<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 27 Apr 2026 20:43:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Putin, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile görüştü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/putin-iran-disisleri-bakani-arakci-ile-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/putin-iran-disisleri-bakani-arakci-ile-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yle bir araya geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yle bir araya geldi.</p>

<p>Putin, barış için destek sözü verirken İranlı bakan <strong>“Rusya zor zamanlarda İran’ın yanında duruyor”</strong> dedi.</p>

<p></p>

<p>Diken'de yer alan habere göre, Putin, Erakçi’yi, St. Petersburg’daki Boris Yeltsin Devlet Başkanlığı Kütüphanesi’nde kabul etti.</p>

<p>Rusya lideri görüşmenin başında <strong>“İran halkının, bağımsızlığı ve egemenliği için cesurca ve kahramanca mücadele ettiğini görüyoruz”</strong> dedi.</p>

<h2>‘Barışın geleceğine dair büyük umudumuz var’</h2>

<p>Rusya’nın da İran gibi stratejik ilişkileri sürdürme niyetinde olduğunu söyleyen Putin, <strong>“Elbette, İran halkının yeni bir liderin önderliğinde, cesaretine ve bağımsızlık arzusuna dayanarak bu zorlu dönemi atlatacağına ve barışın geleceğine dair büyük umudumuz var”</strong> dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Putin ayrıca Rusya, İran ve bölgedeki diğer ülkelerin çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’ya en kısa sürede barış getirmek için mümkün olan her şeyi yapacağını söyledi.</p>

<h3>‘Rusya zor zamanlarda İran’ın yanında duruyor’</h3>

<p>Arakçi de Putin’e ⁠İran lideri Ali Hamaney’in ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybetmesi nedeniyle taziye mesajı göndermesi ve yeni lider Mücteba Hamaney’i tebrik etmesi nedeniyle teşekkür etti.</p>

<p>Bakan şöyle devam etti:</p>

<p><strong>“Rusya-İran arasındaki ilişkiler, en üst düzeyde stratejik ortaklığı temsil ediyor. Bu yolda devam edeceğiz. İkili ilişkiler, olanlara rağmen güçlenecek.</strong></p>

<p><strong>Belirttiğiniz gibi, İran halkının cesaretiyle ABD saldırganlığına karşı direndiği ve direnmeye devam edeceği tüm dünyaya kanıtlandı. İran’ın Rusya gibi dostları ve müttefikleri var. Rusya zor zamanlarda İran’ın yanında duruyor. İran’a verdiğiniz güçlü ve kararlı destek için teşekkür ederim.”</strong></p>

<h2>‘Çok iyi bir görüşmeydi’</h2>

<p>İranlı bakan, Putin’le görüşmesinin ardından <strong>“Bölgesel meseleler, ikili ilişkiler ve ABD ile Siyonist rejimin saldırıları gibi konuları ele aldık”</strong> dedi.</p>

<p>Putin ile bir buçuk saatten uzun süren <strong>‘çok iyi bir’</strong> görüşme yaptıklarını söyleyen Arakçi, ülkesinin yeni koşullarda Rusya’yla stratejik ortaklığını sürdürmek istediğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/putin-iran-disisleri-bakani-arakci-ile-gorustu</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 20:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/putinarakci.png" type="image/jpeg" length="94135"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adana'da 1 Mayıs çağrısı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/adanada-1-mayis-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/adanada-1-mayis-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tertip Komitesi Başkanı Ersoy Kalik, 1 Mayıs’ın işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olduğunu vurgulayarak, “Emeğin hakkı için, gelirde ve vergide adalet için, barış ve demokrasi için 1 Mayıs meydanlarında buluşmaya çağırıyoruz” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adana 1 Mayıs Tertip Komitesi, emekçileri 1 Mayıs’ta alanlara davet ederek yürüyüş ve miting programını açıkladı. Ekonomik kriz, vergi adaletsizliği ve hak ihlallerine dikkat çeken komite, ‘Birleşelim, örgütlenelim’ çağrısı yaptı</strong></p>

<p>Adana 1 Mayıs Tertip Komitesi, kentte düzenlenecek 1 Mayıs programına ilişkin çağrı yaptı. İnönü Parkı’nda yapılan açıklamada, emekçilerin 1 Mayıs’ta saat 13.00’te Cevat Yurdakul Caddesi üzerindeki Shell Petrol önünde toplanacağı, saat 14.00’te başlayacak yürüyüşün ardından Uğur Mumcu (İstasyon) Meydanı’nda mitingin gerçekleştirileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Basın açıklamasını okuyan Tertip Komitesi Başkanı Ersoy Kalik, 1 Mayıs’ın işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olduğunu vurgulayarak, “Emeğin hakkı için, gelirde ve vergide adalet için, barış ve demokrasi için 1 Mayıs meydanlarında buluşmaya çağırıyoruz” dedi. Ekonomik krize ve artan yaşam maliyetlerine dikkati çeken Kalik, işçi ve emekçilerin alım gücünün düştüğünü, güvencesiz ve uzun çalışma koşullarının yaygınlaştığını ifade etti. “Biz yoksullaşırken bankalar ve şirketler kâr rekorları kırıyor” diyen Kalik, vergi sistemindeki adaletsizliğe de işaret etti.</p>

<h2>"Gücümüz birliğimizden geliyor"</h2>

<p>Temel hakların piyasalaştırıldığını belirten Kalik, eğitim, sağlık, barınma ve ulaşım gibi alanlarda eşitsizliklerin derinleştiğini kaydetti. Sendikal hakların sınırlandığını, grevlerin engellendiğini söyleyen Kalik, KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin durumuna da dikkat çekti. Barış ve demokrasi vurgusu yapan Kalik, emekçilerin ortak mücadeleyle değişimi yaratabileceğini belirterek, “Yeter ki birleşelim, örgütlenelim. Gücümüz birliğimizden geliyor” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/adanada-1-mayis-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/1maisadana.png" type="image/jpeg" length="94099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Hizbullah'ı ihanetle suçladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/lubnan-cumhurbaskani-avn-hizbullahi-ihanetle-sucladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/lubnan-cumhurbaskani-avn-hizbullahi-ihanetle-sucladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn pazartesi günü, İsrail ile doğrudan müzakerelerin İsrail-Hizbullah savaşını sona erdirmeyi amaçladığını söyledi. Avn Hizbullah'ı hedef alarak "Lübnan'ı savaşa sürükleyenlerin ihanet işlediğini" belirtti.</p>

<p>Avn pazartesi günü yaptığı açıklamada, "Benim hedefim, 1949'daki ateşkes anlaşmasına benzer şekilde İsrail ile savaş halinin sona ermesine ulaşmaktır" dedi.</p>

<p>On yıllardır resmen savaş halinde olan Lübnan ile İsrail, 1948 Arap-İsrail savaşının ardından 1949'da iki devlet arasındaki çatışmayı sona erdiren bir ateşkes anlaşması imzalamıştı.</p>

<p>Mepa News'in haberine göre, Avn'ın açıklaması, Hizbullah lideri Naim Kasım'ın hükümeti sert şekilde eleştirmesinden kısa süre sonra geldi. Kasım, doğrudan müzakereleri "büyük bir günah" olarak nitelendiren bir açıklama yapmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"İsrail ile doğrudan müzakereleri kesin olarak reddediyoruz ve iktidarda olanlar bilmelidir ki eylemleri Lübnan'a da kendilerine de fayda sağlamayacaktır" diyen Kasım, yetkililere, 'Lübnan'ı istikrarsızlık sarmalına sokan bu büyük günahtan geri dönün' çağrısında bulundu.</p>

<h2>"ASIL İHANET YABANCI ÇIKARLAAR UĞRUNA ÜLKESİNİ SAVAŞA SÜRÜKLEYENLERİN YAPTIĞI"</h2>

<p>Avn, "Bizim yaptığımız şey ihanet değildir. Asıl ihanet, yabancı çıkarlar uğruna ülkesini savaşa sürükleyenlerin yaptığıdır" dedi.</p>

<p>Avn, "Bazıları bizi müzakerelere gitme kararı nedeniyle, bu görüşmeler konusunda ulusal uzlaşı olmadığı gerekçesiyle sorgulamak istiyor" diyerek "Onlara sorum şu: Savaşa giderken önce ulusal uzlaşı aradınız mı?" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/lubnan-cumhurbaskani-avn-hizbullahi-ihanetle-sucladi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 19:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/joseph-avn-1.jpg" type="image/jpeg" length="86601"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB Davası'nda 27. gün... İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu: Bu dava siyasal bir davadır]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-27-gun-istanbul-barosu-baskani-kaboglu-bu-dava-siyasal-bir-davadir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-27-gun-istanbul-barosu-baskani-kaboglu-bu-dava-siyasal-bir-davadir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, "Bu dava aslında siyasal bir davadır. Tabii siyasal davadır diyoruz ama sıradan bir siyasal dava değil. 'Acaba demokratik siyaseti sonlandırmak amacıyla yürütülen bir dava mıdır' biçiminde her seferinde ben bu soruyu soruyorum ve bugünkü duruşmada da buna tanıklık etmiş bulunuyorum" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p> İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik 414 sanıklı İBB Davası'nda Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın yargılanmasına dair konuşan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, 'Bu dava aslında siyasal bir davadır. Tabii siyasal davadır diyoruz ama sıradan bir siyasal dava değil. 'Acaba demokratik siyaseti sonlandırmak amacıyla yürütülen bir dava mıdır' biçiminde her seferinde ben bu soruyu soruyorum ve bugünkü duruşmada da buna tanıklık etmiş bulunuyorum' dedi.</p>

<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 27. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor.</p>

<p>Duruşmada, İmamoğlu'nun tutuklu yargılanan avukatı Mehmet Pehlivan, geçen hafta çarşamba günü başladığı savunmasını tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, Pehlivan'ın yargılanması hakkında şunları söyledi:</p>

<p>'Tabii bu dava aslında siyasal bir davadır. Tabii siyasal davadır diyoruz ama sıradan bir siyasal dava değil. 'Acaba demokratik siyaseti sonlandırmak amacıyla yürütülen bir dava mıdır' biçiminde her seferinde ben bu soruyu soruyorum ve bugünkü duruşmada da buna tanıklık etmiş bulunuyorum. Bu sorunun yanıtının ne yazık ki olumlu olduğunu ve bu nedenle bu davayı hukuk zeminine çekmek için çok çaba göstermemiz gerektiğini sürekli vurgulamaya çalışıyorum.</p>

<p>Aslında Mehmet Pehlivan da olarak, avukatlık mesleğini yani savunma mesleğini yaptığı sırada kendisi hakkında soruşturma açılması ve kendisinden tutuklanması bu davanın vahametini göstermektedir. Çünkü gerçekten savcılık bu davada yargılanan Ekrem İmamoğlu ve heyetinin suçlu olduğu konusunda güçlü kanıtlara sahipse, birincisi o zaman bunları tutuksuz yargılaması gerekirdi, ikincisi onları savunan avukatı tutuklamaması gerekirdi. Bu bakımdan bugün de bir kez daha görüldü ki bu dava siyasal bir davadır.</p>

<h2><strong>'Cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlanan bir belediye başkanının eşit ve özgür yarışma olanağına son verme amacı güdüyor'</strong></h2>

<p>Cumhurbaşkanı da dağdaki çoban da. Hukuk devletinde, hukuk önünde herkes eşittir, yargılanabilir. İmamoğlu da yargılanabilir fakat o yargılama tutuksuz olur, görevi devam eder öyle yargılanır. Fakat onun için çok istisnai önlemler alınmıştır, hukuk dışı önlemler alınmıştır. Bunlarla da yetinmeksizin avukatı da yargılanmaya başlanmış önce soruşturmaya tabi tutulmuş, tutuklanmış ve şimdi yargılanıyor. İşte bu aslında yalnızca Avukatlık Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu, Anayasa ve Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ihlali anlamına gelmiyor: Biz davanın siyasal nitelik taşıdığını ve öyle bir siyasal nitelik ki aslında bir tür cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlanan bir belediye başkanının özgürlüğünden alıkonulmak suretiyle demokratik, eşit ve özgür yarışma kuralına, yarışma olanağına son verme amacını güttüğü her duruşmada gözlenebiliyor.</p>

<p>Son olarak belirtmem gerekir ki, her ay rutin olarak tutukluluğa itiraz duruşması yapılır. Bu kez 'yapmayacağım' demiş heyet. Biz de buna karşı çıktık. 'hayır tutukluluğa itiraz ve bunun anayasal çerçevede görüşülmesi adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Bunu yapın. Yapmazsanız şaibe artar. Yaparsanız adil yargılanma konusunda gösterdiğiniz özen ortaya çıkar' dedik. İşte bu önerimi 27 Nisan günü yapmış oluyorum, 30 Nisan günü umuyorum ve diliyorum ki itiraz duruşmasını yapar ve tutukluluğa son verilme nedenlerini beyan edecek olan sanıklar ve avukatlarına söz verir.'</p>

<h2><strong>Adem Soytekin'in savunmasının öne çekilmesi: Yargı heyetinin tarafsızlığına gölge düşürür</strong></h2>

<p>İtirafçı Adem Soytekin'in savunma sırasının öne çekilmesi hakkında da konuşan Kabaoğlu 'Bu bile, bu sıralamanın tanığın talebi ile öne çekilmesi ama buna karşılık sözüm ona tırnak içinde 'terör örgütü liderinin' en sona bırakılması ve onun talebinin reddedilmesi ama itirafçının talebinin karşılanması, itirafçı olmak bir tür ahlaksız olmak demektir, yargı heyetinin tarafsızlığına, adil yargılanma gereklerine gölge düşürür. Umuyorum ve diliyorum ki heyet bu kararından vazgeçecektir.'</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ibb-davasinda-27-gun-istanbul-barosu-baskani-kaboglu-bu-dava-siyasal-bir-davadir</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 19:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/ibb-davasinda-27-gun-istanbul-barosu-baskani-kaboglu-bu-dava-siyasal-bir-davadir.jpg" type="image/jpeg" length="97618"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TİP Genel Başkanı Baş: Yarın saat 18.00'de Yıldızlar Holding'in kapısına dayanacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tip-genel-baskani-bas-yarin-saat-1800de-yildizlar-holdingin-kapisina-dayanacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tip-genel-baskani-bas-yarin-saat-1800de-yildizlar-holdingin-kapisina-dayanacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doruk Madencilik işçilerine destek olmak için açlık grevine başlayan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, "Yarın saat 18.00'de holdingin kapısına dayanacağız ve bütün Ankara halkını oraya davet ediyorum" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Doruk Madencilik işçilerine destek olmak için açlık grevine başlayan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, 'Yarın saat 18.00'de holdingin kapısına dayanacağız ve bütün Ankara halkını oraya davet ediyorum. Yarın saat 18.00'de işten çıktığınız andan itibaren gelebilen Tüm Ankaralılar, Yıldızlar Holding'in kapısına gelsin, o hırsızlardan hep beraber hesap soralım. 'Bu işçinin parasını ne yapıyorsun sen?' diye sormamız lazım' dedi.</p>

<p>Doruk Madencilik işçilerinin Ankara'da devam eden açlık grevine katılan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bugün Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'na yürümek isteyen işçilere yapılan biber gazlı müdahalenin, Başaran Aksu ve Gökay Başcan'ın gözaltına alınmasının ardından ANKA Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polis ablukasının ve biber gazı müdahalesinin madencilerin direnişlerinin önüne geçmemesi gerektiğini belirten Baş, önemli olan şeyin işçilerin haklarını alabilmek olduğunu dile getirdi. İşçilerin hak ettiklerini talep ettikleri için mücadele ettiğinin altını çizen Baş, bu direniş karşısında yapılması gerekenin Çalışma Bakanı ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı'nın, işçiler yola çıktığını ilk duydukları andan itibaren işçilerin hakkını koruması olduğunu söyledi. İşçilerin açlık grevinin 'kritik' eşiğe ulaştığına dikkati çeken Baş, işçilerin 10 gündür şekerli su ve tuzlu suyla beslendiğini aktardı. Bütün işçilerin öncelikli probleminin eve dönmek olduğunu sözlerine ekleyen Baş, şöyle devam etti:</p>

<h2><strong>'Pek çok polis müdahale ederken tereddüt ediyor'</strong></h2>

<p>'Böyle bir tablonun karşısında nedir bu polis barikatı? Neyi engellemeye, örtmeye çalışıyorsunuz? Akıl alır şey değil. Günlerdir buradayız. Arkadaşlar 15 gündür burada, 5-6 gündür bu parkta kalıyorlar, Ankara'da yaşayan herhangi bir vatandaşın en küçük bir şikayeti yok. Bu işçi arkadaşları şikayet etmeyi bırakın, destekliyorlar. Dolayısıyla bu arkadaşların düzensizlik yarattığı, huzuru bozduğu bir tablo söz konusu değil. Buradaki polislerle de konuşabilseniz size anlatırlar. Örnek bir disiplinle davranıyorlar buradaki arkadaşlarımız.</p>

<h2><strong>'Para babalarının çıkarını savunanlar; işçilere, emekçilere, yoksullara düşmanlık yapıyor'</strong></h2>

<p>Bugün de yürüyüş kararlılığı çok önemliydi. Desteğe gelen binlerce vatandaş var, madenci arkadaşlar, onların temsilcileri, halkın desteğine teşekkür ettikten sonra yürüyüşü madenciler yapacaktı. Bu gerçeğin üstünü örtecek bir şeye izin vermek istemediğimiz için sadece onlara destek olmak ve dayanışma göstermek için onlarla kol kola, omuz omuza durmaya çalışıyoruz. Pek çok polis müdahale ederken tereddüt ediyor. Bunu görüyoruz. Belli ki polis teşkilatının içinde de, Türkiye'de pek çok yerde olduğu gibi farklı örgütlenmeler var ve doğrudan o patronun çıkarlarını savunan, onların daha fazla kar elde etmesi için ne gerekiyorsa yapmakla görevli insanlar var. Ben üzülerek söylüyorum, bütün yurttaşlarımız bilsin. Bu, bakanlıkların içerisine girmiş unsurlarda da, emniyet teşkilatının içine girmiş unsurlarda da var. Her yerde, para babalarının çıkarını savunanlar; işçilere, emekçilere, yoksullara düşmanlık yapıyorlar ve bizi hakir görüyorlar. 'Ben istediğim gibi bunu ezerim' diyor ama işçi arkadaşlar yüreklerini birleştirip kol kola geldiklerinde bir dev gibi oluyorlar. O zaman elleri ayakları dolanıyor, ne yapacaklarını şaşırıyorlar.</p>

<h2><strong>'Biz burada her an yurttaşların desteğini hissediyoruz'</strong></h2>

<p>Ben 4 gündür 24 saat arkadaşlarla yatıyorum, kalkıyorum. Günde belki 4-5 kere toplantı yapıyorlar kendi aralarında. Bütün arkadaşlar tek tek bütün süreçleri değerlendiriyorlar, kararları hep beraber alıp uyguluyorlar. Karar, madencinin iradesi neyse odur. Arkadaşlarımız bir an önce eve dönüp, kaygılı bekleyen ailelerinin kaygılarının bitmesini istiyor. Bunun için yapılacak tek bir şey var, hak ettikleri maaşların, tazminatların ödenmesi. Bunun bir an önce hayata geçmesi lazım ama bugün yine polis saldırısı, sendika başkanımız, örgütlenme uzmanımız gözaltına alındı. Ondan sonra bakanlık heyetimizle görüşmeyi kabul etti. Arkadaşlar bakanlıkla görüşmedeler. Buradan bize destek veren bütün basın emekçilerine, Ankara halkına yürekten teşekkür ediyorum. Biz burada her an yurttaşların desteğini hissediyoruz, onlar sayesinde bu direniş devam ediyor. Biz şunu gördük: Demek ki bizim muhatabımız bakanlıklar değil, onlar bu işi çözme iradesini gerçekleştiremiyorlar. Yarın saat 18.00'de holdingin kapısına dayanacağız ve bütün Ankara halkını oraya davet ediyorum. Yarın saat 18.00'de işten çıktığınız andan itibaren gelebilen Tüm Ankaralılar, Yıldızlar Holding'in kapısına gelsin, o hırsızlardan hep beraber hesap soralım. 'Bu işçinin parasını ne yapıyorsun sen?' diye sormamız lazım.</p>

<h2><strong>'Maden işçileri kazandığında tüm Türkiye kazanmış olacak'</strong></h2>

<p>Arkadaşlarımız maalesef gözaltında, onların bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. Onların gelişini bekliyoruz. Arkadaşlarımız geldiğinde onlarla yeniden bir değerlendirme yapacağız, nasıl devam edeceğimize karar vereceğiz. Halkımızın bizden desteğini esirgememesini talep ediyorum. Biz burada madenci arkadaşlarımızın rızkı için mücadele ediyoruz ama aynı zamanda Türkiye'nin haysiyet mücadelesi bu. Türkiye, keyfine göre bir patronun işçiyi ezdiği, yoksaydığı bir ülke mi olacak, Türkiye sadece zenginlerin konuştuğu bir ülke mi olacak yoksa bu ülkenin yoksulları da hakkını alabilecek mi? Böylesi bir yol ayrımındayız. Maden işçileri kazandığında tüm Türkiye kazanmış olacak. Arsız patronlara da hak ettiği bir cevap vermemiz gerekiyor.'</p>

<h2><strong>'İşçilerin oylarını alıyorsunuz, onların oylarıyla belli mevkilere geliyorsunuz ama işçileri yoksayıyorsunuz'</strong></h2>

<p>Baş, bakanlık görüşmesinde sendika avukatları ve işçi temsilcilerinden oluşan bir heyetin yer aldığını belirterek, 'Meseleyi diyalogla çözmek konusunda herhangi bir problemimiz yok, yeter ki diyalogla çözülebilsin. Biz bu ülkenin bakanının buradaki işçileri yoksaymasını kabul etmiyoruz. İşçi beni vatandaş, insan yerine koy diyor. Bu kavga, bunun kavgası. Herkesin şu soruyu sormasını istiyorum: Bu Yıldızlar Holding denilen şirketin patronu, bakandan randevu istese 2 saat içinde o randevuyu alabilir mi alamaz mı? İşçiler 14 gündür randevu alamıyor, akıl dışı bir şey. Herhangi bir zengin, patron, istediği bakanla görüşebiliyor memlekette. Bu işçilerle neden görüşmüyorsun kardeşim? İşçilerin oylarını alıyorsunuz, onların oylarıyla belli mevkilere geliyorsunuz ama işçileri yoksayıyorsunuz, sadece patronlara hizmet ediyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değil' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tip-genel-baskani-bas-yarin-saat-1800de-yildizlar-holdingin-kapisina-dayanacagiz</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 18:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/tip-genel-baskani-bas-yarin-saat-1800de-yildizlar-holdingin-kapisina-dayanacagiz.jpg" type="image/jpeg" length="73891"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YRP'li Aydal'dan, 'Bulutlarımız çalınıyor' iddialarına yanıt: Komplo söylemleri ülkeye fayda sağlamaz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/yrpli-aydaldan-bulutlarimiz-caliniyor-iddialarina-yanit-komplo-soylemleri-ulkeye-fayda-saglamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/yrpli-aydaldan-bulutlarimiz-caliniyor-iddialarina-yanit-komplo-soylemleri-ulkeye-fayda-saglamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Vekili Doğan Aydal, 'ABD ve İsrail savaşla meşgul olduğu için Türkiye'nin bulutlarını çalamıyor, bu nedenle yağmurlar arttı' iddiasıyla ilgili, 'Çok geniş alanlardaki bulutları seyahat ettirerek başka ülkenin tepesine yağmur yağdırmak henüz ispatlanmış bir konu değildir. Bu bakımdan bilimsel gerçekleri görmeyip farklı ülkelere sahip olmadıkları güçleri atfetmek ülke için hayırlı bir söylem olmayacaktır' açıklamasını yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Vekili Doğan Aydal, 'ABD ve İsrail savaşla meşgul olduğu için Türkiye'nin bulutlarını çalamıyor, bu nedenle yağmurlar arttı' iddiasıyla ilgili, 'Çok geniş alanlardaki bulutları seyahat ettirerek başka ülkenin tepesine yağmur yağdırmak henüz ispatlanmış bir konu değildir. Bu bakımdan bilimsel gerçekleri görmeyip farklı ülkelere sahip olmadıkları güçleri atfetmek ülke için hayırlı bir söylem olmayacaktır' açıklamasını yaptı.</p>

<p>Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Vekili Doğan Aydal, 'ABD ve İsrail savaşla meşgul olduğu için Türkiye'nin bulutlarını çalamıyor, bu nedenle yağmurlar arttı' iddiasıyla ilgili yazılı açıklamasında, bu tür söylentilerin toplumda gereksiz endişelere yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>Söz konusu iddiaların bilimsel olarak kanıtlanmadığını, kamuoyunun bilimsel gerçekler yerine komplo niteliğindeki söylemlerle yönlendirilmesinin doğru olmadığını aktaran Aydal, 'Söylentiye göre ABD ve İsrail savaşta olduğundan bizim bulutları çalmayla uğraşamamakta ve bu sebeple yağmurlarımız artmaktadır. Bu ispatlanmış bir konu değildir. Yarın savaş bittiğinde ABD ve İsrail bulutlarımızı yeniden çalmaya mı başlayacaklardır? Bu fikri yaymanın halk arasında çeşitli endişelere de yol açtığı ve açacağı da şüphesizdir' ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"MEVCUT TEKNOLOJİ YAĞIŞ SÜRECİNİ KOLAYLAŞTIRMAK ÜZERİNE KURULU"</h2>

<p>Prof. Doğan Aydal, mevcut teknolojinin, 'bulutları çalmak' ya da geniş coğrafyalarda taşımak değil, var olan bulutlardaki yağış sürecini kolaylaştırmak üzerine kurulu olduğunu belirterek, şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bulutlara gümüş iyodür püskürterek su oluşumu hızlandırılıp yağmur yağdırılabilmektedir. Bu teknoloji yetmişli yıllardan beri başta ABD olmak üzere birçok ülke tarafından uygulanmıştır. ABD, bu teknolojiyi özellikle Vietnam savaşı sırasında muson yağmurlarının şiddetini artırmak, toprak yolları balçık yapmak, ulaşımı zorlaştırmak için kullanmıştır. Çin, olimpiyatlar döneminde Pekin'e yağmur yağmasın diye Pekin'e 30 km mesafedeki bütün bulutları aşılayarak bulunduğu bölgelerde yağmuru yağdırmıştır. Aynı teknik SSCB döneminde Ekim kutlamaları sırasında Moskova'ya yağmur yağmasın diye bulutlar Moskova'ya ulaşmadan aşılama ile yağdırılmıştır. Bu teknik karlı bir bölgede kar yağmazsa bölgedeki oteller özel şirketlere para ödeyerek otellerinin çevresindeki bulutlara gümüş iyodür ektirip kar yağışını sağlamaktadırlar. Ancak çok geniş alanlardaki bulutları seyahat ettirerek başka ülkenin tepesine yağmur yağdırmak henüz ispatlanmış bir konu değildir. Bilimsel gerçekleri görmeyip farklı ülkelere sahip olmadıkları güçleri atfetmek ülke için hayırlı bir söylem olmayacaktır.'</p>

<p>Prof. Dr. Doğan Aydal, bilimsel gerçeklerin göz ardı edilmemesini isteyerek, farklı ülkelere sahip olmadıkları güçleri atfetmenin doğru olmadığını, bu tür söylemlerin kamuoyunda gereksiz korku ve endişe oluşturabileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/yrpli-aydaldan-bulutlarimiz-caliniyor-iddialarina-yanit-komplo-soylemleri-ulkeye-fayda-saglamaz</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/yrpli-aydaldan-bulutlarimiz-caliniyor-iddialarina-yanit-komplo-soylemleri-ulkeye-fayda-saglamaz.jpeg" type="image/jpeg" length="48290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TBB Başkanvekili Vahap Seçer: Siyasi hesaplaşmalar belediyeler üzerinden yürütülüyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tbb-baskanvekili-vahap-secer-siyasi-hesaplasmalar-belediyeler-uzerinden-yurutuluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tbb-baskanvekili-vahap-secer-siyasi-hesaplasmalar-belediyeler-uzerinden-yurutuluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, "Siyasi bazı hesaplaşmaların belediyeler üzerinden yürütülmesi belediye başkanlarını son derece zor duruma sokmuştur. Belediye başkanlığı partiler üstü bir görevdir" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, 'Türkiye'de maalesef son yıllardaki gelişmeler, özellikle siyasi bazı hesaplaşmaların belediyeler üzerinden yürütülmesi belediye başkanlarını son derece zor duruma sokmuştur. Belediye başkanlığı partiler üstü bir görevdir' dedi.</p>

<p>TBB tarafından düzenlenen Araç Teslim Töreni, TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in katılımıyla Çankaya Belediyesi Yerleşkesi'nde yapıldı.</p>

<p>Belediye başkanlarının katılımıyla düzenlenen törende ilk olarak saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha sonra konuşan TBB Başkan Vekili Vahap Seçer, hayırlı bir iş için bir araya geldiklerini belirterek, ekonomik zorluklara rağmen belediye başkanlarının vatandaşlara hizmet için yoğun çaba gösterdiğini söyledi. Birliğin 1405 belediyeye hizmet süreçlerinde destek ve katkı sunmaya devam ettiğini ifade eden Seçer, Türkiye'nin farklı bölgelerinden ve tüm siyasi partilerden belediyelerin katılımıyla 94 belediyeye 95 araç ve iş makinesi dağıtacaklarını anlattı. Seçer, geçen ay da 90 aracın teslim edildiğini hatırlattı ve gelecek aylarda da devam edecek programla iki yılda toplam 714 hizmet aracının belediyelere tahsis edilmiş olacağını söyledi.</p>

