<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/videohaber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 07:35:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/videohaber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[#Seçim202Türkiye’de seçim güvenliği ve “Oy ve Ötesi” deneyimi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turkiyede-secim-guvenligi-ve-oy-ve-otesi-deneyimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turkiyede-secim-guvenligi-ve-oy-ve-otesi-deneyimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oy ve Ötesi Yönetim Kurulu Başkanı Ertim Orkun, Sivil Toplum Saati programında dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin konuğu oldu.  Oy ve Ötesi'nin kuruluşunu ve misyonunu, önceki seçimlerdeki deneyimlerini, seçimlerde sivil inisiyatiflerin önemini ve 2023 seçimleri için yaptıkları hazırlıkları anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SÖYLEŞİ: GÖKHAN BİÇİCİ</strong></p>

<p>dokuz8 ekranlarında yeni yılın ilk günlerinde tekrar birlikteyiz. Malum 2023’e girdik. Türkiye'nin belki de son yüzyılının -ki aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin 100 yılından bahsediyoruz. Bu yüzyılın en önemli yıllarından birisi olacağı şimdiden belli. Türkiye'nin kader seçimi olarak da kabul edilen 2023 seçimlerini artık birkaç ay kaldı. Bu senenin ilk 6 ayında Türkiye'nin kaderi bir anlamda oylanacak.</p>

<p>Tabii seçimler denilince özellikle Türkiye'de ne yazık ki seçim güvenliği meselesi son 2-3 seçimin en önemli konu başlığı haline gelmiş durumda. Bizim de bir süreden beri başlattığımız bir seri var. Ve bu yılın ilk günlerinde seçim güvenliği dendiğinde elbette Türkiye'de akla gelen başlıca platformlardan, kurumlardan inisiyatiflerden birisi olan Oy ve Ötesi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı sayın Ertim Orkun benimle birlikte.<br />
<br />
Evet 2023’e artık girdik. Birkaç yıldan beri aslında 2023’ü bekliyorduk. Hem Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yıl esprisiyle ama hem de özellikle bu yıl yapılacak olan seçimlerin önemi nedeniyle. Artık o son dönemece girdik sayılabilir. Şimdi Oy ve Ötesi’ne elbette türkiye'de seçim güvenliği dendiğinde akla gelen başlıca oluşumlardan.</p>

<p><strong>Yine de Oy ve Ötesi’ni bize tanıtır mısın?</strong></p>

<p>Teşekkür ediyorum. Oy ve ötesi 2014 yılında kuruldu ve 2014 yılında tam bu gezi süreci sonrasında 8 arkadaş bir araya gelerek acaba biz ne yapabiliriz, nasıl bir katkıda bulunabiliriz? Sivil toplumu nasıl sürecin içerisine dahil edebiliriz? Seçimlerde nasıl katkı sağlayabiliriz? Oy ve Ötesi Derneği’ni kurmaya karar veriyorlar.</p>

<p>İlk önce İstanbul belediye seçimleriyle sadece İstanbul'da. 30.000 gönüllüye ulaşıyorlar. Daha sonrasında tüm Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimleri ile devam ediyorlar. 2014 yılında dernekleşiyoruz o günden bugüne de bütün seçimlerde sahada var olduk.</p>

<p>Oy ve ötesi ne yapıyor? Sivil gönüllüler topluyor. Bu topladığı gönüllüleri Türkiye'nin her yerindeki sandıklarda sandık müşahiti olarak atıyor, onları eğitiyor, onları seçim süreci ile ilgili gerekli şekilde bilgilendiriyor, yetiştiriyor ve sandıkta gün içerisinde süreci gözlemliyor. Daha sonrasında günün sonunda seçim sandık tutanaklarını toplayarak, çıkan tutanaklardaki sonuçlar ile YSK'nın açıkladığı sonuçları birbiriyle kıyaslayarak halkın sandıkta kullandığı oyun gerçekten YSK’nın açıkladığı sonuçlarla birebir olup olmadığını kontrol ederek farklılıkları önce siyasi partilere, ondan sonra düzeltmeler sonrasında da çıkan durumu halka rapor olarak paylaşarak görevini yapmış oluyor.<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Kendi hikayeniz açısından yani 2019’u nasıl değerlendiriyorsunuz? Neler yaşandı? Şöyle bir geçmişe baktığınızda 3-5 maddede özetlerseniz en fazla öne çıkan deneyimler tecrübeler neler oldu?</strong></p>

<p>Oy ve Ötesi’nin genel seçimlerde ulaştığı genel gönüllü sayısı, yerel seçimlere göre her zaman daha yüksek olmuştur. Yerel seçimlerdeki motivasyonla genel seçimlerdeki motivasyon her zaman birebir olmuyor. Çünkü yerelde bölgesel olarak farklı farklı aktörler, farklı farklı adaylar ve farklı konjonktür oluyor. Her bölgenin kendi iç dinamiği oluşuyor. Fakat genel seçimde tabii tüm Türkiye olarak tek bir hedefe kilitleniyoruz.<br />
Genel seçimlerde 2018’de 45 binin üzerinde gönüllümüz vardı. 45.000 gönüllüyle sandıklardaydık. 200.000 civarı sandık olduğunu düşünürsek oldukça iyi bir rakam.<br />
Her okuldaydık diyemeyiz. Çünkü Türkiye'nin kırsal kesiminde zor bölgeler var partilerin bile zor ulaştığı, hiçbir partinin olmadığı sandıklar var. Burada sadece devlet görevlileri görev yapıyor. Bu gibi bölgelerde sonuç alamadığımız, data toplayamadığımız yerler var ama %70’in üzerinde bir datayı sandıklardan topladık diyebilirim.</p>

<p><strong>Nasıl işliyor bu süreç?</strong></p>

<p>Kullandığımız bir uygulamamız var. Bu uygulama elde edilen datayı sistemimize aktarıyor. Biz gönüllülerimizin bu uygulamayla tutanağın fotoğrafını çekmesini bekliyoruz. Çektikleri fotoğraflar bizim sistemimize akıyor. Daha sonra bu sistemimizdeki datayı farklı kullanıcılara göndererek onu dijitalize etmesini bekliyoruz. O dijital dataları da alıp -bunu seçim gecesinde yapıyoruz, hızlı bir şekilde yapıyoruz- YSK’nın anlık açıkladığı hatalarla kıyaslayarak datanın güvenilirliğini doğruluğunu kontrol ediyoruz. Çıkan farklılıkları bir gece içerisinde tüm siyasi partilere bildiriyoruz.<br />
<br />
<strong>Yani %70’e yakın ulaşabildik diyorsunuz. Dolayısıyla ulaştığımız yerlerde çelişkiler söz konusu olduğunda bunları hemen raporluyoruz ve muhatap siyasi partilere ulaştırıyoruz diyorsunuz.</strong></p>

<p>Evet düzeltme için başvurma yetkisi siyasi partilerde var. Zaten burada itirazlar üzerine değiştirme yapıyor İlçe Seçim Kurulları. Seçimde sonuçlar açıklandıktan sonra bir itiraz süresi var. Bu süre içerisinde siyasi partiler ellerindeki sandık tutanakları ile yapılması gerektiğini düşündükleri değişiklikleri itirazlarını hazırlıyorlar. İlçe Seçim Kurulları’na başvuruyorlar. İlçe Seçim Kurulları bu itirazları alıp değerlendiriyor. İnsani hata 3 2 olarak yazılmış diyelim farklılık var. Bu hatalar hemen düzeltiliyor. Daha büyük problemlerde, İlçe Seçim Kurulları’nın karar veremedikleri durumlarda İl Seçim Kurulları’na gidiyor ve tabii ki süreç başka türlü işliyor. Ama ilk etapta özellikle sandıklardaki sonuçların yanlış işlenmesi sonucu oluşan hatalar, veriler hemen düzeltiliyor, ilk bir gün içerisinde düzeltilmiş oluyor.</p>

<p><strong>Peki bir oran var mı yani? Mesela %70’ine ulaşabildiğiniz sonuçlarda x sayıda bir anomali gördük ya da işte ihlal gördük ve işte şu kadar ihlalin düzeltilmesinde bir rolümüz oldu gibi bir rapor var mı? Kendi içinizde bu veriye hakim misiniz?</strong></p>

<p>Böyle bir rapor hazırlıyoruz. Hazırladığımız her seçim içerisinde, ilk anda gelen farklılıkları değerlendiriyoruz. Bunu sadece adet olarak belirtiyoruz. Raporlarımızda da yazıyoruz. Bu tamamen aslında insani hataya dayalı o gün. Oradaki tutanakları sisteme, İlçe Seçim Kurulu’na giren sandık başkanlarının o sırada yaptıkları hatalardan dolayı farklılıklar çıkabiliyor. Bu farklılıkların düzeltilmesi sonrasında oluşan data önemli. Aslında ondan sonra %100’e yakını düzeltiliyor diyebiliriz.<br />
<br />
<strong>Yani organize bir seçim yolsuzluğundan ziyade daha insan hatalar öne çıktı o zaman. Peki bir yurttaş inisiyatifi Oy ve Ötesi. Evet, dernekleşti. Dernekleşmesi muhtemelen işini kolaylaştıracak bir form olmasından da kaynaklı. Sivil inisiyatiflerin seçimlerdeki rolü ve önemi nedir? Bütün bu deneyimler ışığında baktığında nasıl değerlendiriyorsun?</strong></p>

<p>Çok önemli yeri olduğunu düşünüyorum. Oy ve Ötesi bugün Türkiye'de siyasi partileri de aktive eden, harekete geçiren önemli bir inisiyatif. Biz sandığa gönüllüler olarak, halk olarak sahip çıktık ve bunun nasıl yapılması gerektiğini aslında bir yerde partilere gösterdik ve partileri hareketlendirdik. Partiler, belirli bir noktaya kadar aslında yarı gönülsüz diyebileceğimiz kendi teşkilatları içerisindeki insanlarla bu işi yapıyorlardı ve Oy ve Ötesi ise sadece gönül vermiş ve bu işi yapmak isteyenlerle çalışıyor. Bu farklılık, bu çalışma sistematiği, bizim getirdiğimiz eğitimler, eğitim detaylılığı partilere de bir vizyon kattı ve partiler de bu işi daha verimli, daha aktif şekilde yapmayı öğrendiler. O yüzden sivil inisiyatifin her zaman seçim sistemi içerisinde var olması gerektiğine, Oy ve Ötesi gibi organizasyonların faydalı olacağının kesin olduğunu söyleyebilirim.</p>

