra babamı teselli etmek için demiş ki: 'Hakkını arayanların hakkını arayanlara kelepçe dayanmaz, kelepçeler yetmez' demiş. Hakkını arayanlara, hakkının peşinden koşanlara kelepçeler dayanmaz bu memlekette. Kelepçeler yetmez bu memlekette. Ne olursa olsun bu yolda yürümeye, topraklarımız özgürlüğüne kavuşuncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Benim bugünkü tahliyemin esas kaynağı dışarıda verilen bu haklı mücadeledir, bu meşru mücadeledir. Benim annemin, benim köylülerimin, benim tüm sevdiklerimin, benim bu memleketini, havasını, suyunu, toprağını seven bütün güzel yürekli memleketimin insanlarının verdiği mücadele, bize mücadelemize sahip çıkmasının eseridir benim bugün burada aranızda, içinizde olmam, köyüme kavuşmam. Bana demişler kaçma şüphesi var. Ben şimdi koşa koşa köyüme gidiyorum. İnsanlarıma gidiyorum. Orada bayram havası var. Daha bize bayram erken geldi bu bayramda. Bundan sonra aynı kaldığımız yerden çok daha güçlü şekilde, çok daha gururlu, verilen tüm cezaları, bize ödediğimiz tüm bedelleri göğsümüzde tam şurada, tam şurada onur madalyası olarak taşıyıp yürüyeceğiz biz bu yolda. Bunu herkes bilsin, bizi herkes duysun. Mücadelemiz kaldığı yerden tüm gücüyle devam edecek.'</p>

<h2><strong>ANNE NEJLA IŞIK'TAN İLK DEĞERLENDİRME</strong></h2>

<p>İkizler Köyü Muhtarı ve aynı zamanda Esra Işık'ın annesi Nejla Işık da ANKA Haber Ajansı'na, kendisi için anneler gününün bugün olduğunu belirtti. Işık şöyle konuştu:</p>

<p>'Çok mutluyuz. Dün Anneler Günü'ydü biliyorsunuz, çok buruk geçirdik ama bugün gelen bu tahliye ile birlikte çok güzel bir Anneler Günü hediyesi edilmiş oldu bize. Evladımıza kavuşacağız. Zorlu geçen bir 42 gün, zorlu geçen bir 7 yıl zaten bu mücadelede. Burada bir cezalandırma politikası vardı. Sadece Esra'ya değil, aslında bu mücadeleyi veren Türkiye'nin dört bir yanındaki herkese diyeyim, ayırt etmek sizin. O yüzden hem davamızda yürütmeyi durdurma almak hem de üstüne Esra'mıza kavuşmak, keyfimize diyecek yok diyeyim yani. İçim pır pır. Kavuşamadık. Eşim görüştü, sarıldı, koklaştı. Bekliyoruz yani, buradayız. Çok mutluyum, inanılmaz mutluyum. Burada hukukçularımıza, avukatlarımıza, her birine çok çok teşekkür ediyorum. Mücadele verdi onlar da çünkü 42 gündür dilekçeleriyle, uğraşmalarıyla ve Türkiye'nin her yerinde kızımı bağrına basan, Akbelen mücadelesini bağrına basan ve bizlere inanılmaz destek ve moral veren herkese çok çok çok teşekkür ediyorum. Var olsunlar vallahi, güç verdiler ve bu birlikteliğin ve mücadelenin gücü aynı zamanda.</p>

<p>Işık, 'Suçsuz olduğunu herkes biliyor zaten. Toprağını korumak, zeytinini, köylünün hakkını, kendi geçmişini ve geleceğini korumak suç olmamalı dedik zaten. Ödül verilmeli bu çocuğa dedik. O yüzden suçluluğunun sorulması hakikaten çok yanlış bir soru zaten. Suçlu değil yani. Cezası da bu olmamalıydı. Boşu boşuna yattı, 42 gün. Ama dedim yani bu tahliye bize çok güzel bir şey oldu. Çok güzel bir şey oldu. Teşekkür ediyorum hâkimlere de en sonunda doğru kararı verdikleri için' dedi.</p>

<p>Tahliye sonrası duygusal anlar yaşandı. 42 gün sonra bir araya gelen Esra Işık ile annesi Nejla Işık birbirlerine koşarak sarıldı. Gözyaşlarının hakim olduğu buluşmada Nejla Işık, köyünden getirdiği çiçekleri kızına verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/esra-isik-tahliye-edildi-hakkini-arayanlara-kelepce-dayanmaz</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 19:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/esra-isik1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="29312"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sanat Meclisi nisan ayı raporunu açıkladı: Sanat alanında yasaklar ve baskılar çeşitleniyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/sanat-meclisi-nisan-ayi-raporunu-acikladi-sanat-alaninda-yasaklar-ve-baskilar-cesitleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/sanat-meclisi-nisan-ayi-raporunu-acikladi-sanat-alaninda-yasaklar-ve-baskilar-cesitleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanat Meclisi, her ay düzenli olarak yayımladığı "Sanatta Hak İhlalleri" raporunun Nisan 2026 sayısını kamuoyuyla paylaştı. Raporda nisan ayı boyunca sanatın farklı dallarında yaşanan ihlaller, sansürler ve usulsüzlük iddiaları detaylandırılırken sanat sezonunun sonuna yaklaşıldığına dikkat çekildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sanat Meclisi tarafından hazırlanan Nisan 2026 raporunda, sanat alanında yaşanan temel başlıklar ve olaylar sıralandı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki görevinden KHK ile ihraç edilen Elif Çongur’un üniversiteye iade başvurusu, Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen 14. Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildi. Mahkemenin ret gerekçesinde, Çongur’un Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan gibi isimleri andığı yazıların KCK/PKK iltisakı olarak gösterilmesi yer aldı.</p>

<h2><br />
YEREL YÖNETİMLERİN KÜLTÜREL YETKİLERİ DARALTILIYOR</h2>

<p><br />
Aydın’da halkın ortak kullanım alanı olan Nevzat Biçer Nikâh ve Konferans Salonu, Efeler Belediyesi’nden alınarak Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne devredildi. Ege Belediye, Şehir ve Kent Tiyatroları Birliği (BEŞET) duruma tepki göstererek, halkın iradesiyle seçilmiş yerel yönetimin elinden bu alanın alınmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti. Birlik tarafından yapılan açıklamada, "Sanat yalnızca estetik bir faaliyet değil, toplumsal hafızanın taşıyıcısıdır. Söz konusu mülkün gerçek sahibi halktır" ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü, 8-10 Mayıs tarihlerinde yapılması planlanan 32. Taşoda Festivali'nin yönetim tarafından iptal edildiğini duyurdu. Kulüp odalarının gece yarısı operasyonuyla gasp edilmesine karşı yaptıkları protestoların iptal gerekçesi olarak sunulduğunu belirten kulüp üyeleri, sadece prova ihtiyaçlarının küçük bir kısmını karşılayabildiklerini ifade etti.</p>

<p>İstanbul’da müzik çalışmalarını sürdüren Grup Yorum üyeleri operasyonla gözaltına alındı. Sorgulamalar neticesinde Dilan Poyraz, Barış Yüksel, Vedat Doğan ve Beyza Gülmen tahliye edilirken; Rezzan, Can ve Cem tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.</p>

<p>Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, kurum içi mobbing iddiaları ve "Lale devri bitti" açıklamalarının ardından bu kez ABD gezisiyle gündeme geldi. Genel Müdür Yardımcısı Sükun Işıtan ile gidilen 14 günlük gezinin "kültürel iş birliği" adı altında yapıldığı belirtilse de, asıl amacın Işıtan’ın bir oyunu için sahne arayışı olduğu kaydedildi. VIP biletler ve günlük 299 dolara varan harcırahların Devlet Tiyatroları bütçesinden karşılandığı iddiaları tartışma yarattı.</p>

<p>Şarkıcı Mabel Matiz’e (Fatih Karaca) "Perperişan" isimli şarkısındaki sözler nedeniyle "müstehcenlik" suçlamasıyla dava açıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatının da cezalandırma talep ettiği duruşmada, savcı sanatçının 6 aydan 3 yıla kadar hapsini istedi. İddianamede, şarkı sözlerinin cinsel arzuyu tahrik ettiği ve çocuklar için tehlike arz ettiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oyuncular Sendikası Genel Sekreteri Atilla Gündoğdu, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda alanlarda olacaklarını duyurdu. Gündoğdu; güvenceli çalışma, adil ücret, insani çalışma saatleri ve dijital dünyada emeğin korunması gibi taleplerini yineleyerek, "Sanat alanında yaşanan hak kayıpları ancak ortak bir sesle aşılabilir. Örgütlenelim ve birlikte görünür olalım" çağrısında bulundu.</p>

