CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyumlarla yönettiği yüzlerce şirketin milyarlarca lirasının ve binlerce kişilik istihdam olanağının iktidar tarafından partizanca kullanıldığını belirtti.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “Şirketlerin siyasi aracılar, komisyoncularca pazarlandığını, kapalı kapılar ardında adrese teslim servet transferi ve el değiştirme operasyonları planlandığını düşündürmektedir” değerlendirmesini yaptı.

CHP Genel Koordinatör Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak; yaptığı yazılı açıklamada, TMSF’nin Türkiye’nin en büyük sanayi, ticaret, madencilik ve medya patronlarından birisi haline geldiğini belirtti.

“TMSF’nin ‘bu şirket ya da varlıkların satışını organize etme vaadinde bulunanlara itibar edilmemesi’ yönünde duyuru yayınlaması, şirketlerin siyasi aracılar, komisyoncularca pazarlandığını, kapalı kapılar ardında adrese teslim servet transferi ve el değiştirme operasyonları planlandığını düşündürmektedir” değerlendirmesini yapan Toprak’ın açıklaması şöyle:

“15 Temmuz ihanet darbesi girişiminin üzerinden altı yıl geçmesine karşılık iktidar, OHAL ve KHK’lerle el konulup TMSF’ye devredilen yüzlerce şirket ve holdingle ilgili süreci atadığı kayyumlar eliyle şeffaf olmayan şekilde yöneterek, bir ‘paralel ekonomi’ yaratma, bundan siyasi-ekonomik nemalanma yoluna gitti.

“716 ŞİRKET, TMSF KONTROLÜNDE”

Ünlü ekonomist Timothy Ash'ten faiz indirimi yorumu: Gülünç ve saçma, belli ki ceplerinde Rusya ve Körfez parası var Ünlü ekonomist Timothy Ash'ten faiz indirimi yorumu: Gülünç ve saçma, belli ki ceplerinde Rusya ve Körfez parası var

Yasasında ‘bağımsız’ olmasına karşılık 2018’de yayınlanan genelgeyle ‘Cumhurbaşkanlığıyla ilgili kuruluş’ statüsüne dönüştürülen TMSF’nin resmi listesine göre, el koymalar sonrası halen farklı sektörlerde faaliyet gösteren 716 ticari, sınai, turizm, medya, gıda, altın madenleri, teknoloji ve imalat şirketleri TMSF kontrolünde. İktidarın arpalığına dönüştürülen, yıllardır 165’i TMSF mensubu olmak üzere 282 kayyum tarafından yönetilen bu şirketlerin 2022 Ocak itibarıyla toplam aktifleri 76 milyar, ciroları ise 36,5 milyar TL!

“AYNI ZAMANDA EN BÜYÜK MEDYA PATRONU”

37 bin 463 kişinin istihdam edildiği bu şirketler, adeta iktidarın istihdam deposu olarak kullanılıyor. Her şirketteki yönetim kurullarında iktidar yandaşlarına yönetim kurulu üyelikleri, dolgun maaş ve temettü olanakları sağlanıyor. TMSF resmi sitesinde birden çok şirkete kayyum olarak atanan kişilerin ‘standartlar’ çerçevesinde tek şirketten maaş aldığını belirtmesine karşın, bu standardın ve maaş tutarının, yan gelirlerin ne olduğunu açıklamıyor. Resmi listeye göre, kayyum atanan 34 TV, 38 radyo, 73 gazete-dergi ve 6 haber ajansı ile TMSF aynı zamanda en büyük medya patronu!

“TMSF KAYYUMLARI, SORUMSUZLUK ZIRHI İLE KORUMA ALTINA ALINDI”

İktidar vakıflarına bu şirketlerden yüklü bağışlar yaptıkları ortaya çıkan TMSF kayyumları, TBMM kapanmadan çıkartılan torba yasa ile yönettikleri şirketlerde attıkları imzalardan, aldıkları mali ve idari kararlardan, şirket kaynaklarının, banka hesaplarının kullanımı ve para transferleri konusundaki tasarruflarından dolayı ‘sorumsuzluk’ zırhıyla koruma altına alındı. Haklarında inceleme, soruşturma, sorgulama, yargılama yapılamayacağı, yaptıkları işlemlerden sorumlu tutulamayacakları hükmü getirilerek, tüm hukuki yollar kapatıldı.

Son dönemde ortalığa saçılan milyarlarca TL ya da euroluk usulsüzlük iddialarındaki soygun-vurgunlar yoksa, her şey yasaya uygunsa, Cumhurbaşkanı talimatıyla hareket eden TMSF kayyumları için niçin böyle bir yasayla koruma kalkanına ihtiyaç duyuldu. Ya da usulsüzlüğe zorlanan kayyumlar mı böyle bir cezasızlık koruması talep etti? İktidardan gitme endişesi iyice belirginleşen Cumhurbaşkanının 20 yıl sonra partililerine ‘Artık kaybedecek çok şeyimiz var?’ demesinin arkasında kanımca kuralsız, denetimsiz, hesapsızca keyfi şekilde kullandıkları milyarları kaybetme ve millete hesap verme korkusu yatıyor.

İktidarımızda atacağımız ilk adımlardan birisi bu yasayı değiştirip, koruma kalkanını kaldırmak, şayet usulsüzlük, haksız kazanç ve servet edinme varsa yargı önünde hesabını sormak, şeffaflıktan, denetimden uzak şekilde kapalı kapılar ardında yürütülen süreçleri, kullanılan milyarların nerelere aktarıldığını açığa çıkartmak olacaktır.”