<h2><strong>Seçer'den 'finans disiplini ve liyakatli kadrolar' vurgusu</strong></h2>

<p>Seçer, belediye başkanlarının iki temel dayanağının finans disiplini ve liyakatli kadrolar olduğunu belirterek, 'Para ve liyakatli kadrolar: O zaman önümüzde hiçbir şey duramaz. Çok daha efektif işler yaparız. Vatandaşlarımızın memnuniyetini daha üst seviyelere çıkarırız. Türkiye Belediyeler Birliği sadece üyelerine iş makinası ve araç desteği yapmıyor; proje desteği, proje çalışmalarına nakdi destekler, farklı projeler, eğitim çalışmaları, çalıştaylar, paneller, yurt dışında çalışanlarımızın ve personelimizin bilgisini, becerisini geliştirmeleri için yapılan gezi programları ve inceleme gezileri gibi birçok alanda belediyelerimize katkı sunuyoruz' dedi.</p>

<p>Seçer, geçen hafta düzenlenen belediyecilik forumuna yerel yönetimlerden 700'ün üzerinde başvuru yapıldığını ve forumda 200'den fazla özgün proje ile uygulamanın paylaşıldığını belirterek, bunun yeni iş birliklerine zemin hazırladığını ifade etti. Yönetici Geliştirme Programı'na da büyük önem verdiklerini vurgulayan Seçer, belediye başkanlarına personeli bu eğitimlere teşvik etme çağrısında bulunarak program kapsamında şimdiye kadar 352 yöneticinin eğitim aldığını ve sayının giderek arttığını söyledi.</p>

<p>TBB ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ortak hizmet modeline değinen Seçer, projenin Ekrem İmamoğlu döneminde başlatıldığını ve hayata geçirildiğini bildirdi. Pilot bölge olarak Batı Karadeniz'de 91 belediyenin bilgilendirildiğini, 45'inden geri dönüş alındığını ve 22 belediyeyle uygulamaya geçildiğini anlatan Seçer, Safranbolu'da çalışmaların başladığını söyledi. Proje kapsamında araç ve iş makinelerinin Türkiye Belediyeler Birliği, akaryakıt ve teknik desteğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlandığını, malzeme desteğinin ise ilgili belediyelerce karşılandığını ifade eden Seçer, üçlü iş birliğiyle önemli projelerin ortaya çıktığını vurguladı.</p>

<h2><strong>'Siyasi bazı hesaplaşmalar...'</strong></h2>

<p>Vahap Seçer, TBB tarafından 2024 seçimleri sonrası Ekrem İmamoğlu'nun başkanlığıyla yeni bir dönemin başladığını, İmamoğlu ve ardından Zeydan Karalar'ın tutuklanmasının ardından tüzük gereği başkan vekilliğine seçilerek görevini sürdürdüğünü hatırlattı. Seçer, TBB'de adaletli bir yönetim anlayışı benimsediklerini, belediyelere sağlanan araç ve destekleri sosyoekonomik ve bölgesel kriterlere göre belirlediklerini ve bu sistemi kurumsal bir yapıyla sürdürdüklerini ifade etti ve şöyle konuştu:</p>

<p>'Türkiye'de maalesef, bunu üzülerek ifade ediyorum, son yıllardaki gelişmeler, özellikle siyasi bazı hesaplaşmaların belediyeler üzerinden yürütülmesi belediye başkanlarını son derece zor duruma sokmuştur. Bizim seçimlerde beldemizde hemşehrilerimize gittiğimiz zaman oy isteme saikimiz, hemşehrilerimize en güzel hizmeti yapma saiki. Bu sebeple onların karşısına gidiyoruz, onlar da aynı sebeple sandığa gidiyor. Belki de mensubu olmadığımız bir seçmenin oyunu alabiliyoruz. Belediye başkanlığı partiler üstü bir görevdir. Mutlaka her belediye başkanının partisi, dünya görüşü, ideolojisi onun onurudur, şerefidir. Onlara saygı duyarız. Ama hizmette adaletli olmak, hemşehrilerimizin partisine, bölgesel farklılıklarına, etnik yapısına, inanç grubuna bakmadan onlara hizmet etmek bizim esas amacımız olmalı. Ve bunu yapıyoruz, beldelerimizde her birimiz yapıyoruz. İşte bu düsturla TBB'de siz değerli belediye başkanlarımıza hizmet ederken hiçbir fark gözetmeksizin, 'her biri bizim belediye başkanımız' düşüncesiyle destek olmaya, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edeceğiz.'</p>

<h2><strong>Türkiye Belediyeler Birliği'nin Genel Kurulu 2 Mayıs'ta</strong></h2>

<p>Vahap Seçer, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Kurulu'nun 2 Mayıs Cumartesi Ankara'da saat 11.00'de yapılacağını ve başkan, encümen, başkan vekilleri ile komisyonların seçileceğini açıkladı.</p>

<p>Seçer'in konuşmasının ardından kürsüye çıkan 94 belediye başkanına temsili anahtarlar verildi ve hatıra fotoğrafı çekildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ANKARA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tbb-baskanvekili-vahap-secer-siyasi-hesaplasmalar-belediyeler-uzerinden-yurutuluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/vahapsecer.png" type="image/jpeg" length="69248"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akbelen Ormanı savunucusu Esra Işık'ın tutukluluğuna devam kararı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/akbelen-ormani-savunucusu-esra-isikin-tutukluluguna-devam-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/akbelen-ormani-savunucusu-esra-isikin-tutukluluguna-devam-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına yönelik protestolara ilişkin hakkında 'görevi yaptırmamak için direnme' suçundan dava açılan Esra Işık'ın yargılanmasına başlandı. Mahkeme, Işık'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla'nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına yönelik protestolara ilişkin hakkında 'görevi yaptırmamak için direnme' suçundan dava açılan Esra Işık'ın yargılanmasına başlandı. Mahkeme, Işık'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.</p>

<p>İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık'ın kızı Esra Işık, 30 Mart gecesi gözaltına alınmasının ardından 31 Mart'ta 'görevi yaptırmamak için direnme' suçlamasıyla tutuklanmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muğla Cezaevi'nden İzmir 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi'ne (Şakran) sevk edilen Işık, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde saat 10.00'da başlayan duruşmada savunmasını yaptı.</p>

<p>Işık savunmasında, suç kastı olmadığını ifade ederek, 'Araç keşif heyeti olduğunu bilmiyordum, şirket için gelen yetkililer olduğunu düşündüm' dedi.  </p>

<h2>KÖYLÜLER DURUŞMA SONRASI NÖBER TUTTU</h2>

<p>Hakim, cumhuriyet savcısının da görüşü doğrultusunda Işık'ın tutukluluğunun devamına karar verdi ve davayı 1 Haziran'a erteledi.</p>

<p>Öte yandan duruşma sırasında İkizköy sakinleri ve doğa savunucuları Akbelen'de 'Adalet Nöbeti' başlatarak süreci takip etti. Köylüler, duruşma sonucunu bölgede bekledi.</p>

<p>Duruşmayı Işık'ın annesi Nejla Işık'ın yanı sıra CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Muğla Baro Başkanı Levent Akgün, CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl ve Emek Partisi (EMEP) Muğla İl Başkanı Döndü Taka Çınar, bazı siyasi parti ve STK temsilcileri de takip etti. </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, MUĞLA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/akbelen-ormani-savunucusu-esra-isikin-tutukluluguna-devam-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/akbelen-ormani-savunucusu-esra-isikin-tutukluluguna-devam-karari.png" type="image/jpeg" length="73209"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["İlayda Zorlu'nun ölümündeki tüm sorumlular yargılanmalı"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ilayda-zorlunun-olumundeki-tum-sorumlular-yargilanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ilayda-zorlunun-olumundeki-tum-sorumlular-yargilanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversite öğrencileri İlayda Zorlu'nun ölümüne ilişkin ses yükseltti. Kadıköy'de açıklama yapan üniversite öğrencileri, "İlayda Zorlu'yu ölüme iten polis babası, ailesini arayıp şikayet eden polis ve talimatı verenler yargılanmıyorken iki arkadaşımız tutuklu yargılanıyor" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üniversite öğrencileri, Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İlayda Zorlu'nun ölümüyle ilgili Kadıköy'de açıklamalar yaptı. Öğrenciler, 'İlayda Zorlu'yu ölüme iten polis babası, ailesini arayıp şikayet eden polis ve talimatı verenler yargılanmıyorken iki arkadaşımız tutuklu yargılanıyor. Dün İlayda için sokaklara çıkan üniversitelileri tutuklayanlar, bugün Ankara'da hakları için direnen madencileri ablukada tutuyor, gözaltına alıyor... İlayda Zorlu'nun ölümündeki tüm sorumlular yargılanmalıdır. İşkence, aile aramaları ve ajanlaştırma politikaları son bulmalıdır' dedi.</p>

<p>Üniversite öğrencileri Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) öğrencisi İlayda Zorlu'nun ölümünün 'intihar' olarak yansıtılmasına tepki gösteriyor. Geçen hafta İlayda Zorlu'nun ölümünün aydınlatılması için eylemler yapan öğrenciler bugün Marmara Üniversitesi ve Kadıköy Süreyya Operası önünde açıklama yaptı. </p>

<h2><strong>'İlayda'nın katledilmesi de bu siyasal iklimden bağımsız değildir'</strong></h2>

<p>'İlayda Zorlu, 8 Mart'ta katledilen kadınların hesabını sorduğu için polisin hukuksuz aile aramalarıyla hedef gösterilmiş; ardından maruz bırakıldığı aile baskısı ve şiddet sonucunda yaşamını yitirmiştir. İlayda'nın ölümü münferit bir olay değildir. Bu ölüm, kadınları itaate zorlayan, gençliği baskıyla susturmaya çalışan düzenin sonucudur' ifadeleriyle başlayan açıklamada şu görüşlere yer verildi:</p>

<p>'Geçtiğimiz yıl ilan edilen ve on yıla uzatılan 'Aile Yılı' politikalarıyla kadınlar üzerindeki baskı daha da artırılmış, gençlerin yaşamına müdahale olağanlaştırılmıştır. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkanlar, 6284 sayılı kanunu uygulamayanlar, kadın cinayetlerinin, LGBTİQ+lara karşı işlenen nefret suçlarının faillerini cesaretlendirenler bu tablonun baş sorumlularıdır. Gülistan Doku'dan nice kadına uzanan cezasızlık zinciri hâlâ sürmektedir. İlayda'nın katledilmesi de bu siyasal iklimden bağımsız değildir. Sokakta mücadele ettiği için polis tarafından ailesine hedef gösterilmiş, hukuksuz aile aramalarıyla baskı altına alınmış, aile içi şiddetin içine itilmiştir. Gençliği sindirmek için kullanılan bu yöntem yeni değildir. Yıllardır öğrencilere, devrimcilere, hak arayanlara aile baskısı, ajanlaştırma, tehdit ve gözdağı dayatılmaktadır. Devlet bir yandan yoksulluğu, sömürüyü ve geleceksizliği büyütürken diğer yandan buna itiraz edenleri baskıyla susturmaya çalışmaktadır'</p>

<h2><strong>'İlayda Zorlu'yu ölüme iten polis babası, ailesini arayıp şikayet eden polis ve talimatı verenler yargılanmıyorken iki arkadaşımız tutuklu yargılanıyor'</strong></h2>

<p>Açıklamada, geçen hafta yapılan eylemlerde gözaltına alınanlarla ilgili bilgi de verildi ve 'İlayda için Kadıköy'de yaptığımız eylemde bunun bir örneğini daha yaşadık. 79 kişi işkenceyle gözaltına alındı. Avukatlarımızın emniyete girişi engellendi. Saatlerce arkadaşlarımızdan haber alamadık. Gözaltında yaşanan işkenceler tutanaklara geçirilmedi. Arkadaşlarımız bir gece mevcutlu bırakıldı. Ardından 20 kişi adli kontrolle serbest bırakılırken, Medeniyet Üniversitesi öğrencisi Eren ve Marmara Üniversitesi öğrencisi Ekin tutuklandı. İlayda Zorlu'yu ölüme iten polis babası, ailesini arayıp şikayet eden polis ve talimatı verenler yargılanmıyorken iki arkadaşımız tutuklu yargılanıyor. Dün İlayda için sokaklara çıkan üniversitelileri tutuklayanlar, bugün Ankara'da hakları için direnen madencileri ablukada tutuyor, gözaltına alıyor' denildi.</p>

<p>Üniversite öğrencilerinin açıklaması şöyle sona erdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'Eren ve Ekin derhal serbest bırakılmalıdır'</strong></h2>

<p>'İşçilerin emeğini gasbeden patronlara sessiz kalanlar, hakkını isteyen madencileri ölüme terk etmektedir. Aynı düzen; kadınların yaşamını korumamakta, gençlerin geleceğini çalmakta, işçilerin sesini bastırmaktadır. Patronlara, çetelere, kadın düşmanlarına ve halk düşmanlarına gösterilen hoşgörü; mücadele edenlere baskı olarak dönmektedir. Buradan açıkça ilan ediyoruz: Eren ve Ekin derhal serbest bırakılmalıdır. İlayda Zorlu'nun ölümündeki tüm sorumlular yargılanmalıdır. İşkence, aile aramaları ve ajanlaştırma politikaları son bulmalıdır. Bu tutuklamalar bizi yıldıramayacak'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ilayda-zorlunun-olumundeki-tum-sorumlular-yargilanmali</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/ilayda-zorlunun-olumundeki-tum-sorumlular-yargilanmali.jpg" type="image/jpeg" length="18419"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zonguldak'ta Doruk Madencilik işçilerine destek]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/zonguldakta-doruk-madencilik-iscilerine-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/zonguldakta-doruk-madencilik-iscilerine-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak Demokrasi Platformu bileşenleri ile Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS), Ankara'da eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçilerine destek amacıyla Madenci Anıtı'nda basın açıklaması yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-12" data-turn="assistant" data-turn-id="request-WEB:0a6effc1-f43f-4e97-be0b-aa17c89c659b-5" dir="auto">
<div class="@w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] mx-auto my-auto pb-10 px-(--thread-content-margin) text-base">
<div class="@w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] [--thread-content-max-width:40rem] agent-turn flex flex-1 flex-col focus-visible:outline-hidden group/turn-messages max-w-(--thread-content-max-width) min-w-0 mx-auto relative w-full">
<div class="flex flex-col gap-4 grow max-w-full">
<div class="[.text-message+&amp;]:mt-1 break-words flex flex-col gap-2 items-end keyboard-focused:focus-ring min-h-8 outline-none relative text-message text-start w-full whitespace-normal" data-message-author-role="assistant" data-message-id="f1e506c4-8c86-4562-86ec-f6009685387c" data-message-model-slug="gpt-5-3" data-turn-start-message="true" dir="auto" tabindex="0">
<div class="empty:hidden flex flex-col gap-1 w-full">
<div class="dark:prose-invert light markdown markdown-new-styling prose w-full wrap-break-word">
<p data-end="656" data-start="64">Zonguldak Demokrasi Platformu bileşenleri ile Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS), Ankara'da eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçilerine destek amacıyla Madenci Anıtı'nda basın açıklaması yaptı.</p>

<p data-end="656" data-start="64">Açıklamaya platform bileşenlerinin yanı sıra GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Sekreterİ Yener Arslanbuğa, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir, sendikaya bağlı şubelerin başkan ve yöneticileri ile çok sayıda maden işçisi katıldı. Katılımcılar, ellerindeki baretlerle ve attıkları sloganlarla Ankara'da süren eyleme destek mesajı verdi.</p>

<p data-end="1389" data-start="658">Demokrasi Platformu Sözcüsü Erdoğan Kaymakçı, Doruk Madencilik işçilerinin yürüttüğü mücadelenin yalnızca ücret talebi değil, aynı zamanda bir 'haysiyet mücadelesi' olduğunu belirterek, işçilerin aylarca ödenmeyen maaşları, yatırılmayan sigorta primleri ve gasbedildiğini ifade ettikleri kıdem tazminatlarının birer ihmal değil, sistematik bir mağduriyetin sonucu olduğunu savundu.</p>

<p data-end="1389" data-start="658">Kaymakçı, açlık grevleri ve yer altı direnişleriyle seslerini duyurmaya çalışan işçilerin herhangi bir ayrıcalık talep etmediğini, yalnızca alın terlerinin karşılığını istediklerini vurgulayarak, 'Bir holdingin kar hırsı, yüzlerce ailenin sofrasındaki ekmeğin eksilmesine gerekçe olamaz' ifadelerini kullandı.</p>

<p data-end="1985" data-start="1391">Kaymakçı, maden işçilerinin hak arama süreçlerinde güvenlik güçleriyle karşı karşıya kaldığını, buna karşın işverenlerin kamu kurumlarında muhatap bulabildiğini öne sürerek, yaşanan mağduriyetin yıllardır çözülememesinin siyasi ve ekonomik tercihlerle ilgili olduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="1985" data-start="1391">Platform olarak 'kader' ve 'sabır' söylemleriyle işçilerin içinde bulunduğu durumun normalleştirilmesini kabul etmediklerini vurgulayan Kaymakçı, Doruk Madencilik işçilerinin taleplerinin karşılanması, tüm alacaklarının ödenmesi ve ilgili şirket hakkında gerekli yasal süreçlerin başlatılması çağrısında bulundu.</p>

<p data-end="2659" data-start="1987">GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu da sendika adına yaptığı açıklamada, Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesinin yanında olduklarını söyledi. Mutlu, işçilerin sağduyulu şekilde eylemlerini sürdürdüğünü ifade ederek, yetkililerden maden işçilerine olumsuz müdahalede bulunmamalarını istedi. </p>

<p data-end="3324" data-start="2661">Maden işçilerinin aylarca ödenmeyen ücretlerin yatırılması, haklı nedenle işten ayrılan işçilerin tazminatlarının ödenmesi, TMSF öncesi ve sonrası işten çıkarılan işçilerin haklarının verilmesi, emekli olup tazminat alamayanların alacaklarının karşılanması, zorunlu ücretsiz izin uygulamasının kaldırılması ve iş sağlığı ve güvenliği koşullarının iyileştirilmesini istediklerini anlatan Mutlu, bu taleplerin hiçbirinin haksız olmadığını dile getirdi ve maden işçilerinin sorunlarının kalıcı biçimde çözülmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p data-end="3324" data-start="2661">Açıklamalar sırasında alanda toplanan kalabalık sık sık sloganlarla konuşmalara eşlik etti. 'Doruk Maden işçisi yalnız değildir', 'Madenci feneri sönmeyecek', 'Madencinin hakkı hemen ödensin' ve 'Zafer direnen emekçinin olacak' sloganları hep bir ağızdan atılırken, katılımcıların kararlı ve coşkulu tavrı dikkat çekti.</p>

<p data-end="3324" data-start="2661">Zaman zaman sloganların ritmi yükselirken, alandaki maden işçileri ve sendika üyeleri baretlerini havaya kaldırarak dayanışma mesajı verdi.</p>

<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-14" data-turn="assistant" data-turn-id="request-WEB:0a6effc1-f43f-4e97-be0b-aa17c89c659b-6" dir="auto">
<div class="@w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] mx-auto my-auto pb-10 px-(--thread-content-margin) text-base">
<div class="@w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] [--thread-content-max-width:40rem] agent-turn flex flex-1 flex-col focus-visible:outline-hidden group/turn-messages max-w-(--thread-content-max-width) min-w-0 mx-auto relative w-full">
<div class="flex flex-col gap-4 grow max-w-full">
<div class="[.text-message+&amp;]:mt-1 break-words flex flex-col gap-2 items-end keyboard-focused:focus-ring min-h-8 outline-none relative text-message text-start w-full whitespace-normal" data-message-author-role="assistant" data-message-id="90ba7713-77d4-42e7-b77d-a0cff05eb319" data-message-model-slug="gpt-5-3" data-turn-start-message="true" dir="auto" tabindex="0">
<div class="empty:hidden flex flex-col gap-1 w-full">
<div class="dark:prose-invert light markdown markdown-new-styling prose w-full wrap-break-word">
<p data-end="970" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="461">Basın açıklamasının tamamlanmasının ardından katılımcılar, madencilerin simgesi haline gelen baretlerini yere vurarak Ankara'da eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçilerine desteklerini güçlü bir şekilde ifade etti. Bu anlar, alanda bulunanlar tarafından uzun süre alkışlarla karşılandı.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, ZONGULDAK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/zonguldakta-doruk-madencilik-iscilerine-destek</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/zonguldakta-doruk-madencilik-iscilerine-destek.jpg" type="image/jpeg" length="24097"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan için konuştu Bugün tutsak edilen, aslında benim savunma hakkım]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/imamoglu-tutuklu-avukati-mehmet-pehlivan-icin-konustu-bugun-tutsak-edilen-aslinda-benim-savunma-hakkim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/imamoglu-tutuklu-avukati-mehmet-pehlivan-icin-konustu-bugun-tutsak-edilen-aslinda-benim-savunma-hakkim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik 414 sanıklı İBB Davası'nın 27. gününde, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan'ın savunması tamamlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik 414 sanıklı İBB Davası'nın 27. gününde, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan'ın savunması tamamlandı. Pehlivan'a soru yönelten İmamoğlu ise 'Bugün burada avukatımı tutsak bir şekilde dinlemenin üzüntüsünü yaşamaktayım. Zira bugün tutsak edilen, aslında benim savunma hakkımdır. Sanırım savunma hakkımın tutsak edilmesi de çok şaşırılacak bir durum değildir; çünkü açıkçası yaklaşık bir yılı aşkın süredir Türkiye olarak Ekrem İmamoğlu odaklı bir yargı sürecini yaşamaktayız' dedi. </p>

<p>CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 27. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor.</p>

<p>Duruşmada, İmamoğlu'nun tutuklu yargılanan avukatı Mehmet Pehlivan, geçen hafta çarşamba günü başladığı savunmasını tamamladı. Sonrasında Pehlivan'ın çapraz sorgusuna geçildi. Ardından İmamoğlu, Pehlivan'a soru sordu. </p>

<h2><strong>'Bir yılı aşkın süredir Türkiye olarak Ekrem İmamoğlu odaklı bir yargı sürecini yaşamaktayız'</strong></h2>

<p>Soru öncesi söz alan Ekrem İmamoğlu, şöyle konuştu:</p>

<p>'Bugün burada avukatımı tutsak bir şekilde dinlemenin üzüntüsünü yaşamaktayım. Tabii ki kıymetli avukatım, değerli kardeşim Mehmet Pehlivan'ın çok özenli ve tarihi nitelikteki savunmasını her cümlesiyle dikkatle dinlediğimi özellikle belirtmek isterim. Bugün buraya hem Barolar Birliği Başkanı'nın hem de İstanbul, Tekirdağ ve diğer illerin baro başkanlarının katılımı beni ayrıca memnun etmiştir. Zira bugün tutsak edilen, aslında benim savunma hakkımdır. Sanırım savunma hakkımın tutsak edilmesi de çok şaşırılacak bir durum değildir, çünkü açıkçası yaklaşık bir yılı aşkın süredir Türkiye olarak Ekrem İmamoğlu odaklı bir yargı sürecini yaşamaktayız.</p>

<p>Sayın Başkan, Sayın Heyet, sorularım var, ancak öncesinde çok önemli bulduğum iki hususu sizinle paylaşmak istiyorum. Geçen hafta ve bu hafta açıkladığınız bazı kararlarınıza ilişkin süreçte, o an müdahil olmak istemedim. Öncelikle şunu ifade etmek isterim, perşembe günü tahliyeye ilişkin olarak, yalnızca yeni katılan arkadaşlarımızın, Beyoğlu Belediye Başkanı ve diğer arkadaşlarımızın, savunmalarını alacağınızı, diğerlerinin ise yazılı beyanda bulunacağını belirttiniz. Bunu hatırlatmak isterim. Bu duruşmaların başladığı ilk gün de benzer bir tartışmayı yaşamıştık. Bu dava, Ekrem İmamoğlu üzerinden yürütülmeye çalışılan tarihi bir davadır, esasında böyle bir davanın olmaması gerekir. Nitekim az önce, bu duygularımı doğrular nitelikte, iddia makamı da avukatıma yönelttiği altı sorunun dördünde doğrudan Ekrem İmamoğlu'nu hedef almıştır.</p>

<p>Bu nedenle hem kendi adıma hem burada bulunan tutsak arkadaşlarım adına hem de henüz tutuklu olmayan ancak yaklaşık 400 kişi olarak yargılanacak arkadaşlarımız adına, ki büyük bir kısmı İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanları, bürokratlar ve siyasi yol arkadaşlarımdır, perşembe günü tahliyeye ilişkin görüşlerimi sözlü olarak ifade etme hakkımın bulunduğunu özellikle vurgulamak isterim.</p>

<p>Bu sıradan bir hatırlatma değildir, son derece ciddi bir hatırlatmadır. Zira bu yönde daha önce alınmış bir karar varken, bu kararın değiştirilerek farklı bir uygulamaya geçildiğini görüyoruz. Süreç içerisinde gelişen olaylar ve yapılan savunmalar sonrasında, ilave beyanlarımı bizzat huzurunuzda ifade etmem gerektiğini düşünüyorum.</p>

<h2><strong>İmamoğlu'ndan Soytekin tepkisi: 'Soytekin'in beyanlarındaki tehdit ve baskı iddialarının muhatabı kimdir?'</strong></h2>

<p>İkinci husus ise son derece önemlidir. Bu sabah, tam olarak duyamamış olabilirim ancak anladığım kadarıyla Adem Soytekin'in talebi doğrultusunda, Mehmet Pehlivan'dan sonra söz verilmesine karar verdiğinizi ifade ettiniz. Hiç kimsenin savunma hakkına zarar gelmesini istemem; herkesin savunma hakkı en az benimki kadar kutsaldır. Ancak Adem Soytekin'in beyanlarında tehdit ve baskı altında olduğuna dair ifadeler yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu ifadelerin muhatabı kimdir, bunu bilmek isterim. Bu durum, burada bulunan sanıkları ya da güvenlik görevlilerini zan altında bırakabilir. Oysa ben, burada bulunan hiçbir arkadaşımın böyle bir tutum içinde olduğunu görmedim, duymadım. Bu nedenle bu tür bir gerekçeyle yapılan düzenlemelerin hepimizi zan altında bırakabileceğini ifade etmek isterim. Mahkeme düzenine ilişkin bir karar aldıysanız elbette bu sizin takdirinizdir ancak bu düzenlemenin mevcut yargılama sürecini zorlayabileceğini, hazırlıksız yakalanan taraflar açısından sıkıntı yaratabileceğini düşünüyorum. Daha makul bir sıralama yapılması, hem mahkeme düzeni hem de savunma hakkı açısından daha sağlıklı olacaktır.</p>

<p>Sayın Başkan, Sayın Heyet, bulunduğumuz mahkeme Türkiye tarihinin en önemli mahkemelerinden biridir. Bu mahkemenin itibarı, hiçbirimizin itibarından daha az değildir. Bu nedenle alınan kararların, yargılamanın ciddiyetine ve düzenine uygun şekilde uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca şunu da açıkça ifade etmek isterim, burada bulunan herkesin tutuksuz yargılanması gerektiğine inanıyorum. Hiç kimsenin özgürlüğü üzerinden bir ayrım yapılmasını doğru bulmam. Son olarak şunu belirtmek isterim, yargılama sürecinin sağlıklı yürütülmesi hepimizin yararınadır. Başarılı bir yargılama süreci, sadece bizim değil, tüm toplumun kazanımı olacaktır. Bu nedenle hem alınan kararın gözden geçirilmesini hem de perşembe günü sözlü olarak beyan hakkımın tanınmasını talep ediyorum.'</p>

<h2><strong>İmamoğlu'dan avukatı Pehlivan'a soru</strong></h2>

<p>Ekrem İmamoğlu, beyanlarının ardından avutı Pehlivan'a soru sordu. İmamoğlu, 'Avukat-müvekkil ilişkimiz çerçevesinde, bugüne kadar sizden hukuka aykırı, gayrimeşru ya da meslek ilkelerine aykırı herhangi bir talepte bulundum mu? Böyle bir baskım ya da yönlendirmem oldu mu? Bu soruya mahkeme huzurunda cevap vermenizi rica ederim' diye sordu. Pehlivan, 'Sayın Başkan, avukat-müvekkil ilişkisi gizlidir. Bu kapsamda yapılan görüşmelerin açıklanması mümkün değildir. Ancak müvekkilimin rızası bulunduğunu kabul ederek cevap veriyorum, hayır, böyle bir talimat vermediniz' yanıtını verdi.</p>

<h2><strong>'Türkiye'nin hukuk tarihinde avukatlar ve barolar üzerindeki baskının yoğun biçimde yaşandığı açıktır'</strong></h2>

<p>Daha sonra Pehlivan için Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, söz aldı. Sağkan, şunları söyledi:</p>

