<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2026 22:20:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eski Tunceli Valisi Sonel, Gülistan Doku soruşturmasında tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/eski-tunceli-valisi-sonel-gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/eski-tunceli-valisi-sonel-gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklandı. Soruşturmada tutuklu sayısı 12'ye yükseldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklandı. Soruşturmada tutuklu sayısı 12'ye yükseldi.</p>

<p>Tunceli Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alındıktan sonra Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a getirilen Tuncay Sonel emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği Erzurum Adliyesi'nde cumhuriyet savcısına yaklaşık 8 saat süreyle ifade verdi. </p>

<p>Savcı, ifade işleminin ardından Sonel'i tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti. Sonel, buradaki sorgusunun ardından tutuklandı.</p>

<h2><strong>Tutuklu şüpheli sayısı 12 oldu</strong></h2>

<p>Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin soruşturmada Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ve o dönemdeki korumasının da arasında bulunduğu 11 kişi tutuklanmıştı. Tuncay Sonel ile birlikte soruşturmada tutuklu sayısı 12 oldu.</p>

<p>Savcının 78 sorusuna karşılık 21 sayfa ifade veren Sonel'in, 'kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme', 'resmi belgeyi yok etme veya gizleme', 'bilişim sistemindeki verileri yok etmek', 'suç delillerini gizleme, değiştirme, yok etme' suçlarından tutuklamaya sevk edildiği öğrenildi.</p>

<p>Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) emsal kararlarına atıfta bulunduğu, 'suçun ağırlığı ve toplumda yarattığı infial nedeniyle toplumsal huzursuzluğun ancak tutuklama ile dindirilebileceği' ve şüphelinin serbest kalması halinde 'adaletin işleyişine müdahale tehlikesinin bulunduğuna' yer verildiği kaydedildi.</p>

<p>Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin soruşturmayı Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı sürdürüyor.</p>

<p>Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161. maddesinde, 'Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir' hükmü uyarınca Sonel hakkındaki adli süreç Erzurum'da yürütülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ERZURUM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/eski-tunceli-valisi-sonel-gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 20:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/eski-tunceli-valisi-sonel-gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklandi.jpeg" type="image/jpeg" length="44674"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya'dan ABD uyarısı: İran yalan vaatlere karşı dikkatli olmalı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/rusyadan-abd-uyarisi-iran-yalan-vaatlere-karsi-dikkatli-olmal</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rusyadan-abd-uyarisi-iran-yalan-vaatlere-karsi-dikkatli-olmal" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lavrov, İran’ın Washington’un "yalan vaatlerine" karşı şüpheci yaklaşmakta haklı olduğunu belirterek, çözümün 2015 Nükleer Anlaşması (JCPOA) ruhuna geri dönmekten geçtiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD ve İran arasında Pakistan’da yapılması planlanan müzakereler öncesinde Tahran’a kritik bir uyarıda bulundu. Lavrov, İran’ın Washington’un "yalan vaatlerine" karşı şüpheci yaklaşmakta haklı olduğunu belirterek, çözümün 2015 Nükleer Anlaşması (JCPOA) ruhuna geri dönmekten geçtiğini vurguladı.</p>

<p>Rudaw'ın haberine göre İslamabad’da başlaması beklenen yeni tur görüşmeleri yakından takip ettiklerini belirten Lavrov, bölgedeki diplomatik trafiği ve tarafların tutumlarını değerlendirdi. Lavrov, diplomaside iyimserliğin şart olduğunu ancak sahadaki gerçeklerin her zaman vaatlerle örtüşmediğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"İran yalan vaatler tuzağına düşmemeli"</strong></h2>

<p>ABD’nin geçmişteki taahhütlerine sadık kalmadığını savunan Lavrov, "Şu an sahada Amerikan tarafından gelen tehditler ve içi boş vaatler dışında somut bir veri görmüyoruz. İran’ın, daha önce Washington’ın yalan vaatler tuzağına düştüğü yönündeki mantıklı savunmasını anlıyoruz. 2015’teki Nükleer Anlaşma, bugün ABD’nin sorduğu tüm sorulara cevap veren, dünyanın en sıkı denetim mekanizmalarını içeren bir metindi" dedi.</p>

<p>Rus Bakan, eğer taraflar 2015 anlaşmasına yakın bir noktada uzlaşabilirse, bunun diplomasi adına "büyük bir zafer" olacağının altını çizdi.</p>

<h2><strong>Batı’ya ‘Minsk’ eleştirisi ve Alaska Anlaşması vurgusu</strong></h2>

<p>Lavrov, konuşmasında Batılı devletlerin güvenilirliğini sorgulayarak Ukrayna krizindeki Minsk Anlaşmaları’nı örnek gösterdi. Lavrov, "Minsk Anlaşmaları, Ukrayna’yı silahlandırmak ve Rusya’ya stratejik bir yenilgi yaşatmak için zaman kazanma amaçlı yapılmış kasıtlı bir aldatmacaydı. Biz bu acı tecrübelerden ders aldık" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Buna rağmen Lavrov, 15 Ağustos 2025’te Alaska’da Vladimir Putin ile Donald Trump arasında imzalanan anlaşmaların uygulanması konusunda hala umutlu olduğunu belirtti.</p>

<h2><strong>"ABD’nin Libya’daki çabaları etkisiz"</strong></h2>

<p>ABD’nin Rusya’yı Libya’dan çıkarma girişimlerine dair iddiaları da değerlendiren Lavrov, bu çabaları "sömürgecilik kalıntısı" olarak nitelendirdi. Lavrov, "Eğer böyle bir çaba varsa bile biz bunu hissetmiyoruz; bu da etkisiz oldukları anlamına gelir. Libyalı taraflar Rusya’nın bölgedeki varlığının sürmesini istiyor. Batı’nın 'birilerini dışlama' politikası artık geçmişte kaldı. Biz, tüm küresel aktörlerin sorunları çözmek için güçlerini birleştirmesini bekliyoruz" şeklinde konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/rusyadan-abd-uyarisi-iran-yalan-vaatlere-karsi-dikkatli-olmal</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/sergey-lavrov-abd-kurtler-icin-yari-devlet-kurmak-istiyor.jpg" type="image/jpeg" length="10835"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okul sadırılarına ilişkin TBMM'de araştırma komisyonu kuruluyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/okul-sadirilarina-iliskin-tbmmde-arastirma-komisyonu-kuruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/okul-sadirilarina-iliskin-tbmmde-arastirma-komisyonu-kuruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu'nda altı siyasi partinin verdiği "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta Okullarda Meydana Gelen Olaylar ile Çocukların Dijital Ortamlarda Karşılaştıkları Riskler ve Olumsuz Etkilerin Tüm Yönleriyle Ele Alınarak Araştırılması'na yönelik Meclis Araştırması" önergesi oybirliğiyle kabul edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TBMM Genel Kurulu'nda altı siyasi partinin verdiği 'Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta Okullarda Meydana Gelen Olaylar ile Çocukların Dijital Ortamlarda Karşılaştıkları Riskler ve Olumsuz Etkilerin Tüm Yönleriyle Ele Alınarak Araştırılması'na yönelik Meclis Araştırması önergesi oybirliğiyle kabul edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul, sosyal medyanın 15 yaş altına engellenmesi ve kadınların doğum izninin 16 haftadan toplam 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeleri içeren, 12 maddesi kabul edilen Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin ikinci bölümünde yer alan maddelerin görüşmeleri için toplandı.</p>

<p>Siyasi partilerin grup başkanvekillerinin gündeme ilişkin değerlendirmelerinin ardından Danışma Kurulunca alınan ortak karar ile siyasi partiler tarafından sunulan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına ilişkin altı Meclis Araştırması önergesinin görüşmelerinin birleştirilmesi, bu görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşmaların süresinin 20'şer dakika olması, bu sürenin en fazla iki konuşmacı tarafından kullanılabilmesi önerisi oy birliğiyle kabul edildi.</p>

<p><strong>Kaya: Bu mesele iç güvenliğin meselesidir ve en önemlisi de bu mesele devlet aklının bir meselesidir</strong></p>

<p>Bunun üzerine önergenin öngörüşmelerinde söz alan Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, asıl konuşması gerekenin sokak çeteleri, suç örgütleri ve zararlı alışkanlıkları olduğuna dikkat çekerek 'Bunlar sadece güvenlik sorunu değil, aynı zamanda bir aidiyet arayışıdır. Bir çocuk devlete güvenmezse, okula güvenmezse, geleceğine güvenmezse o çocuk kime tutunacak? İşte, bizim bu soruya hep beraber cevap vermemiz gerekiyor. Biz bu mesele yalnızca Milli Eğitim Bakanlığının meselesi değil diyoruz. Evet, Milli Eğitim Bakanlığının meselesidir ama yalnızca Milli Eğitim Bakanlığının meselesi değil. Bu mesele sadece okul idaresinin meselesi değil; evet, okul idaresinin meselesidir ama sadece okul idaresinin meselesi değil. Bu mesele aile politikalarımızın meselesidir, bu mesele sosyal politikalarımızın meselesidir, bu mesele iç güvenliğin meselesidir ve en önemlisi de bu mesele devlet aklının bir meselesidir' dedi.</p>

<p>İktidar partisinin meseleyi dijital oyunlara, sosyal medya kısıtlamalarına ve sosyal medyaya indirgeme peşinde olduğunu söyleyen Kaya, iktidar milletvekillerine şöyle seslendi:</p>

<p>'Gündüz kuşağı programlarında mahremiyet ihlalleri, aile içi çatışmalar ve şiddet dili her gün ekranlardan evimize boca edilirken niçin bunu sınırlandırmayla ilgili bir önergeyi acil bir şekilde Meclis gündemine getirmiyorsunuz? 15 yaşın altındaki kişilerin sosyal medya erişimine kısıtlama getiriyorsunuz, işte 'Dijital oyunlarla ilgili hemen kanun teklifimizi getirdik, alelacele hep beraber kanunlaştıralım' diyorsunuz. Peki, Allah aşkına, kamu kurum kaynaklarıyla, banka ihaleleri, banka reklamlarıyla bu ahlaksızlığı yapan bu dizileri siz kamu kaynaklarıyla finanse ederken hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Bu toplumun ahlaki değerlerinin çürümesine sebep olan bu dizilerin yayınlandığı televizyon kanallarında çarşaf çarşaf kamu bankalarının ve TMSF'deki şirketlerinin reklamları yayınlanırken 'Ya, biz bu devlet eliyle bu ahlaksızlıkları teşvik ediyoruz' diye hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Dijital medyayı, sosyal medyayı sınırlamayla ilgili gösterdiğimiz hassasiyetin milyonda birini bu rezil dizileri sınırlandırmak için niçin kullanmıyoruz? Niçin aile meselesinin görüşüldüğü bu kanun teklifine dijital medyayı -ki alakası yokken- getiriyorsunuz da aile kurumunu tahrip eden, bu aile içi şiddeti ve ahlaksızlıkları özendiren dizilere kamu kaynaklarının aktarılmasına son verecek bir yasayı Türkiye Büyük Millet Meclisine getiremiyorsunuz? Bu televizyon dizileri seçimlerde sizin propagandanızı yaptığı için mi sesinizi çıkaramıyorsunuz?'</p>

<p><strong>Özçağdaş'tan iktidar milletvekillerine: Siz, maalesef, güvenliği değil sorumluluktan kaçmayı denediniz</strong></p>

<p>CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 20 Mayıs 2014'teki 'Bu ülkenin Başbakanı olarak açıkça ifade ediyorum ki Dicle'nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır' sözlerini hatırlatarak 'On iki yıl sonra diyorum ki burada defalarca önerge vermiş, yasa teklifi vermiş, araştırma komisyonlarında konuşmuş birisi olarak söylüyorum. Evet, sorumlusu sizsiniz. Kabul etmediğiniz önergelerle, yasalarla, tekliflerle sorumlusu sizsiniz. Bir ülkede bir Bakanın döneminde 29'u çocuk 40 yurttaşımız öldü' dedi.</p>

<p>'Erdemli bir nesil yetiştirecek Yusuf Tekin'e soruyorum, kendi devrinde 40 yurttaşı eğitim alanında ölen bir Bakan için erdemli davranış ne olabilir?' diye soran Özçağdaş, 'Uyarıları dinlemeyen bir Bakan, dokuz kere Milli Eğitim Bakanı değiştiren bir Cumhurbaşkanı, Dicle'nin kenarında kurt kaparsa mesuliyet ondaymış. Ben milletvekili olmak için siyaset yapmıyorum, otuz beş yıldır siyaset yapıyorum, sadece üç yıldır milletvekiliyim. Siyaset, bu ülkede çocuklar ölmesin diye yapılıyor. Siyaset, gençler ölmesin diye yapılıyor, kadınlar ölmesin diye yapılıyor. O yüzden siz, maalesef, güvenliği değil sorumluluktan kaçmayı denediniz, burada verilen bütün teklifleri reddettiniz' diye konuştu.</p>

<p><strong>'CHP, sadece zafiyet ve temizlik krizine karşı 63 soru önergesi, 10 kanun teklifi, 26 araştırma önergesi verdi hepsini reddettiniz'</strong></p>

