İnsanlık tarihi kadar eski olan, günümüzde halen insanların yöneldiği “büyü ve büyücülük”,  Karadeniz’de de ilgi görüyor. BBC’nin 1965 yılında “Trabzon, büyücülerin şehri” haberi ile bölgesel bazda konuyu araştırdığı biliniyor. Büyücülüğün geçmişini, yörede büyücülüğe dair konuşulanları, büyücülük yapanlar ve büyü yaptıranlarla konuşarak derledik.

Haber: AYŞEGÜL KUM

Her zaman ilgi çekmiş olan büyü hakkında insanlar hep bir ikilemde kalmıştır. Büyü, insanların yaşadıkları koşullar altında çaresizliğin umudu muydu, yoksa “varlıkların hizmetçiliğinden doğan bir ilim” miydi? Araştırmalar, büyünün tarih boyunca birbirilerinden farklı toplumlarda bulunduğunu ortaya koyuyor. Her dönemde çoğunlukla insan ve doğa ilişkisine bağ oluşturmak için kullanılıyor. Büyü, insanların metafizik boyutta var olduklarını düşündükleri varlıklara olan merakının kapısını aralamak üzere araç olarak görülüyor.

İnsanlığın bilinmeyene olan merakı, gizeme olan ilgisi, doğaüstü güçlere ulaşabilme arzusu tarih öncesi mağara duvarlarıyla buluşan resimlerde, eski tarihe ait edebi ve kutsal metinlerinde ve hatta postmodern çağın ürünlerinde rastlanabiliyor. Büyücülüğün tam olarak ilk nerede başladığı bilinmemekle beraber başlangıç yeri olarak özellikle Babil, Sümer ve Mısır uygarlıkları olarak Orta Doğu kabul ediliyor.

ANTİK YUNAN’DAN TÜRK KÜLTÜRÜNE

Toplum hayatı büyü üzerine inşa edilen özellikle Babil’de, sihir ve büyüye başvuran Sümerlerden, cinler ve doğaüstü varlıklarla iletişime geçilerek büyü yapmanın olağan kabul edilen Antik Yunan’a, yasaklanmasına karşın Roma’ya kadar uzanıyor. Benzer durumlara Türk-İslam kültüründe de rastlanıyor. Orta Asya Türklerinde ise İslamiyet’in kabul edilmesinden önce Şamanizm adı verilen kılavuzluk içeren vecd ve trans ritüelleri oldukça yaygın. Şamanın davul ve dans unsurlarıyla gerçekleşen, uçuş denilen transında kendi başına yaptığı bir şuur deneyimi bir çeşit medyumluk söz konusu. Şamanın ruhsal yolculuğu, teozofik terimlerle, astral seyahat, akaşik okumalar, ruhlar âleminin yüksek bölgelerine nüfuz etme ve diğer ruhlarla posede olmadan bağlantı kurma gibi çeşitli yönlerde gelişirken şifacılık, geleceği bilme, obsesyon içindeki kişileri bu obsetörden kurtarma, çifte bedenlenme, fasinatörlük ve büyü yapabilme şamanlarda sıkça rastlanan yeteneklerine sahip olduklarına inanılıyor. Türk kültüründe Şamanizm’in yanı sıra büyü, kehanet, falcılık ve cincilik gibi faaliyetlere rastlanabiliyor.

İSLAMİYET ÖNCESİ ARAP TOPLUMU

İslamiyet öncesi Arapların hayatında ise büyücülerden çok kâhinlerin yeri oldukça önemliydi. Kâhinlerin her şeye güçlerinin yetebileceği düşünülerek saygı duyuluyordu. Arapların bu inancı her türlü eylemlerinde onlara başvurmaya istekli hale getiriyordu. İslamiyet’te büyücülük, falcılık, gelecekten söz etme büyük günahlardan sayılsa da, bu faaliyet yine de gizli olarak devam etti.

Buna karşın, Osmanlı döneminde Şamanizm’in uzantısı olarak müneccimlerin etkisi ve önemi dikkat çeker. Bunun yanında büyücülük adeta kamusal hizmet veren yetenekli kişiler tarafından uygulanan meslek gibi görülüyordu. Hatta Osmanlı Devleti’nde vergi veren, dükkân açan büyücüler bile bulunuyordu. Osmanlı padişahları savaşlardan korunmak için tılsımlı gömlekler giyiyorlardı. Osmanlı Devleti’nde hiç kimse müneccimlere başvurmadan herhangi bir konuda hareket edemezken, saray dışında kalan halk da yıldızlara da büyük ilgi söz konusuydu.

