"Kasten öldürme” suçundan beraat kararı verildiği aktarılan kararda, sanık Mehmet Kaplan’ın Duygu Delen’i intihara yönlendirmediği vurgulandı.

Gözden kaçırmayın

Azra Gülendam Haytaoğlu davası 30 Mayıs'a ertelendi Azra Gülendam Haytaoğlu davası 30 Mayıs'a ertelendi

Gaziantep'te 17 yaşındaki Duygu Delen'in ölümüyle ilgili davada 10 bin 800 lira para cezası ve 10 yıl hapisle cezalandırılan Mehmet Kaplan hakkındaki gerekçeli karar açıklandı.

Gaziantep 10 Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Kaplan’a “hakaret” suçundan verdiği 10 bin 800 lira para cezası ile “yağma” suçundan verdiği 10 yıllık hapis cezasının 50 sayfalık gerekçesini tamamladı.

Beyanlar, keşif ve Adli Tıp Raporları ile delillerin sanığın savunmasını teyit edici nitelikte olması ve sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle “Kasten öldürme” suçundan beraat kararı verildiği aktarılan kararda, sanık Kaplan’ın Duygu Delen’i intihara yönlendirmediği vurgulandı.

Gerekçeli kararda cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaası, sanık savunmaları, Adli Tıp Kurumu raporları, bilirkişi raporları ile tanıkların, avukatların ve katılanların beyanlarına yer verildi.

DÜŞME ÖNCESİ OLAY ANLATILDI

Kararın değerlendirme kısmında Duygu Delen’in olaydan bir gün önce Instagram üzerinden sanık Kaplan’a “Tek engelli olmadığım yer burası” şeklinde mesaj attığı, mesajlaşmanın ardından sanık Kaplan’ın Duygu’yu evinden alarak evlerine getirdiği, Duygu’nun telefonunun şifresini açarak sanığa verdiği, sanık Kaplan’ın Duygu’nun telefonunda farklı erkeklere ait fotoğraf gördüğü, sanığın Duygu’ya bağırdığı ve tartışmaya başladıkları, Kaplan’ın maktul Delen’e tartışma esnasında tokat attığı ve hakaret ettiği, Duygu’nun sanıktan telefonu almaya çalışmasından dolayı aralarında itişme yaşandığı, mahkemece düşme öncesi olayın bu şekilde gerçekleştiği aktarıldı.

PROF. DR. HAKAN KAR’IN RAPORU KABUL EDİLMEDİ

“Şüpheden sanık yararlanır” ilkesine yer verilen kararda, varsayımlara dayanılarak sanık hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilemeyeceği belirtildi. Prof. Dr. Hakan Kar’ın soruşturma aşamasında hazırladığı mütalaada yer alan inceleme sonuçları ile muhtemel senaryo şeklindeki kabulün mahkemece sabit görülmediği aktarılan kararda, Prof. Dr. Kar’ın hazırladığı rapor ile Adli Tıp 1. ve 3. İhtisas Kurulu’nun hazırladığı rapor arasındaki çelişkilere yer verildi.

ADLİ TIP KURUMU'NUN RAPORU KABUL EDİLDİ

Prof. Dr. Kar’ın hazırladığı mütalaada muhtemel sonuçlara ilişkin varsayımlara dayanan tespitlerin bulunduğu paylaşılan kararda, “Odadan alınan kan örneklerinin sanık Mehmet Kaplan’a ait kan örneği ile uyumlu olması, yine 3. Kattaki çamaşır telleri üzerinde Duygu'ya ait kan veya DNA'ya rastlanılmaması, Prof. Dr. Kar’ın soruşturma aşamasında hazırladığı mütalaada maktulün vücudundaki ‘ray şeklinde ekimozların’ darpa bağlı oluştuğu kabul edilmesine karşın, kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu ve adli tıp raporlarında söz konusu ray şeklinde tarif edilen ekimozların yüksekten düşme sonrasında zemine çarpmanın etkisi ile oluşabilecek nitelikte olduğu, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 3. Üst Kurulu'nun mütalaası ile yine aynı yöndeki Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu'nun mütalaasının gerekçeli, birbiri ile uyumlu oluşu, bu raporlarda çok sayıda adli tıp uzmanlarınca aynı yönde kanaat bildirilmiş olması nedeniyle mahkememizce adli tıp kurumu raporlarına itibar edilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

