İstanbul'da dünyaya gelen 42 yaşındaki Yılmaz, doğumundan bir süre sonra karanlıkta az görme ve çevresel görme kaybına neden olan retinitis pigmentosa hastalığından dolayı kademeli olarak kaybettiği görme yetisini 7 yaşına geldiğinde ise tamamen yitirdi.

Küçük yaşlarda ailesinin desteğiyle müzikle tanışan Yılmaz, görme engelliler okulunda öğretmenleri sayesinde kabartma baskı sistemine sahip Braille alfabesinden notaları öğrendi. Alfabedeki notaları deşifre ederek ezberleyen Yılmaz, gitar dalında kendisini geliştirdi.

Yılmaz, 1992'de girdiği Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde lisans eğitimi sırasında uzmanlaşmayı hedeflediği klasik gitar dalında ihtiyacı olan kabartma notaları uzun uğraşlar sonucu yurt dışından getirtti. Repertuvarını genişleten Yılmaz, aynı üniversitede sanatta yeterlilik konusunda yüksek lisans yaptı.

Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Gitar Bölümünde 2019'da araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlayan Yılmaz, öğrencilerine gitar çalmayı öğretiyor.

Derslerine notaları deşifre ederek hazırlanıyor

Onur Yılmaz, AA muhabirine, ders öncesinde gerekli notaları deşifre ederek çalıştığını, her öğrencisi için ayrı efor sarf ederek yardımcı olduğunu söyledi.

Okula her anlamda uyum sağladığını ve öğrencileri tarafından kabul gördüğünü belirten Yılmaz, engelinin mesleğini icra etmede sorun olmadığını anlattı.

Müziğin evrensel dili ve birleştirici yönünden faydalandığını dile getiren Yılmaz, öğrencilere gitar öğreterek fayda sağlamasını en büyük motivasyon kaynağı olarak nitelendirdi.

Yılmaz, üniversitedeki çalışma ortamından memnun olduğunu, öğrencileriyle güzel işler yaptıklarını vurguladı.

Akademi alanındaki müzik çalışmalarında görme engellilerin de yer alabileceğini anlatan Yılmaz, "Görme engellinin besteci veya icracı olamaması gibi bir şey söz konusu değildir, bunun örnekleri var. Hocaların görme engelli genç müzisyen adaylarıyla karşılaştıklarında pozitif yaklaşım sergilemelerinin çok daha iyi olacağını ve bu sayede mesleğini severek yapan insanları kazanabileceklerini düşünüyorum." diye konuştu.

"Müziğin sağladığı olanaklarla iletişim kurabiliyorum"

Araştırma Görevlisi Yılmaz, derslerin yanı sıra klasik çok sesli müziği icra ettiğini, bunu yaparken koordine olmak için farklı yollar izlediğini belirtti.

Çevresindeki kişilerin yardımlarıyla sahnenin bir parçası olduğunu söyleyen Yılmaz, "İnsanlar bazen sahnede birbirlerine bakarak anlaşıyorlar. Bu konuda görmek dışında başka alternatifler de elbette var. Sahnede nefesle, vücut diliyle birbirimize bir şeyler anlatabiliyoruz. Dolayısıyla istediğimiz verimi alıyoruz. Ben, diğer müzisyenlerden farklı olarak meslektaşlarımla daha farklı bir iletişim kuruyorum. Görerek, reflekslerle, müziğin sağladığı olanaklarla iletişim kurabiliyorum. Müziğin bizlere getirdiği ipuçları, nota uzunlukları ya da müzisyenlerin oluşturduğu dinamikler gibi pek çok ipucu var. Benim durumumda birisi için müzikteki ipuçları çok şey sağlayabilir." sözlerine yer verdi.