<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 13:33:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu: Yılın ilk çeyreğinde 133 kadın öldürüldü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turkiye-kadin-dernekleri-federasyonu-yilin-ilk-ceyreginde-133-kadin-olduruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turkiye-kadin-dernekleri-federasyonu-yilin-ilk-ceyreginde-133-kadin-olduruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, 2026 yılının ilk üç ayını kapsayan raporunu yayımladı. Verilere göre bu dönemde 133 kadın öldürülürken, 34 ölüm şüpheli olarak kaydedildi. Raporda, kadınların yüzde 69,9’unun kendi evlerinde hayatını kaybettiği ve en çok ateşli silahların kullanıldığı belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026 yılının ilk üç aylık dönemini kapsayan verilerin yer aldığı kadın cinayetleri raporunda, yılın ilk çeyreğinde en az 133 kadının hayatını kaybettiği ve kadınlar için en tehlikeli alanların kendi evleri olduğu bilgisi kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<p>Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu tarafından hazırlanan rapora göre, söz konusu dönemde 133 kadın cinayetinin yanı sıra 34 kadının ölümü ise kayıtlara şüpheli olarak geçti. Yapılan incelemeler sonucunda, kadınların faillerinin büyük bir çoğunluğunun aile içerisindeki kişilerden ve yakın çevreden oluştuğu tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KADINLARIN YÜZDE 69,9’U KENDİ EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ</h2>

<p>Yayımlanan verilerde, kadın cinayetlerinin işlendiği mekanlar ve kullanılan yöntemlere dair detaylar da yer aldı. Raporda, hayatını kaybeden kadınların yüzde 69,9’unun ikamet ettikleri kendi evlerinde saldırıya uğradığı vurgulandı. Cinayetlerde en yaygın kullanılan aracın ise ateşli silahlar olduğu kaydedildi.</p>

<p>İstatistiklere göre, kadınların 68’i ateşli silahla, 28’i kesici aletle saldırıya uğrayarak yaşamını yitirdi. Diğer vakalarda ise 7 kadının boğulma, 6 kadının darp ve 5 kadının yüksekten düşme sonucu hayatını kaybettiği rapora yansıdı. Ayrıca 5 kadının asılı halde bulunduğu bilgisi de paylaşılan veriler arasında yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turkiye-kadin-dernekleri-federasyonu-yilin-ilk-ceyreginde-133-kadin-olduruldu</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/kaidn-cinayetleri.jpeg" type="image/jpeg" length="18057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Partili Beştaş: Delili siz bulacaksınız, o yolları aça aça ilerleyeceksiniz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-bestas-delili-siz-bulacaksiniz-o-yollari-aca-aca-ilerleyeceksiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-bestas-delili-siz-bulacaksiniz-o-yollari-aca-aca-ilerleyeceksiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, faili meçhul cinayetlere ilişkin Adalet Bakanı Akın Gürlek'e çağrıda bulunarak, “Delili saklayanlar delili tekrar çıkarmazlar. Onu çıkarma iradesi lazım. Bu konuda sadece delil bulunursa değil, o delili siz bulacaksınız. Siz araştıracaksınız, o yolları aça aça ilerleyeceksiniz” dedi. Beştaş, Türkiye’deki yargı pratiğinde faillerin sistematik olarak korunduğunu ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'de “cezasızlık politikaları” ile “faili meçhul” cinayetlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Beştaş, Türkiye’deki yargı pratiğinde faillerin sistematik olarak korunduğunu ifade ederek güncel verileri paylaştı. Cumhuriyet Başsavcılıklarındaki dosyaların yarısına yakınının faili meçhul olduğunu belirten Beştaş, “Verilere göre, Cumhuriyet Başsavcılıklarında bulunan 8 milyon dosya var ve bunun yüzde 47'si faili meçhul. Bu 2021 verilerine göre resmî verilerdir. Türkiye'de tarih boyunca maalesef birileri korundu yargı tarafından. Yargı herkese eşit uygulanmadı. Bazılarını korurken bazılarına hak etmediği cezaları verdi. Katliam davalarında beraat kararları verildi, failler cezasızlıkla ödüllendirildi” dedi.</p>

<h2>GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINA “KOLEKTİF SUÇ” NİTELEMESİ</h2>

<p>Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili yürütülen soruşturmaya değinen Beştaş, dosyadaki delillerin karartıldığını savundu. Beştaş, “Korunan kim? Korunan vali, İçişleri Bakanı, o talimat silsilesi içinde emniyet müdürü, hastane müdürü. Çünkü kolektif ve örgütlü bir suçla karşı karşıyayız. Telefon kayıtlarının silinmesi, HTS kayıtlarına müdahale edilmesi, bir valinin bunu organize ettiği gerçeği ile karşı karşıyayız” dedi.</p>

<h2>“İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARDA ZAMAN AŞIMI İŞLEMEZ”</h2>

<p>Meral Danış Beştaş, Dargeçit JİTEM davasının zaman aşımından düşürülmesine ve Madımak, Musa Anter, Kızıltepe JİTEM gibi davalardaki kararlara tepki göstererek, insanlığa karşı suçlarda zaman aşımının hukuken mümkün olmadığını hatırlattı. Beştaş, şunları söyledi:</p>

<p>“İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı işlemez. Türk Ceza Kanunu 77. maddesi çok açıktır. 1 Mayıs 1977, Madımak davası, Roboski, Maraş, Çorum, Ankara Gar Katliamı gibi çok sayıda örnek verebilirim. Bu ülke kendi milletvekilinin failini bulmamış bir ülkedir. Mehmet Sincar 1993'te Batman'da katledildi, etkin bir soruşturma yapılmadı. Baro başkanı, milletvekili ya da Abdi İpekçi, Uğur Mumcu gibi isimlerin faillerinin bulunmaması tesadüf değildir. Nadira Kadirova ve Yeldana Kahraman'ı kim unutabilir? Orada etkili bir soruşturma yapıldığını kim iddia edebilir?”</p>

<h2>ADALET BAKANI GÜRLEK'E “DELİL” ÇAĞRISI</h2>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek'in “Yeni delil çıkarsa dosyaları açarız” yönündeki sözlerini eleştiren Beştaş, delilleri bulma sorumluluğunun devlette olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Delili saklayanlar delili tekrar çıkarmazlar. Onu çıkarma iradesi lazım. ‘Hadi bu cezasızlıkla mücadele edeceğim’ iradesi olmadan yeni delili kim getirecek? O delilleri zaten birileri karartmış, yok etmiş. Buradan Adalet Bakanı'na sesleniyorum; bu konuda sadece delil bulunursa değil, o delili siz bulacaksınız. Siz araştıracaksınız, o yolları aça aça ilerleyeceksiniz. Yoksa kimse gelip eliyle size delil vermiyor.”</p>

<h2>FAİLİ MEÇHUL DOSYALARIN YENİDEN AÇILMASI ÇAĞRISI</h2>

<p>Beştaş, faili meçhul cinayetlerle ilgili sadece bir daire başkanlığının yeterli olmayacağını, bağımsız soruşturma komisyonları kurulması gerektiğini belirterek, “Kamu görevlilerinin yargılanması önündeki engeller kaldırılmalı ve Meclis denetimi sağlanmalıdır” dedi. Beştaş, Rojvelat Kızmaz, Rojin Kabaiş ve Rabia Naz gibi isimleri anarak tüm faili meçhul dosyaların yeniden açılması çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-bestas-delili-siz-bulacaksiniz-o-yollari-aca-aca-ilerleyeceksiniz</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dem-partinin-ibb-adayi-bestas-secimden-sonra-ortam-olusursa-hukumet-ile-gorusuruz.png" type="image/jpeg" length="16840"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aziz İhsan Aktaş Davası'nda 3. hafta: Duruşma, 14 Mayıs Perşembe gününe ertelendi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aziz-ihsan-aktas-davasinda-3-hafta-durusma-14-mayis-persembe-gunune-ertelendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aziz-ihsan-aktas-davasinda-3-hafta-durusma-14-mayis-persembe-gunune-ertelendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Aziz İhsan Aktaş davasının bugün görülen duruşmasında tahliye kararı vermedi. Heyet esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine oy birliğiyle karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 11'i tutuklu 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş Davası’nda, esas hakkında mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar verdi, duruşma 14 Mayıs’a bırakıldı.</p>

<p>İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü” ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 200 kişi hakkında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce açılan davanın ikinci duruşması 11. gününde, Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 3 No’lu Duruşma Salonu’nda devam etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ile Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in de aralarında olduğu 11 kişinin tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşmasının 10’uncu gününde sanık avukatlarının savunması tamamlanmış, Mahkeme Başkanı, bugünkü duruşma gününde avukat taleplerine ilişkin ara karar kuracağını söylemişti.</p>

<p>İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, bugünkü duruşma sonunda tevsii tahkikat taleplerinin reddine ve esas hakkında mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar verdi. Duruşma ise 14 Mayıs’a bırakıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aziz-ihsan-aktas-davasinda-3-hafta-durusma-14-mayis-persembe-gunune-ertelendi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/aziz-aktas-davasi.jpg" type="image/jpeg" length="64606"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BM: Gazze'de aileler günde bir öğünle hayatta kalma mücadelesi veriyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bm-gazzede-aileler-gunde-bir-ogunle-hayatta-kalma-mucadelesi-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bm-gazzede-aileler-gunde-bir-ogunle-hayatta-kalma-mucadelesi-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BM Sözcüsü Stephane Dujarric, İsrail ablukası nedeniyle Gazze'de 2,1 milyon kişinin bölgenin yarısından azına hapsedildiğini belirterek, beş aileden birinin günde sadece bir öğün yiyebildiğini söyledi. Ateşkese rağmen İsrail'in saldırı ve ablukasını sürdürdüğünü ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>BM Sözcüsü Stephane Dujarric, Washington'da gazetecilerle bir araya gelerek BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) verilerine atıfta bulundu. Dujarric, yoğun nüfuslu Gazze'deki 2,1 milyon kişinin artık bölgenin yarısından azına hapsedildiğini belirterek, bu durumun tarım arazilerine, gıda kaynaklarına ve temel hizmetlere erişimi kısıtladığını söyledi.</p>

<h2>“İNSANLAR KRİTİK TESİSLERE ERİŞEMİYOR”</h2>

<p>Dujarric, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“İnsanlar tarım rezervlerinin ve katı atık depolama sahaları gibi kritik tesislerin bulunduğu Gazze'nin bazı bölgelerine erişemiyor. Ayrıca yurt dışına seyahat edemiyor veya Batı Şeria'ya gidemiyor; orada uzman sağlık hizmetleri gibi hizmetler mevcut. Tıbbi tahliye kapsamında çıkmasına izin verilenler, Gazze'de günlük olarak mevcut olmayan hizmetlere ihtiyaç duyanların çok küçük bir kısmını temsil ediyor.”</p>

