<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 29 Apr 2026 20:54:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[TTB: Bir kez daha ifade ediyoruz ki başka bir sağlık sistemi ve başka bir hekimlik ortamı zorunludur]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ttb-dunya-saglik-gununde-bir-kez-daha-ifade-ediyoruz-ki-baska-bir-saglik-sistemi-ve-baska-bir-hekimlik-ortami-zorunludur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ttb-dunya-saglik-gununde-bir-kez-daha-ifade-ediyoruz-ki-baska-bir-saglik-sistemi-ve-baska-bir-hekimlik-ortami-zorunludur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TTB, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü kapsamında hazırladığı raporda, mevcut sağlık sisteminin yetersiz olduğunu belirterek yeni bir sistem ve hekimlik ortamının zorunlu olduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB), "7 Nisan Dünya Sağlık Günü" vesilesiyle Türkiye genelindeki mevcut sağlık sisteminin işleyişine, bütçe kısıtlamalarına ve hekimlik ortamında yaşanan güncel zorluklara dair detaylı verilerin yer aldığı kapsamlı bir raporu kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p>"Dünya Sağlık Günü'nde Türkiye'nin Sağlığı" başlığıyla hazırladığı raporda, Türkiye’nin sağlık harcamalarının uluslararası standartların altında kaldığını ve vatandaşların üzerindeki mali yükün arttığını belirtti.</p>

<h2>SAĞLIK BÜTÇESİ OECD ORTALAMASININ GERİSİNDE KALDI</h2>

<p>Raporda sunulan verilere göre, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi ülkeler gayrisafi yurtiçi hasılasının ortalama yüzde 9,3'ünü sağlık hizmetlerine tahsis ederken, Türkiye'de bu oranın yüzde 4,7 seviyesinde kaldığı kaydedildi. OECD bünyesindeki ülkelerde kişi başına düşen yıllık ortalama sağlık harcaması 5 bin 967 ABD doları olarak hesaplanırken, Türkiye’de bu miktarın 2 bin 309 dolar düzeyinde gerçekleştiği ifade edildi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) ülkelerin sağlığa ayırdığı kaynak ile hizmet kalitesi arasındaki doğrudan ilişkiye yönelik uyarılarının anımsatıldığı raporda, Türkiye’de sağlık harcamalarının sadece yüzde 30’unun merkezi bütçeden karşılandığı, bu oranın OECD genelinde yüzde 36 olduğu vurgulandı.</p>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan güncel raporlara atıfta bulunulan metinde, 2025 yılı itibarıyla doktor muayene ve tedavi harcamalarının hanelerin yüzde 56,3'ü için ekonomik bir yük haline geldiği bildirildi. En düşük gelir grubundaki hanelerde bu yükün hissedilme oranının muayene ve tedavi harcamalarında yüzde 62,9'a, ilaç harcamalarında ise yüzde 65,5'e ulaştığı aktarıldı. Sağlık hizmetlerinin koruyucu yaklaşımdan uzaklaşarak sadece reçete yazımına indirgenmesinin niteliksiz ve pahalı sonuçlara yol açtığı değerlendirmesi yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BEBEK ÖLÜM ORANLARINDAKİ BÖLGESEL EŞİTSİZLİKLER</p>

<p>Raporda, 2024 yılında Türkiye genelinde her bin canlı doğan bebekten 9’unun bir yaşını doldurmadan hayatını kaybettiği bilgisi paylaşıldı. Bu oranın Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde her bin canlı doğumda 14’e yükseldiğine dikkat çekilerek, bölgeler arası sağlık eşitsizliğinin can kayıplarına neden olduğu savunuldu. Koruyucu sağlık hizmetlerindeki aksamalar nedeniyle aşıyla önlenebilen hastalıklarda artış yaşandığı öne sürülürken, 2023 yılında toplam 5 bin 88 kızamık olgusunun bildirildiği ve boğmaca nedeniyle çocuk ölümlerinin gerçekleştiği kaydedildi.</p>

<p>Vatandaşların hekime başvuru sıklığına rağmen sağlığa ulaşmakta zorluk yaşadığı belirtilen raporda, Türkiye’de yıllık kişi başı hekim başvuru sayısının 12,2 olduğu, bu rakamın OECD ortalaması olan 6,5’in oldukça üzerinde bulunduğu ifade edildi. Raporda, İsveç gibi hekime başvuru sayısının yıllık 2,4 olduğu ülkelerde doğumda beklenen yaşam süresinin 83,1 yıl iken, Türkiye’de bu sürenin 77,3 yıl düzeyinde kaldığı karşılaştırmalı olarak sunuldu. Ayrıca Türkiye’de her bin kişiye düşen hastane yatak sayısının 3,1 olduğu, bu verinin OECD ortalaması olan 4,2’nin altında kaldığı vurgulandı.</p>

<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve TTB Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu, mevcut sağlık sistemine yönelik eleştirilerini dile getirerek hazırlanan raporun sonuç kısmında şu ifadeleri kaydetti: “Sağlık hizmetlerine yeterince bütçe ayırmadığı için yurttaşın cebine elini uzatan, koruyucu hekimlik müdahaleleri ile önlenebilir ölümleri önlemeyen, birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeyen, yeterli kamu yatağı olmaması nedeniyle hastaneye yatan hastaları iyileşmeden eve gönderen, sağlıkta ve hastalıkta ülke genelindeki eşitsizlikleri gidermeyen bu sağlık sisteminden vatandaşlar gibi bizler de memnun değiliz. Dünya Sağlık Günü'nde bir kez daha ifade ediyoruz ki, başka bir sağlık sistemi ve başka bir hekimlik ortamı mümkün ve zorunludur.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ttb-dunya-saglik-gununde-bir-kez-daha-ifade-ediyoruz-ki-baska-bir-saglik-sistemi-ve-baska-bir-hekimlik-ortami-zorunludur</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/07/ttb-21.jpg" type="image/jpeg" length="11986"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mikroplastik uyarısı: Bir porsiyon yemekte 500 bine kadar parçacık olabilir!]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/mikroplastik-uyarisi-bir-porsiyon-yemekte-500-bine-kadar-parcacik-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/mikroplastik-uyarisi-bir-porsiyon-yemekte-500-bine-kadar-parcacik-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilimsel dergilerde yayımlanan 24 çalışmanın incelendiği raporda, plastik kapta ısıtılan hazır yemeklere yoğun miktarda mikroplastik ve toksik kimyasal karışabileceği uyarısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilimsel dergilerde yayımlanan 24 çalışmanın incelendiği bir raporda, plastik kap içinde ısıtılan hazır yemek ve paket servis ürünlerinde gıdaya yoğun miktarda mikroplastik ve toksik kimyasal karışabileceği belirtildi.</p>

<p>HaberGlobal'in aktardığı verilere göre, bazı deneylerde tek bir porsiyonda 326 bin ile 534 bin arasında mikroplastik parçacık tespit edildiği ve mikrodalga ile ısıtmanın riski artırdığı kaydedildi. Raporda, plastik kap içinde ısıtılan hazır yemeklerin ve paket servis ürünlerinin gıdaya mikroplastik ve kimyasal geçişini artırabildiği ifade edildi. Mikrodalga fırında birkaç dakikalık ısıtmanın dahi plastik kapların parçalanmasına yol açabildiği, bazı deneylerde bir porsiyona yüz binlerce parçacığın karıştığı belirtildi.</p>

<h2>MİKRODALGA RİSKİ ARTIRIYOR</h2>

<p>Mikrodalga ile ısıtmanın plastik içerisindeki parçacıkların gıdaya karışmasını fırına kıyasla daha fazla artırabildiği kaydedildi. Riskin yalnızca mikroplastiklerle sınırlı olmadığı, plastik üretiminde kullanılan çok sayıda kimyasalın da ısıtma sırasında gıdaya sızabileceği vurgulandı. Rapora göre yağlı, tuzlu veya asidik yiyeceklerin plastik kapta ısıtılması kimyasal geçişini hızlandırabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çizilmiş ya da eski kapların yeni kaplara göre neredeyse iki kat fazla mikroplastik saldığı, dondurulup ardından mikrodalgada çözdürülen ürünlerde riskin büyüdüğü ifade edildi. Bilimsel verilerin mikroplastiklerin kan, akciğer, karaciğer, plasenta ve kalp dokusunda tespit edildiğini gösterdiği aktarıldı.</p>

