<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/toplumsalcinsiyet" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Apr 2026 15:43:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/toplumsalcinsiyet"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Birleşik Metal-İş'ten doğum izni düzenlemesine ilişkin açıklama: Bakım yükü paylaşılmalı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/birlesik-metal-isten-dogum-izni-duzenlemesine-iliskin-aciklama-bakim-yuku-paylasilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/birlesik-metal-isten-dogum-izni-duzenlemesine-iliskin-aciklama-bakim-yuku-paylasilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birleşik Metal-İş, doğum izninin 24 haftaya çıkarılması düzenlemesinin yalnızca kadınlar üzerinden genişletilmemesi gerektiğini belirterek bakım yükünün paylaşılmasını talep etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşik Metal-İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu, doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasını öngören yasa değişikliği teklifine yönelik yazılı bir açıklama gerçekleştirdi.</p>

<p>AKP hükümetinin, doğum hızının düşmesi karşısında kadınların üzerinden uygulamaya koyacağı politikalarla çözüm arayışı içinde olduğu ifade edilen açıklamada; “Bu durum kadınların üzerindeki bakım yükünü artırarak, kamusal alandaki varlıklarını ciddi biçimde tehdit ediyor. Dünyanın birçok ülkesinde kadınların üzerindeki bakım yükünü azaltacak eşitlikçi sosyal politikalar öne çıkarken ülkemizde tam tersi bir eğilim söz konusu” denildi.</p>

<p></p>

<h2>“Kadınların istihdamdaki eşitsiz konumunu derinleştirme riski taşıyor”</h2>

<p>Bu uygulamalardan birinin de doğum izinlerinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin yasa değişikliği önerisi olduğu vurgulanan açıklamada; “Bayramın ardından düzenlemenin kısa sürede yasalaşması bekleniyor. Teklife göre kadın işçilerin ücretli doğum izni uzatılırken, doğum sonrası kullanılabilen 6 aylık ücretsiz izin hakkı korunuyor. İlk bakışta olumlu bir adım gibi görünen bu düzenleme, kadınların istihdamdaki eşitsiz konumunu derinleştirme ve toplumsal cinsiyet rollerini pekiştirme riski taşıyor. Bu durumun uzun vadede kadınların ekonomik gelirleri ve toplumsal statüleri üzerinde de olumsuz etkiler yaratması muhtemel” ifadelerine yer verildi.</p>

<p></p>

<h2>“Çocuğun sağlıklı gelişimi yalnızca annenin sorumluluğunda değildir”</h2>

<p>Çocuk bakımı ve doğuma ilişkin sorumlulukların büyük ölçüde kadınların üzerine bırakılmasının, kadınların işgücüne katılımının ve istihdamda kalıcılığının önündeki en önemli engellerden biri olduğuna işaret edilen açıklamada şunlar söylendi; “Bu nedenle yıllardır; kamucu sosyal politikaların hayata geçirilmesini, nitelikli ve ücretsiz çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını, babalık izinlerinin artırılmasını, devredilemez ebeveyn izinlerinin düzenlenmesini talep ediyoruz. Amaç, bakım sorumluluğunun toplumsallaştırılması ve ebeveynler arasında eşit paylaşılmasıdır.</p>

<p></p>

<p>Ancak Meclis’e sunulan teklifte, kadınların ücretli doğum izni 24 haftaya çıkarılırken babalık izninin yalnızca 5 günden 10 güne yükseltilmesi öngörülüyor. Teklifin gerekçesinde çocuğun sağlıklı gelişimi için bu düzenlemenin yapıldığı belirtiliyor. Halbuki çocuğun sağlıklı gelişimi yalnızca annenin değil, babanın da bakım, ilgi ve sorumluluğuna bağlıdır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h2>“Dünyada birçok ülke, bakım sorumluluğunu eşit paylaşımını hedefleyen politikalar uyguluyor”</h2>

<p>Dünyada birçok ülkenin, bakım sorumluluğunu kadınlara yüklemek yerine ebeveynler arasında eşit paylaşımı hedefleyen politikalar uyguladığı vurgulanan açıklamada; “Örneğin İspanya, doğum sonrası anne ve baba için ayrı ayrı, eşit ve devredilemez 19 haftalık ücretli ebeveyn izni uygulamasıyla dünyada başı çeken ülkelerden biri. Portekiz’de babalar için 35 güne varan ücretli babalık izni ve 6 ay ebeveyn izni bulunurken, İsveç’te 90 günü diğer ebeveyne devredilemez olmak üzere 480 gün ebeveyn izni kullanabiliyor. Görüldüğü gibi, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülke eşitliği sağlamanın yolunu babalık izinlerinin ve ebeveyn izinlerinin artırılmasında bulurken ülkemizde durum tam tersi” denildi.</p>

<p></p>

<h2>“Doğum izinleri yalnızca kadınlar üzerinden genişletilmemeli”</h2>

<p>Kadınların işgücü piyasasında karşılaştığı ayrımcılık göz önüne alındığında, doğum izinlerinin yalnızca kadınlar üzerinden genişletilmesinin, kadınların güvenceli ve düzenli işlerden daha da uzaklaşmasına, güvencesiz ve kayıt dışı işlere yönelmesine, kadın yoksulluğunun artmasına yol açabileceğine vurgu yapılan açıklamada; “Birleşik Metal-İş Sendikası olarak altını çiziyoruz: Yapılan düzenlemeler, kadınların istihdamda kalmasını destekleyen bütüncül sosyal politikalarla birlikte ele alınmadığı sürece, kadınların ekonomik hayata eşit katılımının önünde yeni engeller yaratıyor ve işgücü piyasasının dışına itilme riskini artırıyor. Bu nedenle nitelikli ve ücretsiz kreşlerin yaygınlaştırılmasını, her mahallede ve sanayi bölgelerinde kreş açılmasını, doğum sonrası babalık izinlerinin artırılmasını ve devredilemez ebeveyn izinlerinin hayata geçirilmesini talep ediyoruz” ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/birlesik-metal-isten-dogum-izni-duzenlemesine-iliskin-aciklama-bakim-yuku-paylasilmali</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/birlesik-metal-is-1.jpg" type="image/jpeg" length="50020"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Asu Kaya: Zimbabve'nin 49. olduğu dünya cinsiyet eşitliği sıralamasında 135. sıradayız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/asu-kaya-zimbabvenin-49-oldugu-dunya-cinsiyet-esitligi-siralamasinda-135-siradayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/asu-kaya-zimbabvenin-49-oldugu-dunya-cinsiyet-esitligi-siralamasinda-135-siradayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, TBMM'deki konuşmasında Türkiye'nin cinsiyet eşitliği endeksinde 148 ülke arasında 135. sırada yer alarak Zimbabve ve Suudi Arabistan'ın gerisinde kaldığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’deki kadın emeği sömürüsü ve derinleşen eşitsizlik konularını eleştirdi.</p>

<p>TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeler sırasında söz alan Kaya, Türkiye’de kadın olmanın "yoksulluk ve güvencesizlik" ile eş anlamlı hale getirildiğini vurguladı. Kaya, güncel veriler doğrultusunda iktidarın ekonomi politikalarının kadınları sistematik olarak iş gücünün dışına ittiğini ifade etti. Her 10 kadından sadece 3’ünün istihdamda yer bulabildiğine dikkat çeken Kaya, en yüksek işsizlik oranının üniversite mezunu genç kadınlarda olduğunu belirtti.</p>

<p>Kaya, Türkiye’nin uluslararası cinsiyet eşitliği endekslerinde Suudi Arabistan ve Zimbabve gibi ülkelerin gerisine düşmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak; "Zimbabve’nin bile 49. olduğu Dünya Cinsiyet Eşitliği sıralamasında 148 ülke arasında 135. sırada, Suudi Arabistan’ın bile gerisindeyiz!" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>EŞİTSİZLİK VE İSTİHDAM VERİLERİ</h2>

<p>Kaya, ayrıca şunları kaydetti: "Sayın Başkan teşekkür ederim, Türkiye’de kadın olmak yoksullukla, güvencesizlikle ve eşitsizlikle baş başa bırakılmak demektir! DİSK/Genel-İş’in Kadın Emeği Raporuna göre, bu ülkede her 10 kadından sadece 3’ü istihdamda; yani kadınların %70’ini eve hapsetmiş durumdasınız! Çalışabilen şanslı azınlığın ise %30’u kayıt dışı, yani güvencesiz ve kölelik düzeninde çalıştırılıyor. 21,5 milyon kadını işgücünün dışına ittiniz; çünkü onlara reva gördüğünüz tek şey ev işleri ve karşılıksız bakım yüküdür! Daha acısı ne biliyor musunuz? Bu ülkede en yüksek işsizlik oranı üniversite mezunu kadınlarda! Pırıl pırıl genç kadınları diplomalarıyla işsizliğe mahkûm ettiniz. Zimbabve’nin bile 49. olduğu Dünya Cinsiyet Eşitliği sıralamasında 148 ülke arasında 135. Sırada, Suudi Arabistan’ın bile gerisindeyiz! Ama buradan sözümüz olsun: Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında; EŞİTLİK GELECEK, EŞİTLİK GELECEK, EŞİTLİK GELECEK!"</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/asu-kaya-zimbabvenin-49-oldugu-dunya-cinsiyet-esitligi-siralamasinda-135-siradayiz</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/04/asu-kaya-1.png" type="image/jpeg" length="66187"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul'da Feminist Gece Yürüyüşü: Binlerce kadın engellemelere rağmen bir araya geldi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/istanbulda-feminist-gece-yuruyusu-binlerce-kadin-engellemelere-ragmen-bir-araya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/istanbulda-feminist-gece-yuruyusu-binlerce-kadin-engellemelere-ragmen-bir-araya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen 24. Feminist Gece Yürüyüşü'nde binlerce kadın, eşitlik ve özgürlük taleplerini dile getirmek amacıyla bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da gerçekleştirilen geleneksel Feminist Gece Yürüyüşü öncesinde Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından ilçe genelinde 24 saat süreyle gösteri ve yürüyüş yasağı kararı alındı. Yasak kapsamında Taksim ve çevresindeki yollar ile ara sokaklar araç ve yaya geçişine kapatılırken, İstanbul Valiliği’nin kararıyla M2 Yenikapı-Hacıosman Metro Hattı’nın Taksim istasyonu, F1 Taksim-Kabataş Füniküler Hattı ve Şişhane istasyonunun İstiklal Caddesi çıkışı hizmete kapatıldı. Bölge genelinde yoğun güvenlik önlemleri alınarak çok sayıda çevik kuvvet ekibi konuşlandırıldı. Tüm engellemelere rağmen binlerce kadın, yürüyüş için Sıraselviler Caddesi’nde toplandı.</p>

<h2>"İTAAT YOK, İSYAN VAR"</h2>

<p>Ellerinde dövizlerle bir araya gelen katılımcılar, “Bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun”, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor”, “İtaat yok, isyan var”, “Kadınlar ölürken polis neredeydi”, “Nefrete inat yaşasın hayat”, "Jin, jiyan, azadi" ve “Kadınlar savaş istemiyor” sloganları eşliğinde Cihangir’e doğru yürüdü. Cihangir Katlı Otoparkı önünde sona eren yürüyüşün ardından Türkçe, Kürtçe ve Arapça dillerinde basın açıklaması yapıldı.</p>

