<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 00:04:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump'tan Çin ziyareti öncesi İran'a açık tehdit]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trumptan-cin-ziyareti-oncesi-irana-acik-tehdit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trumptan-cin-ziyareti-oncesi-irana-acik-tehdit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trump'tan Çin ziyareti öncesi İran'a açık tehdit: Ya anlaşacağız ya da yok edilecekler; bu işi bitireceğiz]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<h1></h1>

<p>ABD Başkanı <strong>Donald Trump</strong>, Çin ziyareti için Beyaz Saray'dan ayrılırken gündeme dair yaptığı açıklamalarda Tahran yönetimini sert sözlerle hedef aldı. İran ile yaşanan krizde iplerin tamamen Washington'un elinde olduğunu savunan Trump, "<i>Ya bir anlaşma yapacağız ya da yok edilecekler</i>" diyerek rest çekti. Süreçte ABD'yi yalnız bıraktığını belirttiği NATO'ya yönelik sitemkar ifadeler kullanan Trump, askeri olarak "<i>başladığı işi bitirmekte</i>" kararlı olduğunun altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"Askeri olarak yenilgiye uğradılar, her halükarda biz kazanacağız"</h3>

<p>T24'de yer alan habere göre, gazetecilerin sorularını yanıtlarken İran'ın askeri ve siyasi kapasitesini büyük ölçüde ortadan kaldırdıklarını öne süren ABD Başkanı, Tahran'ın donanma, kara, hava unsurları ile radar sistemlerinin imha edildiğini savundu.</p>

<p>İran'ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceklerini bir kez daha yineleyen Trump, "<i>İran'la ilgili süreçte tüm kontrol bizde. Ya bir anlaşma yapacağız ya da yok edilecekler. Her halükarda biz kazanacağız; ya barışçıl bir şekilde ya da başka bir yolla. Ya doğru olanı yapacaklar ya da bu işi bitireceğiz</i>" ifadelerini kullandı. Bölgeden istese bugün çekilebileceğini belirten Trump, buna karşılık "<i>başladığı işi tamamen bitirmek istediğini</i>" vurguladı.</p>

<h3>NATO'ya 'İran' tepkisi: İhtiyacımız varken orada değillerdi</h3>

<p>Açıklamalarının İran başlığında Batı ittifakını da hedef tahtasına oturtan Trump, NATO'nun kriz sürecinde ABD'ye beklenen desteği vermemesinden duyduğu rahatsızlığı gizlemedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trumptan-cin-ziyareti-oncesi-irana-acik-tehdit</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/abd-iran-5.jpg" type="image/jpeg" length="63526"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’de can kaybı 72 bin 742’ye yükseldi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gazzede-can-kaybi-72-bin-742ye-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gazzede-can-kaybi-72-bin-742ye-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 72 bin 742’ye ulaştığını açıkladı. Yaralı sayısının ise 172 bini aştığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ateşkes sürecine rağmen devam ediyor.</p>

<p>Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Ekim 2023’ten bu yana süren saldırılarda yaşanan can kayıplarına ilişkin güncel veriler paylaşıldı.</p>

<p></p>

<p>CGTN Türkçe'nin haberine göre, son 24 saatte Gazze’deki hastanelere 2 kişinin cenazesi ile 10 yaralı getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze Sağlık Bakanlığı, ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025 tarihinden bu yana İsrail saldırılarında 856 kişinin yaşamını yitirdiğini, 2 bin 463 kişinin yaralandığını duyurdu. Ayrıca enkaz altından çıkarılan 770 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı belirtildi.</p>

<p>Böylece İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında toplam can kaybı 72 bin 742’ye, yaralı sayısı ise 172 bin 565’e yükseldi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gazzede-can-kaybi-72-bin-742ye-yukseldi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 22:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/gazze1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="70079"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Samsun’dan seslendi: Bu sefalet düzenini reddediyoruz!]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/emekliler-samsundan-seslendi-bu-sefalet-duzenini-reddediyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/emekliler-samsundan-seslendi-bu-sefalet-duzenini-reddediyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dev Emekli-Sen Samsun Şubesi, bayram ikramiyelerinin yetersizliği ve artan yaşam maliyetlerine karşı basın açıklaması gerçekleştirdi. Emeklilerin ekonomik ve sosyal taleplerini dile getiren sendika üyeleri, Samsun'dan insanca yaşam ve adil gelir dağılımı çağrısında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Haber: Mehmet Yazıcı</strong></p>

<p>Devrimci Emekliler Sendikası (Dev Emekli-Sen) Samsun Şubesi tarafından düzenlenen basın açıklamasında, emeklilerin içerisinde bulunduğu ekonomik koşullar ve sosyal hak talepleri kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<p>Çok sayıda sendika üyesinin katılım gösterdiği açıklamada, emeklilerin hayat pahalılığı karşısında zorlu bir yaşam mücadelesi verdiği kaydedildi. Açıklamada, emeklilerin Türkiye’nin üretim süreçlerinde yıllarca değer ürettiği ifade edilerek, mevcut ekonomik tabloda iktidarın emeklileri bir yük olarak gördüğü savunuldu. Emekliliğin huzurlu bir dinlenme dönemi olmaktan çıktığı ve bir hayatta kalma savaşına dönüştüğü belirtilen açıklamada, uygulanan ekonomi politikalarının emeklileri yoksulluğa mahkûm ettiği dile getirildi.</p>

<p><img alt="Emekliler Samsun’dan Seslendi (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/emekliler-samsundan-seslendi-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h2>EMEKLİLERİN SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİMİ ZORLAŞTI</h2>

<p>Basın açıklamasında sağlık hizmetlerine erişim konusuna dikkat çekilerek, randevu sisteminde yaşanan aksaklıkların yaşlı nüfus için ciddi bir engel teşkil ettiği vurgulandı. Göz, kardiyoloji, nöroloji ve ortopedi gibi branşlarda randevu almanın zorlaştığı, sağlık hizmetlerine erişimdeki gecikme oranının son iki yılda yüzde 40'ın üzerinde arttığı kaydedildi. Kamu hastanelerindeki yoğunluğun ve eczanelerde ödenen muayene ücreti ile ilaç katılım paylarının emekli maaşlarını daha ele geçmeden erittiği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekonomik verilere de değinilen açıklamada, açlık sınırının 30 bin TL’yi, yoksulluk sınırının ise 115 bin TL’yi aştığı bir ortamda milyonlarca emeklinin 20 bin TL seviyesindeki aylıklarla geçinmek durumunda kaldığı belirtildi. Temel gıda ürünlerine erişimin zorlaştığı, emeklilerin alım gücünün enflasyon karşısında gerilediği aktarıldı. Avrupa'daki emeklilerin yaşam standartları ile Türkiye'deki emeklilerin durumu kıyaslanırken, Türkiye'deki emeklilerin derin bir yoksulluk içerisine sürüklendiği paylaşıldı.</p>

<p>Açıklamada bayram ikramiyelerine ilişkin olarak, 4 bin TL olarak belirlenen rakamın enflasyon karşısında değerini yitirdiği ve bu tutarla pazar masraflarının dahi karşılanamadığı vurgulandı. Ayrıca memur emeklilerine yönelik seyyanen zam uygulamasındaki farklılıkların, çalışan memurlar ile emekliler arasında büyük bir gelir uçurumu yarattığına işaret edildi.</p>

<p>Emeklilerin taleplerini sıralayan Dev Emekli-Sen, şu maddeleri kamuoyuna sundu:</p>

<ul>
 <li>
 <p>En düşük emekli aylığının insan onuruna yaraşır bir seviyeye yükseltilmesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sağlık hizmetlerindeki tüm katkı paylarının kaldırılması ve emeklilere ücretsiz, kesintisiz sağlık hizmeti sunulması.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bayram ikramiyelerinin en az bir asgari ücret tutarına güncellenmesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sendikal örgütlenme üzerindeki baskıların son bulması ve toplu sözleşme masasında temsil hakkının tanınması.</p>
 </li>
</ul>

<p>Sendika üyeleri, haklarını alana dek alanlarda ve sokaklarda mücadele etmeye devam edeceklerini ifade ederek açıklamayı sonlandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAMSUN, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/emekliler-samsundan-seslendi-bu-sefalet-duzenini-reddediyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 22:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/emekliler-samsundan-seslendi.jpeg" type="image/jpeg" length="12187"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mısra Öz CHP'ye katıldı, rozetini Özgür Özel taktı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/misra-oz-chpye-katildi-rozetini-ozgur-ozel-takti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/misra-oz-chpye-katildi-rozetini-ozgur-ozel-takti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in parti rozetini taktığı Mısra Öz, "Sn. Genel Başkanımız rozetimi takarken yalnızca bir partiye değil; eşitliğe, hukuka, laik cumhuriyete ve aydınlık bir geleceğe olan inancımı cesaretle yüreğimde hissettim" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in parti rozetini taktığı Mısra Öz, "Sn. Genel Başkanımız rozetimi takarken yalnızca bir partiye değil; eşitliğe, hukuka, laik cumhuriyete ve aydınlık bir geleceğe olan inancımı cesaretle yüreğimde hissettim. Mücadeleden vazgeçmeyen, umudu büyüten herkesle birlikte yürümek çok kıymetli" ifadesini kullandı.</p>

<p data-end="396" data-start="145"><span class="align-baseline cursor-pointer entity-underline hover:entity-accent inline"><span class="whitespace-normal">Çorlu Tren Faciası</span></span>nda 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel'i kaybeden Mısra Öz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda CHP'ye katıldığını açıkladı. Öz, paylaşımında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kendisine rozet taktığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="440" data-start="398">Öz, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</p>

<h2>''Bir gider, bin geliriz"</h2>

<p>Bugün, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün emanet ettiği Cumhuriyetin; adalet, demokrasi ve halk iradesi mücadelesine daha güçlü bir sorumlulukla sahip çıkmanın gururunu yaşadım. Sn. Genel Başkanımız rozetimi takarken yalnızca bir partiye değil; eşitliğe, hukuka, laik cumhuriyete ve aydınlık bir geleceğe olan inancımı cesaretle yüreğimde hissettim. Mücadeleden vazgeçmeyen, umudu büyüten herkesle birlikte yürümek çok kıymetli.</p>

<p>Bize bu ziyarette eşlik eden Canım Berna Özgül'e, daima yanımızda olup, bugün mecliste olmamıza vesile olan Kıymetli vekilim Suat Özçağdaş Bey'e ve nazik ev sahipliği için Sn. Genel Başkanımız Özgür Özel Bey'e sonsuz teşekkür ederim. İnançla, dayanışmayla, hep birlikte.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/misra-oz-chpye-katildi-rozetini-ozgur-ozel-takti</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 21:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/misra-oz-chpye-katildi-rozetini-ozgur-ozel-takti.jpg" type="image/jpeg" length="83410"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Demirtaş, Yüksekdağ ve Mızraklı'dan Diyarbakır'daki Barış Forumu'na mesaj]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/demirtas-yuksekdag-ve-mizraklidan-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/demirtas-yuksekdag-ve-mizraklidan-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, tutuklu bulundukları cezaevinden Diyarbakır'da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'na gönderdikleri mesajda, forumun barışa katkı sunması dileğinde bulunuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, tutuklu bulundukları cezaevinden Diyarbakır'da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'na gönderdikleri mesajda, forumun barışa katkı sunması dileğinde bulunuldu.</p>

<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediye'nin düzenlendiği ve 16 Mayıs'a kadar sürecek Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu, bugün yapılan açılış konuşmalarıyla başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çok sayıda davetlinin katıldığı foruma Eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı'nın gönderdiği mesajlar okundu.</p>

<p>Demirtaş ile Mızraklı'nın ortak gönderdikleri mesajında şunlar kaydedildi: </p>

<p>'Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu adıyla düzenlediğiniz anlamlı ve değerli buluşmanın başarılı geçmesini temenni ediyor, emeği gelen herkesi kutluyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yaşanan derin siyasal ve toplumsal çöküşten çıkışa ışık tutacak, yol gösterecek kıymetli tartışmalarla onurlu barış arayışına da büyük katkılar sunacağınıza olan inançla hepinize içten selam, sevgilerimizi gönderiyor, özgür yarınlarda bir arada olabilmeyi diliyoruz.'</p>

<h2><strong>'UMUDU, YENİ BAŞLANGIÇLARI VE KURUCU MİSYONU ÖRGÜTLEMEK ELBETTE KOLAY DEĞİLDİR'</strong></h2>

<p> Eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ'ın mesajı ise şöyle:</p>

<p>'Gerçekleştirdiğiniz forumun, Türkiye halkları açısından hayati önem taşıyan bir süreçte, barışın toplumsallaşması çabalarına büyük katkı yapacağına inanıyorum. Toplumsallığın yerellikle eş anlamlı olduğunu düşünürsek, bu katkının anlamı daha öne çıkacaktır. Barış, özgürlük, demokrasi farkındalığının toplumun ana yaşam damarlarından kılcal damarlarına kadar yayılma iradesi temelden, yani yerelden büyüyecektir. Etkinliğinizin, Sayın Başkan Öcalan tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Toplum süreci ve iradesini sahiplenen, güçlendiren bir verim ortaya çıkaracağına inanıyorum. Zira böylesi bir verim yükseltme etkinliğine çok ihtiyaç var. Umudu, yeni başlangıçları ve kurucu misyonu örgütlemek elbette kolay değildir. Ama her tür zorluk karşısındaki başarı deneyimlerimiz, rehberimiz ve güvencemizdir.'</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/demirtas-yuksekdag-ve-mizraklidan-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 20:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/selahattin-demirtas-ve-figen-yuksekdag.png" type="image/jpeg" length="81581"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'den iddialara tepki: Şeref yoksunları hukuk önünde hesap verecek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpden-iddialara-tepki-seref-yoksunlari-hukuk-onunde-hesap-verecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpden-iddialara-tepki-seref-yoksunlari-hukuk-onunde-hesap-verecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP, bazı milletvekilleri ve partililere yönelik sosyal medya paylaşımlarına ilişkin yaptığı açıklamada, iddiaları 'organize, mesnetsiz saldırı' olarak nitelendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p data-end="369" data-start="87">CHP, bazı milletvekilleri ve partililere yönelik sosyal medya paylaşımlarına ilişkin yaptığı açıklamada, iddiaları 'organize, mesnetsiz saldırı' olarak nitelendirdi. CHP Kadın Kolları Genel Başkanı <span class="align-baseline cursor-pointer entity-underline hover:entity-accent inline"><span class="whitespace-normal">Asu Kaya</span></span> ise hukuki sürecin başlatıldığını duyurdu.</p>

<p data-end="369" data-start="87">CHP'nin resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, son günlerde bazı milletvekilleri ve partililere yönelik ortaya atılan iddialara tepki gösterildi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p data-end="636" data-start="455">'Sosyal medyada son günlerde milletvekillerimize ve partililerimize yönelik yürütülen; akıl ve ahlak sınırlarını aşan, organize, mesnetsiz, alçak saldırıları ibretle takip ediyoruz.</p>

