<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 24 Apr 2026 18:36:49 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akçay'da 1 Mayıs çağrısı: Edremit Demokrasi Platformu'ndan maden işçilerine destek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/akcayda-1-mayis-cagrisi-edremit-demokrasi-platformundan-maden-iscilerine-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/akcayda-1-mayis-cagrisi-edremit-demokrasi-platformundan-maden-iscilerine-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edremit Demokrasi Platformu üyeleri, Akçay’da kurulan stantta 1 Mayıs İşçi Bayramı’na katılım çağrısı yaparken, Eskişehir’de hak arayışını sürdüren Doruk Maden işçilerine destek mesajı verdi. Platform, işçilerin ödenmeyen ücretlerinin derhal verilmesini talep etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Haber: Atilla Yoğurtçu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Akçay mahallesinde bir araya gelen Edremit Demokrasi Platformu üyeleri, 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamaları öncesinde bir basın açıklaması düzenledi.</p>

<p>Akçay’da kurulan stantta yapılan açıklamada, Eskişehir’de faaliyet gösteren Doruk Madencilik işletmesinde çalışan ve uzun süredir maaş ile tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle eylem başlatan işçilerin durumu kamuoyuna aktarıldı.</p>

<p>Platform adına konuşan temsilciler, işçilerin beş aydır ödenmeyen ücretleri ve birikmiş tazminat hakları için yürüttükleri direnişe dikkat çekti. Eskişehir’den Ankara’ya doğru sekiz gündür yürüyüş gerçekleştiren maden işçilerinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı binası önüne gitmelerine izin verilmemesi üzerine açlık grevine başladıkları kaydedildi.</p>

<h2>İŞÇİLERİN YANINDAYIZ MESAJI</h2>

<p>"Açız, çıplağız, hakkımızı istiyoruz" diyerek eylem yapan madencilere yönelik emniyet güçlerinin gerçekleştirdiği müdahale, basın açıklamasının ana gündem maddelerinden birini oluşturdu. İşçilere yönelik gazlı müdahale ve darp iddialarına değinilen açıklamada, bu tür baskıların sona ermesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Edremit Demokrasi Platformu üyeleri, işçilerin alın terinin karşılığı olan tüm yasal haklarının derhal ödenmesi yönündeki taleplerini sıraladı. "Yaşasın işçilerin birliği" ve "Yaşasın 1 Mayıs" sloganlarıyla sona eren basın açıklamasında, platform üyeleri maden işçileri haklarını alana kadar sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BALIKESİR, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/akcayda-1-mayis-cagrisi-edremit-demokrasi-platformundan-maden-iscilerine-destek</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/akcayda-1-mayis-cagrisi-edremit-demokrasi-platformundan-maden-iscilerine-destek.jpg" type="image/jpeg" length="73778"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Pakistan'a gidiyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-disisleri-bakani-arakci-pakistana-gidiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-disisleri-bakani-arakci-pakistana-gidiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistan'ın başkenti İslamabad'a gidiyor. Arakçi'nin Pakistan ziyareti, ABD ve İsrail'in başlattığı İran savaşını sona erdirmeye yönelik görüşmeler bağlamında önemli bir adım olarak görülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p> İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistan'ın başkenti İslamabad'a gidiyor. Arakçi'nin Pakistan ziyareti, ABD ve İsrail'in başlattığı İran savaşını sona erdirmeye yönelik görüşmeler bağlamında önemli bir adım olarak görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arakçi, beraberindeki heyetle bu akşam İslamabad'a gidiyor. İranlı Bakan, ziyaretiyle ilgili sosyal medyadan yaptığı açıklamada ''İslamabad, Maskat ve Moskova'ya zamanlı bir geziye çıkıyorum. Ziyaretlerimin amacı, ortaklarımızla ikili konularda yakın koordinasyon sağlamak ve bölgesel gelişmeler hakkında istişarelerde bulunmaktır. Komşularımız önceliğimizdir'' ifadelerini kullandı.</p>

<p>İran'ın resmi haber ajansı IRNA da Arakçi'nin Pakistan ziyaretinin şu aşamada ikili nitelik taşıdığını, ABD ile doğrudan ve hemen görüşmeler yapılması yerine Pakistanlı yetkililerle temaslara odaklanılacağını bildirdi. IRNA'ya göre Arakçi, İslamabad ziyaretinin ardından Moskova ve Maskat'a gidecek.</p>

<p>ABD Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğindeki bir Amerikan heyetinin hafta başında görüşmeler için İslamabad'a gelmesi bekleniyordu. Ancak İran, limanlarına yönelik deniz ablukasını gerekçe göstererek görüşmelere dönmeye hazır olmadığını açıklamış ve ardından Vance'ın seyahati ertelenmişti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-disisleri-bakani-arakci-pakistana-gidiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/iran-disisleri-bakani-arakci-pakistana-gidiyor.png" type="image/jpeg" length="84011"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel: En geniş ara seçime de varım. Hodri meydan]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-en-genis-ara-secime-de-varim-hodri-meydan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-en-genis-ara-secime-de-varim-hodri-meydan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'En geniş ara seçime de varım. Yeter ki bu milletin sesini duyalım ve erken seçimin kapısını aralayalım. Can Atalay'ı bugün salsınlar. Yedi yetiyor. Yedi milletvekili için altı yerde hemen yapalım. Ne kadar genişletmek istiyorlarsa ben orada varım. Bursa'da da varım. Hodri meydan. Ara seçim yapma iradesini söylesinler ve kaç yerde yapmak istediklerini söylesinler' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'En geniş ara seçime de varım. Yeter ki bu milletin sesini duyalım ve erken seçimin kapısını aralayalım. Can Atalay'ı bugün salsınlar. Yedi yetiyor. Yedi milletvekili için altı yerde hemen yapalım. Ne kadar genişletmek istiyorlarsa ben orada varım. Bursa'da da varım. Hodri meydan. Ara seçim yapma iradesini söylesinler ve kaç yerde yapmak istediklerini söylesinler' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklu Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'i Bursa Ceza İnfaz Kurumu'nda ziyaret etti. Özel'e CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş eşllik etti. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Özel, şöyle konuştu:</p>

<p>'Bugün Bursa'da Bursa'nın seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'i ziyaret ettim. Öncelikle bütün Bursa'ya tüm sevenlerine selamı var, Bursaspor'a çok selamı var. Ben kendisini tebrik ettim Bursaspor'un şampiyonluğunu kamuoyu önünde kutlamıştık ama bu şampiyonluğa Bursaspor camiasının da hakkını teslim ettiği gibi en çok emeği olanlardan birisi Mustafa Bozbey. O da memnuniyetini ifade etti, taraftara, Bursaspor'a, Bursa'ya hem çok selamlarını iletti hem de 'Çok daha büyük başarıları hep beraber elde edeceğiz' dedi. Ben Bursaspor'un başarısını sahiplenmeye ve siyasileştirmeye çalışan o çirkinliklerden bahsettikçe dedi ki 'Onların hiçbirine Bursasporlular, timsahlar fırsat vermez. Önemli olan birinin zoruyla kimin fotoğrafa girdiği değil stadda kimin adının inlediği' diye söyledi. Ben biraz sitem ediyordum 'Bu kadar emeğiniz var, adam gitmiş oradan siyaseten sahiplenmeye çalışıyor' diye. O dedi ki 'Bursaspor taraftarı kimin adını bağrıyorsa o bana yeter' dedi.</p>

<h2><strong>'Bir kanıt yok, bir ispat yok'</strong></h2>

<p>Mustafa Bozbey niçin burada? Mustafa Bozbey Bursa'da 47 yıl sonra yüzde 47 oyla 170 bin oy farkla Bursa Büyükşehir Belediyesi'ni kazanma suçunu işlediği için burada. 31 Mart tarihi iki yıll önce Bursa'nın 47 yıl sonra kazanılmasının tarihidir ve öyle bir noktaya gelmiştir ki iş tam o tarihte bu operasyonu yapanlar Bursalılara şunu söylemişlerdir: 'Biz sandıkla kazanamazsak hakimin tokmağıyla gelir burayı alırız.' Yani burada meydan okunulan kişi Mustafa Bozbey değil, meydan okunulan parti CHP değil, Bursa'nın iradesidir. Bursalılara diyorlar ki 'Biz yıllarca yönettik, borç yaptık, israf ettik, iyi yönetemedik. Siz 20 yıl Nilifer'i yönetmiş Mustafa Bozbey'i Bursa Büyükşehir yönetmeye layık gördünüz. İki kişiden birisi oy verdi. Biz bunu hazmedemiyoruz.' Öyle değil mi? 30 Mart günü çok mu erkendi, 1 Nisan günü torbaya mı girmişti? Neden gelsin 31 Mart günü Mustafa Bozbey'i tutuklasınlar, gözaltına alsınlar? Hani mafya bir mesaj verecekse o mesajı anlamlı bir şekilde verir ya, tam mafya yöntemi. Diyor ki 'Biz Bursa'yı kazanamadık. Bozbey oldukça da sittin sene kazanamayız. Tam da yıl dönümünde 31 Mart tarihinde geliyoruz ve Bursa'ya çöküyoruz.' Mustafa Bozbey yiğit, mert bir insan bana defalarca geldi, iki yıl boyunca defalarca geldi. Son geldiğinde dedi ki 'Ben bıktım bunlardan' dedi. 'İlla da illa AK Parti'ye geçeceksin. Geçmezsen içeri gireceksin. Ben de açık açık söylüyorum. Ne buluyorsanız bulun. Hadi diyorum' dedi. Arkadaşlar Mustafa Boz Bey'in Bursa Büyükşehir ile ilgili yaptığı tüm işlemler didik edildiği halde hiçbir şey bulamadılar. Ondan önceki beş yılda da bir şey yok. Ondan önceki dönem belediyede de bir şey yok. Bir tane vakıf bulmuşlar. Vakıf üzerinden de Bozbey'e sadece soru sormuşlar. Bir kanıt yok, bir ispat yok. Böyle bir durumla karşı karşıyayız.</p>

