<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 16:54:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Artemis II mürettebatı, Dünya'ya inmeye hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/artemis-ii-murettebati-dunyaya-inmeye-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/artemis-ii-murettebati-dunyaya-inmeye-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artemis II mürettebatı, 11 Nisan'da Pasifik Okyanusu'na iniş yapacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uzun yıllar sonra Ay'a yapılan ilk insanlı yolculuk olan Artemis II görevinin son gününde mürettebat, Dünya'ya iniş için hazırlıklara başladı.</p>

<p>ABD Havacılık ve Uzay Ajansı'ndan (NASA) yapılan açıklamaya göre, 1 Nisan'da başlatılan Artemis II görevinin son gününe ilişkin bilgiler paylaşıldı. Buna göre, 50 yılı aşkın sürenin ardından Ay'a ilk insanlı yolculuğu yapan dört kişilik mürettebat, 7 Nisan'da Ay'ın yer çekiminin Dünya'ya göre daha baskın hale geldiği "etki alanından" çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>AY'IN ETRAFINDA TUR ATTILAR</h2>

<p>Görev süresince Ay'ın etrafında tur atarak bu uydunun daha önce görünmeyen kısmını görüntüleyen ekip, Dünya'ya dönüş hazırlıklarına başladı. Ekip, son günlerinde güncel hava durumu ile Dünya'ya giriş zamanlamasını gözden geçirecek ve iniş sonrası operasyonlar üzerinde çalışacak.</p>

<p>Mürettebatı taşıyan Orion uzay aracı, yerel saatle 10 Nisan 17.07'de (Türkiye saatiyle 11 Nisan 03.07) California eyaletinin San Diego kenti açıklarında Pasifik Okyanusu'na iniş yapacak. İnişten sonraki iki saat içinde mürettebat, uzay aracından çıkarılarak helikopterlerle USS John P. Murtha gemisine taşınacak ve orada tıbbi incelemeye tabi tutulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM &amp; UZAY</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/artemis-ii-murettebati-dunyaya-inmeye-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/artemis.jpg" type="image/jpeg" length="86533"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zeynel Emre: İçişleri Bakanı 'Bu bir IŞİD saldırısı' diyemiyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/zeynel-emre-icisleri-bakani-bu-bir-isid-saldirisi-diyemiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/zeynel-emre-icisleri-bakani-bu-bir-isid-saldirisi-diyemiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Sözcüsü Zeynel Emre, İsrail Başkonsolosluğu'ndaki saldırının IŞİD saldırısı olduğunu belirterek İçişleri Bakanı'nın bunu 'dini istismar eden örgüt' diye adlandırmasını eleştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, CHP Silivri Dayanışma Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ndeki başkan vekili seçimlerine ve CHP'li belediyelere yönelik operasyonlara tepki gösteren Emre, konuşmasında İsrail Başkonsolosluğu'ndaki saldırıya da değindi.</p>

<p>Emre, şöyle konuştu:</p>

<p>"CHP olarak 47 yıl sonra açık bir farkla Bursa Büyükşehir Belediyesi'ni kazandık. Bursa'nın seçilmiş belediye başkanı Mustafa Bozbey'dir. Toplamda da Bursa'nın ilçe meclis üyeleriyle birlikte baktığımızda meclislerde de büyük çoğunlukla CHP önde göğüsledi ipi. Bakın bu 31 Mart 2024 seçimlerinde büyükşehir belediye başkanlıkta verilen oy, halkın vermiş olduğu oy. 860 bin 490 oy Mustafa Bozbey almıştır. En yakın rakibinin aldığı oy 693 bin 31 oydur. Yani arada 167 bin 459'luk bir oy farkı vardır. Çok açık bir şekilde bu seçimleri CHP kazanmıştır. Dolayısıyla burada halkın iradesini tanımayıp da encümen sayısına göre oradaki belediye başkanının değiştirilmesi ve Adalet ve Kalkınma Partili birinin getirilmesi çok açıkça darbedir. Bunu yapan da darbecidir. Bunun başka bir adı yoktur. Türkiye'de bir milli iradeye yönelik, demokrasiye yönelik büyük bir saldırı var. CHP öncülüğünde halkımız bu darbe girişimine karşı direnmektedir. Ne kadar saldırı olursa olsun da biz bu mücadeleye devam edeceğiz. Bize göre şu an itibariyle Bursa Büyükşehir Belediyesi işgali altındadır. Dolayısıyla biz bu işgal son verene kadar mücadele edeceğiz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Cumhuriyet tarihinde ilk defa kullanılan, kimyasal gaz, farklı gazlar kullanıldı"</strong></p>

<p>Öyle bir tiyatro oynadılar ki orada o seçimin yapıldığı yani belediye meclis üyesi sayısıyla belediye başkanı seçildiği seçimin yapıldığı alana meclis üyelerini, milletvekillerimizi, genel başkan yardımcılarımızı sokmadılar. Ve o duruma protesto eden bu nedenle yürüyen halka belki de Cumhuriyet tarihinde ilk defa kullanılan bir şekilde kimyasal gaz farklı gazlar kullanıldı. Sarı gazlar kullanıldı. Bunların tesirinin ne olduğunu şu anda bilmiyoruz. Orada yaralanan meclis üyesi arkadaşlarımız, milletvekili arkadaşlarımız oldu. Ve o gazların hangi kimyasalları içerdiğini bilmiyoruz. Dolayısıyla bütün bu zulmü halkımıza ifşa etmeye devam edeceğiz. Bakın yine bizim hukukumuzda bir tabir vardır, hayatı olağan akışına aykırılık diye. Bir ülke düşünün bu ülkede çok farklı siyasi partiler var ve bu siyasi partiler içerisinde belediyeyi,belediye meclislerini kazanan ebette farklı partiler var. Ama ne hikmetse sürekli CHP'nin belediyelerine yönelik operasyonlar var. Bakın aynı gün içerisinde Bornova Belediye Başkanımız gözaltına alınıyor. Ankara İzmir İl Başkanımız gözaltına alınıyor. Aynı gün içerisinde. Üsküdar Belediyemize operasyon yapılıyor. Niye? Üsküdar Belediyesi'nin de Tayyip Erdoğan için özel bir anlamı var. Kendi oturduğu yer. Ve burayı yüzde 50'nin üzerinde bir farkla Sinem Dedetaş ve arkadaşları belediye seçiminde kazandı ve belediye başkanlığı koltuğuna oturdu. Şimdi sudan sebeplerle Üsküdar Belediyesi'ne operasyon yapıyorlar. Ve öyle bir iddia, öyle bir çirkinlik, öyle bir kötülük var ki efendim 'Rüşvet paraları ortaya çıktı. Milyonlarca para rüşvet paraları bavullarla ortaya çıktı.' Hangi işten alınan bir rüşvet söz konusu? Ortada bir kafe satışı sonrasında hemen ertesi gün yapılan bir operasyonda tesadüfen görülen paralar var. Kafe satışı yapılmış mı yapılmış? Resmi mi resmi? O paraları rüşvetle alındığına ilişkin bir tespit var mı? Yok. Peki ne oldu? Bütün bunları yandaş medyada servis ettiler. CHP'ye operasyon 'Bakın rüşvet paraları' diye. Tıpkı FETÖ'nün Ergenekon, Balyoz'da yaptığı gibi bir kara propaganda yaptılar. Hani patlamamış, içi boşaltılmış el bombaları gidilip bulunuyordu ya burada da konudan bağımsız bir algı operasyonu için büyük bir çirkinlik, büyük bir kötülük yaptılar. Bu durumda ortaya çıkınca tabii ses yok. O görüntü paylaşanlar durdu. Özür dilemek yok. 'Yeter ki insanların aklına CHP'yle ilgili kötü bir şey getirelim.'</p>

<p><strong>"CHP olarak ülkemizin doğasını, parkını korumaya devam edeceğiz"</strong></p>

<p>Ülkemizin dört bir tarafında ele geçirilen yargı kollarıyla birlikte kötülükler bitmiyor. Yaptığımız toplantılarda rakamlarla anlatıyoruz. Büyük bir yağma düzeni var. Büyük bir talan var. Ormanların hesapsızca düşünmeden sürekli madenciliğin açıldığı bir durumla karşı karşıyayız. Ve burada ormanını, köyünü, tarlasını korumak isteyen orada yaşayıp da itiraz edenlerin mücadelesi var. Bunlardan biri Esra Işık isimli bir kız çocuğu vatandaşımız biliyorsunuz tutuklanmıştı. Şimdi de oradaki emekçinin yanında bulunan o mücadelenin içinde yer alan UMUT-SEN Koordinatörü Başaran Aksu. Akbelen talanına karşı çıktığı için tutuklandı. Şirketler ibretlik kurban istiyor ki kendi rant düzenine karşı çıkan kimse kalmasın. Adalet ve Kalkınma Partisi kendi doğasını, emeğini savunanları tutuklayarak gözdağı veriyor, malum şirketlere ilişkin de her türlü imtiyazı veriyor. Biz CHP olarak bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz ve oradaki yurttaşlarımızın yanında olmaya, ülkemizin doğasını, parkını korumaya devam edeceğiz.</p>

<p><strong>"Çok açık bir şekilde IŞİD saldırısı var"</strong></p>

<p>Çok masum insanlara operasyon yapılıyor. Şimdi burada İsrail Başkonsolosluğuna yönelik bir terör saldırısı gerçekleşti geçtiğimiz günlerde. Orada o terör saldırısında kahramanca mücadele eden karşı koyan polis memurlarımıza teşekkür ediyoruz. Yaralanan polislerimize de acil şifalar diliyoruz. Bununla birlikte ülkenin İçişleri Bakanı yaşanan bu olayla ilgili efendim 'terör saldırısı' da demeyip 'bir dini istismar eden bir örgüt' diyor. Halbuki çok açık bir şekilde IŞİD saldırısı var. Ve bu saldırıda da öldürülen kişinin de geçmişte kaydı var. CHP olunca görüntü servisi yapan İçişleri Bakanlığı ve savcılık konu IŞİD olunca ne yapıyor? Bakın saldırıda öldürülen Yunus Emre Sarman. 22 Kasım 1994 doğumlu. Yüreğir doğumlu. Sarman'ın adı daha önce doğrudan IŞİD'in finansman ağıyla anılmış. Ve bu kapsamda 6 Nisan 2021 tarihli ve 21/1 sayılı karar kapsamında IŞİD'e finansman sağlama suçlamasıyla ve bu gerekçeyle mal varlığı dolduruluyor ve bu da 7 Nisan2021'de Resmi Gazete'de yayınlanıyor. Bunun dışında Sarman ayrıca 2018 yılında Adana'da aile içi cinayet suçlamasıyla da bir süre cezaevinde kalıyor. Ve babası 18 yıl hapis cezası alıyor. Kendisi de üç ay sonra adli kontrol şartıyla serbest kalıyor. Şimdi burada bitmiyor. 31 Ağustos 2024, yeni bir karar alınıyor. Sarman hakkındaki tedbir kaldırılıyor. Gerekçe makul sebeplein ortadan kalkması. Yani bir dönem IŞİD'in finansman ağında içinde yer alan kişi bu kapsamdan çıkartılıyor. Şimdi aynı isim konsolosluk saldırısında öldürülen kişi olarak karşımızda. IŞİD üyesi. Yani aradan geçen sürede makul sebeplerin ortadan kaldırılmasını bir kenara bırakın IŞİD'e bağlılığı pekişmiş ve bu kapsamda da böylesine büyük bir saldırıyı gerçekleştirmiş kişiden bahsediyoruz.</p>

