Boğaziçi Üniversitesi'nde kayyum rektör protestolarına katıldıkları için yargılanan 52 öğrenci hakkında daha önce verilen adli kontrol tedbirleri kaldırıldı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyum rektörlerine karşı düzenlenen protestolara katılan 52 öğrencinin “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlamalarıyla yargılandığı davanın 5’inci duruşması İstanbul 49’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Öğrencilerden Yunus Cankoçak, Zehra Aydemir, Erhan Acıdere ile avukatların hazır bulunduğu dava savunmaların alınmasıyla başladı.

Finlandiya vatandaşı olan Yunus Cankoçak, Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olduğunu ve olay günü sınavdan sonra Güney Kampüse gittiğini bu sırada yaşanan arbedede gözaltına alındığını ifade etti. Cankoçak, "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin mağdurlarla hiçbir alakam yok. Eve dönmek istediğimde polis izin vermedi. Atılı suçlamaları kabul etmiyorum" diye konuştu. 

Avukat Tüten Ateş Cinol, "Müvekkilinin Finlandiya'da yaşadığını belirterek adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını istedi. Anayasal hakları polis tarafından ihlal edilmiştir. Haksız ve kanunsuz şekilde gözaltına alınmıştır" dedi. 

"POLİSLER ÇIKIŞIMIZI ENGELLEDİ"

Koç Üniversitesi öğrencisi olduğunu söyleyen Zehra Aydemir, "Boğaziçi'ndeki foruma katılmak için gittim. Polisler çıkışımızı engelledi bu nedenle kampüsten çıkamadık. Dağılın anonsu yapılmadan gözaltına aldılar. Kimseyi hürriyetinden yoksun kılmadım” diye belirtti.

Gözden kaçırmayın

Dedeoğulları ailesini katleden Altun: Polislerin çoğu hak bile veriyordu Dedeoğulları ailesini katleden Altun: Polislerin çoğu hak bile veriyordu

Ege Üniversitesi öğrencisi olan Erhan Acıdere ise Boğaziçi Üniversitesi'nde okuyan kardeşinin öğrenci kimlik kartını vermek için kampüs dışında beklerken güvenlik görevlilerinin sorularına maruz kaldığını ve çantasının izinsiz alınarak arandığını söyledi. 

"SUÇ UNSURLARININ OLUŞMADIĞI GÖRÜLDÜ"

Dosyada herhangi bir yargılama gerektirmeden beraat kararı verilmesi gerektiğini söyleyen avukat Seher Eriş, "İfadeler tamamlandı, suçun unsurlarının oluşmadığı görüldü. İddianamede eylemin basın yayın yoluyla duyurulduğu yer alıyor. Kolluk fezlekelerinin kopyası olan bir iddianamede hukuki hiçbir şey yok. Kolluğun açık kaynak araştırması yapıp eyleme ilişkin bilgileri delil olarak sunması hukuka aykırı delillerdir" diye konuştu. 

AVUKAT ŞAHİN: YASAKLAMA KARARI YOK

Avukat Buğra Şahin ise "29.11.2021 tarihli celsede mahkeme tarafından İstanbul Valiliği'ne iddianamede belirtilen valilik tarafından alınmış bir yasaklama kararı olmadığı sorulmuş. Gelen cevapta valilikçe alınmış bir yasaklama kararı olmadığı ifade edilmiş. Ancak Beşiktaş ve Sarıyer Umumi Hıfzıssıhha Kurullarının yasaklama kararlarından bahsedilmiştir. 2911 sayılı kanunun 32. maddesinde suçun ön şartı olarak toplantı ve gösterinin kanuna aykırı olarak gerçekleştirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Kanuna aykırılık şartının nasıl meydana geleceği ise 23. maddede belirtilmiştir. Bu maddeler incelendiğinde yasaklama kararının ancak valilik ve kaymakamlık tarafından verileceği görülmektedir" dedi. 

Derhal beraat kararı verilmesi yönündeki taleplerin reddini isteyen savcı, ifadesi alınan sanıkların adli kontrol tedbirlerinin kaldırmasını ve eksik hususların giderilmesini talep etti. 

DURUŞMA 4 TEMMUZ'A ERTELENDİ

Ara kararını açıklayan mahkeme, ifadesi alınan sanıkların adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar vererek tanıkların gelecek celse hazır edilmesi için duruşmayı 4 Temmuz'a erteledi.