Basın meslek örgütleri, Basın İlan Kurumu'nun Evrensel gazetesinin resmi ilan ve reklam hakkını iptal etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın geri çekilmesini istedi. Meslek örgütü temsilcileri, “Şimdiye kadar gazeteciler nasıl susmadıysa, her türlü baskıya rağmen haber yapmaya devam ettilerse, haberleri kamuya, halka ulaştırmaya devam ettilerse bundan sonra da devam edecekler. Basın ve ifade özgürlüğü alanını genişletmek için mücadelemize devam edeceğiz” açıklaması yaptı.

Evrensel gazetesinin Basın İlan Kurumu tarafından resmi ilan ve reklam hakkını iptal edilmesi üzerine basın meslek örgütleri, Türkiye Gazeteciler Sendikası Burhan Felek Konferans Salonu’nda bir açıklama yaptı. Açıklamaya, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), DİSK Basın İş Sendikası ve Evrensel Gazetesi Yazı İşleri Müdürü katıldı. Meslek örgüt temsilcileri Basın İlan Kurumu’nun aldığı kararın hukuksuz olduğunu belirterek, geri çekilmesini talep etti.

Basın açıklamasının moderatörlüğünü yapan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş şunları söyledi:

"BASIN İLAN KURUMU RESMİ İLANI İKTİDAR SOPASI OLARAK KULLANIYOR"

Halkın demokratik toplumda tartışma ortamına katkı sağlayan her konuda doğru, güvenilir bilgiye erişim hakkı vardır. Basın özgürlüğü Anayasamız gereğince resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini kapsamaktadır. Ancak özerk olması gereken BİK bugüne kadar verdiği resmi ilan kesme cezalarıyla basın özgürlüğüne iktidar adına düzenli olarak müdahale etmiştir. Eleştirel yayın yapan gazetelere resmi ilan kesme cezaları rutin bir uygulamaya dönüşmüştür. Basın İlan Kurumu’nun sadece 2020 yılında 803 resmî ilan cezası verdi. Cezaların yüzde 88’i BirGün, Sözcü, Cumhuriyet, Korkusuz ve Evrensel Gazetesine verildi. Bu süreçte, Birgün, Cumhuriyet, Evrensel ve Sözcü gazeteleri çeşitli tarihlerde yayımladıkları haber ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek resmî ilan ve reklamlardan yoksun bırakılmaları nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.

BASIN VE DÜŞÜNCEYİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN OLMADIĞI BİR ORTAMDA DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEMEZ

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun mart ayında verdiği pilot kararın 10 Ağustos 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan gerekçesi de bu haksız ve hukuksuz cezalandırma sürecini doğrulamıştır. Anayasa Mahkemesi, Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan ve reklamların kesilmesine ilişkin kararıyla ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ve yapısal sorunun çözümü için keyfiyetin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bildirilmesine, 10 bin TL tazminat ödenmesine karar vermiştir. Basın İlan Kurumu ise Evrensel gazetesinin resmi ilan ve reklam yayınlama hakkını sona erdirmiştir. Bu karar başta Anayasamıza, Basın Kanunu’muza aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’ne müracaat eden Cumhuriyet gazetesi, Sözcü gazetesi, Bir Gün gazetesi de mi aynı akıbetle karşılaşacak? Demokratik bir toplumda tüm kurumlar bağımsız ve özgür karar almalıdır. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün olmadığı bir ortamda demokrasiden söz edilemez.

EVRENSEL GAZETESİ İLE DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ

Basın İlan Kurumu'nun iktidar lehine resmi ilan sopasıyla, kitle iletişim araçlarının ekonomik yollarla seslerinin kısmaya çalışması hukuka ve kanuna aykırıdır. Seçime giderken haberin serbest dolaşımıyla, gazetecilerin ve yurttaşların habere erişiminin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Biz meslek örgütleri olarak Evrensel gazetesi ile dayanışma içindeyiz. Halkın habere erişimini engelleyecek her adıma karşı mücadelemiz sürecek.”

