İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) köklü kurumu İSKİ, kentin su sorunu için en önemli kaynak olan Melen Havzası’nda etkin hizmet yürütmek amacıyla, Düzce’nin Çilimli ilçesinde idari bina açtı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ve CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç'un da katıldığı törende konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Melen Barajı'nın zamanında bitirilememesinden dolayı, devletin 12-13 milyar lira zarara uğradığını, bu paranın çöp olduğunu söyledi.

İSKİ, kentin suyunun sağlandığı Melen Suyu’nu sınırlarında barındıran Düzce’nin Çilimli ilçesinde idari bina açtı. Törene, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa katıldı. Yerleşke ile Cumayeri İleri Biyolojik Atıksu Artıma Tesisi, Gölyaka Atıksu Terfi İstasyonu ve Melen kuşaklama kolektörlerinin bakım, onarım gibi ihtiyaçlarını tek merkezden yürütülecek.

“150 Günde 150 Proje” maratonu kapsamında açılan tesis için düzenlenen törende, sırasıyla Başa, İmamoğlu, Özkoç ve Torun birer konuşma yaptı.

ÖZKOÇ: MİLLET İTTİFAKI İKTİDARINDA BELEDİYE BAŞKANLARIMIZIN ÖNÜNDEKİ TÜM ENGELLER KALKACAK

CHP Grup Başkanvekili Özkoç, konuşmasına, “Sayın Genel Müdürümüz, ‘Hem yazı yazdım hem de kendim gittim, sordum. Bu Melen Barajı ne zaman biter ne zaman milletin hizmetine girer? Bunu bir an önce öğrenmek istiyorum’ dedi. Ben, buradan kendisine söyleyeyim: Çok yakın zamanda, CHP ve Millet İttifakı iktidara gelecek. O gün bitecek ve milletimizin hizmetine girecek. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın” sözleriyle başladı.

İktidarın, İBB Başkanı İmamoğlu’nun ayrım yapmayan, kucaklayıcı tarzına karşılık, hizmetleri engelleyici şekilde davranışlar içinde olduğunu belirten Özkoç, şunları söyledi:

“O, Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu andan itibaren, bütün İstanbulluları kucakladı. Yetmedi; İstanbul'a misafir ettiği herkesi kucakladı. Ve temiz gıdanın, suyun, temiz bir çevrenin, hizmetin, sağlıklı bir şekilde herkese ulaşması için elinden geleni yaptı. Bunun tüm Türkiye'ye yansıması için önümüzde tek bir engel var: Ucube Cumhurbaşkanlığı Sistemi. Bunun milletçe bize yakışmadığının, bizim onurumuza yakışmadığının tespitini yaptık. Nasıl bir Türkiye istediğimizi, Millet Masası’nın değerli genel başkanları, Anayasa’da yapacakları değişikliklerle ve parlamenter sistemin nasıl güçlendireceklerini anlatarak tüm kamuoyuna duyurdular. Sıra, milletimizin iradesine geldi. Eğer bu irade tecil eder, Allah'ın izniyle hem CHP hem de Millet İttifakı iktidar olursa, belediye başkanlarımızın önündeki tüm engeller kalkacak.”

TORUN: ÜLKE KAYNAKLARI YERİNDE KULLANILMIŞ OLSA BİRÇOK SORUNDAN SÖZ ETMEMİŞ OLACAKTIK

Melen Barajı özelinde yaklaşık 15 milyar liralık bir kaynağın heba edildiğinin altını çizen Torun ise son 20 yılda buna benzer zararların oluştuğuna vurgu yaptı. Torun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer o kaynaklar yerinde kullanılmış olsaydı, biz, bugün birçok sorunumuzdan bahsetmeyecektik. Satın alma gücümüzden bahsetmeyecektik. Elektrikten veya diğer ihtiyaçlarımızın eksikliğinden bahsetmeyecektik. Maalesef ‘3 Y’ ile geldiler; ‘yoksulluk’ dediler, ‘yasaklar’ dediler, ‘yolsuzluk’ dediler. Hepsinin alasını yaptılar. Ama bir ‘Y’ daha eklediler: Yalanlar. Ama o yalanlarda oldukça başarılılar. İftirada, karalamada oldukça başarılılar. Diğer üçünü çözemediler ama yalan işini çok iyi yaptılar. İmamoğlu başkanlığındaki İBB, sadece İstanbul’a hizmet etmekle kalmadı Türkiye’nin 400’e yakın noktasındaki yerel yönetimlere destek verdi. Biz, kendisine sizlerin huzurunda da çok teşekkür ediyoruz. Ayrımcılık yapmamayı, nerede bir dert varsa derman olmayı ve bizim anlayışımızı, başarılı bir şekilde de ortaya koyuyor. Ki bugün su en önemli sorun. Gerçekten dünyanın sorunu hepimiz farkındayız ki, her geçen gün dünyada bununla ilgili ciddi problemler ortaya çıkıyor. Bu soruna da şimdiden çözümü buluyor. ‘Aman olduğu kadar olur’ demeden İstanbullunun sorununu çözmek adına da büyük bir çaba içerisinde. Tekrar kendisini kutluyoruz.” 