<p>Buranın arkasında Silivri Cezaevi var. Orada arkadaşlarımız tutuklu ve atadan dededen kalan tarlalarına dahi mal varlıklarına tedbir konmuş el konmuş durumda. Öte yandan, IŞİD'li olduğu çok açık birinin mal varlığı kaldırılıyor, hakkındaki tedbirler kaldırılıyor. Ve bir bu saldırıyı gerçekleştirebiliyor. İçişleri Bakanı da bu bir IŞİD saldırısı diyemiyor. Neymiş? 'Dini istismar eden örgüt.' Halbuki bizim Milli Güvenlik Kurulumuz tarafından onun bir terör örgütü olduğu defaatle Milli Güvenlik Kurulu'nda karara bağlanmıştır, örnek mahkeme kararları vardır. Bunu sıkılarak, utanarak söylemenin bir anlamı yoktur.</p>

<p><strong>"Başta Sayın İmamoğlu olmak üzere arkadaşlarımız burada haksız bir şekilde yargılanıyor"</strong></p>

<p>Arkadaşlarımız burada haksız bir şekilde yargılanıyor, başta Sayın İmamoğlu olmak üzere. Ve bu duruşmaları izleyenler, takip edenler biliyor ki gerek gizli tanık ifadeleri, gerek kurgu, gerek organizasyon şeması, gerek casusluk iddianamesi hepsi birer çöp oldu. Bütün bir iddiaları sanıklar ve avukatları tek tek çürütmekte. Ve yine Sayın İmamoğlu da çok enerjik ve güçlü bir şekilde gerek oradaki arkadaşlarımıza gerek süreci nasıl işlediğini çok doğru bir yerden ifşa etmekte. Buna karşın Sayın İmamoğlu'nun konuştuğu her duruşmada yeni bir soruşturma açılmakta. Yani savunma hakkının kutsallığı, savunma hakkının dokunulmazlığı bir kenara bırakılmış, sürekli dava üzerine, soruşturma üzerine soruşturma açılmakta. Bir yargılamada yargılamayın mahkeme başkanı yönetir. Mahkeme başkanı söz vermeden Cumhuriyet Savcısı'na konuşamaz, avukatlar da konuşamaz. Cumhuriyet savcısı iddia makamıdır. Konuştuğunda da bir sanığa yönelik orada suçlanan kimseye yönelik konuşamaz. Bir Cumhuriyet savcısının yetkisi midir Sayın İmamoğlu'na yönelik haddinizi bilin haddinizi bildiririz diye tehditvari konuşmak? Ki o kadar absürt bir durumdur mahkeme başkanı müdahale etmek zorunda kalmıştır, 'Savcım kişiselleştirmeyin' diye. Bu olacak iş değildir. Bu zulümdür. Burada suç örgütü dedikleri insanlar birbirini tanımıyor. Birçoğu burada mahkeme salonunda tanışıyor. İtirafçılar tek tek ifadelerini çekiyor ve savcılar bize zorla bu ifadeleri verdirdi diyor. Burada iddia makamının yaptığı usulsüzlükler ve kanunsuzluklar kabardı dosyalar. Birden fazla. Dolayısıyla burada gerçek anlamda halktan yana olanlarla halkı soyanlar, halkın terazisine çıktığında çok açık bir şekilde ortaya çıkacak.</p>

<p><strong>"'İstanbul Senin' uygulamasının neresi suç?"</strong></p>

<p>Saçma sapan iddialar var. Neymiş efendim? Casusluk iddiası. Sayın İmamoğlu 2019'da yerel seçimi kazanmış ve ömrü hayatında sadece bir kez gördüğü bir kişi vasıtasıyla casusluğa karar vermiş. Ve yetmemiş kendisiyle birlikte yakın çalışma arkadaşları da aynı suçun faili olmuş. Bakın bunlardan biri. 26ı yaşındaki Iraz Bayrak isimli İBB'de iş analizi olarak çalışan bir kız çocuğu. İBB'nin üç mülakatından geçmiş ve hakkıyla çalışmaya başlamış. Beş aydır da tutuklu. Neymiş? Bu kişi Hüseyin Gün'e bağlı, casus Hüseyin Gün'e bağlı bir şekilde onun altında çalışıyormuş. Tüm dosya kapsamı göstermektedir ki Iraz Bayrak Hüseyin Gül'ü tanımıyor. Hayatında telefonla konuşmamış. Hayatında görmemiş. Hayatında ortak baz istasyonundan baz vermemiş. Nasıl oluyor da bir uygulama üzerinden casusluk faaliyeti söz konusu olabiliyor? 'İstanbul Senin' Uygulaması. 'İstanbul Senin' uygulamasının neresi suç? Bu ayrı konu. Bu uygulama 2019'da yürürlüğe girdi, hayata geçti. Bu kız çocuğu ise 2021de İBB'de işe başladı. Bir defa zaman olarak da tutmuyor. Hani bir şey uydurulacak ya Ekrem İmamoğlu suç örgütü. Burada kimsenin bilmediği önce casusluktan alınıp sonra da İBB dosyasına dahil ettikleri yönetici Hüseyin Gün diye birisi var, buna bağlı çalışılıyor. Buradaki gariplik de yargılanalardan Necati Özkan'a ilişkin durum. Necati Özkan Türkiye ve dünyada tanınmış ve çok başarılı işlerin altına imza atmış bir iletişimci, bir siyasi danışman. Belediyeden hayatında ihale almamış. Rüşvetin R'siyle ilişkisi olmamış. Ancak siz bu kişiyi önce medyada karalayarak, ihaleye fesattan, rüşvetten bahsederek gözaltına alıyorsunuz, tutukluyorsunuz. Dava açıldığında ne gibi bir ihale fesat, hangi ihaleye ve hangi rüşvetin konusu olduğunu gösteremiyorsunuz. Bu kişinin suçu i2014'te Sayın İmamoğlu'nun Beylikdüzü kampanyasını yönetip başarılı olmak. 2019'da her iki yerel seçim yönetip başarılı olmak kampanyasını, 2024 kampanyasını yönetip başarılı olmak. Diyorlar ki 'Necati Özkan'ın 20 tane mülkü var.' Bu 20 mülkün 17'si atadan, dededen kalan memleketteki tarlalar ve MASAK'ın tespitine göre Necati Özkan'ın bu tarladaki hissesi yüzde 2,85. Ve kendisi de duruşmada diyor ki 'Sembolik küçük küçük tapular bunlar. Her biri beş bin TL verene satabilirim diyor. Ne oldu büyük yolsuzluk? Ama siz bu kişinin her şeyine el koyuyorsunuz. Ne diyorsunuz bir de? Hüseyin Gün'e bağlı çalışan örgüt üyesi. Böyle bir saçmalık görülmüş şey değil.</p>

<p><strong>"Bu işin faili olmasının imkanı yok"</strong></p>

<p>Başka bir mantıksız suçlama da yine casusluk iddiasıyla tutuklanan Melih Geçek. Buna bağlı yine aynı casuslukla suçlanan kişiye bağlı olduğu söylenen kişi. Bir akış anlatmışlardı tutuklama ve iddianamede, sürekli Sayın İmamoğlu'na bağlı çalışan özel bilmem kim diye, İBB'de şirketin genel müdürü olduğu tarih i2024, altı ay sonra da gözaltına alın. Bu kişinin de yine Hüseyin Gün'le son altı yıl içerisinde tek bir teması yok, tek bir araması yok, tek bir HTS kaydı yok. Bu hukuk değil, bu adalet değil, bu açıkça vicdansızlıktır. Şimdi bizim genel merkezimizde 11 yıldır çalışan 68 yaşındaki Orhan Gazi Erdoğan. Bu kişiyi de 7 Kasım'da veri sızdırma gerekçesiyle tutukladılar. Ve Cumhuriyet tarihimizde olmayan bir hızla, dört gün sonra iddianamenin sanığı yaptılar. Orhan Gazi Erdoğan'ın iddianamedeki baktığımızda hakkında çıkan suçlama ne? Efendim, bakın iddianın doğruluğu yanlışlı bir tarafa, Türk Ceza Kanunu'nun 135. ve 136. maddelerince ceza isteniyor. 135. madde bir yıldan üç yıla kadar hapis hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kişilere yönelik yaptırımlar düzenler. 136. madde de başkasına vermek. İki yıldan dört yıla. Yani hakkındaki bu iki suçlama doğru olsa bile bizim mevcut ceza infaz kanunumuza göre tek bir gün cezaevinde yatmayacak kişi. Aylardan beri tutuklu. Kaldı ki yine iddia doğru olsa bile suç yeri Ankara. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yapması lazım. İddianın doğru olmadığını da şöyle ifade edeyim: Kendisi KVKK kanunu kapsamına göre veri sorumlusu değil. Yani bu işte bir defa teknik olarak bu işin faili olmasının imkanı yok.</p>

<p><strong>"Sayın İmamoğlu'nu dünyada zincirleme bir şekilde birçok istihbarat servisine bağlamaya çalıştılar"</strong></p>

<p>Tüm işi sizin zihninizi bulandırmak aklınızı karıştırmak 'Acaba CHP suça bulaşmış mıdır' diye şüphe oluşturmak adına algı operasyonları yapılmakta. Öyle ki Sayın İmamoğlu'nu dünyada zincirleme bir şekilde birçok istihbarat servisine bağlamaya çalıştılar, arkadaşlarını da öyle. Neymiş? Efendim 'veriler çalınmış da yabancı ülkelere verilmiş.' Bu iddialar sonrasında Ulusal Siber Olaylarla Müdahale Merkezi 20 Mayıs'ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne gelip inceleme yapıyor. Bir rapor sunuyor. Rapor dosyada var. Diyor ki bir veri sızıntısı olduğuna ilişkin teknik bir bulgu bulunamadı. Bugüne kadar İBB'nin İBB'ye ait verilerin sızdırıldığına dair bir emare yok. Diyeceksiniz ki bunu niye anlatıyorsunuz? Başta inkar ettiler. Ama sonra kabul etmek durumunda kaldı Ulaştırma Bakanlığı. 866 milyonun verisini sızdıran bir iktidar ve bakanlıktan bahsediyoruz. Ve olmayan bir şekilde de İBB'ye bu yönde yapılan bir suçlama. Şimdi USOM'un yazdığı rapor ortada. Bu iddia da boş. Ancak bu boş iddialara rağmen insanlar tutuklu, yatıyor. Bu zulüm kimseye yapılamaz. Çok büyük bir öfke duyuluyor. Öfke aslında sandığa, millete 'Siz nasıl olur da CHP'yi sandıkta birinci parti yaparsınız.'</p>

