İYİ Parti’nin DAEŞ terör örgütüyle iltisaklı kişilerle ilgili araştırma önergesi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, “AKP, Türkiye'yi kitlesel göçün, demografik erozyonun ve terör örgütlerinin açık hedefi hâline getirmiştir. Eğer şimdi önlem alınmazsa yarın çok geç olabilir. Gerek Suriyeli sığınmacılara gerekse istisnai yollarla diğer yabancı uyruklu kişilere verilen kitlesel vatandaşlıklar sonucunda Türkiye'nin maruz kaldığı güvenlik risklerinin mutlaka yüce Meclis çatısı altında araştırılması gerekmektedir” dedi.

İYİ Parti, TBMM Genel Kurulu’nda ‘DAEŞ terör örgütüyle iltisaklı kişilerin Türkiye’de şirket kurabilmesi, sermaye hareketlerinde bulunması ve vatandaşlık alması hususunun kapsamlı olarak araştırılması, muhtemel terör hücrelerinin ve eylemlerinin harekete geçmeden bertaraf edilmesi amacıyla alınacak tedbirlerin belirlenmesi”ne yönelik araştırma önergesinin gündemin ön sırasına çekilerek bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi verdi. Öneri, AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Önergenin gerekçesi üzerine söz alan İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, şunları söyledi:

“KİTLESEL GÖÇ VE VATANDAŞLIK POLİTİKALARININ DEMOGRAFİK YAPIYI NASIL TAHRİP ETTİĞİ BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKMIŞTIR”

“1 Aralık tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan kararda DEAŞ terör örgütüyle bağlantı içinde olduğu tespit edilen 17 kişinin şirketlerine ve mal varlıklarına el konulduğu ifade edilmektedir. Türkiye'de birçok kanlı terör eylemi gerçekleştirmiş bir terör örgütü ve bu örgütle ilişkili kişilerin ülkemizde rahatlıkla şirket kurması ve birtakım sermaye hareketleri yürütmesi büyük bir güvenlik zafiyetini açıkça göstermektedir. Daha endişe verici olan husus ise DEAŞ terör örgütüyle bağlantısı olduğu tespit edilen 17 kişinin 4'üne Türk vatandaşlığı verilmiş olmasıdır. İktidarı defalarca uyardığımız kitlesel göç ve vatandaşlık politikalarının Türkiye'deki demografik yapıyı nasıl tahrip ettiği ve millî güvenliği nasıl erozyona uğrattığı bir kez daha alenen ortaya çıkmıştır.

“BU SIĞINMACILAR İÇİN ÖZ KAYNAKLARIMIZDAN MİLYARLARCA DOLAR HARCADIK”

Bilindiği üzere Afganistan, Pakistan ve İran başta olmak üzere, pek çok ülkeden Türkiye'ye yönelik yoğun bir kitlesel göç hareketi gerçekleşmektedir. Sınırlarımızdan elini kolunu sallayarak akın akın insanlar geçmektedir. Bu göçün dikkat çekici tarafı ise çoğunlukla genç ve erkeklerden oluşmasıdır. DEAŞ'ın beslediği radikal Selefilik ideolojisinin ülkemize bu göçlerle girmesi iktidarın açık kapı politikasının ve göç siyasetinin yıkıcı etkilerini daha da artırmaktadır. Türkiye bir tesadüf eseri değil, iktidarın bilinçli politika tercihlerinin doğal bir sonucu olarak dünyada en fazla sığınmacı ve kaçak göçmen barındıran ülke konumuna gelmiştir. Üstelik millî güvenliğimizi açıkça tehdit eden bu sığınmacılar için öz kaynaklarımızdan milyarlarca dolar harcadık.

“AKP'NİN İZLEDİĞİ BU SİYASET, İNSANİ AMAÇLARDAN ÇOK YIKICI BİR FAALİYET HÂLİNE DÖNÜŞMÜŞTÜR”