<p>Basın açıklamasında şu ifadeler kaydedildi:</p>

<p>“Bugün burada 24'üncü Feminist Gece Yürüyüşü bir aradayız. Her yıl olduğu gibi coşkumuz, isyanımız ve dayanışmamızla sesimizi yükseltiyoruz. Bugün bu alana polis barikatlarını aşarak, uzun yollar yürüyerek geldik. Neden mi? Çünkü hepimiz kurtuluşumuzun feminizmde olduğunu, bu dünyada var olmak için tek seçeneğimizin feminizm olduğunu biliyoruz. Dün, bugün, muhtemelen yarın; her gün her birini erkeklerin çıkardığı savaşa ve yarattığı yıkıma uyanıyoruz. Yanı başımızda İran’a ABD ve İsrail füzeleri düşerken Türkiye, NATO üslerini kullanıma açarak bu suça ortak oluyor. Bu savaşı 'kadınları özgürleştirme' adına meşrulaştırmaya çalışan İsrail’in hapishanelerinde Filistinli kadınlar işkence görüyor. Suriye’de ABD desteğiyle iktidarda olan HTŞ, Alevi, Kürt, Arap, Dürzi kadınları öldürüyor. Epstein dosyalarını ve kendi suç ortaklığını örtmek için elinden geleni yapan Trump, ancak düşmanını bombalamak için işlevli olduğunda kadınların özgürlüğünü aklına getiriyor. Biz bu yalanı Irak'tan, Afganistan'dan biliyoruz. Dünyayı kimlerin talan ettiğini, bizlerden çalıp nasıl da zenginleştiklerini izliyoruz. Bizleri açlıkla sınayıp cebimizdeki üç kuruşa, ağzımızdaki iki lokmaya göz koyarlarken hem de. Bizleri birbirimize düşman ederken gücüne güç katanları görüyoruz. Hepimizin yaşamını nasıl da soluksuz bıraktıklarını. Bildiğimiz dünyanın alaşağı olduğu şu günlerde, bu karanlığa kapılmamak, umutsuzluğa alışmamak ve erkeklerin yarattığı bu düzene razı gelmemek gerektiğini birbirimize hatırlatıyoruz. Tam da bu yüzden bir yandan islamcı diktatör rejimlere karşı direnirken diğer yandan ABD ve İsrail saldırganlığına karşı 'bizim özgürlüğümüz sizin ellerinizle gelmeyecek' diyen kadınların sesine ortak oluyoruz."</p>

<p>Açıklamanın devamında ayrıca şunlar ifade edildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Yüzyıllardır erkekler biz kadınların sırtından geçiniyor, kadınların karşılıksız emeği sayesinde karnı tok, sırtı pek bir hayat sürüyor. Kadınların ev içinde yeniden ürettiği yaşam sayesinde kamusal hayatta boy gösteriyor, ücretli işlerde rahatça çalışıp statü elde edebiliyor. Kadınların cinselliklerini kontrol ediyor, adına sevgi diyerek kadınların kendi hayatları üzerindeki karar alma haklarını gasp ediyor. Kadınların kendilerine tabi olduğuna dair sarsılmaz inançla, kadınlara şiddet uygulamayı, öldürmeyi kendilerine hak görüyor. Bazen arkalarına bir tarikatı, bazen bir çeteyi, bazen devletin savcısı olmanın gücünü alarak. Önleyici koruyucu politikaların uygulanmamasından, cezasızlıktan, kadınların en temel haklarının; medeni kanunun, boşanmanın, nafakanın, kürtajın sürekli tartışma konusu yapılmasından, saldırı altında olmasından besleniyor erkekler. Yok 'aile yılı', yok 'bizi cinsiyetsizleştirecekler' diyerek, işi cinsiyeti denetlemeye kadar vardırıp 'cinsiyetine uygun olmayan davranışlar' diye uyduruk kategoriler yaratarak transların hormona erişimini ve yaşam hakkını engellemeye, temelde erkeklerin kadınlar üzerindeki egemenliğini korumaya çalışıyorlar. Çünkü bu egemenliğin tehlikede olduğunu biliyorlar, çünkü feminizmin değiştirme gücünün yarattığı tehlikenin farkındalar. Çünkü bu düzen değişecek. Bugün burada olan/olamayan, kendi hayatında patriyarkaya karşı mücadele veren her kadın sayesinde. Bizler, yüz yıl önce bu sokakta yürüyen bir kadının belki ancak hayal edebileceği bir mücadeleyi gerçek kılarak erkeklerin kadınlara karşı işledikleri suçları nasıl açığa çıkardıysak, yeni bir dünyayı da böyle kuracağız, feminist dayanışmamız sayesinde. Kendi hayatlarımıza yön vermek, özgür olmak, bedenimize, emeğimize, cinselliğimize, kimliklerimize sahip çıkmak için. Geleceğimize sahip çıkmak için. Kurtuluşumuz feminizmde diyoruz. Kurtuluş birlikte, feminist dayanışma ile mümkün. Kendi yaşamlarımızdan, bizden önce gelen tüm kadınlardan öğrendiklerimizle dünyayı dönüştüreceğiz. Çünkü barış içinde, çünkü düşman olmadan, çünkü eşit ve adil bir hayat kurarak yaşamanın mümkün olduğunu feminizmden öğrendik. Bu nedenle tekrar ediyoruz; yaşasın feminist mücadelemiz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/istanbulda-feminist-gece-yuruyusu-binlerce-kadin-engellemelere-ragmen-bir-araya-geldi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 07:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/feminist-gece-yuruyusu-1.png" type="image/jpeg" length="81836"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Arzu Çerkezoğlu: Eşdeğer işe eşit ücret hala en temel taleplerimizden biri]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/arzu-cerkezoglu-esdeger-ise-esit-ucret-hala-en-temel-taleplerimizden-biri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/arzu-cerkezoglu-esdeger-ise-esit-ucret-hala-en-temel-taleplerimizden-biri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, kadınların istihdam ve ücret konularında yaşadığı eşitsizliklere dikkat çekerek eşdeğer işe eşit ücret talebinin temel öncelikleri olduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Kadın Komisyonu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Bakanlık önünde bir araya gelen kadınlar, "Eşitlik için tut elimden örgütlen" çağrısında bulundu.</p>

<p>DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 8 Mart’ın kadınların emeği, eşitliği ve özgürlüğü için verilen tarihsel mücadelenin simgesi olduğunu belirterek,"8 Mart yalnızca bir anma günü değil; sömürüye, eşitsizliğe, şiddete ve ayrımcılığa karşı haklarımız için mücadele etme günüdür" diye konuştu.</p>

<p>Savaşların ve çatışmaların en ağır yükünü kadınların taşıdığını ifade eden Çerkezoğlu, savaşların yaşamları yıktığını, yoksulluğu derinleştirdiğini ve kadınların hayatlarını daha güvencesiz hale getirdiğini söyledi. Çerkezoğlu, bu nedenle barış talebinin kadınların en temel taleplerinden biri olduğunu vurgulayarak, İran ve Filistin başta olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde savaş ve işgal koşullarında yaşam mücadelesi veren kadınlarla dayanışma içinde olduklarını ifade etti.</p>

<p>Kadınların yaşamın her alanında eşitsizlik ve ayrımcılıkla karşı karşıya olduğunu dile getiren Çerkezoğlu, Türkiye’de kadın istihdam oranının erkeklere kıyasla çok düşük olduğunu söyledi. Çerkezoğlu, Türkiye’de her 10 kadından yalnızca 3’ünün istihdamda olduğunu, kadın istihdam oranının yüzde 32 civarında seyrederken erkeklerde bu oranın yüzde 66’nın üzerinde olduğunu aktardı.</p>

<p>Kadınların erkeklere kıyasla daha düşük ücretlerle, daha güvencesiz ve esnek çalışma koşullarında istihdam edildiğini kaydeden Çerkezoğlu, çalışan kadınların yaklaşık yüzde 30’unun kayıt dışı çalıştırıldığını, özellikle kısmi zamanlı işlerde güvencesizlik oranının yüzde 60’lara kadar çıktığını ifade etti.</p>

<p>"Eşdeğer işe eşit ücret hala en temel taleplerimizden biridir" diyen Çerkezoğlu, kadınların aynı nitelik ve sorumluluk düzeyindeki işleri yapmalarına rağmen daha düşük ücret almalarının kabul edilemez bir ayrımcılık olduğunu vurguladı.</p>

<p>Ev içi ve bakım emeğinin kamusal bir sorumluluk olmaktan çıkarılarak kadınların "doğal görevi" gibi sunulduğuna işaret eden Çerkezoğlu, kreş hakkının yaygınlaştırılmaması ve bakım hizmetlerinin kamusal olarak desteklenmemesinin kadınları düşük ücretli işlere ya da işgücünün dışına ittiğini söyledi. Türkiye'de 21,5 milyon kadının işgücüne dahil olmadığını ifade eden Çerkezoğlu, milyonlarca kadının ev içi bakım yükümlülükleri nedeniyle çalışma yaşamının dışında kaldığını belirtti.</p>

<p>DİSK’in 8 Mart taleplerini ise DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Birgül Kaya açıkladı. Kaya, 8 Mart’ın tarihsel mirasının hakların mücadeleyle kazanıldığını gösterdiğini, eşitliğin ancak örgütlü mücadeleyle mümkün olacağını söyledi. Türkiye’de her 10 kadın işçiden yalnızca birinin sendika üyesi olduğuna dikkati çeken Kaya, kayıt dışı istihdam da hesaba katıldığında gerçek sendikalaşma oranının yüzde 7’ye kadar düştüğünü ifade etti.</p>

<h2>"Kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet temelli suçlarda iyi hal ve tahrik indirimi gibi uygulamalardan vazgeçilmeli"</h2>

<p>Kaya, DİSK’in taleplerini şöyle sıraladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkin biçimde uygulanmalıdır. ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi Türkiye tarafından onaylanmalı ve uygulanmalıdır. Kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet temelli suçlarda iyi hal ve tahrik indirimi gibi uygulamalardan vazgeçilmelidir. Kadın istihdamını artırmak için esnek çalışma yerine tam zamanlı ve güvenceli istihdam olanakları yaratılmalıdır. Kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından açılarak herkesin ücretsiz yararlanabileceği bir hak haline getirilmelidir. Kamu ve özel sektör ayrımı olmaksızın çalışan ebeveynlere dönüşümlü ve eşit şekilde ücretli izin verilmelidir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/arzu-cerkezoglu-esdeger-ise-esit-ucret-hala-en-temel-taleplerimizden-biri</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/disk-8-mart.jpg" type="image/jpeg" length="52950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu şubat ayı raporunu açıkladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-subat-ayi-raporunu-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-subat-ayi-raporunu-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şubat ayında 23 kadın cinayeti işlenirken, 29 kadının ölümü kayıtlara şüpheli olarak geçti. Raporda, koruyucu mekanizmaların etkin işletilmemesinin şiddeti tırmandırdığı kaydedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2026 yılı şubat ayı Kadın Cinayetleri Raporu'nu kamuoyuyla paylaştı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından yayımlanan verilere göre, şubat ayı içerisinde 23 kadın cinayeti işlendi ve 29 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen 23 kadından 6'sının hayatına dair karar almak istediği için, 2'sinin ekonomik gerekçelerle, 1'inin ise diğer bahanelerle öldürüldüğü ifade edildi. Kadınların 14'ünün hangi bahane ile öldürüldüğünün tespit edilemediği belirtilen raporda, bu durumun kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucu olduğu kaydedildi.</p>

<h2>KADINLARIN YÜZDE 65’İ EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ</h2>

<p>Şubat ayında öldürülen 23 kadından 10'unun evli olduğu erkek, 4'ünün birlikte olduğu erkek, 3'ünün eskiden evli olduğu erkek, 1'inin tanıdığı biri, 1'inin oğlu, 1'inin kardeşi ve 1'inin babası tarafından öldürüldüğü bildirildi. İki kadının ise öldüren kişi ile yakınlığının tespit edilemediği aktarıldı. Kadınların yüzde 43'ünün evli olduğu erkek tarafından katledildiği bilgisine yer verilen raporda, cinayetlerin 15'inin evde, 4'ünün sokakta, 2'sinin araba içerisinde ve 1'inin diğer kamusal alanlarda işlendiği belirtildi. Öldürülen kadınların yüzde 65'inin evlerinde, yüzde 61'inin ise ateşli silahlar ile hayatını kaybettiği ifade edildi.</p>