Toplantıda konuşan TGS İstanbul Şube Başkanı Banu Tuna ise şunları söyledi:

"EVRENSEL GAZETESİNİN EKONOMİK OLARAK SUSTURULMASI HEDEFLENMEKTEDİR"

1961’in sıkıyönetim koşullarında, cunta tarafından tarafsızlık ilkesiyle kurulan Basın İlan Kurumu, 61 yıl sonra bugün eleştirel basını kendi elleriyle boğmayı deniyor. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen, 195 sayılı kanunu TBMM’ye yeniden düzenlenmek üzere göndermesine rağmen, meseleyi oldu-bittiye getirerek Evrensel’i susturmaya yönelik bir karar alıyor. Burada kararın gerekçesinin ne kadar uydurma olduğunu söylemek veya Anayasa Mahkemesi kararı üzerinden Basın İlan Kurumu'nda tarafsızlık aramak gereksiz. Çünkü bu kararlar başka yerlerde alınmış kararlar. Bu kararlar alınırken haklı gerekçe arama zahmetine bile girilmiyor. Karar tek aslında, eleştirel sesler susturulacak, Evrensel susturulacak. Basın İlan Kurumu, iktidarın sopası olmak için 2013’ten itibaren sistematik biçimde yapısını, yönetmeliklerini tek tek değiştirdi. Darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesiyle tek adam anlayışı Basın İlan Kurumu’na da sirayet etti. O tarihten itibaren olur olmaz cezalar verilmeye başlandı.

BASIN İLAN KURUMU SON YILLARDA EKONOMİK AMBARGONUN ÖTESİNDE SUSTURMA ÇABASINA GİRDİ

Haberlere ilişkin ilan kesme cezaları maksimum üç günü geçmezken 2018’den sonra en az 15 günle başladı. İktidarın bürokratlarından tutun da akademisyenlerine kadar yapılan eleştirel haberlere ilan kesme cezaları verildi. Hükümetlerin kamu gücüne dayanarak yandaş olmayan basma ekonomik ambargo uygulamasının önüne geçmek için kurulan Basın İlan Kurumu son yıllarda ekonomik ambargonun ötesinde susturma çabasına girdi. Evrensel gazetesine üç yıldır hukuksuz bir biçimde verilmeyen resmi ilanlar geçtiğimiz gün alınan kararla tamamen kesildi. Bu karar Evrensel gazetesinin ekonomik olarak susturulmasını hedeflemektedir. Son haftalarda iktidarın yanlış politikalarını eleştiren başka gazetelere de yüz binlerce liralık cezalar verilmiştir. Basın İlan Kurumu da tıpkı RTÜK gibi basın özgürlüğünü yok etmek için talimatla kararlar vermeye başlamıştır. Basın İlan Kurumu yönetimini bir an önce Evrensel gazetesi hakkında verdiği hukuksuz karardan vazgeçmeye, bizlerin vergileriyle toplanan kamu kaynaklarının basın özgürlüğüne hizmet edecek dağıtmaya çağırıyoruz. Evrensel gazetesi çalışanları dokuz yıldır sendikamızda örgütlüdür. Basın özgürlüğü, ekonomik ve sosyal haklar için yürüttüğümüz mücadelenin yol arkadaşıdır. Biz de TGS olarak bu haksız, hukuksuz karara karşı Evrensel gazetesi çalışanlarıyla birlikte mücadele edeceğimizi buradan ilan ediyoruz.”