<p data-end="827" data-start="638">Siyaseti; trol ordularıyla iftira saçarak, itibar suikastı yaparak, insanların namusuna ve haysiyetine saldırarak dizayn etmeye çalışan bu kirli zihniyet artık açıkça kontrolden çıkmıştır.</p>

<p data-end="1139" data-start="924">Sözde gazetecilik adı altında tetikçiliğe soyunan; anonim hesapların arkasına saklanıp organize şekilde, yalanlarla saldıran şeref yoksunları da buna göz yumanlar da hukuk ve toplum vicdanı önünde hesap verecektir.</p>

<p data-end="1423" data-start="1141">İktidarın bu alçak kampanya karşısındaki suskunluğu ise tarafsızlık değil, açık bir ortaklıktır. Sessiz kalan herkes bu alçaklığın, bu pisliğin sorumluluğunu taşımaktadır. Ne bu ahlaksız dile boyun eğeriz ne de bu çürümüş siyaset anlayışına teslim oluruz. Kamuoyuna saygılarımızla:'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 data-end="1475" data-start="1425"><strong>ASU KAYA: HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILMIŞTIR</strong></h2>

<p data-end="1653" data-start="1477">İddialarda adı geçen CHP Kadın Kolları Genel Başkanı <span class="align-baseline cursor-pointer entity-underline hover:entity-accent inline"><span class="whitespace-normal">Asu Kaya</span></span> da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda hukuki sürecin başlatıldığını açıkladı.</p>

<p data-end="1695" data-start="1655">Kaya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p data-end="1853" data-start="1697">'Hukuki süreç bugün itibariyle derhal başlatılmıştır. Hiç kimse şahsımı ve kadınları hedef göstererek, iftira ve nefretle siyaset dizayn edeceğini sanmasın.</p>

<p data-end="2031" data-start="1855">Bu alçaklığı yapanlar şunu iyi bilsin: Kadınlara, mücadelemize ve partimize yönelik organize saldırılarınızın da, kirli dilinizin de hesabını yargı önünde tek tek vereceksiniz.</p>

<p data-end="2182" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="2033">Ne iftiranızdan korkarız, ne de bu karanlık düzeninize teslim oluruz. Kadınları susturamayacaksınız. Cumhuriyet Halk Partisi'ni susturamayacaksınız.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpden-iddialara-tepki-seref-yoksunlari-hukuk-onunde-hesap-verecek</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/chp-genel-merkezi.webp" type="image/jpeg" length="91364"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MHP Diyarbakır'daki Barış Forumu'na mesaj gönderdi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mhp-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj-gonderdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mhp-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj-gonderdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'na mesaj gönderen MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, "Meram Bağlarında kalıcı huzur için kardeşlik türkülerini birlikte söyleyeceğiz" ifadeleri kullandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nce düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'na mesaj gönderen MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, 'Ülkemiz için milletimiz için her şeyi birlikte yapacağız. Tarihi ve kültürel değerlerimiz Hevsel Bahçelerinde, Meram Bağlarında kalıcı huzur için kardeşlik türkülerini birlikte söyleyeceğiz' ifadeleri kullandı.</p>

<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından 16 Mayıs'a kadar sürecek Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu açılış konuşmalarıyla başladı.</p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, görevden uzaklaştırılan Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar, yerine kayyum atanan Ahmet Türk, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Erbil Valisi Ümid Hoşnav ile Duhok Valisi Dr. Ali Tatar, DEM Parti milletvekilleri, akademisyenler ve çok sayıda davetlinin foruma MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız mesaj gönderdi.</p>

<p>MHP'li Yıldız, Hevsel Bahçeleri'nde, Meram Bağları'nda kalıcı huzur için kardeşlik türkülerini birlikte söyleyeceklerini dile getirdiği mesajında, 'Şiddet ve tedhiş yalnızca doğrudan hedef aldığı kurbanlar üzerinde değil daha geniş kitleler üzerinde yıldırma ve korku iklimi yaratan bir insanlık suçudur. Ekonomik, demografik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla da bir milli güvenlik sorunudur. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve makbul bir vatandaşı ve bu milletin ayrılmaz muhterem bir parçası olduğunu hissetmesini sağlamak demokrasimiz için bir tercih değil bir zorunluluktur. Bir devlette adalet yoksa hangi sistemle yönetildiğinin, kim tarafından idare edildiğinin, vatandaşlarının hangi inanca ve milliyete sahip olduğunun bir önemi yoktur. Ülkemiz için milletimiz için her şeyi birlikte yapacağız. Tarihi ve kültürel değerlerimiz Hevsel Bahçelerinde, Meram Bağlarında kalıcı huzur için kardeşlik türkülerini birlikte söyleyeceğiz' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>'ŞİDDET SORUNUNA NİHAİ ÇÖZÜM YOLUNDA TARİHİ BİR FIRSAT YAKALANMIŞTIR'</strong></h2>

<p>1 Ekim 2024'te Devlet Bahçeli'nin DEM Parti sıralarına giderek, Tuncay Bakırhan ve milletvekilleriyle tokalaşması ile başlayan süreç ve 22 Ekim 2024 tarihinde TBMM'de Bahçeli'nin partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın tarihi konuşma yüzyılın en cesur siyasi hamlesi olduğunu söyleyen Yıldız'ın mesajında şöyle denildi:</p>

<p>'Yarım asırdan beri ülkenin beşeri, sosyal ve ekonomik kaynaklarına ağır maliyetler yükleyen tedhiş ve şiddet sorununa nihai çözüm yolunda tarihi bir fırsat yakalanmıştır. Liderimizin işaret ettiği gibi yıllar boyunca şiddetle mücadeleye ayrılmak zorunda kalınan devasa kaynakları artık çocuklarımıza okul, yaşlılarımıza hastane ve bakım hizmeti, çiftçimize sulama kanalı, tarımsal destek, kırsal kalkınma, gençlerimize teknoloji merkezi, üniversite yatırımı, gençlik projesi; kadınlarımıza istihdam ve sosyal refah; esnafımıza kredi, sanayicimize yatırım; şehirlerimiz altyapı, köylerimize yol; tarlalarımıza bereket olarak döndürmeliyiz. Aynı zamanda kültürde, sanatta, sporda farklılıkları ortak akıl ve vicdanla birlikte yönetmeliyiz.'</p>

<h2><strong>'ŞİDDETİN TÜMÜYLE REDDEDİLMESİ GEREKİR'</strong></h2>

<p>22 Ekim 2024 tarihinden bugüne süreç uyum içinde ilerlemiş o günden bugüne evlere, yüreklere yeni ateşler düşmediğine vurgu yapan Yıldız mesajında, 'Farklılıkların çatışma unsuru değil, toplumsal çeşitliliğin doğal bir parçası olarak görüldüğü bir iklimin yaratılması ve şiddetin tümüyle reddedilmesi gerekir. 'Türkiye Yüzyılı' ideali, hukukun üstünlüğü, ekonomik ferahı, demokratik katılım ve toplumsal dayanışma ilkeleriyle temellendirilmiş bir vizyonu ifade etmektedir. Bu vizyonun başarısı, yalnızca iç güvenliğin sağlanmasında değil, Türkiye'nin bölgesel barış mimarisi içindeki konumuna da doğrudan katkı sunacaktır' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>'KOMİSYON, MECLİS'İN TEMSİL GÜCÜNÜ VE MİLLİ İRADENİN DENETİM İMKANLARINI AYNI ZEMİNDE BULUŞTURAN BİR ÖRNEK ORTAYA KOYMUŞTUR'</strong></h2>

<p>'Bölgemizde, uzun süredir devletleşme ve merkezileşme taleplerinin olduğu görülmektedir' ifadelerin yer aldığı mesajda, şunlar kaydedildi:</p>

<p>'Birçok ülke kendi egemenlik kapasitesini yeniden inşa etme sürecine girmiştir. Bu süreç, devlet dışı aktörleri ya uyum sağlamaya veya tasfiye olmaya zorlamaktadır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; Meclis'in temsil gücünü, siyasetin çözüm üretme kapasitesini ve milli iradenin denetim imkanlarını aynı zeminde buluşturan bir örnek ortaya koymuştur. Güçlü bir fikir birliği ile meclis yapımızın kahir ekseriyetiyle çözüm odaklı bir birliktelik inşa edilmiştir. Toplantılar boyunca oluşan müşterek kanaat, şiddet ve tedhişle mücadele yönteminin sadece güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmaması yönündedir.'</p>

<p>Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun tam demokrasiye dayanan, yurttaşlık bilincinin, eşitlik temelli kardeşliğin ve kurumsal şeffaflığın kalıcı huzur ve barışı mümkün kılınacağını rapor ettiğini aktaran Yıldız, 'Bu çerçeve metin, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara ortak hedefler doğrultusunda yol gösterecek kıymetli bir başvuru belgesidir' diye belirtti.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mhp-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj-gonderdi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 20:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/mhp-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj-gonderdi.jpg" type="image/jpeg" length="75647"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tanju Özcan hakkında iddianame hazırlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tanju-ozcan-hakkinda-iddianame-hazirlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tanju-ozcan-hakkinda-iddianame-hazirlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutuklu Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can'ın da aralarında bulunduğu 19 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklu Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can'ın da aralarında bulunduğu 19 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.</p>

<p>Tutuklu Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can'ın da aralarında bulunduğu 19 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, Başsavcı İbrahim Cansever tarafından onaylanarak Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>178 sayfalık iddianamede, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığı'nın 'davacı/müşteki kurumlar' arasında yer aldığı bilgisine ulaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tanju-ozcan-hakkinda-iddianame-hazirlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 20:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/tanjuozcan1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="82109"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cevat Kaya: İmamoğlu ile direkt ona bağlı örgüt üyesi olabilecek ne yaptım]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/cevat-kaya-imamoglu-ile-direkt-ona-bagli-orgut-uyesi-olabilecek-ne-yaptim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/cevat-kaya-imamoglu-ile-direkt-ona-bagli-orgut-uyesi-olabilecek-ne-yaptim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu'nun kardeşi Cevat Kaya, İBB Davası'nda savunma yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu'nun kardeşi Cevat Kaya, İBB Davası'nda savunma yaptı. Kaya, 'Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı örgüt üyesiymişim. Ekrem İmamoğlu ile direkt ona bağlı örgüt üyesi olabilecek ne yaptım? Nerede onunla birlikte hareket ettim veya o bana bir talimat göndermiş mi, göndermemiş mi' dedi.</p>

<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 77'si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 36'ncı gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda görülmeye devam ediyor.</p>

<p>Eski emniyet müdürü ve firari Murat Gülibrahimoğlu'nun çalışanı Yener Torunler ile Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün'ün tutuklanmasının ardından yerine başkanvekili seçilen ancak daha sonra tutuklanan Ahmet Şahin'in savunması tamamlandı. Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu'nun kardeşi Cevat Kaya'nın savunmasına geçildi. İBB'de çalışmadığını ve İBB ile iş yapmadığını belirten Kaya, şunları söyledi:</p>

<p>'Sizlerin tabii ki görevleriniz var, mesleğiniz var. Ceza hakimisiniz, savcımız ceza savcısı ama bu insanların tutulduğu Vatan Emniyet'teki yerleri mesela hiç gidip görme imkânınız, şansınız veya böyle bir niyetiniz var mı, bilmiyorum. 'Bu insanları biz oraya gönderiyoruz ama burası nasıl bir yerdir, ne oluyor burada' diyebiliyor musunuz? Çünkü bizler size bağlıyız. Şu anda ben sizin kontrolünüzdeyim. 'Oturun' diyorsunuz, oturuyoruz; 'Kalkın' diyorsunuz, kalkıyoruz; 'Aşağı inin' diyorsunuz, iniyoruz; 'Yukarı çıkın' diyorsunuz, çıkıyoruz. Dolayısıyla çok kötü koşullar vardı orada. Yerler toz ve pislik içerisindeydi. Ben polis memuruna 'Bana bir süpürge ver, hiç olmazsa şu ön tarafımı bir süpüreyim' dedim. Yok, süpürge bile vermedi bana. Yerde muşambadan yapılmış yatak gibi bir şey vardı, onun üzerinde idare ettim. Sabah o demir panolardan içeri su veya bir sandviç sokuluyor. Sandviç içinde mayonez, sapsarı bir kaşar peyniri... Zaten içi yenmiyor, kabuğunu zorla sıyırıp işte suyuyla beraber öğünü geçiştirmeye çalışıyoruz.</p>

<p><strong>'HANGİ EYLEMDE BULUNDUM'</strong></p>

<p>Orada 3 gece geçirdik. 4'üncü gün zaten adliyeye geldik. Adliyenin aşağısı da zaten ayrı bir macera. Sonra 7'nci kata çıktık. Orası da insanların özgürlüğünü elinden almak için bekleyen bir yer, benim tabirimle öyle. Tutuklama şartları şu anda önümüzde duruyor sayın başkanım, sayın savcı. Ben savcı beye hangi ifadeyi vermişsem sulh cezadaki hakime de aynı ifadeyi verdim. Bugün yazdıkları iddianame de aynı, üzerine hiçbir şey konmamış ama ben 13 aydır işimden, ailemden, her şeyimden mahrum ve yoksun bir durumda cezaevinde tutuluyorum. Neden sayın başkanım? Siz söylüyorsunuz, eylemim yok. Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı örgüt üyesiymişim. Peki, ne yaptım ben mesela? Ekrem İmamoğlu ile direkt ona bağlı örgüt üyesi olabilecek ne yaptım? Hangi eylemde bulundum? Nerede yanlış yaptım? Nerede onunla birlikte hareket ettim veya o bana bir talimat göndermiş mi, göndermemiş mi? Ben ona bir talimat vermiş miyim? Onun verdiği talimatlarla gidip herhangi bir ilçe belediyesinde, herhangi bir milletvekiliyle, herhangi bir yerde bir iş bitirip ihale mi aldım, ihale mi verdim? Oradan para kazanıp para mı getirdim, sisteme mi koydum veya işte sistem dediniz de şablonu bana bir göstersenize.</p>

<p><strong>'HİÇBİR NEDEN YOKKEN EVİMDEN ALDILAR'</strong></p>

<p>Ben büyük işler yaptım. 2,5 aydır buraya gelip gidiyorum. Sizleri de bu arada çok dikkatli dinliyorum; hareketlerinizi, az da olsa konuşmalarınızı dikkatlice takip ediyorum. Bu arada çok da gözlemciyimdir. Çok insanla görüştüğümüz, işçi çalıştırdığımız ve yurt dışında 3 bin kişiyi yönettiğimiz için yönetmek biraz maharet istiyor. Beni hiçbir neden yokken gelip evimden aldılar, Vatan Emniyet'e götürdüler. 3 gecemi orada geçirttiler. 4'üncü gün akşamı 29 Nisan 2025 tarihinde tutuklattılar ve doğrudan Silivri Cezaevi 9 No'luya götürdüler. Tabii bu süreç benim için çok farklı ve hiç ummadığım bir süreçti. Beklemediğim bir şeydi çünkü bir şey yaparken 'Ben bunu yapıyorum ama karşımda da bak bununla böyle bir karşılaşma imkanı vardır' diyerek göz ardı etmezsiniz. Bizi içeriye, koğuşa koydular. Sonra hemen bir revire gitmek istedim. 'Bana bir sakinleştirici ilaç verin, kendimi rahatlatmak için biraz kullanayım' dedim. Öyle bir şeye başladım, iyi de geldi; beni biraz sakin tuttu. Bu süreç bugün itibarıyla 13 ay oldu.</p>