<h2><strong>'Biz Bursa'nın birinci partisiyiz her türlü'</strong></h2>

<p>Hangi Bozbey'i alıyorlar? Aldıkları kişi 1 milyar dolar borçla bugünkü parayla çevirdiğinizde 40 ila 50 milyar liraya yakın bir para denk geliyor, buraya kadar borçla batırdıkları belediyeyi Bozbey aldı. 200 milyon dolar borç ödedi. İyi yönetim sonucu, israf olmamasının sonucu iki yılda Bursa'nın 10 milyara yakın borcunu ödedi. Bursa Büyükşehir'in SGK ve vergi borcu ne kadar büyüktü biliyorsunuz. Kim yaptı borcu? AK Parti yaptı. Alinur Aktaş yönetimi yaptı. 31 Aralık tarihi itibariyle bir kuruş ödenmemiş vergi ve SGK borcu bırakmadı Bozbey. Böyle yönetiyor burayı. Şimdi o borç yapanlar, o Bursa Büyükşehir batıranlar gelmişler Bursa'ya çökmüşler. Bozbey'i, ekibini görevden uzaklaştırıyorlar. Gözaltı süresince yani seçim yapılana kadar tutuklandı Bozbey, seçim yapılana kadar birkaç gün geçecek, o sürede bile Türkiye'de hiçbir yerde yapmadıklarını yaptılar buraya kayyum atadılar. O kayyum hatta ilk geldiği anda resimleri mesimleri indirdi. Sonra seçim yapıldı. Büyük bir aymazlıkla, arsızlık artık yani çıkmış 'Bursa'nın iradesi tecelli etti' diyorlar. Ne Bursa'nın iradesi? Yüzde 50 ile kazanmış adamı indireceksin, Bursa'da örneğin bizim kazandığımız devasa belediyelerin getirdiği belediye meclis üyesi sayıları belli, çeper ilçelerden gelen belediye meclis üyeleri ile Bursa'ya çökeceksin. İl genel meclisinde de Bursa'da aldığımız oy bizim belli. Biz Bursa'nın birinci partisiyiz her türlü.</p>

<h2><strong>'Beceremeyecekler ve eninde sonunda olmayacak bu iş'</strong></h2>

<p>Kimse demedi ki AK Parti yönetsin Bursa'yı. İki kişiden biri Bozbey yönetsin, CHP'yi yönetsin dedi. Şimdi bakın ne yapıyorlar. Genel sekreter var atanmış, tıkır tıkır çalışıyor, onu görevden alıyor. Yerine bir genel sekreter getiriyor. Kim? 2024 yılında bizim Eyüp Sultan'da yendiğimiz Eyüp Sultan Belediye Başkanı. İstanbul Eyüp Sultan demiş ki 'İyi yönetemedin. Memnun değilim. Git buradan CHP'ye veriyorum görevi' demiş. Eyüp Sultanlıların Eyüp Sultan'dan ki daha AK Parti daha güçlü nerede olabilir İstanbul'da? Eyüp Sultan. 'Git buradan' demişler. Alıyorlar onu Bursa Büyükşehir'e genel sekreter yapıyorlar. Yandık yani. Tekrar başlıyor şimdi israf, tekrar borç, tekrar kötü yönetim. Bozbey'in ödediği borçları tekrar borç batağına batırmak üzere liyakatsiz, beceriksiz, buradaki belediye meclis üyesi çok becerebilecektiyse Bursa'yı yönetmeyi çıkarsaydınız belediye başkan adayı olarak onu. Şimdi belediye meclis üyelerinden birini getirdiler başkan, Eyüp Sultan'ın seçim kaybetmiş, Eyüp Sultan'ın yaka siltiği kişiyi de genel sekreter yaptılar, 'Hadi Bursa'yı biz yöneteceğiz.' Bursalılar diyor 'Nilifer'de destan yazan 20 yıllık başkan yönetsin.' Bunlar diyor ki 'Yok, Eyüp Sultan'ı elini yüzünü bulaştırmış birisiyle Bursa Büyükşehir'de belediye meclis üyesi yaptığımız birisi bu kadim kenti yönetecek.' Beceremeyecekler ve eninde sonunda olmayacak bu iş. İşin diğer tarafı Bozbey'i kim suçluyor? Bozbey'i Bursalılar suçlamıyor. Bozbey'i hizmet ettiği dönemdeki ihale alanlar, ihale verenler, müteahhitler suçlamıyor. Kim suçluyor? İki tane kriminal tip suçluyor. Birinin babası geldi, Bozbey'den özür diledi. Gidin bulun babasını sorun. 'Benim oğlum madde bağımlısı. Kurtarmak için 17 milyon oradan buradan para buldum. Yine gitti bu işlere bulaştı. Sana bu iftiraları attı' diyorlar. Birisinin babası gelip özür diliyor Bozbey'den. 'Sana bu hakaretleri iftiraları attı' diye. Birisi madde bağımlısı öbürü Bursa'nın en büyük dolandırıcısı.</p>

<h2><strong>'Mustafa Bozbey'in özgürlüğüne kavuşacağını biliyoruz, bekliyoruz, görüyoruz'</strong></h2>

<p>Zaten bir iftira atmak için tutsak sizin gibi pırıl pırıl insanlardan birini ne dersen de Mustafa Bozbey gibi birine veya normal birine iftira ettiremezsin ki. Tükenmiş, bitmiş birini kendisi 300 yılla yargılanan bir dolandırıcıya efendim yedi sene öncesindeki söylediği bir sözü 12 yıl öncesinde güya 'Bilmem ne için vakfa para yatırttırdılar bana.' Böyle bir şeyden bu Bursa'nın iradesini sakatlayıp Mustafa Bozbey'i tutukluyorlar. Akıl alacak iş değil. Ben Bozbey'in iyi ve temiz yönettiğine iknaydım da bu kadar büyük kanıt olmaz artık. Bula bula buldukları 12 sene öncesinden o günden bugüne 500 kişiyi dolandırmış, evinin önünde miting yaptı adamlar. Böyle dolandırıcılarla muhattabız. Böyle bir kirli adamla bir bağımlının suçladığı onun lafıyla içeri atıyor. Niye? Belediye meclisinde çoğunluğu var çökecek buraya. O yüzden bir an önce bu yanlıştan dönüleceğini, hiç değilse Mustafa Bozbey'in öncelikle özgürlüğüne kavuşacağını biliyoruz, bekliyoruz, görüyoruz. Bütün Bursa'da bekliyor. Bu geciktikçe stres birikiyor, gerilim birikiyor, hesap birikiyor. İstanbul'da 25 yıl yönettikten sonra Ekrem İmamoğlu seçilip de mazbatasız iptal edilince ne oldu? Fark 13 binden 806 bine çıktı 45 günde. Ahali bu işleri sevmiyor. 'Ben patronum' diyor. Bakın bu milletten vergi istiyorsun veriyor, askere çağırıyorsun gidiyor, oğlunu yolluyor, şehit veriyor, soruyorsun 'Vatan sağ olsun' diyor, ne zaman sandığa elini uzattın o uzanan eli kırıyor kardeşim. Kenan Evren'in dediğini yapmıyor, Özal'ı seçiyor mesela. 12 Mart'tan sonra Karaoğlan Ecevit'i getiriyor mesela. 15 Temmuz'da oyları yüzde 40'lara düşmüşken 38'lere düşmüşken Erdoğan'ın güven oyu, 15 Temmuz'da Erdoğan'a saldırınca sahip çıkıyor yüzde 60'lara 70'lere çıkıyor bir ara desteği. Sonra yine normal seyrine dönüyor.</p>

<h2><strong>'İlk seçimlerde Bursa'nın nasıl birinci partisi olduğumuzu Bursalılar bu darbecilere gösterecek'</strong></h2>

<p>Şimdi 28 Şubat'ın mağdurları, 15 Temmuz'un mağdurları bugün darbeci olmuş. Millet affeder mi? İstanbul'da affetmedi işte. 13 bin fark 806 bin oldu. Beş yıl zulmettiler 1 buçuk milyon oldu. Şimdi İstanbul'a sandık koy, 2 milyon fark. 2 milyondan aşağısı Erdoğan'ın olsun. Burada da koy bakalım şimdi sandığı cesaretin varsa. Olacağı söyleyeyim. Bozbey yüzde 65-70 alır. Belediye meclisinde çoğunluğu da CHP alır. İstanbul'da olanın devamı bu. Belediye meclis çoğunluğu varken neler yaptılar? Demek ki öyle olmuyor 'Al belediye meclisinde veriyorum.' Belediye meclis çoğunluğunu da CHP alır. Denemesi bedava. O yüzden buradaki bu büyük haksızlığa karşı Bursa'nın tepkisine hak veriyoruz. Biz dimdik arkadaşlarımızın arkasındayız. Bundan sonraki süreçte de biz buradayız, işte Bozbey de içeride. Bozbey'in haksızlığa uğradığını bütün Bursa biliyor. Er ya da geç, bir ay sonra çıkar, üç ay sonra çıkar, beş ay sonra çıkar. Aklanacak mı? Elbette aklanacak. Emaneti verirseniz verirsiniz. Vermezseniz millet bir daha size Bursa'da sandıktan hiçbir şey göstermez. Ben CHP'nin Genel Başkanıyım. Önce ülkemin sonra partimin menfaatine bakarım. Burada yapılan iş Bursa'nın menfaatine değildir. Kötü yönetilecek. AK Parti'nin menfaatine değildir. Bedel ödeyecek, ceza kesecek Bursalı ona. Vallahi çoluğuna çocuğuna kendisine acımasam bu iş bir tek bizim menfaatimize. CHP bu işten kazançlı çıkar. Bu haksızlığı yapana millet sandıkta hesap sorar. İlk genel seçimlerde Bursa'da görürsünüz milletin keseceği cezayı. Şu kadarcık stratejik aklı olan birisi Bursa'ya bu zulmü, bu haksızlığı yapmaz. Yapıyorlar. Bize mücadele etmek, dimdik durmak, direnmek düşer. Önümüzdeki ilk seçimlerde de Bursa'nın nasıl birinci partisi olduğumuzu Bursalılar bu darbecilere gösterecek inşallah.</p>

<p>Ben bütün Bursa'yı, Bursa'nın iradesini ve seçtiği kişiye gösterdiği saygıyı, Bursa'daki tepkiyi saygıyla selamlıyorum. Biz burada olmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımız her gün ziyaret ediyorlar, edecekler. Bu cezaevinde 228 kişi çalışıyor, gece gündüz çalışıyorlar. Hakettiklerinin çok altında maaş alıyorlar ve müdür ve bir müdür yardımcısı dışında kimsenin lojmanı yok. Bursa'da kiraların çok yüksek olduğu bir yer. 55-60 bin lira maaş alıp 25-30 bin lira kira ödeyen infaz koruma memurları var. Ben Bozbey'e 'Benden bir şey istiyor musun' dediğimde 'Her fırsatta bu infaz koruma memurlarının durumunu söyleyin, bir de Bursaspor'umuza selam söyleyin. Hemşehrilerime selam söyleyin' dedi. Bunları iletmiş olayım.'</p>

<h2><strong>'Tüm belediye başkanlarımıza bin yerden nasıl tehditler, şantajlar ve kirli tekliflerin geldiğini biliyoruz'</strong></h2>