<p><strong>"Organize bir saldırı altındayız"</strong></p>

<p>Biz organize bir saldırı altındayız. Her yönden saldırıyorlar. Kirli bir medya düzeni, olmayan şeyleri de paylaşıyor. Biz kendi içimizde binde bir de olsa bir kusur bulsak disiplin sürecini işletiyoruz. Uşak'ta bunu gösterdik. Amma velakin Uşak'ta bile bir inceleme sonrasında yaptığımız disiplinden bizi topa tutup olmayan şeyleri söyleyip disiplin işlemi işletemeyeceğimizi söyleyenler bakın ne yapıyor? Nasıl bir Ali Cengiz oyunu var? Ordu'nun Adalet ve Kalkınma Partisi'ne ait Mesudiye Belediye Başkanı Cengiz Koçyiğit. Belediye çalışanı bir kadına yönelik cinsel saldırıda bulundu iddiasıyla hakkında dava açıyor. Ve bu dava sonrasında dosyada gördük tanık beyanları var, WhatsApp yazışmaları var. Belediye Başkanı, mahkemece suçlu bulunuyor. Beş yıl hapis cezasına çarptırılıyor. İstinaf mahkemesine dosya gönderiliyor ve bu süreçte de bu kişinin partiden istifa ettiği duyuruluyor. Bakalım istifa etmiş mi? Bakın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin internet sitesindeki fotoğraf, belediye başkanımız olarak duruyor. Cinsel saldırıdan beş yıl ceza almış. Sadece tesadüfen orada bulunuyor değil. İstifasını almışlar mı? Almamışlar. Disipline vermişler mi? Vermemişler. Mahkeme ceza vermiş mi? Vermiş. Şimdi ne oluyor? Tabii zamana yayıyorlar. Ali Cengiz oyunu diyoruz. İstinaf mahkemesi sudan sebeplerle bu dosyayı bozuyor. Daha yerel mahkeme ne karar verdi bilmiyoruz. Amma velakin dosya içerisindeki WhatsApp yazışmaları ortada. İfadeler ortada. Yaşanan bir cinsel saldırı olayı var. Fail bir AK Partili itinayla koruyorlar. Buradaki iki yüzlülüğün altını çizelim. Şimdi buradan cevap versinler. Bu kişi partinizin üyesi mi? Partinizin üyesi değilse partinizin etkinliklerinde ne arıyor? Davetlerde ne arıyor? Buyurun bunu düzeltin.</p>

<p><strong>"Biz mücadelemize devam edeceğiz CHP olarak"</strong></p>

<p>Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan. Bakan kendi eşine, kendi kocasının şirketine dezenfektan satar mı bakanlıkta? Bu kişiye nasıl bir işlem yaptınız? Hani ihaleye fesat? Hani görevi kötüye kullanma? Hani görevi suistimal? Ne işlem yaptınız? Unutmayalım 2020 yılında Zoom toplantısı Covid zamanı, Antalya Serik Belediyesi AK Parti'de. Bakın Dışişleri Bakanı o zamanki Kültür Turizm Bakanı MHP milletvekilleri ve dönemin belediye başkanı toplantı yapıyor. MHP milletvekilleri diyor ki 'Günübirlik alanlardan 500 bin lira rüşvet alınıyormuş duyuyoruz.' Başkan konuşma yapacak belediye başkanı oradaki bakanlar diyor ki 'Başkan olay eski döneme ait.' Kapatmaya çalışıyor. Belediye başkanı da turizm bakanına devlet bakanı olarak bunu biliyor da üzerine gitmiyorsanız yazıklar olsun dedim ve toplantıdan ayrıldım diyor. Hepsi ortada mı ortada? Biz ne yaptık? Gittik Serik Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduk. Ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Çünkü niye? Fail AK Partili. Adalet ve Kalkınma Partili Gaziantep Şahinbey Belediyesi. 10 dakikalık tanıtıma doğrudan temin yoluyla 500 bin lira para transferi yapıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, AK Parti İstişare Kurulu üyesi Yaşar Murtazaoğlu'na doğrudan temin yoluyla bu yılın ilk iki ayında toplam 5 milyon 630 bin lira tanıtım ihalesi vermiş, neyi tanıtıyorsa? Güneş balçıkla sıvanmaz. Doğrular her zaman galip gelir. Biz mücadelemize devam edeceğiz CHP olarak."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/zeynel-emre-icisleri-bakani-bu-bir-isid-saldirisi-diyemiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/zeynel-emre-1.png" type="image/jpeg" length="41968"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İspanya’dan NATO’nun Hürmüz Boğazı’na müdahale ihtimaline itiraz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ispanyadan-natonun-hurmuz-bogazina-mudahale-ihtimaline-itiraz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ispanyadan-natonun-hurmuz-bogazina-mudahale-ihtimaline-itiraz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya Dışişleri Bakanı Albares, NATO’nun Hürmüz Boğazı’ndaki çatışmada herhangi bir rolü olmadığını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için NATO’nun olası rolüne işaret etmesinin ardından, İspanya’dan itiraz geldi. NATO üyesi İspanya’nın Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, NATO’nun söz konusu çatışmada herhangi bir rolü olmadığını vurguladı.</p>

<p>Albares, gazetecilere yaptığı açıklamada, “NATO’nun bu savaşta hiçbir dahli yok. Orta Doğu, NATO’nun faaliyet alanı içinde yer almıyor” ifadelerini kullandı. Albares’in açıklaması, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Avrupalı hükümetleri Hürmüz Boğazı’nın açılmasına katkı sunmaları için ikna etmeye çalıştığı yönündeki haberlerin ardından geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>RUTTE’DEN SOMUT TAAHHÜT TALEBİ</h2>

<p>Batı medyasına konuşan kaynaklar, Rutte’nin Avrupa hükümetlerine, ABD Başkanı’nın Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanmasına katkı sunmaları için birkaç gün içinde somut taahhütler istediğini ilettiğini belirtmişti. Trump geçen hafta 32 üyeli transatlantik ittifaktan çekilmeyi değerlendirdiğini söylemiş, Avrupa müttefiklerinin ABD’nin güvenlik garantilerine dayandığını ancak İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarında yeterli desteği vermediğini savunmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ispanyadan-natonun-hurmuz-bogazina-mudahale-ihtimaline-itiraz</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/05/jose-manuel-albares.webp" type="image/jpeg" length="86393"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara'da 1 Mayıs çağrısı: Gücümüzün birliğimizden geldiğini Ankara’da Tandoğan Meydanı'nı doldurarak gösterelim]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ankarada-1-mayis-cagrisi-gucumuzun-birligimizden-geldigini-ankarada-tandogan-meydanini-doldurarak-gosterelim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ankarada-1-mayis-cagrisi-gucumuzun-birligimizden-geldigini-ankarada-tandogan-meydanini-doldurarak-gosterelim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİSK, KESK, TMMOB ve Ankara Tabip Odası, 1 Mayıs'ta emekçileri adalet, demokrasi ve barış talebiyle Ankara Tandoğan Meydanı'na çağırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DİSK, KESK, TMMOB ve Ankara Tabip Odası, Ankara'da Tandoğan Meydanı'nda kutlanacak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü programına ilişkin Yüksel Caddesi'nde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, tüm emekçilere 1 Mayıs’ta Tandoğan Meydanı’nda buluşma çağrısı yapıldı.</p>

<p>“Yaşasın 1 Mayıs. Emeğin hakkı, adalet, barış ve demokrasi için 1 Mayıs'ta Tandoğan'a birleşelim, değiştirelim” pankartı açılan basın açıklamasını kurumlar adına DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Birgül Kaya okudu. Açıklaması boyunca “Vergide adalet istiyoruz”, “Sermayeye değil, emekçiye bütçe”, “KHK zulmü, direnişle bitecek”, “Savaşa değil, emekçiye bütçe”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganları atıldı.</p>

<h2>BİRLİK VE MÜCADELE ÇAĞRISI</h2>

<p>Kaya, işçiler, kamu emekçileri, mühendisler, mimarlar, hekimler, emekliler, gençler ve kadınlar olarak tarihsel bir kavşakta 1 Mayıs’a yürüdüklerini belirtti. Ücretlerin enflasyon karşısında eridiğini, alım gücünün hızla düştüğünü, bankalar ve holdingler kar rekorları kırarken emekçilerin yoksullaştığını ifade etti.</p>

<p>Mevcut vergi düzeninin adaletsiz olduğunu, işçilerin patronlardan daha fazla vergi verdiğini söyleyen Kaya, kaynakların halkın refahı için kullanılmadığını, gençlerin umutsuzluğa sürüklendiğini, kadınların güvencesiz bırakıldığını, emeklilere insanca yaşam hakkı tanınmadığını vurguladı. Doğanın talan edildiğini, kentlerin rant uğruna yok edildiğini, deprem bölgelerindeki zeytinlikler ve meraların sermayeye peşkeş çekildiğini belirtti.</p>

<h2>MUHALEFETE VE İTİRAZA YER YOK</h2>

<p>Kaya, bu düzende muhalefete ve itiraza yer olmadığını, sendikacılar, belediye başkanları, siyasetçiler, gazeteciler, gençler ve kadınlar olmak üzere itiraz eden herkesin hapishanelere doldurulduğunu söyledi. Yargının talimatla dağıtıldığını, adaletin yerini keyfiliğe bıraktığını, sendikalaşma ve grev hakkının gasp edildiğini, KHK’larla ihraç edilen on binlerce kamu emekçisinin görevlerine iade edilmediğini ifade etti.</p>

<p>Kaya, Kürt sorununda demokrasi, diyalog ve barışa dayalı çözüm yerine çatışma ve ayrımcılığın tercih edildiğini, laikliğin hedef alınarak inançlar üzerinden bölünmeye çalışıldığını belirtti. Barış ve kardeşliğin en çok işçilerin, emekçilerin ihtiyacı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Kaya, açıklamasının sonunda şu çağrıyı yaptı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bu karanlık tabloya, ağır hak ihlallerine rağmen bu düzeni değiştirecek irade ve kararlılığa, umuda sahibiz. Yeter ki tek başına kurtuluş olmadığını bilelim. Yeter ki birleşelim, yeter ki örgütlenelim. Bugün ayrıştırmaya, bölmeye, yalnızlaştırmaya karşı birlikte durmanın, birlikte üretmenin, birlikte mücadele etmenin zamanıdır. Gücümüzün birliğimizden geldiğini Türkiye’nin dört bir yanındaki 1 Mayıs alanlarında gösterelim. Gücümüzün birliğimizden geldiğini Ankara’da Tandoğan Meydanı'nı doldurarak gösterelim. 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde çağrımızı omuz omuza yükseltelim, birleşelim.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ankarada-1-mayis-cagrisi-gucumuzun-birligimizden-geldigini-ankarada-tandogan-meydanini-doldurarak-gosterelim</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/1-mayis-ankara-1.jpg" type="image/jpeg" length="53930"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'ndan 'Bursa' tepkisi: Türkiye'nin en büyük dördüncü şehrine de çöktünüz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/imamoglundan-bursa-tepkisi-turkiyenin-en-buyuk-dorduncu-sehrine-de-coktunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/imamoglundan-bursa-tepkisi-turkiyenin-en-buyuk-dorduncu-sehrine-de-coktunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin AKP'ye geçmesine tepki göstererek, "Milletin iradesine, milli iradeye çöktünüz" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin operasyon sonucu AKP'ye geçmesi üzerine siyasi iktidara tepki gösterdi.</p>

<p>Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan İmamoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi" sosyal medya hesabından paylaşılan mesajında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Türkiye’nin en büyük dördüncü şehri Bursa’ya da çöktünüz. Milletin iradesine, milli iradeye çöktünüz! Milletimiz, zalimlikte, hukuksuzlukta sınır tanımayan bir aymazlıkla karşı karşıyadır. Demokrasi, adalet ve cumhuriyet kolonları tehdit altındadır. Mücadelemiz büyüktür. Zaman, Türkiye’nin muhafızı olma zamanıdır!”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BURSA'DA BAŞKAN VEKİLİ SEÇİMİ</h2>