<p><strong>'9 KARDEŞ TRABZON'A GÖÇTÜK'</strong></p>

<p>Ben köyde doğdum. En son sevgili kardeşim Dilek'e kadar herkes köyde doğdu, biz 10 kardeşiz. 9 kardeş olarak Trabzon'a göçtük. Göçerken de öyle değil yani, babam Trabzon'un merkezinde eski Rumlardan kalma ahşap bir bahçeli ev satın alıyor. Bizi öyle getiriyor. Sene 1972. Tabii aradan 10 sene geçmiş, 60'ta geliyor, ticaretine başlıyor ve o zaman sürecinde parasını alıyor ve artık hamleler başlıyor. Biz köyden artık babam böyle der, ben de tavukları kümeste bıraktım da çıktım. 'Burada yaşanmaz. Durulmaz' dedi, 'yani iş güç yok, işte ticaret vesaire filan'. Sonra Trabzon'un merkezi var, Semerciler Caddesi, Kemeraltı denen bölge var; oradan bir tane dükkan satın alıyor. Ağabeyim de o vakitler 13-14 yaşlarında filan. Ben de ilkokula filan gidiyorum. O dükkanı ağabeyime bırakıyor. 'Sen gece okuyacaksın, gündüz mağazada çalışacaksın' diyor. Babam yine peştamal işine devam ettiriyor.'</p>

<p><strong>'ALIŞVERİŞİMİZ OLMADI'</strong></p>

<p>Ekrem İmamoğlu, kayınbiraderi Cevat Kaya'ya soru sormak için söz aldı. 'Biz evlenmeden önce sizinle tanışıyorduk değil mi Cevat Bey' sorusuna Kaya, 'Evet, tanışıyorduk. Yani yaklaşık 36 yıldır tanışıklığımız var. Geçen gün hesapladım. 31 yıllık da evliliğiniz var' yanıtını verdi. İmamoğlu'nun 'Biz bir ticari ortaklık veya bir ticaret yaptık mı sizinle' sorusuna da Kaya, 'Bizim sadece bir kız kardeşimle evlenmeden önce de arkadaşlığımız vardı. Gelip giderdi ama bir alışverişimiz olmadı öncesinde. Sonrasında da zaten olmadı' dedi.</p>

<p><strong>'SİYASETTEN SONRA MESAFELİ DURDUK'</strong></p>

<p>Sorularının ardından İmamoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>'Sonuçta ben 3 bine yakın konut üretmiş, iş yeri üretmiş, villa üretmiş bir iş insanıyım. Cevat Bey ve diğer kayınbiraderlerim de kendi alanlarında fabrika kurmuş, iplik ticareti yapmış, hâlâ ticareti olan insanlar. Evlendikten sonra yuvamıza dair ticaret, aramızda aile sıcaklığına hasar verir diye karşılıklı oturup ticaret konuşmuşluğumuz yoktur. İki ailenin birbirine olan saygısından ve hürmetinden dolayı, ailemize olan düşkünlüğümüzden ve orada herhangi bir problem yaşanır, aileye de nüks eder diye böyle bir tutumumuz var birbirimize karşı. Biz 31 yıllık yuvamla beraber, eşim, ben, kayınbiraderlerimle ticaret diye bir şey hiç konuşmadık, yapmadık. Siyaset başladıktan sonra da belli prensipler ortaya koyarak bu konuda onların da hassasiyetiyle mesafeli durduk. Hatta az görüştük yani. Herhalde bayramdan bayrama görüştük diyebilirim neredeyse.</p>

<p><strong>'SALDIRIYA UĞRADIK'</strong></p>

<p>Bu detaya niye giriyorum, biliyor musunuz? O kadar ilgisi var ki. Biz tam 14 aydır yuvamız, ailemiz, her şeyimiz, Cevat Bey, bizler; savcılık eliyle basına aktarılan görüntüler, yazılar, çiziler üzerinden bir hakaret ve saldırıya uğradık. Siyaseti anladık. Siyasi saldırıları anladık. Hadi İBB üzerinden yapılan birtakım şeyleri anladık ama bu saldırıları aile yaşamına ve aile prensiplerimize kadar saldırıya dönüştüren kişiler... Üç kayınbiraderim var. En küçükleri bir iftirayla, sadece bir beyanla raporu negatif çıkan bir insan. O kadar ilişkili ve iç içe ki. Bir aileye zalimliği yapan insan, avukatın diliyle kendini sağda solda vatansever diye tariflemeye sakın kalkmasın. Onun için bu zalimlik, bu iftira düzeni gerçekten büyük bir bedeldir ve bu bedeli bize ödetmeye kalkan insanlar, büyük bir kul hakkıyla karşı karşıyadır. Allah'a havale ediyorum ama bu yeryüzünde Allah bana nefes verdikçe hukuki hakkımı adil yargı düzeni içerisinde nefesim sona erene kadar arayacağıma sizin de huzurunuzda burada söz veriyorum.'</p>

<p><strong>HAKİMDEN SÜRE UYARISI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avukat beyanlarının ardından duruşma yarına bırakıldı. Duruşma bitiminde mahkeme başkanı, ilk celseyi nisan ayında bitirmeyi planladıklarını ancak haziran ayının sonunu bulabileceğini belirterek savunmalarda makûl süre uyarısı yaptı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/cevat-kaya-imamoglu-ile-direkt-ona-bagli-orgut-uyesi-olabilecek-ne-yaptim</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 20:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ibb-davasi-2.png" type="image/jpeg" length="41015"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Batık krediler ilk kez 700 milyar lirayı aştı"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/batik-krediler-ilk-kez-700-milyar-lirayi-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/batik-krediler-ilk-kez-700-milyar-lirayi-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada batık kredilerin ilk kez 700 milyar lirayı aştığını belirterek, "Küçük esnaf borç altında ezilirken, servet giderek daha dar bir kesimde toplanıyor" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p data-end="345" data-start="72">CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada batık kredilerin ilk kez 700 milyar lirayı aştığını belirterek, 'Küçük esnaf borç altında ezilirken, servet giderek daha dar bir kesimde toplanıyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="701" data-start="347">CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada ekonomik göstergeler üzerinden iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Türkiye'de ekonomik tablonun artık rakamlarla gizlenemediğini ifade eden Genç, karşılıksız çeklerdeki artışın ve batık kredilerdeki yükselişin piyasadaki daralmayı açık şekilde ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p data-end="870" data-start="703">Borsa İstanbul'daki servet yoğunlaşmasına da dikkat çeken Genç, ekonomik sistemin üreticiyi ve dar gelirliyi değil, belirli bir sermaye grubunu büyüttüğünü ifade etti.</p>

<p data-end="908" data-start="872">Genç, konuşmasında şunları kaydetti:</p>

<p data-end="1650" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="910">'Türkiye'de ekonomik tabloyu artık rakamlar bile gizleyemiyor. Bu yılın ilk üç ayında karşılıksız çıkan çeklerin tutarı yüzde 74 artarak 77 milyar liraya ulaştı. Batık krediler ilk kez 700 milyar lirayı aştı. Öte yandan Borsa İstanbul'daki hisse senetlerinin yaklaşık yüzde 79'u, portföyü 10 milyon liranın üzerinde olan büyük yatırımcıların elinde bulunuyor. Yani küçük esnaf borç altında ezilirken, vatandaş kredi kartıyla ayakta kalmaya çalışırken servet giderek daha dar bir kesimde toplanıyor. Bugün Türkiye'de kazanan üretici değil, faizden, ranttan ve finansal ayrıcalıklardan beslenen küçük bir azınlık oluyor, kaybeden ise alın teriyle geçinmeye çalışan milyonlarca vatandaşımızdır. İşte Türkiye'nin gerçek ekonomik tablosu budur.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/batik-krediler-ilk-kez-700-milyar-lirayi-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 20:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/kredi-1.jpg" type="image/jpeg" length="20315"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tuncer Bakırhan: Bugün Türkiye'nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacı var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tuncer-bakirhan-bugun-turkiyenin-gercek-bir-siyasi-pergele-ihtiyaci-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tuncer-bakirhan-bugun-turkiyenin-gercek-bir-siyasi-pergele-ihtiyaci-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır'da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye'nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacının olduğunu ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyarbakır'da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye'nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacının olduğunu ifade ederek, 'Bugün Türkiye'nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacı var. Bir ayağı cumhuriyetin ortak kazanımlarına dayanmalı, diğer ayağı haklara, hakların diline, kültürüne ve hafızasına dayanmalı. Bu pergel yerel demokrasiyi eşit yurttaşlığı, yoksulluğa karşı adaleti ve herkes için özgürlüğü birlikte çizmelidir' dedi.</p>

<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediye'nin düzenlendiği ve 16 Mayıs'a kadar sürecek Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu açılış konuşmalarıyla başladı.</p>

<p>Büyükşehir Belediyesi'ndeki Ali Emiri Konferans Salonu'nda yapılan programa Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Ayşe Serra Bucak ve Doğan Hatun'un ev sahipliği yaptığı foruma, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, görevden uzaklaştırılan Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar, yerine kayyum atanan Ahmet Türk, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Erbil Valisi Ümid Hoşnav ile Duhok Valisi Dr. Ali Tatar, DEM Parti milletvekilleri, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı.</p>

<p>Programda söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'nun kritik bir aşamada yapıldığına dikkat çekerek, 'Bu formun başlıklarına bakıldığı zaman barış sadece bizim için bir heves değil. Dönemlik bir slogan hiç değil. Bir anlık iyimserlik de değil. Barış emek isteyen, akıl isteyen, cesaret isteyen, süreklilik isteyen büyük bir inşa sürecidir. Bu yüzden bu forumun programında yer alan başlıkların genişliği tesadüf değildir' dedi.</p>

<h2><strong>'AMED BU ÜLKENİN AYNI ZAMANDA YÜKLERİ TAŞIYAN DEVASA BİR AYNASIDIR'</strong></h2>

<p>Bu forumun başlıklarında hukuk, demokrasi, emek, kadın özgürlüğü, çevre, gençlik, ekoloji ve yerel demokrasinin olduğunu söyleyen Eş Başkan Bakırhan, şöyle devam etti:</p>

<p>'Bu başlıkların her biri barışın bir parçasıdır. Bu açıdan forumdaki tüm etkinliklerin yol açıcı olmasını diliyorum ve olacağına inanıyorum. Amed sıradan bir şehir değil. Bir kenti kent yapan onun itirazıdır. Onun vicdanıdır. Onun omuzlarında taşıdığı tarihi yüktür. Amed bu ülkenin aynı zamanda yükleri taşıyan devasa bir aynasıdır. Bundan ötürü 10 yıllar boyunca siyasetçiler, iktidar sahipleri hep bu şehre geldiler. Buradan Türkiye'ye ve dünyaya mesajlar verdiler. Bir dönem Avrupa Birliği'nin yolu Diyarbakır'dan geçer dediler. Başka bir dönem Kürt meselesinin çözüm yolu Diyarbakır'dan geçer dediler. Bunların hepsi kendi dönemi için doğruydu, kıymetliydi. Fakat bugün bizler de bu salondan o doğrulara çok daha hayati bir doğru eklemek istiyoruz. Bu salondan diyoruz ki onurlu bir barışın ve kalıcı bir çözümün yolu Diyarbakır'dan geçer.'</p>

<h2><strong>'ACI, SABIR VE DİRENİŞİ ÇOK BİRİKTİRDİK. ARTIK BU BİRİKİMLERİ TAŞIMAKLA YETİNMEYECEĞİZ'</strong></h2>

<p>Ortadoğu'daki pek çok siyasi bilmecenin çözüm anahtarının Diyarbakır'ın iradesinde olduğunu söyleyen Bakırhan, 'Bu irade Ankara'nın çözüm perspektifiyle buluştuğu gün Türkiye sadece kendi iç meselesini değil bölgenin en karmaşık denklemlerini de çözme kapasitesine kavuşur. Türkiye Orta Doğu'nun demokratik öncü gücü olur. Amed bunu hak ediyor. Türkiye bunu hak ediyor. Bu coğrafyada yaşayan bütün haklar ve inançlar bunu fazlasıyla haklıyor. Şimdi sizlere doğrudan sormak istiyorum. Bu şehir acıyı biliyor mu? Fazlasıyla biliyor. Sabrı biliyor mu? İşte biraz önce 34 yıl cezaevinde yatıp çıkıp burada bizimle birlikte mücadele eden Veysi Aktaş arkadaşın duruşuyla fazlasıyla biliyor. Direnmeyi biliyor mu? Vallahi bunu söylemeye gerek yok. Bu kent direnmeyi de bayağı iyi biliyor. Ama bugün burada bu forumda şunu birlikte tartışmamız ve ilan etmemiz gerekiyor. Acı, sabır ve direnişi çok biriktirdik. Artık bu birikimleri taşımakla yetinmeyeceğiz. Onları dönüştüreceğiz. Acıdan öğrendiklerimizi, sabırla biriktirdiklerimizi ve direnerek kazandıklarımızı şimdi Sayın Öcalan'ın çağrısını yaptığı demokratik toplum ve barış sürecinin harcı olarak inşa edeceğiz. Bu nedenle 5 gün boyunca söylenecekler, yapılan Bir temenni değildir. Aynı zamanda Türkiye'nin geleceğine yapılmış güçlü bir çağrı olarak görülmelidir' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>'YETER Kİ SAVAŞIN ÇÖZMEDİĞİNİ, BARIŞIN ÇÖZEBİLECEĞİNE İNANALIM'</strong></h2>

<p>Konuşmasında barışın önemine Kadeş Antlaşması örneğini vererek anlatan Bakırhan, şunları kaydetti:</p>

<p>'Barış meselesine bazen çok güncel bir mesele gibi bakıyoruz. Oysa bugün konuştuğumuz bu mesele aslında insanlık tarihi kadar eskidir. Yaklaşık 3.300 yıl önce yanı başımızda Mısırlılarla Hititler arasında tarihi bilinen ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma çok önemlidir. Çünkü 'Neden barış olmalıdır?' sorusunun en iyi cevabı oradadır. Kadeş, savaşın hiçbir şeyi çözmediğini, ortak çıkarların kılıçtan değil sözleşmeden geçtiğini, iki halkın geleceğinin birbirinin yıkımı üzerine değil, birbirinin tanınması üzerine kurulabileceğini kanıtlamıştır. Kadeş'i çiviyle yazdılar, tabletlere kazdılar. Bizler de 21. yüzyılda bu coğrafyada, bu süreçte aynı barışı sağduyuyla, hukukla, akılla yazabiliriz diyoruz. Yeter ki savaşın çözmediğini, barışın çözebileceğine inanalım. Yeter ki ortak geleceği eski korkuların esiri yapmayalım.'</p>