<p>'Bundan birkaç ay önce bu salonda, İstanbul Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri de yargılandı. Ondan birkaç yıl önce ise kumpas davalarında 'adil yargılanma hakkı ilkesi çiğneniyor' diyen İstanbul Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri yargılandı. Daha da geriye gidebiliriz, 12 Eylül döneminde bu baronun kapısına mühür vuruldu ve Orhan Apaydın tutuklandı. Sonrasında serbest bırakıldı; meslektaşlarıyla birlikte o mührü söktüler ve bu süreçte Kenan Evren'i de baronun açılışına davet ettiler. Dolayısıyla Türkiye'nin hukuk tarihinde avukatlar ve barolar üzerindeki baskının yoğun biçimde yaşandığı açıktır. Maalesef içinde bulunduğumuz süreç de bunun en ağır örneklerinden biridir. Bu kadar önemli bir davanın avukatı; soruşturma aşamasından itibaren süreci takip etmesi, müvekkiline ait maddi gerçeğin ortaya çıkması için mücadele etmesi gerekirken, bugün burada kendisini savunmak zorunda bırakılmıştır. Sadece bu husus dahi yargılamayı, başlangıcından itibaren savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde sakat bir hale getirmektedir. Ancak bu durum telafi edilemez değildir. Öncelikle sayın heyetten talebimiz, özel soruşturma usulüne ilişkin eksikliklerin giderilmesi yönünde gerekli işlemlerin yapılması ve huzurdaki sanıkların, avukatlarının da talep ettiği şekilde dinlenerek tahliyelerine karar verilmesidir.'</p>

<h2><strong>'Operasyonların neden siyasal olduğunun açık bir göstergesidir.'</strong></h2>

<p>Mehmet Pehlivan için söz alan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da şunları kaydetti:</p>

<p>'Bu dava neden siyasal bir davadır, Sayın Başkan, değerli üyeler? Birkaç cümleyle 22 Mart gecesinde yaşananları hatırlatmak isterim. Çağlayan'a girişimiz neredeyse imkansız hale getirilmişti. Karşılaştığımız polis ekipleri, beni tanımadıkları gibi her seferinde kimlik sordular. 'Az çok tanınan biriyim kolluk tarafından' dediğimde, 'Biz Çorum'dan geliyoruz' diyen oldu; bir başkası 'Tokat'tan geliyoruz', bir diğeri 'Samsun'dan geliyoruz' dedi. Sayın Heyet, ben 12 Mart sürecini de gördüm. Ankara'da saat 14.00'ten gece yarısına kadar yaşananları bizzat deneyimledim. Yurt dışında doktora öğrencisiydim, tatile gelmiştim.</p>

<p>Ancak böylesine bir kolluk yığınağına ilk kez tanık oldum. Zar zor görev yerim olan Çağlayan'daki odama girebildim; fakat bu kez de 'Yönetim kurulu üyeleri giremez' denildi. Toplantı yapamaz durumdaydık. Çok sayıda telefon görüşmesinden sonra, ancak Başsavcılık kanalıyla, şu anda salonda bulunan Başkan, Türkiye Barolar Birliği Saymanı ve bugün aramızda olmayan Saymanımız Ahmet Ergin Bey gece yarısına doğru, yaklaşık iki saat sonra içeri girebildi. Yönetim kurulu üyelerimiz ise adliye bahçesinde sabahlamak zorunda kaldı.</p>

<p>Bu tablo, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yürütülen dava ve operasyonların neden siyasal olduğunun açık bir göstergesidir. Burada özellikle vurgulamak istediğim husus şudur, usul kurallarının sürekli ihlal edilmesi, esasa ilişkin suç iddiasının zayıflığından mı kaynaklanmaktadır? Yani esastaki zayıflığı örtmek için usulde hatalar mı yapılmaktadır? Bu, son derece önemli bir sorudur.</p>

<h2><strong>'Anayasamızla güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin sürekli ihlal edildiğini görmekteyiz'</strong></h2>

<p>Gözaltı sürecinden tutuklamaya, cezaevine konulmaktan farklı cezaevlerine sevk edilmeye kadar geçen süreçte, Anayasamızla güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin, insan haklarının sert çekirdeğinin, sürekli ihlal edildiğini görmekteyiz. Üstelik bu ihlaller, çoğu zaman 'terör örgütü' isnadı üzerinden gerçekleştirilmektedir. Oysa bir yapının terör örgütü olup olmadığına karar verme yetkisi sizlere aittir. Kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan, kolluk ya da savcılık makamının tek başına böyle bir nitelendirme yapabilmesi kabul edilebilir mi? Eğer bu mümkün olsaydı, yargılamaya, bu heyete ve bu kadar emeğe ne gerek olurdu? Sav, savunma ve hüküm diyalektiği böyle bir zeminde sağlıklı şekilde işletilebilir mi? Bu nedenle, özellikle Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ve savaş halinde dahi dokunulamayacak hakların, herkes için, her zaman ve her yerde geçerli olan temel güvencelerin, bu yargılamalar zinciri içinde ihlal edilmesi son derece kaygı vericidir.</p>

<p>Sayın Heyet, bu dava kapsamında dile getirilen öneriler ve Sayın Başkan'ın ifade ettiği hususlar, Anayasa'nın 19. maddesinin 7. ve 8. fıkralarıyla doğrudan ilgilidir. Tutukluluğa itiraz duruşmalarına ilişkin önceki beyanım da bu çerçevedeydi. Anayasa'nın öngördüğü dört temel koşul vardır: Birincisi duruşmalı yapılması, ikincisi avukatın katılımı, üçüncüsü kararın gerekçeli olması ve dördüncüsü her sanık bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılmasıdır. Sayın Başkan, Sayın Heyet; bu salonun ötesinde de süreci yakından takip ediyorum. Adil yargılanma hakkına gösterdiğiniz özeni de biliyorum. Bu çerçevede, ay sonunda ya da başında yapılacak tutukluluğa itiraz duruşmalarının belki iki gün zaman alması söz konusu olabilir ancak bu, adil yargılanma hakkının sağlanmasına önemli katkı sunacaktır. Bu nedenle bu öneriyi, anayasal gerekliliklerle uygulama arasındaki uyumu güçlendirmesi açısından değerlendirmenizi rica ediyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'Ben aleyhe delillere bile razıydım, yeter ki ortada gerçekten hukuken geçerli deliller bulunsun'</strong></h2>

<p>Son olarak şunu ifade etmek isterim, burada bir yargı heyeti karşısındayız. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Anayasa ve yasa hükümlerine aykırı işlemler yaptığı yönünde ciddi kaygılar bulunmaktadır. Ancak nihai sorumluluk yargı heyetindedir ve sizler Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca karar vereceksiniz. İstanbul Barosu olarak 3-5 Nisan tarihlerinde adil yargılanma ve savunma hakkı konulu bir toplantı gerçekleştirdik. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi üyeleriyle görüşmeler yapıldı. Bu toplantılardan birinde bir mahkeme başkanı, 'Savcılık yalnızca aleyhe delilleri topluyor; oysa lehe delilleri de toplamak zorundadır' dedi. Ben de kendisine şu yanıtı verdim: 'Ben aleyhe delillere bile razıydım; yeter ki ortada gerçekten hukuken geçerli deliller bulunsun.'</p>

<h2><strong>'Vereceğiniz karar, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır'</strong></h2>

<p>Yargıçlar ile savcılar arasındaki bu ayrışmayı yalnızca hukuk diliyle açıklamak mümkün değildir, bu durum, siyasal bir perspektifle değerlendirilmek zorundadır. İstanbul Barosu'na yöneltilen dava da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik süreç de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Sizlerin vereceği kararla bu sürecin aşılabileceğine inanıyorum. Anayasa'nın 138. maddesinin sağladığı bağımsızlık güvencesi, hem iç hem de dış bağımsızlık bakımından son derece önemlidir. Bu güvence, sizlere tarafsız bir şekilde karar verme imkânı sunmaktadır. Bu, yargıcın en temel erdemidir. Sizler yalnızca bağımsızlık içinde karar vermeyecek, aynı zamanda Türk milleti adına hüküm kuracaksınız. Vereceğiniz karar, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu ortaya koyması bakımından da büyük önem taşımaktadır.'</p>

<p>Ardından Pehlivan'ın avukatı Tora Pekin'in savunmasına geçildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/imamoglu-tutuklu-avukati-mehmet-pehlivan-icin-konustu-bugun-tutsak-edilen-aslinda-benim-savunma-hakkim</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/imamoglu-tutuklu-avukati-mehmet-pehlivan-icin-konustu-bugun-tutsak-edilen-aslinda-benim-savunma-hakkim.png" type="image/jpeg" length="34191"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku'nun arkadaşı Rojwelat Kızmaz'ın ailesi soruşturmanın yeniden açılmasını istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gulistan-dokunun-arkadasi-rojwelat-kizmazin-ailesi-sorusturmanin-yeniden-acilmasini-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gulistan-dokunun-arkadasi-rojwelat-kizmazin-ailesi-sorusturmanin-yeniden-acilmasini-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku'nun ölümüne ilişkin son gelişmelerin ardından 2024 yılında hayatını kaybeden Doku'nun arkadaşı Rojwelat Kızmaz'ın ailesi, kızlarının intihar ettiği gerekçesiyle verilen takipsizlik kararının kaldırılması ve yeniden soruşturma başlatılması talebiyle Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gülistan Doku'nun ölümüne ilişkin son gelişmelerin ardından 2024 yılında hayatını kaybeden Doku'nun arkadaşı Rojwelat Kızmaz'ın ailesi, kızlarının intihar ettiği gerekçesiyle verilen takipsizlik kararının kaldırılması ve yeniden soruşturma başlatılması talebiyle Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu.</p>

<p>Gülistan Doku'nun yakın arkadaşı Rojwelat Kızmaz, Şubat 2024'te Hasankeyf'te ölü bulunmuş ve bu durum intihar olarak kayıtlara geçmişti.</p>

<p>Rojwelat Kızmaz'ın ailesi, Gülistan Doku dosyasında gelinen son aşamanın ardından kızları açısından daha önce var olan soru işaretlerine yenilerinin eklendiği gerekçesiyle kızlarının ölümüne ilişkin verilen takipsizlik kararının kaldırılması için Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başvurunun ardından Kızmaz ailesi ve avukatları adliye önünde basın açıklaması düzenledi.</p>

<p>Avukat Sümeyye Gültekin Aykut, Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkan son gelişmelerin Rojwelat Kızmaz dosyasıyla ortak yönler taşıdığına işaret ederek, söz konusu benzerliklerin hukuken 'yeni delil' olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<h2><strong>'Ciddi ihmaller söz konusu'</strong></h2>

<p>Her iki dosyada da ciddi ihmaller bulunduğunu vurgulayan Aykut, kayıp başvurularına rağmen arama çalışmalarının geciktiğini, kamera kayıtları ile kritik verilerin zamanında incelenmediğini ve kapsamlı soruşturma yürütülmediğini belirtti. Aykut ayrıca, sorumluluğu bulunan kişi ve kamu görevlileri hakkında etkin işlem yapılmadığını dile getirdi.</p>

<p>Yaşananların basit bir ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini kaydeden Aykut, 'Bu durum, yaşam hakkının korunmasına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesidir' dedi.</p>

<p>Kadınların kaybolduğu ya da şüpheli şekilde hayatını kaybettiği olaylarda devletin etkin soruşturma yürütme yükümlülüğüne dikkati çeken Aykut, 'Adaletin gecikmesi yalnızca bir dosyanın değil, toplumun tamamının zararına bir sonuç doğurmaktadır. Cezasızlık sürdükçe benzer ihlallerin önü açılmaktadır' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'Üç gün boyunca neden bir arama yapılmadı'</strong></h2>

<p>Rojwelat Kızmaz'ın ağabeyi Mehmet Kızmaz da kardeşinin kaybolduğuna yönelik ihbar yapmalarından itibaren üç gün boyunca kolluk kuvvetleri tarafından arama çalışması yapılmadığını ifade ederek, şunları söyledi:</p>

<p>'Üç gün boyunca kız kardeşim yaşıyordu. Neden bir arama yapılmamış üç gün boyunca? MOBESE'si var buranın. Kavşak belli. Nereye gidersen git o kavşaktan gidileceği belliyken kameraya bakılmayıp üç gün boyunca orada ölüme terk edilmesi: Bir el uzatılmasını beklemiş. Değil el uzatılması, itilmiş. Muamele bu. Yani üç gün boyunca yaşıyor olup da aranmamasının sonucu bu.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, BATMAN</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gulistan-dokunun-arkadasi-rojwelat-kizmazin-ailesi-sorusturmanin-yeniden-acilmasini-istedi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/gulistan-dokunun-arkadasi-rojwelat-kizmazin-ailesi-sorusturmanin-yeniden-acilmasini-istedi.jpg" type="image/jpeg" length="54491"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eski Tunceli İl Emniyet Müdürü Delen, Erzurum'da "tanık" olarak ifade verdi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/eski-tunceli-il-emniyet-muduru-delen-erzurumda-tanik-olarak-ifade-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/eski-tunceli-il-emniyet-muduru-delen-erzurumda-tanik-olarak-ifade-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku’nun öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturmada, dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü (İEM) Yılmaz Delen, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na "tanık" sıfatıyla ifade verdi. Halen Yalova İl Emniyet Müdürü görevini yürüten Delen'in savcılıktaki işlemleri yaklaşık 4 saat sürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gülistan Doku’nun öldürülmesine yönelik devam eden geniş kapsamlı soruşturma çerçevesinde, olay tarihinde Tunceli İl Emniyet Müdürü olarak görev yapan Yılmaz Delen, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelerek “tanık” sıfatıyla ifade verdi.</p>

<p>Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen süreçte, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında devam eden adli soruşturma kapsamında bilgi sahibi olduğu değerlendirilen Yılmaz Delen'in tanık olarak ifadesine başvurulması kararlaştırıldı. Şu an Yalova Emniyet Müdürü olarak görev yapan Delen, Erzurum Adalet Sarayı'nda soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısına yaklaşık 4 saat boyunca ifade verdi. Delen, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeden ayrıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ADLİ SÜREÇ ERZURUM VE TUNCELİ'DE DEVAM EDİYOR</h2>

<p>Gülistan Doku'nun öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında eski vali Tuncay Sonel'in de bulunduğu toplam 12 kişinin tutuklandığı kaydedildi. Soruşturma süreci doğrultusunda geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan diğer 2 şüphelinin ise bugün emniyetteki işlemlerinin ardından Tunceli Adliyesi'ne sevk edildikleri belirtildi.</p>

<p>Dosyanın hukuki işleyişine ilişkin edinilen bilgilere göre, Gülistan Doku'nun öldürülmesine yönelik ana soruşturma Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle sürdürülüyor. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 161. maddesinde yer alan hükümler gereği; vali ve kaymakamların kişisel suçlarına yönelik soruşturma ve kovuşturma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il cumhuriyet başsavcılığına ait olması sebebiyle, Tuncay Sonel ile ilgili yargısal süreç Erzurum'da yürütülmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/eski-tunceli-il-emniyet-muduru-delen-erzurumda-tanik-olarak-ifade-verdi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/yilmaz-delen.jpg" type="image/jpeg" length="36426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in tutukluluğuna itiraz reddedildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/eski-tunceli-valisi-tuncay-sonelin-tutukluluguna-itiraz-reddedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/eski-tunceli-valisi-tuncay-sonelin-tutukluluguna-itiraz-reddedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan eski Tunceli valisi Tuncay Sonel'in tutukluluğuna yönelik itiraz mahkemece reddedildi. Sonel'in tahliye talebinin asliye ceza mahkemesi tarafından uygun görülmediği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturması kapsamında geçen hafta tutuklanan dönemin Tunceli valisi Tuncay Sonel'in tutukluluk durumuna ilişkin yapılan itiraz başvurusu karara bağlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgiye göre, soruşturma süreci çerçevesinde tutuklanan Sonel'in avukatları tarafından sunulan tahliye talepli itiraz dilekçesi ilgili yargı makamı tarafından incelendi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda asliye ceza mahkemesi, eski vali Sonel'in tahliyesi yönündeki itirazın reddine hükmetti.</p>

<h2>ASLİYE CEZA MAHKEMESİ İTİRAZI REDDETTİ</h2>

<p>Mahkeme tarafından verilen hükümle birlikte, Gülistan Doku soruşturması dosyasında ismi geçen Tuncay Sonel'in tutukluluk halinin sürdürülmesine karar verildiği belirtildi. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında geçen hafta cezaevine gönderilen Sonel'in serbest bırakılması yönündeki hukuki girişimlerin, mahkemenin ret kararıyla sonuçlandığı kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/eski-tunceli-valisi-tuncay-sonelin-tutukluluguna-itiraz-reddedildi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/eski-tunceli-valisi-sonel-gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklandi.jpeg" type="image/jpeg" length="24189"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu: Kobani yardım konvoyu engelleniyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/diyarbakir-kent-koruma-ve-dayanisma-platformu-kobani-yardim-konvoyu-engelleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/diyarbakir-kent-koruma-ve-dayanisma-platformu-kobani-yardim-konvoyu-engelleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, Kobani'ye gönderilen temel ihtiyaç malzemelerinin Suriye Geçici Hükümeti tarafından engellendiğini bildirdi. Sözcü Serdar Keskin, insani yardımlar için Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açılması gerektiğini vurgulayarak uluslararası kamuoyuna sorumluluk alma çağrısında bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu (Platform), Suriye'nin Kobani kentine ulaştırılmak üzere hazırlanan ve gıda, hijyen paketi, çocuk maması ile yakacak gibi temel ihtiyaç malzemelerini taşıyan ikinci yardım konvoyunun Suriye Geçici Hükümeti tarafından engellendiğini duyurdu.</p>

<p>Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nda (DTSO) düzenlenen basın toplantısında konuşan Platform Sözcüsü Serdar Keskin, Diyarbakır Barosu, Tabip Odası, Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası ve İnsan Hakları Derneği gibi çok sayıda kuruluşun yer aldığı platformun, Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalardan etkilenenler için başlattığı kampanya sürecini aktardı. Keskin, 30 Ocak 2026 tarihinde başlatılan kampanya kapsamında hazırlanan 25 tırlık ilk konvoyun, yürütülen müzakereler sonucunda Kilis-Çobanbey Sınır Kapısı üzerinden 10 Şubat 2026 tarihinde Kobani’ye ulaştırılarak ihtiyaç sahiplerine teslim edildiğini hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>YARDIM TIRLARI AFAD DEPOSUNDA BEKLETİLİYOR</h2>

<p>Sürdürülen kampanya çerçevesinde hijyen ve gıda paketleri, battaniye, çocuk maması, su, kömür ve soba gibi malzemelerden oluşan ikinci konvoyun 18 Nisan 2026 tarihinde yola çıktığını belirten Keskin, Kilis-Çobanbey Sınır Kapısı’na ulaşan tırların geçişine Suriye Geçici Hükümeti tarafından izin verilmediğini ifade etti. Keskin, yardım tırlarının halihazırda sınır kapısında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) ait depolarda bekletildiğini kaydetti.</p>

<p>Sözcü Keskin, insani yardım malzemelerine yönelik bu tutumun kabul edilemez olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı yapıların insani yardım malzemelerine dahi müdahale eden, bu yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelleyen tutumu kabul edilemezdir. Bu yaklaşım, yalnızca Kobani halkını değil, tüm bölge halklarının ortak geleceğini tehdit etmektedir. Bu durum, insani yardımların siyasi ve idari engellere tabi tutulduğunu ve halkların en temel yaşam hakkı olan insani yardıma erişimin keyfi biçimde sınırlandırıldığını açıkça göstermektedir."</p>

<p>İnsani yardımların engellenmesinin binlerce insanın acil ihtiyaçları varken yapılamayacağını vurgulayan Keskin, başta Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) olmak üzere uluslararası kuruluşları bu duruma karşı harekete geçmeye çağırdı. Keskin, insani yardımın doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için gerekli baskının kurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Yardımların ulaştırılabilmesi için kalıcı çözüm önerisini dile getiren Keskin, "Kobani’ye insani yardımların kesintisiz, hızlı ve güvenli bir şekilde ulaştırılabilmesi için en kısa ve kalıcı yol olan Mürşitpınar Sınır Kapısı derhal insani yardım geçişlerine açılmalıdır. Ayrıca uluslararası kamuoyunu bu durum karşısında sorumluluk almaya çağırıyoruz. Kobani halkı için toplanan yardımların ulaştırılması sağlanmalıdır" dedi.</p>

<p>Keskin son olarak, yardım kampanyasına destek veren halka, yerel yönetimlere ve kurumlara teşekkür ederek, Kobani halkı ile dayanışmayı sürdüreceklerini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, DİYARBAKIR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/diyarbakir-kent-koruma-ve-dayanisma-platformu-kobani-yardim-konvoyu-engelleniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/diyarbakir-kobani.jpg" type="image/jpeg" length="29812"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doruk Madencilik işçilerinin Bakanlık yürüyüşüne müdahale: Sendika yöneticileri gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/doruk-madencilik-iscilerinin-bakanlik-yuruyusune-mudahale-sendika-yoneticileri-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/doruk-madencilik-iscilerinin-bakanlik-yuruyusune-mudahale-sendika-yoneticileri-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doruk Madencilik işçilerinin açlık grevinin 8'inci gününde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na gerçekleştirmek istediği yürüyüşe polis müdahale etti. Müdahale sonucunda Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve sendika uzmanı Başaran Aksu gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tazminat, maaş ve özlük haklarının ödenmesi talebiyle Eskişehir'den Ankara'ya gelen ve sekiz gündür açlık grevlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek üzere sabah saatlerinde Kurtuluş Parkı’nda bir araya gelerek eylem başlattı.</p>

<p>Yürüyüş öncesinde düzenlenen eyleme; Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, Muharrem İnce, CHP Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanı Ümit Özlale, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şanlıurfa Milletvekili Ferit Şenyaşar ve Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu’nun yanı sıra Türkiye Komünist Partisi (TKP), SOL Parti, Emekçi Hareket Partisi (EHP) ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri destek verdi.</p>

<p>Bağımsız Maden İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, yürüyüş öncesinde yaptığı açıklamada şunları kaydetti:</p>

<p>"Bugüne kadar sekiz gün yol yürüdük, bu zamana kadar her şeyi yaptık. Aramızda çok sayıda açlık grevi sürdüren madenciler var. Eğer Ankara emniyeti ‘Bu bir suç’ diyorsa biz o suçu seve seve işliyoruz dolayısıyla telaşlanmanıza gerek yok. Biz sizi, madencilerin bu durumuna şahitlik edin diye çağırdık. Sağ olun, burada olun. Gözaltına girer tekrar çıkarız. Madenciler otobüse binene kadar kendi isyanlarını ifade edecekler, durumumuz budur. Hepinize tekrar teşekkür ederiz. Bize şahitlik edin. Bizim size çağrımız olacak vekiller olacak, lütfen bizim eylem çağrımıza uyun. Disiplinliyiz, zorluklarla geldik. Madenciler yürüyecek."</p>

<h2>BAĞIMSIZ MADEN-İŞ YÖNETİCİLERİ GÖZALTINA ALINDI</h2>

<p>Polis ekipleri, maden işçilerinin bakanlığa yürümesine izin vermeyerek gruba biber gazıyla müdahalede bulundu. Yaşanan müdahalenin ardından Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu gözaltına alındı. Destek veren vatandaşlar ve basın mensupları müdahale sonrası parktan uzaklaştırılırken, işçiler park içerisinde bir süre oturma eylemi yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müdahalenin ardından polis ve madencilerin karşı karşıya getirildiğini ifade eden Aksu, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>"Madenciler bugüne kadar girdikleri bütün kavgaları, barikatları, aşarak hak kazandılar. Onlarca yasa değiştirdik, onlarca madende mücadele kazandık. Derdimiz kimseyle kavga etmek değil. Bakanlar kavga etmek istiyorsa burdayız gelsinler. Kafes dövüşü de yaparız ama polisi, madencinin karşısına çıkarmak çaresizliktir, meseleyi saptırmaktır, madencinin hakkını gölgelemektir, burada başka olaylar oluyor demektir. Meselemiz yeterince siyasi. Bu toplumdaki adalet, eşitsizlik sorununa, zenginlerin, holdinglerin soygununa, parlamentoyu, yargıyı işgal altına almasına itirazdır. Gayet siyasi, büyük bir direniştir Doruk Maden işçilerinin direnişi ama tazminatlarını, özlük haklarını, maaşlarını, ücretsiz izin süresindeki SGK primlerini ve maaşlarını yatırılmasını istiyorlar."</p>

<p>Açlık grevinin sekizinci gününde olduklarını hatırlatan Aksu, işçilerin sağlık durumuna dikkat çekerek, "Günlerce anlattık, sekiz gündür açız. Emniyetin 24 saat gözetimi altında aç olduğumuz biliniyor. Doğru düzgün açlık grevi koşullarını yerine getiremedik. Yeterli suyu, şekeri, tuzu, limonu alamadık. Madenciler şu an ölümcül bir risk taşıyorlar açlık grevi nedeniyle. Zaten bedenleri örselenmiş, çalışmayla beraber madencilikte. Muhataplarımıza, bakanlara, ülkeyi yönetenlere sesleniyoruz. Biz 180 kilometre nasıl yürüyerek geldiysek bugün de Bakanlık'a yürüyeceğiz. Bakanlık’a heyetimiz çıkacak görüşecek, istişare edeceğiz. Yeni eylem programını Bakanlık'ın önünde açıklayacağız" dedi.</p>

<p>Yürüyüşün gerekçelerini detaylandıran Aksu, Yıldızlar Holding’e ait ruhsat sayısına ve denetim süreçlerine değinerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Neden Bakanlık'a yürüyoruz? Yıldızlar Holding’in 3 bin tane ruhsatı var. 3 bin ruhsatı kim verdi? Hangi bakanlar döneminde verildi? Bunca zamandır Çalışma Bakanlığı bu arkadaşların hukuksuz, ücretsiz izin pratiklerine soyunmasına nasıl göz yumdu? Bunun sorumluları kimdir? TMSF, KİAŞ bu arkadaşların ücretlerinden, haklarından sorumludur, acilen ödemelidir. Biz keyif olsun diye yollarda değiliz. Bu sıkıntıların da muhatapları burada, onlarla konuşacağız, müzakere edeceğiz. Çözüm varsa evlerimize geri döneceğiz. Mesele burada yolumuzun açılmasıdır. Biz halkımızın desteğiyle yolumuzu açtık. Dostlar, halkımız, varlığınız bize çok büyük bir güç veriyor. Dostlarımız sağa çekilirse kim patronun kim bizim yanımızda görmek istiyoruz. Karşımızda kim kalıyorsa bakanlıkların talimatlarıyla holding patronunu üzmemek, onu korumak, işçileri bastırmak için duruyordur. Yolumuz açılsın."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EMEK DÜNYASI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/doruk-madencilik-iscilerinin-bakanlik-yuruyusune-mudahale-sendika-yoneticileri-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/doruk-maden.jpg" type="image/jpeg" length="68964"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump İran gündemiyle ulusal güvenlik ekibini topluyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trump-iran-gundemiyle-ulusal-guvenlik-ekibini-topluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trump-iran-gundemiyle-ulusal-guvenlik-ekibini-topluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yaşanan gerilim kapsamında seçenekleri değerlendirmek üzere ulusal güvenlik ekibiyle bir araya geliyor. Axios'un haberine göre Tahran, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve müzakerelerin ertelenmesini içeren yeni öneriler sundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın, İran ile süregelen gerginlik bağlamında bugün ulusal güvenlik ekibiyle kapsamlı bir toplantı gerçekleştirerek masadaki tüm askeri ve diplomatik seçenekleri detaylı bir şekilde değerlendireceği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD medyasında yer alan ve ABD merkezli Axios haber sitesine dayandırılan bilgilere göre, İran tarafı Amerika Birleşik Devletleri'ne yeni teklifler iletti. Söz konusu önerilerin, Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması ve nükleer müzakere sürecinin daha ileri bir tarihe ertelenmesi konularına odaklandığı ifade edildi. Habere göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, arabulucu taraflara, İran yönetiminin uranyum zenginleştirme çalışmaları ve zenginleştirilmiş stokların ülke dışına gönderilmesi yönündeki ABD talepleri hakkında şu aşamada ortak bir tutum belirleyemediğini aktardı.</p>

<h2>İRAN'IN ÖNERİLERİ VE HÜRMÜZ BOĞAZI</h2>

<p>İddiaya göre İran’ın sunduğu teklifte ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz durumuna öncelik verilmesi, mevcut ateşkesin süresinin uzatılması ya da savaş durumunun tamamen sona erdirilmesine odaklanılması yönünde çağrıda bulunulduğu kaydedildi. Axios’a konuşan kaynaklar, bu önerilerin Pakistan aracılığıyla ABD’ye ulaştırıldığını ancak Beyaz Saray yönetiminin bu teklifleri görüşme konusundaki istekliliğinin henüz netlik kazanmadığını belirtti.</p>