<p>Özçağdaş, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın alacakları tedbirleri saydığına değinerek şunları kaydetti:</p>

<p>'Yok yok bu tedbirlerin arasında; kolluk güçleriyle ilgili olanlar var, psikososyalle ilgili olanlar var, dijitalle ilgili olanlar var, zorbalıkla ilgili olanlar var. Zannedersiniz ki Recep Tayyip Erdoğan geçen ay Başbakan olmuş, Cumhurbaşkanı olmuş. Yirmi dört yıl, yirmi dört yıl tek parti iktidarı, tek başınıza siz yönettiniz, bu Mecliste istediğiniz her kararı çıkarttınız. Alt komisyonlar kurdunuz, bir yığın alt komisyon, çocuklarla ilgili, çocuklara şiddetle ilgili içinde benim de olduğum komisyonlar kurdunuz. Bu komisyonlardan üretilenlerin bir kısmı... Mesela, bir tanesinde Yılmaz Tunç Başkandı, Adalet Bakanı oldu, hiçbirini uygulamadı. Aynı konularda komisyonlar kurulmaya devam edildi. Mesela, benim üyesi olduğum Komisyonda son toplantı 19 Mart 2025'te yapıldı. Beritan Vekilim de Komisyon üyemiz, beraber Komisyonundaydık burada. 24 Aralık 2025'te rapor geldi. Rapor dokuz ay sonra geldi, teslim 9 Ocakta oldu, Başkanlığa 4 Martta sunuldu. Yani bir yıl sonra Komisyonun raporu Başkanlığa sunuldu ama ne hikmetse henüz daha rapor yayınlanamadı. Sadece yönetmek, sadece süreç yönetmek...</p>

<p>Bir Bakan üzüntüden öyle masum duruyor ama 40 kişi ölmüş, aklından başka bir şey geçirmiyor çünkü aklını sadece itaatkâr ve kanaatkâr nesiller yetiştirmeye takmış. Bunu söylediğimiz zaman 'Muhalefet partisi bununla ne uğraşıyor?' diyorlar. Bu ülkenin tuvaletlerini temizlemeyeceksiniz, çocukların ölümünü engelleyemeyeceksiniz -40 yurttaş, eğitimle ilgili alanlarda 40 yurttaş öldü- hiç sorumluluk duymayacaksınız. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu sadece 28'inci Dönemde, sadece zafiyet ve temizlik krizine karşı 63 soru önergesi, 10 kanun teklifi, 26 araştırma önergesi verdi; tebrik ediyorum, hepsini reddettiniz, hepsini reddettiniz.'</p>

<p><strong>Özdağ'dan Meclis TV uyarısı...</strong></p>

<p>Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, TBMM Başkanvekili Celal Adan'dan söz talep ederek Meclis TV'nin önergeyi yanlış başlıkla verdiğini belirtti. Bütün siyasi partilerin anlaşarak ortaklaşa bir araştırma önergesi verdiğini söyleyen Özdağ, 'Bir komisyon kurulacak fakat Meclis'te ve biraz önce bu konuya temas ederken bizim anlaştığımız, uzlaştığımız başlığı kullanmadı. Meclis TV'nin özellikle bu konuda hassasiyet göstermesini istirham ediyorum. Başlık 'Son zamanlarda okullarımızda görünür hale gelen şiddet olaylarının nedenlerinin araştırılması ve alınacak tedbirlerin belirlenmesidir' Anlaştığımız metin ise 'Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulacak olan Meclis Araştırma Komisyonu'ydu' diye açıkladı.</p>

<p>TBMM Başkanvekili Adan, Meclis TV'de bir kasıt olmadığını söyleyerek 'Sayın Poyraz'a teşekkür ediyoruz. Kendisi duyarlılık gösterdiler. Öyle düzelmiş oldu' dedi.</p>

<p>Öngörüşmelerin ardından TBMM Başkanvekili Adan, Meclis Araştırma önergesini oylamaya sundu. Genel Kurul'da altı siyasi partinin verdiği 'Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta Okullarda Meydana Gelen Olaylar ile Çocukların Dijital Ortamlarda Karşılaştıkları Riskler ve Olumsuz Etkilerin Tüm Yönleriyle Ele Alınarak Araştırılması'na yönelik Meclis Araştırması önergesi oybirliğiyle kabul edildi. Buna göre, komisyon 22 üyeyle kurulacak, komisyonun çalışması süresinin başkan, başkanvekili, sözcü ve katip seçimi tarihinden başlamak üzere üç ay olacak ve komisyon gerektiğinde Ankara dışına çıkabilecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/okul-sadirilarina-iliskin-tbmmde-arastirma-komisyonu-kuruluyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 20:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/okul-sadirilarina-iliskin-tbmmde-arastirma-komisyonu-kuruluyor.jpeg" type="image/jpeg" length="89555"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu: İstanbul Boğazı'nda asıl yağma ve rant süreci 1994-2019 arasında]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglu-istanbul-bogazinda-asil-yagma-ve-rant-sureci-1994-2019-arasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglu-istanbul-bogazinda-asil-yagma-ve-rant-sureci-1994-2019-arasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[414 sanıklı İBB Davası'nın 25. gününde söz alan İmamoğlu, "İstanbul Boğazı'nda asıl yağma ve rant süreci 1994-2019 arasında, AKP'nin fetret devri sırasında yaşanmıştır" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası'nın 25. gününde İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, savunmasını tamamladı.</p>

<p>Karaoğlu'nun çapraz sorgusu sırasında söz alan İmamoğlu, 'İstanbul Boğazı'nda asıl yağma ve rant süreci 1994-2019 arasında, AKP'nin fetret devri sırasında yaşanmıştır. 2009'dan itibaren yapılan yapılarla Boğaz hattı doldurulmuştur' dedi. İmamoğlu, geçmişte kaçak yapıların yıkımına yönelik girişimlerin de engellendiğini hatırlatarak, 'Boğaz kıyısındaki yapıları yıkmaya çalıştığımızda, dönemin İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi tarafından önümüze yüzlerce polis dizildi ve yıkımlar engellendi' ifadelerini kullandı.</p>

<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 25. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor.</p>

<p>Beyoğlu Belediyesi'ne ilişkin aralarında görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıkmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar katıldı.</p>

<h2><strong>'Bu tür bir iddianame anlayışıyla ve bürokratların bu şekilde tutuklu yargılanmasıyla devam edilirse herkes mahkemelere ve cezaevlerine doluşur'</strong></h2>

<p>Dün savunmasına başlayan İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, bugün savunmasına kaldığı yerden devam etti. Karaoğlu'nun savunmasının tamamlanmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Çapraz sorgu sırasında İmamoğlu da soru sormak üzere söz aldı.</p>

<p>İmamoğlu, Elçin Karaoğlu'nun savunmasının ardından yaptığı değerlendirmede iddianameyi ve yargılama sürecini sert ifadelerle eleştirdi. İmamoğlu, iddianamenin delile dayanmadığını ve bürokrasi üzerinde baskı yaratan bir araç haline geldiğini savunarak, 'Bu tür bir iddianame anlayışıyla ve bürokratların bu şekilde tutuklu yargılanmasıyla devam edilirse, Türkiye'de ne görevde kalan bir belediye başkanı kalır ne bir bürokrat ne de bir meclis üyesi. Herkes mahkemelere ve cezaevlerine doluşur. Bu, devlet yönetimini işlemez hale getirir' dedi.</p>

<h2><strong>'Bizim yaşadığımız süreçte önce tutuklama yapılıyor, sonra yargılama geliyor'</strong></h2>

<p>Yargılamanın usulüne ilişkin eleştirilerini sürdüren İmamoğlu, mevcut sürecin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını öne sürerek, 'Elbette kamu görevi yapan herkes yargılanabilir, hesap verebilir. Ancak bunun usulleri bellidir. Soruşturma yapılır, aşamalar işletilir. Tutuklama en son başvurulacak tedbirdir. Ama bizim yaşadığımız süreçte önce tutuklama yapılıyor, sonra yargılama geliyor. Bu yaklaşım hem hukuka hem de vicdana aykırıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>'Bilirkişi raporlarının nasıl manipüle edildiğini, bazı kurumların nasıl baskı altında görüş yazdığını biliyorum'</strong></h2>

<p>İmamoğlu, dosya kapsamındaki bazı teknik rapor ve kurumsal görüşlerin de manipüle edildiğini iddia ederek, özellikle şehircilik alanındaki değerlendirmelere dikkat çekti. 'Bilirkişi raporlarının nasıl manipüle edildiğini, bazı kurumların nasıl baskı altında görüş yazdığını biliyorum. Bunu sadece dosyadan değil, kendi yaşamımdan da tecrübe ediyorum. Özellikle şehircilik alanındaki bazı yazışmaların nasıl siyasi saiklerle hazırlandığını bizzat yaşıyorum' dedi.</p>

<p>Elçin Karaoğlu'nun savunmasını 'teferruatlı ve mesleki açıdan doyurucu' bulduğunu belirten İmamoğlu, Karaoğlu'nu 'başarılı bir bürokrat' olarak nitelendirdi ve birlikte çalışmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bu değerlendirmelerin ardından Karaoğlu'na doğrudan soru yönelten İmamoğlu, iddianamenin temelini oluşturan 'talimat' iddialarını hedef aldı.</p>

<p>İmamoğlu, 'Size doğrudan ya da dolaylı, gayrimeşru, hukuka aykırı, kişiye özel bir işlem yapılmasına yönelik herhangi bir talimatım oldu mu? 'Şunu şöyle yap, bunu böyle yap' dediğim, hukuksuz bir yönlendirme yaptığım bir diyalogumuz var mı?' diye sordu. Karaoğlu ise bu soruya, 'Olmamıştır Sayın Başkanım' yanıtını verdi.</p>

<p>İmamoğlu, Boğaziçi hattında yürütülen çalışmalara ilişkin sorularını ayrıntılandırdı. Göksu Deresi, Emirgan ve Ortaköy başta olmak üzere birçok bölgede yapılan uygulamalara değinen İmamoğlu, bu süreçlerin kamu yararı odaklı olup olmadığını vurgulayan bir çerçevede sorular yöneltti. 'Biz bu alanlarda birebir sahaya çıktık, toplantılar yaptık, brifingler aldık. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin son 30 yılında az görülecek yoğunlukta bir çalışma yürüttük. Bu toplantılarda neyi konuştuk? Bir kişiye özel bir mekan, bir yapı, bir işletme için mi konuştuk? Yoksa İstanbullunun lehine, kamusal fayda sağlayacak düzenlemeleri mi ele aldık?' dedi.</p>

<p>İmamoğlu, söz konusu çalışmalar kapsamında yapılan müdahalelere de işaret ederek, 'Emirgan'da, Ortaköy'de, Göksu'da yıllardır birikmiş sorunları ele aldık. Kaçak yapıları kaldırdık, kamusal alanları düzenledik. Bu süreçlerde herhangi bir kişiye özel uygulama, ayrıcalıklı bir işlem ya da bireysel talep üzerinden hareket edildi mi?' sorusunu yöneltti.</p>

<p>Elçin Karaoğlu ise bu sorulara verdiği yanıtta, Boğaziçi bölgesindeki çalışmaların tamamen planlama ilkeleri ve kamu yararı doğrultusunda yürütüldüğünü belirtti. Karaoğlu, yapılan görüşmelerin; kentsel tasarım projeleri, alanın değerinin artırılması, kaçak yapılaşmanın önlenmesi ve depreme dayanıklılık gibi genel başlıklar çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti. 'Bu toplantılarda projelerin üretilmesi, planlanması ve diğer birimlerle koordinasyonu konuşulmuştur. Bunun dışında kişiye özel, yapıya özel ya da ayrıcalık içeren herhangi bir görüşme ya da talimat söz konusu olmamıştır' dedi.</p>

<h2><strong>'Şehri kirletmeden, çevreyi korumaya yönelik yapılan çalışmalar üzerinden 2 bin 500 yıla varan cezalarla yargılanan bir tabloyla karşı karşıyayız'</strong></h2>

<p>Duruşma sırasında İmamoğlu, mahkeme heyeti ve avukatlarla zaman zaman tartışmalar da yaşandı.</p>

<p>İmamoğlu, konuşmasının başında dosyada yer alan suçlamaların ağırlığına dikkat çekerek, 'Şehri kirletmeden, çevreyi korumaya yönelik yapılan çalışmalar üzerinden 2 bin 500 yıla varan cezalarla yargılanan bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durumun mutlaka açıklığa kavuşması gerekir' dedi.</p>

<h2><strong>'Bazı süreçlerde 'cübbeli' mekanizmaların nasıl etkili olduğu da görülüyor'</strong></h2>

<p>Özellikle yıkım süreçlerinde yaşanan engelleri örnek gösteren İmamoğlu, Üsküdar'da bir yapı hakkında kaymakamlık tarafından verilen 'müdahalenin men'i' kararını gündeme taşıdı. Karaoğlu'nun anlattığı olay üzerinden sorularını derinleştiren İmamoğlu, 'Bu karar bir mahkeme kararı değil, kaymakamlık kararı değil mi?' diye sordu. Karaoğlu'nun 'Kaymakamlık kararı' yanıtı üzerine İmamoğlu, bu tür idari müdahalelerin yıkım süreçlerini engellediğini ve ilgili kişilere zaman kazandırdığını savundu.</p>