İBB Başkanı İmamoğlu da konuşmasının başında, Düzce’de yaşanan 5.9 büyüklüğündeki depreme değinerek, şunları söyledi:

Kış Okullarına 250 bin öğrenci katıldı Kış Okullarına 250 bin öğrenci katıldı

"BİLİMDEN UZAKSANIZ BU İŞLERİN SONUCA ERMESİ MÜMKÜN DEĞİL: Aynı bölgede, fazla değil 20 yıl önce yaşanan şiddetli depremden sonra, hepimizin güle oynaya, işine, evine gitmesi gerekirdi. Biz, eğer milletimize hala bu kaygıyı bu tereddüdü yaşatıyorsak, burada hep birlikte çok büyük sorumluluğumuz var demektir. Tabii ki baş sorumluluk, bu işin yönetenlerindedir, iktidarındadır, belediyelerindedir. Ama bizlerde de sorumluluk vardır; ‘Acaba neyi denetleyemedik, neyi uyaramadık, neyi söyleyemedik’ diye. Dolayısıyla, üzerinden 22-23 yıl geçmiş bir depremin etkilerini bu şekilde yaşıyor, yaşatıyor ve hissediyorsak, gerçekten acı durumdayız. Tek sebebi var: Bilimden uzak iseniz, teknikten uzak iseniz, sağlıklı bir süreç planlaması, sağlıklı bir gelecek planlamasını tasarlayamamış ya da ona uyum sağlayamamış iseniz, gerçekten bu işlerin sonuca ermesi mümkün değil. 

DEVLETİN, MİLLETİN OLDUĞU YERDE BİR PARTİ PROJESİ OLMAZ: Melen meselesi, 1989 yıllarına gider. Devletimizin bütünlüğü içerisinde, devamlılığı içerisinde meseleleri bu şekilde ele almaz isek, zaten kopukluk orada başlar ve süreci toparlayamazsınız. Son İBB Meclis bütçe görüşmelerinde, iki gün önce konuşma yapan İstanbul'daki muhalefet partisinin üyeleri, çok yakın zamandaki Türkiye'de de muhalefet olacak olan AK Parti’nin üyeleri, ‘AK Parti projesi, AK Parti projesi, AK Parti…’ deyince, ‘Ya arkadaş’ dedim, ‘Bu parti projesi olur mu?’ Şimdi ben burada konuşma yapacağım, diyeceğim ki; ‘CHP projesi.’ Benim partim, beni kınar. Devletin, milletin olduğu yerde bir parti projesi olmaz. Bilmediğimiz bir darphane var ise, partilerin altında ve oradan bir kaynak üretiyorlarsa; eyvallah. Böyle bir şey olmaz. Böyle bir aklı yerleştirme çabası içerisindeler. Bakın 89 yılında, Bakanlar Kurulu kararı ile Melen Barajı'nın yapılması, Melen Havzası'ndan suyun İstanbul'a taşınmasının, İstanbul'un su problemini kalıcı bir şekilde çözeceğine dair bir altlık oluşturuldu. Bunun ANAP'ı geldi geçti, SHP’si geldi geçti, Doğruyol’u geldi geçti vesaire vesaire… Bugüne kadar birçok partinin iktidar olduğu dönemlerde, bu işler çalışılmış, konuşulmuş, düşünülmüş ve bir strateji ortaya konmuş.

MELEN’DE 12-13 MİLYAR ÇÖP OLDU: Ticaret kabiliyetime güvenirim. Arkadaş, hiç hesapla uğraşmayın. Burada en az 12-23 milyar liralık zarar var bugüne kadar. Çöp oldu, gitti; yapılamamasından, bitirilememesinden kaynaklı. O zaman denmiş ki, ‘Buraya betonarme gövde olamaz. Zemin sorunları var. Zemin kaynaklı problemlerin giderilmesi ve daha sonra yığma taş modeliyle baraj gövdesinin yapılması gerekir.’ Raporları var. Ama bir inat, bir kibir üzerinden, ‘Hayır, burası böyle yapılacak’ diye bir karar alınıyor kim alıyorsa bu kararı. Bunun da hesabı sorulmuyor. Ve çok enteresandır; müteahhit uyarıyor, diyor ki, ‘Bana burayı yap diyorsunuz ama bu yanlış, bunun böyle yapılmaması gerekir.’ ‘Hayır’ diyor, ‘Sen yap kardeşim. Sana talimat veriyoruz.’ Müteahhit de yapıyor. Dolayısıyla müteahhidin de bir suçu yok. 