<p>Öte yandan ABD Başkanı Trump ise ABD merkezli Fox News kanalına verdiği mülakatta, İran ile olan sürecin “çok yakında sona ereceğini” ifade etti. ABD’nin sonuç elde edeceğini ve İran’ın uranyum kapasitesinin kontrol altına alınacağını savunan Trump, müzakereler konusunda “topun İran’da olduğunu” ve Tahran yönetiminin arzu etmesi halinde Beyaz Saray ile temas kurabileceğini dile getirdi. Trump ayrıca İran yönetimi içerisinde görüş ayrılıkları yaşandığını belirterek, “aklı başında olanlar ve olmayanlarla” muhatap oldukları değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Rusya ziyareti sırasında yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğinin “küresel öneme sahip bir mesele” olduğunu vurguladı. Umman ziyareti sonrasındaki değerlendirmelerinde Arakçi, İran ve Umman’ın boğaza kıyısı bulunan iki ülke olarak bu alanda koordinasyon içerisinde hareket etmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Son dönemde diplomatik temaslarını artıran Arakçi, cuma günü İslamabad’da Pakistanlı yetkililerle bir görüşme gerçekleştirmiş, ardından Umman’da Sultan Heysem bin Tarık ile bir araya gelmişti. Bugün Rusya’nın Saint Petersburg kentine giden Arakçi, bu ziyaretin amacının sahadaki gelişmeleri ele almak ve “dost ülkelerle istişarelerde bulunmak” olduğunu söyledi. İranlı bakan ayrıca, Washington yönetiminin “aşırı taleplerinin” önceki müzakere turlarının sonuçsuz kalmasına neden olduğunu belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trump-iran-gundemiyle-ulusal-guvenlik-ekibini-topluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/10/trump-24.png" type="image/jpeg" length="92975"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor teknik direktör Mesut Bakkal ile yollarını ayırdı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/amedspor-teknik-direktor-mesut-bakkal-ile-yollarini-ayirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/amedspor-teknik-direktor-mesut-bakkal-ile-yollarini-ayirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trendyol 1. Lig ekibi Amedspor, teknik direktör Mesut Bakkal ve ekibiyle karşılıklı anlaşarak yollarını ayırdı. Kulüpten yapılan açıklamada Bakkal’a katkıları için teşekkür edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amed Sportif Faaliyetler’de teknik direktör Mesut Bakkal ile yollar ayrıldı. Trendyol 1. Lig ekiplerinden Amedspor, sahasında konuk ettiği Bodrumspor karşısında maçın 5. dakikasında rakibin 10 kişi kalmasına rağmen uzatma dakikalarında yediği golle galibiyeti kaçırmış, bu sonucun ardından takımın performansına yönelik tepkiler yükselmişti. Sabah saatlerinde teknik direktör Mesut Bakkal ile toplantı yapan Amedspor, Bakkal ve ekibiyle karşılıklı anlaşarak yollarını ayırdı.</p>

<h2>KULÜPTEN RESMİ AÇIKLAMA</h2>

<p>Amedspor, ayrılığa ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“A Takım Teknik Direktörümüz Mesut Bakkal ve ekibiyle karşılıklı anlaşarak yollarımızı ayırmış bulunmaktayız. Mesut Bakkal ve ekibine kulübümüze sağladıkları katkılar için teşekkür eder, kendilerine bundan sonraki kariyerlerinde başarılar dileriz.”</p>

<p>Mesut Bakkal, daha önce Amedspor’u 1. Lig’e taşıyan süreçte görev almış, sezonun ikinci yarısında yeniden takımın başına getirilmişti. Deneyimli teknik direktör, bu süreçte 11 maçta takımın başında sahaya çıktı. Ancak son 5 haftada alınan kötü sonuçlar, Amedspor’un üst sıralardan uzaklaşmasına neden oldu. Takımın başına Iğdır karşılaşmasında altyapı sorumlularından Sertaç Küçükbayrak’ın geçeceği öğrenildi. Yönetimin yeni teknik direktör arayışlarını sürdürdüğü belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/amedspor-teknik-direktor-mesut-bakkal-ile-yollarini-ayirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/mesut-bakkal.png" type="image/jpeg" length="27623"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boğaziçi'ndeki Nurettin Yıldız protestosu davasında inşaat çukuru itirazı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bogazicindeki-nurettin-yildiz-protestosu-davasinda-insaat-cukuru-itirazi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bogazicindeki-nurettin-yildiz-protestosu-davasinda-insaat-cukuru-itirazi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen "Nurettin Yıldız" protestosu sırasında gözaltına alınan muhabir Can Öztürk ve 14 öğrencinin yargılandığı davada savunma makamı, emniyet mensuplarının iddialarına itiraz etti. Sanık avukatları, olay yerindeki inşaat çukurunun derinliği konusundaki beyanların gerçeği yansıtmadığını savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi'ndeki "Nurettin Yıldız" protestosu takibi sırasında gözaltına alınan T24 muhabiri Can Öztürk ile 14 öğrencinin, “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılma” suçlamalarıyla yargılandığı dava, İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duruşma sırasında sanık avukatları, müşteki polislerin beyanlarının eksik ve gerçeğe aykırı olduğunu ifade etti. Olay anında bazı polis ve öğrencilerin içine düştüğü inşaat çukurunun iddia edildiği gibi 4-5 metre derinliğinde olmadığını belirten avukatlar, durumun iddia edildiği gibi olması halinde çok daha ağır yaralanmaların meydana gelmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>DOSYANIN GENİŞLETİLMESİ TALEBİ REDDEDİLDİ</h2>

<p>Yargılama sürecinde sanık müdafileri, eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle dosyanın genişletilmesi yönünde talepte bulundu. Mahkeme heyeti, bu talepleri değerlendirerek reddine karar verdi.</p>

<p>İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi, eksik hususların incelenmesi amacıyla duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Toplam 15 sanığın yargılandığı dosyada, suçlamalara ilişkin inceleme devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bogazicindeki-nurettin-yildiz-protestosu-davasinda-insaat-cukuru-itirazi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/nurettin-yildir-protestosu.jpg" type="image/jpeg" length="88481"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hizbullah İsrail ile doğrudan müzakereleri reddetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hizbullah-israil-ile-dogrudan-muzakereleri-reddetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hizbullah-israil-ile-dogrudan-muzakereleri-reddetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail ile Lübnan arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen doğrudan müzakereleri kesin olarak reddettiklerini ve silah bırakmayacaklarını bildirdi. Kasım, Lübnan yönetiminin tutumunu eleştirerek dolaylı görüşmelere dönülmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hizbullah'ın Telegram kanalı üzerinden yayımlanan mesajda Kasım, doğrudan müzakerelerin ve bu süreçten doğan sonuçların kendileri adına yok hükmünde olduğunu belirtti. Kasım, bu durumun Hizbullah’ı yakından ya da uzaktan ilgilendirmediğini sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut Lübnan yönetiminin ülkenin haklarından taviz verdiğini kaydeden Kasım, yürütülen doğrudan müzakerelerin derhal durdurulması ve dolaylı görüşme zeminine geri dönülmesi çağrısında bulundu. Hizbullah’ın Lübnan’ı ve halkını savunmaya yönelik direnişini kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Kasım, sorunun temelinde İsrail’in saldırılarının bulunduğunu ve direniş faaliyetlerinin bu saldırılara karşı bir tepki mahiyetinde olduğunu dile getirdi.</p>

<h2>SAVUNMADAN VE SİLAHIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ</h2>

<p>Savunma kapasitelerinden ve mevcut silahlarından vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Kasım, "Savunmadan ve silahımızdan vazgeçmeyeceğiz." diyerek, bu durumun İsrail’in işgali ve saldırıları sebebiyle mevcut aşamada bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Lübnan’da 17 Nisan tarihinde yürürlüğe giren ateşkes sürecine de değinen Kasım, bu sürecin tesis edilmesindeki rolü sebebiyle İran’a ve Tahran yönetimine teşekkürlerini iletti.</p>

<p>Lübnan ile İsrail arasında 30 yılı aşkın süredir kesintiye uğrayan üst düzey diplomatik temaslar, 14 Nisan’da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başkentinde yeniden tesis edilmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı’nda gerçekleştirilen ve 1993 yılından bu yana yapılan en üst düzey doğrudan görüşme olarak kayıtlara geçen bu toplantıya, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Lübnan ve İsrail’in Washington büyükelçileri katılım sağlamıştı. İki ülke arasındaki kapalı diplomatik kanalların yeniden açılması noktasında kritik bir eşik olarak değerlendirilen bu temasların ardından taraflar son olarak 24 Nisan’da Beyaz Saray’da bir araya gelmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hizbullah-israil-ile-dogrudan-muzakereleri-reddetti</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 14:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/naim-kasim1.png" type="image/jpeg" length="76201"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali bugün başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor. Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak. 3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p><strong>Zengin içerikli program</strong></p>

<p><br />
Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bilim ve sanat buluşuyor</strong><br />
Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek.</p>

<p>Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <strong><a href="http://www.hypatiabilimfestivali.com/?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">www.hypatiabilimfestivali.com</a></strong><br />
Festival programı için: <strong><a href="https://www.hypatiabilimfestival.com/program?utm_source=chatgpt.com" rel="dofollow" target="_new">https://www.hypatiabilimfestival.com/program</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/uluslararasi-hypatia-bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/grup-fotografi.jpeg" type="image/jpeg" length="20666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ'de mezuniyet yine bildiğiniz gibi: Direniş, mizah ve zeka]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin en prestijli üniversitelerinden ODTÜ'nün bu yılki mezuniyet töreni de geleneksel bir şekilde kutlandı. ODTÜ'lü öğrenciler hazırladıkları pankartlara ülkenin direniş gündemine mizahları ile ışık tuttular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/odtude-mezuniyet-yine-bildiginiz-gibi-direnis-mizah-ve-zeka</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/07/i-m-g-20250713-w-a0016.jpg" type="image/jpeg" length="66616"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da muhasebeciler 14-15 Haziran'da sandığa gidiyor, 'Demokrat Muhasebeciler' ne vadediyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) 14-15 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan genel kurul seçimlerine sayılı günler kala, Demokrat Muhasebeciler Platformu adayları dokuz8 TV’nin konuğu oldu. Programda, başkan adayı Bülent Haberal ve Disiplin Kurulu Başkanı adayı Emine Funda Üçüncü mesleğin sorunlarını, platformun yaklaşımını ve vaatlerini detaylarıyla anlattı.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Demokrat Muhasebeciler Platformu İSMMMO Genel Kurulu'na çağırıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/ekran-resmi-2025-06-13-164753.png" /><strong>35 Yıllık Bir Geleneğin Temsilcileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu, 1991 yılında kurulan köklü bir yapı. Meslek yasasının yürürlüğe girmesinin ardından mesleki demokratik örgütlenme arayışıyla ortaya çıkan platform, yıllar içinde farklı isimlerle de seçimlere katılmış olsa da, özünü ve ilkelerini koruyarak meslektaş mücadelesini sürdürüyor. Bülent Haberal, “Demokratik Türkiye ve bağımsız meslek” vurgularıyla yola çıktıklarını hatırlatıyor.</p>

<p><br />
<strong>Meslektaşlar Tekelleşme ve Angarya Kıskacında</strong></p>

<p>Adaylar, muhasebe mesleğinin son yıllarda artan dijitalleşme ve ekonomik dönüşümlerle birlikte daha da zorlaştığını ifade ediyor. Haberal, “Büyük denetim şirketleri piyasayı domine ederken, küçük ofis sahipleri ayakta kalmaya çalışıyor” diyerek sektördeki tekelleşmeye dikkat çekti. Funda Üçüncü ise İstanbul’daki 50 binin üzerindeki muhasebecinin yalnızca üçte birinin serbest çalıştığını, geri kalanının ise sözleşmeli bağımlı çalışanlar olduğunu belirtti.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Vesayet Eleştirisi: “Gelir İdaresinin Uzantısı Gibi”</strong></p>

<p>Konuşmacılar, İSMMMO’nun ve çatı örgüt TÜRMOB’un yeterince bağımsız olmadığını savundu. Haberal, meslek yasasının vesayetçi bir anlayışla düzenlendiğini ve Gelir İdaresi’nin onayı olmadan hiçbir düzenlemenin yapılamadığını vurguladı. “Muhasebeciler sanki devletin ücretsiz memurları gibi çalışıyor” diyen Üçüncü, ağır iş yüküne rağmen sosyal hakların yetersizliğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar, Gençler ve Yaşlılar İçin Somut Vaatler</strong></p>

<p>Funda Üçüncü, kadın meslektaşlar için İstanbul’da üç bölgede kreş açılması, doğum yapan kadınlara maddi destek verilmesi ve yaşlı muhasebeciler için bir dayanışma fonu oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, genç meslek mensupları için aidat indirimi ve ücretsiz yazılım desteği sözü verildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Mesleğe Girişte Adalet ve Erişilebilirlik</strong></p>

<p>Haberal, muhasebecilik mesleğine girişin hem maliyetli hem de zorlayıcı olduğuna dikkat çekti. Ruhsat harçları, yazılım ve eğitim masraflarıyla birlikte yeni başlayan bir muhasebecinin yaklaşık 30 bin TL’lik bir yükle karşılaştığını belirtti. “Bu yük azaltılmalı, Luka yazılımı gibi programlar ilk üç yıl ücretsiz sağlanmalı” dedi.</p>

<p><strong>Mesleğin Saygınlığı İçin Yapısal Reform Önerileri</strong></p>

<p>Demokrat Muhasebeciler Platformu’nun bir diğer önerisi ise meslek eğitiminin üniversite düzeyinde yeniden yapılandırılması. Haberal, “Muhasebe fakülteleri kurulmalı, mesleğe girişte asgari bilgi düzeyi sağlanmalı” derken, Üçüncü de branşlaşma ve uzmanlaşmanın önemine değindi.</p>

<p><strong>Sosyal Politikalar ve Dayanışma Talebi</strong></p>

<p>Programda öne çıkan bir diğer konu da sosyal güvenlik ve tahsilat sorunlarıydı. Üçüncü, tahsil edilemeyen ücretlerin gider olarak yazılamamasını eleştirerek, meslektaşların ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Ayrıca, tüm bu taleplerin bir plan ve program dahilinde hazırlandığını ve demokratmuhasebeciler.com.tr adresinden erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
<strong>TÜRMOB’un Emek Cephesinden Kopuşu Eleştirildi&nbsp;</strong></p>

<p>Bülent Haberal, TÜRMOB’un son yıllarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi emek örgütlerinden uzaklaştığını ifade etti. “TÜRMOB’un toplumsal mücadeleye uzak kalması, vesayetin ve tabandan kopuşun bir sonucudur. Biz kazanırsak bu mücadele alanına yeniden döneceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Önce Meslektaş” Diyen Adaylar Sandık Çağrısı Yaptı</strong></p>

<p><br />
Adaylar, İSMMMO seçimlerine katılımın düşük olmasının temel nedeninin meslektaşların yoğun iş yükü ve sistematik angaryalar olduğunu belirtti. Ancak değişim için sandığa gitmenin önemine dikkat çekerek tüm muhasebecileri 14-15 Haziran’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’ne davet ettiler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİVİL TOPLUM SAATİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbulda-muhasebeciler-14-15-haziranda-sandiga-gidiyor-demokrat-muhasebeciler-ne-vadediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zmJCPQyaOc4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="86906"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da en büyüğü 6.2 olmak üzere art arda yaşanan depremler kamuoyunda yeniden “büyük İstanbul depremi” tartışmalarını alevlendirdi. 6.2 büyüklüğündeki son sarsıntının ardından farklı bilim insanlarının ortaya koyduğu senaryolar, toplumun kafasını karıştırırken, bilim iletişimcisi ve İTÜ öğretim üyesi Dr. Ömer Kamacı ile yaşananları, bilimsel modelleri, hazırlık seviyemizi ve depremle birlikte yaşama kültürünü konuştuk.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Röportaj: Nurcan Seven</p>

<p></p>

<h1><font face="SimSun">“Bu Deprem Harikaydı – Çünkü Hasar Yoktu”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Ömer Hocam,&nbsp;hoş geldiniz. Dilerseniz hemen dünkü depremle başlayalım. İstanbul’da oldukça hareketli bir gün yaşandı. Sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?</p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Hoş bulduk, teşekkür ederim. Dün yaşanan deprem aslında oldukça öğretici bir örnek. Ana şoktan önce yaklaşık yarım saat önce dört büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Konumuna baktığımda açık söyleyeyim, içimden “eyvah” dedim. Çünkü tam da Kumurgaz Fayı üzerinde gerçekleşti. Bu bölge zaten uzun süredir beklenen bir alan. Ben bir sismolog değilim ama literatürü takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, bu fay hattı İstanbul için ciddi risk barındırıyor.</p>

<p>Yaklaşık 6.2 büyüklüğündeki bu deprem birçok açıdan “harika” bir depremdi. Çünkü can kaybı yok, ciddi bir mal kaybı da olmadı. Ama aynı zamanda büyük bir enerji boşalttı. Yaklaşık 15 kilometrelik bir kırılma yaşandı. Yani biz aslında bu büyüklükte bir depremi, çok fazla acı çekmeden atlattık. Bu kıymetli bir şey.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Farklı Bilimsel Görüşler Toplumu Kutuplaştırmamalı”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bu depremi farklı şekillerde yorumlayan bilim insanları var. Sosyal medyada da “geçti mi, daha kötüsü mü geliyor?” gibi sorular hızla yayılıyor. Toplum da kafa karışıklığı içinde. Siz bu senaryoları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İki ana bilimsel görüş var. Bunlardan ilki, kamuoyunun da yakından tanıdığı Naci Görür ve Celal Şengör gibi hocaların savunduğu model. Buna göre, Kumurgaz Fayı’ndan başlayıp Adalar Fayı’na kadar ilerleyecek büyük bir kırılma bekleniyor. Bu kırılmanın 7.4-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi bekleniyordu. Ama son depremle birlikte bu beklenti biraz azaldı; belki artık 7.2 gibi konuşabiliriz. Çünkü o bölgede bir stres boşalması yaşandı. Ancak bu tüm fay için geçerli değil.</p>

<p>İkinci görüş ise daha az kabul gören ama giderek önem kazanan bir model: Krip. Yani bazı faylar kilitlenmek yerine sürünerek hareket ediyor. Bu da daha küçük ama sık depremlerle enerjinin boşalması anlamına geliyor. Özellikle Almanların 2024’te yayımladığı bir çalışmada bu görüş desteklendi. Eğer bu model doğruysa, biz büyük bir deprem yerine, belirli aralıklarla 5-6 büyüklüğünde depremler yaşayabiliriz. Ama dediğim gibi, bu görüş henüz azınlıkta.</p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Toplum bu bilimsel ayrışmayı bazen kişisel bir kavgaymış gibi izliyor. Bu da güveni sarsıyor gibi. Ne dersiniz?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Çok haklısınız. Bilimi kişilerle özdeşleştirmek büyük bir hata. Bilim insanı şu kişilikteymiş, şöyle konuşuyormuş… Bunlar önemli değil. Bizim için önemli olan, ortaya konan verinin sağlamlığıdır. Bilimde ad hominem yani kişiye saldırı olmaz. Teoriler yarışır, kişiler değil. Sosyal medyada bu ayrımı yapmak zorlaşıyor ama biz bilim iletişimcileri olarak buna dikkat etmek zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Depremi Tahmin Etmek Şimdilik İmkânsız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Yani henüz depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz, öyle mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bugün dünyanın en ileri üniversitelerinde, MIT’te, Caltech’te, Oxford’da bu konu çalışılıyor. Yapay zekâ ile deprem tahmini üzerine modeller geliştiriliyor ama henüz hiçbir sistem son büyük depremleri önceden bilemedi. Yani “şu saatte şu büyüklükte deprem olacak” demek, şu anda mümkün değil. Elimizdeki veriler kısıtlı. Gökbilimle kıyaslarsak; evrenin 13 milyar yıl ötesini görebiliyoruz ama yerin 5 kilometre altını göremiyoruz. Bu da belirsizliği artırıyor.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Risk Yönetemeyen, Afeti Yönetmek Zorunda Kalır”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki bu bir uyarıydı diyorsak, ne yapmalıyız? 1999’dan bu yana neleri başardık, neleri eksik bıraktık?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Deprem bilimi açısından çok iyiyiz. 6 Şubat depremleri sonrası Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerimiz var. Bu çok önemli. Ancak sıkıntı bilimde değil, uygulamada. Kanunlarımız, yönetmeliklerimiz mevcut ama uygulanmıyor. Denetim mekanizmaları zayıf. Vatandaş da sorumluluk almıyor; “bir kat daha fazla çıkayım, ne olacak” diye düşünüyor. Halbuki bilinçli bir toplum olmalıyız. Çok net bir şey söyleyeyim, riski yönetemeyen, afeti yönetmek zorunda kalır. Şu an başlarsak hâlâ geç değil. Ama hemen, kararlı ve bütüncül adımlar atmak zorundayız.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Erken Uyarı Sistemleri Ne Kadar İşe Yarar?”</font></h1>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Google’ın erken uyarı sistemleri gibi teknolojiler İstanbul’da işe yarar mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Kısmen. Google, telefonlardaki sensörlerle P dalgasını algılayıp, S dalgası gelmeden önce uyarı veriyor. Ancak bu sistemin işe yarayabilmesi için deprem merkezinin yerleşim yerlerine uzak olması lazım. Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu mesafeler yüzlerce kilometreyi bulabiliyor. İstanbul’da ise Silivri Fayı 24 km, şehir merkezi ise yaklaşık 50 km uzakta. Bu yüzden erken uyarı süresi çok kısıtlı. Ancak yine de bu sistemlerin olması faydalı olabilir; birkaç saniyelik bile uyarı bazen hayat kurtarır.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Deprem İstanbul’un Kaderi Mi?”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;"Deprem İstanbul’un kaderi” dediniz. Bu cümleyi açar mısınız?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;İstanbul tarih boyunca 200-250 yılda bir büyük depremler yaşamış bir şehir. Bu bir coğrafi gerçeklik. Bunu değiştiremeyiz. Depremin kendisi kader olabilir ama yıkım kader değildir. Bugün adım atarsak, belki bir sonraki 250 yıla daha hazırlıklı oluruz. Ama bugünü de kurtarmak için acilen harekete geçmeliyiz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Bilimi Kutsallaştırmadan Sahiplenmeliyiz”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilimsel düşünme toplumda yeterince yer bulabiliyor mu sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Maalesef hayır. Bilimi bazen kutsallaştırıyoruz, bazen tamamen yok sayıyoruz. Oysa bilim bir yöntemdir, bir kişilik değil. Bilimsel otoriteyi sorgulamak esastır. Max Planck’ın dediği gibi, bazen bilimsel paradigmalar ancak onları savunanlar öldüğünde değişir. Ama bizim bu sorgulamayı akılla yapmamız gerekiyor. Akıl yoluyla ilerlemeliyiz. Aksi hâlde, doğru ile yanlışı ayırt edemez hâle geliriz.</p>

