<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 13 Apr 2026 19:20:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doruk Madencilik işçileri Ankara’ya yürüyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/doruk-madencilik-iscileri-ankaraya-yuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/doruk-madencilik-iscileri-ankaraya-yuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doruk Madencilik işçileri, ücret ve tazminat talebiyle Eskişehir’den Ankara’ya yürüyüş başlattı. Sendika Genel Başkanı Gökay Çakır, “Ölmek var dönmek yok” diyerek hakları alınana kadar mücadele edeceklerini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskişehir’de faaliyet gösteren Doruk Madencilik’te çalışan ve Bağımsız Maden İş Sendikası’na üye işçiler, ücret, ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi talebiyle Ankara’ya yürüyüş başlattı. Doruk Madencilik işletmesi önünde bir araya gelen işçiler, sabah saatlerinde yürüyüşe geçti.</p>

<h2>BAĞIMSIZ MADEN İŞ GENEL BAŞKANI’NDAN AÇIKLAMALAR</h2>

<p>Yürüyüş öncesi açıklama yapan Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“2016’dan beri burayı TMSF çalıştırmış. Biz alacaklarımızın hepsini TMSF’den alacağız. Yürüyüşümüz Ankara’ya vardıktan sonra şunu yapacağız: TMSF’nin, Enerji Bakanlığı’nın, Yıldızlar Holding’in patronunun evinin önüne, iş yerine gideceğiz. Gerekirse yarımız geri dönecek ve bu madene kapanacak ama bu hakları almadan hiçbir yere gitmeyeceğiz. Bağımsız Maden İş Sendikası’nın sloganı ‘Ölmek var dönmek yok’. Bu hakları almadan sizleri evinize göndermeyeceğiz, bunu herkes bilsin. Ama 6 ay ama 1 yıl ama 5 yıl sürecek. Bu mücadeleyi hep beraber başaracağız. Bunu da Türkiye halkı, işçi sınıfı, tüm siyasi partiler, bugüne kadar size omuz veren, sırtınızı sıvayan arkadaşlarınız da görecek.</p>

<p>Sendika burada sizi oyuna getirmiş. Senelerden beri sizin kanınızla, paranızla beslenmiş bu sendika ama size de hakkınızı vermemiş. Bunu bilerek ve isteyerek yapmışlar. Sizden çocuğunuzun geleceğini bile almışlar. İnsanın çocuğunun geleceği, elinden emeği alınmaz. Elbette bizi de alabilirler. Bundan hiç korkmayın. Korkmadan geliyoruz, korkmadan da yürüyeceğiz.”</p>

<h2>YÜRÜYÜŞ PLANI</h2>

<p>Bağımsız Maden İş Sendikası’nın sosyal medya hesabı üzerinden yapılan açıklamada, işçilerin 15 Nisan’da Beypazarı, 16 Nisan’da Güdül, 17 Nisan’da Ayaş, 18 Nisan’da Yenikent, 19 Nisan’da Sincan ve 20 Nisan’da Ankara merkezde olmayı planladıkları belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/doruk-madencilik-iscileri-ankaraya-yuruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 17:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/bagimsiz-maden-is-2.png" type="image/jpeg" length="70562"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukası saat 17.00 itibariyle başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/abdnin-iran-limanlarina-yonelik-deniz-ablukasi-saat-1700-itibariyle-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/abdnin-iran-limanlarina-yonelik-deniz-ablukasi-saat-1700-itibariyle-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD, İran limanlarına giren ve çıkan gemilere yönelik deniz ablukasını saat 17.00 itibarıyla başlattı. CENTCOM ablukanın İran kıyı şeridinin tamamını kapsayacağını duyururken, İran Devrim Muhafızları olası müdahalelere “sert karşılık” uyarısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’nin yerel saatle 10.00 (TSİ 17.00) itibarıyla İran limanlarına giren ve çıkan gemilere yönelik abluka uygulamaya başlayacağı duyuruldu. ABD Başkanı Donald Trump, bugün erken saatlerde sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, söz konusu uygulamanın yürürlüğe gireceğini açıkladı.</p>

<h2>ABLUKA İRAN KIYI ŞERİDİNİN TAMAMINI KAPSIYOR</h2>

<p>ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) tarafından denizcilere gönderilen ve uluslararası ajanslara yansıyan bilgilere göre, abluka İran kıyı şeridinin tamamını kapsayacak. Hürmüz Boğazı’nın doğusu ile Umman Denizi ve Arap Denizi’nde seyreden tüm bayraklara sahip gemilerin uygulamadan etkilenebileceği belirtildi. CENTCOM, abluka kapsamındaki bölgeye izinsiz giriş veya çıkış yapan gemilerin durdurulabileceği, yönlendirilebileceği ya da el konulabileceği uyarısında bulundu. Açıklamada, gıda ve tıbbi malzemeler gibi insani yardımların ise denetime tabi olmak şartıyla geçişine izin verileceği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan, İran Devrim Muhafızları’ndan yapılan açıklamada Hürmüz Boğazı’na yaklaşan askeri unsurlara “sert şekilde karşılık verileceği” bildirildi. Gelişmelerin bölgedeki gerilimi artırması beklenirken, deniz ablukasının küresel ticaret ve enerji sevkiyatı üzerindeki olası etkileri yakından izleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/abdnin-iran-limanlarina-yonelik-deniz-ablukasi-saat-1700-itibariyle-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/hurmuz-bogazi-1.jpg" type="image/jpeg" length="14249"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD medyası: Arabulucular ABD-İran nükleer görüşmelerini canlandırmaya çalışıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/abd-medyasi-arabulucular-abd-iran-nukleer-gorusmelerini-canlandirmaya-calisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/abd-medyasi-arabulucular-abd-iran-nukleer-gorusmelerini-canlandirmaya-calisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında 6 Nisan’da varılan iki haftalık ateşkesin süresi dolmadan nükleer müzakereleri yeniden başlatmak için diplomatik çabalar hız kazandı. ABD medyası, arabulucuların ABD-İran nükleer görüşmelerini canlandırmaya çalıştığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD merkezli Axios’un haberine göre Türkiye, Pakistan ve Mısır’dan temsilciler, arabuluculuk çabaları kapsamında önümüzdeki günlerde ABD ve İran’la temaslarını sürdürecek. Arabulucuların taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkları azaltmayı hedeflediği belirtildi. İsmi belirtilmeyen bölgeden bir kaynak ve bir ABD’li yetkiliye dayandırılan haberde, tarafların hâlâ bir anlaşmanın mümkün olduğuna inandığı ve 21 Nisan’da sona ermesi beklenen ateşkes öncesinde yeni bir müzakere turunun gerçekleştirilebileceği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KAPININ HENÜZ KAPANMADIĞI</h2>

<p>Müzakereler hakkında bilgi sahibi bir kaynak, sürecin tamamen tıkanmadığını belirterek “kapının henüz kapanmadığı, tarafların pazarlığı sürdürdüğü” değerlendirmesinde bulundu. ABD’li bir yetkili de İran’ın daha esnek bir tutum sergilemesi halinde anlaşmaya varılabileceğini söyledi. İran’ın Pakistan Büyükelçisi Rıza Emiri Moghadam ise İslamabad görüşmelerinin başarısız olmadığını, aksine diplomatik sürecin temelini oluşturduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/abd-medyasi-arabulucular-abd-iran-nukleer-gorusmelerini-canlandirmaya-calisiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/iran-bayragi-dokuz8.png" type="image/jpeg" length="74899"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP’li Karasu: CHP tarihinin en büyük saldırılarından birisiyle karşı karşıya, ihanet şebekelerine de taviz vermeyeceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-karasu-chp-tarihinin-en-buyuk-saldirilarindan-birisiyle-karsi-karsiya-ihanet-sebekelerine-de-taviz-vermeyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-karasu-chp-tarihinin-en-buyuk-saldirilarindan-birisiyle-karsi-karsiya-ihanet-sebekelerine-de-taviz-vermeyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, partisinin tarihinin en büyük saldırılarından biriyle karşı karşıya olduğunu belirterek, içerideki ihanet şebekelerine taviz vermeyeceklerini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklanmasının ardından CHP Ankara İl Başkanlığı’nda bir açıklama yaptı. Karasu, CHP’nin 13 aydır saldırı altında olduğunu, partinin birinci parti olması ve iktidara doğru ilerlemesinin AKP iktidarını rahatsız ettiğini belirtti. Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarının 19 Mart’ta gözaltına alınmasıyla başlayan sürecin, Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklanmasıyla devam ettiğini ifade etti.</p>

<p>Karasu, CHP’nin 103 yıllık bir siyasi parti olduğunu, tarihi boyunca saldırılarla karşılaştığını ancak hiçbir zaman boyun eğmediğini vurguladı. Başta Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere parti yöneticilerinin saldırılara uğradığını, il başkanlarının ve yöneticilerinin katledildiğini, 1980 darbesinde CHP’nin kapısına kilit vurulduğunu ve genel başkanlarının cezaevine konulduğunu hatırlatan Karasu, “CHP’yi kimse boyun eğdirememiştir, kimse bileğini bükememiştir. Bunu Adalet ve Kalkınma Partisi ve Recep Tayyip Erdoğan da başaramayacaktır” dedi.</p>

<p>Karasu, cezaevinde tutulan yol arkadaşlarının hiçbirinin boyun eğmediğini ve eğmeyeceğini belirterek, 2 milyon üye ve son seçimlerde kendilerine destek veren 18 milyon vatandaşla birlikte AKP iktidarını göndermek için mücadele edeceklerini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"O SANDIK GELECEK"</h2>

<p>Karasu, Macaristan seçimlerinin otoriter liderlerin sonunda sandıkta kaybedeceğini gösterdiğini belirterek, Türkiye’de de sandığın geleceğini ve AKP ile Recep Tayyip Erdoğan’ın kaybedeceğini söyledi. Mevcut hukuksuz uygulamaları, baskıları ve tehditleri kaybetme telaşının bir sonucu olarak değerlendiren Karasu, CHP üzerinde oynanmak istenen oyuna partinin düşmeyeceğini ifade etti.</p>

<p>Karasu açıklamasında ayrıca şunları kaydetti:</p>

<p>“CHP, bugün belki de tarihinin en büyük saldırılarından birisiyle karşı karşıyadır. Baskı altındayız, tehdit altındayız, dışarıda bize ilan edilmiş bir savaş vardır. İçeride de ne yazık ki ihanetçi, işbirlikçiler vardır. Bugün CHP’li gözüken ihanet şebekeleri vardır. Bizler içerideki ihanet şebekelerine de taviz vermeyeceğiz. İçeride de dışarıda da CHP’ye ne tür saldırılar olursa olsun CHP dimdik ayaktadır. CHP’yi kimsenin yıkmaya da geri adım attırmaya da boyun eğdirmeye de kimsenin gücü yetmeyecektir.</p>

<p>Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bir amacı sokakta yaşanan ekonomik krizi vatandaşlarımıza unutturmak, gündemi değiştirtmektir. Ne sokakta yaşananları unutturmalarına izin vereceğiz ne de yöneticilerimize karşı yapılan hukuksuzluğa karşı geri adım atacağız. 86 milyon her şeyi görmektedir. Bu yapılanların gelmekte olan iktidara karşı darbe olduğunu herkes görmektedir. Sandık geldiğinde gereken cevabı Adalet ve Kalkınma Partisi’ne verecektir. AKP’nin her türlü baskısına karşı mücadele etmeye hazırız.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-karasu-chp-tarihinin-en-buyuk-saldirilarindan-birisiyle-karsi-karsiya-ihanet-sebekelerine-de-taviz-vermeyecegiz</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/ulas-karasu-1.png" type="image/jpeg" length="65032"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TKP’den Taksim açıklaması: 1 Mayıs’ın bir alan inatlaşmasına indirgenmesi, tam da iktidarların istediği bir olgudur]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tkpden-taksim-aciklamasi-1-mayisin-bir-alan-inatlasmasina-indirgenmesi-tam-da-iktidarlarin-istedigi-bir-olgudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tkpden-taksim-aciklamasi-1-mayisin-bir-alan-inatlasmasina-indirgenmesi-tam-da-iktidarlarin-istedigi-bir-olgudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TKP, 1 Mayıs’ın bir alan inatlaşmasına indirgenmesinin iktidarların istediği bir olgu olduğunu belirterek, Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de miting düzenleyeceğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Komünist Partisi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de miting düzenleme kararı aldığını duyurdu. TKP’den yapılan açıklamada, 1 Mayıs’ın işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olduğu vurgulanarak, bu günün emekçi halkın örgütlendiği, irade ortaya koyduğu ve umut büyüttüğü bir içerikle anlam kazanabileceği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, Türkiye’de 1 Mayısların “anlamsızlaşma tehlikesiyle karşı karşıya” olduğu ifade edildi. Taksim Meydanı’nın, Türkiye’de 1 Mayıs’ın ilk kez kitlesel ve merkezi olarak kutlandığı alan olduğu, ancak süreçte yasaklama ve baskı dönemlerinde Taksim’in doğal bir mücadele alanına dönüştüğü belirtildi.</p>

