Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli, İstanbul Bağcılar’da Ali S.’nin annesini vahşice öldürmesiyle gündeme gelen uyuşturucu kullanımıyla ilgili “81 ilde, 81 hastanede AMATEM’lerin bulunması lazım. Çünkü bu artış artık kırsal bölgelere kadar yayıldı sadece büyük şehirlerde tehlike olmaktan çıktı. Toplum Ruh Sağlığı merkezlerinde topluma geri kazandırılması çalışması yapılıyor ama yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Ortalama olarak hastanede kalış süresi en fazla 20 gün. Fakat 84 milyonluk bir ülkede bunun yetmeyeceği çok açık bir şekilde ortada" dedi.

Uyuşturucu bağımlıları ile çalışan ve bu konuda araştırmalar yapan Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli, son zamanlarda kullanılan uyuşturucu maddelerin şeklinin değiştiğine dikkat çekti. Verimli, "Bunlar içinde sentetik yarı sentetik ve doğal maddeler var. Bunlar özellikle genç yaşlarda, 15 yaşından başlayarak 40'lı yaşlara kadar hızla kullanılan ve 18- 25 arasında tepe yapan bir görünüm içerisindeler. Uyuşturucuyla olan mücadelede iki önemli husus vardır, bunlar arzın önlenmesi ve talebin kısılmasıdır" ifadelerini kullandı.

"KULLANILAN MADDELERİN ŞEKLİ DEĞİŞTİ"

Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli şunları söyledi:

"Öncelikle geçen hafta içerisinde ortaya çıkan ve uyuşturucu etkisi altında meydana gelmiş kötü olay nedeniyle uyuşturucu kullanımının yarattığı tehlike toplumun dikkatini çekti. Bu konuda hadise şöyledir; özellikle 1994’lü yıllardan sonra 1980’li yılların başından itibaren gündeme gelen bu hadiseler giderek hızla arttı. O günlerde de bu işin çoğalarak artacağını öngörmüştük. Çünkü nüfus artışıyla birlikte yaşanan bu toplumsal hareketlilikle birlikte uyuşturucu maddelerin ülkemizde ciddi bir şekilde yayılacağı konusunda bir öngörüyü dile getirmiştim. Özellikle Türkiye, 1990’lı yıllarda bir geçiş ülkesi mahiyetindeydi. Özellikle hükümet kontrollerinin düşük olduğu ülkelerde üretilen uyuşturucular Türkiye üzerinden gelişmiş ve para kaynağı çok olan ülkelere kaçırılırdı. Bir kasasında çakıl dolu bir kamyon hızla giderken etrafına taşları serper bir miktarını bırakırdı. Türkiye geçişi üstündeyken de yolda da birtakım şeyler kalır, kullanıma hazır hale getirilirdi. Fakat son zamanlarda artık kullanılan maddelerin şekli değişti. Bunlar içinde sentetik, yarı sentetik ve doğal maddeler var. Bunlar özellikle genç yaşlarda, 15 yaşından başlayarak 40'lı yaşlara kadar hızla kullanılan ve 18- 25 arasında tepe yapan bir görünüm içerisindeler. Uyuşturucuyla olan mücadelede iki önemli husus vardır, bunlardan birisi arzın önlenmesidir. Arz bu tür maddelerin ülkeye sokulması anlamına gelir. Birtakım ülkelerden bizim ülkemize olan uyuşturucu trafiğinin önlenmesi anlamına gelir. Asıl önemli olan mesele ise talebin kısılmasıdır. Bu maddeleri kullanan, isteyen arayan gençlerin bilgilendirilerek kullanmanın azaltılmasıdır. Bu konudaki çalışmalar oldukça önemlidir. Hem arzın yani bu malı piyasaya sürdürülen insanların durdurulması, ülkeye geçişinin önlenmesi hem de bu maddeyi arayan ve kullanan kişilerin bu maddeyi talep etmez hale gelmesi gibi iki bacaklı mücadele gerekiyor. 

"SADECE BUNUNLA İLGİLENECEK BİR HEYET OLMALI"

Bu noktada benim teklifim hükümet sistemleri içerisinde bir müsteşarlık kurulması, müsteşarlığın bir bilim kurulunun bulunması. Sadece bu işle uğraşacak olan müsteşarlığın alınacak tedbirler konusunda her türlü yetkiyi almasıdır. Şimdiki sistemde ise bunun yeri Sağlık veya İçişleri Bakan Yardımcılığı olabilir. Genellikle birtakım gönüllülükle yapılan dernek faaliyetlerinin yetersiz kalacağını çok net biliyoruz. Dolayısıyla burada arzın önlenmesi konusunda yetersiz kaldık. Bu noktada ilk olarak Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde ilk olarak kurulan AMATEM sona diğer şehirlerde de kuruldu fakat hala sayıca yetersiz. Dolayısıyla AMATEM’lerin devlet hastanelerinde ve özellikle il merkezlerinde bulunan devlet hastanelerinde birer bölüm açılarak sayılarının genişletilmesinin yarar sağlayacağı kanaatindeyim. Bu noktada ülkenin çok ciddi bir sıkıntısı olacaktır. Tekrar söylüyorum nüfus artışı, yaşam şartlarının değişmesi, uluslararası ilişkilerin değişmesi, ulaşımın hızlanması gibi sebepler bu maddelerin özellikle ülkemize ulaşmasında son derece etkili oluyorlar ve kullanımı arttırıyorlar. Uyuşturucu madde kullanımının kendisi suç olmakla birlikte kullanım dışı suçlar noktasında son derece önemlidir. Maddeyi temin etmek üzerine para ihtiyacı olan insanların öncelikle bedava bunları sağlayarak daha sonra para isteyerek başlamaları, kendi kullandıkları maddeleri finanse etmek için satıcı rolüne gelmeleri haline geliyor.  Bu maddeleri kullanan kişilere bu maddelerin zararlarının ne olduğunun açık seçik anlatılması şarttır.

