<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/kentine-iyi-bak" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 06 May 2026 13:37:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/kentine-iyi-bak"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Emre Feza Soysal: “Bursa'da kültür ve sanatın kentliyle yeniden buluşması için çalışıyoruz"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/emre-feza-soysal-bursada-kultur-sanatin-kentliyle-yeniden-bulusmasi-icin-calisiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/emre-feza-soysal-bursada-kultur-sanatin-kentliyle-yeniden-bulusmasi-icin-calisiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kentine İyi Bak Program serisi Bursa’da…Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı Genel Sekreteri Emre Feza Soysal, dokuz8’den Nurcan Seven’in sorularını yanıtlayarak, yönetimini üstlendiği vakfın Bursa’ya yönelik kültür ve sanat çalışmalarını, yakın tarihte başlayacak olan festivalleri ve vakfın kente yönelik kültür ve sanat perspektifini paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>dokuz8TV'nin önemli programlarından 'Kentine İyi Bak' serisinin yeni bölümünden Bursa’dayız. Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı Genel Sekreteri Emre Feza Soysal, Nurcan Seven’in sorularını yanıtlayarak, yönetimini üstlendiği vakfın Bursa’ya yönelik kültür ve sanat çalışmalarını, yakın tarihte başlayacak olan festivalleri ve vakfın kente yönelik kültür ve sanat perspektifini paylaştı. YouTube'da video halini de izleyebileceğiniz röportajın yazılı halini ilginize sunuyoruz.</p>

<p><strong><em>Değerli izleyiciler, Kentin İyi Bak program serimizin yeni bir bölümüyle karşınızdayız. Yerel dinamikleri, kültür, sanat, yaşam, politika, sivil toplum tüm yerel dinamikleri ağırladığımız bir program serisi Kentine İyi Bak ve bugün de bu kapsamda Bursa'dayız. Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı Genel Sekreteri Emre Fezal Soysal ile birlikteyiz. Programımıza hoş geldiniz.</em></strong></p>

<h3><br />
<em><strong>Öncelikle sizi tanıyarak başlamak isteriz. Emre Fezal Soysal kimdir? Neler yapar?</strong></em></h3>

<p><br />
Emre Feza Soysal sinema okudu ama kültür yönetim üzerine çalıştım hep uzun yıllardır. 2000'den sonra 2020'ye dek Nilüfer Belediyesi'nin kültür yönetim programlarının içindeydim.</p>

<p>Bir buçuk yıldır Büyükşehir Belediyesi'nde Başkan Mustafa Bozbey’in Kültür Sanat Danışmanıyım ve bir süredir de Kültür Sanat Vakfı Genel Sekreteriyim.<br />
<br />
<img alt="Kentine İyi Bak Bursa Emre Faza Soysal" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/kentine-iyi-bak-bursa-emre-faza-soysal.jpg" width="1280" /><strong>Nurcan Seven:</strong> Bursa sanayi ve tarım şehri olarak Türkiye'de ön plana çıkan bir şehir olsa da kültür sanat faaliyetleriyle de öne çıkan bir şehir. Bugün bizleri burada buluşturan da aslında Kukla Karagöz Festivali'nin lansmanıydı. Bursa'yı ve kentin kültür sanat faaliyetlerini, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı'nın rolünü ve perspektifini sizden dinlemek istiyoruz.</p>

<h3>Bursa Festivali: 63 yıldır düzenlenen Türkiye’nin en uzun soluklu festivali</h3>

<p><br />
<strong>Emre Feza Soysal:</strong> Vakıftan başlamadan önce Türkiye'nin en eski, en uzun soluklu festivali Bursa’da yapılıyor. Bursa Festivali’nin 63’üncüsü 2025'te yapıldı. Bursa Festivali’ne bir çerçeve festivali, çatı festivali diyelim. Onun içinde klasik müzikten halk danslarına kadar geniş bir yelpazede izleyiciler, etkinliklerle buluşuyorlar. Vakıf 87 yılında kuruldu. Bursa Büyükşehir Belediyesi Vakfı kurdu. Uludağ Üniversitesi, Valilik gibi kent bileşenlerinin birlikte hareket ettiği bir yerdi. Belediye Başkanı da yönetim kurulu başkanıydı, Uludağ Üniversitesi Rektörü Vakfın Divan Kurulu Başkanıydı. 28 Şubat sürecinde vakıfların kamudan ayrılma zorunlu olduktan sonra belediye vakıftan çekilmek durumunda kaldı ve vakıf özellikle bağımsız bir yapıya dönüştü. Ancak vakfın en büyük destekçisi yine Bursa Büyükşehir Belediyesi olmaya devam etti. Yani festivali yapmak üzerine kurulan vakıftan, belediyeyle ayrıldıktan sonra vakıf belediye tarafından işin taşere edildiği yapıldığı yere dönüyor. Burada kültür üretimi söz konusu. Belediye adına vakıf festivali yapıyor gibi düşünmek gerekiyor. Vakıf kurulduktan sonra sadece halk oyunları festivali olarak devam eden, birkaç konserle devam eden festival, ana festivalden bahsediyorum. Ömer Ersöz'ün genel sekreterliği döneminde yeni bir gelenek başlattı. Mesela açılış konseri mutlaka senfonik bir konser olacak gibi.</p>

<h3><img alt="21.Uluslararası Bursa Karagöz Ve Gölge Oyunları Festivali basın duyurusu yapıldı" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/21uluslararasi-bursa-karagoz-ve-golge-oyunlari-festivali.jpg" width="1280" />Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’nin 29’uncusu 2026’da yapılacak</h3>

<p>Birçok yerli yabancı sanatçının yer aldığı festivaller yapıldı. Biz bu geleneğin üzerine neler koyabiliriz diye uğraşıyoruz şu anda. Biraz daha kurumsal hale gelmesine çalışıyoruz. Fon yöneten bir vakıf haline gelmesine çalışıyoruz. Sadece Bursa Festivali değil, bunun dışında 29’uncusunu 2026 yılında yapacağımız ‘Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali<font face="Cambria">’</font> var. O da uluslararası bir festival ve o da Türkiye'nin konusundaki en uzun soluklu festivali.</p>

<p>Bugün lansmanını yaptığımız ise 21'incisini<font face="Cambria"> </font>14 Kasım'da başlatacağımız Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali. Bunların yanı sıra yavaş yavaş kent içerisinde diğer etkinlikleri destekleyen bir yapıya dönüştürmeye çalışıyoruz Vakfı.<br />
<br />
<strong><em>Nurcan Seven: </em></strong><strong><em>Bursa'nın festival ve kültür sanat faaliyeti karnesi çok zengin. Örneğin i</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em>çi</em></strong><strong><em> tiyatroları festivali de </em></strong><strong><em>burada yapılıyor ve </em></strong><strong><em>bunlar çok uzun soluklu festivaller</em></strong><strong><em>. Yine bunların </em></strong><strong><em>çoğu da uluslararası ve hatta şehrin, kentin, uluslararası </em></strong><strong><em>alana </em></strong><strong><em>açılan kapısı</em></strong><strong><em> k</em></strong><strong><em>ültür sanat festivalleri olarak tanımlıyorsunuz. Bu noktada aslında uluslararası partnerlerinizi ve Büyükşehir Belediyesi'nin desteklerini sormak istiyorum. </em></strong></p>

<p><br />
<img alt="Emre Feza Soysal" class="detail-photo img-fluid" height="1864" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/emre-feza-soysal.png" width="3122" /><strong>Emre Feza Soysal:</strong> Şimdi yani birkaç yöntemi var tabi bunun. Kendi adıma söylersem hani, festivallere gidip oyun da izliyorum, konser de izliyorum. Büyükelçiliklerle görüşüyoruz. Büyükelçiliklerin ilişkilerini kullanıyoruz. Bunun dışında Türkiye<font face="Cambria">’ye turneye gelen </font>topluluklarla ilişki kuruyoruz.</p>

<h3>"Kentlinin Bursa'da izleme ihtimali olmayan işleri insanlarla buluşturmaya çalışıyoruz"</h3>

<p>Ama bunların hepsini yaparken, önce “Biz bu sene nasıl bir festival yapacağız?” sorusunun cevabını verdikten sonra ulusal ve uluslararası ilişkileri kuruyoruz. Biz organizasyon yapan bir vakıfız ama bizim asıl işimiz Bursa'da herhangi bir organizatörün yaptığı işi yapmak değil. Çünkü organizatörler bu işi yaparak hayatlarını devam ettiriyorlar. Eğer biz onlarla rekabet etmeye kalkarsak sanat, kültür organizasyon zeminini yok ederiz. Bunun yerine kentlinin Bursa'da izleme ihtimali olmayan, ticari kaygıyla gelemeyen işleri burada insanlarla buluşturmaya çalışıyoruz. Aynı şey uluslararası operasyon içinde geçerli. Yani popüler kültür figürlerinin gelmesi yerine, popülerlik tek kriter değil ama, popüler olsa bile buraya gelme ihtimali zor olan sanatçılarla ilişkiye geçmeye çalışıyoruz.</p>

<p><img alt="" class="detail-photo img-fluid" height="676" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/yilanlarin-ocu-uluslararasi-bursa-festivali.jpg" width="1200" />Örneğin bu sene festivalde şöyle bir şey yaptık. 500 kişi falan izledi, çok kıymetliydi bence. 1963 yılında Metin Erksan, ‘Yılanların Öcü’nü çekmiş. Bizim festival de 1962’de başlıyor. Festivalle aynı yaşta bir filmin gösterimini yaptık. Yani bir şeyi koyarken festival programının içine mutlaka bir bağlam kurmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Uluslararası ilişkiler de bunun üzerinden şekilleniyor. Örneğin 2026 Çin'le Türkiye'nin diplomatik ilişki kurmasının 55. yılı. Çin Kültür Ateşesi ”Bir şeyler yapalım beraber” dediğinde onlarla oturup bizim festivalin yapısına uygun, onların da burada var olmak isteyeceği çerçevede bir tartışma sürecinden sonra etkinliği koyuyoruz buraya.</p>

<p><strong><em>Nurcan Seven: </em></strong><strong><em>Bir yandan </em></strong><strong><em>festivalin ekonomik </em></strong><strong><em>sürdürülebilirlik taraflarını da sormak istiyorum. Yerel </em></strong><strong><em>b</em></strong><strong><em>ileşenler</em></strong><strong><em>le, </em></strong><strong><em>özel sektör</em></strong><strong><em>le</em></strong><strong><em>, STK'lar</em></strong><strong><em>la ne tür dayanışmalarla, ne tür </em></strong><strong><em>işbirlikler</em></strong><strong><em>iyle yapıyorsunuz, </em></strong><strong><em>nasıl bir ekonomi sürdürülebil</em></strong><strong><em>irlikten </em></strong><strong><em>bahsediyoruz bu uluslararası festivaller özelinde?</em></strong></p>

<h3><br />
"Bursa Büyükşehir Belediyesi olmazsa bu festivaller yapılamaz”</h3>

<p>İşin özü Bursa Büyükşehir Belediyesi olmasa bu festivaller yapılamaz. Çünkü vakfın en büyük destekçisi derken hani bütçenin %70 oranında Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlandığını söylemem lazım. Bunun dışında STK'ların durumu malum, bütçesel anlamda bir şey yapamıyorlar ama hani disiplinler arası işleri de seviyoruz. Bu yüzden mutlaka bir sürü yapıyla birlikte oluyoruz. Sponsorlar var. Bütçenin %15-20'si sponsorlardan geliyor, bilet satışlarından geliyor. Bir de vakfın kendi gelirleri var. O da vakfın hayatını devam ettirecek, çalışanların maaşını ödeyecek, yıl boyunca çalışmayı sağlayacak bir para sağlıyor. Herkesin zannettiğinin aksine aslında bu işler Türkiye genelinde baktığınızda pahalı işler değil. Herkes çok büyük görüyor paraları ama O paraların belediye tarafından başka bir yere harcandığında hayatın değişmeyeceğini biliyoruz. Hayat değiştirecek paralar değil bunlar. Bu paralarla aslında iş yapmaya çalışıyoruz ve fena da gitmiyor bence.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" class="detail-photo img-fluid" height="1360" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/ekran-resmi-2025-11-10-133729.png" width="2584" />Bu paraların büyük paralar olduğunu zannedenler, sanatın hayat üzerindeki etkisiyle ilişkisi olmayanlar. Yani açık hava tiyatrosu 3500 kişilik 1984'te yapılmış. Bugün açık hava tiyatrosunu yıkıp yapmak isteseniz işte bir 80-100 milyon lira para harcamanız gerekir. 80-100 milyon lira bu ülkenin gerçeği içerisinde, asgari ücretin 22.500 lira olduğunda çok büyük para gibi görünüyor. Ama aslında değil çünkü 40 yıldır var bu bina. 40 yıldır binlerce etkinliği yaptık burada. Ben mesela 80'lerde Deve Kuşu Kabare'yi bir ay gelip burada oynadıklarını hatırlarım. Levent Kırca'nın gelip 15 gün kapattığını hatırlarım. Nejat Uygur öyle. Yani anı biriktirilen bir yer. Kent kültürünün içerisinde, kent tarihinin içerisinde çok önemli bir mesele. 100 milyon lirayı buna harcamamak 100 milyon lirayla herhangi bir sıradan bina yapmak siyasi bir seçim ve Mustafa Bozbey de sağ olsun bu seçimde hep sanattan yana, kültür yönetiminden yana tavrını koyuyor.<br />
<br />
<img alt="" class="detail-photo img-fluid" height="1888" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/nurcan-seven-kentine-iyi-bak.png" width="3258" /><strong><em>Nurcan Seven: Evet, tam da o noktada aslında kentin ve aslında sizin de yerel yönetimlerdeki tecrübelerinizden de yola çıkarak, kentin kültür-sanat politikalarına değmek istiyorum. K</em></strong><strong><em>ültür-sanat faaliyetleri</em></strong><strong><em> yaşamsal önemde dediniz. Bir</em></strong><strong><em> toplumun gelişmesi, </em></strong><strong><em>kentin kentini ve kendini </em></strong><strong><em>geleceğini de kurabilmesi açısından </em></strong><strong><em>kültür sanat faaliyetleri </em></strong><strong><em>yaşamsal faaliyetler. </em></strong><strong><em>Bu noktada bileşenleriyle ilişkileri bakımında da değerlendirerek Bursa </em></strong><strong><em>Kültür Sanat ve Turizm Vakfı'nın </em></strong><br />
<strong><em>k</em></strong><strong><em>entin kültür sanat politikaları açısından </em></strong><strong><em>gelecek</em></strong><strong><em> perspektifi nasıl şekilleniyor?</em></strong><strong><em> </em></strong></p>

<h3>"Son 25 yıldır yaşadığımız kültürsüzleştirme politikaları vakfın da son 20 yılını sorunlu hale getirmiş"</h3>

<p><strong>Emre Feza Soysal:</strong> Son 25 yıldır yaşadığımız kültürsüzleştirme politikaları vakfın da son 20 yılını ne yazık ki çok sorunlu bir hale getirmiş. Bundan 30 yıl önce Vakıf Bursa'nın en prestijli kurumlarından biriyken tüm kurumlarda olduğu gibi vakıf da kenarda duran ciddiye alınmayan bir yapıya dönüşmüş. Bu noktada önce vakfın bir kendi kimliğini oluşturmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Ben henüz 6 aydır vakıfta genel sekreterim. Vakfın eski değerini kazandırmak için halkın, kentlinin vakıfla ilişkisinin güçlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu da etkinlikler kanalıyla ancak olabilir. Şimdi sanat üretimi sanatçının <font face="Cambria">“B</font>en bunu düşünüyorum<font face="Cambria">” </font>diye söylediği bir şey. Hani bunu resim, edebiyat ya da her neyse onunla söylüyor. Ama sanatçının ihtiyacı bunu söylemek değil sadece aynı zamanda sesinin duyulması. Biz o duyulma sürecini kolaylaştıran bir yapı kurmamız gerekiyor. Burada sanatçının kim olduğuyla ne söylediğiyle ilgilendiğimiz takdirde biz entelektüel yoruma gireriz.</p>

<h3>“Kamu entelektüel yorumlara girdiğinde o zaman siyaset devreye giriyor, bunu yapmamalıyız”</h3>

<p>Bunu yapmamamız gerektiğini de farkındayım. Çünkü kamu entelektüel yoruma girdiğinde o zaman siyaset giriyor devreye. Siyasi olarak yandaşlar, yandaş olmayanlar ayrımı gibi ayrımlar yapmamak için de bu entelektüel meseleyi kamunun değerlendirmemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz politikayı sanat zemini yaratmak, bir alan yaratmak üzerinden oluşturmalıyız. Bu alan yaratmanın içinde örneğin bunu ilk kez söyleyeceğim. sanat yapanlara fonlar ve destekler yaratmaya çalışıyoruz şu anda. Örneğin bir tiyatroya destek vereceksek, o tiyatronun metni bizim için sakıncalı ya da değil diye bir değerlendirmeye girersek çuvallarız. Çuvallarız çünkü o zaman sansür mekanizması devreye girer. Bunun yerine daha özgür alanlar tanımlamak gerektiğini düşünüyorum ben. Vakıfta gelecek projeksiyonu içerisinde eğitim dahil, sanatla ilgili, tasarımla ilgili hatta mimariyle ilgili herkesin kentten dokunabileceği, proje önerebileceği, iş yapabileceği, yan yana durabileceği bir yapı organize etmeye çalışıyoruz.</p>

<h3><img alt="" class="detail-photo img-fluid" height="1466" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/ekran-resmi-2025-11-10-133927.png" width="2666" />"Kentlinin festival çalışmalarına katılımını 'Bir Fikrini Alırız’ kampanyası gibi örneklerle zenginleştiriyoruz"</h3>

<p>Örneğin geçen yıl, festivalden yaklaşık iki ay önce, ben henüz göreve gelmiştim, “Bir Fikrini Alırız<font face="Cambria">”</font> diye bir kampanya başlattık sosyal medyada. Festivalle ilgili önerileriniz varsa bunları duymak isteriz. Herkes bir sürü şey yazdı. Yüze yakın öneri geldi. Bir hanımefendi 10 tane falan etkinlik önermiş. Çok sevdiğim devlet tiyatrosunun oynadığı Hamlet'i de yazmış. Mesela benim aklıma gelmemişti ve bizim yapımıza çok uyuyordu. O oyunu festival programına koyduk, hanımefendiye de davetiye verdik. Tanışmadım kendisiyle ama ben bunu şu yüzden söylüyorum ve önemsiyorum, hep beraber bir şeyler yapmak hayatı daha kolaylaştıracak ve kentlinin katılımı sağlayacak. Ben eminim ki ben onun yerinde olsaydım bundan dolayı kendimi iyi hissederdim. Biz kentliyle birbirimizi iyi hissedeceğimiz projeler yaparsak vakfın en önemli yapacağı şey bu olur bence.<br />
<br />
<strong><em>Nurcan Seven: </em></strong><strong><em>Bir yandan da dijitalleşme de söz konusu. Kültür ve sanat faaliyetlerinde dijitalleşme, dijital dönüşümü aslında sizden dinlemek isterim. Sizin hem bu festivaller sürecinde deneyimlediğiniz bu dijital dönüşüm</em></strong><strong><em>ü </em></strong><strong><em>siz nasıl değerlendirirsiniz? Ve gençlerle birlikte sanat, kültür sanat faaliyetleri yapma noktasında dijitalleşmeyi nasıl görüyorsunuz?</em></strong><br />
<br />
<strong>Emre Feza Soysal: </strong>Şimdi dijitalleşme hani böyle gayya kuyusu gibi bir şey. Nerede ne yapacağınızı hayat belirliyor aslında. Atilla İlhan 'Sanat, sanat için midir, halk için midir?' sorusuna anlayan içindir yanıtını verirdi. Çok kıymetli bir laf bence bu. Ben burada izleyicinin genç yaşlı, orta yaşlı diye ayrılması meselesiyle ilgili kafası karışık bir adamım. Yetişkin herkesin her yerden dokunabileceği yerler... Örneğin ben neredeyse 60 yaşına geldim, bir rock konserine gidip kafa sallamayı seviyorum. Bunun yaşla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Benim kuşağımda benim gibi yaşayan bir sürü insan var. Şimdi bu durumda gençler meselesi dediğinizde ilk akla gelen RAP, Rock ya da türevi meseleler. Bu meseleleri sadece gençlere yapıyoruz diye yapmaya kalktığınızda bir kere ben orada da bir ayrımcılık görüyorum. Gençler açısından da ayrımcılık. Çünkü onlar da hayatın içindeler. 18 yaşında işçi olarak çalışmaya başlayan birisinin gençlik kavramıyla ilişkisi bence artık sınırlıdır. Buna benzer bir sürü örnek verebiliriz. Peki genci neremize koyacağız, ne yapacağız? Üniversite öğrencisi dediğimiz kitle, ben çok iyi bir üniversite öğrencisi dönemi geçirdim, kimin tanımıydı hatırlamıyorum: “Üretmeden tüketen, sadece fikir üretme ihtimali yüksek olan kitle.<font face="Cambria">”</font></p>

<h3>“Gençlerin fikirleri, daha dingin, daha beklentisiz daha mülksüz bir yerden konuşabildikleri için değerli”</h3>

