<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 06 May 2026 15:57:49 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YSK'da seçim: Üyeliğe seçilen üçüncü isim belli oldu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/yskda-secim-uyelige-secilen-ucuncu-isim-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/yskda-secim-uyelige-secilen-ucuncu-isim-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi Üyesi Nurullah Bodur, 169 oy alarak YSK’nin yeni üyesi oldu. Böylece görev süresi dolan 6 üye tamamlandı, YSK başkan ve başkanvekilinin belirlenmesi için seçim yapılacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yargıtay kontenjanından Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyeliğine, Yargıtay 10. Ceza Dairesi Üyesi Nurullah Bodur seçildi.</p>

<p>YSK Başkanı Ahmet Yener dahil 6 üyenin görev süresinin ocak ayında dolması nedeniyle, Yargıtay ve Danıştay'da seçim süreci başlatılmış, Danıştay kontenjanından YSK üyeliğine 3 kişi belirlenmişti. Yargıtay kontenjanından seçilecek 3 üyenin belirlenmesi için de 19 Ocak'ta seçimlere başlanmıştı. Bu kapsamda, Yargıtay'da 26 Mart'ta yapılan seçimde 169 oy alan Mehmet Arı, 7 Nisan'da yapılan seçimde ise 180 oyla İhsan Kamil Akçadırcı YSK üyeliğine seçilmişti.</p>

<p>Yargıtay Genel Kurulunca bugün yapılan seçimde ise Yargıtay 10. Ceza Dairesi Üyesi Nurullah Bodur, 169 oy alarak YSK'nin yeni üyesi oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>YSK üyeliğine Yargıtay ve Danıştay Genel Kurulları tarafından seçilen 6 üye, bugün yemin ederek görevlerine başlayacak. Yemin töreninin ardından saat 16.00'da görevi sona eren YSK başkan ve başkanvekilinin belirlenmesi için seçim yapılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/yskda-secim-uyelige-secilen-ucuncu-isim-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/ysk-10.jpeg" type="image/jpeg" length="89713"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu'ndan AB'ye çağrı: Türkiye’ye Rusya ve Çin gibi davranmayın]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglundan-abye-cagri-turkiyeye-rusya-ve-cin-gibi-davranmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglundan-abye-cagri-turkiyeye-rusya-ve-cin-gibi-davranmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Avrupa Birliği’ne (AB) "Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı düzleme yerleştirmek, AB’nin jeopolitik gerçekleri ve stratejik çıkarlarıyla çelişir. Türkiye’ye Rusya ve Çin gibi davranmayın" çağrısında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ABD merkezli Politico için bir yazı kaleme aldı. "Bu satırları Silivri’de bir cezaevi hücresinden yazıyorum" diyen İmamoğlu, "Tutukluluğum yalnızca kişisel bir hukuki mesele değil. Türkiye’de demokrasideki daha derin bir kırılmayı, hukukun üstünlüğüne bağlılıktaki aşınmayı ve Avrupa Birliği ile ilişkilerdeki bozulmayı yansıtıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"YILLARDIR TÜRKİYE İLE AB ARASINDAKİ İLİŞKİLER SAMİMİYET VE DENGEDEN YOKSUN"</h2>

<p>İmamoğlu yazısında şunları belirtti:</p>

<p>"Yıllardır Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler samimiyet ve dengeden yoksun. Resmen 1999’dan bu yana devam eden adaylık süreci büyük ölçüde içi boşalmış durumda. Katılım süreci kâğıt üzerinde sürüyor ancak siyasi olarak uzun süredir tıkanmış halde. Türkiye hükümeti hâlâ tam üyeliği stratejik hedef olarak dile getirirken, aynı zamanda demokratik siyaseti ve kurumları zayıflatarak, hukukun üstünlüğünü ve temel hakları aşındırarak bu ilişkinin temelini zedeliyor.</p>

<p>Son dönemde iki gelişme bu çelişkiyi yeniden açık biçimde ortaya koydu. İlki, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunun genel kurula gitmek üzere hazırlanan son taslağı. İkincisi ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı kategoriye koyarak bir ortak değil, karşıt bir aktör olarak çerçevelemesi. İlk bakışta bunlar ayrı meseleler gibi görünebilir, ancak aslında aynı soruna işaret ediyorlar: Ortak bir geleceğe dair inandırıcı ve paylaşılan bir bağlılığın yokluğu. AB, Türkiye ile ilişkilerinde ilke ile çıkar arasında gidip geliyor ve stratejik bir vizyon ortaya koyamıyor. Türkiye ise ortak bir gelecek iddiasını sürdürebilecek demokratik güveni üretmekte başarısız oldu."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"KONU, STRATEJİK YÖNELİM VE ORTAK GELECEK TASAVVURU"</h2>

<p>İmamoğlu, Avrupa Parlamentosu’nun son raporuna ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Avrupa Parlamentosu’nun son raporu, Türkiye’deki demokratik gerilemeye dair bilinen kaygıları tekrarlamanın ötesine geçiyor. 19 Mart’ta tutuklanmamdan bu yana yaşananları çok daha somut ve açık biçimde ortaya koyuyor: Muhalefet üzerindeki artan baskı ve demokratik kurumların hızlanan aşınması. Ayrıca rapor, AB genişleme politikasının yeniden ivme kazandığı bir dönemde Türkiye’nin gerekli reformları gerçekleştirememesi nedeniyle bu 'fırsat penceresini' kaçırdığını açıkça belirtiyor. Artık mesele yalnızca donmuş bir üyelik dosyası değil. Konu, stratejik yönelim ve AB ile Türkiye’nin hala anlamlı bir ortak gelecek tasavvur edip edemeyeceği.</p>

<p>İlişkilerdeki tıkanıklık da en görünür hâlini burada alıyor. Ülkede muhalefet üzerindeki baskı kalıcı bir yönetim yöntemine dönüştükçe, mesele dış politikanın dar çerçevesini aşarak doğrudan rejim sorunu haline geliyor. Türkiye’nin AB ile yaşadığı gerilimlerin önemli bir kısmı da içerdeki demokratik gerilemenin dış yansımalarından kaynaklanıyor. Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden biri olan Türkiye, en başından bu yana demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayalı Avrupa kurumsal düzeninin bir parçasıdır. NATO’daki yeriyle Avrupa’nın güvenlik mimarisinin ve kolektif savunmasının önemli bir unsurudur. Karadeniz’den kritik enerji hatlarına, göçten sanayi üretimine kadar pek çok alanda AB’nin uzun vadeli dayanıklılığı Türkiye dışlanarak güçlendirilemez."</p>

<h2>"TÜRKİYE’Yİ AB’DEN UZAKLAŞTIRAN ŞEY COĞRAFYA DEĞİL, OTORİTERLEŞME SÜRECİNİN TAHRİBATIDIR"</h2>

<p>İmamoğlu, AB’nin Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı düzleme koymasını eleştirerek şunları söyledi:</p>

<p>"Bu nedenle Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı düzleme yerleştirmek, AB’nin kendi jeopolitik gerçekleri ve stratejik çıkarlarıyla çelişir. Türkiye, bu aktörlerden farklı olarak Avrupa ile köklü kurumsal ilişkilere ve doğrudan, yapılandırılmış bir ortaklığa sahiptir. Türkiye’yi dışlayan bir AB, uzun vadede kendi güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığını da zayıflatır. AB bugün Türkiye’ye baktığında tanıdık bir tablo görüyor: Zayıflamış kurumlar, siyasallaşmış bir yargı ve baskı altındaki bir muhalefet. Ancak biz bu tabloyu sadece tarif etmiyoruz, yaşıyoruz. Türkiye’yi AB’den uzaklaştıran şey coğrafya değil, otoriterleşme sürecinin yarattığı birikimli tahribattır.</p>

<p>Ülkeyi Avrupa Konseyi standartlarından uzaklaştıran, hukukun üstünlüğünü zedeleyen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını tanımayan ve yerel demokrasiyi sistematik biçimde aşındıran bir yönetim, kendisini Avrupa değerlerinin savunucusu olarak inandırıcı şekilde sunamaz. Bu söylem Brüksel’de de ülke içinde de karşılık bulmuyor. Türkiye’nin bugün ihtiyaç duyduğu şey hamasi söylemler değil, net bir yönelimdir. AB ile ortak bir geleceği savunmak, onay aramak değildir; Avrupa’nın çifte standartlarını görmek de Avrupa projesinden vazgeçmek anlamına gelmez. İhtiyacımız olan şey, hukuku, özgürlüğü ve çoğulculuğu dış talepler değil, Türk halkının vazgeçilmez hakları olarak gören bir siyasi vizyondur."</p>

<h2>"YÖNETMEK İSTEDİĞİMİZ TÜRKİYE FARKLI OLACAKTIR"</h2>

<p>İmamoğlu, yazısını şu ifadelerle tamamladı:</p>

<p>"Bu nedenle yönetmek istediğimiz Türkiye farklı olacaktır. AB ile ilişkisini edilgen bir bekleyiş üzerine değil, eşitlik, değerler ve karşılıklı çıkarlar üzerine kuran; hak ve özgürlüklerden korkmayan, aksine bunları toplumsal düzenin temeli olarak gören; hukuku bir pazarlık unsuru değil, kamusal hayatın köşe taşı sayan bir Türkiye. AB’den beklentimiz ise basit: Türkiye’yi korku, klişeler ve kısa vadeli siyasi hesaplar üzerinden değerlendirmeyi bırakıp; tarihini, toplumsal gerçeklerini ve Avrupa ile kurduğu kurumsal bağları daha ciddiyetle ele alması.</p>

<p>Bu satırları bir cezaevi hücresinden yazıyor olabilirim. Ancak Türkiye’nin yolunun demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve Avrupa ile ortak bir geleceğe yönelmesi gerektiğine olan inancım sarsılmadı. Türkiye, AB’nin kapısında bekletilmemelidir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ekrem-imamoglundan-abye-cagri-turkiyeye-rusya-ve-cin-gibi-davranmayin</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/02/ekrem-imamoglu-dokuz8-3.jpeg" type="image/jpeg" length="95369"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Süper lig'den 11 kulüp, PFDK'ye sevk edildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/super-ligden-11-kulup-pfdkye-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/super-ligden-11-kulup-pfdkye-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TFF Hukuk Müşavirliği, Trendyol Süper Lig'de 32. hafta maçlarındaki disiplin ihlalleri nedeniyle 11 kulübü PFDK'ye sevk etti. 1. Lig'den de beş kulüp disipline gönderildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Hukuk Müşavirliği, Trendyol Süper Lig'den 11 kulübü Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna (PFDK) sevk etti. TFF'den yapılan açıklamada, Süper Lig'in 32. haftasında oynanan maçlarda yaşanan disiplin ihlalleri nedeniyle Gaziantep FK, Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzonspor, Samsunspor, Galatasaray, Zecorner Kayserispor, <a href="https://hesap.com/" rel="noreferrer" target="_blank">Hesap.com</a> Antalyaspor, Natura Dünyası Gençlerbirliği, Kasımpaşa ve Kocaelispor'un disipline gönderildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trendyol 1. Lig'den Atakaş Hatayspor, Alagöz Holding Iğdır FK, Amed Sportif Faaliyetler, Özbeyli Bandırmaspor ve Esenler Erokspor'un çeşitli sebeplerle PFDK'ye sevk edildiği aktarıldı.</p>