<p></p>

<hr align="center" size="2" width="100%" />
<h1><font face="SimSun">“Toplum Olarak Eğitimle Başlamalıyız”</font></h1>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Son olarak, okuyucularımıza/izleyecilerimize ne söylemek istersiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Ömer Kamacı:</strong>&nbsp;Türkiye bir deprem ülkesidir. Biz bu topraklara sonradan geldik. Depremler bizden önce vardı, bizden sonra da olacak. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bilim elimizdeki en güçlü araç. Ama onu anlamak, içselleştirmek, eğitimle olur. Toplumun hem bilime hem de eğitime olan yaklaşımı değişmedikçe bu felaketleri aynı şekilde yaşamaya devam ederiz. Bilim insanı olarak tek amacımız, çocuklarımıza daha güvenli bir ülke bırakmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HYPATIABİLİM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/62-buyuklugundeki-bu-deprem-bircok-acidan-harika-bir-depremdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/dr-omer-kamaci-nurcan-seven.png" type="image/jpeg" length="14763"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe'de tarihi mitingte buluşan yüz binler İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim istedi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/maltepede-tarihi-mitingte-bulusan-yuz-binler-imamogluna-ozgurluk-ve-erken-secim-istedi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/03/maltepe-mitingi-genel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="24207"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öcalan'a meclis davetinden kayyım siyasetine dönüş mü?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni çözüm süreci başlamadan bitti mi?   Kayyım siyaseti geri mi dönüyor?    Esenyurt'a kayyım ne anlama geliyor?  CHP tarihinin ilk kayyumuna karşı ne yapacak?   dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’in bu haftaki bölümünde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye atanan kayyım’ın anlamı ele alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bahçeli’nin Öcalan’ı mecliste konuşmaya davet etmesinden sadece 2 hafta sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yapılan operasyonun bir çelişki mi yoksa bir devamlılık mı olduğunu tartışan Biçici, yaşananların devletin 2012-2015 dönemi ‘çözüm süreci’ deneyiminden çıkardığı sonuçla ilgili olduğunu ifade etti. Siyaset yazarı Selim Akmen ise "Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.” olarak değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p>Gündem Siyaset’in yeni bölümü sizlerle.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Evet, Gündem Siyaset programıyla yine birlikteyiz. Yoğun bir haftayı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Selim Akmen:&nbsp;</strong>Fazlasıyla yoğun!</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Belki de sürprizlerle dolu bir hafta oldu diyebiliriz. Geçen hafta, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “Gel, Meclis’te konuş” diye seslenişini tartışıyorduk. Şimdi ise İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’a, Türkiye’nin en kalabalık ilçesine kayyum atanmasını konuşuyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, gerçekten öyle. Türkiye’nin en büyük ilçesi olmasının yanı sıra kent uzlaşısıyla kazanılmış bir ilçe olması nedeniyle de politik olarak oldukça kritik bir yer. Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve yerine kayyum atanması, önemli bir gelişme.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtebilir, sence de öyle mi?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Vallahi, şimdi bunu Meral Akşener’den itibaren devlet aklı kavramıyla ilişkilendirerek düşünebiliriz. Eskiden devlet aklı güçlüdür derdik; devlette çalışanlar, istihbarat birimleri, askeri unsurlar var ve devleti yönetenlerin bir bildiği vardır diye düşünürdük. Ancak AKP döneminde bu algı değişti. Devletin aklı var mı, yok mu, gerçekten belirsizleşti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Geçen yıl yeniden “devlet aklı” kavramını konuşmaya başladık. Bahçeli’nin bu konuda attığı adımlar sonrasında, MHP’li sosyal medya hesapları, vekiller ve yetkililer bu hamlenin devletin büyük bir stratejisi olduğuna dair mesajlar paylaştı. Ancak aslında “devlet aklı” dediğimiz şeyin, Bahçeli’nin aklı olduğu anlaşılıyor. Bu da ifratla tefrit arasında gidip gelen bir süreç yaratıyor. Düşün bir; bir dönem terör örgütü liderini meydanlarda asan bir devlet, şimdi Meclis’e davet ediyor. Bu bir çelişki değil mi?</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Üstelik Bahçeli’nin bu hamlesinin, MHP’nin Esenyurt’a yönelik yaptığı operasyondan sonra gerçekleşmesi de dikkat çekici. Bu operasyondan sonra Esenyurt gibi kent uzlaşısıyla kazanılmış yerlerde kayyum atamalarının artacağı söylentileri dolaşıyor. Anladığım kadarıyla MHP, bu tür alanlarda halkın iradesini sınırlandırma eğiliminde.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, sanki iktidar, Öcalan’la bir pazarlık yapma niyetinde ama halkın diğer temsilcilerini sürece dahil etmek istemiyor. Hedef, Sünni İslam’la kapsanan, Alevi ve Kürt nüfusun siyasi temsilden dışlandığı bir ortam oluşturmak. Yani toplumun bazı kesimlerini sadece seyirci yapma çabası.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bir yandan da bu hamlelerin “çözüm süreci” adı altında değerlendirildiğini görüyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin bu adımlarını anayasa değişikliği gibi iç politika manevraları olarak yorumlayanlar var. Ancak bence mesele bundan daha derin. Özellikle bölgedeki zorunluluklar ve Orta Doğu’daki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’yi böyle adımlar atmaya itiyor. Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 101. yılı etkinliğinde yaptığı “devlet aklı” vurgusunu da bu bağlamda değerlendirmek lazım.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Esenyurt’taki gelişmeler ve Bahçeli’nin açıklamaları, aslında birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan adımlar gibi duruyor.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (35)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-35.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2012-2015 döneminde yaşanan çözüm sürecini hatırlayalım. O süreçte AK Parti, Öcalan ve Kandil ile doğrudan müzakereler yürüttü ama Meclis’i, CHP’yi ve MHP’yi dışarıda bırakmıştı. Bahçeli o zaman sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak sürecin sonunda, toplumsal muhalefet bu müzakere sürecinden faydalandı ve toplumsal dinamikler güç kazandı. Gezi olayları, Kobani eylemleri ve 7 Haziran seçimleri gibi tarihte eşi benzeri olmayan olaylar yaşandı. Toplum, müzakere sürecinin sunduğu olanakları değerlendirdi ve muhalefet güçlendi.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, bu olaylar adeta bir parantezin içinde gelişti. Gezi olayları, toplumun birçok kesimini bir araya getirdi. İlk defa CHP ve HDP tabanları sahada yan yana geldi. Bu yakınlaşmanın ülkenin geleceğine etkisi büyük oldu ve bu etki, son yıllarda yapılan yerel seçimlerde de görüldü. 2018 ve 2019 seçimlerinde İstanbul’da yaşanan seçim başarısı bunun açık bir örneğidir.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Özellikle 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında toplanan ittifak, bu sürecin siyasi sonucuydu. 2024 yerel seçimlerine de bu ittifak ruhuyla gidileceği anlaşılıyor. “Türkiye İttifakı” fikrini öne çıkaran Özgür Özel gibi isimlerin Kılıçdaroğlu’nun temellerini attığı bu ittifakı sürdürme çabası dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gezi olaylarının etkisini bugün bile görüyoruz. Kent uzlaşısı ve demokratik kazanımlar saldırı altında ve bu saldırılar, toplumsal dayanışmayı zayıflatmaya yönelik. Bir yandan terör örgütü lideriyle pazarlık yapılırken, diğer yandan halkın demokratik kazanımlarına yönelik baskılar artıyor. Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat, Alevi ve Kürt kesimleri kapsayan güçlü bir ittifak var. Bu ittifak, iktidara talip en güçlü aday durumunda.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte de İmamoğlu, bu büyük ittifakın simgesi olarak öne çıkıyor. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşma da bunu destekler nitelikteydi. O konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın, Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Yani, Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, İmamoğlu’nun konuşması gerçekten dikkat çekiciydi. Cumhuriyet’in 101. yıl dönümünde yaptığı konuşmada, eski dönem aktörlerinden kurtulmanın ve Türkiye’yi yeni bir döneme taşımanın önemini vurguladı. Cumhuriyet’in değerlerine dönerek demokrasiyi güçlendirme amacını ifade etti.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. İmamoğlu’nun bu konuşması, toplumun geniş kesimlerinde yankı buldu. Özellikle gençler ve kadınlar arasında büyük bir heyecan yarattı. Bu da gösteriyor ki, toplum değişim ve yenilik arayışında.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada, muhalefetin stratejisi de önemli. İmamoğlu’nun liderliğinde şekillenen bu yeni ittifak, yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyecek? Özellikle Esenyurt gibi kritik bölgelerde nasıl bir strateji belirlenecek?</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Muhalefetin, Esenyurt gibi bölgelerde halkın taleplerine kulak vermesi ve yerel dinamikleri dikkate alması gerekiyor. Ayrıca, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir politika izlemeleri şart. Bu şekilde, iktidarın baskılarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyebilirler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, toplumsal dayanışma ve birliktelik, bu süreçte en önemli silah olacak. Özellikle gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımı, muhalefetin elini güçlendirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Gençler ve kadınlar, değişimin en büyük dinamiği. Onların enerjisi ve kararlılığı, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>Bu noktada, muhalefetin gençlere ve kadınlara yönelik politikalarını güçlendirmesi gerekiyor. Onların taleplerine ve beklentilerine uygun politikalar geliştirmek, seçimlerde başarıyı getirecektir.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Ayrıca, muhalefetin kendi içinde de birlik ve beraberliği sağlaması şart. İç çekişmelerden uzak durarak, ortak bir hedef etrafında birleşmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, iç çekişmeler muhalefetin en büyük handikapı olabilir. Bu nedenle, liderlerin ve partilerin egolarını bir kenara bırakarak, ülkenin geleceği için birlikte hareket etmeleri şart.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik dönemde, muhalefetin sorumluluğu büyük. Toplumun beklentilerine cevap vererek, demokratik değerleri savunarak ve birlik içinde hareket ederek, iktidara alternatif bir seçenek sunabilirler.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarız ki, muhalefet bu sorumluluğun farkında olur ve gereken adımları atar. Türkiye’nin geleceği için umutlu olmak istiyoruz.</p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, umut her zaman var. Yeter ki, doğru adımlar atılsın ve toplumun taleplerine kulak verilsin.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Haftaya tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ocalana-meclis-davetinden-kayyim-siyasetine-donus-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/11/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-34.png" type="image/jpeg" length="42159"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a tarihi çağrı ve yeni çözüm sürecinin şifreleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik ezber bozan "Meclise gel konuş" çağrısı, bu çağrının nedenleri ve tetiklediği hızlı gelişmeler dokuz8TV Gündem Özel programına katılan Siyaset Bilimci ve Yazar Dr. Mustafa Peköz tarafından değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (33)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Evet, Türkiye siyasetini etkileyen olağanüstü gelişmelerle gündem özel programımızla yine birlikteyiz. Stüdyo konuğum Dr. Mustafa Peköz; siyaset bilimci, doktor ve yazar. Aynı zamanda hukukçu. Evet, 1 Ekim’de tokalaşmayla başlayan bir süreç yaşandı ki bu sürecin tesadüfi olmadığını Bahçeli özellikle vurgulamıştı. Başlangıçta şüpheyle yaklaşıldı ve ardından süreç inanılmaz bir hız kazandı. 22 Ekim’de Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis’te konuşmasını önerdiği o çağrısı gündemi altüst etti. Hemen ardından TUSAŞ’a yapılan saldırı ise yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bugün, Ömer Öcalan’ın İmralı’da bulunduğu ve sürece dair Öcalan’ın ilk açıklamasının geldiği bilgisi kamuoyuna ulaştı. Peki Dr. Peköz, bu yaşananlar sizce yeni bir çözüm süreci anlamına mı geliyor?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli gibi bir ismin böylesine önemli açıklamalar yapması hiç şüphesiz çok dikkat çekici. Hatırlarsanız, daha önce Cumhur İttifakı içinde HDP’nin kapatılması gerektiğini söyleyen, HDP’yi terör örgütü ilan eden, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını dahi dile getiren biriydi. Bahçeli’nin parlamentoda HDP grubuna gidip tokalaşması ve ardından 22 Ekim’de Öcalan’ın TBMM’de konuşmasını önermesi herkesin kafasında soru işaretleri uyandırdı. Bu açıklamanın Bahçeli’nin kişisel bir düşüncesi olmadığını, devlet aklı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun değerlendirmelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Açıklamayı Cumhurbaşkanı yapmış olsaydı, belki bu kadar etki yaratmazdı. Ancak Bahçeli’nin bunu söylemesi herkesin dikkatini çekti. Yeni bir çözüm süreci yaşanıyor diyebiliriz fakat bu, 2012-2015 yıllarındaki sürece pek benzemeyebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Peki ne değişti de bugün bu adımlar atılmaya başlandı? 2012-2015 yıllarında da büyük umutlarla bir çözüm süreci başlamıştı ancak ne yazık ki sonu çatışmalarla noktalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> O dönemde süreç, daha çok Türkiye’nin iç dinamikleriyle şekillenmişti. Ancak bugün, dış dinamiklerin etkisi oldukça belirgin. Bölgedeki dengeler tamamen değişti. İsrail’in Ortadoğu’daki politikaları, İran’la yaşanan gerginlikler, Hamas’ın zayıflatılması gibi gelişmeler Türkiye’yi de etkiliyor. Türkiye, bölgede yeni kurulan oyunun dışında kalma riskini görüyor ve bu yüzden Kürtlerle yeniden ilişki kurma gereği hissediyor. Türkiye’nin bu süreci uluslararası güçlerin gündemine girmeden kendi iç dinamikleriyle çözme çabası olduğunu düşünüyorum. Bahçeli’nin çağrısının ardında da bu yatıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumu da dikkat çekici. Bahçeli’nin bu hamlesine İYİ Parti nasıl karşılık verdi?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İYİ Parti beklenmedik bir şekilde bu hamleyi eleştirdi ancak Bahçeli, İYİ Parti’nin tepkisini dikkate almayarak çizgisini devam ettirdi. Bu süreç, milliyetçi kesimlerde tepkiye yol açabilir ama devletin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor. İktidar kanadında ise Erdoğan’ın üçüncü kez seçilme planlarına Kürt oylarının katkısı konuşuluyor. Fakat bu süreci sadece seçimlerle açıklamak yetersiz kalır. Bahçeli’nin bu adımı, devletteki stratejik kodların bir yansımasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte Öcalan’ın rolü nasıl olacak sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> Bahçeli’nin önerisiyle Öcalan’ın TBMM’de konuşması fikri elbette oldukça sıra dışı. Ancak Öcalan, bu süreci tek başına yürütmek istemeyecektir. Kandil ve Demirtaş gibi diğer aktörlerin de süreçte yer alması muhtemeldir. Öcalan’ın geçen süreçte çözüm sürecinin yürütülmesi adına önemli roller üstlendiğini biliyoruz. Bu kez de hem Kandil’in hem de Demirtaş’ın bu sürece dahil edilmesi gerektiğini düşünecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> CHP ve muhalefetin tutumu ne olacak?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> CHP, özellikle son dönemde Kürt sorununun demokratik zeminde çözülmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaptı. Özgür Özel’in son dönemdeki Demirtaş ziyaretinin de tam bu döneme denk gelmesi bilinçli bir tercih olabilir. Bu açıklamaların ardından CHP’nin pozisyonunun süreci destekleme yönünde olacağını düşünüyorum. Yöntem olarak HDP ile diyalog kurulması gerektiğini savunuyorlar, ancak Bahçeli daha doğrudan Öcalan’ı işaret etti.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (32)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-32.png" / width="2048" height="1152"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Bu süreçte güven arttırıcı adımlar nasıl atılabilir sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Mustafa Peköz:</strong> İlk olarak Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önemlidir. Hukuki bir statü oluşturularak, Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilebilir. Aynı zamanda Kobani davası, Gezi davası, Osman Kavala ve Demirtaş’ın durumu gibi konularda iyi niyet adımları atılabilir. Bunun karşılığında ise PKK tarafı tek taraflı bir ateşkes kararı alarak sürece katkı sunabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong> Dr. Peköz, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sürecin toplumsallaşması ve sivil toplumun da bu süreçte aktif rol alması gerektiğini vurguluyorsunuz. Önümüzdeki günlerde sürecin gidişatını birlikte takip etmeye devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/bahceliden-ocalana-tarihi-cagri-ve-yeni-cozum-surecinin-sifreleri</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-33.png" type="image/jpeg" length="66509"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni çözüm sürecinde "ilk aşama" neler gösterdi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (29)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-29.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Merhaba, “Gündem Siyaset” programında bir kez daha Selim Akmen, namıdiğer Arnavut Selim ile birlikteyiz. Gündem gerçekten çok yoğun ve hemen her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Ancak artık temel bir çerçevenin oturduğu söylenebilir. Gelişmelerin yeni bir çözüm süreci, hatta “barış ve müzakere süreci” olarak tanımlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin son dönemde TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “gel, mecliste konuşma yap” diyerek bir anlamda yeni bir sayfa açması oldukça dikkat çekici. 22 Ekim miladı olarak adlandırılan bu çağrı, gelişmelerin seyrini daha da hızlandırdı. Aynı dönemde Ömer Öcalan’ın 43 ay sonra İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesi de çok önemli bir gelişme oldu. Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı ve bu açıklamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi yankı buldu. Bu süreçte özellikle tepkisi ve tavrı merak edilen Kürt hareketinin kurumları da sürece destek verdiklerini açıkladılar. Şimdi artık “yeni çözüm süreci var mı yok mu” sorusunu geride bıraktık. Artık mesele, bu sürecin derinliği, kapsamı, kimlerle nasıl yürütüleceği. Sen bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Gerçekten çok ilginç bir dönemdeyiz. Ekim ayından itibaren başlayan bu gelişmelerle birlikte, 1999’dan günümüze, yaklaşık çeyrek asırdır ülkemizde etkili olmuş üç şahsiyet var: Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan. Bugün geldiğimiz noktada bir tanesi vefat etti, diğerinin tecridi kalktı ve bir diğeri Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ediyor. Bu ilginç bir tesadüf olabilir mi, bilemiyorum ama gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bizim uzun zamandır savunduğumuz bir şey vardı; bu çözüm süreci tazelenmeli ve barış sağlanmalı. Bu nedenle CHP’nin de bu sürece katılması gerektiğini sürekli dile getirdik. Bu seferki süreç gerçekten farklı bir bağlamda doğdu diyebiliriz. 2023 Mayıs seçimlerinde “helalleşme” ve “CHP’yi karalama” sloganları damga vurmuştu. O dönemde, helalleşmeden kastımız; mecliste dostça, barış içinde oturup sorunların kökenine inmek, ceza gerektiren konular varsa cezaların uygulanması ancak nihayetinde bu konunun kapanması gerektiğiydi. Yalnızca Kürt sorunu değil, aynı zamanda aşırı sağa dair meseleler de ele alınmalıydı. Ancak geçmişte olduğu gibi, bazı devlet aklına sahip kesimlerin talimatlarıyla dans edenler, plana sadık kalanlar ve masayı devirmeyi seçenler bu barış fırsatını erteledi. Geçen sefer halkın desteğiyle, halaylar çekerek barışa coşkuyla başlayacaktık. Ama şu an öyle olmadı; şimdi farklı bir resim var karşımızda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bahçeli’nin çıkışı gerçekten çarpıcıydı. Selahattin Demirtaş’ın cezaevine ait olmadığını ifade ederken, dolaylı olarak Öcalan’ın serbest bırakılmasını da savunan bir çizgiye yaklaştı. Bu çıkışları nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, Bahçeli’nin ani tavır değişikliği toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık yarattı. Öyle ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretler savuran Bahçeli, aynı zamanda PKK’nın tek suikastına uğramış siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’na da çok ağır sözler sarf etmişti. Ne hikmetse, şu an öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen karalama kampanyalarının yerini başka şeyler aldı. Bu süreci kendi başımıza, içtenlikle yönetebilmek adına geçtiğimiz dönemde çok çalıştık, çok dile getirdik. Ama şimdi Bahçeli’nin dahi Öcalan için meclise çağrı yapmasıyla barış süreci zoraki bir şekilde başlamış oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;</strong>2023 Mayıs seçiminde Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçilebilseydi bu süreç belki de daha demokratik bir dönüşümle sağlanabilirdi. Bu sefer barış süreci, adeta dış baskılarla zorlanıyor gibi görünüyor. Buna katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bu süreci “vali barışı” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Amerika ve İsrail’in bölgedeki etkisi bu barış sürecinin itici gücü olarak devreye giriyor. Fakat gerçek bir barış sürecini kendi irademizle, halkın gönüllü katılımıyla hayata geçiremememiz üzücü. Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte bu topraklarda yaşıyor. Bu meseleyi kendi aramızda çözebilmeliydik. Ancak görünen o ki, içten bir barış süreci değil, dış baskılarla zorlanarak bir barış sürecine itiliyoruz.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (30)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-30.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Daha önce de Kürt hareketi tarafında pek çok adım atıldı. Demirtaş’ın cezaevinde olduğu bir ortamda, anayasa değişikliklerine işaret eden girişimlere rağmen süreç tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülemedi. Siyasi güvence talepleri karşılanmadı ve her şey kapalı kapılar ardında gelişti. Süreci bu açıdan değerlendirdiğimizde eksiklikleri neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu noktada çok doğru bir yere değindin. Eğer bu süreç fırsat olarak kullanılarak anayasa değişikliği, ekonomik çıkarlar veya siyasi oyunlar gibi unsurlar gölge düşürürse geçmişte yaşadığımız sıkıntıların aynısını yeniden yaşayacağız. Bu tür fırsatçılık toplumun hiçbir kesimine fayda getirmedi, getirmez. Ancak umudumuz bu sefer, sürecin ciddiyetle ele alınması. Aksi takdirde, geçmişte olduğu gibi birinin dediği gibi bu barış da “vali barışı” olarak kalır, içi boş olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile aslında Türkiye, demokratik bir restorasyon şansını yakalayabilirdi. Fakat bu fırsat kaçırıldı. Bu bağlamda, barış sürecinin tekrar gündeme gelmesi bir zorunluluk gibi görünüyor. Dünün sonunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptırmadıkları ne varsa kendileri yapıyor” gibi bir tablo ortaya çıkmadı mı?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Kesinlikle öyle. Hatırlarsan, bu barış sürecini yürütmek için Kemal Kılıçdaroğlu gibi hem Türkler hem de Kürtler tarafından sevilen bir figür süreci başlatabilirdi. Devlet tarafından saygın bir kimliğe sahip olan Kılıçdaroğlu, içtenlikle süreci dostça yürütebilirdi. Ancak görünen o ki, bir yandan torba yasa kafasıyla sürecin içine başka çıkar hesapları eklenmeye çalışılıyor. Öte yandan, dış baskılardan ötürü yapmak zorunda kaldığımız bu sürecin yan ürünü olarak Demirtaş gibi güçlü siyasi figürlerin yeniden gündeme gelmesi, mevcut iktidar tarafından engellenmeye çalışılıyor. Bu tür fırsatçılıklar sürecin ciddiyetini zedeler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada Özgür Özel’in nitelendirdiği “siyasi yankesici” tanımını hatırlatmak istiyorum. Sinan Oğan veya Ümit Özdağ gibi isimlerin de seçim sürecinde Erdoğan’a kazandırmak adına muhalefeti hedef alması dikkat çekiciydi. Bu tür adımlar, ülkemizde iç siyaseti zayıflatan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan, Kürt hareketini siyasi arenada güçlü bir temsilci olarak görmeye dahi tahammül edilmedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, dediğin gibi Bahçeli, 1999’da erken seçim çağrısı yaptığında baraj altında kalmayı göze almış bir figür. Bugün de bu süreçte bir güvence sağlamış durumda. Şu anda MHP’nin oy oranı yüzde 8-10 seviyelerinde; bu oran azalsa bile Bahçeli’nin bu tür riskleri göze alabileceğini biliyoruz. Yani burada toplum adına bir adım atma sorumluluğunu devlete bağlı bir misyon gibi taşıyor. Meral Akşener’in “Bahçeli, devletin verdiği son görevi üstlenmiş bir figür” demesi bu noktada anlamlı. Türkiye’nin içine düştüğü bu karmaşa, devleti güçlü tutmak adına bazı radikal kararlar gerektiriyor ve Bahçeli de bunu en ağır şekilde ödemeyi göze almış durumda.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Peki, bu dış baskıların dayattığı barış sürecine muhalefetten kimse ses çıkarabilir mi? Özellikle Ümit Özdağ’ın milliyetçi tabanda önemli bir rol oynadığı biliniyor. Bu süreçte Özdağ gibi figürlerin tavrı ne olur?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu sürecin “vali barışı” diye tabir edilen bir otoriteyle dayatılması, milliyetçi kesim içinde de karşıt seslerin çıkmasını zorlaştırıyor. Özellikle Kamışlı’ya yönelik son harekât ve PKK’nın dağılma noktasına geldiğine dair iddialar, milliyetçi kesimi bir çeşit “barışa zorlanma” durumuyla karşı karşıya bırakıyor. Ben, Özdağ’ın da bu süreçte sesini giderek kısacağını, hatta belli bir sınır içinde kalmaya razı olacağını düşünüyorum. Bu noktada, devletin çizdiği sınırları gözetmek zorunda kalacaklar; belki de sadece belirli alanlarda eleştirilerini sürdürebilecekler.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu durum biraz da ilk çözüm sürecinde yaşananlara benziyor, değil mi? O dönemde de çözüm sürecine direnen kesimlerin bir kısmı süreç ilerledikçe fikir değiştirmişti. Abdullah Öcalan’a övgüler dizilen, PKK’ya sempati gösteren manşetler atılmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Hatırlıyor musun, ilk çözüm sürecinde, daha bir ay önce PKK’ya, Öcalan’a, Selahattin Demirtaş’a lanetler okuyan bazı gazeteler, sürecin başlamasının ardından bir anda Abdullah Öcalan’ı “bölgedeki stratejik liderlerden biri” olarak övmeye başlamıştı. Çözüm süreci biter bitmez de aynı kesimler yeniden lanetler yağdırmaya başladı. Bu, Türkiye’nin içinde bulunduğu kısır döngüyü açıkça gösteriyor. Devletin bu barışı yürütme şekli, toplumda her defasında bir hayal kırıklığına yol açıyor. Öyle ki, “vali geldi, jandarmasıyla, özel harekatıyla ‘barışacaksınız’ dedi” şeklinde yürütülen bir barıştan daha fazlası bekleniyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bölgesel dengelere bakarsak, Ortadoğu’daki kargaşa Türkiye’yi de yakından etkiliyor. Özellikle Suriye’nin iç karışıklıkları, ABD’nin PYD ile ilişkisi ve İsrail’in rolü burada kritik faktörler. Amerika’nın, “Bölgedeki barışı sağlamak için artık oturun konuşun” demesi bize nasıl yansır?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu tamamen bir “vali barışı” olarak tezahür ediyor. Amerika, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerin bu süreci zorlaması, Türkiye’yi “bu sefer barışacaksınız” diyerek masaya oturtuyor. Maalesef, bu bölgedeki aktörlerin ve küresel güçlerin çıkarları da barış sürecine zoraki bir hava katıyor. Türkiye’nin bu kadar büyük bir nüfus ve ekonomik büyüklükle, kendi inisiyatifiyle bir barış süreci başlatamamış olması da gerçekten düşündürücü.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte yapılacak barışın ekonomik yansımaları da kaçınılmaz. Türkiye’de ciddi bir enflasyon, artan geçim sıkıntısı var. Eğer süreç düzgün yürütülürse ekonomiye bir faydası olur mu?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle olur. Eğer bu barış süreci ciddi adımlarla yürütülür, siyasi hesaplardan arındırılarak samimi bir şekilde ilerletilirse, bunun ekonomiye de katkısı büyük olur. Bakın, şu anda borsa düşüşte, bütçe açıkları büyümüş durumda ve ekonomik denge neredeyse sarsılmak üzere. Ama eğer ülke içindeki barış sağlanırsa, bu ekonomiye de bir rahatlama getirir. Ülke içinde uzun süredir çatışmalar yaşanmazken, uluslararası yatırımcılar neden hala Türkiye’ye gelmiyor? Çünkü iç barışın sağlanmamış olması, güveni sarsıyor. Eğer iç barış sağlanırsa, ekonomi de yeniden canlanır. Ayrıca, emekli ve emekçinin geçim sıkıntısı konusunda da adımlar atılması gerekiyor; halkın refahına odaklanılmadan bu sürecin verimli olması zor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Özellikle Demirtaş ve diğer siyasi figürlerin bu süreçte serbest kalma olasılığı var mı? Mevcut durumda, güçlü muhalefet figürlerinin sürece dahil edilmemesi bir handikap yaratır mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu gerçekten önemli bir soru. Eğer süreç ciddi bir barış amaçlı yürütülecekse, Selahattin Demirtaş gibi figürlerin serbest kalması lazım. Barış sürecine katkı sunan, çözüm öneren bir figürün cezaevinde tutulması kabul edilemez. Kaldı ki, “Abdullah Öcalan gelsin, mecliste konuşsun” diyen bir devlette, Demirtaş neden cezaevinde kalsın? Demirtaş’ın güçlü bir figür olarak serbest kalması, toplumsal barışa büyük katkı sağlar. Atalay, Kavala gibi isimler de aynı şekilde sürece dahil olmalı. Aksi halde, bu tür güçlü figürlerin süreç dışında tutulması, barışın temellerini zayıflatır. Herkesin geçmişten ders alıp birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu süreçte, torba yasa gibi fırsatçı yaklaşımlar sergilenir ve süreç içinde başka çıkarlar gözetilirse neler olabilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Bu çok riskli bir durum. Eğer barış süreci torba yasa kafasıyla yürütülmeye çalışılırsa, toplumda çok büyük bir güven kaybı olur. Yani “mecliste barış konuşmaları yapıldı, ama aynı zamanda ekonomik reformlar geçti” gibi hamleler halkın gözünde süreci zedeler. Toplumun artık ciddiyet beklediği bir barış süreci yürütülmeli; sadece siyasi veya ekonomik hesapların gölgesinde kalmamalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Son olarak, bu süreci tüm riskleriyle birlikte değerlendirirsek, Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var. Ancak bu fırsatı kendi irademizle değerlendirmek yerine, dış baskılarla mı ilerleyeceğiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Evet, tam da bu noktadayız. Dış baskılarla zorlanan bir barış sürecine gidiyoruz. Ancak, keşke bu süreç bizim inisiyatifimizde olsaydı. Binlerce yıllık tarihe sahip bir coğrafyada, Türkler ve Kürtler gibi köklü iki halk barışı kendi iradesiyle inşa etmeliydi. İsrail korkusuyla ya da Amerikan baskısıyla barış arayışına itilmek gerçekten üzücü. Ancak yine de barışın kötüsü olmaz; umarım bu süreci, tüm toplumun faydasına olacak şekilde yürütebiliriz. Türkiye’nin gerçek bir iç barışa kavuşması hem bizim hem de geleceğimiz için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Umarım dediklerin gerçekleşir ve bu süreci samimi bir barışa dönüştürebiliriz. Programımızın da sonuna geldik. Bugün oldukça yoğun ve önemli bir tartışma gerçekleştirdik. Haftaya tekrar gelişmeleri değerlendirmek üzere burada olacağız. Teşekkür ederim ve hoşça kalın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/yeni-cozum-surecinde-ilk-asama-neler-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-31.png" type="image/jpeg" length="15399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişimci Nurcan Seven'in moderasyonunda gerçekleşen dokuz8TV Gündem Özel programının bu bölümünde, Freedom House’un 14. yılına giren İnternet Özgürlükleri Raporu’nun 5 yıllık raportörü  ECPMF Medya Özgürlüğü İzleme Sorumlusu Gürkan Özturan ile bu yılın raporunun ayrıntılarına değinerek Türkiye’deki internet özgürlüğü durumunu, yaşanan gelişmeleri ve bu durumun toplumsal yansımaları ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (26)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;dokuz8TV ekranlarından bir Gündem Özel programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Freedom House'un "İnternet Özgürlükleri Raporu 2024" nu konuşacağız. Konuğumuz bu raporun 5 yıldır raportörlüğünü üstlenen Gürkan Özturan. Gürkan hocam, hoş geldiniz.</p>