<p>O zaman o fikirlerle nasıl yan yana dururuz ona bakmak lazım. Gençlerin fikirleri genç fikir falan değil, daha dingin, daha beklentisiz, daha mülksüz bir yerden konuşabildikleri için daha kıymetli olabiliyor. Ama mesela şöyle projeler yapılmıştı geçmişte Nilüfer<font face="Cambria">’d</font>e, çok sevdiğim projelerdi bunlar. <font face="Cambria">‘</font>Kadın Hayata Yakın<font face="Cambria">’</font> diye bir proje yaptılar. Köy kadınlarına yaşayan kadın yazarların, kadın hikayelerinin kitapları dağıtıldı. O yazarlar geldi, o kadınlarla bin kişilik tartışmalar yapıldı. Bunlar iyi projeler, sosyal devlet projeleri. Hayatında ilk kez köyden kocası olmadan çıkan kadınların o kitabın yazarıyla yan yana durmaları çok doğru. Ahlaken de doğru projeler. Kent kültürünün büyümesi açısından da doğru projeler bunlar. Ama bunu yapması gereken yer Kültür Bakanlığı mı, biz miyiz, ben bunu bilmiyorum artık. Çünkü <font face="Cambria">‘Kü</font>ltür politikası<font face="Cambria">’</font> dediğimiz şey, ülkenin bir kültür politikası olur. Biz kendi kültür politikamızı oluştururken kendi küçük hinterlandımız içerisinde bunu yapabiliriz. Oradan baktığımda da vakıf kentliye dokunmaya çalışacak sadece. Bu kentliye dokunurken de sanatın herhangi bir kolunu es geçmeden dokunmaya çalışacak. Elimizden ne gelirse, bütçemizden ne kadar ayırabilirsek aklımıza ne yeterse o kadar yani.<br />
<br />
<strong><em>Nurcan Seven: </em></strong><strong><em>Evet aslında kültür politikaları belki programın başından sonuna kadar öne çıkan şeylerden biri neyi tercih ettiğimiz, neye alan açtığımız ve o yaratılan alanın da gelecek kuşaklara nasıl aktarıldığı ve onları nasıl devam ettirdiği…Aslında bir yandan kültür ve sanat emekçilerine alan açarken onların emeklerini görünür kılmaya çalışırken bir yandan da gençlere yeni fikirleri üretecek alanlar da açmak gerekiyor. Belki dediğinizin özeti vakıf aslında burada bir rol oynayabilir.</em></strong></p>

<h3>"Benim bildiğim pandemi döneminde 100 müzisyen intihar etti”</h3>

<p><br />
<strong>Emre Feza Soysal: </strong>Aynı fikirdeyim. Bir şey eklemek istiyorum. Şimdi bir sürü konser yapılıyor. Herkes konser yapıyor. Pandemiden sonra halkın bir teveccühü oldu konserlere. Yani seyirci sayısı birdenbire çok arttı. Herkes çok bunalmış çıkmıştı. Ve herkes şunu söylemeye başladı. Bilet fiyatları çok yüksek. Sanatçılar çok yüksek paraları alıyorlar falan. Hiç kimse şunu unutmasın. Benim bildiğim, eminim daha fazladır, pandemide 100 tane müzisyen intihar etti. Yiyecek ekmek bulamadığı için intihar ettiler. Pandemide benim bildiğim bir sürü müzisyen sazlarını satarak ekmek almaya çalıştı. Yani burada öyle <font face="Cambria">“</font>bir zemin yaratacağız<font face="Cambria">”</font> falan laflarını kurarken de o insanların ne şartlarda çalıştığını, neler yaptığını, ne kadar aç kaldıklarını unutmadan yapmak lazım bunu. Yani başa dönersem harcadığımız para çok değil. çok veriyorsak da helali hoş olsun o intihar edenlerin bedelini birilerinin ödemesi gerekiyordu. Kamudur bunu ödemesi gereken ayrıca. Bu yüzden de hani bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Sanatla ilgilenenler bu ülkede yok sayılmaya devam ediyor. Biz elimizden geldiğince onlar vardır ve halkla ilişki kurmaları gerekir diye bir yerde durmaya çalışıyoruz.<br />
<br />
<strong><em>Nurcan Seven: </em></strong><strong><em>Yaşatmak aslında bir görevdir.</em></strong><br />
<br />
Feza Soysal: Aynı fikirdeyim.<br />
<br />
<strong><em>Nurcan Seven: S</em></strong><strong><em>öyledikleriniz çok kıymetli. Ben programımıza katıldığınız için çok teşekkür ederim Feza Bey. Son olarak izleyicilerimize mesajınızı</em></strong><strong><em>, </em></strong><strong><em>söylemek istediğiniz ve özellikle de önümüzdeki günlerde başlayacak Karagöz Kukla Festivali için mesajlarınız varsa dinlemek isteriz.</em></strong></p>

<h3>21. Uluslararası Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali 13-24 Kasım tarihlerinde</h3>

<p><strong>Emre Feza Soysal</strong>: Karagöz Kukla Festivali'den izin verirseniz biraz bahsedeyim. Festivalin 21’incisi yapılıyor şu anda, 14.de başlayacak. Kukla ve Gölge Oyunları Festivali sadece çocuklara dönük bir festivaldi. Biz bu yapıyı biraz değiştirdik. Çocuklar tabii ki işin içinde var ama yetişkin kuklası, yetişkin gölge oyunu da çok kıymetli. Dünyadan iyi örneklerin gelmesi için uğraştık. Ünuma ile beraber yapıyoruz bunu. hafta içi, hafta sonu, akşamları yetişkin oyunları da olacak bu dokuz gün boyunca. Onların meselesi şu, Türkiye'de çok rastlaşmadığımız, karşı karşıya gelmediğimiz işlerle karşılaşılacak. Bu yüzden orayı çok önemsiyorum.</p>

<h3>"Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali artık her yıl yapılacak"</h3>

<p>Mesela iki yılda bir yapılıyordu bu festival, biz her yıl yapılmasına karar verdik ve her yıl yapılacak bundan sonra artık. Festivalin içerisinde uluslararası bir yuvarlak masa toplantısı yapılacak, onu da çok önemsiyorum. Dünyada kukla ve gölge oyunu festivali yapan yöneticiler, kültür yöneticileri işte 30 kişilik bir masa kuracağız. Festival nasıl olmalı, kentliye nasıl ulaşmalı, içeriği nasıl belirlenmeli gibi meseleleri konuşacağız, yöntem tartışacağız. Önümüzdeki senenin festivalinin üretim sürecini tartışacağız aslında. Bu da bence festivalden kalacak önemli bir şey. O bir rapor halinde yayınlanacak. Çünkü iletişimsizlik en sorunlu şey bugünün dünyasında. Dijitalleşme, iletişimi arttırıyor gibi görünse de miş gibi meselesi postmodern durumun en önemli sorunu.<br />
Nurcan Seven:Belki derinliğini yok ediyor.<br />
<br />
<strong>Emre Feza Soysal:</strong> Evet, biraz daha derin bir yerden gerçekten bir yuvarlak masada oturup tartışacağız. Bunu da önemsiyorum. Herkesi bekleriz tabii festival izlemeye.<br />
<br />
<strong><em>Nurcan Seven: </em></strong><strong><em>Duyuralım izleyicilerimize 14-23 Kasım tarihleri arasında Bursa'da belki en önemli festivallerden gençlerden çocuklardan erişkinlere yetişkinlere kadar kapsayan Kukla Karagöz Gölge Oyunları Festivali sizlerle birlikte olacak. Programımıza katıldığınız için çok teşekkür ederiz. Sizlerle birlikte. Bursa'nın aslında gelenekten geleceğe uzanan kültür sanat faaliyetlerini ve aslında burada da Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı'nın önemini, rolünü konuştuk. Başka programlarda umuyorum ki yeniden görüşeceğiz.</em></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENTİNE İYİ BAK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/emre-feza-soysal-bursada-kultur-sanatin-kentliyle-yeniden-bulusmasi-icin-calisiyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Nov 2025 03:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/11/ekran-resmi-2025-11-10-030206.png" type="image/jpeg" length="93307"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tutdere: Adıyaman Belediyesi'ni deprem zaten silkelemiş bütün kazanımlarını yok etmiş, buna rağmen paramız kesildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tutdere-adiyaman-belediyesini-deprem-zaten-silkelemis-butun-kazanimlarini-yok-etmis-buna-ragmen-paramiz-kesildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tutdere-adiyaman-belediyesini-deprem-zaten-silkelemis-butun-kazanimlarini-yok-etmis-buna-ragmen-paramiz-kesildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kentine İyi Bak program serisinin bu bölümünde depremde en büyük yıkımı yaşayan kentlerden olan Adıyaman'ın hala yeni sayılabilecek belediye başkanı Abdurrahman Tutdere oldu. Adıyamanlı kadınların kolektif çabasıyla yapılan "04.17" isimli belgeselin galası için bulunduğumuz kentte kuşkusuz daha fazlasını da yaptık.&nbsp;Konteyner kent ziyaretinden, kadınların kurdukları kooperatiflerin ziyaretine kadar yoğun bir üç günlük programın bir parçası olarak Tutdere'yle depremin ikinci yıl dönümü ve seçilmesinin 11'inci ayı çerçevesinde Adıyaman üzerine söyleştik. Program formatıyla dokuz8 TV kanalımızda ve tüm sosyal medya platformlarında izleyebileceğiniz söyleşinin yazılı halini de burada ilginize sunuyoruz.&nbsp;<br />
<br />
<strong><em>Gökhan Biçici: </em></strong><strong><em>Deprem sonrası elbette Türkiye'de siyasi her tarafta ciddi bir değişiklik söz konusu oldu ve Adıyaman pek çok insan açısından sürpriz kentlerden birisi olarak 31 Mart'ta el değiştirdi. Siz başından beri iyimserdiniz. İsterseniz oradan bir başlayalım. 31 Mart seçimlerinde Adıyaman kazanıldı ki kısa süre önceki seçimlerde ciddi bir oy farkı olmasına rağmen&nbsp;bu oldu.</em></strong></p>

<h2><img alt="Kentine İyi Bak Adıyaman Abdurrahman Tutdere" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2025/02/kentine-iyi-bak-adiyaman-abdurrahman-tutdere.jpg" / width="1280" height="720">"31 Mart seçimlerine baktığımızda aslında halkın iyi bir gözlemci olduğunu ve siyasetçiyi gözlemlediğini, samimiyetini değerlendirdiğini, ona göre karar verdiğini gördük."</h2>

<p><strong>Abdurrahman Tutdere:</strong>&nbsp; Öncelikle, 6 Şubat'ta bu matem gününde burada olduğumuz ve bu kentin acılarını paylaştığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Adıyaman, özellikle 31 Mart'tan sonra bütün Türkiye'nin dikkatini üzerine çeken bir kent oldu. Adıyaman halkı, bizim önderliğimizde çok büyük bir değişime, Türk siyaset tarihine gerçekten altın harflerle geçecek bir dönüşüme imza attı. Bu tamamen halkın, kadınların ve gençlerin başarısıdır.</p>

<p>Tabii ki bu süreç kendiliğinden oluşmadı. Bu değişim, uzun bir çalışma ve mücadelenin sonucunda gerçekleşti. Ben, hem 28. dönem hem de 27. dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bu şehrin milletvekiliydim. Milletvekilliğim süresince sürekli halkla iç içe olan, kentin sorunlarına duyarlı, samimi ve gerçekçi bir siyasetçi kimliğimizle halkımızın yanında yer aldık. Vaktimizi meseleleri takip etmek, parlamentoya taşımak, bakanlıkların takibini yapmak ve sonuç alana kadar çaba göstermekle geçirdik; çok çalıştık.</p>

<p>Deprem sırasında ve sonrasında da gerçekten yoğun bir performans sergiledik. Sonuçta halk izliyor ve siyasette hep şu söylenir: “En doğru kararı vatandaş verir.” Gerçekten de öyle. 31 Mart seçimlerine baktığımızda, halkın iyi bir gözlemci olduğunu; siyasetçiyi samimiyeti, duruşu ve her türlü davranışıyla değerlendirdiğini gördük. Adıyaman halkının sevgisini kazanmışsak ve oyunu almışsak bu bizi mutlu ediyor.</p>

<p>Halkımızın bize büyük ve onurlu bir görev verdiğinin farkındayız; omuzlarımıza büyük bir yük yüklediğinin bilincindeyiz. Deprem yaşamış bir kentten bahsediyoruz: Binlerce işsizin sokaklarda dolaştığı, gençlerin yoksullaştığı ve kahve köşelerinde vakit geçirdiği bir kentten... Altyapısı ve üstyapısı yıkılmış bir kentten söz ediyoruz.</p>

<p>Bu kente belediye başkanı olmak elbette zordu. Ancak milletvekilliğinden vazgeçip bu tercihi yaparken tüm bunları bilerek ve isteyerek geldim. Çünkü bu kentte bu görevi birinin üstlenmesi gerekiyordu. Bu topraklara karşı bizim bir vefa borcumuz vardı. O vefa borcumuzu yerine getirmek için kadınlara ve çocuklara karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmek adına böyle bir göreve geldik ve bugün belediye başkanıyız. Kentin yeniden imarı ve inşası için yoğun bir gayretle çalışıyoruz.</p>

<p><em><strong>Gökhan Biçici: Depremin üzerinden iki yıl, seçimlerin üzerinden 10 ay geçti, bir durum değerlendirmesi için yeterli süre, Siz sonuçta kenti iyi tanıyan bir siyasetçisiniz ve vaatleriniz, beklentileriniz, kafanızda bir takım projelerle belediyeye talip oldunuz&nbsp;ve seçildiniz. Kentin yeniden inşası açısından, altyapısı açısından, deprem sonrası ilk kendine gelme süreci açısından ne öngördünüz, bu öngörünüzün neresindesiniz? Bu zaman dilimi açısından hedeflerinize ulaşabildiğinizi&nbsp;düşünüyor musunuz?</strong></em></p>

<h2>"Seçimden bugüne takvime bağladığımız hedeflerimizin büyük bir kısmını tutturduk."</h2>

<p><strong>Abdurrahman Tutdere: </strong>Aslına bakarsanız, bizim kendimizce bir takvime bağladığımız hedeflerimiz vardı. Hedeflerimizin büyük bir kısmını tutturmuş durumdayız. Şu an 10 ayda 6 park yaptık, sosyal tesisler inşa ettik, kreşimizi tamamladık, 7 tane muhtar evimizi bitirdik. Yaklaşık 130 ton asfalt serimi yaptık, bulvarlar açtık, yollar yaptık ve kaldırımlar inşa ediyoruz. Ayrıca yaklaşık 1660 yapıya yerinde dönüşüm ruhsatı verdik ki bu, yaklaşık 10 bin bağımsız bölüme denk geliyor. Bu şekilde birçok projemizi hemen başlattık: Halk Ekmek, Aşevi, Kriz Koordinasyon Merkezi, Kesimhane ve Hayvan Pazarı gibi temel projelerimizi devreye aldık. Şu anda çalışmalar hızlı bir şekilde devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Her şeyden önemlisi, biraz önce de söylediğim gibi, sokaktan yönetiyoruz. Belediyemizin şu an sabit bir hizmet binası bile yok; dağınık bir şekilde çalışıyoruz. Ancak yeni hizmet binamızın temelini attık ve şu anda inşaat %60-70 seviyelerinde. Hedefimiz, bir iki ay içinde burayı tamamlayıp halkımızın hizmetine açmak. Bu bütçeyle ve kıt imkânlarla ciddi adımlar attık. Belediyemizin teknolojik altyapısını yeniledik. Şu anda tüm birimlerimiz arasında elektronik anlamda ciddi bir koordinasyon sağlayacak teknolojik altyapı yatırımları yaptık. Yeni araçlar aldık; hem Belediyeler Birliği'nin desteğiyle hem de kendi bütçemizle filomuza önemli katkılar sağladık.</p>

<p>Deprem ve savaş koşullarında imkânlarımız çerçevesinde en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bir taraftan da kentin gençlerinin ve özellikle kadınların yaşadığı travmaların etkilerini azaltmak adına yaz boyunca kültür-sanat etkinlikleri düzenledik. Şu anda tiyatro etkinlikleri yapıyoruz. Yani her alanda ve her kesime yönelik işler yapıyoruz. Diyebilirim ki 10 ayda hedeflerimizin büyük bir kısmını gerçekleştirdik; projelerimizin hem bağlantılarını hem de altyapılarını oluşturduk. Bunun yanı sıra Adıyaman'ımızı Tokyo'da, Paris'te, Almanya'da, Japonya'da ve Çin'de temsil ettik; dış platformlarda şehrimizin durumunu anlattık. Uluslararası işbirlikleri ve tanıtım konusunda gerekli girişimlerde bulunduk; ziyaretler yaptık. Oradaki deneyimleri buraya aktarmak için çeşitli işbirliği protokolleri imzaladık ve bu yoğun çalışma temposunu sürdürüyoruz.</p>

<p><em><strong>Gökhan Biçici: Konteyner kentleri de ziyaret ettik haliyle; hâlâ binlerce yurttaş konteyner kentlerde yaşıyor. Bir yandan da hummalı bir inşaat ve dönüşüm çalışması var. Merkezi yönetimle işbirliği açısından kentsel dönüşümde son durum nedir? Özellikle kiracıların durumu belirsiz görünüyor.</strong></em></p>

<p><strong>Abdurrahman Tutdere:</strong> Kiracıların durumu gerçekten belirsiz. Hükümetin kiracıların sokakta kalmaması için adımlar atması gerekiyor. Bizim aslında sosyal konut projemiz vardı ancak TOKİ ile yaptığımız görüşmelerde Adıyaman'da inşaatı devam eden konutlardan 5 bin fazlalık olacağı ve bunların uygun şartlarda kiracılara verileceği söylendi. Bu nedenle kamu kaynaklarımızı doğru yönetmek adına projemizi öteledik. Eğer bu gerçekleşirse kiracıların konut sorununun çözüleceği ifade edildi; biz de bunu yakından takip edeceğiz.</p>

<p><em><strong>Gökhan Biçici: Deprem sonrası altyapıya dönük yatırımlar öncelikli olsa da sosyal projeler açısından neler yaptınız?</strong></em></p>

<p><strong>Abdurrahman Tutdere: </strong>Depremde sadece evler değil insanların iç dünyaları da yıkıldı; maneviyatları zarar gördü. Bu nedenle tedavi edici sosyal ve kültürel etkinliklere ağırlık verdik. Geçen yaz birçok etkinlik düzenledik; sahada ekiplerimiz sosyal destek hizmetleri sundu. Önümüzdeki günlerde evde destek hizmeti başlatacağız: Kendi bakımını yapamayacak vatandaşlarımıza evde bakım hizmeti sunacağız.</p>

<p><em><strong>Gökhan Biçici: Belediyenin mali durumu nasıl? Kesintiler sizi nasıl etkiliyor?</strong></em></p>

<p><strong>Abdurrahman Tutdere:</strong> Adıyaman Belediyesi'ni deprem zaten silkelemiş durumda; binamız yıkıldı, kazanımlarımız yok oldu ama buna rağmen kesintilerle karşılaşıyoruz. Örneğin geçen ay SGK borcundan dolayı 7,5 milyon liramız kesildi. Şu anda SGK'ya ve Vergi Dairesi'ne toplamda 200 milyondan fazla borcumuz var ancak mali disiplinden ödün vermeden borçlarımızı ödüyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em><strong>Gökhan Biçici:Kent yoksulluğu Türkiye'nin genel bir sorunu. Üstelik yıkılmış bir kentten bahsediyoruz. Çocukları görüyoruz, kadınları görüyoruz. Gençlerin durumu ortada. Bu açıdan, her ne kadar deprem sonrası daha çok altyapıya dönük bir yatırım önceliği olsa da, sosyal projeler açısından somut olarak neler yaptınız, neler yapmayı öngörüyorsunuz?</strong></em></p>

<h2>"Depremde sadece evler değil insanların iç dünyaları da yıkıldı"</h2>

<p><strong>Abdurrahman Tutdere:</strong> Depremde sadece evler değil, insanların iç dünyaları da yıkıldı. Maneviyatları zarar gördü. Bu nedenle, tedavi edici birtakım çalışmalar yapmak gerekiyor. Bu da sosyal ve kültürel etkinliklerle mümkün. Biz geçen yaz, yeni gelmiş olmamıza rağmen, bir dizi etkinlik gerçekleştirdik. Sahada ekiplerimiz ve sosyal destek hizmetleri birimlerimiz çalışıyor. Önümüzdeki günlerde evde destek hizmetine başlayacağız. Yani hiç kimsesi olmayan, kendi bakımını, ev bakımını ya da şahsi bakımını yapamayacak durumda olan vatandaşlarımıza evde bakım hizmeti sunacağız.</p>

<h2>"Daha rahat, daha konforlu bir yaşam için gerekli adımları atacağız."</h2>

<p>Bunun hazırlıklarını yapıyoruz. Daha rahat ve daha konforlu bir yaşam için belediyenin yapması gereken işler konusunda gerekli adımları atacağız. Tabii bu biraz da imkân meselesi. Şu anda belediyemizin imkânları ve bütçesi doğrultusunda en fazla vatandaşımıza dokunacak işleri hayata geçirmeye çalışıyoruz. Yaz boyunca okuyan gençlerimize çeşitli oranlarda destekler verdik: İlk on bine girenlere on bin lira, yirmi bine girenlere sekiz bin lira şeklinde kademeli olarak gençlerimizi destekledik. Bunun gibi bir dizi sosyal destek sağladık ve sosyal yardım marketimiz aracılığıyla belki 10.000'den fazla aileye kıyafet ve ev eşyası desteği verdik. Bundan sonra da bu yardımlara devam edeceğiz.</p>

<p><em><strong>Gökhan Biçici: Hep olanakların kısıtlılığından bahsediyorsunuz. Son dönemde siyasi tartışma konularından biri de Cumhurbaşkanı'nın “Silkeleyin bunları” diyerek özellikle CHP'li belediyelere yönelik kesintilere işaret etmesiydi. SGK borçları ve vergi borçları gerekçesiyle pek çok belediye maaş ödeyemez hale geliyor. Bu açıdan Adıyaman Belediyesinin mali yapısı ne durumda? Siz benzer kesintilere maruz kalıyor musunuz ve bunu nasıl aşıyorsunuz?</strong></em></p>