<p>Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, 'Mustafa Bozbey'e yönelik 'Ak Parti'ye geç' diyenlerin olduğunu biliyoruz. Bunu diyen kim Bursalılar bunu çok merak ediyor' sorusuna, 'Onu Sayın Bozbey herhalde mahkemede savunması sırasında kendi gerekli gördüğü zaman bu isimleri söyler. Ama mesela biz tüm belediye başkanlarımıza Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçilme durumunda operasyon yapılmayacağına yönelik bin yerden nasıl tehditler, şantajlar ve kirli tekliflerin geldiğini biliyoruz. Mustafa Bozbey de günü geldiğinde kendi ile ilgili bu süreci netleştirecektir ve Bursa bunu o noktada duyacaktır' yanıtını verdi.</p>

<p>Özel, 'Süreçle ilgili farklı bir eylemsellik düşünüyor musunuz, Mansur Yavaş'ın açıklamaları vardı. Onun haricinde ara seçimle ilgili girişimleriniz vardı, Bursa özeli Türkiye genelinde farklı bir süreç yönetimi düşünüyoru musunuz' sorularını şöyle yanıtladı:</p>

<p>'Anayasa gereğince seçimlerden 30 ay geçtikten ve bir yıl kalana kadar boşalan sandalyeler için ara seçim yapılır. Şu anda Türkiye'de Can Atalay'ın durumu bence görevindedir ama hapiste tuttukları için sekiz milletvekilliği boştur. Hatay'da, Afyon'da, Kırıkkale'de, Adıyaman'da, Kocaeli'nde, İstanbul birinci bölge'de seçim yapılmalıdır. Bu karar bir an önce alınmalıdır. Ben Adalet ve Kalkınma Partisi'ne bu konunun bir an önce yerine getirilmesi gerektiğini söylüyorum ve bütün muhalefetin benimle aynı düşündüğünü 12 parti ziyaretimizden sonra yapılan açıklamalarda duydunuz. Onlar bu seçim bölgelerinin tamamında birinci oldukları halde bu seçimden kaçıyorlar. Çünkü artık milletin desteğini kaybettiklerini görüyorlar. Ancak bu sekiz milletvekilliği için son seçimlerde buralarda birinci parti oldukları halde cesaret gösteremiyorlar. Bir kez bunu söylüyoruz. Bunun dışında ilk 30 ayda yapılması için yüzde 5'i boşalsa yani 30 milletvekili boşalsa olurdu. Şimdi ona ihtiyaç yok. Ama ben son grup toplantısında şunu önerdim: 'Siz ara seçim yapmayı kabul edin. Eğer istiyorsanız bu sekiz yerde, fazlasından korkuyorsanız, ben razıyım sekiz yerde. Ama varsanız genişleterek...' Mesela nereye genişletebiliriz? Başta benim seçim bölgem Manisa'dan başlayabiliriz mesela. Ben bu özgüveni gösteriyorum. Bursa'da Bozbey'i aldınız. Birinci partiydiniz son seçimlerde değil mi? Bizden çok milletvekili var. Diyorum ki 'Bursa'da da bir milletvekilliğini biz boşaltırız. Bursa'ya da sandık koyabiliriz.' Bakın sekizinde yapacağız başka istemiyoruz derlerse sekiz anayasal zorunluluk zaten. Ama ben İstanbul'a koymaya, İstanbul birinci, ikinci bölgeye koymaya, bunun yanında örneğin Aydın'ı Bozbey gibi duramadı Aydın. 'Ya AK Parti'ye geç ya hapse git' demişlerdi AK Parti'ye geçti o. 'Ya AK Parti'ye katıl ya Silivri'ye katıl' diye. O Silivri'den korktu AK Parti'ye gitti. Aydın'da da sandık koyarız mesela. Örneğin Zeydan Karalar'ı iade etmiyorlar Adana'da, Adana'ya da sandık koyarız mesela. Bunlar için birer milletvekili istifa ettirmeyi de ben üstleniyorum.</p>

<h2><strong>'Ara seçim yapma iradesini ve kaç yerde yapmak istediklerini söylesinler'</strong></h2>

<p>Hatta diyorsanız mümkün olan en geniş çevrede yapalım bunu. Ben bırakın 22, 50'ye yakın milletvekilimi tek tek istifa ettirip, bazı yerlerde yok çünkü milletvekilim, her yerde yaptırıp en geniş ara seçime de varım. Yeter ki bu milletin sesini duyalım ve erken seçimin kapısını aralayalım. Nasıl diyorlarsa. Can Atalay'ı bugün salsınlar. Yedi yetiyor. Yedi milletvekili için altı yerde hemen yapalım. Ne kadar genişletmek istiyorlarsa ben orada varım. Bursa'da da varım. Hodri meydan. AK Parti çok güveniyorsa bak ben istifa ettiriyorum, birer tane de istifa ettirebiliriz ama ben istifa ettireyim, Bursa'ya da sandığı koyalım bir sonraki bölge olarak. Zaten ilk kendi seçim bölgemden başlayacağım. Böyle bir cesaretleri var mı, yok mu onu soruyoruz. Bu kadar net. Ara seçim yapma iradesini söylesinler ve kaç yerde yapmak istediklerini söylesinler. Yedi için bir şeye gerek yok. Onun dışında saydığım her şeyin arkasındayım. Çok net.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, BURSA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-en-genis-ara-secime-de-varim-hodri-meydan</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 17:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/ozgur-ozel-en-genis-ara-secime-de-varim-hodri-meydan.jpg" type="image/jpeg" length="73158"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eski AK Parti Muğla İl Başkanı Haluk Laçin'e silahlı saldırı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/eski-ak-parti-mugla-il-baskani-haluk-lacine-silahli-saldiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/eski-ak-parti-mugla-il-baskani-haluk-lacine-silahli-saldiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski AK Parti Muğla İl Başkanı Haluk Laçin, Muğla'nın Datça ilçesinde silahlı saldırıya uğradı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p data-end="103" data-start="0">Eski AK Parti Muğla İl Başkanı Haluk Laçin, Muğla'nın Datça ilçesinde silahlı saldırıya uğradı.</p>

<p data-end="319" data-start="105">Edinilen bilgiye göre, Haluk Laçin ofisinde bulunduğu sırada motosikletle gelen 2 kişinin silahlı saldırısına uğradı. Saldırıda bacaklarından yaralanan Laçin'e, sağlık ekiplerince olay yerinde ilk müdahale yapıldı.</p>

<p data-end="423" data-start="321">Laçin, ambulansla Datça Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Laçin'in sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Şüpheliler, olayda kullanılan silahla birlikte polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="557" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="521">Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MUĞLA, Yurt</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/eski-ak-parti-mugla-il-baskani-haluk-lacine-silahli-saldiri</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/eski-ak-parti-mugla-il-baskani-haluk-lacine-silahli-saldiri.jpeg" type="image/jpeg" length="99938"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Marmaris'te bir işçinin hayatını kaybettiği vinç kazasına ilişkin 2 şüpheli tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/marmariste-bir-iscinin-hayatini-kaybettigi-vinc-kazasina-iliskin-2-supheli-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/marmariste-bir-iscinin-hayatini-kaybettigi-vinc-kazasina-iliskin-2-supheli-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Marmaris ilçesinde tekne çekimi sırasında vincin uzatma kolunun kırılması sonucu 1 işçinin hayatını kaybettiği kazaya ilişkin gözaltına alınan 2 şüpheli tutuklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="flex flex-col gap-4 grow max-w-full">
<div class="[.text-message+&amp;]:mt-1 break-words flex flex-col gap-2 items-end keyboard-focused:focus-ring min-h-8 outline-none relative text-message text-start w-full whitespace-normal" data-message-author-role="assistant" data-message-id="33a75857-75ea-4096-8c4f-f8ca444262d3" data-message-model-slug="gpt-5-3" data-turn-start-message="true" dir="auto" tabindex="0">
<div class="empty:hidden flex flex-col gap-1 w-full">
<div class="dark:prose-invert light markdown markdown-new-styling prose w-full wrap-break-word">
<p data-end="179" data-start="0"> Muğla'nın Marmaris ilçesinde tekne çekimi sırasında vincin uzatma kolunun kırılması sonucu 1 işçinin hayatını kaybettiği kazaya ilişkin gözaltına alınan 2 şüpheli tutuklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="179" data-start="0">Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Siteler Mahallesi Uzunyalı Sahili'nde teknenin kıyıya çekilmesi sırasında kullanılan vincin uzatma kolunun kırılması sonucu 21 yaşındaki işçi Tarık Yasin Şahin olay yerinde yaşamını yitirmişti.</p>

<p data-end="500" data-start="369">Olayın ardından gözaltına alınan vinç operatörü ile vinç şirketinin sahibi, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheliler, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>

<div class="flex justify-start min-h-[46px] z-0"></div>

<div class="empty:hidden mt-3 w-full"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MUĞLA, Yurt</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/marmariste-bir-iscinin-hayatini-kaybettigi-vinc-kazasina-iliskin-2-supheli-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/marmariste-bir-iscinin-hayatini-kaybettigi-vinc-kazasina-iliskin-2-supheli-tutuklandi.jpg" type="image/jpeg" length="22896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti: Ermeni halkının ve diğer Hristiyan halkların 111 yıllık acılarını paylaşıyoruz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dem-parti-ermeni-halkinin-ve-diger-hristiyan-halklarin-111-yillik-acilarini-paylasiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dem-parti-ermeni-halkinin-ve-diger-hristiyan-halklarin-111-yillik-acilarini-paylasiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti, "1915'te iki yüzü aşkın Ermeni aydının evlerinden alınarak ölüme yollanmasıyla başlayan bir etnik kimlik, inanç ve kültürel soykırımın üzerinden 111 yıl geçti. 24 Nisan’da başlayan bu süreç, yüz binlerce Ermeninin sürgünü ve katledilmesiyle devam etti. Bu topraklar üzerindeki farklı etnik kimlik, dil, kültür ya da inancın bir diğerinden üstün olmadığı; hepsinin eşit ve özgür olduğu evrensel gerçeği toplumsal ve siyasal olarak kabul edilmeli, sindirilmelidir" açıklaması yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu tarafından 24 Nisan 1915'e ilişkin yayımlanan yazılı açıklamada, tarihsel gerçeklerle yüzleşmenin toplumsal farkındalığı artırmanın yanı sıra geçmişi anlamak ve yaraları sarmak adına vazgeçilmez bir adım olduğu vurgulandı.</p>

<p>DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu, 24 Nisan 1915’e ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Tarihsel gerçeklerle yüzleşmek hem toplumsal farkındalığı artırmak hem de birbirimizi ve geçmişi anlamak, tarihsel yaraları samimi bir yaklaşımla sarmanın vazgeçilmez adımıdır. Mağdur halklar ve inançlardan özür dilemek, onarıcı adalet yollarına başvurmak, insanlığa karşı işlenen suçlarla yüzleşerek ortak ve eşit bir geleceği ve toplumsal barışı kurmanın önemli bir yoludur. 24 Nisan 1915 tarihinde iki yüzü aşkın Ermeni aydının evlerinden alınarak ölüme yollanmasıyla başlayan bir etnik kimlik, inanç ve kültürel soykırımın üzerinden 111 yıl geçti. 24 Nisan’da başlayan bu süreç, yüz binlerce Ermeni'nin sürgünü ve katledilmesiyle devam etti. Bu toprakların diğer Hıristiyan halkları da bu politika ve uygulamalar sonucunda çok ağır bedeller ödedi, katledildiler.</p>