<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından dün Belediye Meclisi'nde yapılan başkan vekili seçiminde CHP, yaşananları protesto ederek aday çıkarmamıştı. CHP'lilerin belediye meclisine girmesi polis tarafından engellenirken, düzenlenen yürüyüş sonrası biber gazı sıkılmıştı. CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, polis müdahalesi sonrası hastaneye kaldırılmıştı.</p>

<p>Oylamanın ilk iki turunda nitelikli çoğunluğa ulaşılamazken, AKP'nin adayı Şahin Biba üçüncü turda 61 oy alarak başkan vekili seçildi. Halk polis müdahalesiyle gaza boğulurken, AKP'lilerin belediye meclisinde seçim yaptığı anlar kameralara yansıdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/imamoglundan-bursa-tepkisi-turkiyenin-en-buyuk-dorduncu-sehrine-de-coktunuz</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 14:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/imamoglu-66.jpg" type="image/jpeg" length="86279"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Onur Yaser Can davasında 4 polis 6'şar yıl hapis cezasına çarptırıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/onur-yaser-can-davasinda-4-polis-6sar-yil-hapis-cezasina-carptirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/onur-yaser-can-davasinda-4-polis-6sar-yil-hapis-cezasina-carptirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 yıl önce gözaltında işkence görüp intihar eden Onur Yaser Can'ın ölümüyle ilgili 4 polise 6'şar yıl hapis cezası verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyoğlu'nda 16 yıl önce narkotik polisi tarafından gözaltına alınıp işkence gören ve üç hafta sonra tekrar ifadeye çağrılınca intihar eden Onur Yaser Can’ın ölümüyle ilgili davada karar açıklandı. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi sanık 4 polis hakkında "resmi belgeyi yok etme, bozma veya gizleme" suçlarından 6'şar yıl hapis cezası verdi. Abla Ezgi Sevgi Can, "Polislerin sadece resmi evrakta sahtecilikten değil, aynı zamanda işkence, cinsel taciz ve insanlık dışı uygulamalardan dolayı yargılanması gerekiyordu... Ama yine de bugün önemli bir kazanımdır. Onur Yaser davası için, polis şiddetine, işkenceye karşı verilen hak mücadelesi için, Türkiye için, Türkiye'deki bu hak mücadeleleri adına önemli bir kazanımdır bugün verilen, buradan çıkan karar. Emsal bir karardır ve bu cezasızlık döngüsünün bir nebze de olsa kırıldığı bir gündür bugün. İşkenceden de aynı şekilde yargılanacakları günü biz göreceğiz burada" dedi.</p>

<p>Onur Yaser Can’ın ölümünden sorumlu tutulan polislerin yargılandığı davanın görülmesine bu sabah İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.</p>

<p><strong>Ezgi Sevgi Can'dan sanık savunmalarına tepki: Bu savunma, suçu hafifletmeye yönelik yapılan bir savunmadır</strong></p>

<p>Duruşmada söz alan Can ailesinin temsilcisi Ezgi Sevgi Can, sanık savunmalarına tepki gösterdi. Ezgi Sevgi Can, “Bu yapılan savunma suçu hafifletmeye yönelik yapılan bir savunmadır, bunu hatırlatmak istiyorum” dedi. Sanık beyanlarına ilişkin de konuşan Can, “Müvekkilin mahkemenin sorduğu sorulara ‘hatırlamıyorum, bilmiyorum’ şeklinde yanıt verdiği, sanık işine gelenleri dün gibi hatırlarken işine gelmeyenleri hatırlamaması sadece suçlunun vereceği yanıtlardır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Aile olarak uzun yıllardır adalet mücadelesi verdiklerini vurgulayan Can, “16 yıldır bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Annem ve babam yıllarca bu savunmaları dinlemek zorunda kaldılar. Artık bu döngünün kırılmasını talep ediyorum” şeklinde konuştu.</p>

<p>Av. Mehmet Ümit Erdem “Bu dosyada bir TCK 43’ün uygulanmasını istiyoruz. Sistematik bir belge imha sürecidir. Sanıkların suç sonrası pişmanlık göstermemeleri, aslında bir daha suç işlemeyecekleri kanaatini yaratmayacağını göstermektedir. Zararın giderilmesi için en azından özür bile dilememeleri.” dedi.</p>

<p>Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan sanıklardan Hakan Aydın ise savunmasında önceki beyanlarını tekrar ederek, beraatini talep etti.</p>

<p>Sanık avukatları da müvekkillerinin beraatini talep ederek, aksi yönde karar verilmesi halinde lehe hükümlerin uygulanmasını istedi.</p>

<p><strong>6'şar yıl hapis</strong></p>

<p>Mahkeme karar arası verdikten sonra önceki kararda olduğu gibi 4 sanığı 6'şar yıl hapis cezasına çarptırdı.</p>

<p>Duruşma bitiminde Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi önünde bir açıklama yapan Onur Yaser Can'ın ablası Ezgi Sevgi Can, "Onur Yaser davası için, polis şiddetine, işkenceye karşı verilen hak mücadelesi için, Türkiye için, Türkiye'deki bu hak mücadeleleri adına önemli bir kazanımdır bugün verilen, buradan çıkan karar. Emsal bir karardır ve bu cezasızlık döngüsünün bir nebze de olsa kırıldığı bir gündür bugün. Bir zaferdir aslında bizim için." dedi.</p>

<p>Ezgi Sevgi Can şunları söyledi:</p>

<p>"Onur Yaser Can davası için Çağlayan Adliyesi'ndeydik yine. On altı yıldır bu adalet arayışımız devam ediyor. Bu kaçıncı duruşma bilmiyorum, sayamıyorum artık. Benim ömrüm bu adliyede geçti diyebilirim.</p>

<p>Bugün, resmi belgeyi bozma, yok etme ve gizlemeden dört sanığın istinaftan dönme sonrası tekrar yargılandığı dava sonuçlandı ve mahkeme dört sanığın altı yıl ceza almasına karar verdi. Yani eski kararında direndi.</p>

<p><strong>"Adaletin biz sadece kırıntısından bahsedebiliriz"</strong></p>

<p>İstinaf, iyi hâl indirimi neden uygulanmadığını, neden alt sınırdan uzaklaşıldığını sormuştu. Bunun için istinaftan dönmüştü dosya ve bizim tekrar tekrar anlatmamız sonucunda mahkeme ikna oldu ve tekrar aynı suçtan, yani bu suçtan, aynı oranda cezayı verdi bu sanıklara. Tabii ki burada adaletin biz sadece kırıntısından bahsedebiliriz. Çünkü yıllardır bu polislerin sadece resmi evrakta sahtecilikten değil, aynı zamanda işkence, cinsel taciz ve insanlık dışı uygulamalardan dolayı yargılanması gerekiyordu. Bu on altı yıldır hiçbir mahkemede, hiçbir adli mercide yapılmadı ve bu yapılmadığı sürece, bu polisler işkence suçundan yargılanıp ceza almadığı sürece biz adaletten bahsedemeyiz.</p>

<p><strong>"Emsal bir karardır ve bu cezasızlık döngüsünün bir nebze de olsa kırıldığı bir gündür bugün"</strong></p>

<p>Ama yine de bugün önemli bir kazanımdır. Onur Yaser davası için, polis şiddetine, işkenceye karşı verilen hak mücadelesi için, Türkiye için, Türkiye'deki bu hak mücadeleleri adına önemli bir kazanımdır bugün verilen, buradan çıkan karar. Emsal bir karardır ve bu cezasızlık döngüsünün bir nebze de olsa kırıldığı bir gündür bugün. Bir zaferdir aslında bizim için.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Maalesef annem, babam bugünü göremediler. Onların emekleri sayesinde bu sonuç bugün buradan çıktı. Bir yerlerden görüyorlar ama ben buna eminim. Ve biraz olsun orada, oldukları o yerde huzur bulacaklar bu karar sayesinde. Ben buna da inanıyorum.</p>

<p><strong>"Bu polisler artık bu kadar rahat suç işleyemeyecekler"</strong></p>

<p>Ve bu polisler artık bu kadar rahat suç işleyemeyecekler. Cezasızlık döngüsü kırıldıkça bu ülkede polis şiddeti, kamu gücünü eline alıp güçsüz gördüğü insana bu kadar rahat kameraları kapatıp istediği muameleyi uygulayan polislere bir bir örnek olacak bu, bir bir mesaj olacak buradan çıkan karar.</p>

<p>Tabii ki şu anda bu karar Yargıtay’a gidecek. Önce istinafa, oradan Yargıtay’a gidecek. Dolayısıyla zaman aşımı riski var. Biz buna karşı da bir şekilde önlem alacağız ve kamuoyunu, basını bu davayı sonuna kadar, yani bu suçlar onanana kadar, ceza alana kadar, onanana kadar takip etmeye çağırıyorum. Çünkü biliyorsunuz Türkiye’de bu tarz davalarda hep zaman aşımı zorlanıyor ve bu konuda da duyarlı bir şekilde bu davayı bu zamana kadar yaptığınız gibi takip etmenizi sizden bekliyorum, desteğinizi bekliyorum.</p>

<p>Ve bu zamana kadarki desteği için bütün basın emekçilerine, bütün avukatlara, avukatlarıma, bu davayı takip eden tüm avukatlara gönülden teşekkür ediyorum. Tüm ailem adına teşekkür ediyorum. Onlar da size teşekkür ediyorlar.</p>

<p>Bu akşam rahat bir uyku uyuyabileceğim ve bu dayanışma sürdükçe bu ülke daha demokratik, daha demokratik bir yer olmaya başlayacak. Bu dayanışmayı, bu mücadeleleri tüm zorluklara rağmen sürdürmeliyiz. Ve yanımda olduğunuz için, bugüne kadar bu davayı takip ettiğiniz için, bu kadar yıldır yılmadan benimle beraber bu yolu yürüdüğünüz için hepinize çok teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>"İşkenceyle ilgili de bir yargılama olması için elimizden gelen bütün gücümüzü kullanıyoruz"</strong></p>

<p>Bu arada, biz işkenceyle ilgili bir dosyamız var şu anda, onu da söyleyeyim. İşkenceyle ilgili de bir yargılama olması için elimizden gelen bütün gücümüzü kullanıyoruz. Ve bu polisler, dediğim gibi, asıl suçları, yani tabii ki resmi evrakta sahteciliği işlediler ve bunu ben başından beri söylüyorum. Onur Yaser Can'na yapılan işkence ve insanlık dışı muamelelerle ilintili bir suçtu bu da zaten. Dolayısıyla zaten o yüzden de üst sınırdan ceza aldı bu sanıklar. İşkenceden de aynı şekilde yargılanacakları günü biz göreceğiz burada, bu adliyede.</p>