<h2><strong>'YURTTA SULH ANCAK YURTTA HUKUKLA VE EŞİTLİKLE MÜMKÜNDÜR'</strong></h2>

<p>'Şimdi tarihin uzak sayfalarından yakın cumhuriyet tarihimize dönüp öğretici birkaç sayfaya bakalım' diyen Bakırhan, şöyle devam etti:</p>

<p>'Birincisi cumhuriyetin en güçlü sözlerinden biri olan 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesidir. Bu söz bize sadece dışarıda savaş istememeyi anlatmaz. Bu söz aynı zamanda içeride de huzuru, adaleti ve eşitliği kurma sorumluluğu yükler. Biz bugün bu sözü ülkemizde toplumsal barışa tercüme etmek zorundayız. Çünkü yurtta sulh ancak yurtta hukukla ve eşitlikle mümkündür. İkincisi Türkiye'nin 2. Dünya Savaşına girmemiş olmasıdır. Savaştan uzak durmak, toplumu yıkımdan korumak kazandıran bir cesarettir. Üçüncüsü Turgut Özal döneminde somutlaştığı üzere yürütme erki çözüm iradesi göstermek zorunda. Bir devlet toplumun hakikatine sırt çeviremez. Yok sayamaz. Bugün Amerika'da olduğu gibi. Fakat 1991'de 4'üncüsü bilindiği üzere 1983'te 2932'li sayılı kanunla Türkçe dışındaki diller yasaklandı. Fakat 91'de bu yasak kaldırıldığında kıyamet kopmadı. Ülke bölünmedi, devlet çökmedi. Demek ki asıl tehlike hak tanımak değil, hakları inkar etmek. Asıl tehlike bölge yanarken İstanbul'dan Hakkari'de yıllardır yanan ateşi aramalıdır.'</p>

<h2><strong>'MESELE BİR TARAFIN KAZANIP DİĞERİNİN KAYBETTİĞİ BİRİNİN DIŞARIDA BIRAKILDIĞI, DİĞERİNİN BUNUNLA GURUR DUYDUĞU BİR DÜZEN DEĞİLDİR'</strong></h2>

<p>Bugün Türkiye'nin gerçek bir siyasi pergele ihtiyacının olduğunu vurgu yapan Bakırhan, 'Bir ayağı cumhuriyetin ortak kazanımlarına dayanmalı, diğer ayağı haklara, hakların diline, kültürüne ve hafızasına dayanmalı. Bu pergel yerel demokrasiyi eşit yurttaşlığı, yoksulluğa karşı adaleti ve herkes için özgürlüğü birlikte çizmelidir. Müsaadenizle şimdiye kadar söylediklerimi İslami gelenekten gelen bir hikaye ile somutlaştırmak istiyorum. Rivayete göre Kabe'nin tamiri sırasında kutsal Hacerül Esved taşının tekrar yerine konulması konusunda Kabeler arasında büyük bir kriz çıkar. Her kabile 'Taşı ben yerine koyacağım.' der. Kriz büyür. Kırışlar çekilir. Kan dökülmek üzeredir. Hazreti Muhammed bu duruma şöyle bir çözüm üretir. Taşı geniş bir örtünün ortasına koydurur. Kavgaya tutuşan her kabileden bir temsilciyi çağırır. Herkesi o örtünün bir ucundan sıkıca tutar. Taşı omuz omuza hep birlikte kaldırarak yerine koyarlar. Böylece hiçbir kabilenin onuru kırılmaz. Kimse dışarıda kalmaz ve kriz çözülmüş olur. İşte bugün mesele biraz da budur. Mesele bir tarafın kazanıp diğerinin kaybettiği birinin dışarıda bırakıldığı, diğerinin bununla gurur duyduğu bir düzen değildir. Mesele toplumun her ferdinin, her renginin, her kimliğinin onurunu koruyan büyük bir çözüm örtüsü kurmaktır. Barış o örtünün ucunu Kürt'e, Türk'e, Alevi'ye, Süryaniye, Ermeni'ye, Çerkez'e, kadına, gence, emekçiye belası. Bu ülkede yaşayan bütün renkleri ve inançlara tutulan o yüce ortak aklın adıdır' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'BARIŞIN YOLUNUN HİZMETKARI OLMAKTAN ONUR DUYARIZ'</strong></h2>

<p>Konuşmasına siyaset filozofu Frantz Fanon'un sözleriyle tamamlayan Bakırhan, şunları kaydetti:</p>

<p>'Fanon der ki: 'Eğer en başta bir amacın hizmetkarı değilsek, halkın adalet ve özgürlüğünün sevdalısı değilsek, yer yüzünde bir hiçiz demektir. Net olarak ifade edelim. Barışın yolunun hizmetkarı olmaktan onur duyarız. Çünkü bizler yaptıklarımızdan ibret alıyoruz. Bundan ötürü gece gündüz barış için ter döküyoruz. Arkadaşlarımızla çalışmalar yürütüyoruz. Bizler inandığımız hakikatin peşindeniz. Dün gittik, bugün de yarın da gitmeye devam edeceğiz.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tuncer-bakirhan-bugun-turkiyenin-gercek-bir-siyasi-pergele-ihtiyaci-var</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/tuncer-bakirhan-bugun-turkiyenin-gercek-bir-siyasi-pergele-ihtiyaci-var.jpg" type="image/jpeg" length="92228"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mehmet Türkmen'den tahliye sonrası ilk açıklama]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mehmet-turkmenden-tahliye-sonrasi-ilk-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mehmet-turkmenden-tahliye-sonrasi-ilk-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tahliye sonrası açıklama yapan Türkmen, "Bu ülkede düzen elbet değişecek ve değişecekse de tam da hayatı için mücadele eden, emeği için mücadele eden işçilerin mücadelesiyle olacak" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçlamasıyla tutuklu yargılanan BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen, ilk duruşmada beraat etti. Tahliye sonrası açıklama yapan Türkmen, 'Bu ülkede işçileri parmaklarından, ellerinden, hayatından eden düzen elbet değişecek ve değişecekse de tam da hayatı için mücadele eden, emeği için mücadele eden işçilerin mücadelesiyle olacak' dedi.</p>

<p>Sırma Halı işçilerine destek vermek amacıyla katıldığı basın açıklamasındaki ifadeleri nedeniyle 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçlamasıyla tutuklu yargılanan Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Başkanı Mehmet Türkmen, Gaziantep 38. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada beraat etti.</p>

<p>Tahliyesinin ardından açıklama yapan Türkmen, duruşma sürecinde gösterilen dayanışmanın yalnızca kendi savunması olmadığını belirterek, 'Bugün aslında bu memlekette işçilerin, emeğiyle yaşayanların nasıl bir ülkede yaşadığı ve bu koşulları değiştirme mücadelesi verirken nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya olduklarını ortaya koyan bir duruşma oldu' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'ENSEYİ KARARTMAK YOK'</strong></h2>

<p>Türkiye'nin dört bir yanından gelen dayanışmanın kendisine umut verdiğini söyleyen Türkmen, 'İşçilerin, işçi sınıfının hayatı, yaşamı, hakları için mücadele eden ve mücadele edenleri yalnız bırakmayan böyle bir dayanışma olduğu sürece enseyi karartmak yok' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkmen, konuşmasında iş kazalarında uzuvlarını kaybeden işçilerin yaşadıklarını anlatarak, 'Belki Mustafa'nın parmakları hiç çıkmayacak ama bu ülkede işçileri parmaklarından, ellerinden, hayatından eden düzen elbet değişecek ve değişecekse de tam da hayatı için mücadele eden, emeği için mücadele eden işçilerin mücadelesiyle olacak' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'BU YASANIN AMACI MUHALEFETİ SUSTURMAK'</strong></h2>

<p>Türkmen, 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' düzenlemesinin çıkarıldığı dönemde büyük tepki çektiğini belirterek, 'Asıl amacının da muhalefeti, gerçekleri konuşanları susturmak olduğunu hepimiz biliyorduk' dedi. Gazeteciler İsmail Arı ve Alican Uludağ'ın yanı sıra bazı avukatların hâlâ tutuklu bulunduğunu söyleyen Türkmen, 'Bugün beraat kararı aldım ama böyle bir karar için 'Türkiye'de adalet yerini buldu' cümlesini beklemesin kimse benden' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Cezaevlerindeki koşullara da değinen Türkmen, '20 kişilik koğuşlarda 60-65 kişi kalıyor. İnsanlar yerlerde yatıyor. Barınma, hijyen ve sağlık gibi en temel haklara bile sahip değiller' dedi. Türkmen, cezaevlerinde tanıştığı çok sayıda kişinin Başpınar işçisi olduğunu belirterek, 'insanca çalışacak koşullara, insanca yaşayacak bir ücrete sahip olamadığı için suça sürüklenmiş işçilerle dolu içerisi' diye konuştu.</p>

<p>Türkmen, konuşmasını 'Gerçek suç işleyenlerin itibar gördüğü değil, hak aradığı için insanların cezaevine atılmadığı bir ülke için mücadele etmeye devam edeceğiz' sözleriyle tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mehmet-turkmenden-tahliye-sonrasi-ilk-aciklama</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/mehmet-turkmen1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="83587"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TMMOB 12. yılında Soma'yı andı: Acısını unutmadık, unutturmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tmmob-12-yilinda-somayi-andi-acisini-unutmadik-unutturmayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tmmob-12-yilinda-somayi-andi-acisini-unutmadik-unutturmayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TMMOB, Soma Faciası'nın 12. yılında madencilikte bilim, teknik ve mühendislik ilkelerine uygun çalışma ortamlarının oluşturulması çağrısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Soma Faciası'nın 12. yılı dolayısıyla paylaşılan mesajda, 'İktidara çağrımız; iş yaşamında sermaye sahiplerinin taleplerini değil can kayıplarını önlemeyi esas alan politikaların hayata geçirilmesi, işçilerin sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışmasını sağlayacak, madencilikte bilim, teknik ve mühendislik ilkelerine uygun çalışma ortamlarının oluşturulmasıdır. Hayatını kaybeden maden emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyoruz. Soma'nın acısını unutmadık, unutturmayacağız!' ifadesini kullandı.</p>

<h2>TMMOB, Soma Faciası'nın 12. yılında 301 madenci için anma mesajı yayımladı. Mesajda şu ifadelere yer verildi:</h2>

<p>'Ruhsatı TKİ'ye ait olan ve Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen Eynez/Karanlıkdere yeraltı kömür ocağında, tam 12 yıl önce 13 Mayıs 2014 saat 15.30 sıralarında meydana gelen iş cinayetinde aralarında 5 maden mühendisinin de bulunduğu 301 maden emekçisi hayatını kaybetmiştir. Facianın 12. yılında acımız halen soğumamıştır ve sorumlular hak ettiği cezayı alana kadar da soğumayacaktır. Faciada hayatını kaybeden maden emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyoruz. Anıları mücadelemizde yaşamaya devam edecektir.</p>

<p>Ülkemiz çalışma yaşamında düşük ücret ve uzun çalışma saatleri uygulanmakta, izin ve ara dinlenme süreleri çoğu zaman kullandırılmamaktadır. Bunun yanı sıra üretim baskısı ve zorlaması, denetimlerin yeterince yapılmaması, yasal mevzuatın uygulanmaması, yasalara uyulmamasının cezasız bırakılması, çalışanların örgütlenmesinin engellenmesi, özelleştirme, taşeronlaştırma, kuralsızlaştırma ve esnekleştirmenin giderek yaygınlaştığına tanıklık etmekteyiz. İşçi Sağlığı ve Güvenliği önlemlerinin işverenler tarafından bir maliyet unsuru olarak görüldüğünü de gözlemlemekteyiz. Maliyetlerin olabildiğince düşürülmesini, karın en üst seviyeye çıkarılmasını, İşçi Sağlığı ve Güvenliği önlemlerinin alınmamasını teşvik eden bu düzen, ucuz emek sömürüsüne dayalı bir rejim yaratmaktadır.</p>

<h2>6331 SAYILI YASA</h2>

<p>Siyasal iktidar tarafından uygulanan bu emek rejiminde üretim alanları, Soma örneğinde olduğu gibi taşeronlaştırma yoluyla piyasaya açılmıştır. Diğer taraftan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'yla oluşturulan Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi aracılığıyla İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği hizmetleri de piyasalaştırılmıştır. Tüm bu uygulamalar göz önüne alındığında, iktidar tarafından uygulanan emek rejiminin sermaye çevrelerine servet birikimi sağlarken, işçi ve emekçiler açısından sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları yaratmadığı açıkça görülmektedir.</p>

<p>Odamız, Soma iş cinayeti sürecinde olduğu gibi bugün de iş cinayetlerinin bir daha yaşanmaması için tüm kamuoyunu duyarlılığa çağırmaktadır. O tarihlerde Odamız tarafından, Soma iş cinayetinin bir milat olması gerektiği ve benzer faciaların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin acilen alınması gerektiği her fırsatta kamuoyuyla paylaşılmıştır. Ancak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin verilerine göre ülkemizde her yıl yaklaşık 7 Soma faciası yaşanmaktadır. O günden bugüne nice çalışmalar yürütüldü, nice yönetmelik değişiklikleri yapıldı ve birçok rapor hazırlandı ama tüm bunlar halen işçilerin sağlıklı ve güvenli ortamlarda çalışmasını maalesef sağlayamamıştır.</p>

