<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2026 16:58:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2. Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali için kayıtlar başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/2-uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-icin-kayitlar-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/2-uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-icin-kayitlar-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlki 2025 yılında İzmir Seferihisar’da düzenlenen Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali’nin ikincisi 1-5 Temmuz 2026’da yapılacak. Ön kayıtlar başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, “Bilim sadece laboratuvarlarda değil; hayatın her alanında!” şiarıyla 1-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Seferihisar’da bilim ve iletişim meraklılarına kapılarını açacak. Organizasyon komitesi ön kayıtların başladığını duyurarak konaklama kontenjanının sınırlı olduğu uyarısında bulundu. Geçtiğimiz yıl eylül ayında düzenlenen ilk festival, astronomiden yapay zekaya, kuantum fiziğinden ekolojiye ve halk sağlığına kadar geniş bir yelpazede etkinliklere sahne olmuştu. Aralarında NASA’dan gelen araştırmacıların, saygın akademisyenlerin, sanatçıların ve bilim iletişimcilerinin bulunduğu geniş bir katılımcı kitlesi bu etkinlikte bir araya gelmişti. Hatta dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici de ilk festivalde “Post-Truth ve Yapay Zeka Çağında Habere Bilimsel Yaklaşım ve Gazeteciliğin Dönüşümü” başlıklı oturumda konuşmacı olarak yer almış, gazetecilik ile bilim iletişimi arasındaki ilişkiyi ve kitle iletişiminde kanıta dayalı düşünme becerisini tartışmaya açmıştı.</p>

<p></p>

<h2>DAHA BÜYÜK VE DAHA ULUSLARARASI BİR BULUŞMA</h2>

<p></p>

<p>Bilimi ekranlardan çıkarıp toplumsal hayatın merkezine indirmeyi hedefleyen etkinlik, ilkinden aldığı güç ve deneyimle bu yıl “daha büyük, daha uluslararası ve daha zengin” bir formatta hayata geçirilecek. 1-5 Temmuz 2026’daki yeni festival programı, katılımcılara yalnızca dinleyici değil, aynı zamanda üretici olabilecekleri interaktif bir platform sunmayı hedefliyor.</p>

<p></p>

<h2>KUANTUMDAN İKLİM KRİZİNE, MEDYA OKURYAZARLIĞINDAN UZAY BİLİMLERİNE</h2>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katılımcıları bekleyen başlıca konular ve etkinlikler şunlar: Kuantum fiziği, yapay zeka ve uzay bilimlerindeki son gelişmeler; evrim, medya okuryazarlığı ve iklim krizine dair kapsamlı tartışmalar; alanında öncü akademisyenlerin eşliğinde gerçekleştirilecek panellerin yanı sıra çok sayıda uygulamalı atölye; teleskoplarla gece gökyüzü gözlemleri, film gösterimleri ve çeşitli yarışmalar.</p>

<p></p>

<h2>KADINLARIN BİLİMDEKİ GÜCÜ VE HURAFELERE KARŞI ORTAK AKIL</h2>

<p></p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, adını aldığı tarihin önemli kadın düşünürlerinden Hypatia’nın misyonuna uygun olarak kadınların bilimdeki yerini güçlendirmeyi öncelikleri arasına alıyor. Festivalin bu seneki temel çağrısı ise hurafelere karşı bilimsel düşünceyi, engellere karşı kadınların bilimdeki gücünü ve dezenformasyon ile bilgi kirliliğine karşı kolektif aklı savunmak olarak belirlendi. Akademisyenlerin, öğrencilerin, gazetecilerin, sanatçıların ve aktivistlerin buluşma noktası haline gelen bu kolektif hikâyenin bir parçası olmak isteyenler, etkinlik detaylarına ve ön kayıt formuna <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScKa9YIPrpigkNJT3C4wKVjL5hzhUoUIqk5jgIRBeoydQw00Q/viewform" rel="nofollow"><span style="color:#2980b9">hypatiabilimfestival.com</span></a> adresi üzerinden ulaşabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM &amp; UZAY, Bilim, teknoloji</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/2-uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-icin-kayitlar-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/hypatia-festival-ani.png" type="image/jpeg" length="69659"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD Çalışma Bakanı Chavez-DeRemer istifa etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/abd-calisma-bakani-chavez-deremer-istifa-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/abd-calisma-bakani-chavez-deremer-istifa-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer, hakkındaki usulsüzlük iddialarının ardından istifa etti. Chavez-DeRemer, Trump’ın ikinci döneminde görevden ayrılan üçüncü kabine üyesi oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kurduğu kabinede görev alan Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer, hakkındaki usulsüzlük iddialarının ardından görevinden istifa etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung konuya ilişkin yaptığı bilgilendirmede, Bakan Chavez-DeRemer'in özel sektörde farklı bir pozisyonda görev almak üzere istifasını sunduğunu kaydetti. Cheung ayrıca, Keith Sonderling'in Çalışma Bakan Vekili olarak görev yapacağını belirtti.</p>

<p>Trump yönetiminin ikinci döneminde kabineden ayrılan üçüncü isim olan Chavez-DeRemer'den önce İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem ve Adalet Bakanı Pam Bondi de görevlerini bırakmıştı. Chavez-DeRemer ise X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Bu tarihi yönetimde görev yapmak ve hayatım boyunca gördüğüm en büyük Başkan için çalışmak benim için onur ve ayrıcalıktı" dedi.</p>

<h2>SORUŞTURMA VE ONAY SÜRECİ</h2>

<p>Mevcut süreçte Çalışma Bakanlığı müfettişliği tarafından Chavez-DeRemer ve yakın ekibi hakkında mesleki usulsüzlük iddiaları çerçevesinde yürütülen soruşturma devam ediyor.</p>

<p>Geçen yılın mart ayında Senato tarafından gerçekleştirilen oylamada Chavez-DeRemer, aralarında bir düzineden fazla Demokrat senatörün de yer aldığı üyelerin desteğiyle 32 oya karşı 67 oyla onaylanarak göreve getirilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/abd-calisma-bakani-chavez-deremer-istifa-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/lori-chavez-deremer.jpg" type="image/jpeg" length="41797"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li Kılıç'tan, Zeren Ertaş davasında beraat kararına tepki: Bu karar kamu vicdanında kabul görmemiştir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-kilictan-zeren-ertas-davasinda-beraat-kararina-tepki-bu-karar-kamu-vicdaninda-kabul-gormemistir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-kilictan-zeren-ertas-davasinda-beraat-kararina-tepki-bu-karar-kamu-vicdaninda-kabul-gormemistir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Gençlik ve Spor Politikaları Kurul Başkanı Sevgi Kılıç, Aydın’daki KYK yurdunda hayatını kaybeden Zeren Ertaş davasında kamu görevlilerine yönelik beraat kararının kamu vicdanında kabul görmediğini belirterek, yaşananları bir yönetim krizi olarak nitelendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Gençlik ve Spor Politikaları Kurul Başkanı Sevgi Kılıç, 2023 yılında Aydın’daki Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü (KYK) yurdunda meydana gelen asansör faciası sonucu yaşamını yitiren Zeren Ertaş davasında, yargılanan kamu görevlileri hakkında verilen beraat kararına ilişkin yazılı bir açıklamada bulundu.</p>

<p>Kılıç, yaptığı açıklamada kararın gençlerin barınma hakkına yönelik yaklaşımın ve kamu yönetimindeki sorumluluk krizinin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Duruşma sonrasında Zeren Ertaş’ın annesinin “Kim suçlu? Zeren mi suçlu?” şeklindeki haykırışının, Türkiye’deki cezasızlık düzenine yöneltilmiş toplumsal bir itiraz olduğunu vurgulayan Kılıç, “Bir genç en güvende olması gereken devlet yurdunda, devletin denetim ve sorumluluğu altındaki bir alanda yaşamını yitiriyor, buna rağmen kimse sorumlu bulunmuyorsa bu, münferit ihmal değil, sistemli bir yönetim krizidir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KYK YURTLARINDAKİ HER İHMAL HAK İHLALİ BOYUTU TAŞIYAN SİYASİ BİR MESELEDİR</h2>

<p>Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü bünyesindeki yurtlarda yaşanan sorunların fiziki altyapı eksikliklerinden daha derin olduğunu belirten Sevgi Kılıç, meselenin doğrudan gençlerin barınma hakkı, kamusal hizmete eşit erişim ve sosyal devlet yükümlülüğü ile ilgili olduğunu kaydetti. Kılıç, barınma hakkının güvenlik, sağlık, eğitim hakkı ve insan onuruna uygun yaşam koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken temel bir hak olduğunu söyleyerek, KYK yurtlarındaki her ihmalin hak ihlali boyutu taşıyan siyasi bir mesele olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Son yıllarda farklı yurtlarda gündeme gelen asansör kazalarının denetim zaafı, özensiz bakım süreçleri ve Bakanlığın şeffaflık eksikliğinin sonucu olduğunu ifade eden Kılıç; Muş KYK Sultan Alparslan Kız Öğrenci Yurdu, Rize Ayder KYK Yurdu, Giresun KYK Esma Hatun Öğrenci Yurdu, Ordu Kız Öğrenci Yurdu ve Yozgat Sürmeli KYK Yurdu’ndaki örnekleri hatırlattı. Bakanlığın bu kayıtları kamuoyuyla paylaşmadığını belirten Kılıç, gençlerin barınma hakkının yıllardır bir maliyet kalemi olarak görüldüğünü ve öğrencilerin yemek, güvenlik, hijyen ile altyapı sorunlarına ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını vurguladı.</p>

<p>Kılıç, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak başta olmak üzere kamu makamlarının asansör kazalarına ilişkin kayıtları, denetim süreçlerini ve yürütülen soruşturmaları kamuoyuna açıklamak zorunda olduğunu belirtti. Dosyanın cezasızlıkla kapanmayacağını ifade eden Kılıç, “Zeren için adalet talebi Türkiye’de gençlerin güvenli, erişilebilir ve insan onuruna uygun barınma hakkı talebidir. Bu mücadele bir yaşam mücadelesidir. Hiçbir gencin yaşamı ihmalin, denetimsizliğin ve cezasızlığın konusu olamaz” açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-kilictan-zeren-ertas-davasinda-beraat-kararina-tepki-bu-karar-kamu-vicdaninda-kabul-gormemistir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/sevgi-kilic-1.png" type="image/jpeg" length="46292"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'in Gazze'ye saldırıları sonucu 4 Filistinli hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/israilin-gazzeye-saldirilari-sonucu-4-filistinli-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/israilin-gazzeye-saldirilari-sonucu-4-filistinli-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ordusunun Han Yunus’taki El-Emel Mahallesi’ni bombalaması ve Beyt Lahiya açıklarında ateş açması sonucu üçü erkek, biri kadın olmak üzere dört Filistinli yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi’nin güney ve kuzey bölgelerine yönelik düzenlenen bombardıman ve açılan ateş sonucunda toplam dört Filistinlinin yaşamını yitirdiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin batı kısmında yer alan El-Emel Mahallesi'ndeki Zukzuk Kavşağı İsrail ordusu tarafından bombalandı.</p>

<h2>EL-EMEL MAHALLESİ'NDEKİ ZUKZUK KAVŞAĞI BOMBARDIMANI</h2>

<p>Söz konusu saldırıda Derviş el-Attal, Sa'd Ebu Hilal ve Macid Ebu Musa isimli üç Filistinli vatandaşın hayatını kaybettiği kaydedildi. Yaşamını yitirenlerden Derviş el-Attal'ın saldırıdan birkaç gün önce evlendiği ifade edildi.</p>

<p>Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Beyt Lahiya kentinin batısındaki Selatin bölgesinde de bir saldırı meydana geldiği belirtildi. Sahilde bulunan İsrail askeri botlarından açılan ateş sonucunda Filistinli bir kadının hayatını kaybettiği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/israilin-gazzeye-saldirilari-sonucu-4-filistinli-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/israil-ordusu-2.jpg" type="image/jpeg" length="99729"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tuncer Bakırhan: Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tablonun sorumluluğunu üstlenmeli ve istifa etmelidir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tuncer-bakirhan-milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-bu-tablonun-sorumlulugunu-ustlenmeli-ve-istifa-etmelidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tuncer-bakirhan-milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-bu-tablonun-sorumlulugunu-ustlenmeli-ve-istifa-etmelidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarının ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısında bulundu. Bakırhan, saldırıların münferit olaylar olmadığını belirterek sorumluların yargılanması gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yapılan okul saldırılarının ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in tablonun sorumluluğunu üstlenerek istifa etmesi, iktidarın da kendi payına düşeni görmesi ve gerekeni yapması gerektiğini belirterek, "Bu bir polemik değil, bir siyaset de değil. Bu çağrıyı yapmak topluma ve çocuklara karşı yerine getirilmesi gereken en asgari sorumluluğumuzdur. Bu herkes için bir haysiyet testidir. Muhalefet olarak biz de kendimize bakmak zorundayız. Bu ağır tabloyu yalnızca iktidarı eleştirerek yaşamayız. Biz de muhalefet olarak toplumun her kesimine dokunan kalıcı ve bütünlüklü bir siyaseti samimiyetle inşa etmek zorundayız" dedi.</p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM'deki grup toplantısında Türkiye ve dünya gündemini değerlendirdi. Siirt'e meydana gelen sel afetinden etkilenen yurttaşlara geçmiş olsun dilekleriyle sözlerine başlayan Bakırhan, "Kurtuluş ilçemizde birçok işyeri ve ev sel sularının altında kaldı. Evet can kaybı yok ama ciddi maddi hasarlar var. Birçok ailemiz geçim kaynakları olan canlı hayvanlarını kaybetti. Belediyemiz su altında kaldı. Siirt'imize geçmiş olsun diyorum. Özellikle Kurtuluş'ta yaşayan halkımıza... Belediyemiz gece gündüz bu hareketin sonuçlarını ortadan kaldırmak için çalışıyor. Buradan Siirt'teki bürokrasiyi ve Afet İşleri Müdürlüğünü de göreve çağırıyorum. Orada halkın uğramış olduğu zarar ziyanın da bir an önce tespit edilip aynı zamanda giderilmesi gerektiğini belirtiyorum" dedi.</p>

