<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/insanhaklari" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 30 Apr 2026 03:31:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/insanhaklari"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Af Örgütü: Dünya liderleri, Orta Doğu'da kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkes için harekete geçmeli]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/af-orgutu-dunya-liderleri-orta-doguda-kalici-ve-surdurulebilir-bir-ateskes-icin-harekete-gecmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/af-orgutu-dunya-liderleri-orta-doguda-kalici-ve-surdurulebilir-bir-ateskes-icin-harekete-gecmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü, ABD-İran ve İsrail-Lübnan arasındaki kırılgan ateşkeslerin yerine kalıcı, kapsamlı bir bölgesel ateşkes anlaşması yapılması gerektiğini belirtti. Örgüt, 28 Şubat'tan bu yana 5 binden fazla kişinin öldüğünü, sivillerin çift taraflı katliam riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü, bugün yayımladığı açıklamada, ABD-İran ve İsrail-Lübnan arasındaki kırılgan ve geçici ateşkeslerin yerine, daha fazla sivil ızdırabını önlemek ve adalet, uluslararası hukuka saygı ve herkes için insan haklarının uzun vadeli korunmasına zemin hazırlamak için kalıcı, sürdürülebilir ve çatışmalardan etkilenen tüm ülkeleri içeren kapsamlı bir bölgesel ateşkes anlaşması yapılması gerektiğini belirtti. Yürürlükteki iki ateşkes anlaşması da kırılgan, geçici ve her an çökme tehlikesi altında. Bu, milyonlarca sivilin hayatını bir kez daha tehlikeye atıyor.</p>

<h2>ULUSLARARASI HUKUK DÜZENİ AŞINIYOR</h2>

<p>Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, küresel çaplı uluslararası hukuk düzeninin ve uluslararası insancıl hukuka saygının tehlikeli biçimde aşındığına tanık olduğumuzu belirterek şunları kaydetti:</p>

<p>“ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı saldırılar hukuksuzdu, BM Şartı’nın güç kullanımı yasağının ihlaliydi ve İran yetkililerinin misilleme amaçlı hukuksuz eylemlerini tetikledi. O günden bu yana 5 binden fazla insan öldürüldü, birbirine bağlı çatışmaların tüm bölgede artmasıyla sivillerin ve sivil altyapının saldırılara uğraması sonucu Orta Doğu genelinde milyonlarca sivilin hayatı altüst oldu. ABD, İsrail, İran ve Hizbullah dahil tüm taraflar hukuksuz saldırılar gerçekleştirerek insan hayatını hiçe sayarken, ABD Başkanı açık bir dille savaş suçları ve hatta soykırım işleme tehditlerinde bulunarak İran’da bütün bir medeniyeti yok edeceğini ilan etti.”</p>

<p>Callamard, uluslararası toplumun ABD ve İsrail’in İran’a karşı BM Şartı’nı ihlal ederek gerçekleştirdiği hukuksuz saldırıları ve uluslararası hukuk kapsamındaki tüm suçları eksiksiz olarak soruşturması, devletlerden ve kişilerden hesap sorulmasını sağlaması gerektiğini vurguladı. Derhal kalıcı ve gerçek bir ateşkes sağlanması için silahlı çatışmaların tamamen durdurulması gerektiğini belirten Callamard, “2025’te Gazze’de, 2024’te Lübnan’da varılan sözde ateşkes anlaşmaları İsrail’in sivillere yönelik saldırılarını durdurmakta başarısız oldu. Yeni katliam suçlarının işlenmesi tehdidi yaklaşırken, küresel eylemsizlik uluslararası toplumun kitlesel katliamları önlemek ve müdahale etmek için bağlı olduğu mekanizmaları zayıflatıyor. Dünya liderleri, kitlesel sivil ızdırabın sıradanlaşmasını durdurmak, ortak insanlığımızı savunmak ve bölge genelinde insan haklarına, adalete ve kalıcı istikrara dayalı bir gelecek için gerekli koşulların oluşturulmasına katkıda bulunmak üzere kalıcı ve kapsamlı bir ateşkesin derhal yürürlüğe girmesi için acilen bir araya gelmeli” dedi.</p>

<h2>ZORLA YERİNDEN EDİLEN LÜBNANLILARIN GERİ DÖNÜŞÜNE İZİN VERİLMELİ</h2>

<p>ABD ve İran karşılıklı tehditlere ve Hürmüz Boğazı’nda gemilere el koymaya devam ediyor. İsrail ordusu Lübnan topraklarındaki varlığını sürdürerek sınır bölgelerindeki onlarca köyün sakinlerine geri dönmemelerini söylüyor. 2 Mart’tan itibaren İsrail ordusu, Lübnan’da devamlı hava saldırıları düzenleyerek sivilleri, sağlık çalışanlarını ve gazetecileri öldürdü. Lübnan’ın güneyindeki çok geniş bölgeleri ve Beyrut’un güney banliyölerini içeren geniş kapsamlı toplu “tahliye” emirleri bir milyondan fazla kişiyi yerinden etti. En şiddetli günlerden biri olan 8 Nisan’da, İsrail ordusu yalnızca 10 dakika içinde 100 saldırı gerçekleştirmekle övündü. İsrail’in Lübnan’da 2024’teki hukuksuz saldırılarına ilişkin mutlak cezasızlıktan yararlanması 2026 yılında daha fazla ihlali körükledi. Lübnan’da ateşkes duyurulduğunda 177’si çocuk 2 bin 294 kişi öldürülmüştü. İsrail ordusu Lübnan’daki saldırılarını derhal durdurmalı, sivil yapıları imha etmeye son vermeli ve Lübnan’dan çekilmeli. Evlerini terk etmeye zorlanan tüm kişilerin geri dönüşüne izin verilmeli. Hizbullah, İsrail’e yönelik saldırılarını durdurmalı.</p>

<h2>İRANLILAR ÇİFT TARAFLI KATLİAM RİSKİ ALTINDA</h2>

<p>İran’da ABD ve İsrail’in 28 Şubat ile 7 Nisan arasında gerçekleştirdiği on binlerce hava saldırısı sivillerin vahim derecede zarar görmesine neden oldu. ABD’nin Minab’da bir okula düzenlediği hava saldırısında 120’si çocuk 156 kişi öldürüldü. ABD ve İsrail saldırıları enerji santralleri, köprüler, üniversiteler, okullar, konutlar, sağlık merkezleri, çelik fabrikaları ve petrokimya tesisleri de dahil sivil altyapıda geniş çaplı yıkım ve hasara yol açtı. Resmi verilere göre, ABD ve İsrail’in İran’daki saldırıları 7 Nisan itibarıyla yüzlerce çocuk dahil en az 3 bin 375 kişinin öldürülmesine, 25 bin kişinin yaralanmasına yol açtı.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü’nün bugün yayımladığı açıklamaya göre, silahlı çatışmalar ile ölümcül baskılar arasında sıkışan İran halkı çift taraflı risklerle karşı karşıya. ABD-İsrail saldırıları başladığından beri İran yetkilileri, her türlü muhalefeti “düşmanın” yanında yer almakla eş saydı ve muhalif görüşlerini açıklayan veya İslam Cumhuriyeti’nin sona ermesini barışçıl biçimde savunan herkesi açıkça toplu öldürmelerle tehdit etti. Yetkililer, 8 protestocu, 9 muhalif ve casuslukla suçlanan 2 kişi olmak üzere en az 19 kişiyi keyfi olarak infaz etti. Ateşkesle birlikte, İran yetkilileri tarafından katliam suçlarının işlenmesini önlemek ve İran sivil toplumu öncülüğünde, yaşam hakkı gibi insan haklarına saygıyı ve eşitliği güvence altına alan anayasa değişiklikleri de dahil köklü değişim çağrılarını desteklemek için uluslararası toplumun acil diplomatik adımlar atması gerekiyor.</p>

<h2>BÖLGE GENELİNDE SİVİLLERİN MARUZ KALDIĞI ZARARLAR</h2>

<p>İsrail’de ve işgal altındaki Filistin toprağında siviller hem İran’ın füzeleri hem de Hizbullah’ın fırlattığı roketler nedeniyle ateş altında kaldı. İsrail’de 21 sivil ve 2026’da Lübnan’ın güneyinde meydana gelen çatışmalarda 13 asker olmak üzere en az 34 kişi öldürüldü. Uluslararası Af Örgütü, Beyt Şemeş’te bir sinagogu vuran saldırıda İran’a ait hedef hassasiyeti olmayan balistik füzeler kullanıldığını belirledi. Yemen’deki Husi silahlı grubu Mart 2026 da dahil çeşitli zamanlarda İsrail’e defalarca füze fırlattı. İran’ın füze saldırılarında, işgal altındaki Batı Şeria’da dört Filistinli kadın öldürüldü. 28 Şubat ile 15 Nisan arasında, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 13, Kuveyt’te 7, Bahreyn’de 3, Umman’da 3 ve Suudi Arabistan’da 3 kişi olmak üzere Körfez’de en az 29 kişi öldürüldü. İran’ın bu ülkelere karşı saldırıları, ABD askeri üslerinin ötesine geçerek enerji altyapısına, havalimanlarına, tuzdan arındırma tesislerine ve yerleşim bölgelerine zarar verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD, İran, Hamas ve İsrail yetkilileri hukuka aykırı saldırılar gerçekleştirmekten kaçınmalı. Uluslararası hukuk ihlallerine son verilmesi ve süregelen cezasızlıkla mücadele için somut adımlar atılmadığı sürece; savaş suçları ve kitlesel hak ihlallerinin tekrarlanma riski varlığını koruyacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/af-orgutu-dunya-liderleri-orta-doguda-kalici-ve-surdurulebilir-bir-ateskes-icin-harekete-gecmeli</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/af-orgutu-4.png" type="image/jpeg" length="92461"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyada İnsan Haklarının Durumu raporu: Çocuklar savaş, açlık ve baskılara karşı hayatta kalma mücadelesi veriyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dunyada-insan-haklarinin-durumu-raporu-cocuklar-savas-aclik-ve-baskilara-karsi-hayatta-kalma-mucadelesi-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dunyada-insan-haklarinin-durumu-raporu-cocuklar-savas-aclik-ve-baskilara-karsi-hayatta-kalma-mucadelesi-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü tarafından yayımlanan ve 144 ülkeyi kapsayan rapor, dünya genelinde çocuk haklarının ağır ihlallerle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Verilerde, savaş bölgelerindeki ölümler, eğitimden mahrumiyet ve gıda yetersizliği gibi krizlerin çocukların geleceğini tehdit ettiği kaydedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla paylaştığı raporda, dünya genelindeki çocuk hakları ve eğitim hakkı karnesinin zayıf olduğunu belirtti. Raporda, devletlerin çocukları koruma konusundaki sorumluluklarını yerine getiremediği ifade edildi.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü Ruhat Sena Akşener, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Rapordaki verilerin ortaya koyduğu sonuç net: Dünya devletleri, çocukları koruma konusunda sınıfta kaldı! Dünyadaki güçlü devletler, kontrol, cezasızlık ve kâr amacıyla doğrudan insan haklarının ve uluslararası kural esaslı düzenin temellerine saldırırken, bütün bunlardan en çok da çocuklar etkileniyor. 2025’te İsrail soykırımında öldürülen 26 bin 791 Filistinlinin yüzde 60’ı çocuklar, kadınlar ve yaşlılardan oluşuyordu. İsrail ordusu, Gazze’deki tüm okulları yıktı. Afganistan’da çocukların yüzde 90’ı gıda yoksulluğu yaşadı, 4 milyon çocuk yetersiz beslendi. Kamerun'da 3 milyondan fazla çocuğun eğitimi sekteye uğrarken, çocukların devlet dışı silahlı gruplara alınma riski arttı. Güçlü devletlerin hukuk tanımaz ve saldırgan tavırları, sadece bugünün çocuklarını değil, gelecek nesillerin de geleceğini tehlikeye atıyor. Tüm devletleri ve uluslararası toplumu, taviz politikalarından derhal vazgeçmeye, saldırgan dünya düzeninin kuruluşuna karşı koymaya ve çocukların haklarını korumaya çağırıyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rapordaki veriler, 2025 yılında İsrail'in Gazze'de 26 bin 791 Filistinliyi öldürdüğünü, 64 bin 65 kişiyi ise yaraladığını gösterdi. Bu kişilerin yüzde 60'ının çocuklardan, kadınlardan ve yaşlılardan oluştuğu, sadece 18 Mart tarihinde 174’ü çocuk olmak üzere en az 414 Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirildi. İsrail ordusunun Gazze’deki üniversite ve liselerin tamamını imha ettiği, sığınağa dönüştürülen okulların hava saldırıları ve yıkım robotları ile hedef alındığı kaydedildi. Temmuz 2025'te ise 13 bin çocuğun akut yetersiz beslenme sebebiyle hastaneye yatırıldığı bilgisi paylaşıldı.</p>

<p>Afganistan’da Taliban yönetiminin kararnameleriyle çocuk evliliklerinin arttığı, kadınların ve kız çocuklarının yüzde 78’inin eğitim ve çalışma hakkından mahrum bırakıldığı ifade edildi. Çocukların yüzde 90’ının gıda yoksulluğu çektiği, 4 milyon çocuğun yetersiz beslendiği belirtilirken, 1,8 milyondan fazla Afgan'ın hukuka aykırı şekilde sınır dışı edildiği kaydedildi. İran’da kız çocukları için yasal evlilik yaşının 13 olarak sürdüğü, etnik azınlıkların eğitimde ayrımcılığa maruz kaldığı bildirildi. Suriye’de ise Alevi ailelerin kız çocuklarının kaçırıldığına dair bildirimlerinin karşılıksız kaldığı ifade edildi.</p>

