İstanbul Beyoğlu’nda 2010 yılında, gözaltında kötü muamele ve çıplak aramaya maruz bırakılmasının ardından yaşamına son veren Onur Yaser Can ile ilgili yargılamada, 4 eski polis ve bir eski bilirkişi 12 yıl sonra ilk kez hâkim karşısına çıktı. Sanık polis memuru Muhammet Ongun, mahkemede, çıplak arama ile ilgili olarak, "Ben 18 yıldır bu işi yapıyorum, hala aynı işlemi yapıyoruz, usulsüz ise yaptığımız tüm aramalar usulsüzdür” dedi. Duruşma 2 Aralık 2022 tarihine ertelendi.

ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can'ın, 23 Haziran 2010 tarihinde Beyoğlu Karakolu’ndaki gözaltı sırasında gördüğü kötü muamele ve çıplak arama sonrası yaşamına son vermesine ilişkin 4 eski polis ve 1 eski bilirkişi hakkında İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, “Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma”, “Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” ve “Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçlarından 6,5 yıldan 17 yıla kadar hapis istemiyle açılan davanın ilk duruşması, davanın açıldığı mahkeme salonunun küçük olması nedeniyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin duruşma salonunda yapıldı.

Duruşmada Onur Yaser Can'ın kardeşi Ezgi Sevgi Can ve taraf avukatları hazır bulundu. Sanık polisler ise mahkemeye Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekili Garo Paylan ve TİP milletvekilleri Ahmet Şık ile Sera Kadıgil duruşmaya izleyici olarak katıldı.

POLİSTEN ÇIPLAK ARAMA SAVUNMASI: 18 YILDIR BU İŞLEMİ YAPIYORUZ, USULSÜZSE YAPTIĞIMIZ TÜM ARAMALAR USULZÜSDÜR

Mahkemede savunmaları sorulan sanıklar, olayın üzerinden çok uzun zaman geçtiğini söyleyerek hatırlamadıklarını savundular. Sanık polis memuru Muhammet Ongun ise savunmasında, Onur Yaser Can’ın üst aramasını yaptığını ve tutanağı kendisinin hazırladığını ve sadece bir raporda imzası olduğunu söyledi.

Boğaziçi akademisyenlerinden ortak açıklama: Görevimizi yapmamız engelleniyor Boğaziçi akademisyenlerinden ortak açıklama: Görevimizi yapmamız engelleniyor

Sanık Ongun, "Zaten bir kez arama yapılmışken ve bir miktar uyuşturucu madde bulunmuşken, aynı kişiye tekrardan çıplak arama yapmak usulsüz değil mi" sorusu üzerine, “Ben 18 yıldır bu işi yapıyorum, hala aynı işlemi yapıyoruz, usulsüz ise yaptığımız tüm aramalar usulsüzdür” yanıtını verdi.

“SANIĞA GÖRE VARMAK İSTEDİĞİMİZ YER İŞKENCE İDDİALARI MI?”

Sanık Ongun, savunmasının devamında kendisinin “resmî belgede sahtecilik” suçundan yargılandığını, ancak müşteki ve avukatları tarafından konunun başka yerlere çekilmeye çalışıldığını söyledi. Bunun üzerine Can Ailesi'nin avukatı Çiğdem Şat, mahkemeye, “Varmak istediğimiz yer sanığa göre neresidir? İşkence iddiaları mı” şeklinde soru sordu. Sanık ise bu soruyu cevaplamak istemediğini söyledi.

BİLİRKİŞİ: NEDEN SANIK OLDUĞUMU BİLMİYORUM

Sanık olarak yargılanan bilirkişi Zafer Kökdemir savunmasında, “Benim olayla bir ilgim yok, bilirkişiyim, narkotik şubeye savcıyla birlikte gittik. Yaptığım inceleme sonucunda belgeleri buldum. Bunları CD’ye aldık. Biz imaj almadık, bilgisayarın kopyası demek, bunu almak 6 ay 1 yıl sürer. Belgenin çıktısını aldık, dosyaya bıraktık. Ortada alınmış bir imaj yok. CD’yi, çıktıyı alınca savcı bey ‘Buna ihtiyacım yok, atabilirsin çıktı bana yeter’ dedi. Başka bir şey de bilmiyorum. Neden sanık olduğumu da bilmiyorum” dedi.