<h2>"Doruk Madencilik'te çalışan 110 işçiyi gözaltına aldılar"</h2>

<p>Bakırhan, haklarını ve maaşlarını alamayan Doruk Madencilik işçilerinin Eskişehir'den Ankara'ya başlattığı yürüyüşe değinerek "Yine utanç verici bir yaklaşımla karşı karşıya kaldık. Doruk Madencilik'te çalışan işçiler aylardır alın terilerinin karşılığını almak için yollardadırlar. Ankara'ya geldiler, haklarını almak için kilometrelerce yürüdüler. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde de seslerini dile getirmeye çalışıyorlar ama getirir misin? Getiremezsin tabii ki... Doruk Madencilik'te çalışan 110 işçiyi gözaltına aldılar. 'Niye buradasınız' diye sormuyorlar. 'Hayırdır Bakanlığın önünde ne derdiniz var' diye sorulması gerekirken sorguya aldılar. Tabii Doruk Madencilik'e de yazık! İşçilerin hakkını verirse az zarar edecek, çok kar etmesi gerekiyor. İşçilerin bir an önce bırakılması gerekiyor. Doruk Madencilik'te o hakkını alan işçilerin hakkını vermesi gerekiyor. Bu işçilerle dayanışma içerisinde olan olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Maraş'ta da, Siverek'te de bazı aileler çocuklarını bekledi ama maalesef çocuklar dönmedi"</h2>

<p>Bakırhan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yapılan okul saldırılarına ilişkin şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Bugün burada yalnızca bir siyasetçi olarak değil sabahları çocuklarını okula uğurlayan, akşam da dönüşlerini bekleyen milyonlarca anne ve babalardan birisi olarak konuşmak istiyorum. Beklemenin ne olduğunu siz bizden daha iyi biliyorsunuz çünkü her sabah bizim gibi bütün aileler çocuklarını uğurluyor ve gelmesini bekliyorlar. Dönmesini bekliyorlar. Maraş'ta da Siverek'te de bazı aileler çocuklarını bekledi ama maalesef çocuklar dönmedi. Ülke olarak çok üzgünüz, yastayız. Yaşamını yitiren çocuklarımızın, öğretmenlerimizin, ailelerine başsağlığı dileklerimi iletmek istiyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum. Maraş ve Siverek'te birer gün arayla meydana gelen saldırı hepimizi sarstı. Birçok hayat söndü. Bu vahim ve sarsıcı tablo üzerinde detaylıca konuşulması gerekiyor. Aynı zamanda hepimize bir ödev yüklüyor çünkü bu acıyı doğru okuyamazsak teselliden öteye geçemeyeceğiz. Diğer katliamlardaki gibi teselliyle yetineceğiz. Oysa teselliyle yetinmek yeni felaketlere kapı aralamaktan başka bir işe yaramaz. Yasını da kalbimizde taşıyacağız ama yas susmak değildir. Yas gerçeğin yüzüne bakma ve yeni hareketleri önleme sorumluluğudur aynı zamanda.</p>

<p>Bu katliamlar münferit değil. Genelde katliamlar münferit oluyor. Bireysel çılgınlık hiç değil. Bu yıllardır biriken bireysel ve toplumsal öfkenin, çaresizliğin, yalnızlaştırmanın ve yargısızlığın bir sonucudur. Sistem maalesef burada da dokunduğu her şeyi çürütüyor. İnsanı yalnızlaştırıyor. Toplumu dağılmaya, geleceği de kararlığa mahkum ediyor. Bu şekilde eşitsizlikler derinleşiyor. Kurumlar çöküyor. İnsanlar birbirine yabancılaşıyor. Böyle bir ortamda şiddet normalleşir, güvensizlik büyür ve bu yük en çok da çocuklarımızın sırtına biner. Yıllardır okullar, aileler için güvenli bir alan olarak biliniyordu ama ne olduysa iktidarın son döneminde okullar da artık güvenli alan olmaktan çıktı. Bunun cevabını da bir türlü alamadık, alamıyoruz. 'Niye okullar güvenli alanlar olmaktan çıktı' sorusunu biz bir kez daha buradan hep birlikte yönetenlere ve en başta da Milli Eğitim Bakanlığı'na yöneltelim. Niye? Çünkü yıllardır uygulanan politikalar toplumu rehabiliteden uzaklaştırdı. Toplumu, rekabetle, yoksullukla, kutuplaştırmayla şekillendirdi. Kimsenin derdi kimsenin derdi olmadı artık. Bu vahşi sistem hepimizi bireyselleştirdi."</p>

<h2>"İktidar da kendi payına düşeni görmeli ve gerekeni yapmalıdır"</h2>

<p>Sırbistan'da 2023'te bir ilkokulda sekiz öğrenci ve bir güvenlik görevlisi yaşamını yitirmesinin ardından Milli Eğitim Bakanı'nın istifa ettiğine dikkat çeken Bakırhan, "Peki Türkiye'de ne oluyor? Depremde on binlerce insan yaşamını yitirdi. İstifa eden yok. Her gün maden emekçilerinin bedeni toprağa karışıyor. İstifa eden yok. Bir otele ruhsat verilmiş, verilmemesi gereken bir otel... Onlarca insan yanarak yaşamını yitirdi. İstifa eden yok. Okullarda çocuklar ve öğretmenler katledildi. İstifa eden yok. Sadece eğitime, sadece okullara bakın. Temizlik yok. Güvenlik yok. Başarı da yok. Peki ne var? Geleceksizlik var. Güvensizlik var. Ölüm var. Buradan sizin huzurlarınızdan açık ve net söylüyoruz. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tablonun sorumluluğunu üstlenmeli ve istifa etmelidir" diye çağrıda bulundu.</p>

<p>Bakırhan, iktidarın da kendi payına düşeni görmesi ve gerekeni yapması gerektiğini belirterek "Bu bir polemik değil, bir siyaset de değil. bu çağrıyı yapmak topluma ve çocuklara karşı yerine getirilmesi gereken en asgari sorumluluğumuzdur. Bu herkes için bir haysiyet testidir. Şunu da unutmayalım. Biz her zaman her meselede kendimizi de görerek hareket eden bir siyasi partiyiz. Muhalefet olarak biz de kendimize bakmak zorundayız. Bu ağır tabloyu yalnızca iktidarı eleştirerek yaşamayız. Biz de muhalefet olarak toplumun her kesimine dokunan kalıcı ve bütünlüklü bir siyaseti samimiyetle inşa etmek zorundayız. Bu eksiklik ortadadır. Biz üstümüze düşeni alıyoruz ve yapacağız. Çocukların katledilmediği, güven içerisinde yaşadığı bir ülke için hem parti olarak daha fazla mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz huzurlarınızda" dedi.</p>

<h2>"Gülistan Doku dosasında örtbas edenler hesap vermeli, ucu nereye dokunursa dokunsun tüm sorumlular yargılanmalıdır"</h2>

<p>Cezasızlık düzenin en ağır işlediği zamanlarda olunduğunu söyleyen Bakırhan, Gülistan Doku dosyasına ilişkin gelişmelerle ilgili şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Bugün karşımızdaki en ağır gerçeklerden biri de kadın cinayetleri. Şüpheli kadın ölümleri ve zorla kaybettirilen kadınlar... Kayıp olan Muğla Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun dosyası altı yıl sonra tekrar açıldı. Bu önemli bir gelişmedir. Gülistan bir isim değil, bir sorudur. Altı yıldır bu ülkenin vicdanına sorulan ve cevabı alınmayan bir sorudur. Bu gelişme aynı kadın örgütlerinin ve kamuoyunun ısrarlı baskısı, kararlı eylemleri ve adalet talebi sayesinde mümkün olmuştur. Gülistan'ı ve benzer kadın cinayetlerini gölgede bırakmak istemeyen açığa çıkarmaya çalışan bu adalet arayan ailelerimize ve dayanışan dostlarımıza da selam ve sevgilerimizi yolluyoruz.</p>

<p>Bağımsız, demokratik yargı inşallah işler de Gülistan'ın hesabı sorulur. Örtbas edenler hesap vermeli, ucu nereye dokunursa dokunsun tüm sorumlular yargılanmalıdır. Vali Bey'e bakın, Gülistan katledildi. Yargının işini de o yapıyor. Bir tane tetikçisini Gülistan'ın ailesine gönderiyor. O telefonunu SIM kartını alıyor. Böyle bir görevi mi varmış valinin? Biz mi bilmiyormuşuz. Bu büyük bir sorumluluktur. Bu Türkiye'nin her sokağının Susurluk olmasının önüne geçmekle ilgili tarihi bir görevdir. Bu görev sadece Gülistan Doku'yla da kalmamalı, Rojin Kabaiş, Rojvelat Kızmaz, Rabia Naz Vatan, Nadira Kadirova, Yeldana Kaharman ile de sürmelidir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tuncer-bakirhan-milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-bu-tablonun-sorumlulugunu-ustlenmeli-ve-istifa-etmelidir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/bakirhan-7.png" type="image/jpeg" length="26578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İktidardan DEM Parti'ye ‘ana dil’ yanıtları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iktidardan-dem-partiye-ana-dil-yanitlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iktidardan-dem-partiye-ana-dil-yanitlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, seçmeli olarak sunulan yaşayan diller ve lehçeler dersinin zorunlu hale getirilmesine yönelik bir çalışmalarının olmadığını açıkladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise kamu hizmetlerinde Kürtçe kullanımı konusunda iletişim sorunu yaşanmadığını belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekillerinin ana dil eğitimi ve seçmeli derslerin kapsamına yönelik soru önergelerini yanıtlayarak, bu derslerin zorunlu hale getirilmesine dair bir çalışma yürütmediklerini duyurdu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da enerji dağıtım alanında yerel personel istihdamı sayesinde dil kaynaklı bir problem yaşanmadığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet gazetesinden Sarp Sağkal'ın haberine göre, DEM Parti milletvekillerinin ana dilde eğitim ve Kürtçe’nin kamu hizmetlerinde kullanımı konusundaki önergelerine ilgili bakanlıklardan cevap geldi. Bakan Tekin; Yaşayan Diller ve Lehçeler Dersi başlığı altında halihazırda seçmeli olarak Kürtçe, Lazca, Gürcüce, Abazaca, Adığece, Arnavutça ve Boşnakça eğitim verildiğini ifade etti. Bu derslerin zorunlu ders statüsüne alınması konusunda herhangi bir hazırlık içinde olmadıklarını vurgulayan Tekin, “seçmeli derslerin yetersiz olduğuyla ilgili bir tespitlerinin olmadığını” söyledi. Tekin ayrıca, Türkçe dışındaki dillerde ders materyali hazırlanıp hazırlanmayacağı sorusuna cevaben, “ders materyali çalışmasında önceliklerinin zorunlu dersler olduğunu” belirtti.</p>

<h2>"İLETİŞİM SORUNU YAŞANMIYOR"</h2>

<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, kamusal hizmet sunumunda Kürtçe kullanılmasına dair verilen soru önergesine yanıt verdi. Bayraktar, bakanlığın sorumluluk alanındaki elektrik ve doğal gaz dağıtım süreçlerinde yerel personel istihdamına vurgu yaptı.</p>