<p>İmamoğlu, bu süreci 'ayrıcalıklı bir işleyiş' olarak nitelendirerek, 'Önce kaymakamlık kararıyla müdahale engelleniyor, ardından yargı süreci devreye giriyor ve kişi zaman kazanıyor. Bu tabloyu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bazı süreçlerde 'cübbeli' mekanizmaların nasıl etkili olduğu da görülüyor' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>'İstanbul Boğazı'nda asıl yağma ve rant süreci 1994-2019 arasında, AKP'nin fetret devri sırasında yaşanmıştır'</strong></h2>

<p>Boğaziçi hattındaki yapılaşmaya ilişkin geçmiş dönemi de sert sözlerle eleştiren İmamoğlu, 'İstanbul Boğazı'nda asıl yağma ve rant süreci 1994-2019 arasında, AKP'nin fetret devri sırasında yaşanmıştır. 2009'dan itibaren yapılan yapılarla Boğaz hattı doldurulmuştur' dedi.</p>

<p>İmamoğlu, geçmişte kaçak yapıların yıkımına yönelik girişimlerin de engellendiğini hatırlatarak, 'Boğaz kıyısındaki yapıları yıkmaya çalıştığımızda, dönemin İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi tarafından önümüze yüzlerce polis dizildi ve yıkımlar engellendi' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Mahkeme Başkanı ve İmamoğlu arasında 'aynı soru değil' gerginliği</strong></h2>

<p>Bu değerlendirmelerin ardından Elçin Karaoğlu'na yönelttiği sorularla iddianamenin temel iddialarını hedef alan İmamoğlu, 2019 sonrası döneme ilişkin çarpıcı bir soru yöneltti. '2019'dan bu yana Boğaziçi hattında sıfırdan yapılmış, göz yumulmuş, ruhsat verilmiş tek bir kaçak yapı var mı? Bırakın bir binayı, bir tavuk kümesine dahi müsamaha gösterilmiş midir?' diye sordu.</p>

<p>Bu soru üzerine Mahkeme Başkanı araya girerek, iddia makamının daha önce benzer bir soru yönelttiğini ve bu soruya itiraz edildiğini hatırlattı. Mahkeme Başkanı, 'İddia makamı da benzer soruyu sordu. O sorunun sorulmasını engelledik. Size de aynı itirazın yapılmasını beklerdim' dedi.</p>

<p>İmamoğlu ise sorusunun farklı olduğunu savunarak, 'Ben 'neden yıkılmadı' diye sormuyorum. Bizim dönemimizde usulsüz bir yapı yapılmasına göz yumulmuş mu, bunu soruyorum. Bu çok net ve önemli bir sorudur' ifadeleriyle itiraz etti.</p>

<p>Mahkeme Başkanı, sorunun isnat kapsamına girip girmediğine ilişkin değerlendirme yaparken, salonda kısa süreli bir tartışma yaşandı. İmamoğlu, 'Savcının bütün soruları zaten bu çerçevede. Cevabını duyalım ki kıyaslama yapabilelim' diyerek sorusunun sorulmasında ısrar etti.</p>

<p>Bu sırada söz alan avukat ise sorunun müvekkil lehine olduğunu belirterek, 'Bu soru aynı soru değil. Müdafilerin görevi sanığın lehine olan hususları ortaya koymaktır' diyerek mahkeme başkanının değerlendirmesine karşı çıktı.</p>

<h2><strong>'Bu davanın tek bir amacı vardır; siyasi bir davadır'</strong></h2>

<p>Mahkeme Başkanı ise önceki itirazı hatırlatarak, 'İsnat kapsamında böyle bir husus yok. Bu nedenle benzer sorulara izin vermedik' şeklinde konuştu. Tartışmanın ardından Mahkeme Başkanı, soruya cevap verilip verilmemesini Karaoğlu'nun takdirine bıraktı.</p>

<p>İmamoğlu bunun üzerine sorusunu yeniden formüle ederek, '2019 öncesindeki yağma döneminden sonra, bizim dönemimizde sıfırdan yapılmış herhangi bir yapı var mı, yok mu? Usulsüz bir yapı var mı?' diye tekrar sordu.</p>

<p>Elçin Karaoğlu ise bu soruya net bir yanıt vererek, 'Benim dönemimde böyle bir durum söz konusu olmamıştır. Sıfırdan kaçak yapı yapılmasına izin verilmemiştir, göz yumulmamıştır' dedi.</p>

<p>İmamoğlu, aldığı yanıtın ardından 'Cevabımı aldım, kayıtlara geçti' diyerek konuşmasını sürdürdü ve davanın siyasi nitelik taşıdığını öne sürdü. 'Bu davanın tek bir amacı vardır; siyasi bir davadır. İddianamenin dili ve kullanılan ifadeler bunu açıkça ortaya koymaktadır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Duruşma, Karaoğlu'nun avukatının savunmasıyla devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglu-istanbul-bogazinda-asil-yagma-ve-rant-sureci-1994-2019-arasinda</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 20:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/ekrem-imamoglu-istanbul-bogazinda-asil-yagma-ve-rant-sureci-1994-2019-arasinda.jpg" type="image/jpeg" length="17573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya ve İtalya, İsrail'e yaptırımı bloke etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/almanya-ve-italya-israile-yaptirimi-bloke-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/almanya-ve-italya-israile-yaptirimi-bloke-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lüksenburg'da İspanya ve İrlanda’nın, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nı askıya alma girişimi, Almanya ve İtalya tarafından bloke edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Avrupa Birliği’nde (AB) Benyamin Netanyahu başbakanlığındaki İsrail hükümetinin politikalarına tepkiler artıyor. AB dışişleri bakanlarının Lüksemburg’daki toplantısına, İsrail’e yaptırım uygulanması konusunda yaşanan görüş ayrılıkları damgasını vurdu. Deutsche Welle’nin haberine göre İspanya ve İrlanda’nın öncülük ettiği bir grup ülke, AB’nin İsrail ile Ortaklık Anlaşması’nı askıya alması için baskıyı arttırırken, Almanya ve İtalya’nın direnciyle karşılaştı.</p>

<h2>Yaptırım taleplerinin gerisinde yatan nedenler</h2>

<p>AB üyesi bazı ülkeler, İsrail’in “kırmızı çizgiyi” aştığı ve artık Netanyahu hükümetine yaptırım uygulanması gerektiği görüşünde.</p>

<p>Bu ülkeler, İsrail hükümetinin yaptırım uygulanmasını gerektiren politikalarını şöyle sıralıyor: Gazze‘deki savaş esnasında yapılanlar ve Hamas ile sağlanan ateşkesin ardından insani yardımların engellenmesi, İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’daki Filistin topraklarında yasa dışı yerleşim birimlerinin genişletilmesi, Filistinlilerin idam edilmesinin önünü açan tasarının kabülü ve İsrail ordusunun uluslararası hukuku ihlal ederek Lübnan‘ın güneyini kontrolü altına almaya dönük girişimleri.</p>

<p>AB, İsrail’in en büyük ticaret ortağı. AB verilerine göre, 2024’te taraflar arasındaki mal ticareti 42 milyar 600 milyon euroya ulaştı. Yaptırımların uygulanması gerektiğini savunan AB üyesi ülkeler, “İsrail’in ancak yaptıklarının sonuçları olacağını görmesi halinde politikalarında rota değişikliğine gitmek zorunda kalacağını” savunarak, artık adım atılması gerektiğinde ısrar ediyor.</p>

<p>Bu ülkelerin başında da, Netanyahu hükümetine sert tepkileriyle dikkatleri üzerine çeken Pedro Sanchez başbakanlığındaki İspanyol hükümeti yer alıyor.</p>

<h2>İspanya’dan “AB güvenilirliğini yitirecek” uyarısı</h2>

<p>İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, “Bugün Avrupa’nın inandırıcılığı söz konusu” diyerek, AB’nin İsrail’e yönelik politikalarında değişikliğe giderek, daha sert bir tutum sergilemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Gazze’deki ateşkes ihlallerini ve Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim yerlerinin genişletilmesini kınayan Albares, İsrail’in Lübnan’ı hedef alan saldırılarını da “uluslararası hukuku ihlal eden ve ayrım gözetmeksizin bombalamayı içeren bir işgal savaşı” olarak nitelendirdi.</p>

<p>İsrail ile Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması gerektiğini savunan Albares, bu anlaşmayla İsrail’e tanınan serbest ticaret avantajlarının da geri alınabileceğini söyleyerek, aksi takdirde “AB’nin güvenilirliğini yitereceği uyarısını” yaptı.</p>

<p>İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee de “Artık harekete geçmeliyiz. Temel değerlerimizin korunduğunda emin olmalıyız” diyerek, İsrail’e yaptırım uygulanmasını talep etti.</p>

<p>Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot ise üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle İsrail ile Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınmasının mümkün görünmediğine, ancak en azından anlaşmanın kısmen askıya alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>Almanya ve İtalya yaptırımları bloke ediyor</h2>

<p>İsrail’in AB’deki en yakın ilişkilere sahip olduğu Alman Hükümeti, son dönemdeki açıklamalarında Netanyahu hükümetine yönelik tonunu sertleştirmiş olsa da, İsrail’e yaptırımlar uygulanmasına itiraz ediyor.</p>

<p>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, bugün yaptığı açıklamada, Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması ve İsrail’e yaptırım uygulanmasının “uygun olmayacağını” savundu.</p>

<p>“Elbetteki İsrail ile kritik konuları görüşmek şart” diyen Wadephul İsrail ile diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Wadephul, “Ölüm cezasının getirilmesini eleştirdik. Bu adımın atılmaması konusunda önceden uyarıda bulunduk. Yerleşimci şiddeti konusunda da çok net bir pozisyonumuz var. İsrail hükümetinin bu yerleşimci şiddetiyle daha açık, kararlı ve mevcut tüm yasal yollarla mücadele etmesini bekliyorum. Uluslararası hukuka bağlılık konusunda da net bir pozisyonumuz var. Yani Batı Şeria’da ilhak olmamalı. İki devletli çözümün mümkün kılınması konusunda ısrar etmeye devam ediyoruz. Ancak bu, İsrail ile eleştirel ve yapıcı bir diyalog yoluyla başarılmalıdır” diye konuştu.</p>

<p>İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de “koşullar uygun değil” diyerek, bugünkü dışişleri bakanları toplantısında İsrail’e yaptırım uygulanması yönünde karar alınmayacağını söyledi.</p>

<p>Tajani, “Ticaret anlaşmasının askıya alınmasının faydalı bir araç olduğuna inanmıyorum. Çünkü bu, askerin gerçekleştirdiği eylemlerle çoğu zaman hiçbir ilgisi olmayan sıradan İsrail nüfusunu da etkiler” diye konuştu.</p>

<h2>Gündemdeki yaptırım formülleri</h2>

<p>Fransa ve İsveç, bir kaç gün önce, daha hafif bir yaptırım niteliğinde bir öneriyi gündeme taşıdı. Üye ülkeler arasında bir uzlaşı sağlanabilmesi için yapılan öneri, Filistin topraklarındaki yasadışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatının kısıtlanmasını öngörüyor.</p>

<p>Masada olan bir diğer öneri ise Avrupa Komisyonu tarafından 2025 yılında gündeme getirilmişti. Komisyon, Gazze’deki insan hakları ihlalleri üzerine İsrail ile Ortaklık Anlaşması’nın ticaretle ilgili hükümlerinin askıya alınmasını önermişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ortaklık Anlaşması ancak oy birliği ile askıya alınabiliyor. Anlaşmanın kısmen askıya alınması ise nitelikli oy çoğunluğu ile mümkün. Bunun için 27 üye ülkeden 15’inin kararı onaylaması gerekiyor. Ancak onaylayan ülkelerin, AB nüfusunun da yüzde 65’ini temsil ediyor olması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/almanya-ve-italya-israile-yaptirimi-bloke-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 19:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/avrupa.png" type="image/jpeg" length="93618"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AP raportörü: Von Der Leyen'in Türkiye açıklaması hatalı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ap-raportoru-von-der-leyenin-turkiye-aciklamasi-hatali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ap-raportoru-von-der-leyenin-turkiye-aciklamasi-hatali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Başkan Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye dair yorumunun ‘hatalı bir analiz’ olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Başkan Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye dair yorumunun ‘hatalı bir analiz’ olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Almanya’nın Hamburg kentinde Die Zeit Gazetesi'nin etkinliğinde konuşan von der Leyen, AB’nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz” demişti.</p>

<p>Amor, X’ten paylaşımında von der Leyen’in açıklamasını hatırlatarak şunları yazdı:</p>

