“Bu Suça Ortak Olmayacağız” metnini imzaladıkları için KHK ile üniversitelerden ihraç edilen barış akademisyenlerinin kurduğu Eskişehir Okulu Dayanışma ve Araştırma Derneği, düzenlediği iki günlük sempozyum ile barışı konuşmaya ve konuşturmaya devam ediyor. Dün başlayan sempozyum bugün de devam edecek.

Haber: NURETTİN ALDEMİR

Sempozyum dün “Savaş ve Toplum” teması ekseninde gerçekleşti. Programın açılışını Barış Anneleri İnisiyatifinden Güler Buğday ve Bedia Gökgüz yaptı. Buğday ve Gökgüz konuşmalarında şunları söylediler:

“BİZ SAVAŞIN DEĞİL, BARIŞIN MUHATABIYIZ”

Toraks Derneği: Pandemi bitmiş gibi davranamayız Toraks Derneği: Pandemi bitmiş gibi davranamayız

Güler Buğday: Bu oluşumu önemsiyorum. Barış için her şeye hazırız. Barış sadece bizim meselemiz değil; Türk annelerinin de meselesi. Onlara yönelik empati içindeyiz. Onlar da acı çekiyor. Gözyaşının rengi yoktur, aynı şekilde akar. Sistem anneleri ayırıyor. Birleşmesine izin vermiyor. Barışın dili evrenseldir. Yalnız olmadığımızı biliyoruz. Farklı ülkelerden anneler bir araya geliyoruz. Nerede bir savaş varsa orada anneler var. Biz savaşın değil, barışın muhatabıyız. Barış için mücadele eden herkesle birlikte olmak istiyoruz. Barış istemek bu dönemde suç haline geldi. Bu şartlarda her an suçlanabiliriz. 1999’dan bu yana zorluklar içinde mücadele ediyoruz.  Bize “Ortada savaş yokken niye barış diyorsunuz” diye soruyorlar. Kayıplar görülmüyor. 40-50 bin kaybın olduğu yerde savaş vardır. Birçok saldırıda canlı kalkan olduk. Mücadelemiz herkes için barıştır. Bu yolda defalarca gözaltına alındık; şiddet gördük. Yılmadık, yılmayacağız.

“BARIŞTA ISRARCI OLACAĞIZ”

Bedia Gökgüz: Çocuklarımız bu savaş için dünyaya gelmedi. Çocuklarımıza imkân sunulsaydı, istekleri yaşamak olurdu. Çocuğumu kaybettiğimde 18 yaşındaydı, lise öğrencisiydi. O da üniversiteye gitmek istiyordu. Ayrımcılıklar sonucu başka bir tercihte bulundu. Savaş olmasaydı köyümüzü terk etmezdik.  Savaşın karşılığı savaş değildir, barıştır. Barış sürecinde çok umutlandık, kayıplar olmadı. Bir yere gittiğimizde “barış annesiyiz” dediğimizde “savaş yok ki” diyorlar.  Savaş olmasaydı biz barış annesi olmazdık. Evimizde otururduk, çocuklarımızla ilgilenirdik. Savaşlar dünya coğrafyasında farklı yerlerde yaşanıyor. Erdoğan dinle politika ediyor ama zulmediyor. İslam’da zulüm yok, sen nasıl insansın, zulüm yapıyorsun! Ahlak, namus yan yana olan bir kadın ve erkek üzerinden anlatılamaz. Barışta ısrarcı olacağız. Devletler insanlara karışmadığı sürece sorun olmuyor. Barış talebi beni sokağa çıkardı. Bana sosyalizmin herkesi kucakladığı anlatıldı, ne güzel değil mi? Umarım bir gün barış gelecek; özgürlük gelecek.

Açılışın ardından Bülent Aslan’ın moderatörlüğünde Çağlar Kurç “Modern Savaş Dönüşüyor mu?” Didem Danış “Savaş ve Şiddet Bağlamında Göç” Mehmet Zencir “Savaşlar ve Halk Sağlığı”; günün ikinci oturumunda Meral Gürbüz moderatörlüğünde Ayşe Devrim Başterzi “Savaşın Savaşmayanları” Yıldız Tar “LGBTİ+ Hareketinde Barışın Patikaları” Alper Yalçın “Çocukların Barış Sürecine Katılımı” başlıkları ile birer sunum yaptılar.

photo1655013381

SEMPOZYUM “BARIŞIN İNŞASI” TEMESI İLE DEVAM EDECEK

Sempozyum bugün “Barış İnşası” teması ile devam edecek. Bugün gerçekleşecek iki oturumunda Yasemin Özgün moderatörlüğünde Özgül Saki (Barış İnşası ve Barış Süreci Deneyimleri), Hülya Dinçer (Geçiş Dönemi Adaleti ve Barış İnşası), Heval Yıldız Karasu (Barış Hakkını Savunmak); Nurettin Aldemir moderatörlüğünde Esin Gülsen (Barış İnşasında Onarıcı Adalet ve Hafıza), Gökhan Soysal (Vicdani Ret Hakkı), Osman Şişman (Barışın İnşasında Sanat) birer sunum yapacaklar.