21.07.2020, 17:41

"İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmek, kadına yönelik şiddetin meşrulaştırılması anlamına gelir"

İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, AKP tarafından tekrar tekrar hedef haline getiriliyor. AKP tarafından sözleşmenin hedef gösterilmesine dair konuşan HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, "İktidar kadını ailenin içine hapsetmeye,sadece aile olarak tanımlamaya yönelik bir politika izliyor" dedi.

İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, AKP tarafından tekrar tekrar hedef haline getiriliyor. Ancak ‘Toplumsal Cinsiyet’ kavramının tanımını yapan ilk uluslararası sözleşme olma özelliği taşıyan İstanbul Sözleşmesi, kadınların yaşam hakkının korunması için oldukça önemli. Kadınların yaşam hakkı için bu kadar önemli olan ve "ilk imzacısı olmakla gurur duyduğu" iktidarca her gün hedef gösterilen İstanbul Sözleşmesi'ne dair HDP Milletvekili Züleyha Gülüm ile konuştuk.Gülüm, İstanbul Sözleşmesi'ndeki imzanın geri çekilmesinin gündeme getirilmesine dair, "İktidar kadını ailenin içine hapsetmeye, sadece aile olarak tanımlamaya yönelik bir politika izliyor. Erkek yargı değil, gerçek yargı istiyoruz" ifadelerini kullandı.

"KADINA YÖNELİK ŞİDDET MEŞRULAŞTIRILIR"

Gülüm'ün konuşmasının tamamı şu şekilde: "Bugünlerde İstanbul Sözleşmesi'ndeki imzanın geri çekilmesi tartışmaları başladı. İmzanın geri çekilmesi aslında kadına yönelik şiddetin normalleşmesi, meşrulaştırılması daha fazla artması anlamına gelir. Çünkü İstanbul sözleşmesi gerçekten uluslararası bir sözleşme olarak,kadınların mücadele ile kazandığı önemli kazanımlardan bir tanesi,6284 sayılı yasa ona bağlı olarak çıkmıştı. Yargıda ki erkek egemenliğiyle mücadelemiz, onun üzerinden daha kolay bir yerden yürütmemizi sağladı. Bugün biz erkek yargıyı değil,gerçek yargı derken İstanbul sözleşmesinin iptal edilmesi, erkek yargıyı daha da büyütecek,kadınlar aleyhine kararlar çıkmasına yol açacak bir ortamı yaratacaktır diyoruz."https://twitter.com/dokuz8haber/status/1285587202160889856

"HEP BİRLİKTE KARŞI DURUYORUZ"

"Kadın örgütleri, feministler, bütün kadınlar olarak imzanın geri çekilmesine hep birlikte karşı duruyoruz. Sadece sözleşme değil, nafakanın geri çekilmesi, kaldırılması, azaltılması, çocuk tecavüzlerine evlilik adı altında af getirilmesi tartışmaları var. Daha önce müftülere nikah kıyma yetkisi verilme meselesi vardı biliyorsunuz. İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin, TCK103 'e ilişkin yani çocukların uğradığı cinsel saldırı sonrası faillerinin affedilmesine ait yasal düzenlemeye karşı kadın örgütleri, feministler ve biz HDP Kadın Meclisleri olarak topyekün bir karşı duruşumuz var. Sokaklarda,meydanlarda hep birlikte sözümüzü söylüyoruz, mecliste sözümüzü söylüyoruz."

"CEZAEVİNDEN ÇIKAN FAİLLER SUÇ İŞLEMEYE DEVAM ETTİ"

"HDP olarak bir kadın kampanyası başlattık"Kadın mücadelesi her yerde" bu kampayada farklı gündemlerimiz oldu;bir tanesi infaz yasasında ki eşitsizlik ve kadınları nasıl mağdur ettiğine yönelikti. Cezaevindeki kadınlar arasında ayrımcılık yapıldı .Siyasi tutsaklar corona ve ölümle baş başa bırakıldı. Sadece kendilerine destek verenler, kadına şiddet uygulayan, öldüren, tecavüz eden erkekler salıverildi dedi. Biz şunu ısrarla söyledik bu failleri hiç bir yasal düzenleme olmadan bırakıyorsunuz bu kadına yönelik şiddeti, çocuğa yönelik şiddeti artıracak nitekim öyle oldu. Cezaevinden çıkan failler suç işlemeye devam etti. Bu suçlarda ciddi artışlar meydana geldi."

"KADINLARIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNE CİDDİ SALDIRI VAR"

"Kadınlar olarak İstanbul Sözleşmesi'nin ve 6284 nolu yasanın gerekli olduğunu ısrarla söylüyoruz. Hatta OHAL süreci boyunca sokağa ilk çıkan kadınlar oldu. 8 Mart, 25 Kasım yasaklamalarına rağmen sokağa çıktı kadınlar. Kadınların özgürlük mücadelesine çok ciddi saldırı var. Şunu biliyoruz ki kadın mücadelesine saldırı ne kadar yüksek olursa olsun kadınlar meydanlardan, alanlardan, meclisten, hiç bir yerden çekilmeyecek çekilmedi."