<p><strong>Yani tabii sivil inisiyatif deyince Oy ve Ötesi’nin dışında epey bir ekipte ortaya çıktığı vakti zamanında. İstanbul Gönüllüleri son yerel seçimlerde, Ankara'nın Oyları daha öncesinde. Bağımsız Seçim İzleme Platformu uzun süreden beri sonuçları hızla verme çabasından ziyade doğrudan ihlalleri tespit edip raporlayan bir insan hakları inisiyatifi. Adil Seçim İzleme Platformu deneyimi yaşandı. Onun içerisinde Oy ve Ötesi de vardı, siyasi partiler de vardı, konfederasyonlar da vardı. Buradaki ortaklaşmalar açısından Oy ve Ötesi nasıl bir rol oynadı? Nasıl bir rol oynayacak? Çünkü bu seçimlerde çok daha fazla insan harekete geçme eğilimi içerisinde olacak. Koordinasyon, bir işbirliği, bu noktada daha büyük bir ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz? Seçim Güvenliği Platformu kuruldu. DİSK, KESK, TMMOB, TTB&nbsp; var. Farklı inisiyatifler ve siyasi partiler de var. Oy ve Ötesi de bunun içerisinde. Özellikle Seçim Güvenliği Platformu ile ilişkiler, benzer platformlar ile ilişkiler açısından ne öngörüyorsunuz?</strong></p>

<p>Seçim süreçleri kimsenin tekelinde değil. Oy ve Ötesi’nin asla değil. Biz sivil inisiyatif olarak bunun içindeyiz. Başka başka organizasyonların da olması tabii ki bizi mutlu eder. Çünkü ne kadar çok insan, ne kadar farklı kesim dahil olur ve süreci takip ederse evinde seçimi bir şey yapmadan izleyen insanlar bu kadar organizasyon var, bu kadar insan bu seçimi izlemiş diyerek bir güven hissederler. Burada aslında topluma vermemiz gereken mesaj bu. Biz her türlü inisiyatifle iletişim halinde bizimle görüşmek isteyen her kurumla her parti ile görüşüyoruz. Seçim sürecinde yaptıklarımızı paylaşıyoruz. Onlardan da bilgi alabiliyorsak almaya çalışıyoruz ve elimizdeki dataları herkese açık şekilde paylaşıyoruz. Burada ne kadar çok insan sahada olursa ne kadar çok insan seçim sürecini gözlemlerse o kadar faydalı olacağını düşünüyorum. O yüzden maksimum sayıda katılım, maksimum sayıda örgüt olması önemli.<br />
<br />
<strong>Ihtiyaç var değil mi? Şimdi mesela siz diyelim 100.000 sandığa görevli atabiliyorsunuz ama sizin olmadığınız işte başka sandıklara görevli atama kapasitesi olan oralarda daha örgütlü olan, farklı inisiyatifler de çıktığında herhalde aynı masanın etrafında oturmak gerekiyor.</strong></p>

<p>Biz tüm siyasi partileri ziyaret ediyoruz. Tüm siyasi partilere şeffaf bir şekilde elimizdeki gönüllü sayısını, gönüllülerimizin yerleşim durumunu, nerelerde ne kadar insanımız olduğunu da paylaşıyoruz. Siyasi partilerin bizler buralarda yokuz. Bizler buralarda sıkıntı yaşıyoruz demeleri durumunda oralara gönüllülerimizi gönderiyoruz. Biz tamamen tarafsız ve bağımsızız. Herhangi bir siyasi partiye yakın değiliz. Herhangi bir görüşe yakın değiliz. Her görüşten insana açığız ve kim gelirse gelsin sadece ve sadece seçimin güvenli olduğunu ve hukuka uygun şekilde işlediğini gözlemlemek için orda olmasını istiyoruz. Oylar girdiği gibi çıkıyor mu, gözlemlemek için oradayız.<br />
<br />
<strong>Eskiden icracı bakanlar, seçim kampanyası öncesinde istifa eder ve tarafsız kişiler bakanlık koltuğuna otururdu. Bugün doğrudan doğruya iktidar mensupları tarafından yönetilen İçişleri Bakanlığı’yla, Adalet Bakanlığı’yla vs. seçimlere gidiyoruz. Veya Cumhurbaşkanlığı’nın herhangi bir tarafsızlık zorunluluğu da söz konusu değil. Bütün kaynaklarını da seçim süreçlerinde kendi partisi amacı doğrultusunda kullanabiliyor. Dolayısıyla seçim kampanyasının izlenmesi de bence önemli hale gelmiş durumda. TRT’deki gibi hangi partiye ne kadar saat ve dakika ayrıldığı meselesinden tutalım, devlet olanaklarının hangi amaçla kullanıldığı meselesine kadar öncesinden böyle bir raporlama, bir izleme seçim günü değil de öncesinde bir çalışma bu sefer olabilir mi?</strong></p>

<p>Biz bu işi yapmıyoruz. Biz tamamen seçim sürecinde, seçim sürecindeki aktörlerin, partilerin sandıkta var oldukları noktalarda sandık güvenliği üzerine odaklanıyoruz ve tamamen bu konu üzerinde çalışıyoruz. Haklısın. Burada seçim sürecinde adaletli bir seçim sürecinin işlemesi, kimin ne kadar dakika aldığı, muhalefetin adaylarının medyada görünebilirliği, herkese ulaşılabilirliği önemli konular. Bunlar Oy ve Ötesi’nin araştırma alanının dışında. Bunu yapan başka organizasyonlar var.<br />
<br />
<strong>YSK ile bir ilişkiniz var mı? Çünkü Türkiye’de şöyle bir mesele var, normalde Oy ve Ötesi önceki seçimlerde Farklı partilerden müşahit kartı alarak sandıkta bekleyebiliyordu.<br />
Sivil toplum kuruluşlarının böyle bir pozisyonu yok -ki dünyada bunun farklı örnekleri var-. Olumlu örnekleri var. Bu çerçevede hani bu bu sefer de farklı olabilir mi acaba? YSK ile bir görüşme oldu mu? Bir muhatap alma alınma durumu oldu mu?</strong></p>

<p>2017 yılında YSK ile bir görüşmemiz oldu bizim. Burada sandık tutanaklarındaki kullanılan fontlar ve qr kodlarla ilgili birtakım tavsiyelerimiz oldu. Bunları sunduk ve bizi dinlediler. Birtakım şeylerde onların da düşündükleri hemfikir oldukları noktalar vardı ve birtakım konularda bunları uyguladılar da. YSK bu tarz görüşmelere açık. Bu seçim içerisinde de biz kendimiz bir hazırlık içerisindeyiz, bir talebimiz olacak. Pozitif cevap vereceklerini düşünüyorum. Onlarla da görüşmek isteyeceğiz.</p>

<p><strong>Oy ve Ötesi’nin bu kadar bilinir olmasının sebeplerinden birisi de aslında gayet profesyonel bir marka yönetim stratejisi var. Toplumda bir marka gibi algılanmış durumda. Ve bunun herhalde sınıfsal sosyal bir temeli var gibi gözüküyor. Yani sanki daha beyaz yakalıların inisiyatifde olduğu ya da belirleyici olduğu, dolayısıyla profesyonellikle süreci yönettikleri bir inisiyatif gibi gözüküyor.</strong></p>

<p><strong>Bu sanki Türkiye'nin siyasi tarihine bakıldığında son yıllara özellikle beyaz yakalıların daha kentli orta sınıfların geziden bu zamana daha politikada inisiyatif alma ihtiyacı hissetmesi, seçim güvenliği meselesiyle ilgili daha fazla kaygı içerisine girmesi ve bir anlamda sahaya girmesiyle birlikte bir farklılık ortaya çıkmaya başladı. Ve sanki benim düşüncem en azından Oy ve Ötesi de sanki bu kesimlerin temsilcisi gibi. Öyle mi?</strong></p>

<p>Burada sorumluluk alan insanların söylediğin gibi beyaz yaka ve iyi eğitimli kesim olduğunu söyleyebiliriz. Ama 45.000 gönüllü dediğiniz zaman Türkiye'nin her yerinde, her eğitim seviyesinde, her sınıftan insan var. Bize her partiye oy veren, her görüşten insan geliyor ve her insan başka bir motivasyonu olarak sandığa geliyor. Tabii ki onların motivasyonu seçimden sonra devam etmiyor. Yönetimleri üstlenmiş insanlar biraz daha dediğin profilin içerisinde diyebiliriz.<br />
<br />
<strong>Peki 2023’e gelelim. Paket hazırladık diyorsunuz, bir takvim var. Nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz 2023 seçimleri için? </strong></p>

<p>Şimdi startımızı verdik. Biz kendi içimizde aslında çalışmalara başladık. 6 aydır çalışıyoruz. Sahayı yönetebilmek adına bir yönetim sistemimizi de elden geçiriyoruz. 100.000 gönüllüye ulaşmak istiyoruz bu seçimde de. Hedefimiz bu, ciddi bir hedef. 100.000 gönüllü yönetmek ciddi bir iş. Bunu yönetebilecek bir yazılım hazırlıyoruz. Yazılım bize bugüne kadar insan eksikliğinden yapamadığınız işleri kendi otomatik yapacak hale gelecek ve insanları yazılım sayesinde daha rahat yönetiyor olacağız.</p>

<p>Ikincisi sahada sorumluluk alacak insanları belirliyoruz. Mümkün olduğunca fazla insanı belirleyerek sorumlulukları bölüp bir kişinin üzerine yığılmadan, insanların zorlanmadan yapabileceği bir yapı kurmaya çalışıyoruz ve bu yapıyı oluşturduktan sonra da kayıtlarımızı açacağız ve kayıtlarımız açıldığı zaman da gelen gönüllüleri bulundukları bölgelerde yerleştiriyor hale geleceğiz.<br />
<br />
<strong>230 bine yakın gönüllüden bahsettiniz. Herhalde ilk temas bunlarla kurulacak.​​​​​​​</strong></p>

<p>15 ocağa kadar hepsine mail göndermiş olacağız. Ankete cevaplarını bekliyoruz. Çalışmak isteyen arkadaşların dönüşünü bekliyoruz. Anketimize verecekleri cevaplara göre onları arayacağız. Görev almak isteyenlerin ne çeşit görevleri almak istediğini tayin edeceğiz. O insanları da sahada doğru yerlere yerleştiriyor ve yönlendiriyor olacağız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Peki ikinci aşama nedir?</strong></p>

<p>Ocak ayı içerisinde bir duyuru yaparak kendi açılışımızı ilk açılışımızı yapacağız. Bir sosyal medya kampanyası hazırlıyoruz geniş çaplı. Burada sadece gel ve Oy ve Ötesi’nde çalış değil. Gel ve oy ver aslında temel amacımız olacak. İnsanların sandığa gitmesini, sandıkta görüşlerini yansıtmasını belirten bir kampanyamız olacak. Tabii ki Oy ve Ötesi adına da gelip çalışacak gönüllüler arayan bildiriler hazırlayacağız ve sosyal medya üzerinden geniş çaplı bir kampanya yürütmeye başlıyor olacağız Şubat ayı itibarıyla.</p>

