İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz, Yeni Konut Finansman Programı ile ilgili kanun teklifinin, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmeleri sırasında; “Bu ülkede enflasyonla mücadele yok. Türk lirasının itibarını yerle bir ettiniz, paranın satın alma gücünü sıfırladınız ve bunun sonucunda da insanlarımıza verdiğiniz enflasyon telafisi veyahut da refah payı, vesaire de hesabın içerisine katılsa insanların öz gelirleriyle konut alabilme imkânı kesinlikle yok." dedi.

AKP Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ve 72 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan Yeni Konut Finansman Programı'na ilişkin Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bugün görüşülmeye başlandı.

Kanun teklifinin geneli üzerine söz alan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı, Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz şunları söyledi:

“VATANDAŞA KONUT EDİNDİRME İMKÂNI SAĞLANMAYA ÇALIŞILIYOR AMA HEDEF KİTLE BUNA KESİNLİKLE ULAŞAMAYACAK”

Davutoğlu’ndan “Sinan Ateş cinayeti” tepkisi Davutoğlu’ndan “Sinan Ateş cinayeti” tepkisi

“Bu yasa teklifi aslında şunu itiraf ediyor. Diyor ki: ‘Biz ülkeyi öyle bir kötü yönettik ki bugün vatandaşlarımız, büyük bir kesimin elde ettiği ‘disposable income’ dediğimiz harcanabilir gelirlerinin yüzde 30’unu, 40’ını bile bir kenara konut için ayırsa, konut alabilecek durumda değil; bu taksitleri ödeme kapasiteleri yok. Dolayısıyla da biz bunu destekliyoruz.’ Bunun arkasında yatan husus da ülkenin iyi yönetilememesi, iyi yönetilememenin arkasındaki gerçek de şu: Bu ülkede enflasyonla mücadele yok. Türk lirasının itibarını yerle bir ettiniz, paranın satın alma gücünü sıfırladınız ve bunun sonucunda da insanlarımıza verdiğiniz enflasyon telafisi veyahut da refah payı, vesaire de hesabın içerisine katılsa insanların öz gelirleriyle konut alabilme imkânı kesinlikle yok. Burada, bütçe tekniğine aykırı, Anayasa’ya aykırı, ekonominin gerçekten yönetimine aykırı birtakım tedbirlerle, dolambaçlı yollarla vatandaşa konut edindirme imkânı sağlanmaya çalışılıyor ama hedef kitle buna kesinlikle ulaşamayacak.

“KUR KORUMALI MEVDUAT VE DİĞER UYGULAMALARDA OLDUĞU GİBİ BİR SERVET TRANSFERİNE DÖNECEK”

Üst-orta gelirli gruba hitap ediyor bu program. Üst-orta gelirli, aslında TÜİK'in yaptığı araştırmaya göre 383 bin hane var. Bu kampanyada artık orta gelirli grup da yok. Orta gelirli hane halkı da kalmadı. Bu gerçekten günün sonunda şuraya gelecek: Kur korumalı mevduat ve diğer uygulamalarda olduğu gibi bir servet transferine dönecek. Örneğin 0,69 faizle 2,7 milyon TL kredi kullanan bir yurttaşın aylık kredi taksiti 26 bin 241 TL, on beş yıl süreyle her yıl ortalama aylık enflasyonun 1,05 olduğunu kabul etsek bunun on beş yıl sonraki ona maliyeti 11 milyon 907 bin TL oluyor. Bunu yüklenen özel kesim, bankalar kredi verir mi, vermez mi onu zaman içerisinde göreceğiz. Benim de kanaatim o ki bunlar kredi de vermeyecekler ve buraya da yanaşmayacaklar ama kamu bunları ‘makro ihtiyati tedbir’ dediğimiz birtakım tedbirlerle ellerini kollarını bağlayarak, birtakım rasyolar getirerek onları bu krediyi vermeye zorlayacak dolayısıyla yük kamu bankalarının üzerinde kalacak.

“ENFLASYONLA MÜCADELE PROGRAMININ OLMADIĞI BİR ORTAMDA BÖYLE DOLAMBAÇLI YOLLARA GİDİLİR”

Ekonomisini iyi yönetemeyen, enflasyonu kontrol edemeyen ve hâlâ da enflasyonla mücadele için, ulusal paranın itibarı için ortada bir enflasyonla mücadele programının olmadığı bir ortamda böyle dolambaçlı yollara gidilir. Siz aslında konut sorununun kök meselesiyle, enflasyonla uğraşmıyorsunuz; onu veri kabul edip onun yarattığı sonuçları yama yapmaya, tamir etmeye çalışıyorsunuz. Tamir edebilirsiniz; üç ay, beş ay bu gidebilir ama bu sorunu halletmeyecektir. Genel ekonomik değerlendirmenin içerisinde enflasyonla mücadele için hiçbir tedbiriniz olmadığını gördünüz ve bu olmadığı için de bu tür dolambaçlı yollara gidiyorsunuz ve Anayasa’ya aykırı, mali disipline aykırı, uzun vadeli sorunların tohumunu eken çözüm önerileri getiriyorsunuz. Şu anda biz yapılanların sonucunun ne olacağını ancak 2025 yılında 2026 yılı bütçesi görüşülürken, 2023 yılı kesin hesap bütçesini görüşürken göreceğiz. Dolayısıyla orada büyük bir belirsizlik var. Bununla da karar alıcılar uzun vadeli karar da alamazlar, yatırım da yapamazlar, ekonomiye yol ve yöntem de gösteremezsiniz.”