Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın özel tiyatrolara verdiği destekten yararlanamayan 44 sahneden biri olan Moda Sahnesi kurucularından ve yönetmenlerinden Kemal Aydoğan, Mustafa Kara’nın moderatörlüğündeki “Anlat Biraz” programında özel tiyatroların içinde bulunduğu durumu değerlendirdi. 9 Ekim 2013’te açtıkları Moda Sahnesi’nin yapım sürecinde devletten destek almadıklarını söyleyen Yönetmen Kemal Aydoğan, “Belediye ya da devlet bir tiyatro binasının yapılmasıyla çok ilglenmiyor, çok ilgilerini çekmiyor bu konu dedi.” Tiyatrolara nasıl teşvik verileceğine dair bir mevzuat bile olmadığının altını çizen Aydoğan, özel tiyatrolara “başının çaresine bak” denildiğini ifade etti.

“KÜLTÜR BAKANLIĞI MEŞRUİYETİNİ KAYBEDİYOR”

“Faaliyetimizin tartışılacağını düşünmüyorduk" diyen Yönetmen Aydoğan, Moda Sahnesi’nin destek verilen tiyatroların arasında yer almamasının 8. maddeye dayandırılmasının pek bir anlam ifadede etmediğini belirtti: "Bir gerekçe göstermeden mahrum edilmek gibi bir şeyle karşı karşıyayız. Bu açıklamayı yapamadığı için Kültür Bakanlığı meşruiyetini kaybediyor; bir spekülasyona imkân tanıyor.”

Kararda kasıt gördüğünü ve "bir kasıt olmaksızın bu kararı almanın mümkün olmadığını düşündüğünü" aktaran Kemal Aydoğan ise, ayrımın sahne üzerinden değil, kişilerin politik duruşu üzerinden yapıldığını düşündüğünü belirtti. Aydoğan, "Moda Sahnesi’nde kasıt bulmak çok zor, ama Kemal Aydoğan’da, Onur Ünsal’da, kişilerde kasıt bulunabilir" diye konuştu. 

"TİYATROYA DESTEĞİN BİÇİMİ DEĞİŞMELİ"

Devlet desteğinin ekonomik olarak bir fayda sağlamadığını uzun süredir tartıştıklarını söyeyen Aydoğan, “Özel tiyatroların değerlendirilmesinin ölçütleri değişmeli; dolayısıyla tiyatro yapma faaliyetine verilen desteğin biçimi de değişmeli,” dedi. Aydoğan, pandemi sürecinde vergi muafiyeti gibi desteklerle tiyatroların işinin kolaylaştırılabileceğini de sözlerine ekledi.

“DEVLET” TİYATRONUN NERESİNDE?

Pandemi sürecinde sanat alanına destekte bulunulmadığını ifade eden yönetmen Kemal Aydoğan, “Hiç üzerine düşünülmemiş ve buna gerek görülmemiş bir alan olduğunu görüyoruz. Tiyatrocular, 19 aydır Kültür Bakanlığı’nı ortada bir dert olduğuna ikna etmeye çalışıyor,” dedi.  Kamusal tiyatro’ diye bir çalışma içerisinde olduklarını aktaran Yönetmen Aydoğan, özel tiyatroların izleyicinin ekonomik durumlarını gözeterek bilet fiyatlarını belirlediklerini ancak buna rağmen fiyatlar dolayısıyla izleyici kaybettiklerini belirtti. “Toplumsallık, bütün toplumun refahı bizim birincil hedefimiz. Bunun yaratılması için ekonomik altyapının düzenlenmesi ve bizim faaliyetlerimizin bir parça kolaylaştırılması gerekir.” diyen Aydoğan, devletin ödenekli ya da ödeneksiz tüm tiyatrolara aynı mesafe olması gerektiğini vurguladı.

"BİR MÜCADELE GEREKTİĞİNİ KABUL ETMEMİZ GEREKİYOR"

Yönetmen Kemal Aydoğan, pandemi öncesi dönemde tiyatrocuların, yaptıkları işin nasıl bir zeminde yürüyeceğine dair bir talebi olmadığını, söz konusu ekonomik durumu değiştirmeye çalışan çok küçük bir kesim olduğunu vurguladı. 2021’in bahar aylarında Fransa’da tiyatrocuların sahneleri işgal ederek başlattığı eylem yoluyla haklarını kazanmalarını örnek gösteren yönetmen, “Bir mücadele gerektiğini ön koşul olarak kabul etmemiz gerekiyor,” dedi. Kapanma döneminde tiyatrocuların çalışamadığını, başka sektörlerde de iş bulamadığının altını çizen Aydoğan, daha sert bir tavır benimsenmesi gerektiğini savundu: "Ağzımızın tadı kaçmasın, tavrıyla hareket edilemez. Ağzımızın tadı kaçtı zaten."

"GÖRMEZDEN GELMENİN SEBEBİ ANLAŞILIR DEĞİL"

Kemal Aydoğan, sahnelerin önemli bir kamusal alanı oluşturduğunu ancak yerel yönetimlerin de özel tiyatroları yalnız bıraktığını ve uzun süre sessiz kaldığını söyledi. “Bu yerel yönetimlerin politik olarak da üstleneceği işlevlerden biri. Aynı mahallede yaşıyoruz; bu mahallede sanat faaliyeti yürütenlerle kurulan ilişkinin daha güçlü ilerletilmesi gerekirdi. Bu görmezden gelişlerin sebebi anlaşılır değil.” Toplum içinde bulunduğu durumun ve yaşanan mağduriyetin tiyatroya has olmadığını, bu durumun ortak bir duygu zemini yarattığını vurgulayan Kemal Aydoğan, “Toplumdaki herkes aynı derdi yaşıyor; burada da ortaklaşamayacaksak bir yere gidemeyeceğiz demektir. Herkes bir cemaat kurma isteğinde demek ki." dedi.