DİSK Basın İş Sendikası Genel Başkan Faruk Eren de Basın İlan Kurumu'nun iktidarın aparatı durumunda olduğunu savunarak, şöyle konuştu:

"BASIN İLAN KURUMU KERAMETİ KENDİNDEN MENKUL KAÇ SATTIĞI BELLİ OLMAYAN GAZETELERE BOL BOL İLAN VERİYOR"

Basın İlan Kurumu bu son uygulamasıyla Evrensel’i ekonomik olarak cezalandırmaya çalışıyor. Evrensel gazetesi, bununla susmayacaktır, yine işçi sınıfına ve çalışanların ezilenlerin sesi olmaya devam edecektir. Metin Göktepe gazeteciliğini sürdürecektir. Evrensel ile dayanışma içinde olacağız hepimiz. Basın İlan Kurumu iktidarın bir aparatı durumunda, iktidara biat etmemiş her yayın organının ekonomik olarak ve yasa dışı biçimde susturmaya çalışıyor. Cezalandırmaya çalışıyor. Sadece bunu yapmıyor. İktidarın propaganda aygıtı haline gelmiş yayın organlarını fonluyor aynı zamanda. Kerameti kendinden menkul kaç sattığı belli olmayan gazetelere bol bol ilan veriyor. Bu arada Basın İlan Kurumu internet sitelerine de el atmaya çalışıyor biliyorsunuz. Yasa teklifi var. Yeni dönemde görüşülecek. İnternet sitelerini de bu durumda denetim altına almaya çalışıyor.

KİMİN GAZETECİ OLUP KİMİN GAZETECİ OLMADIĞINA İKTİDARIN KENDİSİ KARAR VERMEYE ÇALIŞIYOR

Şimdi İletişim Başkanlığı basın kartlarının büyük bir keyfiyetle dağıtıyor veya dağıtmıyor. Kimin gazeteci olup kimin gazeteci olmadığına iktidarın kendisi karar vermeye çalışıyor. Tabii buradan daha da karanlık bir durum var, bazı basın yayın organları veya bazı gazeteciler hiç görünmüyor. İşte bunların en acı örneğini geçen aylarda yaşadık 16 meslektaşımız Diyarbakır'da tutuklandı, birçok meslektaşımız ağır hapis cezaları yedi. 16 meslektaşımızın tutukluluğuna itiraz reddedildi. Açlık grevine başladılar. Onlara da dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Seçime giderken iktidar sadece kendini korusun istiyor, başka hiçbir ses çıkmasın istiyor ama artık bütün bunlar nafile çabalar. Şimdiye kadar gazeteciler nasıl susmadıysa, her türlü baskıya rağmen haber yapmaya devam ettilerse, haberleri kamuya, halka ulaştırmaya devam ettilerse bundan sonra da devam edecekler. Biz de basın ve ifade özgürlüğü alanını genişletmek için mücadelemize devam edeceğiz.”

"HALKIN HABER ALMA HAKKI ENGELLENEMEZ"

Türkiye Yazarlar Sendikası adına ise Genel Başkan Adnan Özyalçıner da halkın haber alma özgürlüğünü hapislerle, cezalarla engelleyemeyen iktidarın, şimdi de Evrensel’i ekonomik baskıyla devre dışı bırakmaya çalıştığını söyledi. Özyalçıner, "Bu halkın, işçinin, emekçinin düştüğü ekonomik sıkıntıların baskı ve yolsuzlukların adaletsizliklerle, haksızlıkların yoksulluk ve açlığın üstünü örtmeye çalışmaktır.  Düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı yerde insan hak ve özgürlüklerinden söz edilemeyeceği açıktır. Onun için halkın haber alma özgürlüğü engellenemez. Evrensel susmaz, susturulamaz! Biz okurlar, işçiler, emekçiler, sivil toplum örgütleri yanında oldukça Evrensel’i desteklemek özgürlüğü desteklemektir" dedi.