<h2>VÜCUTTA TESPİT EDİLİYOR VURGUSU</h2>

<p>Raporda, plastik kaynaklı kimyasalların bazı sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilebileceğine dair bulguların arttığına dikkat çekildi. Derlemede yalnızca hazır yemeklerin değil, paket servis içecek kapakları, tek kullanımlık çatal-bıçaklar ve gıda saklama poşetlerinin de benzer riskler taşıyabileceği kaydedildi. Sıcak içeceklerin plastik kapakla temasında geçişin arttığı ve poşet çaylara dair riskli bulgular bulunduğu belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/mikroplastik-uyarisi-bir-porsiyon-yemekte-500-bine-kadar-parcacik-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/miktoplastik-aa.png" type="image/jpeg" length="70943"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü raporu: Her 10 kanser vakasından 4’ü önlenebilir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dunya-saglik-orgutu-raporu-her-10-kanser-vakasindan-4u-onlenebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dunya-saglik-orgutu-raporu-her-10-kanser-vakasindan-4u-onlenebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DSÖ tarafından yayımlanan güncel rapor, 2022 yılında teşhis edilen yeni kanser vakalarının yüzde 37’sinin önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklandığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından yayımlanan son raporun verilerine göre, 2022 yılında tespit edilen yeni kanser vakalarının yaklaşık 7.1 milyonu, yani yüzde 37’si önlenebilir nitelikteki unsurlardan kaynaklanıyor. 185 ülke ve 36 farklı kanser türü üzerinden elde edilen istatistikler, her 10 vakadan 4’ünün gerekli önlemlerin alınması durumunda engellenebileceğini gösteriyor. Raporda yer alan bulgular; akciğer, mide ve rahim ağzı kanserlerinin, önlenebilir vakaların yaklaşık yarısını oluşturduğunu belgeliyor.</p>

<p>Hürriyet yazarı Fulya Soybaş'ın aktardığı detaylara göre kanser vakaları; genetik miras ve mutasyonlar gibi kontrol dışı etkenlerin yanı sıra hareketsizlik, obezite, beslenme alışkanlıkları, tütün ve alkol kullanımı, hava kirliliği, radyasyon ile Hepatit B veya HPV gibi enfeksiyonlar içeren çevresel faktörlerden doğabiliyor. Bugüne kadar değiştirilebilir nitelikteki bu çevresel faktörlere dair net verilerin eksikliği vurgulanırken, yayımlanan son raporla birlikte kansere yakalanma olasılığının yaşam tarzı, mesleki koşullar ve coğrafi konum ile doğrudan bağlantılı olduğu kanıtlandı.</p>

<h2>RAHİM AĞZI KANSERİ VE HPV AŞISI</h2>

<p>DSÖ raporunda kadınlar özelinde yapılan incelemelerde, önlenebilir kanser nedenlerinin ilk sırasında enfeksiyonların yer aldığı kaydedildi. Bu gruptaki en yüksek oranın, rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamından sorumlu tutulan İnsan Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonuna ait olduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder şunları söyledi:</p>

<p>“2022’de dünya genelinde yaklaşık 660 bin rahim ağzı kanseri vakası görülmüş, her yıl gerçekleşen 350 bin ölümün yüzde 94’ü düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana gelmiş. Oysa HPV aşıları, rahim ağzı kanserine yol açan virüs tiplerine karşı yüksek düzeyde koruma sağlamakta; HPV temelli tarama programları, kanser öncülü lezyonların erken yakalanmasına imkân vermekte.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dunya-saglik-orgutu-raporu-her-10-kanser-vakasindan-4u-onlenebilir</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/07/world-health-organization-dso-reu-1789139.jpg" type="image/jpeg" length="32675"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ'den Nipah virüsü açıklaması]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dsoden-nipah-virusu-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dsoden-nipah-virusu-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hindistan'da tespit edilen Nipah virüsü vakalarının ardından açıklama yapan DSÖ, virüsün küresel ölçekte yayılma riskinin düşük olduğunu ve ticari kısıtlama önerilmediğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hindistan'ın Batı Bengal eyaletine bağlı Barasat kentinde iki kişide Nipah virüsü görülmesinin doğrulanmasının ardından, yerel yönetimin kapsamlı halk sağlığı önlemleri aldığı bildirildi. Ülkede virüsün tespit edilmesi üzerine bazı Asya ülkeleri havalimanlarında tarama protokollerini devreye alırken, küresel ölçekte yeni bir pandemi endişesi gündeme geldi. Koronavirüsten beş kat daha ölümcül olduğu ve yüzde 75 ölüm oranına sahip olduğu ifade edilen Nipah virüsü ile ilgili beklenen açıklama Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapıldı.</p>

<h2>ASYA ÜLKELERİNDE TARAMA ÖNLEMLERİ ARTIRILDI</h2>

<p>DSÖ, Cuma günü gerçekleştirdiği açıklamada, Hindistan kaynaklı Nipah virüsünün yayılma riskinin düşük olduğunu belirtti. Güney Asya ülkesinde bildirilen iki enfeksiyonun ardından seyahat veya ticarete yönelik herhangi bir kısıtlama önerilmediği kaydedildi. Hindistan’daki vakaların doğrulanmasıyla birlikte; Hong Kong, Malezya, Singapur, Tayland ve Vietnam gibi ülkeler bu hafta havalimanlarındaki kontrollerini sıkılaştırma kararı almıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DSÖ tarafından Reuters’a gönderilen açıklamada, "Bu iki vakadan enfeksiyonun daha fazla yayılma riskinin düşük olduğu değerlendirilmektedir" ifadeleri kullanıldı. Kurum, Hindistan’ın bu tür salgınları kontrol altına alabilecek teknik kapasiteye sahip olduğunu vurguladı. İnsandan insana bulaşma hızının arttığına dair henüz bir kanıt bulunmadığını belirten kuruluş, Hindistan’daki sağlık otoriteleriyle koordineli çalışıldığını ifade etti. Bununla birlikte DSÖ, Hindistan’ın belirli bölgeleri ile komşu Bangladeş’teki yarasa popülasyonunda dolaşan virüse maruz kalma ihtimalinin tamamen dışlanmadığını da açıklamasına ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dsoden-nipah-virusu-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/07/world-health-organization-dso-reu-1789139.jpg" type="image/jpeg" length="52650"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK, yurt dışı ilaç listesini güncelledi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/sgk-yurt-disi-ilac-listesini-guncelledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/sgk-yurt-disi-ilac-listesini-guncelledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SGK, yurt dışından temin edilen ilaçların fiyat listesini güncelleyerek Euro bazlı yeni bedelleri belirledi. Düzenleme 17 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından alınan karar neticesinde, yurt dışından tedarik edilen ilaçlara yönelik hazırlanan listede güncelleme yapıldı. Resmî Gazete’de yayımlanarak kamuoyuyla paylaşılan tebliğ ile birlikte, vatandaşların yaygın olarak kullandığı bazı ilaçların Euro bazlı fiyatları yeniden düzenlenirken, mevcut listeye yeni ilaçların da eklendiği kaydedildi.</p>

<h2>YENİ FİYATLAR 17 OCAK İTİBARIYLA YÜRÜRLÜĞE GİRDİ</h2>

<p>Hazırlanan güncel listede özellikle kalp ritim bozuklukları, solunum yolu rahatsızlıkları, romatizmal ve bağışıklık sistemi hastalıkları ile kronik sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılan ilaçlar öne çıktı. Belirlenen yeni tarifeye göre, kalp ritim bozukluklarının tedavisinde tercih edilen Flecainide acetate 100 mg ilacının fiyatı yaklaşık 11,30 Euro seviyesinde sabitlendi. Solunum yolu hastalıklarında kullanılan Glycopyrrolate 1 mg ilacının bedeli ise 59 Euro olarak açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Romatizmal rahatsızlıklar ile bağışıklık sistemi problemlerinde sıklıkla reçete edilen Hydroxychloroquine sulfate 200 mg ilacının fiyatı 17,55 Euro olarak güncellenirken, kronik cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılan Jamp Tretinoin 10 mg kapsüllerin birim fiyatı 185 Euro olarak listeye yansıdı. Mide ve sindirim sistemi şikayetlerinde kullanılan Sucraid oral solüsyon için 1.715 Euro, bağışıklık sistemi destekleyici tedavilerinde yer alan Immukin enjeksiyonluk çözelti için ise 838 Euro tutarında bir fiyatlandırma yapıldığı bildirildi.</p>