<p>Sanat Meclisi nisan ayı raporunun sonuç kısmında, ülkede herhangi bir konuda muhalefet edene kelepçe vurulduğu, Grup Yorum'un tutuklanma rekoruna koştuğu ancak tüm bu baskılara rağmen sanatçıların kararlılığının sürdüğü belirtildi. Raporda, "Yönetenlerin bilmediği önemli bir şey var; bu ülkede her şey inadına yapılır" değerlendirmesine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/sanat-meclisi-nisan-ayi-raporunu-acikladi-sanat-alaninda-yasaklar-ve-baskilar-cesitleniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 19:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/11/sanat-meclisi.png" type="image/jpeg" length="42605"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kolajen Nedir ve Neden Bu Kadar Önemli? Bilmeniz Gereken Her Şey]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kolajen-nedir-ve-neden-bu-kadar-onemli-bilmeniz-gereken-her-sey</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kolajen-nedir-ve-neden-bu-kadar-onemli-bilmeniz-gereken-her-sey" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cildinizdeki o dolgunluk hissi, eklemlerinizdeki esneklik, saçlarınızdaki canlılık… Bunların hepsinin arkasında ortak bir protein var: <strong>kolajen</strong>. Vücudun en bol bulunan proteini olan kolajen, yaşın ilerlemesiyle birlikte azalmaya başlar ve bu azalışın etkileri günlük yaşamda kendini hissettirmeye başlar. Peki kolajen gerçekte ne işe yarar, vücutta nasıl üretilir ve nasıl desteklenebilir? Bu yazıda tüm bu soruların yanıtlarını ele alıyoruz.</p>

<h2><a name="_tx6ir6c5l1nv"></a><strong>Kolajen Nedir? Vücuttaki Rolü Neden Bu Kadar Büyük?</strong></h2>

<p>Kolajen, vücuttaki toplam protein miktarının yaklaşık üçte birini oluşturan yapısal bir proteindir. Deri, kemik, kıkırdak, tendon, bağ dokusu ve kan damarları gibi pek çok yapının temel bileşeni olarak görev yapar. Bir anlamda vücudun "tutkal"ı gibi düşünülebilir; dokuları bir arada tutan, şekil veren ve dayanıklılık kazandıran bu protein, vücut yapılarının bütünlüğü açısından büyük önem taşır.</p>

<p>Vücutta 28'den fazla kolajen türü tanımlanmış olsa da en yaygın olanlar Tip I, Tip II ve Tip III'tür. Tip I kolajen ağırlıklı olarak deri, kemik ve tendonlarda bulunurken; Tip II eklem kıkırdağında, Tip III ise deri ve iç organlarda yer alır. Her tip, vücudun farklı bölgelerinde yapısal bir görev üstlenir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><a name="_39to6ph7jcir"></a><strong>Kolajen Üretimi Yaşla Birlikte Neden Azalır?</strong></h2>

<p>20'li yaşlardan itibaren vücudun doğal kolajen üretimi yavaşlamaya başlar. Araştırmalar, 25 yaşından sonra her yıl kolajen sentezinin kademeli olarak düştüğünü ortaya koymaktadır. Bu doğal süreç, zamanla deri yapısı, eklem konforu ve genel vücut dokularında fark edilebilir değişimlere yol açabilir.</p>

<p>Kolajen üretimini olumsuz etkileyen faktörler arasında güneş ışığına aşırı maruz kalma, sigara kullanımı, yüksek şeker tüketimi ve yetersiz uyku öne çıkar. Bunların yanı sıra vücuttaki C vitamini, çinko ve bakır yetersizlikleri de kolajen sentez sürecini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle hem beslenme alışkanlıkları hem de yaşam tarzı, kolajene ilişkin vücut süreçlerini doğrudan etkiler.</p>

<h2><a name="_gze6zc8mvexs"></a><strong>Kolajen Takviyeleri: Nasıl Çalışır?</strong></h2>

<p>Son yıllarda artan bilinçle birlikte<a href="https://www.day2day.com.tr/kolajen/" rel="nofollow"> </a><a href="https://www.day2day.com.tr/kolajen/" rel="dofollow"><span style="color:#3498db">kolajen takviyesi</span></a> kullanımı da yaygınlaşmaktadır. Peki bu takviyeler nasıl bir süreçten geçer?</p>

<p>Kolajen takviyeleri genellikle hidrolize kolajen ya da kolajen peptit formunda üretilir. Hidrolizasyon işlemi, büyük kolajen moleküllerini daha küçük yapı birimlerine bölerek sindirim sisteminin bu bileşenleri daha kolay işleyebilmesini sağlar. Kolajen peptitleri, sindirim sürecinden geçerek vücut tarafından kullanılabilir hale gelir.</p>

<p>Kolajen takviyeleri; toz, kapsül, sıvı ve gummy gibi farklı formatlarda tüketiciye sunulmaktadır. Hangi formun tercih edileceği kişinin yaşam tarzına, damak zevkine ve kullanım alışkanlıklarına göre değişir. Önemli olan, kullanılan takviyenin içerik kalitesi ve kolajen kaynağıdır.</p>

<h2><a name="_4tc0uxqtek3y"></a><strong>Hangi Besinler Kolajen Üretimini Destekleyebilir?</strong></h2>

<p>Takviyeler dışında, beslenme yoluyla da kolajen sentez sürecine katkı sağlamak mümkün olabilir. Vücudun kolajen üretim mekanizması için bazı temel besin maddelerine ihtiyaç duyulduğu bilinmektedir:</p>

<p>● <strong>C Vitamini:</strong> Kolajen sentez sürecinde önemli bir kofaktör olarak görev yapan bu vitamin; turunçgiller, kivi, çilek ve biber gibi gıdalarda bol miktarda bulunur.</p>

<p>● <strong>Prolin ve Glisin:</strong> Kolajeni oluşturan temel amino asitlerdir. Et, yumurta, süt ürünleri ve baklagiller bu amino asitler açısından zengindir.</p>

<p>● <strong>Çinko:</strong> Vücuttaki çeşitli enzimatik süreçlere katkı sağlayan bir mineraldir. Kabuklu deniz ürünleri, tohumlar ve kuruyemişlerde bulunur.</p>

<p>● <strong>Bakır:</strong> Bağ dokusu yapısının oluşumuna katkı sağlayan bir iz mineraldir. Kakao, avokado ve fındıkta yer alır.</p>

<p>● <strong>Kemik suyu:</strong> Geleneksel bir besin olan kemik suyu, doğal kolajen peptitleri açısından oldukça zengin bir kaynak olarak bilinir.</p>

<p>Bu besinleri dengeli ve düzenli biçimde tüketmek, vücudun kolajen üretim sürecinde ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin karşılanmasına katkı sağlayabilir.</p>

<h2><a name="_6vp9fssrl5e"></a><strong>Kolajen Hakkında Sık Sorulan Sorular</strong></h2>

<p><strong>Kolajen takviyesini ne zaman almak daha uygundur?</strong> Pek çok kullanıcı takviyeyi sabah aç karnına ya da yemeklerle birlikte tüketmeyi tercih eder. Kullanım zamanından bağımsız olarak düzenlilik, en belirleyici faktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır.</p>

<p><strong>Bitkisel kolajen var mıdır?</strong> Bitkisel kaynaklı kolajen doğrudan mevcut değildir; ancak bitkisel bazlı takviyeler, vücudun kendi sentez süreçlerini desteklemeye yönelik amino asitler ve kofaktörler içerebilir.</p>

<p><strong>Takviyeleri ne kadar süre kullanmak gerekir?</strong> Bu konuda kişiden kişiye farklılık gösterebilecek bireysel değişkenler söz konusudur. Herhangi bir takviye programına başlamadan önce bir sağlık profesyoneliyle görüşülmesi tavsiye edilir.</p>

<h2><a name="_dnb0ol08wni"></a><strong>Kolajen Takviyesi Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?</strong></h2>