<p><strong>7 Milyona yakın genç ilk defa oy kullanacak. Bu özgün bir durum aynı zamanda. Oy ve Ötesi de muhtemelen bu kesimlere yönelik biraz daha özel bir çalışma yapacaktır veya en azından buraya dair bir beklentisi vardır diye düşünüyorum. Var mı şimdiden elinize bir takım veriler?</strong></p>

<p>Evet özellikle gençleri hedefleyeceğiz. 7 milyon Avrupa'da küçük ülkelerin nüfusları kadar. Yani inanılmaz bir rakam. Türkiye'de baktığımızda %10’un üzerinde bir rakamı oluşturuyor. Bu insanların içerisinde siyasetle ilgili olup hangi partiye oy vereceğini, kime oy vereceğini belirlemiş olanlar da var. Acaba sandığa gitsem mi diye düşünen gençler de var. Bizim hedefimiz bu gençlerin sayısını azaltmak. Sandığa gitsem mi diye düşünmemesi ve aslında bunun bir vatandaşlık görevi olduğunu sandıkta oy vererek geleceğinin nasıl olması gerektiğine kendisinin karar vermesini onlara anlatmak istiyoruz. O coşkuyu hissetmelerini istiyoruz. O yüzden sosyal medya kampanyamız dediğin gibi bu gençlerin üzerine daha fazla eğilecek ve onları harekete geçirmek için çaba sarf edecek.<br />
<img alt="oyveötesi2" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2023/01/oyveotesi2.png" / width="1366" height="768"><br />
<strong>Peki bu seçimlerin toplamına bakıldığında, 2019 seçimleri bir kırılma yarattı siyasette. Sandık güvenliği açısından muhalefetin daha örgütlü, daha organize, daha tecrübeli olduğunu düşünüyor musun?​​​​​​​</strong></p>

<p>Düşünüyorum. Burada, süreçte sandıkta güvenliğin ne kadar önemli olduğunu muhalefet de anladı aslında. Biraz önce söylediğim de buna dairdi, Oy ve Ötesi birazcık da onlara bunu öğretti. Iktidar partisi zaten iyi biliyordu, iyi bir teşkilatı var ve sahada iyi şekilde organize oluyordu. Ama muhalefet aynı düzeyde değildi. Muhalefet süreç içerisinde şu son yıllarda sandıkta daha başarılı olmayı öğrendi. Eksikleri yok mu? Tabi ki var mutlaka her her partinin her organizasyonu var ama son 10 sene içerisinde seçimlerde baktığımız zaman bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p><strong>İstanbul seçimlerinin kaderini sandık hakimiyeti, yani muhalefetin sandıkta en az iktidar kadar organize olması direkten döndürdü. Seçimsiz geçen 4 yılın ardından bol seçim ile geçecek bir 4 yıl belki de bizi bekliyor. Dolayısıyla 2023 seçimlerin ötesinde bir hazırlık bugünden öngörülüyor mu?</strong></p>

<p>Seçim süreçleri başladı. Bundan sonra dediğin gibi gene yoğun bir seçim dönemine gireceğiz. Biz 2014 yılında kurulduk, 9 seçime girdik, 8 sene oldu. Yani her sene zaten bir seçime hazırlanıyoruz. Bu önümüzdeki süreçte de böyle olacak gibi gözüküyor. Her sene bir hatta belki de birden fazla seçime hazırlanıyor durumunda olacağız. Zorlu bir süreç Türkiye adına da. Güzel bir süreç geçmesini diliyoruz. Biz kader seçimi demiyoruz. Çünkü burada ne olursa olsun hangi parti seçilirse seçilsin, yeniden seçimler olacaktır, yeni seçimler olacaktır. Türkiye burada kararını veriyor, her seçimde kararını veriyor ve her seçimde Türkiye kendi yol haritasını belirliyor. Bugün artmış bir gerginlik var. İki kesim oluşmuş durumda siyasi olarak ve bu 2 kesim arasında artan bir gerilim var. Bu gerilim sandıkta güzel yansımıyor. Sandıkta aslında coşkunun olması lazım, sahip çıkmanın olması lazım, insanların gülerek seçime gidiyor olması lazım. Biz bu mesajı vermek istiyoruz. Biz insanların sinirle ya da gerginlik ile değil severek sandığa gitmesini istiyoruz. Çünkü demokrasi bu demek. Bunu hayatımıza oturttuğumuz zaman daha demokratik, daha işleyen bir ülke haline geleceğiz. Bu süreci önümüzdeki 3 senede en az 2 seçimi de bu şekilde coşkuyla geçirelim istiyoruz.</p>

<p><strong>Uluslararası kurum ve kuruluşlar da Türkiye'deki seçimleri yakından izliyor. AGİT, mesela ilk akla gelen ki Türkiye'nin seçimleri başta Avrupa olmak üzere bütün bölge ülkelerinin de yakından takip ettiği bir önem arz ediyor. Uluslararası kurumlarla ilişkileriniz temas ettiğiniz kurumlar gelip sizinle görüşüyorlar mı?</strong></p>

<p>Bu tarz kurumlar Türkiye'ye geldiğinde bizlerle de görüşüyorlar. Fikirlerimizi alıyorlar, onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Fikirlerimizi anlatıyoruz. Burada sizlere anlattığımız gibi onlara da seçim süreçlerini anlatıyoruz. Bizimle doğrudan çalışmıyorlar tabii ki kendi organizasyonları var. Kendileri sahada bulunuyorlar.</p>

<p><strong>Medyanın önemi açısından da bir soru sormak istiyorum. Seçim sürecinin toplam güvenliği boyutu var ama bir de seçimde güvenilir haber akışı boyutu var. Seçim 2023 Yerel Medya Koordinasyonu kuruldu. Bu amaçla Türkiye'nin dört bir yanında yerel medya kuruluşları Hopa'dan tutalım, Edirne'ye, Hakkari'den, Muğla'ya pek çok yere onlarca, hatta yüzlerce yerel medya kuruluşu ve gazetecinin bir araya gelmesiyle oluşacak bir inisiyatif. Bu özgün bir deneyim. 2 seçimdir var ama hani asıl güçlü bir şekilde müdahil olma şansı bu seçimlerde olacak gibi gözüküyor. Özellikle yerel gazetecilerle, yerel medya kuruluşlarıyla işbirliği açısından bir perspektif var mı? Gazeteciler ve yurttaşlar sandık güvenliği için bir araya gelip güç birliği yapıyor. Gazeteciler de güvenilir haber akışı için güç birliği yapıyor. Nasıl değerlendiriyorsun, nasıl bir faydası olur böyle bir inisiyatifin?</strong></p>

<p>Oy ve Ötesi çok spesifik bir ihtiyaç içinde olmuş ve hareket eden bir organizasyon. Biz medyada değiliz ve olmak da aslında çok istemiyoruz. Ama tabii ki bize gelen bilgileri herkesle paylaştığımız gibi medyayla da paylaşıyoruz. Biz merkez olarak bu bilgileri paylaşabiliriz.</p>

<p><strong>Peki o zaman son çağrı alalım istersen izleyicilerimiz üzerinden. Çünkü yeni yıl artık başladı, seçim yılı içerisindeyiz. Belki bir anlamda ilk çağrılardan birisi olacak.​​​​​​​</strong></p>

<p>Şubat gibi kayıtlarımızı açmayı planlıyoruz. Şubattan sonra da tüm Türkiye'nin her yerinde olacağız. 81 ilde var olmayı istiyoruz. Her ilde çalışmak isteyen her türlü gönüllüyü bekliyoruz. Hedefimiz dediğimiz gibi en az 100.000 gönüllü. Biz beraber olursak sahip çıkabiliriz sandığa ve bunu hep beraber yapalım. Buyurun gelin.<br />
<br />
<strong>Evet, nereden takip etsinler Oy ve Ötesi’ni?​​​​​​​</strong></p>

<p>Oy ve ötesi.org web sitemiz buradan duyuruları yapıyoruz. Instagram, Facebook ve Twitter'daki hesaplarımızı takip edebilirler. TikTok hesabımızı da açacağız. Oradan da bütün duyuruları yapacağız.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>dokuz8 TV, SEÇİM GÜVENLİĞİ, VİDEO HABER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turkiyede-secim-guvenligi-ve-oy-ve-otesi-deneyimi</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Jan 2023 16:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/01/oyveotesi.png" type="image/jpeg" length="63359"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ruhisu Can Al dokuz8HABER'e 'Dünya Kenti İzmir Derneği'ni anlattı.]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ruhisu-can-al-dokuz8habere-dunya-kenti-izmir-dernegini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ruhisu-can-al-dokuz8habere-dunya-kenti-izmir-dernegini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ruhisu Can Al, DİDER ve İzmir'in Dünya ile ilişkisini dokuz8HABER GYY Gökhan Biçici ile konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>RÖPORTAJ: GÖKHAN BİÇİCİ</strong></p>

<p><strong>Dünya Kenti İzmir Derneği son zamanlarda adından sıkça söz edilen bir dernek, özellikle İzmir merkezli olarak, yurt dışında temsilcilikler açıyor. Nedir DİDER, hangi amaçla kuruldu? İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin buradaki pozisyonu ne? Tunç Soyer'in buradaki pozisyonu ne? Sizin buradaki pozisyonunuz ne?</strong></p>

<p>Dünya Kenti İzmir Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı’nı yapıyorum. Tabii bunun yanı sıra farklı görevlerim de var. Yine İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde 2019’dan bu yana başkan danışmanlığı görevini sürdürmekteyim.</p>

<p>Bunun yanı sıra eğitim hayatımdan bahsetmek gerekirse lisansta, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler mezunuyum. Akabinde yurt dışında bir de yüksek lisansım var. Hamburg Üniversitesi'nde Avrupa Birliği Hukuku üzerine yaptığım yüksek lisansımı ve sonrasında Türkiye'ye dönüşümde de yine uluslararası ilişkiler alanında Ege Üniversitesi’nde doktora çalışmalarıma devam ediyorum.</p>

<p>DİDER’in kuruluşu Seferihisar’da Tunç başkanımızın belediye başkanlığı dönemine dayanıyor.&nbsp; Seferihisar'ı yönetirken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı sürecinde İzmir'i sürekli kendi kabuğunu kırması gereken bir kent olarak tarif etmişti ve bu kapsamda İzmir'in hem uluslararası tanıtımı adına hem de İzmir'in daha çok kent kimliğinin güçlenmesi adına yurt dışında İzmir ofisleri açalım düşüncesi doğdu. Tabii bu, seçim döneminde aynı zamanda kendisinin vaatlerinden birisiydi de. Biz bunu biraz hayata geçirmiş olduk. Tabii pandemi dönemi bize büyük bir imkan sağladı.</p>