<p>O zaman da sizi aynen bu şekilde, bu kadar kalabalık şekilde yanımda olmanızı bekliyorum. Dayanışmanızı bekliyorum ve çok çok teşekkür ediyorum bu davayı takip eden, sonuna kadar benimle olan herkes için, herkese teşekkürler."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/onur-yaser-can-davasinda-4-polis-6sar-yil-hapis-cezasina-carptirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 14:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/onur-yaser-can-davasi-1.jpg" type="image/jpeg" length="88330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'in Lübnan'a saldırılarında Şair Khatun Salma hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/israilin-lubnana-saldirilarinda-sair-khatun-salma-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/israilin-lubnana-saldirilarinda-sair-khatun-salma-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırılarında Beyrut'ta yaşayan şair Khatun Salma da hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail’in Lübnan’a yönelik hava saldırılarında çok sayıda sivil yaşamını yitirirken, Beyrut’ta yaşayan şair Khatun Salma da hayatını kaybedenler arasında yer aldı. Evrensel gazetesinde yer alan habere göre, İsrail’in Lübnan’a yönelik hava saldırılarında sivillerin yaşamını yitirdiği bildirildi. 8 Nisan’da düzenlenen saldırılarda Beyrut’un Tallet el-Hayyat mahallesinde yaşayan Lübnanlı şair Khatun Salma da hayatını kaybetti.</p>

<h2>SİVİLLER AĞIRLIKTA</h2>

<p>İsrail ordusu, 2 Mart’ta Hizbullah’a karşı başlattığı operasyonların en kapsamlı hava saldırılarından birini gerçekleştirdiğini ve yaklaşık 100 hedefin vurulduğunu açıkladı. Ancak Agence France-Presse’e (AFP) konuşan Lübnanlı askeri bir kaynağa göre, saldırılarda hayatını kaybedenlerin büyük bölümünü siviller oluşturdu.</p>

<p>Şairin kitaplarını yayımlayan El-Jedid Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Rasha el-Emir, Khatun Salma ile eşi Muhammed Krisht’in cansız bedenlerinin enkaz altından çıkarıldığını duyurdu.</p>

<h2>ŞAİRİN YAŞAMI VE ESERLERİ</h2>

<p>Amerikan Üniversitesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı eğitimi alan Salma, 1970’lerde katıldığı bir televizyon programında şiir ödülü kazandı. 2009’da “Bekleyen Bir Kadına Sarıldım”, 2012’de ise “Ayın Son Sakinleri” adlı şiir kitaplarını yayımladı. Şiirlerinde tasavvuf ve sufizm temalarını işledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tiyatro yönetmeni Yahya Cabir, Salma’nın ölümüne ilişkin şunları kaydetti:</p>

<p>“Dün, gökten inen İbrani saldırısı, keskin makasıyla zarif Arapçanın bir şairine kıydı.”</p>

<p>Salma’nın ölümünü, Lübnanlı televizyon sunucusu Meha Salma da Instagram hesabından duyurdu ve “Sevgili kardeşim, Allah rahmet eylesin. Allah, bana, yüreğimdeki bu büyük acı için sabır versin” dedi.</p>

<p>Lübnanlı şair Majda Daghir, Facebook üzerinden Salma’yı anarken şu satırları yazdı:</p>

<p>“Tallet el-Hayyat’taki evinin enkazının altında, şiirlerinin kırılmış kafiyeleri arasında yatan bir şairi buldular. Beyrut’a yapılan hava saldırısında hayatını kaybeden şair, bize savaşın ne kadar yaklaştığını bir kez daha gösterdi. Kemiklerin kırılma sesi daha gür, kanın kokusu daha derin hissediliyor. O, Beyrut’un onun şiirinin tavanı olduğuna inanıyordu. ‘Bekleyen Bir Kadına Sarıldım’ adlı şiirinde, toprakla sarhoş olmuş bir dünyayı anlatıyordu. Fakat şimdi Beyrut, kendini yeniden acı içinde ve yıkılmış bir şehir olarak buldu.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/israilin-lubnana-saldirilarinda-sair-khatun-salma-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/khatun-salma.jpg" type="image/jpeg" length="53431"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin'den ABD'ye Küba çağrısı: Abluka ve yaptırımları derhal sonlandırın]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/cinden-abdye-kuba-cagrisi-abluka-ve-yaptirimlari-derhal-sonlandirin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/cinden-abdye-kuba-cagrisi-abluka-ve-yaptirimlari-derhal-sonlandirin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Dairesi Sözcüsü Hu Zhaoming, ABD'yi Küba'ya yönelik abluka ve yaptırımlarına derhal son vermeye çağırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Dairesi Sözcüsü Hu Zhaoming, ABD’yi Küba’ya yönelik abluka ve yaptırımlarını derhal sonlandırmaya çağırdı. Hu, açıklamasında Küba’nın kalkınma hakkının engellenmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sözcü Hu Zhaoming, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ABD’yi Küba’ya yönelik tüm zorlayıcı tedbirleri derhal kaldırmaya çağırdı. Hu, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Birleşik Devletler'i, Küba'ya yönelik ablukasını ve yaptırımlarını derhal sonlandırmaya, ayrıca herhangi bir zorlama veya baskı biçimine son vermeye çağırıyoruz. Küba'nın, kalkınma hakkındaki meşru hakkını takip etme ve canlanma yolunda bağımsız ve kendi kendine yeterli çabalarının engellenmemesi gerekmektedir.”</p>

<h2>ÇİN'DEN KÜBA'YA DESTEK SÖZÜ</h2>

<p>Çinli sözcü, Pekin’in bu konudaki kararlı tutumunu yineleyerek, Çin’in Küba’nın egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını koruma mücadelesine her zamanki gibi güçlü destek vereceğini belirtti. Hu, “Çin, kendi yöntemleriyle ve yetenekleri dahilinde Küba’ya yardım etmeye devam edecektir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/cinden-abdye-kuba-cagrisi-abluka-ve-yaptirimlari-derhal-sonlandirin</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/11/abd-china.png" type="image/jpeg" length="47241"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve 3 ismin serbest bırakılmasına itiraz etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/izmir-cumhuriyet-bassavciligi-bornova-belediye-baskani-omer-eski-ve-3-ismin-serbest-birakilmasina-itiraz-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/izmir-cumhuriyet-bassavciligi-bornova-belediye-baskani-omer-eski-ve-3-ismin-serbest-birakilmasina-itiraz-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve üç kişinin serbest bırakılmasına itiraz ederek tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesini istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında dün gözaltına alınan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki’nin de arasında bulunduğu dört kişi, savcılık ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Bornova Belediyesi Personel A.Ş İnsan Kaynakları Müdürü P.K. ile Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdür Vekili İ.A’yı herhangi bir adli kontrol hükmü uygulamadan serbest bırakmış, Bornova Belediyesi’nde çağrı merkezi müşteri temsilcisi olarak görevli görülen A.A. hakkında ise yurt dışı çıkış yasağı uygulanmasına karar vermişti.</p>

<h2>BAŞSAVCILIK: DELİLLERİ KARARTMA İHTİMALLERİ VAR</h2>

<p>İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dört ismin serbest bırakılmasına itiraz ettiği öğrenildi. Başsavcılık, serbest bırakılan isimlerin delilleri karartma ve soruşturmayı etkileme ihtimali bulunduğunu, verilen adli kontrol tedbirinin yetersiz kaldığını değerlendirerek, serbest bırakılma kararlarının kaldırılması ve haklarında tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesini talep etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İZMİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/izmir-cumhuriyet-bassavciligi-bornova-belediye-baskani-omer-eski-ve-3-ismin-serbest-birakilmasina-itiraz-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/izmir-adliye-1.jpg" type="image/jpeg" length="32199"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Özel: Savcılara 'hiç mi ihbar yok, söylenti yok' diye telefon açılıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-savcilara-hic-mi-ihbar-yok-soylenti-yok-diye-telefon-aciliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-savcilara-hic-mi-ihbar-yok-soylenti-yok-diye-telefon-aciliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP lideri Özel, Türkiye'nin dört bir yanındaki savcılara telefon açılarak operasyonların telkin edildiğini kaydetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ı ziyaretinin ardından açıklamalarda bulundu. Özel, Türkiye’de savcılara telefonlar açılarak "soruşturma açılacak kişiler hakkında hiç mi ihbar yok, hiç mi söylenti yok" denildiğini ifade etti.</p>

<h2>'ERDOĞAN TARİHİ HATA YAPTI'</h2>

<p>Özel, açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ara seçim konusundaki tutumunu “tarihi hata” olarak nitelendirdi. Özel, şunları kaydetti:</p>

<p>“30 ay bittikten sonra ara seçim yapmanın bir zaruret olduğunu ve boş sandalyeler için bir an önce bu kararın alınmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu şimdi okuması yazması olan herkes anlıyor. Herkes kabul ediyor ve bu konuda bir adeta suçüstü durumuyla karşı karşıyayız. Adalet ve Kalkınma Partisi erkenden sözü tüketip hele hele bir de Erdoğan'ın 'ara seçim gündemimizde yok' lafıyla adeta Anayasayı açıkça ihlal etme, Meclisin sorumluluğunda olan bir meseleye yürütme olarak direktif verme gibi bir tarihi hatayı yapmış durumda. Ara seçim Meclisin görevidir. Anayasal zorunluluktur. Bu konuda Meclis Başkanı'na da Mecliste milletvekili olan tüm siyasi partilere de önemli görevler düşmektedir.”</p>

<h2>HEM ARA SEÇİM HEM GENEL SEÇİM ÇAĞRISI</h2>

<p>Özel, CHP’nin hem erken genel seçim hem de gerekirse erken yerel seçim yapılmasına hazır olduğunu vurguladı. “Erken seçim yapacaksanız erken yerel seçim de yapalım. İki seçimi birleştirelim. Biz ona da varız” diyen Özel, milletin kararına güvendiklerini söyledi.</p>

<p>Özel, ara seçim tartışmasında iktidarın Anayasa’nın açık hükmünü görmezden geldiğini belirterek, “30 ay bittikten sonra ara seçim yapmanın bir zaruret olduğunu ve boş sandalyeler için bir an önce bu kararın alınmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu şimdi okuması yazması olan herkes anlıyor” dedi. Erdoğan’ın “ara seçim gündemimizde yok” sözlerine tepki gösteren Özel, “Ara seçimden kaçmak Anayasayı ihlal suçuyla birlikte siyasi bir tükenmişliğin de itirafıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>SİİRT’TEKİ SEÇİMİ HATIRLATTI</h2>

<p>Özel, Erdoğan’ın siyasi kariyerinin ara seçimle başladığını savundu. 2002’deki anayasa değişikliğini hatırlatan Özel, Erdoğan’ın o dönemde milletvekili olmadığı için başbakan olamadığını, Siirt’te yapılan ara seçimle Meclis’e girdiğini belirtti. Özel, “Erdoğan mevcudiyetini ara seçime borçludur. Bugün ara seçimin anayasal zorunluluk olduğunu inkar etmek kendisini inkar etmektir” dedi.</p>

<p>Özel, geçmişte Demirel, Ecevit, Erbakan, Özal ve Türkeş’in ara seçimden kaçmadığını anımsatarak, Erdoğan’a “Anayasayı çiğnememeye ve gelip mertçe rekabet etmeye” çağrısı yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>YENİŞEHİR'E YAPILAN OPERASYON</h2>

