<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>dokuz8HABER</title>
    <link>https://www.dokuz8haber.net</link>
    <description>Son dakika haberleri, güncel haberler, siyaset, toplum, yaşam haberleri, ekonomideki gelişmeler, emek dünyasından ekoloji mücadelesine ve kadın hareketine yerel ve dünya haberleri dokuz8haber.net'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/ekoloji-cevre" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 11:52:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/rss/ekoloji-cevre"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA["Kirli hava insan hakları ihlali" uyarısı: Karadeniz Ereğli'de gözler Erdemir emisyonlarında]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/kirli-hava-insan-haklari-ihlali-uyarisi-karadeniz-ereglide-gozler-erdemir-emisyonlarinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/kirli-hava-insan-haklari-ihlali-uyarisi-karadeniz-ereglide-gozler-erdemir-emisyonlarinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Ereğli'de Erdemir ve sanayi tesislerinin emisyonlarının halk sağlığını tehdit ettiği, hava kirliliğinin bir insan hakları krizi haline geldiği belirtilerek denetim çağrısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde faaliyetlerini sürdüren Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. başta olmak üzere bölgedeki sanayi tesislerinden yayılan emisyonların toplum sağlığını risk altına sokacak düzeylere ulaştığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu Sözcüsü Çetin Yılmaz tarafından yapılan açıklamada, ilçede ikamet eden vatandaşların yılın önemli bir kısmında kalitesiz ve kirli hava solumak durumunda kaldığı vurgulandı. Yılmaz, Karadeniz Ereğli'de hava kirliliğinin her geçen yıl daha belirgin ve tehlikeli bir duruma geldiğini ifade etti. Özellikle ince partikül maddeler olarak tanımlanan PM10 ve PM2.5 değerlerinin, yılın büyük bir bölümünde hem Türkiye hem de Avrupa Birliği ülkelerindeki yasal sınır değerlerin üzerinde seyrettiğini belirtti. Yaklaşık 200 gün boyunca ölçülen bu değerlerin normal sınırların dışında kalmasının, başta solunum yolu rahatsızlıkları olmak üzere pek çok sağlık problemini beraberinde getirdiğini kaydetti.</p>

<p>Bölgedeki ağır sanayi kuruluşlarının emisyon seviyelerini düşürme noktasında yeterli ve somut adımlar atmadığını dile getiren Yılmaz, özellikle Erdemir kaynaklı kirliliğin yerel halkın yaşam kalitesini ciddi şekilde bozduğunu söyledi. Kentin sık sık yoğun bir hava kirliliği tabakası altında kaldığını aktaran Yılmaz, bölgede astım, bronşit ve akciğer hastalıklarında belirgin bir artış gözlemlendiğini, ancak buna rağmen tesislerin kirliliği dengeleme konusunda kararlı bir çaba sergilemediklerini ifade etti.</p>

<h2>"UYGULANAN PARA CEZALARININ CAYDIRICILIĞI YOK"</h2>

<p>Çevre kirliliğine yönelik hukuki süreçler hakkında bilgi veren Yılmaz, geçtiğimiz yılın mayıs ayında platform olarak Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını hatırlattı. Mevcut çevre denetimlerinin sahada beklenen sonuçları vermediğini vurgulayan Yılmaz, ayrıca şunları söyledi:</p>

<p>"Denetimlerin yapıldığı söyleniyor ama bunun sahadaki sonuçlarını göremiyoruz. Uygulanan para cezaları da oldukça düşük ve caydırıcılığı yok. Bu nedenle bölgede yaşayan insanlar her gün kirli hava solumaya devam ediyor. Ayrıca bölgedeki hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin yeterli verinin kamuoyuyla paylaşılmadığını düşünüyoruz. Özellikle solunum yolu hastalıkları ve akciğer rahatsızlıkları konusunda şeffaf bir veri paylaşımı yapılması gerekiyor. Bu bölgede hava kirliliğine bağlı olarak kaç insanımızın akciğer kanseri olduğunu, kaç kişinin hayatını kaybettiğini ya da kaç çocuğumuzun astım ve bronşit gibi hastalıklarla mücadele ettiğini bilmiyoruz. Bu verilerin kamuoyuna açıklanması gerektiğine inanıyoruz."</p>

<p>Sanayi şehirlerinde hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkilerini kanıtlayan bilimsel çalışmalara da değinen Yılmaz, Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yürütülen bir araştırmada, demir-çelik fabrikalarına yakın yaşayan ailelerin bebeklerinde ağır metal tespit edildiğini anımsattı. Karadeniz Ereğli’de benzer bir çalışmanın henüz yapılmadığını belirten Yılmaz, aynı risklerin bu bölge için de geçerli olabileceğini dile getirdi.</p>

<h2>KÜRESEL ÖLÇEKTE İNSAN HAKLARI MESELESİ</h2>

<p>Hava kirliliğinin artık sadece çevresel bir problem olmaktan çıkıp küresel bir insan hakları meselesi haline geldiğine işaret eden Yılmaz, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin yayımladığı rapora dikkat çekti. Temiz, Sağlıklı ve Sürdürülebilir Çevre Hakkı Özel Raportörü Astrid Puentes Riano tarafından hazırlanan ve 6 Mart 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan raporda, hava kirliliğinin açıkça bir "insan hakları krizi" olarak tanımlandığını aktardı.</p>

<p>Söz konusu raporda temiz hava solumanın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirildiğini ifade eden Yılmaz, fosil yakıt kaynaklı kirliliğin dünya genelinde her yıl milyonlarca erken ölüme yol açtığını belirtti. Yılmaz, ayrıca şunları kaydetti:</p>

<p>"Gecikme bir politika değil, insan haklarının ihlalidir. Raporda çocuklar, yaşlılar ve ekonomik açıdan kırılgan toplumsal grupların bu durumdan en fazla etkilenen kesimler olduğu, devletler ile sanayi kuruluşlarının açık yasal sorumlulukları bulunduğu vurgulanmaktadır. Karadeniz Ereğli'de hava kirliliğinin azaltılması için sanayi tesislerinin emisyonlarının sıkı biçimde denetlenmesi, verilerin şeffaf şekilde paylaşılması ve çevreyi kirleten işletmelere karşı daha güçlü yaptırımlar uygulanması gerekmektedir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, ZONGULDAK</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/kirli-hava-insan-haklari-ihlali-uyarisi-karadeniz-ereglide-gozler-erdemir-emisyonlarinda</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/erdemir.jpg" type="image/jpeg" length="86133"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan madene karşı mücadele eden köylülerle buluştu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/emep-genel-baskani-seyit-aslan-madene-karsi-mucadele-eden-koylulerle-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/emep-genel-baskani-seyit-aslan-madene-karsi-mucadele-eden-koylulerle-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seyit Aslan, Balıkesir'in İvrindi ilçesine bağlı Gökçeyazı Mahallesi'nde maden faaliyetlerine karşı mücadele yürüten köylülerle iftarda bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Balıkesir'in İvrindi ilçesine bağlı Gökçeyazı (eski adıyla Ergama) Mahallesi'nde faaliyet yürüten Türkmen Dağı Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği'nin düzenlediği iftar programına katıldı. İftarın ardından Dernek Başkanı Dilek Yalçın, dernek üyeleri ve köylülerle sohbet eden Aslan, bölgede CVK Madencilik tarafından yürütülen projelere karşı verilen çevre mücadelesinin önemine dikkat çekti.</p>

<h2>"MÜCADELE ETMEYENLER BAŞTAN KAYBEDER"</h2>

<p>Konuşmasında çevre mücadelesinin önemine vurgu yapan Aslan, "Mücadele her zaman kazanılamayabilir ama mücadele etmeyenler baştan kaybeder. Bunun altını özellikle çizmek gerekir" dedi. Türkiye'de madencilik faaliyetlerinin uzun yıllardır genişletildiğini belirten Aslan, Bergama'daki altın madenciliği karşıtı mücadelenin 1998'de başladığını hatırlatarak, "O dönemden bu yana Türkiye'de madencilik karış karış yaygınlaştırıldı. Yer altı ve yer üstü kaynaklarımız ne yazık ki uluslararası şirketlerin talanına açıldı. Yerin altında ne kadar değerli maden varsa; altın, gümüş, krom, çinko, bakır… Hepsini alıp götürüyorlar. Biz ise geride kalan posasıyla baş başa kalıyoruz" diye konuştu.</p>

<h2>"ÇEVRE MÜCADELESİ EKMEK VE SU KADAR GEREKLİ"</h2>

<p>Madencilik politikalarının yeni yasalarla daha da genişletildiğini söyleyen Aslan, çevre mücadelesinin artık temel bir ihtiyaç haline geldiğini belirtti. "Aslında bugün Türkiye'de çevre mücadelesi ekmek kadar, su kadar gerekli bir mücadeledir" diyen Aslan, uluslararası tekellerin yeni ruhsatlar için sürekli başvuru yaptığını ifade etti.</p>

<p>Son dönemde çıkarılan düzenlemelerin madencilik şirketlerine büyük kolaylıklar sağladığını belirten Aslan, "Bizim 'sömürge madenciliği' diye adlandırdığımız yasa ile yer altı kaynakları iktidarın ve sermayenin iki dudağı arasına bırakılmış durumda. İstedikleri yerde, istedikleri zaman ruhsat çıkarabiliyorlar. ÇED süreçleri devre dışı bırakılıyor, acele kamulaştırma adı altında her türlü yağmanın önü açılıyor" dedi.</p>

<h2>İLİÇ ÖRNEĞİ</h2>

<p>İliç'te yaşanan maden faciasını hatırlatan Aslan, "Orada 9 işçi hayatını kaybetti. Şimdi ise gazetelerde görüyoruz; yabancı şirket işletmediği için sahayı başka bir şirkete devrediyor. Yani doğa tahribatı ve kâr düzeni aynı şekilde devam ediyor" diye konuştu.</p>