<h2>“BEŞ AİLEDEN BİRİ GÜNDE TEK ÖĞÜN YİYOR”</h2>

<p>Dünya Gıda Programı'na (WFP) atıfta bulunan Dujarric, her ay 1,6 milyondan fazla kişinin gıda paketleri, sıcak yemek, ekmek veya nakit yardımı aldığını söyledi. Gazze Şeridi genelinde 120'den fazla insani yardım kuruluşunun günde yaklaşık 1,1 milyon öğün sağladığını belirten Dujarric, şunları kaydetti:</p>

<p>“Ateşkes ilan edilmesinin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmesine rağmen WFP, açlığın ortadan kalkmadığını, yüksek yetersiz beslenme seviyelerinin devam ettiğini belirtti. Pek çok aile hâlâ gıda yardımlarına bağımlı; taze gıdalar ise çok pahalı. Beş aileden biri günde sadece bir öğün yiyor.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>GAZZE’DE CAN KAYIPLARI VE ABLUKA</h2>

<p>Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 7 Ekim 2023’ten sonra başlayan İsrail saldırılarında 72 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 172 binden fazla kişi yaralandı. Ölü ve yaralıların çoğunun kadın ve çocuklardan oluştuğu biliniyor. 1 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail, Gazze'ye yönelik saldırılarını ve abluka politikasını sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bm-gazzede-aileler-gunde-bir-ogunle-hayatta-kalma-mucadelesi-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/gazze-34.png" type="image/jpeg" length="52111"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Seyit Aslan, iş cinayetlerine ilişkin konuştu: Ne kaza ne kader!]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/seyit-aslan-is-cinayetlerine-iliskin-konustu-ne-kaza-ne-kader</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/seyit-aslan-is-cinayetlerine-iliskin-konustu-ne-kaza-ne-kader" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, iş cinayetlerinin sistematik olduğunu belirterek, “Ne kaza ne kader! ‘Faili meşhur’ iş cinayeti düzenini mücadelemizle yıkacağız” dedi. Aslan, 2002’den bu yana 37 binden fazla işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini kaydetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, 4-10 Mayıs tarihlerinde kutlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası ve iş cinayetlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Aslan, 4-10 Mayıs’ın iktidarlar tarafından 39 yıldır “İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” olarak kutlandığını hatırlatarak, hafta kapsamında düzenlenen etkinliklerle iş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemeye yönelik farkındalık oluşturulmasının amaçlandığının iddia edildiğini belirtti.</p>

<h2>“BAKANLIĞIN SİTESİNDE İSG HAFTASI’NA DAİR TEK BİR MESAJ YOK”</h2>

<p>Aslan, işçi sağlığı ve iş güvenliğinden birinci derecede sorumlu olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu yılı sessizlikle geçiştirdiğini ifade ederek şunları söyledi:</p>

<p>“Bakanlığın sitesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ya da Bakan Vedat Işıkhan’ın gündeminde ve sosyal medya hesaplarında İSG Haftası’na dair tek bir mesaj dahi yer almamaktadır. Bir yanda Saray rejimi işçi sınıfının güvenli ve güvenceli çalışma talebi karşısında sessizliğini korurken; kapitalistlerin daha fazla kâr odaklı üretim ve çalışma anlayışı ile iktidarın denetim sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle her gün yeni iş cinayetleri yaşanmaya devam ediyor.”</p>

<h2>“1 MAYIS’TA 1’İ ÇOCUK 9 İŞÇİ CAN VERDİ”</h2>

<p>Aslan, bu yıl 1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü’nde “resmi tatil” olmasına rağmen biri çocuk dokuz işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini belirtti. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin raporlarına göre yılın ilk dört ayında en az 622 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini, 2025’te ise 2105 işçinin yaşamını yitirdiğini aktaran Aslan, raporların derinleşen yoksullaşma, uzayan ve ağırlaşan çalışma koşulları ve sendikasızlaştırmaya dönük sistematik politikaların ağırlık kazanmasıyla iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısının her gün arttığına işaret ettiğini söyledi.</p>

<h2>“6331 SAYILI KANUNA RAĞMEN İŞ CİNAYETLERİ ARTTI”</h2>

<p>AKP iktidarı tarafından “iş kazalarını önleme” iddiasıyla yasalaştırılan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun uygulamaya girdiği 2012’den itibaren iş cinayetleri sayısında artış yaşandığını belirten Aslan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Emek örgütlerinin itirazlarına rağmen yürürlüğe giren bu yasa ile iş yerleri ve çalışma alanlarında kamu denetimi tasfiye edilerek denetimler İSG şirketlerine devredilmiştir. Fabrikalara dair denetim raporlarını yazan İSG uzmanlarının rapor ücretlerini denetlenen fabrika patronundan aldığı bu sistemde denetimler fiili olarak ‘danışıklı dövüş’ haline gelmiştir.”</p>

<h2>“TEFTİŞLERİN 15 GÜN ÖNCEDEN BİLDİRİLMESİ YENİ KATLİAMLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR”</h2>

<p>Aslan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Genel Müdürlüğü’nün 18 Mart 2026 tarihli genelgesiyle denetçilere, maden ocakları, inşaatlar ve fabrikalar gibi “çok tehlikeli” işyerlerinde yapılacak teftişleri en az 15 gün önceden işverene bildirme talimatı verildiğini belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Patronlar açısından suç delillerini karartma, eksiklikleri ve kuralsız çalıştırmayı perdeleme anlamına gelen bu genelge yeni işçi katliamlarına davetiye çıkarmaktadır. İşyerlerinin yüzde 1’i bile denetlenmemekteyken bakanlığın teftişler için ayırdığı bütçe de her yıl azalmakta, hatta seçim dönemlerinde teftişler tamamen durdurulmaktadır.”</p>

<h2>“CEZASIZLIK RUTİNİ OLUŞTU”</h2>

<p>Aslan, iş cinayetlerinde yaşanan artışın bir diğer nedeninin adli soruşturma ve yargılama süreçlerinin etkin şekilde yürütülmemesi olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“İş cinayetleri davalarında bugüne kadar sürdürülen yargılama pratiği dikkate alındığında, cinayetlerin asıl sorumlusu patronların ya hiç yargılanmadığı ya da ödül sayılacak göstermelik cezalarla dosyaların kapatıldığı; ilgili fabrika, atölye ve çalışma alanlarının denetiminden sorumlu kamu görevlilerinin ise neredeyse hakim yüzü dahi görmediği görülmektedir. Geçtiğimiz aylarda Kocaeli Dilovası’nda, İŞKUR binasına 20-30 metre mesafede kaçak üretim yapan Ravive Kozmetik’te yaşanan iş cinayeti sonrası Bakan Işıkhan’ın yaptığı ‘Sorumlu olanların tespit edilmesi ve hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz’ açıklamasına karşın yargılama sürecinde tek bir kamu görevlisinin dosyaya eklenmemiş olması da bunun son örneğidir.</p>

<p>Sermayeden yana işleyen bu yargılama pratiği hem patronlar hem de denetim görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri ve siyasi sorumlular açısından ‘cezasızlık’ rutini oluşturmuştur. Kısmen de olsa adaletin sağlanabildiği iş cinayeti davalarının ardında ise hayatını kaybeden işçi yakınlarının, sendikaların, meslek örgütlerinin ve emekten yana siyasi partilerin kararlı ve ısrarlı mücadelesi olduğu bilinmelidir.”</p>

<h2>“İŞÇİ ÖLÜMLERİ NE KADERDİR NE DE MÜNFERİT”</h2>

<p>Aslan, 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma Maden Katliamı sonrası dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın “Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında, fıtratında bunlar var” sözlerini hatırlatarak şunları kaydetti:</p>

<p>“Bu ‘kaderci’ ve iş cinayetlerini ‘münferit’ gören anlayışa karşı; bilinmelidir ki, işçi ölümleri ne kaderdir ne de münferit! AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002’den bugüne, 37 binden fazla işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. Farklı atölyelerde, sanayi bölgelerinde ve çalışma alanlarında, farklı zaman dilimlerinde yaşanmasına karşın sistematik ve kitlesel şekilde yaşanan iş cinayetleri; kapitalistlerin üretim motivasyonu olan ‘daha fazla kâr’ güdüsü doğrultusunda sermaye iktidarı olan Saray düzeni tarafından inşa edilen düzenin dolaysız sonucudur. Hangi fabrikada yaşanırsa yaşansın, nasıl gelişmiş olursa olsun yaşanan iş cinayetlerinin failleri bu düzeni el birliği ile inşa eden sermaye sınıfı ve bu sınıfın iktidar gücü olan Saray rejimidir.”</p>

<h2>MÜCADELE ÇAĞRISI</h2>

<p>Aslan, işçi sınıfının mücadele tarihinin, işçi sağlığının öncelendiği bir üretim düzeninin kurulmasının mümkün olduğunu gösterdiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:</p>

<p>“Bunun tek yolu ise Saray rejimi ve kapitalistlerin inşa ettiği mezbaha düzenini yerle bir edecek; işçi ve emekçilerin insanca yaşam ve insanca çalışma koşulları talebini esas alan yeni bir düzeni kuracak bir mücadelenin örgütlenmesidir. Sınıf sendikacılığı çizgisini esas alan bu mücadele; kapitalistlerin sınır tanımayan sömürü iştahını ve buna uygun yasal-siyasi zemini örgütleyen sermaye iktidarını hedef alan birleşik bir hattı kurmak zorundadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her gün yeni sınıf kardeşlerimizi öldüren bu iş cinayetleri düzenine karşı; ‘İnsanca yaşam ve çalışma koşulları istiyoruz’ diyen tüm işçi ve emekçileri bu mücadele hattında birleşmeye çağırıyoruz. İş cinayetlerini birlikte önleyebiliriz!”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/seyit-aslan-is-cinayetlerine-iliskin-konustu-ne-kaza-ne-kader</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/seyit-aslan-emep.jpg" type="image/jpeg" length="66868"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aydın Çubukçu: Deniz Gezmiş Kürt meselesinde ‘alışılmış devrimci kalıplardan’ koptu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aydin-cubukcu-deniz-gezmis-kurt-meselesinde-alisilmis-devrimci-kaliplardan-koptu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aydin-cubukcu-deniz-gezmis-kurt-meselesinde-alisilmis-devrimci-kaliplardan-koptu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Deniz Gezmiş’in yakın arkadaşı Aydın Çubukçu, Gezmiş’in yaşamının son döneminde Kürt meselesine yaklaşımında önemli bir dönüşüm yaşadığını belirterek, “Deniz’in söyledikleri ani refleksler değildi. Kürt meselesi, antiemperyalizm ve işçi sınıfı üzerine düşünülmüş bir politik hattı temsil ediyordu” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Deniz Gezmiş’in yakın arkadaşlarından Aydın Çubukçu, İlke TV’de yayınlanan “Öne Çıkanlar” programında, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın siyasi düşünce dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İlke TV'de Ahmet Ayva’nın sorularını yanıtlayan Çubukçu, Deniz Gezmiş’in Kürt meselesine yaklaşımındaki dönüşümün, Türkiye sol tarihi açısından “önemli bir kopuş noktası” olduğunu söyledi.</p>