<p>TKP açıklamasında ayrıca şunlar kaydedildi:</p>

<p>“Partimiz yıllar boyunca Taksim’in 1 Mayıs Alanı olarak işçi sınıfına açılması için sürdürülen mücadelenin parçası olurken, birkaç kez iktidarların yasakçı tutumunun örgütlü bir iradeyle delinebileceğini göstermiştir. Öte yandan 1 Mayıs’ın bir alan inatlaşmasına indirgenmesi, tam da iktidarların istediği bir olgudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1 Mayıslarda önceliğin, işçi sınıfının çıkarlarını temsil eden birleşik ve bağımsız bir kuvvetin vücut bulmasını sağlamak olması gerekmektedir. Taksim’in bir daha sermaye tarafından işçi sınıfına kapatılamayacak bir biçimde yeniden kazanılması da ancak bu çabanın sonucu olarak mümkün olacaktır.</p>

<p>Böylesi bir birlik ise, protokol açıklamalarla ‘biz Taksim’deyiz, herkese çağrımızdır’ diye ilan edip 1 Mayıs’a kısa bir süre kala başka bir alanı miting adresi olarak göstererek sağlanamaz. 1 Mayıslar işçi sınıfının sözünün ve eyleminin sömürücü sınıflar dışında bütün topluma umut verdiği bir gün olmalıdır. TKP’nin bütün çabası bu yöndedir.</p>

<p>TKP, Türkiye’nin devrimci, yurtsever, cumhuriyetçi birikiminin ve en önemlisi işçi sınıfının öncü kesimlerinin 1 Mayıslarda boynunun bükük durmaması, tersine 1 Mayıs’ın hemen ertesinde daha büyük bir umut ve kararlılıkla mücadeleye devam etmesi için sorumluluk almaktadır. Benzer kaygı ve yaklaşımlarla hareket eden siyasi ve sendikal yapıları bu sorumluluğu paylaşmaya, dört merkezde düzenlenecek 1 Mayıslara aktif bir biçimde katılmaya çağırıyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tkpden-taksim-aciklamasi-1-mayisin-bir-alan-inatlasmasina-indirgenmesi-tam-da-iktidarlarin-istedigi-bir-olgudur</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/01/tkp-turkiye-komunist-partisi-1.png" type="image/jpeg" length="31711"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Papa’dan Trump’a cevap: Savaşa karşı konuşmaya devam edeceğim]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/papadan-trumpa-cevap-savasa-karsi-konusmaya-devam-edecegim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/papadan-trumpa-cevap-savasa-karsi-konusmaya-devam-edecegim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, ABD Başkanı Donald Trump’ın eleştirilerine, savaşa karşı konuşmaya devam edeceğini söyleyerek yanıt verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, kendisine sert eleştirilerde bulunan ABD Başkanı Donald Trump’a yanıt verdi. Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, tarihte ABD’li ilk Papa olan 14. Leo, ABD Başkanı Trump’ın kendisine yönelik dünkü eleştirilerini yanıtladı. Papa 14. Leo, 11 gün sürecek ve 4 ülkeyi kapsayan Afrika turunun ilk ayağı için Roma’dan Cezayir’e uçtuğu sırada, seyahatini takip eden gazetecilere Trump’ın sözlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>

<h2>PAPA LEO’DAN TRUMP’A YANIT</h2>

<p>İtalyan ANSA ajansının haberine göre Papa 14. Leo, “Trump yönetiminden korkmuyorum. Ben siyasetçi değilim. Ben İncil’den bahsediyorum. Bu nedenle savaşa karşı yüksek sesle konuşmaya devam edeceğim. Onunla bir tartışmaya girmeye niyetim yok.” diye konuştu.</p>

<p>Papa 14. Leo ayrıca şunları söyledi:</p>

<p>“Bazı insanların yaptığı gibi İncil’in istismar edilebileceğini düşünmüyorum. Savaşların son bulması, diyalog ve sorunlara adil çözümler bulmak için uluslar arasında çok taraflı ilişkiler üzerinde durulması gerekiyor. Çok fazla insan acı çekiyor, çok fazla masum öldürüldü ve bence birilerinin ayağa kalkıp daha iyi bir yol olduğunu söylemesi gerekiyor.”</p>

<p>Papa, ABD Başkanı’nın mesajına atıf yaparak, bu mesajı okuyan insanların kendi sonuçlarını çıkarabileceklerini düşündüğünü kaydetti.</p>

<h2>TANSİYON YÜKSELİYOR</h2>

<p>Vatikan ve ABD ilişkilerinde tansiyon son dönemde yükseldi. ABD merkezli yayın organı “The Free Press”in 6 Nisan’daki haberinde, Papa 14. Leo’nun ocak ayındaki bir konuşmasında “güce dayalı diplomasiyi” eleştirmesi nedeniyle ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Müsteşarı Elbridge Colby’nin, o tarihte Vatikan Büyükelçisi olarak görev yapan Kardinal Christophe Pierre’i sert şekilde uyardığı ileri sürülmüştü. Bu haber, geçen hafta her iki ülke tarafından yalanlansa da ABD-Vatikan ilişkilerinde “tansiyonun yükseldiği” şeklinde yorumlanmıştı.</p>

<p>Papa 14. Leo, 11 Nisan’da ABD ile İran heyetleri arasında Pakistan’daki görüşmeler sürerken Aziz Petrus Bazilikası’ndaki dünya barışı etkinliğinde, “Artık kendine ve paraya tapınmaya son. Güç gösterisine son. Savaşa son. Gerçek güç, hayata hizmet etmekte kendini gösterir” ifadelerini kullanmıştı. Basında, Papa’nın bu sözlerinin hiç isim vermemesine karşın Trump’a yönelik olduğu yorumlarına yer verilmişti.</p>

<p>Papa’nın sözlerinin ardından ABD Başkanı Trump, dün sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda, Papa 14. Leo’nun “suç ve nükleer silahlar konusunda zayıf” ve “dış politikada berbat” olduğunu savundu. Trump, Papa 14. Leo’nun bu göreve sırf ABD’li olduğu ve kendisi Beyaz Saray’da bulunduğu için Kilise tarafından “onunla başa çıkmak” amacıyla getirildiğini iddia etti.</p>

<p>Trump, basına yaptığı açıklamada ayrıca şunları kaydetti:</p>

<p>“İran’ın nükleer silaha sahip olmasının sorun olmadığını düşünen bir Papa istemiyorum. Amerika’nın, ABD’ye büyük miktarda uyuşturucu gönderen ve daha da kötüsü katiller ve uyuşturucu satıcıları dahil hapishanelerini ülkemize boşaltan Venezuela’ya saldırmasının kötü bir şey olduğunu düşünen bir Papa istemiyorum ve ben, ezici bir çoğunlukla seçildiğim şeyi tam olarak yaptığım için ABD Başkanı’nı eleştiren bir Papa istemiyorum. Leo, Papa olarak kendine çekidüzen vermeli, sağduyulu davranmalı, radikal solun isteklerine boyun eğmeyi bırakmalı ve siyasetçi değil de büyük bir Papa olmaya odaklanmalı.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trump, eleştirilerinin ardından kendisini Hazreti İsa gibi tasvir eden bir görseli paylaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/papadan-trumpa-cevap-savasa-karsi-konusmaya-devam-edecegim</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/papa-leo-1.png" type="image/jpeg" length="22114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusya: İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu teslim alma teklifimiz hâlâ geçerli]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/rusya-iranin-zenginlestirilmis-uranyumunu-teslim-alma-teklifimiz-hala-gecerli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rusya-iranin-zenginlestirilmis-uranyumunu-teslim-alma-teklifimiz-hala-gecerli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, ABD ve İran arasında olası bir barış anlaşması kapsamında İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını teslim almaya hazır olduklarını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Rusya’nın olası bir barış anlaşması kapsamında İran’dan zenginleştirilmiş uranyum stoklarını teslim alma teklifinin hâlâ geçerli olduğunu söyledi. Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bu öneriyi hem ABD hem de bölge ülkeleriyle yaptığı temaslarda dile getirdiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>TEKLİF HÂLÂ GEÇERLİ</h2>

<p>Peskov, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı ablukaya alma planını eleştirerek, bunun küresel piyasalara zarar vereceğini söyledi ve söz konusu planın birçok yönünün hâlâ belirsiz olduğunu vurguladı.</p>

<p>Washington, İslamabad’da yürütülen müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Hürmüz Boğazı’ndan İran limanlarına giriş-çıkış yapan gemilere abluka uygulayacağını duyurdu. Tahran söz konusu girişimi “korsanlık” olarak nitelendirdi. Ablukanın bugün saat 17.00 TSİ itibarıyla yürürlüğe girmesi bekleniyor.</p>

<p>Peskov açıklamasında ayrıca şunları söyledi:</p>

<p>“Teklif hâlâ geçerli ancak henüz bu doğrultuda bir adım atılmadı. Rusya’nın, İran’la ilgili gerilimi azaltmaya katkı sağlayacak tüm iyi niyetli girişimlerde bulunmaya hazır olduğunu belirtti.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/rusya-iranin-zenginlestirilmis-uranyumunu-teslim-alma-teklifimiz-hala-gecerli</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/01/peskov-rusya.png" type="image/jpeg" length="73797"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İspanya, İran Büyükelçiliği’ni yeniden açtı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ispanya-iran-buyukelciligini-yeniden-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ispanya-iran-buyukelciligini-yeniden-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya, geçici olarak kapattığı Tahran Büyükelçiliği’ni yeniden faaliyete geçirdi. Büyükelçi Antonio Sanchez-Benedito Gaspar, diplomatik ekibiyle başkent Tahran’a döndü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İspanya’nın geçici olarak kapattığı Tahran Büyükelçiliği’ni yeniden açtığı bildirildi. İran basınında yer alan habere göre, ülkenin kuzeyinde Hazar Denizi kıyısındaki Astara sınırından İran’a giren İspanya’nın Tahran Büyükelçisi Antonio Sanchez-Benedito Gaspar, diplomatik ekibiyle başkent Tahran’a döndü ve İran’daki faaliyetlere devam edeceklerini duyurdu.</p>

<p>Gaspar, ülkesinin Tahran’daki büyükelçiliğini “barış çabalarına katkı” sağlamak amacıyla yeniden açtığını belirtti. İspanya’nın İran ile diplomatik ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra bölgenin turizm sektörünün potansiyelini de incelediğini kaydeden Gaspar şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“İleriki günlerde ortak iş birliği fırsatlarının oluşturulmasını umuyorum.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ispanya-iran-buyukelciligini-yeniden-acti</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/09/ispanya-bayrak.png" type="image/jpeg" length="76741"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülcan Kış: Daha yılın ilk çeyreğinde verilen zammın yüzde 82’si yok oldu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gulcan-kis-daha-yilin-ilk-ceyreginde-verilen-zammin-yuzde-82si-yok-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gulcan-kis-daha-yilin-ilk-ceyreginde-verilen-zammin-yuzde-82si-yok-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, yılın ilk üç ayında enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 10,04 olduğunu belirterek, yıl başında emekli aylıklarına yapılan zammın yüzde 82’sinin eridiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de yaşanan tablonun artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir kriz haline geldiğini belirtti. Kış, “Emekli pazara 500 lirayla çıkıyor, bir kilo biberin 200–250 liraya dayandığı bir ülkede fileyi dolduramadan geri dönüyor. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Yılın ilk üç ayında enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 10,04 olduğunu hatırlatan Kış, yıl başında işçi ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına yapılan yüzde 12,19’luk artışın büyük ölçüde eridiğini vurguladı. Kış, “Daha yılın ilk çeyreğinde verilen zammın yüzde 82’si yok oldu. Bugün emekli devletten alacaklı hale gelmiştir. Bu, rakamların ötesinde doğrudan hayatın içindeki kayıptır” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI VE ZAMLAR</h2>