<p>“Bu yaklaşım, güvenlik ve savunma alanlarında daha güçlü işbirliği için yinelenen mesajlarla tamamen tutarsız ve jeopolitik olarak hatalı bir analizdir.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ap-raportoru-von-der-leyenin-turkiye-aciklamasi-hatali</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 19:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/12/ab-reu-avrupa-birligi-reu-2122121.jpg" type="image/jpeg" length="45857"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli Valisi Sonel'in savcılık ifadesi ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-tunceli-valisi-sonelin-savcilik-ifadesi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-tunceli-valisi-sonelin-savcilik-ifadesi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin yıllardır konuştuğu Gülistan Doku dosyasında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in verdiği ifade ortaya çıktı. İfadeye göre savcılık sorgusunda Sonel'e kayıp kıza ait SIM kartın adli emanete teslim edilmek yerine bir otobüs firmasıyla Ankara'ya gönderilmesi, silindiği iddia edilen kamera kayıtları ve valinin şahsi hesabından yapılan ödemelerle ilgili sorular yöneltildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'nin yıllardır konuştuğu Gülistan Doku dosyasında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in verdiği ifade ortaya çıktı. İfadeye göre savcılık sorgusunda Sonel'e kayıp kıza ait SIM kartın adli emanete teslim edilmek yerine bir otobüs firmasıyla Ankara'ya gönderilmesi, silindiği iddia edilen kamera kayıtları ve valinin şahsi hesabından yapılan ödemelerle ilgili sorular yöneltildi.</p>

<p>Edinilen bilgiye göre Sonel, yaklaşık 8 süren savcılık sorgusunda, soruşturmanın en kritik halkalarından olan Gülistan Doku'ya ait SIM kartın neden adli birimlere teslim edilmediği sorusuna, 'hız kazanmak' savunmasıyla yanıt verdi.</p>

<p>Sonel, SIM kartın kendisine nasıl geldiğine ilişkin şu beyanda bulundu:</p>

<p>'Valilik binasından çıkarken Aygül Doku'yu ağlarken gördüm. Bana 'Sayın Valim bir SIM kart var, savcıya ulaşamıyorum, almıyorlar' dedi. Ben de insani mülahazalarla aldım. Arama kurtarma yoğun devam ettiği için konum bilgisine hızlıca bakılması amacıyla, Ankara'da teknik bilgisine güvendiğim Gökhan komisere gönderdim.'</p>

<p>Ancak SIM kartın neden resmi kargo yerine yolcu otobüsüyle gönderildiği sorusu üzerine Sonel, 'Bu konuyla ilgili bilgim yoktur, hatırlamıyorum' dedi.</p>

<p>Koruma polisi Şükrü Eroğlu'nun 'Vali bey zarfı bizzat bana verdi ve Gökhan'a gönder dedi' şeklindeki ifadesi hatırlatıldığında ise Sonel, 'Zarf içinde teslim etme kısmını hatırlamıyorum, SIM kartı hiç elime almadım' beyanını verdi.</p>

<h2><strong>Silinen kameralar ve 'sahte tutanak' iddiası</strong></h2>

<p>Soruşturma dosyasına göre, bilirkişi raporları, olay günü Gülistan'ın bulunduğu viyadüğü gören kameraların aktif olmasına rağmen emniyet görevlileri 'kameralar çalışmıyordu' şeklinde tutanak tuttu. Buna ilişkin soruya Sonel, şu yanıtı verdi:</p>

<p>'Bu kamera kayıtlarının silinerek delillerin yok edilmesi talimatını ben vermedim. Üniversite bünyesinde teknik bir konu varsa oraya sorulmalıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Tunceli Emniyeti'nin 'arıza yoktu' şeklindeki cevaplarından haberim yoktur. Muhatabı İl Emniyet Müdürüdür.'</p>

<h2><strong>'Harçlık niyetine' memur maaşı kadar ödeme</strong></h2>

<p>Sorguda Sonel'e, SIM kartı gönderdiği ve sosyal medya işlerini takip ettirdiği Gökhan Ertok isimli şahsa şahsi hesabından yaptığı ödemeler oldu.</p>

<p>MASAK raporlarına yansıyan 5 bin liralık 2 ve 20 bin liralık bir para transferine ilişkin Sonel, 'Bu para gönderimleri normaldir. Harçlık niyetine zaman zaman gönderiyordum. Gökhan'ın da talep ettiği oluyordu. Kendi şahsi hesabımdan, ihtiyacı olduğu için yardım amacıyla gönderdim. Ben genelde bu şekilde yardımlarda bulunurum' dedi.</p>

<p>Savcının, 'Bir memur maaşına tekabül eden bu ödemeleri neden resmi kanaldan değil de şahsi hesabınızdan yaptınız?' sorusu ise yanıtsız kaldı.</p>

<h2><strong>Teşhis için Sikorsky helikopter</strong></h2>

<p>Gülistan Doku'nun kaybolmasından sonra gölette bulunan bir kadın cesedinin teşhis süreci de ifadede yer aldı. Sonel, cesedi bizzat görmeye gittiğini doğrulayarak süreci şöyle aktardı:</p>

<p>'Haber gelince emniyet müdürü ve jandarma komutanlarıyla birlikte hemen Sikorsky tipi helikopter ile merak içinde cesedin bulunduğu yere gittik. Cesedi görünce oradaki arkadaşlarla ortak kanaatimiz bunun başka bir kişiye ait olduğuydu. Boyu, kıyafetleri ve fiziki özellikleri basında paylaşılan görsellere uymuyordu. Nitekim sonra Hozat'ta kaybolan bir kadına ait olduğu çıktı.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gülistan Doku'nun kaybolduğu günlerin ardından, genç kızın Instagram hesabından bazı kullanıcıların engellendiği tespit edilmişti. Bu durumun valilik kanalıyla yapılıp yapılmadığı sorusuna Sonel, 'Hiçbir bilgim yoktur. Böyle bir talimatım kesinlikle olmamıştır' yanıtını verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ERZURUM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-tunceli-valisi-sonelin-savcilik-ifadesi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-tunceli-valisi-sonelin-savcilik-ifadesi-ortaya-cikti.jpeg" type="image/jpeg" length="18297"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zeydan Karalar'dan Ali Demirçalı'nın görevden uzaklaştırılmasına tepki]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/zeydan-karalardan-ali-demircalinin-gorevden-uzaklastirilmasina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/zeydan-karalardan-ali-demircalinin-gorevden-uzaklastirilmasina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Zeydan Karalar, Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı hakkında verilen görevden uzaklaştırma kararına tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Zeydan Karalar, Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı hakkında verilen görevden uzaklaştırma kararına tepki gösterdi.</p>

<p>Karalar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Yüreğir Belediye Başkanımız Ali Demirçalı hakkında, mevcut görevi ile ilgisi bulunmayan, 8 yıl önce işlendiği iddia edilen bir suçtan ve henüz kesinleşmemiş bir karardan dolayı verilen görevden uzaklaştırma işlemi kabul edilemez. Hukuk mücadelesinin kararlılıkla süreceğine yürekten inanıyorum, sürecin takipçisi olacağız.' ifadesini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ADANA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/zeydan-karalardan-ali-demircalinin-gorevden-uzaklastirilmasina-tepki</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 18:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/zeydan-karalardan-ali-demircalinin-gorevden-uzaklastirilmasina-tepki.jpeg" type="image/jpeg" length="63526"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı görevden uzaklaştırıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-yuregir-belediye-baskani-ali-demircali-gorevden-uzaklastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-yuregir-belediye-baskani-ali-demircali-gorevden-uzaklastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "rüşvet vermek" suçu nedeniyle hapis cezası alan Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı'nın görevinden uzaklaştırıldığı bildirildi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "rüşvet vermek" suçu nedeniyle hapis cezası alan Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı'nın görevinden uzaklaştırıldığı bildirildi</p>

<p></p>

<p>Görevden uzaklaştırılan Ali Demirçallı'dan ilk açıklama geldi. Demirçalı, "Bu irade halkın iradesidir. Tüm Adanalıları bu iradeye sahip çıkmaya çağırıyorum" dedi.</p>

<p></p>

<p>Güncellenecek...</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Resim" src="https://pbs.twimg.com/media/HGcLlH1XUAAPORT?format=jpg&amp;name=large" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-yuregir-belediye-baskani-ali-demircali-gorevden-uzaklastirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 18:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/baskan-demircali-2048x1365.jpg" type="image/jpeg" length="58996"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Günaydın: Ara seçimi getirin, halk boyunuzun ölçüsünü verecek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-gunaydin-ara-secimi-getirin-halk-boyunuzun-olcusunu-verecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-gunaydin-ara-secimi-getirin-halk-boyunuzun-olcusunu-verecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu'nda konuşan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına ilişkin, " Yusuf Tekin'in durduğu her gün, durduğu her saniye vatan için, millet için kayıp yıllardır, ihanet yıllarıdır. Ancak mesele Yusuf Tekin meselesi değil, mesele iktidarınızın meselesidir." dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TBMM Genel Kurulu'nda konuşan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına ilişkin, 'Şu saatte, başka bir okulumuzda bıçakla dolananların, pompalıyla dolananların, 9 milimetrelik tabancalarına şarjör takanların olmadığından emin miyiz? Maalesef emin değiliz. Yusuf Tekin'in durduğu her gün, durduğu her saniye vatan için, millet için kayıp yıllardır, ihanet yıllarıdır. Ancak mesele Yusuf Tekin meselesi değil, mesele iktidarınızın meselesidir. Erken seçimden kaçıyorsunuz, vatandaşın yüzde 68'i istiyor. Getirin, ara seçim için istifa eden milletvekillerinin istifasını kabul edeceğinizi söyleyin, bu gruptan 55 milletvekili istifasını basacak ve halk sizin boyunuzu ölçecek, boyunuzun ölçüsünü verecek kaçamayacaksınız, sonunda yakalanacaksınız' diye konuştu.</p>

<p>TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul, sosyal medyanın 15 yaş altına engellenmesi ve kadınların doğum izninin 16 haftadan toplam 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeleri içeren, 12 maddesi kabul edilen Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin ikinci bölümünde yer alan maddelerin görüşmeleri için toplandı.</p>

<p>Görüşmeler öncesinde siyasi partilerin grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>Kaya: Devlet' dediğimiz kavram kendi vatandaşına, kendi işçisine çok şefkatli ve kerim bir şekilde davranmalıdır</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Doruk Madencilik'ten 110 işçinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde yaptığı açlık grevinde gözaltına alınmasına ilişkin şöyle konuştu:</p>

<p>'Ülkemiz çok ciddi ekonomik sıkıntılar içerisinde uzun yıllardan beri ve bu ekonomik sıkıntılar hem işverenlerimizi hem de işçilerimizi çok ciddi mağduriyetlere uğratmaktadır. Bu kapsamda, Doruk Madencilik firmasının işçileri de ödenmeyen ücret ve tazminatlarını almak için Eskişehir'den Ankara'ya bir yürüyüş yaptılar ve Enerji Bakanlığı önünde de kendi haklarını aramak için, bir farkındalık oluşturmak için oturma eylemi ve açlık grevine başladılar. Ancak maalesef bu işçi kardeşlerimize yönelik orantısız bir güç kullanılmasını, gözaltı işlemi yapılmasını ve kötü muameleye tabi tutulmasını üzülerek biz de takip etmekteyiz. 'Devlet' dediğimiz kavram kendi vatandaşına, kendi işçisine çok şefkatli ve kerim bir şekilde davranmalıdır. Dolayısıyla buradan İçişleri Bakanı'na bir kez daha seslenmek istiyoruz, orada görev yapan polis memuru arkadaşlarımız da elbette zor şartlarda görev yapıyorlar ama onlara bu tarz sert muameleler yapılmasının talimatını veren her kimse onlarla ilgili gerekli soruşturmaları başlatmalı ve bu işçi kardeşlerimizin belki bizzat İçişleri Bakanı'nın kendisi dinleyerek gönüllerini almalıdır. Çünkü kendi hakkını aramak için ta Eskişehir'den Ankara'ya kadar yollara düşmüş, gecenin sonunda çırılçıplak bir şekilde bir farkındalık oluşturmak için tepkisini ortaya koymuş işçilere devletimizin yapması gereken muamele şefkatle yaklaşmaktır, asla ve asla 100'e yakın işçimizi gözaltına almak olmamalıdır. Bu hususta hem İçişleri Bakanı'na çağrıda bulunuyoruz hem de konunun takipçisi olacağımızı buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz.'</p>

<p><strong>Poyraz: Devlet dediğiniz aygıt o faili ifşa etmek ve gereğini yapmakla sorumludur, mesuldür</strong></p>