<p>İktidara çağrımız; iş yaşamında sermaye sahiplerinin taleplerini değil can kayıplarını önlemeyi esas alan politikaların hayata geçirilmesi, işçilerin sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışmasını sağlayacak, madencilikte bilim, teknik ve mühendislik ilkelerine uygun çalışma ortamlarının oluşturulmasıdır. 13 Mayıs 2014 tarihi bir milat haline getirilememiş olsa da, 12 yılın ardından yetkilileri madenlerde yaşanan iş cinayetlerini, iş kazalarını ve faciaları önlemek adına gerekli adımları atmaya çağırıyoruz. Hayatını kaybeden maden emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyoruz. Soma'nın acısını unutmadık, unutturmayacağız!'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tmmob-12-yilinda-somayi-andi-acisini-unutmadik-unutturmayacagiz</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/tmmob1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="17053"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel Diyarbakır'daki Barış Forumu'na mesaj gönderdi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj-gonderdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj-gonderdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Diyarbakır'da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'na gönderdiği mesajda, "Biz, kendi çevresinden başka Türkiye'de kimseye nefes aldırmayan bu iktidarı değiştirmeye kararlıyız" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Diyarbakır'da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'na gönderdiği mesajda, 'Biz, kendi çevresinden başka Türkiye'de kimseye nefes aldırmayan bu iktidarı değiştirmeye kararlıyız. Bunun için Kürdün Türke, Türkün Kürde ihtiyacı var. Daha iyi bir geleceği mümkün kılmak için, birbirimizin yarasını kendi yaramız bilmeye ihtiyacımız var. Bunun için elimizi taşın altına koymaktan geri durmayacağız. Çünkü bu ülkenin bütün çocukları, gençleri, kadınları, Kürdü, Türkü, tüm yurttaşları, korkmadan yaşayacağı, umutla büyüyeceği bir Türkiye'yi hak ediyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nce 16 Mayıs'a kadar sürecek Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu başladı. Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Ayşe Serra Bucak ve Doğan Hatun'un ev sahipliği yaptığı foruma, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, görevden uzaklaştırılan Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar, yerine kayyum atanan Ahmet Türk, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Erbil Valisi Ümid Hoşnav ile Duhok Valisi Dr. Ali Tatar, DEM Parti milletvekilleri, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı. Forumda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in gönderdiği mesaj okundu.</p>

<p>CHP lideri Özel, mesajında Türkiye'nin herkes için zor ve bir o kadar da karanlık bir dönemden geçtiğini bildirdi. Hukukun ve adaletin örselendiği, milyonların yoksulluk ve güvencesizlik içinde yaşamaya mahkum bırakıldığı bir dönemin yaşandığını aktaran Özel, mesajında, 'Böylesi zamanlarda toplumlar ya birbirinden ayrışır ya da birbirinin yarasını kendi yarası bilerek yeniden ayağa kalkmaya çalışır. Bu tarihsel dönemeçte, bizim tercihimiz ikinci yoldur. Çünkü biz, ülkemizde yaşayan her kimliğin, her görüşün kaderinin birbirine bağlı olduğunu, birimiz bile eşit hissetmediğinde bir yanımızın eksik kalacağını çok iyi biliyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>'PARTİMİZ ÇÖZÜM İÇİN SORUMLULUK ALMIŞTIR VE ALMAYA DA DEVAM EDECEKTİR'</strong></h2>

<p>Foruma gönderdiği mesajında çözüm sürecine verdikleri desteği anlatan CHP Genel Başkanı Özel, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Son bir yıldır Diyarbakır'da ve tüm bölgede silahların sustuğu, gençlerimizin toprağa düşmediği bir süreci yaşıyoruz' Bunun kıymetini hepimiz çok iyi biliyoruz. Diğer yandan bu süreci kalıcı bir barışa dönüştürmek için çaba sarf ediyoruz. Bu konuda yetki sahibi olan siyasi iktidarı sorumluluk almaya zorluyor, sürecin ülkemiz için önemini de tüm milletimize anlatmaya gayret gösteriyoruz. Siyasi iktidarın bu tarihi önemdeki süreci, daha önce yaptığı gibi, bir kez daha siyasi hesaplarına kurban etmemesi için hassasiyetimizi koruyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi ülkemizde barışın, demokrasinin ve adaletin taşıyıcı kolonlarından biridir. Mevcut iktidarın bütün baskılarına, şantajlarına ve tehditlerine rağmen partimiz çözüm için sorumluluk almıştır ve almaya da devam edecektir.'</p>

<h2><strong>'KENDİ HAKKIMIZI SAVUNURKEN DE BAŞKASININ GADRE UĞRAMASINA GÖZ YUMMAYACAĞIZ'</strong></h2>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi'nin ağır siyasi saldırılarla sınandığına dikkat çekilen Özel'in mesajında, 'Biz bu sınavı, sizlerin de çok iyi bildiği bir yöntemle, demokratik direnişle veriyoruz, vereceğiz. Kendi hakkımızı savunurken de başkasının gadre uğramasına göz yummayacağız. 'Önce üzerimizdeki baskı bitsin, sonra Kürt meselesini düşünürüz' diye bir kolaycılığa, 'hele iktidara gelelim, her şeyi çözeriz' ertelemeciliğine girmeden tarihin doğru tarafında durmaya, kalıcı barış için sorumluluk almaya devam edeceğiz' denildi.</p>

<h2><strong>'KENDİ ÇEVRESİNDEN BAŞKA TÜRKİYE'DE KİMSEYE NEFES ALDIRMAYAN BU İKTİDARI DEĞİŞTİRMEYE KARARLIYIZ'</strong></h2>

<p>'Bugün Kürt meselesinin bu kadar derinleşmesinin de demokraside, adalette ve ekonomide yaşadığımız çoklu krizlerin de sorumlusu şüphesiz bu baskıcı ve otoriter iktidardır' diyen Özel'in mesajında şu ifadeler kullanıldı:</p>

<p>'Biz, kendi çevresinden başka Türkiye'de kimseye nefes aldırmayan bu iktidarı değiştirmeye kararlıyız. Bunun için Kürdün Türke, Türkün Kürde ihtiyacı var. Daha iyi bir geleceği mümkün kılmak için, birbirimizin yarasını kendi yaramız bilmeye ihtiyacımız var. Bunun için elimizi taşın altına koymaktan geri durmayacağız. Çünkü bu ülkenin bütün çocukları, gençleri, kadınları, Kürdü, Türkü, tüm yurttaşları, korkmadan yaşayacağı, umutla büyüyeceği bir Türkiye'yi hak ediyor. Bu duygularla, Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'nun ülkemizin demokratik geleceğine güçlü katkılar sunmasını diliyor; organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri sevgiyle, dayanışma duygularımla selamlıyorum.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj-gonderdi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 19:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/ozgur-ozel-diyarbakirdaki-baris-forumuna-mesaj-gonderdi.jpeg" type="image/jpeg" length="13145"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kars'taki Aynalı Köşk'ün satışı davasında tansiyon yükseldi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/karstaki-aynali-koskun-satisi-davasinda-tansiyon-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/karstaki-aynali-koskun-satisi-davasinda-tansiyon-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kars Belediyesi'ne ait tarihi Aynalı Köşk'ün değerinin çok altında icra yoluyla satıldığı iddiasıyla CHP'li İnan Akgün Alp'in şikayeti üzerine açılan davanın ikinci duruşmasında tansiyon yükseldi. Duruşma sonrası adliye koridorunda Alp ile eski sanık Orhan Arslan arasında sözlü tartışma yaşandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta ve belediyenin hukuk işleri müdürünün, taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli tarihi Aynalı Köşk'ün icra yoluyla bedelinin çok altında satılmasına neden olarak 'görevi kötüye kullandıkları' gerekçesiyle yargılanmasına devam edildi.</p>

<p>Kars 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya eski Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta ve Belediye Hukuk İşleri Müdürü Orhan Arslan ile müşteki CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp katıldı. </p>

<p>Eski Belediye Başkanı Karaçanta, savunmasında 'satış tarihinde izinli olduğunu' belirterek, 'Hukuk İşleri Müdürlüğü işlemlerin usulüne uygun olduğunu iletti. Keyfi bir ödeme yapılmadı' dedi. Karaçanta, beraatini istedi.</p>

<p>Diğer sanık Orhan Arslan ise vekaleten müdürlük yaptığını ve imza yetkisinin olmadığını savunarak, 'Satıştan bittikten sonra haberim oldu, işlemleri kurum avukatı yürütüyordu' dedi.</p>

<p>Müşteki Alp ise sanıkların fiillerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu ifade ederek, sadece eski belediye başkanı ve çalışanlarının değil, köşkü 'hileli yollarla mal edinen' şahısların da yargılanması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkeme dönemin belediye avukatı S.D'nin 'tanık' olarak dinlenmesine karar vererek davayı erteledi.</p>

<p>Duruşma sonrası adliye koridorlarında karşılaşan müşteki Alp ve sanık Arslan arasından sözlü tartışma çıktı. Alp, Aslan'a, 'Burası hırsızların baskın çıkacağı bir yer değil, Kars'ın malının çalınacağı yer değil burası. Kim oluyorsun sen? Hırsız. Sen Kars'ın malını çalıp benim gözümün önünde gezecek misin?' diye çıkıştı.</p>

<h2><strong>Davanın geçmişi </strong></h2>

<p>Dava, CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp'in suç duyurusu üzerine açıldı. İçişleri Bakanlığı'nın soruşturma izni vermemesi üzerine CHP'li Alp konuyu Danıştay'a taşıdı. Danıştay 1. Dairesi'nin itirazı haklı bulmasıyla hazırlanan iddianamede, sanıkların 'görevi kötüye kullanmak' suçundan cezalandırılmaları istendi.</p>

<p data-end="2369" data-start="1754">MHP'den 31 Mart 2014'te Kars Belediye Başkanı seçilen Karaçanta, 5 Şubat 2018'de partisinden istifa ederek, görevini bağımsız sürdürmüştü.</p>

<p data-end="2369" data-start="1754">Kars'ın simge yapılarından Aynalı Köşk 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARS, Yurt</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/karstaki-aynali-koskun-satisi-davasinda-tansiyon-yukseldi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 18:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/aynalikoskl1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="14027"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Necati Özkan: Merdan Yanardağ'ı hayatımda 2 kez gördüm]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/necati-ozkan-merdan-yanardagi-hayatimda-2-kez-gordum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/necati-ozkan-merdan-yanardagi-hayatimda-2-kez-gordum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Casusluk davasında savunma yapan İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan, 'Hakikat ortadayken mesele artık hakikati bükmek bile değil; açıkça iftiradır bu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Casusluk davasında savunma yapan İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan, 'Hakikat ortadayken mesele artık hakikati bükmek bile değil, açıkça iftiradır bu. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına karşı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılmış bu metin alenen iftiradır. Ben sizin düşmanınız mıyım? Ne yaptım ben size? Ne istiyorsunuz benden? Ben profesyonel bir iletişimciyim. Siyasetçi bile değilim. Herhangi bir siyasi partiye üye değilim. Casusluk isnadını tümüyle reddediyorum. Bunu hayatım boyunca şahsıma yöneltilmiş en ağır hakaret olarak kabul ediyorum' dedi.</p>

<p>CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında 'siyasal casusluk' iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasının ikinci günü, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan 4 no'lu duruşma salonunda görülüyor.</p>

<p>Merdan Yanardağ'ın ve avukatlarının savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya bir saat ara verildi. Aradan sonra Necati Özkan'ın savunması başladı.</p>

<h2><strong>'HUZURDAKİ DAVA EFTEN PÜFTEN GEREKÇELERLE KOTARILMIŞ, HAKİKAT DIŞI BİR DAVA'</strong> </h2>

<p><span>Özkan, 14 aydır da İBB ana davasından tutuklu olduğunu, her iki davada da herhangi bir suç işlemediğini, kanuna aykırı, ahlaka aykırı, adaba aykırı hiçbir iş yapmadığını belirterek, 'Bugün burada bulunmamın benimle ilgili olmadığını da çok iyi biliyorum. Hukuka, adalete olan inancım, devlet terbiyemle, 10 yılı aşkın Türk Silahlı Kuvvetleri'nde yaptığım görev nedeniyle ve bu ülkenin geleceğine inancım nedeniyle sabrediyorum. Elbette ki 67 yaşında bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak zamanımın çok sınırlı olduğunu da biliyorum ama yapacak başka hiçbir şeyim olmadığı için de sabrediyorum' diye konuştu. </span></p>

<p><span>Bu davanın, 'eften püften gerekçelerle kotarılmış, hakikat dışı bir dava' olduğunu söyleyen Özkan, 'Bu davayı, Türkiye'nin, medyanın, milletin, devletin zamanını boş yere çalan bir dava olarak görüyorum ve tabii ki mahkeme heyetlerinin de, başta siz de dahil olmak üzere, zamanını boş yere çalan bir dava olarak görüyorum' dedi.</span></p>

<h2><strong>'SAATLERCE DÜŞÜNDÜM, HÜSEYİN GÜN'ÜN KİM OLDUĞUNU HATIRLAYAMADIM'</strong></h2>

<p><span>Casusluk soruşturması açıldığı haberlerini gördüğünde, dosyanın içinde kendi adının da geçtiğini fark ettiğini belirten Özkan, şunları kaydetti:</span></p>

<p><span>'Hüseyin Gün diye bir isimden bahsediliyor, benim adımdan bahsediliyor ve Ekrem İmamoğlu'ndan bahsediliyor. Şaka gibi, inanamadım.</span></p>

<p><span>Hafızamı zorladım ya Hüseyin Gün kim, benim bu adamla ne ilişkim olabilir? En ufak bir şey hatırlayamadım sayın başkan. Bütün kutsallarım üzerine yemin ederim saatlerce düşündüm hiçbir şey hatırlayamadım. Size yine yemin ederim, buradan hanımefendiyi çıkarsanız Hüseyin Gün'ü yine hatırlayamam. Hatırladığım yegane şey müteveffa Seher Hanım oldu. Çünkü Seher Hanım'ı bu ikinci görüşümdü. Seher Hanım'ı daha önce çok benzer bir kıyafetle benim ofisimde görmüştüm. Gördüğüm andan itibaren zaten o kadar sürreal bir fotoğrafı var ki, sanki 1840'ların 50'lerin Paris'inden çıkmış bir hanımefendi o kılığıyla, kıyafetiyle falan ofisimize geldiği zaman onu bir daha unutma imkanınız yok. Adını hatırlamayabilirsiniz, niçin geldiğini hatırlamayabilirsiniz ama o kişiliği unutma imkanınız yok.'</span></p>

<h2><strong>'MERDAN YANARDAĞ'LA HAYATIMDA İKİ KEZ BİR ARAYA GELDİM. BİRİ DÜN, BİRİ BUGÜN BURADA'</strong></h2>

<p><span>Necati Özkan, aynı davanın sanığı gazeteci Merdan Yanardağ ile hayatında iki kez bir araya geldiğini de belirterek, şöyle devam etti: </span></p>