BİLİNÇ DURUMU MEVCUT VERİLERLE BELİRLENMEDİ

Maktul Delen’in balkona sürüklenerek çıkarılmasına dair herhangi bir iz veya emarenin bulunmadığı, yerdeki kan izlerinin sürüntü şeklinde olmadığı belirtilen değerlendirmede, “Adli Tıp raporlarında bilinç durumu ile ilgili olarak ölenin bilinç durumunun mevcut verilerle bilinemediğinin belirtildiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda kamera görüntüleri ışığında ölenin bilincinin tam kapalı olmadığının bildirildiği, yapılan yargılama sonucunda ölenin olay sırasında bilincinin tam kapalı olduğuna, koma ya da konfüze halde olduğuna dair tıbbi bir tespitin bulunmadığı gibi kamera görüntülerinin saniyenin 1/12 olacak şekilde yavaşlatıldığında Duygu'nun refleks gösterdiğinin görüldüğü, ölenin 3. Kattaki çamaşır tellerine teması nedeniyle düşme pozisyonunda değişiklik meydana gelebileceği, hangi pozisyonda düşmeye başladığı tespit edilemedi. Ölenin düşme öncesi ve düşme esnasında bilincinin kapalı olduğuna dair kesin delilin bulunmadığı anlaşılmıştır” denildi.

"DELİLLER SANIĞIN SAVUNMASINI TEYİT EDİCİ NİTELİKTE"

Dava konusu olayda sanığın istikrarlı bir şekilde aynı şekilde savunmada bulunduğu aktarılan kararda, “Tanık beyanları, keşif, bilirkişi raporu, dijital inceleme raporları, adli tıp raporları ve diğer deliller sanığın savunmasını teyit edici niteliktedir, bu nedenle sanığın savunmasının aksini ispatlar, mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve mahkumiyete yeterli delil elde edilemediğinden, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın beraatine yönelik hüküm kurulmuştur” ifadelerine yer verildi.

"İNTİHARA YÖNLENDİRMEDİ"

Gerekçeli kararda söz konusu olayda sanık Kaplan’ın maktul Delen’in intihar etmesini istediği veya öleni azmettirdiği, teşvik ettiği, intihar kararını kuvvetlendirdiği konusunda eyleminin bulunduğuna dair delil bulunmadığı vurgulandı.

Delen’in ölmesini istediğine, intihar eylemine kayıtsız kaldığına dair bir emare ve delilin de olmadığı paylaşılan karar, şöyle devam etti:

“Sanığın müteveffa ile tartışması, bu sırada ona iki kez tokat atıp hakaretlerde bulunması şeklindeki eyleminin tek başına ‘İntihara yönlendirme’ suçu çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, bunun kanunun amacına ve ruhuna uygun olmadığı kanaatine varıldı.”

GEREKÇE AÇIKLANDI  

Sanık Kaplan’a “Konutta yağma” suçu yönünden 10 yıl hapis cezası verildiği hatırlatılan kararda, mahkeme heyeti cezanın gerekçesinin Yargıtay Ceza Genel Kurulu karar örnekleriyle açıkladı.

Sanık Kaplan’ın cebir kullanarak maktul Delen’e ait cep telefonunu bilgi edinmek ve bu bağlamda faydalanmak kastıyla ele geçirdiği aktarılan gerekçede, “Bu nedenle üzerine atılı ‘Konutta yağma’ suçunu işlediği sabit olduğu, takdiren alt sınırdan hareketle cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın Duygu ile Duygu henüz 15 yaşını tamamlamasından önce cinsel birliktelik yaşadıklarına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi sebebiyle sanığın üzerine atılı ‘Çocuğun Zincirleme Şekilde Nitelikli Cinsel İstismarı’ suçundan beraatine karar verilerek hüküm tesis edildi” ifadeleri kullanıldı.