<p>Hatırlarsanız halkın bakkalı kampanyası, gıda bağış kampanyası başlatılmıştı ve bu kampanya sadece Türkiye'den ilgi görmedi. Yurt dışında da özellikle bizim tanıdığımız çevremizdeki birçok insan bu kampanyanın bir parçası olmak istedi. O dönemde kendileri gıda paketlerini satın aldılar, bağışladılar. Ve bu sayede biz 200.000 hanenin üzerinde insanlara ulaşmış olduk. Tabii bu pandemi dönemindeki ilişkiler bir networke dönüştü. O dönemde Avrupa-İzmir Dayanışma Ağı’nı kurmuştuk. Fakat sonra fark ettik ki biz bu insanlarla uzun bir yolculuk yapabiliriz. Derneğin kurulma fikri biraz böyle ortaya çıktı. Bizim şu anki dernek başkanımız Dr. Ahmet Güler, yıllarca Almanya'da yaşamış bir iş insanı olarak orada çok geniş bir çevre edinmiş. Özellikle onun bağlantılarıyla biz bu derneğin kuruluşunu gerçekleştirdik. Tabii derneğimizin onursal başkanlığını Tunç Başkan yapmakta. Aynı zamanda bu süre içerisinde, bu insanlar derneğin bir parçası olmayı kabul ettiler.</p>

<p><strong>Yani pandemi döneminde kuruldu, tam olarak hangi&nbsp;sene?</strong></p>

<p>2020’nin Kasım aylarında kurulmuş oldu. 2021 Temmuz’a kadar hazırlık süreci yapıldı. O zamana kadar hem ofis başkanlarını belirledik hem onların yöneticileriyle bire bir görüş alışverişinde bulunduk. Aslında bir nevi derneğin kendi kurumsallaşma çabası bu dönemde devam etti. Aynı zamanda bu İzmir ofislerini formülize edebilme konusunda da yoğun bir görüş alışverişi gerçekleşti. Sonuçta biliyorsunuz bir dernek var ortada. Fakat bu derneğin aynı zamanda büyükşehir belediyesiyle de organik bir bağının kurulması gerekiyordu. Biz bu dönemde aynı zamanda bir protokol taslağı çalışması yaptık. Hatta bu sene başında bu protokol büyükşehir meclisinde görüşüldü ve karara bağlandı. Bir nevi aslında Dünya Kenti İzmir Derneği sadece kendi başına şubeler açan bir dernek değil, aynı zamanda İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Tunç Soyer adına da hareket eden bir yapıya dönüşmüş.</p>

<p><strong>Kaç kentte açıldı şu an somut olarak?</strong></p>

<p>Beş kentte şu ana kadar ofislerimiz açıldı. Yani Almanya üzerinde konuşmak gerekirse Berlin, Bielefeld,&nbsp; Frankfurt ve Bremen olmak üzere bu kentlerde ofislerimizi açtık. Hatta altıncısını bizzat Aralık ayında Tunç başkanımızın katılımıyla Hannover’de açacağız. Fakat bunun yanı sıra Hollanda'da da bir ofisimiz açılacak. Aynı tarihlerde Amsterdam'da ve Fransa'da ayrıca hazırlık yapıyoruz. Yani 2023’ün ortalarında toplamda 12 kentte İzmir ofislerinin açılışı tamamlanmış olacak.</p>

<p><strong>Niye Almanya'da başladı beş&nbsp;temsilcilik?</strong></p>

<p>Çünkü Almanya'nın şöyle önemli bir tarafı var. Bir defa baktığımız zaman tarihsel ilişkilerimizin en yoğun olduğu ülke yani bir kader ortaklığı durumu bile olduğunu rahatlıkla söylememiz mümkün. Birinci Dünya Savaşı’ndan tutun da sonraki süreçlerde gerçekten bu iki ülkenin halkı bir araya gelmişler. Birbirlerini iyi bir şekilde anlamışlar. Akabinde biliyoruz ki İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1950’li yıllarda yoğun bir göç başlıyor Almanya'nın işgücü açığının kapanması için. Ve gelinen nokta itibariyle Almanya'da 3 milyona yakın Türk var. En azından yurttaşlarımız orada ve en önemlisi bugün Avrupa Birliği'nin motor gücü Almanya. Yani bugün itibariyle günümüz modern Avrupa'sını yaratan en önemli faktör. Almanya'nın bu konuda izlemiş olduğu politikalar, ekonomik gücü ve bunun yanı sıra Avrupa'da yaratmış olduğu orkestrasyon tüm bunları göz önünde bulundurduğumuz zaman hem orada yaşayan yurttaşlarımızın birikimlerinden faydalanmak, aynı zamanda Almanya'daki kurumlarla ortaklığımızı geliştirebilmek adına biz Almanya'dan başlamayı uygun gördük. Çünkü biliyoruz ki ülkemizde de en yoğun yatırımlar genelde Alman firmaları üzerinde ortaya çıkmakta. Bugün izmir özelinde konuşmak gerekirse hele ki serbest bölge ve organize sanayi bölgesinde Alman şirketlerinin yoğun bir payı var. Yani büyük bir payı var. Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda bunu hem kent için bir faydaya dönüştürmek aynı zamanda oradaki yaşayan yurttaşlarımızın İzmir ile olan bağını da geliştirebilmek adına Almanya'dan başlamayı uygun gördük. Yani özetle orada yaşayan yurttaşlarımızın ama tatil amacıyla ama iş amacıyla ama bir şekilde İzmir’e yolunun düştüğünü biliyoruz. İzmir ile bir gönül bağları var. Bu gönül bağını çok yoğun bir şekilde kuvvetlendirmek ve aynı zamanda İzmir'le olan bu diyaloglarını geliştirebilmek adına DİDER aslında önemli bir köprü görevi üstlenmiş oldu. Bugün itibariyle bu derneğin bir parçası olmak istiyorlar ve bu şekilde İzmir'e ne tür katkı verebileceklerini de çok net bir biçimde görmüş oluyoruz.<br />
<img alt="diderröpruhi" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2022/12/diderropruhi.png" / width="1920" height="1080"></p>

<p style="text-align:center"><em>DİDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ruhisu Can Al</em></p>

<p><strong>DİDER’in Avrupa Birliği'nin dışına açılmak gibi bir niyeti var mı?</strong></p>

<p>İlerleyen süreçte bu tabii ki mümkün. Ama şimdi şunu da gözden kaçırmamak gerekir. Bu bir kurumsallaşma süreci en nihayetinde. Bir ofis açmakla tüm meseleyi çözmüş olmuyorsunuz. Bizim oradaki ofisleri açmamızdaki temel gaye o kentin belediyesine, iş dünyasına ulaşmak. O kentin sivil toplumunu tanımak. Sadece İzmir'in tanıtımını ve İzmir'de öne çıkartan iş süreçleri değil, aynı zamanda o kenti de tanımak. O kentin kurumlarını da öğrenmek yani. İki taraflı bir ilişkiden bahsediyoruz ve bu yoğun bir şekilde ilerlerken halihazırda mevcut olan kaynaklarımıza ve mevcut olan enerjimize baktığımızda şu an itibariyle Avrupa'da bunu yürütebileceğimizi görüyoruz. Ama dünyanın kalan kısımlarına açılmak için de apayrı bir çaba gerekiyor. O da derneğin kurumsallaşmasının iyice olgunlaşması ile mümkün. O olgunluğa ulaştığımızda tabii ki dünyanın çeşitli yerlerinde de ofisler açılması gayet mümkün hale gelebilir.</p>

<p><strong>Uluslararası çalışmadan bahsettik. DİDER Türkiye'de ve İzmir'de ne yapıyor? Yani buralara bu kentte neyi taşıyor?</strong></p>

<p>Bir defa şu önemli, İzmir 19. yüzyılda baktığımızda tarihinde bir Dünya kenti. Nasıl Dünya kenti? Bu kente gelmiş seyyahlar, çok kozmopolit bir toplum yapısından bahsediyoruz. Farklı dillerin, kültürlerin ve kimliklerin bir arada yaşadığı bir kent düşünün. Şimdi 21. yüzyılda Tunç başkan bunu yeni dinamiklerle tekrar hayata geçirme çabası içinde. Biz istiyoruz ki İzmir, o kozmopolit kimliğini korumaya devam etsin. Bu kentte gerek farklı kimliklerle gerek farklı dillerle gerçekten İzmir zenginleşsin, refaha kavuşsun. Ve bu refah adil bir şekilde dağılsın. Bu sıklıkta Tunç başkanımızın da bizzat dile getirdiği bir husus. Bunu yapabilmek için de bizim esas itibariyle bazı planlarımız var. Buradaki en önemli hususlardan bir tanesi farklı kurumlarla olan işbirliğimizi mümkün mertebe ilerletmek istiyoruz. Bir nevi kent ortaklığı içerisinde bu kentin ticaret odasıyla, farklı farklı kurumlarıyla mesela İzmir Kalkınma Ajansı’yla ve buna benzer kuruluşlarla olan diyaloglarını arttırmak, onlarla birlikte ortak iş ve projeler üretmek en önemli gayelerinden birisi.</p>

<p>Çok somut bir örnek vereyim, Bremen normalde bizim kardeş kentimiz biliyorsunuz. Ama bu 25 yıllık kardeş kent ilişkisi biraz ne yazık ki kağıt üzerinde kalmış. Biz bunun bir denemesini yaptık. Bu Haziran ayında dedik ki bu sefer normal bir ziyaret programının haricinde bir ekonomik forum organize edelim. Bu şekilde iki kentin de iş dünyası, ekonomik kurumları bir araya gelsin. Bremen’den geniş bir delegasyon geldi. Bu delegasyonun içerisinde eyalet başbakanı, yatırım ve kalkınma ajansı başkanı Bremen’in büyük firmalarının ceo'ları, Bremen Jacobs Üniversitesi rektörü yani farklı farklı kurumları temsilen büyük bir delegasyon geldi. Biz de onları buradaki muhataplarıyla bir araya getirdik. Başkanlar seviyesinde birbirlerini tanımış oldular ve üç paralel oturumda hem liman kardeşliğinin geleceği konuşuldu. Aynı zamanda karşılıklı yatırım fırsatları da değerlendirilmiş oldu. Orada ortaya çıkan enerji, iyi niyet bizim bu etkinliğin bir ikincisini yapmamıza ilham kaynağı oldu ve şu an bunun ikincisini yapacağız ve bu Bremen’de dolacak. Aralık ayında Bremen-İzmir Ekonomik Forumu'nun ikincisi gerçekleşecek. Bu sefer sektörel bazlı bir derinleşme yaşanacak. Üç temel sektör belirledik. Bunlardan bir tanesi tarım ve gıda, bir tanesi yenilenebilir enerji, diğeri de startuplar. Bu konuyla ilgili kentin önemli kurumlarını da sürece dahil edip ekonomik forumda onları Bremen'deki muhataplarıyla buluşturmak istiyoruz.</p>

<p><strong>İzmir'deki ekonomik faaliyet ile ilgili özellikle İzmir ile birlikte anılan birtakım ürünlerin, birtakım değerlerin dünyaya açılması noktasında da çalışmalarınız var mı?</strong></p>