<p>2022’deki raporu konuşmuştuk, internette özgürlüklerin durumunu. 2022’den 2023’e Türkiye’de çok şey yaşadık. Hem internet anlamında hem de toplumsal ve siyasal gelişmeler açısından. Biz kullanıcılar olarak internette birebir hatırlıyoruz, bir sürü şey yaşıyoruz aslında: erişim engelleri, kapatmalar, VPN kullanımı gibi. Ama bir yandan da toplumun bir kısmı bu durumu unutabiliyor. Şimdi yeni 2023-2024 verileri elinde. Bir yandan da diyoruz ki karnemiz nasıl? İnternette özgürlükler hem küresel çapta hem de ülkemiz çapında bize neler gösteriyor? Senden dinlemek istiyoruz. Hoş geldin tekrar.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette, hoş buldum. Tekrar dokuz8 ekranlarında olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Geçtiğimiz yılın verilerine baktığımızda, Türkiye 10 yıl içerisinde en hızlı düşüş sergileyen ülkelerden biriydi. Bu yıl ise geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye’nin puanlamasında 1 puanlık bir artış görüyoruz. Türkiye bu yıl 31 puan aldı. Bu puanların ne anlama geldiğine bakacak olursak, Türkiye özgür olmayan ülkeler kategorisinden çıkamadı. 40 puanın altında yer alan ülkelerin tamamı özgür olmayan ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin çeperine baktığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela’dan çok az daha iyi bir puan farkı var ve Türkiye’nin hemen üzerinde Ruanda, Kazakistan ve Azerbaycan bulunuyor. Bu ülkelerin tamamı özgür olmayan ülkeler arasında. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda, geçtiğimiz 10 yıl boyunca hepimizin adım adım kanıksadığı haberler oldu bunlar. Haberlere getirilen erişim engelleri, sosyal medyada yapılan yorumlar nedeniyle fiziksel ya da psikolojik saldırıya uğrayan kişiler, tehditler, mecraların kapatılması, engellenmesi, getirilen regülasyonlar sonucu erişimin zorlaştırılması gibi birçok olay bu raporu etkiliyor. Her gün gördüğümüz bu gelişmeleri raporda derli toplu bir şekilde bir araya getirdiğimizde içinde bulunduğumuz vahim tabloyu görmek çok daha kolay hale geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, özellikle gazeteciler çok fazla hedef gösteriliyor ve tabii ki ciddi tutuklamalarla da karşı karşıya kalıyorlar. Hâlâ daha birçok dava var; insanın aklına ve mantığına çok da uygun olmayan meselelerde. Ama bir yandan da seçim süreçlerinde görüyoruz: Sokak röportajları dahi erişim engelleriyle ya da sokak röportajlarında kişiler, gazeteciler doğrudan hedef alınıp tutuklanabiliyor. Bir yandan da raporda, tüm bu 14 yıllık birikimle, elimizde güncel veriler var ama seninle analiz etmeni de isteyeceğim. 14 yıldır biz ne yaşıyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet denilen mecralarda, bunun toplumsal ve politik yansıması nedir? Kişisel olarak özgür müyüz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Özgür değiliz. Türkiye’de özgür değiliz. Türkiye’de internet kısmen özgürdü. Bundan 10 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’deki internet kısmen özgürdü ve en azından o kadar kötü değil, denebiliyordu. Ancak yıldan yıla kesintisiz bir erozyona uğradı. Az önce de bahsettiğim gibi, 10 yıllık süreç boyunca Türkiye en hızlı düşüşü yaşayan ülkelerden bir tanesi. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler ise Rusya ve Myanmar. Bu ülkelerin ortak özelliklerine baktığımızda gitgide otoriterleşen bir yönetim ve haklara, hürriyetlere kesinlikle müsamaha göstermeyen idareler görüyoruz. Bu yönetimler internet ortamını gitgide kısıtlar hale geliyor. Fakat bu veriler yalnızca interneti ilgilendirmiyor. Dijital mecralardaki özgürlük yalnızca o alanla sınırlı kalmıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu özgürlük karşıtı atmosfer, diğer tüm alanlara da yansıyor. İnternet özgürlükleri raporunda bu alanda bir iyileşme görmek için köklü değişiklikler gerekiyor. Yalnızca kozmetik düzeltmelerle olacak bir şey değil bu. Türkiye’nin bu yıl 1 puanlık bir artış aldığından bahsettik örneğin. Bu artışın sebebi altyapıya yapılan yatırımlar. Tam da bunu söyleyecektim.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Burada bir çelişki yok mu? Altyapıya yapılan yatırım çok güzel, desteklenmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten Türkiye, belki dünya sıralamasında sen daha iyi bir veri verirsin, hem kötü bir altyapıyla hem de yüksek meblağlarda kullanıcıya hizmet sunuyor. Burada da bir dengesizlik var. Ama altyapıya yapılan yatırım bu kadar varken internet deneyimi bu kadar gerilerken... Nasıl bir çelişki görüyoruz?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Bu noktada gözetim cihazlarının ne sıklıkla ve yoğunlukla kullanıldığına bakmak gerekiyor. İnternet altyapısı, evet, bankacılık sektörü için olmazsa olmaz. Ekonominin birçok alanı için olmazsa olmaz. İnternet altyapısı, gerçekten de ekonominin işleyişinde çok önemli bir unsur. Yalnızca internet de değil, bütün iletişim altyapısı aslında. Fakat bu altyapıya yapılan yatırımlar, zaten yapılması gereken şeyler. Yani var olan ekonomik sistemin devamlılığını sürdürebilmek için bu devirde yapılması gerekiyor. Bu yatırımlar yapıldıkça Türkiye’nin puanı artmaya devam ediyor. Sadece altyapı alanında artış sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle 11 ilde çöken iletişim altyapısı çok büyük bir krizi gözler önüne sermişti. Bu krizden kaynaklı olarak da altyapının yetersizlikleri bariz bir şekilde ortaya çıktı. Bu yıl bu alanda yapılan düzeltmeler, raporda bir yansıma buldu ve iki puanlık bir artış sağlandı. Ancak haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin devam etmesi nedeniyle genel ortalamada sadece bir puanlık bir artış görüldü. Diğer puan kaybettiren olay ise HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 20 Kürt siyasetçinin aldığı onlarca yıllık hapis cezasıydı. Bu cezaların gerekçelerinden biri de o zamanki adıyla Twitter’da yapılan açıklamalardı ve bu açıklamalar nedeniyle kendileri raporda yer aldı. Bu tür açıklamalar sonucunda karşılaşılan hukuki tacizler, davalar, soruşturmalar ve gözaltılar raporda karşılık buluyor. Elbette raporda yer veremediğimiz yüzlerce başka örnek de var. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de yüzlerce gazetecinin başına gelen olaylar var. Tüm bu vakalara raporda yer vermek mümkün olmadı, fakat Mapping Media Freedom (Medya Özgürlüğü İzleme Ağı) üzerinde derlediğimiz raporlarda bunları görebilirsiniz. Freedom on the Net raporunda da bu ihlallere atıfta bulunuyoruz. En azından bir yerde bütün ihlallerin derli toplu görülebildiğini belirtmek isterim. Şu an ekranda görmüş olduğunuz 1998 yılına kadar uzanan arşivlere yönelik erişim engellerinden de bahsediyoruz raporda. Gerçekten yüzlerce örnekle dolu bir rapor oldu bu yıl.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Hem gazete arşivlerine kadar uzanan, aslında, tüm sözlerin ve düşüncelerin üzerinde bir kontrol kurma çabasını görüyoruz değil mi? Bir yandan bunu bir kontrol çabası olarak da okuyabiliriz. Ama bir yandan da kişisel verilerimiz her geçen gün 15 yaşındaki çocukların bile ulaşabileceği kadar yakınımızda duruyor. Dolayısıyla burada ciddi bir uçurum var. 14 yılda elimizde bir veri toplandı ve biz bu noktayı aslında her geçen sene 1-2 puan artış ya da düşüşten ziyade çok daha köklü bir yıpranma olduğunu gözlemliyoruz. Bunların arasında da bir uçurum olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsin?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Az önce bahsettiğim gibi, çok absürt örneklerle dolu bir yıl oldu bu yıl. 1998 yılına kadar giden arşivlerin engellenmesi, gazetecilere yönelik tehditler, bir habere yüzlerce erişim engeli getirilmesi, o haberin her türlü yansımasını karartma çabaları… Hepsinin aynı savcıdan, aynı hâkimin elinden çıkması veya sürgünde yaşayan gazeteci Metin Cihan’ın haberciliğine yönelik olarak sürekli mahkeme kararlarıyla içeriklerini kaldırtma girişimleri, içerik kaldırılmayınca “kırmızı bülten çıkarırız” tehditleri gibi gelişmeler yer aldı. Aynı zamanda bu yılki raporda daha önce yaşanmamış bir gelişmeyle karşılaştık: bir savcı, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın sosyal medya hesaplarını takip eden kişilerin terörist olup olmadığının araştırılmasını talep etti. Bu da raporda yer alan bir diğer gelişmeydi. Bütün bu absürtlüklerin ışığında, geçtiğimiz 10 yıla baktığımızda, haklar ve hürriyetler alanındaki genel erozyonun bir yansımasını görüyoruz. Eski raporlara baktığımızda, evet, her yıl benzer vakalarla karşılaşıyoruz; her yıl gitgide daha kötüleşen vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ve bu durumun tersine dönmesi yakın gelecekte çok mümkün görünmüyor. Dünyada birkaç örneği var tabii. İlerleme kaydeden ülkeler de var. Türkiye’nin bölgesine baktığımızda, Ermenistan’da gitgide iyileşen bir internet özgürlüğü ortamından bahsetmek mümkün. Gürcistan, her ne kadar son sekiz ayda daha karanlık bir iklime bürünüyor olsa da, önceki yıllardaki sıralamasından kaynaklı olarak internetin hâlâ özgür olduğu ülkelerden biri. Böyle gelişmelerle Türkiye’yi kıyaslamak da mümkün. Ancak medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve internet özgürlükleri alanında, genel haklar ve hürriyetler alanında kuşatma altında olan bir sivil toplumdan bahsetmek mümkün. Sivil toplum dediğimde yalnızca aktivistler değil, toplumun tamamı hedef alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Raporun özeti de aslında bu: her ne kadar altyapı geliştirilmiş, hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış bir internet olsa da, bu internet gözetim amacıyla kullanıldığı sürece haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme devam edecektir. Bir puanlık bir artış yaşanmış olsa da bu, haklar ve hürriyetler alanındaki gerilemenin gölgesinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Bir yandan da biz seninle önceki yıllarda raporu konuştuğumuzda dezenformasyon yasası gündemdeydi ve şimdi iki yıla yakın bir süre geçti. Bu yasayla ilgili hem verileri hem de yasanın uygulamaları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?</p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dezenformasyon yasasıyla ilgili olarak, iki yıl önce yaptığımız görüşmeden bugüne çok fazla ilerleme yaşanmadı, hatta gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Bu yasanın çıkışı sırasında söylediğimiz şeyler gerçekleşti: Yasanın hiçbir zaman gerçekten toplumun yanlış bilgilendirilmesini önlemek amacıyla çıkarılmadığını düşünüyoruz ve geçen iki yıl içinde bu doğrulandı. Raporun kapsam sürecinde, dezenformasyon yasasının ilk 18 aylık sürecinde yaşananlara bakacak olursak, 41 gazeteci hakkında 27 farklı soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci hakkında dava açıldı ve 3 gazeteci hakkında mahkûmiyet kararı çıktı. Mayıs 2024 itibarıyla 18 gazeteci hakkında soruşturmalar hâlâ devam ediyordu. Gazetecilere açılan bu davaların gerekçeleri, çoğunlukla iktidarın söylemiyle çelişen ifadelerdi. Yasa, iktidarın dilediği gibi kullanabileceği bir araca dönüştü. Ancak dezenformasyon sorunu sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel bir sorun. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimlerine gidilirken, başkan adaylarından biri her gün yeni iddialarda bulunuyor ve bu iddialar toplumda karşılık buluyor. Dijital gereçlerin, özellikle üretken yapay zekânın kullanılmasıyla dezenformasyonun yayılması çok hızlandı. Bunun için bir düzenleme şart, ancak Türkiye’deki gibi bir dezenformasyon yasasıyla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil. Burada asıl çözüm, medya ve dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. Eğer medya okuryazarlığı olmayan bir toplumda bu yasalar çıkarılmaya devam edilirse, yasalar her zaman iktidarın bir sopası gibi kullanılacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, politika üreticilerin de toplumu doğru bilgiye yönlendirmesi, toplumu bilgilendirmesi beklenirken, tam tersine bilgiyi kontrol altına alma çabalarını görüyoruz. İnternet özgürlükleri konusunda küresel çapta tablo nasıl? Türkiye’yi bir kenara koyarsak, dünya genelinde durum nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Dünya çapında da durum çok parlak değil. Küresel çapta haklar ve hürriyetler alanındaki gerileme 14 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İyileşme gösteren ülkeler de var, ancak erozyon yaşayan ülke sayısı çok daha fazla. Bir ülkede yaşanan hak ihlali, diğer ülkeleri de etkiliyor. Türkiye’de yaşananlar da başka ülkelerde benzer gelişmelere zemin hazırlıyor. Gürcistan’da örneğin yabancı ajan yasası çıkarmaya çalışıldı ve ardından Türkiye’de de “etki ajanı yasası”ndan bahsedilmeye başlandı. Yani ülkeler birbirini etkiliyor. Ancak çıkış yolu, az önce de bahsettiğim gibi, dijital okuryazarlığı artırmak olacaktır. 2014 yılında İstanbul’da düzenlenen İnternet Yönetişim Forumu’nda çocukların korunmasıyla ilgili bir panel vardı. Hollanda’dan gelen üç çocuk temsilci vardı ve o çocuklardan birinin yaptığı konuşma beni çok etkiledi. “Bana korunaklı bir internet sunmayın, kötü içerikten nasıl korunacağımı bana öğretin” demişti. Aslında bu söz, dijital okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir açıklamaydı. Medya ve dijital okuryazarlık artırılmadığı sürece bu sorunların çözülmesi çok zor olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, oldukça olumsuz bir tablo çizdik. Peki, elimizde hiç mi iyi bir veri yok? Rapor içinde olumlu bir gelişme var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Aslında raporlama döneminde bir tane iyi gelişmeden bahsedebiliriz. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı kanunun kişilik hakları ihlali maddesini iptal etti. Ancak raporlama süreci içerisinde, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğulları ile ilgili haberlerin kaldırılması için bu yasa maddesi kullanılmaya devam etti. Yani, Anayasa Mahkemesi bu kararı verdi fakat bu maddenin kaldırılmasının etkilerini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Elbette küresel anlamda internet özgürlükleri alanında gerileme var. Dünya çapında daha baskıcı iktidarlar dijital dünyada varlıklarını daha net bir şekilde hissettiriyorlar. Türkiye’de de durum çok farklı değil, maalesef. Türkiye, keyfi erişim engelleri, sosyal medyaya getirilen kısıtlamalar, haberlere erişim engeli ve kullanıcıların tutuklanması gibi örneklerle dünyada kötü bir örnek olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Bir yandan da güncel bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle son dönemde kadın cinayetlerinin arttığını, incel gruplarının tartışıldığını görüyoruz. Hükümet de bununla mücadele etmenin yolunu Discord’u kapatmakta buldu. Bu ve benzeri çözüm yaklaşımları hakkında ne düşünüyorsun? Discord’un kapatılması gibi adımlar nereye kadar sürdürülebilir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Platform kapatmalarla, erişim engellemeleriyle bu tür sorunların çözülmesi mümkün değil. Yıllar önce çocukları koruma gerekçesiyle erişim engellemeleri getiriliyordu. O dönemde de fiziksel dünyada çocukların korunamadığı bir ortamda, internet ortamında nasıl korunacaklarına dair ikna edici bir gerekçe sunulamıyordu. Discord’un kapatılması da benzer bir durum. İnsel gruplar, hayvana, çocuğa, kadına şiddet gibi sorunlar, toplumsal şiddet eğilimlerinin bir yansımasıdır. Bu sorunlar sadece internet ortamında değil, gerçek dünyada da var olan sorunlardır. Toplumda şiddet eğilimi varsa, bu internet ortamına da yansır. Discord’u kapatmak bu grupların varlığını sonlandırmaz, aksine onları daha gizli ve organize hale getirir. Şiddet eğilimi olan bu tür gruplarla mücadele etmek için toplumsal sorunları çözmek gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, bu tür patolojik düşünce yapıları, toplumsal şiddet eğilimleriyle bir araya gelerek daha da güçleniyor. Discord gibi platformları kapattığınızda bu gruplar internetin daha karanlık köşelerine çekiliyor. Gerçek dünya ile bağlarını koparmıyorlar. İnterneti kapatmak, bu düşünce yapısını yok etmez. 14 yıldır konuştuğumuz raporların sonucuna baktığımızda, kapatmalar, ihlaller ve kısıtlamalar hiçbir zaman daha fazla bilinçli bir toplumu beraberinde getirmedi. Bu seneki raporun en önemli başlıklarından biri de bu değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Evet, kapatmalar ve engellemeler toplumun bilgiye erişimini kolaylaştırmadı, aksine daha büyük bir tehlike yarattı. Raporun en çarpıcı gelişmelerinden biri de 2023 yılında mahkeme kararı olmadan 17 VPN uygulamasına erişim engeli getirilmesiydi. Bankacılık sisteminin işleyişinde kritik rol oynayan VPN’lerin bu şekilde engellenmesi, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Geçtiğimiz yıl yaşanan depremlerde iletişim altyapısının çökmesi gibi krizler bu konulara dair yapılan altyapı yatırımlarıyla kısmen düzeltildi, ama temel özgürlükler alanında büyük bir gerileme yaşanmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Peki, tüm bu olumsuz tabloya rağmen bir umut var mı? Çözüm nedir? Bu karanlıktan çıkış yolu nedir?</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Elbette umut var. İmkansız gibi görünen kriz ortamlarından çıkmak her zaman mümkün olmuştur. İnternet özgürlükleri ve ifade hürriyeti konusunda da bir çıkış yolu var. Bu baskıcı ve yasaklayıcı düzenlemelerin kaldırılması gerekiyor. Yerine çok paydaşlı, kişi odaklı, haklar ve hürriyetler temelinde hazırlanmış yeni yasalar getirilmesi gerekiyor. Eğer bu yasalar değişmezse, kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Gazeteciler için de aynı durum geçerli. Her yıl yaptığımız medya özgürlüğü misyonlarında gazetecilere hep soruyoruz: “Sizin için ne yapabiliriz? Nasıl yardımcı olabiliriz?” Gazeteciler genelde şu cevabı veriyor: “Bizim için en önemlisi yasal düzenlemelerin değişmesi.” Çünkü gazetecilik faaliyetleri doğrudan bu yasal engellerle kısıtlanıyor. Yeni cihazlar almak ya da fon sağlamak, eğer yasal düzenleme değişmezse, kısa vadeli çözümler olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, gazetecilik faaliyetinin doğrudan engellendiği bir ortamda fonlar ya da yeni cihazlar yeterli değil. Öncelikle gazetecilerin işlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Ama maalesef, bugün haber yapabilmek bile birinci aşama haline geldi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Medya özgürlüğü alanında yapılacak acil müdahaleler önemli, ancak uzun vadede bu yasal düzenlemelerde değişiklik yapılmazsa kalıcı bir çözüm sağlanamaz. Bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının ve dijital haklar alanında faaliyet gösteren kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar yapması, bu konuda siyasi irade ile görüşmeler yapılması gerekiyor. Toplumda bu konuların daha fazla tartışılması gerekiyor. Umudumuz varsa, bu tartışmaların artmasıyla birlikte olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Öncelikle tartışma platformları oluşturmak ve bu meseleleri tüm boyutlarıyla ele almak en büyük adım olacaktır. Gürkan, yayınımıza katıldığın ve bu önemli raporun ayrıntılarını bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.&nbsp;Umarım, önümüzdeki yılın raporunu daha güzel konularla birlikte, güle oynaya sunabiliriz. Canı gönülden bunu çok isterim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:</strong>&nbsp;Ben de çok isterim, fakat maalesef önümüzdeki yıl için de çok büyük bir ümidim yok. Bugün rapor yayınlandıktan sonra Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın sosyal medya kanalında değerlendirmelerini gördüm. Yaklaşımı hoşuma gitti ama bir milletvekiliyle olacak bir iş değil. Yüzlerce milletvekilinin benzer bir şekilde bu konulara eğilmesi gerekiyor.&nbsp;Ben de çok teşekkür ederim Nurcan. Tekrar dokuz8 ekranlarında görüşmek üzere...</p>

<p></p>

<p><strong>Nurcan Seven:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Doğru paydaşları dışarıda bırakmadan ve bilimsel bir yaklaşımla ele alırsak, bu çok boyutlu meseleyi çözebiliriz. Programımızı burada noktalayalım o halde. Tekrar çok teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p><strong>Gürkan Özturan:&nbsp;</strong>Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p>

<p>Detaylı bilgi ve rapora <a href="https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-net/2024" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/freedom-houseun-internet-ozgurlukleri-raporu-2024-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-26.png" type="image/jpeg" length="99599"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nda Değişim Nasıl Olacak?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV Gündem Özel programında bu hafta; Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu'nun 19-20 Ekim’de Genel Kurul'u toplanıyor. İstanbul Barosu'nun seçim sürecini, kadın hakları ve eşit yurttaşlık hakkında her şeyi dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici sordu, Değişim İçin Avukatlar Yönetim Kurulu adayı  Av. Rukiye Leyla Süren ile Türkiye Barolar Birliği Üst Kurul Delege Adayı Av. Kemal Aytaç yanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir dokuz8 Gündem Özel programıyla daha birlikteyiz. Malum, geçtiğimiz günlerde burada İstanbul Barosu Genel Kurulu’na birkaç gün kala İbrahim Kaboğlu’nu konuk almıştık ve kendisiyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na yönelik bir sohbet gerçekleştirmiştik. Kendisi, değişim için avukatlar adına başkan adayıydı ve bu ekibin başka adayları da var. Bugün yine iki değerli aday bizlerle birlikte olacak. İstanbul Barosu Genel Kurulu vesilesiyle genel olarak İstanbul Barosu’nu ve Türkiye’de barolar meselesini çok yönlü olarak konuşacağız. İlk olarak Av. Rukiye Leyla Süren Hanım bizimle birlikte. Hoş geldiniz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum. Davetiniz için de teşekkür ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Evet, bir diğer konuğumuz ise Av. Kemal Aytaç. Kendisi de uzun yıllardan beri daha çok "adalet nöbetleriyle" bilinir. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak Değişim için Avukatlar ekibinde yer alıyor. Leyla Hanım, siz kadın avukatlar adına değişim için yönetim kurulu adayı olarak buradasınız. Önemli bir pozisyon. Sizi bir tanıyalım isterseniz. Leyla Hanım kimdir?&nbsp;&nbsp;Leyla Süren kimdir?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong> Çok teşekkür ederim. 1996’dan bu yana avukatlık yapıyorum. Yaklaşık 28 yıldır avukatım ve 2014’ten beri arabuluculuk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışıyorum, ama gönüllü olarak uzun yıllardır kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele ediyorum. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesiyim ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun avukatı olarak dernek içinde şüpheli ölümler üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin eski Kadıköy İlçe Sekreteriyim. Eşitlik İçin Kadın Platformu üyesiyim ve çeşitli kadın derneklerinde aktif görevler aldım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçim hukuku üzerine çalışmalar yaptım ve halen partinin il hukuk komisyonunda görev yapıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Hem kadın hakları, hem Alevilerin eşit yurttaşlık hakları, hem de seçim güvenliği konusunda çalışmalarınız var. Yoğun bir takviminiz olduğunu görüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, dediğiniz gibi uzun yıllardır bu mücadelelerin içindeyim. Sayın İbrahim Kaboğlu ile de bu mücadeleler sırasında tanıştık. Hem Marmara Üniversitesinde hocam kendisi, hem de milletvekilliği döneminde Alevilerin eşit yurttaşlık hakları için birlikte çalıştık. Özellikle şüpheli ölümler ve kadın cinayetleri konusunda adaletin sağlanması için ortak projelerde yer aldık.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Sayın İbrahim Kaboğlu bir dönem Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliği de yaptı. Siz de CHP’de aktif siyaset yaptınız. Oradaki görevinizden biraz bahseder misiniz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, CHP’de uzun yıllardır seçim hukuku üzerine çalışıyorum. 2019 yerel seçimleri öncesinde Ümraniye İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım ve seçim güvenliği konusunda sorumluluk aldım. Daha sonra İstanbul’un üç seçim bölgesinin koordinatörlüğünü üstlendim. Binlerce meslektaşımla birlikte seçim hukuku eğitimi verdik ve bu alanda ciddi bir çalışmanın parçası oldum. İstanbul Barosu ile de bağlantılı olarak çalışmalar yürüttük ve bu alandaki uzmanlığımı baroya da taşımayı arzuluyorum. İstanbul Barosu’nun seçim hukuku konusunda daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Özellikle seçim güvenliği gibi kritik konularda İstanbul Barosu’nun daha aktif ve lider bir pozisyonda olması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Dokuz8 Tv Kapaklar Youtube Kapak (25)" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-25.png" / width="2048" height="1152"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Şimdi Kemal Bey’e dönelim. Kemal Aytaç denince akla "adalet nöbetleri" geliyor. Siz de Değişim için Avukatlar ekibinde Türkiye Barolar Birliği’ne üst kurul adayı olarak yer alıyorsunuz. Neden değişim sizin açınızdan bu kadar önemli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. Aslında bu konuda çok şey söylenebilir ama en önemli husus şu: Neden değişim istiyoruz? İstanbul Barosu yaklaşık 20-22 yıldır aynı grup tarafından yönetiliyor, fakat bu yönetim artık avukatlardan ve baronun asıl misyonundan uzaklaşmış durumda. Baro, yıllardır etkisini kaybediyor. Yönetim sadece belirli bir grubun kontrolünde ve bu da baronun avukatlarla olan bağını koparmasına neden oluyor. Ayrıca, seçimlerde ciddi bir temsil problemi var. 7 bin oyla seçilen yönetim, 24-25 bin oy kullanan avukatın taleplerine yeterince cevap vermiyor. Bu nedenle değişim şart.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu noktada İstanbul Barosu’nun yönetim anlayışında ciddi bir reform yapılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Evet, İstanbul Barosu’nun daha kapsayıcı, daha demokratik ve avukatların taleplerine gerçek anlamda cevap veren bir yapıya kavuşması gerekiyor. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak, baroyu herkesin barosu haline getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında daha aktif bir baro yaratmak için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusuna dönecek olursak, bu konuda İstanbul Barosu’nun daha fazla ne yapabileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif bir rol alması gerektiğine inanıyorum. Baro bünyesinde Kadın Hakları Merkezi var, fakat daha etkili olması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çekilmemiz çok büyük bir kayıp oldu ve Baro bu konuda daha fazla inisiyatif almalıydı. Şüpheli ölümler konusunda ise etkin soruşturma yapılmasını sağlamak için Baro’nun hukukçularla birlikte daha aktif çalışmalar yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu bu konuda nasıl bir yol izlemeli?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Eğitimler, seminerler ve farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca, kadın cinayetleri davalarında Baro’nun daha fazla avukat görevlendirmesi ve bu davaların takipçisi olması gerektiğine inanıyorum. İstanbul Barosu, kadın hakları konusunda Türkiye genelinde örnek bir baro olmalı. Bizim hedefimiz de bu yönde.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini söylediniz. Peki, Kemal Bey’e dönmek istiyorum. İnsan hakları konusunda da oldukça önemli vurgular yaptınız. İstanbul Barosu’nu bu konuda yeterince aktif olmamakla eleştirdiniz. Şimdi Can Atalay hâlâ cezaevinde, Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yerel mahkeme tarafından hiçe sayıldı. Yine Barkın Timtik davası da gündemde. Bu tür meselelerde İstanbul Barosu’nun rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Öncelikle şunu söyleyeyim, İstanbul Barosu’nun Can Atalay ve diğer meslektaşlarımızın davalarında yeterince güçlü bir duruş sergilemediğini düşünüyorum. Eski başkan Mehmet Durakoğlu döneminde adalet nöbetlerine katılım gösteriliyordu, ancak şu anki yönetim maalesef bu konuda sessiz kaldı. Hatta adalet nöbetlerine tamamen sırt çevirdiler. Biz bu nöbetleri, hukuksuz tutuklamalar ve adil yargılanma hakkı ihlalleri için yapıyoruz. İstanbul Barosu’nun bu konuda çok daha net bir duruş sergilemesi gerekirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Can Atalay gibi vakalarda İstanbul Barosu’nun bu kadar pasif kalması neden sizce?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak baro yönetiminin, meslektaşlarımızın haklarını savunmakta etkili olamadığını ve yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini görüyoruz. Adalet Nöbetleri’nde bile mevcut yönetimin bizlere mesafeli durduğunu gözlemledik. Can Atalay meselesinde de aynı şekilde, gösterişten öteye gitmeyen birkaç açıklama dışında somut bir destek göremedik. Oysa İstanbul Barosu gibi büyük ve etkili bir baronun bu konularda öncü olması gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları konusunda İstanbul Barosu’nun daha aktif olacağını söylediniz. Peki, baronun içindeki kadın avukatların temsiliyetine dair ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nda kadın avukatların temsiliyeti oldukça önemli. Bizim listemizde de kadınlar oldukça fazla yer alıyor. Yönetim kurulu adaylarımız arasında da birçok kadın var. Ayrıca disiplin ve denetleme kurullarında da kadın adaylarımız çoğunlukta. Baroda kadınların temsiliyetini artırmak ve özellikle kadın hakları konusunda daha etkili bir yapı kurmak bizim hedeflerimizden biri. Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda baronun daha fazla politika üretmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu konuda özellikle Kadın Hakları Merkezi’nin daha aktif olmasını sağlamayı mı planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Evet, kesinlikle. Kadın Hakları Merkezi, şiddet gören kadınların hukuki destek alabilecekleri önemli bir merkez. Ancak şu anki haliyle yeterli değil. Bizim hedefimiz, bu merkezi daha aktif hale getirip, sadece dava takibi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratacak projelerle daha etkin bir hale getirmek. İstanbul Barosu’nun kadın hakları mücadelesinde daha öncü bir rol üstlenmesini istiyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusunda daha fazla ses getiren ve somut adımlar atan bir baro hayal ediyoruz.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kemal Bey, emek mücadelelerine değinmek istiyorum. Özellikle işçi hakları konusunda baronun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu, sadece bir meslek örgütü değil, aynı zamanda insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmakla yükümlü bir kurumdur. Polatlı işçileri, Soma maden işçileri, Ankara’da yürüyen işçiler gibi emek mücadeleleri konusunda İstanbul Barosu’nun daha etkin bir tavır alması gerekiyor. Bugün bu hak ihlalleri karşısında İstanbul Barosu’nun sesinin daha güçlü çıkması gerekirdi. Baro, bu tür davalarda müdahil olmalı ve emekçilerin haklarını savunmalı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Baroların bu tür toplumsal mücadelelerde daha aktif rol alması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Kesinlikle. Barolar, sadece avukatların haklarını değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da aktif rol almalı. İstanbul Barosu’nun, emek mücadelesinden kadın haklarına, insan haklarından çevre davalarına kadar her alanda daha etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de bu yüzden Değişim için Avukatlar ekibi olarak baroyu daha aktif ve topluma karşı sorumlu bir hale getirmek için adayız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da önemli çalışmalarınız var. İstanbul Barosu’nun bu konularda daha fazla nasıl bir rol üstlenebileceğini düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;İstanbul Barosu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Özellikle kadın meslektaşlarımızın adliyelerde ve çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddet vakalarına daha fazla eğilmek zorundayız. Şiddet önleme merkezleri kurulmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın bu tür vakalarda barodan hızlı ve etkin bir destek alabilmesi çok önemli. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden bir baro yaratmak için de ciddi politikalar üretmek gerekiyor. Bizim amacımız, İstanbul Barosu’nu bu alanda da lider bir pozisyona taşımak.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Kadın hakları merkezlerinin daha aktif hale getirilmesi oldukça önemli görünüyor. Son olarak, her iki adayın da hedeflerini toparlamak gerekirse, Kemal Bey son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Kemal Aytaç:</strong>&nbsp;Teşekkür ederim. İstanbul Barosu’nun değişimi sadece avukatların değil, Türkiye’nin de geleceğini etkileyen bir adım olacaktır. İbrahim Kaboğlu gibi bir anayasa profesörünün liderliğinde, hukuk ve insan hakları mücadelesinde güçlü bir baro yaratacağız. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve avukatların sorunları için mücadele eden bir baro yaratmak istiyoruz. İstanbul Barosu’nun Türkiye’nin en büyük ve en etkili barosu olduğunu unutmamalıyız. Bu baroyu tekrar hak ettiği yere getirmek için hep birlikte çalışacağız.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Leyla Hanım, sizin de son sözlerinizi alalım.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Rukiye Leyla Süren:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ederim. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde İstanbul Barosu’nun daha etkin bir rol alması için buradayız. İbrahim Kaboğlu ve Değişim için Avukatlar ekibi olarak bu mücadelede kararlıyız. Baroda şeffaf, demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturacağız. İstanbul Barosu’nun sadece avukatlar için değil, toplumun her kesimi için daha etkin ve güçlü bir baro olmasını hedefliyoruz. Meslektaşlarımızın desteklerini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Çok teşekkür ediyoruz. Bugün dokuz8 Gündem Özel programında İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu değerlendirdik. Konuklarımız Avukat Rukiye Leyla Süren ve Avukat Kemal Aytaç’tı. Değişim için Avukatlar ekibi adına görüşlerini bizimle paylaştılar. 19-20 Ekim’de yapılacak İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu biz de takip ediyor olacağız. Bir sonraki programda görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/istanbul-barosunda-degisim-nasil-olacak-konuklar-av-rukiye-leyla-suren-av-kemal-aytac</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/10/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-24.png" type="image/jpeg" length="25578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmamoğlu'na olası siyaset yasağı sonuçları ve MHP'nin BDDK düğünüyle verdiği mesajın anlamı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8GÜNDEMSİYASET programında bu hafta ülkenin ve dünyanın öne çıkan siyasi gelişmelerini Siyaset Yazarı Selim Akmen ve dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündem Siyaset’te bu hafta Ekrem İmamoğlu’na yönelik olası ceza ve siyasi yasak kararının sonuçları ele alındı. İmamoğlu’na yönelik siyasi yasak çabasının arkasındaki dinamiklerin, Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin ve MHP’li yargıçların konumunun çok yönlü olarak analiz edildiği programda Gökhan Biçici, davanın CHP içine yönelik bir müdahale amacı taşıdığının altını çizerken, Selim Akmen Erdoğan’ın karşısında üç defa kaybettiği İmamoğlu’yla seçim girmek istemediğini ve geçmiş seçimlerin intikamı motivasyonunun da olduğuna işaret etti.</p>