<p>Kış, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarıldığını ancak bunun gerçekte bir iyileşme yaratmadığını belirterek, “Bu maaşın yaklaşık 2 bin lirası daha ilk üç ayda eridi. Emeklinin geliri artmıyor, kaybı büyüyor” dedi. Temel tüketim kalemlerindeki artışın emekli üzerindeki baskıyı ağırlaştırdığını ifade eden Kış, “Elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam yapıldı. Doğal gazda ise kademeli tarife nedeniyle artış bazı tüketiciler için yüzde 132’ye kadar çıkabiliyor. Bu zamlar, emeklinin zaten sınırlı olan gelirini daha da eritiyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>İktidarın bu yıl için yüzde 16 enflasyon hedefi koyduğunu hatırlatan Kış, mevcut verilerin bu hedefin inandırıcılığını ortadan kaldırdığını belirtti. Kış, “Daha ilk üç ayda yüzde 10 enflasyon gerçekleşti. Yani hedefin yüzde 63’ü şimdiden aşılmış durumda. Kalan aylarda enflasyonun çok düşük seyretmesi gerekiyor. Ancak vatandaşın yaşadığı hayat bu tabloyu doğrulamıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gelir dağılımındaki adaletsizliğe de dikkati çeken Kış, Türkiye’de en zengin yüzde 20’nin toplam gelirin yaklaşık yarısını, en yoksul yüzde 20’nin ise yalnızca yüzde 6’sını alabildiğine işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kış açıklamasında ayrıca şunları kaydetti:</p>

<p>“Bu tablo açıkça gösteriyor ki Türkiye’de sorun sadece enflasyon değil, aynı zamanda bir bölüşüm krizidir. Zengin daha zengin olurken, emekli her geçen gün daha da yoksullaşıyor.</p>

<p>Hafta sonu Türkiye’nin 81 ilinde emekliler meydanlardaydı. Bu sadece bir eylem değil, geçinemeyen milyonların ortak sesidir. Emekli artık susmuyor, hakkını talep ediyor.</p>

<p>En düşük emekli aylığı en az asgari ücret olsun dedik, kabul etmediler. Bayram ikramiyelerini 5 bin liraya çıkaralım dedik, onu da reddettiler. Emeklinin lehine olan her düzenleme bilinçli şekilde geri çevrildi.</p>

<p>AKP iktidarı emekliyi seçim zamanı hatırlıyor, geçim zamanı unutuyor. Saraydan bakınca her şey güllük gülistanlık olabilir ama pazarda, mutfakta, faturada gerçek çok ağır. Bugün emekli sadece enflasyonla değil; kira artışlarıyla, gıda fiyatlarıyla ve borç yüküyle mücadele ediyor. Bu bir ekonomik tablo değil, vicdani bir meseledir. Bu ülkede emekli sadaka istemiyor. Hakkını istiyor. Onuruyla yaşayabileceği bir gelir istiyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gulcan-kis-daha-yilin-ilk-ceyreginde-verilen-zammin-yuzde-82si-yok-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/10/gulcan-kis.jpg" type="image/jpeg" length="84639"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zeynel Emre: AİHM’in İmamoğlu davası hakkındaki soruları, davanın siyasi olduğu tezini doğruluyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/zeynel-emre-aihmin-imamoglu-davasi-hakkindaki-sorulari-davanin-siyasi-oldugu-tezini-dogruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/zeynel-emre-aihmin-imamoglu-davasi-hakkindaki-sorulari-davanin-siyasi-oldugu-tezini-dogruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Sözcüsü Zeynel Emre, AİHM’in Ekrem İmamoğlu’nun başvurusu sonrasında sorduğu beşinci ve altıncı soruların, davanın siyasi niteliğini irdelediğini belirterek, başından beri ortaya koydukları tezin doğrulandığını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre, CHP Genel Başkanlık İstanbul Çalışma Ofisi’nde bir basın toplantısı düzenledi. Emre, Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un da “büyük bir kumpasa” uğrayarak tutuklandığını söyledi. Emre açıklamasında şunları kaydetti:</p>

<p>“Ülkemiz karanlık bir süreçten geçmektedir. Bildiğimiz ceza hukukunun temel ilkeleri anlamında geçerliliği olmayan, soyut iddialara dayalı, somut delillerin bulunmadığı dosyalarla karşı karşıyayız. Kimse bu yaşanan süreci normal bir yargılama gibi değerlendirmemizi beklemesin. Bu tüm vatandaşlarımız da görüyor ki eline geçirdikleri yargıyla birlikte biz ona AK Parti’nin yargı kolları diyoruz, bütün gücüyle CHP’nin kurumsal kimliğini ortadan kaldırmak, seçilmişlerin iradesini, halkın umudunu kırmak maksadıyla yapılan seri operasyonlardır. Türkiye’de kooperatif davasından gidin, bakın; tutuklu dahi bulamazsınız. Böylesine önemli pozisyonda bulunan kimseleri siyaseten saf dışı bırakmak için yapılan operasyonlar karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz. CHP ölümü göze alanların partisidir. CHP savaş meydanlarında kurulmuştur. CHP Kuvayı Milliye ruhudur. Lideri Mustafa Kemal Atatürk 41 kez suikastla karşılaşmasına rağmen inandığı yoldan dönmemiştir. Biz de inandığımız yoldan yürümeye kararlılıkla devam edeceğiz.</p>

<p><strong>‘AİHM’İN İMAMOĞLU DAVASI HAKKINDAKİ SORULARI ORTAYA KOYDUĞUMUZ TEZİ DOĞRULUYOR’</strong></p>

<p>Biz davaların siyasi olduğunu söylüyoruz. Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) Sayın İmamoğlu’nun başvurusu sonrasında AİHM’in bir değerlendirmesi oldu. Öncelikli inceleme kararı aldı. Sormuş olduğu altı sorunun dördü, benzer durumlarda sormuş olduğu matbu sorulardır. Burada beşinci ve altıncı sormuş olduğu soruya baktığınız zaman, bir defa politik amaçlı tutuklama iddiası ve davanın siyasi niteliğini irdelediğini görüyorsunuz. Ve yine Sayın İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı süreci, seçme-seçilme hakkına yönelik müdahale konusunda sorgulama yaptığını görüyoruz. Esasında başından beri ortaya koyduğumuz tezin doğruluğu bir yönüyle ortaya çıkmış oluyor. Bu sorulara cevap verdikten sonra bir ihlal kararı vermesi muhtemeldir. Görünen odur. Türkiye, uzunca bir süredir AİHM ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının bağlayıcılığına rağmen tanınmamasından kaynaklı ciddi maddi ve manevi zararlara uğramaktadır. Biz buradan iyi bir karar, hakkaniyetli bir karar çıkmasını ve bu kararın Anayasa 90’da yazdığı şekliyle bizim açımızdan bağlayıcı olduğunun altını çizelim. Ve bunu da takip ettiğimizi belirtelim.</p>

<p><strong>‘O KADAR ÇOK ŞEY SATILDI Kİ SIRA OTOYOLLARA, ORMANLARA, MİLLİ PARKLARA GELDİ’</strong></p>

<p>CHP olarak büyük saldırılar altındayız. Buna karşın vatandaşımızın gerçek gündemini söylemekten geri durmayacağız. Vatandaşımız yoksullukla boğuşuyor. Vatandaşımız çocuklarının geleceğini, eğitimini düşünüyor. Bir yandan ülkesinin madenlerinin, ormanlarının, ta Cumhuriyet döneminden kalma mallarının nasıl peşkeş çekildiğini görüyor. O kadar çok şey satıldı ki sıra otoyollara, ormanlara, milli parklara geldi. Buraları satmak istiyorlar. Geçtiğimiz gün, Sayın Erdoğan’ın bir açıklaması var, evlere şenlik. Diyor ki ‘Bizim gündemimizde seçim yok. Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak için yoğun çaba sarf ediyoruz.’ Bu açıklamadan şunu anlayamıyoruz. Bizim ülkemize fabrika mı yapılacak, yatırım mı yapılacak? Katma değeri yüksek ürünler mi üretilecek bu ülkede? Bu ülkedeki işsizliğin son bulması için çeşitli hamlelerde mi bulunulacak? Üretim ekonomisine mi geçeceğiz?</p>

<p><strong>‘ERDOĞAN’IN ELİNİ SIKTIĞI CEO, KATİL NETANYAHU’NUN VE ONUN DESTEKÇİLERİNİN YANINDA YER ALMIŞTIR’</strong></p>

<p>Sayın Erdoğan’ın bu sözleriyle birlikte ülkeyi uluslararası sermayeye peşkeş çekmenin itirafının olduğunu görüyoruz. Çünkü aynı hafta kiminle fotoğraf vermiş? BlackRock’un CEO’su ile. Dünyanın en büyük fonlarından biri. Bu şirket dünyayı sömüren şirketlerin başında geliyor. ‘Bu şirketin en önemli özelliklerinden biri ne’ derseniz İsrail’e verdiği destektir. Tayyip Erdoğan’ın elini sıktığı bu CEO, mazlum Filistin halkının yanında değil; Katil Netanyahu’nun ve onun destekçilerinin yanında yer almıştır. İliç’te maden faciasının yaşandığı Kanada merkezli şirketin en büyük hissedarı BlackRock.</p>

<p>Son bir haftada Yalova’nın yaklaşık iki kat daha fazla bir orman arazisi madencilik faaliyetine açıldı. Gümüşhane’nin toplam yüzölçümünün yüzde 93’üne madencilik ruhsatı verilmiş. Kütahya yüzde 92. Giresun yüzde 85. Uşak yüzde 80. Çanakkale ve Balıkesir yüzde 79. Muğla ormanlarının yüzde 65’i, Ordu’da koruma alanlarının yüzde 91’i, Erzincan ve Tunceli’deki meraların yüzde 66’sı ve ormanların yüzde 52’si için madencilik ruhsatı verildiği tespit ediliyor. Sadece son bir haftada Yalova’nın yaklaşık iki kat daha fazla bir alanının orman arazisinin madencilik faaliyeti için açıldığını görüyorsunuz. Bu normal midir? Hangi ülkede bu düzeyde bir yağma gerçekleşmektedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muğla Akbelen’de linyit kömürü için doğayı niye katlediyorsunuz? Siz kendi ülkenize niye böyle düşmanlık yapıyorsunuz? Ormanları yok ediyorsunuz, orada bunun mücadelesini veren Esra Işık’ı tutukluyorsunuz. Başar Aksu’yu tutukluyorsunuz. Almanya’yı linyit kömüründen çıktığı için övgüyle bahsediyorsunuz. Aynısını siz doğayı katledecek bir şekilde yapıyorsunuz.</p>

<p><strong>‘ÇEYREK ASIRDIR SÜREN BU TALAN DÜZENİNİ ELBETTE SİZLERLE BİRLİKTE SONLANDIRACAĞIZ’</strong></p>

<p>Biz çeyrek asırdır süren bu talan düzenini elbette sizlerle birlikte sonlandıracağız. Genel Başkanımız mitinglerde, grup toplantısında ifade ediyor. Belki bu yolda acı çekeceğiz, üzüntü duyacağız. Belki daha fazla kumpaslarla karşı karşıya kalacağız. Ama hiçbir otoriter dönemin karanlık düzeni bir ömür boyu gitmeyeceği dünya tarihi bize göstermiştir. Ülkemiz ise ta Cumhuriyet öncesine dayanan parlamento geleneğine sahip bir ülkedir. Dolayısıyla biz bir aydınlanma dönemi geçirmişiz, devrimler geçirmişiz. Bu saatten sonra bu ülke, bir tek adam düzeniyle yönetilemez.</p>