<p>İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Gülistan Doku dosyasına ilişkin gelişmelerle ilgili şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>'Gülistan Doku konusu günlerdir kamuoyunu meşgul ediyor. Kamuoyunu meşgul edene kadar bir kızımızın, genç bir kızımızın 5 Ocak 2020 tarihinden beri kendisinden haber alınamıyor ve bunun bir cinayet olduğu şüphesi ve iddiaları var. Varsa eğer, umuyor ve diliyoruz ki öyle değildir ama naaşına bile hâlâ ulaşılamamış ve buna ilişkin de dönemin valisi, dönemin başhekimi, dönemin il emniyet müdürüdür, dönemin başsavcısıdır, hepsinin ya duyarsızlığı ya bu sürece ilişkin enfekte eden tavırlarından bahsediliyor. Tabii, bunların hepsi birer iddia henüz ama umuyorum ve diliyorum ki bu iddiaların hepsi sonuna kadar araştırılarak ortaya çıkarılacak. Tabii, bugün bu ülkenin her bir yurttaşının önce canı, güvenliği, mal varlığı dahil olmak üzere özgürlük hakkı yani anayasal yurttaş olarak her birinin halele uğramış hakkının bertaraf edilmesi Türkiye Cumhuriyeti devletinin asli sorumluluğudur. Buna ilişkin, suçun kimin işlediğine, suçun mağdurunun kim olduğuna bakılmaksızın devlet dediğiniz aygıt suçu ortaya çıkartmak ve bununla ilgili gereğini yapmak mecburiyetindedir. Zira hepimiz biliriz ki her cinayetin faili meçhuldür. Devlet dediğiniz aygıt o faili ifşa etmek ve gereğini yapmakla sorumludur, mesuldür.'</p>

<p><strong>Kılıç Koçyiğit: Birinci derecede, Hükümet sorumluluk almalıdır</strong><br />
<br />
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına ilişkin konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları kaydetti:</p>

<p>'Bu ülkenin çoklu bir şekilde yaşadığı bu sorunlara çözüm üretmek için bir çocuk bakanlığı kurması gerektiğini söyledik ama bu talebimiz de bu teklifimiz de görmezden gelindi. O nedenle söyleyelim, bu mesele çok katmanlı bir mesele. Meseleyi sadece dijital platformlardaki şiddete indirgeyerek ya da bir araştırma komisyonu kurup 'Bu mesele siyaset üstüdür, gelin, siyaset üstü olarak ele alalım' denilerek işin içinden çıkılamaz. Birinci derecede, Hükümet sorumluluk almalıdır. Yirmi üç yıldır, yirmi dört yıldır bu ülkeyi DEM Parti yönetmiyor, AKP iktidarı yönetiyor, onun Milli Eğitim Bakanı şu anda iş başındadır; tabii ki hesap verecektir, tabii ki sorumludur. Her seferinde bir olay yaşandığında 'Efendim, bu siyaset üstüdür' diyemeyiz; tam da siyasete ilişkindir. Siyaset ne için yapılır? Toplum için yapılır. Siyaset, olayları engellemek için, faciaları önlemek için, katliamları önlemek için yapılır. Siyaset, sağduyulu muhalefetin çağrılarına kulak vererek 'Bizi niye uyarıyorlar, neden uyarıyorlar, ne diyorlar?' denilerek yapılır. Bütün muhalefete sesinizi kapatacaksınız, topluma kulağınızı kapatacaksınız, STK'lere, sendikalara kulağınızı kapatacaksınız, sonra katliamlar yaşandığında da 'Bu işi siyasetin malzemesi yapmayalım.' Biz, zaten siyasete malzeme yapmıyoruz; biz, siyasetin çözüm üretmesi gerektiğini söylüyoruz. Çözüm üretmenin ilk yolu da sorumluluk makamında oturanların dönüp 'Sorumluyuz' demesidir. Ya, bir kişi istifa etmez mi ya. 10 insanımız katledilmiş. Yaşamını yitiren çocuğu da dâhil edelim, o da bu ülkenin evladıydı; bu karanlığa hangi nedenle itildi, bu katliamı yapmasına sebep olan nedenler nedir? Aile ihmali, kurumsal ihmal, okulun ihmali, psikososyal destek yoksunluğu; nedir sorun? Bunları konuşmayacak mıyız? Bunların sorumluluğu kimde? Biz de mi? Biz, burada binlerce defa uyarı yapıyoruz.'</p>

<p><strong>Günaydın: Şu saatte, başka bir okulumuzda pompalıyla dolananların olmadığından emin miyiz?</strong></p>

<p>CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına ilişkin, 'Şu saatte, başka bir okulumuzda bıçakla dolananların, pompalıyla dolananların, 9 milimetrelik tabancalarına şarjör takanların olmadığından emin miyiz? Maalesef emin değiliz. Bakın, kaç tane önerge vermişiz? Burada önergeler, önergeler. Atasım geliyor bunları, atasım. Ne yapmışız size? Yalnızca Aralıkta, bütçe görüşmelerinde 75 bin hemşire -okul sağlığıyla alakalı- 100 bin temizlik görevlisi, 65 bin güvenlik görevlisi verelim okullara demişiz, hesap etmişiz maliyetini, 224,6 milyar TL. Öğretmenlere bir maaş ikramiye verelim demişiz, 156 milyar lira. Öğrencilere bir kap sıcak öğle yemeği verelim demişiz, 252 milyar lira. 100 bin öğretmen atayalım demişiz, bunların toplamı 633 milyar lira. Ne demişsiniz? 'Cık, olmaz' Sebep ne? 'Para yok.' Öyle mi? Bunların toplamı 633 milyar TL beyler. Siz 2 trilyon 770 milyar lirayı bu sene faize yatırmıyor musunuz?' diye sordu.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in durduğu her gün, her saniyenin vatan ve millet için kayıp yıllar olacağını söyleyen Günaydın, 'Ancak mesele Yusuf Tekin meselesi değil, mesele iktidarınızın meselesidir. Nasıl ki burada durdurduğunuz madencileri gözaltına aldıysanız, nasıl ki bugün hak arayan, 'demokrasi' diye bağıran herkese biber gazıyla müdahale ediyorsanız ben size söyleyeyim, erken seçimden kaçıyorsunuz, vatandaşın yüzde 68'i istiyor. Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse vatandaşın yüzde 68'i istiyor... Ara seçimden kaçıyorsunuz, ara seçim bir zorunluluk. Getirin, ara seçim tarihini açıklayın. Getirin, ara seçim için istifa eden milletvekillerinin istifasını kabul edeceğinizi söyleyin, bu gruptan 55 milletvekili istifasını basacak ve halk sizin boyunuzu ölçecek, boyunuzun ölçüsünü verecek kaçamayacaksınız, sonunda yakalanacaksınız' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Akbaşoğlu: Biz özgürlükleri kısıtlayıcı bir yaklaşım içerisinde değil, çocukların gerçekten hem maddi hem manevi gelişimini geliştirmenin peşindeyiz</strong></p>

<p>Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarının 'dijital bozgunculuktan' meydana geldiğini söyleyen AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu, şöyle konuştu:</p>

<p>'Buna dair bu dijital bozgunculuğa feda edilecek tek bir yavrumuz dahi olamaz. Bu ülkenin bütün çocukları bizim çocuklarımızdır, onlarla ilgili her türlü tedbirin alınmasına dair sağlam irademizi inşallah hem Hükümetçe hem Meclisçe ortaya koymak için buradayız. Bugün de buna dair bir araştırma önergesiyle bu konuların mutlaka önlenmesine dair, ilgili tedbirlerin gözden geçirilmesine dair ortaklaşa irademizi hep beraber ortaya koyacağız. Biz bu konuda asla ve kata yasaklayıcı, özgürlükleri kısıtlayıcı bir yaklaşım içerisinde değil, koruyucu, düzenleyici ve bu konuda ailenin, annenin, babanın, çocukların gerçekten hem maddi hem manevi gelişimini sıhhatli bir şekilde geliştirmenin peşindeyiz. Geçtiğimiz hafta görüştüğümüz kanun da tam da buna dairdir. Bugün ve yarın da inşallah 15 yaşını doldurmamış çocuklarımızın, gençlerimizin dijital mecralarla ilgili yanlış etkileşimlerinin ortadan kaldırılmasına dönük düzenlemeleri, önleyici tedbirleri hayata geçirmek için Genel Kurul görüşmelerine devam edeceğiz. Bu konuda attığımız adımların asla çarpıtılmaması lazım, meseleyi başka yerlere çekmemek lazım. Bizim derdimiz yasaklamak değil, korumaktır, düzenleme getirmektir. Bizim amacımız özgürlükleri kısıtlamak değil, çocuklarımızın, gençlerimizin, toplumumuzun geleceğini güvence altına almaktır. Aileyi güçlendirmek, çocuğu korumak ve toplumu sağlıklı tutmak siyaset üstü bir sorumluluktur. Bu mesele ideolojik bir tartışmayı değil, vicdani ve ahlaki sorumluluğu ve duruşu beraberinde taşıyan bir konudur. Bu konuda da hepimizin duyarlılık göstermesi bu sorumluluğun bir gereğidir.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-gunaydin-ara-secimi-getirin-halk-boyunuzun-olcusunu-verecek</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 18:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/gokhangunaydin.jpg" type="image/jpeg" length="35848"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dışişleri Bakanı Fidan, Zambiyalı mevkidaşıyla bir araya geldi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/disisleri-bakani-fidan-zambiyali-mevkidasiyla-bir-araya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/disisleri-bakani-fidan-zambiyali-mevkidasiyla-bir-araya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Zambiya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mulambo Haimbe ile Bakanlık'ta görüştü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>(ANKARA) -</strong> Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Zambiya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mulambo Haimbe ile Bakanlık'ta görüştü. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Zambiya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mulambo Haimbe ile Ankara'da bir araya geldi. Görüşmenin ardından iki Bakan, 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Zambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik Temsilcilikler İçin Arsa Takasına İlişkin Protokolü'nü imzaladı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/disisleri-bakani-fidan-zambiyali-mevkidasiyla-bir-araya-geldi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 18:36:12 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/disisleri-bakani-fidan-zambiyali-mevkidasiyla-bir-araya-geldi.jpg" type="image/jpeg" length="33531"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Mullaoğlu: Milyarlarca liralık vergi borçlarını silerken, depremzede esnafın kasasında bekliyorsunuz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-mullaoglu-milyarlarca-liralik-vergi-borclarini-silerken-depremzede-esnafin-kasasinda-bekliyorsunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-mullaoglu-milyarlarca-liralik-vergi-borclarini-silerken-depremzede-esnafin-kasasinda-bekliyorsunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu TBMM Genel Kurulu konuşmasında Hatay esnafının KOSGEB kredileri il yaşadığı sorunu gündeme taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu TBMM Genel Kurulu konuşmasında Hatay esnafının KOSGEB kredileri il yaşadığı sorunu gündeme taşıdı. </p>

<p>Deprem sonrası ayakta kalmaya çalışan esnafa “faizsiz” denilen verilen KOSGEB kredilerine faiz yansıtıldığını öne süren CHP'li Mullaoğlu, ödeme güçlüğü yaşayanlara da icra takibi başlatıldığını kaydetti.  TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Mullaoğlu, ."Kalıcı dükkânına kavuşamayan binlerce esnafımız ise SGK, vergi ve kredi yükü altında eziliyor. Yetmezmiş gibi vergi denetimleriyle esnafımız daha da baskı altına alınıyor. Bir yanda milyarlarca liralık vergi borçlarını silerken, depremzede esnafın kasasında bekliyorsunuz" ifadelerini kullandı. </p>

<p>"SAĞDUYUNUZU MU YİİTİRDİNİZ?"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hatay’daki esnafımızın borçlarınun silinmesi çağrısını yapan Mullaoğlu,  "Ya da faizsiz ve makul şekilde yapılandırılmalıdır. Esnafı boğmayın, yaşatın. Bu kadar mı sağduyunuzu yitirdiniz?" diye sordu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-mullaoglu-milyarlarca-liralik-vergi-borclarini-silerken-depremzede-esnafin-kasasinda-bekliyorsunuz</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 18:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/muallaoglu.png" type="image/jpeg" length="71265"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tuncay Sonel tutuklama istemiyle adliyeye sevk edildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tuncay-sonel-tutuklama-istemiyle-adliyeye-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tuncay-sonel-tutuklama-istemiyle-adliyeye-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması şüphelisi eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gülistan Doku soruşturması şüphelisi eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.</p>

<p><strong>Tunceli Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku</strong>'nun öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında<strong> İçişleri Bakanlığı</strong> tarafından açığa alındıktan sonra<strong> Elazığ</strong>'da gözaltına alınan ve <strong>Erzurum</strong>'a getirilen <strong>Tuncay Sonel</strong> emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği <strong>Erzurum Adliyesi</strong>'nde cumhuriyet savcısına ifade verdi.</p>

<p></p>

<p>Savcı, ifade işleminin ardından Sonel'i tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti.</p>

<p>Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin soruşturmada Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ve o dönemdeki korumasının da arasında bulunduğu 11 kişi tutuklanmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin soruşturma Tunceli'de sürdürülüyor.</p>