<p>Özel, açıklamasının devamında Mersin Yenişehir Belediyesi’nde bazı ihbarlar üzerine aramalar yapıldığı bilgisini aldığını, ancak belediye başkanı ya da siyasiler hakkında gözaltı veya doğrudan bir işlem bilgisi bulunmadığını söyledi. Son dönemde belediyelere dönük işlemlerin hukuki değil siyasi saiklerle yürütüldüğü görüşünü dile getiren Özel, Bornova’daki süreci örnek göstererek basit bir ifadeye çağırma işleminin gözaltı ve tutuklama talebine dönüştürüldüğünü söyledi. Özel, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Eğer Türkiye'de bankamatik personel çalıştırmak yüzünden belediye başkanı tutuklanacaksa Adalet ve Kalkınma Partisi'nde müebbet hapisten kurtulabilecek belediye başkanını bir elin parmaklarını geçmez bulsunlar.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-ozel-savcilara-hic-mi-ihbar-yok-soylenti-yok-diye-telefon-aciliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/ozgur-ozelin-kac-tane-cocugu-var-3.jpg" type="image/jpeg" length="24430"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklanan Başaran Aksu için Limak Holding önüne eylem çağrısı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tutuklanan-basaran-aksu-icin-limak-holding-onune-eylem-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tutuklanan-basaran-aksu-icin-limak-holding-onune-eylem-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Yanıltıcı bilgiyi yayma” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla tutuklanan Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu için bugün İstanbul’da eylem yapılacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Yanıltıcı bilgiyi yayma” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla tutuklanan Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu için İstanbul’da eylem düzenlenecek.</p>

<p>Evrensel gazetesinin haberine göre, eylem bugün saat 19.00’da Limak Holding merkez ofisinin bulunduğu Beşiktaş’taki Zorlu Center önünde gerçekleştirilecek. Yapılan çağrıda, “Akbelen’i talan etmeye kalkışan, Başaran Aksu ve Esra Işık’ın tutuklama talimatını veren Limak Holding’in önündeyiz” denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>TUTUKLAMA KARARI VE GEREKÇESİ</h2>

<p>9 Nisan’da Milas Sulh Ceza Hakimliği, Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama kararı verdi. Kararda, Aksu’nun sendikal faaliyetleri nedeniyle adli kontrol tedbirlerine uymayabileceği değerlendirilerek “kaçma şüphesi” gerekçe gösterildi.</p>

<p>Tutuklama kararının ardından Aksu, “Türkiye’de yargı bu durumda. Holdingler ne isterse onu yapıyorlar. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz” dedi. Aksu’nun savcılık ifadesinde, Limak Holding’in sahibi Nihat Özdemir’e yönelik paylaşımları soruldu. Aksu ifadesinde, Özdemir’in Muğla’da etkili bir isim olduğunu düşündüğünü ve Akbelen’de yaşanan olaylarla bağlantılı değerlendirmelerde bulunduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tutuklanan-basaran-aksu-icin-limak-holding-onune-eylem-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/basaran-aksu-1.png" type="image/jpeg" length="47695"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Starmer: Enerji faturalarındaki dalgalanmanın sorumlusu Trump ve Putin]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/starmer-enerji-faturalarindaki-dalgalanmanin-sorumlusu-trump-ve-putin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/starmer-enerji-faturalarindaki-dalgalanmanin-sorumlusu-trump-ve-putin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Başbakanı Starmer, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan ABD Başkanı Trump ve Rusya Devlet Başkanı Putin'i sorumlu tuttu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere Başbakanı Keir Starmer, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ile vatandaşlar ve işletmeler üzerindeki mali baskılardan, küresel ölçekteki yaklaşımları nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sorumlu olduğunu ileri sürdü.</p>

<p>İngiltere merkezli ITN’ye verdiği röportajda konuşan Starmer, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Ülke genelinde ailelerin enerji faturalarının sürekli artıp azalmasından, işletmelerin aynı şekilde dalgalanan maliyetlerle karşı karşıya kalmasından bıktım. Bunun nedeni dünya genelinde Putin ya da Trump’ın attığı adımlar.”</p>

<h2>BATI MEDYASININ YORUMU</h2>

<p>Batı medyasında yer alan analizlere göre, Starmer’ın bu çıkışı daha önce genellikle ABD Başkanı Trump’a karşı kamuoyu önünde temkinli bir dil kullanmayı tercih etmesi nedeniyle dikkati çekti. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası küresel piyasalarda yaşanan arz sıkıntıları ve jeopolitik gerilimlerle birlikte Avrupa’da önemli bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Avrupa’da, yeşil dönüşüm sürecinde mevcut enerji kapasitesini azaltmasının yarattığı arz kırılganlığının jeopolitik gerilimlerle aynı dönemde yaşanmasının enerji fiyatlarında dalgalanmayı daha da artırdığı belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/starmer-enerji-faturalarindaki-dalgalanmanin-sorumlusu-trump-ve-putin</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/starmer-1.png" type="image/jpeg" length="72727"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Merkez Bankası 2025 yılını 1 trilyon 64,9 milyar TL zararla kapattı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/merkez-bankasi-2025-yilini-1-trilyon-649-milyar-tl-zararla-kapatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/merkez-bankasi-2025-yilini-1-trilyon-649-milyar-tl-zararla-kapatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TCMB, 2025 yılında 1 trilyon 65 milyar TL zarar açıkladı, son üç yılda toplam zarar 2,57 trilyon TL'yi buldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı bilançosunda 1 trilyon 64,9 milyar TL zarar açıkladı. 2023 yılında 818,2 milyar TL, 2024 yılında 700,4 milyar TL zarar eden Merkez Bankası'nın son üç yıldaki toplam zararı 2 trilyon 574 milyar TL'ye ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TEPAV Merkez Direktörü ve ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı değerlendirmede, bu dönemdeki toplam zararın mali büyüklüğünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 6,3'üne karşılık geldiğini belirtti. Yılmaz, bu düzeyin toplam kamu eğitim harcamalarının ve yatırım teşviklerinin iki katı olduğunu vurguladı.</p>

<h2>KKM OLMASAYDI ZARAR OLMAYACAKTI</h2>

<p>Yılmaz, 2023 yılındaki zararın Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) kaynaklandığını hatırlatarak, "2024 yılı zararında KKM'nin ağırlığı yüzde 91 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılında ise zarar esas olarak Merkez Bankası'nın para politikası araçlarından kaynaklı kurumsal zarar şeklinde karşımıza çıkmıştır" dedi.</p>

<p>"KKM olmasaydı Merkez Bankası, 2023 ve 2024 yıllarında zarar etmemiş olacaktı" diyen Yılmaz, uluslararası kurallara göre Hazine'nin üstlenmesi gereken tutarın, bütçe giderlerinin düşük gösterilmesi kaygısıyla Merkez Bankası'na aktarıldığını ifade etti.</p>

<h2>ÖDENEN FAİZLER ZARARA NEDEN OLDU</h2>

<p>Yılmaz, 2025 yılında ortaya çıkan zararın Merkez Bankası'nın ödediği faizlerden kaynaklandığına dikkati çekti. Açık piyasa işlemleri sonucu ödenen faizler, bankalara zorunlu karşılıklar için ödenen faizler ve hazine TL hesaplarına ödenen faizlerin bu zararın temel kalemlerini oluşturduğunu belirten Yılmaz, "Dolayısıyla yüksek enflasyon, aşırı yüksek faizler Merkez Bankası'nın para politikası araçlarını kullanması üzerinden de bir zarar oluşmasına yol açmıştır" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>HAZİNE'YE KURUŞ AKTARAMAYACAK</h2>

<p>Yılmaz, Merkez Bankası'nın 2023 yılından itibaren zarar etmesi nedeniyle Hazine'ye kâr payı aktaramadığını hatırlattı. 2015-2023 arasında bütçe gelirlerinin ortalama yüzde 2'si seviyesinde olan bu kâr paylarının (bazı yıllar yüzde 8,9'a kadar çıktığını) bütçeye aktarılamamasının bütçe gelirlerini azalttığını ve finansal piyasalara kaynak aktarılması anlamına geldiğini söyledi.</p>

<p>Yılmaz, "Merkez Bankası'nın para politikası araçları üzerinden bu seviyede zarar etmesinden kaynaklı olmak üzere Hazine'ye aktaracağı kâr payı bulunmaması, vergi mükellefinin bu işten kamu yararı kaybına yol açıyor diyebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/merkez-bankasi-2025-yilini-1-trilyon-649-milyar-tl-zararla-kapatti</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/07/merkez-bankasi-4.jpg" type="image/jpeg" length="44248"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dokuz işçinin yaşamını yitirdiği İliç'teki Çöpler Altın Madeni'nde üretim yeniden başlıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dokuz-iscinin-yasamini-yitirdigi-ilicteki-copler-altin-madeninde-uretim-yeniden-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dokuz-iscinin-yasamini-yitirdigi-ilicteki-copler-altin-madeninde-uretim-yeniden-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan'ın İliç ilçesinde 9 işçinin yaşamını yitirdiği Çöpler Altın Madeni'nde, Cengiz Holding'in üretimi yeniden başlatmak için çalışmalara başladığı belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat 2024’te meydana gelen ve dokuz işçinin yaşamını yitirdiği facianın yaşandığı Çöpler Altın Madeni'nde üretimin yeniden başlaması için çalışmalar yürütülüyor. Sektör kaynaklarına göre üretim, mayıs ya da haziran ayında yeniden başlayabilir.</p>

<h2>CENGİZ HOLDİNG DEVRALDI</h2>

<p>Kanadalı SSR Madencilik, Anagold Madencilik adıyla işlettiği Çöpler Altın Madeni’ndeki yüzde 80 hissesini 1,5 milyar dolara Cengiz Holding’e sattı. Kalan yüzde 20’lik pay ise Çalık Holding bünyesindeki Lidya Madencilik’in kontrolünde bulunuyor. İliç’teki facianın ardından altın üretimi durdurulmuştu. Cengiz Holding’in madeni devralmasının ardından üretimi yeniden başlatmak üzere çalışmalara başlandığı belirtiliyor.</p>

<p>Madencilik sektörü temsilcileri, SSR Madencilik’in 2014 yılında aldığı bir Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun bulunduğunu belirterek, “İlgili makamlar bu ÇED doğrultusunda ‘yola devam’ kararı verirse altın üretimi yeniden başlatılabilir” değerlendirmesinde bulundu. Sektör temsilcileri, bu durumda üretimin birkaç ay içinde yeniden başlayabileceğini ifade ederek, beklentinin en geç yılın ikinci yarısının başı, yani temmuz ayı olduğunu, ancak sürecin hızlanması halinde mayıs ya da haziran ayında da üretime geçilebileceğini söyledi.</p>

<h2>CENGİZ-ÇALIK ORTAKLIĞI</h2>

<p>Sektörde, Anagold’daki ortaklık yapısının devam edip etmeyeceği de yakından izleniyor. Temsilciler, Anagold’da Cengiz Holding’in yüzde 80, Çalık Holding bünyesindeki Lidya Madencilik’in ise yüzde 20 payı bulunduğunu hatırlatarak, zaman içinde Lidya Madencilik’in bu hissesini devredebileceği ihtimalinin masada olduğu değerlendirmesini yaptı. SSR Madencilik’in Artvin’deki altın üretim projesini yürüten Hod Madencilik’te de payı bulunduğunu belirten sektör kaynakları, SSR Madencilik’in buradaki hissesini Çalık Holding’e satmak üzere görüşmeler yürüttüğü ve sürecin son aşamaya geldiğinin konuşulduğunu aktardı.</p>

