Ekonomik kriz, evlilikleri ve romantik ilişkileri de derinden etkiliyor. Peki evliliğiniz ve ilişkinizin geçim sıkıntısından etkilenmemesi için ne yapmalısınız?

Ekonomik kriz ve geçim sıkıntısı, evlilikleri ve romantik ilişkileri de derinden etkiliyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre çok sayıda kişi ekonomik krizle beraber ev içindeki gerilimin arttığını, eşiyle normalde sorunları olmadığı halde geçim sıkıntısını yoğun hissettikleri için eskisinden daha çok kavga ettiklerini anlattı.

Küresel ısınma nedeniyle kuşların göç rotaları yeniden şekilleniyor Küresel ısınma nedeniyle kuşların göç rotaları yeniden şekilleniyor

Uzmanlara göre geçim sıkıntısının olduğu bir ortamda ilişkilerin ekonomik krizden etkilenmemesi mümkün değil.

TÜİK’in gerçekleştirdiği aile yapısı araştırmasının 2021 yılı sonuçlarına göre boşanma nedenlerinin başında sorumsuz ve ilgisiz davranışlar geliyor.

Evin ekonomik olarak geçiminin sağlanmaması ise yüzde 10 ile boşanmaların üçüncü nedeni.

Klinik psikolog Ece Oral Albayrak’a göre geçim derdi illaki boşanmaya yol açacak diye bir şey yok; ancak güven, yakınlık ve sevgi gibi bağların da yok olması durumunda ayrılığın yaşanması ihtimali artıyor.

EKONOMİK ALDATMA

Ece Oral Albayrak, bu aralar çok sık karşılaşılan durumlardan birinin “ekonomik aldatma” olduğunu aktarıyor:

“Ekonomik aldatma, eşlerden birinin diğerinden tamamen gizli bir banka hesabının ortaya çıkması ya da eşlerden birinin diğerinden tamamen habersiz borçlanması gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Bunlar da ekonomik güvensizliği beraberinde getiriyor.”

O yüzden Albayrak’a göre açık ve şeffaf olabilmek çok mühim.

Ancak bu da birbirini sürekli kontrol etmek ya da hesap vermek zorunda bırakmak gibi bir hale dönüşmemeli; çünkü bu durumda ekonomik şiddet ortaya çıkıyor.

Ekonomik şiddet; maddi güç ve üstünlüğün, bir şiddet aracı olarak diğer partneri kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak, cezalandırmak amacıyla kullanıldığı durumlarda ortaya çıkıyor.

AİLENİN EKONOMİK PRENSİPLERİ BELİRLENMELİ

Psikolojik danışman Tunç Tataker, ekonomik bozulmanın psikolojik ve bedensel varlığı tehdit eden bir durum olduğunu; bu engeli geçmeden ilişki sorunlarını aşmanın zor olduğunu vurguluyor.

O yüzden ekonomik sorunları çözene kadar ilişki içinde çatışma yaratan unsurları azaltmayı tavsiye ediyor.

Tataker’e göre bir çiftin öncelikle yapması gereken şey ekonomik gerçeklikleri hakkında konuşmak:

“Bir masaya oturursunuz, kağıdınızı kaleminizi alırsınız. Bizim gelirimiz nedir, giderimiz nedir? Bizim ailemizin ilişkimizin ekonomik prensipleri nedir?

“Borç alacak mıyız, borç verecek miyiz? Ailelerden biri ya da bir dostumuz bizden ekonomik yardım talep ettiğinde nasıl tepki vermeliyiz? Bu konuşma, bir çift için gereken kader birliği duygusunu da yaratır, kader birliği duygusu yoksa o çift çift olamaz zaten.”

HERKESİN PARA HİSSİYATI FARKLI

Uzmanlara göre bir çift maddi durumları ile ilgili konuşurken herkesin parayla ilişkisinin ve geçmişinin farklı olduğunu göz önünde bulundurmalı.

Bu yüzden çiftlerin para ile ilgili ne düşündüklerini, ne hissettiklerini ve parayı nasıl harcamak istediklerini açık bir şekilde konuşması gerek.

Klinik psikolog Oral Albayrak, “Eşlerin birbirini tanıması önemli. Öncelikler farklı olabilir. Biri ev almak istiyor, araba almak istiyor ya da yatırım yapmak istiyor olabilir. Diğeri ise, ‘Ben şu anda kazanıyorum ve harcamak istiyorum’ diyebilir.

“Her ikisinin anlam bulduğu, değerli bulduğu ve önceliklendirdiği şey farklı olabilir. Bunu bilmek her zaman çatışmaların önüne geçmese de çiftleri hazırlıklı kılabilir ve çatışmaları aza indirebilir.”

Çok sayıda analist, çiftlerin maddi konular ve mali gelecekleriyle ilgili konuşmasının aralarındaki bağları güçlendirdiğini söylüyor. Kimilerine göre bu romantik bir durum olarak bile görülebilir.

ABD merkezli kamu radyosu NPR’a konuşan mali terapist Amanda Clayman, bu durumu şöyle açıklıyor:

“Kırılgan olabilmek, yakınlığın en önemli parçalarından biri. Her şey karışık bile olsa, bunu beraber çözebilmek, bu durumu biriyle paylaşabilmek, işte sihirli bağların kurulduğu yer tam da burası.”