<p>Bugün bu topraklarda var olan farklı halkların ve inançların, kimliklerin ve kültürlerin yaşadıklarını unutturmanın; başka bir deyişle farklılıkları silerek yok etme, yok sayma ve homojen bir toplum yaratma anlayışının tarihsel bir yanılgı olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. Bu topraklar üzerindeki farklı etnik kimlik, dil, kültür ya da inancın bir diğerinden üstün olmadığı; hepsinin eşit ve özgür olduğu evrensel gerçeği toplumsal ve siyasal olarak kabul edilmeli, sindirilmelidir.</p>

<p>Şu çok açık ki Orta Doğu ve Kafkasya coğrafyasını, üzerinde yaşadığımız toprakları çoraklaştıran tarihsel gerçeklerle ve utançlarla yüzleşmeyi ertelemek veya yapmamak toplumsal barışa ve hakikatlerin konuşulmasına hizmet etmemektedir. Bölgemizin bir parçası olan Ermenistan’la diplomatik, ticari, ekonomik ve kültürel ilişkileri geliştirmek hem halkların ihtiyacı ve çıkarınadır hem de Kafkasya bölgesinde barışın inşa edilmesinin yoludur. Bu duygu ve düşüncelerle, Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim halkları olarak, Ermeni halkının ve diğer Hristiyan halkların 111 yıllık acılarını ve yasını bir kez daha paylaşıyor; o dönemde katledilen bütün insanlarımızı bir kez daha hüzün ve saygıyla anıyoruz. Yaşanmış olan bu büyük insanlık trajedisini yüreğimizin derinliklerinde hissediyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dem-parti-ermeni-halkinin-ve-diger-hristiyan-halklarin-111-yillik-acilarini-paylasiyoruz</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/08/dem-parti-24.webp" type="image/jpeg" length="47814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel: Ülkenin birinci partisiyim, ihtiyaç varsa elbette ikinci partiyle görüşürüm]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-ulkenin-birinci-partisiyim-ihtiyac-varsa-elbette-ikinci-partiyle-gorusurum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-ulkenin-birinci-partisiyim-ihtiyac-varsa-elbette-ikinci-partiyle-gorusurum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diyalog mesajlarına yanıt vererek, Türkiye’nin birinci partisi olarak ihtiyaç duyulması halinde görüşebileceklerini ancak yargı üzerinden yürütülen "düşman hukuku" uygulamalarına son verilmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i ziyaret etmesinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 Nisan resepsiyonunda ana muhalefet partisiyle temas kurma konusundaki ifadelerini değerlendirdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resepsiyondaki, "Ben iktidar partisiyim. Ana muhalefet partisiyle görüşürüz, görüşmeyiz. Bir defa bizim kitabımızda yok, yok. Tabii görüşeceğiz" şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine konuşan Özel, henüz bu yönde planlanmış bir görüşme bulunmadığını kaydetti. Özel, Erdoğan’ın bir görüşme arzusu varsa doğrudan bir talep iletilmesi durumunda bunun değerlendirilebileceğini ifade etti. Bölgedeki zorluklar, İran savaşı ve ekonomik güçlükler karşısında iç cephenin güçlendirilmesinin mühim olduğunu belirten Özel, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) yalnızlaşmasının kendi hatalarından kaynaklandığını savundu.</p>

<h2>DÜŞMAN HUKUKU YERİNE DİYALOG ZEMİNİ</h2>

<p>Özel, kendileriyle görüşmek isteyenlerin öncelikle "düşman hukuku" uygulamaktan vazgeçmesi gerektiğini vurguladı. Yıllarca selam verilmemiş ve en temel protokol kurallarında dahi yok sayılmış bir partinin genel başkanı olduğunu hatırlatan Özel, CHP'nin 47 yıl sonra girdiği ilk seçimde birinci parti konumuna geldiğini belirtti. AK Parti seçmenine yönelik sorumluluk hissederek bayramda Erdoğan’ı aradığını ve sonrasında iade-i ziyaretlerin gerçekleştiğini dile getiren Özel, bu sürecin toplum tarafından "normalleşme" olarak benimsendiğini, Erdoğan’ın ise "yumuşama" ifadesini kullandığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özgür Özel, yargı bağımsızlığına vurgu yaptığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Sayın Erdoğan dün demiş ki 'Ben iktidar partisiyim.' Son genel seçimlere göre öyle. Ve 'Ana muhalefet partisi ile elbette görüşürüm.' Ben de ülkenin birinci partisiyim. İhtiyaç varsa elbette ikinci partiyle görüşürüm. Ama o elinde tuttuğu yargı gücüyle ortaya koyduğu düşman hukukundan vazgeçecek. Bu düşman hukuku yerine bir diyalog zemini ve yargının rahat bırakılması, özellikle bir partinin emrine sokulmuş yargı kolları görüntüsünden tarafsız bir yargılama ve tutuklu arkadaşlarımızın aynı kendisi İBB başkanıyken nasıl tutuksuz yargılandıysa kimse evine gitmediyse, zulüm görmediyse böyle bir yöne doğru ilerlemesi gerekir."</p>

<h2>EL UZATANIN ELİNİ HAVADA BIRAKMAYIZ</h2>

<p>Erdoğan’ın siyasi tutumunu eleştiren Özel, her şey ülke menfaatine ilerleyebilecekken Erdoğan’ın "balta çektiğini" ve bu durumun sona ermesi gerektiğini ifade etti. Özel, diyalog ve normalleşme fikrinin CHP’ye ait olduğunu, kutuplaşmadan medet umulmaması gerektiğini kaydetti. Türkiye’nin dış politikasında ve savunma sanayi alanındaki kritik meselelerde en doğru yerde durduklarını belirten Özel, ekonomik krizden çıkış için hazırladıkları 12 sayfalık öneri paketini talep edilmesi halinde AK Parti’ye de sunabileceklerini dile getirdi.</p>

<p>Mustafa Bozbey’in tutukluluğunu ve Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı süreçlerini eleştiren Özel, yargı sopasıyla partilerinin dizayn edilemeyeceğini vurguladı. Özel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Türkiye Cumhuriyeti'nde vatandaşın ihtiyacı olan her yerde CHP inisiyatif almaya adım atmaya, görev yapmaya hazırdır. Ancak CHP Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partidir. Sopayla, yargı sopasıyla dizayn ya da terbiye edemezsiniz. Baş veririz, boyun eğmeyiz ama el uzatan kimsenin elini havada bırakmadık, bırakmayız ama bunun için Türkiye'nin önünün açılması lazım."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-ulkenin-birinci-partisiyim-ihtiyac-varsa-elbette-ikinci-partiyle-gorusurum</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/ozgur-ozel-dokuz8-2.JPG" type="image/jpeg" length="52741"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tayfun Kahraman Silivri Cezaevi'nden yapay zeka aracılığı ile seslendi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tayfun-kahraman-silivri-cezaevinden-yapay-zeka-araciligi-ile-seslendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tayfun-kahraman-silivri-cezaevinden-yapay-zeka-araciligi-ile-seslendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gezi davası kapsamında hükümlü şehir planlamacısı Tayfun Kahraman, cezaevindeki dördüncü yılına girerken yapay zeka aracılığıyla hazırlanan video ile kamuoyuna seslendi. Kahraman, 'Haklı ve masum olmanın vicdan rahatlığı ile adaleti bekliyorum' dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gezi davası kapsamında hükümlü şehir planlamacısı Tayfun Kahraman, cezaevindeki dördüncü yılına girerken yapay zeka aracılığıyla hazırlanan video ile kamuoyuna seslendi. Kahraman, 'Haklı ve masum olmanın vicdan rahatlığı ile adaleti bekliyorum' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gezi Parkı davası hükümlülerinden, şehir planlamacısı Tayfun Kahraman'ın Silivri Cezaevi'ndeki tutukluluğunda dördüncü yıl geride kaldı. Kahraman'ın sosyal medya hesabından, yapay zeka teknolojisi kullanılarak hazırlanan bir video paylaşıldı.</p>

<p>Kahraman'ın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda 'Herkese selamlar, Arkadaşlar dijital teknolojiyi kullanarak böyle bir video hazırlayabileceklerini söylediler. Biraz da ısrar ettiler, ben de kabul ettim. İzlediğiniz bu görüntü Silivri Cezaevi'ne ait değil. Zaten ben de aradan geçen dört yılın ardından artık buradaki gibi görünmüyorum. Her ne olursa olsun, dört yıl sonra yeniden aranızdaymış gibi konuşma fikri bana da iyi geldi. Hakkımın, hukukumun ve adil bir yaşam umudumla sözlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Özgür günlerde buluşmak üzere:' ifadelerine yer verildi.</p>

<p data-path-to-node="8">Yapay zeka ile oluşturulan videoda ise Kahraman, yaşadığı süreci şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p>'Merhaba, Ben Tayfun Kahraman. Bugün Silivri Cezaevindeki hücremde dördüncü yılıma giriyorum. Dört yıl, yani 1460 gün, her akşam bir demir kapının arkasında, ailemden uzakta uyudum. Tüm bu yaşadıklarımın benim şahsımla ilgili olmadığını biliyorum. Tutukluluğum, olağanüstü bir dönemde yaşanan olağan dışı olaylardan biri. Elbette tarihte bu tip dönemler gelir ve elbette bir gün geçer. Haklı ve masum olmanın vicdan rahatlığı ile adaleti bekliyorum. Bu dört yılda hem dostlarımdan hem hiç tanımadığım insanlardan hem de hiç beklemediğim kesimlerden çok büyük destek gördüm. Kutuplaşmış siyasete, bölünmüş hayatlara rağmen, bu desteği görmek umudumu diri tuttu. Haklılığın gücüne, halkımızın vicdanına inancım asla sarsılmadı. Güzel günlere olan inancımı yitirmedim, siz de yitirmeyin. Çocuklarımızın daha güvende olduğu, ülkemizin huzur bulduğu, çok daha güzel günlere birlikte kavuşacağız.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tayfun-kahraman-silivri-cezaevinden-yapay-zeka-araciligi-ile-seslendi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/tayfun-kahraman-silivri-cezaevinden-yapay-zeka-araciligi-ile-seslendi.jpg" type="image/jpeg" length="78027"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK-İŞ Başkanı Atalay'dan maden işçilerine destek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turk-is-baskani-atalaydan-maden-iscilerine-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turk-is-baskani-atalaydan-maden-iscilerine-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’daki hak arama mücadelesine destek vererek, işverenin üç yıldır işçi haklarını gasp ettiğini ifade etti. Atalay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın söz konusu maden ruhsatını iptal etmesi gerektiğini kaydetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkanı Ergün Atalay, konfederasyonun genel merkezinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne dair hazırlıklar ve gündemdeki çalışma hayatı sorunları üzerine açıklamalarda bulundu. Atalay, bu yılki 1 Mayıs kutlamalarının ana merkezinin Edirne Savaşlar Meydanı olacağını bildirdi. Kutlamaların Türkiye’nin dört bir yanına yayılacağını belirten Atalay; İstanbul’da Kadıköy, İzmir’de Gündoğdu, Ankara’da Ulus, Mersin’de Cumhuriyet Meydanı, Trabzon’da Atatürk Meydanı, Adana’da Bayraklı Meydanı ve Samsun’da Cumhuriyet Meydanı gibi noktalarda diğer sendikalarla ortak veya müstakil etkinlikler düzenleneceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ÇOCUK İŞÇİLİĞİ VE İŞ CİNAYETLERİ</h2>