<p>Piyasada farklı kaynaklardan elde edilen pek çok<a href="https://www.day2day.com.tr/kolajen/" rel="nofollow"> </a><a href="https://www.day2day.com.tr/kolajen/" rel="dofollow"><span style="color:#3498db">kolajen</span></a> ürünü yer almaktadır. Bu ürünler arasında seçim yaparken dikkat edilmesi gereken bazı temel noktalar şunlardır:</p>

<p>● <strong>Kolajen tipi:</strong> Farklı kolajen tipleri vücudun farklı bölgelerinde yapısal görevler üstlenir. İhtiyaca yönelik doğru tipin seçilmesi için bir uzmana danışılabilir.</p>

<p>● <strong>Kaynak:</strong> Balık kolajeni (deniz kolajeni) ve hayvansal kolajen (sığır) en yaygın kaynaklardır. Her iki kaynak da yaygın biçimde kullanılmakla birlikte biyoyararlanım özellikleri farklılık gösterebilir.</p>

<p>● <strong>Ek içerikler:</strong> C vitamini gibi kolajen sentez sürecinde rol oynayan kofaktörlerle bir arada sunulan takviyeler, bütüncül bir destek sağlamayı amaçlayabilir.</p>

<p>● <strong>Üretim kalitesi:</strong> Güvenilir standartlarda üretilmiş, içerikleri şeffaf biçimde listelenen ürünleri tercih etmek her zaman önemlidir.</p>

<h2><a name="_3vggy9d51q4"></a><strong>Kolajen Desteği Bütüncül Bir Yaklaşımın Parçasıdır</strong></h2>

<p>Kolajen, vücudun yapısal bütünlüğü açısından önemli bir proteindir. Zamanla azalan üretim sürecine destek olmak; dengeli beslenme, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve gerektiğinde bilinçli takviye kullanımının bir kombinasyonuyla mümkün olabilir. Herhangi bir takviye programına başlamadan önce bir sağlık profesyoneliyle görüşülmesi önerilir. Doğru bilgiye dayalı tercihler yaparak kolajen sentez sürecini beslemek, uzun vadeli sağlıklı yaşamı desteklemeye yönelik bütüncül bir yaklaşımın parçası olabilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ADVERTORIAL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kolajen-nedir-ve-neden-bu-kadar-onemli-bilmeniz-gereken-her-sey</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 19:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/kolajen.jpg" type="image/jpeg" length="74743"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEP, duruşma öncesi BİRTEK-SEN'e dayanışma ziyareti gerçekleştirdi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/emep-durusma-oncesi-birtek-sene-dayanisma-ziyareti-gerceklestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/emep-durusma-oncesi-birtek-sene-dayanisma-ziyareti-gerceklestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EMEP heyeti, tutuklu bulunan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in yarın görülecek duruşması öncesinde sendikanın genel merkezine dayanışma ziyaretinde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p> EMEP heyeti, tutuklu bulunan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in yarın görülecek duruşması öncesinde sendikanın genel merkezine dayanışma ziyaretinde bulundu. EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, 'Hırsızlar, çeteler, katiller dışarıda gezerken bir sendikacının gerçekleri ifade ettiği için tutuklanması kabul edilemez' dedi.</p>

<p>Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan ile EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sevda Karaca'nın da yer aldığı parti heyeti ziyarette, Mehmet Türkmen'in serbest bırakılması için mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini vurguladı.</p>

<p>BİRTEK-SEN Genel Merkezi'nde sendika yöneticileriyle buluşan Seyit Aslan, Mehmet Türkmen'in Antepli işçiler tarafından bilinen gerçekleri anlattığı, mezbaha düzeni ve yoğun sömürüyü görünür kıldığı için tutuklandığını belirterek, 'Görünen o ki buna bile tahammül edemeyen bir sermaye düzeni ve saray düzeni var. Antep'te, Akbelen'de olduğu gibi ya da gerçekleri yazan gazetecilere olduğu gibi baskı yoluyla tutuklama kararı geldi' dedi.</p>

<h2><strong>YARIN GÖRÜLECEK DURUŞMAYI TAKİP EDECEKLER</strong></h2>

<p>Tutuklandığı günden bu yana Türkmen'le dayanışmayı sürdürdüklerini dile getiren Aslan, 'Hem BİRTEK-SEN'in hem de Antepli tekstil işçilerinin yanındayız. Yarın duruşmayı takip edeceğiz. Beklentimiz ve talebimiz bir an önce Mehmet Türkmen'in tutukluluğunun son bulması ve kaldığı yerden mücadelesine devam etmesidir. Hırsızlar, çeteler, katiller, yüzlerce işçiyi katledenler ellerini kollarını sallayarak dışarıda gezerken bir sendikacının gerçekleri ifade ettiği için tutuklanması kabul edilemez' diye konuştu.</p>

<p>Türkmen serbest bırakılana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Aslan, 'Bu ülkede haksızlığa uğrayan, sermayenin saldırısına uğrayan herkesin yanında olmaya devam edeceğiz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İŞÇİLER DE DURUŞMADA OLACAK</strong></h2>

<p>EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca da Emek Partisi olarak yarınki duruşmaya sömürü düzenine karşı sesini yükseltmek isteyen herkesin dayanışmasını taşıyacaklarını söyledi. Geçen aylarda BİRTEK-SEN ile birlikte yürüttükleri çalışmayla Antep'te iş cinayetlerinin üzerinin nasıl bir düzenekle örtüldüğünü ortaya çıkardıklarını belirten Karaca, 'Burada özel hastanelerden SGK'ye, devletin bütün bürokratik aygıtlarından adliyeye uzanan bir düzenekle işçilerin hayatlarının nasıl altüst edildiğini gösterdik. O gün işçilerle birlikte sormuştuk, 'Neden tek bir patron yargılanmazken biz tek bir hakkımızı alabilmek için 5-10 yıl boyunca adalet mücadelesi vermek zorunda kalıyoruz ve bu süreçler aleyhimize sonuçlanıyor' diye. Nihayet bir gerçek ortaya kondu. Antep'teki her işçi Türkmen'in söylediklerini bire bir yaşıyor. Bu nedenle Antepli işçiler kimin haklı olduğunu gayet iyi biliyor. Bu sözü sahiplenmek üzere de yarın duruşmada olacaklar' dedi.</p>

<h2><strong>BİRLİKTELİK VURGUSU</strong></h2>

<p>Gazetecilerin tutuklanmasına da değinen Karaca, 'Görünen o ki biz böylesi saldırganlıkları önümüzdeki dönem daha çok yaşayacağız. Çünkü işçi sınıfı bütün bu yoksulluk karşısında bir arayış içerisinde. Asıl korkuları bu arayışın BİRTEK-SEN gibi sınıf sendikacılığı yapan sendikalara akmasıdır. Bu saldırganlık karşısında yapacağımız en temel şey bütün emek örgütlerinin, hak örgütlerinin, mücadele örgütlerinin birleşik bir mücadele hattına oturmasıdır. Yarın uluslararası heyetlerden tutun sendika, siyasi parti, hukuk örgütleri temsilcilerine kadar pek çok çevrenin burada yan yana gelecek olması da bu açıdan önemli' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>'ANTEPLİ İŞÇİLER KORKMUYOR, SENDİKASINA SAHİP ÇIKIYOR'</strong></h2>

<p>Ziyaret için Emek Partisine teşekkür eden BİRTEK-SEN Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Çelik ise 2 yıldır BİRTEK-SEN'e dönük ciddi bir baskı olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:</p>

<p>'Bunda sendikamızın işçiler arasında bilinir hale gelmesi ve gündem olmasının etkisi var. Antepli işçiler ne zaman mücadeleye girişse karşılarında patronu, valiyi, polisi, patronların medyasını buluyor. Bu nedenle biz BİRTEK-SEN olarak sadece patronlara karşı mücadele etmiyoruz. Mücadele eden işçiler yanlarında ise sürekli Emek Partisini görüyorlar. Oysa pek çoğu diğer partilere oy verdi ancak onları yanında bulamıyor. Antep işçi sınıfı artık kendi partisini de tanımaya başladı. Bu nedenle Antepli işçiler mücadelelerini sendikalarıyla kendi partileriyle büyütebileceklerinin de bilincine varmaya başladı. Yasak kararları yetmeyince; geçtiğimiz yıl da olduğu gibi başkanımızı tutukluyorlar. Patronların iş kazası nedeniyle yargılandığını görmüyoruz. Asıl amaç sendikamızı yıldırıp işçi sınıfının gözünü korkutmaktı. Ancak başarılı olamadılar, Antepli işçiler korkmuyor, sendikasına sahip çıkıyor.'</p>

