Kadın örgütleri, Aile ve İçişleri Bakanı’nın Ankara’da katıldığı “Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi 2022 Yılı Toplantısı”nı protesto etti. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan

Kadın örgütleri, Aile ve İçişleri Bakanı’nın Ankara’da katıldığı “Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi 2022 Yılı Toplantısı”nı protesto etti. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, “Ulusal ve uluslararası düzenlemelere göre çocuğun korunmasından birinci derecede sorumlu olan Derya Yanık’ın bu görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirememesi nedeniyle kendisini bir kez daha acilen istifaya çağırıyoruz. Yıllarca cinsel istismarla mücadele etmiş sevgili H.K.G, sen karanlıkta bir çığlık attın. Tarikat yuvalarında istismara uğramış kim bilir kaç başka çocuğun çığlığı karanlıkta susturuldu bilmiyoruz, ama senin çığlığını duyduk. Sana söz veriyoruz, bu ülkede başka çocuklar da susturulmasın diye son gücümüzle mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.

Kadın örgütlerinin Ankara temsilcileri bugün Ankara’da, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da katıldığı “Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi 2022 Yılı Toplantısı”nı protesto etmek için bir araya geldi. Polis, toplantının yapılacağı otelin önünde açıklama yapmasına izin vermedi ve kadınları alandan uzaklaştırdı. Polisle yaşanan kısa süreli tartışmanın ardınlar TKDF Başkanı Canan Güllü, ortak açıklamayı okurken, diğer örgüt temsilcileri de Güllü’ye hep bir ağızdan eşlik etti.

Protestoya, TKDF, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), 29 Ekim Kadınları Derneği, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadın Koalisyonu, Mimoza Kadın Derneği, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) temsilcileri katıldı.

Güllü’nün okuduğu ortak metinde şu ifadeler yer aldı:

Erdoğan'dan altılı masaya 'adaylık' yanıtı Erdoğan'dan altılı masaya 'adaylık' yanıtı

“ARTIK 6 YAŞINDA BİR KIZ ÇOCUĞUNUN AİLESİNİN ELİYLE UĞRADIĞI TECAVÜZ BİLE TOPLUMUN BİR KESİMİNİN SESSİZ KALDIĞI BİR KONU OLABİLİYOR”

“Bugün, 6 yaşında aile ve devlet eliyle hayatı çalınmaya çalışılmış, ama buna teslim olmamış cesur bir kadın sayesinde buradayız. Bu cesur kadın 6 yaşındayken ‘evlilik’ denerek tecavüze uğradı, bu ülkede yer yerinden oynamadı. Oynamalıydı, 6 yaşında bir kız çocuğuyla evlenmek isteyen erkek, buna yardım ve yataklık yapan aile ve istismarcıya sahip çıkan devlet tek tek hesap vermeliydi. Oysa Türkiye’de hakkı, hukuku, eşitlik ve demokrasiyi hiçe sayan gerici anlayış o denli yaygınlaştı ki, artık 6 yaşında bir kız çocuğunun ailesinin eliyle uğradığı tecavüz bile toplumun bir kesiminin sessiz kaldığı bir konu olabiliyor. Gerici ve erkek zihniyet cezasızlıkla teşvik ediliyor; bir iktidar bakanı çocuğa yönelik tecavüz ve istismarı ‘küçüğün rızası’ diye aklayabiliyor, bir diğer bakan bunu ‘insani’ bulabiliyor. Artan çocuk hakları ihlalleri görmezden geliniyor, çocuklar akıl almaz bir biçimde cinsel şiddet görüyor, tecavüze uğruyor, sömürülüyor ve sürekli nesneleştiriliyor.

“BU ÜLKEDEKİ GERİCİ KARANLIK HER GEÇEN GÜN DERİNLEŞİYOR”

Bu ülkedeki gerici karanlık her geçen gün derinleşiyor. İktidar eliyle çocuk istismarını meşrulaştıran ve cezasız bırakan hukuki değişiklikler neticesi bugüne nasıl geldik, biraz hafızamızı tazeleyelim. İlk olarak Temmuz 2009’da Milli Eğitim Bakanlığı yönetmelik değişikli ile ortaokul ve lise öğrencilerinin nişanlanmasını serbest bıraktı. 2012 senesinde getirilen 4+4+4 sistemiyle kız çocukları ya örgün eğitimin dışında kaldı ya da din eğitimi adı altında çeşitli kurumlara gönderildi. Nisan 2012’de Milli Eğitim Bakanlığı dini eğitim veren yurt ve pansiyon açan kurumların denetiminden sorumlu olmaktan çıkarıldı ve bu görev Diyanet’e verildi. 2013 senesinde dini vakıf ve cemaatlerin açtığı kurs, yurt ve okullarda istismarlar ve sorunlar kamuoyu gündemindeyken TCK’da yapılan bir değişiklik ile kanuna aykırı eğitim kurumu açmak ve işletmek tamamen suç olmaktan çıkarıldı. Eylül 2013’te evli öğrencilerin açık öğretim lisesine yönlendirilmesi düzenlemesiyle lise çağlarında evliliğin önü açıldı.