<h2>"Adıyaman Belediyesi'ni zaten deprem silkelemiş durumda, buna rağmen kesintilerle karşılaşıyoruz"</h2>

<p><strong>Abdurrahman Tutdere:</strong> Adıyaman Belediyesi'ni zaten deprem silkelemiş durumda; binamız yıkıldı, bütün kazanımlarımız yok oldu. Zaten silkelenecek bir şey kalmamıştı ama buna rağmen son dönemlerde kesintilerle karşılaşıyoruz. Örneğin geçen ay Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borcumuz nedeniyle 7,5 milyon liramız kesildi. Şu anda SGK’ya ve Vergi Dairesi’ne 200 milyondan fazla borcumuz var ve bu borçların büyük çoğunluğu önceki dönemlerden kalma.</p>

<h2>"Kaynakların doğru kullanılması için ciddi tedbirler aldık, 700 milyonu aşkın borç ödedik"</h2>

<p>Devlette devamlılık esastır; elbette borçlarımızı ödeyeceğiz. Şu anda bazı taşınmazlarımızın bilgilerini Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirdik. Eğer uzlaşırsak bu taşınmazlarımızı borcumuza karşılık mahsuplaşma yoluyla devredeceğiz. Bugüne kadar belki 700 milyonu aşan bir borç ödedik ve mali disiplinden uzaklaşmadan diğer yatırımlarımız için finansman sağlamaya devam ediyoruz.</p>

<p>Kaynakların doğru kullanılması ve israfın önlenmesi için ciddi tedbirler aldık. Örneğin bizden önce belediyenin çöpleri müteahhitlere ihaleyle toplatılıyordu; bu süreci sonlandırdık ve çöplerimizi artık kendimiz topluyoruz. Araç filomuzu genişleterek bu işi kendi bünyemize aldık; böylece müteahhide ödenecek paralar halkımızın kasasında kaldı ve halkımıza harcanıyor. Bu tür tasarruf tedbirleriyle hem hizmet kalitemizi artırdık hem de kaynak yarattık.</p>

<p><em><strong>Gökhan Biçici: Peki bu yıl somut olarak tamamlanacak projeler var mı?</strong></em></p>

<p><strong>Abdurrahman Tutdere: </strong>2025 yılı için en büyük hedefimiz Halk Ekmek’i ve Aşevi’ni mutlaka hayata geçirmek. Çünkü bölgede ciddi deprem riskleri var; Türkiye’nin diğer bölgelerinde de benzer riskler mevcut. 6 Şubat’tan sonra Türkiye halkı Adıyaman’a büyük destek verdi; kimi çocuğunun üstündeki kıyafeti gönderdi, kimi mutfağındaki tabağı... Bizim de onlara karşı bir vefa borcumuz var.</p>

<p>Olası afet durumlarında yardıma muhtaç yerlere anında ulaşabilmek için hazırlık yapıyoruz: Halk Ekmek’i devreye sokacağız, Aşevi’ni açacağız ve arama kurtarma ekiplerimizi donatarak hazır hale getireceğiz.</p>

<p>2025 hedeflerimiz arasında başlattığımız projeleri tamamlamak var. Örneğin dün temelini attığımız projeyi bitirmek istiyoruz. En büyük hedefimiz ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle başlatacağımız İstanbul Caddesi’nin inşaatına başlamak olacak. Ayrıca Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle kalan parklarımızı tamamlayıp yıl sonunda halkımızın hizmetine açmayı planlıyoruz.</p>

<p><em><strong>Gökhan Biçici: İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle dün temel attığınız proje de buna dahil sanırım...</strong></em></p>

<p><strong>Abdurrahman Tutdere: </strong>Evet, doğru.</p>

<p><em><strong>Gökhan Biçici: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></em></p>

<h2>"Şu ana kadar benden 5500 kişi iş talebinde bulundu"</h2>

<p><strong>Abdurrahman Tutdere: </strong>Bölgenin ve Adıyaman halkının desteğe ihtiyacı var; dayanışmaya ihtiyacı var. Sizin aracılığınızla tüm Türkiye kamuoyuna bu çağrıyı yineliyoruz: İş insanlarını buraya yatırım yapmaya davet ediyoruz çünkü bölgede ciddi bir işsizlik sorunu var.</p>

<p>Ben göreve geldiğimden bu yana 5500’den fazla kişi benden iş talebinde bulundu; ancak bu talepleri karşılama şansımız yok denecek kadar az. Bu nedenle sanayimizi yeni yatırımcılarla buluşturmak istiyoruz. Adıyaman Teşvik’te 6’ncı Bölge’de yer alıyor; burada ciddi destekler mevcut. Yeni işlerini büyütmek veya yeni iş kolları açmak isteyen tüm sanayicileri Adıyaman’a davet ediyoruz.</p>

<p>Son olarak, 6 Şubat’taki depremde yitirdiğimiz tüm hemşehrilerimize Allah’tan rahmet diliyorum; sizlere de buraya gelip sesimizi duyurduğunuz için teşekkür ediyorum.</p>

<p><em><strong>Gökhan Biçici: Biz teşekkür ederiz ev sahipliğiniz için! Kentine İyi Bak programının sonuna geldik; başka bir kentte görüşmek üzere hoşça kalın!</strong></em></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENTİNE İYİ BAK, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tutdere-adiyaman-belediyesini-deprem-zaten-silkelemis-butun-kazanimlarini-yok-etmis-buna-ragmen-paramiz-kesildi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/02/kentine-iyi-bak-adiyaman-abdurrahman-tutdere.jpg" type="image/jpeg" length="95577"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kentine İyi Bak | "Adana Tufanbeyli’de kömürden ve termik santralden çıkışın alternatifi tarıma ve turizme yönelmek"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-adana-tufanbeylide-komurden-ve-termik-santralden-cikisin-alternatifi-tarima-ve-turizme-yonelmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-adana-tufanbeylide-komurden-ve-termik-santralden-cikisin-alternatifi-tarima-ve-turizme-yonelmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kentine İyi Bak Program serisi Adana Tufanbeyli Belediye Başkanı Ahmet Aktürk'le devam ediyor. Adana'nın en kuzeyinde olan 200 kilometre mesafede Kayseri ve Kahramanmaraş sınırında yer alan ilçenin iklim şartları da Adana'dan çok farklı. Bu programın yapıldığı sırada kay yağışı vardı.</p>

<h2>Adana'da ama 'değil' bir ilçe: Tufanbeyli!</h2>

<p>AKP'den 15 yıllık aradan sonra ilk defa belediyeyi alan CHP'nin adayı Ahmet Aktürk, göreve geldiği günden bugüne aradan geçen dokuz ayda bile iddialı işler yapmış. Tufanbeyli aynı zamanda bir Termik Santrali'ne de ev sahipliği yapıyor ve bu yönüyle de kömürden çıkış odaklı enerji dönüşümü sürecinin önemli merkezlerinden birisi.&nbsp;Adana'da bulunan Tufanbeyli Termik Santrali; 450 MWe kurulu gücü ile ortalama 830.814 kişiye düşen tüm elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayan bir yapı ve burada 2500'e yakın işçi çalışıyor. Aynı zamanda yan sanayi ile birlikte bölge ekonomisinde de önemli bir yeri var. Termik'ten çıkış süreci ve bu süreçte öne çıkacak olan alternatif alanlar bu söyleşinin öne çıkan konularından oldu.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Kentine İyi Bak Tufanbeyli Ahmet Aktürk" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/kentine-iyi-bak-tufanbeyli-ahmet-akturk.jpg" / width="1280" height="720"></h2>

<h2>Tufanbeyli 15 yılın ardından ilk defa CHP tarafından kazanıldı</h2>

<p><strong>Gökhan Biçici: Bugün yine Adana'nın uzak bir ilçesinden bir konuğumuz var. Tufanbeyli Belediye Başkanı Ahmet Aktürk, yayınımıza hoşgeldiniz.</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk</strong>: Hoş bulduk. Teşekkür ediyorum.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Şimdi Adana Tufanveyli deniyor ama&nbsp;Tufanbeyli ilçesinin Adana ile ne kadar ilgisi var tartışmalı galiba?! Epey uzak bir ilçe değil mi?</strong></p>

<p><strong>Ahmet Aktürk:</strong> Evet yaklaşık 200 kilometre,</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: 200 kilometre. Oldukça uzak. Hatta Kayseri'ye, Maraş'a daha yakın.</strong></p>

<p><strong>Ahmet Aktürk</strong>: Daha yakın. Adana'ya kar yağdı&nbsp;meselesi de sanıyorum bizim buradan&nbsp;gelen bir serzeniştir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: &nbsp;Peki. 31 Mart seçimleri üzerinden bir dokuz ay geçti. Tabi 15 yılın ardından ilk defa Cumhuriyet Halk Partisi kazandı&nbsp;Tufan Beyli<font face="Cambria">’yi ve s</font>iz seçildiniz. Daha önce de iki dönem aday olmuştunuz. Zor oldu mu, bu sonucu bekliyor muydunuz?</strong></p>

<h2>"Ben geldim ortada belediye binası yok"</h2>

<p><br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Şimdi sayın Biçici, biz 2014 yılında aday olduk, seçimi kaybettik. 2019’da yine aday olduk, yine kaybettik. Hatta çok az bir rakam&nbsp;farkla, 32 oyla kaybettim.&nbsp;Ama yine bırakmadım. İşte 2024’te en son seçim <font face="Cambria">“</font>İnadına<font face="Cambria">”</font>&nbsp;dedik, ciddi bir farkla seçim aldık. Yani halk istesin yeter ki,&nbsp;halkı arkana alırsan&nbsp;mesele yok.</p>

<p>Biz o kaybettiğimiz süreçten sonra da kopmadık halktan. İlçe başkanlığı yaptım o süreçte. Adana Büyükşehir<font face="Cambria">’i </font>2019<font face="Cambria">’da </font>Zeydan Başkan kazandığında ben o an ilçe başkanıydım. Tufanbeyli’nin kangren olmuş sorunlarını beraberce çözdük. Halk da gördü, bizim mücadeleci olduğumuzu gördü,&nbsp;buna inandı. Çok da ciddi bir farkla seçim aldık. Tufanbeyli öyle kolay da bir alınacak yer değildi. Yaklaşık 13.450 seçmen var. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçmeni 2.500. Cumhur İttifakı'nın seçmeni 11.500. Ama halk Tufanbeyli’de&nbsp;inandı, bizi seçti. Biz de onlara layık olacağız.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Evet, Adana Büyükşehir'in çalışmalarının bunda önemli bir payı var dediniz. Altını çizdiniz ve tabii ki Türkiye'de özellikle son aylarda, hatta son birkaç yılda damgasını vuran nokta yoksullaşma. Kent yoksulluğu da inanılmaz artıyor ve taşraya da dalga dalga yayılıyor bu. Bu seçim sonuçlarının ortaya çıkmasında halkın yaşadığı yoksullaşmanın ve sizin bu konuda önerdiklerinizin bir etkisi var mı?</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk: </strong>Tabii ki. Geçmişte baktığımızda rahmetli Demirel<font face="Cambria">’in</font>&nbsp;<font face="Cambria">“T</font>encere kaynamıyor, dert kaynıyor<font face="Cambria">”</font>&nbsp;dediği gibi bir süreci yaşıyoruz şu anda. Yani yoksulluğun, adaletsizliğin, hukuksuzluğun, eğitim sistemindeki olumsuzlukların hepsi etken oldu. Türkiye'deki genel yönetimin olumsuzlukları ve yerelde bizim söylemlerimiz, <font face="Cambria">“B</font>iz daha iyi yapacağız, başarılı olacağız<font face="Cambria">”</font>&nbsp;dememiz bizi öne çıkarttı.<br />
<br />
<strong>G</strong><strong>ökhan </strong><strong>B</strong><strong>içici</strong><strong>: </strong><strong>15 yıldan beri AK Parti'nin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yönettiği bir belediyeden bahsediyoruz</strong><strong>, &nbsp;</strong><strong>seçildikten sonra</strong><strong>&nbsp;nasıl bir tabloyla karşılaştınız? </strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Çok güzel bir soru. Ben geldim seçildim, 2 ay boyunca belediye yok, bina yok. Sokaktayım, geziyorum.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Neden yok, onu da konuşalım.</strong></p>

<h2>"12 milyon borç vardı, bugün 2 milyona düştü. Söz verdiklerimi yapmak için de param var"</h2>

<p><br />
<strong>Ahmet Aktürk</strong>: Depremde, yani 6 Şubat depreminde bizim belediyenin binası ağır hasar almış. Ve bu vesileyle de o günkü yönetim Bungalov dediğimiz evler var, oraya kendine bir yer yapmış, muhasebeyi, hukuku bilmem neyi oraya koymuş. İşte atıyorum fen işlerini, sosyal hizmetlerini bir konteynere yerleştirmiş. Yani belediyede hiçbir şey yok. Geldim sokakta geziyorum, iki ay boyunca. <font face="Cambria">“</font>Ne yapacağım ben<font face="Cambria">”</font>&nbsp;dedim, bina yok. Bir bina yapacak param da yok. Sonra şu an oturduğum yer, bizim belediyeye ait iki katlı bir yerimiz&nbsp;var, hemen <font face="Cambria">“B</font>uraya&nbsp;bir tadilat yapalım. En azından oturabileceğimiz yer yapalım<font face="Cambria">”</font>&nbsp;dedik işte. Burayı yaptım. Arkasından nedir belediyenin durumu&nbsp;sordum ve çalışan personelleri çağırdım, işte muhasebeyi çağırdım, fen İşlerimizi çağırdım, sosyal hizmetleri çağırdım. Şimdi Tufanbeyli Belediyesinde geçmiş başkan 12 milyon borçla bıraktı dendiğinde yok 5 milyon borç vardı falan dedi. Şimdi kişi başına&nbsp;borca bakalım. Benim nüfusum 17 bin 500 ve 12 milyon TL borcum var. Böylece&nbsp;kişi başına borç ortaya çıkar. Adana Yüreğir Belediyesinin 800 milyon TL borcu var deniyor, nüfusu 450 bin. Böylece&nbsp;herkesin borcu&nbsp;eşit. Benim 12 milyon TL borcum var deyince çok az görüyorlar. Yani işte dert yanmak istemiyorum. Geldim, mali disiplin oturttum. Önce israfı&nbsp;engelledim. Kiralık araçlar vardı, hepsini gönderdim. Fuzuli masrafların hepsini kontrol altına aldım. Ve Belediyeye, şu an oturduğum yeri yaptığım gibi bir yer daha yapıyorum şu anda. Üç güne kadar biter. 1994 yılında yapılan bir bina var ve atıl halde bırakmışlardı. Orada tadilatı bitirdim. Şu anda kar yağdığı için yetiştiremedim ama tüm birimleri oraya taşıyacağım. Belediyenin durumu buydu. 12 milyon borçlar devraldım, şu anda yaklaşık &nbsp;2 milyon civarında borcum kaldı. Hepsini ödedim. Maliye borcum yok<strong>,&nbsp;</strong>SSK borcum yok, ödedim. Benden önce burada belediyeden çıkışları verilen işçiler var&nbsp;17 kişi. Kiminin 10 bin lira alacağı var, kiminin 100 bin lira alacağı var. Hepsini çağırdım, borçlarını ödedim, sıfır borç. Şu anda söz verdiğim projeleri yapmak için de paramız da var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Peki <font face="Cambria">S</font>öz verdiğiniz”&nbsp;projelerden devam edelim o zaman. Seçim sürecinde neler var etmiştiniz? Özellikle sizin çok önemsediğiniz bazı projeler vardı. Onları bir izleyicilerimize hatırlatalım.</strong></p>

<h2>Seçim sürecinde neler vaat edildi ve bugüne kadar neler yapıldı?<br />
&nbsp;</h2>

<p><strong>Ahmet Aktürk: </strong>Şimdi özellikle çocuklarımızla ilgili var. Bir karı koca, eşiyle iki öğretmen geliyor, Tufanbeyli’ye tayini çıktı diyelim, üç kişi gelmek zorunda kalıyor. Ya kaynanasını getiriyor, ya annesini getiriyor, çocuğa bakmak için. Kreş yapacağım dedim. Ama engellediler&nbsp;tabi&nbsp;şu anda bilmiyorum. Yine&nbsp;de yapacağım. Tufanbeyli’de bir düğün salonu yok. Yani 1958<font face="Cambria">’de ilçe olmuş ama bir düğün salonu yok Tufanbeyli’nin.&nbsp;</font><font face="Cambria">“</font>Düğün salonu yapacağım<font face="Cambria">”</font>&nbsp;dedim, yapacağım, şu an param var. Tufanbeyli'de gençlere, eğitime yönelik kütüphane ve dershane yapacağım&nbsp;Büyükşehirle ortaklaşa. Şu anda yerini hazırladım.&nbsp;Önümüzdeki yaz&nbsp;yapacağım. İki tane mesire alanımız&nbsp;var. Tufanbeyli<font face="Cambria">’nin </font>doğası, tabiatı çok güzel bir yer. Ne yazık sahiplenememişler, anlatamamışlar. Bununla ilgili üç tane proje çalışmam var. Yani bir Kürebeli Yaylamız&nbsp;dediğimiz orayla ilgili, Toprak Pınarı'nda bir&nbsp;mesire alanımız var ramız var orayla ilgili, bir de bizim bu Tufabeyli, Kuşbakı Sezcan Kale dediğimiz bir, önümüzdeki yaz hepsini halledeceğim.&nbsp;Yine&nbsp;gençlerle ilgili bir spor kompleksi yapacağım.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Bunların hiçbirisi yok değil mi? Kültür merkezimiz var mı?</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Hiç yok, hiç. Sadece hamam var bizim burada, başka bir şey yok. Hamam yapmışlar. Başka bir şey yok.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Hamam yapmışlar ama başka bir şey yok!</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> O da şu anda gelin vereyim bedava işletin diyorum kimse işletmiyor zaten. Hatta başka bir şey söyleyeyim. Belediyeye geldiğimde bisiklet yoktu. Temizlik çöp araçları var. İş<strong> </strong>makinesi var. Bir tane binek araç yok. Makam arabası yok. Fen işlerinin bineceği araç yok. Kültürün bineceği hiçbir araç yok. Ben şu anda kullandığım kendi makam aracımı&nbsp;çöplükten çıkarttım, tamir ettirdim biniyorum. Ben de alabilirdim bir makam aracı, istesem alırım, ama biniyorum şu anda. Yaptırdım.<br />
<br />
<strong>G</strong><strong>ökhan </strong><strong>B</strong><strong>içici</strong><strong>: </strong><strong>Yani aslında birazcık düzenli ya da istikrarl</strong><strong>ı</strong><strong>, </strong><strong>&nbsp;israftan kaçınan bir yönetim sergilendiğinde </strong><strong>9 </strong><strong>ay gibi bir süre içerisinde de bir belediyenin bütün borçları kapatılabilir</strong><strong>, n</strong><strong>ormalde 3-4 yılda bile yapılmayan çalışmalar hayata geçirilebilir diyorsunuz. Önümüzdeki yaz için de bir takım hazırlıklarınız var. Adana Büyükşehir Belediyesi'nin de iki dönemden beri, CHP'de olmasının</strong><strong>, </strong><strong>Zeydan Karalar gibi tecrübeli bir belediye başkanı olmasının da</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>faydası oldu herhalde</strong></p>

<h2>"AFAD'ın iki tane kamyonu vardı burada Seçildiğim gün alıp götürdüler, kamyonum yok"</h2>

<p><strong>Ahmet Aktürk:</strong> Ben Zeydan Başkan'la yaklaşık 30 yıldır beraber siyaset yapıyorum. Yani bizim abimiz o. Yani biz yeri geldiğinde “Başkanım<font face="Cambria">”</font>&nbsp;da yok, <font face="Cambria">“A</font>bi<font face="Cambria">”</font>&nbsp;diye konuşuyorum. Yani bizim abimiz. Bir derdimiz olduğunda çözüyor. Mesela bizim şu anda bir tane kamyonumuz yok, kamyon. Burada AFAD’ın verdiği 2 tane kamyon vardı, ben seçildiğim gün aldılar gittiler. Yani düşün, atıyorum bir kum çekilecek, taş çekilecek, ne bileyim hayvan zibili çekilecek&nbsp;kamyonum yok benim mesela. İki tane vardı. Geldiğimiz gün AFAD bizden aldı. Şu anda işte Zeydan Başkan<font face="Cambria">’d</font>an destek istiyoruz. Olmazsa olmuyor. Tek çare bu.<br />
<br />
<strong><img alt="Şar Comana" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/sar-comana.jpg" / width="1600" height="1067">Gökhan Biçici: Peki kültür sanat çalışmaları açısından&nbsp;durum nedir? Adana'nın festivalleri de önemlidir, ünlüdür, ilgi de çeker. Ama Tufanbeyli Adana'ya uzak da bir ilçe. Bu açıdan ne tür çalışmalarınız var?</strong></p>