<h2>CHP'Lİ YAVUZYILMAZ’DAN 'DEĞERİNİN ALTINDA SATIŞ' ELEŞTİRİSİ</h2>

<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, satış sürecine ilişkin eleştirilerde bulundu. Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Çöpler Altın Madeni’ndeki hisselerin “değerinin altında” Cengiz Holding’e devredildiğini öne sürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yavuzyılmaz, SSR Madencilik’in İliç’teki varlıklarının 2024 sonu itibarıyla yaklaşık 2 milyar 688 milyon dolar değerinde olduğunu belirterek, altın fiyatlarındaki ve şirket hisselerindeki artışa rağmen satışın 1,5 milyar dolar üzerinden gerçekleştiğini savundu. Bu durumun “ciddi bir değer farkı” yarattığını ifade eden Yavuzyılmaz, madenin ruhsat süresi, çevresel izinler ve üretim yöntemlerine ilişkin belirsizliklerin, şirket değişikliğiyle ortadan kaldırıldığını iddia ederek sürecin “ticari değil, siyasi garantilerle şekillendiğini” söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dokuz-iscinin-yasamini-yitirdigi-ilicteki-copler-altin-madeninde-uretim-yeniden-basliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/ilic-1.jpg" type="image/jpeg" length="59076"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazeteci Bahadır Özgür’e 'IŞİD' soruşturması]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gazeteci-bahadir-ozgure-isid-sorusturmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gazeteci-bahadir-ozgure-isid-sorusturmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin’deki paravan şirketlerin IŞİD’e dron parçası sattığını ortaya çıkaran gazeteci Bahadır Özgür hakkında ağır ceza talebiyle soruşturma başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mersin’deki paravan şirketlerin IŞİD’e dron parçası sattığını belgeleriyle ortaya çıkaran Gazeteci Bahadır Özgür hakkında ağır ceza talebiyle soruşturma başlatıldı. Özgür, “Gizlilik kararı olmayan mahkeme dosyasını haberleştirmiştim” dedi.</p>

<p>Evrensel’de yer alan habere göre, gazeteci Bahadır Özgür, IŞİD’in dron parçası tedarik zincirini deşifre eden haberi nedeniyle ifade verdi. Mali Suçları Araştırma Kurulunun (MASAK) şikayetiyle açılan soruşturmada Özgür, Ankara Katliamı davası dosyasına girmiş bir raporu yayımladığı için “devletin güvenliğini tehlikeye atmakla” suçlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>HABER, IŞİD’İN LOJİSTİK AĞINI BELGELİYOR</h2>

<p>Gazeteci Bahadır Özgür hakkında 2022 yılında BirGün gazetesinde yayımlanan “Mersin’den IŞİD’e milyon dolarlık satış” başlıklı haberi nedeniyle soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın, MASAK’ın suç duyurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıldığı öğrenildi. Özgür’e “devletin istihbari bilgilerinin de yer aldığı gizlilik niteliği taşıyan raporu ifşa etmek” suçlaması yöneltildi.</p>

<p>Haberde, IŞİD’in dron saldırılarından sorumlu olan kişilere, Mersin’de kurulmuş dış ticaret şirketleri tarafından Çin üzerinden getirilen dron parçalarının satıldığı belirtiliyordu. Şirketleri kuranların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı aldığı ve daha sonra ABD’nin hava saldırısında öldürülen Suriye’deki üst düzey IŞİD militanları ile ilişkileri olduğu anlatılıyordu.</p>

<h2>MAHKEME DOSYASI GİZLİ DEĞİL AMA HABER SUÇ SAYILDI</h2>

<p>Haberin dayanağı ise MASAK ve istihbarat birimleri tarafından hazırlanan, Türkiye’deki IŞİD ile bağlantılı isimlerin ve faaliyetlerin de yer aldığı bir rapordur. Raporda bu illegal ticarete karışan Türkiye’deki isimler ve faaliyetleri yer alıyordu. Rapor, 10 Ekim Ankara Katliamı davasında müdafi avukatların talebi üzerine mahkemenin isteğiyle gönderilmiş ve mahkeme dosyasında yer almıştı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında Özgür’ün, “Devletin güvenliğini, milli varlığını, bütünlüğünü, anayasal düzeni veya iç ve dış siyasal yararlarını tehlikeye düşürmek” suçlarını düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 326’ncı maddesi başta olmak üzere 327, 328, 329 ve 330’uncu maddeler ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yargılanması talep edildi.</p>

<h2>DÖRT YIL SONRA GELEN SORUŞTURMA</h2>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ifadesi alınan Özgür, haber yayımlandıktan dört yıl sonra soruşturma başlatıldığını belirterek, söz konusu bilgilerin kamuoyuna açık bir mahkemeye sunulduğunu ve gizlilik kararı olmadığını vurguladı. Haberde ‘devlet sırrı’ kapsamında yer alan hiçbir bilginin bulunmadığını belirten Özgür, habere konu olan IŞİD’lilerle ilgili devletin ilgili kurumlarının yaptırımlara başvurduğunun raporda da yer aldığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gazeteci-bahadir-ozgure-isid-sorusturmasi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/05/gazeteci-bahadir-ozgur.jpg" type="image/jpeg" length="98903"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran Kızılayı: 944 kişi enkazdan sağ kurtarıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-kizilayi-944-kisi-enkazdan-sag-kurtarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-kizilayi-944-kisi-enkazdan-sag-kurtarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Kızılayı, savaşın başladığı 28 Şubat'tan bu yana 2 bin yardım operasyonu gerçekleştirildiğini, enkazdan 944 kişinin sağ çıkarıldığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Kızılayı (IRCS), ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırıların ardından geçen 40 güne ilişkin arama-kurtarma faaliyetlerinin bilançosunu duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kızılay'dan yapılan açıklamaya göre, 28 Şubat ile 9 Nisan sabahı arasında ülke genelinde 2 bin yardım operasyonu gerçekleştirildi. Enkaz altından 944 kişi sağ olarak kurtarılırken, çalışmalara 28 binden fazla görevli katıldı. Operasyonların önemli bir bölümünün başkent Tahran’da yürütüldüğü belirtildi.</p>

<h2>PSİKOSOSYAL DESTEK VE CAN KAYIPLARI</h2>

<p>İran Kızılayı, psikososyal destek çalışmalarına ilişkin verileri de paylaştı. Buna göre, 4030 yardım hattı üzerinden 2 bin gönüllü tarafından 152 bin 427 çağrıya yanıt verildi. Toplamda 763 bin 709 dakika psikososyal danışmanlık hizmeti sunuldu.</p>

<p>Öte yandan, hava saldırılarında 257 kadının hayatını kaybettiği, bunlardan üçünün hamile olduğu açıklandı. Hayatını kaybedenler arasında 220 çocuğun da bulunduğu bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-kizilayi-944-kisi-enkazdan-sag-kurtarildi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/iran-2026.jpg" type="image/jpeg" length="33875"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[PFDK'dan 9 Süper Lig kulübüne para cezası]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/pfdkdan-9-super-lig-kulubune-para-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/pfdkdan-9-super-lig-kulubune-para-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Süper Lig'den 9 kulübe çeşitli sebeplerle para cezası verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Trendyol Süper Lig'den 9 kulübe para cezası verdi.</p>

<p>TFF'den yapılan açıklamaya göre kurul, çeşitli sebeplerle Beşiktaş'a 4 milyon 160 bin, Trabzonspor'a 1 milyon 280 bin, Galatasaray'a 1 milyon 240 bin, Kasımpaşa'ya 400 bin, Fenerbahçe, Göztepe ve Konyaspor'a 220'şer bin, Kayserispor'a 160 bin ve Eyüpspor'a 63 bin lira para cezası uyguladı.</p>

<h2>BAŞKAN ADALI'YA 21 GÜN HAK MAHRUMİYETİ</h2>

<p>PFDK, "futbolun ve kurumların itibarını zedelemeye yönelik açıklamalar" nedeniyle Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı'yı 21 gün hak mahrumiyeti ve 2 milyon 800 bin lira para cezasına çarptırdı. Kurul, başkan Adalı ile aynı sebepten PFDK'ye sevk edilen Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın'a ceza vermezken, siyah-beyazlı futbolcular Emmanuel Agbadou'ya oy çoğulluğuyla 1 milyon, Vaclav Cerny'e ise 500 bin lira para cezası verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Disiplin kurulu, Kayserispor maçında kırmızı kart gören Kasımpaşalı futbolcu Cafu'ya iki maç men cezası verirken, Trabzonspor-Galatasaray maçının ardından "müsabaka sonrası akredite edilmediği yeşil zemine girmesinden" ve "rakip takım mensuplarına yönelik sportmenliğe aykırı hareketi" nedeniyle bordo-mavili futbolcu Boran Başkan'a 120 bin lira para cezası uyguladı. PFDK ayrıca Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Kasımpaşa, Kayserispor, Kocaelispor ve Trabzonsporlu bazı taraftarların elektronik bilet kapsamındaki kartlarını bir sonraki maç için bloke etti.</p>

<h2>TRENDYOL 1. LİG'DEKİ CEZALAR</h2>

<p>Kurul, Trendyol 1. Lig'den Erzurumspor FK'ye 558 bin, Sarıyer'e 500 bin, Sakaryaspor'a 370 bin, Amed Sportif Faaliyetler'e 230 bin, Çorum FK, Ankara Keçiörengücü, Vanspor Futbol Kulübü ve Sivasspor'a 110'ar bin lira para cezası verdi.</p>

<p>PFDK ayrıca Adana Demirspor maçında kırmızı kart gören Manisa FK futbolcusu Bobby Adekanye'nin "rakip takım sporcusuna yönelik şiddetli hareketi" nedeniyle iki maç men, "sportmenliğe aykırı hareketi" sebebiyle 40 bin lira; Adana Demirsporlu oyuncu Yücel Gürol'a "rakip takım mensubuna yönelik saldırısı"ndan dolayı üç maç men ve 24 bin lira para cezası uyguladı. Bolusporlu oyuncu Dean Lico'ya ise Amed Sportif Faaliyetler müsabakasında gördüğü kırmızı kart nedeniyle iki maç men cezası verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/pfdkdan-9-super-lig-kulubune-para-cezasi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/03/pfdk-1.jpg" type="image/jpeg" length="89114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran: Ateşkes sonrası hiçbir ülkeyi vurmadık]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/iran-ateskes-sonrasi-hicbir-ulkeyi-vurmadik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/iran-ateskes-sonrasi-hicbir-ulkeyi-vurmadik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Devrim Muhafızları Ordusu, ateşkes ilan edilmesinden bu yana İran güçlerinin hiçbir ülkeye atış yapmadığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran resmi haber ajansı IRNA, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamayı yayımladı.</p>

<p>Açıklamada, Basra Körfezi'nin güney kıyısındaki bazı ülkelerin tesislerine yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırılarına dair haberlere işaret edilerek şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“İran Silahlı Kuvvetleri, ateşkesin başlamasından şu ana kadar hiçbir ülkeye kesinlikle herhangi bir atış gerçekleştirmemiştir. Eğer bu haberler doğruysa, şüphesiz bu eylemler Siyonist düşman ya da Amerika'nın işidir.”</p>

<p>İran Silahlı Kuvvetleri tarafından bir hedef vurulması durumunda bunun resmi bir açıklamayla duyurulacağı belirtilen açıklamada, resmi açıklamalarında yer almayan hiçbir eylemin İran İslam Cumhuriyeti ile ilgisi olmadığı kaydedildi.</p>