<h2>KORUYUCU MEKANİZMALARIN İHMALİNE DİKKAT ÇEKİLDİ</h2>

<p>Platformun raporunda, şubat ayında öldürülen kadınlardan 6’sının sadece bir gün içinde hayatını kaybettiği ve bu tablonun baskının sistematik boyutunu gösterdiği kaydedildi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ayrıca koruyucu mekanizmalara ilişkin şu değerlendirmeleri paylaştı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri artarken, koruyucu ve önleyici mekanizmalar ya hiç işletilmiyor ya da işletildiği iddia edilse bile etkili biçimde uygulanmıyor. Bu nedenle kadınların ölümünden yalnızca failler değil, koruma kararlarını geciktiren, tedbirleri uygulamayan, denetlemeyen ve ihmali bulunan tüm kurumlar da sorumludur. Biz kadınlar biliyoruz, bu düzen değişmeden, şiddeti önlemeye dönük yükümlülükler gerçek anlamda yerine getirilmeden kadın cinayetleri durmayacak. Ama biz de susmayacağız. Bu yüzden sokaklarda, meydanlarda, adliyelerde ve yaşamın her alanında kadınlar için mücadele etmeye devam ediyoruz. Kadın cinayetlerine, cezasızlık politikalarına ve ihmale karşı ses çıkarıyor; yaşamlarımız, haklarımız ve özgürlüğümüz için eylemlerimizi sürdürüyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-subat-ayi-raporunu-acikladi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/kaidn-cinayetleri.jpeg" type="image/jpeg" length="30780"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİSK/Genel-İş'ten "Kadın Emeği Raporu": 21,5 milyon kadın işgücünün dışında!]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/diskgenel-isten-kadin-emegi-raporu-215-milyon-kadin-isgucunun-disinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/diskgenel-isten-kadin-emegi-raporu-215-milyon-kadin-isgucunun-disinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİSK/Genel-İş Sendikası tarafından hazırlanan "Kadın Emeği Raporu"na göre, Türkiye’deki 33 milyonu aşkın çalışma çağındaki kadının yüzde 64’ü işgücüne dahil olamıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel-İş Sendikası Emek Araştırma Dairesi (emar) tarafından hazırlanan ve çalışma hayatındaki güncel verileri içeren "Kadın Emeği Raporu" kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<p>Söz konusu raporda, Türkiye'de sayısı 33 milyonu aşan çalışma çağındaki kadın nüfusun yüzde 64'ünün işgücü piyasasının dışında kaldığı belirtildi. İstihdam edilen her 10 kadından 3’ünün kayıt dışı olarak çalıştığı vurgulanırken, kadın işçiler arasındaki gerçek sendikalaşma oranının ise yüzde 7 seviyesinde kaldığı kaydedildi.</p>

<p>Çalışma hayatındaki cinsiyet eşitsizliğine ilişkin kapsamlı verilerin yer aldığı raporda, kadınların karşı karşıya kaldığı yapısal sorunlara yönelik çeşitli politika önerilerine de yer verildi. Özellikle eşitsizliklerin temelinde yatan yapısal faktörlere dikkat çekilen çalışmada, kadın emeğinin görünmez kılınmasının toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren bir mesele olduğu ifade edildi.</p>

<p>Raporda ayrıca şu değerlendirmeler paylaşıldı: "Kadın emeğinin görünmez kılınması, yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesine yol açan yapısal bir meseledir. Belediyelerden hastanelere, okullardan kreşlere ve taşeron şirketlere kadar pek çok alanda kadınlar, üretim ve yeniden üretim süreçlerinin temel yükünü taşımakta; buna rağmen emekleri çoğu zaman güvencesiz ve değersiz bir zemine sıkıştırılmaktadır."</p>

<h2>GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK VE GÜVENCESİZ ÇALIŞMA VURGUSU</h2>

<p>Geniş tanımlı kadın işsizliği ve sendikalaşma oranlarına dair verilerin analiz edildiği raporda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan dar tanımlı işsizlik verilerinin aksine geniş tanımlı işsizlik göstergelerinin yükseliş eğiliminde olduğu belirtildi. Raporda, gerçek işsiz sayısının 6 milyona yaklaştığına işaret edildi.</p>

<p>İstihdam edilen kadınların güvencesiz çalışma koşullarının ele alındığı metinde, tam zamanlı çalışan kadınlarda yüzde 21,1 olan kayıt dışılık oranının, yarı zamanlı çalışma biçiminde yüzde 60,7'ye kadar çıktığı aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporda öne çıkan başlıklar arasında, çalışan kadınların yaklaşık yüzde 30’unun kayıt dışı çalıştırıldığı ve Türkiye’nin cinsiyet eşitsizliği bağlamında 148 ülke arasında 135'inci sırada yer aldığı bilgileri yer aldı. Ayrıca, her 10 kadından 4'ünün geniş tanımlı işsiz olduğu ve en yüksek kadın işsizliğinin üniversite mezunları arasında görüldüğü kaydedildi. Kadın işçilerin örgütlenme süreçlerinin kısıtlı kaldığı belirtilen raporda, her 10 kadın işçiden yalnızca 1'inin sendikalı olduğu, kadın örgütlenmesinin en yoğun görüldüğü kolların ise genel işler, banka, finans, sigorta ile sağlık ve sosyal hizmetler olduğu ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEK DÜNYASI, TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/diskgenel-isten-kadin-emegi-raporu-215-milyon-kadin-isgucunun-disinda</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/disk-emar.png" type="image/jpeg" length="55946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir’de Mor Dayanışma üyelerinden 8 Mart çağrısı: Haklarımız ve hayatlarımız için sesimizi yükseltiyoruz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/izmirde-mor-dayanisma-uyelerinden-8-mart-cagrisi-haklarimiz-ve-hayatlarimiz-icin-sesimizi-yukseltiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/izmirde-mor-dayanisma-uyelerinden-8-mart-cagrisi-haklarimiz-ve-hayatlarimiz-icin-sesimizi-yukseltiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’de Karşıyaka İzban istasyonu önünde buluşan Mor Dayanışma üyeleri, İskele’ye kadar düzenledikleri yürüyüşle kadınları 8 Mart’ta dayanışmayı büyütmeye ve sokaklarda olmaya çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Nilgün Eser</strong></p>

<p>İzmir’de Mor Dayanışma üyeleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde Karşıyaka İzban istasyonu önünde bir araya gelerek İskele karşısına kadar devam eden bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yürüyüş boyunca kadın dayanışması, adalet talepleri ve kadın cinayetlerine yönelik tepkileri içeren sloganlar atan grup adına basın açıklamasını Mor Dayanışma İl Meclisi üyesi Dilek Sarıgöz Şanlı okudu. Yürüyüşte kadın haklarına yönelik saldırılar ve ekonomik krizin kadınlar üzerindeki etkileri vurgulandı.</p>

<p>Şanlı, 1857 yılında New York’ta dokuma işçisi kadınların başlattığı direnişin bugün hâlâ yol gösterici olduğunu belirterek, güncel siyasi ve toplumsal baskılara karşı eşitlik ve özgürlük taleplerini İzmir’den bir kez daha dile getirdiklerini ifade etti. Açıklamada, Türkiye’de kadın düşmanlığının sıradanlaştığı ve kadınların kamusal alandaki varlığının hedef gösterildiği belirtildi.</p>

<h2>"HAKLARIMIZA VE HAYATLARIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ"</h2>

<p>2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesinin kadınları toplumsal hayatın dışına itmeyi amaçladığını savunan Şanlı, kadınların sadece aile içindeki rollerine hapsedilmeye çalışılmasının bilinçli bir politika olduğunu kaydetti. Ekonomik krizin yükünün en çok kadınların omuzlarında olduğunu vurgulayan Şanlı, bütçeden kadının güçlendirilmesine ayrılan payın yetersizliğine ve kadın işsizliğinin ulaştığı boyutlara dikkat çekti.</p>

<p>Yasal kazanımlara yönelik müdahalelere de değinen Şanlı, nafaka hakkı, 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla artan şiddet vakaları karşısında koruma mekanizmalarının işletilmediğini belirtti.</p>

<p>Şanlı, ayrıca şunları kaydetti:</p>

<p>"8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne giderken, haklarımız, hayatlarımız ve emeğimiz için sesimizi bir kez daha yükseltiyoruz! 1857’de New York’ta dokuma işçisi kadınların yaktığı direniş meşalesi, bugün hala yolumuzu aydınlatıyor. Tıpkı diktatörlüğe karşı direnen Mirabel kardeşlerin mirasını taşıdığımız gibi, bugün de eşitlik ve özgürlük için İzmir’den sesleniyoruz. Bugün Türkiye’de kadın düşmanlığı sıradanlaşmış, kadınlar üzerindeki baskı her geçen gün daha da olağanlaştırılmıştır. Kamusal alandaki varlığımız, yaşam tarzımız ve bedenimiz iktidar tarafından hedef gösterilmeye devam ediyor. Yargı erkek şiddetini aklarken, medya şiddeti yeniden üretiyor; devlet politikaları ise bizleri korumak yerine 'itaati' dayatıyor. İktidar, 2025 yılını 'Aile Yılı' ilan ederek bizleri dört duvar arasına hapsetmeye çalışıyor. Kadını birey olarak değil, sadece 'ailenin bir parçası ve itaatkâr bir eş' olarak gören bu anlayış, bilinçli bir kadın düşmanlığıdır. Kadın sığınaklarının yetersizliği, kreşlerin kapatılması ve ev içi bakım emeğinin kadınların omuzlarına yıkılması, 'aile politikası' adı altında meşrulaştırılıyor. Ekonomik krizin yükü de yine en çok kadınların omuzlarında. Bakanlık bütçesinden kadının güçlendirilmesi için ayrılan payın günlük kişi başı yalnızca 51 kuruş. Kadınların yüzde 34’ü yoksulluk sınırının altında yaşarken, kadın işsizliği erkeklerin neredeyse iki katına ulaşmış durumda. Kamu kaynakları kadınların yaşam koşullarını iyileştirmek yerine biz kadınları ucuz işgücü olarak görüyor. Kadın emeği ve hayatı, unutmadığımız ve unutturmayacağımız Dilovası’ndaki iş cinayetindeki gibi güvencesiz ve denetimsiz bırakılarak değersizleştiriliyor. Yasal kazanımlarımıza yönelik saldırılar da hız kesmiyor. 11. Yargı Paketi ile nafaka hakkımız sınırlandırılmak, 6284 sayılı kanun etkisizleştirilmek ve 'aile arabuluculuğu' adı altında bizler şiddet döngüsüne hapsedilmek isteniyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkılmasının ardından artan şiddet vakaları karşısında koruma mekanizmaları işletilmemekte, kadınlar kağıt üzerindeki kararlara rağmen katledilmektedir. LGBTİ+’lara yönelik nefret ise bizzat iktidar eliyle meşrulaştırılmaktadır. Kadınları katledenler, çocukları istismar eden faillerse 'iyi hal' indirimleriyle ödüllendiriliyor. Misafirliğe gittiğimiz evde öldürülmemiz, faillere haksız tahrik indirimi sağlıyor. Biz kadınlar; kuşatma altına alınmaya çalışılan yaşamlarımızı savunmak için her mahallede, her iş yerinde ve her üniversitede dayanışmayı büyüteceğiz. Savaşa karşı barışı, yoksulluğa karşı emeğimizi, erkek egemenliğine karşı özgürlüğümüzü savunmaya devam edeceğiz. Tüm kadınları 8 Mart’ta, haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkmak için mücadeleyi beraber büyütmeye çağırıyoruz. Yaşasın Kadın Dayanışmamız! Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!"</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET, İZMİR, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/izmirde-mor-dayanisma-uyelerinden-8-mart-cagrisi-haklarimiz-ve-hayatlarimiz-icin-sesimizi-yukseltiyoruz</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 00:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/izmir-mor-dayanisma.jpeg" type="image/jpeg" length="24385"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mor Dayanışma, İzmir'de kadın hakları ve mücadele raporunu açıkladı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mor-dayanisma-izmirde-kadin-haklari-ve-mucadele-raporunu-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mor-dayanisma-izmirde-kadin-haklari-ve-mucadele-raporunu-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mor Dayanışma, 8 Mart öncesi hazırladığı raporla 2025 yılındaki kadın cinayetlerini, ekonomik yoksulluğu ve yargıdaki cezasızlık politikalarını kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Nilgün Eser</strong></p>

<p>Mor Dayanışma, Ege Bölgesi'nde hazırlanan “Kadın Haklarına Dönük Saldırılar ve Örgütlü Kadın Mücadelesi” başlıklı raporun detaylarını İzmir’de düzenlenen bir basın toplantısıyla duyurdu.</p>

<p>Basın açıklaması İzmir Mor Dayanışma Kadın Derneği binasında gerçekleştirildi. Basın metni, Mor Dayanışma Temsilciler Meclisi üyesi Zeynep Eda Berfin Tozlu tarafından kamuoyuna aktarıldı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde hazırlanan raporda, kadınların yaşam hakları, ekonomik durumları ve yargı süreçlerine dair sosyalist feminist bir değerlendirme yapıldığı kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>Bugün burada 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne giderken hazırladığımız “Kadın Haklarına Dönük Saldırılar ve Örgütlü Kadın Mücadelesi” raporumuzu basın ve kamuoyu ile paylaşmak için bir aradayız.</p>