<p>Bakan Bayraktar açıklamasında, “Bakanlığımız görev alanına giren elektrik ve doğal gaz dağıtım alanlarında ilgili dağıtım şirketleri genellikle yerelde ikamet eden vatandaşlarımızı istihdam ettiği için Türkçe bilmeyen vatandaşlarımız herhangi bir iletişim problemi yaşamamakta, ayrıca bu yönde bir problem yaşandığına ilişkin bakanlığımıza iletilmiş herhangi bir bildirim de bulunmamaktadır” ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iktidardan-dem-partiye-ana-dil-yanitlari</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/tbmm-13.png" type="image/jpeg" length="20007"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel: Otokrat ve ondan medet umanların hepsini birden yeneceğiz, Türkiye'ye demokrasiyi geri getireceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-otokrat-ve-ondan-medet-umanlarin-hepsini-birden-yenecegiz-turkiyeye-demokrasiyi-geri-getirecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-otokrat-ve-ondan-medet-umanlarin-hepsini-birden-yenecegiz-turkiyeye-demokrasiyi-geri-getirecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yapılacak ilk seçimlerin "demokratlar ile otokratlar" arasında geçeceğini ifade etti. Özel, otokratik yönetim anlayışını ve bu yapıdan medet umanları yeneceklerini belirterek, Türkiye’ye demokrasiyi yeniden getireceklerini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yapılacak ilk seçimleri beklediklerini belirterek, "İlmek ilmek, acı acı zorluklarla bu yolu yürüyoruz. Ama herkes emin olsun ki yapılacak ilk seçim aynı Macaristan'da, Brezilya'da olduğu gibi demokratlarla otokrat arasında olacaktır. Otokrat ve ondan medet umanların hepsini birden yeneceğiz, Türkiye'ye demokrasiyi geri getireceğiz" dedi.</p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında "Bu yüksek katılım, bu coşku, bu heyecan emin olun sürekli bir kötülükle karşımızda olanlara, partimize saldıranlara, seçilmişlere, belediye başkanlarımıza saldıranlara, arkadşlarımıza saldıranlara yani dost olmayanlara kaygı veriyor, dosta da güven veriyor, iyi ki varsınız" dedi. Özel, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Geçtiğimiz hafta evlatlarımızı hedef alan saldırıların yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik hadsiz bir saldırı gerçekleşti. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack iki gün sonra 106'ncı kuruluş yıl dönümünü kutlayacağımız Meclisimizin, bir Kurtuluş Savaşı'nı sonra kuruluşu örgütleyenlerin ve buradan en doğru yönetim biçimi olan demokrasiyi önceleyenlerin, kendisine krallık padişahlık Amerikan tipi başkanlık hangisini seçeceksin dendiğinde 'Millet bir Meclis kurdu ne görev verirse onu yapacağız' diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bu çatının altındayız. Ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na güven mektubu sunanlar, 'Ülkem adına ülkemi orada ben temsil edeceğim, beni muhatap kabul edin. Size saygılıyız. Sizi buraya getiren iradeye saygılıyız. Şahsınızda Türkiye Cumhuriyeti'nin yanındayız. Kabul buyurunuz' diye güven mektubu sunanlar oturuyorlar. Bacak bacak üstüne atıyorlar. Geriliyorlar, yayılıyorlar. 'Tepki alacağımı biliyorum' ama deyip özensiz cümleler kuruyorlar. 'Buralarda' diyor. Antalya'da oturuyor. Atatürk'ün 'Şüphesiz dünyanın en güzel şehri' dediği Antalya'da Atatürk'ün en büyük eseri Cumhuriyet sayesinde o devlete gelip ülkem adına burada ülkemi ben temsil edeceğim diyen birisi yayıla kaykıla efendim 'Buralarda işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri oldu. Ya merhametli monarşiler ya meşruti monarşi türü yapılar... Demokrasi buralarda işlemiyor' diyor. Üstelik bu konuşmayı Cumhurbaşkanının himayesinde Dışişleri Bakanının ev sahipliğinde Antalya'daki Diplomasi Forumu'nda yapıyor.</p>

<p>Trump'ın yeni düzenini dünya düzeni olarak dayatırlarken Trump'ın özel temsilcisi olarak burada olan, Suriye'deki iyi iş yapıyor diyenler, İran'ı üç günde rejimini değiştireceğiz diyenler, yeni dini lideri seçerken bana danışın yoksa kabul etmem diyenler, yani artık Ortadoğu'da devlet dışı unsurlar yok devletlere tabi olsun ama her devletin başında benim dediğim olsun benim dediğim gibi yönetsin, benim çıkarlarımı onlar korusun dedikleri kukla lider modelini Türkiye'de söyleyip adına monarşi, adına demokrasi değil güçlü lider diyerek kendi tercihlerinin yönetim biçimini Trump'ın yeni düzenini Türkiye''de ilan etmeye çalışıyorlar.</p>

<h2><strong>"Bir kelime söylemediler buna dair"</strong></h2>

<p>Bu Barrack, Erdoğan'da olmayanı ona verip, her şeyi alacak Trump diyor. 'Olmayan nedir' sorusunun cevabına 'Meşruiyet' diyor. Erdoğan meşru değil. Ülkesinde seçim kaybetti, tartışılıyor, adil yönetmiyor, AİHM, AYM kararlarına uymuyor, hukuk tanımıyor. Bir kelime söylemediler buna dair. Trump'ın Dışişleri Bakanı, Erdoğan için Trump'la beş dakika görüşmek için yalvarıyorlar dedi. Bu laftan iki gün sonra gidip Trump'la görüştüler. Şimdi öyle bir durumla karşı karşıyayız ki artık Erdoğan-Trump ilişkisi Türkiye'nin menfaatini düşünen, onurunu kollayan kurumsal bir ilişki olmaktan, kurallara dayalı bir ilişki olmaktan çıkmış, karşılıklı çıkar ilişkisine dönmüştür. Erdoğan Trump'la kurduğu ilişkiyi bir al-ver, bir muhtaçlık ve 'O olmazsa ben olmam' diyerek ona karşı tek kelime sesini çıkaramayan bir noktaya gelmiştir. Nerede o Erdoğan'ın dış politikadaki yok efendim 'One minute'ini anlatanlar, ona posta koydu bunu bilmem ne yaptı... Macron'un parmağını tutmasından parmak güreşi diplomasisi bilmem nesi çıkaranlara soruyorum ne oluyor şimdi? Bu topraklarda yemini üzerine ettiğiniz Anayasa'nın tarif ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Başkanına beş dakika için yalvarıyor, bizden meşruiyet alıp her şeyi bize veriyor diyenlerin şimdi artık burada güçlü liderin monarşisi lazım, buralarda başka bir şey işlemiyor deyince susanlara söylüyorum.</p>

<h2><strong>"Kitlelerin sesini duymayan, kendilerine alan ve birlik yaratan yeni bir sistem kurmaya çalışıyorlar"</strong></h2>

<p>Aslında saflar net. Dünyada da netleşiyor. Diplomasi forumu diye kodladığınız yerde kimlerin gelip kimlerin gelmediğini bir görün. Kimler kimlerle beraber ne konuştu hafta sonu, siz kimlerle neleri konuştunuz, hangi lafları yuttunuz onu görün. Trump ya da Elon Musk Almanya'da AFD'yi destekliyorlar, geçmişteki o büyük acıları bize yaşatan yangınları, Solingen'deki faciaları yaşatanların siyasi yapısını destekliyor. Macaristan'a gidince Orban'ı, Hindistan Modi'yi, Türkiye'ye gelince Erdoğan'ı destekliyor bunlar. Dünyanın bütün otokratlarını bir arada tutan otokratların dayanışması, birbirinden öğrenmesi, birbirine öğretmesi, 'Ben burada kanun koydum. Bana karşı haber yapanı yalan bilgiyi yayma suçundan atıyorum.' O kanunu burada imzalayıp veriyorlar. Öbür tarafta 'Ben sosyal medyada şunu yaptım.' Bu tarafta aynısını yapıyorlar. Nerede özgürlüğü kısıtlayan bir şey varsa birbirlerinden öğreniyorlar ve hep kendilerini destekleyen, birbirlerini destekleyenleri var ederek, demokrasiyi gerileterek, halkların genel çıkarları yerine zümreleri koruyarak her ülkedeki zümrelerin dayanışmasıyla bütün ülkelerdeki yoksulları daha yoksul bırakan, güvencesizleri daha güvencesiz bırakan, kitlelerin sesini duymayan, kendilerine alan ve birlik yaratan yeni bir sistem kurmaya çalışıyorlar.</p>

<h2><strong>"İsrail'le, Filistin Kurtuluş Örgütü'yle, Pedro Sanchez'le, Brezilya'da Lula'yla, dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız"</strong></h2>

<p>İşte biz buna karşı Türkiye'de bütün demokratları darbeye direnmeye nasıl çağırdıysak İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'le dünyanın bütün demokratlarını başta Avrupa'daki Sosyalist Enternasyonal ile İlerici İttifak ayrılığını ortadan kaldıran, PES çatısı altında birleştiren Amerika'dan Brezilya'ya bütün demokratları davet eden ve küresel bir seferberlik ilan eden bir toplantıyı bir buçuk yıllık bir uğraşın sonunda Barcelona'da hayata geçirdik. Orada o toplantıya biz Barselona'dayken Milano'da Avrupa'nın aşırı sağcıları tepki gösterdi. İslamofobik söylemlerin sahipleri, Türkiye düşmanları, yabancı düşmanları, her türlü aşırı sağ yapılar, dünyanın demokratlarına karşı orada toplanıp bizim toplantıya laf ettiler. Türkiye'den de bizim toplantıya Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel sekreteri, sözcüleri laf ettiler. Herkes layığıyla beraber, herkes sevdiğiyle beraber, herkes benzer hayaller kurduklarıyla beraber. Onlar Avrupa'nın aşırı sağıyla, onları destekleyen Trump'la, Trump'ın desteklediği Netanyahu'yla aynı hattalar. Biz İsrail'le, Filistin Kurtuluş Örgütü'yle, Pedro Sanchez'le, Brezilya'da Lula'yla, dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız ve birlikteyiz.</p>

<p>Şimdi çaresiz kalınca bütün her şey ortaya kabak gibi çıkınca gruplarında perde indiriyorlar, izleyin bakalım diyorlar ve geçmişteki konuşmalardan bu kadarcık parçalar kesip utanmadan o yalanı oynatıp onun üstüne CHP'ye, partinin kurumsal kimliğine, geçmişine, geçmişte 12 Mart darbesini kendine kabul edip isyan eden ve onun üstünden yeni bir demokratik hat ve yeni bir yürüyüş örgütleyen Ecevit'ten utanmadan Türkiye'de Sevri yırtıp atıp Lozan'ı yaparken Türkiye'nin onurlu dış politikasını sarsılmaz dış politikasını tarif eden İsmet Paşa'dan utanmadan, birileri kırmızı halılarla işgal ordularını savunurken 'Geldikleri gibi gidecekler' diyen gazinin hattını tutturamayan 6'ncı Filo geldiğinde karşısına geçip secde edip 6'ncı Filo'ya 'Defol' diyenleri darağacına çekildiği sürecin iz düşümünü takip edenler CHP'ye dış politika kendilerine akıllarınca güçlü liderlik deyip demokrasi dışı yeni bir hat tarif edemezler. Ama ona söyledim: 'Sana helal olan hiçbir şey bize haram değil. Sana serbest olan hiçbir şey bize yasak değil. Hak etmediğimizi görürsek, duyarsak hak ettiğini duyacaksın' dedim."</p>

<p>Özel, daha sonra dış politikaya ilişkin bir video izletti.</p>

<h2><strong>"Türkiye'ye demokrasiyi geri getireceğiz"</strong></h2>

<p>Özel, daha sonra, "Sosyal medyadaki yalanlar, linçler ve acaba bir şekilde yine iktidarda kalacak mı diye endişe edenlere söylüyorum: Hiç kimse ama hiç kimse enseyi karartmasın. Zaten bu yaşananlar o gidişin habercileri. Bir bedel ödenmeden acı çekilmeden acıyla sınanmadan bu direnç testlerinde geçmeden iktidar olunmuyor. Bütün kadrolarımız, bütün arkadaşlarımız meselenin tam olarak farkındadır. Ve sadece iki buçuk yıldır girdiğimiz ilk seçimlerde 47 yıl sonra partimizi birinci yaptığımız gibi, Kuzey Kıbrıs seçimlerinde doğru bir yerde durduk, doğru bir hat tarif ettik, var güçleriyle gittiler, seçime müdahale ettiler. Yüzde 65'le kaybettiler. Macaristan'da Orban'ı desteklediler. Orban gitti. Brezilya'da Bolsonaro rakibini Lula'yı hapse attı. Hapiste tuttu. 12 yıl hapis cezası verdi. Ama eninde sonunda Lula cezaevinden çıktı. Seçimlere girdi. Bolsonaro'yu yendi ve iktidara partisini getirdi, ülkesindeki mağdurların sesi oldu. Türkiye'de iktidarın değişmesi için saflar bellidir. Dünyada nasıl Erdoğan, Trump ve İsrail aynı tarafta durup Tom Barrack'ın tarifiyle burada kendilerince kendilerine bir iktidar tarif ediyorlarsa biz Filistin'le beraber dünyanın bütün demokratlarıyla beraber yapılacak ilk seçimi bekliyoruz. İlmek ilmek, acı acı zorluklarla bu yolu yürüyoruz. Ama herkes emin olsun ki yapılacak ilk seçim aynı Macaristan'da, Brezilya'da olduğu gibi demokratlarla otokrat arasında olacaktır. Otokrat ve ondan medet umanların hepsini birden yeneceğiz, Türkiye'ye demokrasiyi geri getireceğiz" ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-otokrat-ve-ondan-medet-umanlarin-hepsini-birden-yenecegiz-turkiyeye-demokrasiyi-geri-getirecegiz</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/ozgur-ozelin-kac-tane-cocugu-var-3.jpg" type="image/jpeg" length="54342"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Kocaeli sonuç bildirgesini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turkiye-gazeteciler-konfederasyonu-kocaeli-sonuc-bildirgesini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turkiye-gazeteciler-konfederasyonu-kocaeli-sonuc-bildirgesini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TGK’dan, medya sektörünün sorunları ve çözüm önerileri!]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ahmet ÜNSAL/ Manisa</strong></p>