<h2><strong>'TUTUKLAMALARIN NEDEDİ GÖZDAĞI VERMEK'</strong></h2>

<p>BİRTEK-SEN Genel Sekreteri Mikail Kılıçalp de Türkiye'nin yarısını madenlere ruhsatlayan iktidarın köylüler toprağını savunmasın diye gözdağı vermek üzere Esra Işık'ı tutukladığının altını çizerek, 'Mehmet Türkmen'in tutuklanma gerekçesi de benzer. Türkmen'le Antepli işçilere gözdağı veriyorlar. Yüzlerce yıldır süren sınıf mücadelesi Mehmet Türkmen tutuklandı diye bitmeyecek. Mehmet Türkmen cezaevinde olduğu süreçte de mücadelesini sürdürdü, oradaki insanlık dışı koşullara karşı. Çıktığında da mücadeleye kaldığı yerden devam edecek' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ziyarette yer alan eski Akınal Sentetik işçisi Mustafa Tomurcuk da 'Ben bu OSB'de çalışırken parmaklarını kaybeden 4 çocuk babası bir işçiyim. Yarınki duruşmada yaşadıklarımı dile getireceğim. Çalıştığım fabrikada benden önce de benden sonra da birçok iş kazası oldu. Mehmet Türkmen'in de söylediği gibi gerçekten mezbaha gibiydi fabrika. Gözümüzün önünde ölen arkadaşımız oldu bizim. Bu fabrikada birçok arkadaşımız önlem alınmadığı için ya hayatını kaybetti ya parmaklarını kaybetti. Bu iş kazaları nedeniyle hiçbir işverene ceza verilmedi. Ben kaza geçireli 6 yıl oldu, 6 yıldır davadan bir sonuç alamadım' dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/emep-durusma-oncesi-birtek-sene-dayanisma-ziyareti-gerceklestirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/emep-durusma-oncesi-birtek-sene-dayanisma-ziyareti-gerceklestirdi.jpeg" type="image/jpeg" length="15088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Depremde yıkılan Altaş Apartmanı davasında eski belediye başkanına hapis cezası]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/depremde-yikilan-altas-apartmani-davasinda-eski-belediye-baskanina-hapis-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/depremde-yikilan-altas-apartmani-davasinda-eski-belediye-baskanina-hapis-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya'da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve bir kişinin hayatını kaybettiği Altaş Apartmanı'nın fenni mesulü olan, uzun yıllar Malatya Belediye Başkanı ve eski milletvekili olan yüksek mimar Ahmet Münir Erkal'a açılan davada, 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malatya'da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve bir kişinin hayatını kaybettiği Altaş Apartmanı'nın fenni mesulü olan, uzun yıllar Malatya Belediye Başkanı ve eski milletvekili olan yüksek mimar Ahmet Münir Erkal'a açılan davada, 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası verildi.</p>

<p>Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ikincisinde, Malatya'daki Altaş Apartmanı'nın yıkılması sonucunda 1 kişi hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Malatya 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, binanın fenni mesulü olan, uzun yıllar Malatya Belediye Başkanı ve eski milletvekili olan yüksek mimar Ahmet Münir Erkal'a, 'taksirle bir kişinin ölümüne neden olma' suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası verildi.</p>

<p>Mahkeme, cezanın kesinleşmesiyle birlikte Erkal'ın mesleki faaliyetlerinden 1 yıl süreyle men edilmesine hükmetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, MALATYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/depremde-yikilan-altas-apartmani-davasinda-eski-belediye-baskanina-hapis-cezasi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 18:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/depremde-yikilan-altas-apartmani-davasinda-eski-belediye-baskanina-hapis-cezasi.jpeg" type="image/jpeg" length="66042"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Sözcüsü Emre: CHP'den casus çıkaramazlar]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chp-sozcusu-emre-chpden-casus-cikaramazlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chp-sozcusu-emre-chpden-casus-cikaramazlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Sözcüsü Zeynel Emre, MYK gündemine ilişkin yaptığı açıklamada operasyonlar, 'casusluk' davası, ekonomi, tarım politikaları ve 'varlık barışı' düzenlemelerine sert tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü Zeynel Emre, MYK gündemine ilişkin yaptığı açıklamada operasyonlar, 'casusluk' davası, ekonomi, tarım politikaları ve 'varlık barışı' düzenlemelerine sert tepki gösterdi. Emre, 'Türkiye esas gündeminden uzaklaştırılıyor. CHP'ye yönelik algı operasyonlarıyla sonuç alınamaz. AK Parti'nin içindeki kavga bizi ilgilendirmez ama CHP içinden ki bu ülkeye Kurtuluş Savaşı'nı verenlerin kurduğu bir partidir. CHP'den casus çıkmaz, ajan çıkaramazlar. Bizden çıkacak tek şey yurtseverliktir, Kuvayı Milliye ruhudur' dedi.</p>

<p>CHP MYK, parti genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, toplantı devam ederken, toplantı gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi.</p>

<p>Emre, partilerine yönelik itibar suikastlerine, haksız tutuklamalara, operasyonlara rağmen CHP'nin dimdik ayakta olduğunu belirterek, geçen hafta 81 ilde saha çalışması yaptıklarını söyledi. Vatandaşla, esnafla, çiftçiyle, sanayiciyle, bu ülkenin emeklisiyle buluştuklarını, dertlerini, sorunları dinlediklerini belirten Emre, 'Biz biliyoruz ki 'Bu ülkenin gerçek gündemi ne' dediğimizse aslında bu saydığımız kesimlerin başta hak kayıpları olmak üzere, gündelik yaşam kaygısı, geçim kaygısı, çocuklarının beslenme kaygısı. Bütün bunlar ortadayken iktidarın yapay gündemlerle kamuoyunu meşgul etmeye çalıştığını gözleyebiliyoruz. Televizyon programlarında bu ülkenin gerçek sorunlarının tartışıldığı, problemlerin tartışıldığı, konuşulduğu programlar değil de magazinsel ve iftiraya dayalı CHP başta olmak üzere, bu ülkedeki muhalefeti kriminal bir şekilde göstermek için yapılan algı operasyonları' diye konuştu. </p>

<h2><strong>VARLIK BARIŞI DÜZENLEMESİNE KARA PARA TEPKİSİ</strong></h2>

<p>TBMM'de görüşülecek, vergiye yönelik düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne değinen Emre, şunları söyledi:</p>

<p>'Varlık Barışı diye bir paket getirecekler. İnsanların kulağına hoş gelsin diye 'barış' kelimesini sürekli serpiştiriyorlar. Bunların temeline baktığınız zaman ülkedeki adaletsizlikleri derinleştiren, büyük sorunlara yol açan düzenlemeler olduğunu görüyorsunuz. Ne demek varlık barışı? Esasında dünyadaki kara paraya diyor ki 'Gel, paranı getir Türkiye'ye, ben senden bunun hiçbir şekilde kaynağını sormayacağım. Bu para ne olursa olsun. İster uyuşturucu parası olsun, ister kaçakçılık olsun, ister fuhuş parası olsun. Getir, paranı ülkeye koy.' Biz buna itiraz ediyoruz. Bu yöntem makul bir yöntem olsa, doğru bir yöntem olsa dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımız zaman neden hiçbir ülkede böyle bir yöntem kullanılmıyor? Neden orada her kuruşun hesabını özellikle soruyorlar? Çünkü kara para sadece kendisi gelmiyor. Düzenini de birlikte geçiriyor. Organize suç örgütleri geliyor, mafya geliyor, uyuşturucu baronları geliyor. Ülkemizde son yıllarda bu tip düzenlemeler sonrasında uluslararası kaçakçıların ve mafya babalarının silahlı çatışmasına sahne olan, çok sayıda silahlı olayın yaşandığı ülke haline geldi. Bu gelecek paralardan bizim ülkemizin emeklisine, çiftçisine yarayan bir durum var mı? Bu gelen paralardan vatandaşımızın faydası ne? Biz bu durumun yanlışlığına işaret ediyoruz. Bir AK Parti'de milletvekili diyor ki 'Gelmişler de ne olmuş?' Çünkü birçoğu yaptıklarının sonuçlarını kavrayabilecek durumda dahi değil. Parmak kaldırıp indiriyorlar. Ülkemiz de günden güne kötü başlıklarda birinciliklerle anılıp duruyor. Biz Avrupa'da suç oranında birinciyiz. Kişi başına düşen cezaevi sayısı itibarıyla en fazla tutuklu hükümlülerin bulunduğu ülkeler sıralamasında birinciyiz. Bu iktidar göreve geldiğinde 50 bin olan tutuklu hükümlü sayısı, 400 binleri geçti. 1 milyona yakın yürüyen ceza dosyası var. Ülke kriminal bir hal aldı. Yargılamalarda da yargının durumuna ilişkin her geçen gün berbat şeyler duyuyoruz. Gelir adaletsizliği, en büyük problemlerimizden biri. Bu iktidar sırtını sermayeye yaslıyor. Sermayenin önceliklerini, para babalarının önceliklerini gündeme alıyor. Bu dönemde fakir olan daha çok yoksullaşıyor. Zengin kesim zenginliğini katlayarak arttırıyor.'</p>