<p>8 Mart bizim için yalnızca bir tarih değil; 8 Mart, kadınların yaşam hakkı için direndiği,erkek egemen düzene itiraz ettiği, kadın dayanışmasıyla yan yana geldiği bir mücadele günüdür. Bu yıl da 8 Mart’a hem ülkemizde hem dünyada patriyarkanın farklı biçimlerde örgütlenen sömürü ve şiddetine karşı mücadeleyi büyüterek giriyoruz.</p>

<p>Mücadeleyi büyütüyoruz çünkü patriyarka kadınların emeğini sömürürken kapitalizmden güç alıyor, kapitalizmi de besliyor. Mücadeleyi büyütüyoruz çünkü emperyalistler bölgemizi ve dünyanın birçok yerini savaş alanına çeviriyor. Mücadeleyi büyütüyoruz çünkü sermaye iktidarları; sağcı, muhafazakâr, kadın, LGBTİ+ ve ekoloji düşmanı politikalarına hız vererek faşizmi beslemek için kolları sıvamış durumdalar. Türkiye’de 23 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı, son yıllardaki ortağı MHP ile birlikte bu politik hattın bir parçasıdır. Her geçen gün medeni haklarımıza gelen saldırılar, ekonomiden eğitime, sağlıktan kamusal alana, hayatın birçok alanında kadınları eve ve aileye hapsetmeye çalıştıkları politikalar, erkek şiddetinin önünü açan cezasızlık ve hukuksuzluk bu iktidarın eseridir. Bu tablo bilinçlidir, sistematiktir ve siyasi sorumluluğu vardır.</p>

<p>Bu nedenle, bugün paylaşacağımız rapor yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Raporumuz, nesnel verilerle somut gerçekliği ortaya koyan sosyalist feminist bir değerlendirmedir.</p>

<p>Kadına yönelik erkek şiddetini konuşurken tekil olaylardan söz etmiyoruz. Bu ülkede erkekler 2025 yılı boyunca en az 299 kadını öldürdü. En az 471 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı. Bu “şüpheli” ifadesi resmî bir kategori olarak kullanılmaya çalışılsa da bizim için ortada hiçbir şüphe yok. Biz bu kadınların nasıl ve kimler tarafından öldürüldüğünü biliyoruz. Peki kadınları kimler öldürüyor?</p>

<p>Faillere baktığımızda tablo son derece net. 2025 yılında öldürülen kadınların 104’ünü evli olduğu erkek, 32’sini eskiden evli olduğu erkek, 28’ini birlikte olduğu erkek, 24’ünü eskiden birlikte olduğu erkek öldürdü. 28 kadını akrabası, 18 kadını oğlu, 14 kadını babası, 7 kadını kardeşi öldürdü. 196 kadın ev içinde yaşamını kaybetti. Bu veriler bize açıkça şunu gösteriyor: Kadınlar en güvende olması gereken yerlerde, en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor.</p>

<p>Erkekler, 201 kadını ateşli silahla öldürdü. Silahlar kadın cinayetlerinin başlıca aracı hâline geldi. Bireysel silahlanmayı engellemeyen, ateşli silah yasasını aile içi şiddetle ilişkilendirmeyen her siyasi tercih, kadınların yaşam hakkını doğrudan etkiler.</p>

<p>Şiddet, yalnızca cinayetle sınırlı değil. 2025 yılında erkekler en az 724 kadını yaraladı. Yüzlerce kadın darp edildi, kesici aletle ya da silahla yaralandı. En az 201 kadın tacize uğradı,16 kadın tecavüze uğradı. En az 265 çocuk istismar edildi.En az 1168 kadın seks işçiliğine zorlandı. Bu tablo münferit değil, erkek egemen düzenin sonucudur. Şiddet, yalnızca cinayet anında görünür hâle gelmiyor. Kadınlar her gün tehdit ediliyor, darp ediliyor, takip ediliyor, baskı altına alınıyor. İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, KADES uygulaması üzerinden 1 milyon 480 bin ihbar yapıldı ve 920 bin kadına müdahale edildi. Devletin açıkladığı rakamlar bile şiddetin istisna değil, yaygın ve süreklilik taşıyan bir gerçeklik olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu yaygınlığın temel dayanağı cezasızlık ve erkek adalettir. Koruma ve uzaklaştırma kararları etkin uygulanmıyor, failler çoğu zaman tutuksuz yargılanıyor ve indirimlerden yararlanıyor. Yargı erkeklerin kadınlara karşı işlediği birçok saldırıyı “kadına yönelik suç” olarak tanımlamıyor, cinayetleri ve ağır saldırıları yalnızca “kasten öldürme” ya da “kasten yaralama” başlığı altında değerlendiriyor. Böylece erkek şiddetinin cinsiyet temelli olduğu, toplumsal ve yapısal nitelik taşıdığı görünmez kılınıyor. İktidarın “reform” olarak sunduğu 11. Yargı Paketi de bunu kanıtlar niteliktedir. Yaklaşık 50 bini aşkın adli tutuklunun erken tahliyesine imkan tanıyan 11. Yargı Paketi’nde, “kadına yönelik kasten öldürme” gibi ağır suçlar kapsam dışı bırakılmasına rağmen, uyuşturucu ticareti gibi adli suçlardan hüküm giyen potansiyel şiddet faillerinin serbest kalması, kadınların yaşam hakkını tehlikeye attı. Bu son düzenlemeyle beraber son 6 yılda cezaevlerinden izinli çıkan, firar eden ve denetimli serbestlikten yararlanan failler 6 yılda en az 38 kadını ve 4 çocuğu katletti. Bu yüzden şu an aramızda kız kardeşlerimiz Rojda Yakışıklı, Azize Cengiz, Beyzanur Uçan ve 8 yaşındaki kızı, Damla Dakım, Melisa Çırpı, Hatice Ünlü, Semra Derya , Melek Kişen, Hasret Akkuzu ve Nermin Tirit yok. Yaşamak için öz savunma hakkını kullanan onlarca kadın ise cezaevinde. Nevin Yıldırım, 2012 yılında yıllarca kendisine tecavüz eden akrabasını öldürdüğü için ömür boyu hapis cezasına mahkûm edildi; üstelik ne iyi hâl ne de haksız tahrik indirimi uygulandı. Kadınlar sistematik şiddet karşısında yaşamlarını korumaya çalıştıklarında ağır biçimde cezalandırılıyor. Erkek egemen yargı ise katilleri ve istismar faillerini çeşitli indirimlerle koruyup kollarken, hayatta kalmaya çalışan kadınları mahkûm ediyor. Mor Dayanışma üyesi Sevde Ünal da tacize karşı öz savunma hakkını kullandığı için şu anda cezaevinde. Öz savunma haktır, meşrudur ve yargılanamaz. Yaşamak için direnen kadınlar değil, kadınları şiddete mahkûm eden düzen yargılanmalıdır.</p>

<p>Peki erkek şiddetinin yaygınlığı ve artışı karşısında devletin temel sorumluluğu olan kadın sığınağı açma konusuna geldiğimizde ne görüyoruz? Türkiye genelinde yalnızca 150 olan sığınak sayısı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2026 bütçesiyle sadece 151’e yükseltilmek isteniyor. AKP hükümeti son 5 yıl içerisinde sadece bir kadın sığınağı açmış ve 2026’da da hedeflerinden vaz geçmiş. 150 kadın sığınağından 112’si Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na, 35’i yerel yönetimlere, biri sivil toplum kuruluşuna, ikisi ise Göç İdaresi Başkanlığı gibi diğer kamu kurumlarına bağlı olarak faaliyet gösteriyor. 2024 TÜİK verilerine göre Türkiye’de 42 milyonun üzerinde kadın yaşıyor ve 150 sığınağın toplam kapasitesi yalnızca 3 bin 683 kişiyle sınırlı. 4,5 Milyon nüfuslu İzmir'de sadece 7 kadın sığınağı var. Nüfusu 100 bini aşan belediyeler sığınak açmakla yükümlü olmasına rağmen birçok belediye bu yükümlülüğü yerine getirmiyor; merkezi idare de denetlemiyor. Türkiye genelinde yalnızca 85 Şiddet İzleme ve Önleme Merkezi var ve yıllardır kadın örgütlerinin, feministlerin her ilçeye en az bir ŞÖNİM talebi karşılanmamış durumda.</p>

<p>Sığınaklara erişim ŞÖNİM’ler üzerinden yürütülüyor, ancak raporlar ortak bir standartın bulunmadığını ve uygulamanın çoğu zaman idarecilerin inisiyatifine bırakıldığını gösteriyor. Sığınaktan çıkan kadının bağımsız bir hayat kurabilmesi için işe, eve ve bakmakla yükümlü olduğu çocuğu varsa kreşe ihtiyacı var. Bakanlık 83 bin çocuğa kreş hizmeti verildiğini açıklıyor, oysa Türkiye’de 0–5 yaş arasında yaklaşık 9,3 milyon çocuk bulunuyor. Yeni kreşler açmak yerine çocukları “komşu annelere” bırakmayı öneren Aile Yılı kapsamındaki politika kamusal bakım sorumluluğunu bir kere daha kadınların sırtına yıkıyor. SED desteği, sosyal yardımlar ve SGK prim destekleri de kısıtlanırken şiddetten çıkmak isteyen kadınlar barınma, geçinme ve bakım açısından daha da güvencesiz bırakılıyor.</p>

<p>Kadın yoksulluğuna baktığımız zaman 2026 yılı bizlere neden hem sosyalist hem feminist mücadele hattında olmamız gerektiğini bir kere daha hatırlatıyor.</p>

<p>DİSK-AR’ın 2025 verileri açık. Geniş tanımlı işsizlik oranı erkeklerde yüzde 22,7 iken kadınlarda yüzde 38,3. Aradaki fark 15 puanın üzerinde. Bu fark, kadınların sistemli biçimde işgücü piyasasının dışına itildiğini gösteriyor. Bugün geniş tanımlı işsiz kadın sayısı 5 milyon 787 bin. Yani milyonlarca kadın ya iş bulamıyor ya da güvencesiz, esnek ve düşük ücretli işlere mahkûm ediliyor. Üstelik 3 milyondan fazla kişi haftada 40 saatten az çalışıyor ve daha fazla çalışmak istediğini söylüyor. Bu tablo geçim krizinin, derinleşen yoksulluğun ve güvencesizliğin göstergesidir. Bu veriler bize ne söylüyor?</p>

<p>Kadın emeği bu ülkede ya görünmez kılınıyor ya da ucuzlaştırılıyor. Kadınlar çalışmak istiyor ama tam zamanlı ve güvenceli işlere erişemiyor. Erkek egemen sermaye düzeni; kadınları esnek, yarı zamanlı, düşük ücretli işlere yönlendiriyor. İktidar da bunu “istihdam politikası” diye sunuyor. “Aile Yılı” kapsamında müjdelenen şey tam zamanlı, güvenceli iş olmadı. Esnek çalışma modelleri oldu. Bu model kadınları sosyal güvence, kıdem hakkı, düzenli gelirden mahrum bırakıyor ve ekonomik bağımlılığı derinleştiriyor.</p>

<p>Kadınların işgücüne katılımını belirleyen temel alanlardan biri bakım yüküdür. Çocuk, yaşlı ve hasta bakımını büyük ölçüde kadınlar üstlenmek zorunda kalıyor. Kamusal ve ücretsiz bakım hizmetleri yaygınlaştırılmadıkça kadınlar ya çalışamıyor ya da güvencesiz işlere razı oluyor. Kreşlerin yetersizliği, yaşlı bakım hizmetlerinin sınırlılığı ve ev içi bakımın kadınların “doğal görevi” gibi sunulması kadın yoksulluğunu yeniden üretiyor. Devlet bakım hizmetini vatandaşlara kamusal bir hak olarak sunmak yerine aile içinde kadınların sırtına yıkıyor.</p>