candles-g44ca491d8_1920

METAFİZİK KONULARA İLGİ SÜRÜYOR

Günümüz Türkiye’sinde de metafizik olgulara ilgi halen devam ediyor. Falcılık belirli bir ücret karşılığında yapılırken teknolojinin de gelişmesiyle birlikte fal üzerine kurulmuş internet siteleri, telefon uygulamaları ve sosyal medya platformlarına sıklıkla rastlanıyor. Çeşitli toplumlarda olduğu gibi Türkiye’de dikkat çeken bu durum uzmanlaşmaya neden olabilmektedir. Büyü olgusu, kozmoloji, astroloji ve metafizik alanlarının yanında sosyoloji, dinler tarihi, etnoloji ve sosyal antropoloji disiplinlerinin ilgilendiği konular arasına giriyor. Felsefenin dallarından biri olan metafizik, fizik bilimlerin ötesinde olan anlamını taşıyarak varlık, varoluş, evrensel, ilişki, uzay, zaman, tanrı ve olay gibi kavramları inceliyor. Var oluşunda enerji, varlık ve nesne de olabiliyor.

Canlılığını sürdüren her nesnede mutlaka enerji akışı bulunduğunu belirten Metafizik ve Biyoenerji Uzmanı Muharrem Demirkan şöyle diyor: “Bunun yanında metafizik alem diye adlandırdığımız tıpkı bizlere ait olarak yaşadığımız dünya gibi metafizik enerjinin, nesnelerin ve farklı çeşitli durumların yaşandığı alemde söz konusu. Bunların yanında biyoenerji, evrensel enerjidir; bize ruh üflendiği andan itibaren bizim de içimizde var olan enerjidir.”

Demirkan, yabancı ülkelerde biyoenerji konusunun kabul gören bir alan haline dönüştüğüne dikkat çekiyor ve ekliyor: “Bu yüzden yurt dışında metafiziksel hastaneler açılmaya başlandı. Biyoenerjisiler, hüddam konumunda olan kişiler ve nörologlar eşliğinde çalışmalar sürdürülüyor.”

“CİN MUSALLAT OLAN İNSANLAR VAR”

Demirkan, kendisine ulaşan danışanların arasında uzaylıları gördüğünü anlatan, danışan kişinin inanç durumundan dolayı böyle betimlemelerde bulunduğunu belirterek, “Cinleri görerek, dost edinme halinde olmamız kesinlikle söz konusu değil. Danışan bize cin musallatın olduğunu söyleyerek geliyor. Kişi inanç durumundan dolayı bu şekilde kodlanıyor. Danışana baktığımda ne çok fazla günahın içerisine girmiş ne de ibadetlerini aksatarak, dinden uzaklaşmış. Oysaki cin musallatı olan bir insan asla namaz kılamaz. Dolayısıyla bu kişilerde büyü yoluyla gönderilmedikçe cin musallatı olamaz. Kök inançtan gelen farklı bilinçaltı kaygısı varsa bunu dönüştürmek gerekiyor. Tamamen psikoloğun ve psikoterapi uzmanların çözebileceği bir durum. Ülkemizde inanç durumundan dolayı bu durumlar suistimal ediliyor” diyor.

Gözden kaçırmayın

Türkiye'de 1407 kişinin Covid-19 testi pozitif çıktı, 5 kişi hayatını kaybetti Türkiye'de 1407 kişinin Covid-19 testi pozitif çıktı, 5 kişi hayatını kaybetti

black-ge2baf7b4d_1920

FREUD: ANİMİST TEKNİĞİ İLKEL ÖRNEKLERİ

Diğer taraftan psikoloji alanında ise büyü, büyücülük, cadılık ve benzer faaliyetler insanlığın bilişsel kökenlerine kadar iniyor. Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’a göre bu gibi ritüeller animizmin geçerli olduğu döneminin mirası. Ona göre büyü, animist tekniğin en ilkel ve en önemli kısmını oluşturmakta. Büyü tekniği, özel düşmanlıkların tatminine yönelik olabileceği gibi dinsel amaçlarla yapılabilmekte. Freud, ilkel toplumlardaki büyüye etkinliğini veren unsurun; yapılan işle meydana gelmesi istenen olay arasındaki “benzerlik”in olduğunu ifade ediyor ve insan psikolojisi açısından “fi kirlerin mutlak gücü” ilkesinden kaynaklandığını savunuyor.