<h2>ABD’DE 233 SİLAHLI OKUL SALDIRISI KAYDEDİLDİ</h2>

<p>Silahlı şiddetin ABD'deki çocuklar ve gençler arasında birinci ölüm nedeni olmaya devam ettiği, 2025 yılında 233 okul saldırısının kayıtlara geçtiği belirtildi. ABD’nin yardım fonlarını kesme kararının, Yemen’de yetersiz beslenme ve hastalıklarla mücadele eden çocuklar için hayat kurtarıcı hizmetlerin sonlanmasına neden olduğu vurgulandı. Amerika kıtası genelinde kadınlar ve kız çocukların yüksek şiddet seviyeleriyle karşılaştığı kaydedildi.</p>

<p>Avrupa'da ise Müslüman kadın ve kız çocuklarına yönelik ayrımcılığın sürdüğü ifade edildi. Fransa’da dini kıyafet yasağı teklifi gündemdeyken, Avusturya parlamentosunun 14 yaş altı kız çocukların başörtüsü takmasını yasakladığı belirtildi. Çekya ve Slovakya’da Roman çocukların ırk ayrımcılığına maruz kaldığı, ancak Çekya’nın bu durumu önlemek adına yeni tedbirleri yürürlüğe koyduğu aktarıldı. Rusya'nın göçmen çocuklara yönelik zorunlu dil sınavı ve yasal giriş kanıtı şartı nedeniyle birçok çocuğun eğitim sisteminin dışında kaldığı bilgisi paylaşıldı.</p>

<p>Asya ve Afrika bölgelerinde de benzer hak ihlallerinin sürdüğü kaydedildi. Myanmar’da hava saldırıları ve paramotorlu saldırıların çocukların ölümüne yol açtığı, Kuzey Kore’de ise okulların fiziksel imkanlardan yoksun olduğu ve engelli çocukların dışlandığı belirtildi. Afrika genelinde milyonlarca çocuğun çatışmalar nedeniyle eğitimden mahrum kaldığı; Kamerun'da 14 bin 829 okulun kapatıldığı, Güney Sudan'da ise çocukların yüzde 70'inden fazlasının okul dışında kaldığı ifade edildi. Sudan'da Zamzam kampına yapılan saldırıda çoğu kadın ve çocuk yüzlerce kişinin öldürüldüğü, Grand Sud bölgesinde 8 bin çocuğun şiddetli akut yetersiz beslenme tedavisi gördüğü kaydedildi.</p>

<p>Dijital platformların çocuk üzerindeki etkilerine de değinilen raporda, Avustralya’nın 16 yaşından küçükler için sosyal medya yasağı getirdiği, Malezya’nın benzer bir hazırlıkta olduğu belirtildi. Uluslararası Af Örgütü, sosyal medya platformlarının kullanıcı etkileşimi ve kişisel veri odaklı yapısının çocukları zarara açık hale getirdiğini, TikTok gibi mecralarda ruhsal sağlığı olumsuz etkileyen içeriklerin gençleri depresif süreçlere sürüklediğini vurguladı. Fosil yakıt altyapılarının çevresinde yaşayan 520 milyondan fazla çocuğun ise ciddi sağlık riskleri altında olduğu tahmin ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dunyada-insan-haklarinin-durumu-raporu-cocuklar-savas-aclik-ve-baskilara-karsi-hayatta-kalma-mucadelesi-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/gazze-34.png" type="image/jpeg" length="82205"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2025'te göç yollarında en az 7 bin 900 kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/2025te-goc-yollarinda-en-az-7-bin-900-kisi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/2025te-goc-yollarinda-en-az-7-bin-900-kisi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Göç Örgütü tarafından yayımlanan 2025 Küresel Göç Raporu verilerine göre, geçtiğimiz yıl dünya genelindeki göç güzergahlarında en az 7 bin 900 kişi yaşamını yitirdi, bin 500 kişinin ise kaybolduğu açıklandı. Avrupa'ya uzanan deniz rotaları, can kayıplarının en yoğun yaşandığı bölgeler olmayı sürdürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 2025 yılına ait küresel göç raporunu kamuoyuyla paylaştı. Evrensel'de yer alan habere göre, geçtiğimiz yıl dünya genelindeki göç yollarında en az 7 bin 900 kişinin hayatını kaybettiği, bin 500 kişinin ise kayıp olarak kayıtlara geçtiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>IOM verilerine göre, 2025 yılında göçmenler açısından en ölümcül güzergah, toplam ölümlerin yüzde 40'lık kısmının gerçekleştiği Avrupa'ya yönelik deniz yolları oldu. 2024 yılında yaklaşık 9 bin ölümle rekor seviyeye ulaştığı belirtilen can kaybı verileri, 2025 yılında hafif bir düşüş gösterse de tablonun endişe verici olmaya devam ettiği kaydedildi.</p>

<p>Raporu değerlendiren IOM yetkilileri, yaşanan süreçleri "küresel başarısızlık" olarak nitelendirerek, önlenebilir olarak tanımladıkları bu ölümlerin son bulması yönünde çağrıda bulundu. 2014 yılından bu yana kayıt altına alınan verilere göre, göç yollarında hayatını kaybedenlerin toplam sayısının 82 bini aştığı belirtildi.</p>

<h2>BÖLGESEL FARKLAR DİKKAT ÇEKTİ</h2>

<p>Raporda, küresel göç hareketliliğinin bölgesel düzeyde farklılıklar gösterdiğine değinildi. Amerika Kıtası'nda kuzeye yönelik göç hareketlerinde 2024 yılına kıyasla ciddi bir azalma görüldüğü ifade edilirken, Afrika'da Doğu Afrika'dan güneye doğru yapılan seyahatlerde artış kaydedildiği aktarıldı. Asya'da ise Myanmar'dan kaçan Rohingya Müslümanları ile Bangladeş'teki kamplardan ayrılanların oluşturduğu güzergahlarda, kurum kayıtlarına göre "rekor sayıda" can kaybı yaşandığı vurguladı.</p>

<h2>GÖÇ ÇOK DAHA GENİŞ ALANA YAYILIYOR</h2>

<p>Uzmanlar, göç rotalarının giderek daha uzun ve daha riskli hale geldiğini, bu hareketliliğin çok daha geniş bir coğrafi alana yayıldığını belirtti. IOM, raporlanan rakamların sadece belgelenebilen vakaları kapsadığını, gerçek ölü sayısının kayıtlara geçenden çok daha yüksek olabileceğini kaydetti. Kurum, göçmen ölümlerinin durdurulması için daha etkin arama-kurtarma operasyonlarının hayata geçirilmesi ve "güvenli, düzenli göç yolları" oluşturulması gerektiğini bir kez daha yineledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/2025te-goc-yollarinda-en-az-7-bin-900-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 01:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/gocmen-multeci.png" type="image/jpeg" length="74247"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[144 ülkenin incelendiği Dünyada İnsan Haklarının Durumu raporu:  Çağımızın en zorlu dönemiyle karşı karşıyayız]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/144-ulkenin-incelendigi-dunyada-insan-haklarinin-durumu-raporu-cagimizin-en-zorlu-donemiyle-karsi-karsiyayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/144-ulkenin-incelendigi-dunyada-insan-haklarinin-durumu-raporu-cagimizin-en-zorlu-donemiyle-karsi-karsiyayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), 144 ülkeyi kapsayan "Dünyada İnsan Haklarının Durumu 2025/26" raporunu yayımladı. Raporda, güçlü devletlerin uluslararası hukuka ve insan haklarına yönelik saldırıları nedeniyle dünyanın tehlikeli bir dönemin eşiğinde olduğu vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü, dünyanın en kapsamlı insan hakları raporunu Londra’da düzenlenen bir lansmanla kamuoyuna duyurdu. 144 ülkenin değerlendirildiği 406 sayfalık raporda, özellikle ABD, İsrail ve Rusya’nın etkisiyle 2025 yılına uluslararası hukuka yönelik saldırgan girişimlerin damga vurduğu belirtildi.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, yayımlanan rapora ilişkin yaptığı açıklamada dünyanın tehlikeli bir dönemin eşiğinde olduğu uyarısında bulundu. Callamard, “İnsanlık, ulus ötesi hak karşıtı hareketler ile hukuksuz savaşlarla ve açıkça ekonomik şantajla egemenliğini dayatmaya kararlı olan yırtıcı devletlerin saldırıları altında” ifadelerini kullandı. Callamard, en güçlü aktörlerin kontrol ve kâr amacıyla uluslararası kural esaslı düzenin temellerine saldırdığını, Orta Doğu'daki çatışmaların bu kural tanımazlığın bir sonucu olduğunu kaydetti.</p>

<h2>ULUSLARARASI HUKUKA YÖNELİK SALDIRILAR</h2>

<p>Raporda yer alan tespitlere göre, İsrail'in Ekim 2025’teki ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze’de eylemlerine devam ettiği bildirildi. 2025 yılında Gazze’de 26 bin 791 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 64 bin 65 kişinin ise yaralandığı kaydedildi. Bölgede 2009 yılından bu yana en yüksek yıkım ve zorla tahliye sayılarının rapor edildiği belirtilirken, İsrail'in Lübnan, İran, Katar, Suriye ve Yemen’de de askeri saldırılar düzenlediği vurgulandı.</p>

<p>ABD, İsrail ve Rusya'nın Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi hesap verebilirlik mekanizmalarını zayıflatmaya yönelik adımlar attığı ifade edildi. Trump yönetiminin UCM çalışanlarına yaptırım uyguladığı, Rusya mahkemelerinin ise UCM yetkilileri hakkında yakalama kararları çıkardığı bilgisi verildi. Birçok devletin Roma Statüsü ile misket bombalarını ve anti-personel mayınlarını yasaklayan sözleşmelerden çekildiği veya çekilme niyetini açıkladığı aktarıldı.</p>

<h2>BÖLGESEL ÇATIŞMALAR VE HAK İHLALLERİ</h2>

<p>Dünyanın farklı bölgelerindeki hak ihlallerine de değinilen raporda, Rusya'nın Ukrayna’daki sivil altyapıya yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Myanmar ordusunun köylere hava saldırıları düzenlediği, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne silah sağladığı ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde M23 silahlı grubunun Ruanda desteğiyle sivil ölümlerine yol açtığı kaydedildi. Brezilya’da ise polisin yoksul mahallelerde düzenlediği operasyonlarda 120’den fazla kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Raporda ayrıca Afganistan'da Taliban'ın kadınlara yönelik kısıtlamalarını artırdığı, İran'da ise Ocak 2026'da protestoculara yönelik şiddetli baskıların yaşandığı ifade edildi. Türkiye bölümünde ise İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından düzenlenen protestolarda yüzlerce kişinin gözaltına alındığı ve İmamoğlu'nun siyasi güdümlü bir davada yargılandığı belirtildi.</p>

<h2>TEKNOLOJİ DESTEKLİ BASKI VE KÜRESEL DİRENİŞ</h2>

<p>Birçok hükümetin ifade özgürlüğünü kısıtlamak amacıyla casus yazılımlar ve yapay zekâ destekli gözetim araçları kullandığı vurgulandı. ABD'nin yabancı öğrencileri takip etmek için, Kenya'nın ise gençlik protestolarını bastırmak için bu teknolojilere başvurduğu kaydedildi. Öte yandan, ABD, Kanada, Almanya ve Birleşik Krallık'ın insani yardım bütçelerinde kesintiye giderken askeri harcamalarını artırdığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporun sonuç bölümünde, baskılara karşı küresel direnişin arttığına dikkat çekildi. 2025 yılından itibaren Gen Z protestolarının onlarca ülkeye yayıldığı, Avrupa'daki liman işçilerinin İsrail'e giden silah sevkiyatlarını durdurmaya çalıştığı ifade edildi. Bazı devletlerin İsrail'i uluslararası hukuk ihlallerinden sorumlu tutmak amacıyla hukuki girişimlere katkı sunduğu ve BM bünyesinde yeni soruşturma mekanizmalarının kurulduğu bilgisi paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/144-ulkenin-incelendigi-dunyada-insan-haklarinin-durumu-raporu-cagimizin-en-zorlu-donemiyle-karsi-karsiyayiz</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/01/trump-netanyahu.png" type="image/jpeg" length="69186"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü'nden Filistinli Esirler Günü çağrısı: İsrail'in ayrımcı politikalarına son verilmeli]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutunden-filistinli-esirler-gunu-cagrisi-israilin-ayrimci-politikalarina-son-verilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutunden-filistinli-esirler-gunu-cagrisi-israilin-ayrimci-politikalarina-son-verilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü, Filistinli Esirler Günü’nde uluslararası topluma çağrıda bulunarak İsrail'in ayrımcı ölüm cezasına ve keyfi alıkoymalara son vermesi için baskı yapılmasını istedi. Örgüt, tutuklu bulunan Dr. Hussam Ebu Safiye’nin serbest bırakılması için de acil eylem başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü, Filistinli Esirler Günü dolayısıyla uluslararası topluma seslenerek İsrail’in ayrımcı ölüm cezası uygulamalarına son vermesi için azami baskı yapılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü tarafından yayımlanan açıklamada, bu yıl Filistinlilerin Esirler Günü’nü İsrail’in acımasız politikalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde karşıladığı ifade edildi. Açıklamada, İsrail'in ölüm cezasının kapsamını özellikle Filistinlileri hedef alacak şekilde genişleten bir yasa çıkardığı ve binlerce Filistinliyi herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın keyfi olarak cezaevlerinde tuttuğu kaydedildi.</p>

<h2>FİLİSTİNLİ TUTUKLULARA YÖNELİK MUAMELE VE CEZASIZLIK</h2>

<p>Filistinli tutuklularara yönelik işkence ve suistimallerde adı geçen kişilere cezasızlık tanınmaya devam edildiği belirtilen açıklamada, cezaevlerinde hayatını kaybeden en az 97 Filistinlinin naaşının alıkonulmaya devam ettiği bilgisi verildi. Uluslararası Af Örgütü, İsrail yetkililerinin Filistinlileri keyfi olarak alıkoyma uygulamasına derhal son vermesi, ayrımcı ölüm cezası yasasını iptal etmesi ve apartheid sistemini destekleyen tüm yasaları ve politikaları yürürlükten kaldırması gerektiğini bildirdi.</p>