<p><span> 'Biri dün, biri bugün burada. Daha önce Merdan Yanardağ'la bir kere bile hayatımda bir araya gelmişliğim yok. İki defa telefon ettiğimi biliyorum. Bir Covid nedeniyle hastalanmıştı, onu televizyon kanalından duydum. Telefonunu buldum, şahsi telefonunu ve kendisini aradım. İkinci defa da bir karartma uygulaması gelmişti RTÜK tarafından, geçmiş olsun demek için aradım. O da bana, 'Siz bize niye reklam vermiyorsunuz?' diye sitem etti. Bütün hikaye bu kadar. Dahası şu; Merdan Yanardağ, kusura bakmayın ama gerçeği söylemek zorundayım, Merdan Yanardağ Ekrem İmamoğlu aleyhinde konuştuğu gibi, ki bu onun bağımsız gazeteci olduğunun ispatı, benim aleyhimde de konuşmuştur. Benim bir kitabım çıktı, dördüncü ya da beşinci kitabım; 'Kahramanın Yolculuğu' ve aslında 2019 seçim kampanyasının her detayı orada vardır sayın başkan, sayın heyet. Her detayı. Neyi nasıl yaptığımız gün gün her detay orada vardır, 300 sayfalık bir kitap. Bir kampanya nasıl yapılır diye bizden sonraki nesillere bırakmak üzere yazdığım bir kitaptır o, orada her şey var. O kitap CHP içerisinde bir dalgalanmaya neden oldu. Merdan Bey de o kitapta dedi ki: 'Necati Özkan bu kitap vasıtasıyla seçimleri kendisinin kazandığını söylemeye çalışıyor galiba.' ki öyle bir şey yoktu. Ben aslında bu seçimleri on binlerce, yüz binlerce insanın emeğiyle kazanıldığını anlatıyorum o kitapta, o çabalarını anlatıyorum. Dedi ki: 'Galiba öyle söylüyor ama koskocaman bir parti dururken bir siyasi danışmanın, bir kampanya direktörünün, bir iletişimcinin gelerek seçim kazanması mümkün değildir' dedi. Doğru dedi aslında, katılıyorum.'</span></p>

<h2><strong>'42 YILDIR ÇALIŞTIĞIM ŞİRKETİ KAPATMA NOKTASINA GETİRDİ BUGÜN BU SİSTEM MAALESEF'</strong></h2>

<p><span>Necati Özkan, 14 aydır hayatından uzak kaldığını, 42 yıldır çalıştığı şirketinin kapatma noktasına geldiğini ifade ederek, 'Ne olduğunu bilmediğim bile benim için hem ticari anlamda hem siyasi anlamda hem iletişim anlamında hiçbir değeri olmayan bir ilişkiden sonra ben bir vatan haini olarak gazetelerde, televizyonlarda haftalarca casus olarak ilan edildim. Ya bu nasıl bir şey? Bir ülke kendi vatandaşına bunu nasıl yapabilir? Cumhuriyet Başsavcılığı bunu nasıl yapabilir? Ben hiç mi insafınız yok, kanuna hiç mi bağlılığınız yok? Kanun sadece vatandaşlar için geçerli değildir ki, kanun kanun uygulayıcılarını da bağlar; herkesi bağlar' diye konuştu.</span></p>

<p><span>Özkan, 2014 seçimlerinde CHP ile çalışmaya başladığını, Ekrem İnanoğlu ile tanışıklığının da o tarihe dayandığını anlattı. Necati Özkan, şöyle konuştu: </span></p>

<p><span>'2014'te CHP'nin Türkiye çapındaki bütün yerel seçim kampanyalarını yaparken Ekrem Bey de aday olduğu için kendisiyle o tarihten itibaren çalışmaya başladık. İşte huzurunuzdaki davada bulunmamın yegâne nedeni de bu ilişkidir. Yani o güne kadar yaptığım işler değil, Ekrem İmamoğlu gibi kimsenin tanımadığı bir adamın yükselişine destek olmamdır. Sanki ben olmasam Ekrem Bey aynı yere gelmeyecekmiş gibi: Siyasi iletişimcileri ne kadar önemli ve güçlü görüyorlar, anlamak imkânsız. Dolayısıyla bu absürt davanın sanığı olmamın yegâne nedeni Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyalarını yönetmiş olmamdır.'</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span>Kampanya süreçlerine başkasını karıştırtmadığını, adayın veya liderin onayı geldikten sonra dışarıdan gelecek her türlü müdahaleyi engelleyecek tedbirler kurduğunu aktaran Necati Özkan, 'Hüseyin Gün ve rahmetli manevi annesi benimle temasa geçtiğinde de bunu böyle algıladım. 'Tamam, birileri var, kampanyaya dahil olmak istiyorlar, önemli siyasi referansları da kullanarak ulaşmaya çalışıyorlar. Bana ulaşmazlarsa başkasına ulaşacaklar ve kampanyayı rotasından çıkaracaklar' diye düşündüm. Bu nedenle 'Tamam, gelsinler, görüşelim' dedim.</span> <span>Hüseyin Gün'le ilişkilerimiz, bu nedenlerle başlamadan bitmiş bir ilişkiydi zaten. Kendisinin iş insanlığı, saygınlığı, birçok ülkede önemli işler yapması, büyük küçük bütçe demeden farklı alanlara yatırım yapması başka bir şeydi; ancak bana sunduğu alan benim kabul edebileceğim bir alan değildi.</span></p>

<p><span>Hüseyin Bey'le ilk ve son görüşmemiz seçimden önce, 11 Haziran 2019 öğleden sonrasında gerçekleşti. Yaklaşık yarım saatlik bir görüşmeydi. Seher Hanım, manevi oğlunun çok başarılı bir iş insanı olduğunu, çok önemli bir teknoloji yatırımcısı olduğunu söyledi. Ellerindeki sözüm ona yüksek teknolojiyle bize yardım etmek istediklerini anlattı. Hüseyin Gün yaptıkları işi anlatınca, 'Bizimki Ferrari' deyince ben de 'İyi peki, gönderin bakalım' dedim. Tek görüşme dediğim gibi buydu.'</span></p>

<h2><strong>'İHBARIN TEMELİNDE PARA KAVGASI VAR'</strong></h2>

<p><span>Seçimin kazanılmasının ardından Hüseyin Gün'ün talebiyle bir öğle yemeğinde buluştuklarını, Gün'ün sunum yaptığını, ücretin çok yüksek istenmesi nedeniyle sunumdan sonra artık bu işi sürdürmenin anlamsız olduğu kanaatine vardıklarını belirtti. </span><span>Özkan, şöyle konuştu: </span></p>

<p><span>'O gün Sayın Hüseyin Bey'le hayattaki son buluşmamız ve son mesajlaşmamızdır. Bir daha hiçbir temasımız olmadı. Ta ki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan tedbir kararına kadar. Onun olduğunu bile sonradan öğrendim. </span><span>Seher Hanım'ın öz oğlunun mesele yaptığı ve bu davanın açılmasına neden olan ihbarın temelinde bu para kavgası var. O çocuk, Hüseyin Bey'in annesinden 2.4 milyon dolar aldığını düşünüyor. Hüseyin Bey ise o paranın kendisine ait olduğunu söylüyor. </span><span>Benim gördüğüm fotoğraf şu: Eğer o kavga yaşanmasaydı bu dava hiç açılmayacaktı. Fotoğraf budur. </span><span>İddianamede Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün ortak kullandığı söylenen 10 telefon numarası yer alıyor. Bunlardan yalnızca biri gerçek bir kişiye ait. Ender Merter: Allah uzun ömürler versin, eski bir televizyon programcısı ve reklam ajansı yöneticisi, benim yıllardır sektörden tanıdığım bir meslektaşım. Onun dışındaki numaraların tamamı call center ya da spam hatlar; gerçek kişiler değil. Birinci 'kanıt' bu. İddianamede, 'Necati Özkan ile Hüseyin Gün arasında inanılmaz bir baz yoğunluğu var' deniyor. O kadar çok baz eşleşmesi yazmışlar ki arkadaşlardan rica ettim, 'Hüseyin Gün'ün adresini bir bulabilir miyiz?' Çok şükür iddianamede adres bilgisi yer alıyordu. Onu aldım arkadaşlara verdim. Haritada seçim koordinasyon merkezini, benim ofisimi, evimi, İBB Başkanlık Konutu'nu ve Seher Hanım'ın evini işaretledik. Biz Sayın Hüseyin Gün'le yarıçapı bir kilometre olan küçücük bir alanda yaşıyoruz. Hatta iki kilometrelik alana İstanbul Çağlayan Adliyesi bile giriyor neredeyse. </span><span>Benim hayatımın 24 saati ofisimle evim arasında geçiyor. Hüseyin Gün de bu bölgeye gelip gittikçe doğal olarak baz veriyoruz. İkinci mesele de bu. Tamamen boş bir iddia.'</span></p>

<h2><strong>'10 GÖRÜŞME TERS ÇEVRİLİP KOPYALA YAPIŞTIR YAPILMIŞ'</strong></h2>

<p><span>Necati Özkan, iddianamede, kendisiyle Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ arasındaki telefon görüşmeleri listesinin bulunduğunu, toplam 20 görüşmenin gösterildiğini belirterek, 'Ancak detaylı baktığınızda, 10 görüşmenin ters çevrilip kopyala-yapıştır yöntemiyle iki kez yazıldığını görüyorsunuz' dedi. </span></p>

<p><span>Özkan, 'Hüseyin Gün'le ilgili vardığım sonuç şu oldu: İlk izlenimim doğruymuş. Kendisi teknoloji alanının uzmanı olmadığı gibi siyasi analiz ve siyasi iletişim alanının da uzmanı değil. Bu alanlarda bir startup kurmuş, bir şeyler yapmaya çalışan bir girişimci profili var. Rahmetli manevi annesi de oğlunu övmeye çalışırken aslında o 2,4 milyon dolarlık parayı kurtarmaya çalışıyormuş. Üstelik üzerine bir de ileride kâr etmeyi planlıyorlar. Benim gördüğüm fotoğraf bu. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli fırsat alanlarını kovalayan çok yönlü bir iş insanından bahsediyoruz. Bu kadar alana yayılmış birinden casus çıkarmaya çalışmak başlı başına absürt. MASAK raporundan benim anladığım ise şu: Türkiye'deki girişimlerinin çoğu sonuçsuz kalmış, şirketlerinin ciddi bir cirosu görünmüyor. Belki yurt dışındaki şirketleriyle farklı işler yapıyordu, onu bilemem' ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span>Necati Özkan, İBB uzantılı e-mail hesaplarının önemli bir kısmının gerçekte aktif ya da geçerli hesaplar olmadığının anlaşıldığını söyleyerek, </span><span>Dark Web'e verilerin 2005, 2008, 2014, 2016 ve 2017 tarihlerinde yüklendiğini ve yapan kişilerin de Polonyalı ve Ukraynalı iki hacker olduğunun ortaya çıktığını bildirdi. </span></p>

<h2><strong>'BU İDDİANAMENİN DAYANAĞI OLAN HER ŞEY ÇÖKTÜ'</strong></h2>

<p><span>İBB çalışanlarına ait olduğu iddia edilen şifrelerin, gerçekte 8 ila 12 karakter uzunluğunda şifrelerden oluştuğunun da ortaya çıktığını söyleyen Özkan, şunları kaydetti:</span></p>

<p><span>'Yani bu iddianamenin dayanağı olan her şey çöktü. Her şey. O kadar gözü kara bir metin yazılmış ki; 'Ne yapalım, önemli değil, yeter ki uzasın ve bir algı operasyonu yürüsün' anlayışıyla hazırlanmış sanki. </span><span>İddianame diyor ki Sayın Başkan; 'İBB'ye ait mail içerikleri ve datalar istihbarat servisleri tarafından ele geçirilmiş, bu datalar algı oluşturmak suretiyle seçimin şüpheli Ekrem İmamoğlu lehine manipüle edilmesinde kullanılmış ve böylelikle casusluk faaliyeti gerçekleştirilmiştir.' Hangi istihbarat servisi? Kim olduğu belli değil. Kuzey Kore mi, Suudi Arabistan mı, başka bir ülke mi? Ortada somut hiçbir şey yok. Yani denmek istenen şu: 'Ekrem İmamoğlu kazanmışsa kesin bir manipülasyon vardır. Hiçbir şey olmadıysa bile muhakkak bir şey olmuştur' İddianamenin özeti bu. </span></p>

<p><span>Eğer ortada bir casusluk eylemi varsa ve bundan yabancı devletler değil de Türkiye'deki muhalefet, Türkiye'deki demokrasi fayda sağlıyorsa, burada casusluktan söz edilemez. Dolayısıyla sorular çoğaltılabilir. Nereden bakılırsa bakılsın bu iddianame; dediğim gibi, içi boş bir iddianamedir. Giderayak hazırlanmış bir iddianamedir. Hakikat ötesi bir iddianamedir. Ben hayatım boyunca bu ülkeye en iyi bildiğim yolla hizmet ettim. Çok çalışarak, işimi en iyi şekilde yaparak, bu ülkenin markalarına, kurumlarına, devletine hizmet ederek, yüksek vergi vererek, istihdam sağlayarak yaşadım. Casusluk isnadını tümüyle reddediyorum. Bunu hayatım boyunca şahsıma yöneltilmiş en ağır hakaret olarak kabul ediyorum. Sayın heyetinizden; dosyaya sunduğumuz dilekçeleri, uzman mütalaasını, bilirkişi raporlarını ve bugün huzurda yaptığımız savunmayı değerlendirerek tahliyeme karar vermenizi arz ve talep ediyorum. Aylardır aleyhimde yürütülen, bir itibar suikastına dönüşen bu gayrihukuki davanın süratle beraatle sonuçlandırılmasını talep ediyorum.'</span></p>

<p><span>Özkan'ın da savunmasının ardından, davada tüm sanıklar savunmasını tamamladı. </span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/necati-ozkan-merdan-yanardagi-hayatimda-2-kez-gordum</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 18:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/casuslukdavasi1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="72829"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erdoğan, Burcu Köksal'a AKP rozeti taktı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/erdogan-burcu-koksala-akp-rozeti-takti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/erdogan-burcu-koksala-akp-rozeti-takti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erdoğan Burcu Köksal ve diğer belediye başkanlarına rozet taktı, "CHP yönetiminin kirli siyaseti bizi yolumuzdan alıkoyamaz" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 179'uncu Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda, 'Türkiye'ye hizmet mücadelesini bugünden itibaren AK Parti çatısı altında yürütecek Afyonkarahisar ve Dinar belediye başkanlarımız ile belediye meclis üyelerimize aramıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. CHP yönetiminin kirli siyaseti bizi yolumuzdan alıkoyamaz...Onlar ne yaparsa yapsın, biz yeni arkadaşlarımızla el ele verecek, tam bir dayanışma içinde Afyon'un daha gelişmesi için birlikte çalışacağız' dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde partisinin 179'uncu Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katıldı. Toplantıda konuşma yapan Erdoğan, 'Ülkesi ve milleti için hizmetten başka gayesi olmayan böyle bir teşkilatın, Genel Başkanı olmaktan duyduğum bahtiyarlığı tekrar ifade ediyorum. Sağdan soldan patlak veren kokuşmuşluk karşısında adı ak, alnı ak, sicili ak böyle bir hareketin mensubu olmaktan haklı onurunu yaşıyor; davamıza en küçük bir leke bulaştırmadığınız için sizleri tebrik ediyorum' dedi.</p>