<p>Bu tablo, genç kadınların yaşamını daha da zor ve temel yaşam haklarından mahrum hâle getiriyor. Eğitime erişimde yaşanan eşitsizlikler, yoksulluk ve bakım yükü; genç kadınların eğitim hayatını yarıda bırakmasına ya da düşük nitelikli işlere yönelmesine neden oluyor. Üniversiteye erişen genç kadınlar ise barınma krizi, burs yetersizliği ve güvencesiz çalışma baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Kadın yoksulluğu yalnızca bugünün değil, genç kadınlar üzerinden geleceğin de sorunu hâline geliyor. Erken yaşta evlilik teşvikleri ve genç kadınları aile içine yönlendiren politikalar eğitimden kopuşu artırıyor ve genç kadın işsizliğini kalıcılaştırıyor.</p>

<p>Şimdi İzmir’e bakalım. Türkiye’nin “en modern, en güvenli” kenti diye anlatılan İzmir, 2025 yılında kadın cinayetlerinde üçüncü sırada yer aldı. İzmir’de en az 20 kadın erkekler tarafından öldürüldü. İzmir 4 milyon 462 bin nüfuslu bir şehir. Bu nüfusun 2 milyon 246 bini kadın. Ama kentte yalnızca 7 sığınma evi var ve toplam kapasite 187 kişi. Üstelik kadınlara yönelik hizmetlerin kapsamı, başvuru sayıları ve bütçe dağılımı düzenli ve şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmıyor. Şeffaf olmayan bir yerel politika hesap verilebilir değildir.</p>

<p>İzmir yıllardır “Kadın Dostu Kent” olarak anılıyor. Ancak Bayetav İzmir Barometresi Güz 2025 verileri bu imgenin sorgulanması gerektiğini açık biçimde gösteriyor.</p>

<p>● Araştırmaya katılanların %87’si son yıllarda kadınlara yönelik şiddetin arttığını düşünüyor. Yani İzmir’de neredeyse herkes erkek şiddetinin büyüdüğünü görüyor.</p>

<p>● Araştırmaya katılan kadınların %92,4’ü son yıllarda kadınlara yönelik şiddetin arttığını düşünüyor.</p>

<p>● Aynı araştırma her iki kişiden birinin ya kendisinin ya da yakın çevresindeki bir kadının kamusal alanda taciz veya şiddete maruz kaldığını gösteriyor.</p>

<p>● Genç kadınlarda bu oran daha da yüksek: 18–29 yaş grubunda her üç kadından ikisi kamusal alanda taciz ya da şiddet deneyimi olduğunu belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>● Aynı araştırmada kadınların %49’u kazandığı gelirle geçinemediğini söylüyor. Erkeklerde bu oran %37. Kadınlar İzmir’de daha fazla yoksulluk yaşıyor.</p>

<p>● Yine aynı araştırmada, katılımcıların yaklaşık üçte biri, şiddet gördüğünde güvenlik güçleri dışında başvurabileceği bir kurumu bilmediğini ifade ediyor.</p>

<p>İzmir; organize sanayi bölgeleri, tekstil semtleri, limanları, yoğun işçi havzalarıyla ülke ve dünya ekonomisinde oldukça büyük bir yere sahip. Kadınlar da üretimde yoğun biçimde yer alıyor ancak güvencesiz çalışma her geçen gün biraz daha normalleştiriliyor. Lezita’da 2.800 işçinin %60’ı kadın; ağır iş yükü ve düşük ücretle çalışıyorlar. Temel Conta’da greve çıkan 17 işçinin 14’ü kadın; kimyasal maruziyet ve düşük ücret temel sorunlar arasında. Çiğli ve Karşıyaka Belediyelerinde işten çıkarılanların önemli bölümü kadın. Agrobay’da sendikalaşan kadın işçiler Kod 46 ile işten atıldı. TPI’da 2.300’den fazla işçi kimyasal risklere karşı greve çıktı.Kadınların çalışma yaşamında yer alması düşük ücreti, işten çıkarma tehdidini ve sağlıksız çalışma koşullarını beraberinde getiriyor.</p>

<p>Bu tablo bize şunu gösteriyor: İzmir’de kadınlar yalnızca düşük ücretle değil; işten çıkarma tehdidiyle, cinsiyetçi uygulamalarla, sendikal baskıyla ve belediyelerde tasarruf politikalarının ilk hedefi olmakla karşı karşıya.</p>

<p>Fakat hatırlatalım; derinleşen kadın yoksulluğu en temel haklara erişim ve yaşam hakkı mücadelesinde kadınların öfkesini biliyor ve mücadeleye bir tuğla daha ekliyor. Kadınlar evde patriyarkaya, işgücü piyasasında ise patriyarkal kapitalizmin sömürüsüne karşı örgütlü mücadeleyi büyütüyor. Geçtiğimiz iki yıl içerisinde örgütlü mücadeleyle güçlenen kadınlar hem sınıf saflarında hem de kadın kurtuluş mücadelesinde bir adım daha öne çıktı. Smart Solar, Şık Makas, Peri Tekstil, Digel Tekstil, Temel Conta, Askaynak (Lincoln Electric), Chinatool Otomotiv, İzmir’de tütün işçileri, farklı illerde belediye, hastane ve market işçileri gibi birçok grev ve direnişte kadın işçiler hakları için mücadele etti.</p>

<p></p>

<p>25 Kasım’dan 8 Mart’a, 6 Şubat’tan etkilenen deprem bölgesinden maden talanına açılan arazilere her yerde kadınlar sokaklarda, eylemlerde ve hayatın her alanında direnişte. Bizler de 2014’ten bu yana mahallelerde, ilçelerde yürüttüğümüz örgütlü kadın mücadelemize katılan,, dayanışma gösteren ve ben de bir parçası olmak istiyorum diyen kadınlarla daha güçlüyüz. 2025 Ocak ayından bu yana Mor Dayanışma’da kadın kurtuluş mücadelesi yürütmek, kadın dayanışmasını büyütmek, hukuk, psikososyal, kültür-sanat gibi çalışma komisyonlarında yer almak için en az üç yüz kadın başvurmuştur. Dernek binalarımızın olduğu İstanbul, İzmir, Adana ve Hatay haricinde örgütlü olduğumuz Mersin, Adıyaman, Antep, Denizli, Kuşadası il ve ilçelerinde çalışmalarımız devam etmektedir. Katılım formuna yazan kadınların sesini duyuyoruz ve bu illere ek olarak birçok yerde kadın dayanışmasını büyütmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yakın zamanda Bursa ve Çanakkale’de yayılacak olan Mor Dayanışma’nın heyecanını sizlerle de paylaşmak istiyoruz.</p>

<p></p>

<p>Devlete, iktidara ve yerel yönetimlere görevlerini tekrar hatırlatıyoruz ve kadınların taleplerini yüksek söylemeye devam ediyoruz:</p>

<p></p>

<p>1. Kadın cinayetlerini ve erkek şiddetini önleme merkezleri acilen açılmalı, bu merkezlerin kuruluş ve işleyişine kadın örgütleri, feministler ve STK’lar dâhil edilmeli.</p>

<p>2.100.000 nüfusun üstünde olan her yerleşim yerine acilen kadın sığınma evleri acilen açılmalı ve ŞÖNİM sayıları artırılmalı.</p>

<p>3. İstanbul Sözleşmesi tekrar imzalanıp etkin şekilde uygulanmalı, İLO 190 sayılı İş Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi acilen onaylanıp uygulanmalı.</p>

<p>4. 11. Yargı Paketi’nde tekrar önümüze getirilen LGBTİ’lara dönük nefret ve ayrımcılık yasası niteliği taşıyan politikalardan, “tutum ve davranışta bulunan, teşvik eden, öven ve özendiren kişi” gibi muğlak ifadelerle tüm varoluşları hedef haline getirmekten vazgeçilmeli.</p>

<p>5. Toplumsal cinsiyet eşitliği anayasal güvence altına alınmalı.</p>

<p>6. Koruyucu ve önleyici temel sağlık hizmetleri erişilebilir olmalı ve doğum kontrol yöntemleri ücretsiz ve yaygın hale getirilmeli, temel ihtiyaç olan regl ürünleri ücretsiz olmalı. Mücadelemiz sonucunda Sağlık Bakanlığı’nın 2026 için ücretsiz uygulamaya başlayacağız dediği HPV test ve aşı uygulaması acilen başlatılmalı.</p>

<p>7. Kadınlara tam zamanlı, güvenceli ve erkeklerle eşit ücret alacakları istihdam sağlanmalı.</p>

<p>8. Bakım hizmetleri kamulaştırılmalı; hasta ve yaşlı bakım evleri ve kreşler devlet tarafından açılmalı. Bu alanlarda erkeklerin çalışmasının “teşvik edileceği” düzenlemeler getirilmeli.</p>

<p>9. İnsanca, güvenceli ve onurlu bir yaşam için üretimde ücret eşitliği ve temel gelir güvencesi sağlanmalı. Temel ihtiyaçlardan alınan dolaylı vergiler kaldırılmalı ve artan oranlı servet vergisi koyulmalı.</p>

<p>10. Eğitimde, toplumsal cinsiyet eşitliği dersleri ilkokuldan üniversiteye kadar her kademede okutulmalı.</p>

<p>11. İnsanca ve güvenceli yaşam hakkı anayasal güvence altına alınmalı.</p>

<p>12. Erkek egemen, halkçı ve özgürlükçü olmayan despotik “laiklik” anlayışına karşı, halkçı, demokratik, cinsiyetsiz bir laiklik anayasal güvence altına alınmalı.</p>

<p></p>

<p>Biliyoruz ki; taleplerimiz ancak ve ancak örgütlü kadın mücadelemizle gerçekleşecektir. Tüm kadınları Mor Dayanışma’da örgütlenmeye, kadın dayanışmasını ilmek ilmek örmeye davet ediyoruz. Yaşasın kadın dayanışmamız, yaşasın örgütlü sosyalist feminist mücadelemiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET, İZMİR, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mor-dayanisma-izmirde-kadin-haklari-ve-mucadele-raporunu-acikladi</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/mor-dayanisma-1.jpeg" type="image/jpeg" length="43630"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Üniversite Hareketi’nden Antalya’da LGBTİ+ yasa taslağına tepki]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-universite-hareketinden-antalyada-lgbti-yasa-taslagina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ozgur-universite-hareketinden-antalyada-lgbti-yasa-taslagina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Sabri Kırdar</strong></p>

<p>Özgür Üniversite Hareketi, Antalya Attalos Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasıyla LGBTİ+’ların haklarını hedef aldığı belirtilen yasa taslağına karşı çıktı.</p>

<p>“Muğlak Kavramlarla Haklar Kısıtlanmak İsteniyor”</p>

<p>Açıklamada, 11. Yargı Paketi’nden çıkarılarak ek maddelerle yeniden gündeme getirildiği ifade edilen düzenlemenin; “biyolojik cinsiyete ve ahlaka aykırı davranış” gibi ifadeler içerdiği belirtildi. Taslakta aynı cinsiyetten kişilerin nişan veya evlenme töreni yapmalarına yönelik yaptırımlar, cinsiyet uyum sürecinde yaş sınırının 18’den 25’e çıkarılması ve sürecin zorlaştırılması gibi maddelerin yer aldığı aktarıldı.</p>

<p>Metinde, “Biyolojik cinsiyet ve genel ahlak kavramlarını kim, neye göre belirleyecek?” sorusu yöneltilerek düzenlemenin belirsiz ve yoruma açık olduğu savunuldu.</p>

<p>“Taslak Geri Çekilsin”</p>

<p>Açıklamada, düzenlemenin LGBTİ+ bireyleri hedef haline getirdiği ve toplumsal baskıyı artıracağı ifade edilerek taslağın geri çekilmesi talep edildi. Trans bireylerin beden uyum süreci ve hormon tedavisine erişiminin kolaylaştırılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Basın açıklaması, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Haklar verilmez direnerek alınır”, “Devlet elini bedenimden çek” ve “Vardık, varız, var olacağız” sloganlarıyla sona erdi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET, ANTALYA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ozgur-universite-hareketinden-antalyada-lgbti-yasa-taslagina-tepki</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/i-m-g-20260220-211625-266.jpg" type="image/jpeg" length="62658"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[30 günde 5 kadın, "düşerek" hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/30-gunde-5-kadin-duserek-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/30-gunde-5-kadin-duserek-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre, son 30 günlük süreçte 5 kadın şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) tarafından paylaşılan veriler, şüpheli kadın ölümlerine dair verileri kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, 2025 yılında ilk defa şüpheli kadın ölümlerinin sayısının kadın cinayetlerini geride bıraktığı vurgulandı.</p>