"AMATEM SAYISI YETERSİZ KALIYOR"

AMATEM’ler içerisinde en büyük kapsamlı AMATEM Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ndedir ve 120 yataklıdır. AMATEM sayısından daha önemli olan gençlerin bu maddeyi kullanmalarının önlenmesi, ceza vermek, hapse atmak falan da yetmiyor dolayısıyla çok ciddi bir sosyal sorun. Bu gençleri madde kullanımından uzak tutmanın toplumumuzun ruh ve davranış sağlığı bakımından fevkalade önemli olduğunu belirtmek isterim. Kabaca her ilin devlet hastanesinde, 81 hastanede AMATEM’lerin bulunması lazım. Çünkü bu artış artık kırsal bölgelere kadar yayıldı sadece büyük şehirlerde tehlike olmaktan çıktı. Gençleri bu maddeden toplumu da onların işleyebileceği suçlardan korumamız lazım. Toplum Ruh Sağlığı merkezlerinde topluma geri kazandırılması çalışması yapılıyor ama yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Ortalama olarak hastanede kalış süresi en fazla 20 gün. 20 gün içerisinde tedavi ve eğitim çalışmaları da yapılıyor. Fakat 84 milyonluk bir ülkede bunun yetmeyeceği çok açık bir şekilde ortada."

EMNİYET RAPORU: EĞİTİM SEVYESİ DÜŞTÜKÇE UYUŞTURUCU KULLANIMI ARTIYOR

Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yayınlanan "2022 Narkolog Raporu"na göre, Türkiye'de erkeklerin yüzde 95,1 kadınların ise yüzde 4,9 hayatında en az bir kere uyuşturucu kullandı. Eğitim seviyesi düştükçe uyuşturucu kullanımında artış yaşandığına dikkat çekilen raporda, ilk defa uyuşturucu kullanacak kişilerin temin için başvurdukları ilk adresin arkadaş ortamı olduğu belirtildi. Raporda ayrıca, "Narkotik maddeleri kendi evinde tüketenlerin yüzde 82,2’si aile fertleriyle birlikte yaşamaktadır. Bir

önceki yıla göre bu oranda kısmi düşüş mevcuttur. Aile fertlerinin ya göz yumduğu ya farkında olmadığı ya da birlikte kullandığı düşünülmektedir" ifadelerine yer verildi. 

Korkunç rakamlar: Uyuşturucu bağımlılığı tedavi görenlerin yarısına yakın ortaokul ve lise çağında Korkunç rakamlar: Uyuşturucu bağımlılığı tedavi görenlerin yarısına yakın ortaokul ve lise çağında

CHP’NİN ÇALIŞMASI: TÜRKİYE’DE 1 MİLYON 700 BİN KİŞİNİN MADDE BAĞIMLISI OLDUĞU TAHMİN EDİLİYOR

CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fethi Açıkel başkanlığındaki CHP Bilim Platformu tarafından hazırlanan ve geçen yıl yayınlanan "Saray Rejiminde Gençler Madde Bağımlılığının Pençesinde" başlıklı politika notunda ise Türkiye'de 1 milyon 700 bin kişinin madde bağımlısı olduğunun tahmin edildiği ifade ediliyor. Türkiye'de madde bağımlılığı yaşının 10'lu yaşlara kadar indiğinin belirtildiği raporda, şu veriler yer alıyor:

-Türkiye'de madde kullanımı kaynaklı ölümlerin yaş ortalaması 33,5'tir.

-Türkiye'de 2019'dan beri her sene tüm AB ülkelerinden fazla esrar yakalanıyor.

-2021 Avrupa Uyuşturucu Raporu'na göre ele geçirilen 8 milyon tablet ekstazi, Avrupa Birliği'nin tamamında ele geçirilenden fazladır. 

-En çok eroinin ele geçirildiği üç ülke İran, Türkiye ve Pakistan'dır.

-2021 Avrupa Uyuştucu Raporu'na göre tüm Avrupa'da ele geçirilen esrar miktarı 200 ton iken, bunun 4'te 1'ine tekabül eden 50 ton Türkiye'de yakalanmıştır.