<h2>ABD-İRAN ARASINDA GEÇİCİ ATEŞKES</h2>

<p>ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından, İran'ın misillemeleriyle bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan'da ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu. Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran'dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, "İran'ın savaştaki hedeflerine ulaştığı" açıklamasında bulunarak nihai müzakerelerin İslamabad'da en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini bildirdi. Türkiye, Pakistan ve Mısır, ABD-İran arasındaki mesaj alışverişinin sürmesi ve sonuca ulaşması için yoğun çaba gösterdi. Geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi ise uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/iran-ateskes-sonrasi-hicbir-ulkeyi-vurmadik</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/iran-bayragi-dokuz8.png" type="image/jpeg" length="69989"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[WSJ: ABD, savaşı desteklemeyen NATO ülkelerini 'cezalandırmayı' değerlendiriyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/wsj-abd-savasi-desteklemeyen-nato-ulkelerini-cezalandirmayi-degerlendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/wsj-abd-savasi-desteklemeyen-nato-ulkelerini-cezalandirmayi-degerlendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD yönetiminin, İran savaşı sırasında kendisine yardımcı olmadığı düşünülen NATO üyelerini cezalandırmaya yönelik bir plan üzerinde çalıştığı iddia edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD yönetiminin, Başkan Donald Trump'ın ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında "kendilerine yardımcı olmadıklarını" düşündüğü bazı NATO üyelerini "cezalandırmaya" yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>The Wall Street Journal'ın haberine göre, ismi verilmeyen ABD yetkilileri, Beyaz Saray'ın Trump'ın ABD/İsrail-İran savaşını desteklemediğini düşündüğü bazı NATO ülkelerini "cezalandırmaya" yönelik bir planı değerlendirdiğini ileri sürdü.</p>

<h2>PLAN ASKER ÇEKİLMESİNİ ÖNGÖRÜYOR</h2>

<p>Söz konusu yetkililer, planın "savaş çabalarına yardımcı olmadığı düşünülen" NATO ülkelerinden ABD askerlerinin çekilmesini ve daha destekleyici ülkelerde konuşlandırılmasını öngördüğünü iddia etti. Planın üst düzey yönetim yetkilileri arasında destek bulduğunu aktaran yetkililer, planın henüz taslak aşamasında olduğunu ve bunun Beyaz Saray'ın "NATO'yu cezalandırmak" amacıyla değerlendirdiği birkaç seçenekten biri olduğunu belirtti.</p>

<p>Söz konusu iddiaya göre, hangi ülkelerden askerlerin çekileceği henüz belli değil. İsmi verilmeyen iki ABD yetkilisi, planın Avrupa ülkelerinden en az birinde, "muhtemelen İspanya veya Almanya'da" bulunan bir ABD üssünün kapatılmasını da içerebileceğini ileri sürdü. Yetkililer ayrıca, bu durumdan fayda sağlayabilecek ülkeler arasında "destekleyici" olarak görülen Polonya, Romanya, Litvanya ve Yunanistan'ın yer aldığını belirtti.</p>

<p>Beyaz Saray, iddialara ilişkin yorum istendiğinde, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun bu konuda NATO ülkelerini eleştiren son açıklamalarına atıfta bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/wsj-abd-savasi-desteklemeyen-nato-ulkelerini-cezalandirmayi-degerlendiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/10/trump-24.png" type="image/jpeg" length="83586"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kurban Bağışı ile Yardım Dağıtımında Öncelik Kime Veriliyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kurban-bagisi-ile-yardim-dagitiminda-oncelik-kime-veriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kurban-bagisi-ile-yardim-dagitiminda-oncelik-kime-veriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Verilen emanet gerçekten en çok ihtiyacı olana ulaşıyor mu? Kurban bağışı sürecinde öncelik sırası rastgele kurulmaz. Dağıtım planı hazırlanırken hem dini hassasiyet hem de sahadaki ihtiyaç tablosu birlikte değerlendirilir. Udhiyye kurbanında etin bir bölümünün ihtiyaç sahiplerine verilmesi, bir bölümünün yakın çevreyle paylaşılması ve bir bölümünün evde bırakılması tavsiye edilir.</p>

<p>İhtiyacın yoğun olduğu dönemlerde etin çoğunun, hatta tamamının muhtaçlara ayrılmasının daha uygun görüldüğü de açıkça belirtilir. Bu yaklaşım, yardım dağıtımındaki öncelik mantığını anlamak için güçlü bir çerçeve sunar.</p>

<p><strong>Öncelik Sırası Neye Göre Belirleniyor?</strong></p>

<p>Dağıtım anında ilk bakılan şey, hanenin gerçek ihtiyaç düzeyidir. Düzenli geliri yetersiz olan, temel gıdaya erişimde zorlanan ya da bayram döneminde et tüketme imkânı çok sınırlı kalan aileler ön sıraya alınır. Yardım planlarında tek başına gelir durumu da yeterli görülmez.</p>

<p>Hane yapısı, ailede bakım ihtiyacı bulunan kişi olup olmadığı, yaşlı birey varlığı ve pazara erişim gibi başlıklar da birlikte değerlendirilir. Böyle bir yaklaşım, <a href="https://misder.org/kurban" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>Yurtdışı Kurban bağışı</strong></span></a> emanetinin en görünür yoksulluk tablosuna değil, daha derindeki kırılganlıklara da ulaşmasını sağlar.</p>

<p><strong>Hangi Aileler Öne Çıkıyor?</strong></p>

<p>Saha uygulamalarında bazı haneler doğal olarak daha yüksek öncelik taşıyor. Geliri asgari düzeyin altında kalan aileler, kadınların tek başına geçindirdiği evler, engelli ya da yaşlı birey bulunan haneler, küçük çocukların yoğun olduğu aileler, hamileler ve emziren anneler bu gruplar arasında yer alıyor.</p>

<p>Pazara ulaşımı zayıf olan ya da bulunduğu bölgede düzenli gıda temini zorlaşan haneler de öncelikli görülüyor. Bunun temel nedeni çok sade. Aynı miktardaki et desteği, kırılgan ailelerde çok daha büyük fark yaratıyor. Kurban bağışı burada sadece bayramlık bir paylaşım değil, kısa süreli de olsa beslenme yükünü hafifleten bir destek haline geliyor.</p>

<p><strong>Çocuklu Ve Yaşlılı Haneler Neden Daha Dikkatle Ele Alınıyor?</strong></p>

<p>Bir evde küçük çocuk varsa ya da bakım ihtiyacı yüksek yaşlı bireyler bulunuyorsa, mutfak yükü daha ağır hissediliyor. Yardım hedefleme notlarında da yaşlı birey bulunan haneler, kadınların başında olduğu aileler ve kırılgan çocukların yaşadığı evler ayrı başlık olarak ele alınıyor.</p>

<p>Bunun nedeni yalnız gelir eksikliği değil. Günlük hayatın temposu, bakım masrafı ve gıdaya ulaşma gücü bu hanelerde daha kırılgan olabiliyor. Bayram döneminde et desteğinin bu ailelere yönelmesi, ev içindeki yükü biraz olsun hafifletiyor.</p>

<p>Okuyucunun içini rahatlatan nokta da tam burada başlıyor. Öncelik, en çok sesi çıkana değil, en fazla desteğe ihtiyaç duyana veriliyor.</p>

<p><strong>Listeler Hazırlanırken Hangi Kriterler Kullanılıyor?</strong></p>

<p>Sahadaki ihtiyaç tespiti çoğu zaman gelir durumu, sosyal kırılganlık ve erişim zorluğu birlikte değerlendirilerek hazırlanıyor. Toplum temelli hedefleme yöntemlerinde, köy ya da mahalle düzeyindeki bilgi de sürece katılıyor. Böylece uzun süredir görünmeyen yoksulluk halleri daha net fark ediliyor.</p>

<p>Uygulama rehberlerinde aşırı yoksulluk sınırının altında yaşayan hanelere, kadınların yönettiği evlere, 70 yaş üzeri birey bulunan ailelere ya da engelli üyesi olan hanelere ayrı dikkat gösterildiği görülüyor. Kurban bağışı planında adalet hissini büyüten şey de bu çok katmanlı bakış oluyor. Sadece kime verileceği değil, neden ona verildiği de açıklık kazanıyor.</p>

<p>Süreç dışarıdan bakınca kısa görünebilir. Oysa dağıtım öncesinde birkaç temel başlık tek tek gözden geçiriliyor. <a href="https://misder.org" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>Misder</strong></span></a> gibi güvenilir bağış kurumlarının en sık dikkate alınan noktalar şunlar oluyor.</p>

<p>● Hane gelirinin temel ihtiyaçları karşılamaya yetip yetmediği.</p>

<p>● Evde çocuk, yaşlı ya da engelli birey bulunup bulunmadığı.</p>

<p>● Ailenin pazara ve düzenli gıdaya erişim gücü.</p>

<p>● Kadınların tek başına geçindirdiği bir hane yapısı olup olmadığı.</p>

<p>● Bölgenin kriz, göç ya da geçim kaybı yaşamış alanlardan biri sayılıp sayılmadığı.</p>

<p>● Aynı yardımı kısa süre önce alıp almadığı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yakın Çevre Mi Yoksullar Mı Daha Önce Geliyor?</strong></p>

<p>Bu soru bayram günlerinde çok sorulur. Udhiyye kurbanında kişi etin bir kısmını yakınlarına ve komşularına verebilir, bir kısmını da evinde kullanabilir. Yine de ihtiyaç yoğunlaştığında yoksul ailelerin daha öne alınması daha uygun kabul edilir. Yani paylaşım kapısı kapanmaz, ama dar gelirli haneler ilk halka içinde düşünülür.</p>

<p>Vekâletle yürüyen dağıtımlarda da söz verilen yere ve hedeflenen ihtiyaç grubuna sadık kalınması önem taşır. <a href="https://misder.org/kurban/" rel="dofollow"><span style="color:#3498db"><strong>Kurban bağışı</strong></span></a> burada denge kuran bir paylaşım biçimine dönüşür. Hem sosyal yakınlık korunur hem de asıl ihtiyacı olanlar geri planda kalmaz.</p>

<p><strong>Adil Dağıtım Bağışçının İçini Nasıl Rahatlatıyor?</strong></p>

<p>Bağış yapan kişi çoğu zaman gösterişli anlatım aramıyor. En çok ihtiyaç duyduğu şey, verdiği emanetin doğru sırayla dağıtıldığını bilmek. Öncelik sırası açık olunca güven artıyor. Kırılgan ailelerin, çocuklu evlerin, yaşlılı hanelerin ve pazara erişimi sınırlı bölgelerin öne alınması, yardımın etkisini büyütüyor.</p>

<p>Kurban bağışı böyle ilerlediğinde, bayram paylaşımı daha anlamlı hale geliyor. Çünkü mesele sadece etin bir yerden bir yere gitmesi değil. Bir sofranın yükünü hafifletmesi, bir annenin içini biraz rahatlatması ve uzun süredir geri planda kalan bir haneye ulaşması. Tam da bu yüzden öncelik listesi, dağıtımın en sessiz ama en değerli parçası sayılıyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>ADVERTORIAL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kurban-bagisi-ile-yardim-dagitiminda-oncelik-kime-veriliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/kurban-3.webp" type="image/jpeg" length="42855"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="21676"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="62129"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="36663"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="84686"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="34352"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="26125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="25877"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="73244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="19531"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="52961"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="62759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="21094"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="64003"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="46392"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="86777"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="47294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="10252"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="81494"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="23864"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