<p>Şimdi yakın zamanda görmüşsünüzdür. Terra Madre diye büyük bir fuarımız oldu. Gastronomi fuarı ve ilk defa İtalya'nın da dışına çıktı, İzmir'de Enternasyonel Fuarı ile birleştirildi. Terra Madre’de biz “İzmirli” markamızın tanıtımını yaptık. Biliyorsunuz İzmirli, Tunç başkanımızın başka bir tarım mümkün vizyonuyla yola çıkarak gerçekleştirmiş olduğu tarımsal faaliyetlerin ve ortaya koyduğu çalışmaların bir nevi en güzel ürünü niteliğinde. Bugüne kadar İzmirli markası adı altında süt ve süt ürünlerinden tutun da et ürünlerine kadar gerçekten çok kaliteli bir gıda ürün ortaya çıktı. Şimdi biz bunu özellikle yurtdışında hem spor pazarlamasını yapmak istiyoruz hem tanıtımını yapmak istiyoruz. Aslında DİDER’in ortaya koymuş olduğu network buna vesile olacak. Bizim bugün ofis başkanlarımızın ve yönetimlerimizin gerçekten büyük bir network’ü var ve şimdi biz istiyoruz ki bu İzmirli markasını ihraç edebilecek noktaya getirelim. Bununla ilgili çalışmalarımız devam etmekte ve bununla ilgili tedarikçileri de şu an itibariyle Almanya ve Hollanda üzerinde tespit etmiş bulunuyoruz. Eğer ki prosedürlerimizi tamamlarsak 2023 yılı içerisinde Tunç başkanın sıklıkla dile getirdiği küçük üreticiye de artık kazandırmak, ihracatçı yapmak gibi bir hedefi somutlaştırmış olacağız. Bu aslında Dünya Kenti İzmir Derneği'nin ortaya koymuş olduğu network sayesinde gerçekleşen bir süreç olacak. Bu noktada biz istiyoruz ki bu olay sadece tarımla sınırlı kalmasın. İzmir'in üretmiş olduğu değerin yurt dışında bilinir hale gelmesi, İzmir'in tüm unsurlarıyla birlikte güçlü bir şekilde ifade edilmesi için ofislerimiz birer büyük mekan olarak ev sahipliği yapsın. O yüzden kentin çeşitli kurum ve kuruluşları bu sürecin öneminin farkında oldukları için yavaş yavaş yapmış oldukları yurt dışı gezilerinde İzmir ofislerine de uğramaya başladılar. Görmüşsünüzdür, Brüksel'de bir izmir evi açtık. Ticaret Odası başkanımız ve EBSO başkanımız ziyaret ettiler. Şimdi Kasım ayında yine Ticaret Odası ve EGİAD başkanlarımız Berlin ofisimizi ziyaret edecekler. Bu şekilde bu ilişki alanını sıcak tutarak aslında İzmir'in kurumlarıyla ve tüm değerleriyle birlikte yurt dışında görünür hale gelmesi için kurumsal bir çaba bir kent diplomasisi yürütüldüğünü görüyoruz.</p>

<p><strong>Sudan’da da bir çalışmanız olmuştu değil mi? İzmir borsaya açılmıştı.</strong></p>

<p>Çiçek borsası. Çok doğru, mesela bu da yine küçük üretici kapsamında yapılan çok önemli ve anlamlı bir çalışmaydı. Bademler’de yıllarca faaliyet gösteren bir kooperatifimiz var. Bu kooperatif özellikle yıllardan bu yana Mahmut Türkmenoğlu’nun da vizyonuyla faaliyet göstermiş ve orada büyük bir potansiyel gördük. Yani orada üretilen çiçeklerin gerçekten Hollanda çiçek borsası gibi bir yerde rekabet edebileceğini, ön plana çıkabileceğini analiz ettik ve şu anki kooperatif başkanımızla yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde gerçekten o çiçekler orada yetiştirildi ve çiçek borsasını akredite ettik bu kooperatifimizle.</p>

<p>Geçtiğimiz aylarda sembolik bir satış gerçekleşti. Bizim çiçeklerimiz daha sabah altıda açılıyor oradaki borsa. Görücüye çıkar çıkmaz 30-40 saniye gibi bir süre içerisinde hemen satışı gerçekleşti. Bu bizim için aynı zamanda büyük bir umut. Çünkü sizin yaratmış olduğunuz ürünü ortaya koymuş olduğunuz ürünün de ne kadar değerli ve kaliteli olduğunu da gösteriyor. Şimdi kooperatif buradan hareketle bu motivasyonla ekim alanını genişletecek, hatta daha da güzeli Karaburun'da bir nergis üretimi var. Karaburun Belediye Başkanı’mız da o gün oradaydı ve gerçekten o da çok etkilendi atmosferden. Şimdi Karaburun'daki nargis çiçeklerini de satışı için 2 kooperatif ortaklık kuracaklar. Ve buna nergisi de eklemiş olacağız.</p>

<p><strong>Peki bugün marka iletişimi de yapılıyor mu? Sonuçta İzmir'in kendisi bir marka gibi sunuluyor aslında. Ama daha ziyade ticaret odaları, yerel yönetimler arası ilişkilerden bahsediyoruz. Ama marka iletişimi dediğimiz tabi bundan çok daha fazlası. Markaların uluslararası alana açılması konusunda profesyonel bir destek çabası veya niyeti geleceğe dair söz konusu mu?</strong></p>

<p>Bu bizim hedeflerimizden bir tanesi. Tabii ki kolay olmuyor bunu bütüncül bir şekilde gerçekten anlatmak, bunun altında dediğiniz gibi farklı farklı değerlerin, ürünlerin İzmir'e ait olan herhangi bir şeyin anlatılması gerçekten kolay bir süreç değil. Bu bir ortaklaşma da gerektiriyor. Yani siz kendi içinizde ne kadar güç birliği ve kuvvet birliği yaparsanız sesinizi o kadar güçlü bir şekilde duyurabilirsiniz. DİDER aslında bir başlangıç yapmış oldu. Buradaki olayımız neydi? İzmir'in tanıtımı adına oradaki ofislerin açılması. İzmir'in daha da öne çıkabilmesi için oradaki farkındalığın yaratılması. Şöyle basit bir örnek vereyim, en basitinden bizim ofis başkanlarımızın hiçbirisi İzmir’li değil ama İzmir'e ait hissediyorlar. Bugün İzmir için bir şey yapma ihtiyacı hissediyorlar. Aynı şekilde İzmir'e döndüğümüzde İzmir'deki kurumlar da bu ortaklaşma zeminini kurgulayabilirlerse o zaman bize ait olan ne varsa bunları çok güçlü ve bütüncül bir şekilde anlatabilmek mümkün. Bunu sadece ürün bazında da düşünmemek lazım. TARKEM diye bir şirketimiz var mesela, biliyorsunuz. Tarihi Kemeraltı Anonim Şirketi, bugün bizim eski kent merkezini tamamen restore eden ve bu yönde faaliyetler, çalışmalar gösteren bir şirket. Yakın zamanda kendi iş hacmini büyütmek istiyor. Yurt dışına açılmak istiyor. Fakat onun tek başına yurt dışına açılması mümkün değil. Bir zemin bulması lazım ve DİDER şu an bu zemini sağlamış durumda. Yani buradan nereye varmak istiyorum? Kentin önemli kurumlarından tutun da bu kurumlardan farklı farklı bütün iş süreçlerine kadar hepsinin bütüncül bir şekilde anlaşılabilmesi için bizim birbirimizle olan temasımızın daha da artması gerekiyor. O yüzden diğer farklı farklı kurum ve kuruluşlarla iletişimi güçlendirmeye çalışıyoruz diyebiliriz.</p>

<p><strong>Sosyal Proje alanında birtakım hazırlıklar söz konusu mu? Sosyal buluşmalar açısından da DİDER bir rol oynama hazırlığı içerisinde mi?</strong></p>

<p>Böyle bir misyonumuz var. Yani DİDER bir elit kulübü değildir. Bunun altını çizmek gerekir. Yani DİDER’in buradaki en temel misyonlarından bir tanesi kentin özellikle bir kent diplomasisi faaliyeti ile tanıtılması olduğu için doğal olarak gençler potansiyel bir hedef kitlesi. Ben uluslararası ilişkiler formasyonundan gelen birisi olarak özellikle gençlerin katılımını önemsiyorum. Çünkü biz şunu çok iyi biliyoruz ki uluslararası ilişkiler formasyonundan yetişenler genelde akademik sınırlar içerisinde hareket ediyorlar. Halbuki bu dernek onlara gerçekten hem kenti tanımak, hem kentle birlikte nasıl fayda üretebileceklerini sorgulamak açısından da büyük bir altyapı sağlıyor. Bu ne demektir? Yarın bir gün biz özellikle üniversitelerdeki genç arkadaşlarımızı bu derneğe kazandırabiliriz. Bu derneğin bir parçası olmalarını sağlayabiliriz. Ama bu tabii kendiliğinden oluşacak bir süreç değil. Sorunuzun cevabına gelirsek, bu noktada bazı mekanizmaları hayata geçirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bunu da planladık. İzmir Ekonomik Forumu’nun hemen sonrasında bugüne kadar bizim ekosistemimizde yer alan bu şirketler bu kurum ve kuruluşlarla birlikte tamamen gençlere yönelik bir staj programını hayata geçireceğiz. Bu ne demektir Bremen ve İzmir arasında bir gençlik staj programının hayata geçirilmesiyle birlikte hem gençlerin birbirini tanıyabileceği hem bir dünya vatandaşlığını daha net hissedebilecekleri ama aynı zamanda kariyerlerinde de önemli olabilecek bir programı hayata geçirmiş olacağız. İstiyoruz ki İzmir’li gençler gitsinler Bremen'i görsünler. Oradaki kurumsal firmalarda stajlarını yapsınlar, belki de staj yaptıkları yerde iş teklifi alacaklar. Bunların hepsi mümkün. Aynı şekilde Bremen’deki gençler de buraya geldiklerinde İzmir'i görmüş olacaklar. Bu ne demektir? İki anlamı var, birincisi bir kariyer inşasında önemli dönüm noktası olacak, ikincisi de kendilerini tanıyarak gerçekten kardeşliğin ne anlama geldiğini çok somut bir biçimde görmüş olacaklar. Bu şekilde gençleri kazandırmak ve bunu da daha ileri bir boyuta taşımak için Bremen aslında önemli bir başlangıç noktası. Önümüzdeki süreçte biz bunun hacmini ve kapasitesini de büyütmek istiyoruz. Bu ne demektir? Belki 50 gençle başlayacağız ama 1 yıl sonrasında bu belki 500 olacak, belki 1000 olacak. Sürecin içerisine katılan aktörlerle birlikte bunun kapasitesini ve boyutunu büyütmek mümkün. Yani özetle şunu söyleyebilirim. Bunu yapabilmek için de bir kent diplomasisi sertifika programını biz geçen sene başlatmıştık. Başarılı bir program oldu. Aynı şekilde biz istiyoruz ki kent diplomasisi dediğimiz şey gerçekten nedir? Hem bunu öğrensinler hem de aynı zamanda bu dernek içerisinde yer alarak bunu bir kent için faydaya dönüştürün.</p>