<h2>“DEV-GENÇ, KÜRTLERİ ÇOK BENİMSEMEYEN BİR YAPIYDI”</h2>

<p>Çubukçu, dönemin öğrenci hareketi içinde Kürt devrimcilerle Dev-Genç arasındaki mesafeye dikkat çekerek şunları söyledi:</p>

<p>“Dev-Genç, Kürtleri çok benimsemeyen bir örgütlü yapıydı. Kürt arkadaşlar da Kemalizm dolayısıyla Dev-Genç’e uzak dururlardı. Onların Devrimci Doğu Kültür Ocakları diye ayrı bir örgütlülükleri vardı. Ne Fikir Kulüpleri Federasyonu’na ne de Dev-Genç’in oluşumuna Kürt devrimci arkadaşlarımız ilgi göstermezlerdi. Türkiye İşçi Partisi’ne ise özellikle Doğu Mitingleri dolayısıyla güven ve sempatileri vardı. Sanıyorum 1969’da Türkiye İşçi Partisi’nin örgütlediği Doğu Mitingleri sayesinde önemli bir oy potansiyelini de alabileceğini gören parti, programına Kürt sorununu bir biçimde yansıttı. Bu yüzden de kapatıldı.”</p>

<h2>“DENİZ, KÜRT DEVRİMCİLERLE YAKIN İLİŞKİ KURABİLEN ENDER SOSYALİSTLERDEN BİRİYDİ”</h2>

<p>Deniz Gezmiş’in diğer sosyalistlerden farklı olarak Kürt devrimcilerle güçlü ilişkiler kurduğunu ifade eden Çubukçu, şunları söyledi:</p>

<p>“Deniz Gezmiş, diğer bütün arkadaşlardan farklı olarak Kürt devrimcileriyle çok yakından arkadaşlıklar kurmayı başarabilmiş ender sosyalistlerden biriydi. ‘Türk’ dememden kastım aslında ulusal mensubiyet değil; sadece kendisinin böyle görünmüş olmasından dolayı ona ‘Türk devrimcisi’ diyebiliyoruz. Fakat Kürtlük meselesi ya da Kürt ulusal sorunu hakkında Niyazi ile herhangi bir şey konuştuğumu hatırlamıyorum. Niyazi bizden biriydi, bir Dev-Genç’liydi.”</p>

<p>Deniz Gezmiş’in Dev-Genç dışındaki Kürt çevrelerle ilişki kurduğunu anlatan Çubukçu, “Ankara’da Ziraat Fakültesi’nde güçlü Kürt arkadaş grupları vardı. İstanbul’da Orman Fakültesi ve Hukuk Fakültesi içinde yoğun Kürt öğrenci çevreleri bulunuyordu. Deniz bunlarla çok samimi ve yakın ilişkiler kurmayı başarabilen bir arkadaşımızdı. Bununla da övünürdü. Hatta bize kızardı: ‘Niye Kürt arkadaşınız yok?’ diye. Biz de Niyazi’yi gösterirdik: ‘İşte bir tane de bizim var’ diye” dedi.</p>

<p><strong>KÜRTÇEDEN BAŞKA DİL KONUŞULMAYAN TOPRAKLARI GÖRDÜ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çubukçu, Deniz Gezmiş’in silahlı mücadele kararı sonrasında Dersim başta olmak üzere Malatya, Adıyaman ve Bitlis’te köy gezileri yaptığını anlatarak şunları ifade etti:</p>

<p>“Dağları, coğrafyayı inceledi. Halkın ne durumda olduğunu kendi gözleriyle gördü. Orada derin yoksulluğun ve adeta yabancı bir ülkede geziyormuş hissinin ne anlama geldiğini fark etti. Kürtçeden başka bir dilin konuşulmadığı topraklarda dolaşırken bambaşka bir gerçeklikle karşılaştı.”</p>

<p>Çubukçu, Gezmiş’in bu deneyimlerden sonra Kürt meselesinin “alışılmış Türkiye’li devrimci kalıpların dışında” değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğünü belirtti.</p>

<p><strong>“İDAM SEHPASINDA NE SÖYLEYECEKLERİNİ ÖNCEDEN TARTIŞTILAR”</strong></p>

<p>Aydın Çubukçu, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam öncesinde yapacakları son konuşmaları da kendi aralarında tartıştığını söyledi. Özellikle Hüseyin İnan’ın Kürt meselesi üzerine yoğun şekilde çalıştığını belirten Çubukçu, şöyle devam etti:</p>

<p>“İdam sehpasında neler söyleyeceklerini kendi aralarında uzun uzun tartıştıklarını biliyorum. Bir görev dağılımı da yaptılar. Dolayısıyla Deniz’in söyledikleri, o anda aklına gelmiş ani refleksler değildi. Baştan sona Kürt meselesi, antiemperyalizm ve işçi sınıfı meselesi üzerine kuruluydu.”</p>

<p><strong>“YENİ BİR ÇİZGİYİ DENİZ’İN MİRASI OLARAK BENİMSEDİLER”</strong></p>

<p>Deniz Gezmiş’in yaşamının son döneminde önemli bir düşünsel dönüşüm yaşadığını ifade eden Çubukçu, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“Marksizm-Leninizm, Kürt meselesi ve işçi sınıfı… Bunların tümüne birlikte bakıldığında, Deniz’in artık kendi alışılmış düşünce kalıplarından önemli ölçüde koptuğu görülüyor. Arkadaşları da idamdan sonra bu konulara ağırlık verdiler. Baştan sona yeni bir çizgi oluşturmayı da Deniz’in bıraktığı bir miras olarak benimsediler.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aydin-cubukcu-deniz-gezmis-kurt-meselesinde-alisilmis-devrimci-kaliplardan-koptu</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/aydin-cubukcu-1.png" type="image/jpeg" length="45482"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump’tan Beyaz Saray'ın bahçesinde kafes dövüşü organizasyonu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trumptan-beyaz-sarayin-bahcesinde-kafes-dovusu-organizasyonu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trumptan-beyaz-sarayin-bahcesinde-kafes-dovusu-organizasyonu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Donald Trump, Beyaz Saray’ın bahçesinde “UFC Freedom 250” adlı kafes dövüşü etkinliği düzenleneceğini açıkladı. Organizasyon, Trump’ın 80. yaş günü ve ABD’nin bağımsızlığının 250. yılı kapsamında planlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, 14 Haziran 2026 tarihinde Beyaz Saray’ın bahçesinde geniş çaplı bir kafes dövüşü etkinliği düzenleneceğini açıkladı. “UFC Freedom 250” adı verilen organizasyonun, hem Trump’ın 80. yaş günü hem de Amerika Birleşik Devletleri’nin bağımsızlığının 250. yılı kapsamında planlandığı belirtildi.</p>

<p>ABD basınında yer alan haberlere göre söz konusu etkinlik planı, dün Oval Ofis’te gerçekleştirilen ve bazı profesyonel dövüşçülerin de katılım sağladığı toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklama kısa sürede yalnızca spor camiasında değil, siyasi çevrelerde de yoğun tartışmalara yol açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trump’ın duyurusu, Washington ile Tahran arasındaki tansiyonun yükseldiği ve diplomatik girişimlerin sonuç vermediği bir dönemde gelmesi nedeniyle ayrıca dikkat çekti. Bu zamanlama, organizasyonun kamuoyundaki etkisini daha da artırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trumptan-beyaz-sarayin-bahcesinde-kafes-dovusu-organizasyonu</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/trump-kongre.png" type="image/jpeg" length="42602"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Sözcüsü Emre’den madencilik izinlerine ilişkin soru önergesi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chp-sozcusu-emreden-madencilik-izinlerine-iliskin-soru-onergesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chp-sozcusu-emreden-madencilik-izinlerine-iliskin-soru-onergesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği'nin Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlükten kaldırılmasının gerekçesini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a sordu. Emre, yeni dönemde izin süreçlerinin nasıl işleyeceğine ilişkin sorular yöneltti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği'nin 25 Nisan 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlükten kaldırılmasına ilişkin olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na soru önergesi verdi. Yönetmeliğin; orman alanları, tarım arazileri, meralar, su havzaları, kıyılar, sit alanları ve koruma bölgelerinde yürütülecek madencilik faaliyetlerinin izin süreçlerini düzenleyen temel mevzuatlardan biri olduğunu belirten Emre, yönetmeliğin kaldırılmasının ardından izin süreçlerinin nasıl işleyeceği, denetim ve koruma mekanizmalarının zayıflayıp zayıflamayacağı konusunda ciddi soru işaretleri oluştuğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Emre, karar alınmadan önce bakanlıklar, MAPEG, yerel yönetimler, meslek odaları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin alınıp alınmadığını sordu. Ayrıca yönetmeliğin kaldırılmasının somut gerekçesinin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Yeni dönemde izin süreçlerinin Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği kapsamında yürütüleceğinin belirtildiğini ancak uygulama çerçevesinin belirsiz bırakıldığını kaydeden Emre, Bakan Bayraktar’a şu soruları yöneltti:</p>

<p>“Orman, mera, tarım arazisi, zeytinlik, su havzası, sit alanı ve koruma bölgelerinde madencilik faaliyetleri için hangi izinlerin aranacağı, önceki yönetmelikte yer alan koruma, denetim ve kurum görüşü hükümlerinden herhangi birinin kaldırılıp kaldırılmadığı, MAPEG’in yeni süreçteki yetki ve rolünün nasıl şekilleneceği, yerel yönetimlerin, meslek odalarının ve yurttaşların itiraz ve dava süreçlerine katılım imkanlarının korunup korunmayacağı, Tarım ve Orman Bakanlığınca verilen izinlerin ÇED açısından 'uygun görüş' sayılmasının çevresel denetimi zayıflatıp zayıflatmayacağı, ÇED süreçlerinin yalnızca şekli prosedüre dönüşmemesi için hangi güvencelerin bulunduğu.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chp-sozcusu-emreden-madencilik-izinlerine-iliskin-soru-onergesi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/zeynel-emre-1.png" type="image/jpeg" length="10631"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP’li Kış'tan iktidara 'varlık barışı' eleştirisi: Demek ki hala barışamadıkları varlıklar var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-kistan-iktidara-varlik-barisi-elestirisi-demek-ki-hala-barisamadiklari-varliklar-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-kistan-iktidara-varlik-barisi-elestirisi-demek-ki-hala-barisamadiklari-varliklar-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen "varlık barışı" düzenlemesini eleştirerek, iktidarın bugüne kadar 8 kez varlık barışı çıkardığını hatırlattı. Kış, “Şimdi 9’uncusu geliyor. Demek ki hâlâ barışamadıkları varlıklar var” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda dün kabul edilen "varlık barışı" ile ilgili kanun teklifine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Teklifin 10’uncu maddesiyle yurt dışında bulunan para, altın ve menkul kıymetlerin düşük oranlı vergiyle Türkiye’ye getirilmesinin ve bu varlıklar için vergi incelemesi yapılmamasının öngörüldüğünü belirten Kış, bu durumun "kayıt dışılığı ödüllendiren yeni bir af paketi" olduğunu ifade etti. Kış, “Bugün milyonlarca vatandaş kredi kartıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Esnaf yüksek faiz altında eziliyor, KOBİ’ler SGK ve vergi borçlarını çeviremiyor. Devlet vatandaşın borcuna aylık yüzde 3,7 faiz işletiyor ama iş yurt dışındaki servetlere gelince ‘Getirin, sorgulamayacağız’ diyor. İşte AKP’nin adalet anlayışı budur” dedi.</p>