<p>Avrupa ölçekli yapılan bir araştırmanın, ülkelere göre 'ultra zengin'lerin sayısına ilişkin verilerini paylaşan Zeynel Emre, 'Türkiye açısından ibretlik bir durum var. Türkiye burada ülkedeki ultra zengin sayısında son beş yılda, en yüksek artış gösteren ülkeler sınırlamasında en başlarda geliyor yüzde 94'le. Yani kişisel serveti 30 milyon doların üzerinde olan kişi sayısı ikiye katlanmış. Geniş milyonlar yoksul halk kesimleri, bir avuç elit ve onu temsil eden AK Parti. Bizim birinciliklerimiz hangi alanda? Türkiye, Avrupa'da asgari ücrette beşinci. Enflasyon oranında birinci. Enerji enflasyonunda birinci. Öyle ya 'Dünya bizi kıskanıyor.' Yoksulluk sınırında yaşayan vatandaş sayısında birinci. Faiz oranında birinci. İşsiz sayısında birinci. En düşük emekli maaşı veren ikinci ülkeyiz. Ultra zengin sayısındaki artış hızında Polonya'dan sonra ikinci sıradayız' dedi.</p>

<p><strong>AKP'DEN.COM'A ERİŞİM ENGELİ</strong></p>

<p>CHP Sözcüsü Emre, CHP'nin iktidarın vergi politikasının vatandaşa yükünü anlatmak için kurduğu AKP'den.com başlıklı internet sitesine jet hızıyla erişim engeli getirildiğini belirterek, 'Bu sitede şunu açıklamşıtık: 1 milyon 200 bin fiyatı olan bir otomobil almak istiyorsanız bunun 1 milyon 88 bini ÖTV, 460 bini KDV, 9 bin lira bandrol ücreti; toplam vergi 1 milyon 557 bin. Yani arabanın fiyatı 1,2; vergilerin fiyatı 1,6 milyon. Bunun neresinde Allah aşkına milli güvenlik ve kamu düzeninin korunmasıyla ilgili bir mesele var? İnsanlar gerçekleri duymasın. Gerçeklerden kaçılıyor. Çünkü her çöken iktidar, gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek için çeşitli bahaneler bulur. Bu da onlardan biridir. Bu bahanelerde en ortaklaşılan bahane de milli güvenliktir. Çünkü onlar için milli güvenlik dar bir azınlığın çıkarı ve güvenliğidir. Onlar ultra zenginlerin partisi. CHP olarak biz halkın partisiyiz, milletin yanındayız. Millet sandık geldiğinde bu ülkedeki ultra zenginlerin partisine gerekli dersi verecek' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ZİKRULLAH ERDOĞAN ATAMASINA LİYAKAT ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p>Ülkenin en büyük sorunlarından birinin liyakatsizlik ve nepotizm olduğunu belirten Emre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeğeni Zikrullah Erdoğan'ın atanmasına ilişkin, 'Bu kişi bu dönem zaten kaymakam yapılmış. Yetmiyor, Resmi Gazete'de yayımlanıyor. 33 yaşında yeğeni Milli Savunma Bakanlığı'nda tümgeneral rütbesine denk Tedarik Hizmetleri Genel Müdürü yapılıyor. Yani o yaştaki biri, askeriyede olsa en fazla yüzbaşı pozisyonunda olabilecek biri bir gecede tümgeneral rütbesine denk bir pozisyona getiriliyor. Bunu nasıl yapıyor? Ne yeteneği var? Tek özelliği Tayyip Bey'in akrabası olması mı? Soy isminin aynı olması mı? Böyle bir devlet yönetimi olabilir mi ? Böyle yönetilen ülkeye yatırımcı gelir mi?' diye konuştu.</p>

<p><strong>CASUSLUK DAVASI TEPKİSİ</strong></p>

<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Silivri'de görülen 'casusluk' davasına ilişkin de  değerlendirmelerde bulunan Zeynel Emre, şunları söyledi:</p>

<p>'Sayın İmamoğlu, büyükşehir belediye başkanı seçildikten sonra, tekrar edilen seçime giderken beş dakikalığına biriyle görüşmüş; Hüseyin Gün. Altı yıldır bir daha görmemiş. O gün orada casus olmuş. Siz casusluğu bir virüs falan mı zannediyorsunuz? Korona gibi bulaşan bir şey mi? Hiç casusluktan ceza almış birini gördünüz mü Türkiye'de? Biz araştırdığımızda tek tük, istisnai dosyalara ulaşabildik. Niye? Devletin gizli kalması gereken belge bilgilerine erişiminiz olacak önce. Bunu başka bir ülke yararına vereceksiniz siyasi ve askeri casusluk maksadıyla. 2019 tekrar eden seçimi de bu kişiyle olan görüşmeler sonrasında taktikler verilmiş de biz o seçimi almışız. O seçimde siz bir sandığa giren, bir zarfın içerisindeki dört tane pusuladan üçünü geçerli birini geçerli saydınız. Sizin yanlışınızla 13 binlik fark, 800 bine çıktı. Bizim açımızdan ilk seçimi kazanmak zordu. İkinci seçimi kazanmak çok kolaydı. Böylesine bir saçma dava oluşturdular. Neymiş efendim, Merdan Yanardağ, herkesin bildiği gazeteci casusmuş. Necati Özkan, casusmuş. Bunlar bir araya gelmişler. Peki hedef ülke ne? 85 milyonun kişisel verilerinin çalındığı bilgisini sizin Ulaştırma Bakanınız söyledi. Hemen iktidarı destekleyen gazetelerde, televizyonlarda; 'Hüseyin Gün itirafçı oldu.' Dosyayı okuduk, ifadeleri okuduk, böyle bir beyan yok.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın AK Parti içerisinde operasyonlar yaptığını belirten Emre, kürsüden Londra'da bir otelin kafesinde çekilmiş bir fotoğrafı göstererek şunları söyledi:</p>

<p>'Fotoğrafı çeken kişi 11 yıl İngiliz istihbaratında çalışmış. Adalet Bakanı'nın başsavcıyken hazırladığı dosya. Bunu Hüseyin Gün'e atıyor. WhatsApp üzerinden yazışma başlıyor. Buradaki suçlama devlet görevlilerinin fotoğrafını gizlice çekmek. Bu emekli istihbaratçıyla Hüseyin Gün, yazışmada bu taraftaki Soylu'nun sağında oturan kişiyi işaret ederek şöyle diyor: 'Sağında puro iken MI6 var, ona söyle.' Bu yazışmaya konu olan fotoğrafta Soylu'nun sağında oturan kişi, dönemin AK Parti Milletvekili Mücahit Arslan. Çok ciddiye aldıkları yazışmalardan bahsediyoruz. Bu gayri ciddi yapılan bir yazışma. Bu yazışmadaki muhatap olan kişi bir CHP milletvekili olsa dünyanın en büyük konusu bu olur. Yüzlerce televizyon kanalı defalarca bunu tartışır. Bu saçma sapan casusluk gibi iddianamelerle partimize kamuoyu nezdinde algı operasyonu yapmaya çalışanların bir yere varamayacaklarını ifade edelim. CHP, son seçimlerin birinci partisidir. Son bir yıldır da bu ülkede birinci parti pozisyonunu korumaktadır her türlü saldırıya rağmen. AK Parti'nin içindeki kavga bizi ilgilendirmez ama CHP içinden ki bu ülkeye Kurtuluş Savaşı'nı verenlerin kurduğu bir partidir. CHP, Cumhuriyet'i kuran partidir. CHP'den casus çıkmaz, ajan çıkaramazlar. Bizden çıkacak tek şey yurtseverliktir, Kuvayı Milliye ruhudur.'</p>