<p><strong>DİDER’in organizasyonal yapısının bir özgürlüğü var mı? Danışma meclisi, danışma kurulu, çalışma komisyonları gibi. İç işleyiş nasıl şekilleniyor?</strong></p>

<p>Yönetim kurulumuz var. Her dernekte olduğu gibi bu yönetim kuruluna istinaden bir danışma kurulumuz da var. İzmir'de gerçekten saygın kendisini İzmir toplumuna kabul ettirmiş ve çeşitli başarılı insanları derneğimizin danışma kuruluna özellikle davet ettik, bizleri kırmadılar. Hatta önümüzdeki günlerde onlarla tekrar bir kahvaltıda bir araya geleceğiz. Bunun yanı sıra komisyonlarımız var. Yani proje komisyonumuzdan tutun kurumsal iletişim komisyonumuza, bunun yanı sıra farklı farklı komisyonlarımızı da ihtiyaç dahilinde kuruyoruz. Ama bu derneğin en özgün yanı gerçekten yurt dışında bir örgütlenmesinin, bir alanının olması. Ofis başkanlarımızın şu an itibariyle sayısı altıya çıkacak. Bu sayı 2023 içerisinde dokuza çıkacak. Bu ofislerin kendi işte yönetimleri de mevcut. Bunlar düzenli olarak bir araya geliyorlar. Hem başkanlar seviyesinde hem de yönetim kurullarında ayrıca bir araya geliyorlar. Böyle bir güzel ortaklaşma zemini de var. Hatta şöyle bit şey söyleyeyim, DİDER’in ortaya koymuş olduğu bu yapı Almanya'da DİDER’in kendi derneğini de kurmasına vesile olacak. Yani tamamen Alman kanunlarına tabi bir DİDER de kurulmuş olacak. Bu şekilde Almanya'da kurulan bu yapının kendisi oradaki kurum ve kuruluşlarla daha resmi, daha ciddi görüşmeler yapabilir hale gelecek. Aynı zamanda oradaki fonlardan ve kaynaklardan yararlanma imkanı da olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Temsilcilikler üzerine sayılar verildi. Peki temsilcilik açılmayan/açılmayacak ama bir şekilde farklı düzeylerde ilişkiyi sürdüren kentler var. Onun sayısını paylaşabilir misiniz?</strong></p>

<p>Şimdi şöyle söyleyebilirim, mesela Hırvatistan'da keza var. Danışma kurulu üyelerimizden birisi aynı zamanda Hırvatistan fahri konsolosu olduğu için onun bağlantıları kapsamında Hırvatistan, aynı şekilde Selanik ve Atina’yla bizim bağlantılarımız son derece güçlü. Buna bir de Tel Aviv’i eklemem gerekir. Tel Aviv Belediye Başkanı, İzmir'i doğrudan tanıyan birisi. Musevi Cemaati Vakfı Başkanı da aynı zamanda bizim DİDER’de danışma kurulu üyemiz. Kendisinin hatta bugün Tel Aviv Belediye Başkanı’yla randevusu vardı. Muhtemelen önümüzdeki aylarda Tel Aiv Belediye Başkanı İzmir'i ziyaret edecek ve aynı zamanda biliyorsunuz Tel Aiv bizim kardeş kentimiz. Zaten normalleşen bir ilişki de var Türkiye ve israil arasında. Buna paralel olarak bu atmosferden biz de faydalanmak istiyoruz açıkçası.</p>

<p><strong>Sosyal buluşmalara ev sahipliği yapma bakımından da izmir'in bir tarihi var. Örneğin Dünya Genç İşçi Buluşması yapıldı Seferihisar'da, yine geçtiğimiz günlerde. MediaBarCamp yapıldı. Pek çok başka etkinlikler de yapılıyor. Bu tip sosyal buluşmalar açısından da örneğin DİDER bir başvuru adresi, bir tür dayanak olabilir mi? Sivil topluma veya yerel ve uluslararası topluma bu noktada bir çağrınız, bir davetiniz söz konusu mu?</strong></p>

<p>Bu bizim kesinlikle çok istediğimiz bir şey olur. Hele ki Genç İşçi Buluşması, bu tür enternasyonel faaliyetler en çok İzmir'e yakışır faaliyetler. Biz istiyoruz ki zaten bu tür buluşmalar ve bu tür ortaklaşmalar birbirini tanıma süreçleri gerçekten İzmir'i dünya kenti yapacak süreçler. Aksi takdirde oturduğumuz yerden bir dünya kenti iddiasında bulunmak komik olur. Biz istiyoruz ki gerçekten bu süre içerisinde dinamizmi ortaya çıkartalım. Ve bu dinamizm bu kentte görünür hale gelsin. Bu da bu tarz etkinliklerle/faaliyetlerle mümkün. Böyle Genç İşçi Buluşması ve buna benzer gazeteciler buluşması, yani özellikle günümüz dünyasında medyanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz, etki gücünün ne kadar yüksek olduğunu biliyoruz. Medya ve gazetecilik faaliyetlerinden tutun da bu konuda gençleri de dahil etmek, bizler için son derece kıymetli olacaktır. Biz Dünya Kenti İzmir Derneği olarak bu tür süreçlerin hem destekçisi oluruz hem de en büyük paydaşı olmaya hazırız. Elimizdeki tüm imkanları ve kaynakları da bu konuda kullanmak isteriz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>dokuz8 TV, VİDEO HABER, İZMİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ruhisu-can-al-dokuz8habere-dunya-kenti-izmir-dernegini-anlatti</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Dec 2022 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/12/diderropgenkap.jpg" type="image/jpeg" length="20957"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de Akademik Özgürlük ve Beyin Göçü: Gidenler ne zaman döner?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turkiyede-akademik-ozgurluk-ve-beyin-gocu-gidenler-ne-zaman-doner</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turkiyede-akademik-ozgurluk-ve-beyin-gocu-gidenler-ne-zaman-doner" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>dokuz8 TV, VİDEO HABER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turkiyede-akademik-ozgurluk-ve-beyin-gocu-gidenler-ne-zaman-doner</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Apr 2022 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/04/mustafa-son.jpg" type="image/jpeg" length="10923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gezi cezalarına karşı adalet nöbeti başladı: Biat etmeyeceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/gezi-cezalarina-karsi-ankarada-adalet-nobeti-basladi-biat-etmeyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/gezi-cezalarina-karsi-ankarada-adalet-nobeti-basladi-biat-etmeyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VİDEO HABER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/gezi-cezalarina-karsi-ankarada-adalet-nobeti-basladi-biat-etmeyecegiz</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Apr 2022 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/04/sibel-3.jpg" type="image/jpeg" length="92299"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tunç Soyer: Türkiye'nin en muhafazakar belediye başkanlarından biriyim]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tunc-soyer-boyle-soyleyince-tuhaf-gelebilir-ama-ben-turkiyenin-en-muhafazakar-belediye-baskanlarindan-biriyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tunc-soyer-boyle-soyleyince-tuhaf-gelebilir-ama-ben-turkiyenin-en-muhafazakar-belediye-baskanlarindan-biriyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, dokuz8HABER'in sorularını yanıtladı. Soyer, Cumhur İttifakı'nın "yerli ve milli" politikalarını eleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZEL HABER: BEKİR GÜNEŞ-BURAK NECİP BAŞAR</strong></p>

<p>CHP'li Belediyeler Tarımsal Kalkınma Zirvesi'nde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, dokuz8HABER'den Bekir Güneş'in sorularını yanıtladı.&nbsp;</p>

<p>Soyer, Cumhur İttifakı'nın "Yerli ve milli" politikalarını eleştirerek, "Ben Türkiye'nin en muhafazakar belediye başkanlarından biriyim. Böyle söyleyince tuhaf geliyor ama değil gerçek bu. Bir memleketin toprağını, suyunu, ormanını korumayacaksanız, onlara sahip çıkmayacaksanız hangi yerlilikten, millilikten bahsedeceksiniz. Bunları savunmaktan daha yerli ve milli ne olabilir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"BİRBİRİMİZE İLHAM VERİYORUZ"</strong></p>

<p>İlk olarak CHP'li Belediyeler Tarımsal Kalkınma Zirvesi'ni değerlendiren Soyer, "Bu zirve son derece anlamlı çok önemli bir zirve. Çok önemli bir buluşma. 160 belediyenin tarıma ne kadar önem verdiğini ve tarımla ilgili neler yaptıklarını göstermeleri anlamında önemli. Birbirimize ilham veriyoruz. Başka bir tarımın mümkün olduğunu söylüyoruz" diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="https://te-dokuz8haber-net.cdn.tebilisim.com/dokuz8haber-net/uploads/2021/10/izmir-3.jpeg" style="width: 800px; height: 600px;" /></p>

<p>CHP'li belediyelerin ürettikleri çözümleri birbiri ile paylaştığını belirten Soyer&nbsp;tarımın ne kadar önemli olduğunu da göstermek istediklerini vurguladı.</p>

<p><strong>"KÜÇÜK ÜRETİCİLERİ KORUYACAĞIZ"</strong></p>

<p>AKP iktidarının 2006'da çıkardıkları yasalarla tarımı çok ciddi küçülttüğünü ifade eden Soyer şunları söyledi:</p>

<p>2006'da çıkarılan yasalarla tarım giderek küçüldü kan kaybetti. Küçük üreticiler çok ciddi zarar gördü. Biz küçük üreticileri koruyan bir tarım politikası hayata geçireceğiz.</p>

<p></p>

<p>Ben Türkiye'nin en muhafazakar belediye başkanlarından biriyim. Böyle söyleyince tuhaf geliyor ama değil gerçek bu. Bir memleketin toprağını, suyunu, ormanını korumayacaksanız, onlara sahip çıkmayacaksanız hangi yerlilikten, millilikten bahsedeceksiniz. Bunları savunmaktan daha yerli ve milli ne olabilir. Biz İzmir'de bunları yapmaya çalışıyoruz. O yüzden muhafazakarım. O yüzden yerli ve millinin bu olduğunu düşünüyorum. Önce buna sahip çıkmak zorundasınız. Toprağınıza sahip çıkmıyorsanız bana yerlilikten ve millilikten bahsetmeyeceksiniz.&nbsp;</p>