<p>Madencilik şirketlerinin köylere geldiklerinde izledikleri yöntemlere de değinen Aslan, şirketlerin ilk etapta köylerde bazı küçük yardımlar yaptığını söyledi. Aslan, "Asfalt döküyorlar, camiye yardım ediyorlar, okulu tamir ediyorlar. Muhtarlarla, köydeki insanlarla ilişkiler kuruyorlar. 'Yakınlarınızı işe alacağız' diyerek destek toplamaya çalışıyorlar. Ama gerçekte nasıl bir talan yapacaklarını, toprağı ve suyu nasıl kirleteceklerini gizliyorlar" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"KADINLARIN MÜCADELESİ UMUT VERİYOR"</h2>

<p>Gökçeyazı'da madene karşı yürütülen mücadelede kadınların rolüne dikkat çeken Aslan, "Bugün çevre mücadelesinin en ön cephesinde kadınlar var. Annelerimizin, bacılarımızın verdiği mücadele hepimize umut ve moral veriyor. Topraklara kadınların sahip çıkması, bu ülkenin geleceğini kurmanın da en temel süreçlerinden biridir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Konuşmasının sonunda köylülere seslenen Aslan, "Moralinizi bozmayın, 'Gücümüz yetmiyor' demeyin. Bu toprakları zehirletmeden, insan onuruna yaraşır bir şekilde ekip biçebilmek için mücadele etmek zorundayız" dedi. İftar programı, madencilik faaliyetlerine karşı yürütülen yerel mücadele üzerine yapılan sohbet ve değerlendirmelerle devam etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/emep-genel-baskani-seyit-aslan-madene-karsi-mucadele-eden-koylulerle-bulustu</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/emep-gokceyazi.png" type="image/jpeg" length="50537"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hatay 4. İdare Mahkemesi, Samandağ'daki beton santrali için verilen 'ÇED kapsam dışı' kararını iptal etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/hatay-4-idare-mahkemesi-samandagdaki-beton-santrali-icin-verilen-ced-kapsam-disi-kararini-iptal-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/hatay-4-idare-mahkemesi-samandagdaki-beton-santrali-icin-verilen-ced-kapsam-disi-kararini-iptal-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahkeme, Gürkal İnşaat tarafından kurulması planlanan santrale ilişkin Hatay Valiliği'nin "ÇED kapsam dışı" kararını, çevresel etkiler gerekçesiyle iptal etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay 4. İdare Mahkemesi, Samandağ ilçesi Atatürk Mahallesi'nde Gürkal İnşaat tarafından yapılması planlanan hazır beton üretim santrali için Hatay Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen "ÇED kapsam dışı" kararını iptal etti. Bölge halkının açtığı dava sonucunda alınan kararda, projenin çevre ve tarım alanları üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekildi.</p>

<p>Mahkeme kararında, aynı projeye ilişkin daha önce verilen "ÇED gerekli değildir" kararının Hatay 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği hatırlatıldı. Bu kararın ardından şirketin üretim kapasitesini düşürerek yeniden başvuru yaptığı ve il müdürlüğü tarafından bu kez "ÇED kapsam dışı" kararı verildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>TOZ VE ATIKLAR TARIMSAL ÜRETİMİ ETKİLEYEBİLİR</h2>

<p>Kararda, önceki yargı kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporlarına atıf yapılarak, santralin çevre, tarım alanları ve yerleşim yerleri üzerindeki olumsuz etkilerine işaret edildi. Raporda, tesisin çevresinde tarım alanları ve seraların bulunduğu, üretim sırasında oluşabilecek toz ve atıkların tarımsal üretimi olumsuz etkileyebileceği kaydedildi. Ayrıca tesisin yakınında bulunan Asi Nehri'nin flora ve faunası üzerinde risk oluşturabileceği yönünde değerlendirmelere yer verildiği aktarıldı.</p>

<p>Mahkeme kararında, söz konusu çevresel etkiler ve yer seçimine ilişkin tespitler dikkate alınmadan işlem tesis edildiği belirtilerek, bu nedenle "ÇED kapsam dışı" kararında hukuka ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/hatay-4-idare-mahkemesi-samandagdaki-beton-santrali-icin-verilen-ced-kapsam-disi-kararini-iptal-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/hatay-ced.png" type="image/jpeg" length="85163"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çanakkale'nin tek su kaynağında maden projesi: Atikhisar Barajı’na 4,5 kilometre mesafede ÇED süreci başlatıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/canakkalenin-tek-su-kaynaginda-maden-projesi-atikhisar-barajina-45-kilometre-mesafede-ced-sureci-baslatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/canakkalenin-tek-su-kaynaginda-maden-projesi-atikhisar-barajina-45-kilometre-mesafede-ced-sureci-baslatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Atilla Yoğurtçu</strong></p>

<p>Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı yakınında planlanan "TV Tower" maden projesi için ÇED süreci başladı. Projeye ilişkin halkın katılımı toplantısı 16 Mart’ta yapılacak.</p>

<p>Kaz Dağları ekosisteminin merkezinde, Bayramiç ilçesine bağlı Kuşçayırı köyü mevkiinde hayata geçirilmesi planlanan polimetalik maden projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci resmen başlatıldı.</p>

<p>Yerel kaynaklar ve hazırlanan proje dosyasından edinilen bilgilere göre, CVK Madencilik iştiraki olan Orta Truva Madencilik tarafından yürütülen "TV Tower" projesi, kentin su varlıkları ve tarımsal alanları üzerinde geniş kapsamlı etkiler yaratma potansiyeli taşıyor. Proje sahası, Çanakkale kent merkezinin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı gövdesine 4,5 kilometre mesafede konumlanıyor.</p>

<h2>ŞEHRİN TEK SU KAYNAĞI VE SİYANÜR RİSKİ</h2>

<p>Teknik veriler, tesis bünyesinde altın ve gümüş eldesi için flotasyon ile tank liçi (siyanürleme) yöntemlerinin kullanılacağını gösteriyor. Bu durum, yüksek miktarda kimyasalın su havzası sınırları içerisinde işleneceği anlamına gelirken, bölgenin birinci derece deprem kuşağında yer alması atık barajlarının güvenliği konusundaki endişeleri artırıyor. Olası sızıntı durumlarında, kentin tek su kaynağının kirlenme riski taşıdığı belirtiliyor.</p>

<h2>ORMAN VE TARIM ALANLARINDAKİ TASFİYE PLANI</h2>

<p>Maden sahası için belirlenen ÇED alanı, toplamda 3 bin 878 hektarlık bir yüzölçümünü kapsıyor. Bu alanın 3 bin 752 hektarı, 60’tan fazla endemik türün yaşam alanı olan orman varlığından oluşurken, 126 hektarlık kısım ise köylülerin temel geçim kaynağı olan tarım arazilerinden meydana geliyor. Mevcut su sıkıntısı nedeniyle tankerlerle su taşınan köylerde, yüksek su tüketimi olan bu tesisin tarımsal üretimi olumsuz etkileyeceği ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KÜMÜLATİF YIKIM ENDİŞESİ VE HALKIN KATILIMI</h2>

<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve bölgedeki çevre örgütleri, projenin bölgedeki genel maden kuşatmasının bir parçası olduğunu vurguluyor. Veriler, Çanakkale genelinde ÇED süreci devam eden 54 farklı maden projesinin bulunduğunu ortaya koyuyor. Çevre örgütleri, su havzalarının korunması yasaları ve kamu yararı gözetildiğinde, baraja bu denli yakın bir projenin kabul edilemez olduğunu kaydediyor.</p>

<p>Sürece dair "Halkın Bilgilendirilmesi ve Katılımı Toplantısı", 16 Mart 2026 tarihinde saat 11.00’de Kuşçayırı Köyü Kahvehanesi’nde gerçekleştirilecek. Toplantıda projenin çevresel etkilerine dair raporların sunulması ve halkın görüşlerinin alınması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, ÇANAKKALE, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/canakkalenin-tek-su-kaynaginda-maden-projesi-atikhisar-barajina-45-kilometre-mesafede-ced-sureci-baslatildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2023/01/atikhisar-baraji.png" type="image/jpeg" length="59650"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2025 yılında 3 binden fazla orman yangını meydana geldi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/2025-yilinda-3-binden-fazla-orman-yangini-meydana-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/2025-yilinda-3-binden-fazla-orman-yangini-meydana-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[OGM verilerine göre, 2025 yılında çıkan 3 bin 224 orman yangınında 81 bin 473 hektar alan zarar gördü. Bin 12 yangının ise çıkış nedeni belirlenemedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından paylaşılan verilere göre, geçen yıl meydana gelen 3 bin 224 orman yangınında toplam 81 bin 473 hektar büyüklüğündeki ormanlık alanın zarar gördüğü bildirildi.</p>

<p>BirGün’de yer alan habere göre, 2025 yılındaki yangınlarda hasar gören alanların büyüklüğü, 2020-2025 döneminin en yüksek ikinci seviyesi olarak kayıtlara geçti. Söz konusu verilerde, 2024 yılında gerçekleşen 3 bin 797 yangında 27 bin 485 hektar alanın zarar gördüğü belirtilirken, 2025 yılındaki hasarın bir önceki yıla oranla ciddi ölçüde arttığı vurgulandı. 81 bin 473 hektarlık bu kaybın, Yalova’nın yüzölçümüne yakın bir büyüklüğe tekabül ettiği ifade edildi.</p>

<p>ÇIKIŞ NEDENİ BİLİNMİYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yangınların çıkış nedenlerine ilişkin paylaşılan detaylarda, 2025 yılında meydana gelen bin 12 orman yangınının sebebinin henüz tespit edilemediği kaydedildi. Nedeni belirlenemeyen bu yangınlar sonucunda 37 bin 626 hektarlık orman alanının kül olduğu belirtildi.</p>