<h2>“VARLIKLAR NEDEN MİLLİ EKONOMİDEN KAÇTI?”</h2>

<p>AKP’nin "milli ekonomiye kazandırma" söylemini de eleştiren Kış, “Bu varlıklar neden milli ekonomiden kaçtı? İnsanlar neden parasını başka ülkelerde tutmayı tercih ediyor? Çünkü bu ülkede hukuk güveni zedelendi, öngörülebilirlik ortadan kalktı” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kış, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kısa süre önce binlerce kişiye "yüksek gelir grubu incelemesi" kapsamında yazı gönderdiğini, yeni düzenlemenin ise bu durumla çelişkili olduğunu söyledi. İktidarın fiilen vergi affı uyguladığını belirten Kış, “Teklife göre bir kişi varlık barışından yararlanıp belli bir tutarı sisteme sokarsa, sonrasında yapılan incelemede kayıt dışı gelir tespit edilse bile vergi tarhiyatı yapılmayabilecek. Yani kayıt dışı kazanç fiilen affediliyor. Vergisini düzenli ödeyen vatandaş cezalandırılırken kayıt dışı servete koruma sağlanıyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>GRİ LİSTE UYARISI</h2>

<p>Düzenlemenin uluslararası finans çevrelerinde de ciddi riskler yaratabileceğine dikkat çeken Kış, Türkiye'nin daha yeni Mali Eylem Görev Gücü (FATF) gri listesinden çıktığını hatırlatarak şunları kaydetti:</p>

<p>“Şimdi kaynağı sorgulanmayan para girişine yeniden kapı açıyorsunuz. Bu anlayış, kara para riskini büyütür. Kısa vadeli döviz ihtiyacı uğruna Türkiye’nin uluslararası itibarı tehlikeye atılamaz. Vatandaş yapılandırma bekliyor, iktidar varlık barışı getiriyor. Emekli geçinemiyor, esnaf kepenk kapatıyor, gençler gelecek göremediği için yurt dışına gidiyor. Ama AKP’nin önceliği yine yurt dışındaki servet sahipleri oluyor. Türkiye’nin ihtiyacı af düzenlemeleri değil; hukuk, güven, üretim ve adil bir vergi sistemidir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-kistan-iktidara-varlik-barisi-elestirisi-demek-ki-hala-barisamadiklari-varliklar-var</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/10/gulcan-kis.jpg" type="image/jpeg" length="10946"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB Davası'nda 34. gün başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-34-gun-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-34-gun-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 414 sanıklı davanın 34. günü başladı. Duruşmaya İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve diğer tutuklu sanıklar katıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması, 34. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor. 77'si tutuklu, toplam 414 sanığın yargılandığı duruşmaya, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu ve diğer tutuklu sanıklar katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıklar salona getirildiği sırada izleyiciler alkışlarla karşıladı ve "Günaydın", "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", "Hızır yoldaşın olsun İnan Başkan", "Çalık Başkanım günaydın" diye seslendi.</p>

<h2>CEBECİ MADEN SAHASI İDDİASI</h2>

<p>Duruşmanın 32 ve 33. gününde, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasıyla tutuklu yargılanan Ahmet Güldü, Hakan Karanis, Hasan Tahsin Sönmez, Turgay Tokdemir, Volkan Ateş ve Yağmur Cansu Yeşilyurt'un savunmalarıyla tamamlanan süreç, bugün Yeşilyurt'un avukatı Metin Çetinbaş'ın yarım kalan savunmasıyla devam edecek. Ardından tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş'in savunmasına geçilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-34-gun-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ibb-davasi-2.png" type="image/jpeg" length="93828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Polonya: ABD askerlerini kabul etmeye hazırız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/polonya-abd-askerlerini-kabul-etmeye-haziriz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/polonya-abd-askerlerini-kabul-etmeye-haziriz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, ABD Başkanı Donald Trump’tan Almanya’daki Amerikan askerlerinin bir kısmının Polonya’ya kaydırılmasını talep edeceğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Nawrocki, ABD Başkanı Donald Trump’tan Almanya’daki Amerikan askerlerinin bir bölümünün Polonya’ya konuşlandırılmasını isteyeceğini söyledi. Polonya topraklarında yaklaşık 10 bin ABD askerinin konuşlu olduğunu anımsatan Nawrocki, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Eğer ABD Başkanı Donald Trump, Almanya’daki Amerikan askerlerinin sayısını azaltma kararı alırsa, Polonya bu askerleri kabul etmeye hazır. Bu askerlerin Avrupa’da kalmasını sağlamak için Trump’ın ilgisini çekmeye çalışacağım. Amacım, bu askerlerin Polonya’ya kaydırılmasını sağlamak.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/polonya-abd-askerlerini-kabul-etmeye-haziriz</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/karol-nawrocki.png" type="image/jpeg" length="28945"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Beko, Dörtlü Final için parkeye çıkacak]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/fenerbahce-beko-dortlu-final-icin-parkeye-cikacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/fenerbahce-beko-dortlu-final-icin-parkeye-cikacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[THY Avrupa Ligi play-off serisinde Fenerbahçe Beko, yarın deplasmanda Zalgiris ile karşılaşacak. Sarı-lacivertliler seride 2-1 önde; galibiyet halinde Dörtlü Final'e yükselecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>THY Avrupa Ligi play-off serisi dördüncü maçında Fenerbahçe Beko Erkek Basketbol Takımı, yarın deplasmanda Litvanya'nın Zalgiris ekibiyle karşı karşıya gelecek. Zalgirio Arena'da oynanacak müsabaka, TSİ 20.00'de başlayacak.</p>

<h2>SERİDE 2-1 ÜSTÜNLÜK VAR</h2>

<p>Normal sezonu 4. sırada tamamlayarak play-off'ta 5. sıradaki Zalgiris ile eşleşen Fenerbahçe Beko, seriye saha avantajıyla başladı. Evinde oynadığı ilk maçı 89-78, ikinci maçı ise 86-74 kazanan sarı-lacivertliler, deplasmandaki üçüncü karşılaşmadan 81-78 mağlubiyetle ayrıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seride 2-1 önde olan Fenerbahçe Beko, yarın parkeden galibiyetle ayrılması durumunda adını Dörtlü Final'e yazdıracak. Zalgiris'in kazanması halinde ise Dörtlü Final'e yükselecek takımı belirleyecek serinin beşinci ve son maçı, Fenerbahçe Beko'nun ev sahipliğinde İstanbul'da oynanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/fenerbahce-beko-dortlu-final-icin-parkeye-cikacak</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/basketbol-aa.png" type="image/jpeg" length="98714"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hantavirüs Nedir? İnsandan İnsana Bulaşan Andes Varyantı Dünyada Alarm Nedeni Oldu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hantavirus-nedir-insandan-insana-bulasan-andes-varyanti-dunyada-alarm-nedeni-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hantavirus-nedir-insandan-insana-bulasan-andes-varyanti-dunyada-alarm-nedeni-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arjantin'den bir yolcu gemisine uzanan ölümcül 'Andes hantavirüsü', diğer türlerinden farklı olarak insandan insana kolayca bulaşabiliyor. Bilim insanlarına göre, sadece bir hastanın yanından geçmek bile virüsün kapılması için yeterli olabiliyor. Peki, hantavirüs belirtileri nelerdir, nasıl korunulur? İşte dünyada panik yaratan salgına dair bilinmesi gerekenler…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ünya sağlık otoriteleri, nadir görülen ama son derece ölümcül bir virüs nedeniyle alarm durumuna geçti. Arjantin’in güneyindeki Epuyen kasabasında 2018 yılında 11 kişinin ölümüyle sonuçlanan salgına yol açan 'Andes hantavirüsü', şimdi de Kanarya Adaları’na doğru seyreden bir yolcu gemisindeki sekiz kişide tespit edildi. Uzmanlar, ölüm oranı yüzde 40’lara varan bu virüsün en korkutucu özelliğinin, diğer hantavirüslerden farklı olarak <strong>insandan insana bulaşabilmesi</strong> olduğunu söylüyor. İşte, ölümcül Andes virüsü hakkında tüm merak edilenler…</p>

<p><img alt="koronavirüs 222" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2021/11/koronavirus-222.jpg" width="760" /></p>

<h2>ANDES HANTAVİRÜSÜ NEDİR VE DİĞER TÜRLERDEN FARKI NE?</h2>

<p>Icahn Tıp Fakültesi’nden mikrobiyolog Dr. Gustavo Palacios’a göre, dünya genelinde bilinen hantavirüslerin neredeyse tamamı, kemirgenlerin dışkı, idrar veya tükürüğüyle temas ettikten sonra insanlara bulaşır ve genellikle insandan insana geçmez. Ancak <strong>Andes virüsü</strong>, bu kuralın istisnasıdır. Bu nadir varyant, insanlar arasında doğrudan temas yoluyla da yayılabilmekte ve bu özelliğiyle tıp dünyasının yakın takibine girmektedir.</p>

<h2>NASIL BULAŞIR? “SADECE YANINDAN GEÇMEK BİLE YETEBİLİYOR”</h2>

<p>2018’deki Epuyen salgınında yapılan saha araştırmaları, virüsün ne kadar sinsi bulaştığını gözler önüne serdi. Araştırmacılar, bir doğum günü partisine katılan ilk hastanın, sadece tuvalete giderken <strong>yanından geçtiği bir kişiye</strong> bile virüsü bulaştırdığını tespit etti. Damlacık yoluyla veya doğrudan temasla yayıldığı düşünülen virüs, kapalı alanlarda, özellikle de partiler, toplu taşıma ve okul gibi ortamlarda hızla yayılma potansiyeline sahip.</p>

<p><img alt="koronavirüs 131" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2021/09/koronavirus-131.jpg" width="720" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>UZUN KULUÇKA SÜRESİ: SİNSİ TEHLİKE</h2>

<p>Andes virüsünün en büyük tehlikelerinden biri de kuluçka süresinin olağanüstü uzun olması. Virüsü alan bir kişi, <strong>17 ila 40 gün</strong> boyunca hiçbir belirti göstermeden hayatına devam edebiliyor. Bu süre zarfında farkında olmadan başkalarına bulaştırma riski taşıyor ve aynı zamanda hastalığın farklı şehirlere, hatta kıtalara taşınmasına neden olabiliyor. Bu nedenle temaslıların en az 45 gün boyunca tıbbi gözetim altında tutulması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p><img alt="koronavirüs-23" class="detail-photo img-fluid" height="360" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2021/10/koronavirus-23.jpg" width="640" /></p>