<p>İsrail yetkilileri tarafından keyfi olarak cezaevinde tutulanlar arasında, 2024 yılından bu yana özgürlüğünden mahrum bırakılan Kemal Advan Hastanesi Müdürü Dr. Hussam Ebu Safiye’nin de bulunduğu ifade edildi. Gazze’de yerle bir edilen sağlık sektörünün önde gelen isimlerinden biri olan Dr. Ebu Safiye’nin serbest bırakılması için Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin çalışmalar yürüttüğü kaydedildi.</p>

<h2>DR. EBU SAFİYE İÇİN ACİL EYLEM ÇAĞRISI</h2>

<p>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Dr. Ebu Safiye’nin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması talebiyle toplanan 14 bine yakın imzayı İsrail’in Ankara Büyükelçiliği’ne ilettiğini açıkladı. Büyükelçiliğe gönderilen mektupta, “Sizi, İsrail tarafından keyfi olarak alıkonulan ve zorla kaybedilen Dr. Ebu Safiye’nin ve sağlık çalışanları da dahil diğer tüm Filistinli tutukluların serbest bırakılmasını sağlamaya çağırıyorum” ifadelerine yer verildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Ebu Safiye’nin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması için dünya genelinde başlatılan Acil Eylem çalışmasının halen devam ettiği vurgulandı. Örgüt, İsrail’in uyguladığı apartheid sistemini destekleyen tüm politikaların sona erdirilmesi yönündeki çağrısını yineledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutunden-filistinli-esirler-gunu-cagrisi-israilin-ayrimci-politikalarina-son-verilmeli</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/af-orgutu-4.png" type="image/jpeg" length="13237"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD: Okullarda çocukların güvenliğini esas alan, hak temelli ve bütüncül koruma politikaları derhal oluşturulmalıdır]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ihd-okullarda-cocuklarin-guvenligini-esas-alan-hak-temelli-ve-butuncul-koruma-politikalari-derhal-olusturulmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ihd-okullarda-cocuklarin-guvenligini-esas-alan-hak-temelli-ve-butuncul-koruma-politikalari-derhal-olusturulmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına dair yaptığı açıklamada, çocukların güvenliğini esas alan hak temelli ve bütüncül koruma politikalarının derhal oluşturulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve can kayıplarına yol açan okul saldırıları sonrasında İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından yapılan yazılı açıklamada, eğitim kurumlarında çocukların güvenliğini temel alan politikaların hayata geçirilmesi istendi.</p>

<p>İnsan Hakları Derneği tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’de son dönemde şiddetin giderek yaygınlaştığı ve adeta bir "şiddet kültürü" haline geldiği ifade edildi. Şiddetin yalnızca sokakta veya trafikte değil; okullarda ve siyasi alanlarda bile olağanlaştığı kaydedilen metinde, bu durumun yıllara yayılan politikaların bir sonucu olduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyasetçilerin ve medyanın kullandığı dil, şiddeti yücelten televizyon içerikleri, bireysel silahlanmanın artması ve silaha erişimin kolaylığı gibi faktörlerin toplumsal düzeyde şiddeti meşrulaştırdığı vurgulandı. Türkiye’de şiddet ve nefret suçlarına ilişkin temel sorunun yasal düzenlemelerden çok uygulama süreçlerinden kaynaklandığına dikkat çekilen açıklamada, cezasızlık politikalarının bu süreci derinleştirdiği kaydedildi. Şiddeti normalleştiren medya içeriklerinin ve çocuklara yönelik dijital yayınların da bu tabloya olumsuz katkı sunduğu belirtildi.</p>

<h2>ÇOCUKLARA YÖNELİK ŞİDDETİ ÖNLEMEYE DÖNÜK MEKANİZMALAR KURULMALIDIR</h2>

<p>İnsan Hakları Derneği’nin açıklamasında şu değerlendirmelere yer verildi:</p>

<p>"Olay tüm boyutlarıyla etkili ve bağımsız biçimde soruşturulmalı, sorumlular hakkında cezasızlığa izin verilmemelidir. Okullarda çocukların güvenliğini esas alan, hak temelli ve bütüncül koruma politikaları derhal oluşturulmalıdır. Çocuklara yönelik şiddeti önlemeye dönük erken uyarı ve izleme mekanizmaları kurulmalı, müfredat ayrımcı ve militarist söylemlerden arındırılmalıdır. Bu şiddet olayından etkilenen tüm çocuklara uzun süreli, erişilebilir ve ücretsiz psikososyal destek sağlanmalıdır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ihd-okullarda-cocuklarin-guvenligini-esas-alan-hak-temelli-ve-butuncul-koruma-politikalari-derhal-olusturulmalidir</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/10/ihd-8.png" type="image/jpeg" length="56623"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ‘Sevk’ Çığlığı: Çocuklarımızın katili olmayın]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/antalya-yuksek-guvenlikli-cezaevinde-sevk-cigligi-cocuklarimizin-katili-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/antalya-yuksek-guvenlikli-cezaevinde-sevk-cigligi-cocuklarimizin-katili-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarına ve sevk taleplerinin reddedilmesine karşı açlık grevinde olan mahpusların aileleri, eylemin 250. gününde cezaevi önünde isyan etti. Annelerin, "Çocuğumun kemikleri elime geliyor" sözleri dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Sabri Kırdar</strong></p>

<p>Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Gürkan Türkoğlu, Tahsin Sağaltıcı ve Hüseyin Özen’in, sevk taleplerinin karşılanmaması ve maruz kaldıkları ağır tecrit koşullarına karşı başlattıkları açlık grevi 250 günü geride bıraktı. Sağlık durumları kritik aşamaya gelen mahpusların aileleri ve hak savunucuları, bugün cezaevi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirerek yetkililere "vicdan" çağrısında bulundu.</p>

<h2>"ADALET İÇİN ÖLÜME GİDİYORLAR"</h2>

<p>Eylemde söz alan tutuklu anneleri, çocuklarının fiziksel durumunun artık yaşam sınırlarını zorladığını vurguladı. Duygusal anların yaşandığı açıklamada, bir annenin feryadı sürece damga vurdu:</p>

<p>"Bizim çocuklarımız katil değil, hırsız değil. Sadece adalet istiyorlar ve adalet için ölüme gidiyorlar. Tecavüzcüler salınırken, bizim çocuklarımıza neden işkence yapılıyor? Evladıma bakamadım, kemikleri elime geliyor. Parmakları iltihap içinde, ağzı yara, ayakları ödemden şişmiş... Altında bebek bezi var. Hangi vicdana sığar bu?"</p>

<h2>EV BASKINLARI VE BASKILAR TEPKİ ÇEKTİ</h2>

<p>Aileler, sadece cezaevindeki hak ihlalleriyle değil, dışarıda verdikleri mücadele nedeniyle maruz kaldıkları ev baskınları ve gözaltılarla da mücadele ettiklerini belirtti. Açıklamada, "Çocuklarımızın katili olmasınlar. Biz sadece sevk istiyoruz. Çocuğumun canı acıyor diye ona sarılamadım, elini tutamadım. Bir hayvana bile yapılmaz bu zulüm" ifadeleriyle baskılara tepki gösterildi.</p>

<h2>HAK SAVUNUCULARINDAN "KRİTİK EŞİK" UYARISI</h2>

<p>Basın açıklamasına <strong>TAYAD’dan Ferdi Sarıkaya</strong>, <strong>İHD adına Avukat Mahir Önal</strong>, Tahsin Sağaltıcı’nın babası <strong>Hilal Sağaltıcı</strong> ile tutuklu anneleri <strong>Lütfiye Türkoğlu</strong> ve <strong>Ayşe Özen</strong> katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İHD ve TAYAD temsilcileri, mahpusların sağlık durumunun geri dönülemez bir noktaya evrildiğine dikkat çekerek, temel insani talepler olan sevk taleplerinin bir an önce karşılanması gerektiğini vurguladı. "Ölümlerin yaşanmaması için yetkililerin derhal adım atması şart" denilen açıklamada, hukuki sürecin takipçisi olunacağı ifade edildi.</p>

<p>Aileler, "Çocuklarımızı almadan bir yere gitmiyoruz" diyerek eylemlerini sürdüreceklerini ve adalet taleplerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek açıklamayı sonlandırdı.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI, ANTALYA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/antalya-yuksek-guvenlikli-cezaevinde-sevk-cigligi-cocuklarimizin-katili-olmayin</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 17:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/04/antalya-cezaevi.jpg" type="image/jpeg" length="32747"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü: Genç LGBTİ+ Derneği’ne yönelik temelsiz suçlamalar düşürülmeli]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutu-genc-lgbti-dernegine-yonelik-temelsiz-suclamalar-dusurulmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutu-genc-lgbti-dernegine-yonelik-temelsiz-suclamalar-dusurulmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genç LGBTİ+ Derneği yöneticileri hakkındaki davanın ilk duruşması yarın İzmir’de görülecek. Uluslararası Af Örgütü, 11 kişi hakkındaki suçlamaların düşürülmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genç LGBTİ+ Derneği’nin yönetim ve denetim kurullarının üyeleri olan, aralarında Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) Türkiye Eski Yönetim Kurulu Başkanı Kerem Dikmen’in de bulunduğu 11 kişi hakkındaki davanın ilk duruşması yarın İzmir’de görülecek.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) tarafından duruşma öncesinde yayımlanan açıklamada, bu davanın LGBTİ+ örgütlerine ve destekçilerine yönelik tasarlanmış bir taciz stratejisinin parçası olduğu ifade edildi. Aralık 2025’te İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2024 yılında hazırlanan bir denetleme raporuna dayanarak, Genç LGBTİ+ Derneği’nin 2019 ile 2022 yılları arasında sosyal medya hesaplarından paylaştığı beş çizimin "müstehcenlik" suçu oluşturduğu gerekçesiyle derneğin feshedilmesine karar vermişti.</p>

<h2>GENÇ LGBTİ+ DERNEĞİ'NİN FESHİNE HÜKMEDİLDİ</h2>

<p>Kapatma davasına ilişkin hukuki süreç devam ederken, Ekim 2025 tarihinde derneğin yönetim ve denetim kurullarında yer alan 11 isim hakkında Dernekler Kanunu’nun ihlal edildiği gerekçesiyle bir ceza davası daha açıldı. Söz konusu kişilerin suçlu bulunmaları durumunda üç yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabilecekleri kaydedildi.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) Avrupa Araştırma Direktör Yardımcısı Esther Major, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosu tarafından yürütülen ilk soruşturmanın Ağustos 2025’te, paylaşımların müstehcenlik suçu oluşturmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararıyla sonuçlandığını hatırlattı. Major, yetkililerin önce LGBTİ+ hakları örgütünü kapattığını, şimdi de yönetim kurulunda yer alan kişilerin özgürlüğünü tehdit ettiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>UAÖ Avrupa Araştırma Direktör Yardımcısı Esther Major, Türkiye'deki yetkililerin LGBTİ+ topluluğuna yönelik yaklaşımlarını eleştirerek ayrıca şunları kaydetti: “Bu temelsiz davanın en başından burada adı geçen insan hakları savunucularına karşı açılmış olması şaşkınlık verici. Yetkililer, ailevi değerleri koruma bahanesiyle yargı sistemini insanların örgütlenme özgürlüğünü hedef almak ve LGBTİ+ hakları savunucularını kriminalize etmek için kullanıyor. Kerem Dikmen ve diğer üst kurul üyeleri hakkındaki temelsiz suçlamalar düşürülmeli.”</p>

<p>Facebook ve Instagram platformlarında paylaşılan çizimlerin öpüşen figürleri gösterdiği ve belirli ölçüde çıplaklık tasvir eden görselleri kapsadığı bildirildi. 11 Aralık 2025 tarihinde İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, bu paylaşımların toplumun ahlaki değerlerine ve Anayasa'nın 41. maddesine uygun olmadığını değerlendirerek derneğin feshine hükmetmişti. Genç LGBTİ+ Derneği ise söz konusu karara yönelik temyiz başvurusunda bulundu. Bu süreçle eş zamanlı olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Emirhan Şaşmaz, Kerem Dikmen ve diğer dokuz kurul üyesi hakkında ceza davası sürecini başlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutu-genc-lgbti-dernegine-yonelik-temelsiz-suclamalar-dusurulmeli</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 15:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/05/ekran-goruntusu-2025-05-27-133920.png" type="image/jpeg" length="61040"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü 2026 Dünya Kupası öncesinde insan hakları uyarısı yaptı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutu-2026-dunya-kupasi-oncesinde-insan-haklari-uyarisi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutu-2026-dunya-kupasi-oncesinde-insan-haklari-uyarisi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü, Kanada, Meksika ve ABD’nin ev sahipliğindeki 2026 FIFA Erkekler Dünya Kupası öncesinde insan haklarına yönelik saldırılar konusunda acil eylem çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü), bugün yayımladığı kapsamlı bir açıklamada, 2026 yılında Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) tarafından düzenlenecek olan Erkekler Dünya Kupası’na katılacak milyonlarca taraftarın ciddi hak ihlalleriyle karşılaşabileceğini kaydetti. Örgüt, özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından uygulanan ve suistimaller içerdiği ifade edilen göç politikalarının, turnuva sürecinde güvenliği ve özgürlükleri tehdit edebileceğini belirtti.</p>