"AKP KADIN DÜŞMANI BİR POLİTİKA YÜRÜTÜYOR"

"Sadece İstanbul Sözleşmesi değil, kadın kazanımlarına yönelik çok uzun zamandır AKP iktidarının bir saldırı dalgası var. Biz buna kadın düşmanı politika diyoruz. Çok çeşitli yönlerden saldıran bir hat güdüyor iktidar. Kadın kurumlarını kapatıyor,dernekleri kapatıyor, kadın kurumlarında kadın özgürlük mücadelesi veren kadın arkadaşlarımızı gözaltına alıyor,tutukluyor. Bu yöntemle susturmaya, sessizleştirmeye çalışıyor. Vakaların üstünü örtmeye çalışıyor. Özellikle Şırnak'ta,Batman'da gerçekleşen çocuklara yönelik cinsel saldırı olayları sonrası devlet yetkililerin normalleştiren açıklamalar yaptığına dikkat çekti. Bu suçların cezasız kalmaması gerektiğini ısrarla söylüyoruz."

"İKTİDAR UZUN ZAMANDIR TECAVÜZCÜLERE AF YASASINI GETİRMEK İÇİN UĞRAŞIYOR"

"Çok uzun zamandır tecavüzcülere af yasasını getirmek için uğraşıyor iktidar. Nasıl ki ülkede faşizmi kurumsallaştırmaya çalışıyorlarsa bunun bir aracı olarak kadın özgürlük mücadelesini geriletmeye,kadınları 'makbul kadınlar' olarak tanımlayıp o sınırlara çekmeye yani toplumu biçimlendirmeye çalışıyorlar dedi. İktidar kadını ailenin içine hapsetmeye, sadece aile olarak tanımlamaya yönelik bir politika izliyor bunu sadece son süreçte değil mesela Kadın Bakanlığı'ndan kadın adının çıkartılması, sadece Aile Bakanlığı'na çevrilmiş olması,yine toplumsal cinsiyet eşitliğini tanımlayan kelimelerin bütün devletin kurumsal yapılarından çıkartılmış olması örneklerinde görüyoruz. Mesele sadece bir sözleşmenin geri çekilmesi değil aslında, topyekün saldırı. Kadını tanımlayan, dört duvar arasına sıkıştıran, her şeye itaat etmesini, boyun eğmesini öğreten bir kadın kimliği dayatması var. Çok farklı yöntemler kullanarak algı operasyonları yaratmaya çalışıyorlar.  Toplum bunu istiyor,toplum talebi,aile düzenimiz bozuluyor gibi sanki kendi niyetleri bu değilmiş gibi açıklamalar yapan derneklerinin sözlerini öne çıkartıyorlar. Önceleri 'Boşanmış Babalar Derneği' diye bir şeyi dikkate alıyorlardı. Şimdi basına yansıyan 'çocuk yaşta evliliklere karşı çıkmak Allah'ın emirlerine karşı çıkmaktır' diyen bir dernek ortaya çıktı. '15 yaş altı çocuğun evlendirilmesine karşı çıkılamaz' diyen bir takım kurumlar ortaya çıkmaya başladı. Kendi direk sözünü kuramadığı zaman böyle yapılar aracılığıyla birilerinin açıklamalarını öne sürüyorlar. Bunu toplumun topyekün talebi gibi sunuyorlar. Biz bir bütün olarak bunun gerçek olmadığını,bu toplumun asla buna rızasının olmadığını biliyoruz."

"ASIL DERTLERİ ERKEK EGEMENLİĞİN ZAYIFLAMASI"

"İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasını isteyenlerin sesleri çok çıksa da bu ufak bir kesim. Erkek egemenliğinin zayıfladığını söylüyorlar başka cümleler kursalar da bu kesimlerin derdi erkek egemenliğinin zayıflıyor olması, kadınların özgürlük mücadelesini ilerletiyor olması ile ilgili. İstanbul Sözleşmesi kadınların uzun yıllardır mücadele ile kazandığı uluslararası bir sözleşme ve neredeyse bu konuda kadına yönelik şiddet konusunda evli olsun olmasın, ev içerisinde ayrım yapılmaksızın, LGBTİ+'ları da içine alan, çocuğa karşı işlenen suçları da kapsayan erkek şiddetinin önlenmesine ilişkin çok önemli bir düzenleme. Şimdi bunu kaldırmak istiyorlar aslında erkek egemenliğini büyütmenin derdi bu."

"ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ"

"Kadın mücadelesi kendi öz gücüyle mücadele ediyor, etmeye devam edeceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz."

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.
DOLAR
EURO
STERLIN
ALTIN
BIST
DOLAR
EURO
STERLIN
ALTIN
BIST

Gelişmelerden Haberdar Olun

@