<p>Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Kocaeli İl Temsilciliği’nin ev sahipliğinde gerçekleşen 30. Başkanlar Kurulu Toplantısı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı. 17–19 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen toplantıda, medya sektöründeki güncel gelişmeler, yerel basının ekonomik ve yapısal sorunları, basın özgürlüğü ve dijital dönüşüm süreci kapsamlı şekilde ele alındı.</p>

<p></p>

<h2>SONUÇ BİLDİRGESİ ÖNEMLİ MESAJLARI İÇERİYOR</h2>

<p></p>

<p>Toplantının ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, basın sektörünün içinde bulunduğu çok boyutlu sorunlar detaylı biçimde ortaya konulurken, çözüm önerileri de kamuoyuyla paylaşıldı. Bildirgede, gazetecilik mesleğini tanımlayan ve mesleki standartları belirleyen kapsamlı bir yasal düzenlemenin bulunmamasının sektörün en temel yapısal eksikliklerinden biri olduğuna dikkat çekildi. Mevcut durumda mesleğe giriş kriterlerinin belirlenmemiş olmasının, gazeteciliğin denetimsiz şekilde yapılmasına yol açtığı vurgulandı. Bu durumun mesleki niteliği düşürdüğü, etik ihlalleri artırdığı ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini olumsuz etkilediği ifade edildi. Özellikle dijital medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte sorumsuz içerik üretiminde ciddi artış yaşandığına işaret edilerek, gazetecilik mesleğini açık biçimde tanımlayan bir meslek yasasının ivedilikle çıkarılması gerektiği belirtildi.</p>

<p></p>

<h2>“YEREL BASIN EKONOMİK BASKI ALTINDA”</h2>

<p></p>

<p>Yerel basının ekonomik sürdürülebilirliğine de geniş yer verilen bildirgede, resmî ilan ve reklam gelirlerinin hayati önem taşıdığına dikkat çekildi. Ancak son yıllarda ilanların birleştirilmesi, bazı ilanların yayın zorunluluğunun kaldırılması ve doğrudan temin yöntemlerinin yaygınlaşması nedeniyle gelirlerde ciddi düşüş yaşandığı ifade edildi.</p>

<p>Kamuda tasarruf uygulamalarıyla ilan hacminin daralmasının yerel medya kuruluşlarını daha kırılgan hale getirdiği, birçok yayın organının kapanma riskiyle karşı karşıya olduğu belirtildi. Ayrıca ilanlardan alınan yüzde 15’lik komisyon oranının da sektör üzerinde mali yük oluşturduğu vurgulandı. Bu kapsamda komisyon oranlarının düşürülmesi, ilan kesme cezalarının son çare olarak uygulanması ve doğrudan temin yöntemlerinin sınırlandırılması gerektiği ifade edildi. Yerel basının korunması için adil ve dengeli bir ilan dağıtım sistemi oluşturulmasının önemi de bildirgede yer aldı.</p>

<p></p>

<h2>BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KONUSU ELE ALINDI</h2>

<p></p>

<p>Bildirgede, basın ve ifade özgürlüğü önündeki yasal ve fiili engellerin demokratik toplum açısından ciddi riskler oluşturduğu belirtildi. Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan bazı düzenlemelerin gazeteciler üzerinde baskı yarattığı, bunun da oto-sansüre yol açtığı ifade edildi. Gazetecilere yönelik soruşturma ve davalar ile ekonomik baskı unsurlarının birleşmesinin, editoryal bağımsızlığı zayıflattığına dikkat çekildi. Bu çerçevede mevzuatın evrensel hukuk normlarına uygun hale getirilmesi, adil yargılama ilkelerinin gözetilmesi ve gazetecilerin haber kaynaklarını koruma hakkının güvence altına alınması gerektiği vurgulandı. Öte yandan, dezenformasyonla mücadelenin önemli olduğu ancak bu amaçla yapılan düzenlemelerin ifade özgürlüğünü zedelememesi gerektiği belirtildi. 7418 sayılı ve kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen düzenlemenin uygulamada gazeteciler üzerinde baskı oluşturduğu ve yeniden ele alınmasının kaçınılmaz olduğu ifade edildi.</p>

<p></p>

<h2>“ARTAN MALİYETLER VE DESTEK İHTİYACI”</h2>

<p></p>

<p>Basın sektöründe artan maliyetlerin de önemli bir sorun alanı olduğu belirtilen bildirgede, kağıt, baskı, enerji ve personel giderlerindeki artışın mevcut gelir yapısıyla karşılanmakta zorlanıldığı ifade edildi. Resmî ilan fiyatlarındaki artışların enflasyon karşısında sınırlı kaldığı, yüksek kredi faizlerinin finansmana erişimi zorlaştırdığı ve mevcut destek mekanizmalarının yetersiz olduğu vurgulandı. Bu nedenle yerel basına yönelik düşük faizli kredi imkanlarının artırılması, finansman maliyetlerinin düşürülmesi ve kamu desteklerinin genişletilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca dijital dönüşüm yatırımları için özel teşvik programlarının hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu.</p>

<p></p>

<h2>“BASIN DEMOKRASİNİN TEMEL TAŞIDIR”</h2>

<p></p>

<p>Bildirgenin genel değerlendirme bölümünde ise yerel basının demokratik denetimin, toplumsal bilgilendirmenin ve çok sesliliğin temel unsuru olduğu vurgulandı. Ekonomik olarak zayıflayan bir medya ortamında kamuoyunun doğru bilgiye erişiminin zarar gördüğü ifade edildi. Yerel denetim mekanizmalarının zayıflamasının demokratik yapıyı doğrudan etkilediğine dikkat çekilerek, basının güçlendirilmesinin yalnızca sektörün değil toplumun ortak meselesi olduğu belirtildi. Son dönemde atılan bazı olumlu adımlar memnuniyetle karşılanmakla birlikte, mevcut sorunların çözümü için kapsamlı ve kalıcı reformlara ihtiyaç olduğu vurgulandı. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu, yerel basının güçlendirilmesi, basın özgürlüğünün güvence altına alınması ve mesleki standartların yükseltilmesi için tüm yetkilileri sorumluluk almaya davet etti.</p>

<p></p>

<h3>Sonuç Bildirgesi şöyle;</h3>

<p></p>

<p>TÜRKİYE GAZETECİLER KONFEDERASYONU (TGK)</p>

<p></p>

<p>1. BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ</p>

<p>Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun (TGK) 30. Başkanlar Kurulu Toplantısı, 17–19 Nisan 2026 tarihleri arasında Kocaeli’nde gerçekleştirilmiştir. Toplantıda medya sektöründeki güncel gelişmeler, yerel basının ekonomik ve yapısal sorunları, basın özgürlüğü ve dijital dönüşüm süreci kapsamlı şekilde ele alınmıştır.</p>

<p></p>

<h2>1. GAZETECİLİK MESLEK YASASI İHTİYACI VE MESLEKİ STANDARTLAR</h2>

<p></p>

<p>Basın sektöründe gazetecilik mesleğini tanımlayan ve mesleki standartları belirleyen kapsamlı bir yasal düzenlemenin bulunmaması, en temel yapısal eksikliklerden biridir. Mevcut durumda mesleğe giriş kriterlerinin belirlenmemiş olması, gazeteciliğin denetimsiz şekilde yapılabilmesine neden olmaktadır. Bu durum, mesleki niteliğin düşmesine ve etik ihlallerin artmasına yol açarken, kamuoyunun doğru bilgiye erişimini de olumsuz etkilemektedir. Özellikle dijital medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte sorumsuz ve denetimsiz içerik üretiminde ciddi artış gözlenmektedir.</p>

<p>Bu nedenle gazetecilik mesleğini açık biçimde tanımlayan, mesleki yeterlilikleri ve etik ilkeleri belirleyen, gazetecilerin haklarını koruyan bir Meslek Yasası’nın ivedilikle çıkarılması gerekmektedir. Ancak bu düzenleme, ifade ve basın özgürlüğünü kısıtlayan değil, aksine güçlendiren bir anlayışla hazırlanmalıdır.</p>

<p></p>

<h2>1. YEREL BASININ EKONOMİK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ VE BASIN İLAN SİSTEMİ</h2>

<p>Yerel basın için resmî ilan ve reklam gelirleri hayati öneme sahiptir. Ancak son yıllarda ilanların birleştirilmesi, bazı ilanların yayın zorunluluğunun kaldırılması ve doğrudan temin yöntemlerinin yaygınlaşması, gelirlerde ciddi düşüşlere neden olmuştur.</p>

<p>Kamuda tasarruf uygulamalarıyla birlikte ilan hacminin daralması, yerel medya kuruluşlarını ekonomik olarak daha kırılgan hale getirmiştir. Bu süreç, birçok yayın organını kapanma riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Basın ilanlardan ve reklamlardan alınan yüzde 15’lik komisyon oranı da sektörün mali yükünü artıran önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle komisyon oranlarının düşürülmesi, ilan kesme cezalarının son çare olarak uygulanması ve doğrudan temin yöntemlerinin sınırlandırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca ilanların yerel basında yayımlanma zorunluluğu genişletilmeli, küçük ve orta ölçekli yayın kuruluşlarını koruyacak adil ve dengeli bir ilan dağıtım sistemi oluşturulmalıdır.</p>

<p></p>

<h2>1. BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ, HUKUKİ DÜZENLEMELER VE DEZENFORMASYON</h2>

<p>Basın ve ifade özgürlüğü önündeki yasal ve fiili engeller, demokratik toplum düzeni açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan bazı düzenlemeler ile yoruma açık hükümler, gazeteciler üzerinde baskı yaratmaktadır. Bu durum, oto-sansüre yol açmakta ve editoryal bağımsızlığı zayıflatmaktadır. Gazetecilere yönelik soruşturma ve davalar ile ekonomik baskı unsurlarının birleşmesi, sorunun etkisini daha da artırmaktadır. Bu çerçevede mevzuat evrensel hukuk normlarına uygun hale getirilmeli, adil yargılama ilkesi gözetilmeli ve gazetecilerin haber kaynaklarını koruma hakkı güvence altına alınmalıdır. Bağımsız doğrulama ve özdenetim mekanizmaları desteklenmelidir.</p>

<p>Öte yandan, Dezenformasyonla mücadele önemli olmakla birlikte, bu amaçla yapılan düzenlemelerin ifade özgürlüğünü zedelememesi gerekmektedir. 18 Ekim 2022 tarihinde yürürlüğe giren ve Türk Ceza Kanunu’na eklenen 217/A maddesi ile “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen, kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen 7418 sayılı Kanun; internet medyası ve sosyal medya alanına yönelik yeni yaptırımlar getiren bir düzenleme olarak sunulmuştur. Ancak uygulama sürecinde bu düzenlemenin, gazeteciler üzerinde baskı oluşturduğu ve tutuklamalara varan sonuçlar doğurduğu görülmüştür. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu heyeti olarak, söz konusu yasa teklifi 2022 yılında önce TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nda, ardından TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülürken; düzenlemenin birçok sorunu beraberinde getireceğini, komisyon toplantılarına defalarca katılarak açık şekilde ifade etmiştik. Bugün gelinen noktada, basın mensupları üzerinde adeta bir “Demokles’in Kılıcı” gibi duran ve baskı aracı olarak kullanılan 7418 sayılı Kanun’un, basın ve ifade özgürlüğünü engellemeyecek şekilde yeniden ele alınması ve gerekli düzenlemelerin yapılması kaçınılmazdır.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>1. FİNANSAL DESTEKLER, MALİYETLER VE SEKTÖREL TEŞVİKLER</h2>

<p>Basın sektöründe artan maliyetler, özellikle yerel medya kuruluşları üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Kağıt, baskı, enerji ve personel giderlerindeki artış, mevcut gelir yapısıyla karşılanmakta zorlanmaktadır. Resmî ilan fiyat artışları olumlu olmakla birlikte, enflasyon karşısında sınırlı etki yaratmaktadır. Ayrıca kredi faiz oranlarının yüksekliği, finansmana erişimi zorlaştırmaktadır. Mevcut destek ve sosyal yardım mekanizmaları da sektörün ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yerel basına yönelik düşük faizli kredi imkanları artırılmalı, finansman maliyetleri düşürülmeli ve kamu destekleri genişletilmelidir. Dijital dönüşüm yatırımları için özel teşvik programları hayata geçirilmelidir.</p>