<h2>"Şar (Comana) Antik Kenti Tufanbeyli'de ama tanıtılamıyor"</h2>

<p><br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Ondan ziyade başka bir şey söyleyeceğim. Belki siz bile ilk defa duyacaksınız.<strong>&nbsp;</strong>'Şar Comana'yı hiç incelediniz mi? Nedir Şar Comana'yı duydunuz mu?&nbsp;<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Yok, hayır, duymadım.</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk: </strong>Tahmin ettim zaten. Şimdi, kısaca, zamanınız vardır inşallah, benim amcam belediye başkanıymış. Kasım Gülek, buraya geliyor. Tufanbeyli merkezle Şar Comana arası&nbsp;12 kilometre. <font face="Cambria">“</font>Kasım Ağa<font face="Cambria">”</font>&nbsp;diyor amcam, <font face="Cambria">“</font>Bir Şar'a gidelim<font face="Cambria">”</font>&nbsp;diyor, şurayı bir gez gör diyor. Şar Comana diyor, antik kent burası.&nbsp;O da diyor <font face="Cambria">“Y</font>a Recep Ağa<font face="Cambria">”</font>&nbsp;diyor, amcamın adı Recep. <font face="Cambria">“N</font>erede gidelim şimdi karda, kışta, çamurda, mamurda<font face="Cambria">”</font>&nbsp;diyor, <font face="Cambria">“B</font>ir ara geldiğimizde gideriz<font face="Cambria">”</font>&nbsp;diyor. Biliyorsunuz Kasım Gülek, Cumhuriyet Halk Partisi ilk Genel Sekreteri, Amerika'ya gidiyor. Kasım&nbsp;Gülek Adana Sanatoru olunca tabi ona soruyorlar, Adana, Tufanbeyli Şar Comana&nbsp; hakkında bilgi istiyorlar. Ve bilgi veremiyor. Dönüyor. Aradan zaman geçiyor. Amcamı&nbsp;arıyor. Diyor ki <font face="Cambria">“</font>Recep abi ben geliyorum. Şu Şar'ı bir gezelim<font face="Cambria">”</font>&nbsp;diyor. Kültür dediniz&nbsp;işte Şar, dünyanın ikinci antik kenti.&nbsp;Ama ne yazık tanıtamamışız.<br />
<br />
Biz burayı işte turizme, hem yerli hem yabancı turizme nasıl açabiliriz'in çalışmalarını yapacağız. İnsan artık denizden çok doğa istiyor. Bunlarla ilgili kültür dediniz, turizm dediniz. Bunlarla ilgili çalışmalarımız Allah'ın izniyle olacak. Dört yılda biter mi bilmiyorum. Ömür kâfi olursa biter diye düşünüyorum.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Peki Tufanbeyli'de bir termik santral var. Yerel yönetimler dendiğinde sosyal belediyecilik, kültür sanat, festivaller, spor etkinlikleri bunların hepsi önemli. Ama bir yandan da&nbsp;İnsanlık bir tehditle karşı karşıya: İklim krizi.&nbsp;Hatta bir yok oluş&nbsp;dahi söz konusu olabilir eğer&nbsp;gerekli tedbirler alınmazsa. Bunun içerisinde kömürden çıkış, enerji dönüşümü,&nbsp;özellikle yeşil enerji diye tarif edilen daha doğa dostu enerji kaynaklarına yönelmek olmazsa olmaz hale gelmiş durumda. Eskiden daha uzmanlarının, aydınların&nbsp;yakın ilgilenenlerin gündeminde olan meseleler artık günlük hayatta sokakta bile insanlara sorduğunuzda <font face="Cambria">“E</font>n çok önemsediğiniz sorunlar nelerdi<font face="Cambria">”</font>&nbsp;diye mutlaka ekoloji, çevreyle alakalı gündemlerden de bahsediyorlar. Şimdi Turfanbeyli&nbsp;az bilinen bir yer ama büyükçe bir termik santrale ev sahipliği yapıyor.</strong></p>

<h2>"Sabancı Holding ile iş birliği halinde ekonomik anlamda Tufanbeyli nasıl kalkınır diye çalışmalar yapıyoruz"</h2>

<p><br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Yaklaşık 450 megawatt enerji üretilen bir yer termik santrallerde. Kömür rezervi de çok fazla olan bir yer. Termik Santralle ilgili şöyle söyleyeyim Sayın Biçici, Sayın Gökhan Bey. 2045 yılında fosil yakıt bitiyor. Dünya ve Türkiye&nbsp;de aynı. Peki bu insanlar, 2045 yılında bizim çalıştırdığımız alt firmalar, çalışan insanlar ne yiyecek, ne içecek diye bir çalışmayı daha yeni başlattılar. İki defa da ben katıldım bu çalışmaya.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: 3000 kişi çalışıyor değil mi aşağı yukarı termik santralde? Epey de bir insan çalışıyor.</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Yani yaklaşık evet, şu anda 2000-2500 civarında. Bir de alt taşeronlar var. Onlar da ciddi işler yapıyor. Yani milyon dolarlık&nbsp;işler yapıyorlar. E tabi bunlar haklı olarak şunu düşünüyorlar, <font face="Cambria">“</font>bu insanlar ne yiyecek, ne içecek?<font face="Cambria">”</font>&nbsp;Bu projeyle ilgili de tabi bizleri de çok dikkate&nbsp;alıyorlar. Ben de katılıyorum&nbsp;toplantılara. Özellikle Tufanbeyli<font face="Cambria">’</font>de buraya bir otomobil sanayisi kurulacak, fabrikası kurulacak diye bir durum yok. Ne yapabiliriz? Beraberce tartışıyoruz. Küçük ölçekli işletmeler, küçük sanayiler, tarımsal destekler, işte hayvancılık olur bu, bahçe tarımı&nbsp;olur bu, tarla tarımı&nbsp;olur. Tufanbeyli'nin avrupa coğrafi işaretli olan fasulyesi var. Ama tanıtmamışlar bugüne kadar. Ben onunla ilgili ciddi çalışmalar yapıyorum şu anda. Bir Erzurum İspir Fasülyesi 300 lira kilosu. Bizim Tufanbeyli'in fasulyesi 60 lira. İkisini yan yana getir, aynı fasülye. Ama bunu anlatamamışız. Şimdi onunla ilgili ciddi çalışmalar var. Yani <font face="Cambria">“E</font>konomik anlamda Tufanbeyli nasıl kalkınır” odaklı çalışmamız var.<br />
<br />
<strong>G</strong><strong>ökhan </strong><strong>B</strong><strong>içici</strong><strong>: </strong><strong>Termik </strong><strong>S</strong><strong>antral</strong><strong><font face="Cambria">’</font></strong><strong>de çalışan insanların ne kadarlık bir bölümü Tufanbeyli'nde oturuyor</strong><strong>?</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Şöyle söyleyeyim.&nbsp;Ciddi sıkıntı oldu daha önce. Yani&nbsp;dışarıdan gelen mühendisler, teknik adamlar, Tufanbeyli'ne&nbsp;değil, Göksu'na gittiler. Burayı yönetenler yüzünden oldu bu. Buradan giden insanların sağlıkla ilgili sorunu var, çözemediler. Eğitimle ilgili sorunu var. Sosyal çevreyle ilgili sorunu var. Gittiler&nbsp;buradan. Ama <font face="Cambria">“B</font>iz bunları döndüreceğiz” dedim ve şu anda dönüyorlar da. Yani yaklaşık yüzde altmışı merkezdense yüzde yüklü de dışarıdan gelen mühendislik, teknik adam onlar da Göksün’de&nbsp;kalıyordu. Ama şu anda önümüzdeki yılda Allah izin verirse yüzde 100’ünü Tufanbeyli'de döndüreceğiz.<br />
<br />
<strong>G</strong><strong>ökhan </strong><strong>B</strong><strong>içici</strong><strong>: </strong><strong>Sabancı'nın orada yatırımları var ve yerel yönetim</strong><strong>le </strong><strong>iş birliği halinde çalışıyor dediniz değil mi? Yani bir takım projeler var. Onlardan biraz daha bahsedebilir misiniz? Şimdi </strong><strong>T</strong><strong>ermik</strong><strong>&nbsp;Santral’den </strong><strong>çıkma, kömürden çıkma stratejisi</strong><strong>nin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>altına </strong><strong>Türkiye imza attı. Uluslararası bir sözleşmeyle sabit. Dolayısıyla bu bağlayıcı bir imza. Bu sürelerde çok gibi gözüküyor ama aslında bir şey kalmadı şurada değil mi? Bugün neler yapıyorsunuz? Somut olarak ne tür hazırlıklar yapıyorsunuz?</strong></p>

<p>"Tarımsal kalkınmayla Tufanbeyli'nin ekonomisini kalkındaracağız"</p>

<p><strong>Ahmet Aktürk:</strong> Somut olarak şöyle söyleyeyim. Sabancı'nın zaten burada meslek&nbsp;yüksekokulu var. Enerjiyle ilgili. Öğrenciler var şu anda. Hem lisesi de var. Bununla ilgili küçük sanayi<font face="Cambria">’yi</font>&nbsp;faaliyete geçireceğiz. Şu anda çalışmalarını yapıyoruz. EnerjiSA'yla ortak çalışıyoruz bunda. Buradan&nbsp;mezun olanlar orada küçük işletmelerde, küçük sanayide çalışacaklar. Bir de çok önemli olan mesela ben şu anda ortak proje yaptım EnerjiSA'yla. Alıç bitkisini bilirsiniz. Alıç.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: Duydum, duydum onu.</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Alıç çok ciddi bir bitki. Tufanbeyli'de de on numara, ben ziraat mühendisiyim, on numara olacak bir bitki. Şimdi yirmi dönüm arazi hazırladım. <font face="Cambria">“</font>Arazi benden<font face="Cambria">”</font>&nbsp;dedim EnerjiSA'ya. <font face="Cambria">“</font>Pilot beraberce üretelim. Halk görsün, Tufanbeyli'yi tarımına alıştıralım<font face="Cambria">”</font>&nbsp;dedim ve bunu onayladılar.&nbsp;Az önce&nbsp;de&nbsp;söyledim, nohut ve fasulyeyle ilgili yani başka destek olma şansı yok enerjiSA'nın bize. İşte bunlara zirai destek, gübre desteği, tohum desteği, çiftçiye bunu da sağlayalım dediler. Ama esas olması gereken, o işsizlik, iki bin kırk beş yılda kapattığı anda EnerjiSa, işte bunlarla ilgili şu an iki çalıştay yaptık, devam ediyor, göreceğiz önümüzü.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Peki, tarıma yönelik yatırım çıkıyor anladığım kadarıyla.</strong></p>

<p><strong>Ahmet Aktürk:</strong> Tabi ki.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Sizin de ziraat mühendisi olmanız belediye başkanı olarak bir avantaj bu noktada. Peki, Büyükşehir'le ortak projeler var mı?</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Az önce paketleme dedim, yarım kaldı. Şu anda Tufanbeyli'nin de bir paketleme tesisi vardı, daha önceki yönetim yapmış.&nbsp;Eee bu işi geldim baktım. Bir selektör koymuş. Benim işim bu çünkü. Bir tane de paketleme koymuş. İkisini arada entegre&nbsp;eden&nbsp;lazer sistemi yok. Yani şuradan döktüm fasulyeyi. Paketle çıkacağı yerde öyle bir sistem yok. Şu an Büyükşehir Kırsal Kalkınma'yla Zeydan&nbsp;Başkan<font face="Cambria">’ın </font>talimatıyla hatta Zeydan&nbsp;Başkanı <font face="Cambria">“</font>Tufanbeyli'nin fasulyesini dünyaya tanıtacağım<font face="Cambria">”</font>&nbsp;diye&nbsp;televizyonlarda söyledi. Ortak bir çalışma yapıyoruz. Şu anda da son noktaya geldik. Önümüzdeki yıl sözleşmeli&nbsp;ekim yaptıracağız. Yani bizim burada yaklaşık elli bin dönüm nohut ekilirken yaklaşık yirmi bin dönüm, yirmi bin dönüm fasulye biz bunu iki katına çıkaracağız. Ürünleri biz alacağız, garanti vereceğiz. Zaten büyükşehir belediyelerimizde bizler kent lokantaları kuruyoruz. Buraya kuru fasulye&nbsp;ve nohut lazım. Pazar sorunumuz da yok.&nbsp;Yani Tarımsal Kalkınma<font face="Cambria">’</font>yla Tufanbeyli'nin ekonomisini kalkındırabiliriz.</p>

<p><strong>G</strong><strong>ökhan </strong><strong>B</strong><strong>içici</strong><strong>: </strong><strong>Anladım. Yani kömürden çıkış, termik santralden çıkış ve tarıma </strong><strong>y</strong><strong>önelme.</strong><strong>..</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk: &nbsp;</strong>Tarıma dönüş!<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Tarıma dönüş. Sizin de buradaki pozisyonunuz o açıdan önemli. Büyükşehir'le işbirliği yapıyorsunuz. Sabancı öne çıkıyor.&nbsp;Altını çiziyorsunuz. Orada işbirliği yapıyorsunuz. Ama sonuçta imzanın altında, hükümetin imzası var. Merkezi İdareyle, Çevre Bakanlığı'yla, İklim Bakanlığı'yla bu konuda bir ilişki, işbirliği var mı?</strong></p>

<h2>"Merkezi idareden destek almadığımız gibi köstek oluyorlar"</h2>

<p><br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Tabi&nbsp;ki ben tüm bakanlıklara durumla ilgili yazdım. Mesela Greyder istedim, <font face="Cambria">“</font>Kar bölgesinde yaşıyorum, Greyderim yok<font face="Cambria">”</font>&nbsp;dedim,&nbsp;bir cevap yok. İşte deprem bölgesindeyim şu dedim, bir cevap yok. Sayın Vali'yle görüştüm, yani durumu anlattım, bir cevap yok. Hatta bizim en büyük sorunumuz, Adana ve Tufanbeyli &nbsp;arasındaki yol sorunumuz, kara yol sorunumuz. Yani yaklaşık iki yüz kilometre, bir buçuk saatlik yol&nbsp;ama biz üç saatte zor gidiyoruz. Mesela bu, merkez hükümet bize ne yapabilir?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Bir destek olmuyor, o kesin.</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk: </strong>Desteği&nbsp;bırak, köstek olmasın yeter. Biz çözeriz zaten Allah'ın izniyle. Köstek olmasın yeter.</p>

<h2>"Belediye olarak kaçak yapıya karşı çok titiz davranıyoruz"</h2>

<p><strong>G</strong><strong>ökhan </strong><strong>B</strong><strong>içici</strong><strong>: </strong><strong>Adana deprem bölgesi ve hatta 6 Şubat depremi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sonrasında, </strong><strong>bi</strong><strong>r sonraki büyük depre</strong><strong>m için </strong><strong>Adana'y</strong><strong>ı</strong><strong>&nbsp;adres göstermişlerdi. Yani o </strong><strong>fay </strong><strong>hattın</strong><strong>ı</strong><strong>n</strong><strong>&nbsp;üzerinde olması hesabıyla. Buna dair bir hazırlık, bir çaba var mı? Neler yapıyorsunuz, neler planlıyorsunuz?</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk: </strong>"İmar Affı çıkarttım, hayırlı olsun Hatay, hayırlı olsun Maraş, imar affı&nbsp;çıkarttım meselesi zaten sonra Allah affetmedi. Biz bu konuda belediye olarak&nbsp;herkes evini yapacaksa zemin etütünü hazırlayacak jeolojik etütlerini hazırlayacak, mühendis inşaat mühendisi veya mimarla projelerini hazırlayacak, şartları uygun, koşulları uygun binaları yapacak&nbsp;diyoruz. Bu konuda çok titizim ben. Yani kaçak yapıyla ilgili müsaade etmiyorum. Herkes ev yapacak&nbsp;ama deprem var, bugün yoksa yarın var. Ona göre yapacaklar. Bu konuda ben titizim, hassasım.<br />
<br />
<strong>G</strong><strong>ökhan </strong><strong>B</strong><strong>içici</strong><strong>: D</strong><strong>epremde b</strong><strong>elediye binası ağır hasar gördü dediniz, peki ilçedeki diğer binaların durumu nasıldı? </strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> (Tufanbeyli’de) yaklaşık 249 binada ağır hasar vardı. Onların&nbsp;hepsi şu anda yıkıldı. Vatandaşın isteğine dayalı olarak çelik konstruksiyonlu&nbsp;evler yapıldı. Bir kısmı da şu anda afet evlerde. Ona da biz imza&nbsp;attık. Eee şu anda 364 tane daire yapılıyor. TOKİ bitmek üzere, yani 1 yılda bitirdi. Orada&nbsp;müteahhit çok hızlı başladı. Biz de ona çok destek olduk. Eğer geldiyse ben de yardımcı oldum. Yani sonuçta memlekete hizmet&nbsp;ettik. Konut sorunumuz yok şu anda.<br />
<br />
<strong>G</strong><strong>ökhan </strong><strong>B</strong><strong>içici</strong><strong>: H</strong><strong>ali hazırda tarım</strong><strong>a yönelmenin </strong><strong>dışında enerji üretimi açısından alternatif kaynaklara yönelim </strong><strong>s</strong><strong>öz konusu mu? Mesela Zeydan Karalar'la röportaj yapmıştık, yayınladık da. </strong><strong><font face="Cambria">“Adana’da S</font></strong><strong>era</strong><strong>&nbsp;G</strong><strong>az</strong><strong>ı</strong><strong>&nbsp;üretimini ne kadar azaltırsak kendimizi o kadar başarılı sayacağız</strong><strong><font face="Cambria">”</font></strong><strong>&nbsp;diye iddialı bir cümle kurmuştu. Sizin bu konudaki yaklaşımınız ne?</strong></p>

<h2>GES yatırımlarıyla ilgili belediyenin tutumu ve nedenleri ?</h2>

<p><br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Şimdi&nbsp;GES projesiyle ilgili kendi tüketimin iki katı enerji üretebiliyorsun. Üç megavat enerji tüketiyorsam bir işletmemde altı megavatlık bir GES işletmesi&nbsp;kurabiliyorum. O da bizim şu andaki belediyemizin tükettiği enerji&nbsp;açısından cazip değil bizim için. EnerjiSA şu anda tamamen GES projesine yöneldi. Şu anda kendi sahalarına komple herhalde sanırım 12,5 megawattlık bir tesis kurdular. Arkasından bir 7 megawattlık daha kuruyorlar. Yani termik santralin gidişiyle GES’e geçiş var. Bu da bizim çevre açısından iyi bir şey.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Somut bir çalışma&nbsp;açısından cazip gelmiyor diyorsunuz.</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Benim için cazip değil yani. Kendi tükettiğim enerji çok değil.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Peki. Teşekkür ederim&nbsp;Ahmet Bey. Eklemek isteyeceğiniz noktalar varsa ben temel sorularımın yanıtlarını aldım. Sizin eklemek istedikleriniz var mı?</strong><br />
<br />
<strong>Ahmet Aktürk:</strong> Ben tüm Adana'ya ve tüm Tufanbeyli hemşehrilerime sevgi ve saygılarımı iletiyorum.&nbsp;Dört yıl boyunca halkımın hizmetindeyim. Hepsinin başımın üstünde yeri var. Ne söz vermişsem arkasındayım ve yapacağım Allah'ın izni&nbsp;ile. Kısaca teşekkür ediyorum. Zamanınızı ayırdınız. Saygı ve sevgiler. Tüm dostlara da selam söylüyorum.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Peki, bir teşekkür ederiz.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENTİNE İYİ BAK, ADANA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-adana-tufanbeylide-komurden-ve-termik-santralden-cikisin-alternatifi-tarima-ve-turizme-yonelmek</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Dec 2024 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/kentine-iyi-bak-tufanbeyli.jpg" type="image/jpeg" length="16257"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zeydan Karalar: "Adana'da sera gazı üretimini ne kadar düşürürsek o oranda başarılı olacağız"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/zeydan-karalar-adanada-sera-gazi-uretimin-ne-kadar-dusurursek-o-oranda-basarili-olacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/zeydan-karalar-adanada-sera-gazi-uretimin-ne-kadar-dusurursek-o-oranda-basarili-olacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kentine İyi Bak program ve söyleşi serisinin bu bölümünde konuğumuz Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'dı. Türkiye'nin en bilinen ve deneyimli belediye başkanlarından olan Karalar bu dönem yine yüksek bir oy farkıyla ikinci defa seçildi. Karalar'la son dokuz ayda yaşananları, yaptığı planları, geleceğe yönelik planlarını özellikle stratejik planı ele aldık.&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: Şu anda Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Zeydan Karalar'la birlikteyiz. Hoş geldiniz.</strong><br />
<br />
<strong>Zeydan Karalar: </strong>Hoş bulduk. Siz hoş geldiniz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici</strong><strong>: </strong>&nbsp;<strong>Şimdi önemli bir toplantı için Ankara'dasınız. 31 Mart’ta yerel seçimler yapıldı ve Cumhuriyet Halk Partisi açısından büyük bir başarıya yol açtı. Seçimden bugüne dokuz on aylık bir süre geçti. Gerçi sizin açınızdan bu ikinci dönem, daha tecrübelisiniz. Şimdi yeni dönem stratejik plan da çıktı. Son dokuz ayı gelecek perspektifiyle değerlendirmek isterseniz neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>

<h2>“Benim için aslında üçüncü dönem oluyor, ilk dönemde Adana'nın yarısını teşkil eden Seyhan Belediye Başkanıydım“</h2>

<p><br />
<strong>Zeydan Karalar</strong><strong>:</strong>&nbsp;Şimdi bu benim aslında üçüncü dönemim. Tabi birinci dönem yani 2014-2019 arası&nbsp;dönemde&nbsp;Adana'nın neredeyse yarısını teşkil eden en büyük ilçesi Seyhan Belediyesi'nin başkanıydım. Tabi oradaki yaptıklarımızla bütün Adana'nın teveccühünü kazandık. 2014'te&nbsp;Adanalılar&nbsp;büyük bir sesle "Zeydan olsun" dedi. Biz de Büyükşehir Belediye Başkanı olduk.&nbsp;Hem çok ağır ekonomik şartlardan, hem pandemi, hem de depremden çok başarılı biçimde çıkmasını bildik. Ve vatandaşın gönlüne, kalbine girecek, takdirini&nbsp;ve oyunu alacak iş ve işlemler yaptık. Dolayısıyla ikinci dönemde bir kent ittifakı&nbsp;olmamasına rağmen ittifaksız yine çok açık ara seçimi kazandık.</p>