<p>Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161. maddesinde, "Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir" hükmü uyarınca Sonel hakkındaki adli süreç Erzurum'da yürütülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tuncay-sonel-tutuklama-istemiyle-adliyeye-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 17:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/valituncel.jpg" type="image/jpeg" length="31733"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2. Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali için kayıtlar başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/2-uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-icin-kayitlar-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/2-uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-icin-kayitlar-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlki 2025 yılında İzmir Seferihisar’da düzenlenen Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali’nin ikincisi 1-5 Temmuz 2026’da yapılacak. Ön kayıtlar başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, “Bilim sadece laboratuvarlarda değil; hayatın her alanında!” şiarıyla 1-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Seferihisar’da bilim ve iletişim meraklılarına kapılarını açacak. Organizasyon komitesi ön kayıtların başladığını duyurarak konaklama kontenjanının sınırlı olduğu uyarısında bulundu. Geçtiğimiz yıl eylül ayında düzenlenen ilk festival, astronomiden yapay zekaya, kuantum fiziğinden ekolojiye ve halk sağlığına kadar geniş bir yelpazede etkinliklere sahne olmuştu. Aralarında NASA’dan gelen araştırmacıların, saygın akademisyenlerin, sanatçıların ve bilim iletişimcilerinin bulunduğu geniş bir katılımcı kitlesi bu etkinlikte bir araya gelmişti. Hatta dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici de ilk festivalde “Post-Truth ve Yapay Zeka Çağında Habere Bilimsel Yaklaşım ve Gazeteciliğin Dönüşümü” başlıklı oturumda konuşmacı olarak yer almış, gazetecilik ile bilim iletişimi arasındaki ilişkiyi ve kitle iletişiminde kanıta dayalı düşünme becerisini tartışmaya açmıştı.</p>

<p></p>

<h2>DAHA BÜYÜK VE DAHA ULUSLARARASI BİR BULUŞMA</h2>

<p></p>

<p>Bilimi ekranlardan çıkarıp toplumsal hayatın merkezine indirmeyi hedefleyen etkinlik, ilkinden aldığı güç ve deneyimle bu yıl “daha büyük, daha uluslararası ve daha zengin” bir formatta hayata geçirilecek. 1-5 Temmuz 2026’daki yeni festival programı, katılımcılara yalnızca dinleyici değil, aynı zamanda üretici olabilecekleri interaktif bir platform sunmayı hedefliyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KUANTUMDAN İKLİM KRİZİNE, MEDYA OKURYAZARLIĞINDAN UZAY BİLİMLERİNE</h2>

<p></p>

<p>Katılımcıları bekleyen başlıca konular ve etkinlikler şunlar: Kuantum fiziği, yapay zeka ve uzay bilimlerindeki son gelişmeler; evrim, medya okuryazarlığı ve iklim krizine dair kapsamlı tartışmalar; alanında öncü akademisyenlerin eşliğinde gerçekleştirilecek panellerin yanı sıra çok sayıda uygulamalı atölye; teleskoplarla gece gökyüzü gözlemleri, film gösterimleri ve çeşitli yarışmalar.</p>

<p></p>

<h2>KADINLARIN BİLİMDEKİ GÜCÜ VE HURAFELERE KARŞI ORTAK AKIL</h2>

<p></p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, adını aldığı tarihin önemli kadın düşünürlerinden Hypatia’nın misyonuna uygun olarak kadınların bilimdeki yerini güçlendirmeyi öncelikleri arasına alıyor. Festivalin bu seneki temel çağrısı ise hurafelere karşı bilimsel düşünceyi, engellere karşı kadınların bilimdeki gücünü ve dezenformasyon ile bilgi kirliliğine karşı kolektif aklı savunmak olarak belirlendi. Akademisyenlerin, öğrencilerin, gazetecilerin, sanatçıların ve aktivistlerin buluşma noktası haline gelen bu kolektif hikâyenin bir parçası olmak isteyenler, etkinlik detaylarına ve ön kayıt formuna <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScKa9YIPrpigkNJT3C4wKVjL5hzhUoUIqk5jgIRBeoydQw00Q/viewform" rel="nofollow"><span style="color:#2980b9">hypatiabilimfestival.com</span></a> adresi üzerinden ulaşabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM &amp; UZAY, Bilim, teknoloji</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/2-uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-icin-kayitlar-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/hypatia-festival-ani.png" type="image/jpeg" length="53294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD Çalışma Bakanı Chavez-DeRemer istifa etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/abd-calisma-bakani-chavez-deremer-istifa-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/abd-calisma-bakani-chavez-deremer-istifa-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer, hakkındaki usulsüzlük iddialarının ardından istifa etti. Chavez-DeRemer, Trump’ın ikinci döneminde görevden ayrılan üçüncü kabine üyesi oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kurduğu kabinede görev alan Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer, hakkındaki usulsüzlük iddialarının ardından görevinden istifa etti.</p>

<p>Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung konuya ilişkin yaptığı bilgilendirmede, Bakan Chavez-DeRemer'in özel sektörde farklı bir pozisyonda görev almak üzere istifasını sunduğunu kaydetti. Cheung ayrıca, Keith Sonderling'in Çalışma Bakan Vekili olarak görev yapacağını belirtti.</p>

<p>Trump yönetiminin ikinci döneminde kabineden ayrılan üçüncü isim olan Chavez-DeRemer'den önce İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem ve Adalet Bakanı Pam Bondi de görevlerini bırakmıştı. Chavez-DeRemer ise X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Bu tarihi yönetimde görev yapmak ve hayatım boyunca gördüğüm en büyük Başkan için çalışmak benim için onur ve ayrıcalıktı" dedi.</p>

<h2>SORUŞTURMA VE ONAY SÜRECİ</h2>

<p>Mevcut süreçte Çalışma Bakanlığı müfettişliği tarafından Chavez-DeRemer ve yakın ekibi hakkında mesleki usulsüzlük iddiaları çerçevesinde yürütülen soruşturma devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geçen yılın mart ayında Senato tarafından gerçekleştirilen oylamada Chavez-DeRemer, aralarında bir düzineden fazla Demokrat senatörün de yer aldığı üyelerin desteğiyle 32 oya karşı 67 oyla onaylanarak göreve getirilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/abd-calisma-bakani-chavez-deremer-istifa-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/lori-chavez-deremer.jpg" type="image/jpeg" length="88393"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Kılıç'tan, Zeren Ertaş davasında beraat kararına tepki: Bu karar kamu vicdanında kabul görmemiştir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-kilictan-zeren-ertas-davasinda-beraat-kararina-tepki-bu-karar-kamu-vicdaninda-kabul-gormemistir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-kilictan-zeren-ertas-davasinda-beraat-kararina-tepki-bu-karar-kamu-vicdaninda-kabul-gormemistir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Gençlik ve Spor Politikaları Kurul Başkanı Sevgi Kılıç, Aydın’daki KYK yurdunda hayatını kaybeden Zeren Ertaş davasında kamu görevlilerine yönelik beraat kararının kamu vicdanında kabul görmediğini belirterek, yaşananları bir yönetim krizi olarak nitelendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Gençlik ve Spor Politikaları Kurul Başkanı Sevgi Kılıç, 2023 yılında Aydın’daki Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü (KYK) yurdunda meydana gelen asansör faciası sonucu yaşamını yitiren Zeren Ertaş davasında, yargılanan kamu görevlileri hakkında verilen beraat kararına ilişkin yazılı bir açıklamada bulundu.</p>

<p>Kılıç, yaptığı açıklamada kararın gençlerin barınma hakkına yönelik yaklaşımın ve kamu yönetimindeki sorumluluk krizinin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Duruşma sonrasında Zeren Ertaş’ın annesinin “Kim suçlu? Zeren mi suçlu?” şeklindeki haykırışının, Türkiye’deki cezasızlık düzenine yöneltilmiş toplumsal bir itiraz olduğunu vurgulayan Kılıç, “Bir genç en güvende olması gereken devlet yurdunda, devletin denetim ve sorumluluğu altındaki bir alanda yaşamını yitiriyor, buna rağmen kimse sorumlu bulunmuyorsa bu, münferit ihmal değil, sistemli bir yönetim krizidir” dedi.</p>

<h2>KYK YURTLARINDAKİ HER İHMAL HAK İHLALİ BOYUTU TAŞIYAN SİYASİ BİR MESELEDİR</h2>

<p>Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü bünyesindeki yurtlarda yaşanan sorunların fiziki altyapı eksikliklerinden daha derin olduğunu belirten Sevgi Kılıç, meselenin doğrudan gençlerin barınma hakkı, kamusal hizmete eşit erişim ve sosyal devlet yükümlülüğü ile ilgili olduğunu kaydetti. Kılıç, barınma hakkının güvenlik, sağlık, eğitim hakkı ve insan onuruna uygun yaşam koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken temel bir hak olduğunu söyleyerek, KYK yurtlarındaki her ihmalin hak ihlali boyutu taşıyan siyasi bir mesele olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Son yıllarda farklı yurtlarda gündeme gelen asansör kazalarının denetim zaafı, özensiz bakım süreçleri ve Bakanlığın şeffaflık eksikliğinin sonucu olduğunu ifade eden Kılıç; Muş KYK Sultan Alparslan Kız Öğrenci Yurdu, Rize Ayder KYK Yurdu, Giresun KYK Esma Hatun Öğrenci Yurdu, Ordu Kız Öğrenci Yurdu ve Yozgat Sürmeli KYK Yurdu’ndaki örnekleri hatırlattı. Bakanlığın bu kayıtları kamuoyuyla paylaşmadığını belirten Kılıç, gençlerin barınma hakkının yıllardır bir maliyet kalemi olarak görüldüğünü ve öğrencilerin yemek, güvenlik, hijyen ile altyapı sorunlarına ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kılıç, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak başta olmak üzere kamu makamlarının asansör kazalarına ilişkin kayıtları, denetim süreçlerini ve yürütülen soruşturmaları kamuoyuna açıklamak zorunda olduğunu belirtti. Dosyanın cezasızlıkla kapanmayacağını ifade eden Kılıç, “Zeren için adalet talebi Türkiye’de gençlerin güvenli, erişilebilir ve insan onuruna uygun barınma hakkı talebidir. Bu mücadele bir yaşam mücadelesidir. Hiçbir gencin yaşamı ihmalin, denetimsizliğin ve cezasızlığın konusu olamaz” açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-kilictan-zeren-ertas-davasinda-beraat-kararina-tepki-bu-karar-kamu-vicdaninda-kabul-gormemistir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/sevgi-kilic-1.png" type="image/jpeg" length="45923"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'in Gazze'ye saldırıları sonucu 4 Filistinli hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/israilin-gazzeye-saldirilari-sonucu-4-filistinli-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/israilin-gazzeye-saldirilari-sonucu-4-filistinli-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ordusunun Han Yunus’taki El-Emel Mahallesi’ni bombalaması ve Beyt Lahiya açıklarında ateş açması sonucu üçü erkek, biri kadın olmak üzere dört Filistinli yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi’nin güney ve kuzey bölgelerine yönelik düzenlenen bombardıman ve açılan ateş sonucunda toplam dört Filistinlinin yaşamını yitirdiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin batı kısmında yer alan El-Emel Mahallesi'ndeki Zukzuk Kavşağı İsrail ordusu tarafından bombalandı.</p>

<h2>EL-EMEL MAHALLESİ'NDEKİ ZUKZUK KAVŞAĞI BOMBARDIMANI</h2>

<p>Söz konusu saldırıda Derviş el-Attal, Sa'd Ebu Hilal ve Macid Ebu Musa isimli üç Filistinli vatandaşın hayatını kaybettiği kaydedildi. Yaşamını yitirenlerden Derviş el-Attal'ın saldırıdan birkaç gün önce evlendiği ifade edildi.</p>

<p>Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Beyt Lahiya kentinin batısındaki Selatin bölgesinde de bir saldırı meydana geldiği belirtildi. Sahilde bulunan İsrail askeri botlarından açılan ateş sonucunda Filistinli bir kadının hayatını kaybettiği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/israilin-gazzeye-saldirilari-sonucu-4-filistinli-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/israil-ordusu-2.jpg" type="image/jpeg" length="40662"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tuncer Bakırhan: Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tablonun sorumluluğunu üstlenmeli ve istifa etmelidir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tuncer-bakirhan-milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-bu-tablonun-sorumlulugunu-ustlenmeli-ve-istifa-etmelidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tuncer-bakirhan-milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-bu-tablonun-sorumlulugunu-ustlenmeli-ve-istifa-etmelidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarının ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısında bulundu. Bakırhan, saldırıların münferit olaylar olmadığını belirterek sorumluların yargılanması gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yapılan okul saldırılarının ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in tablonun sorumluluğunu üstlenerek istifa etmesi, iktidarın da kendi payına düşeni görmesi ve gerekeni yapması gerektiğini belirterek, "Bu bir polemik değil, bir siyaset de değil. Bu çağrıyı yapmak topluma ve çocuklara karşı yerine getirilmesi gereken en asgari sorumluluğumuzdur. Bu herkes için bir haysiyet testidir. Muhalefet olarak biz de kendimize bakmak zorundayız. Bu ağır tabloyu yalnızca iktidarı eleştirerek yaşamayız. Biz de muhalefet olarak toplumun her kesimine dokunan kalıcı ve bütünlüklü bir siyaseti samimiyetle inşa etmek zorundayız" dedi.</p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM'deki grup toplantısında Türkiye ve dünya gündemini değerlendirdi. Siirt'e meydana gelen sel afetinden etkilenen yurttaşlara geçmiş olsun dilekleriyle sözlerine başlayan Bakırhan, "Kurtuluş ilçemizde birçok işyeri ve ev sel sularının altında kaldı. Evet can kaybı yok ama ciddi maddi hasarlar var. Birçok ailemiz geçim kaynakları olan canlı hayvanlarını kaybetti. Belediyemiz su altında kaldı. Siirt'imize geçmiş olsun diyorum. Özellikle Kurtuluş'ta yaşayan halkımıza... Belediyemiz gece gündüz bu hareketin sonuçlarını ortadan kaldırmak için çalışıyor. Buradan Siirt'teki bürokrasiyi ve Afet İşleri Müdürlüğünü de göreve çağırıyorum. Orada halkın uğramış olduğu zarar ziyanın da bir an önce tespit edilip aynı zamanda giderilmesi gerektiğini belirtiyorum" dedi.</p>