<p>‘Bizim Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklamayla İspanya Başbakanı’nın yapmış olduğu açıklamaya arasındaki farka bakın.’ Bölgemiz ateş çemberi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik haksız bir saldırısı oldu. Bundan kaynaklı enerji fiyatlarında ciddi artışlar oldu. Şimdi orada bir müzakere süreci var. Bu müzakere sürecinin önce ülkemizde yapılacağı söylenmişti. Ülkemizin dünyadaki itibarı için önemlidir. Ama görüyorsunuz, görüşmeler önce Umman’da yapıldı. Sonra Pakistan’ın öncülüğünde yapıldı. Burada biz yokuz. Türkiye olarak bizim burada daha öncü bir rol oynamamız lazımdı. Ancak tabii ülkemizin dış politikası, uzun yıllardır ciddi şekilde savruluyor. Atanan büyükelçiler hariciye geleneğinin dışında, AK Parti’nin kendi yandaşlarına kadro ayarlamak amacıyla kullandığı, yüksek maaşlar aldığı kıymetli makamlar olarak görülüyor. Bir geçici ateşkes oluştu. Bu ateşkesten sonra, hakikaten ibretlik, bugün Türkiye, İran komşu. Tarihsel olarak ortak geçmişimiz var, yaşanmışlıklar var. Bizim ülkemizin Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklamayla İspanya Başbakanı’nın yapmış olduğu açıklamaya bakın. Aradaki farka, aradaki duyguya baktığınız zaman hakikaten bizdeki içler acısı. Sayın Erdoğan, ne Trump’a tek kelime ediyor ne Netanyahu’ya ne Amerika’ya ne İsrail’e. Ortadan ortadan açıklamalar yaptığını görüyoruz.</p>

<p>‘Siz böyle fotoğraf verirseniz, sizi kim ciddiye alır dünyada?’ Niye biz dış politikada ciddiye alınmıyoruz? Geçtiğimiz günlerde Tahran Büyükelçisi, Urumiye Başkonsolosluğu’nu ziyaret ediyor. Bir ülkedeki, bizi dışarıda temsil eden büyükelçi gittiği ülkede Türkiye Cumhuriyeti devletidir. O muameleyi görür. Kot pantolon, deri ceket giymiş. Böylesine bir dünya konjonktüründe vermiş olduğu fotoğrafa bakın. Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Yakışıyor mu bu? Monşer diye aşağılıyordunuz önceki dönemdeki büyükelçileri. Dışişleri Bakan Yardımcısı, ateş çemberindeyiz onun hali de bu. Böyle televizyona katılıyor. Yani siz böyle fotoğraf verirseniz, sizi kim ciddiye alır dünyada? Hiçbir ciddiyetiniz kalmaz. Ama zararı 85 milyon görüyoruz. Orta Doğu’daki 13 büyükelçinin 11’i evlere şenlik; eş, dost, akraba...</p>

<p>‘Askeri sağlık sistemini, CHP iktidarında muhakkak yeniden kuracağız.’ Bu ülkeye çok zarar verdi AK Parti iktidarı. AK Parti ülkeye FETÖ belasını bela etti. Darbe girişimi yaşadık, ciddi zararlar yaşadık. Geçmiş kumpaslarda birlikte bu ülkenin aydınlarına, akademisyenlerine, askerlerine büyük kumpaslar kuruldu. Darbe girişiminden sonra da ülkenin güzide kurumlarından biri olan GATA, FETÖ bahanesiyle kapatıldı. Halbuki devletin kurumlarının içinde yanlış unsurlar varsa bunları ayıklarsınız. Ama askeriyedeki sağlık sistemi olmazsa olmazdır. Çünkü savaşta asıl olan ateş altında yaşatabilmektir. Altın saatler değil, altın dakikalar söz konusudur. O nedenle muharebe sırasında askeri sağlık sistemi, savunma sisteminin görünmeyen zırhlıdır. NATO içinde bu kadar yüksek hareket kabiliyetine sahip ve bir askeri sağlık sistemi olmayan tek ülke pozisyonundayız. Bu kabul edilebilir değildir. Çünkü oradaki sağlık personeli askeri eğitim almıştır. Askerdir, zor koşullarda dayanıklılığa, çalışmaya, mücadeleye, çatışmaya hepsine hazırdır. Ve bu tek bir unsurdan ibaret değildir. Bakın, savaş cerrahisi, travmatoloji, psikolojik dayanıklılık, taktik tıp konularında eğitim almış kimselerdir. Bu ülkemiz için ihtiyaçtır. Yani biz buradan CHP olarak söyleyelim: Askeri sağlık sistemini, CHP iktidarında muhakkak yeniden kuracağız. Bu alandaki açığı kapatacağız.</p>

<p>‘Bir ülkenin beşte biri şüpheli olur mu?’ Reşit insanları düşünün, 55-60 milyon civarı. 16 milyon 73 bin kişinin adı soruşturma dosyasında geçmiş. Bazılarının birden fazla soruşturma dosyasında var. Bir ülkenin beşte biri şüpheli olur mu? Beşte biri şüpheli olan bir ülke ayakta kalabilir mi? Mal varlığına karşı işlenen suçlardan çok büyük artış var. Hırsızlıkta artış var. Mala zarar vermede, yağmada, uyuşturucuda artış var. Hürriyete karşı suçlarda, tehditte artış var. Hakaret suçlarında, yani vücut dokunulmazlığı ihlal suçu 1 milyon 39 bin 516 kişi.</p>

<p>‘Enkazdan kurtuluşun yolu sandıktır.’ Alacak-verecek icra dosyasına baktığımız zaman yeni açılanlarla birlikte 2025 yılında önceden devredilen toplam rakam 35 milyon 284 bin 34 dosya. Böyle bir rakam tespit edilmiş değil. Her alanda artış var. Siz diğer davalarla, bu icra iflasları birleştiğinizde 58 milyon yetişkin nüfusunun olduğu bir yerde, herkes mahkemelik, herkes icralık, herkesin soruşturma dosyalarında adı geçiyor, herkes yargılanıyor. Böyle bir ülkede açıktır ki çeyrek yüzyıl sonunda yönetememiş, iflas etmiş, ülkeyi batırmış, ciddi zarara uğratmış, gerek sosyal açıdan gerek ekonomik açıdan büyük tahribat vermiş bir iktidar var. Büyük bir enkaz var. Bu enkazdan nasıl kurtuluruz dediğimizde, bu enkazdan kurtuluşun yolu sandıktır. Ve bu sandığın en kısa sürede gelmesi için CHP olarak mücadele etmeye devam edeceğiz. Elbette günün sonunda sizlerle birlikte halkın iktidarını kuracağız ve Türkiye hak ettiği şekilde yönetilecektir.</p>

<p><strong>MACARİSTAN SEÇİMLERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>Emre, basın mensuplarının sorularını yanıtlarken Macaristan seçimlerine ilişkin şunları söyledi:</p>

<p>‘Hiçbir otokrat, hiçbir baskıcı düzen uzun süreli dayanamaz. Geniş bir tarih içinde düşündüğümüzde, aslında bir virgül, bir nokta olarak gelip geçer. Ama o dönem içerisinde yaşattığı acılar olur, verdiği kayıplar olur, insanlara çektirdiği sıkıntılar olur. O nedenle Orban’ın da orada hep kalmayacağı aşikardı, dünyadaki diğer otoriter liderler de kalamayacaktır. Büyük farkla sonuçlandı. Her türlü baskıcı düzene, haksızlığa karşı büyük farkla halk sandıkta dersi verdi. Ben bunun dünya demokrasi için önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü dünyada karmaşık ve kaotik bir düzenin içerisindeyiz. Biz de içinde bulunduğumuz dönemde daha öncesinden muasır medeniyetler derdik, örnek ülkeler gösterirdik. Şimdi içinde bulunduğumuz coğrafyadan dünyaya da model olacak gerçek anlamda bir demokrasiyi, kuvvetler ayrılığını, medya özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü, özgür üniversiteleri ve huzurlu bir Türkiye’yi biz de inşa edeceğiz. Bizdeki düzen de elbette değişecek.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/zeynel-emre-aihmin-imamoglu-davasi-hakkindaki-sorulari-davanin-siyasi-oldugu-tezini-dogruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/zeynel-emre-1.png" type="image/jpeg" length="78586"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EMEP Genel Başkanı Aslan’dan İliç Davası’na ilişkin ‘taraflı bilirkişi raporu’ tepkisi: Karar şimdiden hukuksuz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/emep-genel-baskani-aslandan-ilic-davasina-iliskin-tarafli-bilirkisi-raporu-tepkisi-karar-simdiden-hukuksuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/emep-genel-baskani-aslandan-ilic-davasina-iliskin-tarafli-bilirkisi-raporu-tepkisi-karar-simdiden-hukuksuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, İliç’teki maden faciası davasında hazırlanan bilirkişi raporundaki heyetten bir profesörün maden şirketiyle ticari ilişkisinin ortaya çıkmasına tepki göstererek, kararın “şimdiden hukuksuz” olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciasına ilişkin davada hazırlanan bilirkişi raporundaki heyetten bir profesörün Anagold Madencilik’le ticari ilişkisinin ortaya çıkmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Aslan, “Davaya esas kabul edilen taraflı bilirkişi raporuna dayanak yapılarak açıklanacak karar şimdiden hukuksuzdur. İliç’te adalet için yeni bilirkişi raporu hazırlanmalı, yargılama dosyası kamu görevlileri de dahil edilerek genişletilmelidir. Yarın hukuksuzluğa izin vermemek için hayatını kaybeden işçi aileleriyle duruşma salonunda olacağız” ifadesini kullandı.</p>