<p>İhmal, dikkatsizlik veya kaza kaynaklı çıkan orman yangınlarının bilançosu da kamuoyuyla paylaşıldı. 2025 yılı içerisinde bu nedenlerle meydana gelen bin 774 yangında toplam 40 bin 32 hektar alanın zarar gördüğü kaydedildi. Bunun yanı sıra, geçen yıl içerisinde kasıtlı olarak çıkarıldığı tespit edilen 160 adet orman yangını yaşandığı ifade edildi. Doğal sebeplerle meydana gelen 278 yangının ise 269 hektarlık alanda hasara yol açtığı bilgisi paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/2025-yilinda-3-binden-fazla-orman-yangini-meydana-geldi</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2024/02/sili-orman-yangini.png" type="image/jpeg" length="72211"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tek kullanımlık plastiklere yasak geliyor]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tek-kullanimlik-plastiklere-yasak-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tek-kullanimlik-plastiklere-yasak-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, çevre kirliliğini önlemek amacıyla tek kullanımlık plastiklerin kullanımını kısıtlayacak yeni düzenlemeler için çalışmaları hızlandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2025-2028 Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi ve Eylem Planı ile Tek Kullanımlık Plastikler, Deniz Çöpleri ve Mikroplastikler Yol Haritası kapsamında, plastik kullanımını azaltacak adımlara hız verdi.</p>

<p>Türkiye gazetesinden Cemal Emre Kurt'un haberine göre, hazırlanan düzenleme taslağı kurumların görüşüne sunulurken, söz konusu çalışmanın yıl içinde yürürlüğe girerek resmen uygulanmaya başlanması bekleniyor. Bakanlık, Sıfır Atık Hareketi çerçevesinde hayata geçirilen Depozito Yönetim Sistemi aracılığıyla içecek ambalajlarının geri dönüşüm sürecini teşvik ediyor.</p>

<p>Bu kapsamda, su kaynaklarına ve doğal çevreye en yüksek düzeyde zarar verdiği tespit edilen ürünlerin kullanımının kademeli olarak sonlandırılması hedefleniyor. Yapılan hesaplamalara göre bu uygulama sayesinde, yıllık 1,5 milyon ton karbondioksite eş değer karbon salınımının önüne geçilmesi ve yaklaşık 1,5 milyar TL tutarındaki atık yönetim maliyetinden tasarruf edilmesi öngörülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>CAM VE PORSELEN ÖNE ÇIKIYOR</h2>

<p>Düzenlemenin ilk aşamasında yasaklanması planlanan materyaller arasında plastik çatal, bıçak, kaşık, yemek çubukları ve plastik tabaklar yer alıyor. Ayrıca köpük gıda kapları, içecek kapları, bardaklar, plastik karıştırıcılar, pipetler ve çubuklu kulak pamukları da yasak kapsamına alınacak. Bu ürünlerin yerine cam, porselen, ahşap ve karton gibi çevreyle uyumlu alternatiflerin kullanımı desteklenecek.</p>

<p>Sürecin ikinci aşamasında ise tamamen yasaklama yerine kısıtlama ve etiketleme yöntemleri devreye sokulacak. İçeriğinde kısmen plastik barındıran ürünlerde tüketimin düşürülmesine yönelik sınırlamalar getirilecek ve tüketicileri bilgilendirici işaretler kullanılacak.</p>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, vatandaşların büyük bir bölümü tek kullanımlık plastiklerin azaltılmasına destek veriyor. Veriler, vatandaşların yüzde 77,65’inin günlük yaşamda plastik kullanımının azaltılmasını istediğini, yüzde 72,52’sinin ise bu ürünleri daha az satın almayı planladığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 76,40’ı bazı plastik ürünlerin kısıtlanmasını, yüzde 60,02’si ise tamamen yasaklanmasını olumlu bulurken; yüzde 78,71’i kâğıt ve ahşap, yüzde 80,12’si ise metal ve porselen gibi tekrar kullanılabilir ürünlerin kullanımına onay veriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tek-kullanimlik-plastiklere-yasak-geliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/01/mikroplastik.png" type="image/jpeg" length="84850"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bandırma'da kurulacak kimyasal tesis projesine ÇED olumlu kararı verildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bandirmada-kurulacak-kimyasal-tesis-projesine-ced-olumlu-karari-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bandirmada-kurulacak-kimyasal-tesis-projesine-ced-olumlu-karari-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakanlık, Bandırma Ömerli Mahallesi'nde kurulması planlanan kimyasal üretim ve depolama tesisi projesine yönelik ÇED raporunu onayladığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Atilla Yoğurtçu</strong></p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Balıkesir İl Müdürlüğü, Bandırma’nın Ömerli Mahallesi’nde hayata geçirilmesi planlanan kimyasal üretim ve depolama tesisi projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin sona erdiğini açıkladı.</p>

<p>Bakanlık tarafından paylaşılan bilgilere göre, söz konusu tesis projesi için "ÇED Olumlu" kararı verildiği kamuoyuna ilan edildi.</p>

<h2>YILLIK 40 BİN TON POTASYUM SÜLFAT ÜRETİLECEK</h2>

<p>Hicri Ercili Deniz Nakliyat Kimyevi Maddeler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından işletilmesi öngörülen tesiste, yıllık 40 bin ton potasyum sülfat ile 50 bin ton yüzde 31’lik hidroklorik asit üretimi yapılması planlanıyor. Hazırlanan proje dosyasında yer alan diğer verilere göre, tesis bünyesinde 1.849,75 metreküp kapasiteli bir kimyasal depolama alanının da bulunacağı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BANDIRMA KİMYA SANAYİSİNİN ÖNEMLİ MERKEZLERİNDEN BİRİ</h2>

<p>İlçede halihazırda Eti Maden Bandırma Bor ve Asit Fabrikaları, BAGFAŞ Bandırma Gübre Fabrikaları A.Ş., MKS DevO Kimya ve Delta Kimya gibi büyük ölçekli tesisler faaliyet gösteriyor.<br />
​Eti Maden bünyesinde borik asit ve bor bileşikleri üretilirken, BAGFAŞ tesislerinde sülfürik ve fosforik asit ile kimyevi gübre üretimi yapılıyor. Mevcut tesislerin yanına eklenecek olan yeni kimyasal üretim ünitesinin, bölgenin sanayi kapasitesini artırırken çevresel risk yönetimini de kritik hale getirdiği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, BALIKESİR, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bandirmada-kurulacak-kimyasal-tesis-projesine-ced-olumlu-karari-verildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 19:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2021/09/cevre-ve-sehircilik-bakanligi-11.jpg" type="image/jpeg" length="70785"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlık raporu: Binlerce projeye çevre onayı verildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/bakanlik-raporu-binlerce-projeye-cevre-onayi-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/bakanlik-raporu-binlerce-projeye-cevre-onayi-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı 2025 yılı faaliyet raporuna göre, incelenen 4 bin 674 projenin 3 bin 772’si uygun bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan 2025 yılı faaliyet raporu; maden, petrol, sanayi ve enerji başta olmak üzere çok sayıda projede Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin nasıl işletildiğini ortaya koydu.</p>

<p>Cumhuriyet'te yer alan<a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/cevre-kimin-umurunda-sirketlere-talan-izni-yagmis-2484390" rel="nofollow"><span style="color:#3498db"> habere</span></a> göre, 2025 yılı boyunca toplam 4 bin 674 proje incelemeye alındı. Bu projelerden 716'sına "ÇED Olumlu", 3 bin 56'sına "ÇED Gerekli Değildir", 304'üne "ÇED Olumsuz" ve 598'ine ise "ÇED Raporu Gereklidir" kararı verildiği bildirildi. Böylece toplamda 3 bin 772 proje için uygunluk onayı verilmiş oldu.</p>

<h2>PETROL VE MADENCİLİK PROJELERİ ÖNE ÇIKTI</h2>

<p>ÇED raporu aranmadan uygun bulunan 3 bin 56 projenin sektörlere göre dağılımında petrol ve madencilik sektörü bin 5 proje ile ilk sırada yer aldı. Aynı kapsamda 495 sanayi, 513 tarım - gıda, 395 enerji, 322 turizm - konut, 256 atık - kimya ve 70 ulaşım - kıyı projesi için de ÇED raporu aranmadığı kaydedildi.</p>

<p>Bununla birlikte, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikler Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle "ÇED Gerekli Değildir" kavramı mevzuattan tamamen çıkarıldı. Bu ifadenin yerine, projenin uygun bulunduğunu simgeleyen "ÇED Olumlu" ve daha detaylı inceleme gerektiğini belirten "ÇED Raporu Hazırlanmalıdır" ifadeleri getirildi.</p>

<h2>HALKIN BİLGİLENDİRİLMESİ TOPLANTILARINDA YENİ KURALLAR</h2>

<p>Yönetmelikte yapılan bir diğer önemli değişiklik ise halkın bilgilendirilmesi toplantılarına ilişkin yaptırımlarda gerçekleşti. Proje sahibi veya yetkilendirilmiş danışman kuruluşun toplantıya katılmaması durumunda sürecin bir kez erteleneceği, ikinci kez katılım sağlanmaması halinde ise ÇED sürecinin doğrudan sonlandırılacağı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Halkın projeyi protesto ederek toplantıya iştirak etmemesi durumunda ise sürecin devam edeceği ve proje açısından bir değişiklik olmayacağı ifade edildi. Ayrıca yönetmelikte yer alan "doğal afet" ifadesinin yanına "kuraklık" ibaresi de eklenerek, kuraklığın projelerin yapılabilirliğini etkileyen olağanüstü durumlar kapsamına alındığı vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/bakanlik-raporu-binlerce-projeye-cevre-onayi-verildi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/mugla-ced.jpg" type="image/jpeg" length="11372"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP'li Rızvanoğlu: 4 milyon 800 bin metrekare alan bir gecede orman sınırları dışına çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/chpli-rizvanoglu-4-milyon-800-bin-metrekare-alan-bir-gecede-orman-sinirlari-disina-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/chpli-rizvanoglu-4-milyon-800-bin-metrekare-alan-bir-gecede-orman-sinirlari-disina-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Cumhurbaşkanı kararıyla 21 ilde yaklaşık 4 milyon 800 bin metrekarelik alanın orman vasfından çıkarılmasına tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, geçen hafta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 21 ilde toplam 4 milyon 800 bin metrekare alanın orman sınırları dışına çıkartıldığını belirtti. Rızvanoğlu, "Resmi Gazete'de bir Cumhurbaşkanı kararı yayınlandı. Bu karar tam 21 ili kapsıyor. Ve bu kararla yaklaşık 4 milyon 800 bin metrekare alan, bir çırpıda, bir gecede orman sınırları dışına çıkarıldı. Evet, bir gecede. Ve tek bir imzayla alındı bu karar. Bakın bu alan tam 670 futbol sahası büyüklüğünde. Ve o alanlara, bir sabah artık siz 'orman değilsiniz' denildi. Buralar artık arsa" ifadelerini kullandı.</p>