Bir yandan Suriyeli sığınmacılar ve dünyanın dört bir yanından iktidarın elek hâline getirdiği sınırlarımızdan geçerek ülkeye giren kaçak göçmenler, diğer yandan iktidarın para karşılığı dağıttığı istisnai vatandaşlıklar ülkemizi millî güvenlik açısından büyük risklerle karşı karşıya bırakmaktadır. AKP'nin izlediği bu siyaset, insani amaçlardan çok yıkıcı bir faaliyet hâline dönüşmüştür. AKP'nin Türkiye'yi Avrupa başta olmak üzere dünyanın mülteci kampı hâline getirme hevesinin bedellerini bugün milletçe ödüyoruz. Gerekli tedbirlerin alınmaması ve gereken eylemlerin yapılmaması hâlinde çok daha ağır bedellerle karşı karşıya kalacağız. AKP'nin, Türkiye'nin yalnızca bugününü değil, aynı zamanda geleceğini de riske atan bu göç siyasetinin izahını çıkıp bu kürsüden yapması gerekmektedir. Neden vatanımızı dünyanın en fazla sığınmacı ve kaçak barındıran ülkesi konumuna getirdiniz? Neden Türk vatandaşlığını para karşılığında kitlelere satma hevesi içerisindesiniz? Bakın, bugün ülkemiz AKP'nin göç ve vatandaşlık politikaları sonucunda o kadar büyük güvenlik zafiyetiyle karşı karşıya bırakıldı ki İçişleri Bakanlığı istisnai yollarla vatandaşlık verdiği kişilerin terör örgütü mensubu olduğunu dahi tespit edemiyor.

AKP, Türkiye'yi kitlesel göçün, demografik erozyonun ve terör örgütlerinin açık hedefi hâline getirmiştir. Eğer şimdi önlem alınmazsa yarın çok geç olabilir. Gerek Suriyeli sığınmacılara gerekse istisnai yollarla diğer yabancı uyruklu kişilere verilen kitlesel vatandaşlıklar sonucunda Türkiye'nin maruz kaldığı güvenlik risklerinin mutlaka yüce Meclis çatısı altında araştırılması gerekmektedir."

İmamoğlu’ndan erişim kısıtlanmasına tepki İmamoğlu’ndan erişim kısıtlanmasına tepki

İYİ Parti’nin önergesi hakkında HDP adına Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş söz aldı. Beştaş şunları söyledi:

“IŞİD'LİLERİN AYRICALIĞI NE; AÇIKÇASI, BUNU SORMADAN EDEMİYORUZ”

“Halkların Demokratik Partisi olarak geçmişte, müteaddit defalar IŞİD'lilerin Türkiye'de neden bu kadar rahatlıkla ticaret yaptığını, neden böyle sınırın yakasında beresinde, böyle çok yakınlarında neden IŞİD'lilerin bulunduğunu, bunun aslında IŞİD'le olan temasa, ilişkiye, desteğe çok önemli bir delalet teşkil ettiğine dair sıkça beyanlarda bulunduk. Bugün Türkiye'de Ragıp Zarakolu gibi dünyaca tanınan, Uluslararası PEN Üyesi bir yazarın vatandaşlıktan çıkarılması tartışılabiliyor ama IŞİD'liler Türkiye vatandaşı olabiliyor rahatlıkla hem de bütün dünyanın insanlığa karşı suç işlediğini kabul ettiği ve uluslararası koalisyon güçlerinin IŞİD'le mücadele için kurulduğu bir zaman diliminde bunu tartışıyoruz. Peki, neden? Yani IŞİD'lilerin ayrıcalığı ne; açıkçası, bunu sormadan edemiyoruz.

5 milyonu aşkın sığınmacı arasında IŞİD'liler ayrıcalıklı. Evet, her gün gazetelerde şu haberleri görebilirsiniz: Örneğin, İlhami Balı bizim 5 Haziran mitingimize bomba attığı için aranan bir sınır emiri; Kilis'te dükkânı var yani polis yakalamıyor bir yana, ticaret yapmasının da önünü açıyor. Ya da Ezidi kız çocuğunu kaçırıp köle pazarında köle olarak satan IŞİD'liler Ankara'da yaşıyorlar. Ezidi kız çocukları onlardan alındı ve bu IŞİD'liler bir gözaltı işleminden sonra da tahliye edildiler.