<p>"TİCARİ İLİŞKİ ORTAYA ÇIKTI"</p>

<p>Aslan açıklamasında şunları kaydetti:</p>

<p>“İliç’te 9 işçinin ölümüyle sonuçlanan Çöpler Altın Madeni katliamına ilişkin davanın yarın görülecek duruşmasında kararın açıklanması bekleniyor. Karar duruşması öncesi İliç skandallarına bir yenisi eklendi. Mahkemeye sunulan son bilirkişi raporunda imzası olan profesörün, katliamın sorumlusu Anagold Madencilik ile ticari ilişkisi ortaya çıktı. ODTÜ’lü akademisyenler tarafından hazırlanan ilk bilirkişi raporunda faciadaki ihmaller somut şekilde sıralanırken mahkeme heyeti değiştikten sonra dosyaya giren ve davanın temel dayanağı haline gelen ikinci raporda imzası olan Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin maden şirketiyle olan bağları ticari nitelikte. Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin kurucusu ve müdürü olduğu Hacettepe Mineral Teknolojileri Ltd. Şti.’nin resmi referans listesinde Anagold ve alt yüklenici Çiftay firmalarının isimleri yer alıyor. Davaya esas kabul edilen taraflı bilirkişi raporuna dayanak yapılarak açıklanacak karar şimdiden hukuksuzdur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İliç’te adalet için yeni bilirkişi raporu hazırlanmalı, yargılama dosyası kamu görevlileri de dahil edilerek genişletilmelidir. Yarın hukuksuzluğa izin vermemek için hayatını kaybeden işçi aileleriyle duruşma salonunda olacağız. Tüm emek ve demokrasi güçlerini de bu adalet mücadelesini sahiplenmeye çağırıyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/emep-genel-baskani-aslandan-ilic-davasina-iliskin-tarafli-bilirkisi-raporu-tepkisi-karar-simdiden-hukuksuz</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/seyit-aslan-emep.jpg" type="image/jpeg" length="16481"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Von der Leyen: Savaşın enerji faturası 22 milyar avroyu aştı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/von-der-leyen-savasin-enerji-faturasi-22-milyar-avroyu-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/von-der-leyen-savasin-enerji-faturasi-22-milyar-avroyu-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ursula von der Leyen, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın enerji maliyetlerindeki artışla Avrupa Birliği’ne ağır bir fatura çıkardığını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa liderlerinin katılacağı gayriresmi zirve öncesinde yaptığı açıklamada, savaşın başlamasından bu yana geçen 44 günde AB’nin fosil yakıt ithalatı için ödediği tutarın 22 milyar avrodan fazla arttığını belirtti. Von der Leyen, buna karşın “tek bir molekül” ek enerji elde edilmediğini ifade etti. Bu durumun Avrupa’nın fosil yakıtlara olan aşırı bağımlılığının maliyetini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Von der Leyen ayrıca, küresel enerji ve ticaret güvenliği açısından Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer serbestisinin “hayati önemde” olduğunu vurguladı. Boğazdaki olası aksaklıkların enerji arzı ve ticaret akışları üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret eden von der Leyen, Avrupa Birliği ülkeleri arasında “güçlü bir koordinasyon” sağlanması gerektiğini dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/von-der-leyen-savasin-enerji-faturasi-22-milyar-avroyu-asti</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 14:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/ursula-von-der-leyen1.png" type="image/jpeg" length="73900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Macron: Hürmüz Boğazı için İngiltere ile birlikte çok uluslu misyona katkı sunacak ülkelerle konferans düzenleyeceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/macron-hurmuz-bogazi-icin-ingiltere-ile-birlikte-cok-uluslu-misyona-katki-sunacak-ulkelerle-konferans-duzenleyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/macron-hurmuz-bogazi-icin-ingiltere-ile-birlikte-cok-uluslu-misyona-katki-sunacak-ulkelerle-konferans-duzenleyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emmanuel Macron, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü yeniden tesis etmeyi amaçlayan çok uluslu bir misyona katkı sunmaya hazır ülkelerle Birleşik Krallık ortaklığında bir konferans düzenleyeceklerini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının ardından bölgede ortaya çıkan krizin ancak güçlü ve sürdürülebilir bir anlaşmayla çözülebileceğini vurguladı.</p>

<h2>DİPLOMATİK ÇÖZÜM VURGUSU</h2>

<p>Macron açıklamasında ayrıca şunları söyledi:</p>

<p>“Orta Doğu’daki çatışmaya diplomatik yollarla hızlı bir şekilde güçlü ve kalıcı bir çözüm bulunması için hiçbir çabadan kaçınılmamalıdır. Böylesi bir çözüm, herkesin barış ve güvenlik içinde yaşayabilmesini sağlayacak sağlam bir çerçeve sunmalıdır.</p>

<p>Bu doğrultuda, temel tüm meseleler kalıcı çözümlerle ele alınmalıdır. Buna İran’ın nükleer ve balistik faaliyetleri, bölgedeki istikrarsızlaştırıcı eylemleri, Hürmüz Boğazı’nda serbest ve kesintisiz seyrüseferin mümkün olan en kısa sürede yeniden sağlanması ve Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne tam saygı çerçevesinde yeniden barış yoluna dönmesinin sağlanması dahildir.</p>

<p>Fransa, çatışmanın ilk gününden bu yana yaptığı gibi üzerine düşeni tam olarak yerine getirmeye hazırdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hürmüz Boğazı’na ilişkin olarak ise önümüzdeki günlerde Birleşik Krallık ile birlikte, boğazda seyrüsefer özgürlüğünü yeniden tesis etmeyi amaçlayan barışçıl çok uluslu bir misyona katkı sunmaya hazır ülkelerle bir konferans düzenleyeceğiz. Çatışmanın taraflarından ayrı, tamamen savunma amaçlı olan bu misyon, koşullar elverdiği anda konuşlandırılmak üzere planlanmaktadır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/macron-hurmuz-bogazi-icin-ingiltere-ile-birlikte-cok-uluslu-misyona-katki-sunacak-ulkelerle-konferans-duzenleyecegiz</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/macron-aa.png" type="image/jpeg" length="91826"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti Meclisi’nin sonuç bildirgesi açıklandı: Toplum artık söz değil güvence beklemektedir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dem-parti-meclisinin-sonuc-bildirgesi-aciklandi-toplum-artik-soz-degil-guvence-beklemektedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dem-parti-meclisinin-sonuc-bildirgesi-aciklandi-toplum-artik-soz-degil-guvence-beklemektedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Meclisi, 11-12 Nisan’daki toplantılarının ardından Sonuç Bildirgesi’ni açıkladı. Bildirgede barış sürecine ilişkin yasal düzenlemelerin TBMM gündemine alınması çağrısı yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti, MYK toplantısıyla başladığı dört gün boyunca devam eden toplantı serisini bitirdi. Parti Meclisi, 11-12 Nisan tarihlerinde Ankara’da toplanarak Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal, ekonomik ve toplumsal gelişmeleri, bölgedeki savaş ve yürütülen sürece ilişkin değerlendirmeler yaptı.</p>

<p>DEM Parti PM Sonuç Bildirgesi’nde ayrıca şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“ABD ve İsrail’in Orta Doğu’da yürüttüğü savaş sıradan bir saldırganlık değil, dünya hegemon ve kapitalist sistemin siyaseten çöküşünün bir göstergesidir. Bu nedenle Orta Doğu’daki savaş, etkileri itibarıyla bölgesel bir savaş değil, tüm dünyayı etkileyen bir paylaşım savaşıdır. Petrol ve enerji kaynaklarını pay ve kontrol etme arzusuyla yürütülen bu hegemonya savaşlarında en büyük bedeli halklar ödemektedir. İran’a dönük askeri saldırganlıkla derinleşen emperyalist savaş tablosu, yalnızca Orta Doğu’nun değil, dünyanın ve Türkiye’nin de siyasal ortamını ve ekonomisini doğrudan etkilemektedir.</p>

<p>Hegemonik güçler ile statükocu güçler arasında süren savaş yalnızca sınır hattında yaşanmamakta; hayat pahalılığı, enflasyon, yoksulluk, göç, güvencesizlik ve otoriterleşme olarak tüm toplumların yaşamına yansımaktadır. Orta Doğu’da hiçbir halk, dışarıdan egemen güçlerin dayattığı savaşla özgürleşemez. Hiçbir ülke de baskı rejimi, diktatörlük ve militarizmle demokratikleşemez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DEM Parti olarak; İran halkları başta olmak üzere bölgedeki bütün halkların özgürlük, demokrasi, eşitlik ve adalet mücadelesinin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Kürtlerin, Beluçların, Azerilerin, Türkmenlerin, Farsların, kadınların, gençlerin, inanç ve kimlik gruplarının demokratik taleplerinin tanınması bölgesel çözümün ve barışın ön koşuludur. Kalıcı çözüm ise halk iradesini esas alan çoğulcu, demokratik ve özgürlükçü toplumsal modellerin inşasındadır.</p>

<h2>BARIŞ ERTELENEREK DEĞİL, CESARETLE VE KARŞILIKLI GÜVEN TEMELİNDE İNŞA EDİLİR</h2>

<p>Parti Meclisimiz, ülkenin temel gündemlerinin başında olan Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin ana hedefine ulaşması için partimize düşen görev ve sorumlulukları ele almıştır. Türkiye’nin en temel meselelerinden biri, Kürt sorununun demokratik çözümü ve toplumsal barışın tesisidir. Gelinen aşamada girilen bu yol salt bir siyasi tercih değil; aynı zamanda ülkenin demokratikleşmesi, ekonomik refahı ve toplumsal bütünleşmesi açısından da tarihsel bir zorunluluktur.</p>

<p>Parti Meclisimiz, Barış ve Demokratik Toplum Sürecini Kürt sorununun çözümü için bir müzakere başlığı olarak ele alırken, aynı zamanda Türkiye’nin demokratik geleceğinin kurucu zemini olarak da değerlendirmiştir. Orta Doğu’daki savaş politikaları gerekçe gösterilerek sürecin yavaşlatılması, güncel siyasetin parçası haline getirilmesi, güvenlikçi politikalara sıkıştırılması kabul edilemez olduğu kadar riskli ve kaygı vericidir de. Bugün açıkça görülmektedir ki Kürt sorununda çözümsüzlük derinleştikçe Türkiye demokratikleşememektedir. Demokratikleşme sağlanmadıkça da ekonomik kriz kalıcı hale gelmekte; hukuksuzluk ve otoriterleşme toplumsal kutuplaşmayı büyütmektedir. İç barış sağlanmadan dış tehditlere karşı toplumsal barış ve tarihsel kardeşlik sağlanamaz. Bu nedenle, barış meselesi yalnızca Kürt halkının değil; işçinin, emekçinin, kadının, gencin, emeklinin, ezilen tüm toplumsal kesimlerin ortak meselesi olmuştur. Bu yüzden açıkça belirtmeliyiz ki barış ertelenerek değil, cesaretle ve karşılıklı güven temelinde inşa edilir.</p>

<h2>CEZAEVLERİNDE BULUNAN POLİTİK TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILMALI</h2>

<p>Gerçek bir barış ve sürecin ilerletilmesi için:</p>

<p>Gerekli yasal düzenlemeler gecikmeden Meclis gündemine alınmalıdır. Çözüm için bütünlüklü bir yasanın tüm toplumsal kesimlerin katılımıyla çıkarılması hedeflenmelidir. Demokratik siyasetin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Kayyım uygulamalarına son verilmeli, yerine kayyım atanan belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir. Cezaevlerinde bulunan politik tutsaklar serbest bırakılmalı ve demokratik hukuk normlarına uygun düzenlemeler yapılmalıdır. Toplumsal barışı güvence altına alacak bir Barış Yasası çıkarılmalıdır.</p>

<p>Toplum artık söz değil güvence beklemektedir. Toplum artık vaat değil hukuk istemektedir. Toplum artık belirsizlik değil somut irade görmek istemektedir. Barışın kurumsallaşması için Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür ve etkin çalışma koşullarının sağlanması; fikirlerini toplumla, siyaset kurumuyla ve ilgili çevrelerle doğrudan paylaşıp tartışabileceği demokratik ve hukuki zeminin oluşturulması gerektiğini yineliyoruz.</p>

<p>Barış yalnızca silahların susması değildir; aynı zamanda hukukun üstünlüğünün tesisi, ifade özgürlüğünün güvence altına alınması, örgütlenme hakkının korunması, toplumsal adaletin sağlanması ve eşit yurttaşlığın inşasıdır. Bu mücadele hepimizin ortak geleceği içindir.</p>

<h2>EKONOMİK KRİZ KADER DEĞİL YANLIŞ POLİTİK TERCİHLERİN BİR SONUCUDUR</h2>

<p>Türkiye ağır bir ekonomik krizden geçmektedir. Emekçiler yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanırken, iktidar sermaye çevrelerine yeni ayrıcalıklar sunmaktadır. Düşük ücret, yüksek vergi, güvencesiz çalışma ve sendikasızlaştırma politikaları milyonlarca yurttaşı zor koşullar altında yaşam mücadelesine mahkum etmektedir.</p>

<p>DEM Parti olarak ifade ediyoruz: ekonomik kriz kader değil yanlış politik tercihlerin bir sonucudur. Demokratikleşmeden ekonomik adalet sağlanamaz. Hukuk olmadan hakça paylaşım olmaz. Barış olmadan refah büyümez. Bu nedenle ekonomik adalet mücadelesi ile demokrasi ve barış mücadelesi birbirinden bağımsız düşünülemez.</p>

<p>İktidarın hukuk tanımaz tutumu, siyasi saiklerle yürütülen davalar hız kesmiyor. Muhalefeti susturma, toplumu sindirme ve siyaseti daraltma amacı taşıyan baskıcı uygulamalar her geçen gün artıyor. Gazeteciler, sendikacılar, belediye başkanları, gençler, kadınlar, ekolojistler ve hak savunucuları üzerinde kurulan baskı ve tutuklamalar kabul edilemez.</p>