<h2>HANTAVİRÜSÜN BELİRTİLERİ NELERDİR?</h2>

<p>Andes hantavirüsü, çoğu vakada ağır solunum yolu yetmezliğine yol açan <strong>Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu'na (HCPS)</strong> neden oluyor. Erken belirtiler şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Yüksek ateş</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Şiddetli kas ağrıları</strong> (özellikle sırt ve kalça)</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Baş ağrısı ve baş dönmesi</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mide bulantısı, kusma, ishal</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Nefes darlığı ve öksürük</strong> (hastalık ilerledikçe)</p>
 </li>
</ul>

<p>Hastalık ilerlediğinde, akciğerler hızla sıvıyla dolar ve hasta <strong>nefes alma yetisini kaybeder</strong>. Vakaların çoğu yoğun bakım desteğine, oksijen tedavisine ve hatta mekanik ventilasyona ihtiyaç duyar. Ölüm oranı, bölgesel farklılıklar göstermekle birlikte, yüzde 40’a kadar çıkabilmektedir.</p>

<h2>HANTAVİRÜSTEN KORUNMA YOLLARI NELERDİR?</h2>

<p>Kesin bir tedavisi veya aşısı bulunmayan hantavirüsten korunmak için şu önlemler hayati önem taşıyor:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Kemirgen Temasından Kaçının:</strong> Virüsün ana kaynağı kemirgenlerdir. Evde, iş yerinde veya kamp alanında fare, sıçan vb. kemirgen varlığı tespit edildiğinde, bunların dışkı ve yuvalarına çıplak elle temas etmeyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kapalı Alanları Havalandırın:</strong> Özellikle ahır, samanlık, terk edilmiş bina gibi kemirgen bulunma riski yüksek olan kapalı alanlara girmeden önce en az 30 dakika havalandırma yapın.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Temizlik Kuralları:</strong> Kemirgen pisliği temizliği yaparken <strong>eldiven ve maske</strong> kullanın. Temizlikten önce bölgeyi çamaşır suyu veya dezenfektanla ıslatın; kuru süpürme veya süpürme işlemi yapmayın çünkü bu, virüsü havaya kaldırabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kişisel Hijyen:</strong> Kemirgenlerin bulunabileceği alanlarda bulunduktan sonra ellerinizi sabun ve suyla dikkatlice yıkayın.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İnsan Temasının Sınırlandırılması:</strong> Andes varyantı insandan insana bulaştığı için, enfekte olduğundan şüphelenilen veya doğrulanmış kişilerle yakın temastan kaçının. Sağlık çalışanları mutlaka koruyucu ekipman kullanmalı.</p>
 </li>
</ol>

<h2>MV HONDİUS GEMİSİNDEKİ DURUM VE SON DURUM</h2>

<p>MV Hondius adlı yolcu gemisindeki sekiz yolcuda tespit edilen vakalar, dünya kamuoyunun dikkatini yeniden bu ölümcül virüse çevirdi. Güney Afrika Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü'nden Dr. Lucille Blumberg, gemiyle bağlantılı olarak <strong>üç kesinleşmiş, beş şüpheli vaka</strong> olduğunu açıkladı. Yolcuların en az 45 gün boyunca takip edilmesi planlanıyor. Sağlık Bakanlıkları ve DSÖ, olası bir pandemi riskine karşı hazırlıklarını gözden geçiriyor. Uzmanlar, virüsün şu an için kontrollü bir yayılım gösterdiğini ancak seyahat kısıtlamaları ve sıkı temas takibinin şart olduğunu belirtiyor.</p>

<p>[related-posts id="295289" color="bg-danger"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YARARLI BİLGİLER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hantavirus-nedir-insandan-insana-bulasan-andes-varyanti-dunyada-alarm-nedeni-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-135813-1.jpeg" type="image/jpeg" length="40528"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gemideki hantavirüs salgınının zaman çizelgesinde dikkat çeken ayrıntı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gemideki-hantavirus-salgininin-zaman-cizelgesinde-dikkat-ceken-ayrinti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gemideki-hantavirus-salgininin-zaman-cizelgesinde-dikkat-ceken-ayrinti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["DSÖ verilerine göre gemi 1 Nisan 2026’da Arjantin’in Ushuaia kentinden ayrıldı. İlk vaka ise yalnızca beş gün sonra, 6 Nisan’da semptom göstermeye başladı. Ancak hantavirüsün kuluçka süresi genellikle iki ila dört hafta arasında değişiyor. Bazı durumlarda bir haftaya kadar düşebiliyor ama beş günlük süre sıra dışı kabul ediliyor."]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Atlas Okyanusu’nda seyreden Hollanda bayraklı MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hantavirüsün yarattığı endişe devam ederken, bilim insanları şimdi kritik bir soruya odaklanmış durumda: Virüs insanlar arasında bulaşmış olabilir mi?</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre 6 Mayıs itibarıyla gemiyle bağlantılı 8 vaka var. Bunların üçü laboratuvar testleriyle doğrulanmış hantavirüs vakası, kalan 5 kişi ise şüpheli vaka.</p>

<p>Son günlerde üç yolcunun yaşamını yitirdiği açıklanırken, bazı yolcuların gemiden tıbbi tahliyeyle çıkarıldığı, diğerlerinin ise ülkelerine dönmeye başladığı bildirildi. İsviçre makamları da gemide bulunan bir yolcunun Zürih’te hastanede tedavi gördüğünü doğruladı.</p>

<p><strong>'1993’te bilinmeyen bir ölümcül hastalıkla karşılaşmıştık'</strong></p>

<p>1993'te ABD'de patlak veren bir hantavirüs salgınında araştırmacı olarak görev alan Prof. Craig Dalton, The Conversation'da kaleme aldığı yazıda o dönem elde ettiği deneyimleri aktardı.</p>

<p>O yıl ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nde (CDC) genç bir salgın araştırmacısı olarak görev yapan epidemiyolog, ülkenin güneybatısındaki Navajo topluluklarında 20’li ve 30’lu yaşlardaki sağlıklı yetişkinler aniden ateş ve öksürük geliştirdiğini, ardından akciğerlerine sıvı dolması nedeniyle hızla solunum yetmezliğine girdiğini ifade ediyor. Buna göre, bazıları akşam dans edecek kadar iyi görünürken saatler içinde hayatını kaybetmişti.</p>

<p>Daha sonra hantavirüsün “Sin Nombre suşu” diye adlandırılan bu virüs, enfekte geyik farelerinin idrarı, dışkısı ve tükürüğüyle bağlantılıydı. En kritik bulgu ise bu virüsün insanlar arasında yayılmamasıydı.</p>

<p>Ancak MV Hondius gemisinin Arjantin’den yola çıkmış olması, araştırmacıların dikkatini özellikle bu bölgede görülen ve insanlar arasında yayılabilen Andes suşuna çevirmiş durumda.</p>

<p><strong>'İlk vaka zaman çizelgesine uymuyor'</strong></p>

<p>Araştırmacılar şimdi salgının nasıl başladığını anlamaya çalışıyor. Bunun için en önemli araçlardan biri, vakaların zaman çizelgesini oluşturmak.</p>

<p>Arjantin hükümeti, hayatını kaybeden Hollandalı ilk çiftin gemiye binmeden önce Arjantin-Ushuaia’da turistik gezilere katıldığını, ayrıca Uruguay ve Şili’de seyahat ettiğini açıkladı.</p>

<p>Dalton'a göre, zaman çizelgesinde ilginç ayrıntılar dikkat çekiyor:</p>

<p>"DSÖ verilerine göre gemi 1 Nisan 2026’da Arjantin’in Ushuaia kentinden ayrıldı. İlk vaka ise yalnızca beş gün sonra, 6 Nisan’da semptom göstermeye başladı. Ancak hantavirüsün kuluçka süresi genellikle iki ila dört hafta arasında değişiyor. Bazı durumlarda bir haftaya kadar düşebiliyor ama beş günlük süre sıra dışı kabul ediliyor."</p>

<p>Bu nedenle uzmana göre ilk kişinin gemide değil, Arjantin’de virüse maruz kalmış olması daha olası. Bu iki kişinin Ushuaia kentinde bir çöp alanında kuş gözlemine katıldığı belirtiliyor. Virüs bu kuş gözlem etkinliğinde kapılmış olabilir.</p>

<p><strong>İnsanlar arasında bulaşma ihtimali</strong></p>

<p>Asıl dikkat çekici nokta ise sonraki vakalar. İkinci vakanın ilk hastayla yakın temas halinde olduğu vurgulanıyor. Bu durum iki ihtimali gündeme getiriyor: Ya her iki kişi aynı kemirgen kaynağından enfekte oldu ya da ikinci kişi virüsü doğrudan ilk hastadan kaptı.</p>

<p>Dalton, "Üçüncü vaka aynı aile grubunda değil. Eğer bu kişinin ilk vakalarla ortak Arjantin gezilerine katılmadığı ortaya çıkarsa, araştırmacılar insanlar arası bulaşma ihtimaline daha fazla ağırlık verebilir" diyor.</p>

<p>Uzmanlar bu tezin henüz kanıtlanmadığını vurguluyor. Ancak vakaların zamanlaması dikkat çekiyor. Dalton'a göre, ilk ağır vakadan yaklaşık iki ila üç hafta sonra yeni semptomların ortaya çıkması, Andes hantavirüsünün daha önceki salgınlarda gösterdiği bulaşma modeline benziyor.</p>

<p>Şu anda laboratuvarlarda virüs örneklerinin genetik analizi yapılıyor. Amaç, Andes virüsünün geçmişte insanlar arası bulaşmayı mümkün kılan mutasyonlarını taşıyıp taşımadığını görmek. Eğer yeni bir mutasyon bulunursa, bu daha yüksek bulaşma riski anlamına gelebilir.</p>

<p><strong>'Virüs COVID gibi yayılmıyor'</strong></p>

<p>Yine de uzmanlar kamuoyuna paniğe kapılmama çağrısı yapıyor. Çünkü hantavirüslerin büyük çoğunluğu insanlar arasında yayılmıyor. Andes türünde bile bulaşma nadir görülüyor ve genellikle uzun süreli yakın temas gerektiriyor. DSÖ de küresel riskin düşük olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Buna rağmen bilim insanları için MV Hondius vakası son derece önemli bir salgın incelemesine dönüşmüş durumda. Araştırmacılar şimdi “eski usul saha epidemiyolojisiyle” tanıları doğrulamaya, temas zincirlerini çözmeye ve gerçekten insanlar arası bulaş olup olmadığını anlamaya çalışıyor.</p>

<p><strong>İklim krizi virüsün yayılımını hızlandırıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arjantinli halk sağlığı uzmanları ise salgının arkasında daha büyük bir çevresel değişim olabileceğini söylüyor. Uzmanlara göre iklim değişikliği, hantavirüs taşıyan kemirgenlerin daha geniş alanlara yayılmasını sağlıyor.</p>

<p>Arjantin iklim değişikliği nedeniyle daha tropikal hale geldi. Bu durum dang humması ve sarı humma gibi hastalıkların yanı sıra farelerin çoğalmasını sağlayan yeni bitki türlerini de beraberinde getiriyor.</p>