<p>TBMM Başkanlığı'na dün bir kanun teklifi sunduklarını belirten Rızvanoğlu, Orman Kanunu’nun ek 16. maddesinin yürürlükten kaldırması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Binlerce hektarlar ormanın bir gecede orman olmaktan çıkarılarak arsa haline getirildiğini söyleyen Rızvanoğlu, "2018 yılında Orman Kanunu'na eklenen ek 16. maddesi, ormanlarımızı adeta merkezi bir idari tasarruf alanına dönüştürdü. Bu maddeyle birlikte Cumhurbaşkanlığı'na, zaman sınırlaması olmaksızın orman alanlarının sınır dışına çıkarılma yetkisi verildi. Ve Türkiye'deki ormanların kaderi bilimsel raporlarla, ekolojik analizlerle, kamu yararı değerlendirmeleriyle değil de tek merkezli idari takdirlerle belirlenir bir hâl aldı" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Belgrad Ormanı büyüklüğündeki bir alanın sistemin dışına itildi"</strong></p>

<p>2018'den bugüne kadar ek 16. madde kapsamında 30'dan fazla karar çıktığını toplam 5 bin 310 hektar alanın orman vasfından çıkarıldığını vurgulayan Rızvanoğlu, şunları kaydetti:</p>

<p>"Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, neredeyse Belgrad Ormanı büyüklüğündeki bir alanın sistemin dışına itilmesi demek. Üstelik çok da keyfî bir şekilde. Bakın soralım, ek 16. maddeyle bilimsel zorunluluk aranıyor mu? Hayır. Bağımsız ekolojik etki değerlendirmesi yapılıyor mu? Tabii ki hayır. Belirleyici olan tek bir şey var; o tek şey de bir idari takdir. Cumhurbaşkanı'nın bir kalem darbesi. Bu kararların önünde duran hiçbir hukuki fren de yok. Şimdi soruyorum, bu atılan imzaların, bu idari tasarrufların Anayasa'nın ruhuyla yakından uzaktan bir ilgisi var mı? Anayasa’nın 169. maddesi çok açık. Devlete net bir ödev yüklüyor. Diyor ki, 'ormanları koruyacaksın ve genişleteceksin.' Peki, biz sahada ne görüyoruz? Koruma kalkanının her gün biraz daha aşındırıldığını görüyoruz. Orman alanlarının sistematik bir biçimde daraltıldığını görüyoruz.</p>

<p>Bakın, en vahim örneği de çok yakında, İzmir Bayraklı'da yaşandı. Danıştay'ın 'hukuka aykırı' bulup iptal ettiği bir karar, sanki yargı hiç konuşmamış gibi aynı alan için yeniden önümüze getirildi. Hem de o toprağın bir kısmı daha geçtiğimiz ağustos ayında cayır cayır yanmışken. Oysa aynı 169. maddede ‘yanan alanlar başka hiçbir amaçla kullanılamaz, o toprağa tekrar orman dikilir’ deniyor ve bize anayasal bir güvence veriyor. Ancak bu madde bugün kâğıt üzerinde duran bir temenniden ibaret, arkadaşlar. Yargı kararlarının yok sayıldığı, anayasal korumanın idari inatlaşma ile devre dışı bırakıldığı bir düzenin adı hukuk devleti olamaz. Bugün hukuk devleti ilkesinin ormanlarımızla birlikte nasıl erozyona uğradığına hep birlikte tanıklık ediyoruz. Ve iktidar sıkça şu masalı anlatıyor.</p>

<p>'Endişelenmeyin' diyor, 'kestiğimiz yere yenisini ekeriz, dikeriz' diyor. Orman, raftan alıp başka bir yere koyulabilecek, taşınılabilir bir eşya değildir. Orman, o toprağın rengi, o vadinin rüzgârı, o gölün sükûneti ve o canlıların yuvasıdır. Bir ekosistemi yerinden koparıp yeni bir şeyle yerini telafi edemezsiniz. Bir ormanı öldürüp yerine bir maket koymaktan farksız bir şeyden bahsediyoruz burada. Peki şimdi soruyorum, İstanbul'da ormanı yok edip başka bir şehre fidan dikince siz bunu telafi mi etmiş oluyorsunuz? Tekrar soruyorum, Karadeniz'in ekosistemini İç Anadolu'ya taşıyınca aynı etkinin olacağını mı sanıyorsunuz siz, arkadaşlar? Üstelik bu kararlar öyle bir istisna falan da değil, aksine böyle bir alışkanlık hâline gelmiş durumda. Hükümet, ‘yaptım oldu’ anlayışıyla adeta bir kalem darbesiyle ormanlarımızı haritadan siliyor. Neden silebiliyor? Çünkü denetleyen yok. Neden silebiliyor? ‘Bu kararın ekolojik faturası nedir?’ diye sorgulayan bir bilimsel süzgeç de yok. Peki kararlar alınıyor, ne oluyor? Orman sahneden çekiliyor. Kaybeden kim oluyor? Ağaçlar olmuyor sadece. Hepimiz oluyoruz; tüm Türkiye, tüm dünya oluyor."</p>

<p><strong>"Bu ülkenin geleceği tek bir imzaya bırakılamayacak kadar kıymetlidir"</strong></p>

<p>Rızvanoğlu, Meclis’e sundukları kanun teklifinin içeriğine dair şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>"Biz bu kanun teklifinde şunu söyledik, 'ormanların geleceği tek bir kişinin takdirine bırakılamaz' dedik. 'Süreç bilimsel ölçütlere dayanmalı' dedik. 'Bağımsız teknik değerlendirme zorunlu olmalı' dedik. Bunun için de, 'ek 16. maddesinin Orman Kanunu'ndan kaldırılması gerekli' dedik. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz doğayı ekonomik bir rezerv alanı olarak gören anlayışın tam karşısındayız. Biz doğayı koruyan, kamu yararını esas alan bir anlayışı savunuyoruz. Ve açıkça şunu söylüyoruz: Ormanlar bir kalem darbesiyle yok edilemez, diyoruz. Bir ülkenin ormanları arsa değildir, diyoruz. Bu ülkenin doğası idari tasarruf alanı da değildir, diyoruz. Bu ülkenin geleceği tek bir imzaya bırakılamayacak kadar kıymetlidir. Ve hiç kimse ama hiç kimse bu ülkenin ormanları üzerinde sınırsız bir yetkiye sahip değildir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>f alanı da değildir, diyoruz. Bu ülkenin geleceği tek bir imzaya bırakılamayacak kadar kıymetlidir. Ve hiç kimse ama hiç kimse bu ülkenin ormanları üzerinde sınırsız bir yetkiye sahip değildir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/chpli-rizvanoglu-4-milyon-800-bin-metrekare-alan-bir-gecede-orman-sinirlari-disina-cikarildi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/03/rizvanoglu.png" type="image/jpeg" length="34737"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Giresun'da maden projesine yönelik "ÇED olumlu" kararına yürütmeyi durdurma]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/giresunda-maden-projesine-yonelik-ced-olumlu-kararina-yurutmeyi-durdurma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/giresunda-maden-projesine-yonelik-ced-olumlu-kararina-yurutmeyi-durdurma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun İdare Mahkemesi, Görele ve Tirebolu ilçelerindeki maden arama projesi için verilen "ÇED olumlu" kararının yetkisiz makamca tesis edildiği gerekçesiyle yürütmesini durdurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Giresun’un Görele ilçesi Karlıbel köyü ile Tirebolu ilçesi Sekü köyü mevkilerinde, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yarma ve sondaj yöntemiyle yürütülmesi planlanan IV. Grup maden arama faaliyetine dair verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararı, mahkeme tarafından durduruldu.</p>

<p>Giresun İdare Mahkemesi tarafından verilen kararda, söz konusu projenin "ÇED olumlu" kararının yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu tespiti yapıldı. Mahkeme heyeti, kararın uygulanması durumunda telafisi güç ve imkânsız zararların oluşabileceğine hükmetti. Alınan kararda, "ÇED olumlu" kararı verme yetkisinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde olduğu, bu yetkinin il müdürlüklerine devredilmesine olanak tanıyan açık bir yasal düzenleme bulunmadığı vurgulandı. Bu kapsamda, Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından tesis edilen kararda açık hukuka aykırılık bulunduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>HUKUKİ MÜCADELE KARARLILIKLA SÜRDÜRÜLECEK</h2>

<p>Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, yürütmeyi durdurma kararının bölgenin doğasını, su kaynaklarını ve yaşam alanlarını tehdit eden projelere karşı verilen mücadelenin haklılığını ortaya koyduğunu belirtti. Açıklamada, Karadeniz’in ekosistemine sahip Karlıbel ve Sekü bölgelerinin orman, dere, tarım ve yerleşim alanlarıyla bir bütünlük teşkil ettiği, maden faaliyetlerinin geri dönülmez tahribatlara yol açacağı kaydedildi.</p>

<p>Dernek tarafından yayımlanan bildiride, yürütmeyi durdurma kararının doğanın ve kamu yararının korunması adına önemli bir adım olduğu vurgulanırken, ayrıca şunları kaydetti: “Mahkeme tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararı, yalnızca bir hukuki kazanım değil; doğanın, yaşamın ve kamu yararının korunması adına atılmış önemli bir adımdır.”</p>