“EVRAKTA SAHTECİLİK, BİR GÜN ÖNCE YAPILMIŞ İŞKENCENİN DEVAMIDIR"

Onur Can Yaser’in kardeşi Ezgi Sevgi Can da mahkemede konuştu. "İnce arama dedikleri işkence" ibaresini kullanan Ezgi Sevgi Can, şunları söyledi:

“Kendilerinin ‘ince arama’ diye tabir ettikleri işkence, cinsel saldırı ve görevi kötüye kullanma suçları nedeniyle ben önce, 28 yaşındaki abimi ve sonrasında verilen hukuki mücadele sürecinde bu sanık polislerin devamlı korunması ve adil bir yargılamanın yapılmaması, önümüze sürekli olarak çıkarılan engeller ve adaletin sağlanmasının sürekli ertelenmesi sebebiyle annemi ve babamı da kaybettim. Dolayısıyla size mağduriyetimin büyüklüğünü tarif etmem zaten mümkün değil. Sadece kullanıcı olarak yakalanmasına rağmen 5 saat sorguya girmiş bir çocuğun ertesi gün tekrar çağrılıp, iki ekibin organize ettikleri 11 adet belgenin yeniden imzalattırılması davası. Yapılan işkence ile ertesi gün yapılan evrakta sahtecilik ayrı değerlendirilemez. Onur Yaser Can’ın sorgusuna rağmen istediklerini alamıyor emniyet ekibi. Bu ekipten iki polis zaten ceza aldı. Onlara emir veriyorlar ve değişiklik yapıyorlar. İfadesini ilk kezmiş gibi imzalıyorlar. Evrakta sahtecilik, bir gün önce yapılmış işkencenin devamıdır. Bunu örtbas etmek için yapılmıştır.

POLİSİN ELİNE TEKRAR DÜŞMEMEK İÇİN KENDİNİ PENCEREDEN ATIYOR: Abim ikinci kez şubeye çağrıldığında, adeta sanık polislerin eline tekrar düşmemek için yaşadığı evin penceresinden çırılçıplak şekilde kendini atıyor ve hayatını kaybediyor. Çırılçıplak bir şekilde atladığını özellikle belirtiyorum, çünkü bu kendisine uygulanan çıplak arama işkencesinden ne kadar etkilendiğinin çok net bir kanıtıdır. Nedense sorgu odası kamera kayıtları da verilmedi. Kötü muamele yaşadığını biliyoruz. Çünkü biz onu tanıyoruz. İntihar etmeyecek kadar pırıl pırıl bir insan.  Polislerin hepsinin örgütlü suçları neticesinde abim bunu yaşıyor. Bu dava da bunun en büyük parçalarından biri. Biz bunu maalesef ayrı değerlendiremeyiz. Daha sonra alelacele dava açılıyor, ölmüş bir çocuk ifadeye çağrılıyor. İşkence suçunu örtbas etmek için yapılmıştır. Dosyada sanık olan Hakan Aydın, ‘FETÖ terör örgütü’ne üye olmak suçundan 6 yıl 3 ay ceza almıştır. Bu suç, onun talimatı olmadan gerçekleşmiş olamaz.

İŞKENCE, GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇLARINDAN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMASINI İSTİYORUM: Tüm sanıkların üst sınırdan ceza alması gerekiyor. Özellikle işkence, görevi kötüye kullanma suçlarından haklarında suç duyurusunda bulunulmasını istiyorum. Bu tek başına, zaten gecikmiş ve annemle babamın hiçbir zaman göremeyecekleri adaletin sağlanması, ancak bu davanın işkence, cinsel saldırı ve onur kırıcı muamele suçları bakımdan genişletilmesi gerekir. Adil bir yargılama yapılmasını hem kendim adına hem kaybettiğim ailem adına hem de kamuoyu vicdanı adına talep ediyorum."

Avukat Çiğdem Şat da polis Hakan Aydın’ın savcı Muammer Akkaş tarafından korunduğunu söyledi. Avukat Ümit Erdem ise Hakan Aydın'ın ilaç kullanımı sebebiyle mahkeme mazeret sunduğunu hatırlattı, “Bu usule uygun bir mazeret değil. Huzurda dinlenmesini istiyoruz. Diğer sanıklarınlar da huzura getirilmesini talep ediyoruz” dedi.

SANIK AVUKATI AYHAN BAYKAL: UYUŞTURUCU KULLANMASAYDI BU OLAYLAR GERÇEKLEŞMEZDİ

Söz alan sanık avukatı, yargılamanın “belgede sahtecilik” suçundan yapıldığını söyleyerek, “Karşı taraf burada bizi insanlık düşmanı olarak gösteriyorlar. Onur Yaser Can uyuşturucu kullanmasaydı bu olaylar gerçekleşir miydi? Algı yapılıyor, Allah rahmet eylesin annesi de rahmetli oldu. Müvekkillerim, Onur Yaser'den ne istemiş olabilirler. Yaser bunlara ne yapmış olabilir de onu ölüme sürüklediler. Neyi değiştirmişler, tarih ve saati. Yaser'i intihara sürüklemek için yapılmış bir eylem değil. Kinle bir yere varılamaz. Beraat talep ediyoruz” dedi.