<p>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle çocuk işçiliği konusuna değinen Atalay, bayram günlerinde dahi çocukların çalışmaya ve bu süreçte hayatlarını kaybetmeye devam ettiğini vurguladı. Elindeki verileri paylaşan Atalay, çocukların ekonomik sıkıntılar nedeniyle ailelerine katkı sağlamak için çalışmak zorunda kaldığını dile getirdi. Sadece 2025 yılında 94 çocuğun iş kazası değil, "iş cinayeti" sonucu yaşamını yitirdiğini belirten Atalay, son 10-12 yıllık süreçte hayatını kaybeden çocuk sayısının 836’ya ulaştığını kaydetti. Çocuk işçiliğinin şehirlerde de hızla yaygınlaştığına dikkat çeken Atalay, çocukların çalışmak yerine okula gitmesi gerektiğini ve bu cinayetlerin önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Atalay, Kahramanmaraş’ta meydana gelen silahlı okul saldırısı hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Saldırıyı gerçekleştiren çocuğun annesinin öğretmen, babasının ise emniyet müdürü olduğunu hatırlatan Atalay, bu durumun sadece polisiye tedbirlerle çözülemeyeceğini ifade etti. Eğitim ve güvenlik imkanlarına sahip bir aile yapısında dahi bu tür olayların yaşanmasının derinlemesine düşünülmesi gerektiğini söyleyen Atalay, benzer tabloların Türkiye’nin her yerinde yaşanma ihtimaline karşı uyarıda bulundu.</p>

<h2>MADENCİYE POLİS GÜCÜ KULLANILMASI DOĞRU DEĞİL</h2>

<p>Eskişehir’de faaliyet gösteren Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’da devam eden eylemlerine ilişkin konuşan Atalay, Mihalıçcık’taki maden ocağında yaşanan sorunların uzun süredir devam ettiğini belirtti. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulduktan sonra Adularya-Yıldızlar Holding’e devredilen iş yerinde işçilerin üç yıldır ücretlerinin ödenmediğini ifade eden Atalay, Ramazan Bayramı öncesinde yapılan girişimler neticesinde 40 milyon liralık bir ödeme yapıldığını ancak mağduriyetin sürdüğünü kaydetti. İşçilerin birikmiş kıdem tazminatları ve altı aylık alacakları olduğunu vurgulayan Atalay, hangi sendikaya bağlı olursa olsun mağdur olan her işçinin yanında olmanın TÜRK-İŞ Genel Başkanı’nın görevi olduğunu söyledi.</p>

<p>İşçilerin Ankara yürüyüşü sırasında polisten gördüğü şiddeti uygun bulmadığını belirten Atalay, madencilerin sadece haklarını talep ettiğini ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çözüm üretmesi gerektiğini dile getiren Atalay, kötü işveren olarak nitelendirdiği yapıyla TMSF ilişkisinin kesilmesi ve ruhsatın iptal edilmesi gerektiğini savundu.</p>

<p>Çalışma hayatındaki genel sorunlara da değinen Atalay, Yüksek Hakem Kurulu’nun antidemokratik bir yapıda olduğunu ve enflasyon oranlarını dahi işçiye yansıtmadığını belirtti. İşverenlerin sözleşme müzakerelerinden kaçarak dosyaları bu kurula havale ettiğini ifade eden Atalay, enerji ve maden sektöründe ücretlerin 32 bin ile 35 bin lira arasında kaldığını kaydetti. Yeni bir çalışma hayatı düzenlemesine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Atalay, sendikaların şahısların veya partilerin değil, doğrudan işçinin ve memurun kuruluşu olduğunu hatırlattı. Madencilerin devletine ve işyerine sadık insanlar olduğunu belirten Atalay, onlara karşı polis gücü kullanılmasının doğru olmadığını yineleyerek tüm emekçilerin yanında durmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turk-is-baskani-atalaydan-maden-iscilerine-destek</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2021/12/ergun-atalay-12.jpg" type="image/jpeg" length="38878"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Partili Özgül Saki: 24 Nisan 1915 yalnızca geçmişi anmak değil, bugünü değiştirmek için de kritik bir eşiktir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-ozgul-saki-24-nisan-1915-yalnizca-gecmisi-anmak-degil-bugunu-degistirmek-icin-de-kritik-bir-esiktir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-ozgul-saki-24-nisan-1915-yalnizca-gecmisi-anmak-degil-bugunu-degistirmek-icin-de-kritik-bir-esiktir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, 24 Nisan 1915’in yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma etkinliklerine yönelik yasakların kaldırılması gerektiğini ifade etti. Saki, bu tarihin toplumsal yüzleşme ve demokratikleşme süreci için önemini kaydetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında 24 Nisan 1915'e ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saki, konuşmasında bundan tam 111 yıl önce 24 Nisan 1915 tarihinde, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin örgütü Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 250 Ermeni aydın ve siyasetçinin evlerinden alınarak zorla sürgüne gönderildiğini ve bu kişilerden daha sonra bir daha haber alınamadığını belirtti. 24 Nisan tarihinin tarihsel arka planına dikkat çeken Saki, bu sürecin sonuçlarının günümüzde de hissedildiğini ifade etti.</p>

<h2>24 NİSAN ANMALARINA YÖNELİK YASAKLAR</h2>

<p>24 Nisan anmalarına yönelik yasaklara da değinen Saki, şu görüşleri dile getirdi:</p>

<p>"24 Nisan’ı Anma Platformu, Kadıköy Süreyya Operası önünde saat 19.00’da anma yapmak için İstanbul Valiliği’ne başvuruda bulundu ancak valilik son dört yılda olduğu gibi bu yıl da izin vermedi. 24 Nisan'ı Anma Platformu yaptığı açıklamada, 'Demokrasinin gelişmesi, birarada yaşama kültürünün şekillenmesinde, şiddetin ve nefret söyleminin geriletilmesinde en önemli adım 24 Nisan'da kaybettiklerimizi insanları, canlıları, kültürü, gelenekleri hatırlatmak, unutmadığımızı göstermek ve yüzleşmektir. Anmanın yasaklanmasını protesto ediyor ve karar vericilerine tutumlarını gözden geçirmeleri çağrısı yapıyoruz' diyorlar. Biz de AKP iktidarına ve İstanbul Valiliğine bu yasaktan vazgeçin diyoruz. 24 Nisan 1915 yalnızca geçmişi anmak değil, bugünü değiştirmek için de kritik bir eşiktir."</p>

<p>Gazeteci Tuğçe Yılmaz'ın üç yıl önce yayınlanan "Türkiyeli Ermeni gençler anlatıyor: 109 yıldır süren yas" başlıklı haberini hatırlatarak "Bu haberi nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi uyarınca hakkında dava açıldı. Yılmaz'ın yargılanmasını da buradan protesto ediyoruz. Derhal bu davanın düşürülmesini talep ediyoruz" dedi.</p>

<p>Özgül Saki, 24 Nisan’ın yalnızca tarihsel bir anma günü olmadığını belirterek, "Bu tarih, geçmişle kurulan ilişkilerin bugünkü siyasal, hukuki ve toplumsal düzen üzerindeki etkilerini görünür kılan kritik bir eşiktir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-ozgul-saki-24-nisan-1915-yalnizca-gecmisi-anmak-degil-bugunu-degistirmek-icin-de-kritik-bir-esiktir</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/ozgul-saki.jpg" type="image/jpeg" length="70860"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Pakistanlı yetkililerle ateşkesi görüştü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-disisleri-bakani-arakci-pakistanli-yetkililerle-ateskesi-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-disisleri-bakani-arakci-pakistanli-yetkililerle-ateskesi-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Pakistanlı yetkililerle temaslarda bulundu. Görüşmelerde bölgesel gelişmeler ve ateşkes konuları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında gerçekleştirilmesi beklenen yeni barış görüşmelerine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Pakistan’ın başkenti İslamabad’da üst düzey yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p>Arakçi, sosyal paylaşım platformu Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ishaq Dar ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir ile görüştüğünü bildirdi. Söz konusu temaslarda bölgesel gelişmelerin ve ateşkes süreçlerinin masaya yatırıldığı ifade edilirken, bahsi geçen ateşkesin ABD ile İran arasındaki gerilimi mi yoksa İsrail-Lübnan hattındaki durumu mu kapsadığına dair bir detay paylaşılmadı.</p>

<h2>İKİNCİ TUR MÜZAKERELER HENÜZ TEYİT EDİLMEDİ</h2>

<p>Öte yandan, Pakistan’ın başkenti İslamabad'ın Washington ve Tahran yönetimleri arasında yapılabilecek olası yeni müzakereler için hazır durumda tutulduğu belirtildi. Ancak tarafların henüz ikinci tur müzakerelere katılacağına dair resmi bir teyit vermedikleri kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kentte ana yolların trafiğe kapatıldığı altıncı güne girilirken, bu kısıtlamaların ne zaman kaldırılacağı konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Batı medyasında yer alan haberlerde, ağır tonajlı araçların kente girişine izin verilmemesinin taze gıda sevkiyatlarını yavaşlattığı ve bu durumun tedarik zincirinde aksamalara yol açtığı vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-disisleri-bakani-arakci-pakistanli-yetkililerle-ateskesi-gorustu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/arakci.png" type="image/jpeg" length="41148"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Halka saçılacak 486. Mesir dualarla hazırlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/halka-sacilacak-486-mesir-dualarla-hazirlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/halka-sacilacak-486-mesir-dualarla-hazirlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[41 çeşit baharatın karışımı ile buluşan 10 ton şifalı mesir, Sultan Camii minarelerinden saçılmak üzere hazır. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Mesir saçım törenine katılacak ve ilk kez Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ile birlikte halka mesir saçacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ahmet Ünsal / Manisa</strong></p>