<p></p>

<h2>GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ</h2>

<p>Yerel basın; demokratik denetimin, toplumsal bilgilendirmenin ve çok sesliliğin temel taşıdır. Ekonomik olarak zayıflayan ve yapısal sorunlarla karşı karşıya kalan bir medya ortamında kamuoyunun doğru bilgiye erişimi zarar görmektedir. Yerel denetim mekanizmalarının zayıflaması, demokratik yapıyı doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle basının güçlendirilmesi, yalnızca sektörün değil, toplumun ortak meselesidir. Son dönemde atılan bazı olumlu adımlar memnuniyetle karşılanmakla birlikte, mevcut sorunların çözümü için kapsamlı ve kalıcı reformlara ihtiyaç bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki; basın ve ifade özgürlüğünün olmadığı, çok sesliliğin ortadan kalktığı bir ortamda demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak; yerel basının güçlendirilmesi, basın özgürlüğünün güvence altına alınması ve mesleki standartların yükseltilmesi adına tüm yetkilileri sorumluluk almaya davet ediyor, kamuoyuna saygıyla sunuyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turkiye-gazeteciler-konfederasyonu-kocaeli-sonuc-bildirgesini-acikladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/t-g-k.jpeg" type="image/jpeg" length="39712"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[144 ülkenin incelendiği Dünyada İnsan Haklarının Durumu raporu:  Çağımızın en zorlu dönemiyle karşı karşıyayız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/144-ulkenin-incelendigi-dunyada-insan-haklarinin-durumu-raporu-cagimizin-en-zorlu-donemiyle-karsi-karsiyayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/144-ulkenin-incelendigi-dunyada-insan-haklarinin-durumu-raporu-cagimizin-en-zorlu-donemiyle-karsi-karsiyayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), 144 ülkeyi kapsayan "Dünyada İnsan Haklarının Durumu 2025/26" raporunu yayımladı. Raporda, güçlü devletlerin uluslararası hukuka ve insan haklarına yönelik saldırıları nedeniyle dünyanın tehlikeli bir dönemin eşiğinde olduğu vurgulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü, dünyanın en kapsamlı insan hakları raporunu Londra’da düzenlenen bir lansmanla kamuoyuna duyurdu. 144 ülkenin değerlendirildiği 406 sayfalık raporda, özellikle ABD, İsrail ve Rusya’nın etkisiyle 2025 yılına uluslararası hukuka yönelik saldırgan girişimlerin damga vurduğu belirtildi.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, yayımlanan rapora ilişkin yaptığı açıklamada dünyanın tehlikeli bir dönemin eşiğinde olduğu uyarısında bulundu. Callamard, “İnsanlık, ulus ötesi hak karşıtı hareketler ile hukuksuz savaşlarla ve açıkça ekonomik şantajla egemenliğini dayatmaya kararlı olan yırtıcı devletlerin saldırıları altında” ifadelerini kullandı. Callamard, en güçlü aktörlerin kontrol ve kâr amacıyla uluslararası kural esaslı düzenin temellerine saldırdığını, Orta Doğu'daki çatışmaların bu kural tanımazlığın bir sonucu olduğunu kaydetti.</p>

<h2>ULUSLARARASI HUKUKA YÖNELİK SALDIRILAR</h2>

<p>Raporda yer alan tespitlere göre, İsrail'in Ekim 2025’teki ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze’de eylemlerine devam ettiği bildirildi. 2025 yılında Gazze’de 26 bin 791 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 64 bin 65 kişinin ise yaralandığı kaydedildi. Bölgede 2009 yılından bu yana en yüksek yıkım ve zorla tahliye sayılarının rapor edildiği belirtilirken, İsrail'in Lübnan, İran, Katar, Suriye ve Yemen’de de askeri saldırılar düzenlediği vurgulandı.</p>

<p>ABD, İsrail ve Rusya'nın Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi hesap verebilirlik mekanizmalarını zayıflatmaya yönelik adımlar attığı ifade edildi. Trump yönetiminin UCM çalışanlarına yaptırım uyguladığı, Rusya mahkemelerinin ise UCM yetkilileri hakkında yakalama kararları çıkardığı bilgisi verildi. Birçok devletin Roma Statüsü ile misket bombalarını ve anti-personel mayınlarını yasaklayan sözleşmelerden çekildiği veya çekilme niyetini açıkladığı aktarıldı.</p>

<h2>BÖLGESEL ÇATIŞMALAR VE HAK İHLALLERİ</h2>

<p>Dünyanın farklı bölgelerindeki hak ihlallerine de değinilen raporda, Rusya'nın Ukrayna’daki sivil altyapıya yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Myanmar ordusunun köylere hava saldırıları düzenlediği, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne silah sağladığı ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde M23 silahlı grubunun Ruanda desteğiyle sivil ölümlerine yol açtığı kaydedildi. Brezilya’da ise polisin yoksul mahallelerde düzenlediği operasyonlarda 120’den fazla kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Raporda ayrıca Afganistan'da Taliban'ın kadınlara yönelik kısıtlamalarını artırdığı, İran'da ise Ocak 2026'da protestoculara yönelik şiddetli baskıların yaşandığı ifade edildi. Türkiye bölümünde ise İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından düzenlenen protestolarda yüzlerce kişinin gözaltına alındığı ve İmamoğlu'nun siyasi güdümlü bir davada yargılandığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>TEKNOLOJİ DESTEKLİ BASKI VE KÜRESEL DİRENİŞ</h2>

<p>Birçok hükümetin ifade özgürlüğünü kısıtlamak amacıyla casus yazılımlar ve yapay zekâ destekli gözetim araçları kullandığı vurgulandı. ABD'nin yabancı öğrencileri takip etmek için, Kenya'nın ise gençlik protestolarını bastırmak için bu teknolojilere başvurduğu kaydedildi. Öte yandan, ABD, Kanada, Almanya ve Birleşik Krallık'ın insani yardım bütçelerinde kesintiye giderken askeri harcamalarını artırdığı bildirildi.</p>

<p>Raporun sonuç bölümünde, baskılara karşı küresel direnişin arttığına dikkat çekildi. 2025 yılından itibaren Gen Z protestolarının onlarca ülkeye yayıldığı, Avrupa'daki liman işçilerinin İsrail'e giden silah sevkiyatlarını durdurmaya çalıştığı ifade edildi. Bazı devletlerin İsrail'i uluslararası hukuk ihlallerinden sorumlu tutmak amacıyla hukuki girişimlere katkı sunduğu ve BM bünyesinde yeni soruşturma mekanizmalarının kurulduğu bilgisi paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/144-ulkenin-incelendigi-dunyada-insan-haklarinin-durumu-raporu-cagimizin-en-zorlu-donemiyle-karsi-karsiyayiz</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/01/trump-netanyahu.png" type="image/jpeg" length="18131"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Merdan Yanardağ'dan TELE1'in satılması kararına tepki]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/merdan-yanardagdan-tele1in-satilmasi-kararina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/merdan-yanardagdan-tele1in-satilmasi-kararina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ, TMSF tarafından 28 milyon TL muhammen bedelle satışa çıkarılan TELE1’e ilişkin açıklama yaptı. Yanardağ, bu rakamın kanalın üç aylık işletme giderinden az olduğunu belirterek satış bedelini "yağma fiyatı" olarak nitelendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) aracılığıyla satışa çıkarılan TELE1 kanalıyla ilgili açıklama yapan tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ, 28 milyon Türk Lirası (TL) tutarındaki muhammen bedelin kanalın gerçek değerini yansıtmadığını ifade etti.</p>

<p>Merdan Yanardağ'ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, kanalın satış süreciyle ilgili çarpıcı veriler paylaşıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçtiğimiz ekim ayında başlatılan casusluk soruşturması kapsamında tutuklanan Yanardağ, kanalın mali durumuna ve geçmişte kendilerine sunulan tekliflere ilişkin ayrıntıları aktardı.</p>

<h2>28 MİLYON LİRA BİR YAĞMA FİYATIDIR</h2>

<p>Satış kararına tepki gösteren Yanardağ, belirlenen muhammen bedelin düşüklüğüne vurgu yaparak şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"28 milyon TL’ye ihaleye çıkarılıyor. Bu fiyat TELE1’in üç aylık işletme giderinden daha azdır. Çalışanlarımızın beş aylık maaş tutarı (geçen yıl) daha fazlaydı. Biz susmadık, ama onlar TELE1’i yağmalama ısrarını sürdürüyor. Kanalımızı yok pahasına satıp borçları da bize yıkmak istiyorlar. 28 milyon lira bir yağma fiyatıdır."</p>

<p>Yanardağ açıklamasında, geçtiğimiz yıl TELE1’e bu bedelin 15 katı kadar bir satın alma teklifi yapıldığını ancak bu teklifi reddettiklerini bildirdi. Kanalın yüzde 50 hissesi için dahi ihale başlangıç fiyatının yaklaşık 10 katı tutarında öneriler geldiğini belirten Yanardağ, TELE1'in topluma, izleyicilerine ve çalışanlarına ait olduğuna inandıkları için bu teklifleri kabul etmediklerini ifade etti. Yanardağ, "Eğer satsaydık ben tutuklanmayabilirdim" diyerek sürece dair kişisel değerlendirmelerini paylaştı.</p>

<h2>CASUSLUK SORUŞTURMASI VE KAYYIM SÜRECİ</h2>

<p>TELE1'e yönelik süreç, 24 Ekim tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan hakkında "casusluk" suçlamasıyla başlatılan soruşturmayla ivme kazanmıştı. Bu kapsamda 27 Ekim'de üç isim hakkında tutuklama kararı verilirken, kanala Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından bir yazarın kayyım olarak atandığı hatırlatıldı.</p>

<p>Kanal ekibinin büyük bir kısmının yayın faaliyetlerini TELE2 üzerinden sürdürdüğü belirtilirken, TMSF'nin TELE1'i 28 milyon TL bedelle satışa çıkarması üzerine Yanardağ kamuoyuna çağrıda bulundu. Yanardağ, kanalın sadece bir ticari kuruluş değil, bağımsız bir sosyal sorumluluk girişimi olduğunu vurgulayarak, "Bütün namuslu insanlara, medyadaki dostlarımıza, iş dünyasına, Cumhuriyetçilere ve topluma çağrı yapıyorum; TELE1'in yağmalanmasına engel olalım, bize sahip çıkın" sözleriyle açıklamasını noktaladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/merdan-yanardagdan-tele1in-satilmasi-kararina-tepki</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/07/yanardag-1.png" type="image/jpeg" length="69906"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mahpusların yaşam hakkı için Antalya’dan çağrı: Tecrit derhal son bulmalı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mahpuslarin-yasam-hakki-icin-antalyadan-cagri-tecrit-derhal-son-bulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mahpuslarin-yasam-hakki-icin-antalyadan-cagri-tecrit-derhal-son-bulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Haber/ Sabri Kırdar</strong></p>

<p>Antalya’da İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi, Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde (YGC) tutulan ve açlık grevinde olan mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla Antalya Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı İHD Antalya Şube Eş Başkanı Av. Mahir Önal okudu.</p>

<p>Açıklamada, kamuoyunda “kuyu tipi hapishaneler” olarak bilinen YGC, Y ve S tipi cezaevlerinde uygulanan tecrit politikalarının mahpusların fiziksel ve psikolojik sağlığını ağır biçimde tehdit ettiği vurgulandı. Mahpusların günde yalnızca 1-2 saat havalandırmaya çıkarıldığı, hücrelerde yeterli hava sirkülasyonunun bulunmadığı ve uzun süreli izolasyonun ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İHD Antalya Şubesi, bu cezaevlerinin yalnızca fiziksel koşullarıyla değil, aynı zamanda mahpuslar arasındaki iletişimi en aza indiren yapısıyla da ağırlaştırılmış tecrit anlamına geldiğini belirtti. Açıklamada, “Bu hapishaneler mahpusların iradelerine yönelik sistematik saldırıların en somut örnekleridir” denildi.</p>

<p>Basın açıklamasında, Antalya Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutulan Tahsin Sağaltıcı, Gürkan Türkoğlu ve Hüseyin Özen’in, söz konusu cezaevi tiplerinin kapatılması ve sevk taleplerinin karşılanması için süresiz açlık grevinde oldukları hatırlatıldı. Mahpusların sağlık durumlarının kritik seviyeye ulaştığına dikkat çekildi.</p>

<p>Açlık grevinin yüzlerce günü geride bıraktığı belirtilen açıklamada, mahpusların ciddi kilo kaybı yaşadığı, nörolojik ve fiziksel sorunlarla karşı karşıya olduğu, tek başlarına hareket etmekte zorlandıkları ve hafıza problemleri yaşadıkları aktarıldı.</p>

<p>Öte yandan, basın açıklaması sırasında açlık grevindeki mahpusların sevk taleplerinin kabul edildiği bilgisi paylaşıldı. Bu gelişmenin önemli olmakla birlikte, mahpusların içinde bulunduğu ağır sağlık koşulları ve tecrit uygulamalarının sona erdirilmesi gerekliliğini ortadan kaldırmadığı vurgulandı.</p>