<p>Kas ve sinir sistemi hastalıklarında kullanılan Melp Spal-P 50 mg infüzyon tozu için 29,50 Euro, bazı epilepsi ve nörolojik vakalarda kullanılan Rufinamide etken maddeli ilaçların fiyatlarının ise 52 Euro ile 88 Euro bandında değiştiği belirtildi. SGK tarafından hayata geçirilen bu düzenleme ile Türkiye içerisinde temin edilemeyen veya tedarik sürecinde zorluk yaşanan kritik ilaçların bedelleri, ilan edilen yeni fiyatlar üzerinden sağlık güvencesi kapsamında karşılanmaya devam edecek. Söz konusu güncel fiyat listesinin 17 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacağı vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/sgk-yurt-disi-ilac-listesini-guncelledi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 03:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/sgknin-karsiladigi-dis-tedavileri-1.png" type="image/jpeg" length="96950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara Tabip Odası: Sağlık Bakanı sözünü tutmalı, HPV aşısı ulusal aşı takvimine alınmalıdır]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ankara-tabip-odasi-saglik-bakani-sozunu-tutmali-hpv-asisi-ulusal-asi-takvimine-alinmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ankara-tabip-odasi-saglik-bakani-sozunu-tutmali-hpv-asisi-ulusal-asi-takvimine-alinmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ATO, HPV aşısının ücretsiz sunulmasının bir hak olduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı'nın aşıyı ulusal takvime dahil etmesi ve cinsiyet eşitliği gözetilerek erişim sağlanması çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Tabip Odası (ATO), rahim ağzı kanseri ve HPV aşısının halk sağlığı açısından taşıdığı kritik öneme dikkat çekmek amacıyla resmi sosyal medya hesapları üzerinden kapsamlı bir açıklama yayımladı. Yapılan açıklamada, HPV aşısının ulusal sağlık sistemi dahilinde ücretsiz bir şekilde sunulmasının, temel insan hakları arasında yer alan sağlık hakkının bir gerekliliği olduğu ifade edildi. Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkelerinin gözetilmesi gerektiği vurgulanarak, hem kadınların hem de erkeklerin HPV aşısına erişiminin sağlanmasının önemine işaret edildi. Sağlık Bakanı’na yönelik verilen sözlerin tutulması hatırlatılan bilgilendirmede, aşının ulusal aşı takvimine dahil edilmesinin zorunlu olduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>HPV AŞISI ERGENLİK DÖNEMİNDE EN YÜKSEK KORUYUCULUĞA SAHİPTİR</h2>

<p>Dünya genelinde her yıl yaklaşık 660 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulduğu ve 350 bin kadının bu hastalık sebebiyle yaşamını yitirdiği kamuoyuyla paylaşıldı. Türkiye genelinde ise yılda bin 500 ile 3 bin arasında yeni vakanın teşhis edildiği kaydedildi. Bu kanser türünün en önemli nedeninin HPV virüsü olduğu belirtilirken; enfeksiyonun serviks kanserinin yanı sıra anal, penis ve orofaringeal kanserlerle de doğrudan ilişkili olduğu vurgulandı. HPV aşısının, rahim ağzı kanseri dışında kadın ve erkekleri virüsün yol açtığı vajen, baş-boyun, penis ve anal kanserlerden de koruduğuna dikkat çekildi. Çok sayıda ülkenin ergenlik çağındaki hem kız hem de erkek çocuklarını aşılama programlarına dahil ederek bu hastalıklara karşı önlem aldığı ifade edildi.</p>

<h2>DÜNYA GENELİNDE 137 ÜLKE AŞIYI ULUSAL PROGRAMINA DAHİL ETTİ</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından HPV aşısının kanserden korunmada en etkili halk sağlığı müdahalelerinden biri olarak tanımlandığı kaydedildi. Aşının ergenlik döneminde uygulanmaya başlandığında en yüksek koruyuculuk oranına ulaştığı, düzenli smear testleri ve taramalarla birlikte uygulandığında ise rahim ağzı kanserinin neredeyse tamamen önlenebilir hale geldiği belirtildi. 2024 yılı verileri itibarıyla dünya genelinde 137 ülkenin bu aşıyı ulusal programlarına entegre ettiği bildirildi. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi verilerine göre ise 30 Avrupa ülkesinden 28’inde 9-14 yaş arası çocukların bağışıklama programı kapsamında aşılandığı aktarıldı. Bilimsel kanıtlara dayalı halk sağlığı politikalarının geliştirilmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, kamucu bir planlama eşliğinde herkes için eşit, ücretsiz ve erişilebilir HPV aşısı hizmetinin sağlanması gerektiği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ankara-tabip-odasi-saglik-bakani-sozunu-tutmali-hpv-asisi-ulusal-asi-takvimine-alinmalidir</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/01/ato-ankara-tabip-odasi.png" type="image/jpeg" length="73042"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yarı açık alanlara da sigara yasağı geliyor: Sağlık Bakanlığı yeni mevzuat hazırlığında]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/yari-acik-alanlara-da-sigara-yasagi-geliyor-saglik-bakanligi-yeni-mevzuat-hazirliginda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/yari-acik-alanlara-da-sigara-yasagi-geliyor-saglik-bakanligi-yeni-mevzuat-hazirliginda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni mevzuatla, işletmelerin kış bahçesi veya açılır-kapanır tente adı altında sigara içilmesine izin verdiği yarı açık alanlar da yasak kapsamına alınıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, tütünle mücadele kapsamında hazırlanan yeni mevzuat düzenlemesiyle işletmelerin yarı açık alanlarını yasak kapsamına almaya hazırlanıyor. 2008 yılında başlatılan "Dumansız Hava Sahası" uygulamasının kapsamını genişleten bu adım, kapalı alan yasağının mimari çözümlerle delinmesini engellemeyi hedefliyor. Özellikle kafe ve restoranlarda bulunan tenteli ve kış bahçeli alanların, Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni düzenleme ile "açık alan" statüsünden çıkarılacağı kaydedildi.</p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, tütün bağımlılığı ve sağlıksız beslenmeyle mücadelede yeni bir yol haritası belirlediklerini ifade etti. Mevzuat düzenlemesinin kısa sürede Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşınacağını belirten Memişoğlu, bu çalışmayla tütün bağımlılığı mücadelesini çok daha etkin hale getireceklerini vurguladı. Memişoğlu, kapalı alan tanımını ve uygulamasını netleştirerek vatandaşları tütün dumanından korumakta kararlı olduklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ÇOK DAHA ETKİN BİR MÜCADELE BAŞLIYOR</h2>

<p>Yeşilay tarafından açıklanan "2025 Türkiye Tütün Raporu", Türkiye’de sigaraya başlama yaş ortalamasının 16’ya kadar gerilediğini ortaya koydu. Raporda, bu düşüşün önlenmesi ve pasif etkilenimin en aza indirilmesi amacıyla kamusal alanlardaki tütün kullanım sınırlarının daha katı kurallara bağlanmasının hedeflendiği belirtildi. Yeni mevzuatın yasalaşması halinde, üç tarafı kapalı olup üstü açılan veya sadece tenteyle korunan alanlar artık kapalı alan sayılacak. Denetimlerin daha sıkı yapılacağı ve kriterlere uymayan işletmelere ağır idari para cezalarının uygulanacağı öngörülüyor.</p>

<p>Düzenleme süreci işletmeciler ve tüketiciler arasında farklı değerlendirmelere yol açtı. Açık alanlarda dahi yoğun dumana maruz kalmaktan şikayet eden tüketiciler, özellikle çocuklu ailelerin bu düzenlemeyle rahat bir nefes alacağını kaydetti. Diğer yandan işletmeciler, ciddi yatırımlar yaparak kurdukları havalandırmalı kış bahçelerinin yasaklanması durumunda müşteri kaybı yaşayacaklarını ve ticari olarak olumsuz etkileneceklerini ifade etti.</p>