<p>Kararın süreci sonlandırmadığına ve yalnızca telafisi güç zararların önlenmesi için geçici bir güvence sağladığına dikkat çekilen açıklamada, "ÇED olumlu" kararının tamamen iptali için hukuki ve toplumsal mücadelenin kararlılıkla devam edeceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, GİRESUN</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/giresunda-maden-projesine-yonelik-ced-olumlu-kararina-yurutmeyi-durdurma</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/giresun-maden.jpg" type="image/jpeg" length="29409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muğla’da iki maden projesi iptal edildi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/muglada-iki-maden-projesi-iptal-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/muglada-iki-maden-projesi-iptal-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla’nın Seydikemer ve Milas ilçelerinde yapılması planlanan iki ayrı maden projesinin ÇED süreci, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü’nün olumsuz görüşü üzerine durduruldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla’nın Seydikemer ve Milas ilçelerinde hayata geçirilmesi planlanan iki farklı maden projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci, yetkililerin olumsuz görüş bildirmesi ile sona erdi. Ormanlık alanlarda gerçekleştirilmesi öngörülen projeler, doğayı koruma gerekçesiyle resmi olarak durduruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hedef Zirve Gayrimenkul Turizm İnşaat Enerji Yatırım AŞ tarafından Seydikemer ilçesi Çayan Mahallesi mevkisinde yapılması planlanan “Duvartaşı Ocağı” projesine dair ÇED Ön İnceleme ve Değerlendirme süreci yürütüldü. Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, sahanın “Doğayı Koruma İşletme Sınıfı” içerisinde kaldığını ifade ederek ÇED Olumlu belgesi verilmesinde sakınca bulunduğunu kaydetti. Bildirilen bu resmi görüş doğrultusunda ilgili süreç sonlandırıldı.</p>

<h2>MİLAS'TAKİ PROJE DE OLUMSUZ GÖRÜŞ ALDI</h2>

<p>Benzer bir idari karar, Milas ilçesi Karacaağaç Mahallesi’nde gerçekleştirilmesi planlanan mermer ocağı projesi için de verildi. Natürelmar Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından 99,59 hektarlık ruhsat sahasının 16,31 hektarlık bölümünde yıllık 300 bin metreküp kapasiteli II-B Grubu Mermer Ocağı işletilmesi öngörülüyordu.</p>

<p>Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, söz konusu arazinin Orman Kanunu’na göre orman sayılan yerlerden olduğunu ve kapalı verimli devlet ormanı niteliği taşıdığını belirtti. Madencilik faaliyetinin orman bütünlüğüne zarar vereceğini vurgulayan müdürlük, projeye dair olumsuz görüş sundu. Bu gelişmenin ardından mermer ocağı projesi için yürütülen ÇED süreci de resmen sonlandırılmış oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, MUĞLA</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/muglada-iki-maden-projesi-iptal-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 17:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/mugla-ced.jpg" type="image/jpeg" length="17434"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Danıştay, Balıkesir-Çanakkale Bütünleşik Kıyı Planı'nın yürütmesini durdurdu]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/danistay-balikesir-canakkale-butunlesik-kiyi-planinin-yurutmesini-durdurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/danistay-balikesir-canakkale-butunlesik-kiyi-planinin-yurutmesini-durdurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 6. Dairesi, Bozcaada'ya liman projelerini de içeren Balıkesir-Çanakkale Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın yürütmesini, hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle oy birliğiyle durdurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Danıştay 6. Dairesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 18 Eylül 2020 tarihinde onaylanan Balıkesir-Çanakkale Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın yürütmesini durdurma kararı aldı. Mahkeme heyeti, Bozcaada'ya bir adet kurvaziyer limanı ve bir adet yat limanı inşa edilmesini de öngören söz konusu planın uygulanması halinde, giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğabileceğini belirtti.</p>

<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile birlikte 10 davacı tarafından 2021 yılında açılan iptal davasında, hazırlanan planın çevre düzeni planına aykırı olduğu ve bilimsel ölçütlere dayanmadığı ileri sürülmüştü. Davacılar ayrıca, planlama alanındaki koruma-kullanma dengesinin dikkate alınmadığını ve bölgedeki tabiat parkı ile sit alanı gibi hassas bölgelerin yapılaşma tehdidi altında kaldığını ifade etmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>OY BİRLİĞİYLE YÜRÜTMESİ DURDURULDU</h2>

<p>Dosya kapsamında gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor, mahkemenin kararında belirleyici bir rol oynadı. Bilirkişi raporunda, sürdürülebilir gelişme ve kıyı ekosisteminin korunmasına ilişkin hedeflerin plan kararlarına yeterince yansıtılmadığı ve Çok Kriterli Karar Verme Yöntemi’nin (ÇKKV) teknik eksiklikler içerdiği tespiti yapıldı. Raporda ayrıca, "1. derece doğal sit alanı gibi kesin yapılaşmaya kapalı olması gereken alanların, dava konusu planda birinci öncelikli bölge gösterimiyle yapılaşmaya açık alan olarak gösterildiği" vurgulandı.</p>

<p>Danıştay 6. Dairesi'nin kararında, Bozcaada için öngörülen tesis kararları hakkında ayrıca şu değerlendirmelere yer verildi: "Bozcada için dava konusu planın, bir adet Kurvaziyer Liman ve bir adet Yat Limanı olacak şekilde öngördüğü öncelikli tesis kararlarının kamu yararına ve şehircilik ilkelerine aykırı olduğu, Bozcaada için mevcut Balıkçı Barınağı'nın genişletilmesi projesi dışında, herhangi bir kıyı yapısı yapılmaması gerektiği yönünde ilgili yerel yönetimden de gelen değerlendirmenin dikkate alınarak dava konusu planın Bozcaada için öngördüğü öncelikli tesis kararlarının gözden geçirmesinin yerinde olacağı."</p>

<p>Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) Yönetmeliği uyarınca bütünleşik kıyı alanları planları için rapor hazırlanmasının zorunlu olduğunu hatırlatan yüksek mahkeme, bu sürecin işletilmediğini de kayıt altına aldı. Çanakkale, Karabiga, Bandırma, Ayvalık, Bozcaada, Edremit Körfezi ve Gelibolu Tarihi Yarımadası'nı kapsayan plan, Bozcaada bölgesinde 300-400 yat kapasitesine sahip bir yat limanı inşa edilmesini ve mevcut barınak yatırımlarının bu şekilde rahatlatılmasını hedefliyordu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/danistay-balikesir-canakkale-butunlesik-kiyi-planinin-yurutmesini-durdurdu</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2021/11/danistay-11.jpg" type="image/jpeg" length="74198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EGEÇEP, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ‘Efes’ projesini yargıya taşıdı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/egecep-kultur-ve-turizm-bakanliginin-efes-projesini-yargiya-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/egecep-kultur-ve-turizm-bakanliginin-efes-projesini-yargiya-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EGEÇEP, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Efes Antik Kenti’nde yürüttüğü Ziyaretçi Karşılama Projesi’ne karşı yürütmeyi durdurma ve iptal davası açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Efes Antik Kenti önündeki karşılama alanında inşai faaliyetlere neden olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Ziyaretçi Karşılama Projesi’ni yargıya taşıdı. EGEÇEP ve 9 davacının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nde açtığı davanın gerekçesinde, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, "Efes Antik Birinci Derece Arkeolojik Sit Alanı" statüsündeki alanda kazı ve betonlamayla çevre düzenlemesi yapılmasına onay vererek yetki sınırlarını aştığı belirtildi.</p>

<h2>Betonlanarak kazılamaz hale getirilecek</h2>

<p>Dava başvurusu öncesinde açıklama yapan EGEÇEP Eş Sözcüsü ve çevre avukatı Arif Ali Cangı, kurulun kararının bölgenin koruma tedbirlerini ortadan kaldıracağını belirterek şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Selçuk’ta Efes Örenyeri’nin girişinde bir süredir bir inşai faaliyet var. İş makineleriyle bitki örtüsü temizlenmiş ve sürekli bir çalışma var. Söz konusu alan, Efes gibi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, insanlığın ortak değeri olan ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir kültür varlığının korunması meselesidir. İnşaat yapılan alan ‘karşılama merkezi’ olarak adlandırılıyor. Bu alanın Efes Örenyeri’nin korunmasına hizmet etmeyeceğini, bilakis koruma tedbirlerini ortadan kaldıracağını; aynı zamanda halen kazıların yapılması gereken alanın asfaltlanarak ve betonlanarak kazılamaz hale getirileceğini düşünüyoruz."</p>

<h2>Koruma kurulu görevini kötüye kullanmıştır</h2>

<p>Arif Ali Cangı, Koruma Bölge Kurulu'nun korumayı zafiyete uğratacak projelere onay verme yetkisinin olmadığını vurguladı. Cangı, 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilen Efes’in ticari bir merkeze dönüştürülmesinin ciddi zararlar vereceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Burası 1. Derece Arkeolojik Sit alanıdır. Böyle bir alana bir yurttaş çivi çakmaya kalksa kendini ağır ceza mahkemesi önünde bulur. Ancak şu anda bu suçları takip etmesi ve izlemesi gereken Koruma Bölge Kurulu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından birinci derece arkeolojik sit alanına müdahale suçu işlenmektedir. Efes ancak orijinal haliyle korunabilirse insanlığa hizmet eder; gelecek kuşakların tarihi anlayabileceği bir alan olarak kalırsa turizm bakımından da değerini korur."</p>

<h2>Selçuk esnafı ve yerel halkın tepkisi</h2>

<p>Projenin esnaf ayağına da değinen Cangı, Selçuk esnafının yüksek kiralar nedeniyle projeden zarar göreceğini ve bu durumun esnaf ile korumadan yana olanları karşı karşıya getirme çabası olduğunu savundu.</p>

<p>Efes Çevre, Doğa ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Karadağ ise Efes'in yeryüzünün en muhteşem antik kenti olduğunu belirterek, "Yoksula, köylüye gelince sit, sermayedarlara gelince hepsini al git! Tarihe kıymayın, tarih geleceğimizdir" diye konuştu. Bölge halkından Nihal Sarıpınar da projenin UNESCO yükümlülüklerini yok saydığını ve bölgenin bütünüyle yok edilmesi anlamına gelen bir ekokırım suçu işlendiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, İZMİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/egecep-kultur-ve-turizm-bakanliginin-efes-projesini-yargiya-tasidi</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/e-g-e-c-e-c-e-p.jpg" type="image/jpeg" length="76453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekoloji örgütleri milli parkları yapılaşmaya açan yasa teklifinin geri çekilmesini talep etti]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ekoloji-orgutleri-milli-parklari-yapilasmaya-acan-yasa-teklifinin-geri-cekilmesini-talep-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ekoloji-orgutleri-milli-parklari-yapilasmaya-acan-yasa-teklifinin-geri-cekilmesini-talep-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM'de görüşülmesi planlanan milli park düzenlemelerine tepki gösteren çevre örgütleri, yasa teklifinin koruma rejimini zayıflattığı gerekçesiyle geri çekilmesi çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülmesi planlanan ve milli parklara ilişkin düzenlemeler içeren yasa değişikliği teklifine çevre örgütleri tepki gösterdi.</p>