<p>Gençlerbirliği ile yollarını ayıran teknik direktör Volkan Demirel ile 1. Lig'de normal sezonu üçüncü tamamlayarak play-off finali oynamaya hak kazanan Esenler Erokspor'un teknik direktörü Osman Özköylü'nün tedbirli olarak disipline gönderildiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/super-ligden-11-kulup-pfdkye-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/12/tffden-yedi-takima-puan-silme-cezasi-super-ligden-bir-takimda-dahil.jpg" type="image/jpeg" length="29758"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Axios: ABD ve İran anlaşmaya varmak üzere]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/axios-abd-ve-iran-anlasmaya-varmak-uzere</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/axios-abd-ve-iran-anlasmaya-varmak-uzere" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin İran ile savaşı sona erdirmek ve daha ayrıntılı nükleer müzakereler için Tahran yönetimiyle tek sayfalık mutabakat zaptı imzalamaya yakın olduğu öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Axios platformunun ismini vermek istemeyen, konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara ve bazı ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre ABD, mutabakat zaptı imzalanması için İran'dan 48 saat içinde yanıt bekliyor. Washington yönetiminin İran ile savaşı sona erdirmek ve daha ayrıntılı nükleer müzakereler için çerçeve oluşturmak amacıyla Tahran yönetimiyle tek sayfalık mutabakat zaptı imzalamaya yaklaştığını öne süren ABD'li iki yetkili, henüz herhangi bir şey üzerinde anlaşmaya varılmadığını ancak bu durumun savaşın başlamasından bu yana tarafların bir anlaşmaya en çok yaklaştığı nokta olduğunu belirtti.</p>

<h2>“ÖZGÜRLÜK PROJESİ”NDE GERİ ADIM</h2>

<p>ABD'li iki yetkili, Başkan Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemilerin geçişine yönelik yardım girişimi olarak nitelendirilen Özgürlük Projesi'nde "geri adım atması" ve İran ile varılan geçici ateşkesin çökmesini önleme kararının bu görüşmelerdeki ilerlemeye bağlı olduğunu ileri sürdü. Haberde, mevcut haliyle mutabakat zaptının, bölgedeki savaşa son verilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın açılması, İran'ın nükleer programının sınırlandırılması ve ABD yaptırımlarının kaldırılması için ayrıntılı anlaşma üzerinde 30 günlük bir müzakere döneminin başlamasını öngördüğü aktarıldı.</p>

<p>İki kaynak, bu görüşmelerin Pakistan'ın başkenti İslamabad'da veya İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılabileceğini ifade etti. ABD'li bir yetkili, söz konusu 30 günlük müzakere dönemi süresince İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişine getirdiği kısıtlamaların ve ABD'nin deniz ablukasının kademeli olarak kaldırılacağını iddia etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>NÜKLEER MORATORYUM 12-15 YIL OLABİLİR</h2>

<p>Bazı kaynaklar, İran'ın nükleer programını askıya almayı öngören moratoryumun süresinin en az 12 yıl olacağını, bazıları da 15 yıl olabileceğini öne sürdü. Kaynaklara göre ABD, İran'ın zenginleştirme konusunda herhangi bir ihlalde bulunması durumunda moratoryumun uzatılmasını öngören bir madde eklemek istiyor. ABD'li yetkili, tarafların İran'ın yer altı nükleer tesisleri işletmeme taahhüdünde bulunacağı bir madde üzerinde görüştüklerini, ABD'nin İran'dan Birleşmiş Milletler (BM) müfettişleri tarafından yapılacak ani denetimler de dahil gelişmiş denetim rejimine uymayı taahhüt etmesini istediğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/axios-abd-ve-iran-anlasmaya-varmak-uzere</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/iran-abd-1.png" type="image/jpeg" length="63241"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP'li İlgezdi: İlaç yokluğu halk sağlığı felaketine dönüştü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-ilgezdi-ilac-yoklugu-halk-sagligi-felaketine-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-ilgezdi-ilac-yoklugu-halk-sagligi-felaketine-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye'de ilaç temininde yaşanan ciddi sıkıntıların bir halk sağlığı felaketine dönüştüğünü belirtti. İlgezdi, eczanelerdeki mağduriyetin giderilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) araştırma önergesi sunduğunu kaydetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, ülke genelinde ilaç tedarikinde karşılaşılan aksaklıklara ve vatandaşların ilaca erişimde yaşadığı zorluklara dair açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlgezdi, yayımladığı video aracılığıyla yaptığı değerlendirmede, eczane raflarının boş kaldığını ve vatandaşların reçeteleriyle ilaç bulmakta zorlandığını ifade etti. Milletvekili, döviz kuru politikaları ile ilaç fiyatlandırması arasındaki farkın vatandaşın sağlık hakkını olumsuz etkilediğini vurguladı.</p>

<h2>TBMM'YE ARAŞTIRMA ÖNERGESİ SUNULDU</h2>

<p>CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Türkiye'de ilaç yokluğu artık bir halk sağlığı felaketine dönüştü. Vatandaş elinde reçetesi karşısında boş eczane raflarıyla çaresizliğe bırakılıyor. Kanser hastası çaresiz. Diyabetli insülin için gün sayıyor. Çocuklar ateşler içinde şurup bekliyor. Hastane var, şifa yok. Tedavi var, kaynak yok. Sistem var, randevu yok. Gerçek döviz kuru ile iktidarın sabit kur inadı arasındaki devasa fark her geçen gün yurttaşımızın yaşam hakkını elinden alıyor. İlaç bir tasarruf kalemi, bir maliyet hesabı veya sadece bir piyasa unsuru olarak görülemez. Sağlık anayasa ile güvence altına alınmış en temel haktır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-ilgezdi-ilac-yoklugu-halk-sagligi-felaketine-donustu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/gamze-akkus-ilgezdi-deprem-bolgesinde-hijyen-sorunlarinin-cozulememesi-riskli-gebelikleri-gundeme-getiriyor.png" type="image/jpeg" length="33660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hantavirüs yeni bir pandemiye dönüşür mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hantavirus-yeni-bir-pandemiye-donusur-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hantavirus-yeni-bir-pandemiye-donusur-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hantavirüs genellikle enfekte kemirgenlerin idrarı veya dışkısıyla temas sonucu bulaşıyor. Ancak bu vakada dikkat çeken unsur, virüsün insanlar arasında da bulaşmış olabileceği ihtimali.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Atlantik Okyanusu’nda seyreden bir kruvaziyer gemisinde yaşanan salgında üç kişinin hayatını kaybetmesinin ardından gözler nadir görülen bir hastalığa çevrildi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ölümlerin arkasında hantavirüs olabileceğini açıkladı.</p>

<p>Arjantin’den Batı Afrika açıklarındaki Yeşil Burun Adaları’na doğru yol alan gemide yaklaşık 150 kişi karantinada tutuluyor. Hasta yolcular ise tahliye edildi ve tedavilerine başlandı. Gemide Türkiye'den yolcuların da olması ülkede ayrıca paniğe neden oldu.</p>

<p>DSÖ, genel kamuoyu için riskin düşük olduğunu vurgulasa da, uzmanlar virüsün gemide nasıl yayıldığı konusunda net bir açıklama getiremiyor.</p>

<p><strong>İnsanlar arasında bulaşma ihtimali tartışılıyor</strong></p>

<p>Hantavirüs genellikle enfekte kemirgenlerin idrarı veya dışkısıyla temas sonucu bulaşıyor. Ancak bu vakada dikkat çeken unsur, virüsün insanlar arasında da bulaşmış olabileceği ihtimali.</p>

<p>Salgında şimdiye kadar üç yolcu hayatını kaybederken en az beş kişi hastalandı. Güney Afrika’da yapılan testlerde iki yolcuda virüsün Andes türü saptandı. Bu türün nadir de olsa insandan insana bulaşabildiği biliniyor.</p>

<p>Bilinen tek insandan-insana bulaşabilen hantavirüs türü Güney Amerika kökenli Andes suşu. Ancak bu tür bulaşma epey nadir görülüyor.</p>

<p>İsviçre Federal Halk Sağlığı Ofisi de gemiden dönen bir erkekte Andes virüsünün tespit edildiğini duyurdu. Nisan sonunda eşiyle birlikte Güney Amerika’dan dönen hasta, semptomlar başladıktan sonra Zürih Üniversite Hastanesi’ne başvurdu ve hemen izolasyona alındı. Yetkililer, hastanın eşinde belirti olmadığını ancak önlem amaçlı izolasyonda tutulduğunu belirtti. Öte yandan kurum, İsviçre’de kamuya yönelik bir risk bulunmadığını ifade ediyor.</p>

<p><strong>Şüpheli bulaşma zinciri</strong></p>

<p>Gemi, 1 Nisan’da Arjantin’den yola çıkmıştı ve Antarktika ile Falkland Adaları’nı kapsayan bir rota izliyordu.</p>

<p>6 Nisan’da 70 yaşındaki Hollandalı bir yolcuda ateş ve grip benzeri semptomlar başladı; yolcu beş gün sonra hayatını kaybetti. Eşi cenazeyle birlikte gemiden ayrıldı ancak yolculuk sırasında o da hastalanarak Güney Afrika’da yaşamını yitirdi.</p>

<p>Uzmanlar, gemideki bulaşmanın kemirgen kaynaklı mı yoksa nadir görülen insan kaynaklı yayılım mı olduğuna dair incelemelerini sürdürüyor. Yolcuların gemiye binmeden önce virüsü kapma ihtimali de değerlendiriliyor.</p>

<p>Salgının kaynağı henüz kesin olarak belirlenmiş değil. Uzmanlara göre birkaç olasılık öne çıkıyor: Kemirgenlerin gemiye sızmış olması, yolcuların virüsü Arjantin’de limandayken kapmış olması (belirtilerin ortaya çıkması 8 hafta kadar sürebilir) ve daha düşük ihtimalle insandan insana bulaşma.</p>

<p><a href="https://www.science.org/content/article/cruise-ship-s-hantavirus-outbreak-puts-researchers-uncharted-territory" rel="nofollow">Science.org</a>'a göre salgının kaynağını netleştirmek için gemide kapsamlı bir inceleme başlatıldı. Uzmanlar, havalandırma sistemlerinden mutfaklara kadar tüm alanlarda örnekler alarak virüsü izole etmeye çalışıyor.</p>

<p><strong>Emin Yoğurtçuoğlu ve Ruhi Çenet de yolcular arasında</strong></p>

<p>YouTube videolarıyla tanınan Ruhi Çenet, Hantavirüs tespit edilen gemide seyahat ettiğini açıkladı. 24'üncü günde gemiden inen Çenet, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Yaklaşık 1 ay süren gemi yolculuğumuzda aramızdan bir yolcu hayatını kaybedince bunun okyanus koşulları yüzünden olduğunu düşünmüştüm. Ancak durum zannettiğimizden çok daha kötüymüş” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Çenet, “Beni merak edip soranlara teşekkürler, çok ucuz kurtuldum ama aklım hâlâ orada. Gerekli kan testlerini yaptırdım” dedi.</p>

<p>Hâlâ gemide olan kuş gözlemcisi ve yaban hayatı uzmanı Yoğurtçuoğlu, "Şu an kimse hasta değil, yeni vaka yok, karantinada değil" diye yazdı.</p>

<p>“Ben nesilleri azalan canlıları araştırdığımız bir proje için buradayım. Söylendiği gibi zevk için değil, herkes kendi amacı için buradaydı.”</p>

<p><strong>Belirtiler grip gibi başlıyor, ölümcül hale gelebiliyor</strong></p>

<p>Hantavirüsün neden olduğu hastalık ilk aşamada grip benzeri belirtilerle ortaya çıkıyor. Bunlar arasında yorgunluk, ateş, titreme ve kas ağrıları var.</p>

<p>Ancak virüs ilerledikçe durum ağırlaşıyor. Akciğerler, kalp veya böbrekler etkilenebiliyor. Çünkü virüs, damarların geçirgenliğini artırarak akciğerlerde sıvı birikmesine ve kalbin yeterli kan pompalayamamasına neden oluyor. Özellikle akciğer tutulumu geliştiğinde nefes darlığı, göğüste sıkışma ve organ yetmezliği gibi hayati riskler ortaya çıkıyor.</p>