<p>DEM Parti olarak, Türkiye’de demokratik siyaset alanını daraltan her girişime karşı, toplumun tüm demokrasi güçleriyle birlikte ortak mücadeleyi büyütmeye kararlıyız. Çünkü biliyoruz ki demokrasi yalnızca seçim değil; aynı zamanda örgütlenme hakkı, ifade özgürlüğü, adalet ve toplumsal katılımdır.</p>

<h2>EKMEK, BARIŞ VE ADALET İÇİN 1 MAYIS’TA ALANLARDAYIZ</h2>

<p>1 Mayıs, emekçilerin ve ezilenlerin ortak direniş günüdür. Emek, barış, demokrasi ve adalet talebimizi en güçlü ve kapsamlı katılımla dile getireceğimiz gündür. 1 Mayıs emeğin, özgürlüğün, eşitliğin ve dayanışmanın günüdür. Bu yıl 1 Mayıs alanlarına, yoksulluğa karşı emeğin hakkı için, baskıya karşı demokrasi için, savaşa karşı barış için, adaletsizliğe karşı eşit yurttaşlık için çıkıyoruz. Başta emek ve meslek örgütleri olmak üzere tüm halklarımızı, gençleri, kadınları, emeklileri ve demokratik kamuoyunu ‘Ekmek, Barış, Adalet’ şiarıyla 1 Mayıs alanlarında buluşmaya çağırıyoruz.</p>

<p>Sonuç olarak, Türkiye yeni bir yol ayrımındadır. Ya çözümsüzlükte ısrarla krizler derinleşecek, kutuplaşma büyüyecek, toplumsal çürüme artacaktır ya da halkların huzuru ve refahının yolunu açacak demokratik çözüm, toplumsal uzlaşı ve barış temelinde yeni bir gelecek inşa edilecektir. DEM Parti bu tarihsel eşikte barıştan, demokrasiden, emekten, özgürlükten ve halkların ortak yaşam iradesinden yana saf tutmaya devam edecektir. Türkiye’nin geleceği savaşta değil barıştadır. Türkiye’nin geleceği inkarda değil kabul ve eşitliktedir. Türkiye’nin geleceği baskıda değil demokrasidedir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dem-parti-meclisinin-sonuc-bildirgesi-aciklandi-toplum-artik-soz-degil-guvence-beklemektedir</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dem-parti-vektorel-logo-orjinal-site-icin-1.jpg" type="image/jpeg" length="79141"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eğlencenin Kalbi Bubilet: Hayrettin Kaos Show'dan Konserlere Uzanan Benzersiz Deneyimler]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/eglencenin-kalbi-bubilet-hayrettin-kaos-showdan-konserlere-uzanan-benzersiz-deneyimler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/eglencenin-kalbi-bubilet-hayrettin-kaos-showdan-konserlere-uzanan-benzersiz-deneyimler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Günümüz dünyasında, günlük yaşamın telaşından sıyrılıp ruhumuzu besleyecek, bizi güldürecek, düşündürecek ya da müziğin ritmine bırakacak anlar arıyoruz. Sahne sanatlarının büyülü atmosferi, kahkahalarla dolu komedi gösterileri ve müziğin birleştirici gücü, bu arayışımızın en önemli durakları. Ancak bu eşsiz deneyimlere ulaşmanın, doğru etkinliği bulmanın ve güvenli bir şekilde biletlemenin bazen zorlayıcı olabileceği bir gerçek. İşte tam da bu noktada, Bubilet, tüm bu deneyimleri tek bir platformda birleştirerek hayatımızı kolaylaştıran, eğlencenin nabzını tutan bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor. İster yerel bir stand-up gösterisi, ister ulusal çapta ses getiren bir tiyatro oyunu, isterse de dünyaca ünlü bir DJ'in konseri olsun, Bubilet kullanıcılarına sınırsız bir eğlence evreninin kapılarını aralıyor.</p>

<p></p>

<h2><a name="_heading=h.a0rvvdqn81v7"></a>Kahkahanın Adresi: Hayrettin Kaos Show ve Güldür Güldür Samsun ile Unutulmaz Anlar</h2>

<p></p>

<p>Kahkaha, insan ruhunun en güçlü ilaçlarından biridir. Mizahın keskin zekası ve sahneden yayılan enerji, bizi anlık kaygılarımızdan uzaklaştırıp neşeli bir dünyaya taşır. Türkiye'nin sevilen komedyenlerinden Hayrettin'in "Kaos Show"u, adından da anlaşılacağı gibi, sahnedeki spontane gelişen anlar ve izleyiciyle kurduğu benzersiz etkileşimle adeta bir kahkaha tufanı vaat ediyor. Hayrettin'in güncel olaylara getirdiği sivri yorumlar ve taklit yeteneği, her gösteriyi kendine özgü ve tekrarlanamaz kılıyor. Bubilet, <a href="https://www.bubilet.com.tr/istanbul/etkinlik/hayrettin-ile-kaos-show" rel="dofollow"><span style="color:#3498db">Hayrettin Kaos Show</span></a>'un en güncel tarih ve şehir bilgilerini sunarak, kahkahaya doymak isteyenlerin bu eşsiz deneyimi kaçırmamasını sağlıyor.</p>

<p></p>

<p>Benzer şekilde, yıllardır ekranların ve sahnelerin vazgeçilmezi olan "Güldür Güldür Show" ekibinin canlı performansları da izleyicilere unutulmaz anlar yaşatıyor. Gündelik hayatın içinden absürt ve komik durumları ele alan skeçleriyle milyonları güldüren ekip, sahnedeki enerjileriyle de fark yaratıyor. Özellikle "Güldür Güldür Samsun" gibi spesifik turne durakları, yerel halkın sanata ve eğlenceye olan ilgisini zirveye taşıyor. Samsun'da yaşayan veya bu şehri ziyaret edenler için Güldür Güldür Show'u canlı izlemek, televizyon deneyiminden çok daha farklı ve interaktif bir atmosfer sunuyor. Bubilet, bu popüler gösterinin Samsun ve diğer şehirlerdeki tüm etkinlik bilgilerini ve biletlerini kolayca erişilebilir kılıyor, böylece izleyiciler favori karakterleriyle buluşma fırsatını yakalıyor. Komedinin bu iki farklı ancak bir o kadar da etkileyici yüzü, Bubilet sayesinde sadece bir tık uzağınızda.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h2><a name="_heading=h.m7ytfzx38g65"></a>Bubilet Farkı: Etkinlik Deneyiminizi Nasıl Zenginleştirir?</h2>

<p></p>

<p>Bubilet, sadece bilet satan bir platform olmanın ötesinde, kullanıcılarına eksiksiz bir etkinlik deneyimi sunmayı hedefliyor. Modern ve kullanıcı dostu arayüzü sayesinde, aradığınız etkinliği bulmak veya yeni etkinlikler keşfetmek son derece kolay. Kategorize edilmiş geniş etkinlik yelpazesi, ister tiyatro, ister konser, ister festival, isterse de atölye çalışması olsun, her zevke uygun bir seçeneği barındırıyor. Bubilet, etkinlik arayışında olanlara, şehirlerine özel filtreleme imkanları sunarak, yerel etkinliklere de kolayca ulaşma fırsatı tanıyor.</p>

<h3><a name="_heading=h.fm4pd2oc49vk"></a>Dijitalden Sahneye Uzanan Vokal Gücü - Ceren Sagu ve Samimi Arabesk Pop</h3>

<p>Müziğin dijital platformlarda viral hale gelip ardından sahnede devleştiği bu yeni dönemde, dinleyicisiyle en doğal ve en içten bağı kuran isimlerden biri hiç kuşkusuz <strong>Ceren Sagu</strong>. Sosyal medyadaki akustik cover'larıyla geniş bir hayran kitlesine ulaşan ve "Yalan", "Yorgun", "Bağımlıyım Tenine" gibi şarkılarıyla milyonlarca dinlenmeye imza atan Sagu, pop ile yeni nesil arabesk tınılarını modernize eden tarzıyla dikkat çekiyor. Onun sahnedeki en büyük farkı, anlatılarındaki gerçekçiliği ve o buğulu vokal gücünü sahnede çok daha yüksek bir enerjiyle buluşturmasıdır. <a href="https://www.bubilet.com.tr/sanatci/ceren-sagu" rel="dofollow"><span style="color:#3498db">Ceren Sagu</span></a> konserleri, izleyicilerine sadece bir dinleti değil, adeta arkadaş ortamında yapılan derin ve kahkaha dolu bir sohbet tadında, interaktif ve kolektif bir iyileşme seansı vadediyor.</p>

<p>Hüzün ile neşeyi aynı potada eriten bu samimi atmosferin bir parçası olmak, Ceren Sagu’nun turne kapsamındaki tüm gösteri tarihlerini ve mekan bilgilerini güncel olarak takip etmek <strong>Bubilet</strong> sayesinde son derece kolay. Eğlenceyi dijital ekranlardan canlı sahne atmosferine taşımak isteyenler için Ceren Sagu etkinlikleri, Bubilet’in sunduğu ayrıcalıklı dünyada en çok ilgi gören duraklardan biri haline geliyor.</p>

<h2><a name="_heading=h.kl8m821e54el"></a>Güvenli Alışveriş, Geniş Seçenekler: Bubilet'in Kullanıcı Dostu Dünyası</h2>

<p></p>

<p>Bubilet'in en temel prensiplerinden biri, kullanıcı güvenliğidir. Güvenli ödeme altyapıları sayesinde, bilet alım süreçleri sorunsuz ve emniyetli bir şekilde gerçekleşir. Ayrıca, etkinlik detayları, sanatçı bilgileri, mekan kuralları gibi tüm önemli bilgiler, bilet almadan önce net ve anlaşılır bir şekilde sunularak sürprizlerin önüne geçiliyor. Bubilet, son dakika bilet arayışlarında dahi hızlı ve pratik çözümler sunarak, spontane gelişen planlarınıza anında ayak uydurmanızı sağlıyor. Mobil uygulaması sayesinde her an her yerde etkinliklere göz atabilir, favori sanatçılarınızı takip edebilir ve yeni etkinliklerden anında haberdar olabilirsiniz. Etkinlik takviminiz artık Bubilet ile cebinizde.</p>

<p></p>

<p>Bubilet, sunduğu geniş yelpaze ve kullanıcı odaklı yaklaşımıyla, eğlence ve kültür dünyasına açılan kapınız haline geliyor. Hayrettin Kaos Show'un sınırsız kahkahalarından <a href="https://www.bubilet.com.tr/samsun/etkinlik/guldur-guldur-show" rel="dofollow"><span style="color:#3498db">Güldür Güldür Samsun</span></a> yerel dokunuşlarına, Unutulmaz anlar biriktirmek, sevdiklerinizle yeni deneyimler paylaşmak ve günlük hayatın monotonluğunu kırmak için Bubilet'in zengin dünyasını keşfedin. Eğlenceye giden en kısa yol, Bubilet'ten geçiyor. Bubilet ile hayatınıza renk katın, kültürel etkinliklerin ve sahne sanatlarının büyülü dünyasına adım atın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ADVERTORIAL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/eglencenin-kalbi-bubilet-hayrettin-kaos-showdan-konserlere-uzanan-benzersiz-deneyimler</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/bu-bilet.png" type="image/jpeg" length="60799"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AİHM, Ekrem İmamoğlu başvurusunu ciddi buldu, Türkiye’den 6 soruya yanıt istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aihm-ekrem-imamoglu-basvurusunu-ciddi-buldu-turkiyeden-6-soruya-yanit-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aihm-ekrem-imamoglu-basvurusunu-ciddi-buldu-turkiyeden-6-soruya-yanit-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AİHM, Ekrem İmamoğlu’nun bireysel başvurusunu ciddi bularak Türkiye’den 6 soruya yanıt istedi. Mahkeme hükümete, “tutuklamanın başka amaçlarla yapılıp yapılmadığı” ve “seçim sürecine aktif katılımına engel olup olmadığı” sorularını da yöneltti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), CHP’nin cumhurbaşkanı adayı tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun bireysel başvurusunda, Türkiye’den 6 soruya yanıt istedi. Mahkeme hükümete, “tutuklamanın başka amaçlarla yapılıp yapılmadığı”, “seçim sürecine aktif katılımına engel olup olmadığı” sorularını da yöneltti. Hükümetten, başvurucu hakkında yürütülen ceza davasına ilişkin dosyada bulunan tüm belgeleri de sunması istendi. AİHM’e resmi yanıt ve savunma süreci, Adalet Bakanlığı bünyesindeki İnsan Hakları Daire Başkanlığı’nca yürütülecek.</p>