Freud’a göre boş inanç, ankisiyete, düşler ve şeytanlar vb. Kavramlar psikolojik araştırmanın başlıca eğretisel kavramlarını oluşturuyor. Ona göre obsesyonel nevrozun savunma sistemi sihir ve büyü formülleriyle benzerlikler taşıyor: “Büyü varsayımları animizmin çekirdeğini oluşturan ruhlar öğretisinden daha köklü ve eskidir. (…) büyü her şeye gücü yeterliliği yalnızca düşüncelere ayırırken animizm bunun bir kısmını ruhlara aktarır ve böylece bir dinin oluşumuna uzanan yolu hazırlar.”

LOHUSALIK DÖNEMİNDE ALKARISI

İnsana ait her şey kültürel olması olguların farklılaşmasına neden olur. Prof. Dr. Tamer Aker’e göre, insana dair olan, kültüre dair olandır. Psikolojik rahatsızlıkları değerlendirirken de hangi kültürün içerisindeysek, o kültürün kodları ile değerlendirmek sağlıklı olacaktır: “Örneğin bizim kültürümüzde Alkarısı, Albasması olarak bilinen Lilith Efsanesini açıklarken, şu bilgiyle hareket ederiz; bilindiği gibi doğum sonrası bazı kadınlarda hormon seviyelerindeki ani değişiklikler, sosyal desteğin az olması, sosyo-ekonomik problemler, genetik özellikler, mizaç, doğum sırasında gelişmiş endikasyonlar vb. Çeşitli sebeplerden dolayı Doğum Sonrası Depresyon olarak adlandırılan Postpartum Depresyon görülebilmektedir. Bu dönemde annenin tıbbi ve mental anlamda çeşitli şekillerde hekim ve ruh sağlığı uzmanları tarafından ve çevresi tarafından desteklenmesi gereklidir.”

Aker, psikolojik hastalıkların tedavisinde ancak ve ancak doğru tanı ve tedavi sayesinde kişideki mental anlamda iyileşme gözlemleneceğine dikkat çekiyor: “Yaşam boyu iyilik halinin sürekliliği de kişinin içinde bulunduğu çevresel koşulların da takibini gerektirir. Büyünün kültürel boyuttaki yerini göz önünde bulundururuz elbet, fakat özellikle bazı psikolojik hastalıklarda hem ilaç hem de psikoterapi ile birlikte müdahale gerektiren durumlar söz konusudur. İnsanlar nesnel gerçeklik hakkında yeterli bilgi bulamadıklarında, rasyonelliğin yerini, kendi deyişiyle, abrakadabra ile anlam çıkarma eğilimine girmektedirler. Bu eğilim, tinsel, psişik bağlam ya da derinlik psikolojisinde yer alan, kadere, hâkim bir plana, önceden belirlenmiş hikaye çizgisinin kozmik bir şemaya duyulan yarı-dinsel inançtan kaynaklanmaktadır.”

sabun buyusu 2

TRABZON VE YÖRESİNDE BÜYÜCÜLÜK

Trabzon ve çevresinde halen büyücülük ile ilgili faaliyetlere rastlanabiliyor. Kimisine göre Rumlar’ın öğrettiği kimisine göre Trabzonluların merakı ile öğrenildiği rivayet edilen büyü, Trabzon şehrinde çok eskilere dayanıyor. Şehrin merkezi yerleri ve sahile yakın olan kesimlerinde yaygın görülen büyücülük artık daha kırsal kesimlere taşınmış durumda. Şehrin gelişmesi ile büyü ve büyücülüğe olan tepkiler dolayısıyla büyücü ve falcılık yapan kişiler kendilerini gizlemeyi tercih ediyorlar. Çukurçayır, Beşikdüzü, Şalpazarı gibi kasaba hayatının yaygın olduğu yerlerde ‘hoca’ adlı kişiler insanlara ‘kitap açma, suya bakma, yıldız falı bakma’ gibi teknikler ile bazı konularda halen ‘yardımcı’ olmaya devam ediyor. Hem büyü yapanlara, hem de büyü yaptıranlara ulaşarak merak ettiklerimizi sorduk, kimi büyüler hakkında verileri derledik.

YÖREDE YAYGIN BÜYÜ TÜRLERİ

Yaygın olarak bilinen büyü çeşitleri arasında sabun büyüsü özel bir yer tutuyor. Kişi, düşmanından daha fazla zarar görmemek için bir kişinin ölmesini isteyebiliyor. Örneğin, gelin ve kayınvalide arasındaki ilişkilerinin kötü olması nedeniyle birbirlerinin ölmelerini istemesi ya da “Neden benimle evlenmedi, madem benimle evlenmedi o zaman

başkasıyla da evlenmemesin” gibi nedenlerle de bu büyü yapılabiliyor. Sabun büyüsü bu amaçla kullanılırken, domuz büyüsü daha çok “bir insanın yuvasını dağıtmak”, “eşlerin arasını açmak” için kullanılıyor. “Kaşık büyüsü” iki sevgiliyi ayırmak ya da birleştirmek, “ip bağlama büyüsü” ise eşlerin iradesinin düğümlenmesi için yapılıyor.