<p>Amerika kıtasında görülen türde ölüm oranı yüzde 40’a kadar çıkabiliyor.</p>

<p><strong>Tedavisi var mı?</strong></p>

<p>Hantavirüse karşı özel bir tedavi mevcut değil. Hastalara yalnızca destek tedavisi uygulanabiliyor. Uzmanlar, özellikle kritik hastalarda kalp ve akciğer fonksiyonlarını geçici olarak üstlenen ECMO cihazlarının hayati önemde olduğunu belirtiyor. Şili gibi bazı ülkelerde hantavirüs tespit edilen hastalar doğrudan bu cihazların bulunduğu merkezlere sevk ediliyor.</p>

<p>Uzmanlar korunmanın da hayati önem taşıdığını vurguluyor. En etkili yöntem ise kemirgenlerle teması engellemek. Evlerdeki boşlukları kapatmak, gıdaları kapalı tutmak ve çöpleri güvenli şekilde depolamak etkili önlemler olabilir.<br />
Kemirgen dışkısı temizlenirken ise doğrudan süpürmek yerine dezenfektan kullanılması öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yeni pandemi olur mu?</strong></p>

<p>Hantavirüs dünya genelinde nadir görülüyor. Her yıl yaklaşık 60 bin ila 100 bin vaka kaydediliyor ve bunların yarısı Çin’de ortaya çıkıyor.</p>

<p>ABD’de ise 1993 ve 2023 arasında toplam 890 vaka rapor edildi.</p>

<p>Hantavirüs ilk kez geniş çapta 1993 yılında ABD’deki bir salgınla dikkat çekmişti.</p>

<p>DSÖ ise salgının endişe verici olmasına rağmen geniş kitleler için risk oluşturmadığını özellikle vurguluyor.</p>

<p>DSÖ'nün Salgın ve Pandemi Hazırlık ve Önleme Direktörü Dr. Maria Van Kerhove, gazetecilere yaptığı <a href="https://edition.cnn.com/2026/05/05/africa/cruise-ship-hantavirus-who-intl" rel="nofollow">açıklamada</a>, “Bu virüs grip ya da COVID gibi yayılmaz, tamamen farklı bir bulaşma dinamiğine sahip” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Diğer bir deyişle, hantavirüs, COVID-19 gibi hava yoluyla insanlar arasında kolay yayılan bir virüs değil.</p>

<p>Son olayda bahsi geçen Andes hantavirüsü ise nadir de olsa insandan insana bulaşabiliyor. Ama bu bulaşma genellikle çok yakın temas, aynı yatakta yatma ve uzun süreli temas gerekmesi nedeniyle aile içi yayılım gibi sınırlı durumlarda görülüyor.</p>

<p>Öte yandan, bu olayda eğer insandan insana bulaşma gerçekleştiyse hastalarla temas kurmuş diğer kişileri saptamak son derece önemli olabilir. Araştırmacılar, Güney Afrika'da ölen kadınla aynı uçakta bulunan kişileri tespit etmek için çalışıyor.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hantavirus-yeni-bir-pandemiye-donusur-mu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/m-v-hondius.png" type="image/jpeg" length="98018"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel: O kurultay kazananıyla-kaybedeniyle bir onur kurultayıdır]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-o-kurultay-kazananiyla-kaybedeniyle-bir-onur-kurultayidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-o-kurultay-kazananiyla-kaybedeniyle-bir-onur-kurultayidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin kurultay ceza davasına ilişkin olarak, “Bu kazananıyla-kaybedeniyle bir onur kurultayıdır. O kurultayı lekelemeye, iradesini sakatlamaya kimsenin gücü yetmez” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1968 kuşağının devrimci gençlik önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ı anmak için gittiği Karşıyaka Mezarlığı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin butlan konusundaki sözlerinin sorulması üzerine şunları söyledi:</p>

<p>“Sayın Bahçeli’nin dün yaptığı açıklama kıymetli, önemli bir açıklama. Zaten olması gereken bir açıklama. Bir siyasi parti, diğer bir siyasi partiye yargı yoluyla yapılan usulsüz, haksız bir uygulamaya karşı çıkarak sadece bir centilmenlik göstermez, kendisinin de vücut bulduğu o zemini savunuyor olur. Biz neredeyse bir yıldır tek başına CHP’yi değil, siyasi partilerin güç aldığı sistemi savunuyoruz, demokrasiyi savunuyoruz. Erken kalkanın 10 kere reddedilen bir Asliye Hukuk Mahkemesi’ni, 11’incisinde bulup da oradan bir siyasi partinin il yönetimine kayyum atadığının, öbür erken kalkanın BAM’a bastırıp da bir siyasi partinin üç yıl önce yaptığı ve üstüne bütün bu haksızlıklarla mücadele için üç kere daha yaptığı, bütün delegelerin oy birliğiyle seçtiği, delegelerin mahalleden başlayıp yeniden seçildiği kurultayı iptal ettiği bir düzen, bugüne değil yarınlara da tehdittir. Bu düzenden medet umanlar, yarın aynı silahın kendilerine döndüğü gün ne hata yaptıklarını anlarlar. Yani Sayın Bahçeli’nin tutumu elbette doğru, kıymetli, saygıdeğer bir tutumdur. Aksine tutum takınanların içinde bulundukları durum akıl tutulmasıdır. Bir siyasi partiyle baş edemeyip de onu yenemeyip de ona sandıkta yenilip de yeni bir sandıkta yenileceğini bilip de yargıdaki militanından medet umanların durumunu millet görüyor ve değerlendiriyor.”</p>

<h2>“CHP, TÜRKİYE’Yİ HEP BİRLİKTE GÜÇLÜ KILMAK İÇİN BULUNMASI GEREKEN YERDE BULUNUYOR”</h2>

<p>Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun butlan tartışmalarına ilişkin sözlerinin sorulması üzerine şöyle konuştu:</p>

<p>“Müsavat Bey’i bizzat dinlemedim. Ama aktardığınız kadarıyla bir değerlendirme yapmak gerekirse biz bulunduğumuz komisyona girerken de söyledik: ‘Bizim olduğumuz değil, olmadığımız komisyondan korksun herkes.’ Bütün süreç bitti. Komisyon başlarken de şehit aileleriyle, gazilerle beraberdik. Onların gözünün içine bakarak oturduk. Komisyon raporu yayınlanmadan bir gün önce de yayınlandıktan sonra da birlikteydik. CHP’ye şantaj yapılamaz. Şantaj, öyle tek taraflı bir eylem değildir. Bazı eylemler tek taraflıdır. Taşı alır, atarsınız. Ama şantajı yaparken o şantaja teslim olacak bir taraf lazım. Türkiye’nin savaş meydanlarında kurulmuş, kurucu iradesine şantaj sökmez. Sökseydi bugün burada olmazdık, bu durumda olmazdık, hep birlikte ayakta olmazdık ve bu kadar net meydan okuyor olmazdık. CHP tarihin doğru tarafında durmak için, annelerin gözünün yaşını dindirmek için, kardeş kanı akmasın diye, Deniz Gezmiş ve arkadaşları ölüme doğru giderken savundukları Türkler ile Kürtlerin kardeşliğinin ebedi olarak sarsılmadan devam etmesi, birlikte yaşamak, birbirimize güç vermek, güç almak ve bu zorlu koşullarda Türkiye’yi hep birlikte güçlü kılmak için bulunması gereken yerde bulunuyor, durması gereken yerde duruyor. Bunun için de bu alanı bir husumet, bir rekabet değil bir sorumluluk alanı olarak tarif etmiştik zaten.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“DEVLET BEY’İN STATÜ AÇIKLAMASINI DEĞERLENDİRME SIRASI ARTIK ERDOĞAN’DADIR”</h2>

<p>Özel, Bahçeli’nin PKK lideri Abdullah Öcalan’a ilişkin statü çağrısının sorulması üzerine şunları kaydetti:</p>

<p>“Ben hemen o açıklamadan sonra yaptığım grup toplantısında, terörsüz ve demokratik Türkiye meselesine nasıl baktığımızı ve nerede durduğumuzu, bundan sonra da ne şekilde tutum takınacağımızı bir kez daha hatırlatmıştım. Sayın Devlet Bey’in açıklamasına, değerlendirmeleri dinleme sırası ya da bu sorunun yöneltilmesi sırası artık Sayın Erdoğan’dadır. Bu soruyu yanıtlayacak olanlar diğer liderlerdir. Biz pozisyonumuzu dün son derece sarih bir şekilde tarif ettik.”</p>

<h2>“CHP’NİN KURULTAYI ÖYLE LEKELENEBİLECEK BİR KURULTAY DEĞİL”</h2>

<p>Özel, CHP kurultay ceza davasında İBB Davası itirafçılarından Adem Soytekin’in dinlenme talebi ve kabulüyle davanın 1 Temmuz’a ertelenmesine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“O dava bir ceza davası ve bir yandan görülüyor. O davada hiçbir şüphe kalmayana kadar kim dinlenmesi gerekiyorsa dinlenilsin. Geçen ismini anmak istemediğim bir meczup geldi, ifade verdi İstanbul’dan. ‘Sen bunu böyle demişsin’, ‘Dedim.’ ‘Niye böyle dedin?’ ‘Öyle gördüm.’ ‘Gördün mü?’ ‘Görmedim, duydum.’ ‘Kimden duydun?’ ‘Başkasından duydum.’ ‘O duyduğunu söyle.’ ‘Ben onu da adını da unuttum.’ Böyle şeyler söyleniyor. Ama kimi dinlemek icap ediyorsa mesela Adem Soytekin demiş ki ‘Bir şey duydum birinden.’ Gelsin anlatsın, kimden duyduysa ona da sorulsun. En ufak bir şüphe kalmayana kadar bu işleri sorsunlar, soruştursunlar. Çünkü bu iş leke kaldırmaz bir iş. CHP’nin kurultayı öyle lekelenebilecek bir kurultay değil. Aksine CHP’de o kurultayda sonuç böyle olmasaydı 104 yıllık Cumhuriyet’te hiçbir siyasi partinin genel başkanı yarışarak değişmemiş olacaktı hala daha. Bu kurultay, delegenin bir siyasi partinin genel başkanını demokratik bir yarışta ve centilmenlik içinde değiştirdiği bir kurultay olarak kazananına ve kaybedenine onur belgesi vermiş bir kurultaydır.</p>

<p>İsmet Paşa’nın nasıl 1950’de kaybettiğinde bunu kendisi için bir yenilgi ama demokrasi için bir kazanç saydıysa siyasi partiler tarihimizde de bu bir kazananıyla-kaybedeniyle onur kurultayıdır. Bunu böyle yorumlamak gerekiyor. Ayrıca o kurultayda çok konuşuluyordu, bugün konuşanlar da konuşuyordu. ‘Asla bu kurultayda delege değişim yapmaz’ diye. O kurultayın -saatlerce siz oradaydınız- hala daha o salonun duvarlarında yankılanan ses: ‘Delege sokağın sesini dinle’ydi. Orada bir değişiklik olduysa, bir irade değişikliği olduysa delegeye sokağın sesini hatırlatan milyonlar sayesinde olmuştur. Oradan sonra da birkaç ay sonra CHP, 47 yıl sonra birinci parti olmuştur. O kurultayı lekelemeye, iradesini sakatlamaya kimsenin gücü yetmez. Ama son meczup dinlenene kadar ben sabırla o mahkemenin tüm iddiaları dinlemesini istiyorum. Çünkü her dinlenen bir yıldır ortaya atılan bunca yalanın ne kadar boş olduğunu ortaya koyuyor. Çok memnunum ben, her ‘Duydum’ diyenin çağrılıp ‘Nereden duydun, kanıtını söyle, ispatını söyle’ denmesini. Adem Soytekin de gelsin, ne duyduysa söylesin. İddiasının somut bir gerçeğe dayanmadığı ortaya çıksın ve hiçbir şüphe kalmasın. Ben bundan memnunum.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-o-kurultay-kazananiyla-kaybedeniyle-bir-onur-kurultayidir</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/ozgur-ozel-1-2.jpg" type="image/jpeg" length="50851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan için düzenlenen anma törenine katıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-deniz-gezmis-huseyin-inan-ve-yusuf-aslan-icin-duzenlenen-anma-torenine-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-deniz-gezmis-huseyin-inan-ve-yusuf-aslan-icin-duzenlenen-anma-torenine-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karşıyaka Mezarlığı'nda Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan için düzenlenen anma töreninde konuştu. Özel, “Verdikleri mücadeleyi saygıyla anıyoruz” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Karşıyaka Mezarlığı'nda Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan için düzenlenen anma törenine katıldı. Burada konuşan Özel, “Bugün bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en acı veren ve en çok yürekleri dağlayan kararlarından bir tanesinin uygulandığı, 6 Mayıs’ın 54’ncü yıldönümünde Deniz Gezmiş’in, Hüseyin İnan’ın ve Yusuf Aslan’ın huzurlarındayız” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“VERDİKLERİ MÜCADELEYİ SAYGIYLA ANIYORUZ”</h2>