<p>Türkiye’nin tütünle mücadele kronolojisi şu verilerle paylaşıldı:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Tarih</strong></td>
   <td><strong>Düzenleme</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>19 Ocak 2008</td>
   <td>Evler hariç tüm kapalı alanlarda yasak kararı alındı.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Temmuz 2009</td>
   <td>Yasak tam olarak yürürlüğe girdi (Avrupa'da 3. ülke).</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>2013</td>
   <td>Özel araçların içinde sigara içilmesi yasaklandı.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>5 Ocak 2020</td>
   <td>"Düz Paket" uygulamasına tam geçiş sağlandı.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>2026 (Hedef)</td>
   <td>Yarı açık alanlar ve kış bahçeleri yasak kapsamına alınıyor.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Yeni düzenleme hayata geçtiğinde, üstü açılır-kapanır sistemlere sahip olan işletmelerin mekanlarını mevzuata göre yeniden organize etmesi gerekecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/yari-acik-alanlara-da-sigara-yasagi-geliyor-saglik-bakanligi-yeni-mevzuat-hazirliginda</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/05/sigara-zam.jpg" type="image/jpeg" length="20307"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara Tabip Odası'ndan Şehir Hastaneleri açıklaması: Sözleşmeler feshedilmelidir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ankara-tabip-odasindan-sehir-hastaneleri-aciklamasi-sozlesmeler-feshedilmelidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ankara-tabip-odasindan-sehir-hastaneleri-aciklamasi-sozlesmeler-feshedilmelidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ATO, şehir hastanelerinin bütçede büyük bir yük oluşturduğunu belirterek, sözleşmelerin feshedilmesi ve kira ödemelerinin sonlandırılması çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Tabip Odası (ATO), Kamu-Özel İşbirliği modeliyle inşa edilen şehir hastanelerinin bütçe üzerindeki etkilerine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, şehir hastanelerinin bütçede büyük bir yük oluşturduğunu belirtilerek, 2025 yılı için ayrılan ödeneğin yıl sonunda aşıldığını ve kamu zararının giderek büyüdüğünü bildirildi. Açıklamada, "Kamu zararına neden olan Şehir Hastaneleri için yapılan sözleşmeler feshedilmeli, kira ve hizmet bedeli ödemeleri sonlandırılmalıdır. Şehir Hastaneleri ödemeleri 'tiksindirici borç' kabul edilerek, şirketlere herhangi bir ödeme yapılmamalıdır" ifadeleri kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara Tabip Odası tarafından sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Kamu-Özel İşbirliği modeliyle inşa edilen şehir hastaneleri için 2025 yılında ayrılan bütçenin belirlenen ödenek tutarını aşmasına tepki gösterildi. Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:</p>

<p>"Kamu-Özel İşbirliği modeliyle yapılan Şehir Hastaneleri, bütçedeki kara deliği büyütürken 2025 yılı bütçesinde ayrılan ödenek tutarını yıl sonunda yine aştı. Sağlık Bakanlığı'nın mali tablolarına göre; 2025 yılı ödenek tutarı 104 milyar 602 milyon lira, 2025 yılı gerçekleşmesi 111 milyar 102 milyon lira, aradaki fark ise 6 milyar 498 milyon lira.<br />
<br />
İllerin ve ilçelerin demografisi, kentsel altyapısı ve ulaşım gibi özellikleri göz önüne alınarak 111 milyar 100 Milyon lira ile 100 yataklı en az 111 devlet hastanesi açılabilir veya kapatılan hastaneler modernleştirilerek yeniden ve yerinde halkın hizmetine sunulabilirdi. Kamu ihale ilanlarında yer alan bilgilere göre 2025 yılı fiyatlarıyla 100 yataklı standart bir devlet hastanesinin inşaat maliyeti ortalama 1 milyar liradır. Kamu zararına neden olan Şehir Hastaneleri için yapılan sözleşmeler feshedilmeli, kira ve hizmet bedeli ödemeleri sonlandırılmalıdır. Şehir Hastaneleri ödemeleri 'tiksindirici borç' kabul edilerek, şirketlere herhangi bir ödeme yapılmamalıdır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ankara-tabip-odasindan-sehir-hastaneleri-aciklamasi-sozlesmeler-feshedilmelidir</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Jan 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/01/ato-ankara-tabip-odasi.png" type="image/jpeg" length="98018"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Zayıflama ilaçlarını bırakanlar, diyeti sonlandıranlara göre kilolarını 4 kat daha hızlı geri alıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/arastirma-zayiflama-ilaclarini-birakanlar-diyeti-sonlandiranlara-gore-kilolarini-4-kat-daha-hizli-geri-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/arastirma-zayiflama-ilaclarini-birakanlar-diyeti-sonlandiranlara-gore-kilolarini-4-kat-daha-hizli-geri-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oxford Üniversitesi araştırması, zayıflama ilaçlarını bırakanların, diyeti sonlandıranlara kıyasla kilolarını yaklaşık dört kat daha hızlı geri aldığını saptadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'deki Oxford Üniversitesi araştırmacıları, zayıflama ilaçlarını bırakan kişilerin, diyet ve fiziksel aktiviteyi sonlandıranlara kıyasla kilolarını yaklaşık dört kat daha hızlı şekilde geri aldığını değerlendiriyor.</p>

<p>The Guardian gazetesinde yer alan habere göre, İngiltere'deki Oxford Üniversitesinden araştırmacılar, zayıflama ilaçlarını bırakanlar ile diyet ve fiziksel aktiviteyi bırakanların kilo alımını karşılaştıran bir çalışma yaptı.</p>

<p>Sonuçları İngiliz tıp dergisi The British Medical Journal'da (BMJ) yayımlanan araştırmada, 9 bin 341 kişinin katıldığı 37 çalışma incelendi.</p>

<p>Kilo verme süresinin 39 hafta ve takip süresinin ise 32 hafta olarak incelendiği araştırmaya göre, zayıflama ilacını bırakan kişilerin ortalama ayda 0,4 kilogram geri aldığı, 1,7 yıl içinde tedavi öncesi kilolarına geri döndükleri tespit edildi.</p>

<p>İlaç kullanan kişilerin ise tedavi süresince ortalama 8,3 kilogram kaybettiği ancak ilk yıl içinde ortalama 4,8 kilogramı geri aldığı gözlemlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada, ilaçlar bırakıldıktan sonra kilo alma hızının, belirli bir diyet veya fiziksel aktivite planı uygulanan programlara kıyasla neredeyse dört kat daha hızlı olduğu vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Yaşam</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/arastirma-zayiflama-ilaclarini-birakanlar-diyeti-sonlandiranlara-gore-kilolarini-4-kat-daha-hizli-geri-aliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/11/fazla-kilolar-refluyu-arttiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="52773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim dünyası açıkladı: Diyetler neden işe yaramıyor?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bilim-dunyasi-acikladi-diyetler-neden-ise-yaramiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bilim-dunyasi-acikladi-diyetler-neden-ise-yaramiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kopenhag Üniversitesi araştırmacıları, kilo vermeye çalışan milyonlarca insanı ilgilendiren çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Bilim insanlarına göre "az ye, çok hareket et" mantığı, "obezite hafızası" adı verilen güçlü bir biyolojik mekanizma nedeniyle çoğu zaman başarısız oluyor. Vücut, eski kilosuna dönmek için adeta programlanmış gibi hareket ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır diyetisyenlerin ve sağlık uzmanlarının dilinden düşmeyen "Daha az ye, daha çok hareket et" tavsiyesinin, kalıcı kilo kaybı sağlamada neden yetersiz kaldığı bilimsel olarak kanıtlandı. Kopenhag Üniversitesi'nden araştırmacılar, irade gücünün biyolojik gerçeklerle savaştığını ve bu savaşta genellikle biyolojinin kazandığını ortaya koydu. Yapılan araştırmalara göre, kilo kaybı yaşandığında vücut, önceki kilosunu savunmak adına güçlü biyolojik kuvvetleri devreye sokuyor. Açlık hormonları tetiklenirken enerji harcaması düşürülüyor; bu da sadece iradeyle kilo korumayı neredeyse imkansız hale getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Vücudun "Obezite Hafızası" var</h2>