<p>Aralarında Ekoloji Birliği, Türkiye Çevre Platformu ve Türkiye Ormancılar Derneği’nin de bulunduğu çok sayıda kurum tarafından yapılan ortak açıklamada, söz konusu teklifin milli parkların koruma rejimini zayıflattığı ve bu alanları turizm, konaklama ile ticari kullanım ekseninde yeniden tanımladığı savunuldu. Düzenlemenin, doğayı müşterek bir yaşam alanı olmaktan çıkararak ekonomik değer üreten bir kaynak olarak konumlandırdığı ifade edildi. Açıklamada, teklif kapsamında koruma statülerinin yeniden tanımlanmasının, planlama ve kullanım yetkilerinin merkezi idare lehine genişletilmesinin, turizm ve ticari faaliyetlerin önünün açılmasının ve izin-tahsis süreçlerinin hızlandırılmasının öngörüldüğü belirtildi. Bunun Anayasa’da yer alan çevre hakkı çerçevesinde devlete yüklenen koruma sorumluluğuyla çeliştiği kaydedildi.</p>

<h2>YASA ÇIKMADAN FİİLİ UYGULAMA BAŞLATILDI</h2>

<p>Çevre örgütleri, ocak ayında değiştirilen Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Yönetmeliği’ne de dikkat çekti. Yapılan açıklamada, yasa teklifi henüz yasalaşmadan bazı maddelerin yönetmelik düzeyinde yürürlüğe alındığı ifade edildi. Yönetmelik değişikliğiyle milli parkların korunmasına ilişkin kurumsal yapının zayıflatıldığı ve kurumsal özerkliğin daraltıldığı belirtildi. Ayrıca, avcılığa ilişkin düzenlemeler kapsamında doğal hayvanların korunmasından sorumlu birimlerin yapısının değiştirilmesinin, koruma ilkesini güçlendirmek yerine aşındırdığı savunuldu. Orman Kanunu’ndaki koruma niteliğini zayıflatan bazı hükümlerin yönetmelik aracılığıyla milli park alanlarına da taşınmaya çalışıldığı belirtilen açıklamada, bunun milli park statüsünün fiilen aşındırılması anlamına geldiği vurgulandı.</p>

<p>Açıklamada milli parkların biyolojik çeşitliliğin, su varlıklarının ve orman ekosistemlerinin bütüncül biçimde korunduğu alanlar olduğu ifade edildi. Bu alanların turizm yatırımlarına, enerji ve madencilik projelerine ya da kamu-özel işbirliği modeliyle yürütülecek ticari projelere açılmasının ekosistem bütünlüğünü zayıflatacağı kaydedildi. Türkiye’nin kuraklık, su stresi ve aşırı hava olaylarının arttığı bir dönemden geçtiğine işaret edilen açıklamada, korunan alanların güçlendirilmesi gerekirken yapılaşmaya açılmasının su rejimlerini ve doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyeceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekoloji örgütleri, yasa teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndan geri çekilmesini, koruma statülerinin güçlendirilmesini ve şeffaf, katılımcı, bilimsel bir karar sürecinin işletilmesini talep etti. Bilim insanları, meslek odaları, ekoloji örgütleri ve yerel toplulukların karar mekanizmalarına dahil edilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, milli parkların gelecek kuşakların yaşam güvencesi olduğu ifade edildi. Bildiriye imza atan kurumlar arasında; Ekoloji Birliği, Bursa Su Kolektifi Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği, İklim Adaleti Koalisyonu, Kayınormanı Derneği, Kent Politikaları Derneği, Kuşadası Çevre Platformu, Kuşadası Kent Dayanışması, Munzur Çevre Derneği, Polen Ekoloji, Türkiye Çevre Platformu ve Türkiye Ormancılar Derneği yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ekoloji-orgutleri-milli-parklari-yapilasmaya-acan-yasa-teklifinin-geri-cekilmesini-talep-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2021/08/buyuk-menderes-deltasi-milli-parki-1.jpg" type="image/jpeg" length="16267"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayvacık ilçesi Cemaller ve Söğütlü köylülerinden keşif isyanı!]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/ayvacik-ilcesi-cemaller-ve-sogutlu-koylulerinden-kesif-isyani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/ayvacik-ilcesi-cemaller-ve-sogutlu-koylulerinden-kesif-isyani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde bulunan Cemaller, Söğütlü ve Keçikaya köyleri yakınındaki rüzgar enerji santralı kapasite artışı projesine karşı açılan dava kapsamında gerçekleştirilen bilirkişi incelemesinde yerel halk protestoda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ayvacık ilçesi sınırları içindeki Ilgardere Rüzgar Enerji Santralı (RES) Kapasite Artışı Projesi'nin bilirkişi incelemesi, bölge sakinlerinin yoğun katılımıyla yapıldı. Yağışlı hava koşullarında gerçekleşen keşif sırasında Cemaller köyü meydanında toplanan vatandaşlar, projeye yönelik itirazlarını dile getirdi.</p>

<h2>KAPASİTE ARTIŞINA KARŞI HUKUKİ SÜREÇ</h2>

<p>Or Enerji tarafından yürütülen proje kapsamında, 10 MWe olan mevcut kurulu gücün 40 MWe seviyesine çıkarılması hedefleniyor. Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nde açılan 2025/123 Esas numaralı dava çerçevesinde yapılan incelemede, davacıların avukatı Cem Altıparmak söz alarak Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporundaki eksikliklere dikkat çekti. Altıparmak, meteorolojik verilerin bölgeye uzak olan Ayvalık İstasyonu'ndan alındığını ve projede kamu yararı bulunmadığını ifade ederek ÇED Olumlu kararının iptalini talep etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği adına konuşan Süheyla Doğan, projede parçalı ÇED süreçleri yürütülmesinin mevzuata aykırı olduğunu ve türbinlerin yaşam alanları ile tarım arazilerine çok yakın planlandığını belirtti.</p>

<h2>KÖYLÜLERİN HAYVANCILIK VE GEÇİM KAYNAĞI ENDİŞESİ</h2>

<p>İnceleme sırasında söz alan köy muhtarları ve sakinleri, mevcut türbinlerin tarım ve hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkilediğini vurguladı. Köylüler; hayvanların süt veriminin düştüğünü, stres nedeniyle kayıplar yaşandığını ve meraların kullanım alanlarının daraldığını ifade etti. Vatandaşlar, projenin büyümesi halinde tek geçim kaynaklarının yok olacağını ve göç etmek zorunda kalacaklarını kaydetti.</p>

<p>Bilirkişi heyeti ve tarafların katıldığı inceleme sırasında, müdahil şirket yetkilileri ile köylüler arasında tartışmalar yaşandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı avukatı ise ÇED raporunun yönetmeliklere uygun hazırlandığını belirterek davanın reddini istedi. Mahkeme heyetinin incelemelerini tamamlamasının ardından, tarafların beyanları tutanak altına alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, ÇANAKKALE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/ayvacik-ilcesi-cemaller-ve-sogutlu-koylulerinden-kesif-isyani</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/ayvacik-ilcesi-cemaller-ve-sogutlu-koylulerinden-kesif-isyani.jpg" type="image/jpeg" length="58449"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da İklim Adaleti Forumu sonuç bildirgesi açıklandı: Kararları halk almalı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/antalyada-iklim-adaleti-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi-kararlari-halk-almali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/antalyada-iklim-adaleti-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi-kararlari-halk-almali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Barosu'nun çağrısıyla COP31 süreci öncesinde düzenlenen “Emek, Doğa ve Kent için İklim Adaleti Forumu”nun sonuç bildirgesinde, iklim krizine karşı mücadelenin insan hakları ve emek temelinde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Sabri Kırdar</strong></p>

<p>Antalya Barosu’nun çağrısıyla 28 Ocak’ta COP31 süreci öncesinde düzenlenen “Emek, Doğa ve Kent için İklim Adaleti Forumu”nun sonuç bildirgesi açıklandı. Antalya İklim Adaleti Forumu tarafından yayımlanan bildirgede, iklim krizine karşı mücadelenin insan hakları, emek ve kent hakkı temelinde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Forum bileşenleri, iklim krizinin yalnızca çevresel değil aynı zamanda sınıfsal, toplumsal ve siyasal bir kriz olduğuna dikkat çekerek, “İklim adaleti sosyal adaletten ayrı düşünülemez” dedi. Bildirgede; yoksulların, işçilerin, kadınların, çocukların, göçmenlerin, yaşlıların ve engellilerin iklim krizinden orantısız biçimde etkilendiği belirtilerek, kırılgan grupların korunmasının temel ilke olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>Antalya’daki ekolojik yıkım gündemde</strong></p>

<p>Sonuç metninde Antalya’da son yıllarda artan betonlaşma, kıyıların yapılaşmaya açılması, doğal sit alanlarının imara açılması, tarım arazilerinin daralması ve su varlıklarının tehdit altında olması eleştirildi. Orman yangınları sonrası alanların yapılaşmaya açılma riskine işaret edilerek, maden ve enerji projelerinin ekosistemler üzerindeki baskısına dikkat çekildi.</p>

<p>Rant odaklı kentleşme politikalarının hem doğa haklarını hem de kent hakkını ihlal ettiği belirtilen bildirgede, kamusal alanların ve müştereklerin sermaye birikimine feda edilmesine karşı mücadele çağrısı yapıldı.</p>

<p><strong>“COP31 halkın kürsüsü olmalı”</strong></p>

<p>Antalya’nın 2026 yılında ev sahipliği yapacağı belirtilen COP31 sürecine de değinilen bildirgede, resmi müzakere süreçlerinin ötesinde halkın sözünü kurabileceği alternatif zeminlerin oluşturulması gerektiği kaydedildi. Forum, COP31 öncesinde ve sırasında halk buluşmaları, yan etkinlikler ve uluslararası dayanışma ağlarının örgütlenmesini hedeflediğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İlçelerde ve mahallelerde örgütlenme</strong></p>