<p>Özel, şunları söyledi:</p>

<p>“68 kuşağının ki kendinden sonraki tüm kuşaklara ilham veren, enerji veren ve halen daha önderlik eden bu kuşağın üç önderinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Onları 1968’de yaptıkları, Samsun’dan Ankara’ya tam bağımsız Türkiye için Atatürk’e saygı yürüyüşüyle hatırlıyor ve anıyoruz. Onları birileri karşısında secde ederken, 6. Filo’ya ‘Defol’ diyen, onu denize döken duruşlarıyla anıyoruz. Bugünlerde ki birileri Trump’ın ve İsrail’in yanında, Filistin’e yapılanlara sessiz kalırken, Sumud Filosu’na sahip çıkmak gerekirken Sumud Filosu’nu kınayan bildirilerin altında İsrail ve Amerika ile buluşurken ya da ABD’nin Türkiye’deki büyükelçisi bu topraklarda ‘Tam bağımsızlık’ diyerek kendi ayaklarının altındaki sehpayı tekmelemiş, Deniz Gezmiş’lerin topraklarında ‘Bu ülkeye, buralara demokrasi fazla, buralarda tek adam, güçlü tek adamlar olmalı, biz Amerika güçlü tek adamları tercih ediyoruz’ diyen Barrack’ın karşısına ODTÜ’ye o günlerde girmeye çalışan Amerikan Büyükelçisi’nin Denizler nasıl karşısında durdularsa o şekilde durmak gereken bugünlerde onların verdiği mücadeleyi bir kez daha saygı ile anıyoruz.”</p>

<p><strong>“TARİHTEN HUSUMET DEĞİL DERS ÇIKARIYORUZ”</strong></p>

<p>Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“İktidara az kaldı. Türkiye’nin bütün demokratları Meclis’te çoğunluğu sağlayacaklar. Meclis’te çoğunluğu olanların 1960 darbesinden sonraki idamlardan özür dilediği, Meclis’in iadeyi itibar yaptığı süreçte biz doğru yerde durduk. O idamlara karşı çıktık. ‘Bizden üç, onlardan üç’ diyerek, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına kalkan eller, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin aldığı ve halen geçerli olan en utanç verici karardır. İktidarımızda en öncelikli işlerimizden bir tanesi bu idam kararlarını yok hükmüne getirecek, tarih önünde onlardan özür dileyecek ve Deniz Gezmiş’in, Hüseyin İnan’ın, Yusuf Aslan’ın hatıraları önünde saygıyla eğilecek bir kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi mutlaka alacaktır. Tarihten husumet değil ders çıkarıyoruz. Bundan sonraki süreçte burada bulunan herkesin ve Türkiye'deki herkesin sık sık dile getirdiği gibi kurtuluşun tek başımıza olmayacağını, hep beraber olmamız gerektiğini, Türkiye’yi kurtarmak, emperyalistlerin emellerine alet olmayacak tam bağımsız bir Türkiye’yi yeniden inşa edebilmek için yan yana duruyoruz. Omuz omuza duruyoruz. Ben bir kez daha hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Bir tüketim günü olarak değil ama bu üç evladın, bu ülke uğrunda evlatlarını kaybetmiş bütün annelerin ve bu üç evladın annesinin de aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.”</p>

<p><strong>BAHÇELİ’NİN BUTLAN SÖZLERİNE ÖZEL'DEN YANIT</strong></p>

<p>Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin butlan konusundaki sözleri için şunları söyledi:</p>

<p>“Sayın Bahçeli’nin dün yaptığı açıklama kıymetli, önemli bir açıklama. Zaten olması gereken bir açıklama. Bir siyasi parti diğer bir siyasi partiye yargı yoluyla yapılan usulsüz, haksız bir uygulamaya karşı çıkarak, sadece bir centilmenlik göstermez, kendisinin de vücut bulduğu o zemini savunuyor olur. Biz neredeyse bir yıldır tek başına Cumhuriyet Halk Partisi’ni değil, siyasi partilerin güç aldığı sistemi savunuyoruz, demokrasiyi savunuyoruz. Erken kalkanın 10 kere reddedilen bir Asliye Hukuk Mahkemesi’ni 11’incisinde bulup da oradan bir siyasi partinin il yönetimine kayyım atadığının, öbür erken kalkanın BAM’a bastırıp da bir siyasi partinin üç yıl önce yaptığı ve üstüne bütün bu haksızlıklarla mücadele için üç kere daha yaptığı, bütün delegelerin oybirliği ile seçtiği, delegelerin mahalleden başlayıp yeniden seçildiği kurultayı iptal ettiği bir düzen, bugüne değil, yarınlara da tehdittir. Bu düzenden medet umanlar yarın aynı silahın kendilerine döndüğü gün ne hata yaptıklarını anlarlar. Yani Sayın Bahçeli’nin tutumu, elbette doğru, kıymetli, saygıdeğer bir tutumdur. Aksine bir tutum takınanların içinde bulundukları durum akıl tutulmasıdır. Bir siyasi partiyle baş edemeyip de onu yenemeyip de ona sandıkta yenilip de yeni bir sandıkta yenileceğini bilip de yargıdaki militanından medet umanların durumunu millet görüyor ve değerlendiriyor.”</p>

<p><strong>“TARİHİN DOĞRU TARAFINDA DURUYORUZ”</strong></p>

<p>Özel, İYİ Partili Müsavat Dervişoğlu’nun ‘mutlak butlan’ yorumu hakkında ise şöyle konuştu:</p>

<p>“Müsavat Bey’i bizzat dinlemedim. Ama aktardıklarınız kadarıyla bir değerlendirme yapmak gerekirse biz bulunduğumuz komisyona girerken de söyledik. ‘Bizim olduğumuz değil, olmadığımız komisyondan korksun herkes’ dedik. Bütün süreç bitti. Komisyon başlarken de şehit aileleriyle, gazilerle beraberdik. Onların gözünün içine bakarak oturduk. Komisyon raporu yayınlanmadan bir gün önce de yayınlandıktan sonra da birlikteydik. Cumhuriyet Halk Partisi’ne şantaj yapılamaz. Şantaj, öyle tek taraflı bir eylem değildir. Bazı eylemler tek taraflıdır. Taşı alır, atarsınız. Ama şantajı yaparken o şantaja teslim olacak bir taraf lazım. Türkiye’nin savaş meydanlarında kurulmuş kurucu iradesine şantaj sökmez. Sökseydi bugün burada olmazdık. Bu durumda olmazdık. Hep birlikte ayakta olmazdık. Bu kadar net meydan okuyor olmazdık. O yüzden ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ne efendim birileri şantaj mı yapıyor, bilmem ne mi?’ Cumhuriyet Halk Partisi tarihin doğru tarafında durmak, annelerin gözünün yaşını dindirmek için, kardeş kanı akmasın diye, Deniz Gezmiş ve arkadaşları ölüme doğru giderken savundukları Türkler ile Kürtlerin kardeşliğinin ebedi olarak sarsılmadan devam etmesi, birlikte yaşamak, birbirimize güç vermek, güç almak ve bu zorlu koşullarda Türkiye’yi hep birlikte güçlü kılmak için bulunması gereken yerde bulunuyor, durması gereken yerde duruyor. Bunun için de bu alanı bir husumet, bir rekabet değil; bir sorumluluk alanı olarak tarif etmiştik zaten.”</p>

<p><strong>“ARTIK SIRA ERDOĞAN’DADIR”</strong></p>

<p>Özel, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a dair statü çağrısı için “Arkadaşlar, ben hemen o açıklamadan sonra yaptığım grup toplantısında terörsüz ve demokratik Türkiye meselesine nasıl baktığımızı ve nerede durduğumuzu, bundan sonra da ne şekilde tutum takınacağımızı bir kez daha hatırlatmıştım. Sayın Devlet Bey’in açıklamasına değerlendirmelerin dinleme sırası ya da bu sorunun yöneltilmesi sırası artık Sayın Erdoğan’dadır. Bu soruyu yanıtlayacak olanlar diğer liderlerdir. Biz pozisyonumuzu dün son derece sarih bir şekilde tarif ettik” dedi.</p>

<p><strong>“KİMİN DİNLENMESİ GEREKİYORSA DİNLENİLSİN”</strong></p>

<p>Özel, Cumhuriyet Halk Partisi kurultayı hakkındaki ceza davasında yaşanan gelişmelerle ilgili şunları dile getirdi:</p>

<p>“Şimdi o dava bir ceza davası ve bir yandan görülüyor. O davada hiçbir şüphe kalmayana kadar kim dinlenmesi gerekiyorsa dinlenilsin. Ben şunu istemem yani mahkeme sonuçta… Yeter. Biliyorsunuz. ‘Sen bunu böyle demişsin.’ İşte geçen ismini anmak istemediğin bir meczup geldi, ifade verdi İstanbul’dan. ‘Sen bunu böyle demişsin’, ‘Dedim.’ ‘Niye böyle dedin?’ ‘Öyle duydum. Öyle gördüm.’ ‘Gördün mü?’ ‘Görmedim, duydum.’ ‘Kimden duydun?’ ‘Başkasından duydum.’ ‘O duyduğunu söyle.’ ‘Ben onu da adını da unuttum.’ Böyle şeyler söyleniyor. Ama kimi dinlemek icap ediyorsa… Mesela Adem Soytekin demiş ki ‘Bir şey duydum birinden.’ Gelsin anlatsın kimden duyduysa ona da sorulsun. En ufak bir şüphe kalmayana kadar bu işleri sorsunlar, soruştursunlar. Çünkü bu iş leke kaldırmaz bir iş.”</p>