<h2>REKOR SEVİYEDEKİ SINIR DIŞI İŞLEMLERİ VE GÜVENLİK RİSKLERİ</h2>

<p>Uluslararası Af Örgütü tarafından hazırlanan "İnsanlık Kazanmalı: 2026 FIFA Dünya Kupası’nda Hakları Savunmak, Baskılarla Başa Çıkmak" başlıklı yeni raporda, turnuvanın başlamasına on haftadan az bir süre kala FIFA’nın acilen harekete geçmesi gerektiği vurgulandı. Raporda; turnuvaya ev sahipliği yapan üç ülkede taraftarların, sporcuların, basın mensuplarının, işçilerin ve yerel toplulukların maruz kalabileceği ciddi riskler ve bu durumun olası etkileri ayrıntılı olarak incelendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya Kupası müsabakalarının yüzde 75’ine ev sahipliği yapacak olan ABD’de, mevcut yönetim döneminde ayrımcı göç politikaları ve toplu gözetim faaliyetlerinin bir insan hakları acil durumu teşkil ettiği ifade edildi. Göç ve Gümrük Muhafaza Kurumu (ICE) ile Gümrük ve Sınır Koruma Kurumundan (CBP) yetkililerin maskeli ve silahlı şekilde gerçekleştirdiği keyfi gözaltıların bu sürece damga vurduğu kaydedildi. Verilere göre, Ocak 2025 ile 18 Mart 2026 tarihleri arasında ICE gözaltı merkezlerinde 43 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü Ekonomik ve Sosyal Adalet Birimi Direktörü Steve Cockburn, ABD hükümetinin 2025 yılında 500 binden fazla kişiyi sınır dışı ettiğine dikkat çekerek ayrıca şunları söyledi:</p>

<p>“Hukuka aykırı gözaltı ve sınırdışı işlemlerindeki bu rekor seviyedeki artış, yargı süreci güvencelerinin aşınmasıyla mümkün oldu ve yüz binlerce göçmenin, mültecinin özgürlük ve güvenlik haklarını zayıflattı. Bu politikalar, aileleri birbirinden kopardı ve ABD genelinde bir korku iklimi oluşturdu. ABD’de son derece kaygı verici bir dönem yaşanıyor. Muhakkak ki bu, Dünya Kupası kutlamalarına katılmak isteyen taraftarları da etkileyecek. Dudak uçuklatan sayıdaki gözaltı ve sınırdışılara rağmen ne FIFA ne de ABD yetkilileri taraftarların ve yerel toplulukların etnik ve ırksal profillemeden, ayrımcı baskınlardan, hukuka aykırı gözaltı ve sınırdışı işlemlerinden korunacağı garantisini veriyor. Bu Dünya Kupası artık FIFA’nın daha önce değerlendirdiği gibi ‘orta riskli’ bir turnuva değildir. İster insanların ICE’tan korunması olsun, isterse protesto hakkının güvence altına alınması veya evsizliğin engellenmesi olsun, bu Dünya Kupası’nın gerçekliğinin özgün vaadiyle örtüşmesini sağlamak için acilen adım atılmalı. FIFA, 2026 Dünya Kupası’ndan rekor gelirler elde ederken bunun bedeli taraftarlara, topluluklara, futbolculara, gazetecilere ve işçilere ödetilemez. Futbol hükümetlere, sponsorlara ve FIFA’ya değil, bu insanlara aittir ve onların hakları turnuvanın merkezinde olmalı.”</p>

<h2>EV SAHİBİ ÜLKELERDEKİ HAK İHLALLERİ VE KISITLAMALAR</h2>

<p>Ev sahibi şehirlerdeki baskıların giderek arttığı kaydedilirken, Haziran 2025'te Los Angeles'ta göçmen baskınlarına karşı düzenlenen protestoların ardından yaklaşık 4 bin Ulusal Muhafız askerinin görevlendirildiği hatırlatıldı. Dallas, Houston ve Miami kentlerinin ise yerel kolluk kuvvetlerinin ICE ile işbirliği yapmasını öngören ve ırksal profillemeyi artıran anlaşmalar imzaladığı belirtildi.</p>

<p>Meksika cephesinde, yüksek şiddet seviyeleri gerekçesiyle ordu dahil 100 bin güvenlik personelinin seferber edildiği ve bu durumun barışçıl protestocular için risk oluşturduğu ifade edildi. Meksiko’daki Aztek Stadyumu’nda oynanacak açılış maçı öncesinde, zorla kaybedilen yakınları için adalet talep eden kadın aktivistlerin de bu baskıların hedefinde olduğu aktarıldı. Kanada’da ise barınma krizinin derinleştiği, Toronto’daki bir kış ısınma merkezinin FIFA rezervasyonu gerekçesiyle kapatıldığı ve evsizlerin toplum dışına itilme riskiyle karşı karşıya kaldığı vurgulandı.</p>

<p>ABD’nin seyahat kısıtlamaları ve müdahaleci göç politikalarının da organizasyona gölge düşürdüğü bildirildi. Trump yönetiminin seyahat yasakları uyarınca Fildişi Sahili, Haiti, İran ve Senegal vatandaşlarının 1 Ocak 2026 tarihinden önce alınmış vizeleri bulunmaması durumunda ABD’ye giriş yapamayacakları belirtildi. Ayrıca taraftarların sosyal medya hesaplarının incelenmesi ve “Amerikan karşıtlığı” taramasından geçirilmesi gibi önerilerin, ziyaretçileri yoğun bir gözetim altında bırakabileceği kaydedildi.</p>

<p>İfade ve barışçıl toplanma özgürlüğü haklarının her üç ülkede de kısıtlandığı ifade edilirken, turnuva sürecinde protestoların bastırılabileceği yönünde ciddi endişeler dile getirildi. UAÖ, taraftarlar, sporcular ve işçilerden oluşan Spor ve Haklar Birliği (SRA) hareketinin bir parçası olarak, FIFA’yı ev sahibi ülkelerle işbirliği yaparak yerel toplulukları ve katılımcıların haklarını korumaya çağırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutu-2026-dunya-kupasi-oncesinde-insan-haklari-uyarisi-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/af-orgutu-4.png" type="image/jpeg" length="10220"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD'nin '2025 Yılı Doğu ve Güneydoğu Anadolu İnsan Hakları İhlalleri Raporu': En az 2 bin 671 ihlal tespit edildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ihdnin-2025-yili-dogu-ve-guneydogu-anadolu-insan-haklari-ihlalleri-raporu-en-az-2-bin-671-ihlal-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ihdnin-2025-yili-dogu-ve-guneydogu-anadolu-insan-haklari-ihlalleri-raporu-en-az-2-bin-671-ihlal-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, bölgede hak ihlallerinin münferit olmaktan çıkıp belirli alanlarda yoğunlaşarak süreklilik gösterdiğini belirterek, 2025 yılında en az 2 bin 671 ihlal tespit edildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği (İHD), "2025 Yılı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi İnsan Hakları İhlalleri Raporu"nu Diyarbakır’da kamuoyuyla paylaştı. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, raporun şubelere yapılan başvurular, sahada yürütülen izleme faaliyetleri ve basına yansıyan bilgiler doğrultusunda hazırlandığını ifade etti.</p>

<h2>YAŞAM HAKKI İHLALLERİ FARKLI BİÇİMLERDE SÜRÜYOR</h2>

<p>2025 yılı boyunca tespit edilen ihlallerin bütünlüklü değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, şunları aktardı:</p>

<p>“2025 yılı boyunca tespit edebildiğimiz insan hakları ihlalleri birlikte değerlendirildiğinde, bölgede yaşanan hak ihlallerinin münferit olaylar olmaktan ziyade belirli alanlarda yoğunlaşarak süreklilik gösterdiği ve sistematik bir hal aldığı görülmektedir. Önceki yıllarda olduğu gibi 2025 yılında da güvenlik merkezli politikalar, ayrımcı ve dışlayıcı söylemlerle birleşerek özellikle bölge halkı üzerindeki baskıyı artırmış; bunun sonucu olarak çeşitli alanlarda insan hakları ihlalinin yaşanmasına neden olmuştur.</p>

<p>Özellikle toplumsal muhalefetin en doğal ve evrensel haklarından biri olan ve Anayasa tarafından da güvence altına alınmış olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının keyfi idari kararlarla sınırlandırılması, muhalif siyasetçiler ve hak savunucularına yönelik soruşturma ve tutuklamalar, bölgede temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin esaslı sorunların devam ettiğini göstermektedir.”</p>

<p>Yaşam hakkına yönelik ihlallere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, şöyle konuştu:</p>

<p>“2025 yılı içerisinde meydana gelen yaşam hakkına yönelik ihlaller incelendiğinde, yargısız infaz iddiaları, hapishanelerde yaşanan ölümler ve resmi hata veya ihmal sonucu meydana gelen ölümler gibi kategorilerde yaşam hakkı ihlallerinin farklı biçimlerde sürdüğünü görülecektir. Bunun yanı sıra kuşkulu ölümler ve intihar iddialarının her geçen yıl artması bu vakaların etkili biçimde soruşturulması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.</p>

<p>Yaşam hakkına yönelik ihlaller yalnızca doğrudan şiddet olaylarıyla sınırlı değildir. İş kazaları sonucu meydana gelen ölümler ve yaralanmalar da Devletin yaşamı koruma yükümlülüğü bağlamında değerlendirilmesi gereken ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. 2025 yılı içerisinde iş kazaları sonucu yaşamını yitiren veya yaralanan işçi sayısındaki artış çalışma yaşamında gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını ve denetimlerin yetersiz kaldığını göstermektedir.”</p>

<h2>İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE DEVAM ETTİ</h2>

<p>Yılmaz, işkence ve kötü muamele vakalarının sürdüğünü belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Geride bıraktığımız yıl boyunca işkence ve kötü muamele vakaları da devam etmiştir. Derneğimiz, kamu görevlileri tarafından yurttaşlara yönelik hapishanelerde, gözaltı merkezlerinde ve gözaltı yerleri dışında işkence, kötü muamele ve onur kırıcı davranışlarda bulunulduğunu tespit etmiştir. Bunun yanı sıra yıl içerisinde çok sayıda yurttaşın kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan kişilerce kaçırılarak tehdit edildiği ve ajanlık dayatmasıyla karşı karşıya kaldığı gibi ciddi iddialar da rapor kapsamına girmiştir. İşkencenin fiziki ve psikolojik türünün birlikte işlendiği bu ağır insan hakkı ihlaline karşı yapmış olduğumuz hukuki ve idari girişimlerin devam edeceğini belirtmek isteriz.”</p>

<h2>EN AZ 588 GÖZALTI, 81 TUTUKLAMA</h2>

<p>Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yönelik ihlallerin sürdüğünü aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:</p>

<p>“Bölge kentlerinde en az 588 yurttaş gözaltına alınmış, bunların en az 81’i tutuklanmıştır. Aynı süreçte çok sayıda ev baskını gerçekleştirilmiş ve soruşturmalar kapsamında birçok yurttaşın özgürlüğü kısıtlanmıştır. Bu uygulamalar çoğu zaman ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken faaliyetler nedeniyle gerçekleşmiştir. Yurttaşların düşüncelerini açıklamaları nedeniyle haklarında soruşturmalar açılmış, ceza davaları yürütülmüş, yargılama süreçleri adeta bir cezalandırma gibi işletilmiş ve yürütülen davalar neticesinde cezalar verilmiştir. Basın kuruluşları ve dernek binalarına yönelik baskınlar, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün kullanımının baskı altında olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra özellikle Kürtçe özelinde anadilini kullanma özgürlüğüne yönelik ihlallerin de devam ettiği görülmektedir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>MAHPUSLARA YÖNELİK İHLALLER ARTTI</h2>

<p>Cezaevlerindeki ihlallere değinen Yılmaz, “Geride bıraktığımız yıl boyunca mahpuslara yönelik hak ihlalleri şiddetini artırarak sürmüştür. Mahpusların istekleri dışında başka hapishanelere sevk edilmesi, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar, haberleşme ve sosyal etkinlik haklarının engellenmesi gibi birçok konuda sistematik ihlaller tespit edilmiştir. 2025 yılında mahpuslar hakkında verilen disiplin cezaları ve infaz erteleme uygulamaları mahpusların özgürlüklerine yönelik ek sınırlamalar yaratmaktadır. Yeni tip hapishaneler ile yaygınlaşan tecrit ve izolasyon uygulamaları, mahpusların dış dünya ile iletişiminin neredeyse tamamen ortadan kalkmasına neden olarak ruhsal sağlık problemlerinin artmasına neden olmaktadır” dedi.</p>

<h2>KADIN VE ÇOCUKLARA YÖNELİK İHLALLER SÜRÜYOR</h2>

<p>Kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin 2025 yılında da devam ettiğini belirten Yılmaz, “Bölge genelinde çok sayıda kadın aile içi şiddet sonucu yaşamını yitirmiş veya yaralanmıştır. Aynı şekilde çocuklara yönelik istismar ve şiddet vakaları da rapor kapsamında tespit edilmiştir. Kadınların ve çocukların maruz kaldığı bu ihlaller, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve yetersiz koruma politikalarının sonuçları olarak değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>EN AZ 2 BİN 671 İHLAL TESPİT EDİLDİ</h2>