<p>Forumun, ilçe forumları ve mahalle çalışma gruplarıyla tabana yayılan bir örgütlenme modeli oluşturmayı planladığı belirtildi. Açık toplantılarla sürecin şeffaf biçimde yürütüleceği, kısa ve uzun vadeli hedefleri içeren bir İklim Adaleti Eylem Planı hazırlanacağı ifade edildi.</p>

<p>Bildirgede, “Kararları kapalı kapılar ardında birkaç kişi değil, halkın kendisi almalıdır” denilerek katılımcı demokrasi vurgusu öne çıktı.</p>

<p>Forum, Antalya halkını ve Türkiye’de iklim için mücadele eden tüm kesimleri dayanışmaya çağırarak, “Şimdi dayanışma zamanı, şimdi harekete geçme zamanı” mesajını paylaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, ANTALYA, YEREL MEDYA KOORDİNASYONU</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/antalyada-iklim-adaleti-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi-kararlari-halk-almali</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/antalyada-iklim-adaleti-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi-kararlari-halk-almali.png" type="image/jpeg" length="38203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karagöl Tabiat Parkı çevresindeki maden projesi için yedinci kez ÇED süreci başlatıldı]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/karagol-tabiat-parki-cevresindeki-maden-projesi-icin-yedinci-kez-ced-sureci-baslatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/karagol-tabiat-parki-cevresindeki-maden-projesi-icin-yedinci-kez-ced-sureci-baslatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in Menemen ilçesinde bulunan Karagöl Tabiat Parkı yakınlarında kurulması planlanan kalker ocağı için mahkeme iptallerine rağmen yedinci kez ÇED süreci başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>S.K.Y. Petrol Madencilik İnşaat Nakliye San. Ve Tic. Ltd. Şti., İzmir’in Menemen ilçesi Kır Mahallesi mevkisinde hayata geçirilmesi planlanan “Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini yedinci kez başlattı. İzmir’in orman varlığı ve doğa turizmiyle bilinen Menemen ve Karşıyaka ilçeleri sınırındaki Yamanlar Dağı üzerinde bulunan Karagöl Tabiat Parkı çevresinde kurulmak istenen maden ocağı projesi için daha önce verilen "ÇED gerekli değil" kararları yargı yoluyla iptal edilmişti.</p>

<p>Söz konusu iptal kararlarının gerekçeleri arasında, proje sahasının Değirmendere Barajı'nın orta ve uzun mesafe koruma alanında kalması ve barajın olumsuz etkilenme ihtimali yer almıştı. Ayrıca bölgenin orman sınırları içerisinde, yangına hassas bir mevkide bulunması, çevresinde Karagöl Tabiat Parkı ve Yamanlar Dağı Tabiat Parkı ile çok sayıda mesire yeri ve doğa yürüyüş parkurlarının yer alması da yargı kararlarında vurgulanmıştı. Hazırlanan bilirkişi raporlarında ise bölgenin bütüncül ekosistem yapısına dikkat çekilerek, madencilik faaliyetlerinin geri döndürülemez çevresel etkiler yaratabileceği belirtilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BAKANLIK SÜREÇLERİ DAHA ÖNCE İPTAL ETMİŞTİ</h2>

<p>Mahkeme kararlarına karşın şirketin ÇED alanı üzerinde yaptığı değişikliklerle sürdürdüğü girişimler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından da reddedilmişti. Bakanlık, alınan önlemlerin proje etki alanında oluşması muhtemel riskleri ortadan kaldırmayacağı ve bu gerekçeleri geçersiz kılacak yeterli belge sunulmadığı gerekçesiyle süreci iptal etmişti. Ancak 2017 yılından bu yana devam eden hukuki süreç ve verilen kararlara rağmen, işletmeci firma tarafından yeni bir ÇED süreci başlatıldı.</p>

<p>Yeni hazırlanan proje kapsamında, 40,69 hektarlık toplam ruhsat sahasının 10,75 hektarlık kısmı ÇED alanı olarak belirlendi ve ocağın yıllık kapasitesinin 750 bin ton olması öngörüldü. 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda "Orman Arazi" olarak tanımlanan bölgede yer alan maden ocağının "patlatma yöntemiyle" işletileceği bilgisi paylaşıldı. Hazırlanan raporda ayrıca, proje sahasına en yakın duyarlı yapının yaklaşık 110 metre güneydoğuda konumlanan Kır Mahallesi’ndeki bir hane olduğu ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, İZMİR</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/karagol-tabiat-parki-cevresindeki-maden-projesi-icin-yedinci-kez-ced-sureci-baslatildi</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/karagol.jpg" type="image/jpeg" length="35402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akbelen'de kamulaştırma kararına  yurttaşlardan tepki: Topraklarımızı terk etmeyeceğiz]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/akbelende-kamulastirma-kararina-yurttaslardan-tepki-topraklarimizi-terk-etmeyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/akbelende-kamulastirma-kararina-yurttaslardan-tepki-topraklarimizi-terk-etmeyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki 679 parselin acele kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararına tepki gösteren köylüler, tarım arazilerini ve zeytinliklerini savunacaklarını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla'nın Milas ilçesine bağlı İkizköy'de bulunan Akbelen Ormanı çevresindeki yedi köyde yer alan 679 parselin acele kamulaştırılmasına ilişkin 10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı kararına bölge sakinleri tepki gösterdi . Karar kapsamında zeytinliklerin de bulunduğu tarım arazilerinin linyit madeni sahasına dahil edileceği belirtildi.</p>

<p>Kamulaştırma kararına tepki gösteren köylüler, arazilerin büyük bölümünün verimli tarım alanı ve zeytinlik olduğunu ifade ederek, kararın hayata geçmesi halinde köylerin yok olma riskiyle karşı karşıya kalacağını kaydetti .</p>

<h2>"40 BİNİN ÜZERİNDE ZEYTİN AĞACI GİDECEK"</h2>

<p>Köylülerden Halil İbrahim Demir, 2019'da başlattıkları direnişi 2021'de çadır nöbetine dönüştürdüklerini, 2023'te ise güvenlik güçleri eşliğinde ormandaki ağaçların kesildiğini anlattı. Demir, "Biz direnişi bırakmadık, devam ettik. Burada 40 binin üzerinde zeytin ağacı gidecek. Hatta şu anda 5 bin tanesi kesildi." dedi .</p>

<p>Demir, 10 Ocak'ta yapılan kamulaştırmayla kendisine ait 300 zeytin ağacı, 30 dönüm tarla, ev ve damın kamulaştırıldığını belirterek, "Şu anda benim gidecek hiçbir yerim yok. Şu anda sıfırım. Dört çocuk babasıyım. Biz bu saatte nereye gideriz? Yaşım 50. Yani hiçbir şeyim kalmadı." ifadelerini kullandı. "Yaşamak istiyorsak önce bu cennet gibi yeri bırakmamamız lazım. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Sonuna kadar mücadeleye devam" diye konuştu .</p>

<p>80 yaşındaki Hamide Şallı ise "Bizim toprağımıza, suyumuza, havamıza, yöremize dokunmasınlar. Biz burada doğduk, burada büyüdük, burada ölecektik. Ben 80 yaşımda Ankaralarda orada, burada süründüm. Bu torba yasayı geri çeksinler. Bu kamulaştırmayı geri çeksinler. Bizi yerimizden, yurdumuzdan, yuvamızdan, toprağımızdan oynatmasınlar." dedi .</p>

<p>Şallı, "Ölürüm; yerimden, yurdumdan, toprağımdan, vatanımdan, bayrağımdan olmam. Kurban olurum ben vatanıma, kurban olurum ben bayrağıma." ifadelerini kullandı .</p>

<p>Ayşe Günay da acele kamulaştırmaya karşı olduklarını dile getirerek, "Bir kömür uğruna, maden uğruna. Niçin ille maden, ille termik santralde ısrar ediliyor? İnsanların toprağını, doğayı, yaşamı insanların elinden alamazsınız. Biz sonuna kadar haklıyız. Topraklarımızı asla terk etmiyoruz." diye konuştu .</p>

<p>Halil Şallı ise bölgede üç su kaynağını kaybettiklerini belirterek, "Geçmişe ve geleceğe baktığımızda, biz susuz, fosil yakıtı alınmış toprak üzerinde veya kenarında yaşamımızı gelecekte sürdürme tehlikesiyle iç içeyiz. Bunlar, bu yönetim, kesinlikle ve kesinlikle bir kamu yararı diye tek kalemde çıkıyorlar ama bizim yararımız üretmek, sürdürülebilir yaşam, su kaynaklarımız." ifadelerini kullandı .</p>

<h2>HUKUKİ SÜREÇ DEVAM EDİYOR</h2>

<p>İkizköylülerin avukatlarından İpek Sarıca, acele kamulaştırmalara karşı birleşen yurttaşlar adına 200 parseli kapsayan toplam 96 ayrı dava açıldığını bildirdi . Sarıca, açılan davaların sadece bireysel mülkiyet haklarını değil, bölgenin ekolojik dengesini ve köylülerin geleceğini korumayı amaçlayan toplumsal bir direniş niteliği taşıdığını dile getirdi .</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bölge halkı, 15 Şubat 2026 Pazar günü saat 14.00'te Milas Atapark Meydanı'nda düzenlenecek "Acele Kamulaştırmaya Hayır" mitinginde bir araya gelecek . Mitinge ana muhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı Özgür Özel de katılacak .</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/akbelende-kamulastirma-kararina-yurttaslardan-tepki-topraklarimizi-terk-etmeyecegiz</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2025/09/akbelen-14.jpg" type="image/jpeg" length="47971"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tunceli'de yüzde 90'ı tamamlanan HES regülatörü için mahkeme iptal kararı verdi]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/tuncelide-yuzde-90i-tamamlanan-hes-regulatoru-icin-mahkeme-iptal-karari-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/tuncelide-yuzde-90i-tamamlanan-hes-regulatoru-icin-mahkeme-iptal-karari-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde inşaat çalışmalarının yüzde 90’lık bölümü tamamlanan HES Regülatörü Projesi, Erzincan İdare Mahkemesi tarafından kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde bulunan Tağar Çayı üzerinde, tarihi Tağar Köprüsü’nün hemen yanına inşa edilmek istenen HES Regülatörü Projesine karşı Tunceli Barosu tarafından açılan dava karara bağlandı. Erzincan İdare Mahkemesi, projenin bölgedeki ekosisteme ve tarihi yapıya zarar vereceği gerekçesiyle iptaline karar verdi.</p>