<p><strong>“İRADE DEĞİŞİKLİĞİ OLDUYSA SOKAĞIN SESİYLE OLMUŞTUR”</strong></p>

<p>Özel, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayı öyle lekelenebilecek bir kurultay değil. Aksine Cumhuriyet Halk Partisi’nde o kurultayda sonuç böyle olmasaydı 104 yıllık Cumhuriyet’te hiçbir siyasi partinin genel başkanı yarışarak değişmemiş olacaktı hala daha. Bu kurultay, delegenin bir siyasi partinin genel başkanını demokratik bir yarışta ve centilmenlik içinde değiştirdiği bir kurultay olarak kazananına ve kaybedenine onur belgesi vermiş bir kurultaydır. İsmet Paşa’nın nasıl 1950’de kaybettiğinde bunu -kendisi için bir yenilgi ama demokrasi için bir kazanç saydıysa, siyasi partiler tarihimizde de bu bir kazananıyla kaybedeniyle onur kurultayıdır. Bunu böyle yorumlamak gerekiyor. Ayrıca o kurultayda çok konuşuluyordu, bugün konuşanlar da konuşuyordu. ‘Asla bu kurultayda delege değişim yapmaz’ diye. O kurultayın saatlerce siz oradaydınız, halen daha o salonun duvarlarında yankılanan ses, delege sokağın sesini dinledi. Orada bir değişiklik olduysa, bir irade değişikliği olduysa delegeye sokağın sesini hatırlatan milyonlar sayesinde olmuştur. Oradan sonra da birkaç ay sonra Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci parti olmuştur. O kurultayı lekelemeye, iradesini sakatlamaya kimsenin gücü yetmez. Ama son meczup dinlenene kadar ben sabırla o mahkemenin tüm iddiaları dinlemesini istiyorum. Çünkü her dinlenen bir yıldır ortaya atılan bunca yalanın ne kadar boş olduğunu ortaya koyuyor. Çok memnunum ben. Her ‘Duydum’ diyenin çağrılıp ‘Nereden duydun, kanıtını söyle, ispatını söyle’ denmesini. Adem Soytekin de gelsin, ne duyduysa söylesin. İddiasının somut bir gerçeğe dayanmadığı ortaya çıksın ve hiçbir şüphe kalmasın. Ben bundan memnunum.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-deniz-gezmis-huseyin-inan-ve-yusuf-aslan-icin-duzenlenen-anma-torenine-katildi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/05/ozgur-ozel-anma.jpg" type="image/jpeg" length="39869"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Davutoğlu: Bu üçlü çete Türkiye'ye 10 yıl kaybettirdi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/davutoglu-bu-uclu-cete-turkiyeye-10-yil-kaybettirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/davutoglu-bu-uclu-cete-turkiyeye-10-yil-kaybettirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, "Bu üçlü çete Türkiye'ye 10 yıl kaybettirdi" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Türkiye'de eskiden sağcı solcu diye bir ayrım vardı. Şu anda Türkiye'de temel ayrım; gözü doymayanlarla karnı doymayanlar arasında. Gözü doymayanların arasında devletin bütün teşviklerini alanlar, kur ve hazine garantili işletmeler, adrese teslim ihale alanlar, yolsuzluklar, kur korumalı mevduat zenginleri, maden yataklarını talan edenler, sahilleri talan edenler, 4-5 yüksek maaş alanlar. Bunların gözü hiç dolmuyor. Bir de karnı doymayanlar var. Vergiler, cezalar, enflasyon altında ezilen halk. Yüksek faizle kapanan esnaf dükkanları, KOBİ'ler, 6 trilyon aşan bireysel krediler, borçlar, topraktan kopan çiftçiler, açlık sınırının altında kalan asgari ücretliler, maaşları her öğün simit çay yese ayın sonuna getiremeyecek olan emekliler. Toplum şu anda bu iki kesime bölünüyor."</p>

<h2>"TÜRKİYE'Yİ YABANCILARA SOYDURUYORSUN"</h2>

<p>Davutoğlu, ekonomi politikalarına ilişkin eleştirilerini sürdürerek şunları söyledi:</p>

<p>"Eskiden gözü doymayanlar genellikle ülke içindeydi. Kur Korumalı Mevduata (KKM) hepimiz karşı çıktık. Daha da vahim bir KKM şu anda gündemde. Nedir o; yabancıya giden KKM. Sayın Mehmet Şimşek, iyi bir ekonomi yönetimi altında ve sağlam bir siyasi irade altında hukuk, eğitim ve bütün bir sistemi yöneten bir irade altında çok iyi bir teknisyendir. Ama finansçı niteliğiyle yapmaya çalıştığı tek şey dışarıya gidip 'bize biraz daha para gönderin' diye göstergeleri ayarlamaktan ibarettir. Dünyada en yüksek dolar getirisi Türkiye'de. Nasıl; bu sene 1 Ocak'ta 100 bin dolar birisi yurt dışından getirip Türkiye'ye Türk lirasına bozdurup faizi yatırsa 43.40 kuruş üzerinden bozdursa yüzde 36 ile bu yabancı 5 milyon 902 bin 400 lirası olacaktı yıl sonunda. Eğer 12 Aralık 2026'da kur 57.30 olursa denk gelecek başa baş gelecek. Kur 50 olursa ve bu adam sonunda bu parayı aldığı parayı dolara çevirirse 118 bin 48 lira oluyor. Yani 100 bin dolar yatırıp 118 bin dolara çıkarıyor. Dünyada yüzde 18 dolar faizi görünmemiş bir şey. Arkadaşlar bu da kur korumalı mevduat. Hem de yabancıya verdiğiniz kur korumalı mevduat. Kur sabit kalacak ve size bu garantiyi temin ediyordu. Teminat veriyoruz diyorsunuz. Sayın Mehmet Şimşek çok doğru bir kararla kur korumalı mevduatı kaldırdın ama bu faiz politikanla Türkiye'yi yabancılara soyduruyorsun."</p>

<h2>"SADECE FİNANS PARAMETRELERİYLE BİR ÜLKE DÜZELMEZ"</h2>

<p>Dün açıklanan enflasyon rakamlarını değerlendiren Davutoğlu, "Enflasyon yüzde 32,37. Mehmet Şimşek göreve başladığında enflasyon yüzde 38,21'di. Bu kadar sıkı para politikası takip edildi, vergiler, cezalar... Geldiğimiz yer aynı. Sadece finans parametreleriyle bir ülke düzelmez. Üretimi yok ederseniz bir ülkenin ekonomisi ayağa kalkmaz. Siyasi iradeyi yönetemiyorsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz. Dış ticaret açığı Mart ayında yüzde 50 artı artı ve 11.2 milyara ulaştı. Cari açık Şubat sonu 35.4 milyara çıktı. Eğer kur böyle devam ederse, kur oynamazsa ihracat daralmaya devam edecek. Dış ticaret açığı gittikçe açılacak. Cari açık artacak ve Türkiye bir felaketin eşiğine gelecek. Kuru serbest bırakıp da kur 50 lirayı 60 liraya doğru çıktığı zamansa şimdi çok övündükleri, kur baskılanarak yaptıkları hesap 1.2 trilyona Türkiye'nin gayri milli hasılası geri düşer" dedi.</p>

<p>Davutoğlu, varlık barışına ilişkin ise "Ben üç şeyin barışından korkarım. Birisi varlık barışı dedi mi yine bir dümen var derim. Türkiye'den kaçırılan paralar kara para aklama içeri geri gelecek demektir. Bir de imar barışı dedin mi ben yine korkarım. Bu mekanların talanı anlamına gelir. Toprağın talanına imar barışı diyorlar. Sermayenin milletin hazinesinin talanına da varlık barışı diyorlar bunlar. Vergiden kaçırıp yurt dışına giden parayı geri getireceksiniz buna barış diyeceksiniz" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"BU MİLLETİ ENFLASYON KARŞISINDA EZDİRMEDİK DEMEKLE EZDİRMEMİŞ OLMUYORSUNUZ"</h2>

<p>Davutoğlu, asgari ücret ve maaşlardaki erimeye dikkat çekerek şunları söyledi:</p>

<p>"4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 34 bin 600 lira. Bu sadece gıda. Asgari ücret 28 bin 75 lira. 4 ay içinde asgari ücrette 4 bin 110 lira erime oldu. En düşük memur maaşında 8 bin 892 lira erime oldu. En düşük memur emeklisi maaşında 4 bin 83 lira. En düşük emekli aylığında 2 bin 928 lira. Öğretmen aylıklarında 9 bin 429 lira, poliste 11 bin 530 lira, araştırma görevlisinde 12 bin 400 lira maaşlarından eridi. Enflasyon en büyük hırsızdır. Bu erimeler karşısında yapmaları gereken ilk şey mademki yüzde 16 diye hedef gösterdiğiniz enflasyonu tutturamadığınız ara zam yapacaksınız. 'Bu milleti enflasyon karşısında ezdirmedik' demekle ezdirmemiş olmuyorsunuz. Milleti ezdiriyorsunuz. Gözü doymayanları besleyebilmek için karnı doymayanları ezenlere yazıklar olsun."</p>

<h2>"GEZİDEN GELDİĞİMDE AK PARTİ MKYK'SINDA BİR İÇ DARBE YAPILDI"</h2>

<p>Davutoğlu, başbakanlıktan ayrılış sürecine ilişkin olarak şunları aktardı:</p>

<p>"Bugün 6 Mayıs. Bundan tam 10 yıl önce bir konuşma yaparak başbakanlıktan ayrıldım. Sebebi neydi; 23 Nisan 2016'da Meclis'e siyasi ahlak yasasını sevk ettim. Bu yasayı 'çekin' diye baskı altında kaldık, 'hayır' dedim. Siyaseti temizlemezsek toplumu temizleyemeyiz ve yurt dışı geziden geldiğimde AK Parti MKYK'sında bir iç darbe yapıldı ve yetkilerim kısıtlandı. 'Allahım ahlakın olmadığı yerde güç sahibi olmayı bana nasip etme' dedim. Tam 10 yıl oldu. Şimdi benimle kıyıda köşede buluşup da 'hocam, işler çok kötü. Ne olacak' diye soran samimi AK Partili kardeşlerime sesleniyorum; o gün siyasi ahlak yasası çıksaydı AK Parti bugünkü durumunda mı olurdu? Türkiye bugünkü durumunda mı olurdu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir muhasebe yapın. 10 yıl kaybettiniz, 10 yıl kaybettirdiniz Türkiye'ye. Kimdi bunlar; üçlü çete. Birisi kazanmadığı bir seçimin üstüne oturmaya çalışan düşük profilli bir başbakan. Sonra hangi yolsuzluklarla Hollanda'da 28 milyar doları olduğu iddialarına bile cevap veremeyen birisi. Diğeri 90'lı yılların bütün kirli artıklarının faili meçhuller iktidara taşımak üzere AK Parti'ye sızmış bir İçişleri Bakanı. Birisi de kayınpederine dayanarak ülkenin geleceğinde lider olmayı hayal eden maceraperest bir damat. Bu üçlü çete Türkiye'ye 10 yıl kaybettirdi."</p>

<h2>"MİLLETİ KUMARA ALIŞTIRAN MİLLİ PİYANGOVU TÜMDEN KAPATACAĞIZ"</h2>

<p>Davutoğlu, iktidara gelmeleri durumunda uygulayacakları politikaları da sıralayarak şunları söyledi:</p>

<p>"Toplumsal değerleri yıpratan bütün faktörlerle aileler, aileyi yıpratan her şeyle mücadele edeceğiz. İktidar olduğumuz gün o gündüz yayınları başta adını da vererek söylüyorum ATV; Aileyi Tahrip Televizyonu olmak üzere hepsinin yayınlarına son vereceğiz. Uyuşturucuyla mücadele edeceğiz. Satanlarla, kullananlarla değil sadece baronlarıyla mücadele edeceğiz. O baronları kim desteklediyse arkasındaki siyasi aktörlerin tümü ile mücadele edeceğiz. Uyuşturucu baronlarıyla resmi olan bütün siyasilerin hesabını göreceğiz. Uyuşturucu siyasi destek olmadan yapılmayacak bir iştir. Biz bu mücadeleyi vereceğiz. Uyuşturucu baronlarının kökünü kazacağız. Kumarın yerlisi, yasalı, yasal olmayan olmaz, millisi hiç olmaz. Geldiğimiz gün özelleştikten sonra daha da milleti kumara alıştıran milli piyangoyu tümden kapatacağız. İkinci büyük devrim, adalet devrimi.</p>

<p>Gülistan Doku davası bir semboldür. Bu davanın peşini bırakmayacağız. Bu İçişleri Bakanı'na net soru şudur; Gülistan Doku'nun eski erkek arkadaşını niye Ankara'da bir otelde aylarca misafir ettiniz siz? Yok aile istiyormuş. Arkadaşlar ülkeyi aileler yönetmiyor, yasalar yönetiyor. Rafta olan dosyalar inmeden ve gereken işlemler yapılmadan Türkiye'de adalet devrimi olmaz. Adalette bir devrim yapacağız. Üçüncüsü, üretim ve istihdam devrimi yapacağız. Tarım üretimini birinci öncelik olarak alacağız. Gerçek bir üretim devrimi ve buna bağlı olarak da yeni bir ekonomik şartlarda istihdam devrimi yapacağız. Dört; gelir adaleti devrimi yapacağız. Karnı doymayanların sesi olacağız. Kimsesi olmayanların kimsesi olacağız. Dayısı olmayanların dayısı olacağız. Beş; merkezi ve yerel yönetimde kurumsal devrim yapacağız."</p>