<p>Sözcü Zeynel Emre, insanların itirafçılığa zorlanarak, CHP Genel Başkanı Özel ve partililer hakkında suçlamalar yönelttiğini belirterek, şöyle devam etti:</p>

<p>'1 milyon avro biri getirmiş de Muhittin Böcek'in oğlu, hangi gün geldiğini bilmiyor, hatırlamıyor, parayı kimden aldığını hatırlamıyor, kime verdiğini hatırlamıyor. İnsan, demans olsa bunu hatırlar. 1 milyon avro paradan bahsediyorsunuz. Aldığını hatırlamıyor, kime verdiğini hatırlamıyor. Genel Merkez'de altıncı katta birine vermiş. Giriş-çıkış kaydı yok, kamera kaydı yok. Külliyen yalan. Bu kadar iftirayı, kurguyu yapıyorlar.</p>

<p><strong>GÜLŞAH DURBAY İDDİALARINA TEPKİ</strong></p>

<p>Özkan Yalım ile ilgili de itirafçı beyanları çıktı ortaya. Her şey bir tarafa, siyaset bir tarafa; insanlığın dahi okurken dahi utanç duyacağı diyaloglar var. Bir savcı nasıl olur da herhangi bir şekilde, Uşak'taki soruşturmayla ilgisi olmayacak bir şekilde hayatını genç yaşta kaybetmiş Şehzadeler Belediye Başkanımız Gülşah Durbay ile ve Genel Başkanımız ile ilgili soru sorabiliyor? O da diyor ki 'Bizim burada yemek yedikleri oldu. Ben başka bir şey bilmiyorum.' Bu iftiralarla ilgili kadıncağız hayattayken suç duyurusunda bulundu aile. Tazminat davası alındı. Kendini ifade etme imkanı yok, hayatını kaybetmiş çok acı bir şekilde. Hala iftira atamıyorsunuz ki kayıtlar bellidir, ortaya çıkar. Hayatın hiçbir döneminde, Sayın Genel Başkanımız ile Gülşah Durbay'ın Uşak'ta yemek yemişliği dahi yok. Manisa sınırları dışında hiçbir siyasi faaliyete katılmışlıkları yok. Bu kadar herkesin gözü önünde iftiralara nasıl vicdanınız kaldırıyor? Sizin kız çocuğunuz, eşiniz yok mu? Nasıl başınızı yastığa huzurla koyabiliyorsunuz? Hakikaten inanılır gibi değil. Oradan da birçok şey türetmeye çalışıyorlar. Almış da biri, 200 bin lirayı da bahçe duvarına koymuşlar. Hakikaten deli saçması şeyler. Genel Başkanımızın babası araba almış da... Genel Başkanımızın babasının almış olduğu arabanın faturasıyla İş Bankası Manisa'da gönderilen miktar, adamın kendi hesabından gönderilen miktar birebir aynı. İnsan hiç olmazsa bir araştırır ya doğruluğunu, yanlışlığını.</p>

<p>Hiç bu dönemki kadar, bu kadar çirkin, bu kadar rezil, bu kadar arsız tartışmalar ya da suçlamalar, iftiralar yaşanmamıştı. Hakikaten utanç duyulacak bir tablo. Günlerce televizyonda tartışıyorlar. Genel Merkez buraya kayıtlı, Genel Başkanımızın kendi adına da değil, bir tane araç alıyor. Aracın içi de ilk başta yapılıyor. Sonra aracın içinin dizaynına yönelik Özkan Yalım, 'Ben bunu yaptıracağım' diyor. Kim bilebilir ki onun Uşak Belediyesi'nden bunu ödetmiş olacağını? Tabii bunun üzerine biz hemen ilgili şirketle yazışmaya girdik. 'Eğer bunu Uşak Belediyesi ödediyse biz bu miktarı ödeyelim.' Ancak ben buradan o aracın dizaynını memleketin beka meselesi yapıp televizyonlarda tartışan, konuşan saatler boyu yorumcular, televizyonculara da bir hukukun dikkatini çekeyim: Siz burada bir aracın iç dizaynından bahsediyorsunuz ya. 2017-2019 arası, İBB'ye ait 59 adet aracın toplam 14 bin 657 gün AK Parti İstanbul İl Başkanı'na tahsil edildiğini belgeledik. Kamu zararı 14 milyonun üzerinde. 36 adedini, İBB direkt bir firmadan almış, il binasına vermiş. Gerisini kendi uhdesinden vermiş. Yetmemiş, 16 tane AK Parti Genel Merkezi'ne araç göndermiş. Mesela o gün o araca binenlerden biri bugün Meclis Başkanı. Belgesi var hepsinin. 42 tane aracı da o zaman aday olan Binali Yıldırım'a 'yeni başkanlık' adıyla tahsis etmiş. Bizim çalışkan ve başarılı Genel Başkan Yardımcımız Deniz Yavuzyılmaz suç duyurusunda bulundu bunlarla ilgili. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar. 'Olmadı' demiyor.'</p>

<p><strong>'MÜCADELEMİZE AYNI KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ'</strong></p>

<p>CHP Sözcüsü Zeynel Emre, pes etmeyeceklerini, mücadelelerine aynı kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayarak, 'Emin olun, istediği kadar insanları korkutup sindirmeye çalışsınlar, milletimizle birlikte halkın iktidarını kuracağız' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>MUHİTTİN BÖCEK VE GÖKHAN BÖCEK'İN İFADELERİ </strong></p>

<p>Sözcü Emre, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Emre, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve oğlu Gökhan Böcek'in etkin pişmanlıktan yararlandığı iddialarının sorulması üzerine, şunları söyledi:</p>

<p>'Oğlunun ifadesini gördük. Belediye Başkanı ifadesini henüz görmüş değiliz. Muhittin Böcek'in birden fazla, defalarca medyaya da yaşayan şekilde, kendi el yazışıyla 'Ben hiç bir baskıya boyun eğmem, partime iftira atmam. Bu suçlamaları kabul etmiyorum. Hepsi birer iftiradır' şeklinde beyanları var. Tabii bütün aile boyu yapılan operasyonlar, tutuklamalar, eşe, dosta, şoföre ve en son çarşamba günü de tüm mal varlığına el konulması sonrasında, baskılara boyun eğip eğmediğini bilemiyoruz, onu göreceğiz. Önümüze geldiği zaman o konuda bir karar veririz.'</p>

<p><strong>KÖKSAL TRANSFERİNE SEÇMEN TEPKİSİ VURGUSU</strong></p>

<p>CHP'li Emre, AK Parti'ye geçmesi beklenen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın geçmişte HÜDAPAR ve DEM Parti ile ilgili açıklamalarının sorulması üzerine şunları söyledi:</p>

<p>'Bu sorunun asıl muhatabı HÜDAPAR Genel Başkanı'dır, DEM Parti ve asıl AK Parti Genel Başkanıdır, oradaki milletvekilleridir. Size bu kadar hakaret eden, bu kadar söylemediğini bırakmayan bir kişiyi alıyorsunuz. Sizin kontrolünüzdeki gazetelerde 'rüşvetçi' diye haberler yaptırıyorsunuz. Türk siyasetinde asıl oyu partileri alır. Gerek milletvekilliğinde gerekse de belediye başkanlığında kişilerin katkısı çok sınırlıdır. CHP son yerel seçimde 210 olan belediye sayısını, 414'e çıkardı. Bu partinin genel olarak yükseliş trendine işaret eden, iktidarın da düşüşüne işaret eden bir durumdu. Belediyeden alınmasında bizim seçmen tabanımızın genişletilmesinin büyük payı var. Burada emin olun Burcu Hanım'ın hiçbir götürüleceği oy olmamıştır. Gerek bizden alıp götürdükleri tehditle, baskıyla gerek kayyum atadıkları gerek tutukladıkları belediye başkanlıklarında hepsinde, gelin bugün bir yerel seçim yapalım. İstanbul'da da 1 milyon fark verelim. Kim kazanıyor görelim. Bugün Aydın'da bir seçim olsun yüzde 15 oy ancak alır 'topuklayan efe.' Yüzde 80 CHP alır.'</p>