<p>Uzmanlara göre, gemideki salgın virüsün Arjantin'de daha sık görüldüğü bir döneme denk geldi.</p>

<p>[related-posts id="295290" color="bg-danger"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gemideki-hantavirus-salgininin-zaman-cizelgesinde-dikkat-ceken-ayrinti</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-135813-1.jpeg" type="image/jpeg" length="86496"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku’nun kaybolduğu sabah telefonundan atılan mesaj ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gulistan-dokunun-kayboldugu-sabah-telefonundan-atilan-mesaj-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gulistan-dokunun-kayboldugu-sabah-telefonundan-atilan-mesaj-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun 5 Ocak 2020'de kaybolduğu sabah, telefonundan çalıştığı kafenin patronuna “Ben artık gelmeyeceğim” yazılı mesaj atıldığı ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tunceli'de, 5 Ocak 2020'de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamayan Gülistan Doku'yla ilgili devam eden soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Sabah gazetesinin haberine göre, Doku’nun kaybolduğu sabah saat 08.13'te çalıştığı iş yerinin patronuna “Ben artık gelmeyeceğim” yazılı mesaj atıldığı iddia edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Gülistan Doku Mesaj" class="detail-photo img-fluid" height="506" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/gulistan-doku-mesaj.jpg" width="650" /></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gulistan-dokunun-kayboldugu-sabah-telefonundan-atilan-mesaj-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/03/gulistan-doku-sorusturmasi.jpg" type="image/jpeg" length="37319"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aziz Yıldırım başkanlığa aday olma nedenini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aziz-yildirim-baskanliga-aday-olma-nedenini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aziz-yildirim-baskanliga-aday-olma-nedenini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe başkan adaylarından Aziz Yıldırım, kızının hedef alınması üzerine adaylığını kesinleştirdiğini belirterek, “Benim hedefim başkanlık değil; öncelikli hedefim Fenerbahçe’de birleşmedir” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe'de gözler 6-7 Haziran tarihinde gerçekleştirilecek Olağanüstü Seçimli Genel Kurul'a çevrildi. Sarı-lacivertlilerde şu ana kadar Aziz Yıldırım ve Hakan Safi başkanlığa adaylığını koydu. Daha önce adaylığını açıklayan Barış Göktürk, Aziz Yıldırım lehine adaylıktan çekilirken Mehmet Ali Aydınlar da adaylıktan çekildiğini duyurdu. Aziz Yıldırım'ın adaylığını açıklamasının ardından kurmaylarıyla toplantı gerçekleştiren Ali Koç ise aday olmama kararı aldı.</p>

<h2>“KIZIMI HEDEF ALDILAR”</h2>

<p>Türkiye Gazetesi'nden Tahir Kum'a konuşan Aziz Yıldırım, "Fenerbahçe’nin durumunu arkadaşlarla sürekli oturup konuşuyorduk. Adaylığı da düşünüyordum" ifadelerini kullandı. Yıldırım, kızının hedef alınmasının adaylığını kesinleştirmesinde belirleyici olduğunu belirterek şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Gelinen nokta hiç iç açıcı değil. Bu da beni ve arkadaşlarımı çok üzüyordu. Bu süreç devam ederken, bundan bir süre önce bazı çevreler tarafından kızım hedef alındı. O gün ben düşünmeyi, konuşmayı sonlandırdım. Ben bu işin mesajını aldım. Bu, bana karşı yapılan ‘bilinçli bir eylem’di. Benim hedef alınmam normal ama kızımın hedef alınması beni çok üzdü. ‘Tamam, bu iş burada bitti’ dedim; arkadaşlara artık aday olduğumu söyleyerek çalışmaya başladım."</p>

<h2>“HEDEFİM FENERBAHÇE’DE BİRLEŞME”</h2>

<p>Başkanlık koltuğundan ziyade camiayı yeniden tek çatı altında toplamayı amaçladığının altını çizen Yıldırım, "Benim hedefim başkanlık değil; öncelikli hedefim Fenerbahçe’de birleşmedir. Çok fazla parçalanmışlık ve bölünmüşlük oldu. Uzun yıllar sonra bu parçalanmayı ortadan kaldırmak istiyorum. Onun için herkesi birleşmeye, sağduyuya davet ediyorum. Herkesi ‘ocu, bucu’ değil, Fenerbahçeli olmaya davet ediyorum. Camianın bir ağabeyi olarak bunu ben yapabilirim" dedi.</p>

<p>Mehmet Ali Aydınlar ile görüştüğüne dair söylentilere de cevap veren Aziz Yıldırım, "Mehmet Ali Aydınlar’la son dönemde bir araya geldiğim ve görüştüğüm yönünde iddialar ortaya atıldı. Böyle bir şey söz konusu değil. Bu tamamen asılsız" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aziz-yildirim-baskanliga-aday-olma-nedenini-acikladi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/aziz-yildirim-1.webp" type="image/jpeg" length="51923"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekli öğretmen Abdullah Coşkun’un ölümüyle ilgili davada ikinci duruşma görüldü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/emekli-ogretmen-abdullah-coskunun-olumuyle-ilgili-davada-ikinci-durusma-goruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/emekli-ogretmen-abdullah-coskunun-olumuyle-ilgili-davada-ikinci-durusma-goruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun'da emekli öğretmen Abdullah Coşkun’un ölümüyle ilgili sanık İlhan İhtiyaroğlu’nun yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. Mahkeme heyeti sanığın tutukluluk halinin devamına hükmederken davayı 24 Haziran tarihine erteledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Giresun'un Keşap ilçesinde 68 yaşındaki emekli öğretmen Abdullah Coşkun'un maddi hasarlı trafik kazası sonrası çıkan tartışma neticesinde hayatını kaybetmesiyle ilgili sanık İlhan İhtiyaroğlu'nun yargılandığı davanın ikinci duruşması Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duruşmaya "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanan tutuklu sanık İlhan İhtiyaroğlu, hayatını kaybeden Abdullah Coşkun’un ailesi ve sanık yakınları katıldı. Bazı tanıkların ifadelerinin alındığı duruşmada mahkeme başkanı, olay günü bölgeden geçtiğini beyan eden bir kişinin dilekçe vererek tanık olarak beyan vermek istediğini açıkladı.</p>

<p>Müşteki avukatları, sanığa ait cep telefonunun kayıp olduğunu ve olay sonrası yapılan görüşmelerin davanın seyri açısından önem taşıyabileceğini belirterek, HTS kayıtlarının istenmesini talep etti. Duruşmada taraf avukatları arasında zaman zaman tartışmaların yaşanması üzerine mahkeme heyeti duruşmaya bir süre ara verdi. Tanıkların dinlenmesinin ardından taraf avukatlarının beyanlarına geçildi.</p>

<h2>MÜŞTEKİ AVUKATI "KASTEN ÖLDÜRME SABİT" DEDİ</h2>

<p>Müşteki avukatı Mutluay Çelik, dosyadaki delillere dayanarak sanığın "kasten öldürme" suçunu işlediğinin sabit olduğunu kaydetti. Çelik, duruşmada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Müteveffa Abdullah öğretmenin sol boyun kısmında 7-8 santimlik kesik yaralanma, sol göz altında darbeye bağlı morarma, sol şakak kısmında delik şeklinde kanamalar, sağ alın kısmında delik şeklinde kanama, baş arka kısmında ise yarık şeklinde kanama vardır. Otopsi videosu izlendiğinde beynin sol kısmında ciddi bir kanama mevcuttur. Biz sanığın ne bir eksik ne bir fazla ceza alması peşindeyiz. Sanığın eyleminin cezasını tam almasını ve toplum nezdinde örnek, emsal nitelikte bir karar çıkmasını arzu etmekteyiz."</p>

<p>Sanık Avukatı Hicran Akkaya Şenol ise iddianamenin Abdullah Coşkun’un eşi Hanife Coşkun’un beyanları doğrultusunda düzenlendiğini ancak bunların kamera kayıtları ve tanık anlatımlarıyla örtüşmediğini belirtti. Şenol, Hanife Coşkun’un ilk ifadesinde yer alan, sanığın araçtan önce inerek Abdullah Coşkun’a yumruk attığı ve onu sürükleyerek darp ettiği yönündeki anlatımların kamera görüntülerinde yer almadığını ifade etti.</p>

<p>Duruşmada dinlenen tanıkların olayın kısa süreli itişme şeklinde yaşandığını aktardığını belirten Şenol, Abdullah Coşkun’un daha sonra yanında kimse yokken yere düştüğünü söyledi. Şenol, dosyada yer alan Adli Tıp raporunda ölümün heyecan ve strese bağlı kalp krizi sonucu gerçekleştiğinin belirtildiğini kaydetti. Sanık avukatı, müvekkilinin en başından itibaren saldırıya uğrayan taraf olduğunu belirttiğini ve bu durumun kayıtlarla doğrulandığını dile getirdi.</p>

<p>Şenol, savunmasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Müvekkilim en başından beri saldırıya uğrayan taraf olduğunu ifade etmiştir. Bu gerçek kamera kayıtları ve tanık anlatımlarıyla doğrulanmıştır. Olayın kamuoyuna yansıtıldığı şekilde değil, müvekkilimin anlattığı şekilde gerçekleştiği ortaya çıkmıştır.”</p>

<p>Müvekkilinin tutuklu bulunması sebebiyle özgürlüğünden mahrum kaldığını, kamu görevini ve mesleğini kaybettiğini ifade eden Şenol, müvekkilinin altı aylık bebeğini erken doğum sonucu kaybettiğini ve cenazesine katılamadığını anlatarak tahliye talebinde bulundu. Duruşma savcısı ise dinlenmeyen tanıkların beyanlarının alınmasını, dosyadaki eksikliklerin giderilmesini ve sanığın üzerine atılı suçun mahiyeti nedeniyle tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, sanık İhtiyaroğlu’nun tutukluluk halinin devamına karar vererek davayı 24 Haziran 2026 tarihine erteledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, GİRESUN</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/emekli-ogretmen-abdullah-coskunun-olumuyle-ilgili-davada-ikinci-durusma-goruldu</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/abdullah-coskun.png" type="image/jpeg" length="93869"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı: Yasa dışı bahis soruşturmasında 39 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bakirkoy-cumhuriyet-bassavciligi-yasa-disi-bahis-sorusturmasinda-39-supheli-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bakirkoy-cumhuriyet-bassavciligi-yasa-disi-bahis-sorusturmasinda-39-supheli-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, “Yolyemezler” adlı silahlı suç örgütüne yönelik yasa dışı bahis soruşturmasında 39 kişinin tutuklandığını, 21 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığını açıkladı. Soruşturma kapsamında 79 şüpheli hakkında iddianame düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, “Yolyemezler” adlı silahlı suç örgütüne yönelik yasa dışı bahis soruşturmasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, şüphelilerin İstanbul genelinde yaklaşık 20 farklı adreste hücre evleri kiraladıkları, bu adreslerde kurdukları ofisler aracılığıyla yasa dışı bahis faaliyetleri yürüttüklerinin belirlendiği bildirildi. Soruşturma sonucunda 39 kişinin tutuklandığı, 21 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiği aktarıldı.</p>