<p>CHP'nin tarım politikası bu tür buluşmalar ve iyi örneklerle ortaya çıkacak. Artık iktidara hazırız. Türkiye dünyanın en bereketli topraklarına sahip. Biz bu toprakların bereketine ve geleneklerine sahip çıkacağız. Hem kuraklıkla hem de yoksullukla mücadele edeceğiz.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SİYASET, VİDEO HABER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tunc-soyer-boyle-soyleyince-tuhaf-gelebilir-ama-ben-turkiyenin-en-muhafazakar-belediye-baskanlarindan-biriyim</guid>
      <pubDate>Tue, 05 Oct 2021 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2021/10/tunc.jpeg" type="image/jpeg" length="78291"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karadeniz ve Çukurova'da kadınlar 8 Mart'ta sokaktaydı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/karadeniz-ve-cukurovada-kadinlar-8-martta-sokaktaydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/karadeniz-ve-cukurovada-kadinlar-8-martta-sokaktaydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de 8 Mart birçok ilde coşkuyla kutlandı. Yüz binlerce kadın, düzenlenen yürüyüş, etkinlik ve basın açıklamalarında taleplerini dile getirdi. Karadeniz ve Çukurova'da da sokağa çıkan kadınlar eşitsizliğe, krize, savaşa ve artan erkek şiddetine karşı taleplerini dile getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de 8 Mart birçok ilde coşkuyla kutlandı. Yüz binlerce kadın, düzenlenen yürüyüş, etkinlik ve basın açıklamalarında taleplerini dile getirdi. Karadeniz ve Çukurova'da da sokağa çıkan kadınlar, eşitsizliğe, krize, savaşa ve artan erkek şiddetine karşı sokaklarda sözünü söyledi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkenin dört bir yanında kadınlar 8 Mart için sokağa çıkarken Karadeniz'de düzenlenen yürüyüşlere geçtiğimiz yıllara oranla daha fazla kadının katılım gösterdiği gözlemlendi. Samsun'da yapılan yürüyüşte şiddete karşı dayanışma çağrıları ön plandayken Karabük Safranbolu'da krize ve savaş politikalarına karşı çıkıldı. Kadınlar sonrasında hayatlarını kaybeden kadınlar için balon uçurdu. Trabzon'da yapılan 8 Mart yürüyüşü ise oldukça coşkulu geçti. Çukurova'da 8 Mart Mersin ve Adana'da kitlesel bir şekilde kutlandı. Mersin'in Tarsus ilçesinde Tarsus Kadın Platformu'nun düzenlediği yürüyüşe onlarca kadın katıldı. Mersin kent merkezinde ise oldukça kitlesel bir Feminist Gece Yürüyüşü gerçekleşti. Adana'da Seyhan Belediyesi ve Kent Konseyi ortaklığında yapılan konserde, 1000 kadın şarkılar söyledi. Ayrıca Uğur Mumcu Meydanı'nda 8 Mart Mitingi düzenlendi. dokuz8HABER'in kadın yurttaş habercileri de kadınların sokaklara çıktığı her noktada yer alarak haberler yaptı, video ve fotoğraf çekimleriyle bu anları kayıtlara geçirdi. İşte Çukurova ve Karadeniz sokaklarında kadınlar.<br />
<br />
<span><em>Bu video haber, Kanada Büyükelçiliği'nin destekleriyle Samsun ve Adana'da gerçekleştirdiğimiz "Hak Temelli ve Toplumsal Cinsiyet Odaklı Alternatif Medya ve Yurttaş Haberciliği Eğitimi"nin katılımcılarının gönderdiği fotoğraf ve videolardan derlenmiştir.</em></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>dokuz8 TV, TOPLUMSAL CİNSİYET, VİDEO HABER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/karadeniz-ve-cukurovada-kadinlar-8-martta-sokaktaydi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2020 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/WOncfTFDvw4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="23450"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Söylediği dengbêji ezgiyle gündem olan Murat Akbaşlı dokuz8HABER'e konuştu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/soyledigi-dengbeji-ezgiyle-gundem-olan-murat-akbasli-dokuz8habere-konustu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/soyledigi-dengbeji-ezgiyle-gundem-olan-murat-akbasli-dokuz8habere-konustu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zülfü Livaneli’nin Twitter’da paylaştığı inşaatta şarkı söyleyen genç sosyal medyanın gündeminde. İ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Zülfü Livaneli’nin Twitter’da paylaştığı inşaatta şarkı söyleyen genç sosyal medyanın gündeminde. İstanbul’da inşaatta söylediği dengbêj şarkısıyla gündeme gelen 20 yaşındaki Murat Akbaşlı'ya dokuz8HABER ulaştı.</h2>

<p>Van’ın Saray ilçesine bağlı Turan Mahallesinde yaşayan Murat Akbaşlı, 12 kişilik bir ailede büyümüş ve 8'inci sınıfa kadar okuyabilmiş. Dengbeji şarkılar özel ilgi alanı. 20 yaşında olan genç Van, İstanbul ve Bursa’da inşaat işinde çalışmış. Şarkı söylediği video ise 2017 yılında İstanbul'da çekilmiş. https://twitter.com/dokuz8haber/status/1227184755042607105 Murat’ın Van Merkeze 135 kilometre uzaklıkta bulunan Turan mahallesinde oturan 12 kişilik bir ailesi var. Murat’ın babası Kerem, Annesi Nahide Akbaşlı duruma sevinçli. 8’inci sınıfa kadar okuyan Murat, mahallede bazen gençlerle dengbêji şarkılar söylüyor. Sanatçıların sürekli telefonla kendisini aradığını söyleyen Murat, hikayesini dokuz8HABER'e anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"VİDEONUN BU KADAR İZLENDİĞİNİ 1 YIL SONRA ÖĞRENDİM"</h3>

<p>İstanbul’da inşaat işinde çalışırken videonun çekildiğinin söyleyen Murat, “İnşaat şantiyesinde çalışırken işi alan müteahhit yanıma geldi. 'Murat sesin çok güzel geçen duydum bir şarkı söyle' diye. Ben de bir tane söyledim. Sonra aradan bir yıl geçti amcamın oğlu aradı dedi 'senin videon çıkmış binlerce kişi izlemiş'. Ben de o zaman gördüm” dedi.</p>

<h3>"EN ÇOK DENGBÊJ ŞAKİRO VE DELİL DİLANAR DİNLİYORUM"</h3>

<p>En çok dengbêj Şakiro ve Delil Dilanar dinlediğini söyleyen Murat, “Ben sürekli Dengbêj şarkılarını seslendiriyorum. Sevdiğim kişiler de bunlar. Bazen evde bazen inşaata söylüyorum. Ama en çok inşaatta söylüyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>“BANA DEDİ GEL SÖYLE SANA EĞİTİM VERELİM”</h3>

<p>Sanatçı Zülfü Livaneli ile dün akşam konuştuğunu dile getiren Murat, “Akşam Zülfü hocam beni aradı konuştuk. Bana dedi gel söyle sana eğitim verelim. Masrafların ne olursa ben öderim” dediğini anlattı.</p>

<h3>“MURAT UMARIM İYİ VE GÜZEL BİR YERE GELİR”</h3>

<p>Murat’ın babası Kerem Akbaşlı da, “Ben de gençken hep düğünlerde divanlarda klam söylerdim. Murat’ın her zaman arkasındayım. Umarım iyi ve güzel bir yere gelir. Oğlumun sanatçı olmasını istiyorum” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VİDEO HABER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/soyledigi-dengbeji-ezgiyle-gundem-olan-murat-akbasli-dokuz8habere-konustu-1</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Feb 2020 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2022/04/7148c110-0df2-4cc0-9284-b7656a1a1bb2-1.png" type="image/jpeg" length="86247"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Flormar işçileri: Sonuna kadar devam edeceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/flormar-iscileri-sonuna-kadar-devam-edecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/flormar-iscileri-sonuna-kadar-devam-edecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kocaeli'de Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Flormar fabrikasında sendikalı oldukları için işten çıkarılan yüzlerce işçinin direnişi beş ayı geride bıraktı. "Burada direniş kadınların omuzlarında yürüyor" diyen Petrol-İş Gebze Şube Başkan Yardımcısı Şirvan Kırmızıçiçek, "Emekten yana olan herkesi, bütün sınıf dostlarını direnişin etrafında birleşmeye, destek olmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kocaeli'de Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Flormar fabrikasında sendikalı oldukları için işten çıkarılan yüzlerce işçinin direnişi beş ayı geride bıraktı. "Burada direniş kadınların omuzlarında yürüyor" diyen Petrol-İş Gebze Şube Başkan Yardımcısı Şirvan Kırmızıçiçek, "Emekten yana olan herkesi, bütün sınıf dostlarını direnişin etrafında birleşmeye, destek olmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.</strong></p>

<p><strong>dokuz8HABER / Bahar Ünlü (<a class="link-complex" data-user-name="jeannrhys" href="https://twitter.com/jeannrhys/" rel="noopener user noreferrer" target="_blank">@<span class="link-complex-target">jeannrhys</span></a>) - Barış Kop (<a href="https://twitter.com/baris_kop" rel="nofollow">@baris_kop</a> )</strong></p>

<p>Kocaeli Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Flormar fabrikasında çalışan işçileri beş aydır direnişte oldukları fabrikanın önünde ziyaret ettik. İşçiler bugüne kadar yaşanan süreci ve direnişin nasıl devam ettiğini dokuz8'e anlattı. Flormar fabrikasında çalışan işçiler, çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla 2018 başlarında Petrol-İş Sendikası’nda örgütlenmeye başladı. Sendikanın çoğunluk sayısına ulaşarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan yetki belgesi alması üzerine şirket, çeşitli sebepler öne sürerek onlarca işçiyi aynı gün işten çıkardı. İşten atılan ve çoğu kadın olan işçiler, 14 Mayıs’ta haksız şekilde işten çıkarılmalarını protesto etmek amacıyla fabrika önünde direnişe başladı. Eyleme alkışlayarak, selam vererek destek veren diğer işçiler de ilerleyen günlerde çeşitli bahanelerle işten çıkarıldılar.</p>

<h3><strong>“YURTDIŞINDA YVES ROCHER’DE SENDİKA VAR”</strong></h3>

<p>Petrol-İş Gebze Şube Başkan Yardımcısı Şirvan Kırmızıçiçek süreci şöyle anlattı: “Petrol-İş’in burada bir örgütlenmesi oldu. Bundan haberdar olan işveren, sendika üyesi olan arkadaşlara önce baskı yapmaya başladı, istifaya zorladı. İstifa etmeyen tüm arkadaşlarımızın iş sözleşmelerini fesh etti. Yaklaşık ilk direnişimize başladığımızda 85 kişi çıkarmıştı. O günden beri direnişteyiz. Şu an 132 kişiyiz. Diğer içerdekilerden de selam veren el sallayan kim varsa kanunsuz eyleme destek vermekten iş sözleşmelerini fesh ederek dışarı çıkardı. Flormar bir kozmetik firması. Yüzde 51 hissesi Yves Rocher isimli firmaya ait. Yurt dışında Yves Rocher firmasında işçiler sendikalı ama maalesef ülkemizde sendika olmasına müsaade etmiyorlar.”</p>