<h2>"Varsıl, güvenli, dirençli, keyifli bir Adana olsun dedik"</h2>

<p>Şimdi bu dönem farklı bir gözle bir stratejik plan hazırladık. Dedik ki, "Varsıl bir Adana" olsun, yani böyle ekonomik olarak daha güçlü, insanların ekonomik olarak daha güçlü olduğu bir Adana olsun istedik. Tabi belediye burada ne yapabilir, onu çok ayrıntılı konuşabiliriz ama belediyenin de yapacağı işler var. “Güvenli bir Adana<font face="Cambria">”</font>&nbsp;olsun istedik, biliyorsunuz. Afetler, doğal olaylar, depremler filan ülkemizi çok sarsıyor. Dünyayı da çok sarsıyor ama ülkemiz bir sürü felaket yaşamaya başladı.</p>

<p>Afetlere karşı ‘Dirençli bir Adana’&nbsp;olsun istedik. Sadece&nbsp;güvenlik açısından bir direnci kastetmiyorum. Doğal olaylara karşı bir direnç de olsun. Arkasından <font face="Cambria">‘K</font>eyifli bir Adana<font face="Cambria">’</font>&nbsp;olsun istedik. Çünkü Adana gerçekten kültür ve sanatta Türkiye'nin en önemli illerinden bir tanesi. <strong>Hem sanatçı yetiştirmesi, hem tiyatrocu yetiştirmesi</strong><strong>, bütünüyle</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>çok ciddi sanatçı yetiştiren bir kent olduğu için daha keyifli olmayı hak ediyor.</strong>&nbsp;Doğal olarak bunları yapmak için de güçlü bir belediye oluşturmak gerekiyor. Bu temel üzerine oturtturduk.&nbsp;</p>

<h2>"Doğa ona hunharca davranmamızın intikamını alıyor"</h2>

<p>Başta sorduğunuz soruya dönecek olursak, aslında doğa, yani başta bizim&nbsp;sorduğumuz soruya dönecek olursak, ona hunharca davranmamızın, ona kötü davranmamızın son yıllarda intikamı alıyor. Küresel ısınma, onun getirdiği aşırı yağışlar, onun getirdiği seller, onun getirdiği fırtınalar can kaybına, mal kaybına mal oldu. Eskiden çok aşırı yağışlarda, çok az miktarda mal kaybı olurdu, can kaybı olmazdı ama şu anda artık can kaybına yol açan doğal afetler oluyor. Hakikaten insanlığın doğaya çok vahşice &nbsp;davranmasının bir sonucu. Bunu azaltmak, engellemek noktasında yapılması gereken ne varsa yapmayı hedefliyoruz.</p>

<h2>Adana'da yeni dönem: Sera gazını azaltımı, elektrikli otobüs, tramvay, metro, güneş enerjisi, yer altı kaynaklarını kullanmayan enerji santrali...</h2>

<p>Sera gazını azaltacak iş ve işlemler, işte yani elektrikli otobüs, tramvay, metro, güneş enerjisi, yer altı kaynaklarını kullanmayan enerji santrali yapıyoruz. Bugün&nbsp;karınca kararınca, elimizden ne gelirse, belediyenin yapması gereken dünyanın geleceğine, olumlu geleceğine katkı koymak. Çünkü biz bir sonraki nesle böyle kötü bir dünya, kötü bir yapı bırakmamalıyız. Bizden sonra yaşayacak nesil bize beddua etmemeli. Onun için çok iş ve işlemler yapıyoruz. Sanırım bu konuda Adana Büyükşehir Belediyesi öncü belediyelerden bir tanesi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Evet, siz de daha önce çeşitli girişimlere de öncülük ettiniz,&nbsp;protokoller imzalandı, İklim Eylem Planları... Daha spesifik somut hedefler konuluyor bu dönem açısından. Çünkü önceki&nbsp;dönemlerde daha genel bir hedef vardı ama bugün artık daha somutlanmasını tartışıyorsunuz.</strong></p>

<h2>"Sera gazı üretimini ne kadar azaltabilirsek o kadar başarılı olacağız"<br />
&nbsp;</h2>

<p><strong>Zeydan Karalar</strong><strong>:</strong>&nbsp;Adana'da ne kadar sera gazı üretiliyor, biz onu ne kadar düşürürsek o oranda başarılı olacağız. Yani bu yaptığımız çabaların tamamı bu. Sadece biz iş ve işlemler yapmanın ötesinde öbür belediyeleri de ve sanayiciyi de uyarıyoruz. Onlarla birlikte de çalışıyoruz. Çünkü sadece belediyenin kendi sera gazını üreten ya da yayan iş ve işlemleri azaltmak&nbsp;yetmez. Sanayisi var, başkası var, tamamıyla birlikte bir iş ve işlemler yapıyoruz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Stratejik planını da daha kentsel bir katılımla, toplantılarla hayata geçirdiniz...</strong><br />
<br />
Zeydan Karalar: Tabii ki, jüri topladık. Türkiye'de ilk kez halk jürisi toplayıp, onlara anlatan ve öncelik sırasının onayını alan bir stratejik planımız var şu anda.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Ekolojiyle giderek, daha önceki yıllarda daha çok uzmanların konusuyken artık halkta, sokakta da sorduğunuzda bunu ilk üçte saymaya başladı değil mi?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Halkı mücadelenin içine çekemezseniz başarılı olma şansınız yok"<br />
&nbsp;</h2>

<p><strong>Zeydan Karalar: </strong>Tabii ki şimdi şöyle, yani siz halka bunu anlatamazsanız, halkı&nbsp;bu mücadelenin içine çekemezseniz başarı&nbsp;olma şansınız yok zaten. Yani bunu tek başına belediye başkanı konuşsun olsun öyle bir şey yok. Bunu uygulayıcı sonuçta bir topluluk. bir insan topluluğu. Onların da bunu anlaması ve ona göre hareket etmesi&nbsp;gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENTİNE İYİ BAK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/zeydan-karalar-adanada-sera-gazi-uretimin-ne-kadar-dusurursek-o-oranda-basarili-olacagiz</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Dec 2024 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/kentine-iyi-bak-adana-zeydan-karalar.jpg" type="image/jpeg" length="49735"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Kütahya'yı kırsal-kentsel kalkınma ve turizm potansiyeli odaklı bir sacayağı üzerinde kurguladık."]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kutahyayi-kirsal-kentsel-kalkinma-ve-turizm-potansiyeli-odakli-bir-sacayagi-uzerinde-kurguladik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kutahyayi-kirsal-kentsel-kalkinma-ve-turizm-potansiyeli-odakli-bir-sacayagi-uzerinde-kurguladik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>dokuz8HABER ekranlarında “Kentine İyi Bak<font face="Cambria">”</font>&nbsp;program&nbsp;serisinin yeni&nbsp;bir bölümüyle karşınızdayız. Yeni başlattığımız bu program serisinde arka arkaya çoğu yeni seçilen belediye başkanlarıyla karşınızda olduk ve olmaya devam edeceğiz. Bugün yine önemli bir kentin, önemli bir ismi Kütahya Belediye Başkanı Sayın Eyüp Kahveci bizimle birlikte olacak. Kendisi şu anda bizi bekliyor. Hoş geldiniz.<br />
<br />
<strong>Eyüp Kahveci: </strong>Hoşbulduk. Çok teşekkür ederiz. Çok sağ olasınız Gökhan Bey. Nasılsınız? İyisiniz?<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:&nbsp;Bizler iyi olmaya çalışıyoruz. Malum Türkiye koşulları. Kütahya 31 Mart seçimlerinin hani sokağa çıkıp vatandaşlara sorsanız hangi kentler sizi şaşırttı diye insanların sayacakları 2-3 kentten birisi&nbsp;olacaktır. Bu anlamda sürpriz kentlerden birisi oldu. Hiç beklenmeyen bir seçim zaferiyle siz seçildiniz. Buradan bir başlayalım isterseniz. Nasıl mümkün oldu bu?</strong><br />
<br />
<img alt="Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/ekran-resmi-2024-12-07-052635.png" / width="1894" height="989"><strong>Eyüp Kahveci: </strong>Nasıl isterseniz, şimdi Gökhan Bey, buraya gelirken evveliyeti var tabii ki bunun. 1999 yılından beri Cumhuriyet Halk Partisi Kütahya Teşkilatı içerisinde hizmet ediyoruz bir nefer olarak. Rahmetli Deniz Baykal'ın <font face="Cambria">"</font>Türkiye için yapacak bir şeyleri olanı olan vatandaşlarımızı Cumhuriyet Halk Partisi'nin çatısı altında bekliyorum<font face="Cambria">”</font>&nbsp;İfadesi etkilemişti beni 99'da ve o ifadeyle biz de katıldık ve 25 yıldır bu partide ülkemize hizmet ediyoruz bir nefer olarak.&nbsp;2018 yılında 41 yıl sonra Bir Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili çıktı&nbsp;ve o günkü koşullarda sayın vekilimiz Ali Fazıl Kasap daha yedi buçuk, sekiz aylık bir vekilliği dönemi vardı. Ardından yerel seçim oldu ve bizi aday gösterdiler. Birlikte çalışarak Kütahya'ya hizmet etmeye gayret ettik. Ancak seçilemedik. Üçüncü parti olduk. Ancak meclise 2019'daki yerel seçimlerde altı meclis üyesi seçmiş olduk. Ve sahadan hiç ayrılmadık. 2019'dan 2023 milletvekili seçimine kadar sürekli çalıştık.</p>

<h2>Uzun yılların birikimiyle 'Kütahya İttifakı'nı kurduk&nbsp;</h2>

<p>2023'te Milletvekili aday adaylığı kapsamında bilinimli artırmak için güçlü bir çalışmayla, teşkilatla birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi'nin bütün örgütüyle birlikte ciddi bir çalışma içerisinde olarak bilinirliğimizi artırdık. Bunun üzerine 2019'dan bugüne kadar gelen çalışmalar meyvesini verdi ve aday adaylığımızı koyduk. Ardından adaylığımız kabul edildi ve o dönemde çok yoğun bir tempoyla çalışarak Kütahya İttifakı'nı kurduk. Kütahya İttifakı değişime istekli, Kütahya'da bir şeylerin yapılmasını isteyen ve mevcut adayların arasında en iyi hizmeti Kütahya'ya vermek üzere bilinçli bir tercihi, akıllı bir tercihi yapma gayreti olan Kütahya'ların verdiği bir karardı ve biz bu Kütahya İttifakı'nı oluşturarak %75-80 sağ ağırlıklı bir kentte, sağ görüşlü bir yerde Cumhuriyet Halk Partisi 74 yıl sonra seçimle belediye başkanını seçmiş oldu. Bu çok uzun bir, uzun erimli bir çalışmanın ürünüdür.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:</strong>&nbsp;<strong>Evet, 25 yıllık bir evveliyatı var dediniz aslında 1999'dan bugüne bir süreç. Tabi Türkiye'nin koşulları da etkili oldu. Kütahya İttifakı genelde sağ seçmen ağırlıklı bir kentte bir değişimi mümkün kıldı. Bu arada artık 8-9 ay geçti. Belediye yönetiminde değişim, dönüşüm, sürece adapte olma söz konusu oldu. Bu arada stratejik planınız çıktı, onaylandı. Bütçeniz&nbsp;önümüzdeki yıla yönelik çıktı ve onaylandı. Bu dokuz ayda neler değişti? Öncelikle bugüne kadar yaptığınız çalışmalarla ilgili belki biraz konuşabiliriz. Yani belediye başkanlığına geldiniz, seçildiniz. İlk neler yapmaya çabaladınız? Son sekiz dokuz ayda neler yaptınız?</strong></p>

<h2>"Göreve geldikten sonra doğal bir adaptasyon süreci oldu"</h2>

<p><strong>Eyüp Kahveci: </strong>Şimdi göreve geldikten sonra tabii ki doğal olarak bir adaptasyon süreci var herkes için. Başkan, başkan yardımcıları, müdürleri bir uyumlaştırma politikası gerekiyordu ve bu bağlamda süreçleri etkin bir şekilde yönetme noktasında iradeler sağlıklı bir şekilde ortaya konuldu. Bunun üzerine kolları sıvadık. Belediyeyi tanıdık, kurumları tanıdık ve süreçleri inceleyerek ciddi bir gayret içerisine girdik. Göreve geldikten sonra ilk altı ay içerisinde stratejik planını geçirmek lazım meclisten ve yıllardır üzerine çalıştığımız, fikir ürettiğimiz projelerimizi hazırladık. Daha öncesinden yine teşkilatımızla uyum içerisinde bir çalıştay&nbsp;yaparak bizler sürece&nbsp;hazırlandık. Ve 13 ana başlık altında 75 tane hedefi olan ve 385 tane de göstergesi bulunan koskoca bir stratejik plan ortaya çıktı. Ve sağ olsun meclisimizden geçti. Ardından bu stratejik plan biliyorsunuz tek başına kâfi değil. Bu stratejik plandan sonra bir performans programı belediyelerde vardır. Bundan sonra bir bütçe vardır. Gelir gider dengesi önemlidir. Ve ondan sonra da gelir tarifeleri vardır. Dolayısıyla yarın da biz gelir tarifeleri üzerine çalışacağız. Dolayısıyla bu süreçleri etkin yönetmekle mücadele ettik. Tabii ki seçildik ama bir şehir size Şehr-ül Emin yani şehrin en emin kişisi ünvanını layık görerek göreve getiriyor. Geldiğimiz zaman da tabii ki ciddi bir şekilde kısa vadede önemli bir borç yükü var üzerimizde. Bu hala devam etmekte. Orta ve uzun vadede yayılmış borçlar da var. Bunları tabii ki önce bir asarak kamuoyunu bilgilendirmemiz lazımdı. Çünkü sosyal belediyelik önce şeffaflık gerektirir.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Ne kadar borç? Kısa&nbsp;vadeli özellikle borç, onunla ilgili rakamlar nasıl?</strong></p>

<h2>"Kısa vadeli borçlar 947 milyon, orta vadeli borçla 1.5 milyardı"</h2>

<p><strong>Eyüp Kahveci:</strong> Kısa&nbsp;vadeli borcumuz 900 milyon TL idi. 947 milyon TL tamı tamına. 1,5 milyar, 1,5 yıl içerisinde orta vadeli olarak kabul edelim, 1,5 milyar TL'yi geçen 2 milyar TL yakın bir borç vardı. Tabii ki bu karşılığı da var bunların ama burada önemli olan şey şuydu, kısa vadede finansal çevirilebilirliği çok zor olan bir yapı içerisinde belediyeyi bulduk. Bunun üzerine de kurgularımızı yapmaya başladık. Bir taraftan personel yükünün çok yüksek olduğu bir belediye, personel giderlerinin yüksek olduğu bir belediye, bir taraftan yapılmakta olan yatırımlar, tamamlanan yatırımlar, hak edişleri ödenmeye başlanacak yatırımlar, bir taraftan da planlanmış yatırımlar vardı. Bu süreçleri hep beraber etkin yönetmeye çalıştık ve tabii ki hemen aradan daha bir ay bile geçer geçmez göreve geçtikten sonra bir buçuk ay bile olmadan 2024'ün 17 Mayıs'ta Cumhurbaşkanlığı genelgesi yayınlandı ki tasarruf tedbirleri bağlamında, yapamayacaklarımız ve yapacaklarımız zaten onun içerisinde okunuyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Tasarruf genelgesi yayınlanınca tekrar revizyon yaptık ancak küçük dokunuşlarla sosyal belediyeciliği öne çıkardık"</h2>

<p>Bu bağlamda bu listeden neler yapıp neler yapamayacağımızı inceleyerek tekrar bir revizyona ihtiyaç duyduk.&nbsp;Ondan sonra dokunuşlar başladı. Tabii ki bina yapamıyorsunuz, çok ciddi engeller&nbsp;var işçi alımında, istihdamda, kriterler var, basında, yayında derken...Biz arkadaşlarımızla bir araya geldik&nbsp;ve birinci yıl için mevcut durumu muhafaza eder bir yapıyı, 2025 yılı için de küçük dokunuşlarla sosyal belediyeciliği öne çıkartalım&nbsp;dedik. Ne yaptık peki? Hemen hızlıca burada çok güzel Kütahya'nın jeotermal su alanları bulunan güzel Ilıca'sı var, Yoncalı'sı var. Yoncalı'ya bir karavan kamp merkezi yaptık. Ilıca'ya hızlıca dokunuş yapalım dedik. Bir halk marketi açalım&nbsp;dedik, orada bir&nbsp;ihtiyaç var.&nbsp;Kültürel faaliyetler yaptık. İnsanları kaynaştırdık. Etkinlikler yaptık. İstanbul Yeşilçam klasiklerinden filmler izlettik. Kültür-sanat faaliyetlerinde daha çok tiyatrosundan tutun da sinemasına varana kadar açık alanda açık hava sineması da gösterim dahil etkinliklerle insanları kaynaştırdık.</p>

<h2>Kütahya düşük gelirli insanların yoğunluklu olduğu bir kent</h2>

<p>Ardından tabii ki bir hemen kent lokantası açtık. Çünkü Kütahya düşük gelirli insanların yoğunluklu olarak bulunduğu, orta gelir tuzağı bağlamında çok önemli bir il. Ve Kütahya bu alanda açılım yapması gerekiyordu. Biz de 4 kap yemeğin 65 lira&nbsp;olduğu bir kent lokantası açtık. Hemen yanına da bir kent kahvesi açtık ve o kahvede de çay 3 liradan satılıyor. Yani çayın bile bardağının kaç para olduğu biliniyor. İnsanlara dokunmak esastır. Gönüllere dokunmak esastır. Bu bağlamda devam ettik. Peşinden belediyemizin tesislerinin&nbsp;olduğu yerlerde bağışlarla,&nbsp;Kütahya<font face="Cambria">’da </font>seçim döneminde de banklarda ve parkta ve garda yatan insanlarımız vardı, güzel insanlar vardı, dostlarımız vardı bizim, biz o gün söz vermiştik onlara sizlere mutlaka konuk evi&nbsp;açacağız diye.</p>

<h2>Kent lokantası ve kent kahvesi açtık: Dört kap yemek 65 TL, çay 3 TL</h2>

<p>Ve hemen hızlıca konuk ev açtık. Erkek konuk evi. Altı daireli, üç katlı ve her katta daireli de dört kişi olmak üzere 24 kişinin kalabileceği bir mekan açtık. Onları tesislerimizde ağırladık. Şimdi kadın konuk evini tamamlıyoruz ve 20 Aralık gibi onu açacağız. Peşinden iki tane aile yaşam merkezi olarak aile yaşam merkezi açacağız. Orada da çocukları&nbsp;olan kadınlarımız var iki ailemiz. Onları barındıracağız. Şu anda misafirhanemizde ağırlıyoruz. Bunlar çok kıymetli. Çünkü insanlar yatağa aç giremez anlayışımızda. Yani sokakta kalan insanımız olamaz. Bu bağlamda bizim sosyal dokunuşlar yapmamız gerekiyordu. Bunları hızlıca yapmaya başladık. Ve bu çerçevede bir uyanış oluştu, bir güven oluştu bizlere karşı. Ve bizi destekleyip de oy veren bütün halkımıza gerçekten çok müteşekkiriz. Onlarla birlikte çok güzel başarılar imzalar attık. Bunlar kıymetli olan şeylerdi. Ve önümüzdeki döneme bu ciddi bir hazırlıktı.</p>

<h2>Konuk evi açıldı, Aralık'ta kadın konuk evi açılıyor, ikinci kent lokantası ve kent kahvesi de bu ay hazır</h2>

<p>Hemen yakın bir zamanda şu anda yürüttüğümüz kent kafesini, kent lokantasının ikincisi şu anda hazır. Onu açacağız yine Aralık ayı içerisinde. 20 Aralık gibi planlıyoruz. Ondan sonra da Kütahya'da ve bütün hinterlandı ilçeleriyle birlikte inceleyerek sadece glutensiz yemeklerin de yapılacağı ve çölyaklılara, glutensiz ürün tüketimi isteyen herkese, ürünlerini alabileceği bir yer açılacak. Ocak ayı gibi de onu planlıyoruz. Dolayısıyla biz halkımızın bütün istek ihtiyaçlarını da dinliyoruz. Bu bağlamda ııı üzerine çok ciddi çalıştık.</p>

<h2>Gastro Kütahya tescil belgesi aldık, yöresel ürünleri sunduğumuz bir merkez açtık</h2>

<p>Bir <font face="Cambria">“G</font>astro Kütahya<font face="Cambria">”</font>&nbsp;adında marka tescil belgesini de aldık. Kütahya'nın bütün yöresel yemeklerini&nbsp;misafirlerimize sunduk. Böyle bir yeri açtık. Eskişehir üzerinden ya da İstanbul üzerinden Kütahya'ya girişte 10. kilometrede bulunan yerimiz var ve orada bütün yöresel yemeklerimizi bulabilirsiniz. Yakında da Kütahya'ya yöresel dediğimiz&nbsp;el sanatları anlamında 15 başlıkta İğne Oyası'ndan dikişine nakışına varana kadar bizim Osmanlı dönemindeki kıyafetlerimizin düğün, nişan kıyafetlerimiz olduğu, dikildiği elli tane işliğin olduğu iş merkezinin olduğu yerler açılacak ve showroom'un olduğu o yer açılacak. Bunun için orada&nbsp;<font face="Cambria">‘</font>Gastro Kütahya<font face="Cambria">’</font>&nbsp;açıldı. Bir hazırlık bir evresiydi. Peşinden e-ticaret sitesi kurduk. Hızlıca Kütahya'nın tüm yöresel ürünlerini burada satıyoruz şu aşamada. Yöresel yemeklerin de ambalaja pakete girilerek de şu anda üretim izinleri de alınarak ciddi bir şekilde potansiyel oluşturacak gıdaları da o kapsama&nbsp;aldık.</p>