<p>Profesör Christoffer Clemmensen liderliğinde yürütülen ve saygın bilim dergisi <em>Cell</em>'de yayımlanan kapsamlı literatür taraması, "obezite hafızası" kavramını bilim dünyasına sundu. 2025 tarihli çalışmaya göre, vücut belirli bir kiloya ulaştığında bunu hafızasına kaydediyor. Aşırı kilo kaybı yaşayan bireylerde bu hafıza devreye girerek, kişiyi neredeyse hatasız bir şekilde başlangıçtaki kilosuna geri döndürmeye çalışıyor. Bu bulgu, diyet yapanların sıklıkla yaşadığı ve "yo-yo etkisi" olarak bilinen durumu biyolojik bir zemine oturtuyor.</p>

<h2>Çözüm: Hafızayı silmek ve çevresel değişim</h2>

<p>Araştırmacılar, bu kısır döngüyü kırmak için bireysel çabanın ötesinde adımlar atılması gerektiğini savunuyor. Çözüm önerileri arasında şunlar yer alıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Çevresel Değişim:</strong> Ultra işlenmiş gıdalar yerine besleyici gıdaların erişilebilirliğinin artırılması.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İlaç Tedavisi:</strong> Kilo verme ilaçları gibi farmakolojik müdahalelerin kullanılması.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hafızayı Silmek:</strong> Nihai hedef olarak, bilim insanları vücudun bu "kilo hafızasını" silmenin ve vücut ağırlığını biyolojik olarak sıfırlamanın yollarını arıyor.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM &amp; UZAY, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bilim-dunyasi-acikladi-diyetler-neden-ise-yaramiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/10/obezite-bir-cok-hastaligi-tetikliyor.jpg" type="image/jpeg" length="68314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burhanettin Bulut: Yaklaşık 10 milyon kişi 1 Ocak itibarıyla sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/burhanettin-bulut-yaklasik-10-milyon-kisi-1-ocak-itibariyla-saglik-hizmetlerinden-yararlanamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/burhanettin-bulut-yaklasik-10-milyon-kisi-1-ocak-itibariyla-saglik-hizmetlerinden-yararlanamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, GSS prim borcu olan yaklaşık 10 milyon yurttaşın 1 Ocak 2026 itibarıyla sağlık hizmetlerinden yararlanamadığını belirterek düzenleme çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borçlarına yönelik yeni bir yasal düzenleme yapılmaması sebebiyle yaklaşık 10 milyon yurttaşın 1 Ocak 2026 itibarıyla sağlık hizmetlerinden faydalanamadığını bildirdi. Bulut, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, ekonomik zorluklar nedeniyle prim borçlarını ödeyemeyen vatandaşların sağlık hakkının elinden alınmasının sosyal devlet ilkesine ve Anayasa’nın açık hükümlerine aykırı olduğunu ifade etti. Konuyu yaklaşık 2,5 ay önce Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdıklarını hatırlatan Bulut, düzenleme yapılması yönünde iktidara uyarılarda bulunduklarını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SOSYAL DEVLET İLKESİNİN VE ANAYASA’NIN İHLALİ</h2>

<p>Sigortalı bir işte çalışmayan, 18 yaşını doldurup eğitim hayatına devam etmeyen, Bağ-Kur primini ödeyemeyen ve GSS prim borcu bulunan yaklaşık 10 milyon kişinin yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamadığını dile getiren Bulut, bu durumun kabul edilemez olduğunu vurguladı. Milyonlarca vatandaşın sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılmaması gerektiğini kaydeden Burhanettin Bulut, bir an önce yeni bir yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi çağrısını yineledi. Bulut, ekonomik zorluklar içerisinde olan yurttaşların sağlık hakkının korunmasının anayasal bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/burhanettin-bulut-yaklasik-10-milyon-kisi-1-ocak-itibariyla-saglik-hizmetlerinden-yararlanamiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 02 Jan 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/burhanettin-bulut-13.jpeg" type="image/jpeg" length="29507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çinli bilim insanları sudaki mikroplastikleri azaltacak kolay bir yöntem duyurdu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/cinli-bilim-insanlari-sudaki-mikroplastikleri-azaltacak-kolay-bir-yontem-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/cinli-bilim-insanlari-sudaki-mikroplastikleri-azaltacak-kolay-bir-yontem-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çinli bilim insanları, insan sağlığını tehdit eden mikroplastiklerin musluk suyundan temizlenmesi için evlerde uygulanabilecek basit ve etkili bir yöntem keşfetti. Yapılan araştırmaya göre, musluk suyunu kaynatıp basit bir süzgeçten geçirmek, suyun içerisindeki nanoplastik ve mikroplastik parçacıklarını yüzde 90'a varan oranlarda azaltabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde plastik kirliliğinin boyutları, gözle görülmeyen parçacıkların yiyecek ve içecekler yoluyla insan vücuduna girmesiyle endişe verici bir seviyeye ulaştı. Özellikle musluk suları, merkezi arıtma sistemlerinin tam olarak filtreleyemediği nanoplastik ve mikroplastiklerin (NMP) insanlara ulaşmasında önemli bir taşıyıcı rolü üstleniyor. Bu küresel soruna çözüm arayan Çin'deki Guangzhou Tıp Üniversitesi araştırmacıları, herkesin mutfağında kolayca uygulayabileceği bir yöntem geliştirdi. 2024 yılında yapılan ve sonuçları yayımlanan çalışmaya göre, suyu kaynatma işlemi sadece bakterileri öldürmekle kalmıyor, aynı zamanda plastik parçacıklarını da etkisiz hale getiriyor.</p>

<p>Araştırma ekibi, hem mineraller açısından zengin olan sert sular hem de yumuşak sular üzerinde testler gerçekleştirdi. Elde edilen bulgular, kaynatma işleminin plastik maruziyetini azaltmak için uygulanabilir, masrafsız ve uzun vadeli bir strateji olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları, atık su arıtma tesislerinin mikroplastikleri temizlemede yetersiz kaldığı bir dönemde, bu geleneksel yöntemin küresel bir sağlık önlemi olarak yaygınlaşmasını umuyor.</p>

<h2>Kireçli sularda başarı oranı yüzde 90'a çıkıyor</h2>

<p>Araştırmacılar, suyun sertlik derecesinin temizleme verimliliği üzerinde doğrudan etkisi olduğunu belirledi. Sert musluk suları kaynatıldığında, suyun içindeki mineraller doğal olarak kireç tortusu (kalsiyum karbonat) oluşturuyor. Sıcaklık değişimiyle çözeltiden ayrılan kireç, plastik parçacıklarını bir kabuk gibi sararak hapsediyor. Çaydanlıkların dibinde sıklıkla görülen bu tebeşirimsi tortu, aslında plastikleri yakalayan bir tuzağa dönüşüyor. Yapılan ölçümlerde, kalsiyum karbonat yoğunluğunun yüksek olduğu sert sularda nanoplastiklerin yüzde 90'a varan oranda temizlendiği görüldü. Daha az mineral içeren yumuşak sularda ise bu oran yaklaşık yüzde 25 seviyesinde kaldı.</p>