Evrensel Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Erdi Tütmez de Basın İlan Kurumu'nun okurların bayilerden birden fazla gazete almasını, resmi ilan ve reklam yasağına gerekçe gösterdiğini belirterek, şunları dile getirdi:

Bakan Nebati'ye, Darphane sorusu Bakan Nebati'ye, Darphane sorusu

"TÜM HUKUK YOLLARINI KULLANACAĞIZ"

2019 yılının eylül ayında Evrensel’e resmi ilan akışını durduran ve bugüne kadar da çeşitli haber ve yazıları gerekçe göstererek toplam 108 gün ilan kesme cezası veren Basın İlan Kurumu, Evrensel’in resmi ilan hakkını tümüyle iptal etti. Basın İlan Kurumu'nun kararı 22 Ağustos günü elimize ulaştı. Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından gazetemize iletilen tebligatta, okurlarımızın bayilerden birden fazla gazete satın alması; siyasi partilerin ve belediyelerin kurum olarak aldıkları gazeteleri iptal kararına gerekçe gösterildi. Okurların bir gazete ile dayanışarak gazete alması suç değildir. Ayrıca her siyasi parti, belediye ve sendika bir gazeteyi toplu olarak alıp üyelerine dağıtabilir. Soruyoruz. Bunda sorun nerededir? Bize gönderilen tutanakta iddia edilen İzmir'e ait iki nokta var. İki yer de Büyükşehir'in İzelman üzerinden kurumsal abone olarak gazete aldığı işyerleri. Bu alımlar toplu sözleşmede yer alan, işçilere günlük gazete alınması maddesi gereğince yapılıyor. Gazetemiz resmî ilan yayınlama hakkımızın fiilen elimizden alındığı Eylül 2019 tarihine kadar yıllarca Basın İlan Kurumu tarafından defalarca denetlenmiştir. Basın İlan Kurumu'nun, sendika, siyasi parti ve belediyeler tarafından alınan gazeteleri usulsüz saymasını doğru kabul etsek bile bu rakamların toplamı 750 civarındadır. Gazetemizin günlük baskı sayısı, tirajı ve aylık ortalama tirajı dikkate alındığında okurlarımızın büyük çoğunluğunun esas olarak gazetemizi bayilerden teker teker aldığı görülecektir. Turkuaz dağıtımın bayi satış dökümleri de bunun ispatıdır. Toplam 4 bin 500 ve üzeri olan günlük tirajlarımız incelendiğinde her 6-7 gazeteden 5-6'sının bayilerden satıldığı görülecektir.

GEREKLİ SÜRE İÇİNDE BASIN İLAN KURUMU’NA İTİRAZ EDECEĞİZ

 İlan hakkımızın gasp edilmesine gerekçe gösterilen yönetmelik maddesinde bu konuda somut bir oran yer almamaktadır. Basın İlan Kurumu sürecin başından beri Evrensel'e adeta hasmane bir tutum içinde olmuştur. Basın İlan Kurumu halkın vergilerinden oluşan bir bütçe ile ilanlar dağıtan bir kuruluş olarak kurulmuştur. Bu kurum gazetemizin ilan hakkını iptal ettirmek için adeta bir istihbarat örgütü gibi Türkiye’nin birçok yanına memurlarını salıp veri toplamaya çalışırken, iktidara yakınlığıyla bilinen basına böyle bir denetim yapıyor mu? Kamu kurumlarında balya balya gördüğümüz bu gazetelere benzer bir uygulama yapılıyor mu? Gazetelerin gerçek tirajları araştırılıyor mu? Talebimiz bu konuda TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulmasıdır. Bağımsız olmasını istediğimiz bu komisyon hangi gazetenin gerçekte kaç adet sattığını araştırmalıdır. Gerekli süre içinde Basın İlan Kurumu’na itiraz edeceğiz. Tüm hukuk yolları sonuna kadar işletilecek. Anayasa Mahkemesi, AİHM. Kaç yıl sürerse sürsün bu hukuksuzluğun peşinde olacağız. Talebimiz Basın İlan Kurumu’nun bu yanlıştan bir an önce dönmesidir. Talebimiz Basın İlan Kurumu’nun Anayasa Mahkemesi’nin son kararı ve geçmişte bu konuda verilen benzer kararları dikkate almasıdır.”