<h2>YASA DIŞI BAHİS AĞI VE OPERASYON</h2>

<p>Başsavcılığın açıklaması şöyle:</p>

<p>“Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2024/120772 soruşturma numaralı dosyasında Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından tamamlanan soruşturmada, liderliğini Mehmet Selim Akkoyun’un yaptığı, kamuoyunda ‘Yolyemezler’ olarak bilinen silahlı suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen teknik takip, arama, el koyma işlemleri ve dijital materyal incelemeleri sonucunda; örgüt üyelerinin İstanbul genelinde yaklaşık 20 farklı adreste hücre evleri kiraladıkları, bu adreslerde kurdukları ofisler aracılığıyla yasa dışı bahis faaliyetleri yürüttükleri belirlenmiştir. Şüphelilerin, kiralık banka hesapları (SET olarak tabir edilen hesaplar) ve panel sistemleri üzerinden, yurt dışı sunucular kullanılarak yasa dışı bahis oynattıkları ve bu faaliyetlerden yüksek miktarda gelir elde ettikleri tespit edilmiştir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>1,5 MİLYAR TL İŞLEM HACMİ</h2>

<p>İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan tespit ve finansal analizlerde, şüpheliler arasında yaklaşık 1,5 milyar TL işlem hacmi bulunduğu belirlendi. Ele geçirilen dijital verilerde ise örgütün 2023 yılı itibarıyla günlük 84 milyon TL’yi aşan işlem hacmine ulaştığı anlaşıldı.</p>

<p>Soruşturma sonucunda 39 şüpheli tutuklandı, 21 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı, dört şüpheli hakkında yakalama emri çıkarıldı. Toplamda bir örgüt lideri, yedi örgüt yöneticisi ve 71 örgüt üyesi olmak üzere 79 şüpheli hakkında, 7258 Sayılı Kanuna Muhalefet Etme, Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama ve Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma-Yönetme ile Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma suçlarından Bakırköy 25. Asliye Ceza Mahkemesine hitaben iddianame düzenlenerek kamu davası açıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bakirkoy-cumhuriyet-bassavciligi-yasa-disi-bahis-sorusturmasinda-39-supheli-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/gozalti-23.png" type="image/jpeg" length="86828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gelibolu Emek Dayanışma Platformu, idamlarının 54. yılında üç fidanı andı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gelibolu-emek-dayanisma-platformu-idamlarinin-54-yilinda-uc-fidani-andi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gelibolu-emek-dayanisma-platformu-idamlarinin-54-yilinda-uc-fidani-andi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 54. yılında Gelibolu Emek Dayanışma Platformu tarafından anıldı. Etkinlikte, “Bize miras olarak yarım asırlık bir mücadele geleneği bıraktılar” ifadesine yer verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 54. yılında Gelibolu Emek Dayanışma Platformu tarafından anıldı. Çok sayıda yurttaşın katıldığı anma etkinliğinde şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“68 kuşağının üç yiğit devrimcisi Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın ölümsüzlüğe yürüdüğü günün 54. yıldönümü. Bizler, Gelibolu'nun ilerici, yurtsever, devrimci ve demokrat insanları olarak, her yıl olduğu gibi bu yıl da önderlerimizi anmak üzere bir aradayız. Bugün buradayız, çünkü ülkemize ve geleceğimize sahip çıkma iradesinin birlikte hareket etmekten geçtiğini biliyoruz. Mücadele tarihimize sahip çıkıyoruz!</p>

<p>6 Mayıs 1972'de, bir Hıdırellez sabahında idam edilen devrimciler, bu ülkenin yüz akıydılar. Türkiye'nin bugüne kadar gördüğü en yurtsever kuşağın temsilcisiydiler. Onlar, emekten yana onurlu bir yaşam için, eşitliğin, özgürlüğün ve 'Tam Bağımsız Türkiye' şiarının sahibiydiler. Bize miras olarak yarım asırlık bir mücadele geleneği bıraktılar.”</p>

<h2>DENİZLERE SÖZÜMÜZ DEVRİM OLACAK</h2>

<p>Anma metninde, 68 kuşağının dünyadaki gelişmelerden etkilendiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“1950-1970 yılları arasındaki dönem, dünya nüfusunun üçte birinin sosyalizmle yönetildiği, toplumsal eşitlik ve özgürlük mücadelesinin küresel sermayeyi kuşattığı, geniş emekçi sınıfların hak arayışlarının zaferle sonuçlandığı bir dönemdi. Şüphesiz 60'larda dünyada yaşanan üç gelişmenin, 68 kuşağı üzerinde derin etkileri olmuştur: Birincisi, tüm dünya halklarının ortak düşmanı ABD emperyalizminin Vietnam'daki yenilgisi; ikincisi Fransa'da başlayıp bütün Avrupa'yı etkisi altına alan 68 gençlik eylemleri; üçüncüsü ise İsrail'in faşist baskı ve savaş politikalarına karşı direnen Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin kurulmasıdır. ABD ordusunun Vietnam'da uğradığı bozgun, dünya devrimcilerinin 'halk savaşı' temelinde örgütlenmesinin yolunu açmıştır. 68 Paris isyanı ise, zaferin ancak işçi sınıfının ve onun öncü-savaşçı unsurlarının örgütlü mücadelesi ile gerçekleşebileceğini göstermiştir. Bugün bilinmelidir ki, riyakarca Filistin'e sahip çıktıklarını iddia eden siyasal islamcılar ortalıkta yokken, Filistin davasının sahibi 68'in devrimcileri olmuştur.”</p>

<h2>KAHROLSUN ABD EMPERYALİZMİ</h2>

<p>Metinde, Denizlerin mücadelesinin Türkiye için bir milat olduğu vurgulanarak şunlar kaydedildi:</p>

<p>“Denizlerin, Yusufların, Hüseyinlerin mücadelesi, Türkiye için milat kabul edilebilecek bir toplumsal uyanışı ifade eder. Gençlik hareketi, önce Fikir Kulüpleri Federasyonu bünyesinde örgütlenmiş, ardından üniversitelerde akademik-demokratik talepleriyle yaygın boykotlar ve fakülte işgalleri gerçekleştirmiştir. Sonrasında ise şehirlere ve Anadolu'nun en ücra köylerine varan emek eksenli bir direniş hattı ortaya çıkmıştır. 1965-1970 arasındaki dönem, Türkiye'nin fırtınalı yıllarıdır! Sosyalist bir partinin parlamentoya girdiği, devrimci bir işçi sendikasının kurulduğu, sınıf farklılıklarının keskinleşmesiyle yaygın işçi ve köylü eylemlerinin gerçekleştiği yıllardır.</p>

<p>Elbette gençlik hareketi de bu gelişmelere kayıtsız kalmamış, üniversitelerinden çıkan devrimci gençler, işçi grevlerine, köylülerin toprak işgallerine omuz vermiş, hak arama mücadeleleri örgütlemiştir. 68'liler öyle bir gençlik kuşağıdır ki; Van'daki depremden, Zap suyuna 'Devrimci Gençlik Köprüsü' inşa etmeye kadar uzanan bütünlüklü bir mücadele perspektifine sahiptir.”</p>

<h2>GELENEK SÜRÜYOR DEVRİMCİLER YÜRÜYOR</h2>

<p>Metinde, gençlik hareketine karşı gerici unsurların devreye sokulduğu belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:</p>

<p>“Elbette gençliğin önderlik ettiği bu toplumsal uyanışa karşı Türkiye sağının gerici ve faşist unsurları da kontrgerilla doktrini çerçevesinde devreye sokulmuştur. 60'lı yılların sonuna doğru devlet teşviği ve korumasıyla örgütlenen İlim Yayma Cemiyetleri, Komünizmle Mücadele Dernekleri gibi gerici oluşumlar, devrimci gençliğe karşı cihat çağrıları yapmaya başlar. Yine bu dönemde Komando Kampları'nda eğitilen paramiliter sivil faşist grupların adı da yavaş yavaş duyulmaktadır.”</p>

<h2>FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA</h2>

<p>Türkiye’nin 1968 ve 1969’da emperyalizme karşı dünya çapında isyanın simgesi haline geldiği vurgulanan metinde, iki önemli eyleme dikkat çekildi:</p>

<p>“İlki, 18 Temmuz 1968'de Deniz Gezmiş önderliğindeki binlerce öğrencinin Amerikan 6. Filo askerlerini Dolmabahçe'de yakalayıp denize dökmesidir. İkincisi ise Sinan Cemgil, Hüseyin İnan ve Ulaş Bardakçı önderliğindeki öğrencilerin 6 Ocak 1969'da ODTÜ'de Vietnam kasabı namıyla bilinen Amerikan büyükelçisi Robert Komer'in arabasını ateşe vererek yakmasıdır. Bu iki eylemle devrimci gençler, dünyaya çok net bir mesaj vermiştir: Artık Türkiye, emperyalistlerin elini kolunu sallayarak dolaşabilecekleri bir yer olmaktan çıkmıştır.”</p>

<h2>KAHROLSUN ABD EMPERYALİZMİ</h2>

<p>Metinde, 1968-1970 arasındaki dönemde yaşanan can kayıpları hatırlatılarak şunlar aktarıldı:</p>

<p>“1968-1970 yılları arasındaki toplumsal olaylar, sağ grupların ve gerici çevrelerin silahlı saldırılarıyla kanlı bir sürece evrildi. Devrimci öğrenciler; Vedat Demircioğlu 17 Temmuz 1968'de, Taylan Özgür 23 Eylül 1969'da, Battal Mehetoğlu 14 Aralık 1969'da polisler tarafından öldürüldü. 16 Şubat 1969'da, 6. Filo’nun ikinci gelişinde, cihat çağrılarıyla toplanan binlerce gerici ve faşist, önce 6. Filo'yu kıble alıp namaz kılmış, ardından polis koruması altında devrimcilere saldırmıştır. Tarihimize 'Kanlı Pazar' olarak geçen bu katliamda, Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan adlı devrimciler sivil faşistler tarafından katledildi.”</p>

<h2>FİLİSTİN'DE DÜŞENE DÖVÜŞENE BİN SELAM</h2>

<p>Metnin devamında, Deniz Gezmiş önderliğindeki grupların Filistin kamplarında eğitime gitmesi ve 12 Mart darbesi süreci anlatıldı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Mücadelenin daha ileri bir safhası bu anlamda bir zorunluluk olarak ortaya çıkmış, Deniz Gezmiş önderliğindeki gruplar, dönemin doğal koşulları çerçevesinde hem Filistin halkının mücadelesine destek vermek hem de Türkiye'deki mücadeleyi daha ileri bir aşamada sürdürmek üzere Filistin kamplarında eğitime gitmiştir. Sendika yasasındaki değişikliğe karşı 15-16 Haziran 1970 tarihlerinde gerçekleşen işçi direnişi, Türkiye'nin tarihini değiştiren iki gün olarak hafızalara kazınır. Bu iki günde 'fabrikalar değil, şehirler' yürümüştür.</p>