<p>Yılmaz, raporun genel sonuçlarını şöyle özetledi:</p>

<p>“2025 yılı kapsamında yapmış olduğumuz izleme, değerlendirme ve raporlama verileri birlikte değerlendirildiğinde bölgede en az 2671 insan hakları ihlali tespit edilmiştir. Bu tablo, hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin köklü ve yapısal sorunların varlığını ortaya koymaktadır. Yaşam hakkından ifade özgürlüğüne, hapishanelerde yaşanan ihlallerden ekonomik ve sosyal haklara kadar geniş bir alanda ihlallerin sürmesi, kamu gücünü elinde bulunduranların insan haklarına saygı ilkesine ne kadar riayet ettiğinin en bariz göstergesidir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ihdnin-2025-yili-dogu-ve-guneydogu-anadolu-insan-haklari-ihlalleri-raporu-en-az-2-bin-671-ihlal-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/ihd-rapor-2.jpg" type="image/jpeg" length="24678"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD: Hasta mahpusların tedaviye erişiminin sağlanmaması ve hapishanede tutulmaya devam edilmeleri hak ihlalidir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ihd-hasta-mahpuslarin-tedaviye-erisiminin-saglanmamasi-ve-hapishanede-tutulmaya-devam-edilmeleri-hak-ihlalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ihd-hasta-mahpuslarin-tedaviye-erisiminin-saglanmamasi-ve-hapishanede-tutulmaya-devam-edilmeleri-hak-ihlalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan Hakları Derneği, ağır hastalıkları bulunan Mehmet Edip Taşar’ın cezaevinde tutulmaya devam edilmesi ve tedaviye erişiminin engellenmesi nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği (İHD), “Türkiye hapishanelerinde tutulan hasta mahpuslar; 5275 sayılı Kanun’dan kaynaklanan engelleyici hükümler ile karar alıcı makamların gerekli adımları atmaması ve sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle yaşamlarını yitirmektedir. Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesinde de gerekli önleyici tedbirleri almayan ilgili makamların sorumluluğu bulunmaktadır. Hasta mahpusların tedaviye erişiminin sağlanmaması ve hapishanede tutulmaya devam edilmeleri, bu hakkın açık ihlalidir” açıklamasını yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsan Hakları Derneği’nin sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Mehmet Edip Taşar hakkında, ileri yaşı ve ağır hastalıkları nedeniyle Adli Tıp Kurumu tarafından 'cezaevinde kalamaz' raporu verilmiş olmasına rağmen; ilgili makamlar tarafından infaz erteleme veya tahliye yönünde herhangi bir karar alınmamıştır. Ağır hastalıkları bulunan Taşar, sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine 3 Mart 2026 tarihinde hastaneye kaldırılmış ve entübe edilmiştir. Taşar, bugün tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmiştir.</p>

<p>Defalarca ifade ettiğimiz üzere, Türkiye hapishanelerinde tutulan hasta mahpuslar; 5275 sayılı Kanun’dan kaynaklanan engelleyici hükümler ile karar alıcı makamların gerekli adımları atmaması ve sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle yaşamlarını yitirmektedir. Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesinde de, gerekli önleyici tedbirleri almayan ilgili makamların sorumluluğu bulunmaktadır. Yaşam hakkı, devletin korumakla yükümlü olduğu en temel haktır. Hasta mahpusların tedaviye erişiminin sağlanmaması ve hapishanede tutulmaya devam edilmeleri, bu hakkın açık ihlalidir.</p>

<p>Devlet yetkililerini; hasta mahpuslara ilişkin gerekli önleyici tedbirleri derhal almaya ve tahliyeleri önündeki engelleri kaldırmaya çağırıyoruz. Mehmet Edip Taşar’ın ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ihd-hasta-mahpuslarin-tedaviye-erisiminin-saglanmamasi-ve-hapishanede-tutulmaya-devam-edilmeleri-hak-ihlalidir</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/10/ihd-8.png" type="image/jpeg" length="80742"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da İHD ve ÖHD'den mahpus Devrim Ayık için hak ihlali raporu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/antalyada-ihd-ve-ohdden-mahpus-devrim-ayik-icin-hak-ihlali-raporu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/antalyada-ihd-ve-ohdden-mahpus-devrim-ayik-icin-hak-ihlali-raporu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Sabri Kırdar</strong></p>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Antalya Temsilciliği, Antalya S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan mahpus Devrim Ayık’a yönelik işkence, kötü muamele ve sağlık hakkı ihlallerine ilişkin hazırladıkları raporu kamuoyuyla paylaştı. Açıklama, İHD Antalya Şube binasında yapılırken metni İHD Antalya Şube Yönetim Kurulu üyesi Av. Ferdi Parim okudu.</p>

<p><strong>“8 aydır ameliyat edilmedi, sağlık hakkı ihlal edildi”</strong></p>

<p>16 Mart 2026 tarihli raporda, yüzde 76 engelli ve Crohn hastası olduğu belirtilen Devrim Ayık’ın yaklaşık sekiz ay önce kulak burun boğaz muayenesinde kendisine acil ameliyat gerektiğinin söylendiği, ancak aradan geçen sürede ameliyatın gerçekleştirilmediği ifade edildi. Bu süreçte çeşitli tetkikler yapılmasına rağmen tedaviye erişimin sağlanamadığı vurgulandı.</p>

<p>Rapora göre Ayık, 12 Mart 2026’da yeniden Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi ancak bu kez farklı bir hekim tarafından ameliyata gerek olmadığı belirtildi. Ayık’ın önceki hekime yönlendirilme ya da üst bir sağlık kuruluşuna sevk edilme taleplerinin karşılanmadığı kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, “ameliyat gerekliliğine rağmen tedavi sürecinin sonuçlandırılmaması ve sevklerin parçalı şekilde yürütülmesi, sağlık hakkının ihlalidir” denildi.</p>

<p><strong>“Hastanede darp edildi, bodrum katta şiddete maruz kaldı”</strong></p>

<p>Raporda yer alan beyanlara göre Ayık, muayene sonrası jandarma personeli tarafından kelepçesinden çekilerek zorla götürülmek istendi. Canının yandığını belirtmesine rağmen müdahalenin sürdüğü ifade edildi.</p>

<p>Ayık’ın anlatımına göre süreç içerisinde şiddetin boyutu arttı; hastanenin alt katlarına kadar sürüklendi, kamera bulunmayan bir alanda yere düşürüldü ve burada tekme ve yumruklarla darp edildi. Darp sonrası ayağa kalkamayacak durumda olduğu ve kelepçesinden tutularak kaldırıldığı aktarıldı.</p>

<p>Raporda, bu iddiaların “işkence yasağı kapsamında değerlendirilmesi gereken ağır ihlal iddiaları” olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>“Darp raporu engellendi, muayenede mahremiyet ihlal edildi”</strong></p>

<p>Olayın ardından cezaevine götürülmek istenen Ayık’ın, darp iddiası nedeniyle kurum girişinde yeniden hastaneye sevk edildiği belirtildi. Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde yapılan muayenede jandarmanın odada bulunmaya devam ettiği, kelepçenin çıkarılmadığı ve hasta mahremiyetinin ihlal edildiği ifade edildi.</p>

<p>Ayık’ın darp raporu talebinin ise kolluk müdahalesi sonrası karşılanmadığı kaydedildi. Raporda, bu durumun işkence ve kötü muamele iddialarının belgelenmesini engellediği ve etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlali anlamına geldiği belirtildi.</p>

<p><strong>“Sağlık hizmetine erişim fiilen engelleniyor”</strong></p>

<p>İHD ve ÖHD’nin hazırladığı raporda, olayın yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmadığı, aynı zamanda mahpusların sağlık hizmetlerine erişiminin sistematik biçimde geciktirildiği ve engellendiğine dikkat çekildi.</p>

<p>Açıklamada, “sağlık hizmetinin yalnızca geciktirilmediği, aynı zamanda etkisiz ve erişilemez hale getirildiği” değerlendirmesi yapıldı. Ceza infaz kurumlarında sevk süreçlerinin uzatılması ve idari engellerin sağlık hakkını ortadan kaldırdığı ifade edildi.</p>

<p><strong>Kurumlara çağrı: “Etkili soruşturma başlatılsın”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İHD ve ÖHD, başta Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere ilgili kurumlara çağrıda bulunarak şu talepleri sıraladı:</p>

<p>12 Mart 2026’da yaşanan olayla ilgili bağımsız ve etkili soruşturma başlatılması</p>

<p>Olaya karışan kamu görevlilerinin tespit edilerek gerekli işlemlerin yapılması</p>

<p>Tüm kamera kayıtları ve sağlık belgelerinin güvence altına alınması</p>

<p>Devrim Ayık’ın sağlık durumunun bağımsız hekimlerce değerlendirilmesi ve tedavi sürecinin başlatılması</p>

<p>Cezaevlerinde sağlık hizmetine erişimi engelleyen uygulamalara son verilmesi</p>

<p>Açıklamada ayrıca işkence ve kötü muamele iddialarının cezasız bırakılmaması gerektiği vurgulanarak, “Maddi gerçek açığa çıkarılana ve tüm sorumlular hesap verene kadar sürecin takipçisi olacağız” denildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI, ANTALYA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/antalyada-ihd-ve-ohdden-mahpus-devrim-ayik-icin-hak-ihlali-raporu</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/devrim-ayik.jpg" type="image/jpeg" length="78712"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tanrıkulu, ceza infaz kurumlarında yaşanan hak ihlalleri ve kötü muamele iddialarını Bakan Gürlek'e sordu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tanrikulu-ceza-infaz-kurumlarinda-yasanan-hak-ihlalleri-ve-kotu-muamele-iddialarini-bakan-gurleke-sordu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tanrikulu-ceza-infaz-kurumlarinda-yasanan-hak-ihlalleri-ve-kotu-muamele-iddialarini-bakan-gurleke-sordu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, cezaevlerindeki hak ihlalleri ve kötü muamele iddialarına ilişkin Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, ceza infaz kurumlarında yaşandığı ileri sürülen hak ihlalleri ve kötü muamele uygulamaları hakkında Adalet Bakanı Akın Gürlek'in cevaplaması talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına soru önergesi sundu.</p>

<p>Tanrıkulu, gerçekleştirdiği açıklamada cezaevlerindeki sistematik baskı ve kötü muamele iddialarının toplumun gündeminde kalmaya devam ettiğini vurguladı. Özellikle Emir Sağlam’ın darp edildiğine dair kamuoyuna yansıyan bilgilerin bu alandaki kaygıları artırdığını dile getiren Tanrıkulu, söz konusu durumun bireysel bir ihlal olmanın ötesinde sistemdeki denetim eksikliklerine ve keyfi pratiklere işaret edebileceğini kaydetti.</p>

<h2>BAKAN GÜRLEK’E 12 SORULUK ÖNERGE</h2>

<p>Devletin gözetimi altındaki her bireyin yaşam hakkı ve beden bütünlüğünün mutlak koruma altında bulunması gerektiğine dikkat çeken Tanrıkulu, cezaevlerinde uygulanan "ayakta sayım" işleminin hukuki dayanağı ile güç kullanımının sınırlarının kamuoyuna net bir şekilde açıklanması gerektiğini ifade etti. Tanrıkulu ayrıca şunları söyledi:</p>

<p>"İnsan onurunun korunması hiçbir koşulda istisna kabul etmez. Ceza infaz kurumlarında yaşanan her ihlal, doğrudan hukuk devleti ilkesine zarar vermektedir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tanrıkulu, Bakan Gürlek tarafından cevaplanması istenen 12 maddelik önergesinde Emir Sağlam’a yönelik darp iddialarının şeffaf şekilde araştırılmasını, kamera kayıtlarının titizlikle incelenmesini ve sorumlular hakkında adli süreçlerin işletilmesini talep etti. Önergede ayrıca son beş yılda yapılan kötü muamele şikayetlerinin sayısı, personelin insan hakları eğitimi ve bağımsız denetim mekanizmalarının işleyişi gibi başlıklar yer aldı.</p>

<p>Hukuk devleti ilkesi gereği bağımsız denetimlerin etkinliğinin artırılması gerektiğini savunan Tanrıkulu, Adalet Bakanlığının cezaevlerindeki bu tür iddiaların önlenmesine yönelik yeni bir düzenleme planlayıp planlamadığını da sor</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tanrikulu-ceza-infaz-kurumlarinda-yasanan-hak-ihlalleri-ve-kotu-muamele-iddialarini-bakan-gurleke-sordu</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/01/sezgin-tanrikulu-2.jpg" type="image/jpeg" length="48162"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü: İsrail’in Gazze’deki soykırımı kadınlara ve kız çocuklara çok boyutlu zarar veriyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutu-israilin-gazzedeki-soykirimi-kadinlara-ve-kiz-cocuklara-cok-boyutlu-zarar-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutu-israilin-gazzedeki-soykirimi-kadinlara-ve-kiz-cocuklara-cok-boyutlu-zarar-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü, Gazze Şeridi’ndeki kadınların ve kız çocuklarının sağlık hizmetlerine erişiminin kasten engellendiğini ve bu durumun insani bir felakete yol açtığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü, İsrail’in son 29 aydır devam eden soykırımının yıkıcı ve çok katmanlı etkilerinin, işgal altındaki Gazze Şeridi’nde kadınları ve kız çocukları uçurumun eşiğine sürüklediğini belirtti.<strong> </strong>5-24 Şubat arasında Uluslararası Af Örgütü aralarında sekiz kanser hastası, dört gebe kadın ve sözde “ateşkes”ten sonra doğum yapmış 14 kadının da bulunduğu, tamamı yerinden edilmiş 41 kadınla; Gazze kentindeki ve Deyr El Balah’taki altı sağlık merkezinden 26 sağlık çalışanıyla ve uluslararası örgütlerde çalışan dört kişiyle görüştü. Buna göre, Filistinli kadınlar, yeterli tıbbi bakım olmadan doğum yapmaya, gebeliklerini ve gebelik sonrası iyileşme sürecini aşırı kalabalık, hijyenden yoksun yerlerde geçirmeye ve genellikle başkalarının bakımını üstlenirken kendileri için mahremiyet, koruma veya temel hizmetlere erişimleri olmadan açlık, hastalık ve travma yaşamaya zorlanıyor.</p>

<p>“<em>ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Orta Doğu genelinde gerilim ciddi şekilde artarken, İsrail’in Gazze’de Filistinlilere yönelik devam eden soykırımını ve kadınların, kız çocukların ödediği acımasız bedeli unutmamalıyız” </em>diyen<em> </em><strong>Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard</strong>, şunları söyledi:</p>

<p>“<em>Kadınlar için hayat, durmak bilmeyen felaket sarmalında her gün verilmesi gereken bir mücadeleye dönüştü</em>. <em>Gazze’deki kadınlar, yaşamak ve güvenli doğum yapmak için gerekli koşullardan yoksun. Sağlık, güvenlik, insan onuru ve gelecek haklarındaki bu sistematik aşınma savaşın ikincil sonucu değil, kadınlara ve kız çocuklara karşı kasıtlı bir savaş eylemi. Ekranlardan izlediğimiz bu insan yapımı felaket, akıl almaz acılara yol açtı. Bir kez daha devletleri, İsrail’in soykırımına ve hukuksuz işgaline son vermek için somut adımlar atmaya çağırmalıyız.</em>”</p>