<p>Emre, 'Afyonkarahisar'ın CHP'li belediye meclis üyeleriyle irtibatta mısınız' sorusuna da 'İlkeler her şeyden önde gelir. Biz partimizin ilkelerine sıkı sıkıya bağlı bir şekilde görevini yapan tüm meclis üyeleriyle, tüm belediye başkanlarıyla yoldaşlık duygusuyla sonuna kadar birlikte yol yürürüz. Ama çeşitli ayak oyunları, menfaatti, yüzeysel anlamda çok istisnai olsa da bu tip durumlar geldiğinde gerekli disiplin işlemlerini yürütüyoruz' yanıtını verdi. </p>

<p><strong>'ÖNCEKİ GENEL BAŞKANIMIZIN KENDİ TAKDİRİDİR'</strong></p>

<p>Emre, 'MYK gündeminizde CHP parti tüzel kişiliğini ve yönetimi doğrudan hedef alan davaları nasıl değerlendirdiniz? Kemal Kılıçdaroğlu'nun Çubuk'ta uğradığı saldırının failiyle olan bir helalleşme videosu gündemde. O video için MYK'da değerlendirmeniz oldu mu?' sorusuna da şu yanıtı verdi:</p>

<p>'Önceki Genel Başkanımızın kendi takdiridir. Onu bizim MYK'da tartışmamız söz konusu değil. Diğerine gelince de bakın bir süreç işleniyor burada. Türkiye esas gündeminden uzaklaştırmak isteniyor. CHP tartışılarak yıpratılmak isteniyor. Böyle bir karar verilmesine olanak yok. Bir çılgınlık olur da diyelim ki bu yönde bir mahkemenin yetkili olmadığı halde karar verip YSK'nın yetkisini ortadan kaldırması Türkiye'yi kaotik bir duruma sürükleyecektir. Sizler sordukça cevapladığımız ama esas itibarıyla pek de gündemimizde olmayan bir konu. YSK, CHP'nin kontrolünde değil. Bu konu defalarca önüne gitti. Defalarca bu konuda karar verdi. Mazbataları aldı. Üç kere kurultay yapıldı. Gerek İstanbul'daki kongreler, üç kere yapıldı. Tüm Türkiye'deki denegeler yenilendi. Siz delegeliği, delegelik sistemini, siyasi partiler mevzuatını, işleyişini 'tamamen ortadan kaldıracağım' diyorsanız, bu tüm Türkiye'nin ortak bir problemi haline gelir. İçinden çıkamaz hale gelir, kaotik bir durum olur Türkiye'de. O nedenle de böyle bir durumu Türkiye'nin artık taşıyacak gücü olmayacağını ifade edelim. Biz böyle bir şey olacağını düşünmüyoruz.'</p>

<p><strong>BALGAT'TA YEDEK GENEL MERKEZ İDDİASI </strong></p>

<p>Emre, Balgat'ta yedek bir genel merkez binası tutulduğu iddiasının sorulması üzerine de 'Bazı hususlar vardır ki -biz de onu doğru buluruz- sadece Genel Başkanımız bilir. Uhdesinde tutar çünkü yayılmaması önemlidir. Bu içinde bulunduğumuz çoklu demokrasi krizinde çok tutarlı, dengeli, akılcı bir strateji yürütmeniz gerekir. Dolayısıyla kendisinin bilgisi dışında bu alanda bilgi sahibi olan ya da bilgiyi paylaşmaya haiz hiç kimse yoktur. Doğru da olmaz. Dediğim gibi esas burada sorulması gereken CHP gibi bir parti bu ülkenin en köklü partisi, dünyanın en köklü üçüncü partisi, son seçimlerin birinci partisi. Biz böylesine bir düzende acaba kumpas kurulur mu, kurulmaz mı? Seçime girmesi engellenir mi, engellenmez mi diye soru sorulan bir düzene geldik. Türkiye'nin aslında içler arası durumu bu' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chp-sozcusu-emre-chpden-casus-cikaramazlar</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 18:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/chp-sozcusu-emre-chpden-casus-cikaramazlar.jpg" type="image/jpeg" length="79773"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan'dan, Danıştay'ın kuruluş yıldönümünde yeni anayasa çıkışı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/erdogandan-danistayin-kurulus-yildonumunde-yeni-anayasa-cikisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/erdogandan-danistayin-kurulus-yildonumunde-yeni-anayasa-cikisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erdoğan, "Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk milletinin iyi bir anayasa özleminin halen dinmediğini belirterek, "Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür. Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur. Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkanıyla önümüzde duruyor" dedi.<br />
 </p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk milletinin iyi bir anayasa özleminin halen dinmediğini belirterek, "Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür. Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur. Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkanıyla önümüzde duruyor" dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay'ın 158. Kuruluş Yıldönümü, Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni dolayısıyla Danıştay'da düzenlenen törende konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuk devletinin en genel tanımının bütün kurum ve organlarıyla devletin hukuk içinde kalması ve hukukla hayat bulması olduğunu belirten Erdoğan, Danıştay'ın da bu yolun bidayet ve nihayet çizgisindeki son durağı olduğunu söyledi.</p>

<p>Erdoğan, "Bundan tam 158 yıl evvel Şurayı Devlet adıyla kurulduğunda, Sultan Abdülaziz adına okunan Nutk-ı Hümayun'da hukuki güvenlik, adil ve eşit idare ilkelerinin altı çizilmiş, toplumda sınıf farkı gözetmeksizin hukukun herkes için korunacağı taahhüt edilmişti. Önce Şurayı Devlet, ardından Cumhuriyet Türkiye'sinde Danıştay, bu taahhüdü takip ederek hukuk devleti ilkesinin yerleşmesi ve kökleşmesi için mühim hizmetler ifa etmiştir. Zamanla Danıştay'ın idari ve istişari rolü zayıflamış, buna mukabil yargısal denetim fonksiyonu öne çıkmıştır. Yürüttüğü hukuka uygunluk denetimiyle Danıştay'ın gerek idari makamlara gerek alt derece mahkemelerine sağladığı rehberlik halen önemini koruyor" diye konuştu.</p>

<p>Devletin üç temel sütunundan biri olan yargı organı içindeki idari yargı yolunun kamunun tasarrufları karşısında vatandaşın hakkını arayacağı güvenli bir liman olduğunu ifade eden Cumhurbaşanı Erdoğan, şunları kaydetti:</p>

<p>"Hak ve özgürlükler, bir bakıma insanın korunaklı alanını belirleyen, bireysel güvenliği temin eden kurallar kümesidir. Bunun için bireysel güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermeden, kolektif güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya imkan yoktur. Üstelik bu bizim için yeni öğrenilmiş bir ders değildir. Devlet felsefemizin temelini oluşturan Şeyh Edebali'nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' öğüdüyle yüzyıllardır bu gerçeğin farkındayız. Farkında olduğumuz bir diğer husus, devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin doğası itibarıyla eşitler arası bir ilişki olmadığıdır. İdare hukuku ve bu hukuk dalının kurallarını uygulayan idari yargı, devlet ile vatandaş arasındaki işte bu ilişkide bir denge unsurudur. Adliye mahkemelerinden farklı olarak idari yargıda uyuşmazlığın bir tarafı her zaman devlettir, kamu idaresidir. Dolayısıyla idari yargının adil ve etkin işleyişi, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı bakımından özel öneme sahiptir ve bu işleyiş hukuk devleti standartlarına dair çok kritik bir göstergedir."</p>

<h2><strong>"CUMHURLA CUMHURİYET ARASINA ÇEKİLEN DİKENLİ TEL ÖRGÜLERİ SÖKÜP ATTIK"</strong></h2>

<p>Erdoğan, modern anlamıyla hukuk devletinin, gün ortasında tam tepeye yerleşen güneş misali aydınlığını her köşeye ulaştıracağını, herkesi eşit derecede ısıtıp, ışıttığını belirterek, şöyle devam etti:</p>