BÜYÜCÜ KİMDİR? BÜYÜ NASIL YAPILIR?

İnsanlık tarihi ile eş değer sayılan büyülerin tarihsel kökeni kayıp kıta Mu ya da Atlantis’e kadar dayanıyor. Babil ve Sümer kültürü köken olarak büyü konusunda birbirinden küçük farkları olsa da bu konuda yakınlık gösteriyor. Mısır ise bu kültürlerden daha farklı. Babil ve Sümer kültürüne ait büyüler halk tarafından biliniyor. Mısır büyüleri ise sadece saraya özel olarak öne çıkıyor. Bütün büyüler ve büyücüler Firavun’un kontrolü altında onun güç gösterisi olarak şekilleniyor. Bu konuda Tevrat ve Kur’an’da bilgiler yer alıyor.

Trabzon yöresinden görüştüğümüz bir büyücü, bunun kendi tercihi olmadığını, büyücülük yapan aile büyüğü dolayısıyla bu işe girdiğini anlatıyor. “O aile büyüğümüzün insanlara çok yardımı da dokundu. Hastaları şifacı olarak iyileştirmiş, anne olmak isteyen kadınlara bu imkânı vermiş ve derdi olan kişilerin dermanı olmuştu” diyen büyücü, bu kişinin özel büyü tarifleri ve başka yerde olmayan dövmeleri olduğunu anlatıyor. Yaşadığı bölgede yapılan büyünün ters tepmesi sonucu kendisinin de büyücülüğe merak sardığını anlatan büyücü, sözlerini şu cümlelerle sürdürüyor: “Kendi ailemi korumak zorunda kaldım. İlk olarak bulunduğumuz köyden kaçarak yurt dışına yerleştik ve ben yine bir aile büyüğümden büyü yapmayı öğrenmeye başladım. Büyücü olma yolunda böyle ilerledim. Yurt dışındaki eğitim hayatımda dinler tarihini okumak benim tercihim oldu. Böylece hiçbir büyücü, medyum ve falcının hayatında dinin yeri ve bu işlerin din ile ilişkisinin olmadığını gördüm. Bir büyücünün hayatında dini inancın olması ve vicdani azap çekmesi büyünün ritüeline de aykırıdır. Dolayısıyla büyü de yapamaz.”

“GERÇEK BÜYÜCÜ GARİBANDAN PARA ALMAZ”

Türkiye’de büyücü olduğunu iddia edenlerin bu işi para karşılığında yaptığını hatırlatan büyücü, gerçek büyücünün gariban insanların elindeki para ile işi olmayacağını savunuyor: “Bu insanlar ya işin ehli değildir ya da ruhani varlıklarla anlaşma yapmış hatta onların kontrolü altına girmiştir. Ben para karşılığı ya da bir beklenti ile hiçbir zaman büyü yapmaya kalkışmadım. Sadece bir zamandan sonra sevdiğim kişiler için büyü yaptım. Yine de büyü yapacağım kişinin niyetinin ne olduğunu bilmeden asla büyü yapmadım. Evrende, doğada gözle görülemeyen enerjiyi ve güçleri harekete geçirmek bunu sanat görmek benim için büyüyü ifade eder. Tabi bunlar sadece büyü ile yapılmaz başka şekilleri de vardır. Örneğin; meditasyon ile bunu yapabilirsiniz. İnsan kendi düşünce gücüyle de bunu yapabilir. Büyü yapmak bütünüyle ele alındığında ritüel gerçekleştirmek demektir. Bunun sadece yüzde ikilik kısmı malzemeleri oluşturur. Büyü yapmak için bana ait olan fazla hava almayan, nemli odam var. Büyü yapmaya başladığımda ilk olarak ritüel gerçekleştirmem gerekiyor. Bunun içinde ayrı ritüel içinde bulunmam gerekiyor. Namaz kılmadan önce abdest almak gibi aslında. Ruhumdaki kötü enerji dışarıya atmam çok önemli. Bunu ise meditasyon yaparak zihnimi tamamen boş hale getirerek yaparım. Kafamın içinde en ufak korku, vesvese, şüphe olmaması gerekir varsa asla büyü yapamam. Bazı ritüellerden çıktığım zaman vücudumun tamamen mosmor olduğunu biliyorum.”