SAYIN CUMHURBAŞKANI, ‘İSTANBUL'UN 100 YILLIK SU SORUNUNU ÇÖZDÜM’ DEMİŞTİ: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 31 Mart ve tekrarlanan 23 Haziran 2019 yerel seçimleri öncesinde İstanbul’da 50’nin üzerinde miting yaptı. Sayın Cumhurbaşkanı, biraz da bize nispet yaparak, İstanbul'da bir mitinginde, ‘Sen ne diyorsun? Ben, İstanbul'un 100 yıllık su sorununu çözdüm’ dedi. ‘Melen Barajı bitti’ dedi. Demek ki bittiğini biliyor Sayın Cumhurbaşkanı. Sonra bilgiyi alınca, raporu alınca hemen atladım, 3-4 ay sonrasında Melen'e gittim. Oradan yayın yaptık. Kamuoyunu bilgilendirdik. Kıyamet koptu bakanlıkta. Baktılar ki, ortada baraj maraj yok. Var olanın çatlakları var. İhaleye çıkıldı. Dendi ki, ‘Kardeşim, tamam bir eksiklik oldu, hata oldu; 2023’ün Ocak’ında, Şubat’ında açılışını yapıyoruz.’ Bu arada bu, son verilen tarih. 2016’da açılacaktı. 2017’de açılacak. 2018’de açılacaktı. Şu anda bırakın açılmayı, nasıl yapabileceklerini dahi henüz kesinleştirmiş değiller. Bu kötü bir durum. Bu, işte akıldan, bilimden uzak olmanın durumu. 

BU REJİMDEN KURTULAMADIĞIMIZ TAKDİRDE BU TÜR TRAVMALARI YAŞARIZ: Bugün verilen siyasi mücadele, benim hem Genel Başkan Yardımcım hem Grup Başkanvekilim burada, saygıdeğer Genel Başkanımın ve bütün o altılı masadaki diğer liderlerin ortaya koyduğu siyasi mücadele, aslında her şeyin başı. Yani biz, bu rejimden kurtulamadığımız takdirde, gerisi boş, bu tür travmaları yaşarız. O bakımdan, tekrar milletine güvenen bir rejim, ‘Egemenlik; kayıtsız, şartsız milletindir’ diyen ahlak, 86 milyon insanını değerli kılan bir anlayış, şu genç delikanlının evindeki anne-babası, ‘Ben bu delikanlıyı yetiştiriyorum; hakkı yenmez. Bu delikanlı yarın hak ettiği makama gelir, kendi özgün fikrini ortaya koyar ve bu uygulanır’ dediği bir ülke var etmek istiyorsak; işte onun adı, şu anda altılı masanın mücadelesini verdiği, Genel Başkan’ımızın da liderliğini yaptığı sürecin, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ diye tariflediğimiz daha demokratik, daha güzel, 21. yüzyıla Türkiye'yi hazırlayan düzen. 

TEK BİR ‘KAHRAMAN’ YOK: 86 bin çalışanı var belediyemizin. Kadim bir İSKİ kurumu var. Genel Müdürümüz var. Önceki dönem Genel Müdürümüz var. Genel müdür yardımcılarımız var. Kıymetli hocalarımız var. Ben onları dinlerken, her gün en iyi öğrenci gibi oturuyorum o sandalyeye. Benden daha iyi öğrenci yok o sandalyede. Her şeyi bilmem mümkün değil. Bu insanlar ömürlerini vermişler; kimisi su işine, kimisi mühendislik işine… Ben, ekonomi okumuşum. Ben, ticaret yapmışım; hayata başka yönleriyle bakmışım, ama onlar başka. Dolayısıyla bizim amacımız ne o sürece liderlik yaparken? Karma akılla, doğru aklı masanın üstünde pişirip, hizmet olarak vatandaşımıza sunmak. Sunarken de ‘O partili, bu partili’ demeden sunmak. İşi yaparken, yaptırırken de ahlaklı yapmak. En uygun fiyata, en güzel işi yapmak; gördüğünüz gibi. 

16 MİLYON İNSANINA SORUMLU BİR YÖNETİCİYİM: Ben, CHP'nin bir evladıyım, Büyükşehir Belediye Başkanıyım, dolayısıyla 16 milyon insanına sorumlu bir yöneticiyim. Hiç kimseye ben parmak gösteremem. Hiç kimseye ben saygısızlık yapamam. O bakımdan siyaseten de hiçbir arkadaşımız, bir tek kişiyi bile ötekileştirmeden, halkın tamamını kucaklayıcı bir siyaset yapar ise, hep birlikte bu sorumluluğu alırsak, 16 milyon insanımızı, hep birlikte 86 milyon Türkiye’mizi mutlu ederiz. Bugün o mutluluğun bir parçasını Düzce'yle paylaşmaya geldik. Ve hep birlikte, inşallah çok güzel işler yapan yöneticiler olalım. Vatandaşın karşısında yerini ve haddini bilen yöneticiler olalım. Bunu istiyorum. Türkiye'nin adaletli, bereketli, mutlu bir geleceğe kavuşmasını sağlayalım. İnşallah Melen'in de geleceğini hızlıca planlayan, hızlıca açılmasını sağlayan, hızlıca tüm eksikliklerini gideren yeni yönetimin göreve geldiği 2023’ten sonra, hep birlikte o güzel açılışlarda buluşmak dileğiyle."