<p>UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında 26 Nisan Pazar günü Sultan Camii ve kubbelerinden halka saçılacak 10 ton mesir macununun duası okundu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Mesir saçım törenine katılacak. Geçen yılki Mesir’de, Haziran ayında yaşamını yitiren Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ile birlikte mesir saçan Özel, bu yıl ise ilk kez Büyükşehir Belediye Başkanlığında Besim Dutlulu ile birlikte halka mesir saçacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Halka Saçılacak 486. Mesir Dualarla Hazırlandı" class="detail-photo img-fluid" height="835" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/halka-sacilacak-486-mesir-dualarla-hazirlandi.jpeg" width="1600" /></p>

<h2>41 çeşit baharatın karışımı ile buluşan 10 ton şifalı mesir, Sultan Camii minarelerinden saçılmak üzere hazır</h2>

<p>Mesir macunlarının üretiminin yapıldığı Manisa’yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği’nde yapılan duaya; Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Manisa İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İlhan Şen, AK Parti Manisa İl Başkanı Süleyman Turgut, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak, Manisa’yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık ve sivil toplum kuruluşlarının başkanları katıldı.</p>

<p>Manisa İl Müftüsü Şükrü Kabukçu’nun yaptığı dua sonrasında Vali Vahdettin Özkan ve protokol üyeleri, temsili olarak basın mensuplarına mesir macunu saçımı yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/halka-sacilacak-486-mesir-dualarla-hazirlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/halka-sacilacak-486-mesir-dualarla-hazirlandi1.jpeg" type="image/jpeg" length="62361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gökçen’den Avrupa Konseyi’nde von der Leyen ve Barrack açıklamalarına tepki]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gokcenden-avrupa-konseyinde-von-der-leyen-ve-barrack-aciklamalarina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gokcenden-avrupa-konseyinde-von-der-leyen-ve-barrack-aciklamalarina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, AKPM’de gerçekleştirdiği konuşmada, Ursula von der Leyen ve Tom Barrack’ın açıklamalarına yanıt verdi. Gökçen, Türkiye’nin sömürge valisi dayatılacak bir ülke olmadığını kaydetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde (AKPM) Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın ifadelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Gökçen, konuşmasında Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye konusundaki yaklaşımını eleştirdi. Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı kategoride değerlendirerek tehdit ilan etmesini "cahillik" olarak nitelendiren Gökçen, Türkiye’nin AB’ye aday bir ülke ve Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olduğunu hatırlattı. Türkiye'nin antidemokratik bir rejimle yönetildiğini ifade eden Gökçen, mevcut hükümetin en yakın dostlarının "ilkesiz siyasetçiler" olduğunu savundu. Sadece hükümetin kullanışlı olması nedeniyle insan hakları ihlallerine göz yuman bir Avrupa Birliği'nin başarısızlığa mahkum olduğunu vurgulayan Gökçen, prensiplerin seçilmesi gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"TÜRKİYE SÖMÜRGE VALİSİ DAYATILACAK BİR ÜLKE DEĞİLDİR"</h2>

<p>ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın bölge için monarşi ve otoriter rejimlerin daha uygun olduğuna dair sözlerine tepki gösteren Gökçen, Türkiye’de cumhuriyet ve demokrasinin büyük fedakarlıklarla kazanıldığını belirtti. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün parlamentoyu 106 yıl önce, savaş devam ederken açtığını vurgulayan Gökçen, dün kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın önemine dikkat çekti. Gökçen, Tom Barrack ve Trump yönetiminin, Türkiye’nin sömürge valisi ya da muhalefetsiz antidemokratik bir rejim dayatılabilecek bir ülke olmadığını anlaması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Ortadoğu halklarına yönelik bu tür yaklaşımların hakaret niteliği taşıdığını söyleyen Gökçen; Venezuela, İran ve Filistin’de uluslararası hukuku ihlal edenlerin dünyaya verebilecek bir dersi olmadığını kaydetti. İran’da ve Filistin’de yaşanan can kayıpları üzerinden ikiyüzlülük eleştirisi yapan Gökçen, bu tür bir yaklaşımla barışın inşa edilemeyeceğini vurguladı. Gökçen, konuşmasını Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözüyle noktaladı.</p>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">🔴 Gökçen’den Avrupa Konseyinde Ursula Von Der Leyen ve Tom Barrack’ın açıklamalarına cevap:<br />
<br />
➡️ "Türkiye Avrupa Birliğine aday bir ülkedir. Aynı zamanda Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesidir. Evet, antidemokratik bir rejimle yönetiliyor. Ama bu rejimin ve bu hükümetin en yakın… <a href="https://t.co/ACVOrcJtgr" rel="nofollow">pic.twitter.com/ACVOrcJtgr</a></p>
— dokuz8haber (@dokuz8haber) <a href="https://twitter.com/dokuz8haber/status/2047651110094045550?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">April 24, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gokcenden-avrupa-konseyinde-von-der-leyen-ve-barrack-aciklamalarina-tepki</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/gokce-gokcen-8.png" type="image/jpeg" length="89952"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin: Japon militarizminin yeniden canlanmasına izin verilemez]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/cin-japon-militarizminin-yeniden-canlanmasina-izin-verilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/cin-japon-militarizminin-yeniden-canlanmasina-izin-verilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Japonya’da "yeni tür militarizmin" yükseldiğini belirterek bölge ülkelerini teyakkuzda olmaya çağırdı. Guo, İkinci Dünya Savaşı zaferinin kazanımlarının korunması ve tarihi trajedilerin tekrarlanmaması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Çin dahil bölge ülkelerinin teyakkuz halinde olması gerektiğini, İkinci Dünya Savaşı zaferinin kazanımlarını birlikte koruması ve Japon militarizminin yeniden canlanmasına ya da tarihi trajedilerin tekrarlanmasına kesinlikle izin vermemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Guo, bugün düzenlenen basın toplantısında Japonya’nın son dönemdeki adımlarına ilişkin soruları yanıtlarken, Japonya’da “yeni tür militarizmin” yükselişinin inkâr edilemez bir gerçek haline geldiğini ve bunun somut bir tehdit oluşturduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SALDIRGAN VE YAYILMACI ÇİZGİ</h2>

<p>Tarihe işaret eden Guo, Japon militarizminin geçmişte sözde “dış tehditler” yaratarak milliyetçiliği körüklediğini, devlet mekanizmasını ele geçirdiğini ve Asya-Pasifik ülkelerinin halklarına ağır acılar yaşattığını hatırlattı. Guo, bugün ise Japonya’daki sağcı güçlerin saldırganlıkla dolu geçmişten ders çıkarmak yerine ülkenin güvenlik politikalarını giderek daha saldırgan ve yayılmacı bir çizgiye sürüklediğini ifade etti.</p>

<p>Sözcü Guo ayrıca, Japonya’nın askeri-endüstriyel kompleksi yeniden şekillendirerek ülkenin yeniden silahlanma sürecini hızlandırmaya çalıştığını kaydetti. Japonya’nın anayasa değişikliği girişimlerini sürdürdüğüne, silah ihracatına yönelik kısıtlamaları gevşettiğine, saldırı kapasitesine sahip füzeler konuşlandırdığına, askeri harcamalarını artırdığına ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ile temaslarını sıklaştırarak Asya-Pasifik’e dış askeri güçleri taşımaya çalıştığına dikkat çekti.</p>

<p>Bölge ülkelerine çağrıda bulunan Guo, hiçbir kişi ya da gücün bölgede barışı baltalamasına veya yeni yıkımlara yol açmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/cin-japon-militarizminin-yeniden-canlanmasina-izin-verilemez</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/chinatbb1280x720.png" type="image/jpeg" length="99595"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülcan Kış: Türkiye ekonomisi borçla dönüyor, faizle ayakta kalıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gulcan-kis-turkiye-ekonomisi-borcla-donuyor-faizle-ayakta-kaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gulcan-kis-turkiye-ekonomisi-borcla-donuyor-faizle-ayakta-kaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, bankalara olan bireysel borçların 6,5 trilyon lirayı aştığını ve icra dosyası sayısının 24 milyon 699 bine ulaştığını belirtti. Kış, bütçeden faize ayrılan payın büyüklüğüne dikkat çekerek kazananın yalnızca faiz düzeni olduğunu ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye ekonomisindeki borç ve faiz yüküne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Vatandaşların ağırlaşan borç yükü altında zorlandığını ifade eden Kış, ülkede borçla ayakta kalma çabasının yaygınlaştığını belirtti.</p>

<p>Türkiye’deki bireysel borçların ulaştığı seviyeye dikkat çeken Kış, vatandaşların bankalara olan toplam borcunun 6,5 trilyon lirayı geçtiğini vurguladı. Sadece bir haftalık süreçte 38 milyar liralık yeni borçlanma yaşandığını kaydeden Kış, icra dosyalarındaki artışın tabloyu daha da ağırlaştırdığını dile getirdi. Kış, “Son 90 günde icra dairelerine 3 milyondan fazla yeni dosya geldi. Toplam dosya sayısı 24 milyon 699 bini geçti. Artık bu ülkede borçlu olmak bir istisna değil, hayatın kendisi haline gelmiş durumda” dedi.</p>

<h2>FAİZ ÖDEMELERİNİN BÜTÇE PAYI</h2>

<p>İktidarın ekonomik tercihlerini eleştiren Kış, bütçeden faiz ödemelerine ayrılan payın büyüklüğüne değindi. Sadece üç aylık dönemde 876 milyar lira faiz ödemesi gerçekleştirildiğini belirten Kış, vatandaşın ödediği her 100 liralık verginin 26 lirasının faize gittiğini kaydetti. Bütçeden çıkan her 100 liranın 20 lirasının faiz ödemelerine ayrıldığını söyleyen Kış, bu kaynakların toplumsal ihtiyaçlar yerine finansal yükümlülüklere aktarıldığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu kaynakların alternatif alanlarda kullanılabileceğini belirten Kış, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bu parayla okullara güvenlik görevlisi koyarsınız, çocukları korursunuz. Okulların temizliğini sağlarsınız, öğretmen atarsınız. Ama bunların hiçbiri yapılmıyor. Çocukların hayatını kaybettiği bir ülkede bile öncelik hâlâ faiz ödemek oluyor.”</p>

<h2>DIŞ BORÇ VE FİNANSAL BASKI</h2>

<p>Önümüzdeki dönemde ödenmesi gereken dış borç yüküne işaret eden Kış, Türkiye’nin ciddi bir finansal baskıyla karşı karşıya olduğunu kaydetti. Bir yıl içinde 239 milyar dolar dış borç ve 25 milyar dolar faiz ödemesi olmak üzere toplamda 260 milyar dolarlık bir yükten bahseden Kış, bu borcun yüzde 45’inin bir yıl içinde ödenmesi gerektiğini hatırlattı.</p>