Yaptığı her büyünün geri döndüğünü, günlük hayatta insanın ne ektiyse onu biçtiğini söyleyen büyücü, şöyle devam ediyor: “Her büyü büyücüye mutlaka geri döner. Evren etki tepki üzerine kurulur, insan ne düşünürse onu yaşar. Ben yaptığım büyülerin etkilerinden korunmak için yine ritüeller yaparım. Bu ritüeller de o kadar zordur ki insanın canından can koparır. Başka bir büyücü istese bile bana büyü yapamaz. Çünkü yapmaya kalkıştığında benim bu durumdan haberim olur. Dolayısıyla bende yine büyü ile karşılık veririm. Büyüyü bozmaktan bahsetmiyorum bunun nedeni büyüler bozulmaz, karşılığı verilir. Bunun yanında büyücü, büyücünün aurasını görür ve böylelikle gerçek büyücü olup olmadığını anlar. Herkeste var olan enerjinin dışarıya yansımasını belirten renkler bulunur. Eğer bu renklerde siyahlık daha fazla ise kötü enerjisi ile büyücü olduğunu anlamak mümkündür.”

BÜYÜ YAPTIRAN BİR KADIN ANLATIYOR

Büyüye maruz kalan bir Trabzonlu ise, küçükken göz bebeğinin küçüldüğünü ve bunun “komşunun gözü kaldığı için böyle olduğunu” söylüyor. Ailesinin göz bebeğinin düzelmesi için hocaya götürdüğünü anlatan kadın, gözünün ertesi gün düzeldiğini savunuyor. Evliliğinin ilk gecesinde de büyüye maruz kaldığını ve birlikte olamama sorunu yaşadıklarını anlatan kadın, bu nedenle de büyücüye gittiğini anlatıyor: “Büyücü eşimi dikkatlice dinledikten sonra bize bağlama büyüsünün yapıldığını söyledi. Büyücü de bunu bozmak için elinde eskimiş bez kâğıda Kur’an ayetlerinden, büyük harfl erle yazı yazarak kelimeler oluşturdu. Bunu muskaya çevirerek 6 tane yaparak bize verdi. Tek tek neyi, nasıl yapacağımızı anlattı. Hocanın tüm dediklerini dikkatlice yaptıktan sonra eşimde farklılıklar oldu. Eşim ile büyücü sayesinde birlikte olduk. Evliliğimizden 2 yıl sonra oğlumuz oldu.”

İlk evliliğinin iftira sonucu bittiğini, görücü usulü ile ikinci evliliği yaptığını anlatan kadın, bir gün hastanede tanımadığı bir kadının “Sana domuz yağından muska yapılmış” dediğini anlatıyor: “İnanmak istememiştim ama çok korkmuştum. Edindiğim tecrübe ile büyücüye gittim. Meğer yabancı kadın doğruyu söylüyormuş. Eşimin ilk eşi sırf eski kocasının beni domuz gibi görmesi, hor davranması ve evliliğimizde huzur olmaması için büyü yaptırmış. Eşim ile evliliğim devam ettikçe, eşimin eski karısı buna dayanamaz farklı büyücülere ulaşmaya çalışırdı. Sadece benim mutsuz olmamı ve evliliğimin bitmesini isterdi. Bunun için benim ölümüme neden olmayı bile göze almıştı. Bir gün başka bir büyücüye gitmiş ve büyücü ondan bana ait olan terlik, iç çamaşırı ya da saç istemiş. İç çamaşırımı alması mümkün olmadığı için kapımdan terliğimin bir tekini almıştı. Büyücüye terliği götürüp okutarak, köyde taze vefat etmiş cenazeyi takip ederek, o yeni açılmış mezarlığa gömmüş.

Bu büyünün sonucu olarak ya ben eşimden ayrılacağım ya da öleceğim. Çünkü yeni açılan mezarlığa koyulan her büyülü eşya ya ayrılığı ya da ölümü ifade ediyordu. Aylar sonra aramızda şiddetli geçimsizlikler başladı. Öyle ki artık eşim, keşke eve gelmese derdim. Yüzünü görmeyi bile istemiyordum. Bizim böyle olmamamızı isteyen ve bizi hep uzaktan takip eden eşimin eski karısı, istediği sonuçlara yaklaşınca artık dayanamayıp yine bir büyücünün kapısına koştu. Mangalda bana büyülü köfte hazırlandığını fark ettim, büyüyü bozan şeyin sirke olduğunu bildiğimden köftenin üzerine sirke dökerek, bu kötü büyüden bu sayede kurtuluyorum. Ben ilk evliliğim ve ikinci evliliğim de hatta küçüklüğüm de hep büyü yapılan kişi olarak bu kötülüklere maruz kaldım.”