SANIK AVUKATI: BU DOSYANIN İŞKENCE SUÇUNDAN AÇILMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Sanık olarak yargılanan bilirkişi Zafer Kökdemir’in avukatı Ayşe Ay Acar ise savunmasında, şunları söyledi:

“Türkiye'de işkence var ve umarım bir gün gerçek demokratik bir ülke oluruz. Bu dosyanın işkence suçundan açılması gerektiğini düşünüyorum. Benim müvekkilim sanıklardan hiçbirini tanımıyor. Müvekkilim olay günü Cumhuriyet savcısıyla birlikte incelemeye gitmiştir. Benim müvekkilim bilirkişi ama aynı zamanda bir zabıt kâtibi. 'Al' denir alır, 'At' denir atar. Bu dava bana göre bir hukuk ayıbıdır. Bu dava tek başına, eğer sadece evrakta sahtecilik olarak devam ederse bu hukuk ayıbı olur. Ve bu dava Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklardan biri olur. Sanık müdafi olduğum halde ben de gerekirse işkence suçu bakımından suç duyurusunda bulunulmasını istiyorum. Benim müvekkilimi bu suçlamalardan ayrı tutun.” 

DURUŞMA 2 ARALIK'A ERTELENDİ

Savunmaların ardından mahkeme, duruşmaya mazeret sunarak katılmayan sanık Hakan Aydın’ın yaşadığı yer olan Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazı yazılarak sanık hakkında zorla getirilme kararı çıkartılarak duruşmaya SEGBİS ile katılmasına karar verdi. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne yazı yazılarak, 2 Haziran 2010 tarihinde uyuşturucu madde kullanmak suçundan ifadesi alınan Yavuz Koç isimli birinin olup olmadığının sorulmasına, var ise adres bilgilerinin gönderilmesinin istenmesine karar verdi. Duruşma 2 Aralık 2022 tarihine ertelendi.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010 tarihinde, İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde narkotik polisleri tarafından gözaltına alınmıştı. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılan Can, 2 gün sonra tutanaklarda eksiklik olduğu gerekçesiyle yeniden karakola çağrılmış, 23 Haziran'da karakola gitmiş ve aynı gün intihar etmişti.

ANNE HATİCE CAN, OĞLUNUN ÖLÜMÜNDEN 2 YIL SONRA İNTİHAR ETTİ

Onur Yaser'in annesi Hatice Can, oğlunun cebinde gözaltındayken kötü muamele gördüğü ve çıplak aramaya maruz kaldığını anlatan bir not bulmuştu. Bulduğu not üzerine hukuk mücadelesi başlatan anne Hatice Can, oğlunun ölümüne dayanamayarak 4 yıl sonra 2014 yılında intihar etmişti. Baba Mevlüt Can ise 2019 yılında sağlık sorunları nedeniyle hayatını kaybetmişti.

2 POLİS “EVRAKTA SAHTECİLİK” SUÇUNDAN YARGILANDI

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2 polis hakkında “evrakta sahtecilik” suçundan dava açılmış, yargılama sonucunda 2 polise 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezası verilmişti. Yargıtay'ın bu cezayı bozması üzerine 2 polis yeniden yargılanarak 6’şar yıl 5’er ay 15’er gün hapis cezasına çarptırılmıştı.

4 POLİS 1 BİLİRKİŞİ HAKKINDA YENİ DAVA AÇILDI

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi, ayrıca 4 polis ve 1 bilirkişi hakkında da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. İstanbul Valiliği soruşturma izni vermemiş, Onur Yaser’in kardeşi Ezgi Sevgi Can, istinafa başvurarak valiliğin kararını kaldırtmıştı. Temmuz 2021’de valiliğin ‘soruşturma izni verilmemesi' kararının kaldırılmasının ardından 4 polis ve 1 bilirkişi halkında dava açıldı.

“İLK DEFA İŞKENCEYİ BİZZAT UYGULAYAN, EMRİ VEREN SANIKLAR YARGI ÖNÜNE ÇIKTI”

Duruşmadan sonra adliye önünde basın açıklaması yapıldı. Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can, şöyle konuştu:

