Hasankeyf’in lal çığlığı

Çevreciler ve yurttaşlar insanlık tarihinin ilk adreslerinden olan antik kent Hasankeyf'in tahrip ve talan edilmesine isyan ediyor:"Hasankeyfi Dicle'ye boğdurdular. Bunu Moğollar bile ya...

YEREL 21.10.2019 - 11:57 16.07.2021 - 22:52

Çevreciler ve yurttaşlar insanlık tarihinin ilk adreslerinden olan antik kent Hasankeyf'in tahrip ve talan edilmesine isyan ediyor:

"Hasankeyfi Dicle'ye boğdurdular. Bunu Moğollar bile yapmadı. Ilısu Barajı projesi ikinci Nuh tufanıdır. Tarihi eserleri İŞKUR elemanlarına taşıtıyorlar. Bu insanlık tarihinin 12 bin yılını ortadan kaldırmaktır."

Daha önceleri o kadim topraklara her gidişimde tepeden tırnağa imgeler sarardı yüreğimi dünyanın en uzun destanını yazmak için...https://www.youtube.com/watch?v=7Nbs8QcwLM8Dünya medeniyetinin ilk uygarlık adresi olan tarih hazinesi değerini taşımakla birlikte UNESCO için gerekli 10 kriterden 9’unu taşıyan, 12 bin yıllık tarihi geçmişi olan ama ne yazık ki sistemin yanlış politikaları sonucunda hırçın Dicle nehrinin çarmıhına gerdirilen çığlığını duyuramayan antik kente bir damla can katarak dili olmaya çalışıyorum.Bizans, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Asuriler, Akkoyunlular gibi halkların tarihi geçmişiyle onbinlerce tarihi eserle birlikte bir çok inanca şahitlik eden Mezopotamya coğrafyasının insanlık nişanesi olan Batman’ın antik kent ilçesi Hasankeyf’i anlatmaya çalışıyorum.İnsanlık tarihinin ilk adresi olan antik kent Hasankeyf yüzlerce tarihi eser ve aynı zamanda binlerce tarihi mağaradan oluşan şehir ile birlikte ne yazık ki geçmişi 12 bin yıl öncesine dayanan bu antik kent, adeta her kederine ortak olan, Dicle nehrinin sularıyla kısacık ömrü olan Ilısu Barajı'na kurban ediliyor.Bağrında barındırdığı 12 bin yılı aşkın tarihi geçmişiyle bilinen, dünyanın en değerli kültür mirası niteliğine sahip olan ve en önemlisi de Mezopotamya’nın kadim topraklarında her inanç ve kültürden onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış Hasankeyf’in hem de Dicle nehrinin sularıyla bir baraja kurban edilmesi akıl tutulmasından öte tarih ahlakı anlamında çöküntüye uğramış iflasın eşiğinde olan bir zihniyetin ürününü bariz bir şekilde gözler önüne sermektedir.Yaklaşık iki yıldan beridir Hasankeyf’e gitmek istemiyordum. Ama yıllarca orada gezip dolaştığım, neredeyse her noktasında 4 mevsim aynı noktalardan çektiğim fotoğrafları çekmeyeceğimi bildiğim halde, ‘son helallik’ dedikleri duygularımla yola çıkarak bu kadim toprakların binlerce yıllık tarihle sulara nasıl boğdurulduğunu, can çekişirken çektiği acılara ortak olmak için son bir kez de olsa Hasankeyf’i görmek için gittim. Hasankeyf’e vardığımda talan edilmiş o antik kenti gördüğümde beynimden vurulmuşa döndüm.Ama her şeye rağmen yaşanan fotoğraf makinemi çıkarıp yaşanan bu tarih katliamını fotoğraflamak için içimden gelmese de belgelemek için deklanşöre basmak zorunda kaldım. Biraz fotoğraf çektikten sonra bazı aktivistler, STK temsilcileri ve esnaflarla Hasankeyf’i konuştum.

“MOĞOLLAR BİLE BUNU YAPMADI”

