Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve beraberindeki heyet, İHD İstanbul Şubesi'ni ziyaret ettikten sonra basın açıklaması düzenledi.

İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri ve Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz'in İHD İstanbul şubesinde düzenlediği basın açıklamasında hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ve hasta tutsakların yaşadığı sorunlara dikkat çekildi.

Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, İnsan Hakları Derneği'nin yapmış olduğu hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri çalışmalarına teşekkür ederek konuşmasına başladı.

Emek Partisi olarak hapishanelerde yaşanan sorunların görünür olması için çalışmaları sürdürmeye devam edeceklerini söyleyen Akdeniz, cezaevlerinde hasta tutsakların sorunlarından birincisinin muhatap bulamama olduğunu bunun sindirme politikaların devamı olduğunu belirterek bunun derhal sonlandırılmasını talep etti.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidara gelirken adalet kavramı üzerinde durduğununu bunun üzerinden oy aldığının altını çizen Akdeniz, Soma, Ermenek, Hendek katliamı, Çorlu tren kazası davalarında katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarının adliye koridorlarında 'adalet' çığlıklarına şahit olduklarını söyledi.

"BU SESİ DUYURMAK HEPİMİZİN GÖREVİ"

Aynı şekilde hapishanelerde de bir adalet çığlığı olduğunu ama duyulmadığını, görülmediğini, gösterilmediğini söyleyen Akdeniz, "Bu sesi duyurmak hepimizin görevi" diyerek dayanışma çağrısı yaptı.

Ercüment Akdeniz, halk tarafından seçilmiş vekillerin, siyasetçilerin de hapishanelerde hak ihlallerine maruz kaldığını söyledi. Aysel Tuğluk'un derhal serbest bırakılması gerektiğini söyleyen Akdeniz, "Ceza ve infaz yönetmenliğinin demokratikleşmesi ve insanileşmesi gerekir" dedi.

Ercüment Akdeniz 2

"DKÖ'LERLE BERABER BU SESİ YÜKSELTELİM"

AKP iktidarında cezaevinde sistematik işkenceye dönüşen hak ihlallerine son verilmesi çağrısı yapan Akdeniz, "Demokratik kitle örgütlerinin el birliğiyle bu sesi yükseltelim" dedi.

Akdeniz, AKP iktidarında keyfi olarak yapılan uygulamaların yönetmeliğe girdiğini söyledi.  Bu durumun sürdürülebilir olmadığını düzenlemeye ihtiyaç olduğunu belirterek Evrensel ilkelere dönülmesi dedi.

"ADALET ÇIĞLIĞI HAPİSHANELERDEN DE YÜKSELİYOR"

Siyasi mahpuslar açısından cezaevlerinin öç alma merkezleri olarak kullanıldığını, intikamcı duygularla hareket edildiğini bu durumun işkence olduğunu söyleyen Akdeniz, "Cezaevlerinde 600’ü ağır olmak üzere 1605 hasta tutuklu var. 2021 yılında 59 mahpusun hayatını kaybettiğini biliyoruz. İnsanlar devletin gözetiminde sağlıklı girdikleri cezaevlerinden ya ölüm sınırında çıkıyor ya da hayatını kaybederek çıkıyor. Cenazesi çıkıyor yani. Ve ‘adalet’ çığlığı, isyanı hapishanelerden de yükseliyor" dedi.

Adalet intikam yaklaşımıyla gerçekleşebilecek bir şey değildir diyerek sözlerini sürdüren Akdeniz, "Adaletin bir ayağı yargıysa bir ayağı cezaevleridir, adaletin sağlanması gerekir" dedi.

"CEZA İNFAZ SİSTEMİNİN DEMOKRATİKLEŞTİRİLMESİ GEREKİYOR"

Yapılması gerekenleri de sıralayan Akdeniz şunları söyledi:

*Ceza infaz sisteminin demokratikleştirilmesi ve insanileştirilmesi gerekiyor. Bu demokratik kitle örgütlerinin, emek ve meslek örgütlerinin, siyasi partilerin mücadelesi ile gerçekleşebilir. 

Gözden kaçırmayın

Haftaya Bakış / Milletin Sesi meydana çıktı, Kılıçdaroğlu'nun adaylığı tartışılıyor Haftaya Bakış / Milletin Sesi meydana çıktı, Kılıçdaroğlu'nun adaylığı tartışılıyor

*Keyfi uygulamaların, antidemokratik uygulamaların AKP iktidarı döneminde bizzat mevzuatlar yoluyla resmileştiğini görüyoruz. Hızlı bir düzenleme ihtiyaç vardır. Evrensel hukuk normları uygulanmalıdır.

*Cezaevleri süreci özellikle siyasi mahpuslar için bir öç alma, intikam alma sürecine dönüşmektedir. Adalet ‘intikam’ yaklaşımı ile gerçekleşemez. Adalet bir ayağı yargı ise diğer ayağı da cezaevleridir. Burada da adaletin sağlanması gerekir. 

*Mahpusların tedaviye kelepçe ile çıkarılması gibi uygulamalara son verilmeli.

*Adli Tıp Kurumu bir cezalandırma kurumu gibi çalışmamalı, mahpusların durumuna uygun raporlar vermelidir.

*AKP döneminde 20 bini aşkın işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini biliyoruz. Bu görüşmede görüyoruz ki artık mahpus cinayetleri söz konusudur. İnsanlar hapishaneye giriyor ve hayatın ı kaybederek çıkıyor. Ya da ölme sınırına gelmiş durumda çıkıyorlar. Bunlara sessiz kalamayız.

Bunların serbest bırakılması, tedavilerinin dışarıda yapılması çok ama çok önemli. Bu vesile ile Aysel Tuğluk’un tedavisinin gerçekleştirilmesi için derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz."

"300 BİN CİVARINDA MAHPUS HAPİSHANELERDE TUTULUYOR"

Yapılan açıklamada konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, iktidarın 2022 yılında 36 yeni hapishane açılacağını açıklaması ile birlikte Türkiye’deki hapishane sayısının 419’a çıkacağını hatırlattı. 

Bunun daha fazla insanın tutuklanması anlamına geleceğini söyleyen Yoleri, şimdiki haliyle 300 bin civarında mahpusun hapishanelerde tutulduğunu söyledi. 

Cezaevi infaz sisteminin bir bütün olarak insan haklarına aykırı dizayn edildiğini söyleyen Yoleri, “Bunun en açık örneklerinden biri de Marmara Bölgesine dair 2021 yılı raporumuzda mevcut. 326 mahpus tarafından derneğimize başvurmuş olmasına rağmen bu 326 başvuruda bildirilen ihlal sayısı 6 bin 222. Bu ihlallerin başında işkence, sağlık hakkına erişim gibi sorunlar geliyor” dedi.