“Maalesef anne ve babam bugünü göremediler. İlk defa işkenceyi bizzat uygulayan, işkence emrini veren, evrakta sahtecilik emrini veren sanık Hakan Aydın ve ekibindeki diğer polisler ilk defa yargı önüne çıktılar. 12 yıl sonra, eksik bir iddianameyle. Ancak biz bunu duruşma sırasında aslında 12 yıldır tekrar ettiğimiz gibi ben bugün tek başıma avukatlarımla, ama maalesef annem ve babam göremeden bu polislerden bunun hesabını sormaya başladım. İşkenceyle ilgili sorularımızı da kesmedi mahkeme. Bunların hesabını sorduk polislere ve kesinlikle bunun basit bir evrakta sahtecilik suçu olmadığını, bunun bir ailenin yok olmasına sebep olan zincirleme olaylar olduğunu ve bunun örgütlü bir işkence davası olduğunu ve bu sanıkların bir suç örgütü olduklarını aslında tek tek anlattık mahkemeye yeniden. Sanıklar yıllardır sürdürdükleri yalan birliğini ağız birliğiyle sürdürmeye devam ettiler. Biz bunları da zaten delilleriyle ortaya çıkarıyoruz. Mahkemeye sunuyoruz. Şu an durum bizden yana. Sanık avukatlarının da açıklamalarını dinledik. Sanık avukatlarından biri Muhammet Ongun'un, yani abimin çıplak aramasını yaptığını bildiğimiz Muhammed Ongun'un avukatı, Yaser'in üst aramasından sonra tekrar şubeye götürüldüğünü ikrar ettiği kendi ağzıyla, çıplak arama yapıldığını ikrar etti. Ancak çırılçıplak soyma gibi bir şey olmadığı gibi ayrıntı verdi. Yani çıplak aramanın yapıldığını, narkotik büroda, bu sanığın kendi avukatı ikrar etmiş durumda. Yani suçun boyutlarını ve bu suçun nasıl örgütlü bir şekilde yapıldığı ve bunun bir mahkeme heyeti önünde itirafının bile yapıldığı maalesef ülkede yaşıyoruz şu anda. Ben sonuna kadar sürdüreceğim bu mücadeleyi. Annem ve babam adına, abim adına, bu ülkenin insan hakları mücadelesi adına sonuna kadar sürdüreceğim. Hala bu ülkede insan hakları için yılmadan bir araya gelip mücadele edebildiğimiz için gerçekten bugün umutla doldum.”

“İŞKENCE KOVUŞTURULACAK”

Avukat Çiğdem Şat, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Biz 12 sene sonra ilk defa sanıkları bugün yargı önüne çıktılar. Hala çıplak arama yapıldığını inkâr etseler de bugün mahkemenin tutumundan anlıyoruz ki işkence kovuşturulacak. Çünkü biz ısrarla söylüyoruz. Bu resmi evrakta sahtecilik suçu değildir. Bu bir işkence davasıdır. Mahkeme ara kararda talep ettiği Yavuz Koç isimli şahsın tahkikat evraklarını talep etti. O da ince aramaya maruz kalmış. Ümitliyiz bu sefer. Umarım adalet önünde hesap verecekler.”

“BURADA NARKOTİK'TE ÇIPLAK ARAMANIN RUTİN UYGULAMA OLDUĞU ARTIK DOSYAMIZDA MEVCUT”

Avukat Mehmet Ümit Erdem şöyle konuştu:

“2010’da başlayıp 2019’da iki tane polisin cezalandırılmasıyla belli bir aşamayı bitiren yargılamanın aslında ikinci aşamasındayız. Çünkü artık diğer polisler de ilk kez yargı önüne çıktılar. Ve sanık sıfatıyla sorgulanmış oldular. Hakan Aydın bir ilaç raporu sunarak, doktor raporu da değil, duruşmaya gelmedi ama bir sonrakinde zorla getirilerek o da bir sonraki duruşma sorgulanacak. İşkence suçuna ilişkin ciddi sorgulamalar yapıldı. Aslında ciddi ikrarlar alındı. En azından burada Narkotik'te çıplak aramanın rutin arama rutin uygulama olduğu bunun aslında o dönemdeki herkese uygulandığına ilişkin ifadeler de sonuçta artık dosyamızda mevcut. Dolayısıyla bu bizim için sadece resmi evrakta sahtecilik dosyası değil başından beri söylediğimiz gibi bu bir işkence dosyasıdır. Adım adım giderek, nasıl o iki polisin dosyasından bu polisler sanık oldularsa, bu dosyanın yargılamasından belli bir aşamasından sonra da işkence davası olarak devam edileceğini ve bu suçun bütün faillerinin de cezalandırılacağına inanıyoruz.

“İŞKENCECİLERE KARŞI MÜCADELE EDECEĞİZ”

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da işkencenin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirterek, "Ona karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Ve tabii ki burada bulunan işkencecilere karşı da mücadele edeceğiz. Onları teşhir etmeye, yargı önüne çıkarmaya ve adalet arayışı içerisinde olmaya da mahkûm edeceğiz. Burada olan işkencecilere de sesleniyorum aynı zamanda. Bir gün siz de mutlaka yargı önüne çıkacaksınız. Ve yaptıklarınızdan utanacaksınız” diye konuştu.