Bunlardan bir tanesi yıllardan beri kendini dervişane bir şekilde Hasankeyf’e adamış, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi aktivisti Emin Bulut. Hasankeyf’in yok edilişini Moğol istilasına benzeten Bulut, dünyanın en geri kalmış toplumlarında bile tarihi eserlerin bu şekilde talan edilmediğine dikkati çekerek şöyle dedi:"Hasankeyf şu anda büyük bir talan, yağma ve büyük bir tahribatla karşı karşıya. Burada devletin denetleme sistemi maalesef yok, tam aksine tamamen buradaki yüklenici firmalar kendi hesaplarına, rantları uğruna 12 bin yıllık bir tarihi resmen yok ediyor. Bu yok ediş yaklaşık beş yıldır devam ediyor. ‘Danıştay kararına rağmen’ El Rızık Camisi, Koç Camisi ve kale kapıları, El Rızık Camisi'nin tarihi duvarları alınan kararlar doğrultusunda durdurulmasına rağmen şu anda taşıma işlemleri devam ediyor. Bu da bize gösteriyor ki burada kanun yok, adalet yok, vicdan yok, merhamet yok. Birkaç tane yüklenici firmanın antik bir şehri Moğollar gibi nasıl talan ettiğinin resmen şahitliğini yapıyoruz. Bu Ilısu Barajı belası projesini de 1954 yılından bu yana ikinci Nuh tufanı olarak görüyoruz. Yani siz Hasankeyf gibi turistik, tarihi, kültürel, inanç abidesi bir kenti tamamen rant uğruna, para ve çıkar uğruna yok ediyorsunuz. Bu yok ediliş insanlık tarihinin 12 bin yılını ortadan kaldırmadır. Bunun ötesinde de başka bir şey göremiyoruz. Bu durumdan Hasankeyfliler tedirgin, bizler tedirginiz, sivil toplum örgütleri tedirgin. Herkes büyük bir şok ve hayal kırıklığı içinde, büyük bir sıkıntı içerisindedir. Şu anda taşınan tarihi eserlerin; özellikle El Rızık Camisi ve Koç Camisi ile birlikte kale kapıları da götürüldükleri yeni yerleşkede heyelan tehlikesi, toprak kayması tehlikesi altındadır. Burada ciddi bir tehlike daha söz konusudur. Resmen tarihi bir talan, tarihi bir yıkım, tarihi bir afet yaşanıyor. Şu anda da 700 – 800 yıllık El Rızık Camisi'nin minaresinin alt kısmı olan temel taşlarını, kesme taşlarını hiltilerle söküyorlar. Bu dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sistem yoktur. Gidin bütün dünyaya bakın, Afrika ülkelerinde dahi böyle bir sistemle, hiltilerle tarihi taşları çıkarmak, sökmek, kırmak gibi yaklaşım yoktur. Zaten bu sistemin kendisi bile şu anda suçtur. Bu suça kim ortak oluyorsa bunun hesabını vermek zorundadır."

“DÜNYANIN BAŞKA BİR ÜLKESİNDE OLSAYDI ALTIN DEĞERİNDE KORUNURDU”

Batman Çevre Gönüllü Derneği Başkanı Hasan Argunağa ise Hasankeyf gibi dünya mirası olan bir değerin başka bir ülkede olması durumunda altın gibi korunacağına ifade ederek, baraj altında kalmaması için yıllarca mücadele ettiklerini söyledi.Uzun yıllardan beri Hasankeyf için çabalayan bir aktivist olduğunu aktaran Argunağa, “Hasankeyf dünyanın başka bir ülkesinde olsaydı her halde altın gibi korunurdu. Maalesef uzun yıllar verilen tüm uğraşlara rağmen bir baraj uğruna Hasankeyf’e kıyıldı. Şu anda Hasankeyf’e gitmekten utanıyorum. Çünkü Hasankeyf kalesinin etrafında duvarlar inşa edilmiş ve hangi mantıkla inşa edildiğini bilmiyoruz. Bu durumu özellikle sordum. Fakat bu konuda hiç kimse cevap vermedi. Biz Hasankeyf’i ülkemizin tarihi zenginliği olarak görürdük, uluslararası kamuoyunda tanıtmak istiyorduk. Çünkü çok büyük bir getirisi vardı. Şu anda baraj su tutma aşamasına getirilmiş. Her taraf yıktırılıyor, toprakla örtülüyor, kayalarla kapatılıyor. Kamuoyunun karşısına çıkıp bu yöntemle nasıl bir koruma sağlar diye en azından bir açıklama bekliyoruz. Onu da yapmıyorlar. Neden? Nasıl bir koruma sağlanacak? Mağaraların doldurulmasına gelince hangi bilimsel kurul buna karar verdi, bunu özellikle ısrarla sordum. Ama maalesef hiçbir cevap verilmiyor ve Hasankeyf yok oluşa doğru gidiyor. Sadece yukarıdaki şehir kalacak. Sonuç olarak çok büyük maddi zararlara uğrayacağız, iklim değişikliği olacak. Ilıman iklime geçiş olacak. Küresel ısınmadan dolayı zaten su çekilme olayı var. Barajların buna etkilerini de biliyoruz. Fakat benim en çok merak ettiğim kamuoyuna şu mesajı vermek istiyoruz. Ben kişisel olarak da, düşünce yapım olarak da bunu ısrarla dillendiriyorum. Hangi bilim kurulu, hangi bilim insanları Hasankeyf kalesinin duvarlarla korunma kararını almıştır? Hangi bilim kurulu kimlerde oluşuyor ki mağaraları özel betonla dolduruyor. 70 yıl sonra baraj bittiğinde gene trilyonlar mı harcanacak o mağaraları açmak için. Bu ülkeye yazık ediliyor. Ama edilmiştir. Bu aşamadan sonra hukuken de yasal olarak da bir şey yapamıyoruz. Üzgünüz” dedi.