<h2><strong>ERDOĞAN'DAN 25 YIL MESAJI</strong></h2>

<p>Erdoğan ayrıca, şunları söyledi:</p>

<p>'Biliyorsunuz, bu sene partimizin kuruluşunun 25'inci yılını idrak ediyoruz. 14 Ağustos 2001'de artık hiçbir şey, eskisi gibi olmayacak iddiasıyla çıktığımız bu kutlu yolda, 25 yıldır aziz milletimizin desteği ve hayır duasıyla hamd olsun kararlılıkla yürüyoruz. Partimizi hedef alan nice saldırılara rağmen sırtımızı önce hakka sonra halka verdik. Milletin çizdiği istikametten ayrılmadan işte bu günlere geldik. 25 yıldır aziz milletimizin umudunu boşa çıkarmadan bize yüklediği ağır mesuliyetin idraki ile gece gündüz çalışıyoruz. 25'inci kuruluş yıl dönümünü hem partimiz hem de demokrasi ve kalkınma mücadelemiz açısından önemine, anlamına ve tarihimizde temsil ettiği müstesna konuma uygun şekilde değerlendirmek niyetindeyiz.</p>

<p>Bir taraftan her günü, her anı, hizmet ve eser siyasetiyle geçen 25 yılımızı tekrar hatırlarken diğer taraftan daha büyük başarılara imza atacağımız ikinci çeyrek asrın vizyonunu ortaya koyacağız. Bunu da sizlerle birlikte gerçekleştireceğiz. Hem kendimizi siviye çekecek, nerede eksiğimiz, hatamız varsa tespit edecek, hiçbir komplekse kapılmadan öz eleştirimizi cesaretle yapacağız. Hem de 25 yılın tecrübeleri ışığında Türkiye'nin ve Türk demokrasisinin gelecek çeyrek asrına yön verecek bir tasavvuru, bir paradigmayı millete umut aşılayacak yeni bir vizyonun çabası içinde olacağız. Hizmetle, planla, projeyle, ufukla, vizyonla işi olmayanların, bizi kendi sığ gündemleriyle meşgul etmelerine fırsat vermeyeceğiz. Her zaman söylediğim gibi biz işimize bakacağız, önümüze bakacağız. 25 yılın birikiminin rehberliğinde, gelecek 25 yılda nasıl bir Türkiye görmek istediğimizin yol haritasını şimdiden belirlemeye odaklanacağız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'CHP YÖNETİMİNİN KİRLİ SİYASETİ BİZİ YOLUMUZDAN ALIKOYAMAZ'</strong></h2>

<p>Her birinizden büyük bir gururla kutlayacağımız 25'inci yıl etkinliklerimize bu anlayışla yaklaşmanızı bekliyorum. Biz AK Parti olarak, yegane hedefi gayesi, amacı millete, ülkeye hizmet etmek, hizmet üretmek olan bir siyasi hareketiz. Bundan 25 yıl önce partimizi kurarken gerilim siyasetine son vereceğimizi, siyasete yeni bir soluk getireceğimizi, Türkiye'de siyasetin aktığı nehrin yatağını değiştireceğimizi vurgulamış; milletimizin tüm renklerini, partimiz bünyesinde buluşturmaya gayret edeceğimizi deklare etmiştik. Geride kalan 25 yılda AK Parti'nin Türk siyasetinin merkezi olma vasfının örselenmesine hiçbir şekilde müsaade etmedik. Hayat tarzı, kökeni, meşrebi, mezhebi ne olursa olsun Türkiye merkezli düşünen ilkelerimiz noktasında, bunu benimseyen herkese kapımızı ardına kadar açtık. Bugün de aynı çizgide siyaset yapmaya devam ediyoruz.</p>

<p>Anadolu'yu, Trakya'yı, 7 coğrafi bölgemizin tamamını, 81 vilayetimizin her birini nasıl hiçbir ayrım yapmadan kucaklıyorsak, ülkesine, milletine ve şehrine samimiyetle hizmet etmek isteyenleri de aynı halisane duygularla partimizin saflarına dahil ediyoruz. Birazdan AK Parti ailesine yeni katılan arkadaşlarımızın rozetlerini takacağız. Türkiye'ye hizmet mücadelesini bugünden itibaren AK Parti çatısı altında yürütecek Afyonkarahisar ve Dinar belediye başkanlarımız ile belediye meclis üyelerimize aramıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Şunun bilinmesini isterim ki iyice muvazeneyi yitiren CHP yönetiminin kirli siyaseti bizi yolumuzdan alıkoyamaz. Kimse kusura bakmasın ama siyasi üslubu kişinin aynasıdır. Karakter suikasti yapanlar, karakter fukaralarını ta kendileridir. Affınıza sığınarak söylüyorum, meyhane jargonuyla ona buna saldırarak, ona buna hakaret ederek siyasetteki kapasite açığı kapatılamaz.</p>

<h2><strong>'YENİ ARKADAŞLARLA AFYON İÇİN EL ELE DAYANIŞMA İLE ÇALIŞACAĞIZ'</strong></h2>

<p></p>

<p>CHP yönetimi, vatandaşın aklıyla alay etmeyi artık bırakmalı; başkalarını suçlama kurnazlığından bir an önce vazgeçmelidir. Hata yapmak tabii ki insana mahsustur. Fakat hatada ısrar etmek akıllı insanın karı... CHP yönetimi, yanlışı daha büyük bir yanlışla telafi etmeye, ortaya saçılan pislikleri daha büyük yalanlarla örtmeye çalışmaktadır. Bu, son derece bayat bir stratejidir, ucuz bir politikadır ve kullanım ömrü çoktan dolmuştur. CHP yönetimi, bahane, bühtan ve fitne üretmeye harcadığı enerjiyi artık kendi yanlışlarıyla yüzleşmeye ayırmalı. Şayet yürekleri yetiyorsa, eğer cesaretleri varsa bunları düzeltmek için çaba harcamalıdır. Herkesi, bir kez daha siyasette seviyeyi, nezaketi, centilmenliği gözetmeye çağırıyorum. Onlar ne yaparsa yapsın, biz yeni arkadaşlarımızla el ele verecek, tam bir dayanışma içinde Afyon'un daha gelişmesi için birlikte çalışacağız.</p>

<p>Biz makamda, unvanda, koltukta şeref bulan değil, aksine şerefi millete hizmet etmekte gören bir kadroyuz. Bizim siyaset tarzımızda eski yeni ayrımı yoktur. Bizim anlayışımızda kibir yoktur. Böbürlenme, millete tepeden bakma, millete karşı hürmetsizlik yoktur. Bizde hizmet ve eser yarışı vardır. Milletin gönlüne girme rekabeti vardır. Hepimiz, Türkiye'yi ve Türk milletine hizmet davasının neferleriyiz. 'Türkiye Yüzyılı'nı inşa edene kadar durmadan, dinlenmeden koşturacağız. Buradaki her bir arkadaşımın da şahsımla aynı hassasiyetleri taşıdığını çok iyi biliyor, sizlere güveniyorum.</p>

<h2><strong>'BELEDİYE VE EKONOMİ YÖNETİMİ SAHADA İSTİŞARELERİ SÜRDÜRÜYOR'</strong></h2>

<p>Muhalefetin nereden tutsanız elinizde kalan sorunlu yaklaşımından yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız da nasibini alıyor. Aralarında Genel Başkanların da olduğu muhalefet aktörleri, gurbeti sılaya çevirmiş; yedi milyonu aşkın bu kardeşlerimizi dışlamaya, ötekileştirmeye onlara 'ikinci sınıf insan' muamelesi yapmaya maalesef devam ediyor. Hatırlayın, geçen yaz yüreği memleket hasretiyle yanan vatanperver bir kardeşimize sırf Türkiye'yi övdü diye yapmadıklarını bırakmadılar. Hatta ağzı bozuk bir tanesi çıktı, bu insanlarımıza yönelik affedersiniz, 'zırzop' ifadesini kullanacak kadar ileri gitti. Bunun için özür dileme erdemini bile göstermediler. Hiçbir şey olmamış gibi siyasi ahlaktan, vatandaşa saygıdan bahsetmeye devam ettiler. Biz, hatalarını düzeltmelerini bekledikçe, bakıyorsunuz, bunlar yanlışta ısrar etmeyi sürdürüyor. Ellerine geçirdikleri her fırsatı, Avrupa'da yaşayan kardeşlerimize yönelik bir linç kampanyasına dönüştürüyorlar. Buna geçtiğimiz hafta bir kez daha şahitlik ettik.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız, Belçika ziyaretinde, orada yaşayan esnaflarımızı ziyaret etti diye yapmadıkları nezaketsizlik kalmadı. Neymiş? Yurt dışındaki esnaflarımızı niçin ziyaret ediyormuş? Niçin Türkiye'de esnaf ziyareti yapmıyormuşuz da Avrupa'da yapıyormuşuz? Ya insanda biraz vicdan olur, adalet duygusu olur. Rakiplerini takip edecek kadar siyasi akıl olur. Hadi, bunlar yok diyelim. İnsanda en azından millet bilinci olur. Birincisi, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, esnafla en sık bir araya gelen tüccarından sanayicisine, iş çevreleriyle irtibatı en güçlü kadro biziz. Ayrıca belediye başkanlarımız, il, ilçe başkanlarımız her fırsatta kendi il ve ilçelerinde ticaret erbabımızın kapısını çalıyor. Kabinemiz, ekonomi yönetimimiz aynı şekilde iş dünyamız başta olmak üzere toplumumuzun çeşitli kesimleriyle buluşuyor, istişare ediyor.</p>

<h2><strong>'YURT DIŞINDAKİ TÜRKLERLE 86 MİLYON VATANDAŞ ARASINDA NE FARK VAR'</strong></h2>

<p>İkincisi, yurt dışında yaşayan yedi milyonu aşkın kardeşlerimizle ülkemiz sınırları içinde yaşayan 86 milyon vatandaşımız arasında ne fark var? 81 ilimizdeki esnaflarımız ile Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Amerika'ya kadar dünyanın farklı yerlerinde helal rızkını kazanan insanlarımız arasında nasıl bir fark var? Bundan 60-70 sene önce bir bavulla Avrupa'ya gitmiş, çok zor şartlar altında çalışmış, yeri gelmiş aşağılanmış, yeri gelmiş ayrımcılığa uğramış ama sonunda emeğiyle, alınteriyle, bileğinin gücüyle acı vatanı ikinci vatan eylemiş. Yurt dışında güzel ahlakın, dürüstlüğün timsali olmuş bu kardeşlerimizi biz, nasıl kendimizden ayrı görebiliriz? Ankara Çıkrıkçılar Yokuşundaki kardeşlerimiz, nasıl bizim insanımızsa Berlin'deki, Brüksel'deki vatandaşlarımız da canımızdan birer parçadır. Kulu'daki esnaflarımız nasıl ticari hayatımızın can damarlarıysa İsveç'teki Kulu kardeşlerimizde Türk ekonomisinin önemli katkılarıdır. Afyon Emirdağlı ahilerle nasıl iftihar ediyorsak Belçika'daki Emirdağlıların başarılarıyla da aynı şekilde kıvanç duyuyoruz.</p>

<p>Bakın, yurt dışındaki kardeşlerimizin sadece turizm gelirlerimizdeki payları 11 milyar doların üzerinde. Buna diplomaside, kültürde, ticarette, eğitimde, bilimde yaptıkları katkıları eklediğimizde ortaya gerçekten gurur verici bir tablo çıkıyor. Hal böyleyken bu vatandaşlarımızın kapısını çalmamız, ziyaret etmemiz, hallerini, hatırlarını sormamız birilerine adeta dert oluyor. Oysa burada, sorgulanması gereken bizim yurt dışındaki kardeşlerimizle hemhal olmamız asla değildir. Asıl sorgulanması gereken muhalefet partilerinin, böyle bir gündemlerinin olmamasıdır. Asıl eleştirilmesi gereken güya bu ülkede siyaset yapanların, dünyanın yüzlerce ülkesinde kök salmış vatandaşlarımızı görmezden gelmeleridir. Asıl unutulması veya utanılması gereken milletimizin ayrılmaz parçası olan Avrupa Türk toplumuna yönelik tahkir edici, ötekileştirici, ayrıştırıcı söylemlerdir. Asıl yüz kızartıcı olan, ülkemizi yurt dışında başarıyla temsil eden, Türkiye sevdalısı yüreklere 'zırzop' diyerek hakaret eden aşağılık zihniyettir.</p>

<h2><strong>'TÜRK DİASPORASINA SIRTIMIZI DÖNMEYİZ'</strong></h2>

<p>Asıl hicap duyulması gereken, 5 dakikacık bir görüşme için Batı başkentlerinde nöbet tutanların kendi insanımıza sırtını dönmesidir. Muhalefet öyle istiyor diye biz, Türk diasporasına sırtımızı dönemeyiz. İster ülkemizde, isterse yurt dışında yaşasın, bütün vatandaşlarımızı aynı muhabbetle bağrımıza basmaya devam edeceğiz. Onların kapısını muhalefet gibi seçimden seçime değil; sair zamanlarda da çalmaya dertlerine ve sevinçlerine ortak olmaya devam edeceğiz. Başkonsolosluklarla, diplomatik misyonlarımızla, yurtdışı Türkler ve akraba topluluklar başkanlığımızla, AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı'mızla ve diğer tüm kurumlarımızla gurbeti sılaya çevirmiş yedi milyon insanımızın her daim yanında olmaya devam edeceğiz.</p>

<p>Yarın Cumhurbaşkanı Sayın Tokyev'in davetine icabetle Kazakistan'a gidiyoruz. Astana'da ilk önce Türkiye-Kazakistan yüksek düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin 6'ncı toplantısını gerçekleştireceğiz. Ardından 15 Mayıs'ta Türk Devletleri Teşkilatı'mızın Gayriresmi Zirvesi'ne iştirak etmek üzere Türkistan şehrine geçeceğiz. Dönüşte, 16 Mayıs tarihinde Kocaeli'nde gençlik kollarımızın düzenlediği gençlik şöleninde onbinlerce genç kardeşimizle bir araya geleceğiz. Türk gençlerini, cumartesi günü Turka Kocaeli Stadyumu'ndaki büyük şölenimize davet ediyorum. Bu düşüncelerle 27 Mayıs Çarşamba günü müşerref olacağımız mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum.'</p>

<h2><strong>BURCU KÖKSAL, AK PARTİ'YE KATILDI</strong></h2>

<p>Erdoğan, daha sonra AK Partiye katılan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal başta olmak üzere diğer belediye başkanları ve belediye meclis üyelerine rozetlerini taktı.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/erdogan-burcu-koksala-akp-rozeti-takti</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/engirnyurt-koksal1280x720-1.jpg" type="image/jpeg" length="95902"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hatimoğlulları: Doğanın sermayeye peşkeş çekilmesine karşı mücadeleye devam edeceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hatimoglullari-doganin-sermayeye-peskes-cekilmesine-karsi-mucadeleye-devam-edecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hatimoglullari-doganin-sermayeye-peskes-cekilmesine-karsi-mucadeleye-devam-edecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, son dönemde artan doğa kırımına karşı çevrecilerin mücadelesini yükselttiğini belirterek, "Türkiye'nin dört yanında verilen bu mücadelede parti olarak yer alıyoruz ve destekliyoruz" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div class="css-175oi2r r-1s2bzr4">
<div class="css-146c3p1 r-135wba7 r-16dba41 r-1inkyih r-1ttztb7 r-37j5jr r-bcqeeo r-bnwqim r-qvutc0" data-testid="tweetText" dir="auto" lang="tr"><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, son dönemde artan doğa kırımına karşı çevrecilerin mücadelesini yükselttiğini belirterek, 'Türkiye'nin dört yanında verilen bu mücadelede parti olarak yer alıyoruz ve destekliyoruz. Doğanın sermayeye ve yandaşlara peşkeş çekilmesine karşı Akbelen'de de Karlıova ve Varto'da da mücadele etmeye devam edeceğiz' dedi.</span></div>