<h2>İmamoğlu'na yasak Mansur Yavaş'ın önünü açmaz</h2>

<p>Akmen, 20 milyonluk bir kentin seçimlerini üç defa kazanan İmamoğlu’nun konumunun Osman Kavala gibi olmadığının da altını çizdin. Yine Akmen, İmamoğlu’na yönelik bir siyasi yasağın kimilerinin iddia ettiği gibi Mansur Yavaş’ın önünü açmayacağını aksine Yavaş’ı zor durumda bırakacağını söyledi. Sinan Ateş davasının yeniden 30 Eylül’de başlayacağını da hatırlatan Gökhan Biçici, İmamoğlu kararının da gündemi manipüle etmek için aynı güne denk getirilebileceğini düşündüğünü ifade etti.</p>

<h2>BDDK düğünü MHP'nin yeni bir güç gösterisiydi: Ekonomi de benden sorulur&nbsp;</h2>

<p>Öte yandan programda öne çıkan bir diğer tartışma konusu günlerdir tartışılan ve tepki çeken BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın düğünüydü. Daha çok yolsuzluk, etik boyutlarıyla ele alınan ve haklı tepkilerin hedefi olan düğünü farklı açıdan ele alan Biçici, MHP’nin bir süredir devam eden güç gösterilerinin bir yenisiyle karşı karşıya olduğumu ifade etti. Biçici, adeta tüm bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP’nin bu görüntüleri de kayda alıp yayınlatarak “Ekonomi de benden sorulur!” mesajı verdiğini dile getirdi ve ekledi: “Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;</p>

<p><img alt="Gökhan Biçici-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gokhan-bicici-5.png" / width="1976" height="1116"><strong>Programın tam deşifresini aşağıda okuyabilir ve YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, bir gündem siyaset programıyla birlikteyiz. Yine <strong>Selim Akmen</strong>'le birlikte, nam-ı diğer Arnavut Selim, son siyasal gelişmeleri konuşacağız. Geçen hafta yapmamıştık programı, epey bir malzeme birikti. Ama temel çerçevede çok bir değişiklik yok. Bundan iki ay önce, üç ay önce aslında ne konuştuysak, o zeminde yeni gelişmeler oluyor. Saflaşmalar belki daha netleşiyor. Olasılıklar, bazıları gündemden çıkarken bazıları gerçekleşiyor ve onun üzerinden gelecek bir sonraki adımları konuşmak durumunda kalıyoruz. Şimdi, içeride olsun dışarıda olsun Türkiye'de siyasetin önümüzdeki birkaç gününü, birkaç haftasını, birkaç ayını yakın geleceğini en çok etkileyecek olan ne?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Olur&nbsp;denirse herhalde Ekrem İmamoğlu'na dönük olası siyasi yasak.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen:</strong>&nbsp;Garip dava diyelim.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Davanın kendisi her ne kadar garip olsa da bunu bir siyasi yasakla sonuçlanması Türkiye siyasetine çok keskin bir müdahale anlamına geliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun. Davanın içeriğine çok girmiyorum. Orada hukuka hiçbir zemin yok zaten. Ama amaç ne burada? Dümende kim var sence?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Son güne bakalım. Bugün Amerikan basınında Osmanlı, Türkiye, Türk Bayrağı, Türk Hava Yolları içeren bir dava açıldı. Yani işte içinde yok yok rüşvetler, işte Ermeni Soykırımı&nbsp;gerekçesiyle yayın yapma diyen bir taraf, öbür tarafın bunun karşılığında geziler, rüşvetler alması. Şimdi bu davada bile bir mantık var. Ekrem İmamoğlu'nunkine bakalım. Hiçbir iler tutar tarafı yok. Yani şu özellikle şu son bir aya bakalım. şu gasplar, tecavüzlerle suçlananların dışarıda dolandığı bir memlekette.<br />
<br />
Ali Yerlikaya her gün açıklıyor. Ben artık sürekli takip ediyorum. Yani Ali Yerlikaya'nın söylediği kadarıyla herhalde yarım milyon insanın şu anda çetelere&nbsp;bulaşmış olması lazım. Şimdi böyle bir ülkede işte ahmak lafının bir dava gerekçesi olmayacağı çok açık. Yani uçuk açık. Ama bir ucundan yakalandı. Ve bu uç kullanılarak Cumhurbaşkanlığı'nın en iddialı adaylarından birini temize çekmek istiyorlar. Tabi bunun kökenini de Recep Tayyip Erdoğan'ın meşhur kindarlığının yaptığını da reddetmemek lazım.<br />
<br />
Yani düşünürsek birçok davada Amerikan ve Alman vatandaşları ve Suudi vatandaşları hariç dediğini yaptı. Ben burada olduğum sürece o çıkamaz, ben burada olduğum sürece bu çıkamaz diye birçok davanın zaten savcısı ve yargıcı olduğunu gösterdi. İşte Kavala&nbsp;bunun en büyük örneklerinden biri. Bir suçtan tutup Avrupa sorduğunda ya o suç değil, başka suç deyip o başka suçtan aklandığı halde daha sonra da bu suçtan içeri tutulan bir adam. Ekrem İmamoğlu'nun davasında sorun şu, Erdoğan İstanbul'u üç kere kaybettiği bir rakiple seçime girmek istemiyor belli. Yani Recep Tayyip Erdoğan, biraz da açık konuşalım, seküler tayfanın diyelim&nbsp;gazıyla o unvanı çok korudu, seçim kaybetmeyen adam. Şimdi ilk defa karşısında bu ünvanı elinden alan biri var, üstelik kendisine karşı. Önce Binali Yıldırım, sonra Murat Kurum, tekrarlatılan seçim, daha büyük farklar...Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'la benzer yönleri, sert çıkışları. Yönetimde kontrolü sağlaması üstüne bir de bu üç seçim mağlubiyeti olunca şöyle bir düşünelim. Tabii ki Mansur Yavaş'ta da bunlar var. Ben bunu ayırmıyorum. Ekrem İmamoğlu'nun olan nefretinin altında ve ısrarının altında yalnızca seçim adaylığı meselesi değil, kaybedilmiş seçimlerin hesabı da var. Yani Erdoğan şunu istemiyor.&nbsp;Diyelim ki Özgür Özel'in istediği gibi bir erken seçime gidildi. Erdoğan da aday oldu. İlk defa bir seçime sürekli kaybeden adam rolünde girecek. Bu bir kere onun için çok tehlikeli. Mansur Yavaş, Mansur Yavaş da kazanabilir. İkisinin de her zaman Erdoğan'ın önünde. Fakat Mansur Yavaş'la girdiğinde şu düşünce var, daha hiç karşılaşmadılar, kimin kazanacağı belli olmaz. Ama Ekrem İmamoğlu'nun sorunu, en büyük psikolojik yükü orada ve halkta da, evet Ekrem kazanabilir, üç kere yendi, niye kazanmasın?<br />
<br />
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun başına getirilen en büyük bela oydu. Ve seküler tayfadan verilen destek&nbsp;de&nbsp;oydu. Muharrem İnce&nbsp;dahil, Sinan Ogan dahil, Meral Akşener'de&nbsp;dahil o baskıyı çok yaptılar. <font face="Arial Regular">“</font>Hep kaybettin, gene kaybedeceksin.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Halbuki son haftaya kadar 52'ye 48 olan, daha doğrusu 3-6 Mart'a kadar 52'ye 48 olan oran tam tersine döndü. İyi Parti'nin kaybettiği kadar oy Kemal Kılıçdaroğlu'ndan uzaklaştı. Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun sorunu bu. Diğer taraftan büyük de cesaret gerektiriyor.<br />
<br />
Neden cesaret gerektiriyor? Baştan beri konuşuyoruz. Bütün yapılan yumuşama gayretleri, hiçbirisi Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle demokrasiye dönüş tezi falan olmadığını biliyoruz. Burada sorun kaynak. Mehmet Şimşek dün Amerika dönüşü bu sabah yansıdı, basına açıklama yapıyordu ki, <font face="Arial Regular">“</font>Türkiye'nin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdik.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Şimdi bu kadar yırtındıktan sonra sen bunu dersen, <font face="Arial Regular">“H</font>a biz reklamımızı iyi yaptık. Ama satışa dönüşür mü ben de bilmiyorum demektir<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ki, demek ki oradaki görüşmelerden pek de hoşnut ve çok da başarılı geçmediğini anlıyoruz. Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun zorlayan pozisyonu, ama bilinçli ama bilinçsiz, İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun dışarıyla çok iyi arası. </font>Yani birçok şehir başkanını büyük Ve&nbsp;belediye başkanlarının Türkiye'de topladığı, Türkiye'de pek göze çarpmasa da yerel yönetimlerdeki o belediye başkanlarının ziyaretleri Avrupa'da çok önemli. Genel politikada çünkü çizilmiş çizgiler vardır Avrupa'da ve onun dışına pek fazla çıkamaz. Yani A, B, C seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır tepe. Ama yerel yönetimler de çok daha önemlidir. Bir, böyle bir sıkı bağı var. İki, zar zor sağlanan ve Mehmet Şimçek'in ısrarla “oldu, güven sağladık<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;yalvarış ve yakarışları arasında böyle bir (Ahmak) kelime için bu çapta bir olayı büyütmek, siyasi yasak koymak...</p>

<p>Sık sık tekrar ediyor, ya demokrasiyle ne ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi yok kardeşim.</p>

<p><img alt="Selim Akmen Ve Gökhan Biçici" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/selim-akmen-ve-gokhan-bicici.png" / width="2872" height="1548"><strong>Ekrem İmamoğlu’nun batıyla ilişkileri güçlü </strong><br />
<br />
Ekrem İmamoğlu, Batı'yla ilişkileri iyi yürütebilecek ve sözünü dinletebilecek bir adam olduğunu gösterdi bugüne kadar. İyi bir muhatap buldular, katı olmayan, <font face="Arial Regular">“</font>her şeyi görüşerek çözebiliriz<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;inancında olan bir aday bulundu. Şimdi herkes şunun farkında. Recep Tayyip Erdoğan'ın muhtemelen son seçimiydi. Kazandığı son seçimiydi. Bu Masur Yavaş da olsa, Ekrem de olsa değişecek. Yani bu açık.Fakat böyle bir muhatabı bu gerekçeyle, yani karşısındaki&nbsp;Peru'nun, Kolombiya'nın, Venezuela'nın muhalif liderleri değil, karşısındaki 20 milyonluk bir şehrin Erdoğan'ı 3 kere yenmiş bir belediye başkanı ve İtalya'da konular olmuş <font face="Arial Regular">“</font>bir seçim nasıl kazanılır<font face="Arial Regular">” diye</font>&nbsp;hakkında kitapları yazılmış bir adam. Bunu öyle Osman Kavala yerine koymak da zor. He yapılır mı? Yapar. Fakat bunu yaparsa da MHP'nin yargıçları yapar. Bunu AK Parti göze alır mı? Onu da Allah bilir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Yani bu dava, Erdoğan'ın üzerinden bir okuma yapıyorsun ama mesela bu davanın bu noktaya gelmesinde Erdoğan'ın İradesi ne ölçüde Bedirleyici? Ne ölçüde MHP? Çünkü orada tek bir iradeden bahsetmiyoruz.</p>

<p><strong>AKP siyasi yasağı göze alır mı, MHP’yi yargıçlar ne yapar?</strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O noktaya geliyoruz. Bunu yaparsa MHP yapar, onun için dedim. Yani bu Sinan Ateş davasının açtığı hengamelerin cevaplarını çok sık gördük biz seninle. Yani bu üçüncü, dördüncü&nbsp;cevap olur. Yani Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak getirmek MHP'nin uzun süredir şu meşhur el öpme hikayesiyle başlayan macerasının son ve büyük darbelerinden biri olur AKP'ye. Onun için artık Recep Tayyip Erdoğan açısından bakıyorum. MHP'nin de adayı olduğu için. Ben adayla aday karşılaştırırım.&nbsp;Yoksa ben şundan eminim, birçok pişmanlığı var. Özellikle bu Amerika gezisinden sonra. Tamam, çok büyük gürültü koparıldı. Şöyle konuştu, böyle konuştu. Herkes alkışladı. Şimdi açık konuşalım. Biz de Avusturya Başbakanı'nın, Almanya Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu tür bir konuşması ne kadar önem taşırsa, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşması da vatandaş nezdinde o kadar değer taşır. O yüzden de zaten yandaş mı diyelim artık, yalaka basının yaptığı bütün gürültüye rağmen pek de kimsenin umurunda olmadı.&nbsp;Sosyal ve ekonomik koşullar da buna izin vermiyor ama olmadı. Yani bunlar uzun süredir herkes şikayetçi ve Erdoğan'ın dillendirmesi&nbsp;de&nbsp;bir anlam taşımadı. Üstüne bir de bu dava gelince, yani Erdoğan'ın sözleri gazetelerde ne kadar manşet oldu Amerika'da bilmiyorum ama rüşvet hikayesi bütün hepsinden manşet. Çünkü New York Belediye Başkanı'ndan bahsediyor.</p>

<p><strong>New York Belediye Başkanına yönelik iddianame ve Erdoğan’ın apar topar dönüşü ilişkisi </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Özellikle iddianamenin o günlerde açıklandığına dair&nbsp;haberler var.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Söylenen şu ki son yemeğe de o yüzden katılmadı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii apar topar döndü. Bu sorularla muhatap olmak istemedi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: &nbsp;Şimdi diplomasi dilinde bazen de adama kulağına fısıldarlar. Yani <font face="Arial Regular">“</font>gelsen iyi olur ama gelmezsen de pek rahatsız olmayız. Sen rahatsız olursun.<font face="Arial Regular">” diye. </font>Şimdi onun için pek başarılı bir seçim, Birleşmiş Milletler Gezisi olmadı. MHP burada çok sessiz ve sakin yalnızca bir destek konuşması yaptı. Çok başarılı oldu dedi Devlet Bahçeli. Ama gürültü daha kopmadı. Yani gürültü şimdi Sinan Ateş davası.&nbsp;Onun zamanı geliyor tekrar. Ve o davayı örtü altında bırakacak, onu örtecek bir dava kararı çıkar mı Ekrem İmamoğlu için? Çıkabilir.<br />
<br />
<strong>Sinan Ateş davası başlıyor, İmamoğlu davası kararıyla Ateş davası sürecinin nasıl bir ilişkisi olabilir?</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>30 Eylül'de Sinan Ateş davası. Şöyle deniyor “Ekrem İmamoğlu davası yani onun istinafta onaylanması ve siyasi yasakla sonuçlanması işte bu Cuma açıklanacak, yok borsa kapandıktan sonra&nbsp;açıklanacak” deniyor. Şu an böyle bir haber var mı sanmıyorum. En azından duymadım.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ben de görmedim henüz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Belki Pazartesi olur. Yani sonuç 30 Eylül'de yani bundan birkaç gün sonra Sinan Ateş davası var. Şimdi bu o gün bir gün önce bir gün sonra açıklanabilir. Hatta hatırla geçen Sinan Ateş davası ilk duruşması başlamadan önce biz şunu demiştik. İlgiyi, alakayı bu davadan uzaklaştırmak için türlü provokasyonlara hazır olmak lazım dedik. Ne oldu? Kayseri'de ciddi bir provokasyon ortaya çıktı. Ne dedik, “Bu doğrudan doğruya. Hem bir gözdağı hem de gündem değiştirme çabası.<font face="Arial Regular">”.</font>&nbsp;Şimdi Ekrem İmamoğlu davasının olası sonucu 30 Eylül'den bir gün önce niye olmasın?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bir de şeyi hatırla işte, geçen seçimde tam da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alman meclisiydi galiba. Bundestag'ta konuşma yapacağı gün açıklamayı yapıp o konuşmayı engellemek güzel değil miydi? Hem o dışarıda yakalandı hem de Meral Akşener'in o şovunu seyretmek zorunda kaldık. Artık Türkiye'de yargının açıkça gündeme göre pozisyon aldığını bilmeyen yok.</p>

<p><strong>Yargı iktidarın elinde bir silaha dönüştü</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İktidarın özellikle bir kanadının elinde bir siyasi araca dönüşmüş durumda.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kesinlikle. Hakimler, avukatlar, savcılar, herkes ilk önce bir yukarıya bakıyor. Hava nasıl? Eğer iktidar için hava bulutluysa, o bulutları dağıtacak bir olay patlatıyorlar. İktidar için hava güneşliyse tamam diyorlar, gerek yok. Arada bir öyle işte o Narincinki gibi bir patlama olursa da zamana yayılıyor. Ve şu anda birden gündemden kalktı. Ama o gündemden kalkana kadar gündemin altında neler kaldı artık onu zamanla göreceğiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Bu SGK'sından tut, ki bence Sinan Ateş davasının bir selam verişi olacak. bir yerlerden bir yerlere selam gidecek. Ona göre oradan karar çıkacak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Yani bir tehdit olarak masada&nbsp;ama başka şeyler de var zaten ama işte 30'u Pazartesi oluyor bu arada. Aynı gün bile olabilir. Ama artık eli kulağında. Zaten siyasetin, özellikle CHP'nin içine müdahale etmenin önemli bir aracı haline gelmiş durumda. Çünkü ne deniyor? Siyasi yasağı demek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın görevini bırakması.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii Pazartesi bu karar açıklansa ya da ne bileyim birkaç gün içinde açıklansa hemen ardından bu olmayacak bunun bile Yargıtay&nbsp;yaşaması var. Ne kadar hızlı, ne kadar hızlı olur. Ama günün sonunda bir demoklesin kılıcı sallanmaya başlayacak. Erdoğan'ın burada muradı ne olabilir?</p>

<p><strong>Amaç tüm araştırmalarda birinci parti konumunu koruyan CHP’yi karıştırmak </strong></p>

<p>Şu anda bütün araştırmalarda birinci parti pozisyonunu pekiştiren Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içinde karışıklığını kışkırtmak, işte İmamoğlu-Mansur Yavaş ayrışması, tüzük kurultayında da iyice netleşmiş durumda. Mansur Yavaş da sahaya çıktı&nbsp;ve aday olduğu belli. Milliyetçi bir Cumhurbaşkanı&nbsp;stratejisine bağlı olarak bütün bu tayfanın, bu cephenin, Ümit Özdağ’ından Sinan Oğan'ına kadar hatta yani CHP dışından da bahsediyorum, gönüllerinden geçen en güçlü aday Mansur Yavaş. Mansur Yavaş'ın buradaki pozisyonu ayrı, bunu göreceğiz. Ama bu bir güçlü seçenek. Bu tarafta İmamoğlu, bir diğer güçlü seçenek. İkisi arasında da yer yer gerilime dönüşen bir ayrışma var. Dolayısıyla Mansur da artık sahaya çıktı.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Ekrem&nbsp;zaten sahada. Belediyeler Birliği Başkanı olmasıyla birlikte bunun meşru bir zeminini de yakaladı. O sıfatla istediği belediye, istediği kenti ziyaret edebiliyor, projelerle gidebiliyor. Yasak meselesine karşı net ve sert bir tavrı var. En son Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir toplantısı yapıldı İstanbul'da, yol haritası üzerine konuşuldu. Birtakım kararlar alınmış, bunlar ilgili kurumların, muhatapların önüne gitmiş gelmiş, mutlaka birtakım düzeltmelerle birlikte elbette İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun da </font>Özgür Özer'le birlikte son kararı vereceği bir çerçevede bir yol haritası netleşmiş olacak. Ve CHP bu siyasi yasak, olası yasağı siyasette çok net bir müdahale, en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından birini sahne dışına itme hamlesi olarak demokrasiye dönük bir darbe olarak ele alacağını ve sert bir şekilde çok yönlü karşılık vereceğini ilan etti.&nbsp;En son dün Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'ı izlediğimde <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem İmamoğlu kendisi aday olmaktan vazgeçse bile bu mesele İmamoğlu'nun adaylığından çok daha fazlasıdır ve buna uygun davranacağız<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;dedi. Belli ki Kılıçdaroğlu'nun da desteği var İmamoğlu'na, onu da biraz konuşuruz. CHP&nbsp;tarafından Canan Kaftancıoğlu meselesinde içeriden de yer yer&nbsp;destek alan diyebileceğimiz ya da en azından destek görmeyen diyebileceğimiz o siyasi yasak&nbsp;sürecinden çok daha farklı bir şekilde karşılık verileceğini düşünmemiz için epey bir sebep var. Dolayısıyla yeni Ankara yürüyüşleri işte nöbetler çok yönlü eylemler,&nbsp;Günaydın şunu da söyledi <font face="Arial Regular">“B</font>iz bu tip davaları uluslararası&nbsp;arenaya taşımazdık. Ama bu artık uluslararası hukukun da konusudur<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyerek belli ki böyle bir siyasi yasak koşullarında Türkiye<font face="Arial Regular">’de</font>&nbsp;iktidarı çok yoğun şekilde&nbsp;sıkıştırmaya dönük bir uluslararası kampanyada sürdürülecek. Erken seçim tartışmalarının çok daha hızla gündeme geleceği kesin. İmamoğlu<font face="Arial Regular">’nun </font>da CHP'nin içine dönük daha sert müdahalelerde bulunacağını düşünmek için sebep var bence.</p>

<p><strong>İmamoğlu’na siyasi yasak Mansur Yavaş’ın önünü açmaz </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla demin&nbsp;de söyledim Ekrem&nbsp;İmamoğlu bu havayı sağladı. Mansur Yavaş da evet koydu tavrını fakat o da farkında. Onun için mümkün olduğu kadar tartışmadan uzak kalıyor. Bu sefer de kimse zannetmesin ki Mansur Yavaş'ın önü devlet tarafından açılacak. Şunu da sakın unutma. Bir yandan da bir damga yemesi söz konusu. <font face="Arial Regular">“</font>Ekrem'i aldılar Mansur kazansın diye<font face="Arial Regular">”</font>. Şimdi baştan beri söylüyorum.&nbsp;Bir kere daha tekrar edeyim. Üstelik senin bir cümden üstüne. Bütün araştırmalar gösteriyor ki, dedin. Bir tanesi hariç: Metropol! Her zamanki gibi, geçen seçimdeki gibi <font face="Arial Regular">‘</font>kazanacak aday<font face="Arial Regular">’</font>&nbsp;kolpasıyla hala itiraz ediyor. Hiçbirisinde yanılma paylarının içerisinde bile kalmıyor fark. Ama metropol açık açık söyledi. Dedi ki, <font face="Arial Regular">“B</font>ize sormuyorlar ne olduğunu<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;ama metropol de CHP, AKP'nin gerisindeymiş. Şimdi belli ki yakında eğer yasak gelirse bunun üstüne CHP'yi tekrar, sen söylemiyorsun bunu, ben de bağımsız bir yorumcu abi olarak söylüyorum, bunun dokuz8’le ilgisi yok. Metropol ve Medyascope'un buna çok hazırlık yaptığından görüyorum. Üstüne Abdülkadir Selvi'nin saçma sapan Ekrem İmamoğlu iddialarıyla, yok işte diplomasi düştü de buydu&nbsp;famar da sen neyi anlatıyorsun kardeşim? Ama belli ki Abdülkadir Selvi'yi biliyorsun, yani Ahmet Akan'a örnek olacak kadar yukarının sesidir. Belli ki bir hazırlık var.&nbsp;Buradan davadan ne sonuç çıkarsa çıksın, evet bunu tekrar dava uzacaktır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecektir, Anayasa Mahkemesi şu bu, Anayasa Mahkemesi yok be böyle saçma sapan dava olur mu dese de, bildiğin gibi MHP'nin elindeki Yargıtayın bu konuda direnme hakkı var. Maşallah. Yani anayasa yapalım deyip eski anayasanın hiçbir şey, yani mevcut anayasanın hiçbir kuralına uymayan parti olarak bunun&nbsp;da&nbsp;anlayışla karşılayabiliriz. Ama başta bir şey söylemiştim hatırlıyorsan. Çok da yazdım bunu. Özgür Özel'den tek ricam vardı. Lütfen ama lütfen ikinci defa bu anket meselelerini karıştırma. ben anketle aday seçeceğim deme. Bugün o kendi yaptığı hatasının bedelini ödüyor. Yani CHP kendisinden bağımsız, parti içerisinde iki belediye başkanı Cumhurbaşkanı adaylığı için mücadele edebilir. Hiçbir sakıncası yok genel başkanı izin verdikten sonra. Ki bu işin doğalı genel başkanın Cumhurbaşkanı aday olmasıdır. Ama tamam, bunu aştı diyelim CHP, ya <font face="Arial Regular">“</font>biz Kemal Bey gibi olmayacağız<font face="Arial Regular">”, k</font>i bugünlerde çok ihtiyaç duyuyorlar Kemal Bey'e. Tamam, CHP genel başkan olmak yeterli, ben ikisinden birisi...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Anket saçmalığını partinin içine sokma diye yalvardık</strong><br />
<br />
Bunu anketlerle yapmaması için ben ve benim gibi birkaç kişi daha çok yalvardık. Bu saçmalığı CHP'nin içine sokma. Bu saçma sapan fikri, akıl almaz,&nbsp;ne demokrasiyi. ne siyasi parti düzenine, ne particiliğe yakışmayan bu budalalığa bulaşma dedik:&nbsp;<font face="Arial Regular">“</font>Anketlerle cumhurbaşkanı<font face="Arial Regular">”</font>.</p>

<p>Yani hangisi olursa olsun ki benim biliyorsun şahsi takibimdedir metropol. Metropolun 2.500-3.000 kişiye, tut ki 5.000 kişiye sorduğu soruyla bir ülkenin &nbsp;Cumhurbaşkanı adaylığı belirlenmez.&nbsp;Bunun partisi var, gücü var, ilişkileri var. Şimdi dönelim başa. Demin dediğin gibi, bu işin ama beraat, ama devam, ama suçlama yoluyla gitse de, bu işin CHP'nin içini karıştırmak için ve gündemi örtmek için kullanmaya çalışacakları çok açık. Bu belli oluyor. Onların ağır top yazarlarının daha şimdiden zemin almasından, Sinan&nbsp;Ateş davasını bastırmaktan, Narinciğin&nbsp;katlini bastırmaktan, Polis hanım kızın öldürülmesini bastırmakta ideal bir yorgan olarak kullanılacağı belli. Ne yazık ki tarafların, hepsinin, ilk önce isyan ettiği, küçümsediği ama zamanla, ya galiba bize bir abilik yapması gerekecek dediği Kemal Kılıçdaroğlu'nda günleri geliyor. Ve çok üzülüyorum.&nbsp;Çünkü çok küfreden oldu, çok ağır konuşanlar oldu. Cem Toker gibilerdi. Uğur Dündar'lar, Fatih Altaylılar, Fatih Portakal'lar. Çok ağır konuşanlar oldu. Hem sağdan, hem soldan, hem muhalefetten, hem iktidardan. Ama insanlar görüyor ki CHP gibi bir devi öyle silkelemek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu da geçmek gerekecek. Ve bal gibi, buz gibi dimdik de&nbsp;adam ayakta. Ve CHP'nin evet ona ihtiyacı var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>İmamoğlu da özellikle oraya (Kılıçdaroğlu) yönelmiş durumda.</p>

<p><strong>CHP kontrolü zor bir vahşi attır ve bunun için Kılıçdaroğlu’na ihtiyaçları var </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Mecburlardı. Bak&nbsp;o çok laf ettikleri Kılıçdaroğlu o partiye hakimiyeti son 4-5 senedir. Yani bu kadar laf ediyorlar, hiç kimse o yılların ilk başlarını hatırlamıyor. Yani Deniz&nbsp;Baykal dönemi, Deniz&nbsp;Baykal kalıntılarının, o Sevigenlerin şunların bunların, o partiye neler çektirdiklerini, o partiye bugün hakaret edenlerin, ya her kafadan bir ses çıkıyor dediği partinin kontrol altına alınmasını, Dersim olaylarındaki o Altan Öymen’e karşı tavrıyla parti disiplinin altına alınmasını kimse hatırlamıyor. Ve adama çok ağır hakaretler ettiler. Bugün görüyorlar ki CHP'ye hani Cihan vardı, Erdoğan üstünden atan at. Yani onun bin beteri bir Mustang, &nbsp;vahşi bir attır CHP. Ona hemen, <font face="Arial Regular">“</font>ben çok yüksek oy aldım, ben Ankara'yı, ben İstanbul'u kazandım, ben Kongre'yi kazandım<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyen adamlar, öyle hemen o atı zapturap altına alamaz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Çok ciddi bir itibar kaybına&nbsp;uğruyor Özgür Özel. Arka arka hatalar da yapıyor. New York’ta Türkevi önündeki o açıklama, Kılıçdaroğlu'nun&nbsp;oraya gittiğinde nasıl açıklamalar yaptığını hatırlayalım. Üstelik de bir iddianame açıklandı, onu da biraz konuşalım. 56-57&nbsp;sayfa galiba. New York Belediye Başkanı'na yönelik. Eric&nbsp;Adams. Ve baştan sona Türkiye odaklı.&nbsp;Ve belli ki bunun arkası da var. Yani bu bir Reza Zarrab davası gibi belki de Türkiye'yi sıkıştırmaya yönelik bir sürece dönüşebilir. Amerikan seçimleri Kasım ayında. Onlardan da bağımsız olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hayır, kesinlikle.</p>