<p>Mahkeme kararında, bölgede koruma altındaki yaban keçisinin habitat bulduğu, endemik bitki türlerinin tespit edilmesinin 1 günde mümkün olamayacağı, regülatörün tarihi Tağar Köprüsü'nün ayaklarına yakının olduğu ve köprü ayaklarının koruma altına alınamayacağı, regülatörün Tağar Çayı'ndaki balık geçişlerini engelleyeceği belirtildi. Mahkemenin verdiği karara ilişkin Tunceli Barosu tarafından açıklama yapıldı.</p>

<p><strong>"Akarsu tipi HES’lerin iptaline emsal teşkil edecek çok önemli bir karar alındı"</strong></p>

<p>Tunceli Barosu Başkanı Doğukan Kudat karara ilişkin şöyle konuştu:</p>

<p>"Çemişgezek bölgemizde, Tağar Çayı üzerinde yapımına kaçak şekilde başlanan Çemişgezek HES Projesine yönelik Erzincan İdare Mahkemesi tarafından daha önce yürütmenin durdurulması kararı verilmişti. Şimdi ise Erzincan İdare Mahkemesi tarafından iptal kararı verdi. Hukukun sermayenin yanında değil, yaşamın yanında olduğunu gördük. Akarsu tipi HES’lerin iptaline emsal teşkil edecek çok önemli bir karar alındı. Halkımıza hayırlı uğurlu olsun. Özellikle çevre mücadelesinde yaşamı savunarak hayatını kaybedenlerin anısına bu kararın önünde saygıyla eğiliyoruz."</p>

<p><strong>"Nasıl kanunsuz yaptıysanız, kanunun emrettiği şekilde uygun hale getireceksiniz"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÇED olumlu raporu alınmadan projenin başladığını ifade eden Tunceli Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Barış Yıldırım, "ÇED raporu alınmadan bölgede devasa bir yapı inşa ettiler. Yaban keçinin oradan kaçmasına sebebiyet verdiler. Yaban keçisi can havliyle kendisini tekel büfelerine attı, can havliyle kendisini marketlere attı. Bern Sözleşmesi sadece canlıları değil, habitatları da koruyor. Projenin regülatör yapısı, iletim tüneli, yükleme havuzu, santral binası yüzde 90'ın üzerinde tamamlandı. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 138'inci maddesine göre yargı kararları derhal uygulanır. Bu aşamada ilgili kurumların derhal bölgedeki yapı ünitelerini kaldırması gerekiyor. Nasıl kanunsuz yaptıysanız, şu an kanunun emrettiği şekilde kanuna uygun hale getireceksiniz" açıklamasında bulundu</p>

<p>CHP Parti Meclisi Üyesi Polat Saroğlu ise konuya ilişkin, "Bizim inancımız doğaya saygıyla başlar. Yalnızca insana değil, biz dağa da taşa da her canlı ve cansız varlığa da yaratandan ötürü saygı duyarız. Tunceli’de yer altı zenginlikleri değil, yer üstü zenginliklerimiz daha fazladır. Bu doğayı, bu tabiatı, bu suyu hiç bir yerde bulamayız" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE, YEREL, TUNCELİ</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/tuncelide-yuzde-90i-tamamlanan-hes-regulatoru-icin-mahkeme-iptal-karari-verdi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/tunceli-hes.jpg" type="image/jpeg" length="45024"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trakuş’tan Kızılırmak Havzası için ekosistem uyarısı: Kuşlar var ama yaşam alanları tehdit altında]]></title>
      <link>https://www.dokuz8haber.net/trakustan-kizilirmak-havzasi-icin-ekosistem-uyarisi-kuslar-var-ama-yasam-alanlari-tehdit-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dokuz8haber.net/trakustan-kizilirmak-havzasi-icin-ekosistem-uyarisi-kuslar-var-ama-yasam-alanlari-tehdit-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin önemli sulak alanlarından Kızılırmak Havzası’nda gözlem yapan Trakuş üyeleri, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin çevresel tehditler nedeniyle risk altında olduğunu kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber: Av. Elifsu Dilek Şen</strong></p>

<p>Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olarak kabul edilen Kızılırmak Havzası, Türkiye Kuşları Topluluğu (Trakuş) tarafından gerçekleştirilen kuş gözlem etkinliğine ev sahipliği yaptı. Söz konusu etkinlik, bölgedeki kuş çeşitliliğinin belgelenmesinin yanı sıra havzanın karşı karşıya olduğu çevresel riskleri de yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p></p>

<h2>EKOSİSTEM TEHDİT ALTINDA</h2>

<p></p>

<p>Kuş gözlemcileri ve doğa koruma savunucuları, Kızılırmak Deltası ile çevresindeki sahalarda yürüttükleri çalışmalarda çok sayıda yerli ve göçmen kuş türünü kayıt altına almayı başardı. Trakuş üyeleri, deltada halen zengin bir biyolojik çeşitliliğin mevcut olduğunu ancak yanlış tarım uygulamaları, plansız yapılaşma, su rejimine yönelik müdahaleler ve kirlilik faktörleri nedeniyle bu zenginliğin hızla yok olma riski taşıdığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Trakuş tarafından yapılan açıklamada, Kızılırmak’ın sadece bir kuş gözlem alanı olmadığı, uluslararası öneme sahip bir ekosistem olduğu hatırlatılarak ayrıca şunlar kaydedildi: “Kuşları bugün görebiliyor olmamız, yarın da görebileceğimiz anlamına gelmiyor. Sulak alanlar kurutuldukça, deltalar yapılaşmaya açıldıkça bu türlerin yaşam şansı azalıyor.”</p>

<p></p>

<p>Etkinlik boyunca gerçekleştirilen gözlemler, bazı bölgelerde su seviyelerinin düştüğünü, doğal bitki örtüsünün tahribata uğradığını ve insan kaynaklı baskının arttığını gözler önüne serdi. Trakuş gönüllüleri, mevcut koruma statülerinin kâğıt üzerinde kaldığını, etkin ve sürekli denetim mekanizmaları tesis edilmeden Kızılırmak’ın korunmasının mümkün olmadığını ifade etti. Doğa savunucuları, merkezi ve yerel idarelere çağrıda bulunarak, havzanın rant projeleri yerine bilimsel veriler ve ekosistem temelli yaklaşımlarla yönetilmesi gerektiğini belirtti. Aksi durumda, bugün gözlemlenen kuş türlerinin yakın gelecekte sadece literatürde kalacağına dikkat çekildi.</p>

<p></p>

<h2>DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ ETKİNLİĞİ</h2>

<p></p>

<p>Trakuş Başkanı Serhat Tigrel, gerçekleştirilen organizasyona dair detayları paylaşırken ayrıca şunları ifade etti: “Bu sene Dünya Sulak Alanlar Günü’nü Samsun Kızılırmak Deltası’nda kutladık. Milli Parklar Samsun bölgesinin misafiri olarak geldiğimiz Kızılırmak Kuşcenneti’nde iki gün boyunca 56 üyemiz, en iyi kuş fotoğrafını çekmek için yarıştılar. İlk gün, hava bulutlu fakat yağmur yoktu. Yarışma boyunca üyelerimiz dışında alana kimse alınmadı. Kayıt ve Özden Sağlam arkadaşımızın alan hakkında bilgilendirme toplantısı sonrası üyelerimiz alana yayıldılar. İlk gün akşamı İstanbul Rasat Derneği’nin davetlisi olarak yemeğe katıldık. Dernek başkanı Süreyya İsfendiyaroğlu bölgedeki ‘Doğal Yaşam / Çiftçiler İlişkisi’ araştırmasını bize aktardı. İkinci gün, günün ilk ışıklarından akşam gün batımına kadar yarışma devam etti. Çok az da olsa yağmur geçişleri yaşadık. Kızılırmak ağzında, nadir bulunan Alaca Kirazkuşu herkes için önemliydi. Gidenler kertik yapabildi. Bulutlu hava şartlarına rağmen ikinci günün akşamı jürimiz Özden Sağlam, Vedat Soğukpınar, Nizamettin Yavuz ve Milli Parklar Temsilcisi Ertan Kuduban değerlendirmek amacı ile toplandı. Jürimiz gelen yüze yakın fotoğraf içinden ilk üçü seçmekle kalmayıp sergileme için 17 adet fotoğraf daha seçti. Aynı akşam fotoğraflar işlenerek baskıya yetiştirildi. Ödül Töreni 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar gününde Delta ziyaretçi merkezinde yapıldı. Samsun Valisi adına yardımcısı Mehmet Fikret Çavuş’un açtığı ödül töreni sonrası sergi açılışımız yapıldı. Yarışmada: Birincilik ödülünü Murat Saltık kazandı. Ödülünü Milli Parklar Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş, ikincilik ödülünü İsmail Gökbulut kazandı. Ödülünü Ondokuz Mayıs İlçe Kaymakamı Haluk Şimşek, üçüncülük ödülünü Necdet Sungur kazandı. Ödülünü Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Ergül Terzioğlu takdim etti. Bunun dışında sergileme için fotoğrafı seçilen 17 fotoğrafın sahibi arkadaşımızın isimleri aşağıda. Sergiye, jüri üyelerimizden de 2’şer fotoğraf aldık.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ-ÇEVRE</category>
      <guid>https://www.dokuz8haber.net/trakustan-kizilirmak-havzasi-icin-ekosistem-uyarisi-kuslar-var-ama-yasam-alanlari-tehdit-altinda</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dokuz8habernet.teimg.com/crop/1280x720/dokuz8haber-net/uploads/2026/02/trakustan-kizilirmak-havzasi-icin-ekosistem-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="51654"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