<p>Davutoğlu, Meclis Başkanı'na seslenerek, "Sumud Filosuna saldırı yapıldığı gün Meclis Başkanı bir açıklama yaparak bütün siyasi partileri ortak bir bildiri yapmaya çağırıyor. Bırakın bu riyakar siyaseti. Utanıyoruz sizin adınıza" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/davutoglu-bu-uclu-cete-turkiyeye-10-yil-kaybettirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/davutoglu-11.jpeg" type="image/jpeg" length="68216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP’li Bakan: Hizbullah’la yürüttüğünüz bir süreç mi var?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-bakan-hizbullahla-yuruttugunuz-bir-surec-mi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-bakan-hizbullahla-yuruttugunuz-bir-surec-mi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, terör örgütü Hizbullah’ın üst düzey yöneticileri Edip Gümüş ile Cemal Tutar’ın “Terörden Arananlar” listesinden çıkarılmasına tepki göstererek, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e “Hizbullah’la yürüttüğünüz bir süreç mi var?” diye sordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haklarında kesinleşmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ve yakalama kararları bulunan terör örgütü Hizbullah’ın üst düzey yöneticileri Edip Gümüş ile Cemal Tutar’ın İçişleri Bakanlığı’nın “Terörden Arananlar” listesinden çıkarıldığı ortaya çıktı. CHP İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, yaptığı açıklamada “Adalet Bakanı Akın Gürlek’e soruyorum: Hizbullah’la yürüttüğünüz bir süreç mi var? Edip Gümüş bayramda seyranda hâlâ örgüt mensuplarına Hizbullah lideri sıfatıyla mesaj gönderiyor mu? Soruyorum” dedi.</p>

<h2><strong>“ÖCALAN PKK İÇİN NEYSE, EDİP GÜMÜŞ DE HİZBULLAH İÇİN ODUR”</strong></h2>

<p>CHP’li Bakan açıklamasında şunları söyledi:</p>

<p>“Hizbullah’ın bugünkü lideri Edip Gümüş ve örgütün askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar, sessiz sedasız terörden arananlar listesinden çıkarıldı. Yakalama kararları kaldırıldı. Üstüne üstlük, firarda oldukları halde haklarında sanki tutukluymuş gibi adli kontrol kararı verildi. Kim bu Edip Gümüş? Abdullah Öcalan PKK için neyse, Edip Gümüş de Hizbullah için odur. 2000 yılında İstanbul Beykoz’daki hücre evine yapılan baskında örgütün kurucusu Hüseyin Velioğlu öldürüldü. O baskında sağ yakalanan, sonra Velioğlu’nun yerine geçip bugüne kadar Hizbullah terör örgütünü yöneten adamdan bahsediyorum. Cemal Tutar kim? Murat Karayılan PKK için neyse, Cemal Tutar Hizbullah için odur. Askeri kanat sorumlusu. Hakkında 15 yıldan beri yakalama kararı olan, İçişleri Bakanlığının 20 milyon lira ödül koyduğu, kırmızı bültenle aranan iki firari terör örgütü liderinden bahsediyorum. 183 cinayetin işlendiği Hizbullah ana davasında ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan, Yargıtay’ca cezası onanmış iki isimden bahsediyorum. Domuz bağı vahşetinin failleri.</p>

<h2><strong>“EKREM İMAMOĞLU’NA VERİLMEYEN ADLİ KONTROL, HİZBULLAH LİDERİ GÜMÜŞ’E VERİLİYOR”</strong></h2>

<p>Şimdi şu manzaraya bakın: Ekrem İmamoğlu cezaevinde. Gazeteci İsmail Arı cezaevinde. Gazeteci Alican Uludağ cezaevinde. Halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanları cezaevinde. Ama Hizbullah’ın lideri serbest. Ve hatta… Ekrem İmamoğlu’na bile verilmeyen adli kontrol, gidip Hizbullah lideri Edip Gümüş’e veriliyor. Bu nasıl bir adalettir?</p>

<p>Asıl mesele şu: Bu nasıl oldu? Heyet, başta yakalama kararının kaldırılmasına da yeniden yargılamaya da olumsuz bakıyordu. Savcı ilk mütalaasında ‘yasal şartlar oluşmadı, talep reddedilsin’ demişti. Sonra bir baktık, aynı savcı ikinci mütalaasında ‘takdir mahkemenizindir’ diyerek görüş değiştirmiş. Mahkeme bunun üzerine yeniden yargılamaya, infazın durdurulmasına, yakalama kararının kaldırılmasına hükmetti. Ardından İçişleri Bakanlığı bu iki ismi sessiz sedasız terör listesinden çıkardı. Soruyorum: Savcı mütalaasını niye değiştirdi? Heyet kararını niye değiştirdi? İçişleri Bakanlığı 20 milyon lira ödül koyduğu kayıtları niye sildi? Adalet Bakanı Akın Gürlek’e soruyorum: Yeni bir süreç mi başladı? Bizim bilmediğimiz, kamuoyunun bilmediği, Hizbullah’la yürüttüğünüz bir süreç mi var? Çünkü Hizbullah silah bıraktığını açıklamadı. Hizbullah hâlâ aktif bir terör örgütüdür. Edip Gümüş bayramda seyranda hâlâ örgüt mensuplarına Hizbullah lideri sıfatıyla mesaj gönderiyor. Ben bunu biliyorum. Siz de biliyorsunuz. Öcalan’a statü tartışmasını boşuna yapıyormuşuz demek ki. Meğer iş çoktan başka bir yere varmış. 183 cinayetin failleri, domuz bağıyla can alanların liderleri, bir kararla paklanmış. Şehit yakınlarının, gazilerin, Hizbullah mağdurlarının Gaffar Okkan’ın yakınlarının yüzüne nasıl bakacaksınız? Akın Gürlek, sorularımıza yanıt bekliyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP’li Bakan ayrıca konuyu Meclis gündemine taşıdı, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Bakan’ın Adalet Bakanı Gürlek’e sorduğu sorular şöyle:</p>

<p>Haklarında kesinleşmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları bulunan ve firari durumda olan, İçişleri Bakanlığı’nın 20 milyon lira para ödüllü kırmızı kategorisinde yer alan terör örgütü Hizbullah lideri Edip Gümüş ile 8 milyonluk turuncu listede aranan örgütün askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar hakkında infazın durdurulması kararı verilmesinin hukuki dayanağı nedir?<br />
Firari durumda bulunan hükümlüler hakkında yakalama kararlarının kaldırılması ve bunun yerine yalnızca “yurtdışına çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol uygulanması yargı pratiğinde istisnai bir durum mudur? Bu yönde emsal kararlar bulunmakta mıdır?<br />
Aynı dosyada görev yapan Cumhuriyet savcısının kısa süre içinde birbiriyle çelişen mütalaalar sunması nasıl açıklanmaktadır?<br />
Yargılamayı yapan mahkeme heyetinin verdiği kararlar hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır?<br />
FETÖ bağlantısı gerekçesiyle görevden ihraç edilen hâkim ve savcıların görev yaptığı dosyalarda verilen tüm kararların yeniden yargılama konusu yapılmasına yönelik genel bir uygulama veya içtihat oluşmuş mudur?<br />
Bu kararlar, kesinleşmiş terör suçlarına ilişkin mahkûmiyetlerin infazı bakımından emsal teşkil edecek midir? Benzer durumda olan diğer hükümlüler açısından yeni başvuruların önü açılmış mıdır?<br />
Kamuoyunda ciddi endişe yaratan bu kararlar hakkında Bakanlığınız tarafından herhangi bir idari değerlendirme yapılmış mıdır?</p>

<p>CHP’li Bakan’ın İçişleri Bakanı Çiftçi’ye sorduğu sorular ise şöyle:</p>

<p>İçişleri Bakanlığı’nın 20 milyon lira para ödüllü kırmızı kategorisinde yer alan terör örgütü Hizbullah lideri Edip Gümüş ve 8 milyon lira para ödüllü turuncu listesinde yer alan örgütün askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar’ın “Terörden Arananlar” listesinden çıkarılmasının gerekçesi nedir? Bu karar hangi kurum ve/veya merciler tarafından alınmıştır?<br />
Haklarında kesinleşmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan ve firari durumda olan bu kişiler hakkında çıkarılmış yakalama kararlarının kaldırılmasının hukuki dayanağı nedir?<br />
Terör suçlarından hüküm giymiş ve firari durumda olan kişilerin “Terörden Arananlar” listesinden çıkarılması uygulaması başka dosyalar için de söz konusu mudur? Son 10 yıl içinde benzer şekilde listeden çıkarılan kişi sayısı kaçtır?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-bakan-hizbullahla-yuruttugunuz-bir-surec-mi-var</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/murat-bakan-dokuz8.jpeg" type="image/jpeg" length="57514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ali Babacan: Ekonomik koşullar, Türkiye’deki doğurganlık hızının düşmesinin ana sebebidir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ali-babacan-ekonomik-kosullar-turkiyedeki-dogurganlik-hizinin-dusmesinin-ana-sebebidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ali-babacan-ekonomik-kosullar-turkiyedeki-dogurganlik-hizinin-dusmesinin-ana-sebebidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "'Üç çocuk' derken bunun nasıl olacağını, insanların yarınlara nasıl güvenle bakacağını kendilerine anlatmadan, o iklimi oluşturmadan istediğiniz kadar 'Aile Yılı' deyin. Gençler iş bulamıyor, 'Ben nasıl evleneceğim?' diyor. Ekonomik koşullar, Türkiye’deki doğurganlık hızının düşmesinin ana sebebidir" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi'nin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde iki işçinin hayatını kaybettiğini belirten Babacan, iş güvenliği meselesinin Türkiye'de çok önemli bir konu olduğunu ifade etti. Babacan, "Niye bazı ülkelerde iş kazaları daha az da Türkiye’nin de içinde bulunduğu birçok ülkede daha fazla? Tedbir alındığında kazalar azalıyor, tedbir alındığında hayatlar kurtarılıyor; ama tedbir alınmadığında, denetim yapılmadığında maalesef canlarımızı kaybediyoruz. Çözümü, inanın, zor değil, sağlam kurallar koyacaksınız, denetleyeceksiniz. Denetimde yanlış bulduğunuzda da caydırıcı cezayı gözünüzü kırpmadan keseceksiniz. Sistemi sağlam kuracaksınız ki hayatlar kurtulsun" dedi.</p>

<h2>TÜRKİYE AĞIR BİR DEMOKRASİ KRİZİ İÇİNDE</h2>

<p>Türkiye'nin "ağır bir demokrasi krizi içinde" olduğunu öne süren Babacan, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Sadece nisan ayında gazeteciler tam 75 defa hâkimin karşısına çıktı bu ülkede. Bu insanlar yolsuzluk mu yaptı? Hayır. Birilerinin canına mı kıydı? Hayır. Yaptıkları sadece düşündüklerini söylemek, düşündüklerini yazmak, doğru gördükleri haberi de yayınlamak, yaptıkları sadece bu. İşte gazetecilerin bu kadar baskı altında olduğu bir ülkede, arkadaşlar, ifade özgürlüğünden bahsedilemez. Gazetecilerin bu kadar baskı altında olduğu bir ülkede demokrasiden bahsedilemez, çünkü demokrasi ancak hukukla kıymetlidir. Demokrasiyi sadece sandıktan ibaret görenler, 'Ben sandıktan yüzde 50 artı 1 aldım, aklıma geleni yaparım' demeye başladığında, o ülkede artık demokrasiden bahsedilemez."</p>