<p>Denizler bankalara yönelik kamulaştırma eylemlerinin ardından, Balgat Hava Üssü'nden dört Amerikan askerini kaçırarak mücadeleyi bir üst aşamaya taşırlar. Bunun üzerine ODTÜ'ye yapılan polis ve asker operasyonunda, iki devrimci öğrenci öldürülür. Devlet eliyle alınan tedbirlerin boşa çıkması ve işlenen cinayetlere rağmen toplumsal mücadelenin giderek büyümesi karşısında ise 12 Mart darbesi gerçekleştirilir.”</p>

<h2>DENİZLERE SÖZÜMÜZ DEVRİM OLACAK</h2>

<p>Anma metni, şu ifadelerle sona erdi:</p>

<p>“Devrimcilik, güçlü dayanışma ve yoldaşlık bağları içeren duyguların ve düşüncelerin örgütlü bir şekilde eyleme geçtiği bir zemindir. Denizlerin idam kararları meclis tarafından onaylandıktan sonra, onları kurtarmak için harekete geçen Mahir Çayan önderliğindeki Türkiye Halk Kurtuluş Partisi ve Cephesi savaşçıları da Kızıldere'de şehit düşmüştür. Bugün bizlere kalan miras, sadece mücadele etmek değil, aynı zamanda o mücadele içinde özlemini duyduğumuz hayata ait kardeşlik ve yoldaşlık bağlarının bugünden kurulmasını da içerir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇANAKKALE, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gelibolu-emek-dayanisma-platformu-idamlarinin-54-yilinda-uc-fidani-andi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/gelibolu-3-fidan-anma.jpg" type="image/jpeg" length="51868"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tekirdağ’da çevre politikalarında yeni dönem: 13 Maddelik eylem planı açıklandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tekirdagda-cevre-politikalarinda-yeni-donem-13-maddelik-eylem-plani-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tekirdagda-cevre-politikalarinda-yeni-donem-13-maddelik-eylem-plani-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekirdağ’da düzenlenen Sıfır Atık Çalıştayı Sonuç Konferansı’nda, şehir için belirlenen 13 stratejik hedef kamuoyuna açıklandı. Vali Recep Soytürk, Ergene Nehri’ne OSB kaynaklı atık girişinin tamamen durdurulduğunu, evsel atıkların da arıtma sistemine dahil edilmesinin planlandığını ve arıtma sularından enerji üretimi hedefiyle tesislerin kendi ihtiyacını karşılayacak bir model üzerinde çalışıldığını belirtti. Programda su yönetimi ve çevre politikalarının güçlendirilmesine dikkat çekildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Haber: Serap Cömertoğlu İşcan</strong></p>

<p></p>

<p>Sıfır Atık Vakfı tarafından yürütülen “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları” kapsamında düzenlenen Tekirdağ ayağı, gerçekleştirilen Tekirdağ Sıfır Atık Çalıştayı Sonuç Konferansı ile tamamlandı.</p>

<p>Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi'nde düzenlenen konferansta, şehir özelinde belirlenen 13 stratejik hedefi içeren Sıfır Atık Hedef Belgesi kamuoyuna açıklandı.Çalıştayda çevre bilincinin artırılması, su kaynaklarının verimli kullanılması ve sürdürülebilir yaşam politikalarının güçlendirilmesine yönelik kapsamlı değerlendirmeler yapıldı.</p>

<p>Program sonunda hazırlanan sonuç bildirgesinde ise çevre ve iklim değişikliğiyle mücadelede yerelden ulusala uzanan politika yaklaşımlarının kritik önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p>Konferansta konuşan Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, su yönetimi, Ergene Havzası çalışmaları ve çevresel projelere ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>Vali Soytürk: “Su ve Gıda İsrafına Karşı Mücadele Sürüyor"</strong></p>

<p>7 Nisan’da Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nde yapılan Sıfır Atık Çalıştayı'nı hatırlatan Vali Soytürk, israfın, özellikle su ve gıda israfının önlenmesi için çalışmalar yürütüldüğünü vurguladı.</p>

<p><strong>Naip Barajı’nda Su Seviyesi Yüzde 22’ye Yükseldi</strong></p>

<p>Su kaynaklarına ilişkin değerlendirmede bulunan Soytürk, Naip Barajı’ndaki doluluk oranına dikkat çekerek, “Geçen yıl yüzde 11’e kadar düşmüştü, bu yıl yüzde 22 seviyesindeyiz. Yağışlar iyi gidiyor ancak şehre su vermeye devam ediyoruz. TESKİ çalışmalarını sürdürüyor, umarım bu yıl ciddi bir su sorunu yaşamayız” dedi.</p>

<p><strong>“Ergene’ye OSB Kaynaklı Atık Girişi Tamamen Durduruldu”</strong></p>

<p>Ergene Nehri ve sanayi atıkları konusunda yürütülen projelerle ilgili konuşan Soytürk, “<br />
Belki de dünyada böyle büyük bir proje yoktur. OSB’lerin atıkları büyük bir projeyle arıtılıyor. Arıtma tesisi kuruldu ve derin desarjla Marmara Denizi’ne veriliyor. Marmara Denizi’ne verilirken de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bu değerleri takip ediyor, bir sorun görüldüğü zaman hemen müdahale ediliyor. Çok şükür bu saate kadar bir sıkıntımız olmadı. Bu ne anlama geliyor Ergene Nehri’ne Organize Sanayi Bölgelerinden artık herhangi bir atık gitmiyor ya da kirletici bir unsur gitmiyor. Bu çok önemli bir şey"<br />
ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
<strong>Evsel Atıklar da Arıtma Sistemine Dahil Ediliyor</strong></p>

<p>Soytürk, evsel atıklar için de yeni bir adım atıldığını belirterek, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile yapılan protokol kapsamında evsel atıkların da arıtma sistemine dahil edilmesini planladıklarını aktararak şunları kaydetti: " Böylece Ergene Nehri’nin üzerindeki kirliliği daha da azaltmış olacağız. Bu bitmiş olacak anlamına gelmiyor çünkü tarımsal kirlilik de var. Onun dışında Ergene Nehri’nin altında birikmiş olan kirlilik de var. Onunla ilgili proje çalışmalarımız devam ediyor"</p>

<p><strong>Arıtma Sularından Elektrik Üretimi Hedefi</strong></p>

<p>Ayrıca arıtma sularından enerji üretimi planladıklarını belirten Soytürk, büyük borularla Marmara’ya giden suyun eğimini kullanarak elektrik üretmeyi hedeflediklerini ve arıtma tesislerinin enerji ihtiyacını buradan karşılanmasının planlandığını belirtti.</p>

<p><br />
<strong>“Sıfır Atık 193 Ülkede Karşılık Buldu”</strong></p>

<p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise konuşmasında Türkiye’den doğan bu projenin 193 ülkede karşılık bulduğuna dikkat çekti. Ağırbaş, küresel sorunlara yerelde çözüm aradıklarını belirtti.</p>

<p><strong>"Dünyada Her Yıl Açlık ve Susuzluk Krizi Derinleşiyor”</strong></p>

<p>Ağırbaş, "Su stresi altındaki ülkemizde kaynaklarımızı doğru kullanmak zorundayız. Dünyada her yıl Ankara nüfusundan fazla insanı açlık ve susuzluktan kaybediyoruz; bir şeyleri değiştirmek zorundayız,” diyerek kasım ayındaki COP31 zirvesine ve haziran ayındaki Sıfır Atık Forumu’na davette bulundu.</p>

<p><strong>"Somut Çıktılar Şehir Geleceğine Katkı Sağlıyor”</strong></p>

<p>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin de konferansla, çalıştayda şehrin geleceği adına atılmış somut adımın meyvelerinin paylaşıldığını ifade etti.</p>

<p>Çalıştay sürecinde Tekirdağ özelinde tespit edilen sorun alanları ile atık yönetim sisteminin güçlendirilmesine yönelik geliştirilen politika önerilerini içeren “Tekirdağ Sıfır Atık Hedef Belgesi”, Tekirdağ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali Kemal Atlı tarafından kamuoyuna sunuldu.</p>

<p>Çalıştay çıktılarından elde edilen veriler ve raporlandırmalar sonucunda belirlenen 13 stratejik hedef şöyle sıralandı:</p>

<p>1- Kamu kurumlarında sıfır atık uygulamaları kapsamında ofis çöp kutularının kaldırılmasının sağlanması,</p>

<p>2- Belediye Başkanlıkları tarafından 11 ilçede en az bir adet sıfır atık temalı park oluşturulması,</p>

<p>3- Tekirdağ’da tüm ilçe belediye başkanlıkları tarafından sıfır atık marketlerinin açılması,</p>

<p>4- Kamu kurumlarında tek kullanımlık plastik ürün yerine termos, matara, su sebili vb. kullanımının yaygınlaştırılması,</p>

<p>5- Gıda atıklarında israfı azaltmak için Tekirdağ Büyükşehir Belediyesince mama üretim tesisinin kurulması ve hayvan barınaklarına gönderilmesinin sağlanması,</p>

<p>6- Tekirdağ Büyükşehir Belediyesince çevre odaklı bileşenlerin yer alacağı sıfır atık temalı park alanlarının oluşturulması,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>7- Tüm kamu kurumlarında bitkisel atık yağ toplama alanlarının oluşturulması,</p>

<p>8- Çorlu Çayı’nda (Çerkezköy-Ergene ilçeleri arasında) dip çamur temizliği yapılarak toplanan çamurun bertarafa gönderilmesi,</p>

<p>9- Tekkrdağ Namık Kemal Üniversitesi koordinasyonunda, Süleymanpaşa klçesknde iklim değişikliği, afet ve doğa temelli farkındalık ile kapasite geliştirme projesine pilot uygulama olarak başlanılması,</p>

<p>10- İlçe belediye başkanlıkları tarafından her ilçede en az 1 adet geri dönüşüm ve takas pazarının kurulması,</p>

<p>11- İlçe belediyeleri tarafından her ilçede en az 1 adet atık ayrıştırma, sıfır atık kuralları ve renk skalası gibi konularda eğitim faaliyetleri ile farkındalık çalışmalarının gerçekleştirilmesi,</p>

<p>12- İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda her ilçede en az 1 ilkokulda Sıfır Atık Kulübü kurulması ve bu kapsamda bilinçlendirme faaliyetlerinin yürütülmesi,</p>

<p>13- “Ortak Evimiz Şehrimiz” yaklaşımı doğrultusunda Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri tarafından peyzaj uygulamalarının artırılması hedeflenmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>TEKİRDAĞ, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tekirdagda-cevre-politikalarinda-yeni-donem-13-maddelik-eylem-plani-aciklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/tekirdag-cevre-eylem.jpeg" type="image/jpeg" length="28785"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="40261"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="66598"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50867"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="86477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="15724"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="56393"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="51900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="36654"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="61226"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="96715"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="19797"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="69836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="79579"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="61279"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="57373"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="80610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="91478"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="22993"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="29023"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="79195"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