<p>Nefes'in haberine göre; KCDP verileri doğrultusunda geçen yıl 297 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybederken 294 kadın katledildi. Bu yıl ise sadece son 30 günde 5 kadın şüpheli şekilde balkondan “düşerek” hayatını kaybetti. Bu olaylar, Şule Çet ve Tuğba Yavaş gibi yüksekten atılarak intihar süsü verilen cinayetleri akıllara getirdi. 12 Ocak’ta M.C. (22), Batman’da 4 katlı binanın balkonundan “düşerek” hayatını kaybetti. 30 Ocak’ta Türkiye Tunç (76), Mardin’de 7. kattaki evinin balkonundan “düşüp” yaşamını yitirdi. 10 Şubat’ta Dilek Danış (43), Siirt’te 3. kattaki evinin balkonundan “düşerek” öldü. 12 Şubat’ta Kübra Kölge (21), İstanbul’da Beyoğlu’nda aile evinin 5. katından “düştü” ve yaşamını yitirdi. Aynı gün Rize’de, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülçin Bilgin Turna (44), 10. kattan beton zemine “düşerek” hayatını kaybetti.</p>

<h2>CİNAYETİ ÖRTMEK İÇİN KULLANILAN YÖNTEM</h2>

<p>Ankara’da 8 yıl önce iki erkek tarafından cinsel saldırı sonrası 20’nci kattan atılarak katledilen Şule Çet davasının seyrini değiştiren Adli Tıp uzmanı Halis Dokgöz, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Halis Dokgöz, şunları kaydetti: “Cinayetteki suç unsurlarını ortadan kaldırmak, cinayeti örtmek için bu yöntemin kullanıldığını görüyoruz.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/30-gunde-5-kadin-duserek-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2021/11/kadin-cinayetleri-7.jpg" type="image/jpeg" length="21451"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de düzenlenen "Mor Masa" buluşmasında sanat ve cinsiyet ilişkisi ele alındı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/izmirde-duzenlenen-mor-masa-bulusmasinda-sanat-ve-cinsiyet-iliskisi-ele-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/izmirde-duzenlenen-mor-masa-bulusmasinda-sanat-ve-cinsiyet-iliskisi-ele-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Mor Dayanışma Derneği tarafından gerçekleştirilen "Mor Masa" toplantısında feminizm ve sanat ilişkisi Prof. Dr. Özlem Belkıs'ın sunumuyla tartışıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Nilgün Eser</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İzmir Mor Dayanışma Derneği, "Mor Masa" buluşmaları serisi kapsamında "Feminizm ve Sanat, İzlediklerimiz ve Biz" başlıklı bir etkinlik gerçekleştirdi. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Belkıs tarafından sunumu yapılan etkinlikte, sanatın toplumsal cinsiyetle olan bağları ve feminist teori eksenindeki gelişimi irdelendi.</p>

<p>Feminist sanat kuramının dinamik ve çok sesli yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Özlem Belkıs, bu alanın durağan olmadığını ve zaman içerisinde evrilen bir düşünce sahası teşkil ettiğini kaydetti. Belkıs, feminist bakış açısının günümüzde kapsamını genişlettiğini belirterek ayrıca şunları ifade etti: “Feminist sanat kuramı tek bir teori değil, zamanla dönüşen, çoklu bir düşünce alanıdır. Feminist bakışın artık sadece kadınlarla ilgili olmadığını da belirtmek gerekir.”</p>

<p>Katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılanan söyleşide;</p>

<p>-Sanat üretiminde kimler dışarıda bırakılıyor?</p>

<p>-Bedenin sınırları nerede baslar nerede biter?</p>

<p>-Dijital çağda bakış, nasıl değişti?</p>

<p>-Ekofeminizm sanatla nasıl buluşabilir?</p>

<p>-Bakım, Şiddet, Annelik, Göç gibi ‘Görünmeyen emek’ biçimleri, sanatta nasıl temsil edilebilir? … gibi konular tartışıldı.</p>

<p></p>

<p>Mor Masa buluşmaları devam edecek.</p>

<p><img alt="Mor Masa Buluşmaları Karşıyaka" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2026/01/mor-masa-bulusmalari-karsiyaka.jpeg" width="1104" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET, İZMİR, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/izmirde-duzenlenen-mor-masa-bulusmasinda-sanat-ve-cinsiyet-iliskisi-ele-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/01/mor-masa-bulusmalari-1.jpeg" type="image/jpeg" length="89371"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Yükümlülüklerinizi yerine getirmediğiniz müddetçe kadınların katledilmesinin sorumlusu sizsiniz"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/yukumluluklerinizi-yerine-getirmediginiz-muddetce-kadinlarin-katledilmesinin-sorumlusu-sizsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/yukumluluklerinizi-yerine-getirmediginiz-muddetce-kadinlarin-katledilmesinin-sorumlusu-sizsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlenen "Kadın Mitingi"nde okunan ortak açıklamada, kadınlara yönelik şiddetin cezasızlıkla büyütüldüğü vurgulanarak, "Kadınlara yaşam borcunuz var. Şiddeti önlemediğiniz, hukuku işletmediğiniz, yükümlülüklerinizi yerine getirmediğiniz, taleplerimize kulak tıkadığınız müddetçe kadınların katledilmesinin, şiddete maruz bırakılmasının sorumlusu sizsiniz" ifadelerine yer verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aralarında kadın örgütleri, sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinin yer aldığı 60 kurumun bir araya gelmesiyle Ankara Tandoğan Meydanı’nda "Kadın Mitingi" gerçekleştirildi. Mitingde katılımcı kurumlar adına ortak açıklamayı Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kadın Sekreteri Döne Gevher okudu.</p>

<p>Açıklamada, kadınların yaşamına yönelen şiddetin normalleştirildiği, yoksulluğun kader olarak sunulduğu ve eşitsizliğin kalıcı hale getirilmek istendiği belirtilerek, kadınların bu düzene karşı susmayı reddettiği vurgulandı. Kadın cinayetlerinde cezasızlığın şiddeti büyüttüğü ifade edilen açıklamada, kadınların korunmadıkları, şikâyetlerinin dikkate alınmadığı ve uzaklaştırma kararlarının uygulanmadığı için öldürüldüğü kaydedildi.</p>

<p>İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz şekilde çıkıldığı ve 6284 sayılı yasanın etkin biçimde uygulanmadığı belirtilen açıklamada, kadınları korumakla yükümlü mekanizmaların bilinçli olarak devre dışı bırakıldığı ifade edildi. Açıklamada, "Kadınlara yaşam borcunuz var. Şiddeti önlemediğiniz, hukuku işletmediğiniz, yükümlülüklerinizi yerine getirmediğiniz, taleplerimize kulak tıkadığınız müddetçe kadınların katledilmesinin, şiddete maruz bırakılmasının sorumlusu sizsiniz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. 6284’ü derhal ve eksiksiz uygulayın" ifadelerine yer verildi.</p>

<p><strong>"Bakım emeği kadınların kaderi değildir"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınların yaşam tarzı ve demokratik haklarının hedef alındığına dikkat çekilen açıklamada, laikliğin yok sayıldığı, kadınların karanlığa mahkûm edilmek istendiği belirtildi. Kadın yoksulluğunun derinleştiği vurgulanan açıklamada, düşük ücretler, güvencesiz ve sigortasız çalışma koşullarının kadınların sosyal güvenceye ve emekliliğe erişimini engellediği ifade edildi. Kreş hakkı, sosyal destek ve güvenceli iş talepleri dile getirilerek, "Güvenceli iş istiyoruz. Güvenli bir gelecek istiyoruz. Emeğimizi değersizleştiren, kadınları kamusal yaşamdan dışlayan politikalara razı değiliz. Hayat pahalılığı artıyor. İşsizlik büyüyor. Gençler umutsuzluğa itiliyor. Buradayız çünkü; kadın yoksulluğu derinleşiyor. İşe girebilen kadınlara güvencesizlik dayatılıyor. Bize 'evde kalın, bakım emeğini üstlenin' deniyor. Bakım emeği kadınların kaderi değildir. Kreş haktır. Sosyal destek haktır. Güvenceli iş haktır. Fedakârlık çağrılarını reddediyoruz" denildi.</p>

<p>Açıklamada, kadınların evde, sokakta, kampüslerde, okullarda ve işyerlerinde güvende olmadığı belirtilerek, güvenliğin kadınları korumak yerine denetlemek üzerinden tarif edildiği ifade edildi. Nafaka hakkının tartışmaya açılmasına, boşanmanın arabuluculuğa tabi tutulmak istenmesine ve LGBTİ+’ların hedef alınmasına da tepki gösterildi.</p>

<p><strong>"Bu bütçe erkek şiddetinin zeminini büyüten bütçedir"</strong></p>

<p>Açıklamada, "2026 bütçesinde savaşa, silaha ve ranta kaynak ayrılırken kadınlara, bakım emeğine ve şiddetle mücadeleye kaynak ayrılmadığı" ifade edilerek, "Bu bütçe erkek şiddetinin zeminini büyüten bütçedir. Biz savaş için değil; eşit, özgür, güvenli bir yaşam için bütçe istiyoruz" denildi. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:</p>

<p>"Barış içinde bir arada yaşama talebimizi yükseltmek için buradayız. Barış derken, yeni savaş çığırtkanlıklarına sessiz kalmayacağız. Hemen yanı başımızda Suriye de savaşın yeniden tırmandırılmasına, dün Lazkiye’de, Süveyda’da, bugün Şeyh Maksut’da, Eşrefiye’de yaşatılan sivil katliamlara sessiz kalmayacağız. Bu savaşa, yanı başımızdaki emperyalizme 'hayır' diyoruz.</p>

<p>Daha fazla sivilin, kadının ve çocuğun yaşamını yitirmesine karşı ses çıkarıyoruz. Barış talebinin; yaşamın, eşitliğin ve geleceğin talebi olduğunu hatırlatmak için buradayız. Savaşın, işgalin ve yıkımın ortasında yaşamı yeniden kurmaya çalışan Filistinli kadınlara selam olsun! Sınırları aşan eşitsizliklere, sömürüye ve ayrımcılığa karşı mülteci kadınlarla yan yanayız.</p>

<p>Buradayız çünkü, dereleri HES’lere, ormanları maden şirketlerine, kentleri beton rantına teslim eden bu düzen; doğayı talan ederken en ağır bedeli yine kadınlara ödetiyor. Rant için yok edilen doğanın, plansız kentleşmenin ve sermayeyi koruyan politikaların sonucunda depremlerde, sellerde, yangınlarda yaşamını kaybedenlerin sorumlusu doğa değil, bu düzenin ihmali ve kâr hırsıdır. Afet sonrası yoksulluğu, güvencesizliği, şiddeti en fazla kadınlar yaşıyor. Ranta karşı ekolojiyi, yıkıma karşı dayanışmayı, ölüme karşı yaşamı savunuyoruz. Hayvanların katledilmesine, hayvanlara yönelik şiddetin meşrulaştırılmasına da ses yükseltiyoruz. Yaşam için Yasa diyor; tahakküm şiddet ve sömürünün her biçimine karşı bir bütün olarak yaşamı savunuyoruz."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/yukumluluklerinizi-yerine-getirmediginiz-muddetce-kadinlarin-katledilmesinin-sorumlusu-sizsiniz</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/01/kadin-mitingi.jpg" type="image/jpeg" length="51483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Balıkesir'de kayıp olan Elif Kumal'dan acı haber: Cansız bedeni gölde bulundu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/balikesirde-kayip-olan-elif-kumaldan-aci-haber-cansiz-bedeni-golde-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/balikesirde-kayip-olan-elif-kumaldan-aci-haber-cansiz-bedeni-golde-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir'in Erdek ilçesindeki Kapıdağ Yarımadası'nda kamp yaparken kaybolan ve 8 gündür kendisinden haber alınamayan Elif Kumal'dan acı haber geldi. Erkek arkadaşıyla tartıştıktan sonra aracıyla bölgeden ayrıldığı iddia edilen genç kadının cansız bedeni gölde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Balıkesir'in Erdek ilçesine bağlı Kapıdağ Yarımadası'nda 27 Aralık tarihinde başlayan olay, üzücü bir sonla bitti. 34 yaşındaki Elif Kumal, erkek arkadaşı Enis G. ve bir arkadaşlarıyla birlikte Yukarıyapıcı Göleti kıyısına kamp yapmaya gitmişti. İddiaya göre burada erkek arkadaşı ile tartışan Kumal, gece saatlerinde aracıyla kamp alanından ayrıldı. Enis G.'nin 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaptığı ihbar üzerine bölgede geniş çaplı bir arama çalışması başlatıldı. Günlerdir süren ve 450 kişilik dev bir ekibin katıldığı çalışmalar sonucunda, Elif Kumal'ın cansız bedenine gölette ulaşıldı. Genç kadının ölümü, ailesini ve arama ekiplerini yasa boğarken, aracın akıbeti ve ölüm nedeni ile ilgili soruşturma derinleştirildi.</p>