<p>Mahpusların hastaneye sevk edilmelerine rağmen tecrit koşullarının burada da sürdüğüne dikkat çeken İHD, tekli odalarda ve refakatçisiz şekilde tutulmalarının sağlık durumlarını daha da ağırlaştırdığını ifade etti. Avukat görüşlerinin de fiziki engellerle ve sınırlı koşullarda yapılabildiği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada ayrıca, mahpusların refakatçi taleplerine yanıt verilmediği, ailelerinin ise hastane önünde gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı. İHD Antalya Şubesi, bu uygulamaların hem mahpusların hem de ailelerinin hak ihlallerine maruz kaldığını ortaya koyduğunu vurguladı.</p>

<p>İHD Antalya Şube Başkanı Av. Talip Önal, yetkililere çağrıda bulunarak mahpusların sağlık durumlarının ciddiyetine dikkat çekti ve şu talepleri sıraladı:</p>

<p>Mahpusların hastane sürecinde refakatçi hakkının tanınması, sağlık durumlarına ilişkin aile ve avukatların düzenli bilgilendirilmesi, avukat görüşlerinin gizlilik ilkesi çerçevesinde yapılması, bağımsız hekimler tarafından sağlık değerlendirmesi yapılması, sevk taleplerinin karşılanması ve tecrit uygulamalarına son verilmesi.</p>

<p>Açıklama, “Mahpusların yaşam hakkı korunmalı, tecrit uygulamalarından derhal vazgeçilmelidir” vurgusuyla sona erdi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ANTALYA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mahpuslarin-yasam-hakki-icin-antalyadan-cagri-tecrit-derhal-son-bulmali</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/antalya-mahpuslar-aciklama.jpg" type="image/jpeg" length="86607"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Esra Işık'ın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/esra-isikin-tutukluluguna-yapilan-itiraz-reddedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/esra-isikin-tutukluluguna-yapilan-itiraz-reddedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milas Ağır Ceza Mahkemesi, tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına karşı düzenlenen protestoların ardından tutuklanan Esra Işık’ın tutukluluk haline yapılan itirazı reddetti. Işık’ın 27 Nisan tarihinde hakim karşısına çıkması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına karşı düzenlenen protestoların ardından tutuklanan İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra Işık’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi, Esra Işık hakkında hazırlanan iddianameyi kabul ederek tutukluluğa daha önce yapılan itirazı reddetmişti. Bu karara yönelik Milas Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılan üst itirazın sonuçlandığı bildirildi.</p>

<h2>SUÇUN VASIF VE NİTELİĞİ GEREKÇE GÖSTERİLDİ</h2>

<p>Milas Ağır Ceza Mahkemesi, yaptığı inceleme sonucunda tutukluluk halinin devamına yönelik karara yapılan itirazı reddettiğini açıkladı. Mahkeme kararında ret gerekçesi olarak; "suçun vasıf ve niteliği, mevcut delil durumu, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması ve tutuklulukta geçen süre" kriterleri gösterildi.</p>

<p>Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı düzenlenen eylemler sonrası 30 Mart gecesi gözaltına alınarak tutuklanan Esra Işık, 27 Nisan tarihinde ilk kez hakim karşısına çıkacak. Soruşturma kapsamındaki delillerin toplanma sürecinin devam ettiği kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, MUĞLA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/esra-isikin-tutukluluguna-yapilan-itiraz-reddedildi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/nejla-isik.jpg" type="image/jpeg" length="33858"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karasu: 7 milyon 866 bin çocuk yoksulluk ve sosyal dışlanmanın pençesinde]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/karasu-7-milyon-866-bin-cocuk-yoksulluk-ve-sosyal-dislanmanin-pencesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/karasu-7-milyon-866-bin-cocuk-yoksulluk-ve-sosyal-dislanmanin-pencesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Türkiye’de yaklaşık 7 milyon 866 bin çocuğun yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olduğunu belirtti. Karasu, TBMM’ye sunduğu soru önergesinde çocuk işçiliğinin önlenmesi için ilave bir eylem planı olup olmadığını sordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunduğu soru önergesiyle çocuk hakları ve sosyal adalet açısından yaşanan gerilemeye dikkat çekerek devleti koruyucu tedbirler almaya çağırdı.</p>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerini ve saha raporlarını kaynak gösteren Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’dan derinleşen ekonomik kriz ortamında çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmaları açıklamasını istedi. Karasu, önergesinde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere rağmen denetim yetersizliği ve kayıt dışı istihdam nedeniyle çocukların yeterince korunamadığını ifade etti.</p>

<h2>EĞİTİMDEN KOPUŞ VE ÇOCUK İŞ CİNAYETLERİ</h2>

<p>Soru önergesinde yer alan istatistiklere göre, Türkiye’de her üç çocuktan biri yoksulluk veya sosyal dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. TÜİK’in 2025 yılı verilerine dayandırılan bilgilere göre, çocukların yüzde 36,8’i bu risk grubunda yer alıyor. Toplamda 7 milyon 866 bin çocuğun yoksulluk pençesinde olduğunu belirten Karasu, okullardaki şiddet olaylarının ve suç eğiliminin bu tabloyla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğitim verilerine de değinen Karasu, 5 yaş altı çocuklarda okullaşma oranının önceki yıla oranla düştüğünü, ortaöğretim seviyesinde okul tamamlama oranının ise yüzde 81,3 seviyesinde kaldığını kaydetti. Bu veriler ışığında, lise çağındaki her beş çocuktan birinin eğitimi tamamlayamadığı görüldü. Ekonomik krizin çocukları okul sıralarından koparıp iş sahalarına ittiğini belirten Karasu, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre 2025 yılında en az 94 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini, sadece mart ayında ise 0-17 yaş grubunda en az 8 çocuk işçinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.</p>

<p>Önergede, İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) şubat ayı meclis toplantısında dile getirilen bir iddiaya da yer verildi. Söz konusu toplantıda, seks sektöründe yer alan kadın ve kız çocuklarının toplam sayısının 100 bin olduğu ileri sürülerek çocukların cinsel sömürü riskiyle karşı karşıya kaldığına dair endişelerin paylaşıldığı aktarıldı.</p>

<p>Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’dan şu soruların yanıtlanmasını istedi:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Derinleşen ekonomik kriz, artan yoksulluk ve eğitimden kopuş verileri dikkate alındığında, çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik ilave bir eylem planı hazırlanmış mıdır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>2023-2026 yılları arasında kaç çocuk iş kazalarında yaşamını yitirmiş ve kaç çocuk yaralanmıştır?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bakanlığın çocuk işçiliğine yönelik gerçekleştirdiği denetim sayısı kaçtır; bu denetimler sonucunda kaç iş yerine ceza uygulanmış, kaçı hakkında kapatma veya faaliyet durdurma işlemi yapılmıştır?</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/karasu-7-milyon-866-bin-cocuk-yoksulluk-ve-sosyal-dislanmanin-pencesinde</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/05/cocuklar-yoksulluk-icinde-buyuyor.jpg" type="image/jpeg" length="96918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekmen’den ‘süreç’ açıklaması: Meclis kapanmadan yasanın çıkması için görüşmeler başlamalı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ekmenden-surec-aciklamasi-meclis-kapanmadan-yasanin-cikmasi-icin-gorusmeler-baslamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ekmenden-surec-aciklamasi-meclis-kapanmadan-yasanin-cikmasi-icin-gorusmeler-baslamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, süreçle ilgili yasal düzenlemenin en geç temmuzda yasallaşması gerektiğini vurguladı. Ekmen, Meclis kapanmadan bu adımın atılması için siyasi partiler arasındaki görüşmelerin en geç önümüzdeki hafta başlamasının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni Yol Grup Başkanı, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, yürütülen sürece dair yasal düzenleme beklentileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Ekmen, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak raporunu yayımlayarak görevini tamamlamasının ardından konuya dair ANKA Haber Ajansı’na konuştu. 2013-2015 yılları arasındaki çözüm sürecinde akil insanlar heyetinde de görev alan Ekmen, komisyon raporunun şubat ayında oylandığını hatırlatarak sürecin ilerleyişinde bir aksama yaşandığının kesin olduğunu ifade etti.</p>

<h2>SÜREÇTE YAŞANAN DURAKSAMA VE YASAMA TAKVİMİ</h2>

<p>Sürecin tıkandığı veya yavaşladığı yönündeki değerlendirmelerin değişebileceğini belirten Ekmen, "Sürecin tıkandığı, yavaşladığı ya da kriz mi olduğunun cevapları değişebilir ama bir aksama olduğu kesin" dedi. Mart ayının ramazan gerekçesiyle çalışılmadan geçildiğini ancak bu dönemde de faaliyet yürütülebileceğini söyleyen Ekmen, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un bayram sonrası siyasi partileri ortak zemin arayışı için davet edeceğinin ifade edildiğini ancak Kurtulmuş’un sorumluluğu partilere bırakarak geri çekildiğini kaydetti.</p>

<p>Ekmen, bu durumun devletin süreç yönetim tercihinden kaynaklanabileceğini dile getirerek, geçtiğimiz yılın temmuz ve ağustos aylarında örgütün boşalttığı ve devletin inceleme yaptığı mağaralarla ilgili süreçte bir duraksama yaşandığını belirtti. Her bir mağaranın büyüklüğü ve kapasitesi itibarıyla küçük bir ilçe ölçeğinde olduğunu ifade eden Ekmen, bu adımların ciddi olduğunu fakat devamının gelmediğinin anlaşıldığını vurguladı. Devletin yasama faaliyetinde yavaşlamasının sebebinin bu durum olduğu yönündeki görüşleri paylaştı.</p>

<p>Yasanın bir an önce çıkarılması gerektiğini savunan Ekmen, örgütün fesih kararıyla birlikte tespit ve ilan mekanizmalarına ihtiyaç duyulmadan düzenleme yapılması gerektiğini ifade etti. Eğer örgüt mağaraları boşaltma taahhüdünü yerine getirmiyorsa, bu noktada örgütün atması gereken adımlar olduğunun da söylenebileceğini belirtti.</p>

<h2>SEÇİM ÖNCESİ ZAMANLAMA VURGUSU</h2>

<p>Yasal düzenlemelerin yasama yılı sonuna kadar tamamlanıp tamamlanmayacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Ekmen, temmuz ayında da çalışma yapılması durumunda önlerinde üç aylık bir süre olduğunu hatırlattı. Sağlıklı bir süreç için yasanın uygulanması ile olası bir seçim arasında en az 6 ay veya 1 yıl bulunması gerektiğini vurgulayan Ekmen, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Meclis kapanmadan bu yasanın çıkması için en geç önümüzdeki hafta partiler arası görüşmeler başlamalı. En geç temmuzda yasa çıkmalı ki seçim stresi ve gerilimi başlamadan yasanın işleyişi sonuç alıcı bir şekilde tamamlanmış olsun."</p>

<p>Ekmen, komisyon raporunun 8 haftada yazıldığını belirterek, siyasi partilerin bir metin üzerinde ortaklaşmasının 4-5 hafta, komisyon ve Genel Kurul aşamalarının ise 2-3 hafta süreceğini, bu nedenle toplamda en az 2 aya ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.</p>

<p></p>

<p>1984 yılından bugüne kadar devletin doğrudan veya dolaylı olarak toplam 11 kez yasal düzenleme yaptığını anımsatan Ekmen, bu düzenlemelerin hiçbirinde devletin egemenlik veya yargılama hakkından feragat etmediğini söyledi. Yasanın çıkmasının örgütün feshi ve siyasallaşma sürecini destekleyenlerin elini kuvvetlendireceğini belirten Ekmen, devletin sürece uymak isteyenlere bir çıkış yolu açması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekmen, devletin yönetim insiyatifi konusunda şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>"Devletin sürece hakim olabilmesi için örgütün atıp atmayacağı adımlara kendini bloke etmemesi lazım. Örgütün atacağı adımları kendiniz için ön şarta dönüştürürseniz, sürecin yönetim insiyatifi örgüte geçer. Oysa direksiyonda devlet olmalı."</p>

<p>Yasanın çıkması halinde silahlı mücadeleyi sonlandırmak isteyenler ile direnenlerin ayrışacağını ve bunun devletin işini kolaylaştıracağını ifade eden Ekmen, çıkarılacak düzenlemenin toplumsal vicdanı yaralamayacak ve şehit ailelerini incitmeyecek bir çerçevede olması gerektiğini belirtti. Önceki tecrübelerden ders alınması gerektiğini söyleyen Ekmen, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) hangi yasanın katılım sağlayacağı konusunda bilgi sahibi olduğunu, bu çerçevenin devlet kurumları tarafından belirlenmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Mehmet Emin Ekmen, Abdullah Öcalan’ın statüsü ile ilgili tartışmaların süreci yavaşlattığını ifade ederek, bu konudaki düzenlemelerin ikinci plana bırakılması gerektiğini söyledi. Devletin muhataplık ilişkisinin zaten fiili bir statü olduğunu belirten Ekmen, "statü" tanımının bir kanun maddesine dönüşmesi yönündeki beklentileri anlamlı bulmadığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ekmenden-surec-aciklamasi-meclis-kapanmadan-yasanin-cikmasi-icin-gorusmeler-baslamali</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/08/mehmetaliekmen.jpeg" type="image/jpeg" length="36977"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Macaristan'ın yeni Başbakanı Magyar: Netanyahu gelirse tutuklarız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/macaristanin-yeni-basbakani-magyar-netanyahu-gelirse-tutuklariz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/macaristanin-yeni-basbakani-magyar-netanyahu-gelirse-tutuklariz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Macaristan'ın yeni Başbakanı Peter Magyar, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından aranan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Macaristan'ı ziyaret etmesi durumunda tutuklanacağını bildirdi. Magyar, önceki hükümetin başlattığı UCM’den ayrılma sürecini durduracağını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Macaristan'da gerçekleştirilen genel seçimi kazanan Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) lideri Peter Magyar, eski Başbakan Viktor Orban tarafından başlatılan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden (UCM) ayrılma sürecini durduracağını duyurdu. Magyar, mahkeme tarafından aranan liderleri kendi topraklarında tutuklama yükümlülüğüne bağlı kalacağını kaydetti.</p>