<h2>Yöresel el sanatları, kooperatifler...</h2>

<p>Tarhana'dan, Erişti'den, Mantı'dan başlayan süreçleri de kattık. Ve Kütahya'da farklı farklı kooperatifleri de desteklemeye başladık. Üreten kadınların kooperatifini destekledik. Ürünlerimizi onlardan aldık. Onlara bir pazar oluşturup onların da arz devamlılığını sağlayıp ve bütünleşik bir yönetim modeli oluşturmaya çalıştık. Çünkü kadınların mutlaka desteğini de almak gerekiyor. Onların üretime odaklanmasını da sağlayıp iş birliğine gitmek gerekiyor. Bu alanda da belediyemizde de, etüt proje müdürlüğümüzde de biz projeler yazıyoruz bu tür kooperatifler&nbsp;için, işbirliği yaptıklarımız yerlere. Örneğin şu anda 3 milyon TL'lik bir proje yazdık, ajansımıza sunuldu ve bakanımızın masasında şu anda onay bekliyor, değerlendiriliyor. Dolayısıyla biz süreci bütünleşik düşünüyoruz. Kırsal, kentsel kalkınma turizmi de için alacak bir kütahya da değişimin nüvelerini atmaya başladık, oluşturmaya başladık.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Peki, Tasarruf Genelgesi'nin sınırlayıcı etkisine rağmen dokunuşlarla bir takım değişim anlamına gelecek adımlar atıyorsunuz, faaliyetler hayatta geçiriyorsunuz. Sosyal belediyecilik tabii öne çıkıyor doğal olarak. Kent lokantası, halk market gibi örnekler de verdiniz sosyal tesislerden. Bir diğer mesele de iklim krizi. İnsanlığı bir bütün olarak tehdit eden bir krizden bahsediyoruz ve dünyanın her tarafında giderek günlük hayatta öne çıkan bir gündem haline geliyor. Türkiye'de de yerel yönetimler dendiğinde belki bundan 10 sene önce daha soyut, orta vadeli, uzun vadeli hedeflerden bahsedilirken bugün artık günlük hayatımızı doğrudan doğruya tehdit eden bir sorundan bahsediyoruz. Şimdi siz de 'çevreci ve eşit belediyecilik' hedefini öne çıkartıyorsunuz. Planda da öyle, stratejik planda da keza öyle. Bu cephede Kütahya, enteresan da bir kent yani pek çok açıdan. Madenleriyle, enerji potansiyeliyle vs. Bir dönüşüm stratejiniz var mı? Burada neler öne çıkıyor? Güneş Enerji Santralleri var üç tane benim bildiğim Kütahya'da.</strong><br />
<br />
<strong>Eyüp Kahveci: </strong>Evet, var.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:&nbsp;Bu açıdan nasıl bir planlamanız söz konusu? Neler yapmaya başladınız ve neler yapacaksınız?</strong></p>

<h2>Kütahya üç GES var, sürdürülebilir enerji ve iklim hepimiz için çok kıymetli</h2>

<p><strong>Eyüp Kahveci:&nbsp;</strong>Şimdi şöyle söyleyeyim, biz de bahsettiğiniz gibi daha önceden, bir önceki dönemde Kütahya'mızda belediye tarafından yapılmış, belediye yönetimi tarafından yapılmış üç tane güneş&nbsp;enerjisi santralimiz var. Şimdi bunun için yeni düşüncelerimiz de elbette var. Bir kere ekoloji çok önemli hepimiz için. Kütahya'da bu bağlamda biz sürdürülebilir bir enerji, bir iklim hepimiz için çok kıymetli olacak. Türkiye'de bir 10 yıllık, 15 yıllık, 20 yıllık projeksiyonların çok iyi yapılması gerekiyor. Göreve geldiğimiz zaman bizim taahhütlerimizden bir tanesi Kütahya Planlama Ajansı, İstanbul'daki İstanbul Planlama Ajansı gibi üniversitelerden akademisyenler, uzmanlar, bilirkişiler, değişik meslek mensuplarının bir araya gelip bir şehrin gelişimini doğru kurgulaması gerekiyor. Ve vizyoner kişiye sahip kesimlerle bir şehre dokunmak çok esas. Tabii ki Kütahya'da bir deprem kuşağı var. Deprem birinci derece öncelikli bir yerdir bu anlamda. Ve bu bölgeye ne zaman tekrar bir deprem görür bilmiyoruz ama buna da hazırlanmak gerekiyor.</p>

<h2>"Sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planı çalışmalarımız son aşamaya geldi"</h2>

<p>Bunun da üzerine iklimi de eklemek gerekiyor. Bizim&nbsp;öncelikle sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planı&nbsp;çalışmalarımızı başlattık. Son aşamaya gelindi ve Kütahya olarak sera gazı envanter raporunu da hazırladık.&nbsp;&nbsp;Şu anda sera gazı azaltım planını da çıkardık ve uyum planı çalışmalarımız devam ediyor. Yani müthiş bir gayret var bizde. Bu gayretle birlikte de gelecek odaklı kuşaklara iyi bir çevre bırakmak hepimiz için çok kıymetli. Tabii ki bir taraftan iklim değişikliği varken iklimden etkilenen konuları çok iyi masaya yatırmamız gerekiyor. Ciddi bir su havzası olarak bilinir Kütahya ama 2035-40-45'li yıllara doğru bir projeksiyon yapıldığında Kütahya'da bir 15-20 yıllık sürede&nbsp;su sorunuyla karşılaşacağımız gözüküyor. Biz bugün Kütahya'da Deli Su İşleri'yle birlikte ciddi bir işbirliği yaparak onlarla birlikte su çıkması muhtemel bölgelerle ciddi bir tespit ve çalışmalar yapıldı. Şimdi sondaj çalışmalarına geçiyoruz.</p>

<h2>Çevre ve İklim farkındalığı için okullarda eğitimler başladı</h2>

<p>Kıymetli olan bir çalışma. Çünkü yine tekrar biraz önce tasarruf tedbirlerinden bahsetmiştik. Yine ülke genelinde biliyorsunuz o kapsamda şehrin şebeke suyuyla sulamanın mümkün olduğu mertebede yapılmaması için bir tavsiye var. Bu önümüzdeki döneme doğru daha bu tavsiye artık bir yaptırma doğru da gidecek. Mecburuz buna. Kurakçıl bitkiler, kurakçıl peyzaj hep bütün Türkiye'nin üzerinde çalışması gereken önemli bir çalışma olacak. Bir taraftan bizlerin tabii ki trafik var, buradan çıkan emisyonlar, gazlar var, seragaz etkisi için hepimizin çok ciddi masa ve saha çalışmaları yapması gerekiyor. Ve önemli olan bizim bu bağlamda Türkiye'ye de Her ilin, ilçenin sorumluluğu var. İnsanların da var. Biz bu bağlamda tek tek eğitime başladık şu anda okullarda. Çocukları bilgilendirme çalışmaları, eğitimler başladık. Sosyal medyalarda görebilirsiniz bunları. Halkımızı, tabii ki küçükten başlayarak,&nbsp;ağaç&nbsp;yaşken eğilir mantığı gibi çocuklarımıza, ailelerimize ayrı ayrı programlar planlıyoruz. Ve iyi bir çevreci belediyeyi anlayışına odaklanmamız gerekiyor.</p>

<h2>"Danimarka'yla verimli ısıtma ve soğutma proje yürütüyoruz"</h2>

<p>Biz de bu anında Kütahya olarak bunun dışında değişik projeler yazılarak Örneğin Danimarka'yla yürütmekte olduğumuz bir proje var. Bu proje verimli ısıtma ve soğutma projesi. O yüzden bu da tabii ki düşük karbon odaklı bir çalışma. O yüzden bizim şu anda jeofizik çalışmaları bir taraftan yürüyor, değerlendirme çalışmaları yürüyor, ona uygun olarak yani altyapı, üst yapı çalışmaları var. Ve süreci hakikaten yönetme noktasında bilinçli bir ekibe sahibiz belediye olarak, Kütahya Belediyesi olarak.</p>

<h2>Atık getirme merkezi geçen hafta açıldı, 13 farklı türde atık kabul ediliyor, ileride evlere bu konuda sorumluluklar getireceğiz</h2>

<p>Onun dışında daha geçen hafta atık getirme merkezimize hizmet açtık. Ve 13 farklı türde atığın kabul edileceği bir mekan oluşturduk ve bu bağlamda ayıklayarak ekonomiye kazandırma var. Yoksa doğayı biz bir depo merkezi gibi görüp her şeyi doğaya atamayız. Bu bağlamda tabii ki bilinçlendirme, o yüzden önemli aileleri çocukları eğitiyoruz. İleride evlere de bu konuda sorumluluklar getireceğiz, hanelere. Mecburuz buna bu çalışmaları yaparak bizim özellikle atıkları, önce atık oluşturmama, oluşturuluyorsa kaynağında yok etme, kaynağında yok edilmiyorsa kaynağında ayrıştırma, ayrıştırdıktan sonra da ekonomiye kazandırma aşamalarını hızlıca yönetmemiz gerekiyor. Üzerine çok ciddi çalışıyoruz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Gri hat projesinden bahsediyorsunuz, stratejik plandan aslında. Yani bu halde onu tarif ediyorsunuz. Atık su arıtma tesislerinde arıtılan suyun tekrar kazandırılması... O ikinci çok büyük bir projemiz.</strong></p>

<h2>Atık suyun arıtılarak sulamada kullanılması projesi: 'Gri Hat'</h2>

<p><br />
<strong>Eyüp Kahveci: </strong>O çok büyük bir projemiz, uzun vadeli bir proje. Çünkü olay şu. Tabii ki uluslararası raporlar var. Bu raporların tabii ki çok sağlıklı bir şekilde incelenmesi ve incelendikten sonra da bu raporlara odaklı bizim gelişim planlamalarımızı yapmamız gerekiyor. O bahsettiğiniz gri hat, biz ona halk dilinde griye atlıyoruz am, arıtılmış suyun, atık suyun tekrar arıtılarak bir sulamada kullanılması, iki tarımsal amaçlı olarak yine kullanıma uygun hale getirilmesi. Bu büyük bir proje, vizyon projesi. Bunlar bize çok değer katacak. Çünkü suyun çok kıymetli olacağı bir döneme giriyoruz önümüzdeki 15-20 yıllık sürede. Uluslararası raporlarda da bir öngörüsel anlamda küresel ısınma etkisiyle belli bir süre ısınmanın devam edeceği, karların yağmayacağı veya azalacağı bir değişime hazırlığın emareleri noktasında onları değerlendirmek gerekiyor. Ona göre de pozisyon almak gerekiyor. Biz de şu anda onları yapıyoruz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Bu stratejik planları incelediğimde belediye hizmet binalarının enerji verimliliği açısından dönüşümü de hep öne çıkan hedeflerden biri olarak dikkatimi çekti. Bu açıdan sanıyorum Kütahya'nın da bir hazırlığı olacaktı.</strong><br />
<br />
<strong>Eyüp Kahveci: </strong>Kütahya Belediyesi binası 2018 yılında tamamlanmış ve hizmete açılmıştır. 2019 yılında yeni gelen belediye başkanı oturmuş. Şu anda biz belediye makamında Kütahya'ya hizmet ediyoruz. Burası akıllı bir bina ve otomasyonla yönetiliyor tamamen her yönüyle. Tabii ki binalarımızı sadece böyle bir kamu binaları değil, bütün binaları da bu noktada gerekli tedbirleri almak gerekiyor. Enerji tüketimi, enerji verimliği çok önemli. Bu bağlamda her açıdan ısıtma ve soğutma bağlamında birlikte düşünmek gerekiyor. Otomasyon odaklı yapıların mutlaka yapılması gerekiyor.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Kent yönetimine katılımına da biraz değinmek istiyorum. Bir Kütahya İttifakı'ndan bahsettiniz. Başa baş bir seçim sonucuyla belediye başkanı seçildiniz ama şimdi dile getirdiğiniz hedeflere baktığımızda çevre ekoloji konusunda da farkındalığın arttırılması, eğitimler vs. kentte bunu daha kolaylaştıracak paydaş katılımı açısından, yurttaşların kent yönetimine katılım açısından ne tür tedbirler alıyorsunuz, nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?</strong></p>

<h2>Kütahya'da kent paydaşları stratejik plan hazırlığına nasıl katıldı</h2>

<p><strong>Eyüp Kahveci:</strong> Şimdi biz stratejik planı hazırlarken, zaten öncesinde çalıştayla biz buna hazırlanmıştık. 2 senedir revizyon yapıyorduk. 2019'dan itibaren hazırdık zaten. Ancak tabii ki günün koşullarına göre eklentilerle birlikte, biraz önce bahsettiğimiz gibi 13 ana maç bağlamında bağlamını oturttuk. ve bunun üzerine plan hazırlığına geçerken şehrin paydaşları var. Yani sonuç itibariyle Kütahya'mız 67 mahalleden ibaret, 258 bin nüfusu bulunan önemli bir büyüklüğü de bulunan bir şehir. Ve bu şehrin de tabii ki paydaşlarının da istek ve beklentileri var. Ve biz de belediyemizin 30 tane birimi olarak hangi seviyede olduğumuzu önce bir tespit etmeye başladık. Seçim atmosferinde sahada muhtarlarımızla görüşerek bütün mahallelerde belediyelerin yaptıklarıyla ilgili bilgi değerlendirmelerini aldık. Sonradan mahalle olmuş köylerimiz vardı. Onları da ziyaret ederek böyle bir tarama faaliyeti, bir veri tabanına verileri yükleme ve bir hakimiyet sağladık. Belediye hizmetleri noktasındaki beklenti yaklaşımı, bir anket, bu gözlem, bir değerlendirme tekniği olarak görüşme tekniği kapsamında hepsini değerledik. Peşinden gözlemlerimiz sizinle birlikte ve mevcut stratejik planında incelenerek yapılanlar, taahhüt edilenler yöntemiyle üzerine çalıştık. Ondan sonra halkımıza sorduk, anketler yaptık ve kamu kurumu, meslek odaları, olmak üzere sivil toplum örgütleri, halkın beklentisi, üniversite, basın tarafında şehre dair bütün talepler analiz edildi, soruldu ve bu bağlamda da katılımcı bir yönetim çok önemlidir, kıymetlidir ve biz şu ilkeden yola çıkıyoruz. Akıl gönül el birliği yapmak gerekiyor bir konu için. Bu konu üzerine eğilmek adına ve böylelikle hepimiz hiçbirimiz hepimizden akıl değiliz mantığı içerisinde de yürüyerek şehrin mutlaka analiz edilmesi gerekiyordu ve paydaşların seslerine kulak verdik ve onları da alarak stratejik plana dokunuşlarımızı özellikle sosyal bireycilik dokunuşlarımızı beklenti analizleri üzerine yaptık.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Peki, güzel. Teşekkür ederiz. Başkan Kütahya, merak ettiğim bir kent&nbsp;ola geldi özellikle seçim süreci sonrasında. Sizin eklemek istediğiniz noktalar var mı?</strong></p>

<h2>"Kırsal kalkınma, kentsel kalkınma, turizm potansiyeli odaklı bir sacayağı kurguladık"&nbsp;</h2>

<p><strong>Eyüp Kahveci:</strong> Biz Kütahya'da kırsal kalkınma, kentsel kalkınma, turizm potansiyeli odaklı bir sac ayağı kurguladık. Bu sadece sac ayağını matematikte örüntü denen bir kavram vardır. Aynı o bağlamda gerek ve yeter şart nedir sorusunda sorarak bu bağlamda örmeye başladık. İnanıyorum şu anda Kütahya Valimiz&nbsp;Sayın Musa Işın'ın da önderliğinde bir Turizm master planının sonuna gelindi, taslak halinde değerlendirilerek, üzerine çalışılarak Kütahya'ya ciddi bir katkı yapacak çalışmalar geliyor. Biz de üzerimize düşen görevi fazlasıyla yaparak yerine getireceğiz. ve Kütahya'da özellikle istihdamı da bu sacayağa bağlıyoruz ki küçük sanayi siteleri üzerine de çalışacağız. Şu anda zaten bizim taahhütlerimiz arasında. Özellikle kurslar, seminerler düzenleyerek gençler, kadınlar, engeller gibi dezavantajlı grupları da kapsayıcı bir şekilde halka dokunmamız gerekiyor.</p>

<h2>Meclis çoğunluğu Cumhur İttifakı'nda ancak uyumla, ahenkle, birleştirici yaklaşımla yönetmeye çalışıyoruz</h2>

<p>Kucaklayıcı, kapsayıcı, birleştirici bir ruhu oluşturmaya çalışıyoruz. Meclis aritmetiği zor. Çünkü AK Parti 16, Milletçi Hareket Partisi 10, Cumhur İttifakı eşittir 26 üyeyle karşımızda. Biz de sadece CHP olarak üçlü bir sacayağa oturmuş mecliste 12 kişiyiz. Uyumla, ahenkle ve inanın birleştirici, bütünleştirici, kucaklayıcı, kapsayıcı bir yaklaşımla meclisi de yönetmeye çalışıyoruz. O Kütahya ittifakı, Kütahya ruhunu bu bağlamda müzakere tekniğiyle ikna yasalarını da kullanarak kazanan bir Kütahya'yı birlikte oluşturacağız. Biz şunu ifade etmiştik göreve geldiğimiz zaman meclis toplantısında "Başarı sizin olsun, başarısızlık da bana ait olsun" demiştim. Ve bu bağlamda bize desteklerinizi sunun demiştim. Meclis üyelerimizle birlikte biz Kütahya'ya dokunacağız. Tabii ki hepsi bir siyasi parti mensubu doğal olarak siyasi görüşlerinde ön plana çıkacağı anlar olacak görüşler fikirler mutlaka bu bağlamda değerlendirecek ama siyaset Kütahya'dan büyük olmaması gerekir. Biz bu bağlamda devam ediyoruz ve Kütahya'nın kazanımını siyasetin önüne koyduğumuz gün Kütahya kazanacaktır. Bunu tüm şu anda AK Partili, Cumhuriyet Halk Partili ve Milliyetçi Hareket Partili meclis üyelerimizle birlikte başaracağız. Beşinci yılın sonuna geldiğimiz zaman güzel bir Kütahya'yı Kütahya'ya bırakacağız inşallah.</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: Evet, biz de Kentine İyi Bak programı kapsamında fikri takip de yapmaya niyetimiz var. Belki aylar sonra, belki bir yıl sonra tekrar bir araya geldiğimizde bir fikri takip yapma şansımız da olacaktır. Malum kentler hepimizin içinde yaşadığı, kendimizi var ettiğimiz yaşam alanları ve onların korunması ve geliştirilmesi çok önem taşıyor. </strong></p>

<p><strong>Teşekkür ederiz Sayın Eyüp Kahveci, Kütahya Belediye Başkanı.&nbsp;</strong><br />
<br />
<strong>Eyüp Kahveci: </strong>Biz teşekkür ederiz. Sizler aracılığıyla kamuoyuna güzel bir özet yaptık. 8 ayı bitirdik, 9'uncu ay içerisindeyiz. Bu özeti yapma fırsatı da oluştuğu için biz sizlere çok teşekkür ediyoruz.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENTİNE İYİ BAK, YEREL, KÜTAHYA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kutahyayi-kirsal-kentsel-kalkinma-ve-turizm-potansiyeli-odakli-bir-sacayagi-uzerinde-kurguladik</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Dec 2024 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/kentine-iyi-bak-kutahya.png" type="image/jpeg" length="33560"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kentine İyi Bak Edirne | Filiz Gencan Akın: Kendi hizmet binalarımızda güneş enerji panelleri kullanımına geçiyoruz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-edirne-gunes-enerji-panelleriyle-ilgili-kendi-hizmet-binalarimizla-yeni-bir-olusuma-baslayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-edirne-gunes-enerji-panelleriyle-ilgili-kendi-hizmet-binalarimizla-yeni-bir-olusuma-baslayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın "Kentine İyi Bak" söyleşileri kapsamında Gökhan Biçici'nin sorularını yanıtladı. Seçim sonrası geçen 9 ayda hayata geçirilen çalışmaları anlatan Akın, sosyal belediyecilik uygulamalarından ekolojik dönüşüme, üniversite öğrencilerine yönelik uygulamalardan alternatif tarım alanında başladıkları girişime çeşitli örnekler verdi. Stratejik Plan'da bilim politikalarına ve bir bilim festivali düzenleme hedefine yer veren nadir belediyelerden olan Edirne Belediyesi Başkanı Filiz Gencan Akın, bu talebin gençlerden geldiğini ifade etti ve hazırlıklara başladıklarını söyledi.&nbsp;</p>

<p>Video haline YouTube kanalımızdan ulaşabileceğiniz söyleşinin yazılı halini aşağıda okuyabilirsiniz.&nbsp;</p>