Mayıs 2015’te Anayasa Mahkemesi, resmi nikah kıymadan dini nikah kıyan imam ve çiftlere ceza verilmesini öngören TCK maddesinin kaldırılmasına karar verdi. Bu hamle, ‘Çocuk yaşta evliliklerin ve çok eşliliğin önünü açan karar’ olarak tarihe kara bir leke olarak geçti. Kasım 2015’te Anayasa Mahkemesi yine bir yasa iptaliyle ‘Çocukların cinsel ilişkiye rıza yaşının 15’ten 12’ye indirilmesi’nin önünü açtı. Mahkemenin iptal gerekçelerinden biri fiilden sonra mağdurun yaşının ikmali ile fiili birlikteliğin resmi evliliğe dönüşmesi ihtimaliydi. Yani ‘evlilik ihtimali’ değerlendirilerek aslında bir cezasızlık öngörülmüştü. Mayıs 2016’da Mecliste kurulan Boşanmaların Önlenmesi Komisyonu, hazırladığı raporla, çocuk istismarcısının tecavüz ettiği çocukla 5 yıl boyunca ‘sorunsuz’ ve ‘başarılı’ bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanmasını öneriyordu. Raporda ayrıca cinsel saldırı, cinsel istismar ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında hadım uygulanması önerisi de vardı. Yanı sıra şiddete karşı kadınların korunma hakkının sınırlandırılması, boşanmanın zorlaştırılması, nafaka ve mal paylaşımı haklarının yok edilmesi, aile danışmanlığının, aile hukukunun dini temele oturtulması da komisyon önerileri arasındaydı.

“TOPLUMSAL YAŞAMIN VE AİLE YAŞAMININ TEMEL KURALLARINI İÇEREN MEDENİ HUKUK ‘DİNİ HASSASİYETLER’ ADINA DELİNDİ”

Temmuz 2016’da Anayasa Mahkemesi, çocuklara yönelik cinsel istismar suçunu düzenleyen TCK’nin 103. maddesindeki ‘15 yaşını tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar sayılacağına’ ilişkin hükmü iptal etti. Bu iptale kadar, TCK’nin çocuk istismarını düzenleyen 103. maddesine göre, ‘15 yaşını tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış’, cinsel istismar sayılıyordu. Kasım 2016’da dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, cinsel istismar suçunda mağdurla failin evlenmesi durumunda cezayı ortadan kaldıran utanç önergesini ‘Küçüğün rızası’ diyerek skandal bir şekilde savundu. 2017’de yapılan bir yönetmelik değişikliğiyle çocuk istismarlarını en çok açığa çıkaran meslek grubu olan rehberlik öğretmenlerinin görev tanımı değiştirildi. Mayıs 2017’de çocuklara yönelik cinsel istismarın ve şiddetin önlenmesi amacıyla Meclis’e sunulan araştırma önergesi AKP’li vekillerin ret oyu kullanması sonucu reddedildi. Aralık 2017’de müftülüklere resmi nikah kıyma yetkisi veren düzenleme tüm toplumsal tepkilere rağmen Meclis’te onaylanarak yürürlüğe girdi. Böylece din adamları aile hukukuna karışabilecek özneler haline getirildi. Toplumsal yaşamın ve aile yaşamının temel kurallarını içeren Medeni Hukuk ‘dini hassasiyetler’ adına delindi.

“KIZ ÇOCUKLARININ ZORLA VE ERKEN YAŞTA EVLENDİRİLMELERİNİN YASAL YOLU AÇILDI”

