“Omicron önceki varyantlardan 5 kat daha kolay bulaşıyor”

İlk kez Afrika’da ortaya çıkan Omicron varyantı hakkında konuşan Prof. Dr. Karcıoğlu, “İlk 2 haftadaki epidemiyolojik bilgiler önceki varyantlardan 5 kat daha kolay bulaştığı ve yayıldığını ortaya koymaktadır” dedi.

GÜNDEM 29.11.2021 - 16:01 30.11.2021 - 14:51

HABER: ESRA TOKAT

Avrupa’da koronavirüs vaka sayılarında patlama yaşanıyor. Almanya’da Kasım ayında günlük koronavirüs vaka sayısında rekor kırılırken günlük 60 binin üzerinde vaka tespit ediliyor. Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ilk olarak Güney Afrika'da tespit edilen koronavirüs varyantı B.1.1.529'u (Omicron) endişe verici varyant kategorisine aldı. Ardından pek çok ülke sınırlarını kapattı. Sınırlarını kapatan ülkeler artarak devam ederken her gün bir başka ülkede Omicron varyantı tespit ediliyor.

"AŞILAMA VE RİSKLİ GRUPLARIN TARANMASI ÖN KOŞUL"

Avrupa'da artan vaka sayılarına ve Omicron varyantına dair TTB Pandemi Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu dokuz8'e konuştu. "32 mutasyonu birden taşıdığı için “süper varyant” da denen Omicron, Delta’dan daha korkutucu yönleriyle tanınıyor" diyen Prof. Dr. Karcıoğlu, "Genel anlamda kapanma (lock-down) olmasını desteklemiyoruz, ancak bunun yürütülebilmesi için aşılama ve riskli grupların taranması ön koşuldur" dedi.

"RİSKİN YÜKSEK OLABİLECEĞİNE DAİR KANITLAR BULUNMAKTADIR"

"Yunan alfabesindeki 15. Harf ve ‘O’ harfini temsil eden ‘Omicron’ varyantı yaşamımızın orta yerine girdi. Şimdiye kadar Omicron dışında 3 endişe verici varyant da ortaya çıkmış ancak fazla yayılmadan ortadan kaybolmuştur. 11 Kasım 2021’de toplanmış örneklerde 24 Kasım 2021’de ilk kez bildirilen, B.1.1.529 olarak kodlanan ve 32 mutasyonu birden taşıdığı için “süper varyant” da denen Omicron, Delta’dan daha korkutucu yönleriyle tanınıyor. Hindistan kökenli Delta’da sadece 6 mutasyon varken 32 mutasyonlu Omicron’un daha zorlu bir hedef olduğu düşünülmektedir. 28 Kasım’da birçok bölgede (Afrika, Orta Doğu, Avrupa, Akdeniz, Batı Pasifik) Omicron saptanmış bulunmaktadır. Ancak şimdiye kadar herhangi bir ölümle ilişkilendirilmemiştir. Yine de, riskin yüksek olabileceğine ilişkin kanıtlar bulunmaktadır."

Dünyada tüm olgu, ölüm ve aşılama sayılarını içine alan veri tabanlarından birine baktığımızda tüm pandemi boyunca 6 ya da 7 belirgin yükseliş olduğu da söylenebilir. Farklı olan, olgu sayılarındaki artışın ölümlere yansımasının eskisine göre daha yumuşak olmasıdır, bu da tabi ki 8 milyara yaklaşan toplam aşı sayısının ve halkın bilinçlenmesi ile önlemlere uyma oranlarının (en azından bazı bölgelerde) koruyucu etkisinin sonucudur. Aşağıdaki grafikte belirgin şekilde görüldüğü gibi, olgu sayılarındaki artış ölümler eçok küçük oranda yansımıştır, ancak bu durum dünya genelidir, az gelişmiş ülkelerde maalesef bu şekilde değildir.

1-2

Varyantların dünyada çıkış ve dağılım yerlerini olabildiğince basitleştiren aşağıdaki diagramda ise hangi Yunan harflerinin hangi varyantı nitelediği, çıkış yer ve tarihlerini izliyoruz. Virüsün çoğalmasının fazla olduğu bölgelerde (dolayısıyla hasta sayısının fazlalığı ile) mutasyonların daha fazla görüldüğü ve varyantların ortaya çıktığı da anlaşılmaktadır. 

6-1

"OMİCRON 5 KAT DAHA KOLAY BULAŞIP YAYILIYOR"

Ülkelerin Omicron varyantına aldığı önlemlere ve aşıların Omicron üzerindeki etkisine dair konuşan Prof. Dr. Karcıoğlu, "Epidemiyolojik bilgiler, bu kadar az veriyle kesin cümlelerle ortaya çıkmayacaktır. Yeterli süre geçtiğinde ve yeterli sayıda hasta olduğunda daha kesin konuşulacaktır. Elimizde çok düşük düzeyde olan ön veriler Omicron’un daha fazla yayılabildiğine yönelik şüphe oluşturuyor. Bu korku ile de fazla önlem alınması doğaldır ve bu haftalar bu şekilde geçecektir. Daha sonra veriler netleştiğinde daha soğuk kanlı önlemlere geçiş yapılabilecektir. Botswana kökenli olsa da uçaklarla hızla Türkiye üzerinden Belçika’ya giden ve bulaşa yol açan yolcu örneğinde olduğu gibi dünyada bulaş artık çok daha hızlı olabilmektedir. İlk 2 haftadaki epidemiyolojik bilgiler önceki varyantlardan 5 kat daha kolay bulaştığı ve yayıldığını ortaya koymaktadır.Varyantın bağışıklık yanıtından, aşılardan kaçabilmesi ve nötralizan antikorların etkisine daha dirençli olduğu bilgileri de panik ortamına katkıda bulunmuştur. Ülkemizde de Omicron ve tüm varyantların bulunduğunu söyleyebiliriz. Yeterince sekans analizi, varyant araştırmasının yapılması ile olgular ortaya çıkacaktır" dedi.