<p>Ekonomideki mevcut yapıyı eleştiren Kış, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>“Bir tarafta devlet borç ödüyor, diğer tarafta vatandaş borçlanıyor. Ortada tek kazanan var: faiz düzeni. Bu ekonomi büyümüyor; borçla dönen, faizle yaşayan bir sistem haline gelmiş durumda. Ve bu sistemde kaybeden hep aynı: milyonlarca vatandaş.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gulcan-kis-turkiye-ekonomisi-borcla-donuyor-faizle-ayakta-kaliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/10/gulcan-kis.jpg" type="image/jpeg" length="96869"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Afet Dönemlerinde Jeneratörlerin Önemi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/afet-donemlerinde-jeneratorlerin-onemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/afet-donemlerinde-jeneratorlerin-onemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Deprem, sel, fırtına, yangın ve yoğun kar yağışı gibi afetlerde elektrik altyapısı zarar görebilir veya güvenlik amacıyla geçici olarak devre dışı bırakılabilir. Böyle durumlarda iletişim, aydınlatma, sağlık hizmetleri, temiz su temini ve koordinasyon merkezleri için yedek enerji hayati önem taşır. Afet planlarında doğru konumlandırılmış bir <a href="https://www.gucbirjenerator.com/" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>jeneratör</strong></span></a>, kriz anında temel hizmetlerin devam etmesine yardımcı olur.</p>

<h2>Afet Yönetiminde Enerjinin Rolü</h2>

<p>Afet anlarında ilk ihtiyaçlardan biri haberleşmedir. Telefon şarj istasyonları, telsiz sistemleri, internet altyapısı ve kriz masaları elektriğe ihtiyaç duyar. Elektrik olmadığında bilgi akışı yavaşlar, koordinasyon zorlaşır ve müdahale ekiplerinin hareket kabiliyeti azalır. Bu nedenle belediyeler, kamu kurumları, sağlık kuruluşları ve yardım organizasyonları yedek güç planlarını önceden hazırlamalıdır.</p>

<p>Enerji sürekliliği yalnızca büyük merkezler için değil, geçici barınma alanları, sahra mutfakları, su pompaları ve mobil sağlık noktaları için de gereklidir. Küçük ve orta ölçekli taşınabilir sistemler, doğru planlandığında sahada hızlı çözüm sunabilir.</p>

<h2>Kapasite ve Önceliklendirme Nasıl Yapılır?</h2>

<p>Afet planlamasında bütün yükleri aynı anda beslemek yerine öncelikli ihtiyaçlar belirlenmelidir. Aydınlatma, iletişim, medikal cihazlar, su pompaları, güvenlik ekipmanları ve temel ısıtma-soğutma sistemleri ilk sırada değerlendirilir. Her cihazın güç tüketimi ve ilk kalkış akımı hesaplanmalıdır.</p>

<p>Bu hesaplama yapılmadan seçilen sistemler kriz anında yetersiz kalabilir. Gereğinden büyük cihazlar ise yakıt lojistiğini zorlaştırır. Bu nedenle kapasite, sahadaki gerçek ihtiyaçlara göre dengeli biçimde belirlenmelidir.</p>

<h2>Yakıt Lojistiği ve Güvenli Kurulum</h2>

<p>Afet koşullarında yakıt temini her zaman kolay olmayabilir. Dizel modeller, uzun çalışma süreleri ve verimli tüketimleri nedeniyle kritik operasyonlarda sık tercih edilir. Bununla birlikte yakıtın güvenli depolanması, düzenli kontrol edilmesi ve erişilebilir noktada tutulması gerekir. Bir <a href="https://www.gucbirjenerator.com/" rel="dofollow"><strong>jeneratör çeşitleri</strong></a> yalnızca satın alınarak değil, yakıt ve bakım planıyla birlikte hazır hale gelir.</p>

<p>Kurulum alanı da güvenlik açısından önemlidir. Egzoz gazı kapalı alanlara verilmemeli, cihaz yeterli havalandırmaya sahip olmalı ve yağıştan korunmalıdır. Karbonmonoksit riski nedeniyle portatif cihazlar kesinlikle kapalı mekanlarda çalıştırılmamalıdır.</p>

<h2>Periyodik Testler Hayat Kurtarır</h2>

<p>Afet ekipmanlarının en büyük riski, uzun süre kullanılmadığı için ihtiyaç anında çalışmamasıdır. Akü boşalması, yakıtın bozulması, filtrelerin tıkanması veya bağlantı gevşeklikleri beklenmedik arızalara yol açabilir. Bu nedenle yedek güç sistemleri belirli aralıklarla çalıştırılmalı ve yük altında test edilmelidir.</p>

<p>Bakım planında yağ ve filtre değişimi, soğutma sistemi kontrolü, akü voltaj ölçümü, kablo bağlantıları ve kontrol paneli uyarıları yer almalıdır. Kurum personelinin temel çalıştırma ve güvenli kapatma adımlarını bilmesi de operasyonel hazırlığı artırır.</p>

<h2>Kurumlar İçin Hazırlık Senaryosu</h2>

<p>Afet ve acil durum hazırlığında en etkili yöntem, ekipmanı raflarda bekletmek değil, düzenli senaryo çalışmaları yapmaktır. Kurumlar yılda belirli dönemlerde elektrik kesintisi tatbikatı düzenleyerek cihazların çalışmasını, yakıt planını, personel görev dağılımını ve haberleşme akışını test etmelidir. Tatbikatlar, kağıt üzerindeki planların sahada gerçekten işleyip işlemediğini gösterir.</p>

<p>Yedek güç sistemleri için konumlandırma da önceden belirlenmelidir. Cihazın sel riski olan bodrumda tutulması, egzozun kapalı alana yönlendirilmesi veya yakıtın güvensiz depolanması afet anında ek tehlike yaratabilir. Bu yüzden kurulum noktası güvenlik, erişim ve havalandırma açısından kontrol edilmelidir.</p>

<p>Yerel paydaşlar arasında koordinasyon kurulması da önemlidir. Belediyeler, sağlık birimleri, lojistik merkezleri ve sivil toplum kuruluşları hangi ekipmanın nerede bulunduğunu bilirse, kriz anında kaynaklar daha verimli kullanılır. Enerji planlaması, afet dayanıklılığının sessiz ama belirleyici başlıklarından biridir.</p>

<p>Afet sonrası ilk saatlerde enerji ihtiyacının çok hızlı değişebileceği de unutulmamalıdır. İlk etapta aydınlatma ve haberleşme öncelikliyken, ilerleyen saatlerde su temini, gıda saklama, ısınma veya mobil sağlık hizmetleri öne çıkabilir. Bu nedenle kurumlar tek bir senaryoya bağlı kalmak yerine farklı kapasite ve kullanım planları hazırlamalıdır. Esnek planlama, kaynakların sahada daha doğru yönlendirilmesini sağlar.</p>

<p>Hazırlık kültürü, yalnızca ekipman listesi yapmakla oluşmaz. Sorumluların belirlenmesi, bakım kayıtlarının tutulması ve toplum yararına kullanılacak kritik noktaların önceden işaretlenmesi gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hazırlık, kriz anında hem müdahale ekiplerinin hem de vatandaşların daha güvenli koşullara ulaşmasını kolaylaştırır.</p>

<h2>Yerel Yönetimler ve Kurumlar İçin Stratejik Hazırlık</h2>

<p>Yerel yönetimler, okullar, hastaneler, lojistik merkezleri, medya kuruluşları ve sivil toplum örgütleri için yedek enerji planı afet senaryolarının ayrılmaz bir bölümüdür. Hangi noktada hangi kapasitede sistem bulunacağı, yakıtın nereden sağlanacağı ve servis desteğinin nasıl alınacağı önceden tanımlanmalıdır.</p>

<p>Güçbir Jeneratör, geniş ürün gamı ve teknik servis yaklaşımıyla farklı ölçeklerdeki kurumların kesintisiz enerji planlarına destek sağlayabilecek seçenekler sunar. Sonuç olarak doğru <a href="https://www.gucbirjenerator.com/" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>jeneratör</strong></span></a> tercihi, afet ve kesinti dönemlerinde hizmet sürekliliğini koruyan kritik bir hazırlık adımıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ADVERTORIAL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/afet-donemlerinde-jeneratorlerin-onemi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/jenerator.jpg" type="image/jpeg" length="19587"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KESK Tunceli'de Gülistan Doku ve şüpheli kadın ölümleri için yürüdü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kesk-tuncelide-gulistan-doku-ve-supheli-kadin-olumleri-icin-yurudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kesk-tuncelide-gulistan-doku-ve-supheli-kadin-olumleri-icin-yurudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KESK Tunceli Şubeler Platformu, Gülistan Doku ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin açıklama yaptı. SES Şube Eşbaşkanı Serap Kahraman, koruma ve cezasızlık düzeninin sorgulanması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Tunceli Şubeler Platformu, Gülistan Doku soruşturması ve kentteki diğer şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekmek amacıyla Sanat Sokağı’ndan Kışla Meydanı’na kadar bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi.</p>

<p>KESK Tunceli Şubeler Platformu adına açıklamayı okuyan Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Şube Eşbaşkanı Serap Kahraman, Gülistan Doku dosyasının yalnızca bir kayıp vakası olmaktan çıktığını ifade etti. Kahraman, dönemin mülki idare amirlerinden üniversiteye, hastanelerden emniyete kadar uzandığı öne sürülen koruma ve cezasızlık düzeninin sorgulanması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Kentteki şüpheli ölümler ve delil karartma iddiaları karşısında kamu makamlarının etkin soruşturma yürütmediğini savunan Kahraman, yaşananların yapısal bir çürümenin göstergesi olduğunu dile getirdi. Dersim’de meydana gelen tüm şüpheli kadın ölümlerinin bağımsız ve tarafsız bir şekilde yeniden soruşturulması gerektiğini vurgulayan Kahraman, hiçbir makamın veya kurumsal aidiyetin cezasızlık zırhına dönüşmemesi gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"HİÇBİR DOSYA KARANLIKTA BIRAKILMASIN"</h2>