<p><strong>Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın'la birlikteyiz. Malum kendisi de yüzlerce belediye başkanı gibi bugün Ankara'da. Bu vesileyle kendisiyle konuşmak istedik. Hoş geldiniz.<br />
<br />
Filiz Gencan Akın: </strong>Hoş bulduk. Çok teşekkür ederim. Bugün çok güzel bir toplantı gerçekleştirdik. Bütün belediye başkanlarımızla beraber, genel başkanımızın davetiyle. Bu son zamanlarda yaşadığımız sıkıntıların üzerine birlik, beraberlik ve bütünlük açısından ve sonrasında yaptığımız çalışmalarda verimlilik açısından bizim için çok önemliydi.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: 31 Mart Seçimlerinin üzerinden dokuz&nbsp;ay geçti artık. Stratejik planlar çıktı, bütçeler onaylandı ve daha öngörülebilir bir tablo ortaya çıktı. Şimdi siz de yeni bir belediye başkanısınız. Aday olduğunuz süreçte neler öngörüyordunuz, neler vaadettiniz, beklentileriniz nelerdi, nasıl bir tabloyla karşılaştınız? Şu 9 ayı biraz daha gelecek perspektifiyle özetleyebilir misiniz?</strong></p>

<h2>"Stratejik planımızı da bütçemizi de katılımcı bir anlayışla hazırladık"</h2>

<p><strong>Filiz Gencan Akın: </strong>Tabii kampanya dönemimizde seçim vaatlerimiz tamamen şehrimizin ihtiyaçlarına uygun, vatandaşımızın bizlerden beklentisine uygun olarak düzenlendi. Ancak daha sonrasında seçim bittikten sonra biz hem stratejik planımızı,&nbsp;hem de bütçemizi katılımcı bir anlayışla, şehrimizin tüm paydaşlarıyla,&nbsp;özellikle demokratik kitle örgütleri, kent konseyi&nbsp;gibi şehrin tüm paydaşlarıyla yaptık. Buna&nbsp;çok önem veriyoruz. Ve bunların hepsini yaptığımız çalışmalarla birlikte belirledik aslında. Bu geldiğimiz süreçte de biz seçildiğimiz andan itibaren kampanya döneminde vaat ettiğimiz tüm projelerimizi yavaş yavaş hayata geçirmeye başladık. Evet engelleyici unsurlar var. Ama açıkçası ben şöyle düşünüyorum. Bizim belediye başkanları olarak şu anki motivasyonumuz imkansızlıkların içerisinden imkanları çıkartmak. O yüzden ben ilk eylem planı olarak kendi birimim içerisindeki, belediye içerisindeki satın almayı tek kalemle toplayarak doğru bütçeyi oluşturmaya, doğru kaynakları kullanmaya ve adil şeffaf bir yönetim anlayışı benimsemeye çok özen gösterdik. Ve bu anlamda disiplinli bir bütçeyle de bu tarihe kadar şehrimizin bazı problemlerini hızlıca çözmeye başladık. O yüzden geldiğimiz noktada süreç aslında hem bir taraftan hızlı işledi ama yaptığımız işler itibariyle de verimli bir süreç geçirdiğimizi düşünüyorum.</p>

<h2>"Üniversite öğrencilerimize dokunmaya çalışıyoruz, yakında sevgi kart uygulamasını hayata geçireceğiz"<br />
&nbsp;</h2>

<p><strong>Gökhan Biçici: Kent lokantaları, anne kartlar vs. daha sosyal belediyecilik ön plana çıkıyor, çünkü Türkiye tarihinin en yoğun yoksullaşma sürecini yaşıyor . Bu açıdan nasıl bir tabloyla karşılaştınız Edirne'de ve bu ihtiyaçlara yanıt vermek için neler yapıyorsunuz?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Filiz Gencan Akın:</strong> Tabii yani bizim şehrimizde&nbsp;de, tüm ülkede olduğu gibi çok derin bir yoksullukla karşı karşıyayız. Şehrimizde 28 mahallemiz var. Bu 28 mahallemizin birçoğu dezavantajlı mahallelerden oluşuyor. Ama sadece bugün geldiğimiz noktada bu dezavantajlı mahallelerde değil, yeni yerleşke olarak daha ekonomik durumu iyi olduğunu düşündüğümüz vatandaşlarımızın yaşadığı mahallelerde bile çok derin bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Biz Edirne Belediyesi olarak tabi ki sosyal belediyecilik anlamında birçok projeyi hayata geçirdik ve geçirmeye de devam edeceğiz. Hali hazırda yakın zamanda açacağımız kent lokantamız&nbsp;var. Diğer taraftan öğrenci yemeği vermeye devam ediyoruz. Her ne kadar bu konuda çok eleştirilsek de biz bunu yapmaya devam ediyoruz. Üniversite öğrencilerimize dokunmaya çalışıyoruz, onların yanında olmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda tüm partimizin ortaklaşarak hazırladığı bir sevgi kart projemiz var. Onu da yakın zamanda hayata geçireceğiz. Şehrimizde tüm ihtiyaç sahiplerine hızlıca bir şekilde ulaşmaya ve dokunmaya çalışıyoruz. Bu konuda disiplinli bir şekilde çalışıyoruz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Peki ekoloji, iklim, enerji dönüşümü açısından da Edirne yine önemli şehirlerden biri. Siz daha önce sanıyorum gençlerle bir protokol de imzalamıştınız seçim öncesinde. Artık seçildiniz, kazandınız. Stratejik planınızı da dikkate alarak enerji dönüşümü açısından, enerji tasarrufu açısından, karbon salınımın azaltılması açısından neler yapacaksınız, neler öngörüyorsunuz, ne tür planlarınız var?</strong></p>

<h2>"Güneş enerji panelleriyle ilgili kendi hizmet binalarımızla yeni bir oluşuma başlayacağız."</h2>

<p><br />
<strong>Filiz Gencan Akın:</strong> Hazırlamış olduğumuz bir eylem planımız vardı Edirne Belediyesi olarak. Şimdi bunun güncellenmesinin ve daha önce kampanya döneminde vadettiklerimizi ve bu süre içerisinde yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı öngördüğümüz yeni bir eylem planının hazırlık aşamasındayız. Bu konuda da İstanbul Enerji AŞ ile ortak bir çalışma yürütüyoruz. Biz açıkçası Avrupa'nın hemen yanı başında, Avrupa'nın Türkiye'ye açılan kapısı olduğumuz için kendi stratejik durumumuza da çok kıymet veriyoruz. Ve burada özellikle Edirne Belediyesi olarak da şunu örneklemek istiyoruz. Özellikle güneş enerji panelleriyle ilgili kendi hizmet binalarımızla yeni bir oluşuma başlayacağız. Hem tasarruflu elektrik kullanmak&nbsp;hem de şehrimizde yaşayan özellikle iş insanlarımıza, işletme sahiplerine de örnek olmak istiyoruz. İklim kriziyle ilgili yaptığımız birçok çalışma oldu. Edirne tabii ki su fakiri bir şehir değil ama gittikçe su kıtlığına doğru uzanan bir serüveni var. Bu anlamda hem vatandaşlarımızı bilinçlendirmek hem de Trakya'da ortak bir çalışma yapmak üzere&nbsp;daha önce TESKİ'ni gerçekleştirdiği, daha sonra da bizim de İSKİ ile paydaşı olduğumuz bir çalıştayı da Edirne'de hayata geçireceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Belli mi takvimi?</strong><br />
<br />
<strong>Filiz Gencan Akın:</strong> Bununla ilgili Ocak ayını planlıyoruz. Hali hazırda hem TESKİ'nin hem İSKİ'nin devam eden çok süreçleri var. Biz Ocak ayı itibariyle hem eylem planımızla ilgili hazırlığımızı tamamlamış olacağız hem de bu konuda çalıştayımızı&nbsp;yapacağız.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Kent sakinlerinin&nbsp;enerji tasarrufu kültürüyle bir anlamda yetişmesi veya buna adapte olması açısından, solar panel uygulamalarının&nbsp;yaygınlaşması açısından bir çalışmanız, hazırlığınız var mı?</strong><br />
<br />
<strong>Filiz Gencan Akın</strong>: Edirneli hemşehrilerim çevre konusunda çok duyarlılar. Ben öncelikle hemşehrilerime bu konuda teşekkür ediyorum. Ama tabii ki bizim de bilinçlendirme anlamında yaptığımız birçok çalışma var. Ve hali hazırda bu çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Tabi ki bizim belediye olarak bu anlamda işleri kolaylaştırmak, özellikle imar sathında <strong>i</strong>şleri kolaylaştırmak adına da yapmış olduğumuz çalışmalar var.</p>

<h2>"260 dönüm toprağımızı akıllı tarım uygulamalarıyla ektik, geliriyle öğrencilere burs vereceğiz"</h2>

<p>Aynı zamanda tabii Edirne bir tarım şehri. Ben bunu da özellikle belirtmek istiyorum. Ve Edirne'nin bir tarım üssü olmasını istiyorum Trakya'da. Bunu çok önemsiyorum. Çünkü yavaş yavaş topraktan çekilen hemşehrilerimle şehirdeki sosyal hayattaki denge de yavaş yavaş bozulmaya başlıyor. Bu anlamda biz hemen bir tarımsal hizmetler müdürlüğümüzü kurduk. Kendi içimizde, meclisimizin içinde bir tarım komisyonu oluşturduk. Ve bugüne kadar işgal altında olan 260 dönüm toprağımızı akıllı tarım uygulamalarıyla, doğru tarım uygulamalarıyla ektik ve bunlardan elde edeceğimiz gelirlerle de öğrenci kardeşlerimize burs vereceğiz. Diğer taraftan da vatandaşlarımızın tekrar tarıma dönmeleri için, çünkü<strong>&nbsp;</strong>dediğim gibi Edirne tarım, turizm&nbsp;ve&nbsp;bir öğrenci şehri. Biz bunu çok önemsiyoruz, hem doğru tarım uygulamalarını hemşehrilerimiz&nbsp;öğretmek ama diğer taraftan da toprağa geri dönmeleri için onlara teşviklerle yanlarında olmaya çalışıyoruz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Yenilenebilir&nbsp;enerji sanatçıları kurma projesi var mı Edirne'de? Öyle bir çalışma, bir hazırlık?</strong><br />
<br />
<strong>Filiz Gencan Akın</strong>: Şu an hali&nbsp;hazırda. &nbsp;Önce eylem planımız, daha sonra orta ölçek ve uzun ölçek programlarımız var. Tabi ki uzun vadede de Edirne'nin bu anlamda örnek bir şehir olmasını istiyoruz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Belediyenin kendi enerji tasarrufu ve dönüşüm açısından hazırlığı var mı?</strong><br />
<br />
<strong>Filiz Gencan Akın:</strong> Tabi biz şimdi az önce söylediğim gibi hizmet binalarımızın hepsinde bu uygulamaya geçeceğiz. Bununla ilgili de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Enerji AŞ&nbsp;ile ortak bir çalışma yürütüyoruz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Peki çok teşekkür ederim. Bir soru daha sormak istiyorum. Stratejik planınızı incelediğimde bilime dair yaptığınız vurguyu da gördüm. Bilim festivali yapacağız demişsiniz?</strong></p>

<p><br />
<strong>Filiz Gencan Akın: </strong>Edirne bir öğrenci şehri. Trakya Üniversitesi çok göklü bir üniversite. Kırk bini aşkın öğrencimiz var. Ve biz kampanya döneminde dediğim gibi vaatlerimizi oluştururken öğrenci kardeşlerimizden özellikle böyle bir taleple karşılaştık. Ve bununla ilgili hazırlıklarımızı da yürütüyoruz. En kısa zamanda yine böyle Türkiye'ye örnek olacak bir çalışma ve bir festivali Edirne'de hayata geçireceğiz.<br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici:&nbsp; Çok teşekkür ederim.</strong><br />
<br />
<strong>Filiz Gencan Akın: </strong>Teşekkür ederim. Çok sağ olun.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENTİNE İYİ BAK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-edirne-gunes-enerji-panelleriyle-ilgili-kendi-hizmet-binalarimizla-yeni-bir-olusuma-baslayacagiz</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Dec 2024 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/filiz-gencan-akin.jpg" type="image/jpeg" length="40663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Paris anlaşması gereği kömürden çıkmamız gerekiyor ama hükümetin böyle bir planı var mı bugüne kadar görmüş değiliz"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-soma-paris-iklim-anlasmasina-gore-somanin-madenden-cikmasi-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-soma-paris-iklim-anlasmasina-gore-somanin-madenden-cikmasi-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kentine İyi Bak program serisinin ikincisinde konuğumuz Manisa Soma Belediye Başkanı Sercan Okur oldu. dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sorularını yanıtlayan Okur, Soma'nın madenlerden kaynaklı olarak üç vardiye yaşayan bir enerji ve maden kenti olduğunu vurgulayarak, Paris İklim Anlaşmasını hatırlattı. Okur şöyle konuştu "Bu iklim anlaşması gereğince bir süre sonra bizim kömür üretiminden çıkmamız gerekiyor. Soma gibi ilçeler kömürden çıktığında nasıl bir geleceğe sahip olacak? Tabii ki hükümetin bu konuda bir planı vardır ama bunları ben mesela belediye başkanı olmama rağmen bilmiyorum."&nbsp;</p>

<p><strong>Gökhan Biçici: 31 Mart seçimleri üzerinden 9 ay geçti, stratejik planlar çıktı, yeni bütçeler onaylandı. Belediyeler açısından da özellikle ilk defa seçilen yerler açısından da giderek daha somut cümleler&nbsp;kurmak mümkün hale geldi. Bugünden geriye, son 9 aya baktığımızda gelecek perspektifiyle neler söylemek istersiniz, ne öngörüyordunuz, ne bekliyordunuz, ne vaat ettiniz, nelerle karşılaştınız?</strong></p>

<h2>"Ekonomik durumdan ötürü seçimden önce maliyeti çok yüksek projeler vaat etmedim"</h2>

<blockquote>
<p>Yaşadığımız ekonomik sıkıntıları ve yaşayabileceğimiz muhtemel sıkıntıları öngörebildiğimiz için aslında seçim öncesi dönemde ben vatandaşın karşısına çok uçuk kaçık projelerle, çok ciddi maliyet gerektirecek&nbsp;projelerle çıkmamıştım. Daha ayağı yere basan, daha ekonomik modellerle sorunları çözebilecek projelerle, küçük dokunuşlarla Soma<font face="Cambria">’</font>yı güzelleştireceğimi vaat etmiştim. Bugün de aslında bunu yapmaya çalışıyoruz.</p>
</blockquote>

<h2><img alt="Kentine İyi Bak Soma Sercan Okur Kapak" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/kentine-iyi-bak-soma-sercan-okur-kapak.jpg" / width="1280" height="720"></h2>

<h2>"Soma günde üç vardiya yaşayan bir madenci kenti"</h2>

<blockquote>
<p>Çünkü Soma bir enerji kenti,&nbsp;Soma bir madenci kenti.&nbsp;Soma günde üç vardiya yaşayan bir kent. Maden işçilerinin mesai saatlerinden ötürü günde üç vardiya yaşayan bir kent.Ve&nbsp;maalesef ki seksen bir vilayetten yurttaşın çalışmak için geldiği kentimizde altyapı sorunlarıyla boğuşuyoruz. Üst yapı özellikle yol sıkıntılarıyla boğuşuyoruz. Doğalgaz daha yeni ilçemize geldi ve takdir edersiniz ki yollarımızı mahvetti doğalgaz kazıları. Sosyal alanlarımız yok, kültürel alanlarımız yok. Öyle bir ilçe düşünün ki 110 bin nüfusluk bir ilçe olmasına rağmen sinema salonu yoktu, tiyatro salonu yoktu. Devam eden bir kültür merkezi inşaatı vardı.</p>
</blockquote>

<h2>Bir ilçe düşünün 110 bin nüfusu var ama ne sineması, ne tiyatrosu, ne kültür merkezi var</h2>

<blockquote>
<p>Teslim tarihi geçmiş olmasına rağmen üçte birlik kısmı ancak tamamlanabilmişti. Biz hemen bu süreci hızlandırdık. Kaynaklarımızı kültür merkezi inşaatına aktardık. Ve şu anda inşallah Ocak ayı içerisinde kültür merkezi inşaatımızı tamamlayarak Somalı hemşerilerimi kültürel ve sosyal faaliyetlerle buluşturacağız. Ayrıca yol yapım çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. Bunun yanı sıra yaz mevsiminde çok güzel bir festivalle halkımızı coşturduk, eğlendirdik. Onların stres atmalarına vesile olduk. Ve tabii ki çok önemsediğimiz bir konu <font face="Cambria">‘S</font>oma ve hava kirliliği<font face="Cambria">’</font>.</p>
</blockquote>

<h2>"Soma'nın en önemli sorunlarından birisi termik santrallerden kaynaklı hava kirliliği, bunu ulusal gündeme taşıyacağız"</h2>

<blockquote>
<p>Hava kirliliği termik santralden kaynaklanan bir kirlilik ve maalesef halkımızın sağlığını, çevremizin sağlığını tehdit eder boyutta. Bu bugüne kadar ülke gündeminde çok konuşulmadı. Ama bundan sonraki süreçte hem Manisa Büyükşehir Belediyesi hem Soma Belediyesi olarak yapacağımız çalışma ve faaliyetlerle bu konuyu da ulusal gündeme taşımak, tartışmaya açmak istiyoruz. Çünkü Soma halkı Termik Santral<font face="Cambria">’den </font>kaynaklanan hava kirliliği ile şu anda zehirleniyor. Kanser vakalarında üst sıralarda olan bir ilçeyiz. Maalesef bu konuda da neler yapmamız gerekiyorsa biz belediye olarak elimizi taşın altına soktuk. Ancak duyarlılık gösterecek sivil toplum örgütlerinden, vatandaşlarımızdan da sesimizi duymalarını ve bize destek olmalarını bekliyoruz. Bu da sizlerin vesilesiyle olursa çok mutlu oluruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p><br />
<em><strong>Gökhan Biçici: Yeni kabul edilen stratejik planınızı inceledim orada ekolojik sorunlar, iklim dönüşümü, enerji dönüşümü oldukça ağırlıklı bir yer tutuyor. Hatta pek çok belediyeye&nbsp;göre çok daha fazla&nbsp;yer tutuyor. Tüm planın neredeyse yarıdan fazlası, tüm faaliyet, öngörü, maddeler&nbsp;bununla alakalıydı diyebiliriz. Vurguladığınız ciddi hava kirliliği sorunu var. Kanser&nbsp;hasta sayısı oranları bakımından Soma Türkiye'de en üst sıralarda. Bu yönüyle önümüzdeki 4-5 yıl açısından somut olarak enerji dönüşümü&nbsp;önemli&nbsp;bir mesele. Bunlar için neler yapmayı&nbsp;planlıyorsunuz, ne tür hazırlıklarınız var?</strong></em>&nbsp;</p>

<h2>"Paris anlaşması gereği kömürden çıkmamız gerekiyor ama hükümetin böyle bir planı var mı bugüne kadar görmüş değiliz"&nbsp;</h2>

<blockquote>
<p><strong>Sercan Okur:</strong> Şimdi ülkemizin imza koyduğu Paris İklim Anlaşması var. Bu iklim anlaşması gereğince bir süre sonra bizim kömür üretiminden çıkmamız gerekiyor. Soma gibi ilçeler kömürden çıktığında nasıl bir geleceğe sahip olacak? Tabii ki hükümetin bu konuda bir planı vardır ama bunları ben mesela belediye başkanı olmama rağmen bilmiyorum. Yani hükümetin böyle bir planı, böyle bir uygulaması var mı? Bugüne kadar bunu görmüş değiliz. Biz bu noktada bunu başarmak istiyoruz.</p>
</blockquote>

<h2>"Soma'yı hem ekonomik anlamda, hem ekolojik anlamda geleceğe hazırlamamız gerekiyor"</h2>

<blockquote>
<p>Yani eğer Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti imza koyduğu Paris İklim Anlaşması'nı uygulayacaksa bizim Soma'yı hem ekonomik anlamda hem de ekolojik anlamda bu geleceğe hazırlamamız gerekiyor. Bunu hazırlayabilmek için de başta turizm olmak üzere bir takım çalışmaların temellerini bugünden atmamız gerekiyor.&nbsp;Biz artık Soma'nın maden kazalarıyla, işçi işveren ihtilaflarıyla, çevre sorunlarıyla anılan bir ilçe olmasını istemiyoruz. Enerjinin başkenti olarak tanımladığımız Soma'nın, acıların başkenti olarak tanımlanmasını, anılmasını istemiyoruz. Bu nedenle de öncelikle planımız Soma'ya madene alternatif yatırımları çekebilmek&nbsp;olacak. Soma lokasyon olarak çok başarılı bir bölgede. Dikili&nbsp;ve Çandarlı Limanı, Aliağa Limanı bize çok yakın. Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi, Bursa, Manisa ve İzmir Organize Sanayi Bölgeleri çok yakın. Biz Soma'yı madencilik dışında farklı ekonomik modellerin bir arada olduğu ve turizminde geliştiği bir ilçe haline getirmek istiyoruz. Örneğin Darkale isminde bir köyümüz var. Gezmeyen görmeyen herkesi Soma'ya davet ediyorum. Bu köyümüzü gezmelerini istiyorum. Gerçekten saklı bir hazine. Orada tarihi bir doku, tarihi bir miras var. Ancak şu anda bu miras yok olmak üzere. Koruma amaçlı imar planında son aşamaya geldik. Bugüne kadar o da yapılmış değildi. Köyün tamamı sit alanı olmasına rağmen koruma amaçlı imar planı yoktu. Biz koruma amaçlı imar planını çıkartmak üzereyiz. Şu anda kurulda onay bekliyor. Tabii ki Cumhuriyet Halk Partili bir belediyeye uygulanan defansı biz de bu gibi kurumlarda görüyoruz, hissediyoruz işlerimizin geciktirildiğinin veya işlerimize ufak sebeplerle taş koyulduğunun farkındayız. Bunları da yaşamak istemiyoruz.</p>
</blockquote>