<div class="css-146c3p1 r-135wba7 r-16dba41 r-1inkyih r-1ttztb7 r-37j5jr r-bcqeeo r-bnwqim r-qvutc0" data-testid="tweetText" dir="auto" lang="tr"></div>

<div class="css-146c3p1 r-135wba7 r-16dba41 r-1inkyih r-1ttztb7 r-37j5jr r-bcqeeo r-bnwqim r-qvutc0" data-testid="tweetText" dir="auto" lang="tr"><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">DEM Parti Muğla teşkilatı ve Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) ve Muğla Ekoloji Meclisi temsilcileri TBMM'de DEM Parti Grubunu ziyaret etti. DEM Parti resmi sosyal medya hesabından konuya ilişkin şu açıklama yapıldı:</span></div>

<div class="css-146c3p1 r-135wba7 r-16dba41 r-1inkyih r-1ttztb7 r-37j5jr r-bcqeeo r-bnwqim r-qvutc0" data-testid="tweetText" dir="auto" lang="tr"></div>

<div class="css-146c3p1 r-135wba7 r-16dba41 r-1inkyih r-1ttztb7 r-37j5jr r-bcqeeo r-bnwqim r-qvutc0" data-testid="tweetText" dir="auto" id="id__bx1d9ou9cxn" lang="tr"><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">'Partimizin Muğla il ve ilçe örgütlerinin yönetici ve üyeleri, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) ve Muğla Ekoloji Meclisi temsilcileri Meclis Grubumuzu ziyaret etti. Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları ile görüşen misafirlerimiz Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Muğla'daki çevre tahribatı ve buna karşı verdikleri mücadeleye dair görüş ve taleplerini dile getirdi.</span></div>

<div class="css-146c3p1 r-135wba7 r-16dba41 r-1inkyih r-1ttztb7 r-37j5jr r-bcqeeo r-bnwqim r-qvutc0" data-testid="tweetText" dir="auto" lang="tr"></div>

<div class="css-146c3p1 r-135wba7 r-16dba41 r-1inkyih r-1ttztb7 r-37j5jr r-bcqeeo r-bnwqim r-qvutc0" data-testid="tweetText" dir="auto" lang="tr"><span class="css-1jxf684 r-1ttztb7 r-bcqeeo r-poiln3 r-qvutc0">Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, ziyarette son dönemlerde artan doğa kırımına karşı çevrecilerin de mücadelesini yükselttiğini belirterek, 'Türkiye'nin dört yanında verilen bu mücadelede parti olarak yer alıyoruz ve destekliyoruz. Doğanın sermayeye ve yandaşlara peşkeş çekilmesine karşı Akbelen'de de Karlıova ve Varto'da da mücadele etmeye devam edeceğiz' dedi.'</span></div>
</div>

<div aria-labelledby="id__9axi5y1vnq id__92xcm8w8rgu" class="css-175oi2r r-1s2bzr4 r-9aw3ui" id="id__7gau32iuo29"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hatimoglullari-doganin-sermayeye-peskes-cekilmesine-karsi-mucadeleye-devam-edecegiz</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/hatimoglullari-doganin-sermayeye-peskes-cekilmesine-karsi-mucadeleye-devam-edecegiz.jfif" type="image/jpeg" length="61084"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yazın Popüler Rotası: İzmir’i Keşfedin]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/yazin-populer-rotasi-izmiri-kesfedin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/yazin-populer-rotasi-izmiri-kesfedin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir, Ege Bölgesi’nin en popüler şehirlerinden biri olarak yaz tatilinde hem şehir hayatını hem de sahil atmosferini bir arada yaşamak isteyenler için güçlü bir seçenek sunar. Kordon’daki hareketli yaşam, tarihi sokaklar, sahil kasabaları ve birbirinden farklı tatil bölgeleri sayesinde şehir her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlar. Çeşme, Alaçatı, Seferihisar ve Foça gibi popüler noktalar sayesinde İzmir yalnızca bir şehir merkezi deneyimi değil, aynı zamanda kapsamlı bir yaz tatili rotası oluşturur. Özellikle yaz aylarında deniz tatili yapmak isteyenler kadar gastronomi ve kültürel keşif arayan gezginler için de oldukça zengin alternatifler bulunur.</p>

<h2><a name="_orl2zgjtiwxv"></a><strong>İzmir’e Ulaşım ve Seyahat Planı</strong></h2>

<p>İzmir’e ulaşım oldukça kolaydır ve Türkiye’nin birçok şehrinden direkt uçuş seçenekleri bulunur. Adnan Menderes Havalimanı şehir merkezine yakın konumu sayesinde ulaşım açısından avantaj sağlar. Tatil planı yaparken birçok kişi seyahat tarihlerini erken belirleyerek <a href="https://www.obilet.com/ucak-bileti/izmir" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>İzmir uçak bilet</strong></span></a> seçeneklerini karşılaştırır ve yoğun sezondan önce daha avantajlı alternatifler bulmaya çalışır. Havalimanından şehir merkezine İZBAN, servisler veya araç kiralama seçenekleriyle kısa sürede ulaşım sağlanabilir.</p>

<h2><a name="_cu0u6ndr3fmc"></a><strong>Kordon ve Şehir Merkezi</strong></h2>

<p>İzmir’in en bilinen noktalarından biri olan Kordon, sahil boyunca uzanan yürüyüş yolları ve sosyal yaşamıyla dikkat çeker. Özellikle gün batımı saatlerinde deniz kenarında vakit geçirmek, İzmir deneyiminin en keyifli anlarından biri olarak öne çıkar. Alsancak bölgesi ise kafeleri, restoranları ve hareketli yapısıyla şehrin en canlı noktaları arasında yer alır. Tarihi Asansör ve Kemeraltı Çarşısı gibi alanlar da İzmir’in kültürel dokusunu yakından görmek isteyenler için önemli duraklar oluşturur.</p>

<h2><a name="_upadwyy1xt3q"></a><strong>Çeşme ve Alaçatı</strong></h2>

<p>İzmir denince akla gelen ilk tatil bölgelerinden biri Çeşme’dir. Ilıca Plajı, berrak denizi ve uzun sahil şeridiyle özellikle yaz sezonunda yoğun ilgi görür. Alaçatı ise taş evleri, dar sokakları ve rüzgar sörfü imkanlarıyla farklı bir atmosfere sahiptir. Bölgedeki beach club’lar ve restoranlar sosyal yaşam açısından oldukça hareketlidir. Tatil planı yapan birçok kişi konaklama araştırırken farklı konseptleri değerlendirir ve özellikle <a href="https://www.obilet.com/otel/izmir-otelleri/cesme" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>Çeşme otelleri</strong></span></a> arasından denize yakın veya sakin bölgelerde yer alan alternatifleri inceleyerek karar verir.</p>

<h2><a name="_k05o5ddvgoqh"></a><strong>Foça ve Seferihisar</strong></h2>

<p>Daha sakin ve huzurlu bir tatil yapmak isteyenler için Foça ve Seferihisar güçlü alternatifler sunar. Foça, taş evleri ve sakin sahil atmosferiyle dikkat çekerken; Seferihisar Türkiye’nin ilk “Cittaslow” yani sakin şehir unvanına sahip bölgelerinden biri olarak öne çıkar. Özellikle Sığacık çevresi hem tarihi dokusu hem de küçük koylarıyla son yıllarda oldukça popüler hale gelmiştir. Bu bölgeler, kalabalık tatil merkezlerinden uzaklaşmak isteyenler için ideal seçenekler arasında yer alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><a name="_yk23zyuyv5zi"></a><strong>İzmir’de Deniz ve Plaj Deneyimi</strong></h2>

<p>İzmir’in farklı bölgelerinde her tatil tarzına uygun plaj bulmak mümkündür. Çeşme ve Alaçatı daha hareketli plaj deneyimleri sunarken, Dikili ve Karaburun gibi bölgeler daha sakin koylara sahiptir. Özellikle yaz aylarında berrak denizi ve rüzgarlı havasıyla İzmir, hem yüzme hem de su sporları açısından oldukça avantajlı bir destinasyon oluşturur. Bunun yanında tekne turları sayesinde çevredeki koyları keşfetmek de mümkündür.</p>

<h2><a name="_kfababxqtg8t"></a><strong>İzmir Mutfağı ve Yeme-İçme Kültürü</strong></h2>

<p>İzmir mutfağı, Ege’nin hafif ve zeytinyağlı yemek kültürünü yansıtır. Boyoz, kumru ve gevrek gibi yerel tatlar şehrin en bilinen lezzetleri arasında yer alır. Bunun yanı sıra deniz ürünleri ve ot yemekleri de oldukça yaygındır. Özellikle Alaçatı ve Urla çevresindeki restoranlar, gastronomi açısından son yıllarda büyük ilgi görmektedir. İzmir’de yemek deneyimi yalnızca lezzet değil aynı zamanda sosyal yaşamın önemli bir parçası olarak görülür.</p>

<h2><a name="_btv5l82ptr05"></a><strong>Konaklama ve Tatil Bütçesi</strong></h2>

<p>İzmir’de konaklama seçenekleri oldukça geniştir. Şehir merkezindeki oteller iş ve kısa süreli konaklamalar için tercih edilirken, Çeşme ve Alaçatı çevresindeki resort tesisler daha çok yaz tatili odaklıdır. Tatil planı yaparken birçok kişi sezon yoğunluğunu göz önünde bulundurarak <a href="https://www.obilet.com/otel" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>otel fiyatları</strong></span></a> araştırması yapar ve erken rezervasyon fırsatlarından yararlanmaya çalışır. Özellikle yaz aylarında sahil bölgelerindeki oteller hızlı dolduğu için önceden planlama yapmak avantaj sağlar.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ADVERTORIAL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/yazin-populer-rotasi-izmiri-kesfedin</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 17:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/obilet-2.jpg" type="image/jpeg" length="89790"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Samsun'da bayram ikramiyesini protesto etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/emeklilerden-samsunda-bayram-ikramiyesini-protesto-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/emeklilerden-samsunda-bayram-ikramiyesini-protesto-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Samsun ve Atakum şubelerinin ortak açıklamasında, emeklilerin sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşadığı ve emekli maaşlarının açlık sınırının altında kaldığı vurgulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İSK Devrimci Emekliler Sendikası Samsun ve Atakum şubelerinin ortak açıklamasında, emeklilerin sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşadığı ve emekli aylıklarının açlık sınırının altında kaldığı vurgulandı. Emekliler, 4 bin liralık bayram ikramiyesinin de 'harçlık' niteliğine dönüştüğünü belirtti.</p>

<p>Samsun'da Devrimci Emekliler Sendikası Samsun Şubesi ile Atakum Şubesi üyeleri, ekonomide yaşadıkları zorlukları protesto etmek için sahaya çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Samsun Şube Başkanı Arif Kutlu, yaptığı açıklamada, uzun yıllar boyunca verdikleri emeklere rağmen devletin sırtında 'yük' olarak görülmekten rahatsız olduklarını aktardı. Kutlu, emeklilerin temel sağlık hizmetlerine ulaşmakta güçlük çektiklerini belirterek, şunları söyledi:</p>

<p>'Randevu sistemi üzerinden bir doktora ulaşmak, adeta Milli Piyango'dan büyük ikramiye çıkmasıyla eşdeğer bir ihtimaldir. Göz, kardiyoloji, nöroloji veya ortopedi gibi hayati ve yaşlılıkta sıkça başvurulan branşlarda aylar sonrasına gün verilmekte; bizlerin o süreyi bekleyecek dermanı, zamanı veya ömrü olup olmadığı kesinlikle önemsenmemektedir. Yaşlı nüfusun ve emeklilerin sağlık hizmetlerine zamanında erişimde yaşadığı gecikme oranı son iki yılda yüzde 40'ın üzerinde artış göstermiştir. Kamu hastanelerindeki yığılmalar, parası olmayanı evinde çaresizliğe terk eden bir anlayışın sonucudur. Eczaneye gittiğimizde karşımıza çıkan muayene ücreti, ilaç katılım payı ve bitmek bilmeyen fiyat farkları, zaten enflasyon karşısında kuşa dönmüş maaşlarımızın daha elimize geçmeden erimesine yol açmaktadır. Bize dayatılan bu sistem, hastaları enkaz altında bırakan tam bir sağlık çöküşüdür.'</p>

<p><strong>'4 BİN LİRALIK İKRAMİYEYLE TORUNLARIMIZA HARÇLIK VERMEK DAHİ İMKANSIZ'</strong></p>

<p>DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Atakum Şube Başkanı Tacettin Aydın ise emeklilerin temel gıda ürünlerine erişmekte zorlandığını ifade etti. Önceki yıllarda yaptıkları market alışverişini yapamadıklarını kaydeden Aydın, şöyle konuştu:</p>

<p>'İktidar, bizim haftada kaç miligram protein tüketeceğimize, hangi marketin hangi indirimli saatinde ucuz ekmek veya yağ kuyruğuna gireceğimize doğrudan karar veriyor. Avrupa'daki emekliler dünyayı gezerken, bizim tatil rotamızın sınırları maalesef iktidar tarafından çiziliyor: Mutfak ile oturma odası arasındaki o dar koridor. İktidar, yazın evin hangi odasında serinleyeceğimize, bayramı hangi odada geçireceğimize karar veriyor; bizleri içine sürüklediği bu derin yoksulluktan zerre kadar mahcubiyet hissetmiyor. Bugün büyük müjdelerle açıklanan 4 bin liralık ikramiye ile kurbanlık almak bir yana, pazar masrafını karşılamak veya torunlarımıza bayram sabahı gönül rahatlığıyla bir harçlık vermek dahi imkânsızdır. Bu rakam, gerçek anlamda bir ikramiye olma özelliğini tamamen yitirmiş, iktidarın emekliye biçtiği değeri yansıtan bir 'sus payı' ve 'harçlık' seviyesine inmiştir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAMSUN, Yurt</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/emeklilerden-samsunda-bayram-ikramiyesini-protesto-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/emeklilerden-samsunda-bayram-ikramiyesini-protesto-etti.jpeg" type="image/jpeg" length="11329"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="99184"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="27183"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44567"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="57766"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="47518"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="73477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="22272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="61581"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="33244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="47264"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="94048"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="34234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="45425"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="88562"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="19193"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="61885"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="21911"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="50630"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="89740"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="52059"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