<h2>Basit bir süzgeçle temizlemek mümkün</h2>

<p>Çalışmayı yürüten biyomedikal mühendisi Zimin Yu ve ekibi, kireç tortusu içine hapsolan plastik parçacıklarının sudan uzaklaştırılmasının son derece kolay olduğunu vurguladı. Kaynatma işlemi bittikten sonra suyun, çay demlerken kullanılan paslanmaz çelik gözenekli bir süzgeçten veya basit bir kağıt filtreden geçirilmesi, tortunun ve dolayısıyla plastiklerin ayrıştırılması için yeterli oluyor. Uzmanlar, plastiğin bağırsak mikrobiyomu ve antibiyotik direnci üzerindeki olumsuz etkilerine dair kanıtların arttığı günümüzde, bu basit alışkanlığın insan sağlığını korumada kritik bir rol oynayabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: <a href="https://www.sciencealert.com/theres-a-surprisingly-easy-way-to-remove-microplastics-in-drinking-water" rel="nofollow">https://www.sciencealert.com/theres-a-surprisingly-easy-way-to-remove-microplastics-in-drinking-water</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/cinli-bilim-insanlari-sudaki-mikroplastikleri-azaltacak-kolay-bir-yontem-duyurdu</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 18:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/su-icen-kadin.png" type="image/jpeg" length="48958"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da sosyal medyada viral olan İskandinav usulü uyku işe yarıyor mu?]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/avrupada-sosyal-medyada-viral-olan-iskandinav-usulu-uyku-ise-yariyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/avrupada-sosyal-medyada-viral-olan-iskandinav-usulu-uyku-ise-yariyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada giderek popülerleşen ve çiftlerin uyku alışkanlıklarını değiştirmeyi hedefleyen İskandinav uyku yöntemi, yorgan kavgalarına son vermeyi vaat ediyor. Aynı yatağı paylaşırken ayrı yorganlar kullanma esasına dayanan bu yöntem, hem bireysel uyku konforunu artırmayı hem de ilişkilerdeki gece gerginliğini azaltmayı amaçlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çiftlerin yatak odasında yaşadığı en büyük sorunlardan biri, sıcaklık tercihleri ve yorgan paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklardır. Gece yarısı bir tarafın terlerken diğer tarafın üşümesi, yorgan çekiştirme mücadeleleri ve bölünen uykular, zamanla hem yaşam kalitesini hem de ilişkiyi olumsuz etkileyebilir. Avrupa'da Son dönemde TikTok gibi sosyal medya platformlarında viral hale gelen "İskandinav uyku yöntemi", bu soruna basit ama etkili bir çözüm sunuyor. Temel olarak çiftlerin aynı yatakta uyumaya devam etmesi ancak her birinin kendine ait ayrı bir yorgan veya battaniye kullanması anlamına gelen bu yöntem, İskandinav ülkelerinde oldukça yaygın bir alışkanlık olarak biliniyor. Bu düzenleme, çiftlerin samimiyet ihtiyacını karşılarken, kişisel uyku alanı ve sıcaklık kontrolü ihtiyacını da dengeliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Bilimsel dayanağı var mı?</h2>

<p>Çiftlerin uyku düzeni üzerine yapılan araştırmalar genellikle ortamın sessizliği, karanlığı ve sıcaklığı gibi daha genel faktörlere odaklanıyor. Doğrudan "iki yorgan tek yorgana karşı" şeklinde yapılmış kapsamlı bir bilimsel çalışma bulunmasa da, bu yöntemin sağlıklı uyku prensipleriyle örtüşen birçok yanı bulunuyor. Uyku ortamının kişiselleştirilebilmesi, uyku bozukluklarının azalmasına yardımcı olabiliyor. Dolayısıyla, partnerle aynı yorganı paylaşmanın getirdiği hareket ve sıcaklık kaynaklı rahatsızlıkların bu yöntemle azalabileceğine dair güçlü kanıtlar bulunuyor.</p>

<h2>Sıcaklık tercihleri ve biyolojik saat</h2>

<p>Vücudun iç saati, gece boyunca çekirdek vücut sıcaklığını düzenler ve uykuya dalındığında bu sıcaklık düşer. Ancak herkesin biyolojik saati ve vücut yapısı farklıdır. Kimi insanlar "sıcak uyuyanlar" grubuna girer ve ince, nefes alan kumaşları tercih ederken, "soğuk uyuyanlar" ısıyı hapseden kalın yorganlara ihtiyaç duyar. Yaş, vücut kompozisyonu ve hormonlar gibi faktörler bu tercihleri etkiler. İskandinav uyku yöntemi, her bireyin kendi vücut yapısına ve ihtiyacına uygun materyali seçmesine olanak tanıyarak, gece boyunca ideal vücut sıcaklığının korunmasını sağlıyor.</p>

<h2>Kadın ve erkek arasındaki fizyolojik farklar</h2>

<p>Kadın ve erkek partnerler arasında, gece vücut sıcaklığı düzenlemelerinde belirgin farklılıklar görülebilir. Kadınların elleri ve ayakları, vücudun iç organları sıcak tutma önceliği nedeniyle genellikle daha soğuk olur. Bu durum, kadınların yorganın altına saklanma isteğini artırırken, erkeklerin serinlemek için uzuvlarını dışarı çıkarma ihtiyacı duymasına neden olabilir. Ayrıca menopoz dönemindeki sıcak basmaları gibi hormonal değişimler de kadınların uyku konforunu etkiler. Ayrı yorgan kullanımı, bu fizyolojik farklılıkların yarattığı çatışmayı ortadan kaldırarak her iki tarafın da kendi mikro iklimini yaratmasını sağlıyor.</p>

<h2>Hareket kaynaklı uyku bölünmeleri</h2>

<p>Uykusuzluk sorunu yaşayanlar için partnerin yatak içindeki hareketleri ciddi bir rahatsızlık kaynağı olabilir. Partnerin dönmesi, yorganı çekmesi veya yataktan kalkması gibi durumlar hassas uykuya sahip kişileri kolayca uyandırabilir. Araştırmalar, kadınların erkek partnerlerinin hareketlerinden daha fazla rahatsız olduğunu gösteriyor. İskandinav yöntemi, yatak içindeki fiziksel bağı bir miktar azaltarak, bir kişinin hareketinin diğerini uyandırma riskini minimize ediyor. Yatağı toplamanın biraz daha zahmetli olması veya fiziksel temasın azalabileceği endişesi olsa da, bu yöntem uyku hijyeni açısından pratik ve uygulanabilir bir çözüm olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/avrupada-sosyal-medyada-viral-olan-iskandinav-usulu-uyku-ise-yariyor-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Dec 2025 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/uyuyan-cift.png" type="image/jpeg" length="12800"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nature dergisi açıkladı: Uzun COVID sonrası hafıza kaybı ve depresyon kalıcı olabilir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/nature-dergisi-acikladi-uzun-covid-sonrasi-hafiza-kaybi-ve-depresyon-kalici-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/nature-dergisi-acikladi-uzun-covid-sonrasi-hafiza-kaybi-ve-depresyon-kalici-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Reviews Disease Primers dergisinde yayımlanan kapsamlı bir inceleme, "uzun COVID"in nörolojik etkilerinin korkutucu boyutlarını ortaya koydu. Rapora göre dünya genelinde 80 ila 400 milyon kişi, hafıza kaybı ve uyku bozukluğu gibi nörolojik sorunlarla mücadele ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyasının saygın yayınlarından <em>Nature Reviews Disease Primers</em>'da yer alan yeni bir rapor, pandeminin uzun vadeli nörolojik etkilerine ışık tuttu. Yapılan kapsamlı incelemeye göre, dünya çapında 80 ila 400 milyon arasında insan uzun COVID kaynaklı nörolojik semptomlardan etkileniyor. Araştırmacılar, bu durumun en yaygın belirtileri arasında hafıza eksikliği, karar verme ve planlama yetisini etkileyen yönetici işlev bozuklukları, anksiyete, depresyon ve uyku bozukluklarının yer aldığını belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Hastaneye yatanların yarısında görülüyor</h2>

<p>Rapor, hastalığın seyri ve ciddiyetine göre uzun COVID riskinin nasıl değiştiğini de gözler önüne serdi. Toplum içinde hastalığı geçiren genel vakaların yüzde 5 ila 20'sinde uzun süreli belirtiler görülürken, hastaneye yatırılarak tedavi gören hastalarda bu oran yüzde 50'ye kadar yükseliyor. Bilim insanları, bu nörolojik tablonun arkasında viral kalıcılık (virüsün vücuttan tam atılamaması), kronik bağışıklık aktivasyonu ve vücudun kendi dokularına saldırdığı otoimmünite gibi mekanizmaların yattığını vurguluyor.</p>