<p></p>

<p><strong>Doğumları engelleyici uygulamalar…</strong></p>

<p></p>

<p>Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, Ekim 2025’te sözde ateşkes anlaşmasının imzalanmasından şubat sonuna kadar 202 çocuk, 89 kadın ve 339 erkek olmak üzere 630 Filistinlinin daha öldürüldüğünü kaydetti. 7 Ekim 2023’ten bu yana öldürülen Filistinlilerin sayısı 72 bini aştı.</p>

<p>Doğu Kudüs Dahil İşgal Altındaki Filistin Toprağı ve İsrail Hakkında Bağımsız Araştırma Komisyonu, Mart 2025’teki raporunda, İsrail yetkililerinin Gazze’de cinsel sağlık ve üreme sağlığı sistemini sistematik ve kasıtlı imha ettiğini ve bu eylemlerin Soykırım Sözleşmesi uyarınca yasaklanmış iki fiili teşkil ettiğini belirtti. Bu fiiller, Filistinlilerin fiziksel varlığına son vermek için hesaplanmış yaşam koşullarının kasten oluşturulması ve doğumları engelleyici uygulamaların devreye konulmasıdır.</p>

<p>28 Şubat’ta İsrail, İran’a karşı ABD ile ortak yürütülen saldırının başlamasının ardından Gazze Şeridi’ne giriş-çıkışları sağlayan tüm sınır kapılarını kapattı. Sınırlı insani yardım ve ticari ürün akışı ile tıbbi tahliyeler durdu. 3 Mart’ta İsrail, Kerem Şalom/Kerem Ebu Salim sınır kapılarını “aşamalı insani yardım girişi” için yeniden açtı. Mısır ile İsrail arasındaki Refah sınır kapısı ise hâlâ kapalı.</p>

<p></p>

<p><strong>37 bin gebe ve emziren kadın tedaviye ihtiyaç duyacak</strong></p>

<p></p>

<p>Soykırım boyunca kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimi; İsrail’in bombardımanları, sivil halkı yerinden etmesi, üreme ve anne sağlık hizmetlerini imha etmesi, Gazze’nin su ve sanitasyon sistemini yok ederken temel yardım ve hijyen kitlerinin girişine kısıtlamalar getirmesi nedeniyle ciddi ölçüde azaldı.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü ve sağlık kümesi verilerine göre, tüm sağlık hizmeti noktalarının <strong>yaklaşık yüzde 60’ı işlevsiz</strong>. Sağlık Bakanlığı’nın son raporuna göre, kasılmaları tetikleyen haplar, doğum sırası ve sonrası kanamalar, anestezi ve ağrı kontrolü, enfeksiyonlar ve solunum sorunları için kullanılanlar da dahil temel ilaçların yaklaşık <strong>yüzde 46’sı hâlâ stokta bulunmuyor</strong>. Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması’nın son tahminlerine göre, Ekim 2026’dan önce <strong>37 bin gebe ve emziren kadın</strong> daha akut yetersiz beslenmeye maruz kalacak ve tedaviye ihtiyaç duyacak.</p>

<p></p>

<p><strong>Tarihi geçmiş anestezi ilaçları kullanmak zorunda kaldılar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü sağlık çalışanları, “ateşkes”ten bu yana bile doğum yapan kadınların gebelik ve doğum sonrası dönemlerinde ciddi gıda, ilaç ve besleyici takviye azlığına dayanmak zorunda kaldığını belirtti. Doğum yapmaya gelen birçok kadının, yetersiz beslenme nedeniyle kansızlık yaşadığını, suyla bulaşan hastalıklara, vajinal ve diğer enfeksiyonlara maruz kaldığını söylediler. Sağlık çalışanları ekipman azlığı yüzünden kadınlar için gerekli tarama testlerini yapamadı ve bazen tarihi geçmiş anestezi ilaçları kullanmak zorunda kaldı.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının verdikleri bilgilere göre erken doğumlar, düşük kilolu bebekler, gebe ve emziren kadınların kilo kaybetmesi, yetersiz beslenmesi, doğum öncesi kaygı ve doğum sonrası depresyon, gebelikte ve doğumda özellikle de soğuk hava kaynaklı sağlık sorunları nedeniyle yaşanılan solunum güçlükleri, bebeklerin başka nedenlerle birlikte erken doğumu ve yetersiz akciğer gelişimi, solunum güçlüğü sorunu arttı. <strong>El Helou Hastanesi doğum servisinden neonatalog Dr. Nasır Bulbol</strong>, annelerin bağışıklık sistemi yetersiz beslenme nedeniyle zayıfladığından yüksek riskli gebelik sayısının ciddi arttığını belirtti. Hastanenin, 12 kuvözü var ancak hiçbirinde kardiyorespiratuar monitörler bulunmuyor.</p>

<p><strong>BM Nüfus Fonu verilerine göre</strong>, Gazze Şeridi genelinde yenidoğan üniteleri yüzde 150-170 arası kapasiteyle çalışıyor ve bazen üç yenidoğan tek kuvözü paylaşıyor. Uluslararası yardım örgütlerinin engellenmesi ve yakın olasılık olarak faaliyetlerinin durdurulması, üreme ve yenidoğan sağlık hizmetleri üzerinde yıkıcı bir etkiye yol açacak.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlar anlatıyor: Kum ve böcek dolu bir çadırda bebekleri korumak…</strong></p>

<p></p>

<p><strong>El Mavasi’de yaşayan 22 yaşındaki Hind</strong>* 19 Ocak’ta bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Hind, “<em>Yalnızca 43 kiloydum, yetersiz beslendiğimi söylediler. Bebeğim iki ciğerinde de akciğer enfeksiyonuyla doğdu. Şimdi daha iyi ama hâlâ düzgün nefes alamıyor ve kuvözde. Deniz kenarında bir çadırda yaşıyorum. Isınma imkânı olmadığından daha da hastalanacağından korkuyorum. 18 aylık bir bebeğim daha var, soğuktan o da çok hasta</em>” diye konuştu.</p>

<p><strong>Yerinden edilen ve Deyr El Balah’ta yaşayan, yeni doğum yapmış 22 yaşındaki Meryem’e</strong>* yetersiz beslenme ve anemi teşhisi konuldu. Aralık 2025’te ilk bebeğini erken doğumla dünyaya getirdi. Vücudu bebeği emzirmek için yeterli süt üretmiyor. Bu nedenle bebek maması almak ve ısıtmasız bir çadırda bebeğini sıcak tutmak için çabalıyor.</p>

<p><strong>Sekiz aylık hamile 24 yaşındaki eğitimli hemşire</strong>, Uluslararası Af Örgütü’ne, 2024 yılı ortalarında bebeğinin yeterli tıbbi tedavi görmediği için enfeksiyon nedeniyle öldüğünü ve eşinin, şimdiki gebeliğini öğrenmeden bir saldırıda öldürüldüğünü söyledi. Soğuk nedeniyle devamlı hasta olduğunu ve tuvaletlere erişmekte zorlandığını ifade etti. Kum ve böcek dolu çadırda bebeğini virüslerden nasıl koruyacağından, doğum sonrasında bebek bezi, giysileri ve hijyenik pedi nasıl alabileceğinden endişe ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>“Tüm Gazze’de çalışır durumda bir MRI cihazı bulunmuyor”</strong></p>

<p></p>

<p>İsrail yetkilileri, Gazze’de 18 bin 500’ün üzerinde Filistinlinin, büyük ölçüde İsrail’in sağlık sistemini imha etmesi nedeniyle mevcut olmayan acil tedaviye ihtiyaç duymasına rağmen, tıbbi tahliye süreçlerini kontrol etmeye ve engellemeye devam ediyor. Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’ya yapılan tıbbi tahliyeler, 7 Ekim 2023’ten bu yana neredeyse tamamen yasaklandı. Engeller, önlenebilir ölümlere yol açıyor ve akıl almaz acılara sebebiyet veriyor.</p>

<p>Tıbbi tahliyelerin engellenmesinden en kötü etkilenenler arasında kanser hastası kadınlar bulunuyor. <strong>Bir hemşire Uluslararası Af Örgütü’ne</strong>, “<em>Gazze’de radyoterapi veren hiçbir hastane yok. Ciddi bir teşhis ekipmanı sıkıntısı yaşıyoruz. Tüm Gazze’de çalışır durumda tek bir MRI cihazı yok. Ön teşhis eksikliği bizi tahminde bulunmak zorunda bırakıyor, bu da hastaların hayatını riske atıyor ve tedavinin etkinliğini azaltıyor</em>” dedi.</p>

<p><strong>BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA)</strong>, insani yardım çalışmalarına ilişkin genel değerlendirmesinde, teşhis ve görüntüleme için gerekli bazı laboratuvar ekipman ve malzemelerinin İsrail yetkililerince “ikili kullanıma” elverişli olarak değerlendirildiğini ve yasaklandığını doğruladı. <strong>Faaliyet izni durdurulmak istenen 37 örgütten birinde görev yapan bir insani yardım çalışanı</strong>, Uluslararası Af Örgütü’ne, yılbaşından bu yana Gazze’ye tıbbi malzeme getirmelerine izin verilmediği için şubat sonunda, kanser gibi bulaşıcı olmayan hastalıkları olan binden fazla hastayı geri çevirmek zorunda kaldıklarını söyledi. <strong>El Helou Hastanesi’nde kanser tedavisi gören İman</strong>*, gerekli ilaçlar bulunmadığı için kemoterapi seanslarının iki kez ertelendiğini anlattı: “<em>Geçen yıl göğüs kanseri teşhisi konuldu. O günden beri dört kez yerinden edildim. Zar zor hareket edebiliyordum ve çocuklarımı da taşımak zorundaydım. Yerinden edilmeyle hastalığın birleşmesi insanı öldürüyor. Tıbbi amaçlı tahliye edilecekler listesindeyim, bekliyorum</em>.”</p>

<p>Tüm Gazze Şeridi’ndeki tek uzman kanser tedavi merkezi <strong>Türk-Filistin Dostluk Hastanesi’nin eski poliklinik direktörü Hani Ayyaş</strong>, Ekim 2023’te ağır bombardıman nedeniyle hastaneden ayrılmak zorunda kaldı. İsrail ordusu daha sonra hastaneyi askeri üs olarak kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>İsrail’e hukuksuz ablukasını tamamen kaldırması için baskı yapılmalı</strong></p>

<p></p>

<p>İsrail yetkilileri, ilaç ve tıbbi ekipman, temel ürünler ve hizmetler de dahil insani yardımlara yönelik hukuksuz, keyfi kısıtlamaları ve tıbbi tahliyelerin önündeki engelleri kaldırmalı. Doğu Kudüs dahil İşgal Altındaki Filistin Toprağı’nın diğer bölgelerine ve İsrail’e etkili ve güvenilir bir tahliye yolu sağlamalı. Tahliye edilenlerin tedavileri tamamlandığında dönebilmeleri güvence altına alınmalı.</p>

<p>Ayrıca devletler uygulanabilir tedbirler alarak, İsrail’e devam eden saldırılarını sonlandırması, hukuksuz ablukasını tamamen kaldırması, insani yardım örgütlerinin serbestçe ve güvenli biçimde çalışabilmelerine izin vermesi için diplomatik ve ekonomik baskı yapmalı. Temel anne ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimi sağlamalı, kadınların ekonomik ve sosyal haklarını koruyan hizmetlere ve Gazze’de kadınların yönetimindeki örgütlere yönelik desteği ve finansmanı artırmalı.</p>

<p><em>*Bazı kadınların isimleri talepleri doğrultusunda değiştirilmiştir.</em></p>

<p><strong>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi WhatsApp Basın grubuna katılmak için:</strong></p>

<p><a href="https://chat.whatsapp.com/IGXsd1inPviL5cJl5Ey0p2?mode=ems_share_c" rel="nofollow">https://chat.whatsapp.com/IGXsd1inPviL5cJl5Ey0p2?mode=ems_share_c</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/uluslararasi-af-orgutu-israilin-gazzedeki-soykirimi-kadinlara-ve-kiz-cocuklara-cok-boyutlu-zarar-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/12/gazze-bebek.png" type="image/jpeg" length="64665"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsan Hakları Derneği: Tutuklu yargılanan tüm siyasetçilerin tahliye edilmesi gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/insan-haklari-dernegi-tutuklu-yargilanan-tum-siyasetcilerin-tahliye-edilmesi-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/insan-haklari-dernegi-tutuklu-yargilanan-tum-siyasetcilerin-tahliye-edilmesi-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 402 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasına ilişkin yaptığı açıklamada, tutuklu bulunan tüm siyasetçilerin tahliye edilmesini istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği (İHD), kamuoyunda "İBB davası" olarak bilinen ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte 402 sanığın yer aldığı davanın ilk duruşmasına yönelik değerlendirmelerini paylaştı.</p>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından yapılan yazılı açıklamada, davanın ilk duruşmasının bugün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde görülmeye başlandığı kamuoyuyla paylaşıldı. Kurumun açıklamasında, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 106'sı tutuklu toplam 402 sanığın yer aldığı davanın başlangıcı hakkında görüşler ifade edildi.</p>

<h2>ADİL YARGILANMA İLKESİ VURGUSU</h2>

<p>Mevcut yargı uygulamalarında tutukluluk halinin bir tedbir olmaktan çıkarak cezalandırma yöntemine dönüştüğü belirtilen açıklamada, bu durumun masumiyet karinesini zedelediği ifade edildi. İnsan Hakları Derneği (İHD), söz konusu pratiklerin özellikle muhalif siyasi figürler, basın mensupları ve insan hakları savunucuları üzerinde yoğunlaştığını kaydetti. Tutuklu yargılama sürecinin sağlık hakkı başta olmak üzere temel hakların kullanımını engellediği de metinde vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada ayrıca şunlar kaydedildi:</p>