<p>"Eskiler tam da bu sebeple 'Allah devlete zeval vermesin' demiştir. Zevalinden endişe edilen hiç kuşkusuz devletin soyut varlığı değildir, adil ve eşitlikçi karakteridir. Adalet ve eşitlik ilkeleri üzerinde neşvünema bulan bir hukuk devleti düzeninde hiç kimse için korku yoktur, ümitsizlik yoktur, çaresizlik yoktur. Bu düzende kamu idaresi vatandaşa tepeden bakamaz, göz hizasında konuşur. Bu düzende imtiyazlılar, seçkinler, hukukun kapsama alanı dışında onlar yoktur. Hukuk karşısında eşitlik vardır. Bu düzende idareci, vatandaşın efendisi değil hizmetkarıdır. Bu düzende asıl olan millettir, milletin rızası ve vatandaşın memnuniyetidir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım, toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda garip hissettiği dönemlerden, siyasetin ve kamu idaresinin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine hamdolsun ulaştık. Her türlü ayrıcalığa ve ayrımcılığa son verdik, cumhurla cumhuriyet arasına çekilen dikenli tel örgüleri söküp attık. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile milletin iradesinin aracısız bir şekilde devlet idaresinde belirleyici olmasını temin ettik. İyi yönetim ideali, bilhassa son 23 yılda hayata geçirilen yasal ve yapısal reformlarla güç ve mevzi kazanmıştır.”</p>

<h2><strong>"REFORM İRADEMİZ İLK GÜNKÜ GİBİ DİRİ VE GÜÇLÜDÜR"</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, idari yargı yolunu güçlendirmek için attıkları adımları hatırlatarak, mahkeme sayısını 126’dan 245’e çıkartarak yüzde 68 oranında artırdıklarını, İdare mahkemesi kurulu il sayısını 72’ye, vergi mahkemesi kurulu il sayısını da 39’a yükselttiklerini anlattı.</p>

<p>Sistemdeki en büyük yeniliği 10 yıl önce istinaf yolunu getirerek yaptıklarını, iki dereceli yargılamadan üç dereceli yargılamaya geçişin, Danıştay’ın içtihat mahkemesi vasfını güçlendirdiğini, iş yükünü ciddi manada azalttığını söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:</p>

<p>"Şunun bilinmesini isterim ki reform irademiz ilk günkü gibi diri ve güçlüdür. Kamu idaresinde etkinliği, hesap verilebilirliği, katılımı ve şeffaflığı artıracak yeni adımlar atmaya devam edeceğiz. Kamu idaresi yanında idari yargı yolunun etkinliğini artırma hedefi de reform gündemimiz içindeki öncelikli yerini koruyor. İçinde bulunduğumuz dönemde daha etkin, daha hızlı, daha adil bir idari yargı sistemi için çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz. Adalet ve doğrulukla hükmetmek, kamusal yetkileri bir tahakküm aracı olarak değil, halka hizmetin bir vasıtası olarak görmek, milletin emanetini ve sorumluluğunu taşıyan herkesin asli vazifesidir.</p>

<p>Başta Yassıada ve 12 Eylül olmak üzere yargı tarihimizin her bir safhasının iftihar tablolarıyla dolu olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde yakın dönem siyasi tarihimizde Danıştay’ın da hedef alındığı çeşitli provokasyonlara maruz kaldık. 17-25 Aralık’ta olduğu gibi yargı içine sızmış bir örgütün meşru hükümeti devirmeyi amaçlayan hain bir darbe girişimi yaşadık. Yargı yetkisi kullanılırken yorumda sınırların zorlandığı, hukuki mütalaa ile siyasi mülahaza arasındaki çizginin bulanık hale geldiği hadiselere tanık olduk. Bunların hepsi ve daha fazlası halen hafızalarımızdadır. Şu bir gerçek ki yargı yetkisinin kullanımına hukuk dışı hiçbir müdahale hoş ve mazur karşılanamaz. Bununla beraber yargının yasamaya veya yürütmeye vesayeten iş yapma, karar alma hakkı ve yetkisi de yoktur. Anayasamız yargı yetkisini hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı tutmuş, bu yetkinin bir yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağını belirtmiştir. Yani hukuki denetim yetkisini yargı mercilerine verirken, idari takdir yetkisini idare lehine saklı tutmuştur. Kuşkusuz bu iki konuyu birbirinden kesin sınırlarla tefrik etmenin zorluğu, bazen tartışmalı kararlara ve eleştirilere neden olabilmektedir. Ancak bu tartışmalardan korkulmaması gerektiğine inanıyorum. Tam tersine, yapıcı eleştirinin düzeltici, iyileştirici, dönüştürücü etkisinden en geniş biçimde istifade etmenin yollarını aramalıyız."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medyada artık iyice çığırından çıkan, giderek daha seviyesiz bir hal alan linç kültürünü bunun dışında tuttuğunu söyleyerek, "Çünkü bu linç, kimi zaman siyasetçiye, kimi zaman yargıya, kimi zaman bürokrasiye, kimi zaman da sokaktaki vatandaşa yönelmekte, hak ve adalet arayışına hizmet etmekten ziyade bir operasyon aygıtı olarak çalışmaktadır" ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>SİVİL ANAYASA VURGUSU</strong></h2>

<p>Danıştay’ın temelini oluşturan Şura-yı Devlet, 1868 yılında kurulduğunda Osmanlı İmparatorluğu'nun, Tanzimat Fermanı’yla başlayan dinamik bir reform döneminin tam ortasında olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:</p>

<p>"Şura-yı Devletin teşekkülünden 8 yıl sonra maddi ve şekli anlamdaki ilk anayasamız yürürlüğe girmiştir. Malumunuz, anayasalar hem devletin temel organizasyonunu hem de devletle vatandaş arasındaki ilişkileri belirleyen normatif çerçevedir. Hukuk devletinin, hukukun üstünlüğünün ve iyi yönetim ilkelerinin temel DNA’sı anayasal metinlerdir. Kanun-ı Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi hâlen dinmemiştir. Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür. Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur. Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkanıyla önümüzde duruyor. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp, toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız. Böyle bir anayasayla inanıyorum ki hem hukuku hem demokrasiyi hem devleti hem de milleti aynı anda koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmamız mümkün olacaktır. Biz bu konuyu her türlü siyasi matematik hesabının üstünde zihnimizde ve reform gündemimizin üst sıralarında tutmaya devam edeceğiz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/erdogandan-danistayin-kurulus-yildonumunde-yeni-anayasa-cikisi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 18:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/erdogan-anayasa1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="76578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güney Kore, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi saldırısına sert yanıt verileceğini duyurdu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/guney-kore-hurmuz-bogazindaki-gemi-saldirisina-sert-yanit-verilecegini-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/guney-kore-hurmuz-bogazindaki-gemi-saldirisina-sert-yanit-verilecegini-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Kore, Hürmüz Boğazı’nda bir ticari gemiye düzenlenen saldırıyı kınayarak, olayın sorumlularının belirlenmesinin ardından “sert bir yanıt” verileceğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Güney Kore, Hürmüz Boğazı’nda bir ticari gemiye düzenlenen saldırıyı kınayarak, olayın sorumlularının belirlenmesinin ardından “sert bir yanıt” verileceğini açıkladı.</p>

<p>Güney Kore Cumhurbaşkanlığı üst düzey yetkilisi, gazetecilere yaptığı açıklamada, teknik ekiplerin olay yerine ulaştığını ve gemide ilk incelemelerin tamamlandığını belirtti.</p>

<p>İlk bulgulara göre patlamanın geminin sol arka kısmında meydana geldiğini aktaran yetkili, detaylı analizlerin sürdüğünü ifade etti.</p>

<p>Panama bayrağı taşıyan ancak HMM tarafından işletilen “Namu” adlı gemide, geçen hafta Hürmüz Boğazı’ndan geçiş sırasında büyük bir patlama meydana gelmiş, olay yangına yol açmıştı.</p>

<p>Yetkililer, saldırıda kullanılan silahın türünü belirlemek amacıyla olay yerinden patlayıcı kalıntıları ve çeşitli delillerin toplandığını kaydetti.</p>

<p>Açıklamada, “Saldırının kaynağı ve sorumlu taraf tamamen netleştirildikten sonra yanıt planımız uygulamaya konulacaktır” ifadesi kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sine ev sahipliği yapıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/guney-kore-hurmuz-bogazindaki-gemi-saldirisina-sert-yanit-verilecegini-duyurdu</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 18:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/yukgemisiiran.jpg" type="image/jpeg" length="17460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="85125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="87359"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="68891"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="74275"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="97473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="66332"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="21742"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="70822"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="36523"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="77511"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="53508"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="83749"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="17410"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="86541"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="56649"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="98059"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="55063"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="60746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="46932"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="18701"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