<h2>Bağışıklık sistemi 6 aydan fazla toparlanamıyor</h2>

<p>Araştırmalar, uzun COVID hastalarında bağışıklık düzensizliğinin ve inflamatuar (iltihabi) yanıtların altı aydan uzun süre devam ettiğini kanıtlıyor. Bu kalıcı hasar, nörolojik semptomların kronikleşmesine neden olabiliyor. Ancak rapor, tedavi süreçleri için umut verici gelişmelere de işaret ediyor. Şu anda özellikle bilişsel ve nörolojik semptomları gidermeye yönelik hedefe odaklı tedavilerin test edildiği klinik deneylerin devam ettiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/nature-dergisi-acikladi-uzun-covid-sonrasi-hafiza-kaybi-ve-depresyon-kalici-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/hastanede-yatan-insan.png" type="image/jpeg" length="65363"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar için yeni bulgu: Günde üç saat oyun dürtü kontrolünü artırıyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/cocuklar-icin-yeni-bulgu-gunde-uc-saat-oyun-durtu-kontrolunu-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/cocuklar-icin-yeni-bulgu-gunde-uc-saat-oyun-durtu-kontrolunu-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapılan son araştırmalar, video oyunlarının ölçülü oynandığında tepki hızı, hafıza ve uzamsal akıl yürütme gibi bilişsel yetenekleri geliştirdiğini ortaya koydu. Uzmanlar, oyunların basit beyin jimnastiği uygulamalarından daha etkili olabileceğini belirtirken aşırı kullanımın risklerine de dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Washington Post'ta yer alan habere göre, Northeastern Üniversitesi'nden Psikoloji Profesörü Aaron Seitz ve son dönemde yapılan çeşitli araştırmalar, video oyunlarının insan zihni üzerindeki etkilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırmacılar, video oyunlarının kararında oynanması halinde bilişsel yetenekleri önemli ölçüde artırabileceğini savunuyor. Profesör Seitz, oyuncuların basit beyin jimnastiği uygulamalarının aksine, simüle edilmiş ortamlarda karmaşık becerileri pratik etme şansı bulduğunu belirtti. Bu durumun tepki hızı, hafıza ve uzamsal akıl yürütme gibi alanlarda gelişimi tetiklediği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Düzenli oyuncular zihinsel olarak daha genç kalıyor</h2>

<p>Yapılan çalışmalarda, haftada bir ila beş saat arasında değişen ölçülü oyun süresinin bilişsel performansı iyileştirdiği tespit edildi. Araştırma verilerine göre düzenli oyuncular, bilişsel testlerde kendilerinden 13 ila 14 yaş daha genç bireyler gibi performans sergiledi. Ayrıca JAMA Network Open'da yayımlanan 2025 tarihli bir çalışma, çocukların oyun alışkanlıklarına dair önemli bulgular sundu. Günde üç saat veya daha fazla oyun oynayan çocukların, dürtü kontrolü ve çalışan bellek görevlerinde daha hızlı tepkiler verdiği gözlemlendi.</p>

<h2>Aşırı oyun oynamak uyku düzenini bozabilir</h2>

<p>Bilişsel faydalarına rağmen uzmanlar, oyun süresinin kontrol altında tutulması gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor. Aşırı oyun oynamanın dikkat dağınıklığı ve uyku bozuklukları gibi riskleri beraberinde getirdiğine işaret eden araştırmacılar, oyunların fiziksel egzersizin sağladığı ruh sağlığı faydalarını sunmadığını vurguluyor. Fiziksel aktivitenin bilişsel kazanımlardan bağımsız olarak ruh halini iyileştirdiği ve stresi azalttığı, video oyunlarının ise bu konuda egzersizin yerini tutamayacağı belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/cocuklar-icin-yeni-bulgu-gunde-uc-saat-oyun-durtu-kontrolunu-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 22:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/video-oyunu-oynayan-cocuk.png" type="image/jpeg" length="95708"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Tabip Odası: Yenidoğan skandalı davasının üzerinden bir yıl geçti ancak sistem aynen devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/istanbul-tabip-odasi-yenidogan-skandali-davasinin-uzerinden-bir-yil-gecti-ancak-sistem-aynen-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/istanbul-tabip-odasi-yenidogan-skandali-davasinin-uzerinden-bir-yil-gecti-ancak-sistem-aynen-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Tabip Odası, yenidoğan skandalı davasının birinci yılında sağlık sistemindeki yapısal sorunların sürdüğünü ve taşeron hizmet alımının kamu hastanelerinde dahi devam ettiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Tabip Odası, kamuoyunda "yenidoğan çetesi" olarak adlandırılan skandalın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen sağlık sistemindeki yapısal sorunların çözülmediğini ifade etti. Yapılan yazılı açıklamada, meselenin basına yansıdığı ilk günlerde sorumluluğun yalnızca dava dosyasındaki isimlere indirgendiği ancak sağlık sisteminin kendisinin sorgulanmadığı kaydedildi. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlığın piyasalaştırılmasının bu skandalın temel nedeni olduğu vurgulanan açıklamada, "Sinekleri öldürmenin faydalı olduğunu ancak bataklık kurutulmadıkça ileride başka sineklerin de karşımıza çıkacağını söylemiştik" denildi. Bugün 13’ü tutuklu 57 sanıklı davanın yedinci duruşmasının başladığı hatırlatılan açıklamada, şüphelilerin bu skandala nasıl imza atabildiklerinin yeterince sorgulanmadığı belirtildi.</p>

<h2>TAŞERON HİZMET ALIMI KAMU HASTANELERİNDE DAHİ DEVAM EDİYOR</h2>

<p>Olayda adı geçen özel hastanelerdeki yenidoğan ünitelerinin hizmet satın alma yoluyla çalıştırıldığının ortaya çıktığı, bu durumun özel hastanelerde yaygın bir çalışma biçimi olduğu ifade edildi. Hekimlerin özel hastanelerde şirket kurarak veya hizmet satın alma yoluyla çalışmaya zorlandığı belirtilen açıklamada, Ocak 2025 tarihinde bu düzeni değiştirmek için çıkarılan yönetmeliğin özel hastaneler tarafından tam olarak uygulanmadığı kaydedildi. Taşeron hizmet alımı yoluyla çalıştırmanın kamu hastanelerinde özellikle radyoloji alanında devam ettiği ve bu sistemin son bir yılda daha da yaygınlaştığı vurgulandı. Açıklamada, sağlık sistemindeki sorunların yenidoğan skandalıyla açığa çıkan kısımdan ibaret olmadığı ve farklı alanlarda yeni skandallar yaratma potansiyeli taşıdığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve tabip odalarının meslek ilke ve kurallarına aykırı hareket eden hekimleri etik açıdan denetleme yetkisinin bulunduğu hatırlatılan açıklamada, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından alınan iptal kararına dikkat çekildi. AYM'nin ilgili yasayı iptal ederek yeniden düzenleme yapılması için Meclis'e gönderdiği, bu süreçte tabip odalarının denetleyici rolünün ortadan kalktığı ifade edildi. Denetleyici rolün işlevsiz kalmasının suçu teşvik edeceği belirtilerek, hükümetin yasa değişikliğini ivedilikle Meclis gündemine getirmesi gerektiği kaydedildi.</p>

<p>Bataklığın henüz kurutulmadığını belirten İstanbul Tabip Odası, benzer skandalların tekrar yaşanmaması için Sağlıkta Dönüşüm Programı'ndan vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti. Sağlık giderlerinin genel bütçeden karşılanması ve sistemin herkese eşit, ücretsiz ve nitelikli hizmet sunacak şekilde kamusal olarak yeniden düzenlenmesi gerektiği vurgulandı. Sağlık çalışanlarının insanca yaşayabileceği güvenceli bir çalışma ortamının yaratılmaması durumunda yaşananların sonuncu skandal olmayacağı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/istanbul-tabip-odasi-yenidogan-skandali-davasinin-uzerinden-bir-yil-gecti-ancak-sistem-aynen-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 14:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/ist-tabip-odasi.jpg" type="image/jpeg" length="41333"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK'nin geri ödeme listesine 72 ilaç daha eklendi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/sgknin-geri-odeme-listesine-72-ilac-daha-eklendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/sgknin-geri-odeme-listesine-72-ilac-daha-eklendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 72 ilacın daha SGK geri ödeme listesine alındığını açıkladı. Eklenen ilaçların 69'u yerli üretim.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla vatandaşların ilaç ve tedaviye erişimini güçlendirmeye devam ettiklerini bildirdi. Bakan Işıkhan, 72 yeni ilacın geri ödeme listesine eklendiğini duyurdu.</p>