<p>"Mevcut yargı pratiklerinde tutuklama bir tedbirden ziyade cezalandırmaya, masumiyet karinesini hiçe sayan bir pratiğe dönüşmüş durumda. Bu pratik bilhassa muhalif siyasetçilere, gazetecilere, insan hakları savunucularına uygulanıyor. Ayrıca, tutuklu yargılanma sağlık hakkı ve diğer temel insan haklarının da etkili kullanılmasının önünde ciddi engeller teşkil ediyor. Tutuksuz yargılanma adil yargılanma ilkesinin bir gereği. Tutuklamanın istisna olması gerektiğini hatırlatarak tutuklu yargılanan tüm siyasetçilerin tahliye edilmesi gerektiğini belirtiyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/insan-haklari-dernegi-tutuklu-yargilanan-tum-siyasetcilerin-tahliye-edilmesi-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/10/ihd-8.png" type="image/jpeg" length="49542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumartesi Anneleri 1092'nci haftada Cüneyt Aydınlar'ın akıbetini sordu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/cumartesi-anneleri-1092nci-haftada-cuneyt-aydinlarin-akibetini-sordu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/cumartesi-anneleri-1092nci-haftada-cuneyt-aydinlarin-akibetini-sordu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1092'nci haftasında 32 yıl önce gözaltında kaybedilen Cüneyt Aydınlar'ın akıbetini sorarak adalet taleplerinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı'nda düzenledikleri eylemin 1092'nci haftasını gerçekleştirdi. Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, ellerinde karanfiller ve kaybedilenlerin fotoğraflarıyla bir araya gelen grup, bu hafta 1994 yılında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Cüneyt Aydınlar’ın durumuna dikkat çekti. Hazırlanan açıklama metni kayıp yakını Zelal Buldan tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buldan, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi olan Aydınlar'ın 20 Şubat 1994 tarihinde Bakırköy Ömür Durağı’nda polisler tarafından gözaltına alınarak Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldüğünü belirtti. Aydınlar'ın yedi gün boyunca kayıt dışı gözaltında tutulduktan sonra 27 Şubat 1994 tarihinde resmi gözaltı kaydının yapıldığını ifade eden Buldan, aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 14 kişi mahkemeye sevk edildiğinde Aydınlar'ın aralarında bulunmadığını kaydetti.</p>

<h2>POLİSİN FİRAR İDDİASI ESAS ALINDI</h2>

<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün aileye, Aydınlar'ın 28 Şubat 1994 tarihinde yer gösterme sırasında kaçtığı yönünde açıklama yaptığını dile getiren Buldan, tanık beyanlarının bu iddiayı yalanladığını vurguladı. Buldan, tanıkların 2 Mart 1994 tarihine kadar Aydınlar ile birlikte gözaltında tutulduklarını beyan ettiklerini söyleyerek ayrıca şunları kaydetti:</p>

<p>"Tanıklar, ağır işkence gören Cüneyt’in bir ayağı kırık, yürüyemez haldeyken; ‘Ölmeye hazır mısın, ölmeye gidiyorsun’ diyen polisler tarafından sürüklenerek hücresinden götürüldüğünü aktardılar. Yargı makamları; elleri kelepçeli, ayakkabıları bağcıksız, tanık beyanlarına göre desteksiz ayakta duramayan bir kişinin onlarca polisin elinden nasıl kaçabildiğini sorgulamadı. Tanık anlatımlarını değil, polisin dayanaktan yoksun firar iddiasını esas aldı. Cüneyt Aydınlar’ın gözaltında kaybedilmesine ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmedi; tanıklar gereği gibi dinlenmedi, deliller toplanmadı, maddi gerçek araştırılmadı."</p>

<p>Gözaltında kaybetme halinin devam ettiği sürece hak ihlalinin güncelliğini koruduğunu belirten Buldan, zamanaşımı gibi kavramların kayıplar aleyhine işletilemeyeceğini ifade etti. Aydınlar’ın akıbetinin araştırılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması yönündeki devlet yükümlülüğünün sürdüğünü vurgulayan Buldan, hak arama özgürlüğünün önünün kesilemeyeceğini belirtti.</p>

<p>Zelal Buldan, açıklamanın sonunda Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyulması, Galatasaray Meydanı’ndaki kişi sınırlaması ve mekan yasağının kaldırılması yönündeki taleplerini yineledi. Meydanın bir kamusal hafıza mekanı olduğunu ifade eden Buldan, mevcut yasakların hukuken temelsiz ve vicdanen kabul edilemez olduğunu kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/cumartesi-anneleri-1092nci-haftada-cuneyt-aydinlarin-akibetini-sordu</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/cumartesi-anneleri-27.png" type="image/jpeg" length="20668"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Partili Aslan'dan "Cizre Bodrumları" için Meclis Araştırması talebi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-aslandan-cizre-bodrumlari-icin-meclis-arastirmasi-talebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-aslandan-cizre-bodrumlari-icin-meclis-arastirmasi-talebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, 2015-2016 yıllarında Cizre'de uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında yaşanan ve "Cizre Bodrumları" olarak bilinen olayların tüm yönleriyle aydınlatılması için Meclis Araştırması açılmasını talep etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meclis Araştırması talebine konu olan bilgilere göre; Şırnak'ın Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen ve 79 gün boyunca kesintisiz süren sokağa çıkma yasağı döneminde, 41'i çocuk ve 22'si kadın olmak üzere toplam 177 kişinin yaşamını yitirdiği ifade edildi. Aradan geçen 10 yıla rağmen olaylara ilişkin bağımsız ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmediği, adaletin sağlanması yönünde ilerleme kaydedilmediği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sokağa çıkma yasağı ve bodrumlardaki ölümler</h2>

<p>Nevroz Uysal Aslan tarafından sunulan gerekçede, 14 Aralık 2015’te başlayan ablukanın sivil yerleşim alanlarını hedef aldığı, binlerce ev ve iş yerinin yıkıldığı vurgulandı. Ölümlerin 22 Ocak 2016 tarihinden itibaren nitelik değiştirerek belirli adreslerdeki bodrum katlarında yoğunlaştığı kaydedildi. "Vahşet bodrumları" olarak adlandırılan bu noktalarda mahsur kalan sivillerin; adres bilgilerini, yaralı sayılarını ve tıbbi müdahale taleplerini dönemin yetkililerine ve bakanlıklara iletmelerine rağmen tahliye koridorunun açılmadığı vurgulandı.</p>

<h2>İnsan hakları ihlalleri ve cezasızlık iddiaları</h2>

<p>Araştırma talebinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bazı yaralılar için verdiği yaşam hakkı tedbir kararlarına rağmen bu kişilerin hastaneye ulaştırılmadığı hatırlatıldı. Cudi ve Sur mahallelerindeki üç ayrı bodrumda yaşanan patlamalar ve yoğun ateş sonucunda 177 cenazenin çıkarıldığı, birçok cenazenin vücut bütünlüğünün bozulduğu belirtildi. Gerekçede ayrıca, yasağın hemen ardından başlatılan hızlı yıkım faaliyetleri ve enkazların ortadan kaldırılması gibi uygulamaların, ihlallerin ortaya çıkarılmasını engelleyen bir "cezasızlık pratiği" olduğu savunuldu.</p>

<h2>Sorumluların yargılanması talebi</h2>

<p>Milletvekili Aslan, "Cizre Bodrum Katliamları"na sebeviyet veren faillerin, ihmali ve sorumluluğu bulunan siyasilerin ve kamu görevlilerinin açığa çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti. Teklifte, Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması ve yargı süreçlerinin önünün açılması için gereğinin yapılması istendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/dem-partili-aslandan-cizre-bodrumlari-icin-meclis-arastirmasi-talebi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/nevroz-uysal-aslan.jpg" type="image/jpeg" length="12245"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÖHD raporu: Rojava eylemlerinde 842 gözaltı ve 118 tutuklama]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ohd-raporu-rojava-eylemlerinde-842-gozalti-ve-118-tutuklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ohd-raporu-rojava-eylemlerinde-842-gozalti-ve-118-tutuklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Rojava'ya yönelik saldırılara karşı düzenlenen eylemlere ilişkin hazırladığı raporda, bir ayda 842 kişinin gözaltına alındığını ve 118 kişinin tutuklandığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkezi, 1 Ocak 2026 ile 2 Şubat 2026 tarihleri arasında Türkiye genelinde düzenlenen protesto, yürüyüş ve basın açıklamalarına yönelik kolluk müdahalelerini içeren raporunu kamuoyuyla paylaştı. </p>

<p>Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, ÖHD Genel merkez yöneticisi Mehmet Öner, Rojava’ya dönük saldırıların Kürt halkının tarihsel, siyasal ve toplumsal kazanımlarına yönelik olduğunu belirtti. Bu saldırıların yalnızca sınır ötesinde yaşanan askeri ya da diplomatik gelişmeler olarak ele alınamayacağını kaydeden Öner, “Rojava’da inşa edilen öz yönetim, kadın özgürlüğü, yerel demokrasi ve halkların birlikte yaşam pratikleri, Kürt halkının bütün coğrafyalardaki varlığı ve mücadelesiyle doğrudan bağlantılıdır. Türkiye’de Rojava’ya dönük saldırılara karşı gerçekleştirilen protestolar da bu nedenle münferit ya da geçici tepkiler değil, Kürt halkının tarihsel deneyimi, kolektif hafızası ve güncel siyasal gerçekliğiyle iç içe geçmiş meşru ve barışçıl itirazlardır. Kürt meselesi bağlamında Türkiye’de yaşanan süreç, Rojava’da bağımsız değildir; aksine Rojava’daki gelişmelerle eş zamanlı olarak Türkiye’de baskı politikalarının yoğunlaştığı açıkça görülmektedir” ifadelerinde bulundu.</p>

<p></p>

<p>Raporun ÖHD üyesi avukatlar tarafından sahada doğrudan gözlem, gözaltına alınan kişilerle, avukatlarıyla ve aileleriyle görüşmeler, hastane ve adliye süreçleri, basına yansıyan bilgiler ve görsel kayıtlarla elde edildiğini belirten Öner “Elde edilen veriler, ihlallerin tesadüfi ya da münferit olmadığını; yakalama anından gözaltı sürecine, sağlık muayenesinden yargılamaya kadar uzanan zincirin bütün aşamalarında sistematik bir hak ihlali pratiğinin işletildiğini ortaya koymaktadır” dedi.</p>

<p></p>

<p>Tespit edilebildiği kadarıyla ülke genelinde en az 49 ayrı kolluk saldırısı gerçekleştirildiği, en az 840 kişinin gözaltına alındığı ve en az 118 kişinin tutuklandığını açıklayan Öner, “133 kişi hakkında ise ‘adli kontrol’ uygulanmıştır. Gözaltı ve tutuklama kararlarının büyük bir kısmı herhangi bir şiddet içermeyen, tamamen barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile basın açıklamalarına katılım gerekçesiyle verilmiştir. Bu tablo, anayasa ve tarafı olunan uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel hakların fiilen askıya alındığını göstermektedir” diye belirtti.</p>

<p></p>

<h2>ÇOCUKLARA YÖNELİK İHLALLER DİKKAT ÇEKTİ</h2>

<p></p>

<p>Öner, devamla şunları kaydetti:</p>

<p></p>

<p>“-Raporda özellikle çocuklara yönelik ihlaller dikkat çekicidir. Tespit edilebildiği kadarıyla en az 99 çocuk gözaltına alınmış, en az 25 çocuk hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Çocukların yakalama sırasında darp edildiği, ters kelepçe uygulamasına maruz bırakıldığı, yetişkinlerle birlikte gözaltında tutulduğu ve çocuk adalet sisteminin temel güvencelerinin hiçe sayıldığı yönünde çok sayıda beyan rapora yansımıştır. Bu uygulamalar, çocuğun üstün yararı ilkesinin ve uluslararası çocuk hakları sözleşmelerinin açık ihlalidir.</p>

<p></p>

<h2>EN AZ 106 KİŞİ ŞİDDETE MARUZ KALDI</h2>

<p></p>

<p>Yine verilerimize göre en az 106 kişi, yakalama anında veya gözaltı sürecinde darp, copla vurma, ters kelepçe, yerde sürükleme, tehdit ve hakarete maruz kaldığını beyan etmiştir. Bazı vakalarda boğmaya çalışma, uzun süre ayakta bekletme, psikolojik baskı ve cinsel saldırı tehdidi gibi ağır iddialar bulunmaktadır. Ayrıca sağlık muayenelerinin usulüne uygun yapılmadığı, darp ve cebir izlerinin raporlara geçirilmediği, kolluk görevlilerinin muayene sürecine fiilen müdahil olduğu yönündeki bulgular, işkence ve kötü muamelenin belgelenmesinin sistematik olarak engellendiğini göstermektedir.</p>

<p></p>

<h2>VALİLİK YASAKLARI</h2>

<p></p>

<p>Raporumuz, birçok ilde valilikler tarafından alınan geniş kapsamlı yasak kararlarıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının idari işlemler yoluyla fiilen askıya alındığını ortaya koymaktadır. Bu yasaklar yalnızca yürüyüş ve basın açıklamalarını değil; afiş, pankart ve bildiri dağıtımı gibi ifade biçimlerini de kapsamakta, bazı illerde il giriş-çıkışlarının dahi engellendiği görülmektedir. Bu uygulamalar, ölçülülük ilkesine aykırı olup demokratik toplum düzeniyle bağdaşmamaktadır.</p>

<p></p>

<h2>‘KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ VE GÜVENLİĞİ HAKKI İHLAL EDİLDİ’</h2>