<p>AİHM İkinci Bölümü’nün bugün tarihli kararında, Ekrem İmamoğlu’nun “tanınmış bir siyasetçi ve ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir üyesi olduğu, 2019 yılında yapılan yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği, 2024 yılında yeniden seçildiği, bu başvuruya yol açan olayların meydana geldiği tarihte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yaptığı ve yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olarak belirlendiği” aktarıldı.</p>

<p>Kararda, 19 Mart 2025 tarihinde bir ceza soruşturması kapsamında İmamoğlu’nun konutunda polis memurları tarafından arama yapıldığı ve aynı gün gözaltına alındığı hatırlatıldı. Daha sonra soruşturma dosyasına gizlilik kararı getirildiği, İmamoğlu’nun bu karara yaptığı itirazın halen derdest olduğu anlatıldı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun soruşturma süreçleri ile tutukluluğa itiraz süreçlerine yer verilen AİHM kararında, başvurucunun tutukluluğunun devamına verilen kararlara ilişkin itirazlarının da reddedildiği aktarıldı.</p>

<h2>AYM BAŞVURUSU HALEN DERDEST</h2>

<p>Başvurucunun, 13 Mayıs 2025 tarihinde, esas itibarıyla mahkemeye sunduğu şikayetlerle aynı nitelikte olan iddiaları ileri sürerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunduğu, bu başvurunun da halen Anayasa Mahkemesi önünde derdest durumda bulunduğu ifade edilen AİHM kararında, başvurucunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “özgürlük ve güvenlik hakkı”nı düzenleyen 5. maddesinin, “hakların kötüye kullanılması” yasağını düzenleyen 18. maddesinin ve ayrıca “serbest seçim hakkı”nın ihlal edildiğinden şikayette bulunduğu belirtildi.</p>

<h2>AİHM’İN SORULARI</h2>

<p>AİHM İkinci Bölümü, başvuruyla ilgili hükümete şu soruları yöneltti:</p>

<p>“1- Başvurucu, Sözleşme’nin 35/1 maddesi uyarınca başvurusuna ilişkin olarak tüm etkili iç hukuk yollarını tüketmiş midir?</p>

<p>2 - Başvurucunun tutuklu yargılanması, Sözleşme’nin 5/1 maddesinin gerekleriyle uyumlu mudur? Özellikle, başvurucu Sözleşme’nin 5/1 (c) maddesi anlamında bir suç işlediğine dair ‘makul şüphe’ temelinde mi tutuklanmıştır? Başvurucunun tutuklandığı sırada dosyada mevcut olan deliller, objektif bir gözlemciyi başvurucunun isnat edilen suçları işlemiş olabileceğine ikna etmeye yeterli midir? Tutukluluk süresi ‘makul süre’ şartını ihlal etmekte midir?</p>

<p>3- Başvurucunun ilk ve devam eden tutukluluğuna karar veren hakimler, Sözleşme’nin 5/3 maddesi uyarınca, söz konusu özgürlükten yoksun bırakmayı haklı göstermek için ilgili ve yeterli gerekçeler sunma yükümlülüklerini yerine getirmiş midir? Ayrıca, başvurucunun tutukluluk süresi, Sözleşme’nin 5/3 maddesinde öngörülen ‘makul süre’ şartını ihlal etmekte midir?</p>

<p>4- Başvurucu, Sözleşme’nin 5/4 maddesi uyarınca, özgürlüğünden yoksun bırakılmasının hukuka uygunluğunu denetletebileceği bir başvuru yoluna sahip olmuş mudur? Özellikle, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle başvurucu tutukluluğuna etkili bir şekilde itiraz edememiş midir? Başvurucu, Anayasa Mahkemesi önünde, tutukluluğunun hukuka uygunluğunun süratle incelenmesini ve gerektiğinde serbest bırakılmasını sağlayabilecek etkili bir başvuru yoluna sahip olmuş mudur?</p>

<p>5- Mevcut olayda devlet tarafından uygulanan sınırlamalar, görünürde Sözleşme’nin 5. maddesine dayanmakla birlikte, bu hükümlerde öngörülen amaçlar dışında bir amaçla mı uygulanmıştır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6 - 1 No’lu Protokol’ün 3. maddesi, başvurucunun cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımına getirildiği iddia edilen sınırlamalar bakımından uygulanabilir midir? Başvurucu hakkında başlatılan ceza yargılaması ve siyasi amaçlarla uygulandığı iddia edilen tutukluluk, başvurucunun seçilme hakkını kullanmasını ve seçim sürecine etkin katılımını engellemiş midir?”</p>

<p>AİHM ayrıca hükümetten, başvurucuya ilişkin soruşturma dosyasının ilgili kısımlarının bir örneğini ve başvurucu hakkında yürütülen ceza davasına ilişkin dosyada bulunan tüm belgeleri sunmasını istedi.</p>

<h2>SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?</h2>

<p>AİHM İkinci Bölümü’nün bu bildirimi, mahkemenin başvuruyu ciddi bularak incelemeye aldığı anlamına geliyor. Bu kapsamda AİHM’in hükümetten istediği savunma, ilgili dosyalar ve delillerin, Adalet Bakanlığı’nca AİHM İkinci Bölümü’ne gönderilmesi gerekiyor.</p>

<p>AİHM’in hükümete verdiği sorulara ilişkin resmi yanıt ve savunma süreci, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bünyesindeki İnsan Hakları Daire Başkanlığı’nca yürütülüyor. Bu belge ve bilgilerin gelmesinin ardından Ekrem İmamoğlu’nun hükümetin bu savunmasına karşı cevap hakkı bulunuyor. Tüm bu süreçlerin ardından AİHM’in, tüm belge, savunma ve cevapları inceleyerek kabul edilebilirlik ve esas aşamasında bir karar vermesi bekleniyor.</p>

<p>Hükümet, ilke olarak 16 haftalık süre içinde savunmasını AİHM’e sunmak zorunda. Bu gözlemler daha sonra 4 haftalık süre içinde cevabını sunması için başvurucuya iletilecek. Başvurucudan bu aşamada hakkaniyete uygun tatmin talebini de bildirmesi istenecek. Başvurucunun cevabı ve talepleri ise son kez gözlemlerini sunabilmesi için hükümete gönderilecek. Bu gözlemlerin de gelmesinin ardından karar taslağı hazırlanan başvuruyu hakim-raportör, karar için dairenin önüne getirecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aihm-ekrem-imamoglu-basvurusunu-ciddi-buldu-turkiyeden-6-soruya-yanit-istedi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/02/imamoglu-dokuz8-1.png" type="image/jpeg" length="93021"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baharatlar Yemeklerde Nasıl Fark Yaratır? Lezzetin Görünmeyen Katmanı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/baharatlar-yemeklerde-nasil-fark-yaratir-lezzetin-gorunmeyen-katmani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/baharatlar-yemeklerde-nasil-fark-yaratir-lezzetin-gorunmeyen-katmani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir yemeğin neden daha lezzetli olduğunu açıklamak her zaman yalnızca tarifle ilgili değildir. Aynı malzemelerle hazırlanan iki farklı yemek arasındaki fark çoğu zaman baharat kullanımından kaynaklanır. Çünkü <a href="https://www.arifoglu.com/baharat" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>baharatlar</strong></span></a> yemeğin sadece tadını değil, algılanma biçimini de değiştirir.</p>

<h2><a name="_vteymo5zzy9p"></a><strong>Farklı Yemek Türlerinde Baharatın Rolü</strong></h2>

<p><strong>Baharatları</strong> kullanma biçimi, yemeğin türüne göre değişir ve her tarif için farklı bir denge kurulmasını gerektirir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>● Izgara etlerde kekik ve karabiber, yüzey aromasını belirginleştirir.</p>

<p>● Baklagil yemeklerinde kimyon, yoğunluğu dengeler ve daha yuvarlak bir tat oluşturur.</p>

<p>● Çorbalarda pul biber veya nane, son dokunuş olarak aromayı yükseltir.</p>

<p>● Fırın sebzelerde biberiye veya kekik, doğal tatları öne çıkarır.</p>

<p>● Tavuk marinasyonlarında köri veya zerdeçal, karakteristik bir lezzet profili oluşturur.</p>

<p>Bu çeşitlilik, baharatın yalnızca tek bir kullanım alanına bağlı olmadığını; aksine her tarifte farklı bir rol üstlendiğini gösterir.</p>

<h2><a name="_ugjmsss46hfz"></a><strong>Günlük Mutfakta Daha Az Bilinen Kullanım Senaryoları</strong></h2>

<p>Baharatlar farklı tüketim alışkanlıklarında da etkili şekilde kullanılabilir.</p>

<p>Daha az tercih edilen ama etkili kullanım alanları:</p>

<p>● Yoğurt bazlı soslara nane veya sumak eklemek</p>

<p>● Zeytinyağına kekik veya biberiye ile aroma kazandırmak</p>

<p>● Kahvaltılık avokado veya yumurta tariflerinde pul biber kullanmak</p>

<p>● Ev yapımı atıştırmalıklarda (kraker, granola) tarçın veya zerdeçal tercih etmek</p>

<p>Bu tür kullanım senaryoları, baharatların mutfakta daha yaratıcı şekilde değerlendirilmesini sağlar.</p>

<h2><a name="_z6nuy6q857qc"></a><strong>Baharat Kullanımında Denge Nasıl Kurulur?</strong></h2>

<p>Baharatın etkili olması için miktar ve kombinasyon dengesi doğru kurulmalıdır. Aksi halde baharat, yemeği tamamlamak yerine baskılayabilir.</p>

<p>Denge kurmak için:</p>

<p>● Tek bir baharat yerine uyumlu kombinasyonlar tercih edilmeli.</p>

<p>● Yoğun aromalı baharatlar düşük miktarda kullanılmalı.</p>

<p>● Yemeğin ana malzemesi geri planda kalmamalı.</p>

<p>Bu yaklaşım, daha katmanlı ve dengeli bir lezzet elde edilmesini sağlar.</p>

<h2><a name="_pmv4i7tmi37z"></a><strong>Baharat Kalitesinin Sonuca Etkisi</strong></h2>

<p>Baharatın türü kadar kalitesi de sonuç üzerinde belirleyicidir. Taze ve doğru koşullarda saklanmış baharatlar, çok daha güçlü bir aroma sunar.</p>

<p>Bu noktada, ürün kaynağı ve işleme süreçleri önem kazanır. Fiziksel ve <a href="https://www.arifoglu.com/" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>online baharat</strong></span></a> satışı sağlayan, geniş ürün çeşitliliğiyle bilinen Arifoğlu, farklı baharat türlerinde daha tutarlı bir kalite arayan kullanıcılar için öne çıkan seçenekler arasında yer alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ADVERTORIAL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/baharatlar-yemeklerde-nasil-fark-yaratir-lezzetin-gorunmeyen-katmani</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/baharat.jpeg" type="image/jpeg" length="75670"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail’den Lübnan açıklaması: Kuşatma tamam, işgal başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/israilden-lubnan-aciklamasi-kusatma-tamam-isgal-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/israilden-lubnan-aciklamasi-kusatma-tamam-isgal-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Bint Cubeyl ilçesinde kuşatmanın tamamlandığını ve işgale başlandığını duyurdu. Saldırılarda 100’den fazla Hizbullah mensubunun öldürüldüğü ileri sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail ordusunun sosyal medya hesabından yapılan açıklamayla, havadan ve karadan saldırıların sürdüğü Lübnan'ın güneyindeki Bint Cubeyl ilçesinde kuşatmanın tamamlandığı ve işgale başlandığı bildirildi. Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, 98. Tümen birliklerinin Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kentine bağlı Bint Cubeyl'in kuşatmasını tamamladığını kaydetti.</p>