<h2>69'U YERLİ ÜRETİM 72 İLAÇ</h2>

<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda konuya ilişkin bilgi veren Bakan Işıkhan, "Bu kapsamda, 9 romatolojik ilaç, 9 diyabet ilacı, 3 kanser ilacı, 2 MS ilacı başta olmak üzere 69'u yerli üretim 72 ilacı daha geri ödeme listesine aldık." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Işıkhan, açıklamasını, "İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni eder, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür dilerim." diyerek tamamladı.</p>

<p>SGK'nin geri ödeme listesine yapılan bu eklemeyle, söz konusu hastalık gruplarındaki tedavilere erişimin daha da yaygınlaştırılması ve yerli ilaç üretiminin desteklenmesi amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/sgknin-geri-odeme-listesine-72-ilac-daha-eklendi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2021/11/ilackrizi-1.jpg" type="image/jpeg" length="45409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DMM'den aşı iddiasına yalanlama: BioNTech gelmedi demek gerçek dışı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dmmden-asi-iddiasina-yalanlama-biontech-gelmedi-demek-gercek-disi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dmmden-asi-iddiasina-yalanlama-biontech-gelmedi-demek-gercek-disi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), "Covid-19 sürecinde Türkiye'ye BioNTech aşısı gelmedi" yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu açıkladı. Merkez, aşıların doğrudan üretici firmadan temin edilerek mevzuata uygun şekilde vatandaşlara uygulandığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), sosyal medya platformlarında yeniden gündeme getirilen aşı tedarikine ilişkin iddialar üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Merkez, pandemi döneminde BioNTech aşılarının ülkeye giriş yapmadığına dair söylentilerin "kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon" olduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>"Doğrudan Firmadan Temin Edildi"</strong></h3>

<p>DMM'den yapılan açıklamada, aşıların tedarik sürecine ilişkin net tarihler ve yöntem paylaşıldı. Açıklamada, <em>"Covid-19'a karşı geliştirilen BioNTech mRNA aşıları, klinik kullanım amacıyla doğrudan BioNTech SE firmasından temin edilmiştir"</em> denildi.</p>

<p>Sürecin başlangıç tarihi olarak Mart 2021'i işaret eden DMM, salgının son dönemlerine kadar aşıların mevzuata uygun şekilde getirilerek vatandaşların kullanımına sunulduğunu kaydetti.</p>

<h3><strong>"Acil Kullanım Onayı İşletildi"</strong></h3>

<p>Açıklamada, aşıların hangi yasal prosedürle Türkiye'ye girdiği de detaylandırıldı. Küresel halk sağlığı acil durumlarında tüm dünyada uygulanan "Acil Kullanım Ön Onayı" mekanizmasının Türkiye'de de işletildiği belirtildi:</p>

<blockquote>
<p><em>"BioNTech mRNA aşıları, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve uluslararası bilimsel otoritelerin acil kullanım ön onayı değerlendirmeleri esas alınarak, Sağlık Bakanlığımız Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından temin edilmiş ve uygulanmıştır."</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h3><strong>"Teknik Bağlamından Koparılıyor"</strong></h3>

<p>DMM, pandemi sürecindeki tüm aşılama faaliyetlerinin insan sağlığını koruma önceliğiyle, şeffaflık ilkesi ve hukuki mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü belirterek, vatandaşları uyardı:</p>

<blockquote>
<p><em>"Kamuoyunun, teknik ve hukuki bağlamından koparılarak dolaşıma sokulan, yanıltıcı ve gerçek dışı nitelik taşıyan bu tür iddialara itibar etmemesi önemle rica olunur."</em></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dmmden-asi-iddiasina-yalanlama-biontech-gelmedi-demek-gercek-disi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 00:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/06/dezenformasyon-yasasi.png" type="image/jpeg" length="12679"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Elektronik sigara kalp krizi riskini artırabilir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/arastirma-elektronik-sigara-kalp-krizi-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/arastirma-elektronik-sigara-kalp-krizi-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilimsel bir çalışma, elektronik sigara kullanımının kalp krizi ve inme riskini önemli ölçüde yükseltebileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>News Medical Life Sciences'ta yer alan bir habere göre, bilim insanları elektronik sigara kullanımı ile kardiyovasküler risk arasındaki ilişkiyi araştırdı. Çalışma kapsamında, kalp krizi için 430 bin 875, inme için ise 1 milyondan fazla katılımcıyı içeren 12 farklı araştırmanın verileri analiz edildi.</p>

<p>Analiz sonucunda, elektronik sigara kullanan bireylerin kalp krizi geçirme olasılığının, kullanmayanlara kıyasla yüzde 53 daha yüksek olduğu tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>RİSK DAHA ÖNCE SİGARA İÇENLERDE DAHA YÜKSEK</h2>

<p>Araştırmada, daha önce geleneksel sigara kullanmış ve ardından elektronik sigaraya geçmiş kişilerde riskin daha da arttığı gözlemlendi. Bu grupta kalp krizi riskinin yanı sıra, inme riskinin de sigara kullanmayanlara göre yüzde 73 daha fazla olduğu belirlendi.</p>

<p>Araştırmacılar, elde edilen bulguların elektronik sigaranın "zararsız" bir alternatif olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ettiğini vurguladı. Çalışmanın sonuçları BMC Public Health dergisinde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/arastirma-elektronik-sigara-kalp-krizi-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/elektronik-sigara-3.png" type="image/jpeg" length="67255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Her yıl 250 gram plastik yiyoruz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/arastirma-her-yil-250-gram-plastik-yiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/arastirma-her-yil-250-gram-plastik-yiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve Avustralyalı bilim insanlarının araştırmasına göre, insanlar her yıl ortalama 250 gram, yani bir yemek tabağı ağırlığında mikroplastik tüketiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Auburn Üniversitesi ve Sidney Teknik Üniversitesi'nden araştırmacıların yayımladığı çalışma, mikroplastik tüketimindeki endişe verici artışı ortaya koydu. 109 ülkeyi kapsayan verilere dayanan araştırmaya göre, insanların 2018'de tükettiği plastik miktarı, 1990 yılındakinin en az altı katına ulaştı.</p>

<h2>MİKROPLASTİKLER YEMEKLERİMİZE NASIL KARIŞIYOR?</h2>

<p>Araştırmada, mikroplastiklerin gıdalara nasıl karıştığına dair örnekler de verildi. Örneğin, plastik bir kesme tahtası üzerinde hazırlanan veya plastik kaplarda pişirilen yiyecekler, yüksek ısıyla eriyen mikroskobik plastik parçacıklarını bünyesine alabiliyor. Bu partiküller, yiyecek soğurken yeniden katılaşarak tüketiliyor. Bu durum sadece tavuk gibi belirli gıdalarla sınırlı değil; farkında olmadan birçok gıda ile mikroplastik tüketiliyor.</p>

<p>Independent'ın aktardığı bilgilere göre, Sidney Teknoloji Üniversitesi’nden Doç. Dr. Kamal Dua, çalışmayla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Dua, mikroplastiklerin kan-beyin bariyerini zayıflatarak geçirgen hale getirebildiğini, bunun bağışıklık hücrelerini ve iltihaplı molekülleri harekete geçirerek bariyer hücrelerine daha fazla zarar verebildiğini belirtti.</p>

<p>Doç. Dr. Dua, tüketimi azaltmak için şu önerilerde bulundu: Plastik kaplardan ve plastik kesme tahtalarından uzak durulması, sentetik lifler yerine doğal liflerin tercih edilmesi, çamaşır kurutma makinesi kullanımının sınırlandırılması ve daha az işlenmiş ve paketlenmiş gıda tüketilmesi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma, ‘Molecular and Cellular Biochemistry’ adlı hakemli bilimsel dergide yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/arastirma-her-yil-250-gram-plastik-yiyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/12/miktoplastik-aa.png" type="image/jpeg" length="40843"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