<p>Babacan, KHK'lı ailelerin "büyük bir mağduriyet" yaşadığını vurgulayarak, "Bu sürecin ilk başında düğme yanlış iliklendi. Sisteme iki talimat verdiler: Bir, 'Kurunun yanında yaşı da yakın'. İki, 'Acımayın, yoksa kendiniz acınacak hale düşersiniz.' Çoğu davada hâkimler ne yaptı? 'Ya ben bunu hapse atacağım ya da kendim hapse gireceğim' dedi. Adaletin yerine gelmesi ile ilgili bir imkan ve ortam oluşturulmadı. Mağduriyetler büyük. Mesele sadece KHK meselesi de değil. Bir ülkede 2 milyon kişiden fazla insan, örgüt üyeliği, terör örgütü üyeliği sebebiyle şöyle ya da böyle savcılık süreci yaşamadan yargılanıyorsa, hangi ülkede milyonlarca üyesi olan bir terör örgütü olabilir? Evet, terör örgütleri vardır, tehlikelidir. Terörle kim olursa olsun sonuna kadar mücadele edilmelidir. Ama eğer siz bazı konuları bahane edip bir kesimin üzerine topyekûn gidiyorsanız, toplu cezalandırma yapıyorsanız bu hukuk değildir, adalet de değildir" dedi.</p>

<h2>"ÜLKE YÖNETENLERİN REEL SEKTÖRDEN HABERLERİ YOK"</h2>

<p>TÜİK tarafından açıklanan nisan ayı enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, şunları söyledi:</p>

<p>"Tek bir ayın enflasyonu yüzde 4,18. Bahane hazır, 'Efendim işte enerji fiyatları arttı, İran’da savaş çıktı, bizde de enflasyon arttı, ne yapalım?' Petrol, benzin, motorin fiyatı sadece Türkiye’de mi arttı? Yılın sonu gelecek, bakacaksınız ki listeye; pek çok ülkede yılın enflasyonunun tamamı, petrol fiyatlarına rağmen yüzde 4’ün altına çıkacaktır. Peki bize ne oluyor da tek bir ayda petrole zam, enflasyon yüzde 4? Niye bu kadar hızlı enflasyon artıyor? Yıllık enflasyon yüzde 32,37. Barınmadaki enflasyon, konut, en temel ihtiyaç yüzde 46 son 12 ayda. Eğitim enflasyonu yüzde 50. Bunlar büyük rakamlar. İran savaşının çıktığı ilk gün söyledik, 'Aman ha bakın bu fiyatları öyle hemen acilen akaryakıt fiyatlarına yansıtmayın, devletin kontrol ettiği hiçbir fiyat petrol fiyatına gelen zam kadar artırılmaz, olmaz.' Yaptıkları ilk iş ne oldu? Eşel mobil. Sen eşel mobile bağla, şöyle ya da böyle zammı otomatiğe bağla, ondan sonra ne yapalım? Enflasyon arttı."</p>

<h2>"1 TEMMUZ’DA YİNE ASGARİ ÜCRETİ ARTIRMAYACAKLAR"</h2>

<p>Babacan, ülke yönetenlerin reel sektörden ve gerçek çarşı pazardan haberlerinin olmadığını belirterek, "Bir bakkalın yanında iki aylık çıraklık yapan genç kardeşimiz, bunların yaptığı hataları yapmaz. Devletin görevi ekonomiyi yönetmektir zamları izlemek değildir. Bunlar sadece izliyor, 'Ne yapalım' diyorlar? Pandemi oldu, fiyatlar arttı. Pandemiden bu yana dünyadaki toplam gıda enflasyonu yüzde 40’larda. Ne pandemiyi bahane etsinler ne de İran’daki savaşı. Alım gücü eriyor, yaşam şartları her gün daha zorlaşıyor, milletimiz her geçen gün daha fakirleşiyor. Asgari ücret bu kadar yüksek enflasyona rağmen sabit devam ediyor. 1 Temmuz gelecek, yine asgari ücreti artırmayacaklar. Yıllarca bu ülkede enflasyonun yüzde 5’e, 6’ya düştüğü yıllarda bile asgari ücrete 1 Temmuz’da ara zam verilmiştir, hak teslim edilmiştir. Yıllarca bu ülke böyle gelmiştir. İlk defa geçen sene dediler ki '1 Temmuz’da ara zam vermiyoruz' Bu yıl yine 1 Temmuz’da ara zamdan bahseden yok. Bu, çalışanın hakkını elinden almaktır. Bu kul hakkıdır, bu hak gaspıdır. Enflasyonun patlaması bizim asgari ücretimizin, emeklimizin suçu değildir. Enflasyonun patlaması ülkeyi kötü yönetenlerin suçudur. Suç kendilerinde, cezayı millete çektiriyorlar."</p>

<h2>DOĞURGANLIK HIZI VE EKONOMİK KOŞULLAR</h2>

<p>Türkiye’deki doğurganlık hızına ilişkin de konuşan Babacan, "Türkiye’deki doğurganlık hızının 2,1 olması, nüfusumuzu ancak sabit götürüyor. Yani hayatını kaybedenlerin yerine yeni bebekler dünyaya geliyor. 2,1’in altı demek, nüfusun azalması demek. Türkiye’de 2017 yılından bu yana doğurganlık hızı 2,1’in altında. Bu yeni bir konu değil ve üstelik 2017’den bu yana 10 yıldır sürekli düşüyor. 10 yıldır niye bu meseleye hiç bakmadınız? 'Üç çocuk, üç çocuk' derken bunun nasıl olacağını, bu ortamı nasıl oluşturacağını, insanların yarınlara nasıl güvenle bakacağını kendilerine anlatmadan, o iklimi oluşturmadan istediğiniz kadar 'Aile Yılı' deyin. 10 yıl da geçse, 20 yıl da geçse, 30 yıl da geçse bu kafayla, bu politikalarla olmaz. Çünkü insanlar önünü göremiyor, gençler iş bulamıyor, iş bulamayınca 'Ben nasıl evleneceğim?' diyor. Evleniyor, 'Biz iki kişi geçinemiyoruz, nasıl çocuk sahibi olacağız?' diyor. Ekonomik koşullar, Türkiye’deki doğurganlık hızının düşmesinin ana sebebidir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ali-babacan-ekonomik-kosullar-turkiyedeki-dogurganlik-hizinin-dusmesinin-ana-sebebidir</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/ali-babacan-19.jpg" type="image/jpeg" length="13039"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aziz Yıldırım, Fenerbahçe başkanlığına adaylığını açıkladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aziz-yildirim-fenerbahce-baskanligina-adayligini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aziz-yildirim-fenerbahce-baskanligina-adayligini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, kulübün seçimli olağanüstü genel kurulunda başkanlığa aday olduğunu duyurdu. Yıldırım, diğer adaylara yönelik birleşme çağrısında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, sarı-lacivertli kulüpte gerçekleştirilecek olan seçimli olağanüstü genel kurulda başkan adayı olduğunu açıkladı.</p>

<p>Yıldırım, yaptığı yazılı açıklamada adaylığının yanı sıra diğer adaylara yönelik birleşme teklifini de dile getirdi. Fenerbahçe camiasına karşı vicdani bir sorumluluğu olduğunu belirten Yıldırım, kulübün geleceğinden endişe duyması sebebiyle adaylık kararı aldığını kaydetti.</p>

<h2>"BİRLİK VE BERABERLİĞİ GÜÇLENDİREREK"</h2>

<p>Aziz Yıldırım, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Benim her zaman olduğu gibi zor zamanlarda yoldaşım olan Fenerbahçelilere karşı vicdani bir sorumluluğum var. Çok sevdiğim Fenerbahçe’min geleceğinden endişe etmem nedeniyle, sizlerden gelen çağrıya kulak vererek, şu ana kadar ortaya çıkan başkan adaylarına ve bundan sonra ortaya çıkması muhtemel adaylara bir çağrı yaparak şunları söylemek isterim, Fenerbahçe camiasının bir ve beraber olduğunu göstereceğimiz destansı 120. yıl için Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığı’na adayım. Sayın Barış Göktürk ve Sayın Hakan Safi başta olmak üzere, adaylığı söz konusu olan tüm adaylara, benimle beraber olmayı teklif ediyorum. Fenerbahçe camiası bu kaos ortamından ancak birlik ve beraberliği güçlendirerek çıkabilir. Fenerbahçe’de tecrübe ve gençlik birlikte hareket ederse, kimse Fenerbahçe’nin önünde duramaz. Gelin bir olalım, beraber olalım ve Fenerbahçemizi hep birlikte güzel yarınlara taşıyalım."</p>

<p>Yaşantısının önemli bir kısmını Fenerbahçe'ye adadığını vurgulayan Yıldırım, görevde olduğu dönemde hayata geçirilen reformlara değindi. Yıldırım, arkadaşlarıyla birlikte yaptıkları tesisler ve kurdukları şirketler ile 3 Temmuz süreci öncesinde sportif başarıyı mali yapı ile desteklediklerini ifade etti. 2024 yılında gelen çağrılar üzerine aday olduğunu hatırlatan Yıldırım, 2025 yılında ise gençlerin görevi devralması gerektiği yönündeki söylemiyle yeni isimlerin önünü açmaya çalıştığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yıldırım, Fenerbahçe'nin gündeminde seçim ve taraftarların gönlünde şampiyonluk özlemi olduğunu dile getirdi. Kulübün hem ekonomik hem de sportif açıdan kritik bir eşikten geçtiğini belirten Aziz Yıldırım, camianın bir ve beraber hareket etmesinin önemini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aziz-yildirim-fenerbahce-baskanligina-adayligini-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/aziz-yildirim-1.webp" type="image/jpeg" length="39795"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜİK: 2025’te trafik kazalarında 6 bin 35 kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tuik-2025te-trafik-kazalarinda-6-bin-35-kisi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tuik-2025te-trafik-kazalarinda-6-bin-35-kisi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı Karayolu Trafik Kaza İstatistiklerine göre, geçen yıl 288 bin 321 ölümlü yaralanmalı trafik kazasında 6 bin 35 kişi hayatını kaybetti, 403 bin 937 kişi yaralandı. Bir önceki yıla göre ölü sayısı yüzde 5,0 azalırken, yaralı sayısı yüzde 4,9 arttı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı Karayolu Trafik Kaza İstatistiklerini açıkladı. Verilere göre, Türkiye’de geçtiğimiz yıl toplam 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası meydana geldi. Bu kazaların 1 milyon 261 bin 253’ü maddi hasarlı, 288 bin 321’i ise ölümlü yaralanmalı kazalardan oluştu. Ölümlü yaralanmalı kazaların yüzde 86,5’i yerleşim yeri içinde, yüzde 13,5’i yerleşim yeri dışında gerçekleşti.</p>

<p>2025 yılında meydana gelen ölümlü yaralanmalı kazalarda 2 bin 541 kişi olay yerinde, 3 bin 494 kişi ise hastaneye sevk edildikten sonra 30 gün içinde hayatını kaybetti. TÜİK’e göre, günlük ortalama 789,9 ölümlü yaralanmalı kaza meydana gelirken, günlük ortalama 16,5 kişi hayatını kaybetti, bin 106,7 kişi yaralandı.</p>

<p>2025 yılında 2024 yılına göre, motorlu kara taşıtı sayısı yüzde 7,4 artarak 33,6 milyona yükselirken aynı dönemde toplam kaza sayısı yüzde 7,3, ölümlü yaralanmalı kaza sayısı yüzde 8,0, maddi hasarlı kaza sayısı yüzde 7,1 ve yaralı sayısı yüzde 4,9 arttı. Buna karşın toplam ölü sayısı yüzde 5 azaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl düzeyinde en fazla ölü sayısı 290 ölüm ile Ankara'da yaşanırken, en fazla yaralı sayısı 47 bin 717 yaralı ile İstanbul'da görüldü; en az ölü sayısı 5 ölü ile Ardahan'da, en az yaralı sayısı ise 294 yaralı ile yine Ardahan'da gerçekleşti. Trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin yüzde 50,7’sini sürücüler, yüzde 29,3’ünü yolcular, yüzde 20’sini yayalar oluşturdu. Yaralananların ise yüzde 55,6’sı sürücü, yüzde 33,9’u yolcu, yüzde 10,5’i yayalardan oluştu. Ölenlerin yüzde 77,8’inin erkek, yüzde 22,2’sinin kadın olduğu; yaralananların ise yüzde 70’inin erkek, yüzde 30’unun kadın olduğu görüldü.</p>