<h2>Arama çalışmalarına 450 personel katıldı</h2>

<p>İhbarın yapıldığı 28 Aralık tarihinden itibaren bölge adeta ablukaya alındı. Jandarma ekipleri, AFAD, komando timleri ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan 450 kişilik arama kurtarma ekibi, zorlu arazi şartlarında iz sürdü. Çalışmalara iz takip köpekleri ve 16 adet dron da destek verdi. Balıkesir Vali Yardımcısı Mustafa İlhan ve Erdek Kaymakamı Hasan Göç de çalışmaları yerinde inceleyerek ekipleri koordine etti. Kaymakam Göç, daha önce aranan bölgelerin tekrar tarandığını belirterek olayın üzerindeki sis perdesini aralamaya çalıştı.</p>

<h2>Aracın bölgeden çıkış yapmadığı tespit edildi</h2>

<p>Olayın en gizemli yanlarından biri Elif Kumal'a ait 16 ATB 289 plakalı aracın bulunamaması oldu. Kaymakam Hasan Göç, aracın seyir halinde bölgeden çıkmadığının kesin olduğunu vurguladı. Ekipler, aracın başka bir taşıtla bölgeden çıkarılma ihtimalini de değerlendirerek plaka tanıma sistemlerini ve köy kameralarını saatlerce inceledi. Ancak o gün ve sonrasında bölgeye giriş çıkış yapan araçlarda şüpheli bir duruma rastlanmadı. Aracın ilçeden çıkışının olmaması, aramaların gölet ve çevresinde yoğunlaşmasına neden oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Şüpheliler adli kontrolle serbest bırakıldı</h2>

<p>Soruşturma kapsamında Elif Kumal'ın erkek arkadaşı Enis G. ve yanlarında bulunan arkadaşları Yavuz isimli şahıs gözaltına alınmıştı. Şüpheliler, ifadelerinin alınmasının ardından, genç kadının kaybolmasıyla ilgili o aşamada somut bir delil bulunamadığı gerekçesiyle adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Elif Kumal'ın cansız bedeninin bulunmasının ardından soruşturmanın seyrinin değişip değişmeyeceği ve ölüm nedeninin tespiti için yapılacak otopsi sonucu bekleniyor.<br />
Kaynak: DHA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET, BALIKESİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/balikesirde-kayip-olan-elif-kumaldan-aci-haber-cansiz-bedeni-golde-bulundu</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Jan 2026 20:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/01/elif-kumal.png" type="image/jpeg" length="81302"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da kan donduran olay: Eşini ve 7 yaşındaki kızını katletti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/antalyada-kan-donduran-olay-esini-ve-7-yasindaki-kizini-katletti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/antalyada-kan-donduran-olay-esini-ve-7-yasindaki-kizini-katletti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'nın Serik ilçesinde kan donduran bir aile katliamı yaşandı. Bir otelde güvenlik görevlisi olarak çalışan şahıs, eşini ve 7 yaşındaki kızını kesici aletle öldürdükten sonra kaçtığı Ankara'da emniyet güçlerine teslim oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'nın Serik ilçesine bağlı Orta Mahalle'de meydana gelen olayda, bir apartman dairesinden acı haber geldi. Edinilen bilgiye göre, bir otelde güvenlik görevlisi olarak çalışan Z.C., gece saatlerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle eşi Songül C. (41) ve 7 yaşındaki kızı Sena C. ile tartışma yaşadı. Z.C., tartışmanın ardından eşini ve küçük kızını kesici aletle hayattan kopardıktan sonra evden ayrıldı.</p>

<p>Korkunç olay, sabah saatlerinde komşuların dikkati sayesinde ortaya çıktı. Dairenin kapısının açık olduğunu fark eden bina sakinleri, durumdan şüphelenerek 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Eve giren sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, anne Songül C. ve kızı Sena C.'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Ankara'da polise teslim oldu</h2>

<p>Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından anne ve kızının cansız bedenleri morga kaldırılırken, polis ekipleri kayıplara karışan zanlı Z.C.'nin yakalanması için çalışma başlattı. Katil zanlısının cinayetin ardından şehirler arası otobüse binerek Ankara'ya gittiği tespit edildi. Ankara'ya ulaşan Z.C.'nin burada polis merkezine giderek teslim olduğu ve suçunu itiraf ettiği bildirildi. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/antalyada-kan-donduran-olay-esini-ve-7-yasindaki-kizini-katletti</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Jan 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/08/kadin-cinayetii.jpg" type="image/jpeg" length="74999"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu: 2025 yılında en az 391 kadın öldürüldü]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/turkiye-kadin-dernekleri-federasyonu-2025-yilinda-en-az-391-kadin-olduruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/turkiye-kadin-dernekleri-federasyonu-2025-yilinda-en-az-391-kadin-olduruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TKDF verilerine göre 2025'te en az 391 kadın öldürüldü. Kadınların yüzde 64,7’si evlerinde katledilirken, cinayetlerin en çok işlendiği il 54 vaka ile İstanbul oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), 2025 yılı boyunca erkekler tarafından en az 391 kadının öldürüldüğünü açıkladı. Federasyonun sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı verilere göre, kadınların büyük bir bölümünün en güvende olmaları gereken yer olan evlerinde yaşamını yitirdiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KADINLAR EN ÇOK EVLERİNDE KATLEDİLDİ</h2>

<p>Yayımlanan verilere göre, katledilen kadınların yüzde 64,7’si kendi evlerinde öldürüldü. Kadın cinayetlerinde en sık kullanılan yöntemin ateşli silahlar olduğu belirtilirken, faillerin büyük çoğunluğunu aile içinden erkeklerin oluşturduğu vurgulandı.</p>

<p>Kadın cinayetlerinin en fazla görüldüğü iller İstanbul, Diyarbakır ve İzmir olarak sıralandı. Federasyonun verilerine göre 2025 yılında İstanbul’da 54, Diyarbakır’da 21, İzmir’de 20, Antalya’da 19, Ankara’da 16 ve Adana’da 14 kadın cinayeti kayda geçti. TKDF, hazırladığı verilerle kadın cinayetlerindeki fail ve mekan benzerliklerine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/turkiye-kadin-dernekleri-federasyonu-2025-yilinda-en-az-391-kadin-olduruldu</guid>
      <pubDate>Fri, 02 Jan 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2021/09/kadin-cinayetleri-5.jpg" type="image/jpeg" length="22028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AB'de cinsiyete dayalı ücret farkına karşı düzenleme: Maaşları açıklama zorunlu oluyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/abde-cinsiyete-dayali-ucret-farkina-karsi-duzenleme-maaslari-aciklama-zorunlu-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/abde-cinsiyete-dayali-ucret-farkina-karsi-duzenleme-maaslari-aciklama-zorunlu-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB), cinsiyete dayalı ücret farkını azaltmak amacıyla hazırlanan Ücret Şeffaflığı Direktifi'ni 2026'dan itibaren tüm üye ülkelerde zorunlu hale getirecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği (AB) tarafından hazırlanan 2023/970 sayılı "Ücret Şeffaflığı Direktifi", 2026 yılından itibaren tüm üye ülkelerde yürürlüğe girecek. Düzenleme, erkek ve kadın çalışanlar arasındaki ücret eşitsizliğini gidermeyi ve şeffaf bir ödeme sistemi oluşturmayı hedefliyor. Almanya’da kadınların erkeklerden saat başına ortalama yüzde 16 daha az kazandığı, eşdeğer pozisyon ve nitelikler dikkate alındığında bu farkın yüzde 6 seviyesine düştüğü kaydedildi. Uzmanlar, düşük ücretli işlerdeki kadın yoğunluğu ve yarı zamanlı çalışma modellerinin bu farkın temel nedenleri olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>CİNSİYETE DAYALI ÜCRET FARKLARI DÜZENLİ OLARAK RAPORLANACAK</h2>

<p>Yeni düzenleme çerçevesinde iş başvurusunda bulunan adaylar, işe başlamadan önce ilgili pozisyonun maaş aralığı hakkında bilgilendirilecek. İşverenlerin adaylara önceki maaşlarını sorması yasaklanırken, büyük ölçekli şirketler cinsiyete dayalı ücret farklarını düzenli olarak raporlamakla yükümlü olacak. Ücret ayrımcılığı tespit edilmesi durumunda çalışanlar eksiksiz ödeme talep edebilecek ve bu süreçte kanıt yükümlülüğü işverene ait olacak.</p>

<p>Eşitlik ve Eğitim Bakanı Karin Prien, söz konusu direktifin birebir şekilde uygulanacağını ifade etti. Sendikalar uygulamanın gerekliliğini savunarak sıkı denetim talebinde bulunurken, işveren kanadı ise artan bürokrasi ve toplu sözleşme özgürlüğüne yönelik olası müdahaleler konusundaki endişelerini dile getirdi. Uluslararası danışmanlık firması Willis Towers Watson tarafından yapılan bir anket çalışması, Almanya’daki şirketlerin büyük bir kısmının henüz maaş aralıklarını görüşmelerde paylaşmadığını ve yaklaşık yarısının da gelecek dönemde böyle bir planı olmadığını ortaya koydu. İşverenlerin, maaş pazarlıklarının artmasından ve çalışanların gösterebileceği tepkilerden çekindiği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/abde-cinsiyete-dayali-ucret-farkina-karsi-duzenleme-maaslari-aciklama-zorunlu-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/04/ab-avrupa-birligi.png" type="image/jpeg" length="38803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan TBMM önünde protesto: Rojda Yakışıklı cinayetinin faili siyasi iradedir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformundan-tbmm-onunde-protesto-rojda-yakisikli-cinayetinin-faili-siyasi-iradedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformundan-tbmm-onunde-protesto-rojda-yakisikli-cinayetinin-faili-siyasi-iradedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 11. Yargı Paketi kapsamında tahliye edilen Okay Gür tarafından öldürülen Rojda Yakışıklı için Ankara'da eylem yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi yakınında bir araya gelen kadınlar, denetimsiz tahliyelere yol açan düzenlemeye tepki göstererek cinayetin asıl sorumlusunun yasayı çıkaran siyasi irade olduğunu savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) yakınlarında toplanan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri, son yargı düzenlemesinin yol açtığı sonuçlara dikkat çekmek için basın açıklaması düzenledi. Eylemin odağında, Diyarbakır'da işlenen Rojda Yakışıklı cinayeti ve failin tahliye süreci yer aldı. Uyuşturucu ticareti suçundan dört yıldır cezaevinde bulunan ve 11. Yargı Paketi ile tahliye edilen Okay Gür'ün, cezaevinden çıkar çıkmaz Rojda Yakışıklı'yı boğarak öldürmesi, infaz düzenlemesine yönelik tepkilerin fitilini ateşledi. Platform üyeleri, yaşanan bu olayın münferit bir vaka olmadığını, kontrolsüz tahliyelerin kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Platform adına açıklamayı okuyan Ankara İl Temsilcisi Işıl Kurt, meclis önünde açıklama yapmalarına izin verilmediğini belirterek sözlerine başladı. Kurt, meclisten geçirilen yargı paketinin on binlerce hükümlünün tahliyesine yol açtığını ancak bu kişilerin ıslah edilip edilmediğinin veya topluma karıştıktan sonra yaratacakları risklerin hiç düşünülmediğini ifade etti. Cezaevlerinin ıslah işlevini yitirdiğini savunan Kurt, şiddetin ve kadın cinayetlerinin arttığı bir dönemde yapılan bu düzenlemenin sonuçlarının ağır olduğunu dile getirdi.</p>