<h2>"Doruk Madencilik'te çalışan 110 işçiyi gözaltına aldılar"</h2>

<p>Bakırhan, haklarını ve maaşlarını alamayan Doruk Madencilik işçilerinin Eskişehir'den Ankara'ya başlattığı yürüyüşe değinerek "Yine utanç verici bir yaklaşımla karşı karşıya kaldık. Doruk Madencilik'te çalışan işçiler aylardır alın terilerinin karşılığını almak için yollardadırlar. Ankara'ya geldiler, haklarını almak için kilometrelerce yürüdüler. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde de seslerini dile getirmeye çalışıyorlar ama getirir misin? Getiremezsin tabii ki... Doruk Madencilik'te çalışan 110 işçiyi gözaltına aldılar. 'Niye buradasınız' diye sormuyorlar. 'Hayırdır Bakanlığın önünde ne derdiniz var' diye sorulması gerekirken sorguya aldılar. Tabii Doruk Madencilik'e de yazık! İşçilerin hakkını verirse az zarar edecek, çok kar etmesi gerekiyor. İşçilerin bir an önce bırakılması gerekiyor. Doruk Madencilik'te o hakkını alan işçilerin hakkını vermesi gerekiyor. Bu işçilerle dayanışma içerisinde olan olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum" diye konuştu.</p>

<h2>"Maraş'ta da, Siverek'te de bazı aileler çocuklarını bekledi ama maalesef çocuklar dönmedi"</h2>

<p>Bakırhan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yapılan okul saldırılarına ilişkin şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Bugün burada yalnızca bir siyasetçi olarak değil sabahları çocuklarını okula uğurlayan, akşam da dönüşlerini bekleyen milyonlarca anne ve babalardan birisi olarak konuşmak istiyorum. Beklemenin ne olduğunu siz bizden daha iyi biliyorsunuz çünkü her sabah bizim gibi bütün aileler çocuklarını uğurluyor ve gelmesini bekliyorlar. Dönmesini bekliyorlar. Maraş'ta da Siverek'te de bazı aileler çocuklarını bekledi ama maalesef çocuklar dönmedi. Ülke olarak çok üzgünüz, yastayız. Yaşamını yitiren çocuklarımızın, öğretmenlerimizin, ailelerine başsağlığı dileklerimi iletmek istiyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum. Maraş ve Siverek'te birer gün arayla meydana gelen saldırı hepimizi sarstı. Birçok hayat söndü. Bu vahim ve sarsıcı tablo üzerinde detaylıca konuşulması gerekiyor. Aynı zamanda hepimize bir ödev yüklüyor çünkü bu acıyı doğru okuyamazsak teselliden öteye geçemeyeceğiz. Diğer katliamlardaki gibi teselliyle yetineceğiz. Oysa teselliyle yetinmek yeni felaketlere kapı aralamaktan başka bir işe yaramaz. Yasını da kalbimizde taşıyacağız ama yas susmak değildir. Yas gerçeğin yüzüne bakma ve yeni hareketleri önleme sorumluluğudur aynı zamanda.</p>

<p>Bu katliamlar münferit değil. Genelde katliamlar münferit oluyor. Bireysel çılgınlık hiç değil. Bu yıllardır biriken bireysel ve toplumsal öfkenin, çaresizliğin, yalnızlaştırmanın ve yargısızlığın bir sonucudur. Sistem maalesef burada da dokunduğu her şeyi çürütüyor. İnsanı yalnızlaştırıyor. Toplumu dağılmaya, geleceği de kararlığa mahkum ediyor. Bu şekilde eşitsizlikler derinleşiyor. Kurumlar çöküyor. İnsanlar birbirine yabancılaşıyor. Böyle bir ortamda şiddet normalleşir, güvensizlik büyür ve bu yük en çok da çocuklarımızın sırtına biner. Yıllardır okullar, aileler için güvenli bir alan olarak biliniyordu ama ne olduysa iktidarın son döneminde okullar da artık güvenli alan olmaktan çıktı. Bunun cevabını da bir türlü alamadık, alamıyoruz. 'Niye okullar güvenli alanlar olmaktan çıktı' sorusunu biz bir kez daha buradan hep birlikte yönetenlere ve en başta da Milli Eğitim Bakanlığı'na yöneltelim. Niye? Çünkü yıllardır uygulanan politikalar toplumu rehabiliteden uzaklaştırdı. Toplumu, rekabetle, yoksullukla, kutuplaştırmayla şekillendirdi. Kimsenin derdi kimsenin derdi olmadı artık. Bu vahşi sistem hepimizi bireyselleştirdi."</p>

<h2>"İktidar da kendi payına düşeni görmeli ve gerekeni yapmalıdır"</h2>

<p>Sırbistan'da 2023'te bir ilkokulda sekiz öğrenci ve bir güvenlik görevlisi yaşamını yitirmesinin ardından Milli Eğitim Bakanı'nın istifa ettiğine dikkat çeken Bakırhan, "Peki Türkiye'de ne oluyor? Depremde on binlerce insan yaşamını yitirdi. İstifa eden yok. Her gün maden emekçilerinin bedeni toprağa karışıyor. İstifa eden yok. Bir otele ruhsat verilmiş, verilmemesi gereken bir otel... Onlarca insan yanarak yaşamını yitirdi. İstifa eden yok. Okullarda çocuklar ve öğretmenler katledildi. İstifa eden yok. Sadece eğitime, sadece okullara bakın. Temizlik yok. Güvenlik yok. Başarı da yok. Peki ne var? Geleceksizlik var. Güvensizlik var. Ölüm var. Buradan sizin huzurlarınızdan açık ve net söylüyoruz. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tablonun sorumluluğunu üstlenmeli ve istifa etmelidir" diye çağrıda bulundu.</p>

<p>Bakırhan, iktidarın da kendi payına düşeni görmesi ve gerekeni yapması gerektiğini belirterek "Bu bir polemik değil, bir siyaset de değil. bu çağrıyı yapmak topluma ve çocuklara karşı yerine getirilmesi gereken en asgari sorumluluğumuzdur. Bu herkes için bir haysiyet testidir. Şunu da unutmayalım. Biz her zaman her meselede kendimizi de görerek hareket eden bir siyasi partiyiz. Muhalefet olarak biz de kendimize bakmak zorundayız. Bu ağır tabloyu yalnızca iktidarı eleştirerek yaşamayız. Biz de muhalefet olarak toplumun her kesimine dokunan kalıcı ve bütünlüklü bir siyaseti samimiyetle inşa etmek zorundayız. Bu eksiklik ortadadır. Biz üstümüze düşeni alıyoruz ve yapacağız. Çocukların katledilmediği, güven içerisinde yaşadığı bir ülke için hem parti olarak daha fazla mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz huzurlarınızda" dedi.</p>

<h2>"Gülistan Doku dosasında örtbas edenler hesap vermeli, ucu nereye dokunursa dokunsun tüm sorumlular yargılanmalıdır"</h2>

<p>Cezasızlık düzenin en ağır işlediği zamanlarda olunduğunu söyleyen Bakırhan, Gülistan Doku dosyasına ilişkin gelişmelerle ilgili şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Bugün karşımızdaki en ağır gerçeklerden biri de kadın cinayetleri. Şüpheli kadın ölümleri ve zorla kaybettirilen kadınlar... Kayıp olan Muğla Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun dosyası altı yıl sonra tekrar açıldı. Bu önemli bir gelişmedir. Gülistan bir isim değil, bir sorudur. Altı yıldır bu ülkenin vicdanına sorulan ve cevabı alınmayan bir sorudur. Bu gelişme aynı kadın örgütlerinin ve kamuoyunun ısrarlı baskısı, kararlı eylemleri ve adalet talebi sayesinde mümkün olmuştur. Gülistan'ı ve benzer kadın cinayetlerini gölgede bırakmak istemeyen açığa çıkarmaya çalışan bu adalet arayan ailelerimize ve dayanışan dostlarımıza da selam ve sevgilerimizi yolluyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağımsız, demokratik yargı inşallah işler de Gülistan'ın hesabı sorulur. Örtbas edenler hesap vermeli, ucu nereye dokunursa dokunsun tüm sorumlular yargılanmalıdır. Vali Bey'e bakın, Gülistan katledildi. Yargının işini de o yapıyor. Bir tane tetikçisini Gülistan'ın ailesine gönderiyor. O telefonunu SIM kartını alıyor. Böyle bir görevi mi varmış valinin? Biz mi bilmiyormuşuz. Bu büyük bir sorumluluktur. Bu Türkiye'nin her sokağının Susurluk olmasının önüne geçmekle ilgili tarihi bir görevdir. Bu görev sadece Gülistan Doku'yla da kalmamalı, Rojin Kabaiş, Rojvelat Kızmaz, Rabia Naz Vatan, Nadira Kadirova, Yeldana Kaharman ile de sürmelidir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tuncer-bakirhan-milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-bu-tablonun-sorumlulugunu-ustlenmeli-ve-istifa-etmelidir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/bakirhan-7.png" type="image/jpeg" length="84944"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İktidardan DEM Parti'ye ‘ana dil’ yanıtları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iktidardan-dem-partiye-ana-dil-yanitlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iktidardan-dem-partiye-ana-dil-yanitlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, seçmeli olarak sunulan yaşayan diller ve lehçeler dersinin zorunlu hale getirilmesine yönelik bir çalışmalarının olmadığını açıkladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise kamu hizmetlerinde Kürtçe kullanımı konusunda iletişim sorunu yaşanmadığını belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekillerinin ana dil eğitimi ve seçmeli derslerin kapsamına yönelik soru önergelerini yanıtlayarak, bu derslerin zorunlu hale getirilmesine dair bir çalışma yürütmediklerini duyurdu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da enerji dağıtım alanında yerel personel istihdamı sayesinde dil kaynaklı bir problem yaşanmadığını kaydetti.</p>

<p>Cumhuriyet gazetesinden Sarp Sağkal'ın haberine göre, DEM Parti milletvekillerinin ana dilde eğitim ve Kürtçe’nin kamu hizmetlerinde kullanımı konusundaki önergelerine ilgili bakanlıklardan cevap geldi. Bakan Tekin; Yaşayan Diller ve Lehçeler Dersi başlığı altında halihazırda seçmeli olarak Kürtçe, Lazca, Gürcüce, Abazaca, Adığece, Arnavutça ve Boşnakça eğitim verildiğini ifade etti. Bu derslerin zorunlu ders statüsüne alınması konusunda herhangi bir hazırlık içinde olmadıklarını vurgulayan Tekin, “seçmeli derslerin yetersiz olduğuyla ilgili bir tespitlerinin olmadığını” söyledi. Tekin ayrıca, Türkçe dışındaki dillerde ders materyali hazırlanıp hazırlanmayacağı sorusuna cevaben, “ders materyali çalışmasında önceliklerinin zorunlu dersler olduğunu” belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"İLETİŞİM SORUNU YAŞANMIYOR"</h2>

<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, kamusal hizmet sunumunda Kürtçe kullanılmasına dair verilen soru önergesine yanıt verdi. Bayraktar, bakanlığın sorumluluk alanındaki elektrik ve doğal gaz dağıtım süreçlerinde yerel personel istihdamına vurgu yaptı.</p>

<p>Bakan Bayraktar açıklamasında, “Bakanlığımız görev alanına giren elektrik ve doğal gaz dağıtım alanlarında ilgili dağıtım şirketleri genellikle yerelde ikamet eden vatandaşlarımızı istihdam ettiği için Türkçe bilmeyen vatandaşlarımız herhangi bir iletişim problemi yaşamamakta, ayrıca bu yönde bir problem yaşandığına ilişkin bakanlığımıza iletilmiş herhangi bir bildirim de bulunmamaktadır” ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iktidardan-dem-partiye-ana-dil-yanitlari</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/tbmm-13.png" type="image/jpeg" length="60872"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel: Otokrat ve ondan medet umanların hepsini birden yeneceğiz, Türkiye'ye demokrasiyi geri getireceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-otokrat-ve-ondan-medet-umanlarin-hepsini-birden-yenecegiz-turkiyeye-demokrasiyi-geri-getirecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-otokrat-ve-ondan-medet-umanlarin-hepsini-birden-yenecegiz-turkiyeye-demokrasiyi-geri-getirecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yapılacak ilk seçimlerin "demokratlar ile otokratlar" arasında geçeceğini ifade etti. Özel, otokratik yönetim anlayışını ve bu yapıdan medet umanları yeneceklerini belirterek, Türkiye’ye demokrasiyi yeniden getireceklerini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yapılacak ilk seçimleri beklediklerini belirterek, "İlmek ilmek, acı acı zorluklarla bu yolu yürüyoruz. Ama herkes emin olsun ki yapılacak ilk seçim aynı Macaristan'da, Brezilya'da olduğu gibi demokratlarla otokrat arasında olacaktır. Otokrat ve ondan medet umanların hepsini birden yeneceğiz, Türkiye'ye demokrasiyi geri getireceğiz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında "Bu yüksek katılım, bu coşku, bu heyecan emin olun sürekli bir kötülükle karşımızda olanlara, partimize saldıranlara, seçilmişlere, belediye başkanlarımıza saldıranlara, arkadşlarımıza saldıranlara yani dost olmayanlara kaygı veriyor, dosta da güven veriyor, iyi ki varsınız" dedi. Özel, şunları kaydetti:</p>