<p><br />
<br />
<strong>Gökhan Biçici: Elbette belediyenin inisiyatif alması önemli ama&nbsp;stratejik planların hazırlık aşamasında olsun bu enerji odaklı dönüşüm sürecinde olsun &nbsp;sanayiden tarıma, sivil toplum kuruluşlarından üniversitedeye kadar paydaşlarla bir ortaklık arayışı kaçınılmaz. Bu noktada ne tür çalışmalarınız var?</strong></p>

<blockquote>
<p><br />
<strong>Sercan Okur:</strong> Şimdi biz göreve gelir gelmez Soma Belediyesi'nde olmayan bir birimi ilk defa kurduk. Araştırma geliştirme veya proje geliştirme birimi olarak ben bunu adlandırıyorum. Bu birimde görev yapan arkadaşlarımız şu anda bir proje bankası oluşturuyorlar. Bu tarımla ilgili projelerden tutun da sanayiyle ilgili projelere park ve bahçelerle ilgili projelerden tutun da gençlere, yaşlılara, emeklilere yönelik sosyal projelere kadar her türlü projeyi içeren bir banka olacak. Partner şehir arayışlarımız var. Bununla ilgili yurt dışındaki kardeş şehirlerimizle temasa geçtik. Avrupa Birliği fonlarından, Zafer Kalkınma Ajansı fonlarından, çeşitli sivil toplum örgütlerinin fonlarından yararlanarak bir kaynak yaratmak istiyoruz. Çünkü günümüz ekonomik koşullarında Soma Belediyesi'nin bütçesi bu denli büyük projeleri gerçekleştirmek için yeterli değil.</p>
</blockquote>

<h2>"Tarım kenti değiliz ancak alternatif bir tarım modeli olarak sözleşmeli tarımı yaygınlaştırmak istiyoruz"</h2>

<blockquote>
<p>Biz bir tarım kenti değiliz. Tarımsal arazilerimiz çok fazla değil. Ancak alternatif bir tarım modeli olarak belediyemizin şirketi üzerinden çiftçilerle yapacağımız sözleşmelerle sözleşmeli tarımı Soma'da yaygınlaştırmak istiyoruz. Zeytin konusunda çok iddialıyız. Zeytinimiz iddia ediyorum ki Ege bölgesinin en kaliteli zeytini. Ayvalık'tan, Gemlik'ten zeytin tüccarları Soma'ya gelip zeytin alıp bunları Ayvalık zeytini, Gemlik zeytini olarak satıyorlar. Bu konuda çok iddialıyız. Sevişler kavunumuz var. Kırk Ağaç kavunu meşhurdur komşu ilçemiz. Onların da gücüne gitmesin. Benim de bir tarafım Kırkağaçlıdır ama Sevişler kavunu Kırkağaç kavunundan çok çok daha lezzetli, kaliteli bir kavundur. Göktaş'ta kirazımız var. Kiraz festivaline başladık. İlk defa gerçekleştirdik. Bunların tanıtımını yapmak istiyoruz. Bunları bütün Türkiye'ye yaymak istiyoruz. Tabii ki oluşacak taleple de kendi çiftçilerimizin üretimlerini arttırmalarını ve bu talepten kar elde ederek refah seviyelerini yükseltmelerini hedefliyoruz.<br />
Aileleriyle birlikte baktığımızda neredeyse nüfusumuzun yarısına tekabül eden bir alandan bahsediyoruz.</p>
</blockquote>

<h2>4 Aralık madenciler gününde hava kirliliğine karşı termik santral önünde basın açıklaması yapılacak&nbsp;</h2>

<blockquote>
<p>4 Aralık Madenciler Günü'nde Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ferdi Zeyrek ilçemize ziyaret edecek törenlere katılacak. Aynı zamanda çevre ilçe belediye başkanlarımız da davetli. Onlar da katılım gösterecekler. Bu törenlerin akabinde biz bir de şunu planlıyoruz. Bu az önce bahsettiğim termik santralden kaynaklı hava kirliliği konusunu birazcık olsun gündeme getirebilmek ve bu konuda bir duyarlılık, bir farkındalık yaratabilmek adına Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere Akisar, Kırkaç, Savaştepe ve Kınık Belediye Başkanlarımızı Termik Santrali'nin önünde bir araya getirerek bir basın açıklaması yapacağız. Ve bu basın açıklamasıyla da Soma'da yaşanan hava kirliliğini tüm yurttaşlarımıza ve yetkililere duyurmak istiyoruz.</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENTİNE İYİ BAK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-soma-paris-iklim-anlasmasina-gore-somanin-madenden-cikmasi-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Dec 2024 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/kentine-iyi-bak-soma-sercan-okur.jpg" type="image/jpeg" length="10006"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce: "Büyüme değil 'dengeli kalkınma modeli' sunuyoruz"]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-basladi-eskisehir-buyuksehir-belediye-baskani-ayse-unluce</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-basladi-eskisehir-buyuksehir-belediye-baskani-ayse-unluce" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kent'in nabzı bu programda atacak: 'Kentine İyi Bak' başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>dokuz8 TV ekranlarında yeni bir program serisi başladı: "Kentine İyi Bak". Adından da anlaşılacağız üzere "Kent" denilince akla gelen ne varsa bu programın konusu olacak. "Kent" bu programda tüm muhataplarıyla çok yönlü olarak ele alınacak. Muhataplardan söz edince de akla ilk gelenlerin başında yerel yönetimler ve belediye başkanları geliyor ve program serisinde yerel yönetimler ve belediyeler önemli bir ağırlık oluşturacak. Ancak kent ve ekoloji hareketlerinden, "Kent" alanında çalışma yürüten akademisyen ve uzmanlara, sivil toplum kuruluşlarından yurttaşlara kadar kente dair sözü olan her muhatap kendisine bu programda yer bulabilecek.</p>

<h2>Kentine İyi Bak başladı: İlk konuk Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce</h2>

<p>Program serisinin ilk konuğu Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce oldu. Seçim sürecinde Yılmaz Büyükerşen yerine aday gösterilerek seçilen Ayşe Ünlüce dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin sorularını yanıtladı. Seçimlerin ardından geçen dokuz aylık zaman diliminde stratejik planın ve bütçenin hazırlanıp kabul edildiğini ifade eden Ünlüce, önümüzdeki 5 yılda 8 ana başlık altında 77 somut projeyi kapsayan bir programa sahip olduklarını dile getirdi ve "Halkımıza önerdiğimiz, halkımıza vadettiğimiz vizyonu "dengeli kalkınma modeli" olarak sunduk. Özellikle büyüme demedik, kalkınma dedik. Çünkü kalkınma ile büyüme arasında biliyorsunuz çok önemli farklılıklar var" vurgusu yaptı. Ünlüce 8 ana başlık içinde öne çıkanlardan olan 'ekolojik denge' başlığını da ayrıntılandırdı ve bu konunun geçen ay kabul edilen stratejik planda önemli bir yere sahip olduğunu ifade eti.&nbsp;</p>

<p><img alt="Kentine İyi Bak Eskişehir" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/kentine-iyi-bak-eskisehir.jpg" / width="1280" height="720"></p>

<p><strong>Gökhan Biçici:&nbsp;Hoş geldiniz. 31 Mart seçimlerinin üzerinden 9 ayı aşkın bir süre geçti. İlk seçilmenin telaşı elbette biraz geride kaldı. Bir hazırlık süreci ardından strateji planlar&nbsp; da belediyelerde çoğunlukla geçtiğimiz ay meclislerde kabul edildi. Süreci öngörmeniz artık daha mümkün. Siz aday olduğunuzda, ki Eskişehir adaylık süreci sürprizlerle, tartışmalarla oldu. Şu 9 ayda ne vaat ettiniz, ne öngördünüz, nelerle karşılaştınız ve 2025 için neler öngörüyorsunuz? </strong><br />
<br />
Ayşe Ünlüce: Benim tabii biraz şanslı bir yanım var. Ben daha önce Büyükşehir Belediyesi'nde genel sekreter olarak çalışıyordum. Biliyorsunuz Büyükşehir Belediyeleri'nde genel sekreter başkandan hemen sonra gelir ve tüm bürokrasiyi de yönetir. Bürokrasinin de başındadır. O nedenle çok sürpriz bir şey olmadı başkan olduktan sonraki süreç benim için. Ama tabii seçim dönemi biraz sürpriz oldu. Özellikle o dönemde seçim çalışmalarını yürütürken işte adaylık sürecinin hızlıca açıklanmasıyla birlikte, tabii belediyeyi de iyi bilmenin, şehri iyi bilmenin avantajlarını kullanarak güzel bir yol haritası çizdik kendimize.</p>

<h2>'Büyüme' değil 'kalkınma' modeli sunuyoruz</h2>

<p>Halkımıza önerdiğimiz, halkımıza vadettiğimiz bu vizyonu "dengeli kalkınma modeli" olarak sunduk. Özellikle büyüme demedik, kalkınma dedik. Çünkü kalkınma ile büyüme arasında biliyorsunuz çok önemli farklılıklar var. Eskişehir çok farklı bir şehirdir. Eskişehir'i tek bir noktadan ele alamazsınız. Mesela bazıları gençlik şehri olarak bilir, bazıları turizm şehri olarak bilir. Aynı zamanda çok verimli ovaları var Eskişehir'in. Tarım ve hayvancılık da yaygındır. Yine çok güçlü bir sanayisi var. Türkiye'nin en büyük sanayi bölgelerinden bir tanesi bizde. Yine bugün gibi sayabileceğim pek çok özelliği var.</p>

<h2>"Eskişehir gençlik şehri olarak biliniyor ama nüfusun dörtte biri de artık emekli"</h2>

<p>Bir de nüfusun artık dörtte biri de emekli. Aslında gençlik şehri olarak bilmiyor ama böyle bir yanı da var. Biz bu tüm özelliklerinin eşit şekilde, dengeli şekilde besleyecek modellerle, projelerle gittik halkımıza. Bunların vaatlerini verdik. Toplamda bu dengeli kalkınma modeli diye bahsettiğimiz modeli sekiz başlıkta ele aldık. Bunlardan işte kimisi gençlikle ilgili, kimisi kıdemli vatandaşlarımızla ilgili, kimisi ekolojik dengeyle ilgili, kimisi ulaşım modellemeleriyle ilgili.</p>

<h2>Gençlikten, ekolojik dengeye önümüzdeki beş yıl için 8 başlık altında 77 somut proje önerdik&nbsp;</h2>

<p>Ve bu topladığımız 8 başlığın altında da somut 77 tane proje önerdik. Biz dedik bu projelerle beraber bu 8 başlığı besleyeceğiz ve tepede de dengeli bir kalkınma yapacağız diye. Göreve geldikten sonra zaten hızlıca biliyorsunuz yatırım programını hazırlıyoruz, arkadan stratejik plan geliyor ve bu hafta da bütçemiz geçti meclisten. Artık her şeyimizle hazırız yani yatırım programımız var. 5 yıllık stratejik planımızı yaptık ve önümüzdeki dönemin bütçesini de hazırlamış olduk. Biz göreve geldikten sonra bu bahsettiğim 77 projeyi 5 yıla yaydık. Kimisi ilk ayda yapabileceğimiz şeylerdi. Örneğin öğrencilerimize abone ücreti önerdik. "Sınırsız toplu taşıma hizmetini size 250 TL'ye sunacağız" dedik. Bu mesela tek seferde yapabileceğimiz bir şeydi. Yine ama büyük kuşak yollar önerdik. Bu mesela 4-5 yıla yayılarak yapılabilecek bir şey. O yüzden önümüze haritamızı açtık. İşte 5 yıl, 12 ay hangi ay hangisine başlıyoruz, hangi ay hangisini bitiriyoruz, işte yıllara sari olarak yapabileceklerimiz neler bunları planladık bu plan dahilinde gidiyoruz.<br />
<br />
<img alt="Kentine İyi Bak Ayşe Ünlüce-1" class="detail-photo img-fluid" src="https://dokuz8habernet.teimg.com/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/kentine-iyi-bak-ayse-unluce-1.jpg" / width="1493" height="842"><em><strong>Tabii ciddi bir yoksulluk sorunu yaşıyor Türkiye. İnanılmaz bir yoksullaşma var. Yerel yönetimler de belki daha önce çok öngöremediği, ek sorunlarla karşı karşıya kaldı ki bunlar çokça tartışma konusu. Bir yandan da merkezi iktidarıyla ilişkiler meselesinde de çoğu zaman kaynaklarının eskisi kadar çok olmadığı ve planladığı projeleri hayata geçirmekte daha fazla zorlandığı görülüyor pek çok yerel yönetimin. Eskişehir daha köklü, daha oturmuş bir kent. Bir devamlılık da var. Siz bu süreçte nasıl etkilendiniz? Öngöremediğiniz ek zorluklar çıktı mı? Bu sizin hedeflerinizi, planlarınızı nasıl etkiliyor?</strong></em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Tasarruf genelgesi ve borçların kaynağından kesilmesi uygulamaları bizi engellemeye yönelik siyasi kararlar"</h2>

<p><br />
Biliyorsunuz zaten seçimlerin hemen sonra bir tasarruf tedbirleri genelgesi diye bir genelge yayınlandı. Arkasından da SGK borçları, işte bir takım vergi borçları gibi borçların kaynaktan direkt kesilmesine ilişkin modellemeler yaptılar. Tabi bunların hepsi aslında biraz engellemeye yönelik siyasi kararlar. Ama geçmişte de bu tür şeyler çok yaşandı. Örneğin ben Büyükşehir Belediyesi meclisinde azınlıkta çalıştığımız dönemleri de biliyorum. Şimdi çoğunluktayız, hatta bayağı bir çoğunluktayız. En azından bu tür sorunlarımız yok. Meclise getirdiğimizde kararlarımıza Eskişehir'e yararlı olan pek çok kararı geçirebiliyoruz. Bu bizim için büyük bir avantaj. Yani azınlıktan geldikten sonra onu görmek hakikaten bizim için büyük bir kolaylık oldu. Bunun yanı sıra zaten bu kaynaktan kesintiler geçmişte de zaman zaman yaşadığımız şeylerdi. Aslında bir yapılandırmayla bunları yıllara sari olarak yayıp tahsiline gidebilecekken bunu yapmadan son derece vahşi bir şekilde hesaplarımızdan kesmeye başladılar.</p>

<h2>"Artan yoksulluğa karşı sosyal yardımları da arttırıyoruz"</h2>

<p>Bunlar tabii ki acımasız ama bir taraftan da borçlarımızı ödüyoruz. Bir taraftan da yapacağımız yatırımlara odaklanıyoruz. Bir taraftan da biraz önce sizin de söylediğiniz halkın yoksullaşması diye bahsettiğimiz konuyla da ilgili sosyal yardımları güçlendirmeye çalışıyoruz. Yani önümüzde ekonomik sıkıntılarımızın yanı sıra bir de daha fazla sosyal yardım yapmamız gerektiren bir süreç var maalesef. Bunu da bir şekilde yürütmek zorundayız. Kent lokantaları açıyoruz bununla ilgili. Yine kreşlerimizi, oyun alanlarımızı çoğaltıyoruz. Yaşlı bakım merkezleriyle ilgili çalışmalarımıza başladık. İşte evde temizlik hizmeti, evde bakım hizmetleri gibi sosyal kartların yaptığımız yardımları daha da artırıyoruz. Aşevinin kapasitesini artırıyoruz, yeni bir aşevi binası yapıyoruz. Yine önümüzdeki dönemde, önümüzdeki sene içinde halk mutfakları kurup direkt orada pişen yemekleri halkımıza uygun fiyatlarla dağıtmak gibi lokanta hizmetinden ziyade bu tip yöntemler üzerinde çalışıyoruz. Bunları da ekonomik sıkıntılarımız olsa da mutlaka yerine getireceğiz, bir çözüm yolu bulacağız.<br />
<br />
<em><strong>Peki ekolojik dönüşüm meselesi, ya da iklim sorunlarının, iklim krizinin yarattığı sorunları ele almak istiyorum. Bu sorunların geldiği boyutlar kentler açısından, yerel yönetimlerin&nbsp; bu meseleyi daha fazla gündemine almasını bir zorunluluk haline getirdi. Eskişehir köklü kentlerden birisi olarak bu açıdan öne çıkıyor. Son stratejik planınızda özellikle yeni dönemde Eskişehir olarak iklim enerji verimliliği açısından neler planlıyorsunuz? Özellikle enerji dönüşümünün noktasında hazırlıklarınız var mı?&nbsp;</strong></em></p>

<h2>"Katı atık bertaraf tesisimizde üretilen enerjiyle 45 bin haneye yetecek elektrik üretiyoruz"&nbsp;</h2>

<p>Biz zaten güneş enerji santralleri yapmaya başlamıştık. Uzunca bir zamandır bu sorunun farkındayız. Yine bizim katı atıkla ilgili bertaraf tesisimiz de çok uzunca zamandır faal ve bu katı atıktan üretilen gazlardan üretilen enerjiyle Eskişehir'de 45 bin haneye yetecek kadar elektrik üretiyoruz zaten. Bu 5-6 yıl öncesinden bugüne hizmet verdiğimiz bir tesisimiz. Yine bundan çok yıllar yıllar önce 'Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin atık su tesislerini kurarken biyogaz ve yine elektrik üretme tesislerini de orada kurmuştuk. Böylelikle o tesisin %50 ihtiyacını karşılayabiliyorduk. Zaten bu bizim hep gündemimizde olan bir konuydu. Aslında ben hala bu konuyla yeterince yüzleşemediğimizi düşünüyorum. Hem ülke olarak hem dünya olarak. Evet, pek çok böyle havalı cümleler kuruluyor, bununla ilgili çok işte güzel projeler üretiliyor ama aslında sorunun ne kadar ciddi olduğunun farkında olduğumuzu düşünmüyorum dünya olarak.</p>

<h2>"Elektrikli otobüslere geçiş süremiz var, imzası Cumhurbaşkanı önünde bekliyor"</h2>

<p>O nedenle bunun farkında olan bir şehir Eskişehir, Eskişehir'in üniversiteleriyle, aydın halkıyla hakikaten çok dinamik bir yapı var bu konuda. Sık sık bir araya da geliyoruz birbirimizi beslemek, birbirimizi bu konuda daha duyarlı hale getirmek için. Yine elektrikli otobüslere geçiş sürecimiz var. Cumhurbaşkanı'nın önünde bekliyor. İmzalarsa Eskişehir'i işte bu yeni nesil, bu doğa dostu araçlarımızla da tanıştırmış olacağız. Biz zaten uzunca bir zamandır tramvay kullanıyoruz. Bu da işte havayı kirletme karşıtı bir toplu taşıma aracıdır. Eskişehir'in havası temiz bir havadır. Belediye olarak yaptığımız hizmetlerde buna önem veriyoruz. Su açısından bizim tek kaynağımız Porsuk Çayımız. Porsuk Çayımızı korumak için çok yakınlarda bir koruma projesi hazırladık ve bu projeyi halkımıza sunduk. Bunun gibi yine çalışmalarımıza hızla devam edeceğiz. Bu dönemde de RES'ler gündemimizde rüzgar enerjisiyle ilgili gündemimiz var. Yine bu konuda halkımızı bilinçlendirmek anlamında pek çok çalışma yapıyoruz. Eskişehir'de çiftçileri kuru tarıma yönlendirmek için de pek çok bilinçlendirme çalışması yaptık. Biz de kendi arazilerimizde kuru tarıma yönelik ekim biçimi yapıyoruz.<br />
<br />
<em><strong>Somut hedefler var mı bunlarla ilgili?</strong></em></p>

<h2>Beş yıllık hedefler arasında kişi başı üretilen karbon ayak izini azaltma planı da var<br />
&nbsp;</h2>

<p>Tabi somut hedeflerimiz var. Onları karbon ayak izine göre işte bir kişinin ürettiği ne kadarsa, şehrin şu andaki durumu neyse bununla ilgili önümüzdeki hedefleri belirledik 5 yıllık hedeflerimize. Zaten bununla ilgili bizim bir eylem planımız da var. 2 yıl önce eylem planımızı da oluşturduk. O eylem planımıza göre adım adım gidiyoruz.<br />
<br />
<em><strong>Bu konuda paydaşlarla işbirliği var mı? Sanayi, tarım ya da ekoloji alanında çalışan kurumlarla işbirliği&nbsp; arayışınız var mı, bu kurumlardan geri bildimi alabiliyor musunuz, istişare organlarınız var mı?&nbsp;</strong></em><br />
<br />
Evet, Kent Konseyinin altında oluşturduk bunu. Zaten eylem planımızı hazırlarken kent konseyinden çok beslendik. Eskişehir'de çok uzun yıllara dayalı bir kent konseyi kültürümüz var ve içinde bu bahsettiğiniz bileşenlerin hepsi var. Sanayi odasından tutun, ticaret odasından, üniversitelerimize ve bütün kamu kuruluşlarına kadar. Oradan eylem planımızı hazırlarken birlikte çok fazla toplantı yaptık. Ve bu da sadece büyükşehirin kendi tesisleriyle ilgili bir konu değil. Bir şehrin eylem planı o şehrin bütün bileşenlerini kapsar. Hepimiz kendimize hedefler belirledik. Fakat şöyle özellikle GES'lerle ilgili son zamanlarda kapasiteyle ilgili sıkıntılar yaşıyoruz. Aslında bununla ilgili yatırım yapmak isteyen kuruluşlarımız var. Fakat illerin kapasitesiyle ilgili sıkıntılar yaşıyoruz. O yüzden biraz daha RES'e, biraz daha başka sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmeye başladık Eskişehir'de.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KENTİNE İYİ BAK, GÜNDEM, ESKİŞEHİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kentine-iyi-bak-basladi-eskisehir-buyuksehir-belediye-baskani-ayse-unluce</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Dec 2024 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/kentine-iyi-bak-ayse-unluce2.jpg" type="image/jpeg" length="31066"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