<h3><strong>“BU DİRENİŞ KADINLARIN OMZUNDA YÜRÜYOR”</strong></h3>

<p>Kırmızıçiçek, işten çıkarılan işçilerin yüzde sekseninin kadın olduğuna değinerek, “Burada direnişin iradesini kadınlar temsil ediyor, bu direniş kadınların omuzunda yürüyor. Dayanışmayı en çok gösterenler de feminist kadın örgütleri oldu. Sesimizin dünyanın dört bir yanına yayılmasına yardımcı oldular. Biz sadece burada Flormar fabrikası önünde direnmiyoruz. Aynı zaman Türkiye'nin dört bir yanında satış mağazaları var. Oralardaki diğer sınıf dostlarımızla beraber onların ürünlerini protesto ediyoruz, boykota çağırıyoruz" dedi.</p>

<h3><strong>“GELMEDİĞİMDE KENDİMİ KÖTÜ HİSSEDİYORUM”</strong></h3>

<p>İşçilerden Filiz Kılıç, “Haklı olduğumuz halde işten çıkarıldık tekrar sendikalı bir şekilde işe girmek istiyoruz” dedi. Kılıç, Flormar’dan henüz bir görüşme talebi gelmemesine ilişkin şaşkınlığını ifade etti: “Beş ayı devirdik. Oturup iki kelime dahi etmediler. Markaları yerle bir oldu. Hala bizimle konuşmaya gelmiyorlar, şaşkınlık içindeyiz." Kılıç, 5 aylık direniş sürecinde nasıl hissettiğini, “Hemen her gün buradaydım. Buraya gelmediğim zaman kendimi kötü hissediyorum. Evden işe gider gibi çıkıyoruz, akşam da aynı şekilde dönüyoruz. Ben işe gidiyorum gibi hissediyorum, soranlara da 'işe gidiyorum' diyorum” şeklinde ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“ÇİN SEDDİ GİBİ SET ÇEKTİLER”</strong></h3>

<p>İşçilerden Zuhal Aktaş, şirketin fabrika kapısına çektiği tel örgü ve brandaları anlattı: “Biz içerideki arkadaşlarımıza seslenip onları görebiliyorduk. Kapı üstünde tel örgü vardı, üstüne bir kat daha çıkıldı. Branda gerdiler. Taburelerin üstüne çıktık. Yırtılınca başka çözümler aradılar, Çin Seddi gibi bir set çektiler, bizi ulaşamaz hale getirdiler. Şu anda beş altı tabure koymadan içeriyi göremiyoruz. Sadece kapı açılıp kapandığında el sallayabiliyoruz birbirimize." Aktaş, çalışmaya devam eden işçilerden bazılarıyla iletişimde olduklarını söyleyerek, “İçerdeki arkadaşlarla telefonla konuşuyoruz, iletişimimizin devam ettiği arkadaşlar var. Memnun değiller, hapishane gibi bir hayat yaşıyorlar içerde” diye konuştu.</p>

<h3><strong>“İNATLA, HIRSLA DEVAM EDİYOR”</strong></h3>

<p>4 yıldır çalıştığı işyerinden çıkarılan Ayşe Durucan, hayatında ilk kez böyle bir eyleme dahil olduğunu belirterek, "Gurur verici bir şey. Kendi mücadeleni verebilmek, hakkını yedirmemek, hakkın için çaba göstermek gerçekten çok önemli” dedi. Durucan, aylardır direnmenin zorluklarından da bahsetti: “Bazılarımız ailesine destek olamıyor, aileler de haklı olarak bunun nereye kadar gidebileceğini bilemiyor. Maddi zorlukları var, birçoğumuzun borçları var. &nbsp;Hiçbir şekilde bırakmadık, bırakmayı düşünmedik. Sonuna kadar direnmeyi düşünüyoruz, inatla, hırsla.”</p>

<h3><strong>“BİR MÜCADELE VAR”</strong></h3>

<p>“Bu insanlar anayasal haklarını kullandıkları için kapı dışarı edilen arkadaşlarımız. Sendika olarak her zaman işçilerimizin yanında olduk. Bu süreç fazla sürdü, sıkıntılı geçiyor ama bir mücadele var mücadele azmi var, kararlılık içerisinde eylemimizi yürütüyoruz" diyen Petrol-İş Gebze Şube Başkanı Süleyman Akyüz, "Yurt içinde ve yurt dışında pek çok girişimimiz oldu ama maalesef birçok zarara uğramasına rağmen şirket yanaşmıyor. iş dünyası bunun olmasını istemiyor. Çünkü bu örgütlenme olduğunda, işçi sınıfının, örgütsüz işyerlerinin gözünü açacaktır. Olmaması için gayret gösteriliyor, bir taraftan da olması için biz mücadele ediyoruz” ifadeleri ile süreci özetledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEK DÜNYASI, VİDEO HABER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/flormar-iscileri-sonuna-kadar-devam-edecegiz</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Oct 2018 16:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/wp/uploads/2018/10/1.png" type="image/jpeg" length="63169"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BM 2017 Raporu: OHAL koşullarında yaşanan hak ihlalleri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bm-2017-raporu-ohal-kosullarinda-yasanan-hak-ihlalleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bm-2017-raporu-ohal-kosullarinda-yasanan-hak-ihlalleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[‘BM İnsan...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" class="alignnone size-full wp-image-11479" height="512" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/wp/uploads/2018/04/verihaberserisi9BM-raporuvideografik.png" width="1024" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>‘BM İnsan Hakları Komiserliği 2017 senesinde Türkiye’de OHAL koşullarında yaşanan hak ihlallerini 20 Mart 2018 tarihinde yayınladığı <a href="http://www.ohchr.org/Documents/Countries/TR/2018-03-19_Second_OHCHR_Turkey_Report.pdf" rel="noopener" target="_blank">raporla</a> duyurdu. Yunus Erduran ve Kazım Kızıl raporu Dokuz8Haber veri haberleri serisi için özel olarak görselleştirdiler.</h4>

<p>2016 Temmuz’unda ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) kanunlarının eleştirildiği raporda, hükümetten acilen insan hakları evrensel sözleşmelerine aykırı olarak yürürlüğe sokulan birçok kanunun kaldırılması talebinde bulunuluyor. Rapor, FETÖ ile mücadele kapsamında hayata geçirilen OHAL’in ülkedeki tüm muhalif yapılanmaları tehdit eder hale geldiğine vurgu yaparak, Türkiye'nin OHAL döneminde çıkardığı kanun hükmündeki kararnamelerin (KHK) temel insan haklarını ve Türkiye'nin uluslararası hukuktaki yükümlülüklerini ihlal ettiği belirtiyor. Tutuklu annelerin çocukları da dahil olmak üzere gözaltı ve hapishane sürecinde yapılan kötü muamelelerin bireysel tanıklıklarla belgelendiği raporda, OHAL sürecinde keyfi gözaltılar yapıldığı, gözaltına alınan kişilerin işkence ve kötü muameleye tabi tutulduğuna dair bulgular da yer alıyor. BM İnsan Hakları Dairesi ayrıca OHAL kararnamelerinin sayısının sıklığı ve konuyla bağlantısı bulunmayan bazı kararnamelerin yayınlanıp bunların ulusal bir tehdit gibi gösterilmesi nedeniyle, hükümetin bu kanunları kendisine yönelik eleştiri ve muhalefeti bastırmak kullanıldığının bir göstergesi olarak ifade ediyor. Yüksek Komiserlik 2017 senesinde yayınladığı raporunda Türkiye’nin Güneydoğu bölgesindeki hak ihlallerine dair açıklamalar yaparak hükümetin terörle mücadeledeki yöntem ve uygulamalarına dair bulgularını paylaşmıştı. Bu raporda da bölgede sürdürülen operasyonlarla ilgili rakamlar güncellenerek veriliyor ve hak ihlallerinin OHAL döneminde artarak devam ettiği belirtiliyor. &nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI, VİDEO HABER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bm-2017-raporu-ohal-kosullarinda-yasanan-hak-ihlalleri</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Apr 2018 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/wp/uploads/2018/04/ohal.jpg" type="image/jpeg" length="93123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadıköy'de laik eğitim talebiyle açılan standa gerici saldırı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kadikoyde-laik-egitim-talebiyle-acilan-standa-gerici-saldiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kadikoyde-laik-egitim-talebiyle-acilan-standa-gerici-saldiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Kadıköy Kalkedon Meydanı'nda yeni eğitim ve öğretim yılının başlaması vesilesiyle Bilimsel ve Laik Eğitim Hareketi tarafından açılan bilgilendirme masası bu akşam saatlerinde bir grubun saldırısına uğradı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Kadıköy Kalkedon Meydanı'nda yeni eğitim ve öğretim yılının başlaması vesilesiyle Bilimsel ve Laik Eğitim Hareketi tarafından açılan bilgilendirme masası bu akşam saatlerinde bir grubun saldırısına uğradı. dokuz8HABER muhabiri Zale Karademir tarafından an an kaydedilen saldırıda demir çubuklar ve sopalarla masada bulunan yurttaşlara saldıran grup, masada ve çevrede bulunan yurttaşların müdahalesiyle kısa süre sonra olay yerinden kaçtı. &nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gelişmeleri twitter akışından da takip edebilirsiniz: &nbsp;</p>

<p><a href="https://twitter.com/dokuz8haber/status/908701261104631808" rel="nofollow">https://twitter.com/dokuz8haber/status/908701261104631808</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, VİDEO HABER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kadikoyde-laik-egitim-talebiyle-acilan-standa-gerici-saldiri</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Sep 2017 18:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/wp/uploads/2017/09/Screen-Shot-2017-09-15-at-19.01.51.png" type="image/jpeg" length="17617"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Vahşet Bodrumları"nın ardından Cizre: Yas, öfke ve isyan...]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/vahset-bodrumlarinin-ardindan-cizre-yas-ofke-ve-isyan-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/vahset-bodrumlarinin-ardindan-cizre-yas-ofke-ve-isyan-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[dokuz8HABER ekibi Türkiye'nin yakın tarihine "Bodrum vahşeti"nde öldürülen 300'e yakın insan ve son ana kadar devam eden direnişle geçen Cizre'de uygulanan sokağa çıkma yasağı kalktıktan sonra kente girdi ve yaşananlara tanıklık etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>dokuz8HABER ekibi Türkiye'nin yakın tarihine "Bodrum vahşeti"nde öldürülen 300'e yakın insan ve son ana kadar devam eden direnişle geçen Cizre'de uygulanan sokağa çıkma yasağı kalktıktan sonra kente girdi ve yaşananlara tanıklık etti.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DOKUZ8, dokuz8 TV, İNSAN HAKLARI, VİDEO HABER</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/vahset-bodrumlarinin-ardindan-cizre-yas-ofke-ve-isyan-2</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Aug 2016 20:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/wp/uploads/2016/08/cizre-yikim.jpg" type="image/jpeg" length="68057"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