<p><strong>Özgür Özel’in New York’ta yaptığı açıklama neden yanlış?</strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama orada bir şey olgunlaşıyor. Yani sen gidiyorsun, çıkıyorsun. Çok net bir rüşvet iddiası var. Türkiye'ye sanki karşı yapılan bir hamleymiş gibi. İşte rüşvet verilmez edilmez. Yani nasıl verilmez??!&nbsp;Orada bunu söylüyorsan, Türkiye'ye gelip sonra&nbsp;ne anlatacaksın? Yani rüşvetle bütün bir siyasal sistemin rüşvet, liyakatsızlık, saçma sapan atamalar, hukukun rafa kaldırılması. Rüşvet dendiğinde akla ilk gelen mekanizmalardan bir tanesi yargı sistemi olmuşken ve senin olası Cumhurbaşkanı adayın&nbsp;senin hukuk dışı olarak nitelendirdiğin olası kararla belki de adaylık dışına atılması hazırlığı yapılırken rüşvet olmaz mı olmaz mı gibi bu laflar düşünülmemiş.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>:Özgür Özel ilgilendiren bir şey yoktu ki</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Gökhan Günaydın biraz düzeltmiş sonradan yaklaştığın olayla. <font face="Arial Regular">“İd</font>dianameyi okudum&nbsp;ve ciddiye alınacak şeyler var<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;falan demiş ama.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Özgür Özel şunu diyebilirdi. <font face="Arial Regular">“</font>Kardeşim ben bu bir dava, davayı takip edeceğiz. Türkiye'de bu işte suçlanacak insanlar varsa yanlış yapmıştır.<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;Bitti&nbsp;gitti. Şunu diyebilir miyim?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Şunu diyebilirsin “Türkiye'nin bu şekilde tartıştırılması&nbsp;büyük bir hatadır, bir de ayıptır. Ayıptır yani.<font face="Arial Regular">”</font><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Hani sen niye taraf oluyorsun?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Büyük bir hata ve mevzuyu temize çekme konusunda bir koz vermiş durumda. Arka arkaya böyle benzer hatalar da vardır. Biz normalleşme denilen süreli destekliyorduk ikimiz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Konuşuyorduk. Çok, çok istedik.</p>

<p><strong><font face="Arial Regular">“BDDK düğünü”ünde </font></strong><strong>Bankaların genel müdürlerini tesbih tanesi gibi karşısında dizen MHP yeni bir güç gösterisi yaptı </strong><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Gecikmiş bir süreç aslında. Çünkü siyasetin normalleşmesi günün sonunda AK Parti'ye yaramıyor, MHP'ye yaramıyor. Bunu bildikleri için özellikle MHP tarafı buna engel oldu. Arka arkaya adımlar attı. Arka arkaya sembolik göndermelerde bulundu. Sinan&nbsp;Ateş davası bunun kritik eşiklerinden birisi. Şimdi, “BDDK düğünü<font face="Arial Regular">”</font>&nbsp;diyorum ona ben, BDDK Başkan Yardımcısı, Mustafa Aydın'ın düğünü, banka genel müdürlerinin tespih tanesi gibi oraya dizilip her birinin takı takması.&nbsp;Şimdi bu&nbsp;iş&nbsp;siyasi etik açısından insanları çileden çıkardı. Yani böyle bir şey çağdaş&nbsp;bir ülkede düşünemezsin. Herhangi bir maliye memuru bile kendi düğününe denetlemekle hükümlü olduğu herhangi bir kurumun dış halkasından birini bile çağırırken, kırk defa düşünürken, şimdi bunu bu kadar yüksek perdeden yapmak, işte&nbsp;Celal Adan&nbsp;kürsüde Bahçeli'nin mesajını veriyor. Gelin hanım Süleyman Soylu'nun yakını. Damat doğrudan doğruya belli ki MHP kontenjanından BDDK'ya atanmış durumda. Tam bir gövde gösterisi yaptı. Başka bir boyutu var.<br />
<br />
Hep şöyle konuşulur değil mi? Bir görev dağılımı var iktidarda. Güvenlik bürokrasisi, polis, asker, MHP'de. Mali, ekonomi, sistem büyük ölçüde AKP'de. Hatta bir ara işte Berat'ta&nbsp;şunda,&nbsp;bunda falan gibi şeyler söyleniyordu. Hatta Mehmet Şimşek'e dönük eleştiriler de var MHP cephesinde. Ama Erdoğan'ın (Şimşek’e) desteği söz konusu. İşte Mehmet Şimşek MHP geriliminden de bahsedilirdi. Ama şu ön kabul hep vardı: Ekonomiye AKP, Mehmet Şimşek hakim. MHP çok bulaşmaz. Aslında bu nasıl bir gövde gösterisi oldu biliyor musun? Şunu demiş oldu MHP: “Ben Türkiye'nin en büyük bankaların genel müdürlerini&nbsp;tesbih tanesi gibi karşımda dizerim. Yani ekonomi de benden sorulur!”</p>

<p>Bu sermayeye de bir mesaj, Türkiye siyasetine de bir mesaj, topluma da bir mesaj. Meselenin o liyakat, rüşvet, yolsuzluk&nbsp;boyutu, olur mu öyle şey...tam elbette meselenin önemli bir boyutu ama bunu yapanlar, bunun sonuçlarını düşüneceklerdir. &nbsp;Buna rağmen özellikle düğüne gelmeleri için davet edildiğini biliyoruz.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Gelmeyebilirlerdi. Bu iş başka türlü halledilirdi. Bu kadar büyütülmeyebilirdi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ama ne oldu? <font face="Arial Regular">“</font>Geleceksiniz<font face="Arial Regular">” denildi</font>, kameraya da alındı, servis edildi. Bunun özel harekattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısının Bahçeli'nin elini öpmesi,</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Emniyet için bir tik atıldı.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Yine genel okumadan farklı olarak biz ne diyoruz? Teğmenler meselesi de MHP'nin güç gösterisiydi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Evet kesinlikle güç gösterisiydi.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: </strong>Şimdi BDDK meselesi.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: “Artık senin sahana da giriyorum.<font face="Arial Regular">” dedi. </font><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Evet, “O&nbsp;alanda da ben o kadar güçlüyüm ki<font face="Arial Regular">” </font>mesajı verilmiş oldu.</p>

<p>Şimdi bu kısmı çok tartışılmadı. Bir tek burada biz konuşuyoruz. Dolayısıyla aslında pozisyonunu pekiştiren bir MHP var gibi ya da en azından pozisyonu yeniden ve yeniden ilan eden bir MHP var gibi gözüküyor. Evet, Sinan Ateş davası yine önemli. Ama Eylül de bitiyor artık, Ekim ayı, üniversiteler de açılıyor falan derken ekonomi, inanılmaz bir yoksulluk söz konusu. İşçi eylemleri, halk eylemleri artmış durumda, artmaya devam ediyor.&nbsp;Orada ciddi gelişmeler beklemek mümkün. Dolayısıyla çok daha hızlanacağını düşünüyorum ben.</p>

<p><strong>Teğmenler krizi de MHP’nin bir güç gösterisiydi </strong><br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Valla şöyle söyleyeyim. Hani dedin ya, ben çok ısrarlıydım bu <font face="Arial Regular">“</font>Mustafa Kemal'in askerleriyiz”&nbsp;çıkışının&nbsp;MHP'nin bir gövde gösterisi olduğunda. Şimdi&nbsp;sen de çok iyi yakaladın. Şu kadar örnek vereyim. Bu programı seyredenler arasında bankacılar var. Özellikle banka&nbsp;üst düzey yöneticiliğinden emekli olanlar var. Bakın, BDDK hiçbir şeydir normalde. Banka genel müdürlerinin telefonda konuşurken bile düğmelerini ilikledikleri adam Merkez Bankası Başkanı'dır.&nbsp;Ve belli ki Merkez Bankası Başkanı'nın korkusuna rağmen O banka genel müdürleri oraya gitmiş. Bak, insanlara çok açık ve net söylüyorum. Benim çok yakın arkadaşlarım. Şu anda beni Twitter'da da takip edenler var. Eski banka genel müdürleri, genel müdür yardımcıları. Bankanın genel müdürünü yerinden hoplatacak tek adam Merkez Bankası Başkanı'dır. Başka hiç kimseden korkmazlar. Öyle BDDK'ydı, işte Maliye Müfettişi'ydi, Hazine Müsteşarı'ydı, şu, bunlar hikaye.&nbsp;Ama düşünün ki birisi bunları o kadar korkutmuş ki, Merkez Bankası Başkanı'na ve Mehmet Şimşek'e rağmen oraya gitmişler. Gitmezler kardeşim. Bir bankanın genel müdürü daha yukarıdan izin alıyor Merkez Bankası Başkanı'na. BDDK var mı? Var. Ama hadi delikanlıca konuşalım. Bu işin raconunu Merkez Bankası keser, bu mesleğin raconunu. Bankacılık dedin mi, tepedeki banka Merkez Bankası Başkanı.&nbsp;Buna rağmen o düğüne gidildiyse, o rezil görüntüler verildiyse, bu banka genel müdürlerinin kulağını kim çektiğini Mehmet Şimşek de bilir. Merkez Bankası Başkanı da bilir. Onun için o yakaladığın nokta çok önemli. Kimse buna dikkat çekmiyor. Herkes olayın rezaletiyle ilgileniyor. Ama MHP'li bir başkan ve BDDK başkan yardımcısının bu düğünü düzenlemesi, üstelik bu adamları çağırması ve o bununla kıl aldırmayan, merkez bankası başkanından başkasına hesap vermem diyen genel müdürlerin oraya gitmesi MHP'nin çok açık ve net gövde gösterisi.</p>

<p><strong>MHP her cephede mesaj vermeye devam ediyor: Özel Harekata el öptürme, 17-25 Aralık göndermesi, teğmenler krizi ve son olarak da BDDK düğünü...</strong></p>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Aynen öyle, şeyi de hatırlatalım, atlamıştım onu.&nbsp;17-25 Aralık saatinin Ali Koç'un&nbsp;Bahçeli’yi&nbsp;ziyareti esnasında özellikle oraya konması.<br />
Yani özellikle özel harekat ziyaretinde el öpme, 17-25 Aralık mesajı, teğmenlerin çıkışı&nbsp;ve BDDK düğünü. MHP her cephede aslında pozisyonunu ilan ediyor ve adım üstüne adım atıyor. Buna bir yanıt gelecek. Mesela Mehmet Şimşek, hani geçen biri sordu, kendi geldiği ülkede böyle bir şey düşünülebilir mi acaba?<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Şaka mı yapıyorsun ya?!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Ertesi gün ne o banka genel müdürleri, ne BDDK...baştan ayağa ekonomi bakanı istifa etmek zorunda kalırdı. Hükümet istifa etmek zorunda kalırdı&nbsp;belki de.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Herhangi bir bağımsız banka sisteminde o banka müdürleri BDDK başkanıyla da başkan yardımcısıyla da baş başa yemek yiyemez. Adamı istifa ettirirler. Çok açık konuşuyorum. Diğer konularda fazla bilmiyorum. Ben bunları banka genel müdürlüğü yapmış arkadaşlarımdan öğreniyorum. Yani Hasan Soy'dan var mesela. Twitter'da da takipleşiriz. O gizli kalmış, banka genel müdürlüğü yapmış bir adamdır.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: O anlatsın size. Yani benim de dikkatimi çekmemişti. Yalan yok sen söyleyene kadar. Sen diyene kadar ki abi ya bu nasıl bir iş?!&nbsp;Evet büyük rezalet ama rezaletten öteye bir parlak bir bıçak havada uçup gelen ve bütün Mehmet Şimşek'in prestijine de Merkez Bankası'nın prestijine de saplanmış bir bıçak.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Daha konuşacağız önümüzdeki haftada. Bu siyasette MHP bir yere gidemezsin diyor özünde. Normalleşmenin de sınırı var.</p>

<p><strong>Selim Akmen</strong>: Nereye gidiyorsun diyor.</p>

<p><strong>Gelecek Partisi ve DEVA Partisi arasında başlayan birleşme süreci neyin hazırlığı? </strong></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Bu tarafta da bir takım hazırlıklar&nbsp;var. Mesela bir başka okumada, Gelecek Partisi ve DEVA birleşme hazırlığı, meclis gruplarını birleştirelim denmiş, parti birleşmesi ihtimal olarak konuşuluyor, kolay değil ama bunu hızlandırmış gibi gözüküyorlar.Gelecek Partisi, Davutoğlu, Erdoğan görüşmesi. MHP'de eğer bir kopuş olduğu zaman burayla onu takviye etmek yönünde bir çaba, bir hazırlık var gibi gözüküyor. Ki buna mesela CHP'de itiraz etmez yüksek ihtimalle.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanlar da bunu hatırlasın.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Tabii. Orada bir aktör olarak, bir pozisyon tutan bir aktör olarak aslında siyasetin çeşitlenmesine katkıda bulunmuştu o süreç. Onları konuşacağız. Yeniden Refah tekrar bir çıkış yaptı:&nbsp;Erbakan <font face="Arial Regular">“</font>Erken Seçim<font face="Arial Regular">” dedi</font>. Belli ki Erken Seçim çok daha fazla dillendirilecek. Araştırmalarda da artık %50'nin üstüne çıkmış toplumun Erken Seçim talebi ki bu önemli bir eşik.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Daha patlamadı yoksulluk buna rağmen.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: </strong>Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu'nun olası yasağından Yeniden Refah'ın erken seçim talebine, yoksulluğun daha da derinleşmesi ve patlamasına kadar Sinan&nbsp;Ateş davası, benzeri davalardaki gelişmeler. Elbette Lübnan'a dönük artık İsrail'in kara harekatının başlayacak olması. İçeride dışarıda bayağı çalkantılı bir dönem bizi bekliyor ve biz de bol bol bunları konuşacağız. Bugünlük bu kadar diyelim.<br />
<br />
<strong>Selim Akmen</strong>: Ekim'den itibaren daha sık ve daha düzenli görüşeceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;Aynen öyle. Ekim ayının ilk haftasında yine burada birlikte olacağız. Ve yayın dönemimiz de daha aktif bir şekilde başlayacak dokuz8. Dolayısıyla çok yönlü olarak yazılarla, programlarla, gündem özel programlarıyla, alt başlıklarına ayrı ayrı genel çerçeveyi, gündem siyaset ve benzeri programlarda ele almaya devam edeceğiz. Bir sonraki hafta tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM SİYASET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/imamogluna-olasi-siyaset-yasagi-sonuclari-ve-mhpnin-bddk-dugunuyle-verdigi-mesajin-anlami</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Sep 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/gundem-siyaset-imamogluna-yasak-hazirligi-ve-olasi-sonuclari.png" type="image/jpeg" length="68210"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Tüzük Taslağı paylaşıldı: Önemli değişiklikleri var]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzük değişikliği süreci tamamlandı. Nisan ayından bu yana süren çalışmalar sonucunda Tüzük Hazırlık Komisyonu, taslağı oy birliğiyle kabul etti.&nbsp;CHP Tüzük Kurultayı’na sunulan nihai tüzük taslağı paylaşıldı. Kurultayın basına kapalı bölümünde ele alınacak olan Tüzük taslağının seçim ve aday belirleme usüllerine ilişkin maddelerinin tartışılması ve kurultayın bu bölümünün gece geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="5-33" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/5-33.png" / width="1388" height="2000"><img alt="6-32" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/6-32.png" / width="1388" height="2000"><img alt="7-27" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/7-27.png" / width="1388" height="2000"><img alt="8-29" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/8-29.png" / width="1388" height="2000"><img alt="9-22" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/9-22.png" / width="1388" height="2000"><img alt="10-24" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/10-24.png" / width="1388" height="2000"><img alt="11-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/11-21.png" / width="1388" height="2000"><img alt="13-14" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/13-14.png" / width="1388" height="2000"><img alt="12-19" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/12-19.png" / width="1388" height="2000"><img alt="14-16" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/14-16.png" / width="1388" height="2000"><img alt="15-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/15-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="17-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/17-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="16-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/16-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="18-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/18-10.png" / width="1388" height="2000"><img alt="19-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/19-12.png" / width="1388" height="2000"><img alt="20-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/20-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="22-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/22-5.png" / width="1388" height="2000"><img alt="21-9" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/21-9.png" / width="1388" height="2000"><img alt="23-6" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/23-6.png" / width="1388" height="2000"><img alt="26-2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/26-2.png" / width="1388" height="2000"><img alt="27-3" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/27-3.png" / width="1388" height="2000"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-tuzuk-taslagi-paylasildi-onemli-degisiklikleri-var</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/chp-tuzuk.png" type="image/jpeg" length="80114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliler Meclisi kuruldu, talepleri neler?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programında Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin değerli yayın serilerinden "Emek Dünyası"nın yeni bölümü yeniden yayına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sunduğu Emek Dünyası programın bu bölümünde, Emekliler Meclisi Kurucularından Hasan Kaşkır ile emeğin, emeklilerin geleceğini, Emek Meclisi'nin çalışmaları ve talepleri konuşuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/emekliler-meclisi-kuruldu-talepleri-neler</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/09/emek-dunyasi-1.png" type="image/jpeg" length="76205"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası: Eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa peşini bırakmayacağız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8TV'nin Gündem Özel programının bu kez konuğu Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Avrupa Bölge Temsilcisi Damla Topuz oluyor. 26 Mayıs itibariyle başlattıkları ve 16 Temmuz'da sonlandırılan "eğitim nöbeti" merkezinde öğretmenlerin ve öğretmenliğin sorunlarına, çözüm yollarına ve mücadele alanlarında tüm yaşananlara dikkat çektiğimiz programın moderasyonunda İletişimci/Gazeteci Nurcan Seven yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MODERATÖR: NURCAN SEVEN | KONUK: DAMLA TOPUZ<br />
<br />
Uzun soluklu bir mücadeleden bahsediyoruz öncelikle. Tüm ayrıntılarını da sizden dinlemek istiyoruz. Özel sektör öğretmenleri, genel olarak öğretmenlik ve birçok meslek aslında, Türkiye’de uzun yıllardır sorunlarla cebelleşiyor ve bir mücadele hattı oluşturuyor. Aynı zamanda siz de 3 ay önce Mayıs ayında bir "eğitim nöbeti" başlattınız. Hem öncesini hem de eğitim nöbetini sizden dinlemek istiyoruz. Neler yaşadınız?</strong></p>

<p><em>Özel sektör zaten doğası gereği sorunlu bir yer. Neden? Çünkü sermaye daha fazla kâr edebilme odaklı çalışır. Dolayısıyla uzun mesailerle çalıştığımız ama her geçen gün ücretlerimizin daha düşük olduğu bir durum var. Diğer özel sektör çalışanlarından farklı olarak bizim de kendimize özgü gündemlerimiz var. Örneğin, eğitim dönemi Eylül’de başlar ve Haziran’da biter. Normalde sözleşmelerimiz bir yıllık olsa da, patronlar yaz aylarında maaş ödemek istemedikleri için bizi Eylül’de işe alıp Haziran’da istifaya zorlarlar. Birçok arkadaşımız bunu imzalamak zorunda kalıyor çünkü iş bulmama tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.</em></p>

<p><em>Mobbing karşısında da istifa dilekçesini imzalamak zorunda kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, sigorta ödenmiyor ve gelecek yıl iş bulup bulamayacağımız kaygısıyla geçiyor. Meslek hayatlarımız her yıl yeni bir iş aramakla geçiyor ve bu durum, çalıştığımız kurumlarda sesimizi çıkarabildiğimiz, hakkımızı arayabildiğimiz bir yerde olmamamıza neden oluyor. Özelleştirme çok fazla arttı. Eğitim sektöründe birçok kurum var ve vergi kaçakçılığı çok yaygın. Sigortasız veya asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmak gibi yasal olmayan uygulamalar yapılıyor.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Öğretmenlik mesleği çok kamusal bir alan ve hayatın her alanına etki eden bir alan. Bu yüzden en bilimsel yaklaşılması gereken alanlardan biri. Türkiye genelinde öğretmenlik mesleği saygın bir meslek olarak görülmekte ama öğretmenler yaşam mücadelesi vermekte zorlanıyor. Eğitim nöbetlerinin ardından toplumsal olarak nasıl bir karşılık aldınız ve yetkililerle görüşmeleriniz nasıl geçti?</strong></p>

<p><em>Taban maaş temel sorunumuz. 90’lı yıllarda özelleştirme yeni başladığında, özelde çalışan öğretmen kamudaki denktaşından daha az ücret alamazdı. Ancak 2014 yılında bu yasa kaldırıldı ve maaşlarımız iş kanununa göre belirlenmeye başladı. Bu da demek oluyor ki, öğretmenler asgari ücrete çalıştırılabiliyor. Biz, 2014 yılında kaldırılan hakkımızı istiyoruz. Öğretmenler olarak kamudaki meslektaşlarımızdan daha fazla çalışıyoruz ama daha az ücret alıyoruz. Bu eşitsizliğin giderilmesini istiyoruz.</em></p>

<p><em>Biz, muhatabımız olarak bakanlık ve meclisi görüyoruz. Defalarca Ankara’ya gittik ve taleplerimizi ilettik. Bakanlıkla görüştüğümüzde bize bir düzenleme yapılacağı sözü verildi ama bu söz tutulmadı. 26 Mayıs’ta Ankara’ya doğru yola çıktık ve meclise yürüdük. Yine polis barikatıyla karşılaştık ama barikatı aşarak meclis parkına geldik. Asıl muhatabımız meclis olduğu için burada nöbet tutmaya başladık. 40. günümüzde Eğitim-Sen, Eğitim-İş gibi sendikalar da nöbete katıldı.</em></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları da bu süreçte gündeme geldi. Bu konudan da bahseder misiniz?</strong></p>

<p><em>Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda taban maaşın da yer almasını talep ettik. Ancak kanunda var olan maddeler, öğretmenleri güvencesizliğe sürükleyen maddeler. Örneğin, öğretmenlik akademisi açılacak ve öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılacak. Biz sendika olarak bu kanunun karşısındayız. Diğer sendikaların da bizimle beraber direnmesi, ÖMK’nin ertelenmesine neden oldu.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Görüşmeleriniz nasıl geçti ve bundan sonrasında ne yapmayı planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<em>Görüşmelerimizde olumlu beyanlar aldık ama bu sözler yazılı değil, sözel beyanlardı. Biz bu söze güvenmek istiyoruz. Bu yüzden eylemlerimiz şimdilik bitti ama taleplerimiz karşılanmazsa talebimizin peşini bırakmayacağımızı buradan söylemiş olalaım.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Çok teşekkür ederiz katılımınız için. Son olarak, üniversite tercih süreci de yeni bitti. Buradan öğrencilere ve öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p><em>Öğrencilere, her ne konuda olursa olsun haklarınızın peşini bırakmayın, mücadele edin, derim. Öğretmenlik mesleğini hedefleyen gençlere de haklarını savunmalarını ve mücadele etmelerini tavsiye ediyorum.</em></p>

<p></p>

<p><strong>Biz de mücadelemizi yakından takip etmeye devam edeceğiz, başarılar dileriz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM ÖZEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/video/ozel-sektor-ogretmenlerinin-taban-maas-sorunu-53-gun-suren-egitim-nobeti</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/dokuz8-tv-kapaklar-youtube-kapak-20.png" type="image/jpeg" length="72078"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAK Araştırma'dan il il yerel seçimler tahminleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MAK Araştırma yerel seçimlere ilişkin bazı kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seçime sayılı günler kala MAK Araştırma belirli kentlerde yaptığı anketlerin sonuçlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte anket sonuçları...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/mak-arastirmadan-il-il-yerel-secimler-tahminleri</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 23:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/secim-sandik-aa-1788937-1.jpg" type="image/jpeg" length="27769"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUİK rakamlarına göre: İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte ilk 20 il]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in yayınlamış olduğu son nüfus verilerine göre İstanbul’da 15 milyon 56 bin 806 kişi ikamet ediyor. Bunlardan sadece 2 milyon 152 bin 878 kişi İstanbul nüfusuna kayıtlı. Geri kalan kısım ise başka kentlerin nüfusuna kayıtlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre&nbsp;15 milyon&nbsp;56 bin 806 kişi ile Türkiye nüfusunun yüzde 18,34'ü İstanbul'da ikamet ediyor.</p>

<p>İstanbul kütüğüne kayıtlı olan sayısı ise 2 milyon 152 bin 878 kişi.&nbsp;</p>

<p>Yani İstanbul'da&nbsp;ikamet eden ancak kütüğü başka illerde kayıtlı olan 12 milyon 904 bin kişi bulunuyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, İstanbul'da en çok nereli var? İşte ilk 20 il...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/tuik-rakamlarina-gore-istanbulda-en-cok-nereli-yasiyor-iste-ilk-20-il</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/03/dark-blue-and-red-modern-geometric-shapes-business-facebook-cover-13.png" type="image/jpeg" length="88118"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İkinci el araç satın alırken bunlara dikkat]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci el araçlara rağbet; sıfır araç arzının azalması ve fiyatlarının yükselmesi nedeniyle günden güne artıyor. İşte ikinci el araç alımında dikkat edilmesi gereken noktalar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ikinci-el-arac-satin-alirken-bunlara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/arabayla-yola-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler-856-1652631162.jpg" type="image/jpeg" length="86286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da seçim sonucu ne olacak? "Kritik bir fark var"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'nın açıkladığı son anket sonuçları, İstanbul'da merakla beklenen ve CHP adayı İmamoğlu ile Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayı Murat Kurum arasındaki yarışın kritik bir farkla sonuçlanacağını öngörüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/istanbulda-secim-sonucu-ne-olacak-kritik-bir-fark-var</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/alf-arastirmadan-izmir-anketi.jpg" type="image/jpeg" length="60020"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP, Kurultay'ın ardından toparlanabilecek mi? İşte isim isim seçim istifaları]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2024 Yerel seçiminde aday gösterilmeyenler tepki olarak istifa ediyor, sürece yönelik eleştirisi olanlar adaylıktan çekiliyor, istifa edenler başka partilerden aday oluyor…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP yerel seçime girmeden önce yaptığı Kurultay ile Özgür Özel'i genel başkanlığa getirdi. Özel'in yönetiminin ardından birçok belediye başkanı yeniden aday gösterilmedi. Adana'da Zeydan Karalar, Mersin'de Vahap Seçer gibi birçok isim de yeniden aday gösterildi.&nbsp;</p>

<p>Özel, yapay zekayı da kullanarak adayları belirlediklerini söyledi. Özel, yönetime karşı parti içi muhalefetin 1 Nisan hesapları yaptığı öne sürüldü.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP'den hem Kurultay hem de çeşitli gerekçelerle de seçim istifaları geldi. Kesinleşen seçim listeleri de YSK'ye teslim edildi. İşte teslime kadar CHP'den istifa eden isimler:<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/chp-kurultayin-ardindan-toparlanabilecek-mi-iste-isim-isim-secim-istifalari</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Feb 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/chp-istifa.png" type="image/jpeg" length="36063"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu’nun tarihi sınavı! İşte detay detay 13 rakibi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nüfusu onlarca Avrupa ülkesinden fazla ve milyonlarca dolarlık bütçeli megakent tarihi bir seçime gidiyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, başta AKP’nin adayı Murat Kurum olmak üzere 13 kişiye karşı yarışacak. İmamoğlu’nun olası zaferi Türk siyasi tarihinde nirengi noktalarından olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CHP, 2019’da dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eski Başbakan Binali Yıldırım’ın İBB rakibi yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığı 2019’da &nbsp;tartışma yarattı. İmamoğlu, anketleri delen bir mücadele ile seçimi kazandı. İmamoğlu’nun zaferini AKP kabullenemedi. ‘Hiçbir şey olması bile bir şeyler’ oldu denilerek İBB Başkanlığı seçimi iptal edildi. İmamoğlu, ikinci seçimde Yıldırım’a 800 bin fark attı.</p>

<p>İmamoğlu, 2019’a girdiği seçimde başta İYİ Parti’nin desteğini aldı. İmamoğlu, beş yıllık döneminin ardından gireceği İBB seçimlerinde ise tek başına. Karşısında 10’dan fazla rakip ve iktidar gücüne sahip AKP’nin adayına karşı yarışacak.&nbsp;</p>

<p>Anketler, Ekrem İmamoğlu’nun lehinde gösterse de aksi örnekler de mevcut. İmamoğlu’nun her iki durumda da Murat Kurum ile arasında birer puan farkı olduğu görülüyor.&nbsp;</p>

<p>Siyaset bilimciler, gazeteciler ve birçok uzman; İmamoğlu’nun seçimi kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığının da en önemli talibi olacağını iddia ediyor. Tarihi seçimde İmamoğlu, 14 kişi 13 partiye karşı yarışacak. İşte detay detay İmamoğlu’nun rakipleri&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/foto-galeri/ekrem-imamoglunun-tarihi-sinavi-iste-detay-detay-13-rakibi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Feb 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/dokuz8-gunsonu-4.png" type="image/jpeg" length="73923"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