<p>Özellikle Gülistan Doku'nun arkadaşı Rojvelat Kızmaz’ın ölümü ve kamuoyunda kuşku uyandıran diğer olayların aydınlatılmasını talep eden Kahraman, hastanelerdeki veri silme işlemlerine yönelik de sorular yöneltti. Söz konusu işlemlerin hangi yetkiyle yapıldığının ve kayıtların neden geri getirilemez şekilde ortadan kaldırıldığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Güvenlik kamera sistemlerinin keyfi kullanımının kamu güvenine darbe olduğunu belirten Kahraman, dönemin rektörü dahil ilgili kişilerin yargı önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi. Kahraman, açıklamasının sonunda mücadelenin süreceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Gülistan Doku için hakikat açığa çıkıyorsa, Rojvelat Kızmaz, Rojin Kabaiş ve Esma Kılıçaslan için de açığa çıkacaktır. Hiçbir dosya karanlıkta bırakılmasın diye mücadele edeceğiz."(ANKA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, TUNCELİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kesk-tuncelide-gulistan-doku-ve-supheli-kadin-olumleri-icin-yurudu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/kesk-tunceli.jpg" type="image/jpeg" length="41622"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erkan Baş'tan maden işçilerine destek: Ben de açlık grevine katılacağım, zorbalığa yeter artık!]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/erkan-bastan-maden-iscilerine-destek-ben-de-aclik-grevine-katilacagim-zorbaliga-yeter-artik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/erkan-bastan-maden-iscilerine-destek-ben-de-aclik-grevine-katilacagim-zorbaliga-yeter-artik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Ankara’da polis müdahalesiyle karşılaşan Doruk Madencilik işçilerine destek vermek amacıyla açlık grevine katılacağını duyurdu. Baş, madencilere yönelik uygulanan polis müdahalesine tepki göstererek tüm yurttaşları bu duruma sessiz kalmamaya çağırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Eskişehir’de faaliyet gösteren Doruk Madencilik bünyesinde çalışan ve Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi olan işçilere yönelik gerçekleştirilen polis müdahalesine tepki gösterdi.</p>

<p>Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunan Baş, Ankara’ya maden işçilerinin yanına gitmek üzere İstanbul’dan yola çıktığını ve kendisinin de açlık grevi eylemine dahil olacağını kaydetti. Doruk Madencilik işçileri, hak talepleri doğrultusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek istedikleri sırada emniyet güçlerinin engeliyle karşılaşmış, yaşanan arbede sonrasında yürüyüşe izin verilmemesi üzerine madenciler baretlerini yere vurarak tepkilerini dile getirmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"ZORBALIĞA YETER ARTIK"</h2>

<p>"Zorbalığa yeter artık" ifadesini kullanan Erkan Baş, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi:</p>

<p>"Haklarını almak için günlerce yürüyüp Ankara’ya gelen, Bakanlık görüşmeye bile tenezzül etmeyince açlık grevine başlayan Doruk Madencilik işçilerinin bir kez daha polis şiddetine uğramasını televizyondan izlemeyeceğiz. Dün Kurtuluş Parkı’ndaki direnişlerini ziyaret etmiştim. Bugün işçilere saldırı olduğu haberini alır almaz İstanbul’dan yola çıktım, Ankara’ya maden işçisi kardeşlerimin yanına gidiyorum. Dün onların yanındaydım, bugün ve gerekirse her gün onların yanında olacağım ve ben de açlık grevine katılacağım. Tüm yurttaşlarımızı bu zorbalığa sessiz kalmamaya çağırıyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/erkan-bastan-maden-iscilerine-destek-ben-de-aclik-grevine-katilacagim-zorbaliga-yeter-artik</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/gebzede-erkan-bas-ruzgari-akpye-oy-veren-isciler-artik-oy-verecegim-kisiyi-buldum-diyor.png" type="image/jpeg" length="94140"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aziz Nesin’in “Bir Takım Azizlikler” oyunu Mesir Tiyatro Festivali’nde sahnelendi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aziz-nesinin-bir-takim-azizlikler-oyunu-mesir-tiyatro-festivalinde-sahnelendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aziz-nesinin-bir-takim-azizlikler-oyunu-mesir-tiyatro-festivalinde-sahnelendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında düzenlenen 2. Uluslararası Mesir Tiyatro Festivali’nde, Aziz Nesin’in kaleminden sahneye uyarlanan “Bir Takım Azizlikler” adlı oyun Manisalı sanatseverlerle buluştu. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, festivalin sanat ve kültürle daha kapsamlı hale getirildiğini kaydetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali bünyesinde gerçekleştirilen 2. Uluslararası Mesir Tiyatro Festivali, kentin kültür ve sanat hayatına katkı sağlayan etkinliklerle sürdürülüyor. Festival programı dahilinde, Türk edebiyatının usta isimlerinden Aziz Nesin’in eserinden sahneye taşınan “Bir Takım Azizlikler” oyunu, Manisalı izleyicilerden yoğun ilgi gördü.</p>

<p>Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenen eser, başarılı oyunculuk performansları ve etkileyici sahne diliyle beğeni topladı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, temsili eşi Özge Ekmen Dutlulu ile birlikte takip etti. Gösterimi ayrıca Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Kubilay Penbeklioğlu ve Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Seyfettin Süha Erol da izledi.</p>

<p><img alt="Aziz Nesi Oyun" class="detail-photo img-fluid" height="682" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/aziz-nesi-oyun.jpg" width="1024" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>FESTİVALİN KAPSAMI GENİŞLETİLDİ</h2>

<p>Oyunun sona ermesinin ardından sahneye çıkan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, izleyicilere ve tiyatro ekibine hitaben bir konuşma gerçekleştirdi. Festivalin kapsamına dair bilgiler veren Dutlulu, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"486. Mesir Festivalini yapıyoruz ama çok geniş kapsamlı yapıyoruz. Buna geçtiğimiz sene başladık. 2024 yılında, ilk seçimi kazandığımızda elimizde hazır bir mesir festivali vardı. Ondan sonra Ferdi Başkan’ımızın dokunuşları başladı. Mesir Festivali içinde tiyatro festivali ilk kez geçen yıl yapılmaya başlandı. Türkiye’nin hatta dünyanın çeşitli yerlerinden tiyatrolar gelmeye başladı. Bu festivali sadece mesir saçılan bir festival olarak değil de sanatıyla, kültürüyle, tiyatrosuyla, gastronomisiyle çok kapsamlı hale getirdik."</p>

<p>Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Seyfettin Süha Erol ise konuşmasında, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya gösterilen misafirperverlikten ötürü teşekkürlerini iletti. Etkinlik, usta yazar Aziz Nesin’in anılması ve tiyatro topluluğuna sunulan teşekkürlerle sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YEREL, MANİSA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aziz-nesinin-bir-takim-azizlikler-oyunu-mesir-tiyatro-festivalinde-sahnelendi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/aziz-nesi-manisa.jpg" type="image/jpeg" length="53844"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eğitim-Sen: Okul güvenliği pedagojik ilkeler doğrultusunda sağlanmalı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/egitim-sen-okul-guvenligi-pedagojik-ilkeler-dogrultusunda-saglanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/egitim-sen-okul-guvenligi-pedagojik-ilkeler-dogrultusunda-saglanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim-Sen, Çekmeköy’de öğretmen Fatma Nur Çelik’in öldürüldüğü okul önünde “Şiddetsiz Okul Deklarasyonu” yayınladı. Deklarasyonda, okul güvenliğinin pedagojik ilkelerle sağlanması istenirken, ÇEDES ve MESEM uygulamalarına son verilmesi ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifası talep edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), "Şiddetsiz Okul Deklarasyonu"nu, 2 Mart tarihinde bir öğrencisi tarafından bıçaklanarak hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik'in görev yaptığı okulun önünde kamuoyuna duyurdu.</p>

<p>Çekmeköy'deki yeni adıyla Şehit Öğretmen Fatma Nur Çelik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde bir araya gelen sendika üyeleri, piyasacı eğitim politikalarının terk edilmesi çağrısında bulundu. Eğitim sisteminin bilimsel temelde yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirten sendika, müfredatın eleştirel düşünmeyi geliştiren ve özgür bireyler yetiştiren bir içeriğe kavuşturulması gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>TYMM, ÇEDES VE MESEM UYGULAMALARI SONLANDIRILMALI</h2>

<p>Eğitim-Sen tarafından hazırlanan deklarasyonda, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin (TYMM) derhal iptal edilmesi ve yerine bilimsel, laik, demokratik ve cinsiyet eşitlikçi bir modelin getirilmesi istendi. Eğitim politikalarının katılımcı süreçlerle belirlenmesi gerektiğini ifade eden sendika, vakıf ve derneklerle yapılan protokollerin, özellikle ÇEDES uygulamasının sonlandırılması gerektiğini belirtti. Ayrıca, çocuk emeği sömürüsü olarak nitelendirilen MESEM uygulamasına da derhal son verilmesi çağrısında bulunuldu.</p>

<p>Sınav merkezli ve rekabet odaklı eğitim sisteminin eşitsizlikleri derinleştirdiğini vurgulayan sendika, deklarasyonda şu görüşlere yer verdi:</p>

<p>"Sınav merkezli ve rekabet odaklı eğitim sistemi, öğrencileri yarıştıran, eğitim hakkını ölçme ve eleme aracına dönüştüren; çok yönlü gelişimi engelleyen, eşitsizlikleri derinleştiren ve psikolojik baskıyı artıran bir yapıya sahiptir. Bu anlayış terk edilmeli; öğrencilerin ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarını esas alan, eşitlik ve dayanışmayı güçlendiren bütünlüklü bir eğitim modeli hayata geçirilmelidir."</p>

<h2>KADROLU VE GÜVENCELİ İSTİHDAM TALEBİ</h2>

<p>Eğitim kurumlarının temel ihtiyaçlarının merkezi bütçeden karşılanması gerektiğini ifade eden sendika, öğretmen ihtiyacının ücretli veya sözleşmeli modellerle değil, kadrolu istihdam politikalarıyla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su sağlanması gerektiğini belirten açıklamada, her okula yeterli sayıda psikolojik danışman atanması talebi dile getirildi.</p>

<p>Okul güvenliğinin baskı mekanizmalarıyla değil, pedagojik ilkeler doğrultusunda sağlanması gerektiğini kaydeden Eğitim-Sen, CİMER gibi uygulamaların denetim adı altında birer baskı aracına dönüştüğünü savundu. Deklarasyonda, Milli Eğitim Akademisi modelinin kaldırılması, bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi ve Türkiye'nin Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan "Güvenli Okullar Bildirgesi"ni imzalaması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Açıklamanın sonuç bölümünde, "Eğitim alanında yaşanan sorunların baş sorumlusu olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir" denilerek, mesleki saygınlığı zedeleyen tüm düzenlemelerin iptal edilmesi istendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/egitim-sen-okul-guvenligi-pedagojik-ilkeler-dogrultusunda-saglanmali</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/egitim-sen-fatma-nur-celik.jpg" type="image/jpeg" length="91323"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="59800"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="39059"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="33969"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="22794"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="84797"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="54990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="74340"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="52241"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="20786"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="83774"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="29181"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="41692"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="50985"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="81596"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="44732"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="37059"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="23526"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="37114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="99989"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="41528"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