“HASANKEYFİ DİCLE’YE BOĞDURDULAR”

Batman Kültür Sanat Derneği Üyesi Fotoğrafçı Selim Toprak da dünya medeniyetinin ilk adresi olan Hasankeyf’in bilinçli bir şekilde baraja kurban edildiğinin hatırlatarak, “12 bin yılık bir geçmişi olan ve büyük bir aşkla Dicle nehri ile yaşayan Hasankeyf’i çok acıdır ki Dicle’ye boğdurdular. 40 yıllık bir baraja kurban ettiler. Ben yıllarca Hasankeyf’e fotoğraf çekmeye giderken; bir aşkla, bir keyifle gidiyordum. Ancak uzun zamandır kendi kendime şu kararı aldım. Eğer ben bundan sonra fotoğraf çekmek için Hasankeyf’e gidersem ihanet etmiş olurum. Çünkü Hasankeyf’i bitirdiler ve artık keyif vermiyor. Hasankeyf’e yazık ettiler. Türkiye’de birçok sivil toplum örgütü, bir çok tarih sever bu konuda ellerinden geleni yaptı ama gücümüz yetmedi” ifadelerini kullandı.

“TARİHİ ESERLERİ İŞKUR ELEMANLARINA TAŞITIYORLAR”

Kerim Argın isimli esnaf Hasankeyf’in baraj altında kalmasını kabullenemediklerini dile getirerek, bu kararın ardından tarihi eserlerin çok amatörce taşındıkları için zarar gördüğünü hatırlattı. Tarihi eserlerin yeni Hasankeyf’e İŞKUR elemanları tarafından yerinden sökülerek taşınmasının yanlış olduğunu vurgulayan Argın, “Şu anda Hasankeyf yoğun bakım ünitesindeki bir hasta gibi, fişi çektikleri gibi biter. Barajdan ve plansız çalışmaktan dolayı bu hale geldi. Şu anda yeni yerleşim alanında ve eski Hasankeyf’te her taraf inşaat alanı. Toz dumandan yaşanmaz hale geldi. Nefes alacak yer bırakmadılar. Tarihi eserlerin bir kısmını bir yerlere taşıdılar. Allah aşkına o yetkililer gidip bir baksınlar nasıl taşımışlar. 11 bin yıl önce o minareyi yapan o usta bugün yaşasaydı çok üzülürdü, pişman olurdu. Yaptığı eserin girdiği hale bak. Bütün taşlar kırılmış, bütün parçalar kırılmış, çok yazık oldu. Maalesef 3 – 5 tane İŞKUR elemanına veya taşeron elemanlarına güzel tarihi eserleri taşıttılar ve hepsi paramparça oldu” şeklinde konuştu.

“ESNAFIN VE TURİZMCİNİN KAZANCI YÜZDE 90 DÜŞTÜ”

Doğma büyüme Hasankeyfli olan Mehmet Nuri Aydın ise baraj projesiyle beraber ekonomik kazançlarının yüzde 90 düştüğünü belirterek şöyle dedi:“Hasankeyf doğup büyüdüğümüz bir yer. Tarihle kaynayan bir yer. Tarihi eserlerin çoğu taşındı. On sene öncesine kadar tarihi sayesinde turist kaynayan bir yerdi. Ama tarihi eserler taşındıktan sonra öyle bir özelliği kalmadı. Ne yazık ki eski özelliği de kalmadı. Tüm tarihi eserler Raman dağının eteğine taşındı. Taşındığı yerde hiçbir zaman eski halini yakalayamaz. Hasankeyf’in sular altında kalması ekonomik olarak bizi olumsuz anlamda ciddi bir şekilde etkiledi. Ekonomik kazancımız yüzde 90 düştü. Artık kimse fazla gelmiyor. Yeni Hasankeyf’e de eskisi kadar artık turist gelmez. Her şey yerinde ve kendi ikliminde güzeldir. O güzel tarihe yazık oldu.”

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.
DOLAR
EURO
STERLIN
ALTIN
BIST

Gelişmelerden Haberdar Olun

@