<h2>Bu cinayetin arkasındaki fail siyasi iradedir</h2>

<p>Açıklamada, Rojda Yakışıklı cinayetinin sorumluluğunun sadece tetiği çeken veya boğan kişiye yüklenemeyeceği görüşü öne çıktı. Işıl Kurt, Okay Gür'ün tahliye olur olmaz cinayet işlediğine dikkat çekerek, bu durumu yaratan koşulların meclis tarafından oluşturulduğunu belirtti. Kurt, bu cinayetin tek failinin Okay Gür olmadığını, failin aynı zamanda mecliste hiç düşünmeden ve kontrolsüzce bu yargı paketini geçiren milletvekilleri ve ihmallere sebebiyet veren siyasi irade olduğunu vurguladı. Devlet kurumlarının tahliyeler sırasında herhangi bir koruyucu politikayı devreye sokmadığı ve önlem almadığı da eleştiriler arasında yer aldı.</p>

<h2>Hangi suçlar kapsam dışı bırakıldı hangileri kaldı?</h2>

<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, yasa yapım sürecinde kadın örgütlerinin verdiği mücadeleye de değindi. Haftalar süren itirazlar sonucunda kadına karşı kasten öldürme, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı gibi suçların infaz düzenlemesi kapsamından çıkarıldığı hatırlatıldı. Ancak yapılan uyarılara rağmen cinsel taciz, kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama gibi suçların hala paket kapsamında olduğu belirtildi. Platform, bu suçlardan hükümlü olanların kontrolsüz bir şekilde tahliye edilmeye devam ettiğini ve bunun kadınlar için büyük bir güvenlik riski oluşturduğunu ifade ederek düzenlemenin yeniden ele alınması çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformundan-tbmm-onunde-protesto-rojda-yakisikli-cinayetinin-faili-siyasi-iradedir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 21:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/rojda-yakisikli.png" type="image/jpeg" length="26586"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayşe Tokyaz davasında Münevver Karabulut göndermesi: Sana Cemil mi diyeyim Cem mi?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ayse-tokyaz-davasinda-munevver-karabulut-gondermesi-sana-cemil-mi-diyeyim-cem-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ayse-tokyaz-davasinda-munevver-karabulut-gondermesi-sana-cemil-mi-diyeyim-cem-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küçükçekmece'de üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz'ı öldürüp cesedini bavula koyan eski polis memuru Cemil Koç'un yargılandığı davanın ikinci duruşmasında tansiyon yükseldi. Maktulün kardeşi Esra Tokyaz'ın Münevver Karabulut cinayetine atıfta bulunarak sorduğu "Sana Cemil mi demeliyim yoksa Cem mi?" sorusuna sanık Koç, "Ben hepinize yeterim" diyerek tehditler savurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece'de 11 Temmuz tarihinde işlenen vahşi cinayetin davası olaylı devam ediyor. Eski polis memuru Cemil Koç (38) tarafından öldürülen ve cesedi bavul içinde yol kenarına bırakılan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayetine ilişkin davanın ikinci celsesi Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Aralarında Cemil Koç'un da bulunduğu 8'i tutuklu 9 sanığın yargılandığı duruşmada, sanıklar savunmalarını yaparken salonda sinirler gerildi.</p>

<p>[related-posts id="289765" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<h2>"Sana Cemil mi demeliyim yoksa Cem mi?"</h2>

<p>Duruşma başlarken Ayşe Tokyaz'ın kız kardeşi Esra Tokyaz, sanık sandalyesinde oturan Cemil Koç'a dönerek isyan etti. Münevver Karabulut'un katili Cem Garipoğlu'na gönderme yapan acılı kardeş, "Cemil, bugün karşında Esra var, benden çekeceğin var, bittin sen. Sana Cemil mi demeliyim yoksa Cem mi?" diye bağırdı. Soğukkanlı tavırlarıyla dikkat çeken sanık Cemil Koç ise bu sözlere pişkin bir tavırla, "Ben hepinize yeterim" yanıtını verdi. Araya giren jandarma ekipleri tarafları güçlükle sakinleştirdi.</p>

<h2>"Kan değil ter lekesiydi"</h2>

<p>Savunmasında hakkındaki iddiaları yanıtlayan Cemil Koç, olay günü benzinlikte çöpe attığı tişörtle ilgili ilginç bir savunma yaptı. Arabasında sürekli yedek kıyafet bulundurduğunu öne süren Koç, "Çöpe attığım tişört eski ve lekeliydi. Kan lekesi yoktu. Olası bir leke varsa da darp sırasında olmuş iğne ucu kadar bir şeydir. Olay nedeniyle terlediğim için tişörtümü çöpe attım" dedi. Koç ayrıca Esra Tokyaz'ın paylaştığı ses kayıtlarının kesilip oynandığını iddia etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Bavulu gömdürmek için taksiciye verdim"</h2>

<p>Cinayet anını ve sonrasını anlatan Koç, Ayşe Tokyaz'ın öldüğünü görünce paniklediğini ve "Uğur abi" diye hitap ettiği sanık Oğuz Kal'ı aradığını söyledi. O anki psikolojiyle cesedi valize koyduğunu itiraf eden Koç, "Bavulu birilerine gömdürsün diye Necmettin isimli kişiye verdim. O da 'Ben yapamam ama yapan birilerini bulabilirim' dedi" şeklinde konuştu.</p>

<h2>"Yurt dışına gideceğim diye çağırdı"</h2>

<p>Sanık Cemil Koç'un suç ortağı olduğu iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen tutuklu sanık Oğuz Kal ise suçlamaları reddetti. Koç'un kendisini farklı bir numaradan arayarak "Yurt dışına gideceğim acil gel" dediğini öne süren Kal, "Bavulu araca yükledik, ben içinde ne olduğunu bilmiyordum. Şüphelenince oradan ayrıldım. Ayşe'yi tanımam, ailesine başsağlığı dilerim" savunmasını yaptı.<br />
<br />
Kaynak: DHA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ayse-tokyaz-davasinda-munevver-karabulut-gondermesi-sana-cemil-mi-diyeyim-cem-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 17:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/ayse-tokyaz.png" type="image/jpeg" length="78429"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlgezdi: 14 yılda 164 bin, günde 31 kişi mobbing nedeniyle şikayette bulunuyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ilgezdi-14-yilda-164-bin-gunde-31-kisi-mobbing-nedeniyle-sikayette-bulunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ilgezdi-14-yilda-164-bin-gunde-31-kisi-mobbing-nedeniyle-sikayette-bulunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, ALO 170 hattına 14 yılda 164 binden fazla mobbing başvurusu yapıldığını ve günlük ortalama şikayet sayısının 31'e ulaştığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, bilgi edinme talebi doğrultusunda ulaştığı Mart 2011 ile Ağustos 2025 arasındaki 14 yıllık ALO 170 mobbing şikâyet verilerini kamuoyuyla paylaştı. İlgezdi, söz konusu dönemde toplam 164 bin 355 şikayetin kayda geçtiğini ifade ederek, çalışanların işten çıkarılma kaygısıyla ağır baskı altında görev yapmak zorunda kaldığını vurguladı.</p>

<p>Yapılan istatistiksel hesaplamalara göre, Türkiye'de günde ortalama 31, ayda 931 ve yılda 11 bin 325 mobbing şikayeti yapıldığı kaydedildi. Kasım 2023 ile Ağustos 2025 arasındaki son 21 aylık süreçte ihbar artış oranının yüzde 23'e ulaştığını belirten İlgezdi, çalışma hayatındaki adaletsizliklerin ve haksızlıkların her alanda arttığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlgezdi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı olan Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu’nun kuruluş amaçlarına uygun hareket etmediğini ifade etti. Kurulun, işyerlerinde psikolojik tacizin önlenmesine yönelik ulusal politikalar belirleme ve eğitim faaliyetlerini koordine etme görevlerini yerine getirmediğini belirten İlgezdi, günlük 31 şikayetin ulaştığı bir tabloda kurulun sadece kağıt üzerinde kaldığının ortaya çıktığını kaydetti.</p>

<p>Bilgi edinme başvurularında ısrarla şikayetçilerin yaş, cinsiyet ve çalışılan işyerlerine göre dökümünü talep etmesine rağmen Bakanlık tarafından matbu yanıtlar verildiğini söyleyen İlgezdi, 6 Mart 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kurulun yeniden oluşturulduğunu hatırlattı. Yeni yapının psikolojik tacizin önlenmesi konusunda somut çalışmalar yapmasını beklediklerini dile getiren İlgezdi, sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ilgezdi-14-yilda-164-bin-gunde-31-kisi-mobbing-nedeniyle-sikayette-bulunuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/06/chpli-ilgezdiden-bakan-ersoya-sorumlularin-agzini-bicak-acmiyor.jpg" type="image/jpeg" length="67665"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayşe Tokyaz cinayeti davasında kan donduran itiraf: Cesedi bavula ben koydum]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ayse-tokyaz-cinayeti-davasinda-kan-donduran-itiraf-cesedi-bavula-ben-koydum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ayse-tokyaz-cinayeti-davasinda-kan-donduran-itiraf-cesedi-bavula-ben-koydum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küçükçekmece’de üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ı öldürüp cesedini bavula koyan eski polis memuru Cemil Koç hakim karşısına çıktı. Sanık Koç, cesedi taşıması için anlaştığı taksiciye bavulda tarihi eser olduğu yalanını söylediğini ve taşıma işi için 500 bin lira teklif ettiğini itiraf etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Küçükçekmece’de 11 Temmuz tarihinde işlenen ve kamuoyunda infial yaratan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayeti davasının görülmesine başlandı. 22 yaşındaki genç kızı öldürdükten sonra cesedini bavula koyarak Eyüpsultan’da yol kenarına bırakan eski polis memuru Cemil Koç ve beraberindeki 8 sanık, Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez savunma yaptı. Duruşmaya maktul Ayşe Tokyaz’ın annesi Halime Tokyaz ve ikiz kardeşi Esra Tokyaz da katıldı. Kimlik tespiti sırasında mesleğini yazılımcı olarak beyan eden ve aylık gelirinin yüksek olduğunu öne süren sanık Koç, cinayet suçlamasını reddetmesine rağmen cesedi bavula kendisinin yerleştirdiğini soğukkanlılıkla anlattı.</p>

<h2>Bavulu taksiciye tarihi eser diyerek vermiş</h2>

<p>Mahkemede savunma yapan sanık Cemil Koç, olay günü Uğur isimli bir şahsı çağırdığını ancak bavulun içini kendisinin doldurduğunu söyledi. Ayşe Tokyaz’ın cansız bedenini bavula kendisinin koyduğunu itiraf eden Koç, cesedi taşımak için Necmettin isimli bir taksi şoförüyle anlaştığını belirtti. Taksiciye bavulun içinde tarihi eser olduğunu ve kesinlikle içine bakmaması gerektiğini söylediğini aktaran sanık, bu transfer için şoförle 400 bin ile 500 bin lira arasında bir rakama anlaştıklarını ifade etti. Parayla ilgili bir sorunu olmadığını ve zengin olduğunu savunan Koç, detaylı savunmasını dosyayı inceledikten sonra yapacağını söyledi.</p>

<h2>Duruşma salonunda küfürleşme gerginliği</h2>

<p>Sanığın savunması sırasında maktulün ikiz kardeşi Esra Tokyaz, duyduklarına tepki göstererek sanığa yalancı olduğunu söyledi. Bunun üzerine sanık Cemil Koç'un acılı kardeşe küfür etmesiyle duruşma salonunda tansiyon yükseldi. Jandarma ekipleri sanığı salondan çıkarmak zorunda kaldı. Bir süre sonra tekrar salona alınan Koç, olaydan sonra maktulün annesi Halime Tokyaz’ın kendisini arayarak kızını bulmasını istediğini, kendisinin de yardım edeceğini söylediğini iddia etti. Fuhuş iddialarını reddeden ve durumu maddi gücüyle ilişkilendiren sanığın savunmasının ardından mahkeme duruşmayı erteledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: İHA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TOPLUMSAL CİNSİYET</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ayse-tokyaz-cinayeti-davasinda-kan-donduran-itiraf-cesedi-bavula-ben-koydum</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 21:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/ayse-tokyaz.png" type="image/jpeg" length="35729"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