"BİR TURNUSOL KAĞIDI OLARAK EŞİTSİZLİĞİ GÖSTERDİ"

Afrika ülkelerinin aşılanma oranlarının düşüklüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Karcıoğlu şöyle konuştu:

"Afrika 'gelişmekte olan ülkeler' diye nazikleştirdiğimiz 'geri bıraktırılmış bölgeler' içinde daha zayıf halkayı oluşturmaktadır ve pandemi bunu daha belirgin bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Afrika’da %1-2 düzeyinde olan aşılama ile tüm dünyada pandeminin geriletilmesi ertelenmektedir. Bu durum, bir turnusol kağıdı olarak eşitsizliğin önemini hepimize göstermiştir. Salgının tüm dünyada bitmeden bitmiş olmayacağını kesin olarak ortaya koymuştur."

"3. FAZI TAMAMLANMIŞ AŞILAR, AŞILAMADA AĞIRLIK KAZANMALI"

"Aşı eşitsizliği yenilmeden salgının geriletilemeyeceğinden yola çıkarsak gelişmiş refah ülkelerinin kar hırsının dizginlenmesi sonrasında zafere yaklaşmış olacağız. Bu noktada etkinliği yüksek olan mRNA türü veya diğer 3. Fazı bitirilmiş olan aşıların ön plana çıkması ve aşılamada bunların ağırlık kazanması gerekir."

PCR TESTİ YERİNE HIZLI SONUÇ VEREN TÜKÜRÜK VE ANTİJEN TESTLERİ

Ülkelere girişlerde PCR testi uygulanmasının pandeminin özellikle yükseliş dönemlerinde  uygulanması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Karcıoğlu, "Bu dönemlerde sıkı önlemler sürdürülmek zorunda kalınacaktır. En güçlü aşının bile %100 koruyucu olmaması ve şiddetli hastalığı engellese bile bulaşı engellemediği düşünüldüğünde PCR ile test edilmesi bir süre daha devam edecektir. Fakat bunun ülkemizde hala uygulanan tek seçenek olan PCR testi yerine daha hızlı sonuç verecek tükürük testleri, hızlı antijen testleri gibi pratikliği yüksek seçeneklerin de devreye alınması gerekecektir" diye konuştu.

"MASKE KULLANIMI HALA ÇOK ÖNEMLİ"

Omicron varyantının yayılması ve alınması gereken önlemlere dair değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Karcıoğlu konuşmasını şöyle sonlandırdı:

"COVID-19’un başından beri vurgulanan maske kullanımı, kalabalık ve toplu alanlarda özellikle kapalı ve sıkışık ortamlarda bulunmaktan kaçınılması, okul, yurt, bakım evi gibi ortamlarda havalandırmaya önem verilmesi, kişisel hijyen gibi önlemler halen Omicron da dahil tüm virüslerin bulaşını azaltmakta önemini korumaktadır."

"AŞISIZLARIN KAMUSAL ANLAMDA KISITLANMASI EN KİLİT NOKTALARDAN"

"Ancak Pandemi nokta atışı önlemler veya mucize reçetelerle değil, bütünsel, birbirini destekleyen yaklaşımlarla orta-uzun vadede geriletilecektir. Etkin ve yaygın aşılama, aşısızların kamusal anlamda kısıtlanması da dahil olmak üzere, can sıkıcı da olabilen önlemler en kilit noktadadır. İlaç tedavisinin etkin olmadığı bilinmektedir. Bu nedenle yaşlıların ve diğer yüksek riskli grupların belirlenerek taranması daha önemlidir."

"GENEL ANLAMDA KAPANMA OLMASINI DESTEKLEMİYORUZ ANCAK..."

"Sağlıkçılar, eğitim ve ulaştırma emekçileri tümüyle risk grubundadır. Ayrıca diyabet, böbrek-karaciğer yetmezliği gibi belirgin risk oluşturan hastaların da rutin taranması gereklidir. Genel anlamda kapanma (lock-down) olmasını desteklemiyoruz, ancak bunun yürütülebilmesi için aşılama ve riskli grupların taranması ön koşuldur. Yine hidroksiklorokin ve favipiravir örneklerinde gördüğümüz gibi, aslında yararsız ve etkisiz olan müdahalelerin sanki yararlıymış gibi topluma uygulanması gereksiz bir güven duygusuna neden olarak aslında zarar verdiğini de not düşmek isterim. Kanıta dayalı bilgilerin ışığı olmadan masa başı alınacak kararlar mutlaka sahadan geri döner ve dönmektedir."

"ANCAK HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDEREK SALGINI YENEBİLİRİZ"

"Devletin de aşılamanın artırılması için daha etkin rol alması, gerekirse dini kurumlar, ibadethaneler de dahil olmak üzere (sigara bıraktırma örneğinde gördüğümüz gibi) yaptırımları da kapsayan gerçek bir kampanya yapması çok kritik önem taşımaktadır. Meslek kuruluşları, odalar, sendikalar aktif olarak karar alma süreçlerine dahil edilmeli, hatta hasta dernekleri, işçi sendikaları olmadan adım atılmamalıdır. Salgın hepimizin salgınıdır, geriletilmesi de 21. Yüzyılda ancak hep birlikte mücadele ile olacaktır. Böyle bir soruna karşı 19. Yüzyıl mekanizmaları ile savaşıp kazanmak artık söz konusu değildir."

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.
DOLAR
EURO
STERLIN
ALTIN
BIST