<p>Adraee, paraşütçü, komando ve Givati (Dağ) birliklerinin 98. Tümen komutasında, Lübnan-İsrail sınırına yaklaşık 4 kilometre uzaklıktaki Bint Cubeyl'de işgali genişletmek için yoğun kara saldırılarına başladığını aktardı. Karada çatışmaların yaşandığını, ayrıca İsrail ordusunun hava saldırıları düzenlediğini belirtti.</p>

<h2>KARA SALDIRILARI BAŞLADI</h2>

<p>Adraee, saldırılarda 100'den fazla Hizbullah mensubunun öldüğünü, onlarca altyapı unsurunun yok edildiğini ve silahlara el konulduğunu ileri sürerek bölgede İsrail saldırılarının süreceği tehdidinde bulundu.</p>

<p>İsrail basını, ordunun Bint Cubeyl'e yönelik bir haftadır yoğun saldırılar gerçekleştirdiğini, İsrail sınırına hakim bir konumda olan bu bölgeden Hizbullah'ın roket atışları yaptığını ileri sürdü. İsrail ordusunun kuşattığı bölgeye erişimi kestiği ve takviye gelmesini engellediği, şimdi ise farklı yönlerden ilçeye girip binalarda tarama yaptığı iddia edildi. İsrail ordusunun tarama faaliyetlerinden sonra tüm binaları imha edebileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail ordusundan 2 Mart'ta yapılan açıklamada, Lübnan'dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti. Daha sonra Lübnan geneline hava saldırıları başlattığını duyuran ve başkent Beyrut'u hedef alan İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan'da kara işgalini genişletme kararı almıştı.</p>

<p>Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 2 bin 55 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Lübnan hükümeti de ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini geçtiğini açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/israilden-lubnan-aciklamasi-kusatma-tamam-isgal-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/israil-lubnana-kara-harekatini-baslatti-1024x576.jpg" type="image/jpeg" length="90380"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel, Küresel İlerici Seferberlik’in ilk toplantısı için Barselona’ya gidiyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-kuresel-ilerici-seferberlikin-ilk-toplantisi-icin-barselonaya-gidiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-kuresel-ilerici-seferberlikin-ilk-toplantisi-icin-barselonaya-gidiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Küresel İlerici Seferberlik’in ilk toplantısına katılmak üzere İspanya’nın Barselona kentine gidecek. Özel’in toplantıda İran Savaşı, Gazze ve partisine yönelik operasyonlara ilişkin mesajlar vermesi bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonal ve Avrupa Sosyalist Partisi’nin ortaklığında düzenlenen Küresel İlerici Seferberlik’in 17-18 Nisan’da düzenlenecek ilk toplantısına katılmak üzere İspanya’nın Barselona kentine gidecek. Avrupa Sosyalist Partisi’nin (PES) 17-18 Ekim 2025’te Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da düzenlenen kongresinde oluşturulması kararlaştırılan Küresel İlerici Seferberlik’in (Global Progressive Mobilisation) ilk toplantısı, 17-18 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenecek. Dünyanın birçok ülkesinden 4 bini aşkın ilerici lider, aktivist, akademisyen, sendikacı ve siyasi parti temsilcisini bir araya getirecek etkinliğe CHP Genel Başkanı Özgür Özel de konuşmacı olarak davet edildi.</p>

<h2>DÜNYA LİDERLERİ BARSELONA’DA BİR ARAYA GELİYOR</h2>

<p>Etkinlik, Özel’in başkan yardımcılığı görevini yürüttüğü Sosyalist Enternasyonal, İlerici İttifak (PA) ve PES çatısı altında düzenleniyor. Programa İspanya Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sanchez, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, İsveç Başbakanı ve PES Başkanı Stefan Löfven, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Barbados Başbakanı Mia Amor Mottley, Uruguay Cumhurbaşkanı Yamandu Orsi, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, Almanya Başbakan Yardımcısı ve SPD Eş Başkanı Lars Klingbeil ve birçok lider katılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>17 Nisan’da etkinlik kapsamında düzenlenecek seminerlere katılacak olan Özel, 18 Nisan’da katılımcılara hitap edecek. Özel’in İran Savaşı, Gazze’deki son durum, 19 Mart’tan bu yana partisine ve partisinin belediye başkanlarına yönelik olarak düzenlenen operasyonlara ilişkin mesajlar vermesi bekleniyor. Özel, ayrıca iki gün boyunca dünya liderleriyle ikili temaslarda bulunacak. Muğla Belediye Başkanı ve Sosyalist Enternasyonal Yerel ve Bölgesel Yönetimler Koordinatörü Ahmet Aras da dünyadan belediye başkanlarının katıldığı panele konuşmacı olarak yer alacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-kuresel-ilerici-seferberlikin-ilk-toplantisi-icin-barselonaya-gidiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/10/ozgur-ozel-sosyalist-enternasyonalde-konustu.png" type="image/jpeg" length="34899"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB davasında 20'nci gün]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-20nci-gun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-20nci-gun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası'nın 20. günü, Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan’ın savunmasıyla devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 20. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.</p>

<p>Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya’nın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar katıldı. Geçen hafta hasta olduğu için duruşmaya katılamayan İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan da bugün sanık sandalyesindeki yerini aldı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi.</p>

<p>Tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde salona getirilirken, izleyici kısmında bulunan sanık yakınları, tutukluların isimlerini söyleyerek selamlamaya çalıştı. Ekrem İmamoğlu salona getirildiği sırada, tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp, sarıldı. Bu sırada izleyiciler "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganı attı.</p>

<p><strong>Necati Özkan savunmasına devam edecek</strong></p>

<p>Duruşmada bugün “casusluk” ve “İBB” davalarından ayrı ayrı tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan’ın savunmasının alınmasına devam edilecek.</p>

<p><strong>İmamoğlu’ndan “İnan Güney” tepkisi</strong></p>

<p>Duruşmada Necati Özkan'ın savunmasına geçilmeden önce Ekrem İmamoğlu söz aldı ve şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Fazla vaktinizi almak istemiyorum. Hızlıca, birkaç dakika içinde bazı hususları sizinle paylaşmam gerektiğini düşünüyorum. Bizim de bilgilenmemizin sürece katkı sunacağını düşündüğümüz için bu konuları dile getiriyorum.</p>

<p>Sayın Başkan, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve birkaç arkadaşın dosyaya eklendiğini ve dosyaların birleştiğini öğrendik. Ancak biz aynı cezaevinde kalmıyoruz. Bu nedenle kendisi, ne zaman katılacağı konusunda bilgi sahibi olmadığını dün gece bana ifade etti. Aynı şekilde yeni bir eylem mi eklenecek, yoksa mevcut bir eyleme mi dahil edilecek, bu konuda da net bir bilgi bulunmuyor. Bunların hepsi doğal olarak beni ilgilendirdiği için ifade ediyorum.</p>

<p>Şöyle bir hususu da paylaşmam gerekiyor: Özellikle bir yılı aşkın süredir yürütülen operasyonlar sonucunda hem gözaltı süreçleri hem de tutuklama işlemleri artık tarif edilemez bazı boyutlara ulaştı. Hepimizin içini yaralayan bir tablo ortaya çıktı. Bu süreç artık ne olduğu belli olmayan bir işkenceye dönüşmüş durumda. Belirsizliğin neden tercih edildiği ise izah edilebilir bir durum değil.</p>

<p>Bakınız, 11 ayı geçen tutukluluk sürelerine rağmen hâlâ hakkında hiçbir somut gelişme olmayan insanlar var. Bu kişiler emekçi, genç insanlar. Tutuklandıktan sonra bir süre serbest bırakılıp tekrar tutuklananlar da var. Sayıları oldukça fazla. Bunların doğrudan sizi ilgilendirmediğini biliyorum ancak bu dosya kapsamında tutuklandıkları için durumları hepimizi ilgilendiriyor.</p>

<p><strong>“Türk yargısı bir insanı unutabilir mi?”</strong></p>

<p>Şunu sormak istiyorum; Türk yargısı bir insanı unutabilir mi? Bu insanlar adeta kuyunun dibine atılmış gibi. 6 ay, 11 ay tutuklu kalıp hâlâ haklarında hiçbir gelişme olmaması kabul edilebilir değil. Haklarında bir beyan dahi yok. Bu durum gerçekten kabul edilemez.</p>

<p>Bu sayfanın kapanması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda sizin ve heyetinizin hassasiyetiyle yapılabilecek bir şey olup olmadığını bilmeden bunu hatırlatmak istiyorum. Lütfen bu konuda destek olunuz. Bu sözlerimin iddia makamına da ulaşmasını diliyorum.</p>

<p>Gerçekten akıl almaz bir durumla karşı karşıyayız. Türkiye’de yürütülen bu yargılamanın geldiği noktayı tarif etmek bile zor. Bu süreçte tanıkların ne zaman biteceğini bile öngöremez hale geldik. Bu kural tanımazlık ve hukukun temel ilkelerinin altüst edilmesi, yargılamaya zarar veriyor ve hepimizi yıpratıyor.</p>

<p>Gece yarısı gözaltına alınıp 4-5 gün nezarette tutulduktan sonra tutuklanan ve ardından aylarca ne olduğunu bilmeden cezaevinde kalan insanlar var. 6 ay, 11 ay, 12 ay… Hâlâ hiçbir gelişme yok. Bu ne vicdana sığar ne hukuka ne de herhangi bir ilkeye.</p>

<p>Bu insanların aileleri var. Gelirleri yok. Sıfır maaşla yaşam mücadelesi veriyorlar. Bu çok kritik bir durum. O tutuklamamarın altına imza atanlar terfi edildi ama bu insanlar 11 aydır tutuklu. Sıfır maaş... Çok kritik bir konu.</p>

<p>Bugün iki arkadaşımızla ilgili bir eylemin sona ereceğini biliyoruz. Bu kişilerin dinlenmesinden sonra karar verilmesinin önünde bir engel olmadığını düşünüyorum. Bu görüşümü de paylaşmak istiyorum.</p>

<p><strong>“’Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz’ ifadesi bir tehdittir. Tedbirimi alacağım”</strong></p>

<p>Son olarak çok önemli bir hususa değinmek istiyorum. Geçen hafta savcının bana yönelik 'Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz' şeklindeki sözünü tehdit olarak algıladım. Siz de bunu mahkemede duydunuz ve bu söz kayıtlara geçti. Bu tehdidin sahibi kimdir? Hangi kişi ya da kişiler adına söylenmiştir? Hangi kapsamı içermektedir? Can güvenliği mi, mal güvenliği mi, özgürlüğüm mü, ailem mi? Bu söz açıkça bir tehdittir.</p>

<p>Sayın Başkan, ben şu anda burada yargılanıyorum ve sizin sorumluluğunuz altındayım. Bu nedenle bu tehdit karşısında bir tedbir alınıp alınmadığını bilmek istiyorum. Eğer herhangi bir tedbir alınmayacaksa, bunu açıkça ifade etmenizi talep ediyorum. Bu durumda kendi tedbirlerimi almak zorunda kalacağım.</p>

<p>Ancak altını net çiziyorum: 'Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz' ifadesi bir tehdittir. Bu konuda heyetinizin bir tedbiri var mıdır? Yoksa ben kendi tedbirimi alacağım ve buna göre hareket edeceğim."</p>

<p>Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın, "Bir tedbirimiz yok" sözü üzerine İmamoğlu, "Bu tehdide karşı gerekli adımları atacağımdan kimsenin şüphesi olmasın" diye konuştu.</p>

<p>Duruşma Necati Özkan'ın savunmasıyla devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-20nci-gun</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ibb-davasi-2.png" type="image/jpeg" length="32164"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="54849"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="61491"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="53169"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="68513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="76906"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="80095"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="83350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="67070"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="42028"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="69235"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="23512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="62402"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="72235"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="19895"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="91944"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="10820"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="58332"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="24767"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="85272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="35131"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