<p></p>

<p>Rapor kapsamında belgelenen gözaltı ve tutuklama uygulamaları, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ağır ve sistematik biçimde ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılan yüzlerce kişi, herhangi bir somut suç şüphesi ortaya konulmaksızın, keyfi şekilde gözaltına alınmış; gözaltı süreleri hukuka aykırı biçimde uzatılmış, tutuklama tedbiri ise istisnai bir önlem olmaktan çıkarılarak cezalandırma aracına dönüştürülmüştür. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yönelik bu ihlaller, yalnızca bireysel uygulamalar değil, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı gelişen toplumsal itirazın bastırılmasına dönük siyasal bir tercih olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de Kürt halkının siyasal ve toplumsal reflekslerinin kriminalize edilmesi, Rojava politikasıyla eş zamanlı yürütülen bir bastırma stratejisinin parçasıdır.</p>

<p></p>

<h2>SUÇ VE CEZALARIN KANUNİLİĞİ İLKESİ İHLAL EDİLDİ</h2>

<p></p>

<p>Raporda yer alan vakalar, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin açık biçimde ihlal edildiğini göstermektedir. Barışçıl eylemlere katılım, basın açıklaması yapmak, slogan atmak ya da pankart taşımak gibi anayasal haklar, hukuki dayanağı olmayan biçimde ‘örgüt propagandası’, ‘kanuna aykırı toplantı’ ya da ‘görevli memura direnme’ suçlamalarına konu edilmiştir. Suçun unsurları oluşmadan, soyut ve geniş yorumlara dayalı isnatlarla özgürlük kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanması, ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu durum, Kürt meselesi bağlamında hukukun siyasal amaçlarla araçsallaştırıldığını ve Rojava’daki gelişmelerle bağlantılı olarak Türkiye’de muhalif her sesin kriminalize edildiğini göstermektedir.”</p>

<p></p>

<p>Öner raporun devamında, tespit edilen çocuklara yönelik gözaltı, tutuklama ve kötü muamele uygulamalarının, çocuğun üstün yararı ilkesinin sistematik biçimde ihlal edildiğini ortaya koyduğunu söyledi. Çocukların, yetişkinlerle aynı koşullarda gözaltına alındığı, ters kelepçe ve fiziksel şiddete maruz bırakıldığı, tutuklama gibi en son başvurulması gereken tedbirlere konu edildiğini söyleyen Öner, “Çocuk adalet sisteminin koruyucu ve onarıcı yaklaşımı tamamen göz ardı edilmiştir” dedi.</p>

<p></p>

<h2>SAVUNMA DOĞRUDAN HEDEF ALINDI</h2>

<p></p>

<p>Raporda savunma mesleğinin doğrudan hedef alındığını ve avukatlara yönelik müdahalelerin sistematik bir nitelik kazandığını söyleyen Öner, bu kapsamda Avukat Musa Bender, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı gerçekleştirilen barışçıl protestolar ve dayanışma faaliyetleri bağlamında tutuklandığı, avukat Arjin Akdağ’ın ise kolluk güçleri tarafından gözaltı sürecinde fiziksel ve psikolojik muameleye maruz bırakıldığını, Avukat Celal Doğan’ın ise eylem alanında kolluk güçleri tarafından darp edilerek gözaltına alındığını belirtti. Wan’da Avukat Sinan Özaraz (Wan Baro Başkanı) başta olmak üzere çok sayıda avukatın gözaltına alındığını söyleyen Öner, Agirî ve İstanbul’da da avukatların gözaltına alındığını söyleyen Öner, savunma mesleğinin coğrafi olarak yaygın biçimde hedef alındığını söyledi.</p>

<p></p>

<h2>HABER ALMA HAKKI İHLALİ</h2>

<p></p>

<p>Rojava’ya ilişkin protestolarda ağır ve yaygın müdahaleler gerçekleştirildiğini belirten Öner, açıklamaların engellendiği, gazetecilerin darp edilerek gözaltına alındığı, haber takibinin fiilen suç haline getirildiği çok sayıda vaka yer aldığını söyledi. Öner, “İfade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken düşünce açıklamaları, sloganlar ve basın faaliyetleri kriminalize edilmiştir. Bu uygulamalar, kamuoyunun bilgi alma hakkını da doğrudan ihlal etmektedir. Rojava’ya yönelik saldırıların ve buna karşı gelişen tepkilerin görünür kılınmasının engellenmesi, Türkiye’deki basın ve ifade özgürlüğü ihlallerinin politik arka planını açıkça ortaya koymaktadır” diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>Raporda belgelenen tüm bu ihlallerin ortak sonucunun “siyasal faaliyette bulunma hakkı”nın fiilen ortadan kaldırılması olduğunu söyleyen Öner, “Bu eylemlerin güvenlikçi yaklaşımla bastırılması, dayanışma hakkının fiilen suç haline getirildiğini ortaya koymaktadır” diye konuştu. Raporda yer alan bulgularda, ulusların kendi kaderini tayin hakkı bağlamında da ciddi ihlaller olduğuna dikkat çeken Öner, Rojava’da Kürt halkının kendi siyasal, toplumsal ve yönetsel iradesini inşa etme çabaları hedef alınırken, Türkiye’de bu iradeyle dayanışma gösterenlerin baskı altına alınması, aynı siyasal yaklaşımın farklı coğrafyalardaki yansıması olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<h2>BASKI İKLİMİ</h2>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporun son bölümünde Öner, şunları belirtti: “ÖHD Genel Merkezi olarak vurguluyoruz ki; dayanışma hakkı, kolektif haklar ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı, demokratik toplumun ve halkların eşitliğinin temel unsurlarıdır. Bu hakların bastırılması, yalnızca Kürt halkını değil, Türkiye’de birlikte yaşam ve barış umudunu da hedef almaktadır. Raporumuzda ortaya konulan ihlallerin tamamı, Türkiye’nin Rojava politikasının yarattığı baskı iklimiyle doğrudan bağlantılıdır ve bu politikalar değişmedikçe benzer ihlallerin tekrar edeceği açıktır. ÖHD olarak, halkların dayanışma hakkını ve kendi kaderlerini tayin etme iradelerini savunmaya devam edeceğiz.”</p>

<p></p>

<h2>ULUSLARARASI KURUMLAR GÖREVE ÇAĞRILDI</h2>

<p></p>

<p>İşkence ve kötü muamele yasağının mutlak bir yasak olduğunu belirten Öner, Kürt halkının Rojava ile kurduğu tarihsel, siyasal ve toplumsal bağların kriminalize edilemeyeceğini söyledi. Öner, şu çağrıda bulundu: “Hazırladığımız bu raporla birlikte kamuoyunu, baroları, meslek örgütlerini, insan hakları kurumlarını ve uluslararası mekanizmaları göreve çağırıyoruz. Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik yasaklamalara son verilmeli, keyfi gözaltı ve tutuklamalar derhal durdurulmalı, işkence ve kötü muamele iddiaları hakkında bağımsız ve etkili soruşturmalar yürütülmeli ve çocuklara yönelik ağır hak ihlallerinin sorumluları hesap vermelidir. ÖHD olarak, hak ihlallerini belgelemeye, mağdurların yanında olmaya ve hakikati kamuoyuna taşımaya devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.”</p>

<p></p>

<p>Açıklama soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ohd-raporu-rojava-eylemlerinde-842-gozalti-ve-118-tutuklama</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/ohd-rapor.png" type="image/jpeg" length="41860"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD: Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın kapalı tutulması, ağır bir hak ihlalidir]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ihd-mursitpinar-sinir-kapisinin-kapali-tutulmasi-agir-bir-hak-ihlalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ihd-mursitpinar-sinir-kapisinin-kapali-tutulmasi-agir-bir-hak-ihlalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın kapalı tutulmasının insani yardımların halka ulaşmasını engelleyen ağır bir hak ihlali olduğunu belirterek kapının açılması çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği (İHD), Kobani'de sivillere ulaştırılmak istenen insani yardımın engellenmesinin hak ihlali olduğunu belirterek, bir an önce Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açılması gerektiğini bildirdi.</p>

<p>İHD tarafından yapılan yazılı açıklama şu şekilde:</p>

<p>"Kobane'de siviller; saldırılar, abluka ve derinleşen insani kriz nedeniyle gıda, su, ilaç ve sağlık hizmetlerine erişememektedir. Bu koşullar, başta çocuklar olmak üzere sivil halkın yaşam hakkını doğrudan tehdit etmektedir. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın kapalı tutulması, insani yardımların halka ulaşmasını engelleyen ağır bir hak ihlalidir. Bugün Diyarbakır Kent Koruma Konseyi tarafından Kobane'ye gönderilen insani yardım tırının geçişine izin verilmemesi, sivillerin bilinçli biçimde insani yardımdan mahrum bırakıldığını açıkça göstermektedir. İnsani yardımın engellenmesi; uluslararası insancıl hukuk, Birleşmiş Milletler sözleşmeleri ve Türkiye’nin taraf olduğu insan hakları belgeleriyle bağdaşmamaktadır. İnsani yardım bir lütuf değil, hukuki bir yükümlülüktür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle İnsan Hakları Derneği olarak bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Mürşitpınar Sınır Kapısı derhal ve kesintisiz biçimde insani yardıma açılmalıdır. Sivil toplum örgütleri ve bağımsız insani yardım girişimlerinin bölgeye erişimi engellenmemelidir. Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu'na ait yardım tırının geçişine izin verilmemesi uygulamasına derhal son verilmelidir. Sivillerin, özellikle çocukların yaşam hakkını tehdit eden abluka ve engelleme politikaları kaldırılmalıdır. Yetkili kurumları, uluslararası mekanizmaları ve kamuoyunu; yaşanan bu ağır hak ihlallerine karşı sorumluluk almaya ve sessiz kalmamaya çağırıyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ihd-mursitpinar-sinir-kapisinin-kapali-tutulmasi-agir-bir-hak-ihlalidir</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/10/ihd-8.png" type="image/jpeg" length="55816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AİHM'e 2025'te en çok hak ihlali başvurusu Türkiye'den yapıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/aihme-2025te-en-cok-hak-ihlali-basvurusu-turkiyeden-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/aihme-2025te-en-cok-hak-ihlali-basvurusu-turkiyeden-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AİHM'in 2025 yılı raporuna göre Türkiye, 18 bin 464 başvuruyla Avrupa Konseyi ülkeleri arasında ilk sırada yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2025 yılına ait yıllık raporunu ve içtihat hukukuna yönelik verilerini kamuoyuyla paylaştı. Raporda, Türkiye'den yapılan hak ihlali başvurularının bir önceki yıla kıyasla azaldığı ancak Avrupa Konseyi ülkeleri arasında en çok şikayet edilen ülkenin yine Türkiye olduğu kaydedildi.</p>

<p>Rapora göre, 2025 yılında Türkiye'den 18 bin 464 başvuru yapıldı. Bu sayı, 2024 yılında yapılan 21 bin 600 başvuruya göre önemli bir azalmaya işaret etse de Avrupa Konseyi ülkeleri arasında en çok şikayet edilen ülke yine Türkiye oldu.</p>

<p>Türkiye'den gelen başvuruların yüzde 80'den fazlasının, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası alınan önlemlerle bağlantılı gözaltı, tutuklama ve yargılamalardan kaynaklandığı belirtiliyor.</p>

<p><strong>Geçen yıl 74 davada karar açıkladı</strong></p>

<p>Mahkeme 2025 yılında Türkiye hakkında bireysel veya grupsal başvurularla ilgili toplam 74 davada karar açıkladı. Bunlardan 66'sında AİHS'nin en az bir maddesinin ihlal edildiğine hükmederken 6'sında ihlal bulmadı, 2'sinin ise diğer yöntemlerle sonuçlandığını açıkladı.<br />
Türkiye hakkında 24 dava ile en fazla ihlal kararı AİHS'nin adil yargılanma hakkı maddesi temelinde verildi. Bu maddeyi 21 dava ile AİHS'nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili maddesi izledi.</p>

<p><strong>Rusya ikinci sırada</strong></p>

<p>Türkiye'yi, Rusya (7 bin 177), Ukrayna (4 bin 4), Polonya (3 bin 517), İtalya (2 bin 787), Yunanistan (2 bin 562), Romanya (2 bin 489) ve Azerbaycan (2 bin 180) izliyor. Rapora göre, AİHM'de toplam başvuru sayısı geçen yıl yüzde 11 azaldı ve 53 bin 450'ye geriledi.<br />
2026 yılında rekor başvuru bekleniyor.</p>

<p>AİHM kaynakları, yıl başından bu yana Türkiye'ye karşı yaklaşık 650 yeni başvuru yapıldığı bilgisini veriyor. Bu yeni başvuruların büyük kısmı 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilenler tarafından yapıldı.</p>

<p>Yakın gelecekte, aynı veya benzer şikayetleri içeren kitlesel bir başvuru dalgası gerçekleşebileceğini öngören AİHM, bu başvuruların "idari olarak etkin bir şekilde yönetilmesi" amacıyla 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren bazı özel tedbirlerin yürürlüğe sokmuştu.<br />
Bu tedbirlerin arasında, başvuruların bir kapak sayfasıyla sunulması, başvurucuların Mahkeme'nin internet sitesinde yer alan resmi başvuru formunu indirmesi ve elektronik olarak doldurması ve hem kapak sayfasının hem de başvuru formunun her bir başvurucu için ayrı ayrı doldurulması, çıktılarının alınması ve bu şekilde gönderilmesi bulunuyor.</p>

<p><strong>Spor Kulüplerinden başvurular artıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AİHM kaynakları, Türkiye'deki spor kulüplerinden gelen başvurulardaki artışa da dikkat çekiyor. AİHM gündeminde şu anda, özellikle Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu'nun bağımsızlığını konu alan yaklaşık 60 başvuru bulunuyor. AİHM bu ay başında aldığı bir kararda, Tahkim Kurulu'nun bağımsızlığının yeterli olmadığına hükmetmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İNSAN HAKLARI</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/aihme-2025te-en-cok-hak-ihlali-basvurusu-turkiyeden-yapildi</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2022/06/aihm-3.jpg" type="image/jpeg" length="89082"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