<p>2025 yılında trafik kazalarında bin 334 motosiklet sürücüsü ve 191 motosiklet yolcusu hayatını kaybetti. Otomobillerde ise bin 2 sürücü ve bin 63 yolcu yaşamını yitirdi. İncinebilir yol kullanıcıları olarak tanımlanan yayalar, motosiklet, bisiklet ve elektrikli skuter sürücülerinde toplam 2 bin 680 ölüm gerçekleşti. Bu grup, toplam ölümlerin yüzde 44,4’ünü oluşturdu.</p>

<p>Karayolu ağında 2025 yılında meydana gelen 288 bin 321 ölümlü yaralanmalı kazanın yüzde 65,0'ı gündüz, yüzde 33,1'i gece ve yüzde 1,9'u alacakaranlıkta oldu. Ölümlü yaralanmalı kazalar en fazla yüzde 10,4 ile ağustos ayında, en az ise yüzde 5,7 ile şubat ayında meydana geldi. Haftanın günlerine göre ise kazalar en çok cuma günleri, en az pazar günleri gerçekleşti. Kazaların yüzde 65’i gündüz saatlerinde meydana geldi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tuik-2025te-trafik-kazalarinda-6-bin-35-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/07/trafik-kazasi-3.jpg" type="image/jpeg" length="37958"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel'den Bahçeli'nin 'mutlak butlan' sözleri hakkında ilk açıklama]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozelden-bahcelinin-mutlak-butlan-sozleri-hakkinda-ilk-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozelden-bahcelinin-mutlak-butlan-sozleri-hakkinda-ilk-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Kurultay Davası ve "mutlak butlan" ile ilgili açıklamalarını değerlendirerek, "Sayın Bahçeli'nin dün yaptığı açıklama kıymetli, olması gereken açıklama" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP lideri Özgür Özel, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Kurultay Davası ve “mutlak butlan” ile ilgili açıklamalarına ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel, Bahçeli’nin dünkü açıklamasını değerlendirerek şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Sayın Bahçeli'nin dün yaptığı açıklama kıymetli, olması gereken açıklama. Bir siyasi parti diğer siyasi partiye yargı yoluyla yapılan usulsüz uygulamaya tepki gösteren sadece centilmenlik göstermez. Kendisinin de vücut bulduğu o zemini savunuyor olur. Biz demokrasiyi savunuyoruz. Bu iş inanılmaz bir iş. CHP Kurultayı öyle lekelenebilecek bir kurultay değil. Aksine sonuç böyle olmasa 104 yıllık Cumhuriyet'te hiçbir siyasi partinin başkanı tartışarak değişmemiş olacaktı. Kazanana ve kaybedene onur vermiş bir kurultaydır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozelden-bahcelinin-mutlak-butlan-sozleri-hakkinda-ilk-aciklama</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/ozgur-ozel-66.jpeg" type="image/jpeg" length="11322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB Davası'nda 33. gün başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-33-gun-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-33-gun-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının 33. gününde, duruşmayı sanatçı Zülfü Livaneli de izledi. Ekrem İmamoğlu, izleyicilerin olduğu bölüme dönerek, "Sizi çok seviyoruz, iyi ki varsın Zülfü Abi, ey özgürlük" diye bağırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 33. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor. 77'si tutuklu, toplam 414 sanığın yargılandığı duruşmaya, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile diğer tutuklu sanıklar katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıklar salona getirildiği sırada izleyiciler alkışlarla karşıladı. Duruşmayı sanatçı Zülfü Livaneli de takip etti. Ekrem İmamoğlu, izleyicilerin olduğu bölüme dönerek, "Sizi çok seviyoruz, iyi ki varsın Zülfü Abi. Ey özgürlük" diye bağırdı. Salonda bir izleyici de 6 Mayıs'a atıf yaparak, "Ekrem başkanım Deniz burada, Yusuf burada, Hüseyin burada" diye seslendi.</p>

<p>Duruşmanın 32. gününde, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasıyla tutuklu yargılanan Ahmet Güldü, Hakan Karanis, Hasan Tahsin Sönmez ve Turgay Tokdemir'in savunmalarıyla tamamlanan süreç, bugün aynı suç isnadıyla yargılanan diğer sanıkların savunmalarıyla devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-33-gun-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ibb-davasi-2.png" type="image/jpeg" length="95292"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyine saldırılarını sürdürüyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/israil-ordusu-ateskese-ragmen-lubnanin-guneyine-saldirilarini-surduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/israil-ordusu-ateskese-ragmen-lubnanin-guneyine-saldirilarini-surduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail Savunma Kuvvetleri, son 24 saat içinde Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’a ait olduğunu ileri sürdüğü 25 hedefi vurduğunu açıkladı. Saldırılar, ABD arabuluculuğunda varılan ateşkes yürürlükteyken gerçekleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), son 24 saat içinde Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’a ait olduğunu ileri sürdüğü 25 hedefi vurduğunu açıkladı. Lübnan’ın resmi haber ajansı NNA da son 24 saat içinde ülkenin güneyine birçok hava saldırısı düzenlendiğini doğruladı.</p>

<p>IDF Sözcüsü Avichay Adraee, Lübnan’ın güneyindeki birçok kasaba için yeni tahliye uyarıları yayımladı. Adraee, Hizbullah’a ait tesislerin veya çatışma bölgelerinin yakınında bulunan kişilerin “hayatlarını tehlikeye attığını” söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırılar, İsrail ile Lübnan arasında ABD arabuluculuğunda varılan ateşkes yürürlükteyken gerçekleşti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/israil-ordusu-ateskese-ragmen-lubnanin-guneyine-saldirilarini-surduruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/08/lubnan-17.webp" type="image/jpeg" length="65119"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tülay Hatimoğulları “Üç Fidan”ı andı: Mirasları mücadelemiz, kararlılıkları rehberimizdir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tulay-hatimogullari-uc-fidani-andi-miraslari-mucadelemiz-kararliliklari-rehberimizdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tulay-hatimogullari-uc-fidani-andi-miraslari-mucadelemiz-kararliliklari-rehberimizdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ı anarak, "Mirasları mücadelemiz, kararlılıkları rehberimizdir" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ı anarak, "Mirasları mücadelemiz, kararlılıkları rehberimizdir" dedi.</p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’a ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hatimoğulları, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“6 Mayıs 1972’de katledilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan; sadece bir kuşağın değil, nesiller boyu bu toprakların teslim olmayan devrimci mirasının adıdır.</p>

<p>Onlar, cellatların karanlığını dahi yırtarak idam sehpasından yükselttikleri ‘Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği’ haykırışları ile bugün bir arada yaşam irademizin en aşılmaz kalesidir.</p>

<p>Mirasları mücadelemiz, kararlılıkları rehberimizdir. Saygı ve sonsuz minnetle…”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tulay-hatimogullari-uc-fidani-andi-miraslari-mucadelemiz-kararliliklari-rehberimizdir</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/11/hatimoglullari.png" type="image/jpeg" length="69902"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muhittin Böcek'in mal varlığına el konuldu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/muhittin-bocekin-mal-varligina-el-konuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/muhittin-bocekin-mal-varligina-el-konuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Görevden uzaklaştırılan tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve gelini Zuhal Böcek’in mal varlıklarına, yürütülen “rüşvet” soruşturması kapsamında el konuldu. El koyma kararı taşınır, taşınmaz, banka hesapları ve kripto varlıkları kapsıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, görevden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve gelini Zuhal Böcek’e yönelik “rüşvet alma”, “rüşveti temin etme”, “irtikap” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından yürütülen soruşturma devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek, Mustafa Gökhan Böcek, Zuhal Böcek ve torunu Aslan Muhittin Böcek’e ait mal varlıklarına el konulduğu bildirildi. Açıklamada, el koyma kararının “rüşvet, irtikap ve suçtan elde edilen mal varlıklarının aklanması suçlarından elde edildiği değerlendirilen kazançların kaçırılmasını önlemek amacıyla” alındığı belirtildi.</p>

<p>El koyma kararının, taşınır ve taşınmaz mallar, banka hesapları ve kripto varlıklar dahil olmak üzere tüm mal varlıklarını kapsadığı aktarıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/muhittin-bocekin-mal-varligina-el-konuldu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/muhittin-bocek-kimdir.png" type="image/jpeg" length="76362"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hava sıcaklıkları 3-5 derece artacak]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hava-sicakliklari-3-5-derece-artacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hava-sicakliklari-3-5-derece-artacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün raporuna göre, hava sıcaklıklarının güney, iç ve batı bölgelerde 3-5 derece artması bekleniyor. Ayrıca birçok bölgede sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış öngörülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yayımlanan hava tahmin raporuna göre, İç Anadolu’nun doğusu, Batı ve Orta Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Adana, Osmaniye, Kahramanmaraş, Ankara, Çankırı ve Ordu çevrelerinde sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporda ayrıca, hava sıcaklıklarının bugün güney, iç ve batı bölgelerde 3 ila 5 derece artacağının öngörüldüğü belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hava-sicakliklari-3-5-derece-artacak</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/yurt-genelinde-hava-sicakliklari-yukseliyor.webp" type="image/jpeg" length="46400"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya'da aşırı sağcı gençlik yapılanmalarına yönelik operasyon]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/almanyada-asiri-sagci-genclik-yapilanmalarina-yonelik-operasyon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/almanyada-asiri-sagci-genclik-yapilanmalarina-yonelik-operasyon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya genelinde "Deutsche Jugend Voran" ve "Jung und Stark" gruplarıyla bağlantılı 36'dan fazla kişinin evinde arama yapıldı. Federal Başsavcılık talimatıyla gerçekleştirilen operasyonlarda, suç örgütü kurma suçlamasıyla çok sayıda dijital materyal ve belgeye el konuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya'da güvenlik güçleri, sabah saatlerinden itibaren ülke çapında aşırı sağcı yapılanmalara yönelik geniş kapsamlı bir operasyon düzenledi. Operasyonlar çerçevesinde, "Deutsche Jugend Voran" ve "Jung und Stark" adlı gruplarla bağlantılı olduğu kaydedilen 36’dan fazla şahsın ikametgahında aramalar gerçekleştirildi.</p>

<p>Berlin merkezli yapılan açıklamada, söz konusu operasyonların Federal Başsavcılık talimatıyla yürütüldüğü ve bu iki grubun “suç örgütü kurmak” suçlamasıyla soruşturulduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>DİJİTAL MATERYAL VE BELGELERE EL KONULDU</h2>

<p>Yetkililer, bu yapıların aşırı sağ ideolojiyi yaymayı ve özellikle gençler arasında örgütlenmeyi hedeflediği yönünde değerlendirmelerde bulundu. "Deutsche Jugend Voran" ve "Jung und Stark" gruplarıyla ilişkili kişilerin evlerinde yapılan aramalarda, çok sayıda dijital materyal ve belgeye incelenmek üzere el konulduğu bildirildi.</p>

<p>Soruşturmanın sürdüğü belirtilirken, düzenlenen baskınlarda gözaltı yapılıp yapılmadığına ilişkin henüz resmi bir bilgi paylaşılmadı. Almanya’da son yıllarda aşırı sağcı gruplara yönelik güvenlik önlemlerinin artırıldığı kaydedilirken, gençler arasında radikalleşmenin önlenmesine yönelik çeşitli programların da uygulandığı ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/almanyada-asiri-sagci-genclik-yapilanmalarina-yonelik-operasyon</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/11/almanya-11.jpg" type="image/jpeg" length="82127"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="36430"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="64295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54135"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="99196"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="57126"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="76489"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="68022"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="98953"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="98189"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="24464"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="90610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="98914"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="89281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="66090"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="77945"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="14875"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="68101"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="78075"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="37749"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="59236"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