“İKTİDAR, IŞİD'LE MÜCADELE ETMEK YERİNE ONU KULLANIŞLI BİR ENSTRÜMAN OLARAK KABUL EDİYOR”

Dün HDP Yüreğir İlçe Örgütümüze başvuran IŞİD’lilerin nasıl serbest bırakıldığını burada sizlerle paylaştık. Evet, iktidar, IŞİD'le mücadele etmek yerine onu kullanışlı bir enstrüman olarak kabul ediyor. Şu anda da birçok IŞİD üyesinin ÖSO'ya transfer olduğunu ve ÖSO çeteleri içinde TSK'yla birlikte operasyon yürüttüklerini biliyoruz. Tabii şu da başka bir bilgi: Türkiye'nin IŞİD'le sınırdaş olduğu dönemlerde, AKP Hükümeti Suriye sınırındaki sınır kapılarını açık tutuyordu ve o zaman resmi gümrük işlemlerine devam ediyordu. Ticaret yaptığını gösteren TÜİK verileri de unutulmuş değil. Yani bu ülkede mal varlıkları edinmeleri de vatandaş olmaları da suç işleyip dolaşmaları da ticaret yapmaları da serbest, bunu araştıralım.”

“İSTANBUL'U KANA BULAYAN TERÖR ÖRGÜTLERİ AMA GELİN, GÖRÜN Kİ BUNLARA VATANDAŞLIK DA VERİLİYOR”

CHP Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ise şunları kaydetti:

“Tarih 7 Nisan 2021, Resmi Gazete'de 2 bakanın imzasıyla bir karar yayımlanıyor. Bu kararda, teröre yardım ettikleri için 365 kişinin mal varlıkları donduruluyor ve bu 365 kişinin içinden 86'sı IŞİD militanı yani Gar'ı, Suruç'u, İstanbul'u kana bulayan terör örgütleri ama gelin görün ki bunlara vatandaşlık da veriliyor. 7 Nisan’daki bu karardan sonra, ben 13 Nisan 2021'de İçişleri Bakanı’na soruyorum, diyorum ki: ‘Bunların sayısı kaç? Bunlar hangi kararlarla Türkiye'ye geldiler, vatandaşlık hakkı elde ettiler, vergi mükellefi oldular ve ticaret yapmaya başladılar?’ Bana verilen cevapta deniyor ki: ‘Bunlar T.C. vatandaşı değil. Bu, asılsız bir iddia.’

Bakıldığında, 99'la başlayan, yabancılara verilen kimlik numarası. Peki, yabancılara verilen kimlik numarasıyla rahatlıkla bunlar vergi mükellefi olabiliyor mu; Laleli'nin göbeğinde, Aksaray'da dükkân açıp ticaret yapabiliyorlar mı? Bu yetkiyi nereden alıyorlar? Sonra, 15 Haziran’da bu kez arkadaşlarımla birlikte bir araştırma önergesi veriyorum çünkü bu vahim bir olay, kan, gözyaşı var, gözyaşı; bu da es geçiliyor ve nihayet, 10 Ocak 2022'de bu kez Fuat Oktay'a soruyorum, diyorum ki: ‘Bunlar nasıl vatandaş oldu?’ Bana diyor ki: ‘Bu, bizim görev alanımızın dışında.’ Çocuk kandırıyor. Dünya âlem biliyor ki yabancıların vatandaş olmasının yolu Cumhurbaşkanı kararından yani Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasından geçiyor, üzerinden atıyor.

“MAL VARLIĞI DONDURULAN ŞİRKETLER İSTANBUL'UN GÖBEĞİNDE AYNI ADRESTE ŞİRKET UNVANINI DEĞİŞTİREREK TİCARET YAPIYORLAR”

Ardından, 13 Şubat 2022'de bu kez İçişleri Bakanı’na soruyorum, uzun bir soru; sermaye artırımı, şirket ortakları, kimlerle ticaret yapmışlar; bir sürü soru. Tek bir cümle ‘Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'e göre yapılmaktadır’ deniyor. Ama ilginçtir; bitmiyor, arada, 5 Kasım’da bir daha bir karar yayımlanıyor, o gün Resmi Gazete'de bir karar daha çıkıyor, 17 IŞİD'linin mal varlığı donduruluyor. Bir parantez daha açılıyor, şirketler var. Bu şirketlerden bir tanesi, mesela, Universal Lojistik; 2016 yılında kurulmuş 2016 yılında. Yıl 2022'nin sonu, geçen bu süre içerisinde bu şirket ticaret yapmış, para kazanmış. Bu şirket ticaret yapıyor, daha da ilginci, 7 Nisan 2021 Kararnamesi'nde ticaretten menedilen, mal varlığı dondurulan şirketler bugün İstanbul'un göbeğinde aynı adreste şirket unvanını değiştirerek ticaret yapıyorlar. Eğer bu kan ve gözyaşına ortak olmak istemiyorsanız bu araştırma önergesine olumlu oy verin, aklanın.”