<p>Başkent Budapeşte'de düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Magyar, tüm devlet liderleriyle ayrım yapmaksızın görüştüğünü ve herkesi davet ettiğini ifade etti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu da davet edip etmediği yönündeki soru üzerine Magyar, çalışma arkadaşlarının konuyu incelediğini ve 2 Haziran tarihine kadar ayrılma sürecini durdurma imkanlarının bulunduğunu saptadıklarını belirtti.</p>

<h2>"TİSZA HÜKÜMETİNİN KARARLI NİYETİ BU SÜRECİ DURDURMAKTIR"</h2>

<p>Peter Magyar, hükümetinin bu konudaki tutumunu şu sözlerle açıkladı: "Tisza hükümetinin kararlı niyeti bu süreci durdurmak ve Macaristan’ın UCM'ye üye olarak kalmasını sağlamaktır. Dolayısıyla kimseyi yanıltmış değilim. Eğer bir ülke Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne üyeyse ve hakkında yakalama kararı bulunan bir kişi o ülkenin topraklarına girerse, o kişinin tutuklanması gerekir. Bu soru telefonda da sorulabilir ama bence her devlet ve hükümet başkanı bu hukuki durumun farkındadır."</p>

<p>İsrail Başbakanlık Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Netanyahu'nun Macaristan'daki genel seçimden galip çıkan Magyar ile ilk telefon görüşmesini gerçekleştirdiği bildirilmişti. Söz konusu açıklamada, Magyar'ın Netanyahu'yu Macar Ayaklanması'nın 70. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenecek törenler için Macaristan'a davet ettiği ifade edilmişti.</p>

<h2>MACARİSTAN'DA SEÇİM</h2>

<p>Macaristan'da 12 Nisan tarihinde yapılan genel seçimi, Peter Magyar liderliğindeki Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) büyük bir farkla kazanmıştı. 199 milletvekilinden oluşan parlamentoda 141 sandalye elde eden Tisza, anayasa değişikliği yapabilecek çoğunluğa ulaştı. 16 yıldır iktidarda bulunan Başbakan Viktor Orban liderliğindeki Macar Yurttaş Birliği (Fidesz) ise 52 sandalyede kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüzde 5'lik barajı aşarak Macar Ulusal Meclisi'ne 6 sandalyeyle girmeyi başaran üçüncü parti ise aşırı sağcı Bizim Ülkemiz (Mi Hazank) Partisi oldu. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Gazze Şeridi'nde işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle 21 Kasım 2024 tarihinde Binyamin Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/macaristanin-yeni-basbakani-magyar-netanyahu-gelirse-tutuklariz</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/magyar-1.png" type="image/jpeg" length="95556"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Merkez Bankası: Talep yetersizliği üretimi kısıtlayan en önemli faktör oldu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/merkez-bankasi-talep-yetersizligi-uretimi-kisitlayan-en-onemli-faktor-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/merkez-bankasi-talep-yetersizligi-uretimi-kisitlayan-en-onemli-faktor-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TCMB verilerine göre nisan ayında reel kesim güveni geriledi. İşyerlerinin yüzde 12,8'i talep yetersizliğini üretimi sınırlayan en önemli faktör olarak bildirdi. Gelecek üç aya yönelik üretim hacmi ve ihracat siparişlerinde artış bekleyenler lehine olan seyrin zayıfladığı kaydedildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı Nisan ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. İmalat sanayinde faaliyet gösteren 1752 iş yerinin yanıtlarıyla oluşturulan anket verilerine göre, mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi, bir önceki aya kıyasla 1,4 puan azalarak 98,6 seviyesinde gerçekleşti.</p>

<p>Merkez Bankası tarafından paylaşılan bültende, mevsimsellikten arındırılmamış Reel Kesim Güven Endeksi'nin de bir önceki aya göre 0,4 puanlık bir düşüşle 100,6 olduğu bildirildi. Endeksin azalmasında son üç aydaki toplam sipariş miktarı, genel gidişat, gelecek üç aydaki üretim hacmi ile ihracat sipariş miktarına ilişkin değerlendirmelerin etkili olduğu ifade edildi. Mevcut mamul mal stoku ve gelecek üç aydaki istihdam beklentileri de endeksi aşağı çeken unsurlar arasında yer alırken; sabit sermaye yatırım harcaması ve mevcut toplam sipariş miktarı değerlendirmeleri endeksi artış yönünde etkiledi.</p>

<h2>İKTİSADİ YÖNELİM VE ÜRETİM KISITLARI</h2>

<p>Ankete katılan işyerlerinin yüzde 56,5’i nisan ayında üretimlerini kısıtlayan herhangi bir faktör bulunmadığını beyan ederken, yüzde 12,8‘i talep yetersizliğini üretimi kısıtlayan en önemli faktör olarak belirtti. Üretimi sınırlayan diğer etkenler ise sırasıyla hammadde ve ekipman yetersizliği, mali imkansızlıklar, işgücü yetersizliği ve diğer faktörler olarak sıralandı. Sanayi dalındaki genel gidişat konusunda bir önceki aya göre daha kötümser olduğunu bildirenler lehine olan seyrin güçlendiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TCMB bülteninde yer alan son üç aya yönelik değerlendirmelere göre, üretim hacminde azalış bildirenler lehine olan seyrin artış bildirenler lehine döndüğü vurgulandı. İç piyasa ve ihracat sipariş miktarlarında azalış bildirenler lehine olan seyrin ise mart ayına göre zayıfladığı belirtildi. Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki görüşlerin zayıfladığı, mamul mal stoklarının mevsim normallerinin üzerinde olduğunu bildirenler lehine olan seyrin ise kuvvetlendiği ifade edildi.</p>

<p>Gelecek üç aylık döneme ilişkin beklentilerde, üretim hacmi ve ihracat sipariş miktarında artış öngörenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre ivme kaybettiği görüldü. Buna karşın, iç piyasa sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyrin güçlendiği bildirildi. Gelecek üç aydaki istihdama ve gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına yönelik artış yönlü beklentilerin de güç kazandığı açıklandı.</p>

<p>Maliyet ve fiyatlandırma verilerinde, ortalama birim maliyetlerde son üç ayda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyrin nisan ayında değişmediği, gelecek üç ayda artış bekleyenler lehine olan seyrin ise güçlendiği kaydedildi. Gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentilerin de kuvvetlendiği aktarıldı. 2026 yılı Nisan ayı itibarıyla, gelecek on iki aylık dönem sonu yıllık Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) beklentisinin, bir önceki aya göre 0,8 puan artarak yüzde 31,9 seviyesinde gerçekleştiği duyuruldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/merkez-bankasi-talep-yetersizligi-uretimi-kisitlayan-en-onemli-faktor-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/07/merkez-bankasi-4.jpg" type="image/jpeg" length="43400"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump: İran'dan zenginleştirilmiş uranyumun çıkarılması uzun ve zor bir süreç olacak]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trump-irandan-zenginlestirilmis-uranyumun-cikarilmasi-uzun-ve-zor-bir-surec-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trump-irandan-zenginlestirilmis-uranyumun-cikarilmasi-uzun-ve-zor-bir-surec-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Donald Trump, İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun çıkarılmasına ilişkin sürecin uzun ve zor olacağını belirtti. Trump, tesislerin yok edildiği operasyona dair değerlendirmelerde bulunurken havacıların başarısının medya tarafından küçümsendiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, İran’da bulunan zenginleştirilmiş uranyumun tahliye edilmesi sürecinin uzun ve meşakkatli geçeceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan Donald Trump, "Gece Yarısı Çekici Operasyonu (Operation Midnight Hammer), İran’daki nükleer tesislerin tamamen ve bütünüyle yok edilmesiydi. Bu nedenle bunları çıkarmak uzun ve zor bir süreç olacaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>GECE YARISI ÇEKİCİ OPERASYONU</h2>

<p>"Gece Yarısı Çekici Operasyonu", Amerika Birleşik Devletleri’nin geçen haziran ayında İran’da bulunan Fordo, Natanz ve İsfahan nükleer tesislerini hedef alan ve 125 askeri uçağın katıldığı saldırı olarak biliniyor.</p>

<p>Trump ayrıca, bazı medya kuruluşlarını hedef alarak, "Sahte haber CNN ve diğer yozlaşmış medya ağları, büyük havacılarımızın hak ettiği krediyi vermiyor. Her zaman küçümsemeye ve değersizleştirmeye çalışıyorlar, Kaybedenler!!!" açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trump-irandan-zenginlestirilmis-uranyumun-cikarilmasi-uzun-ve-zor-bir-surec-olacak</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/10/trump-24.png" type="image/jpeg" length="13773"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB Davası'nda 25. gün başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-25-gun-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-25-gun-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı davanın 25. duruşması başladı. Duruşmada, tutuklu bulunan İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu'nun savunmasına devam edildiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu isimler arasında yer aldığı 414 sanıklı İBB davasının 25. günü başladı. Dün savunmasına başlayan İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, bugün savunmasına kaldığı yerden devam ediyor.</p>

<p>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda görülen duruşmada, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer sanıkların yargılanmasına devam ediliyor. Beyoğlu Belediyesi'ne ilişkin aralarında görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de bulunduğu 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın ana davayla birleştirilmesi kararlaştırılmıştı. Bu kararın ardından davadaki sanık sayısı 92'si tutuklu olmak üzere 414'e yükselmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar katıldı.</p>

<h2>"İNAN GÜNEY ONURUMUZDUR"</h2>

<p>Tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde salona getirilirken, izleyici kısmında bulunan sanık yakınları tutukluların isimlerini söyleyerek selamlamaya çalıştı. İnan Güney duruşma salonuna getirildiğinde izleyiciler, “Beyoğlu burada, başkanının yanında”, “İnan Güney onurumuzdur” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu salona getirildiği sırada tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların bulunduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp sarıldı. Bu esnada izleyiciler alkışlarla "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" ve “Ekrem başkan onurumuzdur” şeklinde seslendi. Duruşma başlamadan önce izleyici bölümünden, “Çocuklar inanın, inanın çocuklar. Güzel günler göreceğiz, güneşli günler. Motorları maviliklere süreceğiz" sözleri yükseldi. Saat 10.52’de başlayan duruşmada, İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu savunmasını sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-25-gun-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ibb-davasi-2.png" type="image/jpeg" length="37160"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elektrikli Süpürge Filtresi Nasıl Temizlenir?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/elektrikli-supurge-filtresi-nasil-temizlenir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/elektrikli-supurge-filtresi-nasil-temizlenir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Elektrikli süpürge iç mekan hava kalitesini korumak ve zeminlerdeki partikülleri uzaklaştırmak adına kritik bir rol üstlenir. Cihazın çalışma prensibi hava akışı yoluyla tozların bir hazneye hapsedilmesine dayanırken bu süreçte kullanılan filtreler zamanla tıkanarak emiş gücünün düşmesine ve motorun aşırı ısınmasına neden olabilir.</p>

<p>Elektrikli süpürge filtresi temizliği yalnızca cihazın performansını korumakla kalmaz, aynı zamanda tozların tekrar ortama yayılmasını engelleyerek evdeki hijyen standartlarını doğrudan etkiler. Özellikle Fakir elektrikli süpürge modellerinde bulunan yüksek teknolojili filtreleme sistemlerinin periyodik olarak gözden geçirilmesi, cihaz ömrünü uzatırken temizlik verimliliğini de en üst seviyeye çıkarır. Elektrikli süpürge filtresi temizlerken takip edilmesi gereken bazı adımlar bulunmaktadır.</p>

<h2>Elektrikli Süpürgeyi Kapatın ve Fişten Çekin</h2>

<p>Güvenli bir temizlik süreci için atılması gereken ilk adım cihazın tüm elektrik bağlantılarının kesilmesidir. <a href="https://www.fakir.com.tr/elektrikli-supurge" rel="dofollow"><span style="color:#3498db">Fakir elektrikli süpürge</span></a> üzerinde yapılacak her türlü fiziksel müdahale elektrik çarpması veya cihazın aniden çalışması gibi riskleri beraberinde getirebilir. Bu nedenle süpürgenin çalıştırma düğmesinin kapalı konumda olduğundan ve fişin prizden çekildiğinden emin olunmalıdır.</p>