<p>"Geçtiğimiz hafta evlatlarımızı hedef alan saldırıların yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik hadsiz bir saldırı gerçekleşti. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack iki gün sonra 106'ncı kuruluş yıl dönümünü kutlayacağımız Meclisimizin, bir Kurtuluş Savaşı'nı sonra kuruluşu örgütleyenlerin ve buradan en doğru yönetim biçimi olan demokrasiyi önceleyenlerin, kendisine krallık padişahlık Amerikan tipi başkanlık hangisini seçeceksin dendiğinde 'Millet bir Meclis kurdu ne görev verirse onu yapacağız' diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bu çatının altındayız. Ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na güven mektubu sunanlar, 'Ülkem adına ülkemi orada ben temsil edeceğim, beni muhatap kabul edin. Size saygılıyız. Sizi buraya getiren iradeye saygılıyız. Şahsınızda Türkiye Cumhuriyeti'nin yanındayız. Kabul buyurunuz' diye güven mektubu sunanlar oturuyorlar. Bacak bacak üstüne atıyorlar. Geriliyorlar, yayılıyorlar. 'Tepki alacağımı biliyorum' ama deyip özensiz cümleler kuruyorlar. 'Buralarda' diyor. Antalya'da oturuyor. Atatürk'ün 'Şüphesiz dünyanın en güzel şehri' dediği Antalya'da Atatürk'ün en büyük eseri Cumhuriyet sayesinde o devlete gelip ülkem adına burada ülkemi ben temsil edeceğim diyen birisi yayıla kaykıla efendim 'Buralarda işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri oldu. Ya merhametli monarşiler ya meşruti monarşi türü yapılar... Demokrasi buralarda işlemiyor' diyor. Üstelik bu konuşmayı Cumhurbaşkanının himayesinde Dışişleri Bakanının ev sahipliğinde Antalya'daki Diplomasi Forumu'nda yapıyor.</p>

<p>Trump'ın yeni düzenini dünya düzeni olarak dayatırlarken Trump'ın özel temsilcisi olarak burada olan, Suriye'deki iyi iş yapıyor diyenler, İran'ı üç günde rejimini değiştireceğiz diyenler, yeni dini lideri seçerken bana danışın yoksa kabul etmem diyenler, yani artık Ortadoğu'da devlet dışı unsurlar yok devletlere tabi olsun ama her devletin başında benim dediğim olsun benim dediğim gibi yönetsin, benim çıkarlarımı onlar korusun dedikleri kukla lider modelini Türkiye'de söyleyip adına monarşi, adına demokrasi değil güçlü lider diyerek kendi tercihlerinin yönetim biçimini Trump'ın yeni düzenini Türkiye''de ilan etmeye çalışıyorlar.</p>

<h2><strong>"Bir kelime söylemediler buna dair"</strong></h2>

<p>Bu Barrack, Erdoğan'da olmayanı ona verip, her şeyi alacak Trump diyor. 'Olmayan nedir' sorusunun cevabına 'Meşruiyet' diyor. Erdoğan meşru değil. Ülkesinde seçim kaybetti, tartışılıyor, adil yönetmiyor, AİHM, AYM kararlarına uymuyor, hukuk tanımıyor. Bir kelime söylemediler buna dair. Trump'ın Dışişleri Bakanı, Erdoğan için Trump'la beş dakika görüşmek için yalvarıyorlar dedi. Bu laftan iki gün sonra gidip Trump'la görüştüler. Şimdi öyle bir durumla karşı karşıyayız ki artık Erdoğan-Trump ilişkisi Türkiye'nin menfaatini düşünen, onurunu kollayan kurumsal bir ilişki olmaktan, kurallara dayalı bir ilişki olmaktan çıkmış, karşılıklı çıkar ilişkisine dönmüştür. Erdoğan Trump'la kurduğu ilişkiyi bir al-ver, bir muhtaçlık ve 'O olmazsa ben olmam' diyerek ona karşı tek kelime sesini çıkaramayan bir noktaya gelmiştir. Nerede o Erdoğan'ın dış politikadaki yok efendim 'One minute'ini anlatanlar, ona posta koydu bunu bilmem ne yaptı... Macron'un parmağını tutmasından parmak güreşi diplomasisi bilmem nesi çıkaranlara soruyorum ne oluyor şimdi? Bu topraklarda yemini üzerine ettiğiniz Anayasa'nın tarif ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Başkanına beş dakika için yalvarıyor, bizden meşruiyet alıp her şeyi bize veriyor diyenlerin şimdi artık burada güçlü liderin monarşisi lazım, buralarda başka bir şey işlemiyor deyince susanlara söylüyorum.</p>

<h2><strong>"Kitlelerin sesini duymayan, kendilerine alan ve birlik yaratan yeni bir sistem kurmaya çalışıyorlar"</strong></h2>

<p>Aslında saflar net. Dünyada da netleşiyor. Diplomasi forumu diye kodladığınız yerde kimlerin gelip kimlerin gelmediğini bir görün. Kimler kimlerle beraber ne konuştu hafta sonu, siz kimlerle neleri konuştunuz, hangi lafları yuttunuz onu görün. Trump ya da Elon Musk Almanya'da AFD'yi destekliyorlar, geçmişteki o büyük acıları bize yaşatan yangınları, Solingen'deki faciaları yaşatanların siyasi yapısını destekliyor. Macaristan'a gidince Orban'ı, Hindistan Modi'yi, Türkiye'ye gelince Erdoğan'ı destekliyor bunlar. Dünyanın bütün otokratlarını bir arada tutan otokratların dayanışması, birbirinden öğrenmesi, birbirine öğretmesi, 'Ben burada kanun koydum. Bana karşı haber yapanı yalan bilgiyi yayma suçundan atıyorum.' O kanunu burada imzalayıp veriyorlar. Öbür tarafta 'Ben sosyal medyada şunu yaptım.' Bu tarafta aynısını yapıyorlar. Nerede özgürlüğü kısıtlayan bir şey varsa birbirlerinden öğreniyorlar ve hep kendilerini destekleyen, birbirlerini destekleyenleri var ederek, demokrasiyi gerileterek, halkların genel çıkarları yerine zümreleri koruyarak her ülkedeki zümrelerin dayanışmasıyla bütün ülkelerdeki yoksulları daha yoksul bırakan, güvencesizleri daha güvencesiz bırakan, kitlelerin sesini duymayan, kendilerine alan ve birlik yaratan yeni bir sistem kurmaya çalışıyorlar.</p>

<h2><strong>"İsrail'le, Filistin Kurtuluş Örgütü'yle, Pedro Sanchez'le, Brezilya'da Lula'yla, dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız"</strong></h2>

<p>İşte biz buna karşı Türkiye'de bütün demokratları darbeye direnmeye nasıl çağırdıysak İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'le dünyanın bütün demokratlarını başta Avrupa'daki Sosyalist Enternasyonal ile İlerici İttifak ayrılığını ortadan kaldıran, PES çatısı altında birleştiren Amerika'dan Brezilya'ya bütün demokratları davet eden ve küresel bir seferberlik ilan eden bir toplantıyı bir buçuk yıllık bir uğraşın sonunda Barcelona'da hayata geçirdik. Orada o toplantıya biz Barselona'dayken Milano'da Avrupa'nın aşırı sağcıları tepki gösterdi. İslamofobik söylemlerin sahipleri, Türkiye düşmanları, yabancı düşmanları, her türlü aşırı sağ yapılar, dünyanın demokratlarına karşı orada toplanıp bizim toplantıya laf ettiler. Türkiye'den de bizim toplantıya Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel sekreteri, sözcüleri laf ettiler. Herkes layığıyla beraber, herkes sevdiğiyle beraber, herkes benzer hayaller kurduklarıyla beraber. Onlar Avrupa'nın aşırı sağıyla, onları destekleyen Trump'la, Trump'ın desteklediği Netanyahu'yla aynı hattalar. Biz İsrail'le, Filistin Kurtuluş Örgütü'yle, Pedro Sanchez'le, Brezilya'da Lula'yla, dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız ve birlikteyiz.</p>

<p>Şimdi çaresiz kalınca bütün her şey ortaya kabak gibi çıkınca gruplarında perde indiriyorlar, izleyin bakalım diyorlar ve geçmişteki konuşmalardan bu kadarcık parçalar kesip utanmadan o yalanı oynatıp onun üstüne CHP'ye, partinin kurumsal kimliğine, geçmişine, geçmişte 12 Mart darbesini kendine kabul edip isyan eden ve onun üstünden yeni bir demokratik hat ve yeni bir yürüyüş örgütleyen Ecevit'ten utanmadan Türkiye'de Sevri yırtıp atıp Lozan'ı yaparken Türkiye'nin onurlu dış politikasını sarsılmaz dış politikasını tarif eden İsmet Paşa'dan utanmadan, birileri kırmızı halılarla işgal ordularını savunurken 'Geldikleri gibi gidecekler' diyen gazinin hattını tutturamayan 6'ncı Filo geldiğinde karşısına geçip secde edip 6'ncı Filo'ya 'Defol' diyenleri darağacına çekildiği sürecin iz düşümünü takip edenler CHP'ye dış politika kendilerine akıllarınca güçlü liderlik deyip demokrasi dışı yeni bir hat tarif edemezler. Ama ona söyledim: 'Sana helal olan hiçbir şey bize haram değil. Sana serbest olan hiçbir şey bize yasak değil. Hak etmediğimizi görürsek, duyarsak hak ettiğini duyacaksın' dedim."</p>

<p>Özel, daha sonra dış politikaya ilişkin bir video izletti.</p>

<h2><strong>"Türkiye'ye demokrasiyi geri getireceğiz"</strong></h2>

<p>Özel, daha sonra, "Sosyal medyadaki yalanlar, linçler ve acaba bir şekilde yine iktidarda kalacak mı diye endişe edenlere söylüyorum: Hiç kimse ama hiç kimse enseyi karartmasın. Zaten bu yaşananlar o gidişin habercileri. Bir bedel ödenmeden acı çekilmeden acıyla sınanmadan bu direnç testlerinde geçmeden iktidar olunmuyor. Bütün kadrolarımız, bütün arkadaşlarımız meselenin tam olarak farkındadır. Ve sadece iki buçuk yıldır girdiğimiz ilk seçimlerde 47 yıl sonra partimizi birinci yaptığımız gibi, Kuzey Kıbrıs seçimlerinde doğru bir yerde durduk, doğru bir hat tarif ettik, var güçleriyle gittiler, seçime müdahale ettiler. Yüzde 65'le kaybettiler. Macaristan'da Orban'ı desteklediler. Orban gitti. Brezilya'da Bolsonaro rakibini Lula'yı hapse attı. Hapiste tuttu. 12 yıl hapis cezası verdi. Ama eninde sonunda Lula cezaevinden çıktı. Seçimlere girdi. Bolsonaro'yu yendi ve iktidara partisini getirdi, ülkesindeki mağdurların sesi oldu. Türkiye'de iktidarın değişmesi için saflar bellidir. Dünyada nasıl Erdoğan, Trump ve İsrail aynı tarafta durup Tom Barrack'ın tarifiyle burada kendilerince kendilerine bir iktidar tarif ediyorlarsa biz Filistin'le beraber dünyanın bütün demokratlarıyla beraber yapılacak ilk seçimi bekliyoruz. İlmek ilmek, acı acı zorluklarla bu yolu yürüyoruz. Ama herkes emin olsun ki yapılacak ilk seçim aynı Macaristan'da, Brezilya'da olduğu gibi demokratlarla otokrat arasında olacaktır. Otokrat ve ondan medet umanların hepsini birden yeneceğiz, Türkiye'ye demokrasiyi geri getireceğiz" ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-otokrat-ve-ondan-medet-umanlarin-hepsini-birden-yenecegiz-turkiyeye-demokrasiyi-geri-getirecegiz</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/ozgur-ozelin-kac-tane-cocugu-var-3.jpg" type="image/jpeg" length="22315"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="86291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="39890"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="54217"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="46365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="16290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="81710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="95441"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="82672"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="59903"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="14463"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="49009"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="71420"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="59581"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="74213"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="47915"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="67444"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="55216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="89862"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="34337"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