Şubat 2018’de Adana ve Antalya’da 5 yaşın altındaki iki çocuğun istismarının yarattığı büyük tepki üzerine, çocuk istismarında cezaların artırılması yeniden gündeme getirildi. Mart ayında meclis gündemine gelen çocuk istismarı ile ilgili özel komisyon kurulması talebini ‘önerinin nitelikli olmadığı’ gerekçesiyle reddeden Meclis Başkanı, konuyla ilgili çıkan haberlere ise erişim engeli getirdi. Meclis’te çocuk istismarlarının araştırılması ve önlenmesine yönelik araştırma komisyonu kurulması için verilen önergeye tüm muhalefet partileri evet derken, öneri AKP’lilerin oylarıyla reddedildi. Çocuk istismarının önlenmesi talebi kamuoyunda büyüyünce, Erdoğan’ın talimatıyla bakanlıklar nezdinde Çocuk İstismarı Komisyonu kuruldu, Nisan 2018’de komisyonun hazırladığı yasa taslağı, özellikle hadım ve cezaların artırılması öne çıkarılarak sunuldu. Yayın yasağı da getiren yasa taslağı, 24 Haziran erken seçim nedeniyle rafa kaldırıldı. 2018’in temmuz ayında yine üst üste çocuk istismarları gündem olduğunda tepkiler yeniden büyüyünce, iktidar taslağı raftan indirdi. Yasayla, küçük çocuklara yönelik tecavüz suçunun cezasının artırıldığı öne sürülse de 12 yaş kademelendirmesiyle ‘cinsel ilişkiye rıza yaşı’ 12’ye düşürüldü. Bunun sonucu olarak kız çocuklarının zorla ve erken yaşta evlendirilmelerinin yasal yolu açıldı.

Nisan 2020’deki koronavirüs salgınının bahane edilerek çocuk istismarına evlilikle affın infaz yasası tartışmaları sırasında da tasarıya eklenmek istendi. Temmuz 2021’de Türkiye İstanbul Sözleşmesi'nden resmen çıktı. Çocuk istismarına evlilikle af konusu Mayıs 2021’de tekrar Meclis gündemine getirildi. Kadına karşı şiddetin araştırılması komisyonuna Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu adına davet edilen Başkan Süleyman Arslan; kadına yönelik şiddetin erkeklerin birbirine karşı şiddetinden farksız olduğunu ve 15 yaşındaki çocukların nikahının ‘insan hakkı’ olduğunu savundu. 2022 Aralık itibariyle ise Anayasa’nın laiklik ilkesinin ayaklar altına alındığı yeni bir siyasi hamle ile karşı karşıyayız: İktidarın Anayasa Değişikliği teklifi.

“ÇOCUK İSTİSMARI POLİTİKTİR, ÇÜNKÜ FAİLLER GÜCÜNÜ YASALARDAN, CEZASIZLIKTAN, SİYASAL İKTİDARIN SÖYLEM VE EYLEMLERİNDEN ALIR”

Bugün bir kız çocuğunun uğradığı tecavüzün cezasız kalmaması, benzer olayların asla tekrarlanmaması için gerekli önlemlerin acilen alınması ve ülkenin tüm çocuklarını tehdit eden gerici zihniyetin görmezden gelinmemesi için buradayız. Çocuk istismarı politiktir, çünkü failler gücünü yasalardan, cezasızlıktan, siyasal iktidarın söylem ve eylemlerinden alır. Devletin korumakla yükümlü olduğu çocukları değil, ‘denetlemekle yükümlü olduğu’ ve yasadaki denetleme görevini yerine getirmediği için hukuken sorumlu olduğu tarikatların itibarını korumaya çalışmasını asla kabul etmiyoruz.  Devlet yükümlülüğünü yerine getirerek; çocuğa karşı istismar suçu işleyen tarikat, cemaat, bürokrat, her türlü kişi, kurum ve yapılarla ilgili cezasızlık politikasına derhal son vermeli ve çocuğun evlilik yoluyla cinsel istismarının yolunu açan yasal dayanakları ortadan kaldıracak gerekli düzenlemeleri acilen yapmalıdır. Bununla beraber geçtiğimiz yıl kadına yönelik şiddette yaşanan artışı ‘tolere edilebilir’ olarak tanımlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın şimdi de 6 yaşındaki bir kız çocuğunun cinsel istismarını ‘İnsani ve maalesef her zeminde yaşanabilecek meselelerdir’ diye tanımlamış olmasından bu ülkenin vatandaşları olarak utanıyoruz.

“ÇOCUĞUN KORUNMASINDAN BİRİNCİ DERECEDE SORUMLU OLAN DERYA YANIK’I SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİREMEDİĞİ İÇİN ACİLEN İSTİFAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Ulusal ve uluslararası düzenlemelere göre çocuğun korunmasından birinci derecede sorumlu olan Derya Yanık’ın bu görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirememesi nedeniyle kendisini bir kez daha acilen istifaya çağırıyoruz. Yıllarca cinsel istismarla mücadele etmiş sevgili H.K.G., sen karanlıkta bir çığlık attın. Tarikat yuvalarında istismara uğramış kim bilir kaç başka çocuğun çığlığı karanlıkta susturuldu bilmiyoruz, ama senin çığlığını duyduk. Sana söz veriyoruz, bu ülkede başka çocuklar da susturulmasın diye son gücümüzle mücadeleye devam edeceğiz.”