<p>Elektrik bağlantısı kesildikten sonra cihazın kısa bir süre soğuması beklenmelidir. Eğer süpürge temizlikten hemen sonra açılmaya çalışılırsa motor bölümündeki ısı kullanıcının ellerine zarar verebilir. Cihazın sabit bir zemine yerleştirilmesi ve devrilme riskine karşı önlem alınması temizlik adımlarının daha kontrollü bir şekilde yürütülmesini sağlar.</p>

<h2>Filtreye Erişin ve Kaba Tozları Temizleyin</h2>

<p>Cihaz güvenli hale getirildikten sonra iç aksama ulaşmak için toz haznesi veya gövde kapağı açılmalıdır. Süpürge filtresi genellikle toz haznesinin arkasında veya motor çıkışında bulunur. Bu nedenle hazne dikkatlice çıkarılarak filtre bölmesine erişilmelidir. Filtre tırnak mekanizması veya çekme halkası yardımıyla, gövdeye zarar vermeden nazikçe yerinden alınmalıdır. Toz yayılımını önlemek adına bu işlemin bir çöp kovasının üzerinde yapılması çalışma alanının temiz kalmasını sağlar.</p>

<p>Elektrikli süpürge filtresi çıkarıldığında üzerinde biriken toz ve tüyler suyla temas ettiğinde çamurlaşarak tıkanıklığa yol açabileceği için mutlaka fiziksel bir ön temizlikten geçirilmelidir. Parça çöp kutusuna hafifçe vurularak kaba kirlerinden arındırılmalı, girintili bölgeler ise yumuşak bir fırça yardımıyla temizlenmelidir. Bu aşamada filtrenin çerçeve yapısını bozacak sert darbelerden kaçınılması, cihazın verimliliğini korumak adına büyük önem taşır. Kuru temizleme ne kadar titiz yapılırsa yıkama aşamasında suyun gözeneklere nüfuz etmesi o kadar kolaylaşır.</p>

<h2>Yıkanabilirlik Durumunu Kontrol Edin</h2>

<p>Tüm süpürge makinesi filtresi türleri suyla yıkanmaya uygun değildir. Özellikle kâğıt bazlı filtreler veya bazı özel yüksek verimli hava partikül filtreleri suyla temas ettiğinde dokusal bütünlüğünü kaybeder. Filtrenin üzerinde "yıkanabilir" ifadesinin veya musluk simgesinin olup olmadığı kontrol edilmelidir. Eğer filtre yıkanabilir özellikte değilse sadece kuru temizleme yapılmalı veya kullanım ömrü dolmuşsa yenisiyle değiştirilmelidir.</p>

<p>Yıkanabilir filtreler genellikle plastik bir iskelete ve sentetik bir dokuya sahiptir. Bu doku suyun basıncına dayanacak şekilde tasarlanmıştır. Şüphe duyulan durumlarda, cihazın kullanım kılavuzuna başvurulması veya yetkili servislerden bilgi alınması en doğru yaklaşımdır. Doğru yöntemin seçilmesi filtrenin filtreleme yeteneğini koruması açısından kritiktir.</p>

<h2>Soğuk Suyla Yıkayın</h2>

<p>Yıkanabilir olduğu onaylanan filtre akan soğuk suyun altında temizlenmelidir. Sıcak su kullanımı filtrenin yapısındaki liflerin gevşemesine veya genleşmesine neden olabileceği için tercih edilmemelidir. Su, filtrenin kirli olan yüzeyinden değil, genellikle iç kısmından dışarıya doğru tutulmalıdır. Bu sayede suyun basıncı, gözeneklere hapsolmuş tozları dışarıya doğru itecektir.</p>

<p>Temizlik sırasında sabun, bulaşık deterjanı veya benzeri temizleyiciler kesinlikle kullanılmamalıdır. Kimyasal kalıntılar, kuruduktan sonra filtre üzerinde ince bir tabaka oluşturarak hava geçişini zorlaştırabilir. Suyun rengi tamamen berraklaşana ve filtre üzerindeki renk değişimleri kaybolana kadar durulama işlemine devam edilmelidir.</p>

<h2>Fazla Suyu Atın</h2>

<p>Yıkama işlemi tamamlandıktan sonra filtrenin içinde kalan suyun uzaklaştırılması gerekir. Ancak bu aşamada filtreyi sıkmak, bükmek veya çamaşır gibi burgu hareketi yapmak filtrenin iç yapısındaki mikro gözenekleri parçalayabilir. Filtre, avuç içinde hafifçe silkelenerek kaba suyun akması sağlanmalıdır.</p>

<p>Filtre çerçevesinin kenarlarına hafifçe vurularak iç kısımlarda biriken su damlacıkları düşürülebilir. Bu adım, kuruma süresini kısaltmaya yardımcı olur. Filtre dokusuna doğrudan temas edilmemesi ve dokunun bütünlüğünün korunması, temizlikten sonraki performansın düşmemesi için gereklidir.</p>

<h2>Tamamen Kurumasını Bekleyin</h2>

<p>Yıkanan bir süpürge filtresi için en kritik aşama kurutma sürecidir. Filtre, hava akımı olan ancak doğrudan güneş ışığına maruz kalmayan bir alanda kurumaya bırakılmalıdır. Güneşin yoğun ısısı filtrenin plastik kısımlarının eğrilmesine veya dokusunun kurumasına yol açabilir. Genellikle tam kuruma için en az 24 saatlik bir süre öngörülür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filtrenin dış yüzeyi kuru görünse bile, iç kısımlarında kalan nem cihaz çalıştırıldığında motora çekilebilir. Bu durum hem mekanik arızalara hem de cihazın içinden gelen nahoş kokulara sebebiyet verir. Ayrıca nemli ortam, bakteri ve küf gelişimi için uygun bir zemin hazırlar. Bu nedenle filtrenin tamamen kuru olduğundan emin olmadan asla yerine takılmamalıdır.</p>

<h2>Yerine Takın</h2>

<p>Filtrenin tamamen kuruduğundan emin olduktan sonra montaj aşamasına geçilebilir. Filtre çıkarıldığı bölmeye tam olarak oturacak şekilde yerleştirilmelidir. Yanlış yerleşim hava kaçaklarına neden olarak emiş gücünü düşürecek ve motorun doğrudan toza maruz kalmasına yol açacaktır. Filtre yerine oturduğunda varsa kilitleme mekanizmaları kapatılmalıdır.</p>

<p>Düzenli filtre bakımı elektrikli süpürgesinin sadece temizlik performansını değil aynı zamanda cihazın mekanik sağlığını da doğrudan etkileyen bir unsurdur. Düzenli filtre bakımının titizlikle uygulanması emiş gücünün korunmasını sağlayarak evdeki hava kalitesini artırır. Günümüzde <a href="https://www.fakir.com.tr/elektrikli-supurge" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>elektrikli süpürge fiyatları</strong></span></a> ve teknolojik özellikleri geniş bir yelpazede sunulsa da cihazın ömrünü uzatmanın en ekonomik yolu doğru bakım rutinlerini aksatmamaktır. Temiz ve kuru bir filtre ile yapılan her süpürme işlemi hem enerji tasarrufu sağlar hem de hijyenik bir yaşam alanı oluşturulmasına yardımcı olur.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ADVERTORIAL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/elektrikli-supurge-filtresi-nasil-temizlenir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/fakir-supurge.jpg" type="image/jpeg" length="31943"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hatay’da İbrahim Yaşar adlı gencin yakılarak ölmesine ilişkin 2 sanığın yargılanmasına başlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hatayda-ibrahim-yasar-adli-gencin-yakilarak-olmesine-iliskin-2-sanigin-yargilanmasina-baslandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hatayda-ibrahim-yasar-adli-gencin-yakilarak-olmesine-iliskin-2-sanigin-yargilanmasina-baslandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin’den çalışmak amacıyla geldiği Hatay’da konakladığı konteynerde yakılan 19 yaşındaki İbrahim Yaşar'ın ölümüne ilişkin yargılama süreci başladı. Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, "kasten öldürme" suçlamasıyla yargılanan iki tutuklu sanık savunma yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hatay’da konakladığı konteynerde 19 yaşındaki İbrahim Yaşar'ın 8 Mart 2025'te yakılmasına ilişkin iki sanığın ''kasten öldürme'' suçundan yargılanmasına başlandı. Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma tutanaklarına göre, oturuma tutuklu sanıklar Mehmet Kırnaz ve Bilal Sanuk ile Yaşar'ın yakınları ve tarafların avukatları katıldı. Duruşmayı Mağdur Aileler Topluluğu’ndan Tanju Mutluay da takip etti.</p>

<p>Sanık Bilal Sanuk, savunmasında olay gecesi uyuşturucu ve alkol aldıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Olaydan önceki gece parkta uyuşturucu hap ve alkol aldık. Maddenin etkisiyle ufak bir tartışma çıktı, sonra sızmışım. Gece 03.00 gibi Ali’nin konteynerinde uyandığımda İbrahim oradaydı, telefonla oynuyordu. İbrahim bana 2 bin 500 liraya hap vermek istedi. Ben, 'Bin lira var' deyince, ‘Bakır kabloları yakıp satıyoruz, benzin bulursan ben yaparım’ dedi. Gece 04.00 gibi Mehmet Kırnaz ile benzin aramaya çıktık. Sabah benzini alıp geldik. İbrahim içerideydi, Mehmet Kırnaz selam verip içeri girdi. Ben de elimdeki benzin bidonunu açıp içeri girerek ‘Sizi yakayım mı?’ diye şaka yaptım. İbrahim gülümsedi. Kapağı kapatınca söneceğini sanıyordum ama parmağım yanınca bidon elimden düştü. Her yer alev topuna döndü. Öldürme amacım yoktu, kasıtlı öldürmeyi kabul etmiyorum.”</p>

<p>Sanuk, emniyetteki ifadesinin farklılığına ilişkin soruyu ise kollukta darbedildiği için o şekilde ifade verdiğini söyleyerek yanıtladı.</p>

<h2>"ELİMDEKİ BENZİN BİDONUNU AÇIP İÇERİ GİREREK ‘SİZİ YAKAYIM MI?’ DİYE ŞAKA YAPTIM"</h2>

<p>Diğer tutuklu sanık Mehmet Kırnaz ise savunmasında maktulü sadece ismen tanıdığını bildirerek, o akşam alkol ve hap içtiklerini kaydetti. Kırnaz, “Mehmet Ali bize hap verdi. Konteynerde sızmışım, İbrahim beni yataktan kaldırdı. Gece benzin almaya gittik, uyuşturucunun etkisiyle benzinin ne için kullanılacağını sormadım. Sabah konteynere ilk ben girdim, sonra Bilal geldi. Ortalık birden alev topu oldu. Şoka girdim ve uzaklaştım. Kimseyi kasten öldürmedim, burada bir kasıt yok” dedi.</p>

<p>Duruşmada söz alan İbrahim Yaşar’ın annesi, oğlunun Hatay’a gelişinin dördüncü gününde cenazesinin geldiğini belirterek, “O gece beni arayıp 400 lira istemişti. Sanıkların söyledikleri yalan. Oğlumu niye yaktılar?” diye sordu. Baba Vedat Yaşar ise sanıkların iftira attığını vurgulayarak, “Oğlum askerlik hazırlığı için çalışmaya gitmişti. Vahşice katlettiler, şimdi de hatırasına iftira atıyorlar. Aylardır duvarlarla konuşuyorum, adalete güveniyorum” şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müşteki Yaşar ailesinin avukatı, HTS kayıtlarının talep edilmemesini eleştirerek sanıkların terör örgütü bağlantılarının araştırılmasını istedi. Sanık avukatı ise müvekkillerinin uyuşturucu etkisi altında olduğunu ve öldürme kastı taşımadığını ifade etti.</p>

<h2>"CEZALAR YETERSİZ, CEZASIZLIKTAN CESARET BULUYORLAR"</h2>

<p>Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi. Yakıtın alındığı istasyon hakkında usulsüz satışa dair soruşturma olup olmadığına ilişkin müzekkere yazılmasına hükmeden heyet, davayı 8 Temmuz tarihine erteledi.</p>

<p>Mahkeme çıkışı açıklama yapan Mağdur Aileler Topluluğu’ndan Tanju Mutluay, “Her zamanki gibi onlar da uyuşturucunun arkasına sığınıyor. Biz bunları asla kabul etmiyoruz. Bunların içeriden çıkamayacak kadar ceza almalarını talep ediyoruz” dedi. Baba Vedat Yaşar da “Bu canilerin toplumda yeri yok. Çocuklarımız emniyette kalsın diye hep beraber ses çıkarmamız lazım. Sokaklarımızda katil istemiyoruz. Kalıcı bir adalet istiyoruz. Bunlar cezasızlıktan cesaret buluyorlar” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, HATAY</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hatayda-ibrahim-yasar-adli-gencin-yakilarak-olmesine-iliskin-2-sanigin-yargilanmasina-baslandi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/hatay-yakilan-isci-1.jpg" type="image/jpeg" length="89864"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="95211"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="11610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="93149"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="99410"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="12457"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="13306"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="69319"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="79350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="78323"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="13072"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="88387"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="80759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="51569"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="17610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="62026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="14791"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="35514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="72551"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="39289"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="20207"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
